Çatıda mahsur kalan köpeğin yardımına itfaiye koştu
Kütahya'nın Tavşanlı ilçesinde tek katlı bir iş yeri deposunun çatısında mahsur kalan köpeği itfaiye ekipleri aşağı indirdi.
Yeni Mahalle Selçuklu Caddesi'ndeki tek katlı bir işyerinin karla kaplı çatısında bir köpeğin olduğunu ve aşağıya inemediğini gören vatandaşlar Tavşanlı Belediye İtfaiyesini arayarak yardım istedi.
Kısa sürede gelen itfaiye ekipleri, araç merdivenini çatıya doğru uzattı.
Ülke ülke 50 yaşındaki kadınlar nasıl görünüyor?
Milletvekili Karaburun kazayı sosyal medya hesabından fotoğraflarıyla paylaşırken "Arayıp soranlara teşekkür ederim. İyiyim sağ olun. Sivrihisar yolunda kaza geçirdim. Seyir halindeyim. Bursa'mıza gitmeye çalışıyorum" dedi.
sıradaki haber:
Ekonomiden siyasete tüm gündem sizin için hazırlanıyor, her detay değerlendirilip araştırılıyor ve objektif yorumlarla aktarılıyor.
2016 yılında dış ticaret açığının yüzde 11,7'ye gerilediğine vurgu yapan Ekonomi Bakanı Zeybekci, ihracat verilerilinin 2015 yılına göre dengede kapandığını hatırlattı ve "İhracatın ithalatı karşılama oranı ise yüzde 71,8'e yükseldi." dedi.
Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi ile geçen yılın aralık ayı ile 2016'ya ilişkin ihracat rakamlarını değerlendirdi.
Zeybekci, 2017'nin geçen yıla göre daha dengeli bir yıl olacağına işaret ederek, bu yıl Türkiye'nin bölgesinde de işlerin daha iyiye gitmeye başlayacağı bir yıl olmasını beklediklerini belirtti.
Küresel ekonomideki zayıf büyüme performansının küresel ihracatı da olumsuz etkilediğini dile getiren Zeybekci, 2015 yılında kıymet bazında yüzde 13,5'lik sert gerileme kaydeden toplam ihracatın, 2016'nın 10 ayında yüzde 4 gerilediğini anlattı.
"Ekonomi yukarı yönlü ivmesini sürdürüyor"
Bakan Zeybekci, 2009 yılının son çeyreğinden 2016'nın üçüncü çeyreğine kadar kesintisiz büyüyen Türkiye ekonomisinin, çevre ülkelerdeki siyasi gelişmeler ve 15 Temmuz darbe girişimine rağmen makroekonomik göstergelerdeki yukarı yönlü ivmesini sürdürdüğüne işaret etti.
Geçen yılın üçüncü çeyreğinde Türkiye ekonomisinde yüzde 1,8 daralma görüldüğünü anımsatan Zeybekci, şöyle konuştu:
"TÜİK'in son aydaki hesaplama yöntemiyle ilgili değişikliğinin de etkisiyle yaşandığına inanıyoruz. Yoksa sıfıra yakın bir değer bekleniyordu ama böyle yüksek bir daralma beklenmiyordu. 2016'nın son çeyreğiyle ilgili yeni hesaplama yöntemine göre beklentimiz pozitif yönde, daha yukarıda gerçekleşecek. Diğer taraftan ihracattaki artışların, ihracatın büyümeye pozitif katkı vermesini de bunun içine koyacak olursak, son çeyrekle ilgili beklentimiz yukarıda gerçekleşecek. Orta Vadeli Program hedefini de kolaylıkla tutturacağımızı hesaplıyoruz."
"Miktar bazında ihracat yüzde 3 arttı"
Zeybekci, makroekonomik veriler ışığında 2016 yılında dış ticaret verilerine ilişkin de şunları kaydetti:
"Geçen yıl ihracatımız 2015 yılına göre dengede kapandı. Bu, küçük bir düşme, yüzde 0,8 seviyesinde bir düşmeyle kapandı. İthalatımızda yüzde 4,2 seviyesinde bir düşme yaşandı, 200 milyar doların altına düştü. 2016 itibarıyla toplam dış ticaret hacmimiz 341,2 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Dış ticaret açığımız yüzde 11,7 geriledi, ihracatın ithalatı karşılama oranı ise yüzde 71,8'e yükseldi. 2016 yılında miktar bazında ihracatın 2015 yılına kıyasla yüzde 3 seviyesinde arttı. Ama tabii ki bir mazeret yaratmak veya 'Düştük ama bir sorun bakalım niye düştük?' gibi bir anlayışla bunları söylemiyorum. Tüm dünyada yaşanan gelişmeler ışığında bizde de aynı gelişmeler yaşandı."
İhracatta 2017 yılında ilk aylardan itibaren artışın devam edeceğine inandığını dile getiren Zeybekci, ihracatçıya verdikleri desteklerde heyecanlarını hiç kaybetmediklerini, bu konuda en cesur kararları aldıklarını söyledi.
Zeybekci, geçen yıl ihracatçıların gerçekleştirdikleri başarının her türlü takdirin üzerinde olduğunun altını çizerek, Türkiye'nin son 3 yıldır dış ticaret açığını da daraltmayı başardığına dikkati çekti. Zeybekci, 26 sektörün 11'inde ihracat artışı yaşandığını belirterek, ihracatta AB'nin yüzde 48,1'lik pay aldığını söyledi.
"3,8 milyar nüfusa imtiyazlı ticaret imkanı"
Bakan Zeybekci, Gümrük Birliği konusundaki çalışmalara da değinerek, bu yılın ilk çeyreğinde resmi müzakereleri başlatacaklarını söyledi. Zeybekci, gündemdeki serbest ticaret anlaşmalarının (STA) yürürlüğe girmesi ve Gümrük Birliğinin de kapsama alınması durumunda 3,8 milyarlık nüfusa, 58 trilyon dolar gelire sahip, 14 trilyon dolar ithalat yapan bir ekonomi ile imtiyazlı olarak ticaret yapma imkanına kavuşulacağını bildirdi.
Zeybekci, bu yıl ihracat anlamında yapılacak çalışmalara ilişkin şu bilgileri verdi:
"İhracatta mevcut desteklerin etkinliklerini artırmaya dönük çalışmalarımıza hız verirken, yeni desteklerimiz de art arda gelmeye devam edecek. Sektörel nitelikli yurt içi fuarlara katılımı aynen yurt dışı fuarlara katılım gibi destekleyeceğiz. İhracat birim fiyatının yükseltilmesine yönelik destek mekanizmalarını güçlendireceğiz. İhracat kredileri ve sigortacılık anlamında yeni enstrümanlar sağlayacağız. Müzakeresi yürütülen STA'ların tamamlanmasına ve ikili müzakerelerin yoğunlaştırılmasına devam ediyoruz."
"2016'da diriliş destanı yazıldı"
Zeybekci, 2016 yılının bütün olumsuzluklara rağmen Türkiye için bir başarı destanı olduğunu belirterek, bu yılda dik duruş ve diriliş destanının yazıldığını kaydetti. Spekülatif girişimlere hiçbir zaman pabuç bırakmadıklarının altını çizen Zeybekci, söylediklerinin arkasında durduklarını belirtti.
Konuşmaların ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Zeybekci, 2016'da ihracatın 142,6 milyar dolar olduğunu, geçici olan bu rakamlara ilişkin Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK), son düzeltmesini yapacağını belirtti.
Zeybekci, aralık ayı ve yıllık enflasyona ilişkin bir soruya, "Rakamlar yüksek. Aralık enflasyonu beklentilerin üstünde. Ama 2017 ile ilgili Orta Vadeli Programdaki enflasyon hedefimizde bir sapma olmayacağını düşünüyoruz." yanıtını verdi.
öne çıkanlar
BEDAŞ 341 milyon liralık yatırım yapacak
İstanbul'un Avrupa yakasında elektrik dağıtım hizmeti veren Boğaziçi Elektrik Dağıtım AŞ'nin (BEDAŞ) Genel Müdürü Mehmet İslamoğlu, ülkede hızla artan enerji talebini karşılamak üzere çalışmalarına hız verdiklerini, bu çerçevede 2017'de 341 milyon liralık yatırım yapacaklarını söyledi.
Yatırım planlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan İslamoğlu, 2020'ye kadar elektrik dağıtım sektörüne 1 milyar 570 milyon lira tutarında yatırım yapacaklarını bildirdi. İslamoğlu, BEDAŞ'ın gelecek yıl için kayıp kaçak hedefinin yüzde 9,60'dan yüzde 9,34'e indirildiğini ve bu rakamı yakalayacaklarını belirtti. Özelleştirme sürecinin ardından devam eden tesis yatırımlarında, teknoloji alanına ağırlık verdiklerini vurgulayan İslamoğlu, şöyle devam etti:
"2017 yılında 341 milyon liralık yatırıma imza atacağız. Yatırımların yüzde 80'ini yeni trafo, yer altı kablo tesisi ve aydınlatma gibi kalemler oluşturacak. 2016 dahil 5 yıllık dönemde 1 milyar 570 milyon lira yatırımyapacağız. 2013-2020 yılları arasında İstanbul Avrupa Yakası'na kaliteli ve kesintisiz enerji için 2,1 milyar lira harcamış olacağız. Kontrol ve veri toplama sistemi SCADA'da büyük yol aldık, ilk aşamada 290 trafo merkezi ve 65 indirici trafo merkezini sisteme dahil ettik. Kasım 2016 itibarıyla BEDAŞ'ın bu sisteme yaptığı yatırımın tutarı 25 milyon 750 bin lirayı aşmış bulunuyor. SCADA sistemiyle arıza bilgisi anında kontrol merkezine ulaşırken, ilgili birimler çok kısa sürelerde arızalara çözüm üretebiliyor."
İslamoğlu, İstanbul'un Avrupa Yakası'nda kasım sonu itibarıyla abonelerinin 23 milyar 232 milyon 388 bin 145 kilovatsaat elektrik tükettiğini, ocak-kasım döneminde sisteme dahil olan yeni abone sayısının da 192 bin 555'e ulaştığını bildirdi. Bazı şirketlerin bir yılda kazandığı yeni abone sayısına bir ayda ulaştıklarını ifade eden İslamoğlu, toplam abone sayılarının 4 milyon 861 bin 155'e yükseldiğini ve abone sayısı itibarıyla sektörün lider şirketi olduklarını söyledi.
Kaçak kullanımla mücadele çalışmalarına da değinen İslamoğlu, "Kaçak kullanma potansiyeli olan abonelere öncelik vermek kaydıyla, sayaçları dışarı alma çalışması yapılıyor. Bunların yanı sıra çok deneyimli bir ekiple çalışıyor olmamız, kaçak kullanım oranında düşüş sağlıyor." diye konuştu. İslamoğlu, kasım sonu itibarıyla toplam çalışan sayılarının da 3 bin 45 olduğunu belirtti. Mehmet İslamoğlu, yürüttükleri sosyal sorumluluk projelerine ilişkin bilgi verirken de şunları kaydetti:
"Hayatı Aydınlat adı altında bir dizi kurumsal sosyal sorumluluk projesini hayata geçirdik. İlk olarak Türk Kızılayı ve Association for Coaching Türkiye Koçluk Derneği iş birliğiyle İstanbul'un Avrupa Yakası'nda engelliöğrencilere özel sınıflar kurduk. Association for Coaching Türkiye Derneğindeki koçlar buradaki öğretmenlere danışmanlık veriyor. Proje süresince özel sınıf sayısının artırılmasını hedefliyoruz. Proje çerçevesinde ayrıca İstanbul'un Avrupa Yakası'nda belirlenen 39 lokasyona tekerlekli sandalye şarj istasyonu kuruyoruz. Bu girişimler, istasyonların İstanbul'un Avrupa Yakası'ndaki bedensel engelli okullarında da yer almasına yönelik çalışmalarla devam edecek. Bu sayede tekerlekli sandalye kullanan engellilere hareket özgürlüğü sağlamayı hedefliyoruz."
Konak Belediyesi şirketi Merbel A.Ş.'de 650 işçiyi kapsayan toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde anlaşma sağlanamayınca DİSK'e bağlı Genel-İş Sendikası grev kararı aldı.
İşverenin yüzde 7 zam teklif ettiği Merbel'de görüşmeler, sendikanın banka promosyonları, devlet ikramiyesi ve önceki sözleşmedeki yüzde 17 üzerine pazarlık talebinde kitlenmesi üzerine alınan karara göre 60 gün içinde grev başlayacak.
Merbel A.Ş.'de örgütlü DİSK'e bağlı Genel-İş Sendikası geçen 29 Ağustos'ta başlayan toplu iş sözleşmesinde 8 görüşmede anlaşma sağlanamayınca grev kararı aldı. Sendika bugün grev ilanı kararını Basmane'deki Konak Belediyesi hizmet binası girişine astı. Merbel A.Ş.'de örgütlü Genel-İş Sendikası 5 No'lu Şube'nin Başkanı Ali Haydar Kara, uzlaşma sağlanamayan maddelerin banka promosyonları, devlet ikramiyesi ve ilave tediye talepleri olduğunu söyledi. Resmi arabulucunun bu taleplerle ilgili girişimlerinin de işveren tarafından kabul edilmediğini belirten Kara "Grev ilanı kararını duyurduk. Biz emekçiler Konak Belediyesi'nin sosyal demokrat belediye başkanına işçilerin emeğinin, alın terinin karşılığının verilmesi çağrısında bulunuyoruz. 60 günlük grev ilan kararıyla birlikte her alanda greve hazırız. Almış olduğumuz ücretler yoksulluk sınırının altındadır. İsteğimiz asgari 4 kişilik bir ailenin geçimin koşullarının oluşmasıdır" dedi.
En düşük maaş 2 bin 200 TL
Kara, en düşük işçi maaşını 2 bin 200 TL olduğunu, banka promosyonları ve devlet ikramiyesi taleplerine olumlu yanıt verilmediği için görüşmelerin sonuçlanmadığını söyledi. Kara, bu taleplerinin kabul edilmesi durumunda bir önceki sözleşmedeki yüzde 17'lik artışı tartışabileceklerini, işçileri mağdur etmeyecek bir oranda anlaşabileceklerini ancak bunun önünün açılmadığını söyledi.
DİSK Ege Bölge Temsilcisi Memiş Sarı ise yaptığı konuşmada, DİSK'in sadece CHP'li belediyelerden talepte bulunduğu kanısının yanlış olduğunu AK Parti Hükümeti'nin asgari ücreti arttırması, kıdem tazminatına son vermemesi için mücadelelerinin sürdüğünü söyledi. CHP'li belediye başkanlarına çağrıda bulunan Sarı, işçiler olmasa sokakların pis kalacağını, hizmetlerin yürümeyeceğini, bürokratlarla işlerin yürümeyeceğini, bu nedenle işçiyi mutlu etmek gerektiğini söyledi. Sarı, işçi sınıfı dayanışması nedeniyle Merbel'in greve çıkması durumunda Karbel, İzelman, İzenerji işçilerini de destek için greve çıkabileceği uyarısı yaptı.
Merbel A.Ş. personeli olan, temizlik işleri, fen işleri dahil pek çok birimde çalışan 640 işçiyi kapsayan toplu iş sözleşmesinde Konak Belediyesi, yüzde 7 oranında bir zam teklif etti. Sendika ise ücret zammı görüşmelerine başlamak için banka promosyonları, devlet ikramiyesi ve ilave tediyelerin ödenmesini talep etti. Bu koşullar kabul edilmeyince Genel-İş Sendikası işverenle uzlaşamadı. Arabulucu süresinde de anlaşma sağlamadı. Konak Belediye Başkanı Sema Pekdaş'ın başkan seçildikten sonra ilk imzaladığı Merbel A.Ş. toplu iş sözleşmesinde, yüzde 17 oranında ücret artışı gerçekleşmişti. En düşük maaşın 2 bin 100TL yapıldığı sözleşme pek çok belediyeye örnek gösterilmişti.
II.Abdülhamid'in torunu: FETÖ'ye karşı başkanlık okulları açılacak
İkinci Abdülhamid'in torunu Nilhan Osmanoğlu FETÖ ve benzeri örgütlerin okullarına karşı başkanlık okulları açarak geleceğin devlet adamlarını yetiştireceklerini açıkladı.
Osmanoğlu, Türkiye genelinde uygulamayı düşündükleri projede bizzat kendisinin de görev alacağını belirterek çeşitli hocalarla görüştüklerini söyledi. Okulların Cumhurbaşkanlığı bünyesinde faaliyet göstermesi planlanıyor.
İkinci Abdülhamit'in torunu Nilhan Osmanoğlu ailelerinden bir ismin siyasete atılacağı kararında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın etkisinin büyük olduğunu söyledi. Osmanoğlu, hanedanın sadece siyasette boy göstermeyeceğini ecdadın izinden gitmek için başkanlık okulları açarak geleceğin devlet adamlarını da yetiştireceklerini açıkladı.
İlim ve feni bir arada tutan eğitim öğretim modeliyle hareket edeceklerini söyleyen Osmanoğlu; " Amaç bir devlet adamı yetiştirmek. Devlet adamı olmak, siyaset güdebilmek ve protokolü bilmesi için ayrı bir okula ihtiyacı var. Devleti yönetenlerin o yüzden, "insan 7'sinde ne ise 70'sinde de" odur derler ya. Devlet yönetecek kişi de 7'sinde belli olur. Cumhurbaşkanımız için anlatılan hikâyeleri biz biliyoruz. 17'sinde bile bir ideoloji sahibiydi. Dolayısı ile bu çocukları öncesinden eğitmek lazım. Osmanlıda bu yapılıyordu. Bizim kaybettiğimiz değerlerden bir tanesi bu. Şu anki eğitim sistemi ile devlet adamı yetiştirmemizin imkanı yok" dedi.
Proje kapsamında özellikle dönemin Enderun Mektepleri'nin faaliyetlerinin mercek altına alındığını günümüz teknolojisi de göz önünde bulundurularak bir yol haritası belirleyeceklerini açıklayan Osmanoğlu şunları söyledi: " Enderun Mektepleri ilim ve feni bir arada tutarak devlet adamı yetiştirmeyi hedefliyoruz. Bunun için alt yapı çalışmalarımız var. Enderun Mektebini çok iyi inceliyoruz. Arşive giriyoruz, bununla ilgili doneler topluyoruz ve bu dersleri verecek hocalarla iletişime geçiyoruz. Yakın zamanda da devlet bünyesinde oluşumu yapma taraftarıyız. Bu bizi şahsi kontrolümüzde olmasını isterim ama devlet özellikle Cumhurbaşkanlığı kendi bünyesine alırsa en azından FETÖ'nün okulları gibi örgütlerin okullarına sapmalar olmaz. Çünkü biz de kalıcı değiliz bu dünyada. Bizden sonra geleceklerin amacını niyetlerini bilemeyiz. O yüzden Cumhurbaşkanlığına bağlı bir Enderun Mektebi ya da gerekiyorsa Başkanlık Okulu adı altına olursa ki bizim gönlümüz bundan yana. Yetenek sınavlarına tabii tutularak Anadolu'da Türkiye'nin her yerinde olacaktır. Başkanlık sistemi gelirse eğer biraz oturmasını bekleyeceğiz izleyeceğiz ve ihtiyaç alanlarına göre sağlam başlayacağız."
Ligde son haftalarda beklentilerin altında kalan Galatasaray Odeabank sahasında Darüşşafaka Doğuş'u konuk edecek. Spor Toto Basketbol Ligi'nin 13. haftasında oynanacak karşılaşma ile hafta tamamlanmış olacak.
Abdi İpekçi Arena'da oynanacak Galatasaray - Darüşşafaka maçı bu akşam saat 21.00'de ekrana gelecek.
Son haftalarda düşüş yaşayan iki takımın hedefinde de 2017'ye iyi bir başlangıç yapabilmek var. Galatasaray Odeabank son dört maçından, Darüşşafaka Doğuş ise son iki maçından yenilgiyle ayrıldı. Ev sahibi ekip son maçında Pınar Karşıyaka'ya 75-90 mağlup olurken, Daçka ise geçen hafta Anadolu Efes'e kaybetti.
Sarı-Kırmızılılar hafta arasında takımına Uruguaylı oyun kurucu Bruno Fitipaldo'yu kattı. Turkish Airlines EuroLeague'de hafta arası oynanan Brose Bamberg karşısında süre alan Fitipaldo, karşılaşmada 10 dakika süre aldı.
Takım istatistikleri (Galatasaray Odeabank - Darüşşafaka Doğuş):
Oyuncu istatistikleri (Galatasaray Odeabank - Darüşşafaka Doğuş):
Karşılaşmanın biletleri satışa sunuldu. İşte Galatasaray Odeabank - Darüşşafaka Doğuş maçı bilet fiyatları:
Saha İçi Pota Arkası - 60,00 TL
Tribün Pota Arkası - 10,00 TL
Misafir Tribünü - 15,00 TL
Bu hafta beşi yerli yapım olmak üzere sekiz yeni film gösterime giriyor. Filmler arasında Babamın Kanatları ve Mavi Bisiklet gibi bol ödüllü yapımlar da yer alıyor.
Yeliz (Gupse Özay) erkek kardeşi Ahmet'e (Buğra Gülsoy) fazlasıyla düşkün, onu herkesten kıskanan bir kadındır. Ondan ayrılmak istemediği için kardeşini birlikte yaşamaya zorlamıştır. Ancak bir gün Ahmet, Deniz (Eda Ece) ile tanışır, güzel kadına aşık olan Ahmet kısa süre sonra evlilik teklif eder. İşlerin ciddiye bindiğini farkeden Yeliz ise, Ahmet'in daha önceki sevgililerine yaptığı gibi Deniz'e de hayatı dar etmeye karar verir. Deniz müstakbel görümcesine karşı son derece iyi niyetli davranmaktadır, ancak Yeliz'in kıskançlığı, kardeşini kaptırmama konusundaki inadı komik olaylara yol açacaktır.
İkinci Dünya Savaşı sırasında kendi ülkeleri hesabına tetikçilik yapan Amerikalı Max Vatan (Brad Pitt) ile Fransız Marianne Beausejour'un (Marion Cotillard) 1942'deki bir görevleri sırasında yolları kesişir. İkisi de Casablanca'daki Nazi Alman elçiyi öldürmek üzere görevlendirilmiştir. Ancak bu görev sırasında birbirlerine aşık olurlar ve sonrasında evlenirler. Ancak evlenmiş olmalarına rağmen birbirlerinden sakladıkları birçok sır vardır ve bu aralarındaki sevgiyle birlikte hissedilir bir gerilimin de ortaya çıkmasına neden olacaktır.
Karanlıklar Ülkesi: Kan Savaşları (Underworld: Blood Wars)
Cory Goodman'ın senaryosuna Jayson Rothwell ile imza attığı ve yönetmen koltuğuna ilk kez Anna Foerster oturduğu Underworld serisinin beşinci filminde Selene'i yine soluksuz bir aksiyon karşılar. Selene çifte saldırı altındadır; hem kendisine ihanet eden Lycan'lar hem de Vampirler bu savaşçı kadının peşindedir. David ve babası Thomas onun tarafında yer alsa da bu amansız savaşı bitirmek için büyük bir fedakarlık yapmak zorunda kalacaktır.
Kate Beckingsale, Selene rolüyle tekrar karşımıza çıkarken dördüncü filmde David karakterine hayat veren Theo James bu kez Kate Beckingsale ile başrolü paylaşıyor. Tobias Menzies yeni Lycan lideri Marius'u canlandırırken Clementine Nicholson ise Vidar'ın kızı Lena rolünde filmde yer alıyor. Filmin kadrosunda ayrıca Bradley James, James Faulkner ve Charles Dance de yer alıyor.
Sevdam Gözlerinde Kaldı
Mahir 1970'li yılların sonunda İstanbul Üniversitesi'nde bir öğrencidir; aynı zamanda dönemin sürükleyiciliği içerişinde siyasetle ilgilenmekte, ülkücü harekete yakın durmaktadır. Belgin ise Mahir ile aynı bölümde eğitim görmektedir. Ülkücü hareketin herkes birbirinin ya bacısı, ya ağabeyi ya da kardeşidir hukukuna rağmen, gönüllerine söz dinletemezler ve Sirkeci'de Can Pastanesi'nde buluşurlar. Fakat dönemin kanlı eylemleri arasında sevdaları uzun soluklu olamaz.
Üzerine bir de 1980 ihtilali gelince tüm bağları kopar. Hayatta kalmak için Şeyh Edebali'nin dergahına sığınan Mahir'in günlerini yüreği Cemre adındaki bir kızla yanıp tutuşan, yarım akıllı Zafer dolduracaktır.
1950'li yıllarda, bir dağ köyünde yaşayan 4 çocuklu ailenin hayatı, evin annesinin vereme yakalanmasıyla tamamen değişir. Saniye Hanım, kendi ölümünden sonra çocuklarının zor durumda kalmasını önlemek için henüz sağlığında eşi Süleyman'ı kısır bir kadınla evlendirerek evden ayrılır. Ancak aradan 6 ay geçince bir mucize eseri iyileşerek eve döner. Artık iki kadın beraberce yaşamak zorunda kalacaktır, ancak hayatın onlara hazırladığı sürprizler bu kadarla kalmayacaktır.
Güneşin hep ışıldadığı, yemyeşil ağaçlarla kaplı bu ada o kadar güzeldir ki bir gün yeşil başlı bir yaban ördeği sürüsü bu adayı Hawaii sanarak buraya iniş yapar. İki ördek sürüsü pek anlaşamaz. Efsaneye göre kahraman Güneş Ördeği, sürüyü ve adanın enerji kaynağı olan Güneş'i korumakla görevlidir. Fakat kötü kalpli bir cadı Güneş Ördeği'nin süper güçlerini öğrenince adaya gelerek onun peşine düşer. O güne kadar pek iyi anlaşamayan iki farklı ördek sürüsü, adayı korumak için arkadaş olmak ve güçlerini birleştirmek zorunda olduklarını anlayacaklardır.
Mavi Bisiklet
Ali, annesi ve kız kardeşi ile birlikte yaşayan, boş zamanlarında bir lastikçide çalışan 13 yaşında bir çocuktur. Ali, lastikçiden kazandığı parasını evin ihtiyaçları için annesine vermektedir. Bahşiş olarak aldığı küçük bir miktarı ise mavi bir bisiklet alabilmek için biriktirmektedir. Ali'nin babası çiftlikte çalıştığı bir gün yaşamını yitirmiştir. Cesedi tren yolunda bulunmuştur. Olayın tek şahidi çiftliğin kâhyası Salim'dir.
Ali'nin platonik aşkı Elif okul başkanıdır. Kahya Salim de kasabaya gelen torunu Hasan'ı okula kaydettirir. Kısa bir süre sonra okul müdürü Elif'in yerine okul başkanlığını Hasan'a verir. Elif'e haksızlık yapıldığını düşünen Ali, mavi bisiklet için biriktirdiği tüm parayı bu yolda harcamaya karar verir. Arkadaşı Yusuf'un da yardımıyla büyük bir kampanya başlatır.
Babamın Kanatları
İbrahim, kanser hastalığa yakalandığını öğrenen bir inşaat işçisidir. İbrahim'in hayatta önem verdiği en kıymetli şey ise Van'da yaşayan ailesidir. Yeğeni Yusuf, amcası İbrahim'i anlamaktan çok uzak, işinde yükselme hırsıyla yanıp tutuşan bir işçidir. İbrahim bir yandan hastalığı ile uğraşırken bir yandan da inşaatında çalıştığı toplu konut şantiyesinde şartlar gitgide zorlaşmaktadır. Tüm bu karmaşanın ortasında İbrahim'in aklında tek bir soru vardır; arkasında ailesine ne bırakacak?
Fenerbahçeli futbolcu Jose Fernandao, yeni yılda şampiyonluk için mücadele edeceklerini söyledi.
Kulüp televizyonuna açıklamalar yapan Brezilyalı forvet oyuncusu, "2017 yılı umarım ki bize şampiyonluk getirir,  çünkü bu kulüp ve bu takım şampiyonluğu fazlasıyla hak ediyor. Tek hedefimiz şampiyonluk. Bunun için mücadele edeceğiz. Kendim ile ilgili beklentimse takıma en iyi şekilde katkı vermek. Bunun da en iyi yolu goller atmak." diye konuştu.
Sezona iyi bir başlangıç yapamadıklarını ve önemli puan kayıpları yaşadıklarını dile getiren Fernandao, "Sezona iyi bir başlangıç yapamadık ve sezon başında önemli puan kayıpları yaşadık, ancak daha sonraki dönemde ligin son kısmına kadar galibiyet serisi yakalamayı başardık. Bunu iyi çalışmamıza borçluyuz. Takımımız bu hızlı geri dönüşten dolayı bence tebriği hak ediyor. Tek düşüncemiz ligin ikinci yarısında da bu şekilde devam etmek." ifadelerini kullandı.
Sarı-lacivertli ekibin UEFA Avrupa Ligi'ndeki macerasına da değinen golcü futbolcu, şunları kaydetti:
"Zorlu bir gruptan ilk sırada çıkmayı başardık. Grubumuzda büyük takımlar vardı. Zor maçlarımız oldu ama iyi mücadele ederek adımızı bir üst tura yazdırdık. Şimdi de Krasnodar ile karşılaşacağız. UEFA Avrupa Ligi çok önemli bir organizasyon ve Fenerbahçe Avrupa'da başarılar isteyen bir takım. Şu ana kadar iyi bir ekip olduğumuzu gösterdik. Bu şekilde devam edersek önümüz çok açık ve Avrupa'da daha üst turlara da çıkabiliriz."
İçişleri Bakanlığı'nın son kararnamesi ile Bartın'dan Erzurum'a atanan Vali Seyfettin Azizoğlu, bugün kente gelerek görevine başladı. Vali Azizoğlu karşılanması sırasında uzun kuyruk oluştu.
Bugün sabah saatlerinde uçakla Erzurum'a gelen Vali Seyfettin Azizoğlu'nun isteği üzerine havalimanında sadece Vali Yardımcı Levent Kepçeli, Emniyet Müdürü Kamil Karabörk ve İl Jandarma Komuta Albay Mustafa Çelik karşıladı. Eşi ve bir çocuğu ile birlikte Paşalar Caddesi'ndeki konağına giden Vali Seyfettin Azizoğlu burada bir süre dinlendikten sonra saat 10.30'da Valilik makamına geçti. Burada yapılan karşılama töreninde daire müdürleri ve STK temsilcileri uzun kuyruk oluşturdu. Kendisini karşılamaya gelenlerle tek tek tokalaşan Vali Azizoğlu, kuyruğun sonunda kendisini bekleyen polis mangasını selamladı.
Daha sonra makamına geçen Vali Seyfettin Azizoğlu basın mensuplarına kısa bir açıklama yaptı. Kendisinden önce görev yapmış olan ve şehre önemli katkılarda bulunan Vali Ahmet Altıparmak'a teşekkür eden Vali Azizoğlu şöyle konuştu:
Sivas'ta uzun kuyrukla karşılanan vali göreve hızlı başladı
O sebeple bölgemizin lokomotifi olan Erzurum'un şu ana kadar devam eden yatırımlarının hızla tamamlanıp bölgenin cazibe merkezi olmasına Erzurum'un bölgenin sanayi ve ticaret merkezi olmasına yönelik çalışmalarımıza bugüne kadar olduğu gibi bundan böyle de hızla devam edeceğiz. Bu vesile ile benden önce görev yapmış olan çok değerli ağabeyimiz, valimiz Ahmet Altıparmak'a da teşekkür ediyorum. Erzurum'umuza yapmış oldukları önemli ve değerli katkıları dolayısıyla. Yeni görev yerlerinde başarılar diliyorum. İnşallah bende ondan aldığım bu bayrağı benden sonra gelecek olan arkadaşıma en iyi şekilde teslim etmek için gayret etmiş olacağım. İnşallah Allah utandırmaz hep beraber Erzurum'a ve memleketimize hizmet etmiş olacağız."
Ebru Baki
1975, İstanbul doğumlu. Marmara Üniversitesi Gazetecilik Bölümü mezun olan Baki, üniversite eğitimine devam ederken Hürriyet Gazetesi Ekonomi Servisi'nde staj yapmaya başladı.
Lise'den itibaren belirli dönemlerde eğitim amacıyla yurtdışında bulundu ve öğrenci değişim programları ile çeşitli burslardan yararlandı.
İletişim Fakültesi'nden sonra Marmara Üniversitesi İDBF Uluslararası İktisat Bölümü'ne devam etti. Hürriyet Gazetesi'nde stajyerlikten muhabirliğe uzanan 7 yıllık bir dönem geçirdi.
Bilişimden, iş dünyası ve tüketici haberleri ile ilgili çeşitli ödüller kazandı.
Hürriyet'ten sonra televizyon macerası başladı. CNN TÜRK'te ekonomi haberlerini sunmaya başladı. 2001'den bu yana CNN TÜRK'te ekonomi programı hazırlayıp ve editörlük yapıyor.
Baki CNN TÜRK'te Parametre ve Ebru ile Pazarlık programlarını sunuyor.
Ebru Baki, "Bu mesleğe çok saygın ve başarılı isimlerle adım attım. Onların yanında yetiştim ve yetişiyorum" diyor.
Yarı dönemli olarak aldığı konservatuar eğitimini ise hayatı boyunca her alanda en büyük yardımcı olarak görüyor. Baki'ye göre dünyanın en güzel sporu binicilik; piyano ise onun için bir tutkudur.
2016'nın en çok izlenen klipleri
Müzik dünyasında bu yıl düetler, ilk kez çıkış yapanlar, nostalji projeleri ve daha pek çoğu konuşuldu. İşte 2016 yılında YouTube kanallarında en çok konuşulan, en çok izlenen ve dinlenen klipler.
"Emanet Beden" albümü - Seyhan Müzik Prod.
"Bayıla Bayıla" albümü - İda & Seyhan Müzik
"Bir Gece Yarası" albümü - DMC
18 - Doğukan Manço feat. Funda - Yüzleşme
Formula 1'de 2016 sezonunu şampiyon kapatan Alman pilot Nico Rosberg emekli olduğunu açıkladı.
Babasının oğlu Nico Rosberg
Abu Dabi Grand Prix'inde ikinci sırada bitirmesine rağmen takım arkadaşı Lewis Hamilton'un 5 puan önünde şampiyonluğa ulaşan 31 yaşındaki Mercedes pilotu Nico Rosberg, herkesi şaşırtan bir karara imza attı. Alman pilot yaptığı açıklamada, Formula 1 kariyerini sonlandırdığını açıkladı.
Sosyal paylaşım sitesi Facebook hesabından açıklamada bulunan 31 yaşındaki Alman pilot, "25 yıldır yarışıyorum ve hayatımdaki tek hayalim, Formula 1 Dünya Şampiyonası'nı kazanmak olmuştu. Çok çalışarak, acı çekerek ve fedakarlıklar yaparak buna ulaştım.  Dağı tırmandım, zirveye çıktım ve emekliye ayrılmak için doğru zamanın geldiğini düşünüyorum." ifadelerini kullandı.
Zirvede bıraktı
Kendisine bu süreçte destek veren herkese teşekkür eden Rosberg, bu sezon şampiyonluk yolunda büyük baskı yaşadığını ve bunu başarmasının ardından emeklilik kararının kafasında netleştiğini vurguladı.
Formula 1 kariyerine 2006'da Williams takımında adım atan Mercedes'in Alman pilotu Rosberg, 2016 Formula 1 Dünya Şampiyonası'nın son mücadelesi Abu Dabi Grand Prix'sini 2. sırada bitirerek takım arkadaşı Lewis Hamilton'ın 5 puan önünde kariyerinin ilk şampiyonluğuna geçen hafta ulaşmıştı. Rosberg, Michael Schumacher ve Sebastian Vettel'den sonra mutlu sona ulaşan 3. Alman sürücü olarak Formula 1 tarihine de geçmişti.
İlk birinciliğini 2012'de elde etti
Şampiyonayı 1982'de kazanan Fin sürücü Keke Rosberg'in oğlu olan, 1985 Almanya doğumlu Nico, otomobil sporlarına, 6 yaşında go kartla başladı. Profesyonel kariyerine 2001'de adım atan Rosberg, 2002'de Formula BMW ADAC, 2005'te de GP2'de şampiyonluğa ulaştı.
Babasının şampiyonluk yaşadığı Williams Formula 1 Takımı ile 2006'da anlaşan Rosberg, sezonun ilk mücadelesi Bahreyn Grand Prix'sinde 7. olarak dikkatleri üstüne çekti. Alman sürücü, 2008 sezonunun açılışına ev sahipliği yapan Avustralya Grand Prix'sinde 3. olarak ilk defa podyuma çıktı.
Rosberg, 2010 yılında, önceki sezonu şampiyon tamamlayan Brawn GP'yi satın alan Mercedes'in fabrika takımına geçip 3 sezon boyunca Formula 1 efsanesi Michael Schumacher ile takım arkadaşlığı yaptı. Rosberg, 2012 sezonunun 3. ayağı Çin Grand Prix'sinde kariyerinde ilk kez podyumun zirvesinde yer aldı.
2014'te şampiyonluğu sonuna kadar kovaladı
Go kart yıllarında beraber yarıştığı Lewis Hamilton ile 2013'te takım arkadaşı olan Rosberg, kurallarda köklü değişikliklerin yaşandığı 2014'te şampiyonluğa çok yaklaştı. "Çifte puan" kuralının ilk kez uygulandığı 2014 Formula 1 sezonunun final yarışı Abu Dabi Grand Prix'si, pilotlar klasmanı lideri Hamilton ile 17 puan gerisindeki takım arkadaşı Rosberg'in mücadelesine sahne oldu.
Yarışa, takım arkadaşının arkasında 2. sırada devam eden Rosberg, 25. turda otomobilinin enerji dönüşüm sistemindeki arıza nedeniyle önemli bir zaman kaybı yaşadı. Aracındaki arızanın etkisiyle hızını koruyamayan ve yavaş turlar atmaya devam eden Rosberg, 14. sırada bitirdiği mücadele sonunda şampiyonluğu, Hamilton'a kaptırdı.
Formula 1'de 2015'e kadar art arda 2 yarış birinciliği bulunmayan Rosberg, şampiyonluğu bir kez daha Hamilton'a kaptırdığı sezonun son 6 yarışında da "pole pozisyonu"nu kazandı, son 3 yarışı ise ilk sırada bitirdi.
Baba-oğul şampiyon
1958'den 1975'e kadar şampiyonada yarışan Büyük Britanyalı pilot Graham Hill, 1962 ve 1968'de pilotlar klasmanını zirvede noktaladı. 1992'den 1999'a kadar mücadele eden oğlu Damon Hill ise 1996 sezonunda şampiyonluğu elde etti.
Demirkol, NTV Spor'da yayınlanan Spor Gündemi'nde konuştu.
haberi paylaş
Fanatik gazetesi yazarı Mehmet Demirkol gündemdeki konulara dair değerlendirmelerde bulundu. Podolski'yi eleştiren Demirkol, Alman futbolcunun topsuz alan kötü oynadığını söyledi.
Mehmet Demirkol'un Spor Servisi programındaki değerlendirmeleri şu şekilde:
Sinan Gümüş neden oynamıyor?
Almanya'da yetişmiş oyuncuların Türkiye'de yetişmişlerden farkı saha içindeki duruşları... Profesyonellikleri... Sinan Gümüş çok duygusal. Sinan'ı Galatasraay teknik heyetinin yönetebilmesi lazım. Yedek kaldığında duygusallık onu etkiliyorsa, 11'e girememenin sebebini kendin görmüyorsan o zaman dikkat etmek lazım. Elde böyle bir değer varken onu iyi kullanmak lazım.
Lukas Podolski bir şekilde bir gol açısı bulduğunda dünyanın en iyi oyuncularından... Topsuz oyunda ise -abartarak söylüyorum- dünyanın en kötülerinden... Arsenal'de de Bayern Münih'te de Köln'de de böyleydi.  İlişkili
De Jong olmadı mı?
De Jong transfer edildiğinde kadronun her şeyini, temelini değiştirebileceğini düşündüm ama hiç öyle bir görüntüsü yok. Toparlayamadı bir türlü...
Yasin nerede?
Riekerink, Yasin nasıl kulübede unuttu Trabzonspor maçında anlamadım. Beşiktaş maçında skoru korumak zurndaydılar, bunu anlarım ama takım Trabzonspor maçında 'Yasin' diye bağırdı. Onun ceza sahası yapabileceklerine ihtiyacı vardı. Trabzonspor maçından önce de çok eleştiren vardı, çok katılmıyordum ama bu maçta, hamleleri çok iyi değildi. Bunları bir Türk hoca yapsa çok eleştirilirdi.
Sneijder'ın durumu nasıl?
Galatasaray, şampiyonluğa gidecekse Sneijder'e ama iyi ve fit bir Sneijder'e mecbur. Zeki'nin o saçma savunma hamlesi sonrasında Sneijder'in topu kaleye gönderememesi mümkün mü? Topu kaptırmış olan Zeki'ye çarptırdı adeta...
Bursaspor: Eski ayakkabısını bile alamazlar
Denayer'in şu ana kadar iyi maçını seyretmedim. Sunderland'de oynuyor mu? Niye bu kadar istiyorsun bu adamı... Manchester City birçok adam yetiştiriyor. Aralarda böyle adamlar da çıkıyor. Menajer işleri bunlar...
Caner'in durumu
Caner'in Rize maçından sonra 1 hafta dinlenmesi gerekiyordu. Hasan Ali sakatlananınca, hoca Caner'i çağırdı. Caner de '"Şimdi gitmezsem hocaya tavır alıyor' derler" diye düşündü. Ne gerek vardı bunlara? Bir futbolcu neden kaffasında bu düşüncelere sahip olsun? Ara transferde bir sol bek takviyesi muhtemelen yapılacak ama o döneme kadar da Şampiyonlar Ligi grup maçları bitiyor.
Tosic'e ne oldu?
"Stoperde Tosic olmazsa Beşiktaş'ın durumu ne olur" deseydiler inanır mıydın? Adam sadece iyi oynamıyor. Antalya maçında sanki 5 maçtır dinleniyormuş gibi oynadı. Napoli maçı gibi bir maçtan sonra yerinde duramıyordu.
Esrarengiz bulut Dünya'ya çarpacak
Dünya'ya doğru saatte 1.2 milyon kilometre hızla ilerleyen esrarengiz bir gaz bulutu konusunda araştırmalar hız kazandı. Ancak NASA'ya göre en azından şimdilik korkmaya gerek yok.
Hollanda'da astronomi öğrenimi gören Gail Smith tarafından ilk kez 1963'te gözlenen hidrojen bulutu tartışma yaratmıştı.
50 yılı aşkın süredir yapılan çalışmalar, son bir yıldır Hubble Teleskobu'ndan gelen taze görüntüler ve yapılan yeni çalışmalarla farklı bir boyut kazandı.
Son veriler, dev bulutun 70 milyon yıl kadar önce galaksi diskinin dış bölgelerinden "fırladığını" gösteriyor.
Dünya'dan geceleri gökyüzüne bakıldığında Ay'dan 30 kat büyük bir kütle olarak görülen ve 2 milyon Güneş'e yetecek kadar gaz barındıran bulutun neden ve nasıl Samanyolu'ndan "fırladığı" henüz bilinmiyor, ancak dönüşü "muhteşem" olacak.
NASA ve ESA'ya göre Smith Bulutu 30 milyon yıl kadar sonra tekrar galaksimizle çarpışacak.
Bu çarpışma sonucunda, Dünya'ya nispeten "yakın" bir bölgede NASA'nın "muhteşem" diye nitelediği bir şekilde yeni yıldızlar oluşması bekleniyor.
Dünya'nın akıbeti ise henüz belirsiz.
Bütün zamanların en olağanüstü CV'si…
Merak ettim, araştırdım. Evet dünyada bütün zamanların en olağanüstü iş başvurusu olarak kabul edilen bir başvuru var. İşte bu!
"En Yüce Lord,
Savaş makinelerinin becerikli mucitleri olarak ortaya çıkarılanların deneyimleri artık yeterince göz önünde bulundurulduktan ve sözü edilen cihazların her yerde kullanılanlardan hiç farklı olmadıklarını kavradıktan sonra, başkalarının haklarını yemeksizin, siz ekselanslarına sırlarımı açıklayacağım. Sizin için en uygun yer ve zamanda, aşağıda değinilen tüm konuların tanıtımını yapmayı öneriyorum.
1. Çok hafif ve güçlü ve kolayca taşınmaya uygun köprüler için planlarım var.
2. Bir yer kuşatıldığında hendeklerdeki suyun nasıl kesileceğini ve sayısız miktarda uzayan merdivenlerin ve diğer araçların nasıl yapılacağını biliyorum.
3. Setlerin yüksekliği ve arazinin veya konumunun kuvvetli olması nedeniyle bombardıman yaparak yıkmak mümkün olmadığında bir kaleyi veya sığınağı kayanın üzerinde inşa edilmiş olsa dahi tahrip etmenin metotlarını biliyorum.
4. Çok kullanışlı ve kolay taşınabilir, dolu gibi küçük taşlar atan toplar yapmak için planlarım var.
5. Eğer muharebe denizde meydana gelirse, taarruz ve savunma için çok uygun makineler yapmak ve en ağır topların ateşine, baruta ve dumana mukavemet edebilecek gemiler inşa etmek için planlarım var.
6. Belli bir noktaya ulaşmak için bir nehrin altından geçmek gerekse bile hiç gürültü çıkarmadan yer altından tüneller ve geçitler kazmak için yöntemlerim var.
7. Güvenli ve taarruza dayanıklı, düşman saflarını top ateşiyle geçebilecek ve böylece çok sayıda askerin kaybını önleyecek kapalı araçlar da yapabilirim. Bunların arkasından piyadeler zarar görmeden mukavemetle karşılaşmadan ilerleyebilirler.
8. Keza ihtiyaç olursa, şimdi kullanılanlardan oldukça farklı, güzel ve kullanışlı şekillerde toplar, havanlar ve hafif mühimmat yapabilirim.
9. Top kullanmanın mümkün olmadığı yerlerde, sapanlar, mancınıklar, tuzaklar ve fevkalade etkin başka makineler temin edebilirim. Kısaca, değişik koşulların gereğine göre sayısız farklı çeşitte taarruz ve savunma makinesi yapabilirim.
10. Barış zamanı, resmi ve özel binaların inşasında ve suyun bir yerden bir başka yere naklinde sizi mimarlıkla uğraşan herhangi biri kadar tatmin edeceğime inanıyorum.
11. Aynı zamanda mermer, bronz veya kil ile heykel ve kim olursa olsun başkalarınınkiyle mukayese edildiğinde daha öne çıkacak resim de yapabilirim.
12. Dahası, babanız Prens'in aziz hatırasını ve ünlü Sforza malikanesinin şan ve şerefini ebediyen yaşatacak bronz at işini alabilirim.
Ve eğer yukarıda belirtilen şeyler herhangi birine imkansız ve uygulanamaz görünecek olursa, bunları parkınızda veya Ekselansları'nı memnun edecek başka bir yerde denemek üzere naçiz şahsımı hizmetinize sunuyorum.
Yazdıklarımı çok büyük tevazu ile yazdım. Hiçbiri imkansız değildirler.
Bu mektubu Leonardo Da Vinci tam olarak 532 yıl önce yazmış!
İkinci milenyumun adamı kabul edilen Da Vinci'nin 30 yaşında Milano Dükü Ludovico Sforza'ya yazdığı bu mektup, tüm zamanların en görkemli iş başvurusu olarak kabul ediliyor. Bu başvuruyu incelediğimde neler gördüğümü sizinle paylaşayım:
• Leonardo, başvuru mektubunu kendisini işe alacak kişiye direkt olarak yazmış, araya aracı birisini koymamış.
- O devirde Dük'ün işe alım işlerini yöneten insan kaynakları uzmanı olmadığı muhakkak, ama eminim bu işlere bakan başka insanlar da vardı!
• Bu mektubu okuyacak olan Dük'ün kısıtlı zamanını düşünerek kendisine hitap ettikten sonra, hemen konuya girmiş ve mektubun amacını 3 satırda özetlemiş.
- Şu anda CV'lerin önüne koyulan tam sayfalık ön yazılar gibi yani!
• Da Vinci geçmişte yer aldığı stüdyolardan, yaptığı resimlerden, gerçekleştirdiği mimari yapılardan ve diğer bilimsel araştırmalardan söz etmemiş. Bunlar Da Vinci'nin başarıları olmakla birlikte, Milano Dükü'nün gereksinimleri değildir. Da Vinci doğrudan Milano Dükü için neler yapabileceğini vurgulamış, ilk olarak Dük'ün ilgisini çekmek üzere köprülerle başlamıştır. Bugün bakıldığında Da Vinci'nin söz edilecek köprüleri yoktur ancak mektupta Dük'ün en önemli ihtiyacına ilk sırada yer vermiştir. Muhtemelen Milano Dükü'nün diğer ihtiyaçlarını da tahmin ederek, sırayla yazmıştır.
- Değil ihtiyaçları, başvurduğu pozisyonu yanlış yazan kişiler aklıma geldi şimdi!
• Da Vinci olağanüstü şeyler yapmaktan değil, düşman üzerinde oluşturacağı etkiden söz etmiştir. Resim ve heykel becerilerine en sonda yer vermiş, ama onu da Dük'ün ilgisini çekecek bir sonuca bağlamıştır.
• Da Vinci yapabileceklerini sıralarken; gereksiz detaylara girmeden ilgi çekecek iş sonuçlarını yazmış.
- Türk olduğu muhakkak bir kişinin "Uyruğu: TC" yazması gibi yani!
• Mektubun tümüne bakıldığında; Leonardo Da Vinci'nin işten anladığı çok açık bir şekilde gözüküyor. Ayrıca o kadar çok alternatif işler sunmuştur ki, okuyan kişinin herhangi bir tanesine kayıtsız kalması mümkün değildir.
- Aynı anda Satış Temsilcisi, Sekreter, Muhasebe Elemanı gibi pozisyonlara başvurmak gibi yani!
• Tüm yazdıklarının imkansız olmadığını ve istenirse deneme yapılmasını önermiştir.
• Ve bence en önemlisi Leonardo Da Vinci "hangi özelliklere sahip olduğunu yazmamış, bu özellikleri kullanarak neler yapacağını" yazmış.
"Da Vinci Gibi Düşünmek" muhteşem bir şeymiş!
Kaynak: Mektup, Michael J. Gelb'in "Da Vinci Gibi Düşünmek" kitabından alınmıştır.
Bella Hadid yılbaşı partisine damga vurdu
20 yaşındaki model Bella Hadid, Hollywood'daki yılbaşı partisine damga vurdu. Hadid, yılbaşı gecesi girdiği transparan kıyafetiyle ilgi odağı oldu.
Son Dakika- Mevlüt Çavuşoğlu önemli açıklamalarda bulundu
AA - Cnnturk. com
Son Dakika- Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, bugün yaptığı açıklamada, Suriye'deki gelişmelere, Astana'daki barış sürecine ve gerilen ABD-Rusya ilişkilerine değindi.
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, bugün yaptığı açıklamada, Suriye'deki gelişmelere ve gerilen ABD-Rusya ilişkilerine değindi.
Çavuşoğlu, "Ateşkesin Suriye geneline yayılması için dün mutabakata varıldı. Biz bu mutabakatın garantörüyüz. Suriye'deki muhalif grupların imzaladığı 2 belgenin garantörü Türkiye ve Rusya. Rejimin imzaladığı belgenin garantörü ise Rusya. İran'ın da Moskova'da söz verdiği ve ortak metne katıldığı gibi özellikle Hizbullah, Şii gruplar ve rejimüzerinde nüfuzunu olumlu yönde kullanması gerekiyor." ifadelerinde bulundu. "Herkesi kapsayıcı bir yönetim olmadan Suriye'ye istikrar gelmez." diyen Çavuşoğlu, "siyasi çözüm isteniyorsa silahlar susmalı" dedi.
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, eski adı El Nusra olan Fetih el Şam Cephesi'nin Astana'daki müzakerelerde yer alamayacağını belirtti. Çavuşoğlu, "El Nusra terör örgütüdür, olamaz. El Nusra'yı sanki masum bir örgüt gibi değerlendirmeye çalışıyorlar. El Nusra ve DAEŞ bunların adını kimse bilmezken Türkiye tarafından terör örgütü listesine alınmıştır" dedi.
Çavuşoğlu, Astana'da YPG gibi bir terör örgütü olmaması gerektiğini Rusya'ya söyledik. YPG silah bırakmadan sürecin bir parçası olamaz" dedi. Çavuşoğlu sözlerini "İleride silahı bırakırlarsa, terör kantonu oluşturmak yerine Suriye'nin toprak bütünlüğünü desteklerlerse, onlar da kapsayıcı bir yönetimin içinde huzurlu şekilde yaşarlar. Eğer terörü bırakmazlarsa, terörle mücadele bugün nasıl yapılıyorsa, onlara yönelik mücadele yapılacaktır." ifadeleriyle sürdürdü.
'Rusya'yla sürekli iletişim halindeyiz'
Çavuşoğlu: "(Suriye'deki ateşkes) Bundan sonraki süreçte ateşkesin kalıcı olması kadar bunun tamamlayıcı adımı olan siyasi sürecin de başarılı olması gerekiyor. Rejimin heyetiyle muhalif grupların heyetlerini Astana'da bir araya getirmek için Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan ile Putin telefonda prensip olarak anlaşmıştı. Biz de Lavrov ile bunun koordinasyonunu yapıyoruz, Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Putin'in bizlere olan talimatlarıyla. Bununla ilgili de mutabakat imzalandı fakat mutabakatın imzalanması yetmez, hayata geçirmemiz gerekiyor." dedi.
Son günlerde iyice tırmanan ABD ve Rusya arasındaki gerilime de değinen Çavuşoğlu, "ABD ve Rusya arasındaki gerilimin kimseye faydası yok. " dedi. ABD'nin Güney Çin Denizi'nde Çin'le yaşadığı problem hakkında da konuşan Dışişleri Bakanı,  Soğuk Savaş dönemine girmemek için ülkeler arasındaki sorunlar diplomatik yollarla çözülmeli" ifadelerinde bulundu.
Ayrıntılar geliyor.
Fazıl Say ve kızı Kumru Say'dan HAYTAP'a destek sergisi
HAYTAP için önemli olan kilit kelime hayvanların "kimsesiz" olmasıdır. Yani asıl yardım etmeye çalıştığımız hayvanlar sahipsiz olanlardır. Çünkü onların derdini, dermanını anlatacak, dile getirecek, haklarını savunacak kişiler hele bizim gibi coğrafyalarda son derece azdır. Aklı başında olanını bulmak ise çölde vaha bulmak gibidir.
Sadece sahipsiz hayvanları beslemek, bakımevi ziyaretleri, kısırlaştırmak ise dava konusu olan bir mücadele ise yeterli değildir. Bunu eğitim çalışmaları, farkındalık çalışmaları, kısa filmler, sergiler, konserler gibi etkinliklerle beslemeniz, konuyu sadece hayvanseverlerin ilgi alanından çıkartıp, diğer kurumlara, STK'lara, kitlelere de ulaşmanız gerekir. Aksi takdirde üzerinize yapışan hobi için kendini bu işe adayanlar ya da sosyalleşememiş insanlar bakışından kurtaramazsınız.
HAYTAP özellikle bu konudaki algıyı yıkmak için saha çalışmaları ile eşzamanlı olarak farkındalık çalışmalarına yine bir önemli çalışmayla el atıyor.
Dünyaca ünlü piyanistimiz Fazıl Say'ın hayvan haklarına son derece duyarlı olan kızı Kumru Say'ın atlarla ilgili çizgilerinden oluşan sergisi 8 Haziran -14 Haziran 2016 tarihleri arasında İstanbul Maslak'ta açılıyor. Baba-kızın çalışmalarından elde edilen tüm gelir HAYTAP projelerinde en doğru şekilde değerlendirilecek.
Bundan önce yapmış olduğumuz ve son 5 yıldır HAYTAP takvim satışlarından elde ettiğimiz gelirlerimizden yaklaşık 260 bin lira nasıl sahipsiz hayvanlarla ilgili projelere gittiyse ve tüm elde edilen geliri nasıl ki fotoğrafları ve faturaları ile yayınladı isek ya da geçtiğimiz ay fotoğraf sanatçısı Aslı Aybars'ın "Moda Deniz" kulübündeki fotoğraf sergisinden elde edilen 12 bin 500TL yine nasıl ki sahipsiz hayvanlara destek olduysa emin olun baba-kızın bu sergisinden elde edilecek gelir de sahipsiz birçok hayvana kulübe, röntgen cihazı, ilaç, tedavi gideri gibi birçok derde derman olacak.
Çünkü onlara bu olanakları sunacak sahipleri yok. Çoğu terkedilmiş, gözden düşmüş, kimsenin umrunda olmadığı, gözden ırak gönülden ırak can dostları. Ama çoğunun kaza geçirdikleri için tedaviye, aç kaldıkları için mamaya, yerleri yurtları olmadığı için kulübelere, ağrılarını dindirmek için ilaca ihtiyacı var.
Bu serginin açılmasına ön ayak olan daha 15 yaşındaki Kumru Say'a, bu yaşta bu kadar duyarlığı ve hassasiyeti birçok yetişkinden daha duyarlı bir şekilde dile getirip bizlere onur verdiği için HAYTAP ekibi olarak sonsuz teşekkür ediyoruz.
Zamanınız varsa bir hafta açık kalacak bu sergiye en azından dostlarınızı çağırın, gezin, tarafınızı belli edin.
Malum tam hastalık sezonu ve eğer böyle bir zamanda hem grip olup hem de bir evcil hayvana sahipseniz, hiç şüphesiz ki onların üstüne öksürüp tıksıracaksınız. Hasta köpeğiniz ya da papağanınız da bunun aynısını size yapabilir elbette ki. Peki, aynı anda hem sizin hem de evcil hayvanınızın hasta olması sizce sadece bir tesadüf mü? Olmayabilir! Yeni bir araştırmaya göre bazı grip virüsleri bir canlı türünden diğerine geçebiliyor.
New York'ta bulunan bir hayvan barınağında yaşanan ilginç bir olay yetkilileri harekete geçirdi. Seeker'ın haberine göre, Manhattan'daki bir barınakta yaşanan grip salgınında 45 kedi hasta oldu ve ne yazık ki bir kedi bu sebepten hayatını kaybetti. Bu rakamı göz önüne alan Wisconsin Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi salgını araştırıp buna bir çeşit "düşük patojenik kuş gribi" (H7N2) virüsünün sebep olduğunu ileri sürdü. Bu salgın, böylesi bir virüsün kedileri de etkileyebileceğini gösteren ilk vaka.
Hastalanan birçok kedi iyileşse de salgında yaşlı bir kedinin öldüğünü ve bu hastalığın ateş, burun akıntısı ve öksürük gibi semptomlarının olduğunu vurgulayan Wisconsin Üniversitesi'nden Profesör Sandra Newbury, ayrıca Amerika'da iki insanın aynı tür virüse (H7N2) yakalandıklarını gösteren iki kayıtlı vaka olduğunu vurguladı. H7N2 virüsünün insanlara da bulaştığından haberdar olan New York Sağlık Departmanı salgının yaşandığı alandaki görevlilere önlem almaları konusunda tavsiyede bulundu.
New York Sağlık Departmanı'ndan Julien Martinez, virüs kapan kedilerin karantinaya alındığını ve bu barınaktan yakın tarihte kedi sahiplenenler ile iletişime geçip gerekli uyarıların yapıldığını kaydetti.
Beyaz Saray, ABD'nin kutup bölgelerindeki Chukchi ve Beaufort denizlerinin büyük bölümüile Atlantik kıyılarındaki 31 alanın petrol ve doğalgaz arama-üretimfaaliyetlerine "süresiz kapalı" olacağını duyurdu
Obama hükümeti, ABD'nin kutup bölgelerinde ve Atlantik okyanusu kıyılarında petrol ve doğalgaz arama-üretim faaliyetlerinin "süresiz"engellendiğini duyurdu. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, ABD'nin kutup bölgelerinde yeralan Chukchi ve Beaufort denizlerinin büyük bölümünün ve Atlantik kıyılarındaki31 alanın petrol ve doğalgaz arama-üretim faaliyetlerine "süresiz kapalı" olacağı bildirildi.
Açıklamada ayrıca, Kanada Başbakanı Justin Trudeau'nun da Kanada'nın kutup bölgelerinde bulunan bölgelerin büyük kısmını petrol ve doğalgaz faaliyetlerine "süresiz kapalı" olarak belirlediği ifade edildi.
Kutup bölgelerinde çevreyi ve doğal hayatı korumak için ABD-Kanadaarasında çeşitli iş birlikleri ve ortak projeler yapılacağı vurgulanan açıklamada, her iki ülkenin kutuplarda "ağır akaryakıt" kullanımının da kademeli azaltılacağını destekleyeceği bilgisi paylaşıldı.
Uzmanlar, çevreci politikalarıyla bilinen Barack Obama'nın bu kararında ABD'nin 1953'te yürürlüğe giren "Dış Kıta Sahanlığı Arazileri Yasası"nı kullandığına dikkati çekerek, ülkenin yeni seçilen başkanı Donald Trump'ın söz konusu kararı geri çevirmesinin zor olduğuna dikkati çekti.
Seçim kampanyasında ABD'nin zengin petrol, doğalgaz ve kömür kaynaklarına işaret eden Trump'ın bu alanlardaki regülasyonları azaltarak ülkenin hidrokarbon üretimini artırması bekleniyor.
İki İtalyan milli oyuncu Toni Luca ile Antonio Di Natale de futbolu bıraktı.
İki ünlü pedal İsviçreli Fabian Cancellera ile İngiliz Bradley Wiggins de ilerlemiş yaşları sonrası bisiklet sporunu bıraktılar.
Dünyayı şok eden bir başka sporcu, bu yıl Formula1' i kazanan Alman sürücü Nico Rosberg'in ani bir kararla pistlere bir daha çıkmayacağını açıklaması oldu.
Kadınlarda gelmiş geçmiş en iyi sırık atlama rekortmeni Rus Yelena Isinbayeva da iki Olimpiyat altın madalyası kazandıktan sonra adı doping skandalına karışınca atletizmi bırakma kararı aldı.
Hollanda'nın RTL Nieuws kanalına konuşan Sylvia Sneijder, Reina'daki patlama esnasında Sneijder ve ailesinin yurt dışında olduğunu söylerken, "Ya eğer yılbaşını orada kutluyor olsalardı? Ne olacaktı? Her gün bir şey olmaması için dua ediyorum. Wesley yine futbol oynamak için oraya gidecek. Ama her gün oradan ayrılması için dua ediyorum" ifadelerini kullandı.
Galatasaray ile 2018 yılına kadar sözleşmesi bulunan yıldız oyuncu her fırsatta Türkiye'den ayrılmak gibi bir düşüncesinin olmadığını dile getiriyordu.
Fernando Alonso ölümden döndü
Formula 1 Dünya Şampiyonası'nın 18. yarışı ABD Grand Prix'sini kazanan Mercedes'in Büyük Britanyalı pilotu Lewis Hamilton, sezonun 7. ve kariyerinin 50. zaferini elde etti.
videoyu oyla
Yarışa "pole" pozisyonundan başlayan Mercedes'in Büyük Britanyalı pilotu Lewis Hamilton, 5 yarış aradan sonra Amerika Pisti'nde galibiyete uzandı.
Bu sonuçla puanını 305 yapan sürücüler klasmanı ikincisi Hamilton, sezonun bitimine 3 yarış kala takım arkadaşı Rosberg ile arasındaki farkı 26 puana indirdi.
Sezonun 19. yarışı Meksika Grand Prix'si 30 Ekim'de koşulacak.
Yarışı ilk 10 sırada bitiren pilotlar şöyle:
Yalnızlık üzerine en iyi 20 film
Taste of Cinema adlı site, yalnızlık temasını en iyi anlatan 20 filmi listeledi.
Cilt lekelerine karşı bunlara dikkat!
Acıbadem Kadıköy Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Funda Güneri, cilt lekelerine karşı uygulayabileceğiniz yöntemleri anlattı!
Leke oluşumunda en önemli etken ultraviyole ışığı olduğu için yüz ve eller gibi leke oluşumuna yatkın alanları yaz kış demeden 30 -50 koruma faktörlü güneş koruyucularla koruyun. Güneş koruyucu kremi dışarı çıkmadan en az 20 dakika önce sürün ve ortalama 3 saat sonra yenilemeniz gerektiğini unutmayın. Aklınızda bulunsun, araba ve pencere camı güneş ışınlarını engellemiyor. Bu nedenle ultraviyole A'nın tümü, B'nin de yüzde 35'i camdan geçiyor. Bulutlu günlerde yüzde 60, gölgede de yüzde 50 oranında güneş ışığına maruz kalıyoruz. Dolayısıyla güneş koruyucu ürünleri bu ortamlarda da kullanmayı ihmal etmeyin.
Güneş koruyucunuz ultraviyole A ve B'ye karşı etkili olsun
Leke şikayetiniz varsa seçtiğiniz güneş koruyucunuz hem ultraviyole A, hem ultraviyole B'ye karşı etkili olmalı ve mümkünse içinde glabridin, kojik asit , nikotinamid ve C vitamini gibi leke tedavisinde etkili maddeleri de içermeli.
Makyajı abartmayın
Makyajda kullanılan özellikle pudra ve fondöten gibi ürünlerin kaliteli olmasına özen gösterin. Makyaj altı olarak seçilen kremlerin gün ışığında leke oluşumuna neden olabilecek A vitamini ve meyve asitleri (AHA ) ya da bitki özleri içermemesine dikkat edin. Güneşe çıkarken foto hassasiyet yaratmaması için parfüm, deodorant ve alkol içeren kozmetikler, bitkisel yağlar da sürmemeye dikkat edin. Aklınızda bulunsun, lekelerin üzerine fondöten öncesinde mercan rengi bir kapatıcı uygulamanız, kahverengi lekeleri gözlerden saklayacaktır.
E ve C vitamini antioksidandan zengin besinler arasında yer alıyorlar. C vitamini ciltte kollajen üretimini destekliyor ve ultraviyole ışınlara karşı ciltte hasarı onarmaya yardım ediyor. E vitamini de ayrıca lekeleri tirozinaz enzimini azaltarak baskılıyor. A vitamini de cilt yaşlanmasında ve leke düzeltmede etkili oluyor. Tüm bu faydaları nedeniyle yeşil sebzeler, kivi, çilek, narenciye ananas, ay çekirdeği ile bademi sofranızdan eksik etmeyin.
Yeşil çay ve bitter çikolata tüketin
Yeşil çay ve bitter çikolata antioksidan özellikleri sayesinde ciltte lekelenme riskini azaltıyorlar. İçerdikleri bu antioksidan maddelerle cilt yaşlanması ve leke oluşturan serbest radikallerin vücuttan atılmasını sağlıyor, cilt kan akımını arttırıyor ve güneşin zararlı etkilerinden cildi koruyorlar. Haftada birkaç fincan yeşil çay ve haftada 2 kez bitter çikolata tüketmeniz cilt sağlığınıza olumlu etki gösterecektir.
Sigarayı bırakın!
Leke oluşumu sigara içenlerde daha sık görülüyor. Bunun nedeni ise sigara içenlerde kan dolaşımının yeterli düzeyde oksijen taşıyamaması yüzünden ciltten toksik maddeleri de daha az uzaklaştırması. Bunun sonucunda da cilt yaşlanması, dolayısıyla da leke oluşumu riski artıyor.
Solaryuma dikkat!
Solaryumun tıpkı güneşe maruz kalındığında olduğu gibi yeni cilt lekeleri oluşturabileceğini ve var olan olanı arttırabileceğini unutmayın. Solaryumla deri ultraviyole ışınlardan kendini korumak için kalınlığını ve melanin denen renk maddesinin yapımını arttırıyor. Bu durum da cilt yaşlanması ve lekeyle sonuçlanabiliyor.
Kimyasal peeling: Hidrokinon, kojik asit, arbutin, azelaik asit, glikolik asit, retinol içeren kremlerle peelin'e başlanıyor. Mevsim uygunsa glikolik asit gibi bir ajanla kimyasal peeling yapılabiliyor. Mevsim gözetmeksizin, güneşten koruma şartıyla enzim peeling uygulaması oldukça etkili oluyor. Ciltteki koyu rengi oluşturan melanin pigmentini önleyen bu peeling, genelde tek seans yapılıyor. Devam kremi günlük olarak uygulandığı takdirde başarı şansı 2-4 hafta içerisinde yüzde 80-90 gibi oldukça yüksek rakamlara ulaşıyor.
Kriyoterapi: Lentigo, yani güneş ya da yaşlılık lekeleri için sayıca uygunsa, hem yüz hem de ellere kriyoterapi uygulanabiliyor. Bu yöntem sıvı nitrojenin sprey olarak cilde uygulanması ve dokuyu dondurarak tahrip etme esasına dayanıyor. 3 hafta içerisinde alttan sağlıklı cilt ortaya çıkıyor.
PRP uygulaması: Bu yöntem de leke tedavisinde yer alıyor. Her mevsim uygulanabiliyor.2-4 hafta aralarla 3 seans uygulama yapılıyor. İçerdiği büyüme faktörleri ile cildi yeniliyor ve lekeye neden olan hücrelerin aşırı çalışmasını baskılıyor. Kombine tedavilerde başarı şansını artırıyor.
Dolandırıcılık, kara para aklama ve İran ambargosunu ihlal suçlamasıyla ABD'de tutuklu bulunan Reza Zarrab'ın FBI ve savcılık sorgulaması sırasında tercüman bulunup bulunmadığı ve İngilizcesinin düzeyi tartışılıyor. Savcılığın Zarrab'ın İngilizce bildiği iddiasına karşı avukatları delil olarak Zarrab'ın ortaokul karnesini mahkemeye sundu. Karnesinde İngilizce'den 3, Türkçe'den 2 aldığı görülen Zarrab, ortaokulu kurul kararıyla bitirebilmiş.
T24'ün haberine göre, ABD'de tutuklanan, 17 Aralık Yolsuzluk Operasyonları'nın kilit ismi Reza Zarrab'ın mahkemeye delil olarak sunduğu belgeler ortaya çıktı. Reza Zarrab'ın avukatı Benjamin Brafman, Zarrab'ın İngilizcesinin yeterli olmadığını ispatlamak için ortaöğretim dönemindeki okul karnesini de belgeler arasında sundu. Zarrab'ın orta öğretim gördüğü Gürsoy Özel Okulu Müdürü Tayyip Saygılı imzalı karneye göre haftada yedi saat İngilizce eğitimi alan Zarrab'ın ders notları ortalamalarında İngilizce'den 3, Türkçe'den 2 aldığı görülüyor.
İran asıllı Türk işadamı Reza Zarrab'ın 2 Haziran'da New York'ta görülen kefalet duruşmasının ardından, hakim Richard Berman'ın kararını çok yakın bir zaman içerisinde açıklaması bekleniyor. Zarrab 50 milyon dolar kefalet ve ev hapsinde tutulma koşuluyla yargılanma talebinde bulunmuştu.
Reza Zarrab'ın ifadesi TBMM gündeminde
Amerika'nın Sesi'nden Can Kamiloğlu'nun haberine göre; karar öncesi Reza Zarrab'ın avukatı Benjamin Brafman ile New York Güney Bölgesi Savcısı Preet Bharara arasında belge ve delil savaşı da hız kesmeden sürüyor.
Hakim Berman'nın kefalet kararı öncesinde Zarrab'ın avukatı Benjamin Brafman, mahkemeye yeni bir başvuru dilekçesiyle bazı ek belgeler sundu.
Yeni dilekçede New York Güney Bölgesi Savcılığı tarafından 3 Haziran'da sunulan iddia ve belgelerin gerçekleri ifade etmediği belirtildi.
Yeni dilekçenin ekleri arasında, Miami'de FBI ajanları tarafından yapılan ilk sorgulanmasında Sarraf'ın, kendi el yazısıyla yazdığı Türkiye ve İran'daki mal varlığı ile Türkiye'de paralarının bulunduğu bankaların listesi de yer aldı.
"İngilizcesi yeterli değil"
Brafman, dilekçesinde Zarrab'ın temel İngilizce konuşabildiğini ancak teknik ve yasal konuları anlayamayacak bir düzeyde olduğunu belirtti. Sanık avukatı, iddia makamının "Zarrab'ın özellikle hukuki konuları da anlayacak düzeyde İngilizce bildiğini" henüz ispatlayamadığını iddia etti. Brafman, savcılığın ayrıca 'Sarraf'ın Farsça okuyup yazabildiği' iddialarını da kanıtlayamadığını belirtti.
Reza Zarrab'a 'Finansal şebeke yönetiyor' suçlaması
Brafman, müvekkilinin Farsça okuyup yazabildiği iddialarına karşı Zarrab'ın cep telefonundan iş yaptığı İranlı kişilerle İngilizce yazışmalarını delil olarak gösterdi.
Zarrab'ın cep telefonundan alınan mesaj kayıtlarında, yazıştığı kişilerle Fars alfabesini okuyamadığını belirten mesajları da mahkemeye delil olarak sundu.
"FBI sorgulamasında hak ihlali yapıldı"
Brafman, mahkemeye yaptığı başvuruda Zarrab'ın Miami'de 19 Mart'ta tutuklanması sonrasında FBI ajanları tarafından yapılan ilk sorgunun yasal olmadığı savundu. FBI'ın, Zarrab'ın sorgulamasını avukatsız olarak yaptığı, adli makamlar tarafından alınan ifadesinde Türkçe çevirmen olmadığı belirtildi. Brafman'ın dilekçesinde bu iki uygulamanın da Amerikan Anayasası'na göre hak ihlali olduğu belirtildi.
Sorgulama sırasında Zarrab'ın avukat talep etmesi nedeniyle görüntü kaydının bir süre durdurulduğu ancak kayıttan çıkılmasına rağmen sorgunun sürdüğü vurgulandı.
Avukat Brafman tarafından mahkemeye yapılan başvuruda ayrıca, savcılık makamının iddia ettiği gibi Zarrab'ın FBI tarafından yapılan sorgusunda mal varlığı konusunda yalan beyanda bulunmadığı belirtildi.
Sorgu sırasında müvekkilinin sorulan mal varlığını iyi niyetli bir şekilde yazıp görevlilere verdiği belirtilirken bu el yazımı mal varlığı dökümü mahkemeye delil olarak sunuldu. Brafman, delil olarak gösterdikleri bu belgenin savcılık tarafından mahkemeye sunulmadığını iddia ediyor.
Brafman'ın sunduğu belgelerde, Zarrab'ın FBI ajanlarına verdiği ifade sırasında beyan ettiği mal varlığı şöyle sıralanıyor:
Kanlıca'da ev - TürkiyeMetroport'da işyeri - TürkiyeMobilya Fabrikası Arazisi - TürkiyeKapalıçarşı'da bir dükkan - TürkiyeBeyllikdüzü'nde küçük bir daire - TürkiyeBaba evi - TürkiyeAile evi, Tahran - İranZarrab, parasının bulunduğu bankaları da şöyle sıraladı; Halk Bankası, Garanti Bankası, Denizbank.
Ortaöğretim karnesi de deliller arasında
Brafman, Zarrab'ın İngilizcesinin yeterli olmadığını ispatlamak için ortaöğretim dönemindeki okul karnesini de belgeler arasında sundu. Zarrab'ın orta öğretim gördüğü Gürsoy Özel Okulu Müdürü Tayyip Saygılı imzalı karneye göre haftada yedi saat İngilizce eğitimi alan Zarrab'ın ders notları ortalamalarında İngilizce'den 3, Türkçe'den 2 aldığı görülüyor.
Okul karnesine göre vasat bir öğrenci profili çizen ve şube öğretmenler kurulu kararıyla geçen Zarrab'ın en iyi derslerinin beden eğitimi ve müzik olduğu dikkat çekiyor. Zarrab'ın en başarısız olduğu ders ise 1 not ortalamasıyla Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi.
Karabükspor'a Ukraynalı kaleci
Süper Lig ekiplerinden Kardemir Karabükspor, Ukrayna'nın Dinamo Kiev takımından kaleci Oleksandr Rybka ile 2 yıllık ön protokol imzaladı.
Kırmızı-mavili kulübün futbol şube sorumlusu Tolga Gül, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Ukraynalı milli futbolcuyla ön protokol yaptıklarını, 29 yaşındaki kalecinin en kısa sürede takıma katılacağını söyledi.
Rybka'nın Kardemir Karabükspor'a faydalı olacağına inandığını vurgulayan Gül, "Oleksandr Rybka ile 2 yıllık ön protokol imzaladık. Futbolcu, takımın Antalya kampına katılacak. Transfer dönemi başladığında resmi imzalar atılacak. Hayırlı olsun." diye konuştu.
Mutlu çocuk nasıl yetiştirilir?
Uzman Psikolog aile ve çift terapisti Gamze Eser, tüm ebeveynlere kılavuz olabilecek "Mutlu Çocuk Nasıl Yetiştirilir?" konusunu ele alarak uzman görüşlerini aktardı. İşte 10 altın kural!
Tutarlı olun
Tutarlılık; herkesin kendisi için istediği ama çoğu zaman karşısındakine uygulayamadığı bir kavramdır. Çocukların yetiştirildiği ortamda olması gereken en önemli davranış biçimi tutarlılıktır. Doğru rol model olabilmek; sözlerimizle davranışlarımızın birbirine örtüşmesi ile mümkün olur. Sürekli paylaşmanın olmazsa olmaz olduğunu konuşan bir babanın acil bir durumda ihtiyacı olan arkadaşına arabasını vermemesi tutarsızlığın en basit örneğidir.
Sevginizi doğru gösterin
Kuşkusuz her anne-baba çocuğunu çok sever. Önemli olan bunu doğru biçimde göstermek ve sevginin koşulsuz olduğunu öğretmektir. Koşullar ve istekler üzerine kurulmuş sevgi ilişkileri, hem karşılıklı güven sorgulamasına açıktır hem de temel olarak değersizlik hissi yaşatır. Her birey koşulsuz sevildiği zaman mutludur ve koşulsuz sevmeyi öğrendiği zaman huzurludur.
Yapabileceği işleri elinden almayın
Çocuklar hangi yaş grubunda olursa olsun işe yaradığını hissetmek ister ve bu duygu var olma güdülerini güçlendirir; yeterlilik hissini pekiştirir. Merdivenden çıkmak, masa hazırlamak, kapıyı açmak ve bunun gibi her yaş grubuna uygun birtakım fiziksel eylemleri gerçekleştirmesine izin vermek, çocuğunuzun özgüvenini pekiştirir ve başarma duygusunu tatmasını sağlar. Bu duyguyu çocuğunuzun elinden almayın.
Rekabeti değil işbirliğini öğretin
Rekabetçi yaklaşım her birey için uygun değildir. Herkeste aynı etkiyi göstermez. Ama işbirliği duygusu, bütünleştirici, öğretici ve içinde saygı barındıran bir duygudur. Takım sporları, grup çalışmaları, birlikte oynadığınız oyunlar, okul projeleri gibi faaliyetlerde birleştirici ve tamamlayıcı yaklaşımda bulunmayı tercih edin.
Saygıyı öğretin
Bireyin sahip olması gereken temel duygulardan biri de; kendisine ve başkalarına saygı duymasıdır. Çocuklarımıza bu durumu ancak davranışlarımızla gösterebiliriz. Onlar bizim aynamızdır. Ne konuştuğumuza değil nasıl davrandığımıza bakarlar ve bu şekilde kendilerini yönlendirirler. Eşimize, arkadaşlarımıza gösterdiğimiz saygı onlar için yol gösterici olur.
Mükemmel diye bir şey yoktur
Mükemmel olmasını istemek çocuğa zarar verir. Kimse mükemmel değildir. Sizler de değilsiniz. Eksiklerimizi ve yapamadıklarımızı çocukların tamamlamasını istemek ve zorlamak mutsuz birey yetiştirmek için yapılan bilinçsiz davranışlardır.
Geçmişte yaşamak ve yaşatmak
Sürekli yaşanmışlıklardan bahsetmek, yaşanan olumsuzlukları durmadan dillendirmek, yaptığı hataları affetmemek ve sürekli hatırlatmak çocuklarınızın sizden uzaklaşmasına ve onları anlayacak başka birilerini aramaya iter. Bunun yerine, affedin, dinleyin ve geçmişte yaşamayı bırakın.
Önemli hissettirin
Hepimiz sevdiğimiz kişiler tarafından değerli olduğumuzu hissetmek ve bilmek isteriz. Çocuklarımıza değerli olduklarını maddi temellerle gösteremeyiz. Bu, sadece onların değerli olma algısını tamamen yanlış şekillendirmiş olmakla kalmaz; aynı zamanda mutluluğun temelini paraya dayandırmış oluruz. Önemli hissetmek için sizin güzel sözleriniz ve davranışlarınız yeterlidir.
Kıyaslanmaktan hoşlanan birey yoktur. Hoşunuza gitmeyen, rencide edici ve özgüven kırıcı bu davranışı çocuklarınıza uygulamayın. Herkes dünyaya farklı parmak iziyle gelirken okulda aldığı notlar, sosyal ve fiziksel becerileri yüzünden kıyaslanmayı hak etmez. Herkes özeldir. Hepimizin becerileri farklı farklıdır. Mutsuz çocuk sürekli etrafındaki yaşıtlarıyla kıyaslanan çocuktur; unutmayın!
Sorgulamayı öğretin
Çocuklarımıza isteklerini, davranışlarını, söylemlerini sorgulamayı öğretin. Bunun için sorular sorun ve cevaplar bekleyin. Asla yargılamayın. ''Ben öyle istiyorum, öyle olacak!'' kalıbından uzak durarak yaklaşımda bulunun. Çocuğunuza evet veya hayır cevabını verirken mutlaka gerekçesini de sunun. Bu sayede o da sorgulamayı, her söyleneni doğru kabul etmemeyi öğrenecektir.
2016 yılında en çok tercih edilen otomobiller
21. yüzyılda otomobiller, her şey gibi her açıdan sürekli gelişiyor ve gelişiyor; Dış görünüş, teknik özellikler ve hız... Yeni otomobillerinin satışlarını büyük ölçüde artıran kullanıcıların istekleri. Açıkçası, 2016, olan birkaç otomobil markasının şanslı yılı olabilir. İşte 2016'da dünya genelinde en çok satan ilk 10 otomobilin listesi.
Audi A3
Audi A3, bu yıl üç modeliyle çok satılan otomobillerden biridir. Yıl boyunca Audi A3 bugüne kadar yaklaşık 33.240 satış gerçekleştirdi. A3'in sunduğu çeşitlilik, onu bu listeye koymanın büyük bir nedeni. Böylece insanlar birkaç farklı model arasından seçim yapıyor. Audi A3'ün üç modeli A3 1.0 benzinli, A3 Sportback TDI ve A3 Cabrio'dur. A3'ün tümünde 1.6 litrelik bir TDI dizel motoru var ve dişli kutusu manuel ve 6 hızda olmak üzere tüm motorlarda standardize edilmiştir.
Mercedes C-Class
Mercedes C-Serisi bugüne kadar yaklaşık 34.994 satış yaptı ve yükselmeye devam ediyor. Bu liste, muazzam düzeyde yüksek sınıf iç mekan, uzun sürüşler sırasında sağladığı konfor ve bununla desteklenen ekonomik motorlar nedeniyle en popüler arabalardan biridir.
Mini Cooper
Yeni MINI Cooper artık mini değil, çünkü aslında zamanla daha da büyüyor ve çok daha iyi hale geliyor. Şu ana kadar neredeyse 36.738 adet satış yaptı.
Volkswagen Polo
Volkswagen Polo her zaman çok yüksek kalitede pratik bir otomobil olarak düşünülmüştür. Polo bu yıl boyunca 43.642 adet satış sözleşmesi yapıldı.
İngiliz egzotik Opel Astra, şüphesiz, büyük satış başarısı nedeniyle bu listede yer alıyor ve 2016 yılına kadar 44.771 kayıtlara ulaşıyor. Vauxhall Astra, bu listede yer alan ve büyük teknoloji arasında değişen muazzam özelliklere sahip olan bir başka küçük hatchback yarışmacısı. Yüksek kalite ve yerdeki güvenilirliğin çok üstünde. Astra, beş benzinli motor ve üç dizel benzin de dahil olmak üzere geniş kapsamlı becerikli motor serisi için popüler olmuştur. Üstelik son derece etkileyici tasarımı ile de tanınmış; Dış görünüşün sizi çok küçük olduğunu düşünmesine izin vermeyin, çünkü gerçekte oldukça geniştir.
Ford bu yıl en şanslı markalardan biri oldu; Çok büyük satışlar elde ettiler. Bu listeye birden fazla model yer alıyor; Bunlardan biri şimdiye kadar 57137 kayıt yapılmış olan Ford Focus'dur. Bu araba geçen yıl 2015 listesinde üçüncü oldu ve şans eseri başka bir otomobil için aynı pozisyonu korudu. Pozisyon bakımı aslında birkaç nedenden ötürü oldu; bunların üst kısmında ekonomiklik, yüksek kalite, güvenlik ve güvenilirlik var.
70'li yıllardan beri var olduğu için Volkswagen Golf'in konuşması için kimsenin ihtiyacı yok. 2016'da yeni Volkswagen Golf bugüne kadar 54.954 kayıt yaptı. Diğer birçok otomobil gibi, Golf de benzinli veya dizel olmak üzere geniş bir motor yelpazesi sunmaktadır; Iç tasarım birçok alıcı tarafından şık ve etkileyici olarak ilan edildi. Yüksek kararlılığı ve güvenilirliği için de popülerdir.
Hamit Altıntop'un ayağı kırıldı!
Kadir Çetinçalı / DHA
Galatasaray'da yılın büyük bir bölümünü sakatlıklarla geçiren Hamit Altıntop, yine sakatlandı.
Sezon başında ameliyat olan ve yaklaşık 6 aydır tedavi gören, bu sezon hiçbir maçta forma giyemeyen Hamit, büyük ihtimalle sezonu kapadı. Hamit Altıntop'un dünkü antrenmanda ikili mücadele sırasında sağ ayak bileğine aldığı darbe sonucu ayak bileğinde posterior malleol kırığı oluştu. Aylar süren tedavi sonrasında yaklaşık iki haftadır takımla birlikte çalışmalara katılan Hamit Altıntop'un tedavi süreci ile ilgili henüz Sarı-kırmızılı kulübün sağlık ekibinden bir açıklama gelmedi. Ancak bir kırık tedavisinin birkaç aylık tedavi süreci olduğu bilinirken, Hamit Altıntop'un büyük ihtimalle sezonu kapadığı düşünülüyor.
Galatasaray'da bir yılda 2.9 milyon Euro ücret alan Hamit Altıntop, böylece tek bir resmi maçta forma giymeden sezonu tamamlamış olacak. Hamit Altıntop, yaklaşık 2 hafta önce yapılan bir görüşmede ücretinde indirim yapılmasını kabul etmemişti.
Hava Harp Okulu öğrencileri hakkında darbe davası
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, FETÖ'nün darbe girişimine ilişkin, 51 Hava Harp Okulu öğrencisi için üçer kez ağırlaştırılmış müebbet ve 7 yıl altışar aydan 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesinde dava açtı
Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimine ilişkin, 51 Hava Harp Okulu öğrencisinin üçer kez ağırlaştırılmış müebbet ve 7 yıl altışar aydan 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanmasına başlanacak.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan, mahkemece kabul edilen iddianamede, Hava Harp Okulu Komutanlığı tatbiki eğitim kampı faaliyetleri kapsamında 3. sınıf harbiyelilere Yuvarlak Kubbe Temel Paraşüt Eğitimi'nin Ankara'da ilk kez verildiği, 51 Hava Harp Okulu öğrencisinin, darbe girişiminin gerçekleştiği 15 Temmuz'da bu eğitim için Ankara'daki Kara Harp Okulu (KHO) Komutanlığında bulundukları belirtildi.
Genelkurmay Başkanlığı tarafından Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri arasındaki müşterek eğitim planlamasının en az bir yıl önce yapıldığı vurgulanan iddianamede, söz konusu eğitime ilişkin Hava Harp Okulu Komutanlığından gönderilen bilgi yazısına yer verildi.
İddianameye göre, Hava Harp Okulu Komutanlığının bilgi yazısı şöyle:
"Hava Harp Okulu Komutanlığı bünyesinde son 5 yıl dahil olmak üzere uzun yıllardır Harbiyelilere paraşüt eğitimi verilmemektedir. 2015-2016 eğitim kampı döneminde icra edilmesi planlanan paraşüt eğitimlerinin son sınıfa geçecek 3. sınıf Harbiyelilere 1. Grup 11 ve 23 Temmuz 2016 arasında, 2. Grup 24 Temmuz ve 5 Ağustos 2016 tarihleri arasında olacak şekilde Ankara'da icra edilmesi planlanmıştır. Hava Kuvvetleri Komutanlığı tarafından paraşüt eğitiminin Kara Kuvvetleri Komutanlığı imkanları ile yapılması planlanmıştır."
İddianamede, 22 Haziran 2016 tarihli paraşüt atlayışları konulu emrin darbe girişiminin ardından tutuklanan Hava Kuvvetleri Kurmay Başkanı Korgeneral Hasan Hüseyin Demirarslan tarafından imzalanarak ilgili komutanlıklara gönderildiği bildirildi.
KHO'da subaylara atış yaptırmak üzere mühimmatın atış günlerinde alındığı, artan mühimmatın ise aynı gün depoya teslim edildiği kaydedilen iddianamede, buna karşın Kurmay Yarbay Ümit Gençer'in 18 Temmuz'da atış yapılacağı bahanesiyle yazılı emir verdiği ve darbe günü, çalışma odasında 2 bin 250 mermi muhafaza ettiği anlatıldı.
Aynı gün 2'nci Tabur Komutanı Kurmay Binbaşı Hasan Hüseyin Eçik'in, saat 17.30 sularında mesaiden ayrıldığı, habercisine de lojmanlardan 23.00'te kendisini alma talimatı verdiğinin belirlendiği aktarılan iddianamede, yeni atanan Kurmay Yarbay Sait Tosun'un, Harekat Eğitim Şube Müdürü Binbaşı İbrahim Arslan'ı saat 20.00 sularında arayarak, bir gün önceki nöbetçi subay olduğu için istirahat etmesini emrettiği bildirildi.
Darbecilerin, okul karargah koridorlarını kameralardan kontrol ederek, kendilerine müzahir olmayan veya eylemlerine engel olabilecek tüm personelin çeşitli gerekçelerle okuldan ayrılmalarını sağladıkları belirtilen iddianamede, şunlar kaydedildi:
"2'nci Tabur Komutanı Kurmay Binbaşı Eçik'in 15 Temmuz saat 19.35 sıralarında Kurmay Albay İlhami Polat tarafından lojmandan arandığı, Eçik'in saat 19.47 sıralarında Malazgirt tabur binasındaki makamına geldiği belirlenmiştir. Binbaşı Eçik'in saat 19.47 ile 21.17 arasında birkaç kez İlhami Polat ile askeri hattan görüştüğü, saat 21.12'de tüm bölük/takım komutanlıklarını WhatsApp mesajı ile mesaiye çağırdığı tespit edilmiştir. Çağrısına ilk dönen personelin Kurmay Yüzbaşı Abdullah Beyazkürk olduğu görülmüştür. Eçik'in makamındayken Tabur Nöbetçi Subayı Topçu Üsteğmen Hakan Olga'ya bütünleme sınavları maksadıyla okulda kalan Harbiyelileri ivedi olarak içtimaya almasını ve silahların bulunduğu malzemeliği açmasını emrettiği belirlenmiştir."
Eçik'in tabur iç bahçesinde toplanan Harbiyelilerden rastgele seçtiği 20'sine silah ile Kurmay Yarbay Gençer tarafından tedarik edilen 2 bin 250 mermiden bir kısmını dağıttığı belirtilen iddianamede, olay günü öğrenci alım faaliyetleri için oluşturulan Kesin Karar Kuruluna başkanlık eden Okul Komutanı'nın, kurulun 20.30 sularında mülakatı tamamlamasının ardından okul karargahına döndüğü ifade edildi.
"Okul komutanı rehin alındı"
Albay Polat ile Okul Nöbetçi Amiri Piyade Yüzbaşı Tolga Sıçrar'ın, saat 21.30 sularında Okul Komutanı'nın yanına giderek komutana "Ani Müdahale Kuvveti'nde olaylar olduğunu" söyleyip, "Gelmeniz lazım, gelseniz iyi olur." dediği bildirilen iddianamede, Komutan'ın "Ne oldu? Ölen kalan mı var?" sorusuna, "Ölen yok ama durum çok kötü, mutlaka gelmeniz gerekli." dedikleri anlatıldı.
Bunun üzerine misafirini uğurlayan Okul Komutanı'nın, Albay Polat ile Ani Müdahale Kuvveti'nin bulunduğu odaya gittiğine, Sıçrar'ın da onları takip ettiğine yer verilen iddianamede, odaya girilmesinin ardından daha önce buraya gizlenen personelin Okul Komutanı'nın üzerine aniden saldırarak, rehin aldıkları ifade edildi.
İddianamede şunlar kaydedildi:
"Rehin alma işlemini müteakip Albay İlhami Polat tarafından 'Siz siyasilerle işbirliği yapıyorsunuz, biz Atatürkçü subaylarız, yönetime el koyduk, işte şimdi uçaklar havada.' denildiği, Okul Komutanı'nın bu şahısların FETÖ ile doğrudan bağlantılı olduklarını ve bir kalkışma içerisine girdiklerini anladığı ve bunlara Okul Komutanı olarak kendisinin emirlerinin dinlenilmesi gerektiği, emirlerini dinlemediklerine göre kimden ve nereden emir aldıklarını söylemelerini istediği ancak cevap alamaması üzerine 'Sizin baş imamınız kim, onu söyleyin.' şeklinde kızgınlık ifade eden sözler söylediği Okul Komutanı ve emir astsubayının ifadelerinden anlaşılmıştır."
Okul Komutanı ve emir astsubayının silahlı nöbetçilerin gözetiminde ertesi sabah 10.30'a kadar alıkonulduğu aktarılan iddianamede, Okul Komutanı tarafından kendisini rehin alanlara ve rehin tutulmasını sağlamak üzere mühimmatlı ve silahlı nöbet tutan subaylara yaptıklarının yanlış olduğunu, bu şekilde davranmalarının ülkeyi kan gölüne çevirebileceğini hatta iç savaşa sebebiyet verebileceklerini, ülkenin bölünmesine neden olabileceklerini, yaptıklarından vazgeçmeleri gerektiğini söylediği, rehin alanların ve başlarında nöbet tutanların ise bu sözlere kayıtsız kaldıkları, en ufak duygu emaresi göstermedikleri ifade edildi.
İddianamede, "Okul Komutanı'nın etkisiz hale getirilmesinde Albay İlhami Polat, Yarbay Sait Tosun, Yarbay Tolga Sıçrar, Yarbay Atakan Adaşoğlu, Binbaşı Hasan Hüseyin Eçik ve Yüzbaşı Güven Günindi'nin doğrudan rol aldığı, Okul Komutanı'nın alıkonulduğu süre boyunca her 10-15 dakikada değişecek şekilde Yüzbaşı Mustafa Yıldırım, Yüzbaşı Güven Günindi, Yüzbaşı Sadık Çam, Üsteğmen Ali Emre Buğurcu, Yüzbaşı Abdullah Beyaztürk, Yarbay Tolga Sıçrar, Yarbay Atakan Adaşoğlu'nun nöbet tuttukları anlaşılmıştır." denildi.
İstanbul Valiliğini işgal girişimine ilişkin iddianame kabul edildi
51 öğrenci için helikopter gelmedi
Saat 22.00 sularında uçakların alçak uçuşlara başlamalarına paralel, İlhami Polat tarafından subay adayı kursiyerlere alarm verilerek öğrencilerin eğitim elbiseli, teçhizatlı ve silahlı olarak Bozpark bölgesinde toplandıkları bildirildi. Bilahare bu gruba okulda bütünleme sınavı için kalan Harbiyelilerin de katıldığına yer verilen iddianamede, burada kursiyerlere mühimmat dağıtıldığı belirtildi.
Dekan Tuğgeneral Kerim Acar'ın, İlhami Polat tarafından saat 22.47'de telefonla Okul Komutanlığını devralması için okula çağrıldığı, Acar'ın 23.00 civarında günlük kıyafetle okula geldiği, makamında eğitim elbisesini giyerek okul karargahındaki Kurmay Başkanı'nın yanına geçtiği ve Okul Komutanlığını deruhte etmeye başladığı aktarılan iddianamede, şu bilgilere yer verildi:
"Bozpark bölgesinde toplatılan Harbiyeli ve subay adayı kursiyerlerinden oluşan gruba saat 23.00-23.30 sularında dekan tarafından sıkıyönetim ilan edildiğinin duyurulduğu, müteakiben İlhami Polat tarafından 'mevcut hükümetin terör örgütleriyle anlaştığı, ordunun yönetime el koyduğu ve sıkıyönetim ilan edildiği, bu saatten sonra sıkıyönetim kurallarının geçerli olduğu ve bu emirlere uymayanların en ağır şekilde cezalandırılacakları' şeklinde konuşma yaptığı anlaşılmıştır.
Adana'daki FETÖ davası: 3 subaya müebbet
Müteakiben Polat'ın emriyle subay adayı kursiyerlerin onarlı gruplara ayrılarak öncelikle astsubay kursiyerler olmak üzere kursiyerlere mühimmat dolu birer şarjör verildiği, 23.40-24.00 sularında geri bölge emniyetinin alınması maksadıyla birer takım komutanı nezaretinde grupların nizamiyelere gönderildiği, grupların geri kalanlarının Anafartalar Taburu'ndaki sınıflara ve/veya yemekhanelere sevk edildiği tespit edilmiştir."
İddianamede, temel paraşüt eğitimi maksadıyla KHO'da iaşe ve ibate edilen 142 Hava Harp Okulu öğrencisinin, sivil elbiseli, silahsız ve mühimmatsız olarak bavulları ile öncelikle Etimesgut, sonrasında da İstanbul'a intikal edilecekleri gerekçesiyle içtima alanında saat 02.30 civarında toplandığı kaydedildi.
Alana inen helikopterlere öğrencilerin ilk etapta binmek istemediği ancak sonradan 91'inin 6 sorti ile Etimesgut'a götürüldüğü vurgulanan iddianamede, kalan 51 öğrenci için helikopter gelmediği ve öğrencilerin Kara Harp Okulunda kaldıkları ifade edildi.
"Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme"
İddianamede, bu 51 öğrenci sanığın "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme", "TBMM'yi ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs" ve "Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs" suçlarından üçer kez ağırlaştırılmış hapislerinin yanı sıra, "terör örgütü üyesi olmak" suçundan 7 yıl altışar aydan 15'er yıla kadar hapisleri istendi.
Başkanlık danışmanına iade-i itibar
Harbiyelilerin ise Kurmay Albay Enver Topal ve Kurmay Yarbay Akif Açıkgöz tarafından yönlendirildiği ifade edilen iddianamede, darbe girişimini meşrulaştırmak adına Kurmay Yarbay Ümit Gençer'in Muhafız Alay Komutanlığı personeliyle TRT'yi ele geçirip "sıkıyönetim bildirisi"ni okuttuğu, Kurmay Yarbay Ömer Ergenekon'un da Türk Telekom'un kontrolünün ele geçirilmesi girişiminde bulunduğu yer aldı.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı kaynakları, KHO'dan helikopterlerle götürülen diğer öğrenciler ile firari İlhami Polat'ın da arasında bulunduğu rütbeli subaylar hakkındaki soruşturmanın devam ettiğini belirtti.
Sanıkların beyanları ve haklarındaki deliller
İddianamede, sanıklardan 26'sının aynı hesaba, "Aylık F. Kasası Ödemesi" adı altında aynı miktarda para yatırdığına işaret edildi.
Bu hesabın sahiplerinin Ali Aydın Şenkal, Ali Mithad Emre, Emre Gökbudak ve Ertuğrul Cingöz oldukları bildirilen iddianamede herhangi bir meslek veya iş bilgisine rastlanmayan 4 kişinin, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca darbe girişimine ilişkin soruşturma kapsamında tutuklu bulundukları kaydedildi. İddianameye göre sanıklar, soruşturma aşamasında alınan ifadelerinde suçlamaları reddetti.
Sanıklardan Abdulkadir Öngör, 11 Temmuz'da paraşüt eğitimi için İstanbul'dan Ankara KHO'ya geldiğini aktardı ve üzerine zimmetli tüfeğinin İstanbul'daki Harp Okulunda bulunduğunu söyledi.
Öngör, olay günü eğitimlerini tamamladıktan sonra akşam saatlerinde KHO'da bulunduğu sırada dışarıdan uçak sesleri gelmeye başladığını belirterek, devamında gazinoda toplanmaları istenince buraya gittiklerini, televizyondan haberleri takip etmeye başladıklarını, askerin darbe girişimine kalkıştığı bilgisini burada edindiğini savundu.
Anayasa Mahkemesi'ndeki FETÖ soruşturması sonuçlandı
Komutanlarının "Valizlerinizi toplayın, beklemeye devam edin." talimatının ardından Celal Dora Meydan Alanı'na gittiklerini söyleyen Öngör, yarım saat kadar burada beklediklerini, 2 helikopterin piste indiğini, helikoptere binmek istemediklerini, orada bulunan bir karacı yarbayın kendilerine bağırdığını, komutanlarının güvenli yere nakledileceklerini söylemeleri üzerine gruplar halinde helikopterlere binildiğini belirtti.
Öngör, son turdan sonra helikopterin gelmediğini, kendisi ve kalan arkadaşlarının sabah 07.00'ye kadar beklediklerini ancak helikopter gelmeyince koğuşlara gittiklerini anlattı.
Telefonunda "ByLock" bulunmayan Öngör, ortak hesaba para aktarmasına ilişkin, bu hesabın okulda bulunan arkadaşlarına ait olduğunu, hesaba para yatırırken "F kasası ödemesi" şeklinde açıklama yapmış olabileceğini, filo kasası anlamında yazdığını, buraya EFT yapmalarının zorunlu olduğunu komutanlarının söylediğini ancak hangi komutanın söylediğini hatırlamadığını kaydetti.
Filoca aldıkları ortak karar gereğince 60 lira yatırmalarının gerektiğini, bunun herkes için zorunlu olduğunu, söz konusu hesaba yatan parayı çiğ köfte partisi yapmak gibi işlerde, yine eğlenmek amacıyla bir yere toplu olarak gittiklerinde masraflar için kullandıklarını anlatan Öngör, okulun bu yönde bir kararı ya da emri bulunmadığını, kesinlikle "himmet" adı altında ya da başka bir ad altında terör örgütüne para aktarmadıklarını beyan etti.
'Paraşüt eğitimi almak için geldim'
Sanık Muhammed Halid Kutsal da paraşüt eğitimi almak amacıyla Ankara'ya gelerek, KHO'da kaldıklarını bildirdi. Olay günü paraşüt eğitimi almak için sabah saatlerinde Havadan İkmal Depo Merkez Komutanlığı'na gittiğini, saat 17.00-17.30 sıralarında KHO'ya döndüğünü belirten Kutsal, herkesin gazinoda toplanması emri üzerine burada saat 23.30'a kadar televizyondan darbe girişimiyle ilgili girişimi takip ettiklerini ve TRT spikerinin bildiriyi okuması üzerine darbe olduğunu anladıklarını savundu.
Dolandırıcılar FETÖ'yle kandırmak istedi
Kutsal, gece yarısından sonra kol komutanı Kenan Baştuğ'un, kendilerini istirahat etmeleri için gazinodan gönderdiğini söyleyerek, saat 01.00 sıralarında komutanının, kendilerinden eşyalarını toplamaları ve platforma geçmelerini istediğini ifade etti.
İddianamede Kutsal'ın ortak banka hesabına 3 işlemde EFT'yle 180 lira gönderdiği, şüphelinin kardeşi Halil Nurullah Kutsal'ın da 2015'te Ömer Bilgiseven adlı kişiden EFT ile "burs" açıklaması adı altında 200 lira aldığı, Bilgiseven'in ve çalıştığı firmanın adının FETÖ/PDY soruşturmalarında geçtiğinin belirlendiği aktarıldı.
Sanık Mustafa Kemal Başbudak da darbe girişimini televizyondan öğrendiklerini, emir üzerine daha güvenli bir noktaya intikal için alana geçtiklerini, son seferden sonra helikopterin tekrar gelmesi için beklediklerini, gelmeyince koğuşlarına geçtiklerini söyledi. Diğer şüpheliler de emirle hareket ettiklerini belirterek, suçlamaları reddetti.
Neslihan Atagül ile Kadir Doğulu evlendi
Neslihan Atagül ile Kadir Doğulu 2 yıllık birlikteliklerini evlilikle taçlandırdı.
Çift , dün akşam 200 kişinin katılımıyla Kanlıca'daki Ajia Hotel'de gerçekleşen nikah töreniyle dünyaevine girdi.
Damat traşı
Kadir Doğulu'nun damat traşı olduğu anlar ile Neslihan Atagül'ün makyaj fotoğrafı büyük beğeni topladı. Kadir Doğulu'nun damat traşı olduğu anlar arkadaşları tarafından böyle görüntülendi.
Saatler öncesinden hazırlık
Düğünün fotoğrafları kadar çiftin saatler öncesinde başladıkları hazırlık süreci de ilgi odağı oldu. Neslihan'ın makyajını Hamiyet Akpınar yaptı.
Son kontrol
Çift, sabah saatlerinde düğünün yapılacağı alanı el ele gezerek son kontrolleri yaptı.
Evlilik yüzüğünü nikahtan önce taktı
Kadir Doğulu, davetlilerin huzuruna çıkmadan önce Neslihan Atagül'ün parmağına evlilik yüzüğünü taktı.
Çift çok mutluydu
Neslihan Atagül, nikah cüzdanını uzun süre elinden bırakmadı.
'Transfer parasını bize gönderdi'
Türk asıllı Alman futbolcu İlkay Gündoğan'ın memleketi Balıkesir'e maddi destek sağladığı iddia edildi.
Çatalcaspor'dan Dersimspor açıklaması
İlkay Gündoğan'ın SGK binasını satın aldığı yönündeki iddia Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Edip Uğur'dan geldi.
Uğur, İlkay Gündoğan'ın, SGK binasını 28 milyon lira vererek satın aldığını belirterek, "İlkay Gündoğan İngiltere'de Manchester City'den aldığı transfer parasını bize gönderdi. İşte bizim böyle hemşehrilerimiz var." dedi.
Jose Mourinho'ya yeni sözleşme
Uğur, Büyükşehir Belediyesi ile Balıkesir Berberler ve Kuaförler Odası tarafından Balkonuk Center'de düzenlenen istişare toplantısında yaptığı konuşmada, kentle ilgili projelerde mutlaka esnafın da fikrini sorduklarını söyledi. Büyükşehir Belediyesinin tüm projeleri kendi bütçesinden karşılamasının mümkün olmadığını, devletten önemli destek gördüklerini ifade eden Uğur, aynı zamanda yerel yönetim olarak da kaynak ürettiklerini belirtti.
Uğur, Saat Kulesi yanındaki SGK binasını 8,5 milyon lira vererek aldıklarını aktararak, "İhaleye çıktık. 'Kim aldı?' Balıkesirli hemşehrimiz olan İlkay Gündoğan aldı. 28 milyonu verdi. Kasamıza girdi para. İngiltere'de Manchester City'den aldığı transfer parasını bize gönderdi. İşte bizim böyle hemşehrilerimiz var." değerlendirmesinde bulundu.
Mahalle ligi düzenlediklerini ve bu kapsamda bin 200 mahalledeki çocukların aralarında maçlar yaptığını aktaran Uğur, şunları kaydetti:
"Geçen yıl 11 bin öğrenci bu lige katıldı. Yine İlkay Gündoğan bizi davet etti ve 'Dortmunt'ta misafirimsiniz' dedi. Orada çocuklar maç seyretti, kenti gezdi. Bu sene mahalle liginde 20 bin 100 çocuk oynuyor. Bu sefer de 'İlkay Londra'da olduğu için Manchester City maçına sizi götüreceğiz' dedik. Balıkesir'in her alanına dokunmaya çalışıyoruz. İlkay geldi Balıkesir'e yatırım yaptı. 'Ne oldu?' Benim 'Çocuk Köyü'ne, Fırıntaş'a harcadığım para çıktı. İş bilenin kılıç kuşananın. Bu iş böyle. Devlet veriyor ama senin de bir kabiliyetin olması lazım. İstiyoruz ki Balıkesir'i vizyon şehir yapalım, köy olmaktan kurtulsun. Balıkesir daha aydınlık yarınlara doğru gidiyor. Sahip çıkarsanız Balıkesir kurtulur."
2016'yı geride bırakırken futbol gündemine damga vuran çok ilginç caps'ler yapıldı.
Almanya Birinci Futbol Ligi (Bundesliga) takımlarından Schalke 04, İsviçre kulübü Basel'in 19 yaşındaki forvet oyuncusu Breel Embolo'yu transfer etti.
Kulüpten yapılan açıklamaya göre Schalke 04 ile Basel, Kamerun asıllı İsviçreli milli futbolcu Embolo'nun transferi konusunda anlaştı.
Schalke 04'ün 2020-2021 sezonu sonuna kadar renklerine bağladığı Embolo'nun bonservis ücretine ilişkin bilgi paylaşılmadı ancak Alman basını, İsviçre'nin 2016 Avrupa Futbol Şampiyonası kadrosunda yer alan oyuncu için Basel'e 25 milyon avro ödediğini öne sürdü.
Embolo, 2015-2016 sezonunda İsviçre Süper Ligi'ni zirvede bitiren Basel'de gösterdiği performansla birçok büyük kulübün dikkatini çekti. 19 yaşında olmasına rağmen İsviçre Milli Takımı formasını 13 kez giyen Embolo, geçen sezon Basel'de oynadığı 40 maçta 13 gol ve 9 asist üretti.
Endeks, sürekli müzayede işlemlerine ara verilen saat 13.00'e kadar, önceki kapanışa göre 950,65 puan değer kazandı. Dün, 73.599,70 puandan kapanan BIST 100 endeksi, güne 391,57 puan ve yüzde 0,53 yükselişle 73.991,27 puandan başladı. Endeks en düşük 73.991,27 puanı, en yüksek ise 74.676,67 puanı gördü.
Günün ilk yarısında mali endeks yüzde 1,19, teknoloji endeksi yüzde 0,64, hizmetler endeksi yüzde 0,88 ve sanayi endeksi yüzde 1,53 değer kazandı.
Önceki kapanışa göre günün ilk yarısında Borsa İstanbul'da işlem gören hisselerden 283'ü değer kazandı, 64'ü değer kaybetti. En çok işlem gören hisse senetleri Garanti Bankası, Akbank, Halkbank, Türk Hava Yolları ve Netaş oldu.
Altının onsu 1.170,73 dolar seviyesinde
Borsa İstanbul Tahvil ve Bono Piyasası Kesin Alım Satım Pazarında işlem gören gösterge kağıdı 11 Temmuz 2018 vadeli tahvilin, bugün valörlü işlemlerinin saat 13.11 itibarıyla basit getirisi yüzde 10,64, bileşik getirisi yüzde 10,92 seviyelerinde bulunuyor. Uluslararası piyasalarda avro/dolar paritesi 1,0763, sterlin/dolar paritesi 1,2752, dolar/yen paritesi 114,13 düzeyinde seyrediyor.
İstanbul serbest piyasada dolar 3,5130 liradan, avro 3,7820 liradan satılıyor. Uluslararası piyasalarda altının onsu 1.170,73 dolardan, Londra Brent tipi ham petrolün varil fiyatı ise 54,86 dolardan işlem görüyor.
Emrah Başsan Rize'den ayrıldı
Çaykur Rizespor'da sezon başında Galatasaray'dan kiralık olarak transfer edilen Emrah Başsan ile yolların ayrıldığı açıklandı.
Fernandao'ya Çin 2. Ligi'nden talip çıktı
Kasımpaşa maçı sonrası ani bir kararla Rize'den ayrılan Emrah Başsan için son sözü Başkan Metin Kalkavan söyledi.
Emrah Başsan'ın Rize'ye alışamadığı ve burada top oynamak istemediği belirtildi. Bu nedenle karşılıklı anlaşma neticesinde futbolcunun sözleşmesi feshedildi.
24 yaşındaki genç futbolcu bu sezon Rizespor formasıyla çıktığı 14 resmi maçta 2 gol, 1 asistlik performans gösterdi.
Bakliyat, her gün soframızda olması gerekli temel besin maddesi gruplarından biridir. Bir gün çorbası, bir gün yemeğini yiyebilir, nohut, fasulye, mercimek çeşitlerini deneyebiliriz. Yeşili, sarısı, beneklisi, siyahı, beyazı fark etmez hepsi yararlıdır. (Cnnturk. com / Murat Kınıkoğlu)
Yakınlarda yapılan bir araştırma bakliyatın et kadar doyurucu olduğunu ve tok tuttuğunu gösterdi. Minesota üniversitesi doktorları, iki gruptan birine etten yapılmış rulo köfte, diğerine aynı kaloride nohut/fasulye karışımı rulo köfte yedirdiler. Her iki köftenin de yağ miktarının ve ağırlığının aynı olmasına dikkat ettiler. Etten yapılmış rulo köftenin bir porsiyonu 26 gram protein 3 gram lif lif ihtiva ederken fasülye-nohut köftesi 17 gram protein, 12 gram lif ihtiva ediyor. Katılımcıların yemekten ne kadar sonra acıktıklarına ve bir sonraki yemekte ne kadar yediklerine bakıldı ve bakliyat köftelerinin etle eşik doygunluk verdiği tespit edildi.
Bir başka çalışmada araştırmacılar 43 katılımcıya et yemekleri, bakliyat yemekleri ve yeşil sebze ağırlıklı düşük proteinli yemekler yedirdikten sonra doyma ve tatmin derecelerini ölçtüler. Bakliyat ve yeşillik yiyenlerin en az et yiyenler kadar doyduğu ve daha iyi tatmin olduğu görüldü.
Bitkisel gıdaların uzun süre tok tutmasının nedeninin içeriğindeki lif (fiber) olduğu düşünülüyor. Bildiğiniz gibi kırmızı ette hiç lif bulunmuyor ve başta kalın bağırsak kanseri ve kalp krizi olmak üzere pek çok hastalığı tetikleyebiliyor. Et yemeden doymam diyenlere duyurulur.
Acun Ilıcalı Survivor 2017'ye katılacak ilk isimi açıkladı
Acun Ilıcalı, Survivor 2017'ye katılacak ilk ismi açıkladı. Survivor 2017'de yarışacak isimi Twitter hesabından duyuran Ilıcalı o isme "Beşiktaş'ın efsane yıldızı Survivor 2017 kadrosuna katıldı, kendisine başarılar dileriz." dedi.
Survivor 2017'nin ünlüler takımının ilk yarışmacısı Beşiktaş'ın unutulmaz oyuncularından İlhan Mansız oldu.
Acun Ilıcalı, Mansız'ın kadroya dahil olduğunu şu sözlerle açıkladı: "Beşiktaş'ın efsane yıldızı İlhan Mansız Survivor 2017 kadrosuna katıldı, kendisine başarılar dileriz."
Ilıcalı, geçtiğimiz günlerde Daniel Amokachi'yle yemek yemişti. Bu buluşma Amokachi'nin Survivor'a katılacağı iddialarını güçlendirmişti.
Çocuklar Duymasın diziyle yıldızı parlayan Furkan Kızılay'ın da Survivor 2017 için Ilıcalı ile görüştüğü öne sürüldü.
Survivor 2017 için adı geçen bir diğer isim sosyal medya fenomeni Kerimcan Durmaz olmuştu. Ancak Durmaz'ın TV 8'de bir moda programı ile anlaştığı yarışmaya katılmayacağı duyurulmuştu.
İşte geçmişten günümüze Survivor şampiyonları...
Detroit Otomobil Fuarı'nda konsept haliyle göreceğimiz 2018 model Audi Q8'in ilk resmi görselleri yayınlandı.
Dağ 2 filmine ilham veren kitap: IŞİD ve Irak
Güvenlik uzmanı Abdullah Ağar'ın "IŞİD ve Irak" kitabının sinamaseverlerin yoğun ilgisini kazanan Dağ 2 filmine ilham oldu. Dağ 2 filminin yönetmeni Alper Çağlar kitap hakkında "Bizzat barut koklamış bir yazarın, içeriğini askeri birikim, araştırma ve verilere dayandıran, bölgenin acımasız gerçekleri hakkında halkımıza kılavuz olacak bir eser" dedi.
Güvenlik uzmanı Abdullah Ağar, filmi izledikten sonra Dağ 2 filminin yönetmeni Alper Çağlar ile konuştuğunu belirterek, "Öncelikle milletin ruhuna ve moraline katkı sağlayan böyle bir filmin altına imza attığı için kendisine teşekkür ediyor, başarılarının devamını diliyorum" dedi.
Ağar, Alper'in kendisine ilk kurduğu ilk cümlenin, "Irak ve IŞİD kitabınıza olan aşkım tarif edilemez" olduğunu kaydetti. Ağar, "Konunun iyi anlaşılması için başta kendisi tüm oyuncular kitabı okumuşlar. Bölgedeki güç dinamiklerinden sahada kullanılan teknik ve taktiklere, yaşama, araçlara ve metotlara kadar" ifadesini kullandı.
Abdullah Ağar'dan saldırıyla ilgili değerlendirme
Yönetmenin kitabın kendilerine ışık tuttuğunu söylediğini belirten Ağar, filmin de halka ışık tutacağını konuştuklarını belirterek, "Kitabın ismi olan "IŞİD ve Irak - Beled el-nifak vel Şikak (İkiyüzlülüğün ve düşmanca ayrılığın diyarı)" repliği başta olmak üzere kitaptan alınan pek çok cümle filmde replik olarak kullanılmış. En çok da şu hoşuma gitti. Filmin kahramanı yarbay; 'Ankaralıyım. Hayatımda Ankara'dan sonra en çok kaldığım şehir Şırnak. Şırnak'ın içini de on gün bile görmedim. Hep dağlardaydım' gibi bir cümle sarf ediyor. Bu kitapta yazdığım, benim yaşamıma ait bir cümle, Elbette bu fedakarlık sadece bana ait değil. Dağlarda görev yapan bizler, yıllarımızı gençliğimizi dağlara gömdük. Kimimiz de oralarda kaldık.
"Bizzat barut koklamış bir yazar"
Filmin ithafında Ömer Halisdemir Başçavuşumla birlikte adı geçen Şehit Teğmen Harun Kılınç benim kardeşim, devre arkadaşım. Cudi'de şehit düştü. Gönüllü torbasından komando kurası çekmiştik. O Cudi'ye gitti ben Gabar'a. Sonra Harun timinin başında kahramanca çarpışarak Dijivar'da şehit oldu. Sonra ben Irak'ın kuzeyinde belimden vuruldum. Arada nice canlarımız silah arkadaşlarımız gitti. Filmin onları anması da vefamız, kadir bilirliğimiz adına çok önemli. Çünkü biz, onların sayesinde vatanımızda yaşayabiliyoruz" değerlendirmesini yaptı.
DAĞ 2 filminin Facebook sayfasında ise, "Filmin her aşamasında, gerek ben, gerek işini ciddiye alan oyuncular araştırma yapmamız gerekiyordu. Gerçek dünya bilgileri ile rehber olması açısından Sn. Abdullah Ağar'ın muhteşem kitabını tavsiye ederim. Bizzat barut koklamış bir yazarın, içeriğini askeri birikim, araştırma ve verilere dayandıran, bölgenin acımasız gerçekleri hakkında halkımıza kılavuz olacak bir eser. Saygılarımla, Alper" ifadeleri yer aldı.
Kırgızistan'da askeri mahkemeler kaldırıldı
Kırgızistan'da Cumhurbaşkanı Almazbek Atambayev'in onayladığı düzenlemeyle askeri mahkemeler kaldırıldı.
Kırgızistan'da Cumhurbaşkanı Almazbek Atambayev'in, askeri mahkemelerin kaldırılmasını öngören kanun değişikliğini onayladığı belirtildi.
Açıklamada, Atambayev'in yargı reformlarını yürütmek üzere verdiği talimatını yerine getiren Cumhurbaşkanlığı Yargı Reformu Konseyi'nin uzman çalışma grubu ile aldığı kararda, adaletin verimliliğini ve kalitesini artırmak ve mahkemelerdeki kadroların, mali ve teknik donanımının iyileştirilmesi için askeri mahkemelerin kaldırılması gerektiğinin vurgulandığı anımsatıldı.
İstanbul'da 24 Şubat 2012 tarihinde düzenlenen "Yolsuzlukla Mücadele Konferansı"nda, askeri mahkemelerin kaldırılması ve buradaki davaların başka mahkemelere verilmesiyle ilgili, Kırgızistan'a doğrudan tavsiyelerde bulunulduğu belirtildi.
Yürürlüğe giren yasal düzenlemede, askeri mahkemelerdeki personelin yerel mahkemelere geçeceği kaydedildi.
Geçtiğimiz hafta 3,40'ın altını gördükten sonra yukarı yönlü hareketlenen dolar/TL kuru, üçüncü çeyrekte Türkiye ekonomisinin daraldığı verilerine açıklanmasıyla 3,54'ü aştı. Dolar kapanışa doğru kademeli olarak geriledi ve piyasaların kapandığı dakikalar 3,48 liranın altını gördü.
Haftaya primli başlayan dolar/TL, 3,50'nin üzerinde hızlanan yükselişi ile 3,5464'e kadar çıktı. Dolar gün ikinci yarısında kademeli olarak geriledi ve 3,50 liranın altına indi.
Piyasaların kapandığı dakikalarda dolar/TL kuru 3,4780 liradan euro/TL 3,6980 liradan alıcı buluyor.
Geçen hafta, üst üste 6 hafta süren yükseliş trendini sonlandırandolar/TL, haftalık bazda yüzde 0,87 değer kaybederek 3,4871'den kapanmıştı.
Avrupa Merkez Bankasının (ECB) kararları ile geniş bant içinde dalgalıbir seyir izleyen döviz kurlarının, bu hafta ABD Merkez Bankası (Fed) veİngiltere Merkez Bankasının (BoE) faiz kararlarına odaklandığı belirtiliyor. Dolar/TL yeni haftaya artışla başladı ve açıklanan büyüme verisininbeklentilerin altında kalmasının ardından hızlanan yükselişi ile 3,5474'ü gördü.
Fed'in faizleri 25 baz puan artırmasını, BoE'nin ise faizdeğişikliğine gitmeyeceğini tahmin eden analistler, Fed üyelerinin 2017 yılınailişkin öngörüleri ve Fed Başkanı Janet Yellen'ın açıklamalarının piyasaların enönemli gündemi olacağını dile getirdi.Analistler, teknik açıdan dolar/TL'de 3,5620'nin direnç konumundaolduğunu, 3,5000 ve 3,4770 seviyelerinin ise destek konumuna geldiğini kaydetti.
Piyasalar Fed'in kararını bekliyor
Küresel piyasalar, ABD Merkez Bankasının (Fed) çarşamba günü açıklanacak kararlarına odaklandı. Küresel piyasalar, geçen hafta Avrupa Merkez Bankasının (ECB) beklentiler doğrultusunda faizleri sabit tutmasına karşın 2017 yılına ilişkinvarlık alım programında yaptığı değişikliğin ardından dalgalı bir seyir izlerken, bu hafta Fed ve İngiltere Merkez Bankası (BoE) kararlarının yatırımcıların en önemli gündemi olacağı belirtiliyor.
ECB, geçen hafta gerçekleştirilen toplantısında beklentiler doğrultusunda faizlerde değişiklik yapmazken mevcut varlık alım programına Mart 2017'ye kadar aylık 80 milyar euroluk, Nisan 2017'den Aralık 2017'ye kadar da aylık 60 milyar euroluk dilimler halinde devam etme kararı aldı. Kararlar ve ECB Başkanı Mario Draghi'nin açıklamaları piyasalarda "güvercin" olarak algılanırken, euro/dolar paritesi 1,0870 seviyesinden 1,0530'a kadar geriledi, borsalar yükseldi.
ABD'de cuma günü New York borsaları ortalama yüzde 0,6 değer kazanarak tarihinin en yüksek seviyelerine çıkarken, Avrupa borsaları da haftalık bazda yüzde 6'yı aşan getirileri ile öne çıktı. Analistler, bu hafta çarşamba günü Fed ve perşembe günü BoE'nin kararlarının piyasanın en önemli gündem maddeleri olacağını belirterek, artan dolar talebi ve faizlerdeki yükselişin sürüp sürmeyeceğinin de takip edileceğini kaydediyor.
Rota virüsüne dikkat
Hatay Halk Sağlığı Müdürü Dr. Bayram Kerkez, 2 yaş altı çocuklarda kış aylarında sıklıkla görülen 'rota virüsüne' karşı aileleri duyarlı olmaya davet etti.
2 yaş altı çocuklarda ishalin en yaygın sebebi olarak rota virüsünün bulunduğuna dikkat çeken Dr. Bayram Kerkez, "Rota virüs, 2 yaş altı çocuklardaki akut ishallerin en sık nedenlerinden biridir. Tüm dünyada yaygın olarak görülür, ılıman iklimlerde ve kış aylarında salgınlar yapar.
Hastaneye ishal nedeniyle yatırılan 5 yaşın altın virüsü kaynaklıdır. 3 ay - 2 yaş arası daha ağır seyreder, hızla sıvı kaybına yol açar, yeterli şekilde tedavi edilmezse çok ciddi hasarlara ve ölüme neden olabilir.
Rota virüsü enfeksiyonuna özellikle iyi beslenemeyen çocuklarda rastlanmaktadır. Tüm dünyada her yıl milyonlarca kişide görülen Rota virüsü, çocukluk çağındaki ishalin en önemli nedenidir" dedi.
Virüs kolay bulaşıyor
Hastalığın çok kolay bir şekilde bulaşabildiğine değinen Kerkez, "Rota virüs, mide-bağırsak sisteminin viral bir enfeksiyonudur. Hasta kişinin dışkısıyla atılır ve bu dışkı ile temas eden kişiler elleriyle mikrobu başkalarına taşır.
Virüsü ağız yolu ile alan kişilerde genellikle 3 gün içinde hastalık bulguları ortaya çıkar. Çocuklar, virüsü hastalık bulguları henüz ortaya çıkmadan bulaştırmaya başlarlar.
Virüs ayrıca hastanın dışkısıyla kirlenmiş eşyalarla da sağlam kişilere taşınır. Rota virüs dış ortama dayanıklıdır, 70 derece üzerinde ısıtma ile ölürler.
İkinci gün kusma azalırken yoğun ishal başlar; yeterli sıvı verilmezse küçük çocuklar hızla kötüleşebilir.
İlk bulgu sıklıkla kusma ve ateştir. Kusma başladıktan sonra bir hafta içinde sulu ishal başlar ve kramplara bağlı karın ağrısı da olur. Çocuğu bir hayli huzursuz eden bu süreç, 3-10 gün sürebilir.
En sık hastane yatışına neden olan enfeksiyon
Burun akıntısı, öksürük ve inatçı yüksek ateş de görülebilir. Kuluçka süresi 1-3 gün arasındadır. İlk geçirilen enfeksiyon en ağır seyirli olandır, tekrarlayan enfeksiyonlarda seyir daha hafif olur. Özellikle süt çocuklarında kusma ve ishalin neden olduğu dehidrasyon (aşırı susuzluk) gelişebilir. İleri derece sıvı kaybı, böbrek yetmezliğine hatta ölümlere bile sebep olabilir.
5 yaşına kadar çocukların neredeyse tamamının rota virüs ile tanıştığını kaydeden Kerkez, "Rota virüs, 2 yaş altı çocuklardaki akut ishallerin en sık nedenlerinden biridir. Tüm dünyada yaygın olarak görülür, ılıman iklimlerde ve kış aylarında salgınlar yapar.
Küçük çocuklardaki ishal nedenleri arasında en sık hastane yatışına neden olan enfeksiyondur. 3 ay - 2 yaş arası daha ağır seyreder, hızla sıvı kaybına yol açar, yeterli şekilde tedavi edilmezse çok ciddi hasarlara ve ölüme neden olabilir.
Ford Otosan mühendislik ihracatının da lideri oldu
törünün Ar-Ge öncüsü Ford Otosan, Türkiye İhracatçılar Meclisi tarafından bu yıl ilk kez düzenlenen "Türkiye'nin 500 Büyük Hizmet İhracatçısı" araştırmasında, 2015 yılında gerçekleştirdiği 80 milyon dolarlık mühendislik ihracatıyla Türkiye'nin lider kuruluşu seçildi.
Ford Otosan, son 5 yılda Türkiye'den dünyaya 320 milyon doların üzerinde mühendislik ihracatı gerçekleştirdi. Ford Otosan'ın bugün sahip olduğu yüksek mühendislik seviyesi, Ford Otosan'ı ihracat liderliği ve Türkiye'nin en büyük 2. sanayi şirketi konumuna taşırken, aynı zamanda sektörün patent lideri unvanını da kazandırmış durumda.
Ford Otosan Genel Müdürü Haydar Yenigün, mühendislik ihracatı liderlik ödülüyle ilgili "Türkiye otomotiv sektörünün en büyük Ar-Ge yapılanmasına sahip şirketi olarak, sadece ürün değil aynı zamanda mühendislik ihracatı ile de ülke ekonomisine katkı sağlıyoruz. Neredeyse kuruluşumuzdan bu yana gerçekleştirdiğimiz mühendislik çalışmalarımızla yerel ve global anlamda büyük başarılara imza attık. Ford Otosan olarak, kendi ürettiğimiz ürünlerin yanı sıra Ford'un global ürünlerinin geliştirilmesinde de önemli rol oynuyoruz. Ford'un ağır ticari araçlar ve ilgili dizel motor ve motor sistemleri için küresel mühendislik merkeziyiz. Ford'un global tüm hafif ticari ve binek araçlarının, başta dizel olmak üzere, motor ve güç aktarma sistemlerinin tasarım ve mühendisliği için destek merkezi konumundayız. Geçmiş yıllarda teknoloji ithal ederken, bugün yüksek Ar-Ge yeteneğimiz ile teknoloji ihraç ediyoruz. Dünyanın en büyük kamyon pazarı olan Çin'de, Ecotorq motorlarının üretimi için JMC firması ile motor dahil olmak üzere komple kamyon üretimi için teknoloji lisans anlaşması imzaladık. Yüzde 100 yerli mühendislik gücü ile geliştirilen çekici, kamyon ve Ecotorq motorlarımız Çin pazarı için Çin'de üretilecek ve satılacak. 1.500 Ar-Ge mühendisimizle, sadece Türkiye'de değil, tüm potansiyel ihracat pazarlarında rekabet edecek ürünler sunabilmek için ileri teknolojiler üzerinde çalışıyoruz. İhracat ve Ar-Ge gücümüzle Türkiye ekonomisine katkımızı sürdürmeye devam edeceğiz." dedi.
Bacağımıza neden kramp girer ve bundan nasıl kurtulabiliriz?
Hayatında kramp acısı yaşamamış insan muhtemelen yoktur. Çünkü kramp, tıpkı herhangi bir hareket yaparken kaslarımızın kasılması gibidir. Tek farkı bu kasılmaların istemsiz olması ve şiddetli ağrı yaratması. Öncelikle krampın nasıl bir kasılma durumu olduğunu, ardından da bu kasılmaları nasıl önleyebileceğimizi görelim.
Kramp, istemsiz kas kasılmaları
Bilinçli kasılmalarda, beyin kaslara gevşeme sinyali gönderirken istemsiz kasılmalarla ortaya çıkan kramp durumunda bu sinyaller bilinçli hareketlerde olduğu kadar kesin değildir. Bu da ağrı ve kasılma süresinin uzamasına neden olur.
Kas sertleşmesi gözle görülür
Kramp giren kasta gözle görülebilen ya da dokununca hissedilebilecek şekilde sertleşme söz konusudur. Kramplar birkaç saniye sürebileceği gibi birkaç dakika da sürebilir. Sürenin uzaması acıyı ciddi oranda artırır.
Genellikle ayak ve bacakta görülür
Hareketi sağlayan her kasa kramp girebileceği gibi en çok ayak ve bacakta görülür.
Kasların yoğun şekilde kullanılması ve dinlenmeye, gevşemeye fırsat verilmemesi halinde ağrı ve yorgunluk hissini kramp takip edebilir. Bunun yanı sıra alışılmadık bir pozisyonda uzun süre oturmak ya da bacağı öyle bir şekle sokmak da kramp girmesine sebep olabilir.
Herhangi bir aktivite nedeniyle terleyerek su kaybeden vücuda yeterli su takviyesi yapılmaması krampın yaz aylarındaki en büyük sebebidir. İdrar sökücü ilaç ya da sıvı kullanımı sonrası su tüketilmesi çok önemli.
Kasılan kası daha fazla germek ya da esnetmek genelde işe yarar. Bunun dışında elle hafifçe masaj yapmak ya da kramp giren bölgeyi sallamak da sık kullanılan yöntemlerdir. İmkanınız varsa sıcak bir duş ya da bu şoku uygulamak da tercih edilebilir.
Günlük rutinlerinizi gözden geçirin
Eğer tüm gün oturarak çalışıyorsanız ya da egzersiz yapacağınız zaman kasları yeterli ölçüde esnetmiyorsanız kramp kaçınılmaz olabilir.
Günde en az 6-8 bardak su tüketimi kan akışını ve kasların gevşemesini sağlayabilir.
Gece, vücudunuzun rahatça hareket edebileceği şekilde çarşafın gergin olması gerekir.
Çok sık kramp giriyorsa doktora danışın
Kramp önleme yöntemlerini denediğiniz halde bir sonuca varamıyorsanız doktorunuzla görüşmenizde fayda var.
İngiltere Premier Lig'in 20. haftası Sunderland - Liverpool maçı ile devam ediyor. Bu yıl Jürgen Kloop yönetiminde ortaya koyduğu futbolla beğeni toplayan Liverpool, bu akşam Sunderland deplasmanına konuk olacak. Saat 18.00'de başlayacak mücadele Smart Spor'da canlı yayınlanacak. Stadium of Light'ta oynanacak karşılaşmada hakem Anthony Taylor düdük çalacak.
Jürgen Kloop ile farklı bir kimliğe bürünen Liverpool, bu sezon zirve yarışında iddiasını koruyor. Özellikle Mane, Lallana, Firmino, Coutinho gibi isimlerin skora katkı sağladığı Liverpool, son 4 lig maçından galibiyetle ayrıldı, son 5 maçında ise yenilmedi.
Diğer yandan Sunderland ise David Moyes ile yoluna devam ederken, hızla ligin dibine doğru sürükleniyor. Son iki maçını kaybeden Sunderland, son 5 maçında ise 4 yenilgi, 1 galibiyet aldı. Son iki maçında kalesinde 7 gol gören Kırmızı Beyazlılar, rakip ağları ise sadece 2 kez havalandırabildi.
Avrupa Uzay Ajansının (ESA) Rosetta uzay aracının Jüpiter'in uydusu 67P/Churyumov-Gerasimenko'nun yüzeyine yaptığı "intihar dalışı" internette yılın en fazla izlenen canlı yayını oldu.
ESA'nın, Rosetta'nın 12 yıllık misyonunun son anlarını kayda geçiren 30 Eylül'deki yayın, topladığı 4,1 milyon izleyiciyle canlı yayın platformu Livestream'de 2016 yılında 10 milyondan fazla görüntü arasında birinci sırada yer aldı.
Yine ESA'nın Mars keşif aracı Schiaparelli'nin 16 Ekim'de yörüngeye hareket etmek için ana gemiden ayrıldığı anlar, 2,8 milyon seyirciyle en çok izlenen 4. canlı yayın oldu.
Bilim kategorisinde en fazla izlenen ilk beş yayının tamamının uzay uçuşlarıyla ilgili olduğu görüldü.
2004 yılında uzaya fırlatılan Rosetta, 67P uydusuna 2014 yılında ulaşmış ve uydu yörüngesine yerleşen ilk uzay aracı olmuştu. Araç, aynı yıl kasım ayında Philae keşif aracını uydunun yüzeyine indirerek bir başka ilke imza atmıştı.
Schiparelli ise ana gemiden ayrılışından üç gün sonra kontrolden çıkıp Mars yüzeyine çakılmış ve keşif yolculuğunu erken bitirmek zorunda kalmıştı.
Bakırköy'de hastane arazisi ihaleye çıkıyor
Bakırköy eski Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin bulunduğu 5 bin 250 metrekare arsa alanı ihaleye çıkıyor. Emlak Konut GYO tarafından 25 Şubat' ta yapılacak ihale için Bakırköylüler tepkili. Çevrede tek SSK hastanesinin sağlık amaçlı değil de AVM yapılacak olması tepkileri artırıyor.
Plan değişti ticaret alanı oldu
Radikal'de yayınlanan habere göre, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Bakırköy Yenimahalle'de bulunan hastane için plan değişikliğine giderek bölgeyi ticari alana çevirdi. Ticaret fonksiyonu getirilen yeni planla 5 bin 250 metrekarelik parselde iş merkezleri, ofis, büro, çarşı, çok katlı mağazalar, katlı otoparklar, alışveriş merkezleri, otel gibi konaklama tesisleri, lokanta, gazino, düğün salonu gibi ticaret ve hizmet fonksiyonlarına ilişkin yapılar inşa edilebilecek. Birden farklı fonksiyon bir arada yer alabilecek. Bölge için hazırlanan Ticaret Amaçlı 1/5000 Ölçekli Nâzım İmar Planı ve 1/1000 Ölçekli Uygulama İmar Planı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 20 Mart 2014 tarihinde onaylandı. 1,5 emsal ile 6 kat yükseklik getirilen arsaya 7 bin 792 metrekare inşaat alanı hakkı tanındı. Perşembe günü iki oturum halinde yapılacak ihalede birinci oturumda kapalı zarf usulü teklifler alınacak. İkinci oturumda ise pazarlık - açık artırma yapılacak.
Bugünkü İstanbul Caddesi üzerinde, Bakırköy Lisesi'nin hemen yanında yer alan eski hastanenin yerinde Ayios İoannes Prodromos, yani Vaftizci Yahya'ya adanmış bir kilise olduğu kaynaklardan biliniyor. Hastane yıkıldıktan sonra alttan bu kiliseye ait temellerin çıkabileceği ileri sürülüyor. Ünlü azizin kilisesinde omphalion adı verilen, bugün Ayasofya'da gördüğümüz, renkli mermer bloklardan oluşmuş kralların taç giyme yeri bulunduğu, dört ya da beş Bizans imparatorunun bu kilisede taç giydikleri düşünülüyor. Hatta Topkapı Sarayı'nın Hazine Dairesi'ndeki Vaftizci Yahya'ya ait kafatası ve kolun orijini bu kiliseden geldiği kaynaklarda söz ediliyor. Dolayısıyla burada yapılacak hafriyatta mutlaka arkeolog gözetimi olması gerekiyor. Yeraltına inildiğinde her an bir kültür varlığına rastlamak mümkün.
64 yıllık bina
Bakırköy Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi SSK Sultanahmet Hastanesi Hariciye ve Nisaiye Servisi adı ile 01.09.1952 tarihinde faaliyete geçti. Sultanahmet Hastanesi'nin Hariciye Servisi'nin SSK İstanbul Hastanesi'ne devredilmesinden sonra, 1959 tarihinden itibaren Bakırköy Doğumevi ve Dispanseri Başhekimliği adı altında bağımsız bir birim oldu. Hastanenin yatak sayısı 28 Ocak 1986 tarihinden itibaren Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı tarafından 800'e çıkarıldı. Hastanenin ismi SSK Bakırköy Doğumevi ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi Baştabipliği olarak değiştirildi. Hastane ek tesisleri ile birlikte 21 Haziran 1986 tarihinde dönemin Başbakanı Turgut Özal tarafından açıldı. 2005 tarihi itibari ile hastane Sağlık Bakanlığı'na devredildi.
Türkiye'nin ham petrol ithalatı düştü
Türkiye'nin ham petrol ithalatı ekimde geçen yılın aynı ayına göre yüzde 6,2 azalarak 2 milyon 146 bin 526 ton olarak gerçekleşti.
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun (EPDK) "Aylık Petrol Piyasası Sektör Raporu"na göre, ekimde Türkiye'de toplam rafineri petrol ürünleri üretimi yüzde 2,2 azalarak 2 milyon 550 bin tona geriledi.
Ekimde motorin türleri üretimi geçen yıla göre yüzde 9,04 artışla 931 bin 193 ton oldu, benzin türleri üretimi ise yüzde 7,07 azalarak 423 bin 933 tona düştü.
Söz konusu ayda toplam petrol ürünü satışları yüzde 6,15 artışla 2 milyon 410 bin tona yükseldi. Benzin türleri satışları yüzde 4,6 artarak 182 bin 179 tona, motorin türleri satışları ise yüzde 7,5 yükselerek 2 milyon 51 bin tona çıktı.
Türkiye'nin toplam ham petrol ithalatı ekimde geçen yılın aynı ayına göre yüzde 6,2 azalışla 2 milyon 146 bin 526 ton oldu. Motorin türleri ithalatı yüzde 0,58 azalarak 970 bin 295 tona düşerken, havacılık yakıtları ithalatı yüzde 153,1 artışla 12 bin 323 ton olarak gerçekleşti.
Ekimde benzin türleri ihracatı yüzde 32,77 azalışla 200 bin 688 tona düştü, motorin türleri ihracatı yüzde 221,5 artışla 7 bin 73 tona ulaştı. Havacılık yakıtları ihracatı ise yüzde 4,06 azalarak 317 bin 191 tona geriledi.
Türkiye bir hukuk devleti ise, adli soruşturmayı "bağımsız ve tarafsız" savcılar yapacak, hiç kimse onlara müdahale edemeyecektir.
Türkiye demokratik bir devletse, haklarında yolsuzluk ve rüşvet iddiaları bulunan bakanların Yüce Divan'a gidip gitmemesine Meclis karar verecektir. Bunun için Meclis'te "adeta savcı gibi" çalışan bir soruşturma komisyonu kurulacaktır. Bu yönde iktidar ve muhalefet tarafından verilen önergeler kabul edildi.
Fakat maalesef iyi yürümüyor.
Komisyon gecikiyor
Meclis Soruşturma Komisyonu "adeta savcı gibi" çalışacağı için, partilerin komisyona vereceği üyeler hakkında İçtüzük bazı şartlar arıyor: İlgili bakanların akrabası olmamak... İlgili bakanların suçlu ya da suçsuz olduğuna dair önceden beyanda bulunmamak... Ve bir de soruşturma önergesini imzalayarak bir bakıma ihsas-ı rey'de bulunmamış olmak...
Bu kurallar, siyasetçilerden oluşacak komisyon için konulmuş "tarafsızlık" hükümleridir.
AKP'nin 27 aday göstermesi, bunların içinden 9'unun komisyona seçilmesi gerekiyordu, AKP bugüne kadar üye bildirmedi! AKP baştan beri bu soruşturmalara "paralel darbe" dediği gibi, adli soruşturma olarak da gündemde yer almasını istemiyor.
Muhalefetin durumu
Muhalefetin hukuk bürolarının iyi çalışmadığını öteden beri düşünüyorum. 17 Aralık ve 25 Aralık soruşturmaları konusunda muhalefet daha önce soruşturma önergeleri verebilirdi. Öyle yapsaydılar bugün soruşturma komisyonu kurulmuş, çalışmalarına başlamış olabilirdi.
Komisyonda bulunacak 4 CHP'li üye için bu partinin 12 aday bildirmesi gerekiyor. Bildirmiş fakat bunlardan 9'u, yukarıda saydığım niteliklere sahip değiller. TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in uyarısı üzerine CHP'nin süratle yeni birkaç isim bildirmesi gerekiyor.
Her ateşkes aslında kendi sonunu da beraberinde getirir. Bir kez ağızdan çıktı mı durum vahim. Taraflar bir tarih belirler onun için. Ama eğer o tarihe biraz uzun bir zaman varsa yandık. Herkes o ana kadar safları sıklaştırma derdine girişir.
Ateşkes denildi, Rusya bombardımanı artırdı
Durum Suriye'de de benzer. Sahaya şöyle bir baksanıza... Rusya bombardımanını şiddetlendirdi. Aslında net üç amaçları var. Muhaliflerin Türkiye sınırıyla olan bağlantılarını kesmek bunların başında. Diğeri ise Suriye'nin savaş öncesi en büyük kentlerinden Halep'i kuşatmak. Bir de YPG mevzuu var tabii. Rusya havadan destek veriyor onlara. Türkiye'nin bu konuda tutumu net. Ankara'ya göre PKK'nın Suriye kolu YPG, ateşkes öncesi alabileceği kadar toprak alma derdinde. Silahların susması, ateşin kesilmesi mi? Sanki 'O da ne ki' havasındalar.
Ateşkese geçen hafta karar verilmişti
Almanya'nın Münih kentinde Suriye'deki iç savaşta söz sahibi olan tüm ülkeler toplandı geçen hafta. Mülteci krizi kendi kapılarına dayanınca bir süredir ülkeler zaten daha istekli savaşı sona erdirmek için. Yine öyle oldu. Rusya'dan gelen teklif kabul gördü. Amerikan Dışişleri Bakanı John Kerry ve Rus mevkidaşı Sergey Lavrov 11 Şubat'ta kameraların karşısına beraber geçti. Bir hafta içinde ateşkesin başlaması konusunda uzlaştıklarını duyurdu. Rus Dışişleri Bakanlığı'na göre o anlaşma bugün (17 Şubat) itibariyle uygulanmaya başlandı. Ateşkes için de Rus ve Amerikan tarafları 19 Şubat Cuma günü bir kez daha bir araya gelecek.
Başlayana kadar savaş şiddetlendi
Ateşkes anlaşması geldi gelmesine ama öncesinde kan gölüne döndü ortalık. Rusya Suriye'nin kuzeyinde şehirleri, hastaneleri, okulları bombaladı. Sadece 15 Şubat Pazartesi günü 50'den fazla sivil can kaybı yaşandı. Savaş suçu tartışması sürerken ABD'den de benzer bir 'hata' geldi. Onlar da Haseke'de fırını vurdu. 15 kişi öldü. Ruslar bombardımanlarıyla YPG'nin önünü açarken kara harekâtı olasılığı da daha yüksek sesle dillendirilmeye başlandı.
Silahlar susacak ama kime karşı?
11 Şubat'ta varılan ateşkes anlaşmasının iki yumuşak karnı vardı. Birincisi bahsettiğim taraflara verdiği bir haftalık 'vurmaya devam edebilirsiniz' süresi. İkincisi ise çok daha derin. Anlaşmada önemli bir nüans var. Ateş kesilecek belki evet ama Rusya ve Suriye terörle mücadeleye devam diyor. Yani ateşkes IŞİD ve El Kaide bağlantılı Nusra Cephesi'ne karşı silahların susmasını kapsamıyor. Ee, Rusya zaten Suriye'nin kuzeyinde de IŞİD'le mücadele ettiğini iddia ediyor. O zaman önümüzdeki dönemde "Ne değişecek?" sorusunu sorma hakkımız doğuyor.
YPG ateşkes öncesi muhaliflere saldırıyor
Durum YPG için de aynı. Şu anda muhaliflerin elindeki topraklara saldırıyorlar. Tel Rıfat'ı alıp Azez'e doğru ilerliyorlar. Silahlar susup ateşkes başladığında muhalifleri vurmaları anlaşma dışı olacak. Ama durum IŞİD için aynı değil. YPG zaten karada IŞİD'le mücadele eden en etkin güç olarak görülüyor. Bu nedenle de IŞİD topraklarına saldırmaya ve genişleme politikası izlemeye devam edebilecek YPG. Yani isterlerse o Türkiye'nin meşhur kırmızı çizgisine yani Fırat Nehri'nin batısına bile saldırabilecekler. Fakat eğer YPG terör örgütü olarak kabul edilmezse, onları vurmak ateşkesi ihlal anlamına gelecek. Bu kez Türkiye zor durumda kalacak. Anlayacağınız Suriye'deki denklem ateşkesle daha da karışacak.
iPhone 7'nin fiyatından şikayet edenler için alternatif akıllı telefonlar
Eğer Apple'ın yeni tanıttığı akıllı telefonların fiyatları size yüksek geliyorsa sizin için hazırladığımız iPhone 7 ve iPhone 7 Plus alternatifi akıllı telefonlar listemiz göz atmanızı öneriyoruz.
iPhone 7'nin fiyatından şikayet edenler için alternatifler
Apple'ın fiyat politikasını yüksek bulanlar için hazırladığımız iPhone 7 ve iPhone 7 Plus alternatifi akıllı telefonlar listemizde yer alan telefonların fiyat açısından daha uygun değerlere sahip olduğunu göreceksiniz. Listemizdeki tüm akıllı telefolar Android işletim sistemine sahip ve performans açısından iPhone 7 ve iPhone 7 Plus 'dan geri kalmayacak nitelikte. Listemize ilk sıradaki ürünle başlıyoruz. Eğer listemizde göremediğiniz ve sizin başka iPhone 7 ve iPhone 7 Plus alternatifi akıllı telefon tercihiniz varsa bizimle paylaşın.
Geçtiğimiz dönemde batarya sorunlarıyla savaşan Samsung'un akıllı telefonu Galaxy Note 7 Android telefonlar arasındaki en iyi akıllı telefon olma unvanını yine de koruyor. Samsung sorunsuz modellerin satış ve dağıtımına başlamış durumda. 5.7 inç ekrana sahip ürünün mobil HDR özelliği göz kamaştırıcı. Ayrıca suya karşı koruma özelliğinin de güçlü olduğunu söylememizde fayda var. Samsung Galaxy Note 7 eski modellerde olduğu gibi S-PEN kalem ile birlikte geliyor. 4 GB bellek ile birlikte gelen ürünün iPhone 7 Plus'dan daha hafif ve daha ince olduğunu da belirtmemizde fayda var. Ekran boyutlarının aynı olması da cabası. Samsung Galaxy Note 7 fiyatı: 3599 TL ( Türkiye'de 3099 TL'ye kadar bulmanız mümkün)
HTC'nin son amiral gemisi HTC 10 firma tarafından en avantajlı akıllı telefon olarak satışa sunulmuş durumda. HTC 10'nun 5 megapiksel ön ve 12 megapiksel arka kamerasının performansı ise tartışılmaz bir gerçek. Bu iki kameranın da optik resim sabitleyiciye sahip olduğunu belirtmemizde fayda var. 5.2 inç ekrana sahip olan ürünün üzerinden Android Marshmallow sürümü bulunmakta. 4 GB bellek ile gelen ürünün depolama bölümü için 32 GB ve 64 GB'lık seçenekleri bulunuyor. HTC 10'un gri, altın sarısı ve gümüş renk seçenekleri de bulunmakta. Ayrıca HTC 10'un batarya performansının da beklentileri aştığını söylemeliyiz. Ürün 2 gün batarya ömrüne sahip. HTC 10 fiyatı: 2999 TL ( Türkiye'de 2599 TL'ye kadar bulmanız mümkün)
Modüler telefonlara iyi bir örnek olan LG'nin G5 adlı amiral gemisinin sahip olduğu iki kamerasının performansının başarılı olduğunu söyleyebiliriz. 8 megapiksel ve 16 megapiksel çönürlüğe sahip olan kameralar ile 135 derece geniş açılı fotoğraf çekmeniz mümkün. Değiştirilebilen modüller sayesinde LG cam Plus eklentisi ile kamera ve ses performansınızı arttırmanız mümkün kılınmış. iPhone 7 Plus alternatifi LG G5 gümüş, koyu gri, altın sarısı renkler ile satışa sunulmuş durumda. 4 Gb bellek ve 32 gb depolama alanına sahip olan akıllı telefon iPhone 7 ve iPhone 7 plus karşısında iyi bir alternatif oluşturuyor. LG G5 fiyatı: 2799 TL ( Türkiye'de 1799 TL'ye kadar bulmanız mümkün)
Huawei P9
Huawei'nin amiral gemisi ise tıpkı iPhone 7 Plus'da olduğu gibi iki adet arka kameraya sahip. Huawei bu akıllı telefon üzerinde Leica lensler kullanmış durumda. İki lensden biri renkli ve diğeri ise monochrome çekim yapıyor. Bu 12 megapiksel kameralar sayesinde çekilen fotoğrafın keskinlik, derinlik ve kontrastı hesaplanarak kullanıcıya daha iyi bir sonuç sunuluyor. Huaawei P9 52 ve P9 Plus 5.5 inç ekran büyüklüğüne sahip. Ürün Koyu giri, gümüş, altın sarısı ve beyaz renlerde satışa sunulmuş durumda. Alüminyum malzemeden üretilmiş akıllı telefonun kasasına ek olarak ürünün parmak izi okuyucusu da bulunuyor. 3 Gb bellek ve 32 gb depolama alanına sahip olan P9'un aksine P9 Plus 4 GB bellek ve 74 GB depolama alnına sahip. Huawei P9 fiyatı: 2399 TL ( Türkiye'de 1749 TL'ye kadar bulmanız mümkün)
Sony Xperia XZ
Sony'nin Eylül ayı başında gerçekleştirilen IFA fuarında tanıttığı akıllı telefonu Xperia XZ 23 megapiksel çözünürlüğe sahip kamerası ile dikkatleri üzerine çekmiş durumda. Bu yüksek çözünürlükle kamera ile 4K video kaydetmeniz mümkün. Ayrıca ürünün ön bölümünde 13 megapiksellik özçekim kamerası da bulunmakta. 5.2 inç ekrana sahip Sony Xperia XZ'nin 3 GB belleği mikroSD kart okuyucusu da bulunmakta. Android Marshmalloe sürümü ile birlikte gelen akıllı telefonun fiyatı ise henüz belli değil. Ürünün önümüzdeki haftalarda satışa çıkması bekleniyor. Sony Xperia XZ fiyatı: Henüz belli değil.
Japon teknoloji devi Sony, 2017 yılında Playstation platformuna çıkaracağı oyunların tanıtım videosunu yayınladı. Sony Interactive Entertainment Playstation 4 oyun konsoluna çıkaracağı oyunlar hakkında yayınladığı videoya haberimizden ulaşabilirsiniz.
Ocak 2017 PlayStation Plus Oyunları Açıklandı
2017 yılına sayılı günler kala Sony, yılın ilk ücretsiz oyunlarını açıkladı. Day of the Tentacle Remastered ve This War of Mine: The Little Ones gibi oyunları ücretsiz olarak verecek firma PS4'e verdiği önemi burada da göstermiş oluyor.
Her zaman olduğu gibi PlayStation 4 konsoluna 4 oyun verecek olan firma bu kez PS Vita içinde aynı şeyi yapacak. Geçtiğimiz aylara kıyasla daha iyi denilebilecek oyunlar sunacak olan Sony, her ne kadar birçok kullanıcı barındırsa da, şikayetlerden kaçamıyor. Aşağıdan tam detaylı listeyi inceleyebilirsiniz.
Hamur işlerinin vazgeçilmez süs malzemesi çörek otunun faydaları anlatmakla bitmez. Başta Türkiye olmak üzere, bütün ülkelerde bitkisel tedavi amacıyla kullanılır. Bu faydalı bitki Afrika'nın kuzeyinde, Hindistan'da, Avrupa'da, Amerika'da ve ülkemizde yetişir. Karbonhidrat, bitkisel yağ ve protein bakımından çok zengin olduğu için birçok derde devadır dersek yalan olmaz. (Dilara Koçak - Milliyet)
Çörek otunu sadece hastalandığınız zaman değil, iyi hissettiğinizde de koruyucu olarak tüketebilirsiniz. Bazı çalışmalara göre, çörek otu tüketimi başta bağışıklık sistemi olmak üzere solunum yolları, kanserler, diyabet, romatizma ve mide hastalıklarına karşı koruyucu etki gösteriyor. Ayrıca depresyon ve anksiyete gibi rahatsızlıkları önleyebileceği bildiriliyor.
Tip 2 Diyabet:
Araştırmalar, günlük 2 gram çörek otu tüketiminin insülin direncinde azalma, açlık kan şekerinde denge sağladığını gösteriyor. Ayrıca pankreastaki diyabetten sorumlu beta hücrelerinin de çalışmasını olumlu yönde etkiliyor.
Medical Science Monitor'da yayımlanan bir çalışmada, geleneksel tedaviye direnen çocukların nöbet sıklığının azalmasında çörek otunun etkili olduğu saptandı. Çörek otunun anti - konvülsif (istek dışı kasılmaları önleyen) etkileri olduğu bildirildi.
Kolon kanseri:
Çalışmalar, çörek otunun özellikle kolon kanseri hücrelerinin büyümesini engelleyerek anti - kanserojen etki gösterdiğini söylüyor. Fareler üzerinde yapılan başka bir çalışmada da hiçbir yan etki görülmeden çörek otunun kolon kanseriyle savaşabileceği bulundu.
Antibiyotiğe dirençli enfeksiyon: Pakistan Lahore sağlık Bilimleri Üniversitesi'nde yapılan çalışmalar sonucu çörek otunun antibiyotiğe direnç gösteren ve ölümcül sonuçlar doğurabilen enfeksiyona (MRSA) karşı olumlu etkileri olabileceği bulundu.
Kalp sağlığı:
Köln her şeyi değiştirdi
Yeni yıla girerken Almanya'da o meşhur Köln Katedrali önündeki kutlamalar sırasında yaşanan taciz vakaları malum şikayetlerle ortaya çıktı. Önce 90, sonra 140, sonra bir anda 500'ü aştı "taciz edildim" diyenlerin sayısı.
Şüpheliler Afrika ve Ortadoğu kökenliydi polise göre. Alman medyası da bir süre sessiz kaldı. "Şimdi haberi verirsek ırkçı damarı tetikleriz" korkusuyla. Haber geç yansıdı o yüzden basına. 2016'nın ilk saatlerinde Köln'de yaşananların tüm Avrupa'yı etkileyeceğini biraz geç idrak edildi. Oysa korkulan olmaya başladı bile. Köln'de bir grup şehir merkezinde Pakistan ve Suriye kökenlilere saldırdı. Olayda yaralanan iki Pakistanlı hastaneye kaldırıldı.
O gece Köln'de yaşananlar Alman toplumundaki en büyük korkuyu gün yüzüne çıkardı aslında. Zaten hassas bir dengede olan göçmen sorununu daha da çetrefil hale getirdi. Alman adalet bakanına göre taciz vakaları ve o gece işlenen suçlar organize ve önceden planlanmış. Şimdi Almanya bölünmüş durumda. Göçmen politikasıyla "fazla ılımlı" diye eleştirilen Almanya Başbakanı Merkel'in partisi CDU'nun Başkan Yardımcısı Volker Bouffier'in şu sözleri önemli: "Köln her şeyi değiştirdi. Şimdi insanlar şüpheyle bakıyor her şeye." Yani bir toplumu birbirine bağlayan unsur yani güven yok olmuş durumda. Siyasi elitin Alman kamuoyuna karşı bu konuda dürüst olmadığı algısı var. Polis tutanaklarına geçen ve o gece kimliğini, belgelerini gösteren bir sığınmacının söylediklerinin de bunda payı var elbet: Suriyeliyim. Merkel beni davet etti buraya. Bana kibar davranmak zorundasın."
Alman yetkililer o gece yaşananlar organize dedi. Peki göçmenlerden bağımsız olarak, toplu kutlamalarda daha önce yaşanan cinsel taciz vakalarına dair sayısal bir veri var mı elimizde? Örneğin, Almanların meşhur bira festivali Oktoberfest'te de yaşanıyor cinsel taciz vakaları. BBC'de yer alan bir habere göre, benzer toplu organizasyonlara dair rakamlar tam güncel olmasa da, göçmenler arasındaki suç oranının yerli nüfustaki suç oranından daha yüksek olduğunu gösteren bir veri yok elde.
Alman basını eleştirilerin hedefinde. Köln'deki taciz vakaları olaydan çok sonra gün yüzüne çıktı malum. Örneğin ZDF 4 gün sonra verdi haberi. Almanya'da oluşan güvensizlik ortamından onlar da nasibini aldı. Sosyal medyada "yalancı medya" yorumları yer alıyor şimdi. Ama basındaki bu tavrın da bir nedeni var elbet. Bazı Alman gazetelerine göre, polis göçmenlerin karıştığı suçları rapor etmeme talimatı aldığını iddia ediyor.
Her kararın bir sonucu var elbet. Haberlerin ortaya çıkmasından sonra onun da bir sonucu oldu. Berlin Temsilcimiz Erhan Merttürk'ten gelen not bunun göstergesi. O bilgi notuna göre, müslüman ve göçmen dernekleri Köln'de yılbaşı gecesi yaşananlar sonrası ırkçı tehditler arttı diyor. Müslümanlar Merkez konseyi baskani Aiman Mazyek şöyle konmuşuyor. "Nefretin yeni bir boyutunu yaşıyoruz. Sadece medyaya olayin mülteci ve göcmenler tarafindan yapildiginin yansimasindan sonra 50 tehdit ve yüzlerce nefret maili aldik."
Köln Belediye Başkanı "Kadınlar artık erkeklerle aralarına bir dirsek mesafesi koysun" dedi. Sonradan "sözlerim yanlış anlaşıldı" diye açıklama yaptı ama geçmiş olsun. Devamı Avusturya'dan geldi. Viyana Emniyet Müdürü "Kadınlar Viyana'da yalnız dışarı çıkmamalı" dedi. Kadınlar isyanda. Yetkililer sorun çözmek yerine kadınlardan yaşamlarını değiştirmelerini istiyorlar çünkü. Kadınlar bir yandan kendilerini diğer yandan da aşırı sağcıların eline koz vermemek arasında denge kurmaya çalışıyor.
Merkel izlediği göçmen politikasının tehlikede olduğunun farkında. Olay basına yansıdıktan hemen sonra "bunun sonuçları olacak" demesi de bundan. Şimdi bu tür suçlara karışanların sınırdışı edilmesi gündemde. Nereye? Suriye'ye mi? Ya da geldikleri yer Türkiye'ye mi? Merkel zorda. Ona göre bu sadece Almanya'nın değil Avrupa'nın sorunu. Ama diğer Avrupa ülkeleri pek oralı değil. Ortada Türkiye ila yapılan anlaşma var. Merkel en çok buna bel bağladı aslında. Ama üst düzey Avrupalı yetkililer "Türkiye ağırdan alıyor" diyor.
Merkel yıllar önce "Çok kültürlülük başarısız oldu" demişti. Bir itiraf niteliğindeydi bu neredeyse. Şimdi bir kez daha farklı kültürel normları olan paralel toplumların oluşması korkusu var Almanya'da. O yüzden mesele artık sadece kadınları hayatlarından taviz vermeden koruyabilmek değil. Mesele bir yandan da Almanlar arasında "iktidar bize doğruyu söylüyor" güvenini yeniden tesis etmek.
Lisede nöbetçi öğretmene öğrenci dayağı
Kayseri Ahmet Erdem Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde matematik öğretmeni Ela Yaşar, iddiaya göre nöbetçi olduğu sırada sınıfına geçmesini istediği 10'uncu sınıf öğrencisi 16 yaşındaki O.D.'nin tekme tokat saldırısına uğradı. Tedavisinin ardından taburcu edilen öğretmenin şikayetçi olduğu öğrenci gözaltına alındı.
Okulda nöbetçi olan öğretmen Ela Yaşar, iddiaya göre, koridordaki öğrencileri sınıflarına geçmesi için uyardı. Öğrencilerden O.D'yi de kolundan tutarak sınıfa geçmesini söyledi. Kolundan tutulmasına sinirlenen O.D., öğretmenine tekme tokat saldırdı.
Tiryakilere kötü haber... Zam geldi
Olayı gören diğer öğrenciler, öğretmen ve öğrenciyi ayırdı. Okuldaki kavga üzerine olay yerine 155 polis ve 112 acil sağlık ekipleri sevk edildi. Öğretmen Yaşar, Eğitim ve Araştırma Hastanesi acil servisinde tedaviye alındı. Daha sonra da tedavisinin ardından taburcu edildi.
Hastane çıkışı gazetecilerin sorusu üzerine ağlayarak olayı anlatan öğretmen Yaşar, "Koridorda nöbetçi öğretmendim. Öğretmen zili çaldı. Koridorda öğrencilere içeri girin diyordum. Bu öğrenciyi de sadece kolundan tutup içeri girmesini söyledim. Öyle deyince çocuk beni itti. 'Sen beni nasıl itersin' diyerek, kolunun altına alarak tekme, tokat ve yumruklarıyla vurdu. Diğer öğrencilerde duruma şaşırdı. Gelip, ikimizi ayırdılar. Öğrenciden şikayetçiyim" dedi.
Öğretmenine saldıran O.D., olayın ardından İl Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından gözaltına alındı. O.D., Eğitim ve Araştırma Hastanesi Adli Tabipliği'nde yapılan sağlık kontrolünün ardından Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldü.
2017'de bazı telefonlarda WhatsApp çalışmamaya başladı. Bunun nedeni ise uygulamanın güvenlik odaklı özelliklerini bu cihazların karşılayamaması. Peki artık WhatsApp kullanılamayacak telefonlar hangileri? Detayı haberimizde...
Telefonunuzu değiştirmeniz gerekecek
Dünyanın dört bir yanında milyonlarca kullanıcısı olan WhatsApp yeni yılla beraber bazı kullanıcılarıyla, en azından bu kullanıcılar yeni bir telefon alıncaya kadar, yollarını ayıracak. Peki WhatsApp hangi telefonlarda çalışmayacak?
Nedeni güvenlik
Şirket tarafından daha önce yapılan açıklamada 2016 sonunda eski iPhone ve Android cihazlarına desteğin kesileceği belirtilmişti. Yeni özellikleri sunabilmek ve daha güvenli bir uygulama deneyimi sağlamak için yeni işletim sistemlerine ihtiyaç duyulduğu, bu nedenle bu durumun gerçekleşeceği belirtilmişti. Bu durum özellikle eski cihazların sıkça kullanıldığı gelişmekte olan ülkelerdeki kullanıcıların tepkisini çekmişti fakat WhatsApp kararından ufak bir istisna haricinde dönmedi.
WhatsApp bundan böyle Android 2.1 veya 2.2 işletim sisteminin olduğu cihazlarda, iPhone 3GS veya iOS 6 kullanan diğer Apple ürünlerinde çalışmayacak. Aynı şekilde Windows Phone 7 işletim sistemli cihazlar da WhatsApp'a veda ediyor.
Mesaj silme ve değiştirme özelliği geliyor
WhatsApp'ın 2017 içinde uygulamaya getirmeyi planladığı bazı yenilikler ancak yeni işletim sistemlerinde mümkün olabiliyor. Özellikle mesajların daha güçlü bir şekilde şifrelenmesi için çalışmalar yapıldığı söyleniyor. Ayrıca uygulamaya, bir mesaj gönderildikten sonra o mesajı silme ya da değiştirme özelliğinin de ekleneceği belirtiliyor.
Böbrek beklerken karaciğeri bağışlandı
Bursa'da 10 yıldır diyalize giren ve organ beklerken beyin kanaması geçirerek hayatını kaybeden 53 yaşındaki Ahmet Kayışbaş'ın karaciğeri ailesi tarafından bağışladı. Kayışbaş'ın karaciğeri Çanakkale'den gelen bir hastaya umut oldu.
Bursa'da yaklaşık 10 yıldır böbrek yetmezliği tedavisi gören ve hemodiyaliz ünitelerine bağlanan Ahmet Kayışbaş, organ nakli için başvruda bulundu.
Kendisine bağış böbrek beklerken geçen hafta beyin kanaması geçiren Kayışbaş, kaldırıldığı Çekirge Devlet Hastanesi'nde yoğun bakım ünitesine alındı.
Dün gece beyin ölümü gerçekleşen Kayışbaş'ın karaciğeri ailesi tarafından bağışlandı.
7 işadamı gözaltına alındı
Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, soruşturma kapsamında, örgüte "himmet" adı altında finansal destek sağladığı belirlenen 7 iş adamını gözaltına aldı.
Emniyete götürülen şüphelilerin işlemlerinin sürdüğü öğrenildi.
Isparta'da dün ve önceki gün gerçekleştirilen operasyonlarda da 30 iş
Michelin, otonom yarış otomobillerinin gelişimi için çalışan Roborace'in resmi lastik sponsoru oldu. Roborace'in şimdiye kadar ilan edilen üçüncü global ortağı olan Michelin, yenilikçi teknolojileriyle geleceğin sürücüsüz araçlarının geliştirilmesine destek olacak.
Dünyanın ilk sürücüsüz otomobil yarışı şampiyonası olan Roborace işbirliği ile ilgili konuşan Michelin Motorsporları Direktörü Pascal Couasnon, "Roborace ile olan ortaklığımızdan heyecan duyuyoruz. Şampiyonanın gelişimini yakından takip ediyor ve bir süredir kendileri ile özel olarak çalışmalar yürütüyoruz. Roborace'in şampiyona için geliştirdiği teknolojiler ve hızından çok etkilendik. Sürücüsüz teknoloji çağı yaklaşırken biz de bütün dünyada Ar&Ge gücüyle ön plana çıkan bir marka olarak bu platformda olmak istedik.
Michelin olarak, motor sporlarında yer almak hem kendimizi test etmemizi sağlıyor hem de geliştirdiğimiz teknolojilerle sürekli olarak ürünlerimizi bir üst seviyeye taşımak için bizi zorluyor. Roborace bize sahip olduğumuz uzmanlık ve teknik bilgiyi otonom otomobil dünyasında kullanmamız için eşsiz bir fırsat sunuyor. Geleceğin sadece bir parçası olmak yerine onun şekillenmesine yardımcı olmak istiyoruz." dedi.
Kıbrıs sorununa, Birleşmiş Milletler (BM) gözetiminde kapsamlı çözüm müzakereleri çerçevesinde KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile Rum lider Nikos Anastasiadis ara bölgede bir araya geldi.
İki lider, BM Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide'nin ev sahipliğinde, ara bölgede bulunan BM İyi Niyet Misyonu Ofisi'nde görüştü.
Yaklaşık beş saat süren görüşmede, Türk tarafının müzakerecisi Özdil Nami ve Rum müzakereci Andreas Mavroyannis ile diğer yetkililer hazır bulundu.  Basına kapalı gerçekleştirilen görüşme sonrası açıklama yapılmadı.
Kıbrıs'ta, Cumhurbaşkanı Akıncı'nın göreve gelmesinin ardından 15
Mayıs 2015'te yeniden başlayan müzakereler yoğun şekilde devam ediyor.
Spor Toto Süper Lig ekiplerinden Kardemir Karabükspor'un futbol şube sorumlusu Tolga Gül, "Bu hakem skandallarına seyirci kalmamızı bekleyenler, bin 400 derece sıcaklığın karşısında çalışan işçi kardeşlerimizden haberi olmayanlardır" dedi.
Gül, kulüp binasında düzenlediği basın toplantısında, toplantının kulüp başkanı Hikmet Ferudun Tankut tarafından İstanbul'da yapılacağını ancak hava şartları nedeniyle Ankara'da bulunan Tankut'un İstanbul'a gidemediğini, bu nedenle toplantıyı kendisinin yaptığını anlattı.
Bu toplantıda futbol konuşmak istediklerini lakin yaşanılan hakem skandallarının her şeyin önüne geçtiğini ve canlarını acıttığını belirten Gül, şunları kaydetti:
"Son oynanan Kayserispor maçındaki skandal hakem kararına sesiz kalmamızı bekleyenler, 8 Kasım 1994 tarihini bilmeyenlerdir. Bu hakem skandallarına seyirci kalmamızı bekleyenler, bin 400 derece sıcaklığın karşısında çalışan işçi kardeşlerimizden haberi olmayanlardır. Biz Kardemir Karabükspor Kulübü olarak yapılan bu hataları, futbolcularımıza, teknik heyetimize, işçi kardeşlerimize, topyekun Karabük halkına yapılmış bir haksızlık olarak görmekteyiz. Alın teri akıtan, emek harcayan bu insanların emeklerinin heba edilmesine sessiz kalmak kabul edilebilir bir durum değildir."
Defalarca uyarmalarına rağmen maruz kaldıkları bu hatalı kararlar sonucunda Merkez Hakem Kurulu (MHK) ve hakem camiasına olan güveni sorgulamaya başladıklarından aktaran Gül, "Geçen 16 haftada takımımız aleyhine verilen 7 penaltının, verilen verilmeyen kartların, lehimize verilmesi gereken fakat verilmeyen penaltıların tekrar gözden geçirilmesini, siz kamuoyunun takdirine bırakıyoruz." ifadesini kullandı.
"Topun Dany'nin neresine çarptığını dahi görmemiştir"
Spor Toto Süper Ligi'in 16. haftasındaki Kayserispor-Kardemir Karabükspor müsabakasının 17. dakikasında, "skandal bir karara" şahit olduklarını iddia eden Gül, şunları kaydetti:
"Olayın baş mimarı orta hakem Halil Umut Meler'in verdiği kararın gerekçesi hangi akla, hangi değer yargılarına, hangi kurallara sığar. Müsabakanın 17. dakikasında gelişen atakta, oyuncumuz Dany ceza sahası içerisinde iki elini yukarıya kaldırmış, görüntülerden anlaşılacağı üzerine top koltuk altı denilen yerden Dany'ın vücuduna bile değmeden dışarı çıkmıştır. Lakin maçın orta hakemi düdüğünü çalmış, penaltı kararı vermiş ve oyuncumuz Dany'e kırmızı kart göstermiştir. Devre arasında bu kararı hangi gerekçe ile verdiğini sorduğumuzda, verdiği yanıtın akılla, bilimle, vicdanla hiçbir bağlantısı olmadığı, kötü düşünce ürünü bir karar olduğu gün gibi ortadadır. Maçın orta hakemi Halil Umut Meler, Dany'nin ellerini yukarıya kaldırdığını gördüğünü, ellerini yukarıya kaldırmasının bir art niyet göstergesi olduğunu ve pozisyon golle sonuçlanmadığı için penaltı ve kırmızı kart verdiğini ifade etmiştir. Yani orta hakem sadece Dany'nin ellerini yukarı kaldırmasına penaltı kararı vermiş, bu hareketi art niyetli hareket olarak tanımlayıp bir takımın emeği ile oynamıştır. Topun Dany'nin neresine çarptığını dahi görmemiştir. Böyle komik bir gerekçeyi hangi akılla hangi vicdanla sunduğunu bilmek istiyoruz."
Türk futbolunun yanlış hakem kararları ile zarar görmesini endişe ile izlediklerini dile getiren Gül, sözlerini şöyle tamamladı:
"Kasımpaşa ve Konyaspor ile oynadığımız müsabakalarda gol ile sonuçlanan pozisyonlarda kural hatası yapılmasına rağmen Türk hakemlerine prestij kaybı yaşatmamak ve kaos ortamı oluşturmamak adına konunun üzerine gidilmemiştir. Dünya üzerinde çok yüksek meblağların döndüğü dev bir sektör içerisinde kendimize yer buluyorsak, futbol oyunu birçok insanın geçim kaynağı olan bir iş kolu haline geldiyse bunu en doğru biçimde art niyetsiz, adilce yürütmek Türkiye Futbol Federasyonu'nun, MHK'nin ve biz futbol kulüplerinin sorumluluğundadır. Bu bağlamda şaibeli pozisyonların aydınlatılabilmesi hakemlerimizin doğru ve adil kararlar verebilmesi için çağın teknolojik nimetlerinden de faydalanılıp, video hakemliği uygulamasının bir an evvel ülkemizde hayata geçirilmesinin uygun olacağını düşünmekteyiz. Biz Kardemir Karabükspor olarak üzerimize düşen sorumlukları yapmaya her zaman hazırız."
Türkiye'de 15 milyon kişi bu mikrobu taşıyor
70. Verem Eğitim ve Propaganda Haftası çerçevesinde Manisa'nın Şehzadeler ilçesindeki Murat Germen İlköğretim Okulu Toplantı Salonunda Manisa İl Halk Sağlığı Müdürlüğü ve Şehzadeler İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nün düzenlediği etkinlikte öğrenciler verem hakkında bilgilendirildi.
Manisa İl Halk Sağlığı Müdürü Dr. Engin Yıldırım, "Verem bizim çocukluluğumuzda en önemli hastalıklardan biriydi. Ben 46 yaşındayım. Bütün filmlerin konularından biri buydu. Genç kız yada genç erkek filmin bir sahnesinde öksürür ve mendilinde kanı görür, 'Eyvah' derdik 'Verem oldu, kurtuluşu yok' derdik eskiden. Şimdi çok şey değişti. Verem sayısını çok azalttık ama sinsi bir düşman gibi hep aramızda. Biz bir an boş bulunsak tekrar alevlenmeye hazır bir hastalık." dedi.
Sunumu gerçekleştiren Dr. Ayşe Pınar Balcan ise, "Dünya genelinde her yıl yaklaşık 10 milyon kişi verem hastalığına yakalanıyor ve bir buçuk milyon insan da verem nedeniyle hayatını kaybediyor. Bu insanlar maalesef düzensiz tedaviler nedeniyle yada hasta olduklarını kabul etmemeleri nedeniyle hayatlarını kaybediyorlar. Türkiye'de her yıl yaklaşık 13 bin kişi bu hastalığa yakalanıyor. 15 milyon nüfusun bu hastalığa enfekte olduğu yani mikrobu vücutlarında taşıdıkları tahmin edilmektedir. Ülkemizde maalesef gelişmiş ülkelere göre daha fazla verem hastalığı görülmekte." şeklinde konuştu.
Programın bitiminde bir açıklama yapan İl Halk Sağlığı Müdürü Dr. Engin Yıldırım, "Gençlerimizle Tüberküloz'un ne olduğunu, Tüberküloz ile ilgili nelere dikkat edilmesi gerektiği ve nasıl bulaştığı konularını paylaştık. Bize bu imkanı sağlayan Milli Eğitim Müdürümüz, İlçe Milli Eğitim Müdürümüz ve diğer Müdürlerimize teşekkür ederiz ." diye konuştu.
Şehzadeler İlçe Milli Eğitim Müdürü Ebubekir Ermiş de şunları söyledi:
Bu yıl Oscar için yarışacak filmler henüz netleşmese de kulislerde adaylar, hatta kazananlar hakkında tahminler yürütülmeye başlandı bile. Kriter ise Cannes, Venedik, Toronto ve Berlin film festivallerinde gördükleri ilgi... İşte bu yılın Oscar'larında "En İyi Film" kategorisinde görülmesi muhtemel 20 iddialı film...
Son zamanlarda adını daha çok özel hayatındaki gelişmelerden duyduğumuz Brad Pitt'i, Robert Zemeckis'in İkinci Dünya Savaşı'nı konu alan filminde Oscarlı oyuncu Marion Cotillard'a eşlik ederken izleyeceğiz. Film Türkiye'de de 25 Kasım'da gösterime girecek.
Denis Villeneuve'un yönetmen koltuğunda oturduğu filmde Amy Adams'ı uzaylılar ile iletişimde yardımcı olması adına ordu tarafından görevlendirilen bir dilbilimci olarak seyredeceğiz. Film Türkiye'de 11 Kasım'da gösterime girecek.
Bu filmde, kötü bir sese sahip olmasına rağmen bir gün büyük bir opera sanatçısı olma hayalleri kuran Florence Foster Jenkins'in hikayesine tanıklık ediyoruz. Başrollerinde Meryl Streep ve Hugh Grant'i izleyeceğimiz filmin yönetmeni Stephen Frears. Konu Meryl Streep'in Oscar yarışına girmesi olunca bu filmi favoriler arasında görmek hiç de şaşırtıcı olmasa gerek.
Hacksaw Ridge
Yönetmen koltuğunda Mel Gibson'ı gördüğümüz film, İkinci Dünya Savaşı'nda insan öldürmeyi reddettiğini belirterek vicdani reddini açıklayan ve böylece Amerikan tarihinin ilk onur madalyalı vicdani retçisi olarak bilinen Desmond Doss'un hikayesini anlatıyor.
David Mackenzie'nin yönetmenliğini yaptığı film, Hollywood nostaljisi gibi hissettiren eğlenceli karakter çalışması ile bu yarışta dikkatleri üzerine topluyor diyebiliriz. Film bize aile çiftliklerini kurtarmak adına banka soygunları yapan iki kardeşin hikayesini anlatıyor.
Hidden Figures
Hidden Figures, NASA'nın öncü ve en önemli çalışmalarından kabul edilen Merkür ve Apollo Uzay Projesi için bir grup Afro-Amerikan kadın bilimcinin çabalarını merkezine alan bir film. Filmin başrollerinde ise Taraji P. Henson, Janelle Monae ve Octavia Spencer'ı izliyoruz.
Filmde, Başkan John F. Kennedy'nin suikastının ardından kendi hayatına devam etme ve kaderine yön verme çabasında olan, aynı zamanda da çocuklarını avutmaya çalışan First Lady Jacqueline Kennedy'nin travma ve kedere karşı mücadelesine tanıklık ediyoruz. Natalie Portman'ı First Lady rolünde gördüğümüz filmin yönetmen koltuğunda ise Pablo Larrain oturuyor.
The Jungle Book / Orman Çocuğu
Shere Khan adında bir Bengal Kaplanından gelen bir tehdit sonrası daha fazla ormanda kalamayacağına karar verilen Mowgli'nin kendini keşfetme serüveninin anlatıldığı filmin yönetmeni ise Jon Favreau.
La La Land / Aşıklar Şehri
Bir caz piyanistinin Los Angeles'ta yaşayan hırslı bir kadın oyuncuya olan aşkının anlatıldığı müzikal, Venedik Film Festivali'nin de açılış filmiydi. Filmin senarist ve yönetmeni ise Whiplash'ten tanıdığımız Damien Chazelle. Emma Stone'un etkileyici performansı ve Ryan Gosling ile oluşturdukları atmosfer filmi bu yılın güçlü yapımlarından biri haline getiriyor. Dünya çapında birçok festivalde gösterilen ve gösterilmeyi bekleyen filmin Türkiye'deki vizyon tarihi ise 30 Aralık.
Saroo Brierley'nin gerçek hikayesinden yola çıkılarak kurgulanan filmde, 5 yaşında evinden kilometrelerce uzakta, Kalküta'nın sokaklarında kaybolan bir çocuğun Avustralyalı bir aile tarafından evlatlık olarak alınmasından tam 25 yıl sonra öz ailesini arama çabasına şahitlik ediyoruz. Başrollerinde Rooney Mara ve Nicole Kidman'ı gördüğümüz filmin yönetmenliğini ise Garth Davis yapıyor.
Live by Night
Filmin hikayesi Amerika'nın "Yasaklama Dönemi"nde geçiyor ve bir grup insanın organize suçlar dünyası ile ilişkileri etrafında şekilleniyor. Daha önce "Argo" filmiyle 3 Oscar kazanan Ben Affleck'in yönetmenliğini ve aynı zamanda senaristliğini yaptığı film, bu yılın iddialı yapımları arasında. Filmde aynı zamanda Ben Affleck'i Zoe Saldana ve Chris Sullivan gibi isimlerle birlikte oyuncu kadrosunda görüyoruz. Türkiye'de film 20 Ocak 2017 tarihinde gösterime giriyor.
Jeff Nichols'ın yazıp yönettiği filmde Joel Edgerton ve Ruth Negga'yı "Richard ve Mildred Loving" çifti olarak seyrediyoruz. Film, beyaz bir erkek olan Richard Loving ile siyahi kadın Mildred Jeter'ın yaptıkları evliliğin yasalara aykırı olduğu gerekçesiyle tutuklanıp hapis cezasına çarptırılmalarını konu alıyor. Hikaye, ırklararası evliliğin yasak olduğu 1958'in Amerika'sında geçiyor. Film, Amerika'da 4 Kasım'da gösterime girecek.
Film, babasının ölümünün ardından yalnız kalan yeğenine bakmakla yükümlü olan bir amcanın (Lee) hikayesini anlatıyor. Kenneth Lonergan'ın yazıp yönettiği Manchester by the Sea, prömiyerini 23 Ocak 2016'da Sundance Film Festivali'nde yapmıştı, filmin dağıtım hakkına ise 10 milyon dolar karşılığında Amazon Studios sahip oldu. Casey Affleck, Michelle Williams ve Lucas Hedges'in etkileyici performanslarıyla film seyircisini bir hayli sarsacak gibi. Film 18 Kasım'da Amerika'da sınırlı sayıda gösterime başlayacak olsa da Aralık ayının ortalarına doğru daha geniş bir seyirci kitlesine ulaşacak.
Film, Miami'nin zorlu bir mahallesinde doğup büyüyen genç bir siyahi adamın hayatta yer edinme çabalarını çocukluğundan yetişkinliğe kadarlık süreçte takip ediyor. Film için kendini keşfetmeye ve insan ilişkilerine odaklanan zamansız bir hikaye diyebiliriz. Barry Jenkins'in yazıp yönettiği filmde Mahershala Ali, Shariff Earp ve Duan Sanderson oynuyor.
Nocturnal Animals
Patriots Day
Peter Berg tarafından yönetilen film, 2013 yılında Boston Maratonu'nda gerçekleşen bombalı saldırıyı ve sonrasında polis komseri Edward F. Davis'in teröristi yakalama hikayesini merkezine alıyor. Filmde Melissa Benoist, Mark Wahlberg ve Michelle Monaghan'ı başrollerde görüyoruz.
Martin Scorsese'in yönetmenliğini yaptığı film, 17. yüzyılda Hristiyanlığı yaymak ve o bölgeye bir danışman yerleştirmek amacıyla Japonya'ya seyahat eden iki rahibin işkence ve zulme uğramalarını konu ediniyor. Başrollerde Andrew Garfield, Liam Neeson ve Adam Driver yer alıyor.
Yönetmen koltuğunda Clint Eastwood'un oturduğu film, yolcu ve kabin ekibini kurtarmak amacıyla oldukça hasarlı bir uçağı başarılı bir şekilde Hudson Nehri'ne indiren kahraman pilot Chesley Sullenberger'ın hikayesini anlatıyor. Filmde Tom Hanks, Aaron Eckhart ve Valerie Mahaffey başrolleri paylaşıyor.
20th Century Women
Mike Mills'in yazıp yönettiği film, 1970'lerde Güney California'da yaşayan 3 kadının aşkı ve özgürlüğü keşfetme hikayelerine odaklanıyor. Elle Fanning, Alia Shawkat ve Laura Wiggins filmin başrol oyuncuları.
Beşiktaş'ın UEFA Avrupa Ligi son 32 turundaki rakibi Hapoel Beer-Sheva, İsrail 1. Ligi'nin 16. haftasında karşılaştığı Bnei Sakhnin ile 0-0 berabere kaldı.
Önceki karşılaşmasında Hapoel Tel Aviv ile 1-1 berabere kalan Hapoel Beer-Sheva, böylece son 3 maçında da puan kaybetti.
Puanını 36'ya yükselten Hapoel Beer-Sheva, maç eksiği bulunan Maccabi Tel Aviv'in 8 puan önünde liderliğini sürdürdü.
Kendinizi zengin hissedeceğiniz 5 Uzakdoğu ülkesi
Türk Lirası ne yazık ki dünyanın her yerinde değerli değil. Ama kıymetli olduğu ülkeler de var. Paranızı bu ülkelerin parasıyla dönüştürdüğünüzde bir tomar paranız olacak. İşte Uzakdoğu'da kendinizi zengin hissedeceğiniz ülkeler... (Hürriyet-Selim Onat)
17 bin 508 adayla tam bir adalar diyarı. En çok Müslüman nüfusa sahip ülke de burası. Başkent Cakarta'nın renkli hayatı, ucuzluğu ve farklı kültürü sizi etkileyecek. Endonezya'ya bağlı olan Bali'de ise her zaman büyüsü olan özellikler ve sevgililer için romantik bir tatil imkânı var. 1 TL = 4.423 Endonezya Rupiahı
Bir başka adalar ülkesi... Farklı dönemlerde Çin, Malay, İspanya, İslam ve Hintlilerin egemenliğinde olmasıyla bir kültür mozaiği. Sahip olduğu yağmur ormanları sayesinde biyoçeşitlilik bakımından oldukça zengin. Ülkeye has endemik bitkiler ve hayvanlar turistlerin ilgisini çekiyor. 1 TL = 16 Filipinler Pesosu
Tropikal adaları, binlerce turistin akınına uğrayan tapınakları ve dünyaca ünlü 'Thai Masajı'yla hem ucuza hem de unutamayacağınız bir tatil yapabilirsiniz. Modern ve kültürel mimariyle süslü başkent Bangkok uğramanız gereken ilk adres. Eğlence aktiviteleri ve plajlarıyla ünlü Pattaya ve Phuket'e de mutlaka uğrayın. 1 TL = 12.1 Tayland Bahtı
Sessizlik ve huzur arıyorsanız doğru adres burası. Budizme ait eşsiz mimariye sahip tapınakların ardından güneşin doğuşu ve batışı sımsıcak fotoğraf kareleri sunuyor. Fransız sömürüsünden kalan farklı mimari özelliklere sahip binalarda bulunuyor. Mekong Nehri'nde kanoyla seyahat etmeden dönmeyin. 1 TL = 1400 Kamboçya Rieli
Ne yazık ki savaş filmleriyle aklımıza gelen ülke aslında eşsiz doğaya ve egzotik bir havaya sahip. Liranızı change ettiğinizde bir tomar paranız olacak. Hanoi'deki yaşam, ABD'yle savaşta kullanılan tüneller oldukça farklı. Efsanelere konu olan binden fazla adaya sahip Ha Long Körfezi'nde tekneyle yapılan turlara mutlaka katılmalısınız. 1 TL = 7471 Vietnam Dongu
Dink cinayetinde jandarmanın görüntüleri çıktı
Ogün Samast'ın, Hrant Dink'i öldürdüğü sırada etrafta 6 jandarma istihbaratçısının olduğunu gösteren deliller ortaya çıktı. 6 istihbaratçının Agos'un etrafında keşif yaptığı, Samast'ı adım adım izledikleri tespit edildi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca, Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesiyle ilgili soruşturmada çok önemli detaylara ulaşıldı. Savcılık HTS kayıtlarına göre cinayet günü Ogün Samast'ı 6 jandarma istihbarat görevlisinin takip ettiğini belirlemiş ancak görüntüler ortadan kaybolmuştu.
Akşam gazetesinin haberine göre, HTS kayıtlarında Samast'ın yakınında dolaştıkları tespit edilen 6 jandarma istihbaratçının izini bulmak için bölgedeki tüm kameralar tek tek yeniden incelendi. İstihbarat Daire Başkanlığı tarafından yapılan binlerce kamera görüntüsünün incelenmesi sonucu o dönem Jandarma İstihbaratta görevli 1 yüzbaşı ile 5 astsubayın izine ulaşıldı.
Hrant Dink suikastıyla ilgili yeni görüntüler mi ortaya çıkacak?
Görüntüler ve telefon HTS kayıtlarının incelenmesi üzerine bazıları halen görevde bazıları ise emekli olan 6 jandarma istihbaratçının ilk olarak cinayetten bir gün önce Şişli'ye gittikleri belirlendi. Cinayetten bir gün önceki kayıtlara göre 6 jandarma istihbaratçı, Dink'in öldürüldüğü Agos Gazetesi'nin bulunduğu Halaskargazi Caddesi'nde dolaşıyor.
Görüntülerde Hrant Dink'in öldürdüğü 19 Ocak 2007 günü saat 15.00 öncesinde 6 jandarma istihbaratçısı bölgeye gelip katil Ogün Samast'ı adım adım izlemeye başladıkları ortaya çıktı.
Kamera görüntülerine göre jandarma istihbaratçılar ilk olarak cinayetten 2 saat önce yani saat 13.00'da Şişli'ye geliyor. Saat 13.00 - 14-00 arası olay yeri olan Halaskargazi Caddesi ve Şafak Sokak'ta dolaşmaya başlayan jandarma istihbaratçılar Samast'ın bölgeye gelmesiyle onu yakın takibe alıyor. Cinayet anına kadar çapraz şekilde ayrılarak takibi sürdüren jandarma istihbaratçılar cinayet sonrası bir süre takibe devam ediyor.
Dünyadan sıcak gelişmeler; son dakika bilgileri, gözden kaçanlar, perde arkasında kalanlar, canlı yayınlar, farklı konular, özel konuklarla Duygu Demirdağ ile Ana Haber Hafta Sonu'nda ekrana geliyor.
Kayıp Yunan Büyükelçisi'nin ölmüş olabileceğinden korkuluyor
Brezilya'da üç gündür kayıp olan Yunanistan Büyükelçisi Kyriakos Amiridis'e ait olduğu iddia edilen otomobilde, yanmış cesede rastlandı.
Brezilya'nın Rio de Janeiro kentinin kuzeyinde bir aracın içerisinde yanmış şekilde bulunan cesedin, üç gündür katıp Yunanistan Büyükelçisi Kyriakos Amiridis'e ait olduğu iddia edildi.
Kyriakos Amiridis en son Pazartesi günü Brezilyalı eşinin arkadaşlarının evinden çıkarken görülmüştü. Amiridis çifti kentin kuzeyindeki bir banliyöde arkadaşlarını ziyaret etmişti.  Kyriakos Amiridis'in eşi kayıp ihbarını Çarşamba günü yaptı.
Brezilya'nın başkentinde Nova Iguacu mahallesinde bulunan aracın Amiridis'in kiraladığı otmobille birebir örtüştüğü belirtildi. Bu iddialar, cesedin Büyükelçi'ye ait olabileceği tezini de güçlendirdi.  Brezilya'nın en büyük televizyon kanallarından biri olan Globo TV, elçinin kaybolmuş olduğunu Nova Iguacu bölgesinde yanmış bir aracın bulunduğunu bildirdi. Fakat doğrudan bir açıklama almak için bir polis sözcüsüne ulaşılamadı.
Amiridis'in kaybolmasının ardından herhangi bir iletişim çabası yaşanmadığı için Polis olayın bir kaçırılma vakası olduğuna inanmıyor. Yunanistan büyükelçiliğinden yapılan bir açıklaya göre ise Amiridis ayın 9'una kadar izinliydi ve tatilini Rio'da geçiriyordu. AFP'ye konuşan Yunan kaynaklar, büyükelçinin 9 Ocak'ta ülkesine geri döneceğini açıkladı.
59 yaşındaki Amiridis 2012'den 2016'ya kadar Libya Büyükelçiliği de yapmıştı.
Ne gereği vardı dedirten 17 icat
Özellikle 1900'lü yılların başı çok hızlı teknolojik gelişmelere yol açtı. İcatlar birbirini kovaladı. Bunların bir çoğu evrilerek de olsa günümüze taşınırken bazıları da çıkar çıkmaz unutuldu. İşte 'Ne gereği vardı?' dedirten 17 icat.
Ördek katili
Ördek avı için geliştirilen bu silah tek atışta katliama neden oluyordu. Neyse ki büyüktü ve taşıması kolay değildi de fazla kullanılamadan unutuldu.
Köpek yakalayıcı
Neden, niye, nasıl, ne amaçla sorularını sorduran bir icat.
Kardan koruyan maske
Bebek kafesi
Temiz hava almak isteyen bebekler için yapılmış bu kafes neyse ki tutmadı.
Tetiği çekince filmi çekmeye başlıyordunuz.
Radyolu şapka
Gamze yapıcı
Otomobilin önündeki bu koltuk çok sayıda can kaybına neden olunca ortadan kalktı.
Tüm aileyi bir arada tutabilen bu icattaki dikiş makinesi sırrını koruyor
Buzlu yüz maskesi
Buzlu yüz maskesi kısa ömrü ve ürkütücü görüntüsü nedeniyle başarısız bir icat olarak aramızdan ayrıldı
Zırhlı bebek arabası
Kimyasal saldırıların etkilerinden bebekleri korumak için yapılan bu arabaya neyse ki ihtiyacımız yok. Olmasın da.
Dikey otopark
Aynı anda iki sigara içilebilen filtre
1932'de icat edilen bu filtreyle aynı anda 2 sigara içebilmek mümkündü. Ancak 'Neden?' sorusu hiçbir zaman yanıtını bulamadı.
Taşınabilir sauna
Atları radyoaktif saldırılardan korumak için hazırlanan bu maskeye bir daha ihtiyaç olmamasını diliyoruz.
Tesla ile savaşmak için 6 yeni model tasarlıyor
Elektrikli otomobil pazarı, devlet destekleri sayesinde dünyanın her köşesinde hızla büyürken, Alman otomobil devinin Tesla'nın gerisinde kalmamak için 6 yeni elektrikli model üzerinde çalıştığı ortaya çıktı.
Ayrıca, firmanın yeni modellerini tanıtırken elektrikli modellerin sayısının 9'a çıkabileceği düşünülüyor.
Mercedes'ten sızan bilgilere göre, özellikle Almanya hükumetinin 2025'ten sonra Almanya içinde benzinli/dizel otomobil satışının yasaklanacağını duyurması sonrasında Alman otomobil devleri elektrikli modellere büyük yatırım yapmaya başladı.
Lüks elektrikli otomobiller üreterek üst segmentte Mercedes'le rakip olan Tesla'ya karşı Alman devinin cevabı olacak 6 yeni modelin ise her bütçeye hitap edebilecek modeller olması bekleniyor. Hafif, hızlı ve ekonomik modeller kadar, Tesla'nın güçlü olduğu, büyük, geniş, lüks segmentte de Mercedes markalı elektrikli otomobiller görmek mümkün olabilecek. Modellerden ikisinin sedan ikisinin ise SUV olacağı da firmadan sızan bilgiler arasında yer alıyor.
Bir zamanların "ince hastalığı" veremin, kişileri en verimli çağlarında vurduğu ortaya çıktı. Sağlık Bakanlığı'nın "Türkiye'de Verem Savaşı 2011 Raporu"na göre, hastaların yüzde 36'sının 25-44 yaş arasında olması dikkat çekti.
Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığı (RSHM) Moleküler Mikrobiyoloji Araştırma ve Uygulama Laboratuvarı Şefi Prof. Dr. Rıza Durmaz, verem görülme oranının bu yaş grubundakilerde daha yüksek olmasının, aktif bir yaşam sürmeleri nedeniyle bu hastalarla daha fazla karşılaşmalarından kaynaklandığını bildirdi.
Sağlık Bakanlığı Verem Savaş Dairesi Başkanlığınca "Türkiye'de Verem Savaşı 2011 Raporu" hazırlandı.
Rapora göre 2009 yılında toplam 17 bin 402 tüberküloz hastası verem savaşı dispanserlerinin kayıtlarına girdi. Yeni olguların oranı yüzde 91.6 (15 bin 943), önceden tedavi gören olguların oranı ise yüzde 8.4 (bin 459) olarak saptandı.
Sağlık Bakanlığının raporuna göre "ince hastalığa" erkekler kadınlardan daha fazla yakalanıyor. Bu hastaların 10 bin 519'u (yüzde 60.4) erkek, 6 bin 883'ü (yüzde 39.6) kadın. Buna göre erkek hasta sayısı kadınların 1.5 katı fazla.
0-14 yaş aralığında iki cinsiyet arasında sayı bakımından fazla bir fark yokken 15 yaş sonrası bu fark daha belirgin hale geliyor. 15-24 yaş aralığındaki hastaların yüzde 56.6'sını erkekler yüzde 43.4'ünü kadınlar, 25-34 aralığındakilerin yüzde 60.2'sini erkekler yüzde 39.8'ini kadınlar, 35-44 yaş aralığındakilerin yüzde 65.4'ünü erkekler yüzde 34.6'sını kadınlar, 45-54 yaş aralığındakilerin yüzde 68.4'ünü erkekler yüzde 31.6'sını kadınlar, 55-64 yaş aralığındakilerin yüzde 60.7'sini erkekler yüzde 39.3'ünü kadınlar, 65 yaş üstündekilerin ise yüzde 60.4'ünü erkekler yüzde 39.6'sını kadınlar oluşturuyor.
En verimli yaşlarda yakalıyor
Rapora göre, verem en çok genç ve orta yaş grubundaki kişilerde görülüyor.
Prof. Durmaz, "Gerek iş, gerekse sosyal açıdan hareketli bir yaşam süren genç ve orta yaş grubundakilerin verem hastalarıyla karşılaşma, dolayısıyla hastalığı bu kişilerden kapma riskleri diğer yaş grubundakilere göre daha yüksek" diye konuştu.
Rapora göre verem savaşı dispanserlerinde 2009 yılında kayıt altına alınan yabancı ülke doğumlu hastaların sayısı da 163 olarak belirlendi. Bunların yüzde 60.7'si (99) Asya, yüzde 25.8'i (42) Avrupa ve yüzde 13.5'i (22) Afrika kıtası ülkelerinden geldi.
En fazla Azerbaycan'da görülüyor
En fazla tüberküloz hastasının geldiği ülkelerin ise sırasıyla Azerbaycan (37), Bulgaristan (20), Türkmenistan (17), Somali (13) ve Özbekistan (10) olduğu saptandı.
Prof. Dr. Rıza Durmaz, bu saptamayla ilgili değerlendirmesinde de, şu uyarıları dile getirdi: "Afrika ve eski Sovyetler Birliği ülkelerinden gelen bu hastalar için özellikle dikkatli olunması gerekiyor. Zira bunlar dirençli bakterinin görüldüğü ülkeler. Ülkemize özellikle Afrika ülkelerinden kaçak yollarla giriş yapan bu hastalarla ilgili sorun yaşanmakla birlikte ciddi bir direnç sorunuyla karşı karşıya değiliz. Bu sorunun yaşanmaması için sınırlarımızda daha etkili önlemler geliştirilmelidir."
Raporda, Türkiye'de verem tedavisinde yüksek başarı sağlandığı da bildirildi. "Türkiye'de Verem Savaşı 2011 Raporu"nda, tedavi başarı yüzdesinin en yüksek olduğu 5 ülke, Malta (92.3), Bosna Hersek (92.1), Türkiye (91.6), Arnavutluk (90.6) ve Makedonya (88.8) olarak yer aldı.
Cilt kuruluğu ve saç dökülmenizin nedeni bu olabilir
Vücutta tiroid hormonlarının gereğinden az ya da fazla salgılanması pek çok sağlık sorununa neden olarak yaşam kalitesini ciddi ölçüde düşürebiliyor. Halsizlik, çarpıntı, sıcağa tahammülsüzlük, saç dökülmesi gibi belirtiler tiroid hastalıklarının habercisi olabiliyor. Memorial Ankara Hastanesi Endokrinoloji Bölümü'nden Doç. Dr. Sibel Ertek, tiroid hastalıklarının belirtileri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.
Boyunda şişlik ve nefes darlığı guatra işaret ediyor olabilir
Tiroid, boynun ön kısmında yer alan ve tiroid hormonlarını salgılayan bir bezdir. Tiroid hormonları, vücudun tüm hücrelerini etkileyerek organların çalışmasını ve metabolizma hızını düzenlemektedir. Guatr, tiroid bezinin normalden büyük olması durumudur. Guatr içerisinde büyüyen yumrular "nodül" olarak adlandırılmaktadır. Guatrın başlıca belirtileri; boyunda şişlik, bası hissi, dar ve kısa boyunlu kişilerde horlama ve nefes darlığı olarak sıralanabilir.
Cilt kuruluğu ve saç dökülmesinin nedeni tiroid hastalıkları olabilir
Tiroidin az çalışması durumu ''hipotiroidi'' olarak adlandırılmaktadır. Hipotiroidinin belirtileri; halsizlik, yorgunluk, konsantrasyon güçlüğü, kabızlık, çabuk üşüme ve soğuğa tahammülsüzlüktür. Bazen dermatolojik hastalıklardan kaynaklandığı düşünülen cilt kuruluğu, ciltte kabalaşma, turuncuya dönen renk değişiklikleri de tirod bezinin az çalışması nedeniyle gelişebilir. Bu durumda bir endokrinoloji uzmanına başvurulmasında fayda vardır.
İnternetin yavaşlatılması için yasal karar çıktı
Dün sabah saatlerinde popüler sosyal medya sitelerinden Twitter'a dünya çapında pek çok ülkeden erişim sağlanamadı. Sitelerde dolaşan söylentilere göre arızanın nedeni, Wikileaks'ın Clinton'ın e-postalarıyla ilgili dosyaları yayımlamasıydı.
HDP'li milletvekillerine yönelik gözaltı kararlarının uygulanmaya başlandığı gece yarısından itibaren başta Doğu ve Güneydoğu olmak üzere ülke genelinde internet büyük ölçüde yavaşladı. Vatandaşlar; haber sitelerinin yanı sıra Facebook, Twitter, YouTube ve WhatsApp'a da erişemedi. Uygulamanın, gözaltı ve tutuklama kararları sonrasında 'olası toplumsal olayların ve provokasyonların önünü kesmeyi hedeflediği' ortaya çıkmıştı. Habertürk'ten Deniz Çiçek'in haberine göre, hükümet, kamu düzeni gerekçesiyle haberleşmeyi engelleyebiliyor. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), erişim sağlayıcılara internetin yavaşlatılması kararını iletti. Düzenleme kapsamında, BTK'nın erişimin engellenmesi kararını 24 saat içinde sulh ceza hâkiminin onayına da sunması gerekiyordu. Kurum da Gölbaşı Sulh Ceza Hâkimliği'ne başvurdu. Yasal olarak hâkimin 48 saat içinde karar vermesi gerektiğinden, Gölbaşı hâkimi de geciktirmeden 24 saat içinde onayı verdi. Böylece, internetin yavaşlatılmasının yasal altyapısı da oluşmuş oldu.
Hillary'nin e- postaları Twitter'ı yavaşlattı
Dün sabah saatlerinde popüler sosyal medya sitelerinden Twitter'a dünya çapında pek çok ülkeden erişim sağlanamadığı belirtildi. Gelen haberlerde erişim yer yer yarım saate kadar sağlanamadığı belirtilirken dünyanın bazı bölgelerinde ise siteye bağlanma konusunda herhangi bir sorunun yaşanmadığı belirtildi. Kesintiye neden olan konunun ne olduğuna yönelik ise herhangi bir açıklama gelmedi. Sitelerde dolaşan söylentilerde ise arızanın, Wikileaks sitesinin ABD Başkanlığı için yarışan Demokrat aday Hillary Clinton'ın e-posta skandalına yönelik önemli dosyalar yayımlamasından sonra yaşandığı dile getirildi.
Modern zamanlarda Santa Claus olarak isimlendirilen Noel Baba'nın, tarihi olarak Aya Nikola'dan (Aziz Nikola) evrildiği görüşü oldukça yaygın. 4. yüzyılda Antalya Demre'de yaşayan Aya Nikola'nın dinine oldukça bağlı ve hayatını dinini yükseltmeye ve öğretmeye adayan bir Yunanlı rahip olduğu biliniyor.
Aya Nikola, erken dönem bütün Hristiyan azizleri için inanıldığı gibi mucize sayılabilecek derecede inançlı ve mütevazıydı. Aya Nikola'yı efsaneleştiren asıl nokta ise insanlara gizlice hediye verme alışkanlığı idi.
İnanca göre Aya Nikola, denizcilerin, tüccarların, okçuların, tazenatlı hırsızların, çocukların, bira üreticilerinin, pawnbroker'lerin ve Avrupa'daki çeşitli şehir ve ülkelerdeki öğrencilerin koruyucusudur.
Tombul, kırmızı giysili, beyaz sakallı ve ren geyiklerinin çektiği bir kızakla uçabilen Noel Baba tasviri modern dönemlerde kutlamaların ticarileşmesi ve firmaların kendine ekonomik rant sağlama eğilimiyle gelişen bir imajdır.
Şükran Ovalı ile Caner Erkin İtalya'da yaşayacak
Caner Erkin'le oyuncu sevgilisi Şükran Ovalı'nın aşkı evlilik yolunda hızla ilerliyor. Şükran Ovalı, şimdilerde Milano'nun Cihangir'i olarak sayılan Brera semtindeki evlerini dekore ediyor.
Haftanın dört gününü Ayvalık'ta çekilen yeni dizisinin setinde, üç gününü sevgilisinin yanında Milano'da geçiren Ovalı, önceki gün soluğu yine İtalya'da aldı.
Erkin'in antrenmanda olduğu saatlerde dekorasyon işleriyle ilgilenip mobilya seçen ve aksesuar alan güzel oyuncu, alışveriş sırasında çektirdiği fotoğrafı da sosyal medyada takipçileriyle paylaştı.
Çağlar Çorumlu kimdir? Eşofmanlı Şevket Hoca'nın sağlık durumu nasıl?
Çağlar Çorumlu reklam yüzü olduğu firmanın çekimlerinde kalp krizi geçirdi. Güldür Güldür Show adlı televizyon programında canlandırdığı karakter ile adından söz ettiren başarılı oyuncunun son durumunun iyi olduğu öğrenildi. Başarılı tiyatrocunun sağlık durumu ile detaylar haber içeriğimizde…
Eşofmanlı Şevket Hoca karakteri ile tanınan oyuncu ve tiyatrocu Çağlar Çorumlu'nun kalp krizi geçirdiği ortaya çıktı.
Reklam çekimleri için kamera karşısına geçen başarılı oyuncunun çekimler esnasında kalp krizi geçirmesinin ardından hastaneye kaldırılan Çorumlu tedavi altına alındı.
Kalbindeki damarlara 3 stend takıldıktan sonra bir süre müşahede altında tutulan ünlü oyuncu ardından taburcu edildi.
Kalp krizi geçirdiği haberlerinin haber sitelerinde yer almasından sonra sosyal medya hesabından bir açıklama yapan Çağlar Çorumlu "Gerekli tetkikler ve kontroller yapılıp, önlem alınmıştır. İlginize teşekkürler..." ifadeleriyle son durumunun iyi olduğunu belirtti.
4 Aralık 1977 doğumlu olan başarılı tiyatrocu eğitimci bir ailenin içerisinde büyüdü. 1994 yılında tiyatro oyunlarında da sıklıkla bahsettiği Merzifon Lisesi'nden mezun olan Çorumlu, 2000 yılında Anadolu Üniversitesi Turizm ve Otel İşletmeciliği bölümünü tamamladı.
Eskişehir'de öğrenim gördüğü esnada üniversitenin tiyatro bölümüne katılan tiyatrocunun yeteneğini fark eden ilk isim Tolga Evren oldu.
O dönemin ardından tiyatro hayatına profesyonel bir şekilde devam etmek isteyen Çorumlu daha sonra İstanbul'a yerleşerek çeşitli oyunlara dahil oldu.
2001 yılında ilk profesyonel oyunu Kabare'yi gerçekleştiren başarılı isim bir süre Taksim'de oyunlarına devam etti.
Animasyon ve reklam dublajları çalışması da yapan Çağlar Çorumlu 2010 yılı Prensesin Uykusu adlı filmde canlandırdığı Aziz karakteri ile dikkatleri üzerine çekti.
Güldür Güldür Show'a katılmasının ardından tiyatro izleyicisini güldürmeyi başaran Çorumlu, canlandırdığı Eşofmanlı Şevket Hoca karakteri ile fenomen hale geldi.
Katıldığı Beyaz Show'da kendisine yapılan istek doğrultusunda karakterin taklidini yapan Çorumlu, seyircilerden büyük alkış almıştı.
"Sevgi, Barış ve Diyalog Patriği Bartholomeos"
1961 yılında rahip oldu. 1991 yılında Patriklik makamında göreve başladı. Patrik Bartholomeos'un 25. Patriklik yıldönümü, gazeteci-fotoğrafçı Nikolaos Manginas'ın objektifinden fotoğraf sergisine dönüştü.
"Sevgi, Barış ve Diyalog Patriği Bartholomeos. 25. Patriklik Yıldönümü 1991-2016" sergisi Rum Vakıfları Derneği (Rumvader) ile Yunanistan'ın İstanbul Başkonsolosluğu tarafından düzenleniyor.
Sergi, Ekümenik Patrik Bartholomeos'un 25 yıllık dönemini kapsıyor. Kendisinin yakınında bulunan isimlerden gazeteci-fotoğrafçı Nikolaos Manginas'ın objektifinden...
Sergide dünyanın dört bir yanından fotoğraf bulunuyor. Dünya siyasetini etkileyen önemli liderlerden Katoliklerin ruhani lideri Papa'ya uzanan önemli isimlerle temasları da, dinler ve mezhepler arası diyalog çalışmaları, çevre, din ve vicdan özgürlüğü konularındaki çalışmaları da sergide yer alıyor.
270. İstanbul Rum Patriği olan Patrik Bartholomeos'un 25. yılı için Nikolaos Manginas'ın geniş fotoğraf arşivinden hazırladığı sergi, 10 Ocak'a kadar İstanbul'da İstiklal Caddesi üzerindeki Yunanistan İstanbul Başkonsolosluğu Sismanoglio Megaro binasında devam edecek.
Eşinin çıplak görüntülerini yayınladı
"Karagöl içerisinde yaşayan endemik Toros Kurbağamıza geçtiğimiz haftalarda zarar veren ve jandarma ile Doğa Koruma Müdürlüğümüzün tespit ettiği 9 kişiye, Çevre Kanunu'nun ilgili maddesi gereği kişi başı 40 bin 913 TL olmak üzere 368 bin 217 TL idari para cezası verildi. Kişiler için ayrıca adli mercilere suç duyurusunda bulunuldu. Yapılanlar kimsenin yanına kar kalmayacaktır."
Drone ile denetim
Toros Kurbağası'nın ve yaşam alanlarının korunması adına ne tür tedbirlerin alınabileceğinin değerlendirildiği toplantının ardından da açıklama yapan Kaymakam Ferhat Atar, Karagöl ve Çiniligöl'ün jandarma ekiplerince daha sıkı korunacağını söyledi. Yöre halkı ve sivil toplum kuruluşları ile birlikte bölgede kapsamlı temizlik çalışması da yapılacağını ifade eden Kaymakam Atar, şöyle devam etti:
"1'inci derece SİT alanı içerisinde bulunan Karagöl ile bu göl içerisinde yaşayan endemik kurbağaya son günlerde bilinçli veya bilinçsiz şekilde zarar verildiğine şahit oluyoruz. Toplantıda Orman Bakanlığı yetkilileri, jandarma, yöre köy muhtarları ve gönüllü doğaseverle 'Bu kapsamda ne yapmalıyız, ne yapılmalı?' gibi konuları görüştük. Öncelikle jandarma bu alanda devriye sayısını arttıracak. Kaymakamlık olarak jandarma teşkilatımıza alacağımız drone ile bölge gece ve gündüz sık sık gözetlenecek. Yapabilirsek Doğal yapıyı bozmayacak şekilde güvenlik kameraları yerleştireceğiz."
3 bin rakımda yaşıyorlar
Boyları 6- 7.5 santimetre olan Toros Kurbağası Bolkar Dağları'ndaki 2 bin 500- 3 bin metre yükseklikte bulunan Karagöl ve Çiniligöl'de yaşıyor. Erkek olanlarda iç ses kesesi bulunduğu için ova kurbağaları gibi ötmüyor. Göl kenarında yaşayan böcekler ve diğer eklem bacaklılarla beslenen Toros Kurbağası'nın üreme duyusu, mayıs ayının sonundan ekim ayına kadar olan yaklaşık 4 aylık bir süre içinde aktif.
1984'te doğadaki canlıların ve yaşadıkları ortamların korunması amacı ile düzenlenen 'Uluslararası Bern sözleşmesi' ile koruma altına alınmıştı. 1999'dan beri Toros Kurbağaları Çevre ve Şehircilik, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlıkları, Niğde Valiliği ve Uluslararası Çevre Örgütleri tarafından korunma altında tutuluyor.
Ayrıca Ulukışla'ya bağlı Maden Köyü'nde Maden-Der adıyla Kurbağaları Koruma Derneği kurulmuş olup, derneğin amacı Toros kurbağalarının korunmasını sağlamak. Niğde Valiliği Çevre Koruma Kurulu Bolkar Dağları'nı özel koruma alanı ilan etmiş ve bölgenin bitki örtüsünü, coğrafi yapısını ve görünümünü bozacak her türlü etkinliği engellemek için çalışmalar başlatmıştı.
Chelsea, Brezilyalı futbolcusu Oscar'ın sezonun ikinci yarısından itibaren Çin Süper Ligi ekiplerinden Shanghai SIPG forması giyeceğini açıkladı. Resmi açıklama yapılmamakla birlikte Çin ekibinin bu transfer için 70,5 milyon euro bonservis bedeli ödeyeceği belirtiliyor.
Hutchinson sarı kart görürse Osmanlı maçında yok
Chelsea'nin internet sitesinden yapılan açıklamada, transferin detayları konusunda anlaşmaya varıldığı ve Brezilyalı oyuncunun ocak ayından itibaren Çin Süper Ligi ekiplerinden Shanghai SIPG forması giyeceği belirtildi.
Açıklamada, 4,5 yıldır Chelsea forması giyen 25 yaşındaki Brezilyalı oyuncuya takıma verdiği katkılardan dolayı teşekkür edildi. Oyuncunun alacağı ücret hakkında bilgi verilmezken İngiliz basını, Chelsea'nin bu transferden kasasına 70,5 milyon euro bonservis bedeli koyacağını öne sürdü.
Kadın ve erkek kullanıcılar anlattı. İşte Türkiye'de Tinder gerçeği
Posta gazetesi yazarı Mehmet Coşkundeniz, dünyanın en çok tercih ettiği 'çöpçatanlık' uygulaması Tinder'da geçirdiği iki haftanın ardından, konuştuğu kadın ve erkek kullanıcıların Tinder hakkındaki düşüncelerini yazdı.
Kullanıcıların isimlerini neden vermediğini "Tinder'da görünmek 'eziklik' olarak görülüyor" diyerek açıklayan Coşkundeniz, "Ben gerçek adımla üye oldum. Birçok kişi benim profilimi görünce önce sahte olduğuna inandı. Ardından da Aşk Doktoru da Tinder'deyse biz ölelim dedi. Kısacası, Tinder'a üyelik pek makbul değil." dedi. Peki neden üye oluyorlar? İşte Mehmet Coşkundeniz'in konuştuğu bazı kadın ve erkeklerin gerekçeleri:
"Sevgilimle ayrıldık. Ben de vakit geçirmek için buraya girdim. Buluştuğum birkaç kişi oldu ama aramızda hiçbir şey geçmedi." (kadın)
"İşim ağır. Uzun zamanlarımı işyerinde geçiriyorum. Herhangi bir ortamda yeni biriyle flört etmeye zamanım yok. Tinder beni bu zamanı harcamaktan kurtarıyor çünkü sitenin amacı belli!" (erkek)
"Tek gecelik ilişki peşinde değilim. Bu şekilde yaklaşan olursa direkt eşleşmeyi kaldırıyorum. Buluştuğum birkaç kişiyle arkadaşlık gelişti aramızda. Ama umudumu kaybetmedim, bir sevgili edinebilirim." (kadın)
"Yurt dışındayım. Bulunduğum ülkenin insanlarıyla pek anlaşamıyorum. Ama Tinder'da hem burada yaşayan Türkleri bulabiliyorum hem de Türkiye'ye tatile geldiğimde buluşabileceğim birkaç kişi ile arkadaşlık etmiş oluyorum." (erkek).
"Ben burada gerçek aşkla saf sevgiyi bulup, ikisini biraz seks, biraz sohbetle harmanladıktan sonra evliliğe adım atmayı istiyorum." (kadın)
"Burası gerçekten bana göre değilmiş. Adam konuşurken neredeyse ayaklarımın altına kırmızı halı serecekti. Bugün buluştuk, sonra eve döndüm ne bir arama ne bir mesaj. Lanet olsun tüm erkeklere." (kadın)
"Canım sıkıldığında burada neler oluyor diye bakıyorum. Tinder'dan aşk falan çıkmaz. Seni de burada görünce durumun gerçekten çok vahim olduğunu iyice anladım." (kadın)
"Buradan birkaç kişiyle buluştum. Gayet de güzel vakit geçirdik. Ben sitede olmaya devam edeceğim." (erkek)
"Ha yani, burada gözlem için bulunuyorsun. Peki çok hoşlandığın biri seninle görüşmek istese sen ne yapacaksın? Bütün erkekler aynısınız." (kadın).
Türkiye'nin yaz tatili haritası açıklandı
Verilere göre, Nisan-Eylül ayları arasında en çok İstanbul ve Ankara gibi büyük şehirlerden tatile çıkan Türkler, 9 güne uzatılan ve yaz dönemine denk gelen iki uzun bayram tatilini yurtiçi ve yurtdışı tatil merkezlerinde değerlendirdi.
Yaz aylarıyla birlikte Ege ve Akdeniz kıyıları uğrak nokta haline geldi.
Deniz sezonunun kapanmasıyla kültür turlarına olan ilginin tekrar artacağı gözlemlenen n11.com'da bu sene en az talep gören destinasyon GAP turlarını içine alan şehirler oldu.
Türk vatandaşlar bu yıl ağırlıklı olarak vizesiz yurtdışı turları tercih etti.
Balkan ülkeleri, özellikle de Belgrad, Saraybosna, Ohrid ve Üsküp, yoğun talep gören şehirler arasında yer aldı.
Balkanlardan sonra Rodos, Mykonos, Sakız, Midilli, Kos, Simi, Halkidiki, Thassos gibi Yunan adaları Türk akınına uğradı.
Bunun yanı sıra İtalya/Roma ve İspanya/Barcelona gibi klasikleşen turlara yine rağbet gösterildi.
Yaşanan siyasal olayların da etkisiyle Fransa/Paris turlarında hissedilir bir düşüş yaşandı.
Bu yaz en çok 28-42 yaş grubundaki kişiler tatil yaptı.
Yaz boyunca kadınların favorisi Türkiye'de Çeşme ve Bodrum olurken, yurtdışında Barcelona ve Amalfi Kıyıları oldu.
Erkekler ise yurtiçinde Marmaris ve Kaş'ı, yurtdışında ise Belgrad ve Mykonos'u tercih etti.
İtalya/Roma turlarına yine rağbet gösterildi.
Yaz boyunca kadınların favorisi Türkiye'de Bodrum oldu.
Dünyadaki en iyi 20 akıllı telefon
En iyi 20 akıllı telefon
İşte dünyadaki en iyi 20 akıllı telefon...
Yenilenmiş A10 işlemcisi, su geçirmez tasarım ve Stereo hoparlör ile karşımıza çıkan Apple iPhone 7 Plus'a yakından baktık.
Nuri Şahin, Almanya'da katıldığı bir televizyon kanalındaki Nobby Pişiriyor (Nobby Kocht) adlı yemek programında, aşçı Norbert Dickel ile menemen yaptı.
Burada, aşçı Dickel ile sohbet eden milli futbolcu, Terim ile milli maçlar öncesinde telefonlaşıp sohbet ettiklerini anlattı.
Borussia Dortmundlu futbolcu, teknik direktör Guus Hiddink'in de kendi döneminde milli takıma yönelik eleştirilere dayanamadığını belirtti.
Türk futbolcuların, Avrupa'nın büyük takımlarda forma giymek istemeleri nedeniyle yurt dışındaki diğer kulüplerde oynamayı tercih etmediklerini savunan Nuri Şahin, "Türkiye'de futbolcular iyi para kazanıyorlar.  Yurt dışına da büyük takım olmazsa çıkmak istemiyorlar. Bence tecrübe kazanmak açısından büyük küçük bakmadan yurt dışında forma giymek gerekir" değerlendirmesini yaptı.
Devlerin çöküşü
Fenerbahçeli bir babanın oğlu olmasına karşın Galatasaray'ı destekleme nedeniyle ilgili de Şahin, "Babam çok büyük bir Fenerbahçe taraftarı, amcam ise çok radikal bir Galatasaray taraftarı. Amcam çocukken bize hep para verir, 'Alın bu 10 markı, Galatasaray taraftarı olun' derdi. 2000 yılında UEFA şampiyonu olan Galatasaray, tüm çocukların tuttuğu takımdı. Galatasaray'a karşı forma giymek hep
Aşçı Dickel'in, eski milli futbolcu Hakan Şükür'ü örnek alıp almadığını sorması üzerine de Nuri Şahin, "Her Türk kadar ben de Hakan Şükür taraftarıydım" dedi.
Asena Atalay'dan boşanan futbolcu Caner Erkin, Şükran Ovalı ile aşk yaşamaya başlamıştı. Fenerbahçe'den İtalya'nın Inter takımına transfer olan Erkin, Instagram'dan Şükran Ovalı ile fotoğrafını paylaşıp altından ilan-ı aşk etmişti. Caner Erkin, şu açıklamada bulunmuştu:
"Son zamanlarda hakkımda çıkan haberlere sessiz kaldım. Söz konusu olan hislerimdi, siz de hakverirsiniz ki hassas bir konu evet uzun zamandır dilediğim, beklediğim şeyi yaşıyorum o yüzden çok mutluyum.. Sonunda sevdiğim, aşık olduğum kadınlayım. Bana inandığı için şanslıyım ve heyecanlıyım. Hayatımı onunla geçirmek istiyorum. Ortada bir yalan yok. İlişkimiz yoktu. Ama şimdi var bu süreçte birbirimizi tanıyıp mutlu olmak istiyoruz. Herkesin saygı gösterip, hassas davranmasını bekliyorum"
Caner Erkin'in bu açıklamasının ardından Şükran Ovalı'nın bugün yaptığı paylaşım Instagram'ı karıştırdı. Erkan Kolçak Köstendil ile bir fotoğrafını paylaşan Ovalı'nın parmağındaki tek taş yüzük dikkat çekti. Güzel oyuncunun takipçileri fotoğrafın altını yorum yağmuruna tuttu ve "Tektaş takılmış hayırlı olsun", "Caner'le evlenecek misiniz?", "Mutluluklar" tarzında şeyler yazdı.
ACCA Türkiye lansmanı gerçekleşti
181 ülkede 178 bin üye ve 455 bin öğrenciye sahip olan ACCA (Tescilli Ruhsatlı Muhasebeciler Birliği) 95. ofisini İstanbul'da açtı. TÜRMOB (Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği) ile bir yıl önce Stratejik Ortaklık Sözleşmesi imzalayan ACCA'in Türkiye ofisinin açılışı, ACCA CEO'su Helen Brand tarafından resmi olarak açıklandı.
Açılış davetine başta Genel Başkan Nail Sanlı olmak üzere TÜRMOB yöneticileri, ACCA'in Türkiye'deki üye ve adayları, üniversitelerden akademisyenler ve iş dünyasından yöneticiler katıldı.
Helen Brand, yaptığı konuşmada ACCA'in Türkiye ile güçlü bağlarını vurguladı.
Brand, "ACCA'in en yeni ofisinin ACCA Türkiye ofisi olmasından dolayı büyük mutluluk duyuyorum. Buradaki varlığımız, bugün ve gelecekte Türk iş dünyasına ve mesleğe yapmayı arzu ettiğimiz katkıların odak noktası olacak" şeklinde konuştu.
Brand, "İstanbul'a 2006 Dünya Muhasebeciler Kongresi'ne katılmak için gelişimin üzerinden on sene geçti. Kongre hem muhasebe mesleği hem de ülke açısından harika bir vitrin olmuştu. ACCA ve TÜRMOB'un, bundan da önce, 2004 yılında karşılıklı imzalanan ilk anlaşmayla başlayan, oldukça uzun süreli bir ilişkisi var, dolayısıyla ortaklığımızı çok sağlam temeller üzerine bina etmekteyiz" ifadelerini kullandı.
Brand, "ACCA olarak TÜRMOB'un ulusal muhasebe mesleğini geliştirmedeki başarısını hayranlıkla takip ediyoruz. TÜRMOB'la geçen sene bu zamanlar imzaladığımız sözleşmeyle, her ulusal ekonominin güçlü bir ulusal muhasebe mesleğine ihtiyaç duyduğuna yönelik ortak inancımıza dayanan güçlü bir ortaklık oluşturduk. Sağlam ulusal meslekler, güçlü ekonomilerin gelişmesi, bu ekonomilerin bölgesel ve küresel forumlarda uygun şekilde temsil edilmesini sağlamak için vazgeçilmez öneme sahiptir" diye konuştu.
ACCA'in 2020 stratejisi için önemli bir adım
ACCA Türkiye Başkanı Filiz Demiröz ise, "ACCA'in Türkiye'deki operasyonlarını yönetmek benim için büyük onur. Küresel bir mesleki kuruluş olarak, buradaki ofisimizin kuruluşu, 2020 stratejimiz doğrultusunda atılmış güçlü ve önemli bir adım. Biliyoruz ki Türkiye'de muhasebe meslek mensuplarına ihtiyaç ve talep var. İş çevresi ve kamu sektörü etik değerlere uygun hareket eden ve Türkiye ekonomisinin gelişip büyümesine katkıda bulunmak için gerekli donanıma sahip muhasebe meslek mensuplarına ihtiyaç duyuyor" dedi.
Nail Sanlı: ACCA ile TÜRMOB arasındaki ilişki uzun yıllara dayanıyor
Açılışta bir konuşma yapan TÜRMOB Genel Başkanı Nail Sanlı, ACCA ile 2004 yılında imzalanan ilk anlaşmanın 2009 yılında yenilendiğini belirterek şunları ekledi: "İki kuruluş arasındaki karşılıklı ilişkilerin geliştirilmesi için geçen sene Nisan ayında Konya'da gerçekleştirdiğimiz 10. Türkiye Muhasebe Forumu'nda imzaladığımız sözleşmede önceki sözleşmelerden farklı olarak 'işbirliği' ifadesi yerine 'stratejik ortaklık' ifadesi kullanılmıştır. Meslek mensuplarımızın ACCA ruhsatlandırmasındaki muafiyetlerden yararlanmasının yanı sıra, bundan böyle iki kuruluş tarafından ortak markalar kullanılarak çeşitli sertifikasyon programları da düzenlenecek. Özellikle son 2 yılda ACCA ile olan ilişkilerimizi birkaç adım daha ileri götürmekten duyduğum memnuniyeti dile getirmek ve ACCA Türkiye ofisinin açılışıyla birlikte işbirliğimizin artarak devam edeceğine olan inancımı vurgulamak istiyorum."
ACCA ile TÜRMOB arasında 28 Nisan 2015 tarihinde imzalanan Stratejik Ortaklık Sözleşmesi ile SMMM ve YMM olan TÜRMOB meslek mensuplarının ACCA ruhsatlandırma sınavlarında, toplam 14 dersten temel 9 dersin tamamından muaf olmaları ve ders muafiyetlerine ek olarak, kayıt, ders ve yıllık aidat ücretlerinden de muafiyetler almaları sağlanmıştır.
Ayrıca, yine bu Stratejik Ortaklık Sözleşmesi kapsamında, TÜRMOB meslek mensuplarının ACCA ve Londra Üniversitesi arasında yapılan ortak Muhasebe Yüksek Lisans Programı'na (örgün ve uzaktan eğitim) ilişkin sözleşmeden yararlanma imkanı sunulmuştur. Bunların yanısıra, 2016 yılı içinde yapılan karşılıklı görüşmelerle, stajda bir yılını tamamlayan TÜRMOB stajyerlerinin de bu muafiyetlerden faydalanarak ACCA sınavlarına girebilmeleri, ACCA üyeliğini TÜRMOB sınavlarını da tamamlayıp meslek mensubu olduktan sonra alabilmeleri konusunda mutabakata varılmıştır.
Ak Partili Gündoğdu, yeni yıla nöbet tutan polislerle girdi
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile birlikte Hakkari'ye gelen Ak Parti Ankara Milletvekili Ahmet Gündoğdu, yeni yıla nöbet tutan polislerle birlikte girdi.
Sokakta nöbet tutan polislerin yeni yılını kutlayan Milletvekili Gündoğdu, "Nöbet tutan polis ve Mehmetçiğimize kolay gelsin diyoruz ve yeni yıllarını kutluyoruz. Bizim gidecek başka bir vatanımız,  başka bir alternatifimiz yok. Tek ülkemiz var, Türkiye" dedi.
TSK, Suriye'de yürüttüğü Fırat Kalkanı Harekatı ile ilgili açıklamada bulundu
TSK, Fırat Kalkanı Harekatında sürdürülen operasyonlarla ilgili açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, "Dün 18 DEAŞ mensubu teröristin öldürüldüğü, 15 DEAŞ hedefinin imha edildiği" bildirildi.
Haftanın Kenti: İstanbul / Konuklar: Oğuz Kaan Salıcı, Kamuran Akkor ve Erdem İpekçi
Burada Hayat Var'da Aynur Tartan aynı şehirde doğmuş siyaset, sanat ve iş dünyasından konuklarını bir araya getirip memleketlerini konuşuyor.
Okulda, ofiste veya trafikte geçen zaman bedeninizi gerginleştiriyor mu? İnatçı boyun, bel, sırt ve omuz ağrılarıyla başınız dertte mi? Bazı kronik sorunlar yüzünden ağrı kesiciler alıyor, hatta ameliyat bile olmayı mı düşünüyorsunuz? O halde, "Motion Restoration Therapy" (Hareket Onarım Terapisi) uzmanı Dr. Chet Collins'e kulak vermenizde yarar var.
Dr. Chet Collins, Hareket Onarım Terapisi yapan dünyaca ünlü bir uzman. Kendi geliştirmiş olduğu özel tekniklerin de yardımıyla, sporcular, danscılar ve iş adamları başta olmak üzere, kronik kas ve eklem ağrısı çeken kişileri spazmlardan arındırıyor.
Kısa bir süreliğine Türkiye'ye gelen Dr. Collins 7 Kasım tarihine kadar İstanbul Richmond Hotel'de hastalarını kabul ediyor.
Hafta başında Dr. Collins'le görüştüm. Ona iş dünyasının en büyük şikayeti olan sırt ve bel ağrılarına karşı neler yapılabileceğini sordum.
"Ağrılar her zaman bir şeylerin yanlış gittiğinin işareti olarak görülmeli" diyen Dr. Collins, şu tavsiyelerde bulundu.
Vücudumuz daha büyük sorunlar olmasın diye bize sürekli işaretler gönderir.
1. İnsan vücudu hareket etmek için yaratılmış bir sisteme sahiptir. Bu yüzden hareketli olun. Sabit bir işiniz varsa, her yarım saatte bir hareket edin. Ayağa kalkın. En azından bedeninizi sağa sola esnetin, tavana doğru birkaç kez gerinme hareketi yapın. Öğle tatilinde dışarıya çıkın. Kısa bir yürüyüş yapın. Asansör yerine merdivenleri kullanın. Her zaman duruşunuza ve oturuşunuza dikkat edin. Dik durmaya özen gösterin.
2. Gücünüzü ve esnekliğinizi koruyabilmeniz için bedeninizi sürekli olarak çalıştırın. Yaptığınız spor çalışmasının etkisi kısa sürelidir. "Fitness" depolayamazsınız. Bir dönem egzersiz yapmak tabii ki yararlıdır. Ancak spora ara verdiğinizde bedeniniz kısa bir süre sonra elde etmiş olduğunuz düzeyin gerisine düşecektir.
3. Spor yapmaya başlamadan önce hangi yöntemin veya egzersiz tekniklerinin sizin için uygun olduğunu öğrenin. Asla rasgele çalışmaya başlamayın.
4. Yürümek, yüzmek gibi sporları "etkinlik" olarak tanımlayabiliriz. Etkinlikleri her gün yapabilirsiniz. Ağırlık ve kas güçlendirmeye yönelik fitness çalışmaları daha aktif olmanıza ve daha çok etkinlik yapabilmenize izin verir. Vücüdunuzdaki kasların gelişmesi için onları biraz zorlamanız gerekir. Ancak aşırı çalıştırdığınızda kaslarınız size pozitif cevap veremez. Tüm sisteme yük biner. Bu yüzden, kaslarınızı aşırı kullanmaktan kaçının. Çok çalıştığınız bir günün ardından mutlaka birkaç gün dinlenin.
5. Vücudumuz daha büyük sorunlar olmasın diye bize sürekli işaretler gönderir ve bilgi verir. Bir sakatlık hissettiğinizde öncelikle durun, dinlenin ve hangi hareketin sizi incittiğini bulmaya çalışın. Ağrınızı ilaçla bastırmaya çalışmayın. Ağrılı bölge giderek daha az çalışacak, böylece ağrı daha da kalıcı hale gelecektir. Ağrının kaynağı olan sorunların sürmesi, vücudun yorulmasına ve giderek belirli bölgelerdeki hareketlerin kısıtlanmasına neden olacaktır.
6. Rahatsızlık veren hareketleri yapmayı kesin. Ağrıyan bir bölgeyi zorlamayın. Sadece o noktaları yavaş bir biçimde esnetecek hareketler yapmayı deneyin. Ağrı hissettiğiniz an mutlaka durun. Bir iki gün dinlendikten sonra aynı gevşeme hareketini yapmaya devam edin. İki hafta içinde sonuç almadıysanız ve ağrınız devam ediyorsa mutlaka bir uzmana veya bir doktora görünün.
7. Fıtık gibi sorunlar genellikle boyun ve sırt ağrılarıyla başlar. Çoğu zaman da nedeni hareketsizliktir. Bedenimiz pasifleştikçe doğru bir biçimde hareket etmesi için gerekli olan kasları yavaş yavaş kapatır. Buna karşın bazı kasları aşırı derece kullanarak yeni kalıplar yaratır. Sonuçta boyunda ve belde çıkan sorunlar disklere de yük bindirir.
8. Kasların düz bir yapısı olduğu sanılır. Dolayısıyla ağrıyan kasları düzeltmek için çekmek ve esnetmeye çalışılır. Oysa kaslar tepkisel, "reaktif" bir biçimde çalışır. Örneğin, çekip uzatılan bir kas topluluğu daha da sertleşebilir. Kasları yönetebilmek ve hareketlendirmek için terapistin ne yapacağını bilmesi ve kaslarla birlikte çalışması gerekir. Bilinçsizce yapılan tedavilerden kaçınmak gerekir.
Bilgisayar başında çalışanlara öneriler
1. Sabah uyandığınızda bedeninizdeki tüm eklemleri oynatarak ısıtın. Ögle tatilinizde kısa bir yürüyüş yapın. Ya da bir iskemleye oturarak, öne doğru eğilin ve belinizi gevşetin. Sağa ve sola dönün. Kolarınızla arkaya doğru esneyin. Tüm bedeninizi hareket ettirin ve kaslarınızın uyarılmasını sağlayın. Kısa bir süreniz varsa en gergin olan kasları gevşetin.
2. Egzersizde kaslar üzerinde bir tür stres yaratmak gerekir. Tekrarlarla kas çalışması yapılır. Sonra bedenin dinlenmesi gerekir. Böylece kaslar çalışmaya cevap verir. Güçlenir ve dayanıklıklıkları artar. Kaslar mucizevi bir biçimde gelişemez. Tam aksine fazla hareket kasları gerginleştirir. Hedefe ulaşmanızı engeller. Bu yüzden bedenin dinlenmesi için ona zaman verin.
3. Esnemede belirli bir hedef yoktur. Bu yüzden kendinizi aşırı zorlamaktan kaçının. Esneme hareketleri yaparken gergin olduğunzu hissettiğiniz bir noktayı arayın. Bulunca bir süre o pozisyonda kalarak ağrıyan noktayı gevşetmeye çalışın. Aynı hareketi tekrarlamak isterseniz biraz dinlendikten sonra ağrıyan noktayı bulun ve 5-10 saniye gevşetin. Sabırlı olun, yavaş yavaş ilerleyin. Ağrı hissettiğiniz an daha ileri gitmeyin, kaslarınızı zorlamayın.
Balıkesir-Edremit yolu ulaşıma kapandı
Yoğun kar yağışı ve tipi nedeniyle Balıkesir-Edremit karayolu ulaşıma kapandı, yol açma çalışmaları sürüyor.
Edremit-Balıkesir karayolu Şapçı mevkinde yoğun kar nedeniyle ulaşım aksadı. Kayan araçlardan dolayı kapanan yolu açmak için Karayolları ekipleri çalışmalarını sürdürürken, ana yolda uzun araç kuyruklarının oluştuğu görüldü.
Kırgızistan'dan 'Reina saldırganı' açıklaması
Kırgızistan güvenlik servisi, Reina saldırısıyla ilişkili olarak Türk yetkililerle irtibat halinde olduklarını açıkladı.
Kırgız istihbarat servisi, Reina saldırganının Kırgızistan vatandaşı olma ihtimalinin araştırıldığını açıkladı.
Kırgızistan güvenlik servisi, saldırganın Kırgız vatandaşı olduğuna dair haberleri doğrulamak için Türk makamlarla irtibat halinde olduklarını açıkladı.
Mehmet Ekici'nin gönlündeki takım
Sputnik Türkiye'nin haberine göre; Kırgızistan Ulusal Güvenlik Komitesi Basın Sözcüsü Rahat Süleymanov, basında yer alan haberlerin yanı sıra failin pasaportunun fotoğraf ve bilgilerinin incelenmesi ve gerekli çalışmaların gerçekleştirilmesi için Türk güvenlik güçleri ile sürekli irtibat halinde olduklarını da vurguladı.
Kırgızistan güvenlik güçlerinin olayla ilgili gereken çalışmalara başladığı da gelen bilgiler arasında.
Mario Gomez Beşiktaş'ın gündeminden neden düşmüyor?
Beşiktaş'ta gol kralı olan Alman futbolcu Mario Gomez'e dair haberler neredeyse her gün çıkıyor. Türkiye'ye geri dönmek istememesi, politik kararları, Kartal'a dair sevgisi, fiyatı, transfer haberleri. Bugün gündemde en dikkat çekici 3 haber.
Kara kartal'ın tankı Gomez'e dair her gün yeni bir iddia, her gün yeni bir transfer ve her gün oyuncunun fiyatı haberleri çıkıyor. Bu tarz haberlerinin çıkması, Kartal'ın forvet hattını tam olarak dolduramaması ve Gomez'in yeri doldurulmaması.
16 Ağustos haberlerinde Alman futbolcu için üç haber dikkat çekiyor.
1) Alman futbolcuya iki talip (bir takım çok dikkat çekiyor)
Fiorentina'da kalmak istemediğini kesin bir dille dile getiren Kartal'ın eski futbolcusuna iki talip çıktı. Biri kendi ülkesindeki en iyi takımlardan olan, Emre Mor'un oynadığı Borussia Dortmund. İddiaya göre Dortmun, Alman futbolcuyu kesinlikle almak istiyor ve girişimlerini sürdürüyor.
Diğer takım ise iddialar her ne kadar kesinleşmemiş olsa da Barcelona. Suarez'in durumu tam olarak netleşmediği için 31 yaşındaki oyuncu için haberlerde böyle bir iddia yayıldı.
2) Bonserviste artış var
Geçen hafta Fiorentina, Alman futbolcu için 5 milyon Euro getiren, takımda onu görür açıklaması yaptı. Bu hafta İtalyan takımı bonservisine 2.5 milyon Euro daha kattı. Alman futbolcunun şu an ki değeri 7.5 milyon Euro oldu.
3) Kartal'ın Alman tankına aşkı devam ediyor
Küresel piyasalarda karışık seyir
Küresel piyasalar, yılın son iki işlem gününe girilirken düşük işlem hacmiyle karışık bir seyir izliyor.
Noel tatilini yılbaşı tatili ile birleştiren yatırımcıların etkisiyle küresel piyasalarda işlem hacimleri çok düşük seviyelere gerilerken, pay piyasalarında karışık bir görünüm izleniyor.
Uluslararası piyasalarda, üreticilerin petrol arzında sınırlama konusunda anlaşacağı ile ilgili iyimserliğin artmasıyla petrol fiyatları yükselişe geçerken, 20 Ocak'ta ABD Başkanlığı koltuğuna oturacak Donald Trump'ınizleyeceği politikalara ilişkin belirsizliklerin etkisiyle güvenli liman olarak görülen altının ons fiyatı da değer kazandı. Brent petrol dün yükselişini üst üste 4'üncü işlem gününe taşıyarak 56,5 doları görmesinin ardından bugün Asya piyasalarında 55 - 57 dolar bandında dalgalı bir seyir izliyor. Altının ons fiyatı ise bugün yüzde 0,5 artışla 1.150 dolar sınırında işlem görüyor.
Dün ABD'de pay piyasalarında zayıf işlem hacimli de olsa düşüş eğilimi dikkati çekti. Dow Jones endeksi yüzde 0,56, S&P 500 endeksi yüzde 0,84 ve Nasdaq endeksi yüzde 0,89 değer kaybetti. Avrupa tarafında pay piyasalarında yatay bant içinde dalgalı bir seyir izlenirken, avro/dolar paritesi dün yüzde 0,5 azalışla 1,04 sınırına gerilemesinin ardından bugün yükselişe geçti ve 1,0460 seviyesinde dengelendi.
Bugün Asya'da, değerlenen yenin negatif etkilediği Japonya'da Nikkei 225 endeksi kapanışa yakın yüzde 1,4 değer kaybetti. Dolar/yen paritesi saat 09.00 itibarıyla 116,7 ile yaklaşık 2 haftanın en düşük seviyesine gerilerken, Çin'de Şanghay Bileşik endeksi de yatay seyrediyor. Yurt içinde, dün dolar kurundaki yükseliş eğilimine karşın Borsa İstanbul'da alış ağırlıklı bir seyir izlendi. BIST 100 endeksi, günü yüzde 1,11 yükselişle 77.548 puandan tamamlarken, dolar/TL 3,55'i görmesinin ardından 3,5360 seviyelerinde dengelendi.
Analistler, piyasalarda düşük işlem hacimli dalgalı seyrin yılın son iki işlem gününde de devam edebileceğini belirterek, bugün yurt içinde ekonomi güven endeksi, ABD'de ise haftalık işsizlik başvuruları ve toptan eşya stokları verilerinin takip edileceğini ifade etti.
Piyasaların bugün takip edeceği veriler şöyle:
10.00 Türkiye, aralık ayı Ekonomi Güven Endeksi
11.00 Türkiye, kasım ayı yabancı ziyaretçi sayısı
16.30 ABD, haftalık işsizlik başvuruları
Yaşamakta olduğumuz kutuplaşma ve otoriterleşme ne kadar can sıkıcı olursa olsun, dip dalgaları Türkiye'yi siyaseten daha demokrat, iktisaden daha gelişmiş olmaya zorlamaktadır.
Daron Acemoğlu gibi saygın bir ismin de bu iyimserliği, daha doğrusu, Türkiye'nin bu dip dalgalarına duyduğu güveni dile getirmesi bilhassa önemlidir. Dünya çapında bir iktisatçı olan Daron Acemoğlu Forein Affairs'in yeni sayısında çok önemli bir makale yazdı; "Erdoğan'ın baskılarına rağmen Türkiye demokrasi yolunda" diyor.
Bu makaleyi özellikle iktidar mensuplarına tavsiye ederim. Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Daron Acemoğlu'nun değerini ve önemini çok iyi bilir; Türkiye'nin OECD nezdinde büyükelçiliğini teklif etmişti.
Acemoğlu'nun James Robinson'la birlikte yazdığı "Milletler Neden Başarısız Olur" adlı bilimsel kitabı da dünya çapında ilgi görmüştür; geri kalmanın kurumsal niteliklerini anlatır. İngilizcesini büyük kitapçılarda bulabilirsiniz.
2 yaşındaki kardeşini böyle kurtardı
ABD'de iki yaşındaki bir çocuk, üzerine şifonyer devrilen ikiz kardeşinin hayatını kurtardı. İşte o anlar…
İki yaşındaki Brock Shoff, ikiz kardeşi Bowdy ile birlikte odasında oyun oynadığı sırada devasa şifonyer Brock'un üzerine devrildi.
Büyük bir soğukkanlılıkla acı içinde kıvranan ve ağlayan ikiz kardeşini şifonyerin altından kurtarmaya çalışan iki yaşındaki Bowdy'nin çabası, odada bulunan kamera tarafından kayda alındı.
Havada uçağın iki motoru bozulursa ne olur? Daha fenası ya uçağı Emin Çapa uçurup alana indirirse? "O Sırada" son bölümüyle ekrana geldi.
Başkent Ankara ve Türkiye'nin çeşitli illerinde olumsuz hava koşulları nedeniyle eğitime bir gün süreyle ara verildi.
Ankara'da yoğun kar yağışı nedeniyle eğitim ve öğretime bir gün süreyle ara verildi.
Ankara Valiliğinden yapılan yazılı açıklamada, il genelinde yoğun kar yağışının devam ettiği belirtilerek, "Yoğun kar yağışı ve beraberinde oluşabilecek buzlanma nedeniyle ilimiz genelindeki resmi ve özel tüm eğitim kurumlarında 29.12.2016 Perşembe günü, bir gün süreyle eğitim ve öğretime ara verilmiştir." ifadesi kullanıldı.
Açıklamada, kamuda görevli hamile ve engelli çalışanların da idari izinli sayılacağı bildirildi.
Eskişehir kent merkezi ve ilçelerinde, yoğun kar yağışı nedeniyle anaokulları, ilkokullar, ortaokullar ve liselerde eğitime ara verildi.
İl Milli Eğitim Müdürlüğünden yapılan yazılı açıklamada, sabah saatlerinden itibaren etkisini artıran kar yağışı nedeniyle 29 Aralık Perşembe günü ilk ve orta dereceli okullarda, eğitime ara verildiği belirtildi.
Öte yandan, Eskişehir'de, kent merkezinde etkili olan kar yağışı nedeniyle kamuda çalışan engelli ve hamilelerin 29 Aralık'ta bir gün süreyle idari izinli sayılacağını bildirildi.
Valilikten yapılan açıklamada, kar yağışının etkisini arttırmasıyla kamu kurum ve kuruluşlarda çalışan engelli ve hamilelere bir gün idari izin verildiği belirtilirken, "Kar yağışı ve tipi nedeniyle ilimiz genelinde kurum ve kuruluşlarda görev yapan engelli ve hamile personeller 29 Aralık'ta idari izinli sayılacaktır." denildi.
Kar yağışı dolayısıyla bir olumsuzluğa veya mağduriyete meydan vermemek için il genelinde anaokulları, ilkokullar, ortaokullar ve liselerde de eğitime 29 Aralık Perşembe ara verildiği belirtildi.
Bolu merkezde taşımalı eğitim kapsamındaki okullar, ilçelerde tüm okullar yoğun kar yağışı nedeniyle bugün 1 gün süreliğine tatil edildi.
Bolu'da sabaha karşı başlayan kar yağışı yaşamı olumsuz etkiledi. Sabah kent merkezi tamamen beyaz örtüyle kaplandı. Yoğun kar yağışı nedeniyle il merkezi ve bağlı köylerde taşımalı eğitim kapsamındaki okullarda eğitime bugün ara verildi. Ayrıca Gerede, Seben, Kıbrısçık, Dörtdivan ve Göynük ilçelerinde de tüm okullar bugün 1 günlüğüne tatil edildi. Bolu merkezde diğer okulların tatil edilmemesi nedeniyle sabah çocuklar okula giderken zorlandı. Küçük çocuklar, lapa lapa yağan kar altında okullarına gitti. Kar yağışı altında çocuklarını okula götüren bazı veliler okulların tatil edilmemesine tepki gösterdi. Bazı öğrenciler, kar yağışının şehir içindeki ulaşımı etkilemesi nedeniyle geç kaldı. Şehir içi yolların karla kaplanması sonucu zaman zaman araç kuyrukları oluştu. Belediye ekipleri kar temizleme çalışması yaptı.
Isparta'da yoğun kar yağışı nedeniyle kent merkezi ile bazı ilçelerde eğitime ara verildiği bildirildi.
Isparta Valiliğinden yapılan açıklamada, yoğun kar yağışı nedeniyle kent merkezi ve merkeze bağlı köyler ile Aksu, Yalvaç, Sütçüler, Eğirdir ilçelerindeki okullarda 29 Aralık Perşembe eğitime ara verildiğini belirtti.
Bu arada, Süleyman Demirel Üniversitesi de eğitime ara verildiğini duyurdu.
Yoğun kar yağışı nedeniyle Çankırı'da okullar bugün tatil edildi.
Çankarı Valiliği, il genelinde devam eden yoğun kar yağışı nedeniyle ulaşımda aksaklığa meydan verilmemesi için il genelindeki tüm okulların bugüiçin tatil edildiğini açıkladı. Açıklamada, kamuda görevli hamile ve engelli çalışanlar da bu tarihte idari izinli sayılacağı ifade edildi.
Karaman'da olumsuz hava koşulları nedeniyle il genelinde eğitime perşembe ve cuma günü ara verildiği bildirildi.
Karaman İl Milli Eğitim müdürü Asım Sultanoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Karaman'da olumsuz hava koşullarının devam ettiğini söyledi.
Sultanoğlu ayrıca, toplantıda kamu kurum ve kuruluşlarındaki hamile ve engelli personelin de perşembe ve cuma günü idari izinli sayılmasının uygun görüldüğünü belirtti.
Manisa Turgutlu
Manisa Turgutlu'da taşımalı eğitim gören öğrencilerin bulunduğu bazı mahallelerde olumsuz hava koşulları nedeniyle eğitime bir gün ara verildi.
Turgutlu İlçe Milli Eğitim Müdürü Mehmet Ölmez tarafından yapılan açıklamada "29 Aralık 2016 günü yoğun kar yağışı nedeniyle Çatalköprü İlköğretim Kurumlarına taşınan Kayrak, Gökgedik ve Yukarı Bozkır Mahalleleri; Dağmarmara Niyazi Üzmez İlköğretim Kurumlarına taşınan Kabaçınar, Ören, Yunusdere, Karaköy mahalleleri ile Çıkrıkçı Yaşar Kaziment Aybars İlk ve Ortaokuluna taşınan Baktırlı, Karaoluk, Sivrice, Güney, Dağyeniköy mahallelerindeki öğrenciler izinli sayılacak olup bu okullardaki eğitim öğretim bir gün tatil edilmiştir. Ayrıca adı geçen mahallelerden taşınan ortaöğretim öğrencileri de bir gün izinli sayılacaktır" denildi.
Manisa Kula
Kula'da taşımalı eğitime bir günlük kar tatili
Manisa'nın Kula ilçesinde, olumsuz hava şartları ve yoğun kar yağışı nedeniyle taşımalı sistemle eğitim gören öğrenciler için okullar bir gün tatil edildi.
Kula Kaymakamlığı tarafından yapılan açıklamada, Encekler Mahallesi ve Çarıkballı Mahallesi'nde resmi taşımalı eğitime tabi okullar kar yağışı nedeniyle 1 gün süreyle tatil edildi. İlçe merkezindeki okulların ise eğitime devam edileceği belirtildi.
Uşak'ta dün öğleden sonra başlayan kar yağışı nedeniyle kent merkezi ve ilçelerde okullar bugün tatil edildi.
Uşak Valiliği'nce yapılan yazılı açıklamada, "Uşak Meteoroloji Müdürlüğü'nün hava tahmin raporlarında bildirilen mevcut hava şartları, yağış durumu ve en son meteorolojik veriler değerlendirildiğinde, öğrencilerimizin sağlığı ve ulaşım güvenliği için; ilimiz merkez ve ilçelerinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı her tür ve derecedeki örgün ve yaygın eğitim kurumları, özel rehabilitasyon merkezleri, öğrenci etüt merkezleri ve özel eğitim kursları ile diğer kamu kurum ve kuruluşlara ait kreş ve okul öncesi eğitim kurumlarının 29 Aralık 2016 tarihinde bir gün süreyle tatil edilmesine karar verilmiştir" denildi.
Valilik açıklamasında kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan görevli personelden hamile, engelli, diyaliz hastaları, kalp ve böbrek yetmezliği, kanser gibi kronik ağır hastalığı olan memur ve diğer kamu görevlilerinin de bugün için idari izinli sayılacağı belirtildi.
Bursa'nın Yenişehir, Büyükorhan ve Harmancık ilçelerindeki okullarda, yoğun kar yağışı nedeniyle eğitime bir gün ara verildi.
Akşam saatlerinde etkisi artıran kar yağışı nedeniyle Yenişehir, Büyükorhan ve Harmancık ilçelerindeki ilk ve orta dereceli okullarda, ilçe kaymakamlıklarınca alınan kararla eğitime bir gün ara verildi.
Yetkililer, yoğun kar nedeniyle vatandaşları uyardı.
Burdur'da yoğun kar yağışı nedeniyle Karamanlı, Kemer ve Yeşilova ilçelerinde taşımalı eğitime ara verildi.
Burdur'da dün öğleden sonra başlayan kar yağışı, akşam saatlerinde etkisini artırdı. Kar yağışının yoğun olduğu Karamanlı, Kemer ve Yeşilova ilçelerine bağlı köylerden ilçe merkezlerine taşımalı eğitim gören öğrenciler için eğitime yarın ara verilmesi kararlaştırıldı.
Altınyayla İlçesi'nde ise sadece Ballık Köyü'nde eğitime ara verildi.
Bilecik Valiliği'nden yapılan açıklamada, kar yağışı ve olumsuz hava koşulları nedeniyle 29 Aralık Perşembe günü il genelindeki ilk ve orta dereceli okullarda eğitime ara verildiği belirtildi. Açıklamada kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan engelli ve hamilerin de 29 Aralık Perşembe günü izinli sayılacakları bildirildi.
Kırıkkale'de etkili olan kar yağışı nedeniyle okullar bir gün süreyle tatil edildi.
Kırıkkale Valisi Mehmet İlker Haktankaçmaz, yarın kent genelinde okulların tatil edildiğini açıkladı. Haktankaçmaz, Twitter'dan yaptığı açıklamada "Yağış nedeniyle Kırıkkale il merkezi ve ilçelerindeki bütün okullar 1 gün süreyle tatil edilmiştir. 29 Aralık 2016 günü için Kırıkkale il merkezi ve ilçelerinde görev yapan hamile ve engelli memurlarımıza 1 gün idari izin verilmiştir" dedi.
Yozgat il merkezi ve merkeze bağlı köylerde ilk, orta ve lise dengi okullara kar yağışı nedeniyle yarın bir gün süreyle ara verildi. Bu arada kamuda çalışan hamile ve engelli personelin de bir gün süreyle izinli sayılacağı açıklandı.
Afyonkarahisar
Afyonkarahisar'ın Bolvadin,  Sandıklı ve Çay ilçelerinde de kar yağışı akşam saatlerinde şiddetini artırdı. Her iki ilçede de kaymakamlık kararıyla ilk ve orta dereceli okullarda eğitime ara verildi.
Konya'da yoğun kar yağışı nedeniyle 5 ilçede eğitime 1 gün süreyle ara verildi. Hadim İlçesi'nde ise taşımalı eğitim veren okullar tatil edildi.
Konya Valiliği tarafından yoğun kar yağışı ve buzlanma nedeniyle Kulu, Akşehir, Tuzlukçu, Doğanhisar ve Ilgın ilçelerinde ilk ve orta dereceli okulların 1 gün süreyle tatil edildiği açıklandı. Hadim ilçesinde ise taşımalı eğitime bir gün süreyle ara verildiği belirtildi.
Balıkesir'in Dursunbey ilçesinde, yoğun kar yağışı nedeniyle ilk ve orta dereceli okullarda eğitime bir gün ara verilmesi kararlaştırıldı.
Dursunbey Kaymakamlığından yapılan açıklamada, yağışın etkisini artırmasından dolayı ilçe genelindeki ilk ve orta dereceli okulların tatil edildiği duyuruldu.
Kırşehir'in Kaman ilçesindeki okullarda yoğun kar yağışı nedeniyle eğitim yapılmayacak.
Kaman Kaymakamlığından yapılan yazılı açıklamada, yoğun kar yağışı dolayısıyla ilçe merkezi ve köylerdeki okul öncesi eğitim kurumları, ilkokul, ortaokul ve liselerde eğitime bir gün ara verildiği bildirildi.
Açıklamada, kamu kurum ve kuruluşlarında görevli hamile ve engellilerin de idari izinli sayılacağı duyuruldu.
Sinop Milli Eğitim Müdürlüğünden alınan bilgiye göre, etkisini sürdüren kar yağışının özellikle ulaşımda meydana getirebileceği aksaklıklar nedeniyle mağduriyet yaşanmaması için Boyabat, Durağan ve Saraydüzü ilçelerindeki okullarda eğitime ara verilmesi kararlaştırıldı.
Edirne'den Urfa'ya kesintisiz yol için düğmeye basıldı
Ankara-Niğde Otoyol Projesi için 14 Nisan 2017'de ihale yapılacak. 330 kilometrelik Ankara-Niğde Otoyolu'nun yapılmasıyla Edirne'den Urfa'ya kesintisiz ulaşım sağlanacak.
Türkiye'nin önemli otoyol projeleri arasında yer alan Ankara Niğde Otoyolu, Ankara Çevre Otoyolu'nun güneyinde bulunan Gölbaşı ilçesinden başlayacak. Otoyol, Niğde-Gölcük kavşağında ise sona erecek. Ankara Niğde Otoyolu tamamlandığında bağlantı otoyoluyla Kırşehir'e de ulaşılabilecek.
Ankara-Niğde Otoyol Projesi, 14 Nisan 2017'de Yap-İşlet-Devret modeliyle tüm istekliler arasında kapalı teklif alma usulüyle ihale edilecek. 330 kilometrelik Ankara-Niğde Otoyolu'nun yapılmasıyla Edirne'den Urfa'ya kesintisiz ulaşım sağlanacak. İstekliler, geçici teminat tutarı 75 milyon lira olan ihale dosyasını 16 Ocak 2017 itibarıyla Karayolları Genel Müdürlüğünde ücretsiz görebilecek.
izleyici temsilcisi
1979 yılında Ankara'da doğdu. Çocukluğundan beri hep meraklı, hep çok soru soran biri oldu. Karşıyaka Anadolu İletişim Meslek Lisesi'nden sonra Bilkent Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü'nü yüksek şeref öğrencisi olarak bitirdi.
Leyla Ataman ile Sağlık Kontrolü programında; Prof. Dr. Mete Özdoğan ile bağırsak polipleri, Prof. Dr. Yüksel Gümürdülü ile karaciğer hastalıkları, Op. Dr. Seval Taşdemir ile kısırlık tedavisi ve Op. Dr. Ali Murat Akkuş ile burun estetiğinde yenilikler ele alındı.
Galatasaray'ın çeşitli kulüplere satın alma opsiyonuyla kiraladığı oyuncuların hiçbiri bekleneni veremedi. Kulüpler opsiyon haklarını kullanmazken Bruma ve Alex Telles'in de aralarında bulunduğu bu oyuncular Galatasaray'a dönecek.
İspanyol ekibi Real Sociedad, Galatasaray'dan sezon başında kiraladığı Bruma'nın 30 Nisan'a kadar geçerli 7.5 milyon Euro'luk satın alma opsiyonunu kullanmadı.
İşte Galatasaray yönetimini sıkıntıya sokan gelişmeler:
Inter, Alex Telles için belirlenen 8.5 milyon Euro opsiyonu kullanmayı düşünmüyor ve bonservisi elinde olan Caner Erkin ile anlaştı. İtalyan ekibi ayrıca Şampiyonlar Ligi bileti alamadığı için Felipe Melo'nun sözleşmesine yazılan 500 bin Euro bonus da ortadan kalktı.
Trabzonspor da Salih Dursun'a 1.75 milyon Euro ödemekten vazgeçti. Montreal İmpact de yedek kulübesinden çıkamayan Lucas Ontivero için 800 bin Euro vermeyi düşünmüyor.
Sezon başında 1 milyon 500 bin Euro kiralama bedeliyle Galatasaray'dan Real Sociedad'a kiralanan Bruma, 14'ü ilk 11 olmak üzere 30 La Liga karşılaşmasında 1418 dakika şans buldu.
Metrobüs yolunda kaza... Otomobil ikiye ayrıldı
D -100 Karayolu Halıcıoğlu mevkiinde bir otomobilin metrobüs bariyerlerine çarpması sonucu 1 kişi yaralandı.
Otomobilin ön bölümü parçalanırken sürücü yaralandı. Yaralı sürücü, ambulansla hastaneye kaldırıldı.
Öte yandan kaza yapan aracın vinç ile kaldırılması sırasında otomobil ortadan ikiye ayrıldı.
Belçika'da genel grev hayatı felç etti
Tek Gıda-İş Sendikası Genel Başkanı Mustafa Türkel, grevleri hiçbir zaman amaç olarak görmediklerini belirterek şunları söyledi:
"Biz sendika olarak uzlaşmadan yanayız. Ama uzlaşmayı teslimiyetlik olarak gören anlayışı reddeden bir sendikayız. Uzlaşmayı, eşit koşullarda el sıkarak yapılan bir anlaşma olarak görenlerdeniz. Egemenlerin, siyasetçilerin, devleti yönetenlerin, sermaye sahiplerinin dayatmalarını kabul eden ve ona boyun eğen sendikalarla işi uzlaşmacılık olarak gören o anlayışı reddediyoruz. Grevleri hiçbir zaman amaç olarak görmüyoruz. Ama yapmaktan da tereddüt etmeyen sendikayız. Son 5 yıldır her yıl grev yapıyoruz."
'Her an uzlaşma noktası bulunabilir'
Nestle'de toplam çalışan sayısının 1600- 1700 civarında olduğunun bilgisini veren Türkel şöyle devam etti:
"Fabrikada üretim durdu. Bakım için, yasal sorumluluk gereği içeride kalması gereken belli sayıda işçi arkadaş var. Onların dışında bütün arkadaşlar, dışarıda ve greve katılmış durumda. Bizim talebimiz, 600 lira seyyanen ücret artışıydı. İşveren, çok düşük bir teklifle geldi ve bir ortak nokta bulunamadı. Tabii bu demek değildir ki grev uzun süre devam edecek. Bu görüşmeler, grev başlamış olsa bile her an gerçekleşebilir ve her an bir uzlaşma noktası bulunabilir."
Konuşmanın ardından işçiler, hep birlikte halay çekti.
Bebeğini öldürmekle suçlanan kadın beraat etti
Adana'da evlilik dışı dünyaya getirdiği erkek bebeğini öldürdüğü iddiasıyla hakkında ömür boyu hapis cezası istemiyle yargılanan 22 yaşındaki Melek Demir, ilk duruşmada beraat etti.
Gaziantep'te üniversite eğitimi gören Melek Demir, evli 3 çocuk babası 33 yaşındaki Hasan Germ ile yaşarken hamile kalıp, 10 Ağustos'ta Adana'daki ailesinin evinde tuvalette bir erkek bebek dünyaya getirdi. İddiaya göre bebeğin ağlaması nedeniyle evde bulunan annesi ve ağabeyinin durumu öğrenmesinden endişelenerek, bebeği yere attı. Başını beton zemine çarpan bebek, öldü. Daha sonra Melek Demir, beze sarıp çantasına koyduğu bebeği babası Ali Demir'in Baklalı Köyü'ndeki mezarına gömdü. Bir ihbar üzerine harekete geçen polis, Melek Demir'i gözaltına aldı. Bebeğin cesedi de gömüldüğü yerden çıkarılıp otopsiye gönderildi. Tutuklanan Melek Demir, bebeğin kesin ölüm nedeninin belirlenmesinin mümkün olmadığı yönünde rapor üzerine tahliye edildi.
İlk duruşmada beraat etti
Melek Demir 5'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde alt soydan akrabayı kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezası istemiyle ilk kez hakim karşısına çıktı. Suçlamayı kabul etmeyen Demir, savunmasında şunları söyledi:
"Hasan'dan hamile kaldım. Bebeği aldırmayı düşündük ama paramız olmadığından yapamadık. Bu sırada ilişkimizi öğrenen ailem tanışmak istedi. Hasan, tek başına gelerek beni ailemden istedi. Hamileliğimden ailemin haberi yoktu. Zaten kilolu olduğumdan dolayı da kimse anlamadı. Olay günü gece sancım başladı. Bebek kafası üstü yere düştü. Sancım ve ağrım nedeniyle bebeği tutamadım. Kendime gelip kucağıma aldığımda öldüğünü anladım. Bebeğimi babamın mezarına gömdükten sonra Hasan'ın eşi olduğunu söyleyen bir kadın beni aradı. Ben Hasan'ın evli ve 3 çocuğu olduğunu o zaman öğrendim. Bebeğimi sağ doğurmak istiyordum. Hasan, bebeği nüfusuna kaydettireceğini söylemişti. Beraatimi istiyorum."
Mahkeme heyeti Melek Demir'in bebeğini öldürdüğüne dair kesin ve inandırıcı delil bulunamadığı ve suçu işlediğinin de sabit olmadığını gerekçesiyle beraatine karar verdi.
Okullar tatil mi sorusuna tüm Türkiye'de veliler ve öğrenciler cevap ararken, valilikler kar tatili üzerine 15 Aralık tarihi olarak duyurularda bulundu. Buna göre 15 Aralık'ta; Malatya, Ağrı, Bingöl, Elazığ, Giresun, Rize, Niğde, Tunceli, Ardahan'da son durum nedir?
Yarın (15 Aralık tarihinde) hangi illerde eğitime bir gün ara verildi?
Ardahan'da yarın okullara bir gün ara verildi Valilik tarafından açıklandı.
Tunceli'de 15 Aralık tarihinde ilk ve ortaöğretimde okuyan öğrenciler için valilik eğitime bir gün ara verdi.
Niğde'de 15 Aralık tarihinde valilik eğitime bir gün ara verdiğini açıkladı.
Ağrı'da yoğun kar yağışından ötürü okullar Pazartesi gününe kadar eğitime ara veriyor. Engelli ve hamile olan personel de pazartesi gününe kadar idari izin kullanacak.
Dipnot: Doğubeyazıt ilçesinde eğitime devam kararı alındı.
Malatya Valiliği "İlimizde dün gece (14.12.2016) başlayan ve sabaha kadar süren kar yağışı ve sonucunda meydana gelen buzlanma sonucu ilimiz merkezinde ve merkez ilçelerde Büyükşehir Belediyelerimiz ve İlçe Belediyelerimizce Karla Mücadele ve Tuzlama çalışmaları sürdürülmekte olup devam eden çalışmalar don ve buzlanma sebebi ile olumlu sonuç vermemiştir. Tüm bu sebeplerden dolayı 15.12.1016 Perşembe günü Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi ve özel okulların anaokulu, ilk ve orta dereceli bölümleri ile Liselerin 1 (Bir) gün süre tatil edilmesine karar verilmiştir." açıklamasında bulundu.
Rize'nin İkizdere ve Kalkandere ilçelerinde yoğun kar yağışından ötürü yarın okullara bir gün ara verildi.
Elazığ'da 15 Aralık'ta okullar eğitime bir gün ara verdi.  İl Hıfzıssıhha Kurulu kararıyla alınan kararda engelli ve hamile personele de bir gün idari izin verilmiştir.
Bingöl'de hava durumundan ötürü okullara bir gün tatil geldi. Valilik meteorolojik verilere göre yapılan değerlendirme sonucunda 14 Aralık Çarşamba günü il merkezi, bağlı belde ve köylerde ilk ve orta öğretime bir gün süre ile ara verildiği bildirdi. 15 Aralık'ta yoğun kar yağışından ötürü öğrenciler bir gün daha eğitime ara veriyor.
Giresun'da Dereli, Alucra, Güce, Doğankent, Çanakçı ve Keşap ilçesinde eğitime yarın (15 Aralık) ara verildi.
Bulancak ilçesinde köy okulları, merkezde de Okçu ve Yağmurca köylerindeki taşımalı eğitim yapan okullar tatil edildi.
Will Smith ağlıyor, Meryl Streep Oscar'a göz kırpıyor
2016'nın mutlaka izlenmesi gereken filmleri Oscar için yarışıyor.
İstanbul'dan Boston'a uçarken arka arkaya tam dört film izledim. İkincisi Meryl Streep ve Hugh Grant'ın rollerini paylaştığı "Florence" tı. Ülkemizde vizyona giren ve amatör bir opera sanatçısı olan soprano Florence Foster Jenkins'in hayatını anlatan filmde belki sahnelere gelmiş geçmiş en yeteneksiz ses olarak bilinen dönemin sosyete piyanistinin gerçek yaşamı anlatılıyor.
1868- 1944 yılları arasında yaşayan Florence Foster Jenkins bütün ağır ve bazen hakarete varan eleştirilere karşın dünyanın en kötü opera sanatçısı olarak New York sosyetesini tiyatroya çekmesini hayat arkadaşı St. Clair Bayfield'ın büyük özverisi ve yoğun çalışmasıyla biliyor.
Hollywood Yabancı Basın Birliği'nin "Altın Küre" (Golden Globe) ödülleri için Meryl Streep Komedi- Müzikal Dalında "En İyi Kadın Oyuncu" adayı gösterilirken Hugh Grant'da aynı dalda "En İyi Erkek Oyuncu" için yarışıyor. Meryl Streep yine çok başarılı ve Oscar'a adeta göz kırpıyor. Hugh Grant ise artık komedi de bir duayen olmuş.
Boston'da ise Noel arifesinde "Gizli Güzellik" (Collateral Beauty) yi seyrettim. Çok değişik sıra dışı bir Will Smith, başından geçen bir trajedi sonrası hayata küsüyor. Ancak iş arkadaşlarının büyük desteği ile "Aşk", "Ölüm" ve "Zaman" üzerine yazdığı mektuplara evreden yanıtlar isterken ortaya koyduğu performansla seyirciyi eserin büyük bir bölümünde ağlatıyor.
2016'yı bitirirken mutlak izlenmesi gereken filmler arasında "Florence" ve "Gizli Güzellik" başı çekiyor.
JFK Havalimanı'nda şüpheli paket paniği
ABD'nin New York şehrindeki JFK Havalimanı 5. terminalinde şüpheli paket paniği yaşandı.
Edinilen bilgilere göre, İstanbul"da yaşanan bombalı saldırının ardından New York JFK Havalimanında da şüpheli bir çanta paniği yaşandı.
Güvenlik güçleri kısa süre içinde pakete müdahale ederken 5. terminaldeki yolcular dışarı çıkarıldı. Bir süre kapalı kalan terminal daha sonra tekrar yolculara açıldı.
Paketin içinde ne olduğu açıklanmazken havalimanında herhangi bir tehdit bulunmadığı belirtildi.
Balıkesir'de ev yangını : 1 ölü
Balıkesir'in Bandırma ilçesinde evde çıkan yangında bir kişi hayatını kaybetti, dumandan etkilenen 3 kişi hastaneye kaldırıldı. Yangında ev büyük hasar gördü.
Balıkesir'in Bandırma ilçesinde evde çıkan yangında bir kişi hayatını kaybetti, dumandan etkilenen 3 kişi hastaneye kaldırıldı. Günaydın Mahallesi Hal Caddesi'ndeki apartmanın 3. katından dumanlar yükselmesi üzerine bina sakinleri, durumu itfaiyeye bildirdi.
Bandırma Belediyesi itfaiye ekiplerinin müdahale ettiği alevler, uzun uğraşlar sonucu söndürüldü. Ekiplerin yaptığı kontrolde İlker Yakut Tuksal'ın (41) yanmış cesedi bulundu, dumandan etkilenen 3 apartman sakini Bandırma Devlet Hastanesine kaldırıldı. Tuksal'ın cenazesi, otopsi için Bursa Adli Kurumuna gönderildi.
Yangının şüpheli bulunması üzerine gözaltına alınan ev sahibi Murat O'nun ifadesinde, "Gece eve İlker Yakut Tuksal ve bir kadınla geldik. İlerleyen saatlerde ben kadınla tekrar dışarı çıktım." dediği öğrenildi.
İstanbul'a gelen uçaklar Edremit'e yönlendirildi
İstanbul'daki kötü hava şartları yüzünden iniş yapamayan bazı uçaklar Balıkesir'in Edremit ilçesindeki Kocaseyit Havalimanı'na yönlendirildi.
Kar yağışı ve olumsuz hava şartları nedeniyle Sabiha Gökçen Havalimanına iniş yapamayan Mardin- İstanbul ve Erzincan- İstanbul seferini yapan iki yolcu uçağı, Balıkesir'in Edremit İlçesi'ndeki Kocaseyit Havalimanı'na yönlendirildi.
Havalimanına inen uçaklar 1 saatlik bekleyişin ardından, inişlerin normale dönmesiyle Sabiha Gökçen Havalimanı'na gitmek üzere havalandı.
Diyarbakır'da Emniyet'e roketli saldırı
Diyarbakır'ın Çınar ilçesinde Emniyet Amirliği binasına teröristlerce roketatarlı saldırı düzenlendi.
Alınan bilgiye göre, terör örgütü PKK mensupları, Emniyet Müdürlüğü binasına roketatarlı saldırı gerçekleştirdi.
Saldırının ardından güvenlik güçleri teröristlere karşılık verdi.
Olay yerine çok sayıda polisin sevk edildiği saldırıda herhangi bircan kaybının yaşanmadığı öğrenildi. Emniyet güçleri saldırının ardından operasyon başlattı.
Darmstadt 98 Kulübünden yapılan açıklamada, 40 yaşındaki Alman teknik adam Frings ile 2017-2018 sezonunun sonuna kadar sürecek bir sözleşme imzalandığı belirtildi.
Almanya Milli Takımı'nda 78 kez forma giyen ve futbolculuk kariyerini 2013'te noktalayan Frings, önce Werder Bremen'in ikinci takımında, ardından da birinci takımında antrenörlük yapmıştı.
Darmstadt 98 Kulübü, üst üste alınan 6 mağlubiyetin ardından aralık ayının başında teknik direktör Norbert Meier'in görevine son vermişti.
Babel resmi imzayı attı
Spor Toto Süper Lig ekiplerinden Kasımpaşa, Hollandalı milli futbolcu Ryan Babel ile resmi sözleşme imzaladı.
Kasımpaşa Recep Tayyip Erdoğan Stadı basın toplantı odasında düzenlenen imza töreninde, Ajax'tan transfer edilen Babel, kendisini 3 yıllığına lacivert-beyazlı renklere bağlayan sözleşmeye imza attı.
Hollandalı futbolcu, törende yaptığı konuşmada, Kasımpaşa ile sözleşme imzaladığı için çok mutlu olduğunu belirterek, "Teknik direktör Şota ve yöneticiler bana kulüp hakkında çok güzel şeyler hissettirdi. Buraya geldiğim ve imza attığım için çok mutluyum" dedi.
Lacivert-beyazlı takımın büyük hedeflerinin olduğunu bildiğini aktaran Babel, "Kasımpaşa benimle ilgilenince şaşırdım. Hem Türkiye'de hem de Avrupa'da çok büyük bir takım olmak istediklerini belli ediyorlar. Bu projenin bir parçası olmak beni çok mutlu ediyor. Geçen sezon ligi 6. sırada bitirmişti. Bu sezon 6'dan daha yukarı gitmek istiyoruz" diye konuştu.
Türk futbolunu fazla takip etme şansı bulamadığını anlatan Babel,  "Geçen sezon Türk futbolu için önemli bir sezondu. Özellikle Galatasaray ve Fenerbahçe için. Onları takip ediyordum" ifadelerini kullandı.
Hollandalı futbolcu, Türkiye'den başka bir takımdan transfer teklifi almadığını da sözlerine ekledi.
Kasımpaşa Sportif Direktörü Oğuz Erkan da büyük hedefleri olduğunu ve bu doğrultuda aralıksız çalıştıklarını belirterek, transferin hem kulüpleri hem de Babel için hayırlı olmasını diledi.
Ryan Babel, imza törenin ardından sahaya çıkarak basın mensuplarına poz verdi.
İlhan Mansız'da Beşiktaş itirafı
CNN TÜRK ekranlarında Burada Laf Çok programına konuk olan İlhan Mansız, 2001-2004 seneleri arasında formasını giydiği Beşiktaş'la ilgili samimi itiraflarda bulundu.
Birkaç saat sonra hayatını kaybetti
Fırlatmadan birkaç saat sonra hayatını kaybetse de Laika'nın yaptığı yolculuk, canlı bir yolcunun uzay mekiğinden sağ çıkabileceğini ve yer çekimsiz ortama dayanabileceğini gösterdi.
Uzay köpekleri
Fotoğrafta SSCB Bilimler Akademisi'ndeki bakıcılar uzay programındaki köpekleri tanıtırken görülüyor.
1950'li ve 1960'lı yıllarda Ruslar uzaya en az 57 kez köpek gönderdi.
Çoğu birden fazla kez gitti
Ancak uzaya fırlatılan köpeklerin sayısı aslında daha az, çünkü pek çok hayvan birden fazla kez gönderilmişti.
Küçük Adam
Fotoğrafta, katılacağı uzay uçuşundan önce yapılan eğitim alıştırmaları sırasında kapsüle bağlanmış bir sincap maymunu görülüyor.
15 dakikalık fırlatma
Küçük Adam adı verilen bu maymunun benzer bir eğitim sürecinden geçen "yoldaşı" Gordo, 1958 yılında yerden 500 km yüksekliğe ulaşan 15 dakikalık bir fırlatmaya katılmıştı.
Denize çakıldı
Gordo dünyaya sağ salim döndü ancak iniş sırasında uzay aracının paraşütü açılmadı ve denize çakıldı.
Kapsülü bulunamadı
Onlar ilk yolculuktan sağ çıktı
Uzaya yaptıkları ilk yolculuktan sağ çıkmayı başaran iki maymun, Able ve Baker, NASA'nın basın toplantısında kameralara poz veriyor.
1959 yılında çekilen fotoğrafın soldaki 3.2 kilo ağırlığındaki makak maymunu Able, sağdaki ise Peru'dan getirilen 5 kilo ağırlığındaki sincap maymunu Baker.
Able ve Baker
İki hayvan yolculukları esnasında normal yer çekimi gücünün 38 kat fazlasına, 9 dakika boyunca da yer çekimsiz ortama dayandı.
Able ameliyat sırasında öldü
Able, dünyaya döndükten dört gün sonra vücudunda enfeksiyona yol açmış bir elektrotun çıkarıldığı ameliyat sırasında öldü.
Baker ise 1984'e kadar yaşamayı başardı.
Şempanze eğitimi başladı
Yuri Gagarin'in Nisan ayında yörüngeye fırlatılmasından birkaç ay önce 1961 kışında NASA, Mercury programının eksiklerini gidermek için şempanzeleri kullanıyordu.
Eğitimdeki bir şempanze
Bu şempanzelerden yaklaşık 20 tanesi New Mexico eyaletinde bulunan Holloman Hava Kuvvetleri Üssü'nde uzay uçuşu ekipmanlarının simülasyonlarında kullanıldı.
Zaman ayarlı görev
Holloman eğitim programı kapsamında, şempanzelere kendilerine verilen ışık ve ses komutlarına uygun olarak basit görevleri nasıl yerine getirecekleri öğretildi.
Fotoğraftaki bu eğitim sırasında test edilen Jim isimli bir şempanzeye ait: Kendisinden farklı olan şekli yani ortadaki çemberi seçmesi istenen Jim, karelerden birini seçerek hata yapıyor.
Kapsül pozisyonu
Holloman programında eğitilen şempanzeler, yukarıda görülene benzer bir Merkür Kapsülü içinde fırlatılmaya hazırlanıyordu.
Holloman programı kapsamında eğitilen şempanzelerden iki tanesi başarıyla yörüngeye yerleştirildi.
Ham uzayda
Ham isimli şempanzenin Ocak 1961'de yaptığı yolculuk 16 dakika 59 saniye sürdü.
Ham'den 10 ay sonra fırlatılan yoldaşı Enos dünyanın etrafında tam iki tur atmayı başardı.
Güvenli dönüş
Ham, yörüngedeki kısa süren yolculuğunun ardından kapsülüyle birlikte Atlantik Okyanusu'na düştü.
Kurtarma ekibi tarafından denizden çıkarılan Ham'in vücudundaki tek hasar burnundaki küçük bir çürüktü.
İnsanlı uzay uçuşu
Ham ve Enos'un yolculuklarını başarıyla tamamlamasıyla, NASA uzaya insan göndermeye hazır olduğuna karar verdi.
20 Şubat 1962 tarihinde, John Glenn dünyanın yörüngesine fırlatılan ilk ABD'li oldu.
95 yaşında vefat etti
Dünyanın yörüngesinde dolaşan ilk Amerikalı astronot, eski denizci ve senatör John Glenn'in 95 yaşında hayatını kaybettiği bildirildi. Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesinin (NASA), 20 Şubat 1962'de Friendship 7 kapsülü ile dünya yörüngesinde üç kez dolaşarak uzay tarihine geçen Glenn, Ohio eyaletinin Columbus kentinde yaşamını yitirdi.
Grupta oynanan diğer maçlarda Ukrayna, Kosova'yı 3 - 0 yenerken, Hırvatistan da deplasmanda Finlandiya'yı 1 - 0 mağlup etti. Türkiye bu sonuç ile grubunda 3'üncü maçlar sonunda 2 puanla 4. sırada yer alırken, İzlanda puanını 7'ye yükselterek 2. sıradaki yerini korudu. EMRE MOR CEZALIÖte yandan A Milli Takımda Emre Mor 54. dakikada gördüğü sarı kart ile cezalı duruma düştü. Genç oyuncu Türkiye'nin Kosova ile 12 Kasım'da yapacağı maçta forma giyemeyecek.
Maça siyah bant ile çıktılar
Bu arada A Milli Takım, Hakkari'nin Şemdinli ilçesinde bugün yaşanan hain terör saldırısında şehit olan asker ve sivil vatandaşların anısına mücadeleye siyah bant ile çıktı.
TÜRKİYE: Volkan Babacan, Şener Özbayraklı, Ömer Toprak, Caner Erkin, Kaan Ayhan, Yasin Öztekin (59. dk Cenk Tosun), Hakan Çalhanoğlu, Mehmet Topal, Ozan Tufan (45. dk Tolga Ciğerci), Volkan Şen (76. dk Mevlüt Erdinç), Emre Mor
Mehmet Ali Kantarcı
Fiat İş Birimi Direktörü Altan Aytaç 2016'da yaklaşık 110 bin araç satacaklarını söyledi.
Fiat İş Birimi Direktörü Altan Aytaç 2016'yı degerlendirdi.  Bu yılın Fiat markası için lansmanlar yılı olduğunu yaydeden Aytaç şunları söyledi:
" Tofaş olarak 1 milyar dolarlık yatırımla hayata geçirdiğimiz Egea projesinde, sırasıyla Sedan, Hatchback ve Station Wagon modellerimizi pazara sunduk. Yılın son çeyreğinde tüm Egea Ailesi için benzinli ve dizel motorlardaki otomatik vitesli versiyonları da devreye alarak ürün gamımızı tamamladık. Özellikle yıl sonuna doğru devreye giren ve Fiat Powertrain tarafından geliştirilen 1.6 lt. 120 HP DCT dizel çift kavramalı otomatik şanzıman ile yakıt ekonomisi, performans, kesintisiz vites geçişleri ile yaratılan sürüş keyfi ve konfor, Egea'da en üst seviyeye çıktı. Bu da Egea satışlarımıza ekstra bir ivme kazandırdı."
2016 yılının ilk 11 ayında 32 bin adetlik Egea satışı gerçekleştirdilerini kaydeden Aytaç ," Bu performansıyla Fiat Egea, satışa sunulduğu ilk yılda Türkiye'de otomotiv pazarının en çok satılan modeli oldu. Egea modellerimizin satışı yılsonunda 40 bin rakamına yaklaşacak. Sedan versiyonumuzun ilk lansman tarihi olan Kasım 2015'ten bu yana satılan Egea adedi ise 45 bin adede ulaşacak. Ürün gamımızda Egea'nın yanı sıra 500 ailesinde de önemli yenilikler vardı. Yaz aylarında satışına başladığımız her biri farklı karakterde 500S ve 500 Riva özel seri versiyonlarımızdan sonra Kasım ayında Fiat 500X modelimizde de 1.6 lt. Dizel DCT otomatik vitesli versiyonlarımızı pazara sunduk" dedi. 2016 yılında Fiat otomobil ürün gamında bu önemli değişiklikler gerçekleşti. Hafif ticari ürün gamında da Fiat Fiorino'yu yılın ilk yarısında yenileyen marka yıl ortasında yeni pikap modeli Fiat Fullback ile ürün gamnı genişletti.
Fiat markası olarak ilk 11 aylık toplam satışlarda 45.000 adetlik otomobil ve 45.000 adetlik hafif ticari araç rakamıyla toplamda 90.000 adetlik satış rakamına ulaştıklaını söyleyen Aytaç," Yılsonunda Fiat markası toplamında yaklaşık 110 bin adetlik satış hedefliyoruz. Fiat markasında yenilikler 2017 yılında da devam edecek. İlk kez Cenevre Fuarı'nda lansmanı yapılan ve özgün tasarımıyla bir klasik haline gelen Fiat 124 Spider yarım asır sonra yeniden doğuyor. Biz de 2017 yılında Fiat markasının bu efsane modelini Türkiye'de pazara sunacak olmanın heyecanını yaşıyoruz. Ayrıca bir başka Fiat efsanesi Fiat 500 modelimizin de 60'ıncı doğum gününü 2017 yılı boyunca kutlayacağız." şeklihde konuştu.
Carmen Dell'Orefice'nin güzellik sırrı
70 yıldır mankenlik mesleğini bırakmayan ABD'li model ve oyuncu Carmen Dell'Orefice, 85 yaşında… Zerafeti ve güzelliğiyle hala dikkatleri üzerine çeken Dell'Orefice'nin güzellik sırları…
Pek çok model 35 yaşında emekliye ayrılıyor. Oysa 85 yaşındaki Carmen Dell'Orefice'in mesleğini bırakmaya hiç niyeti yok. Yaşam enerjisi ve güzelliğiyle büyüleyen Dell'Orefice, 1946 yılında 15 yaşındayken Vogue dergisine kapak oldu. Ve kariyeri başladı. 15'inden beri çalışmayı hiç bırakmadı.
Küçük yaşta modellik yaparak para kazanan Dell'Orefice'in en büyük hedefi maddi olarak sıkıntı çeken annesine yardımcı olabilmekti.
Moda ikonu; Irving Penn, Gleb Derujinsky, Francesco Scavullo, Norman Parkinson ve Richard Avedon gibi pek çok ünlü fotoğraf sanatçısıyla çalışma şansı elde etti.
Dell'Orefice, ünlü ressam Salvador Dali'nin ilham kaynağıydı.
Carmen Dell'Orefice, iyi bir uyku, düzenli yüzme ve stresten uzak durmanın kişiyi genç ve diri tuttuğunu söylüyor. Bu yüzden, yaşını hiç kafaya takmadığını ifade ediyor.
Ünlü model, birkaç kez estetik geçirdiğini de gizlemiyor: 'Evet, birkaç minik dokunuş oldu. Ancak ne estetik ne de kozmetik insanın güzel görünmesi için yeterli. Önemli olan vücudun ve zihnin birlikte güzel olması.'
Resmi olarak modellik kariyerine en uzun süre devam eden kişi olan Carmen Dell'Orefice bu işi tam 70 yıldır yapıyor! En ünlü moda dergilerinin kapaklarını süsledi ve Guinness Rekorlar Kitabı'na bile girdi.
Carmen'in ünlü sözü de şöyle: 'Dilerim 100 yaşıma kadar yaşarım ve ölürken de ayağımda stilettolarım olur!'
Bazı VPN servisleri internete neden bağlanamıyor?
Türkiye'de internete getirilen kısıtlama ve yavaşlatmanın ardından kullanıcıların başvurduğu VPN hizmetlerine de erişimde sıkıntılar yaşandı. Bilgi Teknoloji ve İletişim Kurumu'nun belli başlı VPN'lerin kapatılması için talimat verdiği iddia ediliyor.
Haberde BTK tarafından operatörlere gönderilen talimat ile 5651 sayılı kanunun 6. maddesinin 1. fıkrasının ç bendi çerçevesinde VPN servislerinin kapatılması istendiği belirtildi.
Bu arada dün akşam saatlerinde Zenmate VPN'den kullanıcılarına gönderilen bildirimde Türkiye'deki gelişmelere vurgu yapılarak şu cümleler kullanıldı:
"Türkiye'de Facebook, Twitter, Whatsapp, YouTube, Skype ve Instagram erişimi engellendi. Bilgi alma hakkınızı özgür bırakmak için ZenMate yükleyerek telefon ve bilgisayarınızda aynı anda kullanabilirsiniz."
'FETÖ'nün bestecisi' Antalya'da tutuklandı
Fetullah Gülen'in şiirlerini besteleyerek "Bir Işık Sun" adlı albüm çıkartan müzik öğretmeni Mehmet Çelikdemir, Antalya'daki FETÖ soruşturmasında tutuklandı.
Baskında gözaltına alınan Çelikdemir, emniyetteki sorgusu ve işlemlerinin ardından dün adliyeye sevk edildi.
Savcılık sorgusunun ardından gece sulh ceza hakimliğine çıkarılan Mehmet Çelikdemir, "terör örgütü üyesi olmak", "örgüt propagandası yapmak" ve "devlet büyüklerine hakaret etmek" suçlarından tutuklandı.
Örgütün gizli haberleşme programı "ByLock" kullandığı da tespit edilen Çelikdemir'in, FETÖ operasyonları kapsamında kapatılan Toros Eğitim Kurumları'nda müzik öğretmeni olarak görev yaptığı ve Fetullah Gülen'in şiirlerini bestelediği de belirtildi.
Fetullah Gülen'in şiirlerinden oluşan "Bir Işık Sun" adlı albüm çıkartan Çelikdemir'in, Fetullah Gülen'e ait 10-15 şiiri bestelediği ifade edildi.
İnternette 'Reina gibi tarayacağım' tehdidi
İlker G., Periscope üzerinden yayın yaparak, Gaziantep'te bir kafeyi Reina gibi tarayacağını söyledi. Polis tarafından gözaltına alındı.
Olay, gece geç saatlerde İbrahimli Mahallesi'nde bulunan bir otelin alt katındaki kafede meydana geldi. İddiaya göre, İlker G. sosyal medya sitesi Periscope üzerinden canlı yayın yaptı ve "Reina gibi Gaziantep'te bir mekanı tarayacağım" paylaşımında bulundu. Yayını fark eden bazı kişilerin durumu polise ihbar etmesi üzerine çalışma başlatan ekipler, kısa süre sonra İlker G.'nin bulunduğu adresi saptadı. Harekete geçen sivil polis ekipleri gittikleri kafede İlker G.'yi gözaltına aldı. Bu sırada kafede bulunanlar gözaltına alınma nedenini öğrenince İlker G.'ye hakaret edip tekme ve tokatla saldırdı.
Polis, üzerinde herhangi bir suç unsuru bulunmayan İlker G.'yi Emniyet Müdürlüğü'ne götürdü. Yapılan araştırmada terör bağlantısına da rastlanmayan İlker G.'nin sorgusu sürüyor.
Bireysel emeklilik için çalışan 100 lira koyacak 100 milyar lira tasarruf sağlanacak
Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Bireysel Emeklilik Sistemi'nde (BES) otomatik katılım uygulamasına dönük mevzuat çalışmalarının son aşamaya geldiğini belirterek, "45 yaş altı çalışanların otomatik olarak sisteme dahil edileceği uygulamada, katkı payının asgari 100 lira olması öngörülüyor" dedi.
Şimşek, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'nin yurt içi tasarruflarının artırılması amacıyla BES'in kapsayıcılığına önem verdiklerini söyledi.Bu kapsamda iş yeri bazlı özel emeklilik planlarına yönelik bir uygulama olan BES'te otomatik katılım için çalışma başlattıklarını hatırlatan Şimşek, mevzuat düzenlemelerinin son aşamaya geldiğini, Ekonomi Koordinasyon Kurulunda (EKK) yapılacak değerlendirmenin ardından taslağı en kısa sürede Meclis'e sunacaklarını ifade etti.
Mehmet Şimşek, "Tasarlanan yapı uluslararası uygulamalara benzer biçimde, kişilerin kendilerince herhangi bir işlem yapmalarına gerek kalmadan, otomatik olarak bireysel emeklilik sistemi ile tanıştırılması ve bu yolla ikinci bir emeklilik geliri elde etmeleri imkanı sunulması ve sonrasında kişilere istedikleri zaman paralarını çekerek sistemden ayrılabilme imkanı verilmesi esasına dayanıyor" ifadelerini kullandı.
Bu çerçevede, mevcut çalışanlar, yeni işe girenler ve iş değiştirenlerden 45 yaşın altında olanların otomatik olarak sisteme dahil edileceğini bildiren
Şimşek, katkı payının asgari 100 lira olmasının öngörüldüğünü kaydetti.
"İsteyen 6 a sonra parısını alıp sistemden çıkabilecek"
Sisteme ödenen katkı payları ve bunların getirilerinin, aynı BES'te olduğu gibi kişilerin kendi adlarına açılan bireysel hesaplarda tutulacağını vurgulayan Şimşek, kişilerin 6 aylık zorunlu kalış sürecinin ardından isterlerse sistemden paralarını çekerek ayrılabileceğine dikkati çekti.
Şimşek, otomatik katılım sisteminde BES'tekine benzer bir devlet katkısı desteğinin öngörüldüğünü ifade etti.
13 milyon kişinin sisteme katılması bekleniyor
Otomatik katılım uygulamalarının, çalışanların katılımı üzerindeki etkilerini görebilmek amacıyla 2014 yılında pilot uygulama başlattıklarını anımsatan Şimşek, pilot uygulamaya 604 çalışanın katıldığını belirtti.
Bu çalışanlara bireysel emeklilik mevzuatına uygun olarak 60 gün içinde sistemden ayrılma imkanı verildiğini anlatan Şimşek, süre sonunda 604 çalışandan yalnızca 4'ünün bu hakkı kullandığını, çalışanların yüzde 99'unun sistemde kalmayı tercih ettiğini söyledi.
Halihazırda, toplam ücretli çalışan sayısının yaklaşık 18 milyon olduğuna işaret eden Şimşek, sistem kapsamına 45 yaş altındaki kişilerin dahil edilmesi varsayıldığında yaklaşık 13 milyon kişilik bir toplam katılımcı havuzunun mevcut olduğunu ifade etti.
Şimşek, "13 milyonluk havuzdan kaç kişinin ne kadar süreyle sistemde kalmaya devam edeceği, sistemin kurgusuna bağlı bir husustur. Bu çerçevede, değişik senaryoların ortalaması dikkate alındığında, sistemin başlangıcından sonraki 10 yıllık süre zarfında toplamda 100 milyar liranın üzerinde bir ek tasarrufun ülke ekonomimize kazandırılacağı düşünülmektedir." görüşüne yer verdi.
Türkiye'de 2050 yılı itibarıyla 65 yaş üstü nüfusun toplam nüfusa oranının yüzde 20'yi aşacağı tahmin edildiğini belirten Şimşek, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Kişilerin sosyal güvenlik sisteminden alacakları maaşlarda emeklilik döneminde bir düşüş oluyor. Bu çerçevede, özellikle 20-25 yıl sonra emekli olacaklar için emeklilik birikimine şimdiden başlanmaması durumunda, emeklilikte gelirlerde düşme riski bulunmaktadır. Bu itibarla, kişilerin mümkün olduğunca uzun süreyle ve emekliliklerine yönelik olarak birikim yapmaları önem arz ediyor. Otomatik katılım sistemi bu noktada önemli bir görev üstlenecektir."
Mesut Yar'ın konukları: Doğan Canku, Emre Altuğ, Büşra Develi, Sercan Badur ve Fikret Dedeoğlu
Mesut Yar ile Burada Laf Çok programına 23 Mart Çarşamba gecesi Doğan Canku, Emre Altuğ, Büşra Develi, Sercan Badur ve Fikret Dedeoğlu konuk oldu.
Gülben Ergen ve Erhan Çelik iki yıllık evliliğini bitirdi. Gülben Ergen, boşanmanın ardından ilk kez konuştu.
Küçükçekmece 2. Aile Mahkemesi'ne Gülben Ergen ile Erhan Çelik avukatlarıyla birlikte sabah erkenden geldi. Yarım saat süren duruşmada hâkim, taraflara boşanma konusunda ısrarlı olup olmadıklarını sordu.
Ergen ile Çelik, boşanma konusunda anlaştıklarını ve herhangi bir maddi-manevi tazminat, nafaka ve mal rejimine dayalı alacak taleplerinin olmadığını bildirdi.
Jüpiter keşiflerine 2020'de başlıyor
Küba'da yıllar sonra internet sevinci
Çin Devlet Konseyi Enformasyon İdaresinin yayımladığı "Çin'in 2016'daki Uzay Çalışmaları" adlı beyaz kitapta, tüm ülkelerin uzayın keşfi çalışmalarında eşit haklara sahip olması gerektiği vurgularken Çin Mars arası çalışmalara da dem vuruldu.
Ülkelerin söz konusu çalışmalarının, insanlığın güvenliği ve dünya barışını desteklemesi gerektiği belirtilirken, Pekin yönetiminin uzay çalışmalarını ulusal kalkınmanın önemli bir parçası olarak görüldüğünün vurgulanırken; Beyaz kitap, Çin'in uzay alanında 1956'dan bu yana yaptığı çalışmaları değerlendirirken, insanlı-insansız uzay misyonları ve yüksek çözünürlüklü yer gözlem uyduları gibi çalışmalara dem vurdu Çalışmalarada görülen ilgili konulara göre , Çang'ı-4 insansız uzay aracı, 2018'de ayın karanlık tarafına araştırma amaçlı gönderilecek. ABD'nin Küresel Konumlama Sistemi'nin (GPS) rakibi olması beklenilen Beydou Navigasyon Sistemi'nin ise, 2020'ye kadar 35 uydu ile dünya çapında büyük bir navigasyon hizmeti vermeye başlaması bekleniyor.
Diğer yandan 2020'ye kadar Mars ve Jüpiter'in keşfi ile dünya dışı hayat gibi konularda araştırmalar yapmaya başlanacağı ve bu hedef doğrultusunda Mars'tan inceleme amaçlı parçalar toplanacağı kaydedildi. Bunda yapılan teleskobun da rolü bir hayli büyük olacak. Mars'a gönderilecek insansız uzay aracının kavramsal tasarım çalışmasını bitiren Çin, bu aracı, araştırmalar yapmak üzere Mars görevine göndermeyi planlıyor. 6 tekerlekli olması ve 4 güneş paneli ile çalışması planlanan araç, yaklaşık 200 kilogram ağırlığında. Çin, Mars görevini başarıyla gerçekleştirmesi durumunda, ABD'den sonra Mars'a erişen ikinci ülke olarak bir nevi tarihe geçecek.
Rusya ile özellikle uzay araştırmalarında yakınlığı bilinen Çin'e destek Rusya Federal Uzay Ajansı Roskosmos Başkanı İgor Komarov, Çin ile Mars ve Ay'da yapılacak araştırmalarda işbirliği görüşmelerine başladıklarıyla sağlamlaşmıştı.
X ışınlarıyla dünya dışından kontrol edilecek uydu, dünyanın en büyük uzay teleskobunu yapmalarıyla bir anda kendilerini Uzay yarışında bulan Çin,bu kategoride çalışmalarını gittikçe hızlandırıyor. Mars, Jüpiter ve Ay ile yakından ilgilenen Çin'den 2020'de uzayda gezen taykonotlarını görmemiz mümkün. Geçtiğimiz günlerde hatırlayacaksınız Çin'in sayılı basketbol yıldızlarından eski Houston Rockets'lı Yao Ming, ülkesinin 'Mars elçisi' seçilen 11 isimden biri olmuştu.
Ayrıca Çin, ekim ayında Cing Hayping ve Çın Dong adlı iki taykonotu (Çin'li astronotlar) taşıyan Şıncou —11 adlı uzay aracını fırlattığını bildirelim. Pekin yönetimi, 2020 yılına kadar dünyanın yörüngesinde üç kapsülden oluşan bir uzay istasyonu kurmayı da planlıyor.
Küçük ayrıntılarla büyük değişimler yapın!
Moda detaylara indikçe kişiselleşir ve anlam kazanır. Sihirli dokunuşlar, bir aksesuarın kattıkları ve giyim sırlarıyla bambaşka görünebilirsiniz. Detayların gücüyle stilinizi baştan yaratın, küçük ayrıntılarla büyük değişimler yapın! (Hürriyet.com.tr)
Sezonun en önemli aksesuarlarından biri bandanalar oldu hiç kuşkusuz. Defilelerde sıkça rastladığımız bu minik parça stilinizi kişiselleştirmenizi kolaylaştıracak.
Stil önerisi: Yoksa siz bandananızı sadece boynunuza mı sarıyorsunuz? Tıpkı Chiara Ferragni gibi şapkanızın etrafına iliştirin. Ya da bilezik gibi bileğinize sarın. Kimi zaman da kemerlerinizin yerine takın.
Ne münasebet... Chanel, Versace gibi defilelerde ve sokak stili blog'larında çokça gördüğümüz gibi omuzdan askılı çantaları bileklerinize dolayıp taşıyın.
Stil önerisi: Bileklik takmak yerine çantanızın zincirli askılarını bileklerinize dolayın. Yeni moda sisteminden önemli ve gizli bir stil tüyosu.
Ekim ayında gerçekleşen uluslararası moda haftalarında büyük, şaşaalı ve renkli küpeler podyumlara damga vurdu. Tişört, jean ve sneakers'tan oluşan minimal tarzınızı gösterişli takılarla renklendirebilirsiniz. Celine'in halka küpeleri, Prada'nın geçtiğimiz Milano Moda Haftası'nda görücüye çıkardığı top küpeler ya da Dolce&Gabbana'nın barok takılarıyla eksantrik bir tarz yaratabilirsiniz.
Stil önerisi: Tek kulağa takılan gösterişli küpeleri mutlaka deneyin. Sürekli bir şeyini kaybedenler için ideal.
Tırnaklara oje sürme devri kapandı. Yurt dışında fazlasıyla yaygınlaşan "nail art" (tırnak sanatı), çeşitli desen, sembol ve renkteki çıkartmalarla tablo gibi tırnaklar yaratıyor. Tırnağa direkt yapıştırılan dövmeler de çok pratik; sıkıldığınız zaman değiştirebilirsiniz.
Stil önerisi: Sephora'nın "nail patch", yani tırnak yapıştırıcılarıyla uzun süre bakımlı tırnaklara sahip olabilir ve ojeden sararan tırnaklarla vedalaşabilirsiniz.
Sade bir ayakkabıyı çeşitli mücevherlerle süsleyerek bambaşka bir parçaya sahip olabilirsiniz. Fiyonklar, zincirler ve taşlarla ayakkabılarınızı baştan yaratın, stilinizi şımartın.
Stil önerisi: Gordana Dimitrijevic'in kristalli "potin"leri yılbaşı için şık bir alternatif olabilir.
Geçtiğimiz yıl mantolar, giyilmeden zarif şekilde omuzlara bırakılıyordu. Bu yılsa omuzlardan aşağı düşüyor, sadece kolları giyilerek taşınıyor. Üşüyenler için çok pratik değilse de tarzına düşkünler bu kış omuzları özgür bırakmaktan yana.
Stil önerisi: Mantonuzu belden kalın bir kemerle bağlamayı unutmayın.
2013 ilkbahar-yaz defilesinde modelleri tüylü ayakkabılarla podyuma çıkaran Celine'in bu trendi başlattığı konusunda tartışmaya gerek yok. 2015-16 kış defilelerinde de Fendi, Maison Margiela ve Gucci'nin tüylü ayakkabı ve terliklere ne kadar çok yatırım yaptığını gördük. Yağmurlu ve ıslak havalar için pek ideal görünmese de tüylerin içimizdeki çılgın ruhu okşadığı kesin.
Stil önerisi: Tamamen tüylü bir dünyada yaşamak istemiyorsanız, ayakkabılarınıza iliştirdiğiniz ponpon ve tüy detayıyla da bu trende uyabilirsiniz.
Rengarenk çanta böcekleri ya da "bag bugs"larla en klasik çantayı bile baştan çıkarabilirsiniz. Karl Lagerfeld'in Fendi'nin 2014-15 sonbahar-kış defilesinde tanıttığı, kendi mini kopyası olan çanta süsü "Karlito"yla başladı her şey. Bir anda modanın en arzu edilen nesnesine dönüşen "Karlito"dan feyzalarak giderek sayıları artan tüylü, kürklü ya da payetli bu sevimli canavarları çantanıza asarak hem modaya ayak uydurun hem de stilinize hareket katın.
Stil önerisi: Çanta süsü olarak hayvan figürleri, püskül ve eşarplar da kullanabilirsiniz.
Son zamanlarda telefonla konuşmak en az odaklandığımız iletişim yöntemine dönüştü. Şimdi en yeni trend sokakta yürürken ya da dururken sosyal medyada gezinmek ya da mesajlaşmak. Moda haftalarında da bu görüntülere çok sık rastlar olduk. Ne tuhaf; telefon bağımlısıyız ama asla telefonla konuşmuyoruz.
Son günlerin en "cool" çiftini açıklıyoruz: Sandalet ve soket çorap! Sokak modasında da sıkça rastladığımız sandalet ya da stiletto'yla çorap giyme trendini rüküşlüğün tuzağına düşmeden uygulamak kolay değil.
Stil önerisi: Çoraplarla ayakkabılarınızın aynı renkte olmamasına özen gösterin. Uzun olmayan bir pantolon ya da kısa bir etekle giyin.
Ünlü trend avcısı Vincent Gregoire, "Moda ekonomik baskıları olan tamamen ticari bir dünya" diye konuşsa da biraz deli, biraz "kaçık" ruh, modanın peşini bırakmış değil. Charlotte Olympia'nın oyuncağı andıran eğlenceli çantalarının, Fendi'nin Peekaboo modellerinin ve Anya Hindmarch'ın sticker'larla bezenmiş çantalarının modanın o "asık suratlı, ciddi ve üstten bakan" kişiliğini yumuşattığı tartışma götürmez.
Stil önerisi: Mira Mikati'nin mont, çanta ve mantolarında çok sık rastlanan gülen suratlarla stres atın ve modayla dalga geçin. Ayrıca jean ve montları çeşitli "sticker"larla donatarak giyiminizi kişiselleştirebilirsiniz.
Valentino'nun kreatif direktörlerinden Maria Grazia Chiuri her parmağa yüzük takma sanatını en iyi icra edenlerden. Delfina Delettrez'in sade ve zarif yüzüklerini Pamela Love'ın rock ve doğal taşlarla bezenmiş olanlarıyla birlikte kullanabilirsiniz. Telden kalpler, sonsuzluk işaretleri ve çiçek motifleri bu yıl çok moda.
Stil önerisi: Her parmağa takılanlar ve eklem yüzükleri dışında dörtlü yüzükler de sezonun dikkat çeken parçalarından.
"It bag" sözünü duymayanınız kalmamıştır. Şimdilerde "two bags", yani çift çanta kullanma trendiyle karşı karşıyayız. Aynı markanın farklı boyutlardaki iki çantasını üst üste taşıyabilirsiniz. Fazla pratik olmasa da grafik bir resim çıkıyor ortaya.
Stil önerisi: Farklı markaların çantalarını kullanabilir, aykırı form ve renkleri bir araya getirerek şaşırtabilirsiniz.
Gözlük modelinden çok camların renkli olması moda gurularını şimdi daha fazla ilgilendiriyor. Brad Pitt'in kırmızı halıda tercih ettiği güneş gözlüğüyle başlayan, Alessandra Ambrosio, Mary Kate Olsen, Kanye West, Orlando Bloom, Anna Dello Russo, Heidi Klum ve Selena Gomez gibi ünlülerin vazgeçemediği bu akım sokak stilinin en gözde trendlerinden.
Stil önerisi: En çok sarı, roze ve mavi tonlarında öne çıkan aynalı gözlükleri bakımlı ve açık saçlarla kullanabilir, kıyafetinizin renkleriyle de kombinleyebilirsiniz.
Antalya Yeni Emek Mahallesi Aliya İzzetbegoviç Caddesi'nde refüje çarpan 07 EB 782 plakalı otomobilin sürücü koltuğunda bir kişinin hareketsiz olduğunu gören çevredekiler, durumu polis ve sağlık ekiplerine bildirdi.
112 Acil Servis ekipleri, yaptıkları kontrolde sürücü koltuğundaki kişinin hayatını kaybettiğini belirledi. Polis ekipleri, üzerinden 34 yaşındaki Sedat Işık'a ait kimlik çıkan cesette inceleme yaptı.
Ceset, otopsi için Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Polisin, sürücünün otomobil kullanırken kalp krizi geçirmiş olabileceği ihtimali üzerinde durduğu öğrenildi.
Milli Piyango çekilişi sonuçlari
Eğer sahurdan sonra uyumazsak REM evresini yeteri kadar uyuyamamış oluruz. Bu da bize sabahları yorgun ve dinlenmemiş uyanma, günlük aktivitelerimizde enerji azlığı, isteksizlik, dikkat eksikliği ve unutkanlık, gündüz artmış uykululuk olarak yansır.
Sahura kalktınız diye sabah uyanma saatinizi değiştirmeyin. Aksi takdirde uyku düzeniniz bozulur. Gece uykuya da aynı saatte geçmeye özen göstermek gerekir.
Gece uykusu dışında gündüz uyumayın, uzanmayın, uyuklamaya çalışmayın. Gündüz uyumanın gece uykusu üzerinde negatif etkileri vardır. Gün içerisinde ne kadar uykulu ya da uykusuz olduğunuz yatma ve kalkma saatinizi etkilemesin.
Oruç nedeniyle sizin için normal olan süreden daha fazla uyumayın veya uyumaya çalışmayın. Yatak odanızın sessiz ve karanlık olmasını sağlayın, ısısını rahat edeceğiniz şekilde ayarlayın. Yatağınızda televizyon seyretme, kitap okuma gibi başka eylemlerde bulunmayın.
İftarda çok fazla ve ağır yemekler yememeye özen gösterin yemek yeme sürenizi uzatın, çok hızlı yemek yemeyin. İftardan sonra kahve, fazlaca çay, çikolata ve kolalı içecekleri tüketmemeye çalışın.
İftar sonrası mutlaka hafif egzersiz (yürüyüş) yapmaya özen gösterin.
Yine televizyonlarda "siyah bantlara" yazılmış başlıklar.
Hüzünlü melodiler önünde siyah beyaza çevrilmiş fotoğraflar.
Giderek etrafı kaplayıp, içimize işleyen kömür karalığında karanlık.
Hastalık gibi yayılıyor, ağızlarından katran gibi siyah mürekkepler akan adamlar ekranlarda.
Kağıt kesen jilet kenarlı kretuarlar gibi parçalıyor yürekleri haberler.
Temizlenmeyi unutmuş taşlaşmış artık fırçalarım, şaşkın izlerken olup bitenleri.
İçimizdeki karanlığı kaldırmadıkça, renklerim geri gelmeyecek!
Ve o karanlıkları yaratanlar, çığlıklar atarak kutlayacak zaferlerini işte o zaman.
Öfke musluklarından akan "kömür karası siyah çamurlarla" dolacak sokaklar.
Gözlerimiz yeteneklerini kaybetmeye başladı birer birer!
Işığı açan olmadıkça bir yerde, bu zifiri karanlık salonlarda "kömür karası" resimler sergisine davetliyiz hepimiz! Açık büfelerine el yordamıyla da olsa ulaşılacak elbette.
Görmekten vazgeçmiş gözlerle, topluca duvarlara bakılacak "hissetmeden".
Yerimden kalkıp hızlıca paletimi yıkamaya karar verdim şimdi.
Silgi tozlarını temizledim masamdan. Bir demet çiçek koydum bardağa.
Yok edici canavara bırakmayacağım ne kağıtlarımı, ne kalemlerimi.
Yerimden kalktım işte!
Kuru boyalarımı tek tek sivrilttim şimdi, tam da canavarın korktuğu gibi çalışacağım.
Renklerimle, süreklin sevgiler, faydalar üretmeye kararlıyım.
Karanlık kasvetli odalardan kurtulsun çocuklarımız. Odaları rengarenk resimlerle dolsun.
Canavarı, kömür karası dehlizlere, yerin yedi kat altına kapattığımızda, renkler artık hiç utanmasın!
Habertürk'ten Kartal Yiğit'in haberine göre; Ara transfer çalışmalarına devam eden Beşiktaş'ta yönetim, bir yandan görüşmelerini sürdürürken bir yandan da kadrodaki mevcut oyuncuların geleceği ile ilgili kararlar alıyor.
Bunlardan en önemlisi olan Vincent Aboubakar konusu da şimdiden karara bağlandı.
Siyah-Beyazlı kulüp, sezon başında Porto'ya 2,5 milyon verip, kendisine de 3 milyon Euro ödeyerek satın alma opsiyonu ile kiraladığı Kamerunlu golcü ile sezon sonunda yollarını ayıracak.
Geldiği günden beri gösterdiği performansla beklentilerin altında kalan, taraftarları zaman zaman isyan noktasına getiren, ancak bunun yanında da ilginç gollere imza atan Aboubakar'ın satın alma opsiyonunun kullanılmayacağı öğrenildi.
Performansına göre kalabilir
Beşiktaş yönetiminin, teknik direktör Şenol Güneş'in de fikrini aldıktan sonra başkan Fikret Orman'ın öncülüğünde böyle bir yola girdiği belirtildi.
Aboubakar'ın ligin ikinci yarısında ekstra performans göstermesi halinde ise bu kararda değişikliğe gidilebileceği kaydedildi.
Maradona'dan ötürü çubuklu mavi beyazı sevenler o gittiğinden bu yana her 4 yılda bir aynı umuda kapılır.
Orta sahadan forvete hızlı koşan her bücürün El Diego olması beklenir. Ama Maradona bir tanedir işte. Kusturica'nın Maradona belgeselini izlerseniz bunun sahayla değil insanla ilgili olduğunu anlarsınız. Çünkü Diego, orta sahadan çalımlarla gidip gol atan adam değildir, Maradona isyanın ta kendisidir. Hayata, sisteme, rutine, kurallara, duvarlara, kalıplara, hatta kendisine. Pele çizgi üstünün en yeteneklisi, Maradona çizginin dışıdır. Pele düz gider, Maradona yola girmez. Elle gol attığında bile güzeldir. Çünkü Maradona sokaktır.
Yıl 2014. Yine onu arıyoruz. Elimizde yine bir bücür var. Ele avuca sığmıyor. Kulüp bazında almadığı kupa, eve götürmediği ödül yok. Rekorlarını ucuca eklesen burdan Buenos'a yol olur. Tek eksiği Dünya Kupası. Çünkü Diego o kupayı kaldırdı.
Bütün takım onunla aynı motivasyonla oynuyor. Maradonasız da kupa almak istiyorlar. İsimler iyi ama oyun bir türlü o günlerdeki gibi değil. Messi parlayıp sönüyor, takım ilk tura göre daha çok pozisyon buluyor, bir o kadarını da veriyor.
Hani ikinci turlar öncesi söylemiştim ya sürpriz potansiyeli yüksek maç diye, iş oraya doğru gidiyor. Arjantin daha önde ama İsviçre'de Balkan devşirmeleriyle gole yakın. Al sana yine penaltılar, derken, bücür adam çıkmadan opera bitmez, kuralıyla Messi fırlıyor, topu diğer sol ayaklıya veriyor. Di Maria penaltılar yok, diyor.
İsviçre, Hırvatlardan son dakika golü yemiş Türkiye edasıyla şöyle bir yokluyor ama ah o direk. Artık İsviçrelilerin de Fenerbahçelilerin Appiah kabusu gibi bir unutulmaz vuruş anı var. O kafa vuruşu yıllarca rüyalara girecek. Tam direkten içeri süzülürken uyanıp soğuk su içecekler.
Işid görünümlü Amerikalı!
Messispor çeyrek finali kutlarken muhtemel rakipleri çıktı sahaya. Tarihinin en şahane neslini yakalayan Belçika, Alman zihniyetli Amerika karşısına çıktı. Bu kadar teknik topçu bu kadar koşunca maçları az gollü geçse bile seyir zevki hep iyi oldu. Temkinli ama kora kor mücadele koydular ortaya.
Amerika rakip ceza sahasını pek fazla göremedi. Belçikalılar parsel parsel ezberledi. Işid görünümlü Amerikalı Tim Howard bir geceliğine Ochoa'ya dönüştü. Mıknatıs gibi her top üstüne gitti. Hazard'lar, Fellaini'ler, Witsel'ler kaçırdı, bir ikinci tur klasiği olarak maç uzadı. Tıpkı Almanya gibi Belçika da uzatmanın başında kilidi çözdü. De Bruyne şahane bir gol attı, Lukaku Everton'dan takım arkadaşı Howard'ı aştı tabelayı ikiledi. Amerika ikinci uzatma devresine sürpriz golle başlayıp umutlandı ama olmadı. Hazard Messi'den randevu aldı.
Turnuvanın favorisiyken çekirge muamelesi görmeye başlayan Arjantin, sahaya zeka, enerji ve tekniği aynı anda koyan Belçika ile oynayacak. Hazard ve arkadaşları ileride fazla bencil davranmayı bırakırsa Arjantin önünde daha avantajlılar. Messi içindeki Maradona'yı çıkarırsa sahada işler değişir. Aksi taktirde Tangospor'un işi hiç de kolay değil. İkinci tur öncesi ayrı bir yazı yazacağım ama şimdiden notum olsun, Messi kupayı kaldırdığında da Maradona'yı geçemez. Belki bugün bile ondan daha iyi futbolcu olabilir, belki Pele de öyledir. Ama Maradona futbolun üstündedir. Ne kupa büyüklüğü ne şampiyonluk. Arz ederim.
İsrail Başsavcısı, Başbakan Binyamin Netanyahu hakkında iki konuda polisin cezai inceleme başlatması yönünde talimat verdi. İncelemenin kapsamı hakkında bilgi verilmedi.
İrail başsavcısı, Başbakan Benjamin Netanyahu hakkında iki konuda polisin cezai inceleme başlatması talimatını verdi ancak incelemenin kapsamı hakkında bilgi verilmedi.
Adalet Bakanlığı sözcüsü dün yaptığı yazılı açıklamada konuyla ilgili kontrollerin "hâlâ devam ettiğini ve bunun iddia edilenlerin teyidi veya reddi anlamına gelmediğini" belirtti.
Sözcü, "Başsavcı, polis ve savcılar yakın işbirliği içinde çalışıyor. İnceleme hakkında kamuya açıklama, zamanı gelince yapılacaktır" dedi. Reuters'ın iddialarına Netanyahu makamından cevap gelmedi.
Channel 10 televizyonu, Başsavcı Avihai Mandelblit'in polisin önceden haber vererek Netanyahu'yu sorgulamasına izin verdiğini, sorgu tarihinin önümüzdeki günlerde belirleneceğini belirtti.
Yolsuzluk iddialarını reddetti
Netanyahu bir süre önce, İsrail'in Almanya'dan denizaltı alımında yolsuzluk iddialarını reddetmişti. Başbakan bu konunda muhtemel bir çıkar çatışması olduğunu iddia eden basındaki haberleri yalanlamıştı. İsrail, 1.5 milyar dolara Almanya'nın ThyssenKrupp Marine Systems şirketinden üç yeni denizaltı için sipariş vermişti.
Ancak İsrail medyası satışta aracılık yapan İsrailli işadamı Miki Gabor'un, kendisini temsil etmesi için tuttuğu avukatın, Netanyahu'nun özel avukatı David Shimron olduğunu ortaya çıkardı. Netanyahu ve Shimron bu ilişkide bir yanlışlık olduğunu kabul etmiyorlar. Shimron, çıkar çatışması doğmaması için denizaltı alım konusunu Başbakanla hiç konuşmadığını söylemişti. Channel 10 televizyonu, başsavcının incelediği iki dosyadan daha ciddi olanının konusunun ise, henüz basına sızdırılmadığını belirtti.
Wilco Van Herpen büyük kentlerin gürültülü siyasi gündeminden uzaklaşıp mikrofonunu Anadolu insanına uzatıyor. Bu haftaki durak Kayseri.
Apple, AB'nin vergi borcu kararını mahkemeye taşıdı
Apple ve FBI arasında yaşanan hukuksal mücadelede de bu yıla damgasını vuran gelişmeler arasındaki yerini aldı. FBI, bir teröristin iPhone'ununu açmak istedi ve Apple'dan destek istedi. Ancak Apple bu talebi reddedince hukuksal mücadele başladı. Aylarca süren bu mücadelenin sonunda FBI geri adım attı.
Apple, İrlanda'daki faaliyetlerinden dolayı 13 milyar avro geriye dönük vergi borcu çıkaran AB kararına karşı temyiz başvurusunda bulundu
Apple, İrlanda'daki faaliyetlerinden dolayı 13 milyar avro geriye dönük vergi borcu çıkaran Avrupa Birliği (AB) Komisyonu kararına karşı hukuki süreç başlattı. Dünyanın en değerli şirketlerinden Apple, AB Komisyonunun geriye dönük çıkarttığı 13 milyar avroluk vergi borcuna ilişkin AB'nin sulh hukuk mahkemesi olarak faaliyet gösteren Lüksemburg'daki ilk derece mahkemesine resmi temyiz başvurusunda bulunduğunu açıkladı.
AB Komisyonu, 3 yıl süren inceleme sonucunda Apple'ın, İrlanda'da yararlandığı vergi uygulamasının yasa dışı olduğuna hükmetmiş, 2003'ten 2014'e kadarki dönem için 13 milyar avronun ve faizinin geri alınmasını kararlaştırmıştı. Bir AB üyesi ülkenin kamu desteklemelerini ne şekilde sağladığını ve sektörlerde rekabete aykırı bir durum olup olmadığını denetleme yetkisi bulunan AB Komisyonu, Apple soruşturmasında şirketin İrlanda'da faydalandığı vergi uygulamalarının AB kurallarına aykırı olduğu kararını vermişti.
Apple, AB'yi tek taraflı hareket etmekle ve geçmişe dönük olarak İrlanda'daki vergi kurallarını değiştirmekle itham ediyor. Bir hukuki uyuşmazlığa ilişkin AB kurumlarına karşı açılacak davaların öncelikle AB sulh hukuk mahkemelerinde karara bağlanmasının ardından taraflar konuyu AB Adalet Divanına götürebiliyor.
WhatsApp belki de en çok istenen ama bir türlü gelmeyen bir özelliği test ediyor
Herkesin başına gelmiştir. Söylemek istemediğiniz ya da daha sonradan yazdığınıza pişman olduğunuz bir mesajı WhatsApp'ta karşı tarafa, yanlış kişiye, ya da bir gruba gönderdiğiniz olmuştur.
Siz mesajı sonradan silseniz bile karşı tarafın görmesini engelleyemezseniz. Kimi zaman bu mesajlar yüzünden zor duruma düşebilirsiniz.
WhatsApp şimdi bu durumu değiştiren bir yeniliğe imza atıyor.
Yayınlanan ekran görüntülerine göre yanlışlıkla gönderdiğiniz mesaja tıklayıp açılan menüden 'iptal et' (Revoke) seçeneğine tıklayarak karşı tarafın mesajı görmesine engel olabilirsiniz. Tabi bunu mesajı gönderir göndermez yapmanız gerekiyor.
Dilerseniz önceden gönderdiğiniz eski mesajı da alıcı tarafından okunmuş olsa bile silebilirsiniz. Buna gönderdiğiniz fotoğraflar, videolar da dahil.
Yeni özelliğin WhatsApp'in iOS için hazırladığı 2.17.1.869 kodlu beta sürümünde olduğu görülüyor. Anlık mesajlaşma uygulamasının beta sürümünü ne zaman alfa yapıp herkesin kullanımına sunacağı ise henüz bilinmiyor.
Resident Evil 7 Konsollarda 1080p/60 FPS Çalışacak
Demo duyurusu ve oynanış videoları ile herkesi heyecanlandırmayı başaran Resident Evil 7'nin yapımcısı Masachika Kawata, oyunun konsollar üzerinde 1080p/60fps çalışacağı doğrulandı. Peki oyun ne zaman çıkış yapacak?
Resident Evil serisi oyun sektöründe büyük yerler edinmiş oyunlar arasında yer alıyor. Yalnızca oyun sektörünce değil film sektöründe de atılımlar gerçekleştiren serinin yaratıcısı olan Capcom, Japon asıllı bir firmadır. Capcom ekibinin uzun soluklu serisi Resident Evil, her ne kadar iz bırakmış bir serilerden biri olsa da serinin son oyunu olan Resident Evil 6 birçok olumsuzluk ile boğuşmak zorunda kalmıştı. Oynanış dinamikleri ve senaryosunun basitliği "her oyundan bir parça" olarak tabirlenmişti. Bunca olumsuzluğun yanı sıra oyunun kapak fotoğrafındaki subliminal bulgularda oyunun iyice gözden düşmeside büyük rol oynadı.
Fakat Capcom ekibinin son hareketi serinin efsane dönüşüne kucak açıyor. PlayStation Experience'a damga vuran oyunlar arasında yer alan Resident Evil 7: Biohazard, tanıtım fragmanları ve geçtiğimiz günlerde paylaşılan demosu ile birlikte serinin hayranlarının yüzünü güldürmeyi başardı. Her ne kadar fragmanlarda "hide & seek" tarzı bir oyun olarak görünse de oynanışa baktığımızda silahların önemli bir yer tuttuğunu da görüyoruz.
İlk olarak Xbox One için çıkışını gerçekleştiren demo, birkaç hafta önce de PC kullanıcılarının deneyimine sunulmuştu. PlayStation kullanıcıları oyun demosu ile ilgili haber beklerken, tüm konsol oyuncularını ilgilendirecek bir haberin duyurusu yapıldı.
Masachika Kawata'nın yaptığı duruda Resident Evil 7: Biohazard Xbox One S, PS4 ve PS4 Pro'da HDR desteği ile geleceği doğrulandı. 1080p'de 60 FPS olarak çalışacak oyun birçok konsol oyuncusunun beklentisini iyice arttırmış gibi gözüküyor. Ayrıca oyunun PC sürümünde de 4K desteği bulunacak. Oyunun demosu halen Steam üzerinden edinilebilir durumda. Oyunun tam sürümü ise 24 Ocak 2017 tarihinde çıkış yapacak.
Yüksek meblağlı futbolcu transferleriyle adı geçen Çin Süper Ligi'nin hakem transferi yapacağı iddialarının ardından konuşan İngiliz hakem Mark Clattenburg teklif beklediğini açıkladı.
İngiliz hakem Mark Clattenburg, yüksek bonservis bedelleri ve maaşlar karşılığında birçok ünlü futbolcuyu transfer eden Çin Süper Ligi'nden teklif gelirse bunu değerlendireceğini söyledi.
Bu yıl Avrupa Futbol Şampiyonası, UEFA Şampiyonlar Ligi ve İngiltere Federasyon Kupası finalini yöneten Clattenburg, son olarak Arjantinli forvet oyuncusu Carlos Tevez'in transfer olduğu Çin liginden gelebilecek olası bir teklif için açık kapı bıraktı. 41 yaşındaki hakem, "Böyle bir teklif yok ancak gelirse değerlendiririm. Şimdilik İngiltere Premier Lig ve UEFA için çalışmaktan keyif alıyorum." ifadelerini kullandı.
Clattenburg, 12 yıldır görev yaptığı İngiltere Premier Lig'den ayrılırsa futbolun gelişmekte olduğu bir ülkede hakemlik yapabileceğini dile getirerek, "Para, bir hakem için asla teşvik unsuru olamaz. Benim için değişik bir şey denemek her zaman daha cezbedici oldu. Mesela bir ülkede futbolun ilerlemesine katkıda bulunmak. Şu ana kadar fırsatım olmadı ama belki gelecekte yapabilirim." yorumunu yaptı.
"Hayat Batuhan'a Güzel"de Batuhan Piatti dostlarıyla birlikte Dubai mutfağının en özel reçetelerini; yorumunu ve elinin lezzetini katarak pişiriyor
Dünyanın en güzel ibadethaneleri
Tapınaklar, olağanüstü mimarileriyle de görenleri hayran bırakıyor. Tasarımcılar onları onurlandırmak için yüreklerini ve ruhlarını tüm yetenekleriyle birleştirip ortaya koyarlar. Bu güzel kutsal bölgelerin en özel ve güzel 10 tanesini sizler için derledik.
10 - Gawdawpalin Tapınağı, Bagan, Myanmar
12-13. yüzyıllar arasında inşa edilmiştir. Tapınak meditasyon ve diğer Budist ritüelleri için kullanılır.
Çağdaş bir tapınağın olağanüstü güzelliklerinin din, tarih ve modern değerleri mimarlık ve sanat ile birleştirmesi bekleniyor. Cami de dünyayı birleştiriyor, bu nedenle yapı malzemeleri dünyanın dört bir yanından kullanılıyordu.
8 - Cennetin Tapınağı, Pekin, Çin
Taoist tapınağı 13. yüzyılda inşa edildi ve Çin imparatorları tarafından ziyaret edildi. Kompleks ve avlusu, meditasyon ve hatta egzersizler için favori noktadır.
Diğerleri arasında dünyanın en büyük kilisesi Rönesans dehası Michelangelo tarafından tasarlandı. Kilise büyüğü ve güzelliği ile büyür. Katolik geleneğine göre St. Peter burada gömülmüştür.
Monaco maçı için bir basın toplantısı düzenleyen Fenerbahçe'nin Teknik Direktörü Vitor Pereira'ya sürpriz bir kutlamayla karşılaştı.
Televizyonlardan canlı yayınlanan basın toplantısının sonunda Fenerbahçe'yi takip eden gazeteciler, 49. doğum gününü kutlayan Vitor Pereira'ya pasta sürprizi yaptı.
Acun Ilıcalı'dan itiraf
Canlı yayında doğum günü kutlanan Pereira, Monaco maçı için "30 yaşında hissediyorum, 3-0" diyerek içinden geçen skoru da verdi.
Mumu üfledikten sonra alkışlanan Pereira'ya, takım kaptanı Simon Kjaer elleriyle pasta yedirdi.
Vitor Pereira toplantıyı neşeli bir biçimde kapattı.
Turistlere kötü haber: Berlin'de Airbnb yasaklanıyor
Deutsche Welle Türkçe
Airbnb, son yıllarda özellikle şehir turları yapan turistlerin gözdesi. Ancak Berlin'i ziyaret etmek isteyenler artık bu internet sitesi üzerinden ev kiralamayacak. Çünkü site yasaklanıyor.
Berlin kent yönetimi, başkentte artan kira fiyatları ve konut sıkıntısı nedeniyle Airbnb üzerinden kısa süreli tatiller için kiraya verilen evlere kısıtlama getiriyor.
Berlin Senatosu'nda 2014 yılında karara bağlanan düzenleme, 1 Mayıs'tan itibaren yürürlüğe giriyor.
Düzenlemeye göre, ev sahibi sadece evinin bir odasını kiraya verebilecek ve aynı zamanda evde kendisi de yaşamaya devam edecek. Düzenlemeyi ihlal edenler 100 bin euroya kadar para cezasına çarptırılacak.
Kiralar arttı
Ancak yönetimin aldığı karara karşı çıkanlar, Airbnb yasağının 1 milyon 900 bin konutun bulunduğu ve tahminen 100 bin konut sıkıntısının yaşandığı Berlin'in derdine çare olmayacağı görüşünde. Kararı eleştirenler, yasağın Berlin'deki turizmi de olumsuz etkileceğini, turist sayısının düşeceğini de savunuyor.
Her yıl yaklaşık 40 bin kişinin taşındığı Berlin'e 2015 yılında ayrıca yaklaşık 50 bin de mülteci yerleştirilmişti. Bu da kiraların artışını beraberinde getirdi. Berlin'de 2016'nın Ocak ayında 2014'e göre yüzde 5 oranında kira artışı kaydedildi. Kentin merkezi Mitte'de ise artış yüzde 7'lere kadar çıktı.
Berlin yönetimi yasanın uygulanması için oldukça sıkı önlemler de aldı. Semt idareleri, yasa değişikliğinin ardından bölgesinde yaşayan vatandaşlardan evini yasadışı yollarda turistlere kiraya verenleri anonim olarak ihbar etmelerini istedi. Bölge müdürlüklerinde yasadışı uygulamaları tespit etmek için de 30 kişi işe alındı, ayrıca halihazırda 34 çalışan da yasadışı kiraya verilen evlerin peşinde.
Manisa 1. Amatör Küme A Grubu'nda oynanan müsabakada bir futbolcu aleyhlerine penaltı kararı veren hakeme yumruk attı.
Real Madrid dünyanın en büyüğü oldu
Tartışmaların artması üzerine çıkan olaylar polis ekiplerinin müdahalesiyle sona erdi. Müsabaka, hakem tarafından tatil edildi. Hakemin futbolcudan şikayetçi olduğu, Mesut Palaz'ın ifadesine başvurulmak üzere emniyete götürüldüğü bildirildi.
Manisa Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu Başkanı İsmail Aydın, AA muhabirine yaptığı açıklamada sporda şiddete karşı olduklarını belirterek, "Bu tür olayların yeşil sahalarda yaşanmasını tasvip etmiyoruz. Özellikle böyle hassas bir süreçte tüm futbolcuları, seyircilerimizi daha sağduyulu olmaya davet ediyoruz." dedi.
Aydın, müsabakanın hakem ve gözlemci raporlarının tertip komitesi tarafından değerlendirileceğini ve kararın 27 Aralık Salı günü verileceğini sözlerine ekledi.
Yeni yıla en son giren ülkeler
Hawai, Cook Adaları, Fransız Polinezyası, Marquesas Adaları. Pazar günü saat 13.00'te
Belediye eş başkanı gözaltında
Diyarbakır Kulp Belediyesi Eş Başkanı Sadiye Sürer Baran evine düzenlenen operasyonla gözaltına alındı.
Diyarbakır'ın Kulp Belediyesi Eş Başkanı Sadiye Sürer Baran, hakkında çıkartılan "gözaltı kararı" nedeniyle evine düzenlenen operasyonla gözaltına alındı. Edinilen bilgilere göre, Kulp Cumhuriyet Savcılığınca yürütülen soruşturma çerçevesinde hakkında "gözaltı kararı" çıkartılan Kulp Belediyesi Eş Başkanı Sadiye Sürer Baran'ın Turgut Özal Mahallesi'ndeki evine operasyon düzenlendi. Baran, İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından düzenlenen operasyonda gözaltına alındı. Evinde arama da yapılan Baran, ifadesi alınmak üzere İlçe Jandarma Komutanlığına götürüldü.
Yorgun uyanmanızın sebebi bu olabilir
Düzenli uyduğunuz halde bir türlü uykunuzu alamıyor musunuz? Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Yusuf Can, bütün bunların uyku apnesi belirtisi olabileceğini söylüyor.
Sağlıklı bir insanın yaşamanın üçte birinin kaliteli bir uykuyla geçirmesi gerekir. Uyku, vücudun kendini yenilemesi için gerekli olan bir süreçtir. Kişiden kişiye değişse de yetişkin bir insan vücudunun günlük uyku ihtiyacı 7-8 saattir. Her insanın uykusu hastalık ve strese bağlı nedenler ile zaman zaman geçici olarak bozabilir. Ancak sürekli horlama ve uyku apnesi genel sağlığı zarar veren, hayati tehlike içeren ciddi bir rahatsızlıktır.
Uyku apnesi, uykuda nefes almanın aralıklarla durduğu şiddetle horlama, yorgun uyanma, uykusuzluk, baş ağrısı, yüksek tansiyon, hızlı kilo alma, uykuda aşırı terleme, sık idrara çıkma, cinsel fonksiyon bozukluğu ve kalp yetmezliği gibi çok ciddi sorunlara yol açabilir. Bu nedenle uyku apnesinin erken teşhisi ve acil tedavi edilmesi gereken çok önemli bir hastalıktır. Üst solunum yollarındaki rahatsızlıklar, aşırı kilo, burundaki işlevsel bozukluklar ve hastalık nedeniyle ilaç kullanımını uyku apnesine neden olabilir.
Uyku apnesine sebep olan sorunlar teşhis edilir ve tedavi buna göre planlanır. Eğer ilaçla tedavi edilebilecek bir sorundan kaynaklanıyorsa medikal tedavi uygulanabilir. Bunun dışında CPAP cihazı ile üst solunum yollarının açık tutulması da sağlanabilir. Evde kullanılmak üzere verilen CPAP cihazları oldukça küçüktür. Ayrıca hastanın ağız ya da burun apareyleri kullanması da tavsiye edilebilir. Eğer cerrahi tekniklerle çözülmesi gereken bir durum varsa hastanın ameliyat edilmesi gerekebilir. Uyku apnesinde genellikle üst solunum yolları çok daha etkilidir. Bu nedenle öncelikle üst solunum yollarında daralmalara neden olan sorunlar varsa bunlar tedavi edilir. Burunda eğrilik, burun eti, damak ya da küçük dildeki sarkmalar varsa ameliyatla düzletilebilir.
Uyku apnesinde klasik cerrahi yöntemlerin dışında radyofrekans yöntemi de kullanılabilir. Radyofrekans tekniği ile oldukça başarılı sonuçlar alınmaktadır. Radyofrekans burundaki et büyümelerini küçültmek, yumuşak damağı sertleştirmek, dil köküne ve küçük dilin üst kısmındaki sorunları gidermek için kullanılabilir. Uyku apnesi kalp krizine yol açabileceği için hayati öneme sahiptir. Zamanında teşhis edilmesi ve gereken tedavinin uygulanması çok önemlidir.
Sarı-kırmızılı kulüpten yapılan açıklamada, yöneticiler Mehmet Hızlıer ve Hüsamettin Üge'nin, istifa dilekçelerini kulübe gönderdiği bildirildi.
Açıklamada, istifaların kabul edildiği, Cemil Fener ve Ömer Özuzun'un yönetim kurulunda asil üyeliğe getirildiği kaydedildi.
Kayserispor'da 24 Aralık'ta yapılan olağanüstü kongrede, Ahmet Yıldız başkanlığındaki yönetim kurulu göreve getirilmişti.
Karaca, çocukluk arkadaşı Tuğrul Odabaş'la evlendi. Geceye nikah şahidi olan Demet Akalın'ın katılmaması damga vurdu.
Işın Karaca - Tuğrul Odabaş çiftinin düğününde Necati Ateş, Selçuk Yöntem, Fettah Can - Cansu Kurtçu, Yıldız Asyalı, Metin Uca gibi ünlü dostları da yerini aldı.
'Fenerbahçe'yi asla çalıştırmam'
Çiftin nikah şahitliğini Necati Ateş, Cansu Kurtçu, Nusret Kaan Tuğhan, Selçuk Yöntem, Elif Ebru Tezel, Murat Deniz üstlendi.
Demet Akalın ise kızı Hira'nın hasta olması sebebiyle nikah şahitliğinden vazgeçti ve düğüne katılmadı. Demet Akalın yerine son dakika Cansu Kurtçu nikah şahidi oldu.
Işın Karaca'yı düğün töreninde annesi Şeniz Büyükkaraca, kardeşleri Serdar ve Akın Büyükkaraca, ilk eşi Soner Kıvanç'la evliliğinden olan oğlu Erda Kıvanç ve ikinci eşi Sedat Doğan'la evliliğinden olan kızı Mia Doğan yalnız bırakmadı.
iOS 9 güncellemesi yayınlandı
Can Devecioğlu
Yeni iPhone modelleri iOS 9 ile birlikte duyurulacak. Dolayısıyla iOS 9'un son kararlı sürümü 9 Eylül'de Apple tarafından duyurulacak gelişmeler arasında. Ancak iOS 9 güncellemesinin ne zaman dağıtılacağını söylemek zor. Geçtiğimiz yıl yeni iPhone modelleri satışa çıkmadan iOS 9 dağıtılmamıştı. Aşağıdaki cihazlar iOS 9 güncellemesini alacak : • iPhone 6 Plus • iPhone 6 • iPhone 5S • iPhone 5C • iPhone 5 • iPhone 4S • iPad Air 2 • iPad Air • iPad 4 • iPad 3 • iPad 2 • iPad Mini 3 • iPad Mini 2 • iPad Mini
Merakla beklenen yeni iOS sürümü iOS 9 an itibariyle yayınlandı. Destekleyen Apple cihazlarınıza iOS 9 sürümünü hemen yükleyebilirsiniz. iOS 9 sürümünün detayları haberimizde.
Haziran ayında düzenlenen WWDC 2015 konferasıyla birlikte beta sürümleri yayınlanan Apple'ın yeni mobil işletim sistemi sürümü iOS 9, an itibariyle Türkiye için yayınlandı. Saat 20.00 itibariyle cihazlara gelen güncellemenin boyutu yaklaşık olarak 1 GB. Farklı cihazlarda güncellemenin boyutu değişebiliyor.
iOS 9 sürümüne geçmeden önce önemli verilerinizi yedeklemekte fayda var. iPhone 4s, iPhone 5, iPhone 5s, iPhone 5c, iPhone 6 ve iPhone 6 Plus modellerine iOS 9 sürümünü yükleyebilirsiniz. Güncellemeyi Wi-fi üzerinden indirmeye dikkat edin.
iOS 9 güncellemesi Apple tarafından şu şekilde tarif edilmiş; "Bu güncellemedeki güçlü arama ve geliştirilmiş Siri özellikleriyle iPhone'unuz, iPad'iniz ve iPod touch'ınız daha akıllı ve proaktif hale gelir. iPad için yeni çoklu görev özellikleri aynı anda iki uygulamayla (yan yana veya yeni Resim İçinde Resim özelliğiyle) çalışmanızı sağlar. Ayrıca, Harita'daki ayrıntılı toplu taşıma bilgileri, yeniden tasarlanmış Notlar uygulaması ve yepyeni News uygulamasıyla yerleşik uygulamalar daha da güçlü hale gelir. Ve işletim sisteminin temel yapısındaki iyileştirmeler performansı artırır, güvenliği iyileştirir ve size fazladan bir saate varan pil süresi sağlar."
Depresyondaki hastalarda görülen davranışlar
Depresyondaki hastalarda görülen davranışlar hakkında açıklamalarda bulunan Psikiyatrist Prof. Dr. M. Kerem Doksat, ağır hastaların hastaneye yatırılması gerektiğini belirtti.
Dr. M. Kerem Doksat'ın konuyla ilgili yaptığı açıklama şöyle:
Dört kişide bir görülen ve kadınları iki misli daha fazla tutan bir hastalıktır. Eskiler buna ruh kanseri derlerdi; çünkü ilaçlara,  Elektrokonvülsif terapiye (EKT) bile cevap vermeyen hastalar vardır. Tekrarlanan Beyin Uyarımı (TMS) tedavisi de artık sadece başka türlü tedavilere cevap alınamayan hastalarda kullanılıyor. Ama bu yöntemde kafatası 2.5 santimden daha kalın hastalarda pek işe yaramıyor.
- Eskiden haz duydukları şeylerden artık zevk alamazlar.
- Yetersizlik ve suçluluk duygularına sık rastlanır.
- Herhangi bir konuda yoğunlaşmakta sorun çekerler.
- Bazen ümitsizlikleri intihar etmek arzusuna dönüşebilir.
- Bir kısmında nedeni bulunamayan bedensel yakınmalara rastlanır (mesela kaşınma) buna 'Maskeli Depresyon' denir. Bu gibi şikâyetlerde kaşıntı ilaçları işe yaramaz. Ancak depresyon gidericiler işe yarar.
- Şiddetli vakalarda intihar taslakları görülebilir.
Bu kadar ağır hastaları hastaneye yatırmak gerekir. Eskiden yaygın olmasa da kullanılan ensülin koma tedavisinin artık bir etkisi olmuyor. En doğrusu hâlâ bildiğimiz antidepresan ilaçları kullanmak ve en doğru dozda kullanmaktır. Bunların hangisini kullanacağına biz psikiyatrlar karar veririz. Ben hâlâ antidepresanlardan hangisi etkiliyse, onu yazıyorum. Bunların başında da seçici serotonin geri alım engelleyicileri ve SNRI dediğimiz seratoninin geri alımını engelleyenler başta geliyor. Bilişsel davranışçı terapiler de seçilmiş vakalarda faydalı olur. Hipnoz, ancak kaygıyı, endişelerin ve sıkıntıların üstesinden gelmekte etkili olur. İyi bir tedaviyle hastaların büyük bir kısmı düzelmektedir. Buna da cevap alınamayan hastalarda ise 'çok nadir olarak' beyin ameliyatıyla ön tarafta bulunan alın bölgesine, özel bir teknikle beynin ön kısmında iki kesi yapılarak, kalan yakınmaların da geçmesi sağlanır. Buna frontal lökotomi denir. Günümüzde ancak tedaviye aşırı derecede dirençli hastalarda kullanılmaktadır ve takıntılara (obsesyonlar) da iyi gelir.
Triatloncu Panupong Luangsa-ard sırtında 18 kiloluk bir sırt çantası ve Google'ın "sokak görüntüsü" kamerasıyla Tayland'ı baştanbaşa gezdi.
Taylandlı triatloncu Panupong Luangsa-ard, Google'ın Trekker isimli kredi programı kapsamında, 360 derece çekim yapabilen özel kameralarla yola çıkarak Tayland'ı baştan başa gezmiş.
Luangsa-ard isimli gezgin sayesinde bu hafta Google Haritalar'ın "Sokak Görünümü"ne, Tayland'ın görmeye değer 150 noktası daha Google'ın canlı haritalarına eklenmiş.
Taylandlı gezgin, Google Haritalar'ın sokak sokak gezen arabasının giremediği yerlere de girmiş.
Denizleri de aşmış
Deniz, kumsal, çilek bahçesi, çay tarlası demeden Tayland'ın güzelliklerini sırtındaki 18 kiloluk çantaya aldırmadan çekmeyi başarmış.
4 çift ayakkabı eskitmiş
Mashable'a konuşan bir Google temsilcisi, 2 yıllık yolculuğu boyunca 500 kilometreden fazla yürüyen Luangsa-ard'ın "yolları arşınlarken 4 çift ayakkabı eskittiğini" belirtmiş.
Başka yollar da bulmuş
Görüntüleri genellikle yürüyerek çeken Luangsa-ard, bunun yanı sıra çeşitli ulaşım yollarını da kullanmış.
Tayland'ı onun gözünden gezin
Dünyanın her yerinden kullanıcılar, artık Thailand'ın kumsallarını, süslü tapınaklarını ve daha önce görülmemiş pek çok yerini İnternet üzerinden gezinebilecek.
banner alanları
Markanızı cnnturk. com ile buluşturmak ister misiniz? cnnturk. com banner alanları, markanızı yüksek sayfa görüntülenmeleri ile, hedef kitlenize ulaştırıyor! cnnturk. com displayin akılcı reklam modelleri ile; bilinirlik yaratabilir, bilgi toplayabilir, markalı içeriğin deneyimlenmesini mümkün kılabilir, satın alma kararına yönlendirebilirsiniz.
cnnturk. com içeriğindeki çeşitlilik, sponsorluk için önemli fırsatlar sunuyor. Sağlıktan müziğe, piyasalardan motor sporlarına, sahne sanatlarından teknolojiye, otomobilden yemek kültürüne kadar uzanan bir çeşitlilikle spesifik ilgi alanlarına yönelik marka hedeflerinizi gerçekleştirebilirsiniz.
özel dosyalar
cnnturk. com gündemde farklı ilgi alanlarına yönelik konu başlıkları ve olaylarla ilgili en derin analiz ve bilgilerin yer aldığı özel dosyalarla, markanızı özel bir konu başlığı ya da olaya yakın konumlandırabilme fırsatını sunuyor.
rich media
Kendini iyi ifade eden markalar, algı yönetiminde başarıya ulaşır. Rich Media reklam modelleri de, işte tam olarak bunun için var! cnnturk. com'da yer alacak Rich Media reklamlarınız, kitlenizin markanızı deneyimlemesini sağlayarak oluşturduğu duygusal bağ ile, çizgi üstü aktivitelerinizde başarıyı kaçınılmaz kılar.
Veri elde etme ve diğer mecraların hatırlatılmasını da sağlayan Rich Media reklamları, seçilen model ve gösterim sayısı üzerinden ücretlendirilir.
Mustafa Topaloğlu: Elimi şöyle salladım!
Türkücü Mustafa Topaloğlu,18 yıllık eşi ve 2 çocuğunun annesi Derya Topaloğlu'na şiddet uyguladığı iddiasıyla Renkli Sayfalar programına açıklamalarda bulundu.
Takip ettireceğim insan benim yanımda olmaz ki! Ben den uzak olur. Ya neden takip ettireyim ki dokundu bana. Hiçbir delikanlı eşinin bir yanlışını görmeden takip ettirmez.
Kendi cezasını verir. Ben onu bekliyorum o inmiş kafede sohbet ediyor. Kafeye indi. Beni arkadaşlarının içinde küçük düşürdü. Ne yapmak istiyorsun derken elimi şöyle bir salladım. Yüzüğüm geldi. Bu bir kaza.
Bir adam getirin bu adam bunu yapar dedin. Tüm cezaya razıyım. İnsanların önünde kendimi asacağım.
Eşinin çok para harcamasından dert yanan Topaloğlu "Neyini eksik ettik. Evin, araban var. Ben seni aç bırakmadım. Kavga olur büyütmekle kimin eline ne geçer" dedi.
Topaloğlu; "Çocuklarımın anasına nasıl zarar vereyim. Gözüne bir şey oldu diye bir haftadır canım yanıyor. Elimi de sallamasaydım ama kazaydı" dedi. Ve eşinden özür beklediğini dile getirdi.
Mustafa Toplaoğlu: Eşimden özür bekliyorum
Mustafa Topaloğlu'nun açıklamalarının ardından Derya Topaloğlu programa telefon bağlantısı ile bağlandı. Derya Topaloğlu 'Böyle bir kaza olamaz. Elini hafif sallamayla kemiğim kırılsa herkesin yüzü gözü şiş olurdu. Ben doktorlarımla da konuşma yapabilirim. Ciddi ameliyat geçirdim. Özürmüş! Ben mi özür dileyecek mişim? Yazıklar olsun'dedi.
Netanyahu: Türkiye ile uzlaşma çok yakın
İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, Türkiye ile ilişkilerin normalleştirilmesi için yapılan görüşmelerde anlaşmanın artık çok yakın olduğunu söyledi.
Haaretz'in haberine göre, dün ABD Kongresi'nden bir heyeti Kudüs'te kabul eden Netanyahu, toplantı boyunca uzlaşmanın çok yakın olduğunu üç kez tekrarladı.
Aynı habere göre İsrail Başbakanı, Ankara ile ilişkilerin 10 yıl önceki düzeyine dönmesini beklememekle beraber, normalleşmenin iki ülkenin bir dizi bölgesel çıkarlarının gelişmesine önemli katkı sağlayacağını kaydetti.
Haaretz'in İsrailli bir üst düzey yetkiliye dayandırdığı haberde, iki ülke heyetleri arasındaki görüşmelerde tek sıkıntının, İsrail'in kapatılmasını istediği İstanbul'daki Hamas temsilciliği konusunda varılan uzlaşmanın söze dökülmesinden kaynaklandığı belirtildi.
Birkaç hafta önce yapılması beklenen heyetler arası kritik görüşmenin Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun istifasıyla ertelendiğini belirten gazete, söz konusu kritik görüşmenin önümüzdeki hafta içinde bir Avrupa ülkesinde gerçekleştirileceğini duyurdu.
Hollande'dan Musul operasyonuyla ilgili önemli açıklama
Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, Musul'u terör örgütü DEAŞ'tan kurtarma operasyonunun, "yıllar değil birkaç hafta" süreceğini belirtti.
Hollande,  Iraklı mevkidaşı Fuad Masum, Başbakan Haydar el-İbadi ve Meclis Başkanı Selim el-Cuburi ile bir araya geldi.
Fransa Cumhurbaşkanı Hollande, temasları kapsamında düzenlediği basın toplantısında, "Musul'u DEAŞ'tan kurtarma operasyonu yıllar değil birkaç hafta sürecek." dedi.
Hollande, Musul ve Suriye'nin Rakka şehrinde terör örgütü DEAŞ'a katılan Fransız vatandaşlarının olduğunu belirterek, bunların ülkeye geri dönüşlerinde mahkemeye çıkarılacaklarını ve cezalandırılacaklarını ifade etti.
'Musul'un yeniden imarında yer alacağız'
Fransa Cumhurbaşkanı Hollande, şunları söyledi: "DEAŞ'a katılan Fransız vatandaşlarıyla da mücadele edeceğiz çünkü bize de saldırı düzenlemek istiyorlar. Irak tarafı da onları yakalarsa kendi yasalarına göre cezalandırır. Bazı çocukların beyni tamamen yıkandı. Bunlar,  Fransa'ya dönerse aşırıcı fikirlerden arındırılmaları için tedavi edilmeleri lazım. Bu da bizim sorumluluğumuzdadır." Irak'ta yaşanan olayların geride bıraktığı tahribata da değinen Hollande, Musul'un yeniden imarında yer alacaklarını dile getirdi. Fransız Cumhurbaşkanı detay vermeksizin Musul'dan sonraki hedefin Rakka olduğunu vurgulayarak, Suriye krizinde de siyasi çözümden yana olduklarını söyledi.
'Irak'la istihbarat işbirliğimiz sürecek'
Hollande, sözlerini şöyle sonlandırdı: "Irak'taki operasyon uzun sürecek ancak Irak ve güvenlik güçleri bunu kazanacak. Sahada Iraklılar savaşıyor, biz hava,  eğitim ve donanım desteği veriyoruz. Tek düşmanımız DEAŞ'tır. DEAŞ sonrası Irak'la istihbarat iş birliğimiz sürecek. DEAŞ sonrası Irak'ta milli ve siyasi uzlaşının yapılması lazım. Terör bölgede kalırsa Avrupa'yı hedef almaya devam edecek." - Masum'dan Fransız askerlere teşekkür Irak Cumhurbaşkanı Fuad Masum da Fransa'nın Irak ordusuna verdiği destekten övgüyle söz etti.
Cumhurbaşkanı Masum, "Yeni yılı ailelerinden uzakta geçiren buradaki Fransız askerleri selamlıyorum." diyerek, Irak'ı destekleyen Fransız halkına da teşekkürlerini iletti. Irak Cumhurbaşkanı mevkidaşı Hollande ile "toplumsal uzlaşı ve Irak güçlerinin eğitimini" masaya yatırdıklarını söyledi.
Fransa Cumhurbaşkanı ile görüşen Başbakan İbadi de ortak basın toplantısında, "Irak'ta terörün ömrünü kısaltma gücüne sahibiz." dedi.
Hollande ile Musul'u terör örgütü DEAŞ'tan kurtarmak amacıyla yürütülen operasyonları görüştüklerini dile getiren İbadi, "DEAŞ'ı Irak'ta yok etmeliyiz. Musul, terörden yana masumdur." diye konuştu.
"Terör sadece Irak değil tüm dünyayı tehdit ediyor" diyen İbadi şunları kaydetti:
"İstanbul ve dünyanın diğer yerlerindeki saldırıyı düzenleyen global terör örgütüdür. Irak'ta DEAŞ'ın zarar verdiği nesle okullarda önem göstermemiz lazım. Çocukların masumiyetini geri döndüreceğiz. Bunu da en kısa sürede yapmaya hazırız. " Bağdat'ta peş peşe yaşanan saldırılara da değinen Başbakan İbadi, "Tüm güvenlik güçleri ve sivilleri terör saldırılarına karşı teyakkuzda olmaya çağırıyorum. Terör örgütüyle ilgili Fransa ve diğer Avrupa ülkeleriyle istihbarat paylaşımı konusunda iş birliğine de hazırız." diye konuştu.
Fransa Cumhurbaşkanı Hollande'ın, Meclis Başkanı Selim el-Cuburi ile yaptığı görüşmede ise Fransa'nın Musul operasyonu ve DEAŞ karşıtı koalisyondaki desteğinin ele alındığı belirtildi.
Soğuk kuşları da vurdu, binlercesi kara yolunu kapattı
Bursa'da hava sıcaklığının eksi 2 dereceye düşmesi üzerine daha sıcak olan karayoluna inen binlerce kuş yiyecek aradı. Yollara inen binlerce kuş, trafiği de önledi.
Bursa'da hava sıcaklığının eksi 2 dereceye düşmesi üzerine daha sıcak olan karayoluna inen binlerce kuş yiyecek aradı.
Doğa fotoğrafçısı Alper Tüydeş tarafından Karacabey ilçesinden geçen Bursa Çanakkale karayolunda görüntülenen binlerce sığırcık, yolun üzerinde bir süre dinlendi.
Sığırcıkları fark eden bazı sürücüler korna çalarak veya durarak kuşları kovalarken bazı araçların ise umursamadan sürünün üstüne doğru hız kesmediği görüldü.
Eylem yapar gibi
10 dakika boyunca adeta eylemci gibi yolu kesen sığırcıklar, korna ve duran araçlardan kaçarak yolun kıyısındaki bir ağacı kendilerine mesken tuttu.
Sürüler adeta dans ediyor
Sığırcık kuşları, özellikle kış aylarında oluşturduğu kalabalık sürülerle uçuşları dansa benzetilerek beğeniyle izleniyor.
Şekilden şekle giriyorlar
Yırtıcı kuşlardan kaçmak için gökyüzünde binlerce bireyden oluşan sürü adeta şekilden şekile girerek görsel bir şölene imza atıyor.
Üzerindeki yüzlerce kalp desenleri ile görünüşü de ilginç olan sığırcıklar yaz aylarında sürülerinden ayrılıp şehir içleri üremek için yuva arıyorlar.
Apple'da işe girmek için bu soruları yanıtlamak şart
Teknoloji devi Apple, yalnızca elektronikte değil iş görüşmelerinde de en iyi olan adayları belirlemek için zorlu yöntemlere başvuruyor. İşte görüşmeler sırasında Apple'ın sorduğu ve Glasdoor'un açığa çıkardığı 4.000'den fazla soru içinden seçtiklerimiz; Bu sorular IQ testlerini aratmayacak.
- Programı çalıştırdığınız makinenin küçük Endian veya büyük Endian belleği olup olmadığını algılamanıza izin veren bir kod yazın.
Zam istediği için mi kadro dışı?
Masanın üzerinde 100 tane bozuk para var. Hepsinin yazı ve tura tarafları var. Paralardan 10 tanesi tura, 90 tanesi ise yazı tarafına dönük durumda. Hangi paranın hangi yüzünün dönük olduğunu bilmenizin herhangi bir yolu yok. Onları öyle bir şekilde ikiye ayırın ki her iki tarafta da eşit sayıda tura olsun.
- Beyaz bir Rubik küpünüz olsa kaç tarafı beyaz olurdu? Kaç köşesi beyaz olurdu? '
- Bana bu kalemi sat
- Hawaii'deki balayımdayken çantamın içindeki suyun telefonuma döküldüğünü fark ettim. Tüm düğün ve balayı fotoğraflarım içerisinde. Eşim beni öldürmeden buna nasıl bir çözüm bulabilirsin? Tüm fotoğraflarım silinecek mi?
- Her gün kaç yeni çocuk doğuyor?
- 8 yaşında bir çocuğa modem nedir nasıl anlatırsın?
AMG serisinden daha hızlı
Loewenstein dokunuşu
Mercedes-Benz'in ateşli modellerine verilen AMG ön adı modelleri hem performans hemde görünüş anlamında en üst düzeylere taşıyordu.
Model dışarıda altın satısı jantlarıyla dikkat çekiyor. Bodykit uygulamasıyla daha agresif görünen modelin tekerlek kemerlerinde de oynamalar yapılmış.
İçeride kadife paspaslar dikkat çekiyor. Modelde en dikkat çekici yenilik ise ECU yazılımıyla artan gücü oluyor. Model bu yazılım ile 410 Hp güce ulaşıyor.
Bu performansı yetersiz bulan müşterilerine ise marka özel filtre ve hortumlarla yapılmış hava emme sistemini sunuyor. Model bu sayede 425 Hp güce kadar güç üretebiliyor.
Kadıköy'deki cami ve parklar icralık mı oldu?
Hüseyin Koyuncuoğlu / cnnturk. com
Taşyapı'nın, 2007 ile 2010 yılları arasındaki inşaat çalışmaları sırasında işini yavaşlattığı gerekçesiyle Kadıköy Belediyesi'ne açtığı ve kazandığı dava sürecinde yeni bir gelişme yaşandı. Kadıköy Belediyesi, Taşyapı'nın kamuya ait mallara haciz işlemi başlattığını duyururken, Taşyapı'nın patronu Emrullah Turanlı cnnturk. com'a yaptığı açıklamada bu iddiaları reddetti.
Kadıköy Belediyesi, Taşyapı'nın açtığı ve 2007 yılından bu yana süren tazminat davasını kazanmasının ardından şimdi de şirketin, belediyeye ait birçok park, camii, muhtarlık binası, spor salonuna el konulması için icra davası başlattığını açıkladı. Kadıköy Belediye'sinden servis edilen yazılı açıklamaya göre, Taşyapı'nın Kadıköy Belediyesi'ne karşı icra işlemi başlatılan yapılar arasında, Fikirtepe Cami, Fikirtepe Yeni Cami, Ali İsmail Korkmaz Parkı, Moda Parkı, Koşuyolu Parkı, Halis Kurtça Kültür Merkezi, Caferağa Spor Salonu, Kalamış Gençlik Merkezi, Suadiye Muhtarlığı, Rasimpaşa Muhtarlığı bulunuyor.
Taşyapı'nın patronu Turanlı: Bizim kamunun malına kastımız olamaz, çivisine bile dokunmayız
Kadıköy Belediyesi'nin yaptığı açıklamadan sonra telefonla ulaştığımız Taşyapı'nın patronu Emrullah Turanlı icra işlemi başlattıkları iddiaları kabul etmedi "Bizim belediyelere, kamuya saygımız sonsuz, ancak belediyede görev alan ve hukuksuzluğa imza aranların cezalandırılmasını istiyoruz" şeklinde konuştu.
İşte her iki tarafın yaptığı açıklamalar:
Kadıköy Belediyesi'nin konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklama metni şöyle;
"Göztepe'deki Meteoroloji arsasına ayrıcalıklı imar kullanarak gökdelen yapan Taşyapı, Kadıköy Belediyesi'ne ait camilere, parklara ve kültür merkezlerine el konulması için icra işlemi başlattı.
Kadıköy'deki Meteoroloji arsasına ayrıcalıklı imar kullanarak dört tane gökdelen yapan ve 2007-2010 yıllarında usulsüz yapılan çalışmalardan doları Kadıköy Belediyesi'nin uyguladığı yasal işlemlerin kendisini zarara uğrattığını iddia eden Taşyapı belediyeye tazminat davası açmıştı. Tartışmalı bilirkişi raporu ile davayı kazanan firma belediyeye taşınmazlarına icra işlemi başlatılması için İcra Müdürlüğü'ne başvurdu.
Kadıköy Belediyesi'nin 2007-2010 yılları arasında inşaat faaliyetini yavaşlattığı gerekçesiyle tazminat davası açan Taşyapı gerekçeli kararın açıklanmasının ardından 24. İcra Müdürlüğü'ne başvuruda bulunarak Kadıköy Belediyesi'nin taşınmazları ve banka hesaplarına el konulmasını istedi.
Camilere bile icra
İcra işlemi başlatılan taşınmazlar arasında camiler, parklar ve muhtarlık binaları var. Taşyapı'nın haczedilmesini istediği yerler arasında belediye Fikirtepe Cami, Fikirtepe Yeni Cami bulunuyor. Firmanın icra işlemi yapılmasını istediği 25 taşınmaz arasında Ali İsmail Korkmaz Parkı, Moda Parkı, Koşuyolu Parkı, Halis Kurtça Kültür Merkezi, Caferağa Spor Salonu, Kalamış Gençlik Merkezi, Suadiye Muhtarlığı, Rasimpaşa Muhtarlığı da bulunuyor.
İstanbul Anadolu 6. Asliye Mahkemesinin Taşyapı lehine verdiği gerekçeli karara itiraz ettiklerini açıklayan Kadıköy Belediye Başkanı Aykurt Nuhoğlu "Yüzlerce yurttaşımızın hayatını kaybettiği, şehitler verdiğimiz bugünlerde birileri çıkıyor camilere bile haciz gönderiyor. Halkın kullandığı parkları, yediden yetmişe herkesin spor yapığı alanları, binlerce sanat etkinliğine ev sahipliği yapan kültür merkezlerini almak istiyor. Ben bunu açıklayacak cümle bulamıyorum. Bir ülkenin haline bakın bir de bunların yaptığına bakın. Kadıköylülerin malını ve parasını kimseye vermeyeceğiz. Sonuna kadar mücadelemiz sürecek. " dedi.  Taşyapı'nın mevcut projede 9 bin metrekarelik fazladan inşaat yaptığı Kadıköy Belediyesi tarafından tespit edilmiş ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından verilen iskân için İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 4. Dava Dairesi yürütmeyi durdurma kararı vermişti.
İşte Kadıköy Belediyesi'nin yayınladığı icra belgesi;
Kadıköy Belediyesi'nin yaptığı açıklamadan sonra telefonla ulaştığımız Taşyapı'nın patronu Emrullah Turanlı'nın konuya ilişkin cnnturk. com'a yaptığı açıklama şöyle;
"2007 yılından bu yana sürdürdüğümüz davayı kazandık ve daha önce de yayınladığımız gerekçeli karar gereği hukukçularımız belediyeye müracatta bulundu. Bu aşamada belediyenin elinde bulundurduğu nakit parayı ve kayıtlı malları bildirmesi gerekiyor. Belediyenin başında bulunan kişiler daha önce de yaptıkları gibi konuyu saptırmak için bu beyanda bulunmadılar. Bu nedenle İcra Müdürlüğü belediyeye ait malların dökümünü çıkardı. Biz kamuya ait mallara haciz işlemi yaptırmadık. Tek bir çivisine bile elimizi sürmeyiz, aksine biz buralara hizmet etme çabasındayız. Ancak suçu işleyenler ve kanunen de ortaya çıkarılmış kişilerin hesap vermesi gerekiyor.
İcra sürecinden sonra gerekirse Sayıştay'a da belediyenin başındaki kişilere ait zimmetlerin çıkarılması için dava açacağım. O koltuklara devlete halka hizmet etmek için oturmuş kişilerin kurumlara ve kamuya bu şekilde zarar verme hakları yok. Hepsini hesap vermesini istiyoruz. Yoksa kamuya ait mallara tek bir kastımız bile olamaz. Yayınladıkları belge de belediyenin başındakilerin hiçbir beyanda bulunmamaları nedeniyle İcra dairesinin gönderdiği belgedir."
2016'yı uğurlarken yılın son gününde 5N1K stüdyosunu New York Times meydanına kurdu. Yıl boyunca modada müzikte neler yaşandı, unutulmaz anlar nelerdi, sosyal medyada ki yeni trendler neler oldu? Ünlülerin ayrılıkları, unutulmaz başarılar, Türklerin ilginç başarıları… 2016'nın tüm renkleri ve hiç unutmayacağımız 365 günün hikayesi.
Fitch Türk bankalarının görünümünü negatife çekti
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch 2017 için Türk bankacılık sektörü görünümünü durağandan negatife revize ettiğini açıkladı.
Fitch tarafından bugün yayınlanan raporda siyasi riskler ve faaliyet ortamında artan risklere dikkat çekildi. Raporda "Artan risklerin bankaların kredi temel göstergeleri üzerinde baskı yapmasını bekliyoruz." değerlendirmesine yer verildi. Fitch, kur ve faizde volatilite potansiyelinin arttığına da dikkat çekti, "Yüksek hacimli kısa vadeli yabancı para birimi cinsinden toplu finansman, bankaları yeniden finansman konusunda risklere maruz bırakıyor, yatırımcı algısını ülke risklerine çeviriyor." ifadelerini kullandı.
KOBİ'lere verilen kredilerin toplam portföyün yaklaşık %25'ini oluşturduğu ve yavaş büyümeye karşı duyarlı olduğu belirtildi. Raporda "Kötüleşen güvenlik koşullarıyla turizm sektörü gibi, zayıf TL ve düşük enerji fiyatlarıyla baskı altında kalan enerji sektörü gibi sektörlerden kaynaklı sıkıntılar doğabilir" ifadesi kullanıldı.
Raporda, Temmuz'daki başarısız darbe girişimi sonrasındaki belirsizliğin uzun vadede ekonomik performans ve bankaların varlık kalitesinde zayıflığa neden olmasının beklendiği ifade edildi.
Raporda bu yılın ilk 9 aylık döneminde %3.3 olan sorunlu kredi oranının 2017 sonunda ılımlı yükselişle %4 civarında olacağı belirtildi.
Fitch tarafından değerlendirilen Türk bankalarının yaklaşık %80'inin negatif görünümde olmasının da görünümün negatife çekilmesinde etkili olduğu vurgulandı.
Öğrencisinin eşofmanını çıkartan öğretmen görevden uzaklaştırıldı
Antalya'da 8 yaşındaki kız öğrencisini pis olmakla suçlayıp kazağını ve eşofmanını çıkartıp tüm sınıf önünde 'Görüyorsunuz bunun iç çamaşırı bile pis' diyerek rencide ettiği iddiasıyla soruşturma açılan sınıf öğretmeni D.L. görevinden uzaklaştırıldı. D.L.'nin merkeze uzak bir ilçede halk eğitim merkezi personeli olarak görevlendirildiği vurgulandı. Soruşturma süresince D.L.'ye öğretmenlik görevi verilmeyecek.
Hacı Hafize Saygan 2 İlkokulu 2. sınıf öğrencisi F.N. isimli kız öğrenciyi pis olmakla suçlayıp kazağını ve eşofmanını çıkartıp tüm sınıf önünde 'Görüyorsunuz bunun iç çamaşırı bile pis' diyerek rencide ettiği iddiaları nedeniyle hakkında çifte soruşturma açılan sınıf öğretmeni D.L.'nin görev yeri değiştirildi. Hürriyet muhabirinin edindiği bilgiye göre; jet hızıyla sınıf öğretmenliği görevinden alınan D.L., merkeze uzak bir ilçede halk eğitim merkezi personeli olarak görevlendirildi. Soruşturmalar nedeniyle rapor alan D.L., henüz yeni görevine başlamadı. Olayın yaşandığı sınıfta ise yeni bir öğretmen görevlendirildi.
Öğrencilerden uzak kalacak
Soruşturma süreci ve öğretmenin durumu ile ilgili konuşan Antalya Vali Yardımcısı Hüseyin Ece, "Yaşanan olayla ilgili çok detaylı bir soruşturma yapılıyor. Bu süreçte söz konusu kişinin görev yerinin değiştirildiği doğru. Kendisini ilde değil, ilçede görevlendirdik. Soruşturma sürecinde öğrencilerden uzak tutulacak" dedi.
Uzaklaştırma kararının veli ve öğrencilerden alınan ifadelerden hemen sonra alındığı belirtilirken, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na göre; soruşturma sonunda D.L., uyarma, kınama, aylıktan kesme, kademe ilerleme veya memuriyetten çıkarma cezası alabilir.
Yunanistan'ın başkenti Atina'da Çalışma Bakanlığı binasına bırakılan bomba, kontrollü olarak imha edildi. Sintakton gazetesini telefonla arayan bir kişinin kent merkezindeki Stadiyu Caddesi'nde bulunan Çalışma Bakanlığı binasına bomba bırakıldığını bildirmesi üzerine polis bakanlık çevresinde güvenlik önlemi aldı. Yapılan arama sonucunda binanın ön kısmında demir parmaklıklara asılı
olarak bulunan şüpheli sırt çantası, güvenlik güçlerince kontrollü olarak patlatıldı. Bomba imha uzmanları tarafından incelenen çantada, patlayıcı madde bulunduğu belirlendi. Atina'da, kısa süre önce Fransa Büyükelçiliğine de motosikletli iki kişi tarafından bombalı saldırı düzenlenmişti. Saldırıda elçilik binası önünde bulunan güvenlik görevlisi yaralanmıştı.
Son dakika - Yeni asgari ücret açıklandı
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu başkanlığında, 2017 yılı asgari ücretinin belirleneceği Asgari Ücret Tespit Komisyonunun son toplantısı yapıldı. Toplantı sonrasında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu yeni asgari ücretin 2017 yılı için net olarak bin 404 lira olduğunu duyurdu.
Asgari ücret 2017'de yapılan zam oranı yüzde 8 olarak gerçekleşti. Bu 2016 yılı için bin 300 lira olarak belirlenen asgari ücrete 2017 yılında 104 TL zam yapılmış oldu.
Toplantı sonrası konuşma yapan Müezzinoğlu,  artışın iki defa değil yılbaşından itibaren geçerli olmak üzere tek seferde yapılacağını belirtti.
İşveren ve Hükümet, 2 kademeli artış isterken Türk-İş tek kademeli artış istedi ve tek kademeli artışta karar kılındı.
Türk-İş imza atmadı
Bakan Müezzinoğlu yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı; "Öncelikle işçi kardeşlerimizin mutlu olamadığı, işverenin de çok mutlu olamadığı, Bakan olarak benim de mutlu olamadığım ama paylaşarak sıkıntıları azaltacağımız bir yolculuk içindeyiz. Ortak karar vermeye çalıştık."
"Gönlüm arzu ederdi ki Türk-İş'in de imzası olsun. İşverenin de zorluklarını da anlayarak zorluklarını paylaşarak bu zorluklarda ülke koşullarının değerlendirme çerçevesinde onlara da teşekkür ederim."
Bakan Müezzinoğlu konuşması sonrası, "asgari ücret kararını işverenle birlikte imzaladığımız için teşekkür ederim" ifadelerini kullandı
İş verenler zam istemiyordu
Toplantılarda işçi kesimini temsil eden Türk-İş 2016 başında 1300 liraya yükseltilen asgari ücretin yeni yılda bin 600 TL olmasını talep ediyordu.
DİSK, asgari ücretin tümüyle vergi dışı bırakılması gerektiğini talep ediyor. Konfederasyon, 2017 yılı için asgari ücretin en az 2 bin lira net olmasını istiyordu. şveren kesimi ise asgari ücrete zam istemiyordu.
Komisyonun verdiği görev gereği hesap yapan Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) temsilcisi, bir işçinin geçimi için gereken tutarı net bin 424 lira 70 kuruş olarak açıklamıştı.
Asgari ücret 5 yılda 2'ye katlandı
Asgari Ücret Tespit Komisyonu tarafından 2017 için net bin 404 lira 6 kuruş olarak açıklanan rakamla, asgari ücrette beş yılda yaklaşık iki kat artış sağlandı.
Yeni yılın tamamı için belirlenen rakamlara göre asgari ücret 2017 yılında brüt bin 777 lira 50 kuruş, net bin 404 lira 6 kuruş oldu. Yüzde 8'lik artış oranıyla asgari ücretlinin eline geçen yıla oranla 104 lira fazla geçecek.
Asgari ücretin yıllara göre dağılımına bakıldığında ise son beş yılda yeni açıklanan rakamla yaklaşık iki katlık bir artış gözleniyor.
Dört yılda fark 631 lira
Asgari Ücret Tespit Komisyonu tarafından 2013'ün ilk 6 ayı için açıklanan rakam net 773 liraydı. 2017 için bu rakam bin 404 lira olarak belirlenirken, dört yılda aradaki fark 631 lira olarak gerçekleşti.
Yani asgari ücretle çalışan bir kişinin eline 2013'teki rakamlara göre 631 lira fazla para geçecek.
Yüzde 80'i aşan artış
Komisyon 2013'ün ikinci altı ayı için net 803 lira, 2014'ün ilk altı ayı için de net 846 liralık rakam belirlemişti. Asgari ücret 2014'ün ikinci altı ayı için net 891 lira, 2015'in ilk altı ayı için 949 lira, ikinci altı ayı için de net bin lira olarak açıklanmıştı.
Trabzonspor'un Arjantin'in San Lorenzo takımından transfer ettiği 27 yaşındaki Emmanuel Mas, "Türkiye'ye büyük hedefler için geldim" dedi.
Trabzonspor, ilk transferini dün gece yarısı Türkiye'ye getirdi. Uzun süren görüşmelerin ardından prensip anlaşmasına varılan Arjantinli sol bek Emmanuel Mas, dün gece İstanbul Atatürk Havalimanı'na geldi.
Arjantin'in San Lorenzo takımından transfer edilen 27 yaşındaki sol bek, iddialı açıklamalar yaptı. San Lorenzo formasıyla bir kez Libertadores Kupası'nı (Güney Amerika'nın Şampiyonlar Ligi) kazanan Mas, "Türkiye'ye büyük bir sıçrama yapmak için geldim" ifadesini kullandı. Atatürk Havalimanı'nda bir Arjantin televizyonuna İspanyolca açıklamalar yapan Mas, "Benim için iyi bir tercih olduğunu düşünüyorum" dedi.
Emmanuel Mas'ın bugün sağlık kontrolünden geçtikten sonra 3.5 yıllık sözleşmeye imza atacağı dile getirildi.
Koalisyon ve sınır güvenliği
Meclis Başkanı seçiminde yaşanan tartışmalar… Koalisyon formülleri, erken seçim ihtimali… Çözüm Süreci'nin durumu ve sınırda güvenli bölge olur mu? Şirin Payzın sordu Yeni Şafak Gazetesi Yazarı Ali Bayramoğlu yanıtladı.
Hayatınızı değiştirebilecek 6 soru
"Birkaç yıl önce kaybolmuştum. Yılmış, korkmuş, kararsız ve tuzağa düşmüş hissediyordum. Asla ilerleyemeyeceğim bir işte sıkışıp kalmıştım. Başkalarının beklentileri içinde boğuluyordum. Hayatımı değiştirmek istiyordum ama nereden başlayacağım hakkında hiçbir fikrim yoktu. Herkesin önerisi aynıydı. Sağlam bir iş bul ve yavaş yavaş yüksel. Ama bu hayat benim için işkenceydi. Bir gün, şimdiye kadar çok kez duyduğum bir lafı gerçekten anladım. 'Kim olduğunu keşfet ve seni özel yapan her şeyi dünyayla paylaş. Böylece sıra dışı bir hayat yaşayabilirsin." Bu satırları yazan yaşam koçu James Mc Whinney, hayatta ne yapmak istediğinizi bulmanıza yardımcı olacak 6 önemli soru soruyor. Hazırlayan: İyilik Sağlık Haber
"Birkaç yıl önce kaybolmuştum. Yılmış, korkmuş, kararsız ve tuzağa düşmüş hissediyordum. Asla ilerleyemeyeceğim bir işte sıkışıp kalmıştım. Başkalarının beklentileri içinde boğuluyordum. Hayatımı değiştirmek istiyordum ama nereden başlayacağım hakkında hiçbir fikrim yoktu. Herkesin önerisi aynıydı. Sağlam bir iş bul ve yavaş yavaş yüksel. Ama bu hayat benim için işkenceydi. Bir gün, şimdiye kadar çok kez duyduğum bir lafı gerçekten anladım. 'Kim olduğunu keşfet ve seni özel yapan her şeyi dünyayla paylaş. Böylece sıra dışı bir hayat yaşayabilirsin." Bu satırları yazan yaşam koçu James Mc Whinney, hayatta ne yapmak istediğinizi bulmanıza yardımcı olacak 6 önemli soru soruyor.
Hayatımın amacı ne?
Çoğumuz hayatımızın bir döneminde acaba benim için gerçekten doğru işi yapıyor muyum diye kendimize sorarız. Bazılarımız için cevap kolaydır. Hayatımızın amacı bellidir ve bu amaç için severek çalışır, bir şeyler üretiriz.
Ama çoğumuz ne yapmak istemediğimiz konusunda çok net olsak da, ne yapmak istediğimizi bulmakta zorlanırız. Bu yazıdaki 6 soru tutkularınızdan ve yeteneklerinizin birleşiminden yola çıkarak ne yapmak istediğinizi bulmanıza yardımcı olmak için...
Dünya ve insanlarla ilgili sevdiğiniz her şeyi listeleyin. Sizi heyecanlandıran ve yaşadığınızı hissettiren aktiviteleri listeleyin. Bu her şey olabilir: doğa, müzik, spor, yemek pişirme, başkalarına bir şeyler öğretme, öğrenme, film izleme- her şey. Bu tür şeylere duyduğunuz sevginin altında derin tutkularınız yatıyor. Tutkularınızı fark etmek en önemli adım.
Hayatta şimdiye kadarki en büyük başarılarınız ne?
Gurur duyduğunuz ve başarılı olduğunuzu hissettiğiniz tüm anları listeleyin. Bunları başarmak için, güçlü olduğunuz bazı yönleri kullanmanız gerekmiş olmalı. Sizi başarıya ulaştıran güçlü taraflarınızı fark edin. Başarılı olduğunuz tüm aktiviteleri ve hobileri de listeleyin. Bunların altında da en büyük güçleriniz yatıyor.
Hayatımın hiçbir limiti olmasaydı ve ne istersem yapabilecek olsaydım, neye sahip olmak isterdim ve ne yapardım?
İdeal yaşam tarzınızı anlatın. Gün boyunca neler yapacağınızı listeleyin. Nasıl biri olacağınızı, ne kadar para kazanacağınızı ve nerede yaşayacağınızı yazın.
Eğer kimse sizi yargılamayacak olsaydı, nasıl biri olurdunuz?
Korkmasaydınız neler yapacağınızı listeleyin, en çılgın hayallerinizi yazın. Bu, en çok değer verdiğiniz şeyleri görmenizi sağlayacak.
Bir milyar dolarınız olsaydı ne yapardınız?
Dünyadaki tüm para sizde olsa ne yapmaktan hoşlanacağınızı listeleyin. Büyük ihtimalle dünyayı gezer, bir iki ev alır, ve ailenize para verirdiniz. Peki bundan sonra ne yapardınız?
Bu soru limitler olmadan düşünmenizi sağlar. Limitleri kaldırdığımızda, gerçekten ne yapmak istediğimizi fark edebiliriz.
Dünyada en çok kimi takdir ediyorsunuz?
Bu kişilerde size ilham veren ve takdir ettiğiniz özellikleri listeleyin. Bu dünyada size gerçekten neyin ilham verdiğini düşünün. Diğer insanlarda takdir ettiğimiz özellikler bizde de olan özelliklerdir. Birini takdir ediyorsak, o kişinin özellikleri bize benzediği için takdir ederiz.
Bu soruları cevaplamak hayatınızı değiştirebilir. Belki de kariyerinizi bırakıp tıp okumaya karar vereceksiniz. Belki en sevdiğiniz mahallede bir kafe açacaksınız. Belki de yaşadığınız şehri terk edip bir sahil kasabasına taşınacaksınız. Belki bu kadar büyük bir değişikliğe gerek kalmayacak, bir hobinizi geliştirip onunla çok daha mutlu olacaksınız.
Nasıl olursa olsun, günlük hayatınıza tutkularınızı, güçlerinizi, değerlerinizi ve isteklerinizi kattıkça, hayatınız daha anlamlı ve daha tatmin edici hale gelebilir. Bunun ilk adımı da kendinizi daha iyi tanımak ve anlamaktır.
İran hükümeti psikologların tavsiyesi üzerin Clash of Clans oyununu bağımlılık yaptığı ve şiddeti teşvik ettiği gerekçesiyle yasaklama kararı aldı.
İran Adalet Bakanlığı'nın oyunu 'şiddet ve topluluk savaşının yaygınlaştırılmasına' bir örnek kabul ettiği ve erişim yasağı getirme kararı aldığı öğrenildi.
İran geçtiğimiz günlerde de Pokemon GO oyununu yasaklamıştı.
18 Mayıs'ta İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, bilim insanlarına seslendi. "ülkemizin aydınlarını el üzerinde tutmamız gerekir" dedi. Asıl çarpıcı ifadesi ise "aydınlara karşı daha toleranslı olmamız gerek. Aydınları olmadan bir toplum ilerleyemez, ülkesine dönmek isteyan aydınlarımıza da kapımız açık"…(Mehr Haber Ajansı)
Ne demek istedi Ruhani, şöyle anlatayım: aydınlar, bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler, yeri gelsin sistemi de eleştirsinler, yeri gelsin mollalara da dil uzatsınlar. Bilim insanlarının, aydınların yakasını bırakın ki, düşünsünler, eleştirsinler, eleştirilerden sistem feyz alsın dedi.
Muhtemelen, siz de bu satırları okuyunca e ne var ki bunda demediniz, diyemediniz. İsteyen istediğini desin, aydın eleştirsin ki tartışılsın, doğru yol bulunsun zamanları çok eskilerde kaldı. Bugünlerde bu coğrafya hiç ama hiç eleştiri; hiç ama hiç muktedire karşı bir akıl yürütme, bir önerme kaldıramıyor. Yani Ruhani, bugünlerde buralar için çok devrimci bir şey söylüyor.
1979'da olanlar oldu, Şah gitti, Başbakan'ın liberal, siyaset üstü Rehber'in Humeyni olduğu bir sistem kuruldu. Devrimin idealleri çoktu. Komünist de vardı devrimcilerin arasında, liberal de, İslamcı da. Herkesin ortak düşmanı Şah'tı. Şah kaçtı ortaklık bozuldu.
Komünistler kurşuna dizildi, liberaller sistem dışına itildi, kala kala devletin başında mollalar kaldı, farklı fikir yoktu, rejim yekpare idi bütün karar vericiler hemfikir idi. Müdanası yoktu yeni rejimin, giden gitsin kalan kalsındı, ya sev ya terket idi. Öyle de oldu. Mollalarla uzlaşamayanlar çekti gitti. Canını kurtarmak için gitti, çocuğunun geleceği için gitti. Ne var ki, gidenlerin çoğu eğitimli kişilerdi, sanatçılar, yazarlardı. Bilim insanlarıydı, beyaz yakalılardı.
Umursamadı o dönem yeni rejim, onlar gitsin, biz bu ülkeyi gönlümüzce baştan yaratırız, aydın lazımsa anlayışımıza uygun yeni aydın sınıfını da yetiştiririz diye düşündü. Evdeki hesap ve fakat çarşıya uymadı.
Rumi'nin, Hafız'ın, İbn-i Sina'nın topraklarından bir daha ne bir buluş çıktı ne de bir daha öyle dokunaklı mısralar yankılandı.
Sinemayla çok şey anlattı İranlı sanatçılar, dünyayı kendilerine hayran bıraktılar. Ancak rejimin sevdiği tiplerden çıkmadı o sinemacılar. Yıldızı biraz parlayan sinemacı canını kurtarmak için soluğu İran sınırları dışında almak zorunda kaldı.
İran diasporası ağırlıklı olarak Kuzey Amerika ve Avrupa'da. 5 milyon kadar İranlı anavatanının dışında yaşıyor. Yaklaşık 1 buçuk milyon kadar İranlı İran dışında doğdu. Kaçış sürüyor, Teknoloji Bakanı Dana, Ocak ayında her yıl, yüksek eğitimli 150 bin İranlının ülkesini terk ettiğini söyledi.
Ürettiğiniz sansürleniyor, yarattığınız yasaklanıyorsa, ne yapacaksınız ki o topraklarda. Çektiğin film, kompoze ettiğin müzik seni hapse attırıyorsa, anavatanında gibi hissedebilir misin kendini doğduğun topraklarda. Yazdıkların yüzünden linç ediliyorsan eğer mesela, demek artık yer yok burada bana düşünmez, bavulunu toplamaz mısın? İran'ın okumuş çocukları da böyle yapıyor işte. Bakıyor olmuyor, mollalar Nuh diyor Peygamber demiyor, topluyor tası tarağı gidiyor.
Bunun büyük bir sorun olduğunu ilk eski reformcu Cumhurbaşkanı Hatemi dile getirmişti. ABD'de ilk iş orada yaşayan İranlılarla bir araya gelmişti. Gelin anavatanınıza dönün, çok şey değişecek sözleri vermişti. Mini etekli İran diasporası kadınları New York sokaklarında Hatemi'nin etrafını sarmış, sizin evde kimin sözü geçer eşinizin mi sizin mi diye sormuşlar, Hatemi gülümsemiş tabi ki benim sözüm geçer, baş üstüne derim demiş, kendisine düşman gibi bakan İran diasporasının kadınlarını bile gülümsetmişti.
Hatemi gitti işler değişti, Ahmedinejad döneminde İran diasporasının İran'a dönmesi için tutuklanmayı, işkence görmeyi, işbirlikçilikçe, ajanlıkla suçlanmayı göze alması demekti. Diaspora memlekete dönme fikrini tamamen unuttu, ülkeden kaçış hızlandı.
Ruhani şimdi İran dışında yaşayan İran asıllı okumuşlara, sanatçılara, aydınlara sesleniyor. Geri dönün size ihtiyacımız var diyor.
İran diasporasından bir gazeteci Negar Mortazavi "tutuklanma korkusu olmadan anavatana dönüş hakkı" tweetini attı, Ruhani bu tweeti retweetledi. İran diasporası şimdi bu retweeti konuşuyor.
Bölgede kimi ülkelerde iktidarlar kutuplaşma, dışlama, muhalifleri şeytanlaştırma politikasıyla güçlenme yolu ararken, komşumuzun Cumhurbaşkanı Ruhani bambaşka bir alternatif sunuyor, gelin barışalım, uzlaşalım, zaman karşılıklı eleştiri dinleme zamanı diyor. Eğer rejim Ruhani'nin önünü kesmezse komşuya hayırlı olsun.
Hibrid sürümü de üretilecek
Lamborghini durmuyor
Tanıtıldığı günden itibaren oldukça çok konuşulan Lamborghini Urus, şimdide hibrit versiyonu ile müşterilere sunulmayı bekliyor. Konsept halde bulunan otomobil hibrit versiyonunda Huracan ve Aventador'dan alınan V12 ve V10 motorlarla kombine edilmesi bekleniyor.
Model pillerin eklenmesiyle ağırlık dağılımında önemli değişiklerin meydana geleceğini de unutmamak gerek. Bunun için firma yetkililerinin ciddi çalışmalar yaptığını biliyoruz. En büyük adım ise karbon fiber ve magnezyum içerikli parçaların otomobilde yer alacak olması. Ancak Lamborghini CEO'su Stephan Winkelmann henüz böyle bir otomobilin üretilmesinin uzun zaman alacağını bildirdi.
Yumurta ile bakım önerileri
Cildi nemlendirmek, sıkılaştırmak, kırışıklıklar ve sivilceler gibi birçok cilt sorunundan kurtulmak için evde kolayca hazırlayabileceğiniz yumurta maskeleri...
Sıkılaştırmak, rengini düzenlemek ve nemlendirmek için
Yüzünüzü ve boynunuzu ılık suyla yıkayın. Bir tane yumurtayı çırparak köpürtün. Ağzınız ve göz çevreniz hariç bütün yüzünüze ve boynunuza uygulayın. 15-20 dakika beklettikten sonra nemli bir bezle silin.
Sıkılaştırmak ve aknelerden arındırmak için
Yüzünüzü yıkayıp durulayın. Yumurta beyazını köpürtüp 2 kaşık limon suyuyla çırpın. 1/2 kaşık bal ekleyin. Ağzınız ve göz çevreniz hariç yüzünüze uygulayıp 10-15 dakika beklettikten sonra ılık suyla yıkayın.
Göz kapaklarını kaldırmak için
Göz kapaklarınızı temizleyip kurulayın. Bir yumurta sarısını köpürene kadar çırpın. Kırışık olan bölgelere sürün ve kuruyana kadar gözlerinizi açmayın. Temizleyin.
Göz altı şişlikleri ve kırışıklıklarından kurtulmak için
Göz altlarınızı güzelce temizleyip kurulayın. Yumurtanın içini çıkarıp dikkatlice zarını soyun. Çıkardığınız zarı gözlerinizin altına uygulayın. Gözlerinizle temas etmemesine özen gösterin. Göz altlarınızda gerilme hissedene dek bekleyin. Ilık suyla yıkayın.
Saçları nemlendirmek, parlatmak ve kepekle savaşmak için
1-2 yumurta sarısını çırpın, ½ ezilmiş avokado ekleyip karıştırın. Saçlarınıza uygulayıp 30 dakika bekletin. Yumurtaların pişmemesi için soğuk suyla yıkayın, şampuanlayın.
ABD ile Rusya arasında siber saldırı gerginlği
ABD Başkanı Barack Obama, "başkanlık seçimlerine siber saldırı iddiaları" kapsamında Rusya'ya karşı aldığı yaptırım kararlarını açıkladı. Bu kapsamda başkent Washington ve San Francisco'da görevli 35 Rus diplomatın 72 saat içinde ülkeyi terk etmesi istendi.
Beyaz Saray, "Rusya'nın Amerikan seçimlerine siber saldırı yoluyla müdahale ettiği" ve "Rusya'daki bazı ABD'li diplomatlara taciz" iddiaları kapsamında Obama'nın Moskova'ya karşı aldığı yaptırım kararlarını açıkladı.
Ayrıca Maryland ve New York eyaletlerinde Rus hükümetine ait iki yerleşkenin yarına kadar boşaltılması talep edildi.
ABD yönetimi, siber saldırı iddialarıyla ilgili olarak 6 üst düzey Rus yetkilisinin ve 5 Rus kurumunun adını da ilk kez kamuoyuna açıkladı. Adı açıklanan Rus yetkililerden ikisinin Rus istihbaratında, 4'ünün ise Rus askeri istihbaratında çalışan kişiler olduğu belirtildi. Aynı kapsamda Rus askeri istihbaratına materyal temin eden 5 firmaya ilişkin de bilgiler aktarıldı.
Washington ve San Francisco'daki 35 diplomatın sınır dışı kararının Rus yetkililerine iletildiğini açıklayan ABD Dışişleri Bakanlığı da alınan yaptırım kararlarının "seçimlere siber saldırı" ve "Amerikalı diplomatlara taciz" iddialarının karşılığı olduğunu vurguladı.
İlk kez temmuz ayında Demokrat Parti tarafından gündeme getirilen "Rusya bağlantılı siber saldırı" iddiaları kamuoyunda uzunca süre tartışılmıştı. 7 Ekim'de ABD İç Güvenlik Bakanlığı ile Ulusal İstihbarat Direktörlüğü, Demokrat Parti kurumlarının ve seçim kampanyalarının siber saldırıya uğramasıyla ilgili olarak Rusya'yı resmen suçlayan bir açıklama yapmıştı.
Önceki hafta Rusya'ya yaptırımlar alınacağını açıklayan Obama, "misliyle karşılık vereceklerini" ilan etmişti.
Rusya Parlamentosunun alt kanadı Duma Uluslararası İlişkiler Komitesi Başkanı Leonid Slutskiy, ABD'nin "başkanlık seçimlerine siber saldırı iddiaları" kapsamında Rusya'ya karşı yaptırım kararı almasını "paranoya" olarak nitelendirdi.
Slutskiy, Ria-Novosti ajansına yaptığı açıklamada, "35 Rus diplomatın 72 saat içinde ülkeyi terk etmesinin istenmesi gerçek bir paranoya belirtisi. Hiçbir kanıt olmadan ve asılsız iddialara dayanarak ülkemize karşı son derece agresif adımlar atılıyor" dedi.
Bu tür kararların mantıklı politikacılarda şok etkisi oluşturduğunu belirten Slutskiy, "Bu kararın tam da Suriye'de barışçıl çözüm için adım atıldığı günde açıklanması sembolik. Galiba Obama tarihteki son izini bu şekilde bırakmak istiyor" ifadelerini kullandı.
Slutsiky, görevi devrecek Washington yönetiminin aldığı kararların iki ülke ilişkilerine ciddi zararlar verdiğini ifade ederek, ilişki düzeyinin Soğuk Savaş döneminden daha düşük olduğunu kaydetti.
Rusya Dışişleri Bakanlığı İnsan Hakları Ombudsmanı Konstantin Dolgov ise, "Bu tür tek taraflı adımlar ilişkilere zarar vermeyi ve gelecekte onarılmasını zorlaştırmayı hedefliyor" dedi.
ABD, Avrupa devine dava açtı
ABD Adalet Bakanlığı, İngiliz bankacılık ve finansal hizmetler devi Barclays'e dava açtığını duyurdu.
New York'un Brooklyn ilçesindeki bölge mahkemesinde açılan dava, 2008 finansal krizinden önce Barclays'in gerçekleştirdiği konut kredisine (mortgage) dayalı menkul kıymetler (RMBS) faaliyetlerini kapsıyor.
Barclays'in dışında Alman Deutsche Bank, İsviçreli Credit Suisse Group ve İskoç Royal Bank of Scotland Group, ABD hükümetiyle söz konusu faaliyetler konusunda henüz anlaşma sağlayamadı. Öte yandan, RMBS faaliyetleri kapsamında, ABD'li bankacılık ve yatırım devlerinden Goldman Sachs 5 milyar dolara, JP Morgan Chase 13 milyar dolara, Bank of America 16,6 milyar dolara ve Citibank 7 milyar dolara ABD hükümetiyle daha önce anlaşma sağlamıştı.
Barclays'e karşı açılan davanın ardından bankanın New York borsasında işlem gören hisselerinin değeri yaklaşık yüzde 1,8 düşüş kaydederek 11,05 dolara kadar geriledi.
Lamborghini LP610-4 Huracan için bazı güncelleştirmeler getiriyor. En önemli geliştirme motor kısmı için yapılmış. 5.2 litre V10 motorun emisyon değerinde önemli değişimler gerçekleştirildi. 283 g/km olarak belirlenen yeni değer marka için önem taşıyor.
Modelin diğer güncellemesi dört tekerlekten çekiş sistemi için oldu. Daha önceleri yapılan tesler dahilinde sistemin üzerinde önemli iyileştirmeler yapıldı. Marka renkler konusunada el attı. Daha geniş renk yelpazesi kullanılan modelde özellikle truncu renk dikkatleri fazlasıyla çekecek. İçeride ise Kapı üst kısımları artık deri kaplı olarak sunulacak.
Müzik dinlemeyi sevenler için daha güçlü bir sisteme yer verilmiş. 10 adet hoparlör sayesinde model içinde keyifli sürüşlerin yapılacağı aşikar. LED gündüz farlarında değişim olarak geldiği modelde daha sportif görünen egzozlar kullanılacak. Modelin Los Angeles Otomobil Fuar'ında görücüye çıkması bekleniyor.
BM elçisi: '2017 Kıbrıs için tarihi fırsat'
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin Kıbrıs danışmanı Espen Barth Eide, 2017 yılında Kıbrıs adasının birleşmesi için "tarihi bir fırsat" gördüğünü belirterek, adada barış için Ocak ayının başlarında Cenevre'de yapılacak toplantının kritik öneme sahip olacağını belirtti.
Erdoğan KKTC Dışişleri Bakanı'nı kabul etti
Adada Kıbrıslı Rumların ve Türklerin yaklaşık 18 aydır yürüttükleri yoğun görüşmelerin en önemli bölümlerinden birisi 8 Ocak'ta Cenevre'de başlayacak toplantılarda gerçekleşecek.
Kıbrıs'ta liderler bir araya geldi
Cyprus Weekly gazetesine bir yazı yazan Eide, Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Nicos Anastasiades ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti lideri Mustafa Akıncı'nın anlaşmazlığı sonlandırmak için gerekli siyasi irade ve liderliği gösterdiklerini belirtti.
Eski Norveç Dışişleri Bakanı olan Eide, "Statükonun kabul edilemez ve sürdürülemez olduğunu biliyorlar ve şu an devam eden görüşmeler bir çözüm için en iyi fırsatı sunuyor" dedi.
Eide, "Ada, yalnızca Kıbrıslılar için değil, bütün bölge ve daha geniş bir çevre için siyasi ve ekonomik faydaları olacak bir gelişmenin eşiğinde" diyerek, "Adanın önümüzdeki yıl barışçıl bir şekilde yeniden birleşmesi Kıbrıs'ta tarihi bir sayfanın çevrilmesi adına büyük bir fırsat da sunabilir" dedi.
Taraflar 8 Ocak'ta Cenevre'de başlayacak toplantıda ekonomi, mülkiyet, yönetim ve Avrupa Birliği konularında pürüzleri gidermeye çalışacak. Toprak değişimi konularının 11 Ocak'ta görüşülmesi bekleniyor.
Goril davasında suçlu kim?
ABD'deki bir hayvanat hapishanesinde (!) yaşamaya mahkum edilen zavallı bir gorilin, yanına kazara izleme duvarından düşen çocuğun davası tartışmaları alevlendirdi. Suçlu kim? İnsanı kurtarmak isteyen hapishane yetkilileri mi? Yoksa çocuğu gözetmeyen ailesi mi?
Kim kendi çocuğu oraya düşmüşken bir gorilin vurulmasını istemez, karşımızdaki ciddi ve kuvvetli bir argüman. Bunun nedeni ise gorillerin, fiziksel yapıları gereği cüsseli, azametli olmaları ve onlar hakkında bilgisiz olmamızdan kaynaklanıyor. Oysa dünyanın en barışçıl bu hayvanlarının beslenme alışkanlıkları bile otobur düzeyinde.
Kendi aileleri ile mutlu bir şekilde Afrika'nın ortasındaki sadece ve sadece Uganda- Rwanda sınırındaki sınırlı bir alanda yaşamak istiyorlar. İnanmayacaksınız ama bu alanda gümüş sırtlı gorillerden topu topu 680 tanecik kaldı. Dünyadaki hayvanat hapishanelerine birer tane koysanız bile yetmiyor. O kadar azlar yani.
Belki inanmayacaksınız ama onları avcılık için vuran iki ülke, şu anda goril turizmi ile batmış ülkelerini ayağa kaldırmaya çalışıyorlar. Onları görmek için oralara kadar gittiğinizde kafes ardında değil, dağlarında doğal yaşam ortamlarıdna görüyorsunuz. Hem de yanlarına neredeyse küçük gruplar halinde iki metreye kadar yanaşarak. Hiç de bugüne kadar zarar verdikleri görülmemiş. Tamamıyla dünyanın bu en sakin hayvanlarını koruma altına almak için mücadeleye yönlerini çevirirken, şımarık hayvanat hapishaneleri ise tutsaklık altında gorilleri üretip sergilemeyi ya da parayla ithal etmeyi tercih ediyorlar.
Ben mahkeme olsaydım şöyle karar verirdim: Tali suçlu: onu gözetmeyen ve hayvanat hapishanesine hayvan sevgisi öğrensin diye götüren ailesi; asli fail bu hayvanat hapishanesini açan, işleten destek veren belediye başkanları, valiler, bakanlıklar. Tetiği çektiren azmettirici ise bilgisiz hayvanat hapishanesinin yöneticileri.
Zaten son çıkan deliller ve görüntüler de gorilin suya düşen çocuğu kurtarmaya çalıştığını gösteriyor.
O zaman bu olaylardan hiçbir haberi olmayan ama suçsuz bize bas bas bağırıyor: Kendi halinde barışçıl şekilde yaşayan, nefes alması bile gözümüze batan, ondan hayvanat hapishanesinde şaklabanlık hareketleri beklediğimiz zavallı goril arkadaş!
Tüm dünyadaki insan ırkı adına senden özür dilesem, görmediğin vatan topraklarındaki ailen bizleri affeder mi?
Ne olur affetmesin!
Arjantin'in başkenti Buenos Aires'te, sokakta laf atarak ya da ıslık çalarak sarkıntılık yapmak suç kapsamına alındı.
Ülkede Ekim ayında 16 yaşındaki bir kız çocuğunun tecavüz edilip öldürülmesi ardından, binlerce Arjantinli kadın "daha fazla erkek şiddeti istemiyoruz" diyerek sokağa çıkmıştı.
Arjantin'in başkenti Buenos Aires'te, sokakta laf atarak ya da ıslık çalarak sarkıntılık yapanlar para cezasına çarptırılacak. BBC Türkçe'de yer alan habere göre; kent konseyinin onayladığı yeni kanunla, istenmeyen fiziksel temas, bir kişiyi takip etme, kamusal alanda mastürbasyon ve 'uygunsuz teşhir' gibi hareketler suç sayılacak.
60 dolar para cezası
Bir kimsenin vücudu hakkında doğrudan ya da dolaylı yorum yapmak da suç kapsamına girebilecek. Yeni kanun ayrıca kadınlara yönelik bu gibi davranışları değiştirebilmek amacıyla kamusal eğitim kampanyaları yapılmasını da öngörüyor.
Kanunun çıkarılmasına önayak olan meclis üyesi Pablo Ferreyra, "Cinsel tacizin bazı formları toplumda kültürün bir parçası olarak kabul görüyor. Bu, tacize göz yummak için bir gerekçe olamaz" dedi.
Kadına şiddeti önleme mücadelesi
Arjantin'de kadınlar son dönemde toplumun kadınlara bakışını değiştirmek için yoğun mücadele sarf ediyor.
Uzun ve sıcak banyo cilde zararlı
Deri ve Zührevi Hastalıklar Uzmanı Prof. Dr. Berna Şanlı, çok sıcak ve sık banyonun cildin ihtiyacı olan yağı eksilteceği için egzama ve deri hastalıklarını ortaya çıkarabileceğini söyledi. Stresli ve yoğun geçen yaşam boyunca kişinin cilt bakımına özen göstermesi gerektiğini belirten Dr. Şanlı, doğru ve etkili cilt bakımı için önerilerde bulundu.
İnsanların kozmetik ürünler satan mağazalardan aldıkları ürünleri düzenli ve bilinçli bir şekilde kullanmalarının önemine dikkat çeken Prof. Dr. Şanlı şöyle konuştu:
"Büyük olasılıkla cilt bakımınıza yeterince, belki de hiç zaman ayıramıyorsunuz. Kozmetik markete gidip pek çok ürün alıyorsunuz, birkaç gün düzenli devam edip bıkıyor belki de kullanmayı bırakıyorsunuz. Ne yapsak da, 'Az zaman ayırarak sağlıklı bir cilde sahip olsak' sorusu muhtemelen aklınıza geliyordur? Açıkçası biraz olsun emek vermeden olmuyor. Ama kendinize biraz daha özen göstererek ve sağlıklı yaşam tarzını benimseyerek doğal yaşlanma sürecinizi geciktirebilir, çeşitli cilt problemlerini önleyebilirsiniz" dedi.
Sigaranın cilde olan etkisinden söz eden Dr. Şanlı, "Sigara kırışıklıkları ve lekeleri arttıran ciddi bir faktördür. Sigarayla derideki kılcal damarlar daha da incelir, derinin kan dolaşımı azalır. Deri sağlığı için gerekli olan oksijen ve besinler deriye yeterince ulaşamaz. Diğer yandan sigara derideki kollagen ve elastin yapılarına da hasar verir. Derinin sıkılığı ve elastikliği zarar görür. Güneş deri yaşlanmasındaki en önemli etkenlerden biridir. Ultraviyole ışınları, derideki hücrelerin DNA'sında doğrudan hasara neden olur. Deri kollageninin yapısını bozar. Bronz deri daha hoş ve sağlıklı gibi görünse de, uzun vadede kırışıklılarınızı, lekelerinizi ve en önemlisi deri kanseri riskinizi önemli oranda arttıracaktır" ifadelerini kaydetti.
"Çok uzun ve sıcak banyo cilde zararlı"
Banyonun uzun süreli ve suyun çok sıcak olmasının cildin ihtiyacı olan yağı eksilttiğini belirten Prof. Dr. Şanlı, "Çok uzun, çok sıcak ve çok sık banyo yapmayın. Banyolarınız ılık suyla ve kısa olsun. Yoksa cildinizin ihtiyacı olan yağı alırsınız ve cildiniz daha kuru, dış etkenlere daha hassas hale gelir. Egzama gibi deri hastalıkları çok daha kolay ortaya çıkar. Sert sabunlar yerine yumuşak temizleyiciler tercih edin. Benzer şekilde temizlik amaçlı kolonya ve ıslak mendil kullanmayın. Çünkü tüm bunlar da cildin yağını-nemini azaltır ve egzamaya davetiye çıkarır" dedi.
Tıraş sonrasında erkekler için tavsiyelerde de bulunan Prof. Dr. Şanlı, özellikle erkeklerin tıraş sonrası krem kullanması gerektiğini söyledi. Kılın çıkış yönünde tıraş olunmasına özen gösterilmesini vurgulayan Prof. Dr. Şanlı, "Bir havluyla sürtmeden, tahriş etmeden, hafifçe bastırarak kurulayın. Ardından cilt yapınıza ve deri tipinize uygun bir nemlendirici kullanın" açıklamasında bulundu.
Dengeli ve sağlıklı beslenilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Şanlı cildin de diğer organlar kadar düzenli ve sağlıklı beslenmeye ihtiyacı olduğunu söyledi. Bol su içilmesi yönünde tavsiyede de bulunan Prof. Dr. Şanlı, "Öğünlerinizde yağsız, protein içeren besinleri ve tam tahılları tercih edin. Bol bol taze sebze ve meyve yiyin" dedi.
"Bitki doğaldır, zararsızdır diye düşünmeyin"
Öneri üzerine her türlü kremi ve bitkisel ürünü cilde uygulamanın zararları olabileceğine de değinen Prof. Dr. Şanlı, "Öneri üzerine çeşitli bitki ya da kremi cildinize uygulamayın. Bitki doğaldır, o yüzden zararsızdır diye düşünmeyin. Hiç tahmin edemeyeceğiniz şekilde cildinizde leke, kızarıklık, alerji gibi durumlar meydana getirebilir. Bunun nedeni bazen çok bildiğiniz bitkiler bile olabilir. Unutmayın, cilt bakım ürünlerinizi dermatoloğunuzun önerisiyle almanız en doğrusudur" dedi.
AK Partili Bülent Turan'dan "makam" çıkışı
AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan twitter'da isim vermeden "Adamın mütevazı bir makamı var, sensin büyük, anladık. Ne olur ziyaretinde makamı sahibine bırakıp karşısına otursan da adamı da onore etsen!" şeklinde bir tweet gönderdi. Mesajın, Enerji Bakanı Berat Albayrak'a yönelik olduğu yorumları üzerine Turan bir tweet daha atarak "Fitne ateşini başka yerde yakın, bizde tutuşmaz" dedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan dün akşam Twitter hesabından "Adamın mütevazı bir makamı var, sensin büyük, anladık. Ne olur ziyaretinde makamı sahibine bırakıp karşısına otursan da adamı da onore etsen!" ifadesini paylaştı.
Turan'ın kime mesaj verdiği anlaşılamadı ancak internet haber siteleri ve sosyal medya kullanıcıları, elektrik dağıtım şirketlerini ziyaret eden Enerji Bakanı Berat Albayrak'a yönelik olduğunu öne sürdü.
2016'nın son günlerinde İstanbul'da yaşanan elektrik kesintileriyle ilgili incelemeler yapan Bakan Albayrak,  AYEDAŞ ve BEDAŞ'ı ziyaret etmiş, o esnada çekilen fotoğrafları da Twitter'daki hesabından paylaşmıştı. Bir fotoğrafta Albayrak masanın başında otururken diğer fotoğrafta ise BEDAŞ Başkanı görülüyordu.
Yazdığı tweet'le ilgili çok sayıda yorum yapılması üzerine bir tweet daha atan Bülent Turan "AK Parti kadrosu koltuğa değil, hizmete sevdalı bir kadrodur. Fitne ateşini başka yerde yakın, bizde tutuşmaz. Tavsiyem geneldir, başta şahsıma" dedi.
Sanayi kenti çalışacak işçi bulamıyor
Sanayi kenti Kocaeli'de özel sektör, çalıştıracak işçi bulma konusunda sıkıntı yaşıyor. Kentte yüzde 80'i nitelik gerektirmeyen 70 bin açık iş için istihdam edilecek çalışan bulunamıyor.
Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) Kocaeli Müdürü Ulvi Yılmaz, kurum olarak Kocaeli'de 180 kişiyle hizmet verdiklerini ve bunların 100'ünün iş ve meslek danışmanı olduğunu söyledi.
İş ve meslek danışmanlarının her gün iş yerlerini gezerek Kocaeli'deki açığı belirlemeye çalıştığını dile getiren Yılmaz, bu yıl kentte özel sektördeki 17 bin iş yerini gezdiklerini kaydetti.
Yılmaz, yıl sonu itibarıyla işe yerleştirilenlerin sayısının 29 bini bulacağını ve toplum yararına program ile işbaşı eğitim programı eklendiğinde bu sayısının 35 bin olacağını anlatarak, "Aralık sonu itibariyle Kocaeli'de 70 bin açık iş, yaklaşık 52 bin de işsiz var. Yani açık iş sayımız işsiz sayımızdan 20 bin fazla. Bunların çoğu acil. Sadece yüzde 20'si nitelik gerektiriyor." diye konuştu.
"İşveren ücretleri yukarıya çıkartırsa sorun çözülür"
İletişim kurdukları iş arayan kimselerin en fazla yüzde 10'unun dönüş yaptığına dikkati çeken Yılmaz, şöyle devam etti:
"Diğer illerde açık iş yok. Açık iş olmadığı için 1 işe 100 kişi başvuruyor, her işe girecek eleman var ama Kocaeli'de öyle değil. Burada açık iş çok olduğu için iş beğenmeme sıkıntısı var. 50 lira fazlasını arayanlar var. Daimi işini bırakıp belli firmalara girmek isteyenler var. Bununla ilgili çok emek harcıyoruz. İşçiye iş, işverene de işçi beğendirme noktasında sıkıntı yaşıyoruz. İşsizlerin yüzde 90'ı kamuya girmek istiyor. Geriye kalanı da belli Tüpraş, Ford, Pirelli gibi büyük firmalara girmeye çalışıyor."
Yılmaz, işverenin işçiyi beğenmediği durumların da olduğuna işaret ederek, "Görüştüğümüz çoğu işveren hem 'İşsizlik var diyorlar.' hem de 'Biz eleman bulamıyoruz.' şeklinde bize dert yanıyorlar. Çoğu işveren işsizliğe inanmıyor. En büyük sıkıntı da işveren ücretleri. Biraz daha zorlayıp ücretlerini yukarıya çıkartırsa bu sorun çözülür. Tecrübe kazanan işçi bu defa 100 lira fazla veren yere gidiyor. Firmalar tecrübe kazanan işçilerinin maaşlarına zam yapsalar bu sıkıntı yaşanmaz." ifadelerini kullandı.
İşçi bulamadığı için sıkıntı yaşayan firmaların olduğunu kaydeden Yılmaz, Dilovası ve Gebze'deki organize sanayi bölgelerinde bazı yatırımcıların bu nedenle fabrikada üretime geçemediğini aktardı.
"100 kişilik kadroya 42 kişi başvurdu"
Kocaeli Sanayi Odası (KSO) Başkanı Ayhan Zeytinoğlu da Kocaeli'de 50 binin üzerinde kayıtlı işsiz olmasına rağmen firmaların işçi bulmada sıkıntı çektiğini anlattı. Burada örtüşmeyen bir arz talep sorununun olduğunu anlatan Zeytinoğlu, oda olarak bunun altındaki sorunu, üniversiteden yardım alarak araştıracaklarını ifade etti.
Zeytinoğlu, insanların neden çalışmak istemediğini öğrenmeleri gerektiğini vurgulayarak, "Kasım ayında otomotiv sektöründe faaliyet gösteren bir firmamız kapasite arttırımı dolayısıyla 100 işçi alacağını söyledi.
Son dakika - Esnafa işsizlik maaşı geliyor
Ekonomik olarak zor duruma düşmeleri nedeniyle iş yerini kapatan veya iflas eden esnafın gelir kayıplarını telafi etmek üzere Ahilik Sigortası Fonu kurulacak.
Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Sosyal Güvenlik Kurumu, Hazine Müsteşarlığı ve Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) tarafından yürütülen çalışmalar sonunda Ahilik Sigortası Fonu Kanun Tasarısı taslağı hazırlandı.
Esnaf ve sanatkarlar faaliyetini bırakmaları (kayıtlı oldukları tüm işletmelerini terkin yapmaları) ve iflas kararı alarak sigortalılığını sonlandırmaları durumunda işsizlik maaşı almak için başvurabilecek. Bu hallerin dışında kendi isteği ile iş yerinin faaliyetine son veren kişiler işsizlik maaşı için başvuramayacak.
Yararlanma koşulları
Fondan, son 3 yılda en az 600 gün Ahilik Sigortası Primi ödeyenler yararlanabilecek. Prim borcu bulunan sigortalılar için ise sigortalının en az 600 gün prim ödemiş olması şartı ile sigortalılığın sona erdiği tarihten itibaren geriye doğru en fazla 90 güne kadar olan prim borçları merkezi bütçeden karşılanarak Ahilik Sigortası Fonu'ndan aylık (ahilik ödeneği) bağlanacak.
Ahilik sigortalıları için sigortalılığının sona ermesinden önceki son 120 gün sürekli çalışmış olanlardan, son üç yıl içinde, 600 gün faaliyetini sürdüren ve ahilik sigortası primi ödemiş olanlara 180 gün, 900 gün faaliyetini sürdüren ve ahilik sigortası primi ödemiş olanlara 240 gün, bin 80 gün faaliyetini sürdüren ve ahilik sigortası primi ödemiş olanlara 300 gün süre ile ahilik ödeneği verilecek.
Ahilik ödeneği aylık miktarı brüt asgari ücretin yüzde 40'ından az, yüzde 80'ininden fazla olamayacak. Mevcut asgari ücrete göre, söz konusu ödenecek miktar asgari 658 liradan az, bin 317 liradan fazla olamayacak.
Fonun işleyişi ve sigortalılara yapılacak ödemelere ilişkin unsurlar şöyle olacak:
- Fona sigortalıların prime esas aylık kazançlarından yüzde 2'si veya yüzde 3'ü oranında pay ayrılacak, ayrıca devlet yüzde 1 katkı sağlayacak
- Sigortalılara son 4 aylık ortalama kazancının yüzde 40'ı oranında aylık verilecek
- Ödenecek aylık miktarı brüt asgari ücretin yüzde 40'ından az, yüzde 80'ininden fazla olamayacak
- Ahilik ödeneği alan sigortalılara, ödenek süresince sağlık hizmetleri de verilecek
- Hileli iflas durumu ve iş yerinin alt ve üst soya devirler ile muvazaalı olarak yapılan devirlerde yapılan ödemeler ve sağlık giderleri ilgiliden yasal faizi ile geri alınacak
- Fon İŞKUR bünyesinde faaliyet yürütecek
2004 yılında geldiği Fenerbahçe'de 8 yıl top koşturarak büyük başarılara imza atan Alex De Souza Instagram hesabından yaptığı paylaşımda duygu dolu ifadeler kullandı. Uğur Boral ile birlikte çekilmiş bir fotoğrafını Instagram üzerinden takipçileri ile paylaşan Alex De Souza golü atmasının arından Türkçe olarak küfür ettiğini belirtti.
Şampiyonlar Ligi'ndeki CSKA Moskova karşılaşmasında zor ve sıkıntılı bir maç yaşadıklarını ifade eden Alex De Souza, golü atmasının ardından maçın coşkusu nedeniyle kendisini kaybettiğini ifade etti.
Fenerbahçe eski teknik direktörü Zico'nun kendisine moral verdiğini dile getiren Alex, Edu'nun talihsiz bir şekilde kendi kalelerine gol atmasının ardından büyük bir şok yaşadıklarını söyledi. O anlarda hissettiklerini paylaşan Brezilyalı golcü "Top çok iyi oturdu ve çok sevindim. Zıpladım bağırdım endişelerime Portekizce ve Türkçe küfür ettim ………. kadar yolun var dedim" ifadelerini kullandı.
Geçtiğimiz yıl futbol hayatına son veren başarılı futbolcu Türkiye'de yaşadığı 8 yıllık dönem içerisinde Türkçesini geliştirmiş ancak tercümanı olan Samet ile ilişkilerini devam ettirmişti. Alex De Souza'nın Fenerbahçe'den ayrılmasının ardından Brezilyalı yıldız ile yakınlığı bulunan tercüman Samet de Fenerbahçe'deki görevinden istifa etmişti.
Hem sporda hem de hayatta korku duymanın ilacının korkuyla yüzleşmek olduğunu söyleyen başarılı futbolcu insanların içlerinde bulunan olumsuz duyguları yenecek kadar güçlü olduğunu dile getirdi.
Çocuk hakları, insan haklarının altında değerlendirilir ve genelde çocuk hakkı ihlalleri dünyada ulaşılması ve engellenmesi en zor durumların başında gelir. 1989'da Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme imzalanmış ve her yıl 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü ilan edilmiştir. Bu galeride en temel çocuk hakları ve en sık görülen çocuk hakları ihlallerini listeledik.
Her çocuğun doğuştan sahip olduğu haklar
Çocuk hakları, kanunen veya ahlaki olarak dünya üzerindeki tüm çocukların doğuştan sahip olduğu hakların evrensel tanımıdır.
Sağlıklı yaşam hakkı
BM sözleşmesinin temel amacı çocukların sağlıklı bir yaşam sürmelerini garanti altına almaktır.
Videoda, UNİCEF'in 2013 yılında 161 ülkede yaptığı araştırmanın sonuçlarını da öğrenebilirsiniz. Rakamlar ürkütücü.
Eğitim hakkı
Çocuklarda okuma-yazma bilmeme, bireysel ve toplumsal hayatı daha sonraki yıllarda olumsuz yönden etkileyebilecek çok temel bir konudur. Ayrıca eğitim ve yaşam hakkı arasında da çok sıkı bir bağlantı vardır.
İhlal edilen haklar
Son yıllarda sadece çocuk hakları değil, genel bir insan hakları ihlali ve hatta bazı durumlarda insanlık suçuna varabilecek olaylar yaşanıyor.
Çocuk işçilik
En sık görülen Çocuk Hakları ihlallerinin başında gelir. Sağlıklı gelişimi için eğitim ve sağlık hizmeti başta olmak üzere hayatını sürdürmesi gereken çocukların zorla çalıştırılmasıdır.
Çocuk askerlik
Özellikle Afrika kıtasında yaygın görülen çocuk askerlik, çocukların bir amaç için güdülenip saldırılarda ön saflarda kullanılmaları anlamına gelir.
Psikolojik şiddet
Çocuklara, henüz gelişme çağındayken uygulanan aile veya toplum baskısına referans verir.
Çocuk istismarı
Özellikle bütün dünyada son yıllarda gündemi oldukça meşgul eden bir çocuk hakkı ihlalidir. Herhangi bir cinsel istek duyma ihtimali olmayan yaşlarda çocukların ruhsal ve fizyolojik gelişimini bozacak ve hatta onların hayatlarını tehlikeye atabilecek davranışlardır.
Türkiye Barolar Birliği övgü mesajlarını yargıya taşıdı
Türkiye Barolar Birliği (TBB), yeni yılın ilk saatlerinde yaşanan Ortaköy katliamını sosyal medyada öven mesajlar için suç duyurusunda bulundu. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na sunulan dilekçede, söz konusu paylaşımların, 'Suçu ve suçluyu övme ve kişinin hatırasına hakaret suçu' kapsamında soruşturulması ve kamu davası açılması talep edildi.
Suç duyurusunda, ayrıca yılbaşı kutlamalarını yasaklayan Şişli İlçe Milli Eğitim Müdürü'nün de 'Görevini kötüye kullanma' suçundan soruşturulması istendi. Öte yandan, Aydın Nazilli'de yılbaşı kutlamalarını Noel Baba kostümlü bir kişinin başına silah dayayarak, protesto eden kişilerin, İkitelli'de Noel Baba'yı darp edilirken, gösteren afişi asanların ve yılbaşı öncesi attığı 'KutlaMA' başlıklı manşetiyle Milli Gazete yöneticilerinin de 'Halkta korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit suçu' işledikleri iddia edildi. Dilekçede, söz konusu fiillerin, toplumda nefretin yayılmasına zemin hazırladığına dikkat çekilerek, "Söz konusu fiiller, birlik ve beraberliğimize kastetmektedir. Bir arada yaşamanın gerektirdiği asgari hoşgörü şartını hedef almaktadır" denildi.
Metin Feyzioğlu'ndan 20 soru: Cuma hutbesi yılbaşı günahı mı olmalıydı
Feyzioğlu: Başta yetkililer olmak üzere herkes daha da sorumlu davranmalı
TBB'den yapılan yazılı açıklamaya göre, konuyla ilgili açıklamada bulunan TBB Başkanı Metin Feyzioğlu, toplumu ayrıştırıcı eylem ve söylemler konusunda özellikle kamu görevlilerinin daha sorumlu davranması gerektiğini belirterek, şunları söyledi:
"Terörün amacı toplumu bölmek, birbirine düşürmek ve umutsuzluk yaratmaktır. Katliamdan önce veya sonra yapılan ve yılbaşı kutlamalarını 'kafir işi' olarak ilan eden, yılbaşı kutlayanları günahkar olarak gösteren açıklamalar, dünyanın en azılı terör örgütlerinin saldırıları altında bulunan toplumumuzu ayrıştırmaya yöneliktir. Böylelikle terör örgütleri hain amaçlarına uygun sömürebilecekleri bir iklime kavuşmuş olmaktadır. Yetkili makamların diğer terör eylemlerinde gösterdikleri hassasiyeti burada da göstermelerini bekliyoruz, talep ediyoruz. Sayın Başbakan'ın ve Adalet Bakanı'nın bu konuda yaptıkları açıklamaları memnuniyetle karşıladık. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın katliamdan sonra yaptığı açıklamayı da olumlu gördük. Keşke yılbaşından bir gün önce okutulan cuma hutbelerinde toplumun hassasiyeti ve kırılganlığına dikkat edilmiş olsaydı. Dileriz başta yetkili makamlar olmak üzere herkes, toplumu ayrıştırmak yerine kucaklaştırmak adına üzerine düşeni eksiksiz yapar"
Peynircilerin Paris çıkarması
Peynir sektöründe yarım asırlık tecrübeye sahip olan Muratbey, 16-20 Ekim 2016 tarihleri arasında Fransa'nın Başkenti Paris'te düzenlenen SIAL Paris 2016 Fuarı'nda ilgi odağı oldu. Dünyanın en prestijli kalite madalyası olan QUDAL Kalitede 1 numara madalyasına sahip Muratbey, fuarda dünya markalarıyla birlikte boy gösterdi.
Fuarda, firmanın özellikle burgu, sürmeli ve topi peynirleri ön plana çıktı.
Çeşitli ülkelerden katılan fuar ziyaretçilerine aynı zamanda lezzetlerini tatma imkanı da veren Muratbey peynirleri standında ziyaretçiler, peynir lezzetlerini keyifle tüketerek, bilgi aldı.
İki yılda bir düzenlenmekte olan SIAL Uluslararası Gıda Fuarı, dünyanın en büyük ve en prestijli gıda fuarı olarak, uluslararası gıda firmaları ve profesyonellerini bir araya getiriyor.
Fuar, yeni ürünlerin tüm dünya gıda profesyonelleri tarafından tanınması ve ihracatının gerçekleştirilmesi için firmalara büyük bir fırsat sunuyor.
Eskişehir'de 10 yıl önce tamamen gönüllülük esasıyla çeşitli mesleklerden 35 Eskişehirspor taraftarının oluşturduğu Bando Es-Es, yıkılacak Atatürk Stadı'na "Omuz omuza" adlı yeni besteleriyle hüzünlü şekilde veda etti.
Eskişehirspor'u desteklemek için siyah-kırmızılı renklere gönül veren ve 35 kişilik kadrosu bulunan "Bando Es-Es", Eskişehir'de 6 Temmuz 2006'da tamamen gönüllülük esasıyla kuruldu.
'Omuz Omuza' veda
Tribünde küfürsüz bir ortam yaratıp, maçların şölen havasında geçmesini sağlamayı hedefleyen Bando Es-Es, Spor Toto Süper Lig'den düşen Eskişehirspor'un 14 Mayıs'ta oynadığı Medipol Başakşehir müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu saha olayları dolasıyla aldığı 4 maç sahasında seyircisiz oynama cezası nedeniyle, kurulduğu Atatürk Stadı'na resmi karşılaşmada veda edememenin hüznünü yaşadı.
ski statta son kez çaldılar
Bando Es-Es'in kurucularından Uğur Kürkçüoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Atatürk Stadı'nda tatlı, acı anılarının bulunduğunu söyledi.
Kuruldukları Atatürk Stadı'na bir maçta veda edemeden ayrılmanın burukluğunu yaşadıklarını ifade eden Kürkçüoğlu, "Yeni bestemizi prova edip, stadımızda son kez çalıyoruz." diye konuştu.
Kürkçüoğlu, Eskişehirspor'un Türkiye'nin en önemli markalarından olduğunu belirterek, siyah-kırmızılı takımın bu sezon bulunduğu ligi hak etmediğini vurguladı.
Eski stattan yeni stada taşındıklarını anımsatan Kürkçüoğlu, şunları kaydetti:
"Yeni stadımızdaki ilk maç öncesinde sevinçten gece uyku tutmadı. Sabah maç saatinin gelmesini sabırsızlıkla bekledik. Güzel ve Eskişehir'e yakışır bir stadyum oldu. Her şeyiyle kaliteli ve atmosferi güzel bir stat. Yeni stadımızdaki ilk karşılaşma olan Yeni Malatyaspor maçında yaklaşık 30 kişilik bir ekiple yerimizi aldık. Yeni stadımızdaki ilk maçımızda sesimizin duyulmadığı yönünde eleştiriler oldu. Ancak biz de tecrübe kazandık."
Kürkçüoğlu, Bando Es-Es olarak A Milli Futbol Takımı'nı da statlarda desteklediklerini hatırlatarak, kentteki yeni statta Eskişehirspor dışında milli takıma da destek olacaklarını dile getirdi.
Bando Es-Es'in şefi Ali Ulusoy da 2006 yılında beri ilk günkü heyecanla tribündeki yerlerini aldıklarını vurguladı.
Geçen sezon Medipol Başakşehir maçında taraftarların neden olduğu üzücü olaylardan dolayı verilen ceza sonucu Atatürk Stadı'na veda edemediklerine değinen Ulusoy, "TFF 1. Lig'de mücadele ettiğimiz bu sezonda da geçen yıldan kalan ceza nedeniyle Atatürk Stadı'nda yerimizi alamadık. Onun burukluğunu yaşıyoruz. Omuz omuza isimli bestemizi yaptık. Stadımıza yeni bestemizle veda ediyoruz." ifadelerini kullandı.
Ulusoy, Bando Es-Es'in kentte yapımı tamamlanan 35 bin kişilik yeni statta da görevinin başında olduğunu sözlerine ekledi.
Fenerbahçe'de Kjaer üzüntüsü
Sarı-Lacivertli ekibin Monaco'yla oynayacağı zorlu rövanş öncesi Danimarkalı stoperin sakatlığının sürmesi, Pereira'yı zora soktu.
Şampiyonlar Ligi 3. ön eleme turu rövanş maçında Monaco'yla karşılaşacak Fenerbahçe'de Simon Kjaer'in durumu moralleri bozdu.
NTV Spor'un haberine göre geçtiğimiz hafta Kadıköy'de oynanan ilk maçta aldığı darbeyle bir sakatlık yaşayan Danimarkalı savunmacı, rövanş karşılaşması öncesi son antrenmanda takımdan ayrı çalıştı.
Kjaer, Sarı-Lacivertli ekibin 3 Ağustos Çarşamba günü Monaco'da oynanacak karşılaşma öncesi Stade Louis II'de yaptığı son çalışmada takımdan ayrı düz koşu yaptı. Tecrübeli stoperin zorlu karşılaşmada oynayıp oynayamayacağının maç saatinde belli olacağı kaydedildi.
Fenerbahçe'nin 2-1'lik üstünlüğüyle sona eren ilk maçın ardından kendisini zorlamaması istenen Kjaer'in Monaco'da forma giyme ihtimalinin düşük olduğu da gelen haberler arasında...
Büyükelçi cinayetinde çarpıcı detaylar
Yunanistan'ın Brezilya büyükelçisi Kiryakos Amiridis'in katil zanlısı polis memuru verdiği ifadede cinayetle ilgili bütün suçları üstlendi.
Eşinin polis sevgilisi tarafından öldürüldüğü ortaya çıkan Yunanistan'ın Brezilya büyükelçisi Kiryakos Amiridis'in ölümüne ilişkin detaylar ortaya çıkmaya başladı. Habertürk'ün haberine göre büyükelçinin 29 yaşındaki katili Brezilyalı polis Sergio Gomes Morreira Filho'nun ifadesinde cinayetle ilgili bütün suçları üstlendi.
Morreira Filho, ifadesinde cinayet ve yasak ilişkiyle ilgili çarpıcı detaylar anlattı. Büyükelçi'nin çoğunlukla başkent Brasilia'da olduğu ancak eşinin Rio'da kaldığını belirten Filho, büyükelçi Rio'da olsa bile eşi Francoise ile sık sık bir araya geldiklerini belirtti. Filho, "Büyükelçi uyurken, biz yan odada seks yapıyorduk." ifadelerini kullandı.
Büyükelçinin eşine şiddet uyguladığını ve alkol aldığını söyleyen Filho, "Hiçbir şey önceden planlanmamıştı. Eşine şiddet uygulamaması konusunu görüşmek için yanına gittim. Kendimi savunurken onu öldürdüm. Kuzenimi ise olaya tanık olması için götürmüştüm." dedi.
Ancak Filho'yu olay yerine götürdüğü tespit edilen ve polis tarafından gözaltına alınan Filho'nun kuzeni verdiği ifadede, cinayetten bir gün önce bir araya geldiklerini ve Francoise'in kendisine cinayete yardımcı olması için 23 bin euro teklif ettiğini belirtti.
2016 yılının en ucuz bileti 15,99'a satıldı
150'nin üzerinde otobüs firmasına ait bilet satışlarının yüzde 75'ini gerçekleştiren Biletall, ulaşım sektörü ile ilgili rakamları açıkladı. Buna göre, 2016'nın en ucuz yurtiçi uçak bileti 15.99 TL, otobüs bileti ise 3 TL oldu.
Yıl içinde birçok sektörün önemli sebeplerden dolayı zorlandığı Türkiye'de karayolu ve havayolu ulaşımı da olumsuzluklardan etkilenen sektörler arasında yer aldı. Otobüs bileti satışında önemli bir veri tabanına sahip olan Biletall, 2016'da ülke genelinde satışı gerçekleştirilen otobüs bileti rakamlarının yer aldığı raporu açıklayarak sektörün durumunu ve büyümenin karşısındaki nedenleri bir kez daha gözler önüne serdi.
Otobüs bileti satışlarında yüzde 5 azalma oldu
Türkiye genelinde 2016'da şehirlerarası otobüsleri kullanan yolcu sayısında geçtiğimiz yıla oranla yüzde 5 düşüş yaşanırken seferlerdeki doluluk oranı da yüzde 70'lerde kaldı. Yıl içindeki uzun tatillerle nispeten canlanan karayolu ulaşımında 190 milyon bileti, Kasım sonu itibariyle havayolu ulaşımında transit yolcularla birlikte 161 milyon 874 bin 998 adet uçak bileti satıldı. Son 2 yılda ortalama otobüs bileti fiyatları ise 45 TL olarak açıklandı.
Havayolu firmalarının yük taşımada koyduğu sınırlar özellikle Doğu ve Güneydoğu illerindeki yolcuları seyahatlerinde karayolunu tercih etmeye yönlendirirken, tablonun geneline bakıldığında promosyonlu uçak biletleri nedeniyle şehirlerarası otobüs yolcu sayısının önceki yılın altında kaldığı görülüyor. Son iki yıldaki otobüs bileti fiyatlarının aynı ortalamada kalması maliyeti artırırken sektördeki bazı firmaların seferlerini sona erdirmesine de neden oldu. Ülkedeki sıkıntılı sürecin turizm sektörü ile birlikte havayolu ulaşımını da etkilediği görülüyor. Son iki yılın Kasım ayı havayolu yolcu raporlarında yaklaşık 7 buçuk milyonluk farkın ortaya çıkması hem karayolu hem de havayolu ulaşımında büyüme olmadığını gösteriyor.
Hizmet verdiği otobüs firması sayısını 150'ye yükselten Biletall'ın CEO'su Yaşar Çelik, "2016'da otobüsle şehirlerarası ulaşımda ülkedeki olumsuz durumlara karşın büyük düşüş yaşanmadı, ancak karayolu ve havayolu ulaşımı rakamlarına bakıldığında artış da olmadı" dedi. Çelik sözlerini şöyle sürdürdü: "Seyahatlerini otobüsle gerçekleştiren yolcu sayısında geçtiğimiz yıla oranla sadece yüzde 5 düşüş yaşandı. Yurtdışından Türkiye'ye gelen turist sayısı azalması havayolu ulaşımını olumsuz etkiledi. Yurtiçinde ise ulaşım her şeye rağmen devam ediyor. Terör olaylarından olumsuz etkilenilse de insanlar seyahat etmek durumunda kalıyorlar. Yurtiçi otobüs biletlerinin iptal edilme oranı yüzde 7.87, yurtiçi uçak biletlerinin iptal oranı ise sadece yüzde 7.79 olarak rapora yansıdı. Ulaşımdaki bu durum karşısında Biletall olarak 3 milyonun üzerinde bilet satışı gerçekleştirerek 140 milyon TL üzeri ciro ile yüzde 40 büyümüş olacağımızı öngörüyoruz. Herşeyin yolunda olduğu ortamda yüzde 80 büyümüş olacaktık.
2016'nın en ucuz yurtiçi uçak bileti 15.99 TL, otobüs bileti ise 3 TL
Biletall hazırladığı ulaşım sektörü raporunda satışı gerçekleştirilen otobüs ve uçak bileti fiyatlarına, seferler hakkında ve en çok hangi iller için bilet satıldığı ile ilgili bilgilere de yer verdi.
En Pahalı Yurtiçi Uçak Bileti 1064,96 TL / Diyarbakır - İstanbul gidiş ve dönüş
En Ucuz Yurtiçi Uçak Bileti 15,99 TL / Antalya -İzmir
En Pahalı Yurtdışı Uçak Bileti 7539,74 TL / Nijerya Abuja - Türkiye İstanbul gidiş ve dönüş.
En Ucuz Yurtdışı Uçak Bileti 80,14 / Türkiye Adana - Lübnan Beyrut
"Umuyorum 2017'nin şampiyonu barış ve Fenerbahçe olur"
Fenerbahçe Futbol Takımı'nın kaptanı Volkan Demirel, "Sezon ortası kampıyla beraber, kazandığımız maçların ikinci yarıda devamını getirerek, şampiyonluğa doğru ilerleyeceğiz" diye konuştu.
Fenerbahçe Futbol Takımı'nın kaptanı Volkan Demirel, ligin ikinci yarısında şampiyonluğa doğru ilerleyeceklerini belirtti.
Volkan, kulüp dergisinin ocak ayı sayısında yer alan röportajında, lige kötü başladıklarını ancak ilk bölümün ortalarına doğru iyi toparladıklarını vurgulayarak, "Takım olarak kendimize geldik ve gerçek gücümüzü göstermeye başladık. Rakiplerimize göre maçtan kopmayan bir yapıya sahibiz. Sezon ortası kampıyla beraber, kazandığımız maçların ikinci yarıda devamını getirerek, şampiyonluğa doğru ilerleyeceğiz. Umuyorum 2017 yılının şampiyonu barış ve Fenerbahçe olur." ifadelerini kullandı.
Sezonun ilk bölümünde en zorlu geçen maçın Manchester United karşılaşması olduğunu aktaran 35 yaşındaki futbolcu, "İlk yarının en sürpriz sonucunu aldığımız maç 3-3 biten Kayserispor müsabakasıydı. En keyif veren maç ise evimizde oynadığımız Feyenoord karşılaşmasıydı." değerlendirmesinde bulundu.
UEFA Avrupa Ligi'nde Rus ekibi Krasnodar'ı eleyecek güçte olduklarını belirten Demirel, şunları kaydetti:
"Krasnodar, Rus Ligi'nin başarılı ve istikrarlı takımlarından biri. Turu geçtikten sonra, yine bizden kaynaklı olmayan talihsizlikler yaşamazsak üst turlarda varlığımızı hissettireceğiz. Hangi turda, hangi statta mücadele edersek edelim, hedefimiz her zaman kupaya ulaşmak olacak."
Tecrübeli kaleci, teknik direktör Advocaat'ın takıma geldiği andan itibaren farkını ortaya koyduğunu, Hollandalı teknik adamın disiplini ve düzeniyle takıma çok şey kattığını ve işleri yoluna koyduğunu bildirdi.
Volkan Demirel, 2016 yılını dünya genelinde güzel anılarla kapatamadıklarını vurgulayarak, yeni yılın sağlıklı, mutlu ve huzurlu geçmesini diledi.
Oyuncu İsrafil Köse'nin ölümüne yol açan taksiciye dava
Kadıköy'de geçirdiği trafik kazası sonucu yaşamını yitiren oyuncu İsrafil Köse'nin ölümüne sebebiyet verdiği gerekçesiyle taksi şoförü hakkında dava açıldı. İddianamede yer verilen kaza raporunda alkollü olduğu belirtilen Köse'nin Adli Tıp raporunda alkollü olmadığının tespit edildiğine işaret edilerek, taksi şoförünün 6 yıla kadar hapisle cezalandırılması istendi.
Kadıköy'de geçirdiği trafik kazası sonucu yaşamını yitiren oyuncu İsrafil Köse'nin ölümüne sebebiyet verdiği gerekçesiyle taksi şoförü hakkında dava açıldı.
Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, İsrafil Köse'nin 21 Ağustos 2016 tarihinde motosikletiyle seyir halindeyken, Ayrılıkçeşme Metro istasyonu güzergahı üzerinde park halinde bulunan Bekir Serkut Özhan'ın kullandığı taksi ile çarpışması sonucu kazanın meydana geldiği belirtildi.
İsrafil Köse'nin tedavi gördüğü hastanede olaydan 2 gün sonra yaşamını yitirdiği belirtilen iddianamede, trafik kazası tutanağına göre Köse'nin 2.17 promil alkollü, Adli Tıp Kurumu raporuna göre ise Köse'den alınan numunelerdeki incelemede alkol bulunmadığının bildirildiği kaydedildi.
İddianamede, olaya ilişkin alınan bir tanığın ifadesinde şüpheli Özhan'ın bulunduğu taksi kapısının 10 santim civarında açılması neticesinde İsrafil Köse'nin taksi kapısına vurarak kaza yaptığını söylediği belirtildi.
Şüphelinin suçlamaları kabul etmediği, kapıyı açmadan kazanın gerçekleştiğini söylediği anlatılan iddianamede, Köse'nin eski eşi mağdur Şengül Zeybek'in taksiciden şikayetçi olduğu kaydedildi. Şüphelinin alkollü olmadığının tespit edildiği belirtilen iddianamede, "Kaza tespit tutanağına göre ölenin ve şüphelinin olayda birlikte kusurlu olduğunun belirtildiği anlaşılmıştır" denildi.
Şüpheli Bekir Serkut Özhan hakkında "Taksirle ölüme neden olma" suçundan 2 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. Şüphelinin yargılanmasına önümüzdeki günlerde Anadolu 60. Asliye Ceza Mahkemesi'nde başlanacak.
Şükran Ovalı için sinema salonu kapattı
Beşiktaşlı futbolcu, sevgilisi Şükran Ovalı'ya sürpriz yaptı. Ünlü futbolcu, Ovalı için Nişantaşı'nda bir sinema salonunu kapattı.
Yıldız futbolcu, sinema izlemek için sabahın erken saatlerini tercih etti. Sabah saat 11.00'de filmi izleyen çiftin bazı sahnelerde gözyaşlarına hakim olamadığı öğrenildi. Geçtiğimiz hafta sakatlanarak zor günler geçiren ünlü futbolcunun yanından ayrılmayan sevgilisine yaptığı bu jest, "Sakatlığıyla herkesi üzen Caner, sağlam bir aşık olduğunu yine kanıtladı" dedirtti.
Son dakika Reuters'in iddiasına göre Reina saldırısını DEAŞ üstlendi
Son dakika Reuters, İstanbul'da yılbaşı gecesi Reina'yı kana bulayan terör saldırısını DEAŞ'ın üstlendiğini iddia etti.
Yılbaşı gecesini kana bulayan saldırıda 39 kişi hayatını kaybetmiş, 65 kişi yaralanmıştı. İstanbul Valiliğinden bugün yapılan açıklamada yaralı sayısının 46'ya düştüğü açıklanmıştı.
Bir son dakika haberi de Reuters Haber Ajansından geldi. Habere göre, Reina'daki saldırıyı terör örgütü DEAŞ üstlendi.
Terör örgütü DEAŞ  bağlantılı bir internet sitesinde de saldırıdan önce yayınlanmış tehdit mesajları ortaya çıktı. Mesajlarda saldırı çağrısında bulunan teröristlerin, gizli bir mesajlaşma uygulaması kullandıkları iddia edildi.
1500 yıllık zirveyi Girit'e kaptırdık
Hıristiyan dünyasının çok önemli iki ismi, Katoliklerin lideri Papa Francis ve Ortodoksların lideri İstanbul Rum Patriği Bartholomeos Suriyeli sığınmacılarla dayanışma için Midilli adasında bir araya geldi. Yaklaşan ikinci tarihi buluşma ise 16- 27 Haziran tarihlerinde, bu kez Ortodoks Hıristiyan liderler arasında olacak. Toplantı Girit adasında düzenlenecek.
İstanbul'da İslam ülkelerinin liderlerini bir araya getiren İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) zirvesi geride kaldı. Katılımcı ülkeler taahütleri yerine getirebilirlerse İslam dünyasının güçlenmesi ve saygınlığı açısından ciddi kazanım elde edilmiş olur.
İslam ülkeleri aralarındaki sorunlara rağmen İstanbul'da birlik görüntüsü vermeye çalışırken bu kez de Hıristiyan dünyasının çok önemli iki ismi, Katoliklerin lideri Papa Francis ve Ortodoksların lideri İstanbul Rum Patriği Bartholomeos Midilli adasında bir araya geldi. Amaç Suriyeli sığınmacılarla dayanışma ortaya koymak ve dünyanın bu konuya daha fazla eğilmesini sağlamaktı.
Patrik Bartholomeos, Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki anlaşma için "Şu koşullarda yapılabilecek en iyi şeydi" ifadesini kullandı.
Politika, din ve halkla ilişkiler konusunda eş zamanlı sürpriz hamleler yapmayı seven Papa Francis ise bu tutumunu Midilli'de de sürdürdü ve 12 Suriyeli'yi uçağına alarak Vatikan'a götürdü. Türkiye'nin aldığı 3 milyon insanın yanında Papa'nın bu adımı kuşkusuz sembolik ancak bir taraftan da sığınmacılara mesafeli duran Batılı ülkelere mesaj niteliğinde.
Tarihi zirve
Yaklaşan ikinci tarihi buluşma ise 16- 27 Haziran tarihlerinde bu kez Ortodoks Hıristiyan liderler arasında olacak. Toplantı Girit adasında düzenlenecek. Böylece çok önemli din adamları Midilli'den sonra ikinci kez bir Yunan adasına ayak basmış olacaklar.
1500 yıl aradan sonra ilk kez toplanacak olan Pan Ortodoks Konseyi'nin İstanbul'da organize edilmesi planlanmıştı ancak Türkiye ile Rusya arasındaki gerginlik nedeniyle Moskova Patriği Kirill İstanbul'a gelmeyi reddetti. Bunun üzerine zirvenin Yunanistan'ın Girit adasında toplanması kararlaştırıldı. Oysa İstanbul Rum Patriği Bartholomeos zirvenin Türkiye'de gerçekleşebilmesi için çok gayret sarfetmişti.
İstanbul'un Müslümanlar açısından önemine kuşku yok. Ancak bu kadim şehir Bizans'tan bu yana dünyadaki Ortodoksların da ruhani merkezi durumunda. Buna karşın Moskova Patrikhanesi arkasında Rusya'nın muazzam desteğiyle her alanda ön plana çıkmaya uğraşıyor.
Ortodoks kiliseleri arasında otonom yani belli konularda bağımsız olan kiliseler var. Ancak İstanbul Patrikhanesi bütün bunlar arasında eşitler arasında birinci (Primus Inter Pares) olarak kabul ediiyor. Bu nedenle İstanbul Rum Patriği için "Ekümenik Patrik" ünvanı kullanılıyor. Bu çerçevede Patrik Bartholomeos'un ekümenik ünvanı sadece Hıristiyanlar arasında değil uluslararası kurum ve kuruluşlar tarafından da tanınıyor.
Patrik Bartholomeos Gökçeada doğumlu Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı bir dini lider.
Sanıldığı gibi Yunanistan vatandaşı değil. Rum Patrikhanesi de hukuken Türkiye'nin bir kurumu. Ancak zaman içinde Ankara hükümetlerinin kuşkulu bakışı nedeniyle Patrikhane meselesine hep Türkiye- Yunanistan ilişkileri çerçevesinde ele alındı. Oysa Patrik Bartholomeos her ortam ve fırsatta Türkiye'nin çıkarlarını savunan bir tutum almıştı. AB liderleriyle yaptığı görüşmelerde de Türkiye'nin birlik dışında bırakılmasının vahim bir hata olduğu görüşünü işledi.
Ruhban Okulu bir fırsattı
Türkiye, zamanında adım atıp Heybeliada Ruhban Okulu'nu açmış ve Patrikhane'nin konumuyla ilgili tartışmaları kenara bırakabilmiş olsaydı Türkiye'nin bir kurumu dünya çapında çok daha etkili hale gelebilecekti. Fakat maalesef bu yapılamadı. Rum Patrikhanesi Türkiye ile Yunanistan arasındaki sorunların adeta esiri haline getirildi. Türkiye bir yandan Batı ile her alanda güçlü ilişkilere sahip olmak isterken bu alanda çok önemli bir potansiyeli olan Patrikhane'nin nüfuzundan hiç istifade etmedi.
Osmanlı İmparatorluğu döneminde bütün hakları korunan ve devletin çok önemli bir parçası olarak görülen İstanbul Rum Patrikhanesi özellikle 1950'lerden sonra Ankara hükümetleri tarafından iyice önemsizleştirilmeye çalışıldı.
Türkiye binlerce yıldır kendi topraklarındaki büyük bir medeniyeti olması gerektiği gibi konumlandıramadı.
Önümüzdeki dönemde Moskova'nın din siyaseti üzerinden de Türkiye'yi sıkıştırmaya çalışacağının işaretleri geliyor.
Patrik'i izleyen fotoğrafıçı Niko Manginas, Papa ve Patrik'in Midilli'deki buluşmasında bir Suriyeli çocuğu severken görüntüledi. Katoliklerin lideri Papa Francis ve Patrik Bartholomeos'un 2014'teki İstanbul buluşması çok kritik nitelikteydi. Türkiye'nin "Aman Patrikhane fazla öne çıkmasın" kaygısı nedeniyle her şey o kadar düşük profilde gerçekleşti ki dünya basını bile bu olayı unuttu yada önemini fark etmedi. Geçen şubat ayında Küba'daki Papa Francis ile Moskova Patriği Kirill'in buluşmasını "tarihi zirve" diye öne çıkardılar.
Sait Gürsoy ile Başarıya Doğru, üniversiteleri, eğitim kurumlarını A'dan Z'ye uzman konuklarla ele alıyor.
Pizza Hut'ın Şangay'daki restoran'ında yeni robot var
Pizza Hut, Şangay'da denediği yeni konseptinde Yeni Robot 'lar gelen misafirleri karşılarken üzerine güler yüzleriyle selam veriyor. Bir de bunlarla kalmayıp daha sonra onlara masalarını göstererek eşlik etme centilmenliğinde bulunuyorlar.
Yeni Robot 'ların yer aldığı restoran "ph+" ismiyle çok yakın zamanda daha yeni inşa edilen Şangay Kulesi'nin en alt katında yer alıyor. Bu restoran KFC, Pizza Hut ve Taco Bell'in Çin'deki lisanslarını elinde bulunduran Yum China Holdings'in ilk restoranlarından olmasıyla dikkat çekiyor. Yum China Holdings KFC'yi 1987'de, Pizza Hut'ı ise 1990 yılında Çin'e sokan holdin olarak biliniyor. Özellikle yakın tarihte başına gelen olaylardan sonra güvenlik skandalları yüzünden tutunamayan bu holdingşimdilerde yeni fikirlerle Çin pazarındaki yerini sağlama alıp kaybettiği güveni yeniden kazanmak istiyor.
Şimdi firmayı bırakıp asıl konumuza gelecek olursak: halihazırda restoranda çalışan iki tane robot bulunuyor. Bu sevimli olarak nitelendireceğimiz robotlar genelde "bip" sesleri ve "beni takip et" gibi basit kelimeler kullanıyor. Ardından misafirlere masalarına kadar eşlik ediyor. Herhangi bir sipariş alıp yemek getirme yetenekleri verilen bilgilere göre şimdilik yok. Pizza Hut, robotların henüz garson olarak kullanılması aşamasında olmadığını belirtirken bunun hiçbir zaman olmayacağını da söylemiyorlar. Kullanılmamasının sebebi olarak da robotların garson olarak kullanılmasını daha çok erken olduğunu görüyorlar.
KFC ve Pizza Hut Çin pazarında başarılı olmak için baya çaba sarf ediyor. Alibaba'nın yıllık satış rekoru kırdığı gün olan 11 Kasımda Pokemon Go oyunu aracılığıyla insanların KFC restoranlarına yönelmesini sağlamıştı. Alibaba e-ticaret platformunda insanlar KFC veya Pizza Hut indirim kuponları da kazanabiliyor. Bunun gibi çabalar sonrasında Yum Holdings zorlu geçen birkaç yıldan sonra istediği daha doğrusu özlediği eski yıllarına tekrar dönüyor gibi. Yum Holding, Çin pazarının batılı firmalara karşı olduğunu ve markayı yerelleştirerek başarıyı yakaladığını iddia söylüyor. Bakalım robotları işin içine dahil ederek daha eğlenceli ve teknolojik yöntemler ile pazardaki son durumları ne olacak? Bunu yanı sıra gülümseyen robot garsonlar artık daha fazla hayatımızda yer edinebilir gibi görünüyor. Bizim olmasa da bu tür ülkelerde bu hayaller oldukça yakın.
Mucize ilaç mı lazım? Egzersiz yapın
Özlem Çitçi / İyilik Sağlık / cnnturk. com
New York Times gazetesinde yayımlanan bir haber, egzersizin mucizevi gücünü kanıtlayan araştırma sonuçlarını anlatıyor. Egzersizin ilaç kadar etkili olduğu hastalıklar ve önleyici gücü ile ilgili bilgiler bu yazıda.
Eğer amacınız kilo vermekse beslenmenin egzersizden daha öncelikli ve etkili olduğu bilinen bir gerçek. Ancak bundan egzersizin önemli olmadığı gibi bir sonuç çıkarmak çok yanlış olur.
Tam tersine, Tıp Üniversiteleri Akademisi, egzersizin sağlığa etkisi üzerine yapılan çok sayıda araştırmanın meta analizi ve kontrol grupları ile tekrardan incelenmesi sonucu egzersizi 'mucize tedavi'' olarak tanımlamış.
Egzersizin tedavi gücünün araştırmalarla kanıtlanmış sonuçları:
-    Kalp krizi geçirmiş kalp hastalarında ölüm oranını %27 azaltıyor
-    Yüksek tansiyon hastalarının tansiyonunu kontrol etmeye yardımcı oluyor, kolesterol ve trigliserit seviyelerini düşürüyor
- Şeker hastalarının kan şekerini düzenlemelerine yardımcı oluyor
-    Kas ve kemik hastalıklarında, özellikle dizde osteoartrit ve eklem iltahabı hastalarında tedavi sonuçlarını iyileştiriyor
-     MS hastalarının kas gücünü ve mobilitesini arttırmanın yanı sıra morallerini de pozitif etkiliyor
-     Kronik yorgunluk sendromu sahibi hastaların semptomlarını iyileştiriyor
-     Hastaneye kaldırılmış yaşlı hastaların tedavisine egzersiz eklendiğinde hastanede kalma süreleri kısalıyor
Bütün bu araştırma sonuçlarından egzersizin pek çok hastalık için ilaç kadar etkili olduğunu çıkartabiliriz.
Ama daha önemlisi, egzersizin iyileştirici gücünü hasta olmadan, önleyici olarak kullanmak.
340.000 hasta ile yapılan 305 araştırma egzersizin kalp damar hastalıklarından kaynaklı ölümleri engellemede en az ilaçlar kadar etkili olduğu gözlemlenmiş.
Bu faydaları sağlamak için büyük fedakarlıklarla saatlerce antrenman yapıp kendinizi harap etmenize, maraton koşmanıza, triatlon yapmanıza gerek yok. Egzersizin illa çok zor ve uzun olması gerekmiyor.
Haftada 150 dakika, ya da 5 gün 30 dakika kalp atışınızı hızlandıracak bir aktivite yapmanız yeterli. Pek çok araştırma interval olarak adlandırılan hızlanıp yavaşlayan egzersizlerin aynı tempoda uzun egzersizlerden daha etkili olduğunu gösteriyor. 30 dakika orta hızda yürüyecek vaktiniz yoksa, 15 dakika boyunca 5 dakika çok hızlı, 5 dakika yavaş, 5 dakika çok hızlı yürüyerek veya merdiven çıkarak da fayda sağlayabilirsiniz. Önemli olan keyif aldığınız ve kolayca ulaşabileceğiniz aktiviteler bulmak. Benzer aktivelerden hoşlanan arkadaşlarınızla beraber egzersiz yaparsanız hem daha çok eğlenirsiniz hem de vazgeçme olasılığınız azalır.
Hayat tarzınızda basit değişikliklerle egzersiz sizin için ''mucize tedavi'' değil ''sağlık sigortası'' olsun.
Türkiye'de 28 bin kişi organ bekliyor
İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı Başkanı, aynı zamanda İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Doku Tiplendirme Laboratuvarı Sorumlusu Prof. Dr. İbrahim Pirim, Türkiye'de 2015 yılında 7 bin 704 kişinin organ ve doku nakli sonrası sağlığına kavuştuğunu ancak 28 bin kişinin daha organ beklediğini söyledi.
Ülkemizin organ nakli konusunda çok iyi bir noktaya tırmandığını söyleyen İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İbrahim Pirim, Türkiye organ naklinde çok iyi bir yerde olduğunun altını çizdi. Prof. Dr. Pirim, Sağlık Bakanlığı Organ, Doku Nakli ve Diyaliz Hizmetleri Daire Başkanlığı verilerine göre; 22 bin 360'ı böbrek, 646'sı kalp, 2 bin 254'ü karaciğer, 48'i akciğer, 3'ü ince bağırsak, 3'ü kalp kapağı, 270'i pankreas, 2 bin 549'i kornea olmak üzere 28 bin 133 kişi organ ve doku nakli beklediğini hatırlattı.
Prof. Dr. Pirim, "Türkiye'de en fazla organ bekleyen ve her geçen yıl sayısı artan hastaların başında ise böbrek hastaları geliyor. Her yıl yaklaşık 6-7 bin böbrek hastası nakil listesine dahil olurken, 60 bin 622 böbrek hastası da 15 bin 507 cihazda diyalize giriyor" dedi.
Kadavradan nakil oranının istenilen seviyede olmadığını söyleyen Prof. Dr. İbrahim Pirim, bu istemin İspanya'da çok başarılı bir şekilde işlediğini çünkü devletin beyin ölümü gerçekleştiğinde hiç kimseye sormadan organlara el koyduğunu ifade etti. Canlıdan naklin en son düşünülmesi gereken çare olduğunu da ekleyen Prof. Dr. Pirim, organı alınan kişinin de belli bir oranda risk altına girdiğini söyledi.
Organ bağışında dini çekincelerin çok fazla ön plana çıkmadığını savunan Prof. Dr. Pirim, "İnsanlar ikna edebildiğiniz sürece derecede organ bağışlıyor. Bu işi birileri sıhhat kazansın diye yaptığınızı ve maddi bir çıkarla ilişkisi olmadığını iyi anlatabilirseniz, başarı sağlarsınız. Acılı aileye yaklaşan kişinin profesyonelliği çok önemli" diye konuştu.
Ey Pir Sultan yoldaşları, Ey evlad-ı Kerbela
Ama son devirde ekstradan bir "anlayışsızlık", bir "sevgisizlik", bir "merhametsizlik" duvarına çarpıyorsunuz.
"Alevilerin alayı bize düşman olsa oyumuz kaç azalır ki?" diyerek...
Sizi dışlıyorlar, sizi üzüyorlar, sizi kopuşa sürüklüyorlar.
Atılan her adımın, "bunun bizim oylara etkisi ne olur ki?" denilerek atıldığı günlerdeyiz.
2005 - Tüp Bebek Laboratuvarı  Embriyoloji Eğitim Sertifikasyonu Ankara/Türkiye
1998 - 2000 Hacettepe Üniversitesi Hastanesi -Üreme Endokrinolojisi ve Tüp Bebek Ünitesinde Uzman Düzeyinde Eğitim Ankara/Türkiye
1995 - 1999 Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanlığı Ankara/Türkiye
1987 - 1994 Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıp Doktoru Eğitimi Ankara/Türkiye
2015 - Halen Yakındoğu Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi, Tüp Bebek Merkezi Danışmanı Lefkoşa/KKTC
2014 - Halen Memorial Ankara Hastanesi Tüp Bebek Merkezi Başkanı, Kadın Doğum Uzmanı
2013 - 2015 Yakındoğu Üniversitesi Hastanesi, Kadın Doğum Bölüm
Başkanı, Tüp Bebek Ünitesi Kurucusu ve Direktörü Lefkoşa/KKTC 2000 - 2014
Clinic Tüp Bebek Merkezi Tüp Bebek Direktörü Ankara/Türkiye
Yurtdışı bilimsel dergilerde yayınlanmış 38 yayını, yurtiçi birçok dergilerde makalesi, yurtdışı ve yurtiçi kitaplarda basılmış 17 kitap bölümü mevcuttur. Yurtdışı ve yurtiçi kongrelerde 40 konferans vermiş, birçoğunda oturum başkanlığı yapmıştır. İnternasyonel 6 kongrede kongre sekreterliği yapmış ve bilimsel komitede yer almıştır.
İngiltere, Scheffield Üniversitesi Hastanesi Tekrarlayan Gebelik Kayıpları Ünitesi, bilimsel çalışmalar ve ortak proje yürütülmesi 2007-2013
Kanada, McGill Üniversitesi, Tüp bebek Ünitesinde IVM (ilaçsız tüp bebek eğitimi) 2007
Rusya, Moskova IVF Center, IMSI (büyük büyütmeli mikroenjeksiyon eğitimi) 2008
Ürdün, Farah Hastanesi, IVF Merkezi, IVM eğitimi, 2006
Üreme Tıbbı Derneği (ÜTD)
Emre Çolak: Babel'in ayrılmasına üzüldüm
Babel'in Beşiktaş'a transfer olması üzerine Lig TV'ye konuşan Emre, "Babel'le aynı evdeydik. Takıma çok büyük katkı sağlıyordu. Ayrılmasına çok üzüldüm. İnsanlığı ve takım arkadaşlığı kaliteli. Babel'in insanlığı ve futbolculuğuyla büyük katkı vereceğini düşünüyorum. Aynı Kasımpaşa'daki performansı devam ediyor. Beşiktaş'a da büyük katkı sağlayacaktır." ifadelerini kullandı.
Ayrıca 25 yaşındaki Emre Çolak, her gün İspanyolca dersleri aldığını söyledi.
Beşiktaş-Gaziantepspor maçını tribünden takip eden Ryan Babel, önümüzdeki günlerde resmi sözleşmeyi imza atacak.
"Sizin için soruyor, sizin için yorumluyoruz" diyen program hem öğrenciler, hem veliler, hem de eğitim uzmanları için önemli bilgilerle dolu.
Tunç Arslanalp
1973 yılında İzmir'de doğdu. 1993 yılında Ege Üniversitesi Devlet Konservatuarı Çalgı Yapımı Bölümü'ne girdi. Ancak aradığı heyecanı bulamadı. Ardından Eskişehir Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler Bölümü'nden mezun oldu. Aynı yıl özel radyoların açılmasıyla İzmir'de yerel radyolarda haber spikerliği ve program yapımcılığına başladı.
Profesyonel olarak ilk haber spikeri görevine 1995 yılı Kasım ayında Flash Tv'nin İzmir stüdyolarında başladı. 1996 yılında ATV'nin kardeş kanalı YENİ TV'de haber spikeri olarak 1 yıl çalıştı. 1997 yılından 1999 yılına kadar İzmir RADYO 35'te sırasıyla Haber Spikeri, Haber Müdürü ve Genel Yayın Yönetmeni olarak görev aldı. Hazırlayıp sunduğu sosyal içerikli programlarla adından çok söz ettirdi ve ilk ödülünü 1998 yılında tüketicilerin bilinçlenmesine sağladığı katkılardan ötürü İzmir TÜKODER'den aldı.
1999-2001 yılları arasında TRT İzmir Bölge Müdürlüğünde seslendirme sanatçısı olarak çalıştı, onlarca belgesel ve dizi karakterini seslendirdi. Askerliğinin ardından 2002 yılında İstanbul'a gelerek Power FM ve Power XL'de haber spikerliği yaptı. 2004 yılında Tgrt Haber televizyonunda devam eden spikerlik aşkı şimdi CNN TÜRK'te Gece Bültenleriyle sürüyor.
Kuşadasının en değerli arsası için referandum
Aydın Büyükşehir Belediyesi tarafından TARİŞ'ten satın alınan Kuşadası sahil bandı üzerindeki 9 bin 958 metrekarelik arsanın kullanımı için referanduma gidiliyor.
Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, Kuşadası'nın en değerli arsasının kullanım şekliyle ilgili gerçekleştirilecekleri referandumun 15-17 Nisan tarihleri arasında yapılacağını ve 3 gün süreceğini söyledi.
Kuşadası'nda TARİŞ tarafından defalarca satışa çıkarılan ve her satışa çıktığında da ilçe belediyesi tarafından dönemin başkanlarının tepkisiyle defalarca yeşil alan ilan edilen ve içinde tescilli yapıların bulunduğu turizm imarlı arsa Aydın Büyükşehir Belediyesi tarafından geçen hafata içinde 24 milyon 200 bin liraya satın alınmıştı.
İnşaat, otel, AVM kesinlikle yapılmayacak
Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, turizm imarlı olmasına rağmen arsanın kesinlikle otel, avm ve benzeri bir şekilde değerlendirilmeyeceğini belirterek, kendisinin gönlünden kent meydanı yapmak geçtiğini ama son kararı halka soracaklarını ve 15-17 Nisan tarihleri arasında kullanım amacıyla ilgili referandum yapacaklarını belirterek, tüm Kuşadalıları ve Aydınlıları referanduma katılmaya davet etti. Arsanın turizm imarlı olmasına rağmen hiçbir şekilde otel, avm olarak değerlendirmeyeceğini ve inşaat yapılmayacağını kaydeden Başkan Çerçioğlu, "Burası Kuşadası'nın soluk aldığı tek yer. Ne şekilde değerlendirileceğine yapılacak referandumla karar vereceğiz, halka soracağız. Buranın tapusu artık Kuşadalıların, Aydınlıların.. Kesinlikle turizm imarı beni ilgilendirmiyor. Buraya hiçbir şekilde bina yapılmasını istemiyorum. Zaten arsa içerisinde tescilli binalar var. Benim gönlümden buranın kent meydanı olarak değerlendirilmesi geçiyor ve zemin altını da iki kat otopark yapılması uygun olur diye düşünüyorum. Ancak yine de son kararı halk verecek. Tüm Kuşadası halkının bu referanduma ilgi göstermesini ve görüşlerini bizlere aktarmasını istiyoruz. 15-16-17 Nisan tarihlerinde, 11.00-18.00 saatleri arasında sandık kuracağız. Halkımızın buranın ne şekilde kullanılacağı ile ilgili görüşlerini alacağız. Vatandaşlarımız bu arazide ne görmek istediklerini yazacaklar. Kent Meydanı, yeşil alan, konser alanları, Oyun alanları, kafeteryalar, havuzlar, anıtlar, spor alanı ne istiyorsa herkes görüşünü belirtecek. Ardından halkın isteği doğrultusunda buranın projesini hazırlayıp, anıtlar kuruluna sunacağız. Anıtlar Kurulu'nun onayının ardından da hızla inşaatına başlayıp, Kuşadası halkının hizmetine sunacağız " diye konuştu.
Mimarlar Odası Başkanı'ndan destek
Kuşadası'nda 30 yıldır tartışmaların odağında olan TARİŞ arsasının Aydın Büyükşehir Belediyesi tarafından satın alınması Kuşadası'nda büyük yankı yarattı ve vatandaşlardan olumlu tepki buldu. Mimarlar Odası Kuşadası Temsilcisi Ümit Acar, arsanın büyükşhir belediyesi tarafından satın alınmasının çok önemli bir gelişme olduğunu belirterek, " Bu arsa, Kuşadası için çok faydalı bir kullanılabilir. Olayı sadece TARİŞ arsası bazında değerlendirmemek lazım. Biliyorsunuz eski futbol sahası da ilçe belediyesinin kullanımında. Bence TARİŞ arsasına yapılacak projenin toprak saha ile birlikte yapılması lazım hatta daha da ileri giderek, sahil bandında limandan başlayarak, marinaya kadar yeniden projlendirmk gerekiyor. Özellikle tariş arsası ve toprak sahada zeminler bir veya iki kat otopark olması gerekir. Bu durum sahilde otopark sorununu da ortadan kaldırır. Böylece Atatürk Bulvarı'nda tek yön uygulaması daha rahat yapılır ve bu gerçekleştiğinde de araçlar kalkınca yeşil alan ve yaya alanı olarak daha çok alan ortaya çıkar. Bunların yanında buralarda Kültürel alanlar, sosyal donatı alanları, fazla yapı yapılmadan yeşil alan olarak düzenlenebilir, şehir terası, anfi tiyatro, gençlere yönelik sportif ve sosyal alanlar yapılabilir " dedi. Kuşadası Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üysi Seydi Yıkılmaz ise TARİŞ arsasının satın alınmasının çok önmli bir gelişme olduğunu belirterek, buranın altının otopark, üzerinin ise kent meydanı ve yeşil alan olması gerektiğini söyledi.
En değerli arsa, hep tartışmaların odağındaydı
Kuşadası'nda sahil bandındaki Atatürk Bulvarı üzerindeki turizm imarlı Kuşadası'nın en değerli arsası yıllardır hep tartışmaların odağında yer aldı. Yüzde 73'lük hissesi Tariş Pamuk ve Yağlı Tohumlar Birliği, kalanı ise Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği ile Tariş Üzüm Birliği'ne ait 9 bin 958 dönümlük arsa TARİŞ'in yaşadığı ekonomik sıkıntıların ardından ilk olarak 1997 yılında satışa çıkarıldı. Ancak, satışa karşı çıkan dönemin belediye başkanı Engin Berberoğlu, turizm imarlı arsayı yeşil alan ilan edince, bir ulusal ve uluslar arası alıcısı bulunan arsanın satış gerçekleşmedi. Ardından Fuat Akdoğan'ın belediye başkanlığı döneminde de 2007 ve 2008 yıllarında da iki kez satışa çıkarılan arsa yine belediye başkanlarının yeşil alan engeline takıldı. Kuşadası'nın bu en değerli arsası 2012 yılında da bir kez daha satışa çıktı. Dönemin Kuşadası Belediye Başkanı M. Esat Altungün, satın alınsa bile buraya inşaat yapılmasına hiçbir şekilde izin vermeyeceklerini açıkladı. TARİŞ yöneticileriyle yaşanan sert tartışmaların ardından Kuşadası Belediye Başkanı M. Esat Altungün, dönemin Aydın Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu'nun da desteğiyle burayla ilgili kamulaştırma kararı aldı. Kuşadası Belediyesi'nin kamulaştırma kararının ardından TARİŞ yöneticileri bu kez mahkemeye itirazda bulundu. Kamulaştırmaya itiraz eden TARİŞ geçen yıl bir kez daha burayı satışa çıkardı. Kuveytli bir grup ihaleye girerek en yüksek teklifi verdi. Ancak, Kuveytli grubun yükümlülüklerini yerine getirmemesinin ardından ihale bir kez daha gerçekleşmedi. Ardından, Aydın Büyükşehir olmadan da arsanın kamulaştırılması için yürütülen çalışmalara destek veren Özlem Çerçioğlu, bu kez Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı olarak TARİŞ ile masaya oturdu ve 24 milyon 200 bin lira karşılığında Kuşadası'nın bu en değerli arsasının hisselerinin tamamını satın aldı.
Bedava dağıtılan pastadan raptiye çıktı
Kastamonu'da yılbaşı gecesi dağıtılan pastadan çıkan raptiye 9 yaşındaki kız çocuğunun boğazına takıldı. Küçük kızı ağabeyi kurtardı.
Kastamonu'da faaliyet gösteren bir pastahane, yılbaşı gecesi sebebiyle müşterilerine ücretsiz pasta ikramında bulundu. Pastayı alan Yesiralioğlu ailesi eve geldi. Gecenin ilerleyen saatlerinde aile pastanın bir kısmını dolaba koydu. Sabah kalktığında dolaptaki pastayı alan 9 yaşındaki D.Y., pastadan yemeye başladı.  Bedava dağıtılan pastanın içerisinden çıktığı ileri sürülen raptiye, 9 yaşındaki küçük kız çocuğunun boğazına takıldı.
Niğde'de servisler çarpıştı: 8'i öğrenci 11 yaralı
Bir süre sonra boğazına bir şey takıldığını anlayan D.Y. ağlamaya başlayınca olaya evde bulunanlar müdahale etti. Küçük kız boğazına takılan raptiyeyi güçlükle çıkardı. Aile, ardından Kastamonu Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekiplerini arayarak şikayetçi oldu.
Yılbaşı eğlencesi için oğlunun eve pasta getirdiğini ifade eden anne Aynur Yesiralioğlu, "Gece biz pastadan yedik. Sabah kızımın da yemesi için pastadan biraz bıraktık. Kızım, öğleye doğru kalktı ve pastadan yemeye başladı. Pastanın içinden çıkan cismi çikolatalı fıstık zannetmiş, ağzına atmış. Ağlamaya başlayınca biz de boğazına batan cismi zorla çıkarttık. Kızımın boğazından çıkan cisim, raptiyeli iğne gibi, çivi gibi bir cisimdi. Abisi boğazından zorla çekerek raptiyeyi aldı. Kızım ağlamaya falan başladı. Biz de çok korktuk" dedi.
Yeni yılı böyle karşıladılar
Küçük kızın boğazındaki cisim zor çıkarıldı
Kızının boğazına bir şey battığını söylediğini söyleyen anne Yesiralioğlu, "Kızım ağlamaya başlayınca abisi de hemen ağzını açıp boğazından o cismi zorla çıkardı. Kalıp raptiye gibi bir cisimdi, aynı cam çivisine benziyordu. Ardından belediyeyi aradık. Zabıta ekipleri geldi, kızımın boğazından çıkan cismi aldılar ama bize herhangi bir tutanak falan vermediler. Zabıtalar, 'biz, konu hakkında işlem yapacağız. Siz şikayetçi misiniz' dediler. Biz de 'şikayetçiyiz' dedik. 'Gerekli idari işlemi yaparız' dediler" diye konuştu.
Kızını o halde görünce çok korktuğunu belirten anne Yesiralioğlu, "Kızım zaten kendisi astım bronşit hastası, kızıma banyosunu bile zor yaptırıyorum. Kızım, belki şu anda ölebilirdi, kurtaramayabilirdik. Gereken ne ise yapılmasını istiyoruz. Bu, başkasının da başına gelebilirdi" şeklinde konuştu.
Boğazından raptiye çıkan 9 yaşındaki D.Y. ise, "Dün akşam abim, eve pasta getirmişti. Abimler pastadan yemişler, bana da sabah yemem için ayırmışlar. Ben de sabah kalkınca pastayı içeriye getirdim. Pastadan yiyordum. Pastanın içerisinden bir şey çıktı, ben de fıstık zannettim, ağzıma attım. Boğazıma takıldı, hemen abim ağzımı açıp çıkartmaya çalıştı. Ağzımdan çıkartınca ben de abime 'bu ne' diye sordum. Bana 'iğne' dediler. Boğazımdan zorla çıkarttılar. Ben de çok korktum, ağlamıştım. Batan iğneden dolayı boğazım çok acıdı" dedi. Aile hastaneden aldığı raporun ardından Kastamonu Adliyesi'ne giderek şikayetçi oldu. Pastane yetkilileri ise konu hakkında herhangi açıklama yapmadı.
Osmaniye'de öğrenci servisi kaza yaptı: 20 yaralı
Osmaniye'de öğrenci servisinin refüje çarpması sonucu 20 öğrenci araçta sıkışarak yaralandı.
Osmaniye'de öğrenci servisinin refüje çarpması sonucu 20 kişi yaralandı. Toprakkale Anadolu Lisesi öğrencilerini taşıyan Ali Gök (56) yönetimindeki 80 EF 442 plakalı minibüs, Musa Şahin Bulvarı'nda refüje çarptı. Çarpmanın etkisiyle araçta sıkışan sürücü, AFAD ekiplerince kurtarıldı.
Yaralı sürücü ile lise öğrencileri Enes İyin (16), Beyza Kılıçal (15),Arif Keleş (17), Emre Karbeyaz (15), Mustafa Yaşar (15), Hatice Bakıcı (16), AliÇam Sarı (15), Üzeyir Gündeş (15), Serhatcan Özdemir (15), Azad İkto (14), OktayKöken (15), Çiğdem Özkan (15), Dilara Tosun (15), Ayşe Sümeyye Keleş (15), VeyselGül (16), Hira Nur Emek (16), Mehmet Turan (15), Elif Çolak (15) ve Eda Kurnaz(15), 112 Acil Servis ekiplerince kentteki hastanelere kaldırıldı.
Amerikalı model Toochi Kash ve Amerika'da yayınlanan "Gigolos" adlı reality show'da rol alan Ash Armand da yılbaşı gecesi Reina'daydı. Her iki isim de sosyal medyada paylaştıkları mesajlarla saldırıdan dakikalar önce mekândan ayrıldıklarını duyurdu. İşte çiftin möekandan paylaşımları...
Microsoft'tan korkutan açıklama
Xbox patronu Phil Spencer'a göre, Microsoft'un sıradaki büyük konsolu Scorpio için, 2017 yılında ortaya çıktığı zaman hayranları, "özel konsol" konumunu yansıtacak bir fiyat ödemeye hazır olmalılar. NZGamer ile yaptığı bir röportajda Spencer, Microsoft'un Xbox One S ve Scorpio'yu nasıl tasarladığını açıklayarak, bu ürünlerin "paralel" bir şekilde tasarlandıklarını ve yüksek bir fiyatın yüksek bir performans anlamına geldiğini söyledi.
Xbox Scorpio'nun şu anda Xbox tarafından önerilenlere göre çok daha güçlü özellikler sunmasının beklendiği için, fiyatın da düşük olmayacağı tahmin edilebilir. Ancak Spencer, bunun anlamının konsolun "inanılmaz bir fiyata" satılacağı olmadığını söyleyerek biraz olsun durumu hafifletiyor.
Spencer'ın söylediğine göre Xbox One S için olduğu gibi, Scorpio için de farklı hard disk boyutları ile farklı fiyatlar söz konusu olacak ve genel olarak fiyat düzeni buna uygun olarak ayarlanacak.
Başka bir deyiş ile, Microsoft'un, Xbox One S'te yaptığı gibi Scorpio konsolunda da öncelikle büyük hard disklere sahip olan sürümleri sunması ve kısa bir süre ardından da daha küçük depolama alanına sahip olan daha ucuz sürümlerini ortaya çıkartması beklenebilir. Ama fiyatların, çok da ucuz olmayacağı şimdiden kesinleşmiş gibi duruyor. (Chip.com.tr)
2017'de başımıza gelecek 10 teknolojik şey
Gelecek trendlerini ve teknolojilerini araştıran düşünce kuruluşu GelecekHane, 2017'de dünyanın geleceğine ve insan yaşamına damga vuracak en önemli 10 teknoloji trendini açıkladı.
Sanal Gerçeklik
Sanal gerçeklik, internet hızının artması, mobil cihazların 360 derece videoları desteklemeleri, grafik kartlarının gelişmesi gibi teknolojik gelişmeler sonucunda son birkaç yıldır çok hızlı bir şekilde yayılıyor. Eğlence, oyun, sinema, tasarım, mobil uygulama, sosyal medya, simülasyon, alışveriş, endüstri ve sanat gibi birçok alanda Sanal Gerçeklik (VR) hayatımızda daha çok yer alacak.
Yapay Zeka
Yakın zamanda basit rutin işlemleri yapay zekâya yaptırmanın pek çok işletme için mümkün hale gelmesi bekleniyor. Böylece bu rutin işleri yapan insanlar daha katma değerli işlere odaklanabilecek, yapay zekâ ile insan arasında kıymetli bir iş paylaşımı olacak.
Nesnelerin İnterneti
Nesnelerin interneti son yıllarda olduğu gibi bu yıl da önemini arttırarak revaçta olmaya devam edecek. Bu teknoloji, kullandığımız tüm cihaz ve eşyaların birbirlerine ve internete bağlanmasını, yer ve zamana bağlı olmaksızın birbirleriyle iletişime geçmelerini sağlayacak. Aklınıza gelebilecek her türlü nesne akıllı hale gelecek ve hayatımızı kolaylaştıracak.
Beyin Dalgaları
Beyin hastalıklarının önceden tespiti, hastalıklara müdahele, beyin okuma-yazma cihazları başta DARPA olmak üzere çeşitli araştırma enstitüleri ve Human Brain Project gibi ülkeler arası araştırma projeleri tarafından büyük bütçeler ayrılarak geliştirilmeye çalışılıyor. Beyin tarafından yayılan ışınımların tespiti ve kullanımı sayesinde bireylerin günlük yaşantılarında hayat veriminin artırılması hedefleniyor.
İnsan Odaklı Olmak
İnsan odaklılık son yıllarda oldukça popüler bir konu olmaya başladı. Özellikle tasarım ve mühendislik alanlarında çıkan herhangi bir yeni ürün, sistem veya hizmet projelerinin odağında insan var. İnsan odaklı olmayı, geleneksel bakış açısıyla geliştirilen ürün ya da sisteme insanın uymasını bekleyen görüşün aksine ürün ya da sistemin insana uyum sağladığı yaklaşımlar olarak özetleyebiliriz.
Kişisel Tıp (Genetik Tabanlı)
Günümüzde, birçok tıbbi uygulama büyük toplulukların ortalaması alınarak belirlenen tedavi standartlarına dayanıyor. Kişisel tıp spesifik özellikler, yaş, cinsiyet, boy/kilo, diyet ve çevre koşullarına dayanarak hastanın sağlığını yönetmektir. Kişisel tıp uygulamaları ile kanser, kalp hastalığı ve diyabet gibi yaygın hastalıklar kapsamında risk altındaki bireylerin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Geleneksel tıbbın tamamen göz ardı edilememesine rağmen, kişisel tıbbın öneminin gün geçtikçe daha da artması ve geleceği şekillendirmesi bekleniyor.
Hane Tipi Enerji Çözümleri
Geleceğin şehirlerinde enerji üretimi ve tüketimi günümüzdekinden farklı olacak. Enerji üretimi sadece santrallerde gerçekleşmeyecek, her bina / ev kendi enerjisini üretecek ve depolayacak. Ürettiği enerjinin bir kısmını kullanacak, tükettiğinden fazlasını ürettiği zamanlarda enerji fazlasını şebekelere aktaracak. Böylece geleceğin şehirlerinde hane halkı tüketmeye devam edecek ama aynı zamanda tükettiğinden belki de daha fazlasını üretir hale gelecek.
Sosyal Robotlar
Sosyal robotlar kendi kendilerini yönetebilen, kendi içerisinde tanımlanan sosyal kurallara ve kendisine atanan görevler dahilinde insan ve diğer otonom sistemlerle iletişim kurabilen, etkileşebilen sistemlerdir. Bu robotlar dışardan gelen ses, görüntü gibi verileri algılayıp, analiz edecek donanım ve yazılımlarla döşenmiştir. Sosyal robotlar gelecekte daha da insansılaşacaktı
Günümüzde teknoloji hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Öyle ki artık akıllı cihazlarımız olmadan evden çıkamıyoruz. Durum böyle olunca da bu cihazlar giderek küçüldü ve birer aksesuara dönüştü. Bileklere, kola hatta yüze bile uygulanabilen bu buluşla birçok cihaz giyilebilir hale geldi.
Fenerbahçe için daha kolay olmalıydı
Kadıköy'deki 6-0 olması gerekirken 2-0 biten maçtan sonra her şey daha kolay olabilirdi.  Fenerbahçe taraftarının özellikle sahada istediği oyuncu Van Persie sahadaydı ama sonucu almak kolay olmadı.
İstanbul'daki maç sonrası beklenti Fenerbahçe baskısı ve karşı sahaya geçmekte zorlanan bir Lokomotif Moskova görüntüsüydü. Öyle de olmadı.  İlk yarıda dengeli bir oyun vardı. İlk 5 dakikada Fenerbahçe karşı kalede iki pozisyon buldu. Ancak 2-0'ın da etkisiyle takım topu daha çok kendi sahasında karşılamaya başladı.
Oysa ki, önde basan Fenerbahçe daha etkili olabilirdi. İlk yarıda çıkarken kaptırdığı toplar Fenerbahçe kalesinde sorun yaratsa da Lokomotif Moskovalı oyuncuların kale önündeki beceriksizliği sarı-lacivertli takımı korudu. Ancak o da bir yere kadardı, bir hata diğer beceriksizliği silip attı. Kaleci Fabiano'nun elinden kaçırdığı top, Lokomotif Moskova'nın imdadına koştu, umutlarını yeşertti. Hem de son dakikada böyle bir golün olması Rus takımının ikinci yarı başlarken daha da istekli olmasına neden oldu. Tabi bir de, Gökhan Gönül'ün oyundan çıkması Fenerbahçe'nin ilk maça oranla neredeyse hiç işlemeyen kanatlarını daha da zayıf hale getirdi.
İkinci yarıda ise beklenen oldu. Lokomotif Moskova, "2. golü bulabilirim" ümidiyle istekli bir oyunla başladı. Fenerbahçe ise, kontra ve hızlı akınlarla karşı kaleye gitmeye çalıştı.
Özellikle Volkan Şen ve Nani üzerinden oynayan Fenerbahçe, ayrıca duran toplardan sonuç almaya çalıştı. Maç çok erken bitebilirdi ancak Van Persie kale önünde kaçırdı. Dakika 60'da, Volkan Şen'in sol kanattan yaptığı orta ile arka direkte buluşan Robin Van Persie'nin kafa vuruşu az farkla kalenin sağından dışarı çıktı. "Maçın kırılma anı bu mu?" derken Lokomotif Moskova oyuncusu Samedov'un dakika 71'de kale önünde Fabiano'nun üzerine vurduğu pozisyon oldu.
Fenerbahçe'de defans üçlüsünden Mehmet Topal ve Kjaer iyi bir futbol sergiledi. Alves, De Souza ve Ozan Tufan'ın vasatlığı dahi skoru 1-0'da tutmaya yetti. Fenerbahçe'nin kanatlardaki üstünlüğü ikinci yarıda da sahaya yansımadı. Hasan Ali Kaldırım ve Şener Özbayraklı genelde savunmada kaldı. Volkan Şen etkili olmaya çalıştı ama kimi zaman çok etkili olsa da, kimi zaman Fenerbahçe taraftarına saç baş yoldurttu.
Sahanın Fenerbahçe adına en kötüleri Nani ve Van Persie idi. Nani çok top ezdi, Van Persie ise, maçı bitirebileceği pozisyonda net golü kaçırdı. Fenerbahçe için daha kolay olmalıydı ama yine de Fenerbahçe UEFA Avrupa Ligi'nde son 16'ya kalmayı bildi, hayırlı olsun...
İklim değişikliği nedeniyle yok olan ilk memeli türü
İnsanların sebep olduğu iklim değişikliğinin ilk kez bir memeli türünün neslinin tükenmesine yol açtığı haberleri kamuoyuna yansıdı. Avustralya'nın Queeensland sahili açıklarındaki Büyük Set Resifi'nin endemik türü olan bir kemirgen yok oldu. Peki dünyamıza ne oluyor?
Avustralyalı bilim insanları sadece Avustralya ile Yeni Gine arasındaki ufak adacıklardan birinde yaşayan bir kemirgen olan mozaik kuyruklu sıçanın neslinin tükendiğini açıkladılar. Bu türün yaşadığı ada sadece 36 dönümlük bir kum tepeciği. Tepeciğin otlarla kaplı kısmında ise yeşil kaplumbağalarla birlikte bu mozaik kuyruklu sıçan yaşıyordu. Ancak bu adacığın en yüksek yeri deniz seviyesinden sadece üç metre yukarıdaydı. Binlerce yıldır bu adacıkta yaşayan kemirgenler deniz sularının her geçen gün bu adayı kaplaması nedeniyle yaşamakta zorluk çekiyordu. Bu adada son olarak 2009 yılında görülen mozaik kuyruklu sıçan, bilim insanlarının sonraki ziyaretlerinde bulunamadı. 2016 yılının Haziran ayında da resmi olarak nesli tükenmiş olarak kabul edildi. Daha da önemlisi bu canlı dünyada ilk defa nesli iklim değişikliği nedeniyle tükenen memeli türü oldu.
Peki bu neden önemli? Dünya tarihinde aralıklı olarak büyük felaketler yaşanmış ve bu felaketlerin bazılarında canlı türlerinin önemli bir kısmının nesli tükenmiş. Bu büyük felaketlerin sonuncusu 67 milyon yıl önce dinozorların sonunu getiren meteorun çarpması sonrasında yaşanmış. Ancak insanlığın tüm dünyaya yayılmaya başladıkları son 18 bin sene içerisinde canlıların nesillerinin tükenmesi çok hızlanmış. Son zamanlarda yapılan araştırmalar bu felaketin neredeyse meteor çarpması seviyesine yaklaşmakta olduğunu gösteriyor. Artık dünyada her sene 140 bin canlı türünün nesli tükeniyor, ancak biz bunlardan çok azını bilimsel olarak inceleyebiliyoruz.
Bu sefer nesli tükenen kemirgen gayet iyi incelenmiş ve son derece dar yaşam alanı olan bir canlı. Bu nedenle de bu kaybın nasıl gerçekleştiği de kayıt altına alınabilmiş. Ayrıca bu canlının yaşamış olduğu adada yaşayan bir insan yok. Dahası insanların yaşadığı diğer bölgelerden de çok uzakta olduğundan kimyasal kirlenmeden de olabildiğince uzakta bir ada. Bundan dolayı bu canlının neslinin tükenmesi kesinlikle deniz seviyesindeki yükselmeye bağlanabiliyor.
Deniz seviyesindeki yükselmeyi ise iklim değişikliğine bağlamak bilimsel gerçeklerle de uyumlu. Bildiğiniz gibi nesneleri ısıttığınız zaman, birkaç özel durum hariç, genleşirler, yani hacimleri artar. Denizlerin de ortalama sıcaklığı son yüz sene içerisinde yaklaşık olarak bir derece arttı. Bu da denizlerin hacminin bu ısınmaya paralel olarak artacağını gösterir. Denizler ancak yukarıya doğru genişleyebileceklerinden bu deniz seviyesinde bir artış getirecektir. Denizlerdeki her bir metrelik yükselme kumsalın 100 metre içeriye doğru çekilmesine yol açar. 36 dönümlük bir adada ise bu adanın zaman zaman tamamen sularla kaplanmasına ve bu adada yaşayan tüm kara canlılarının ölümüne neden olacaktır.
Fizik basittir. Isınan cisimler genleşir. Hava ne kadar sıcaksa o kadar da nem barındırabilir. Sıcak havada rüzgarın da daha hızlı esmesine yetecek enerji vardır. Bu nedenlerden dolayı artık karşımıza çıkan hava olaylarının nedeninin iklim değişikliği olduğunu kanıtlamaya gerek yok. Senelerdir hortum görülmeyen İstanbul'da bir mevsimde iki tane hortum görülüyorsa bu tabii ki iklim değişikliğinin bir sonucudur. Atmosferin bu denli ısındığı bir dünyada uç olayların nedeninin iklim değişikliği olduğunu kanıtlamamıza artık gerek yoktur. "Bunlar doğal olaylar" diyen kişilerin olan değişikliklerin doğal olduğunu göstermeleri gerekir.
Son olarak "bir sıçanın nesli tükenmişse ne olmuş?" diyenler olacaktır. Dünyadaki tüm ekosistem birbirine bağlıdır. Bir canlı türünün ortadan kalkması onunla beslenen diğer bir canlı türünün besinini kaybetmesine ya da o canlının besini olan başka bir canlının tehdit olmadığı için kontrolsüz üremesine neden olabilir. Bir gün bir bakarız ki dünyanın bir ucunda nesli tükenmiş olan bir sıçan türü nedeniyle dünyanın diğer ucundaki bir insanın hayatı ciddi anlamda etkilenebilir. Bundan dolayı elimizden geldikçe doğanın dengesini korumaya çalışmalıyız. O denge bir kez bozuldu mu başımıza neler geleceğini bilemeyiz.
Milli Piyango sonuçları (2017) | Tam sıralı liste belli oldu
Milli Piyango büyük ikramiye sonuçları dün gece yayınlandıktan 3 saat sonra sıralı tam lise yayınlandı. Amorti belli olduktan sonra sırasıyla 500 bin, 1 milyon, 2 milyon, 5 milyon, 10 milyon ve büyük ikramiye olan 60 milyon ikramiye çekilişi yapıldı. Büyük ikramiyelerin hepsinde İstanbul'un geçmesi dikkat geçti. Sıralı tam listede 60 milyon, 10 milyon, 5 milyon, 2 milyon, 1 milyon, 500 bin, 100 bin, 50 bin, 10 bin, 5 bin, 3 bin, 2 bin, 1000, 500, 400, 300, 200, 120 lira kazanan ikramiyelerin numaraları mevcuttur.
Milyonların beklediği büyük ikramiye sonuçları açıklandıktan sonra gözler sıralı tam listeye çevrildi. Tam lise sonuçları, yayınlandı, aşağıdaki listede görebilirsiniz. 2017 Milli Piyango büyük ikramiye sonuçları 31 Aralık 2016, saat 23:40'ta açıklandı. Amorti rakamlar 0 ve 5. Tüm sonuçlar CNN Türk haber sitesinde yer alacaktır. İkramiyelerde en çok çıkan il İstanbul oldu. 60 milyonluk büyük ikramiye başta olmak üzere birçok ikramiye İstanbul'a çıktı.
60 milyon büyük ikramiye belli oldu
10 milyon liralık ikramiye çıkan numaralar ise yapılan çekilişler sonucunda şöyle: 0 5 5 0 9 2 1
5 milyon liralık ikramiye çıkan numaralar belli oldu. Aşağıda yer almaktadır
2 milyon liralık ikramiye kazanan numaralar çıktı. Kazanan numaralar çeyrek bilete çıktı. İstanbul'a gene ikramiye çıktı. Numaralar 8 9 3 2 8 9 2
1 milyon liralık ikramiyenin kazanan numaraları belli oldu. 1 Milyon liralık ikramiyeyi kazanan iller 3 İstanbul ve Bursa'ya çıktı
Amorti belli oldu
Birinci amorti sayısı 0, ikinci amorti sayısı 5
Büyük ikramiye için canlı yayın başladı. MPİ sitesinde canlı şekilde yayınlanacak.
Sonuçlar tam liste olarak açıklanır açıklanmaz, CNN Türk haber sitesinde verilecektir.
Büyük ikramiye saat kaçta açıklanacak?
TRT 1'de canlı yayında 60 milyon büyük ikramiye sonucu 31 Aralık 2016 tarihinde saat 23:30'ta açıklanacak.
İlk çekiliş hangi ikramiye bilet numaraları belli oldu mu?
Diğer çekilişler ne zaman olacak ve nasıl çekiliş yapılacak.?
2 ile başlayan bilet 4 kez kazanırken, 5 ile başlayan bilet 3 kez büyük ikramiyeyi sahiplerine kazandırdı. Aşağıda son 10 yılda büyük ikramiyeye çıkan numalar yer almaktadır.
Başka ikramiye olacak mı?
Toplam kaç bilet dağıtalacak?
Asgari ücret 5 yılda ikiye katlandı
Yaklaşık 6,5 milyon çalışanı doğrudan ilgilendiren asgari ücret görüşmeleri tamamlandı. İşçilerin merakla beklediği rakamlar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu tarafından kamuoyuyla paylaşıldı. Genelde yılın ilk ve altıncı ayı için kademeli olarak açıklanan asgari ücret, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da yılın tamamı için belirlendi.
Yeni yılın tamamı için belirlenen rakamlara göre asgari ücret 2017 yılında brüt bin 777 lira 50 kuruş, net bin 404 lira 6 kuruş oldu. Yüzde 8'lik artış oranıyla asgari ücretlinin eline geçen yıla oranla104 lira fazla geçecek. Asgari ücretin yıllara göre dağılımına bakıldığında ise son beş yılda yeni açıklanan rakamla yaklaşık iki katlık bir artış gözleniyor.
Asgari Ücret Tespit Komisyonu tarafından 2013'ün ilk 6 ayı için açıklanan rakam net 773 liraydı. 2017 için bu rakam bin 404 lira olarak belirlenirken, dört yılda aradaki fark 631 lira olarak gerçekleşti. Yani asgari ücretle çalışan bir kişinin eline 2013'teki rakamlara göre 631 lira fazla para geçecek.
Komisyon 2013'ün ikinci altı ayı için net 803 lira, 2014'ün ilk altı ayı için de net 846 liralık rakam belirlemişti. Asgari ücret 2014'ün ikinci altı ayı için net 891 lira, 2015'in ilk altı ayı için 949 lira, ikinci altı ayı için de net bin lira olarak açıklanmıştı. Asgari ücret geçen yıl ise net bin 300 lira olarak belirlenmişti. Asgari ücrete bu yıl yapılan zamla geçen yıla göre artış yüzde sekiz oldu.
Şahan Gökbakar: Bu hainler yakalansın!
Şahan Gökbakar, Ortaköy'da yaşanan terör saldırısında hayatını kaybedenlerin ardından 'Oh olsun, bunlara müstahak' şeklinde yorum yapanlara sosyal medya hesabından tepki gösterdi.
Ünlü gece kulübü Reina'da meydana gelen ve 39 kişinin hayatını kaybettiği terör saldırısı sonrasında sosyal medyada yayılan haberler isyan ettirdi. Şahan Gökbakar tepkisini şu sözlerle dile getirdi.
"Bir yılbaşı günü, savunmasız masum insanları katleden terörü lanetliyorum… Ancak bir şeyi daha yüksek sesle kınamalıyız diye düşünüyorum. O da bu olaydan sonra sosyal medyada bolca ama baya bolca yer alan, "oh olsun, bunlara müstahak" minvalinde ahlaksızca, çirkin, insanlık dışı, vicdansızca yapılan yorumlar, atılan tweetler…
Google kendi akıllı saatini üretecek!
Amerikan teknoloji devi Google yaptığı açıklama ile 2017 yılında iki yeni akıllı saat duyuracaklarını açıkladı. Google markasıyla çıkacak olan akıllı saatlerin 'premium' segmentte olacağı söyleniyor.
Google Android Wear Ürün Müdürü Jeff Chang'ın açıklamasına göre Google iki yeni amiral gemisi akıllı saatini önümüzdeki yılın ilk çeyreğinde tanıtacak. Chang, yeni amiral gemisi akıllı saatlerin Android Wear 2.0 işletim sistemini kullanan ilk cihazlar olacağını söyledi.
The Verge'ün haberine göre Google'ın yeni akıllı saaati Pixel veya Google markasını değil ismi henüz belirtilmeyen bir üreticinin markasını taşıyacak. Bu üreticinin henüz kim olacağı bilinmesede Nexus serisinde izlenen politikanın devam edeceği tahmin ediliyor.
Geçtiğimiz haftalarda Android Wear 2.0 için 4. geliştirici önizleme sürümü yayınlarken firma yeni duyurular yapmaya da devam ediyor. Ocak ayında son geliştirici önizleme sürümünün yayınlanması beklenirken mart ayı gibi de güncellemenin resmi olarak yayınlanması ve cihazlara gönderilmeye başlaması bekleniyor. Güncellemeyi Android ekosistemindeki pek çok cihaz gibi üreticiler kendileri uyarlayarak göndereceği için Google tüm cihazlar için net bir zaman vermiyor.
Akıllı Saatlerin Kökeni 1999'a Dayanıyor. Yükselişi ise 2014'e.
2014 yılında hız kazanmaya başlayan ve kökenleri 1999 yılına kadar dayanan akıllı saatler özellikle son iki yılda büyük bir yükselişe geçti. Samsung, Apple, LG, Motorola, Asus gibi dev üreticilerin de pazara girmesiyle şekillenen ürünler gelişimine devam ediyor. Sektörde devrim niteliğinde görülen yuvarlak ekranları ise ilk kullanan Motorola olmuştu. O zamanlar Google bünyesinde bir firma olan Motorola bu akıllı saati ile gerçek bir akıllı saatin nasıl olması gerektiğini göstermişti. Motorola'dan sonra da neredeyse tüm üreticiler gerçek saatlere daha çok benzeyen oval ekranlar kullanmaya başladı.
Ülkemizde Akıllı Saat Pazarı
Ülkemizde özellikle Samsung'ın Gear S2 ve Gear S3 ile hakim olduğu akıllı saat pazarında Gear S3 modeli büyük bir sükse yarattı. Apple ise Samsung'a göre yüksek ve düşmeyen fiyatı nedeniyle biraz daha az satmakta.
Amerikan teknoloji devinin premium akıllı saatlerini büyük ihtimalle MWC'17'de göreceğiz. Hangi firmanın saati üreteceği belli olmasa da çok fazla akternatif olduğunu söylemek de mümkün değil. Google'ın iki yeni premium akıllı saati büyük ihtimalle Samsung, LG, Asus, HTC ya da Huawei'den gelecek. Lenovo'ya satılan Motorola'nun ise Googl e'ın akıllı saatini üretmesi beklenmiyor.
Jet motorlu araba rekor için piste çıkıyor
Projenin yöneticileri, oyuncak araba görünümündeki bu mühendislik harikasının aslında 'çocuklara bilimi sevdirmek' amacıyla tasarlandığını söylüyor.
Ekim ayı içerisinde saatte 1228 km olan dünya hızır rekorunu kırmayı deneyecek. Böylelikle ses hızını da geçmiş olacak.
Projenin ilerleyen aşamalarında, aracın 1600 km'ye kadar çıkabileceği düşünülüyor.
Bu hıza ulaşabilmek için arabada jet motoru kullanılıyor. Maliyeti ise Çin'deki bir sponsor firma üstleniyor.
Bir önceki rekoru 1997 yılında, ABD Blackrock, Nevada çölünde Andy Green tarafından kırılmıştı.
Kılıçdaroğlu: "Moda işine baksın o"
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Barbaros Şansal'ın "palalı saldırgan" konusunda CHP'ye yönelik iddialarına ilişkin, "Aklını peynir ekmekle yemiş herhalde. Moda işine baksın o" dedi.
Kılıçdaroğlu, Hürriyet Gazetesi Antalya temsilciliğini ziyaret ederek, gazetecilerin sorularını yanıtladı.
"Barbaros Şansal, Gezi olaylarındaki "palalı saldırganın" CHP ile bağlantısı olduğunu iddia etti, bu konuda ne düşünüyorsunuz" sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, "Kim o?" diye sordu.
Şansal'ın modacı olduğunun söylenmesi üzerine Kılıçdaroğlu, "Aklını peynir ekmekle yemiş herhalde. Moda işine baksın o. Eğer siyasete soyunacaksa AKP orada duruyor, gider oraya katılır, o zaman bizim muhatabımız olur" diye konuştu.
ABD'ye ziyaret
ABD'ye ziyaret yapıp yapmayacağı yönündeki soru üzerine Kılıçdaroğlu, henüz programın netlik kazanmadığını kaydetti. "Fethullah Gülen'i ziyaret edecek misiniz" sorusuna ise Kılıçdaroğlu, "Sanmıyorum. Çünkü bizim takvimimiz farklı" cevabını verdi.
Demokratikleşme paketinde değişiklik olup olmayacağı ile ilgili soruya Kılıçdaroğlu, bunu kendilerinin de merak ettiğini kaydetti.
Yerel seçimler
Kılıçdaroğlu, yerel seçimde Antalya Büyükşehir Belediye Başkan adayını ne zaman açıklanacağı ile ilgili soru üzerine, şunları söyledi:
"İleriki günlerde bir açıklama yapılacak. Adayların belirlenmesi konusunda bazı yerlerde parti içinde yoklama, bazı yerlerde ise halk arasında yoklama yaptık. Adaylar parti tüzüğüne göre belirlenen 5 kişilik komisyon tarafından belirlendi. Komisyon, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı için de değerlendirme yaptı ve mevcut Belediye Başkanı Mustafa Akaydın hakkında olumlu görüşler geldi ancak henüz hangi adayın belirlendiği konusunda net bir düşünce hakim değil."
Eski CHP Genel Başkanı ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal'ın yerel seçimlerde aday belirlemede etkili olup olmayacağı sorusunu Kılıçdaroğlu, "Sayın Deniz bey, saygı duyduğumuz siyasal önderlerimizden birisidir. Bu partinin bugünlere gelmesinde büyük emeği bulunmaktadır ancak adaylarla ilgili son sözü Parti Meclisi söyleyecek. Parti tüzüğünün onay vermediği bir kişiyi aday göstermemiz mümkün değil" şeklinde cevapladı.
Antalya'da AK Parti'nin iddialı olacağına inanmadığını söyleyen Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
"Antalya her zaman sosyal demokrat bir partiye ihtiyaç duymuştur. Antalya turizmin merkezidir. Onlar savaş yanlısı, biz barış yanlısıyız. Biz de insana sevgi var, onlarda ise 'kin duygusunu unutmayın' öğütü var. Aramızda çok fark var. Tabiki AKP burayı almak isteyecektir ama Antalya, Antalyalılarındır ve bizler de yöneticisiyiz."
Hükümetin dış politikası
Türkiye'nin komşu ülkeleriyle kavgalı olduğunu anlatan Kılıçdaroğlu, dış politikada derin kırılmaların yaşandığını savundu. Türkiye'nin kapısını çalacak bir komşunun kalmadığını ifade eden Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:
"Öfke, hitabet sanatına dönüştürüldü. Bir politikacının duygularıyla değil, aklı ve mantıyla hareket etmesi gerekir. Başbakan Erdoğan, Mısır'da bir genç kız öldürüldü diye ağladı ancak Kenya'da öldürülen 8 aylık hamile Türk kızı için herhangi bir üzüntü duygusu göstermedi."
Kılıçdaroğlu, Deniz Feneri e.V. davası ile ilgili bir soru üzerine ise "Beşir Atalay'ı köstebek ilan ettik, ne oldu, yerinde oturuyor. Normalde o koltukta oturmaması lazım. Olan savcılara oldu. Ağırıma giden şu; hem din iman edebiyatı yapacaksın hem yolsuzluk yapacaksın, kul hakkı yiyeceksin. Sonra kalkacaksın karşındaki insanları suçlayacaksın" dedi.
Kılıçdaroğlu, Tuncel Kurtiz'in vefatının hatırlatılması üzerine, Kurtiz'in Türk sinemasına büyük değer katan bir karakter oyuncusu olduğunu belirtti. Kurtiz'in vefatını Türk sineması açısından acı bir kayıp olarak nitelendiren Kılıçdaroğlu, "Allah'tan rahmet diliyoruz kendisine. Yılmaz Güney'in çok yakın arkadaşıydı. Gerçekten önemli bir kayıp sinemamız için" ifadesini
Beşiktaş-Galatasaray maçındaki olaylar
Kılıçdaroğlu, Fatih Terim'in görevden alınması ile ilgili soru üzerine, kendisini Galatasaray yöneticilerinin yerine koymak istemediğini söyledi.
Terim'in Türk sporunun kilit isimlerinden birisi, sadece Türkiye'de değil, dünyada ünü bulunan bir spor yöneticisi olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, kulüp ile arasındaki ilişkileri bilmediği için yorum yapamayacağını kaydetti.
Beşiktaş-Galatasaray maçındaki olaylarla ilgili taraftar gruplarının liderlerinin gözaltına alınmasına tepki gösterdiklerini belirten Kılıçdaroğlu, "Bu, dikta yönetimin bir başka versiyonu. Ne işiniz var sizin sporda. Spora siyaseti bulaştırırsanız bu noktaya gelir. Doğru değil bu. Taraftar grupların liderlerinin gözaltına alınmasının doğru olmadığına inanıyorum" diye konuştu.
Bu arada, CHP İstanbul İl Başkanlığından da Şansal'ın iddialarına ilişkin yazılı açıklama yapıldı.
Açıklamada, şöyle denildi:
"Barbaros Şansal'ın Talimhane bölgesindeki palalı saldırgana dair CHP'yi suçlayan iddialarına cevap vermeyi gereksiz bulmakla birlikte, kamuoyuna saygımızdan, ülke olarak kritik süreçlerden geçtiğimiz şu günlerde böylesi saçma ve gerçeklikle hiçbir şekilde örtüşmeyen bu iddiaya karşı bir açıklama yapma gereği duyduk.
Şansal, 'CHP İstanbul İl Başkanlığı danışmanlarından bir tanesi'nin olayı CHP'nin tezgahladığı tarzında sözler söylediğini iddia etmiştir. Bu sözler gerçekle iddiası olmayan bir iftiradan ibarettir. Şansal iddiasını ispatla mükelleftir. Genel Başkan Yardımcımız Gürsel Tekin'in de belirttiği gibi ülkenin gerçek sorunlarının üzerini kapatmak için yaratılmak istenen sahte gündemlere alet olmayacağımızı, buna alet olanları da muhatap kabul etmeyeceğimizi kamuoyuna saygıyla bildiririz."
Bu arada, CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin de AA muhabirinin konuya ilişkin sorusu üzerine 29 Eylül Pazar günü Türkiye'nin gündemini yakından ilgilendirecek konularda, belgelerle bir basın toplantısı düzenleyeceğini belirterek, "Herkes bu açıklamamızı beklesin" dedi.
Vizyonda bu hafta
"İkinci Şans", "Adam mısın!", "Bir Şey Değilim", "Mezuniyet", "Fantastik Canavarlar Nelerdir, Nerede Bulunurlar?", "Ölüm Alfabesi: Kötülüğün Başlangıcı" ve "Ayı Kardeşler: Büyülü Kış".
Adam mısın!
Emir Halilzade'nin yönettiği filmde Ahmet Çakar, Sinan Engin, Rasim Ozan Kütahyalı, Ertem Şener, Abdülkerim Durmaz, Kadir Çöpdemir, Ceyhun Yılmaz, Burçin Abdullah, Duygu Şen ve Nagehan Alçı gibi ünlü isimler rol aldı.
Komedi türündeki film, sevenleri ile buluşmak üzere bir sponsorun organize ettiği tatile çıkan bir futbol ekibinin, tatil için gittikleri otelde kendilerini karşılayacak olan sponsora bir türlü ulaşamamaları sonrasında başlarına gelen komik olayları konu alıyor.
Ding Liang ile Fuyuan Liu'nun yönettiği animasyon filmi "Ayı Kardeşler: Büyülü Kış"ın Türkçe seslendirmelerini Arda Kavaklıoğlu, Sinan Divrik, Galip Erdal ve Oğuz Toydemir gibi isimler yaptı.
Bir önceki filmi "Ayı Kardeşler: Kurtarma Operasyonu" adıyla vizyona giren serinin son bölümü, yeni bir macerayla izleyicinin karşısına çıkıyor.
Bir Şey Değilim
Münir Can Cindoruk, Bihter Dinçel, Ahmet Saraçoğlu, Levent Ülgen ve Rıza Sönmez'in başrollerinde oynadığı filmin yönetmenliğini Muharrem Özabat yapıyor.
Senaryosu da Özabat'a ait olan film, zor günler geçiren tiyatro oyuncusu bir gencin, kötü adam karakterini oynamak için ikinci sınıf bir sinema filmine çağrılmasının ardından sette yaşadığı olaylar etrafında dönüyor.
J.K. Rowling'in, 2001 yılında yazdığı aynı adlı kitaptan sinemaya uyarladığı ve bir gezgin büyücü olan Newt Scamander'ın Amerika'daki maceralarını beyaz perdeye taşıyan filmin başrollerinde Eddie Redmayne, Ezra Miller, Colin Farrell ile Ron Perlman yer alıyor.
Harry Potter filmlerinden tanınan David Yates'in yönetmen koltuğunda oturduğu film, Newt Scamander'ın büyülü bavulundaki nesli tükenmekte olan sihirli yaratıkların, bavulun içerisinden kaçarak Amerika sokaklarına taşması sonrası yaşanan maceraları anlatıyor.
İkinci Şans
Özcan Deniz'in yazıp yönettiği ve Nurgül Yeşilçay, Özcan Deniz, Mesut Can Tomay, Afra Saraçoğlu, Berrin Arısoy Akhasanoğlu, Fulya Şirin, Aybike Turan ile Füsun Erbulak'ın oynadığı "İkinci Şans" isimli film, sinema severlerle buluşuyor.
Geçmişleriyle yüzleşen iki zıt karakteri odağına alan film özetle şöyle:
"Matematik öğretmeni olan Yasemin ile et restoranı sahibi gurme Cemal'in yolları kesişir. Yasemin geçmişte yaşadığı yanlış evliliğin yaralarını sarmaya çalışan, attığı adımlara dikkat eden bir annedir. Cemal ise sosyal, geçmişinden kurtulmak isteyen gamsız bir adamdır.
Bu zıt karakterli ikilinin tanışması önce kavgalı olacaksa da zamanla hüzünlü bir aşka dönüşecektir. Geçmişlerinin derinlerine indiklerinde ikisinin de ikinci bir şansa ihtiyacı olduğu ortaya çıkar."
Altın Palmiye'li "4 Ay, 3 Hafta, 2 Gün" filminin yönetmeni Cristian Mungiu yeni filmi "Mezuniyet" ile bir olay üzerinden çatırdayan ebeveyn-çocuk ilişkisinin yanı sıra etik, gerçeklik ve doğruluk gibi kavramları sorguluyor.
Ölüm Alfabesi: Kötülüğün Başlangıcı
Elizabeth Reaser, Lulu Wilson, Annalise Basso ile Henry Thomas'ın oynadığı filmin yönetmenliğini Mike Flanagan üstleniyor.
2014'ün hit filmi Ölüm Alfabesi'nin devamı olan "Ölüm Alfabesi: Kötülüğün Başlangıcı", izleyenleri yeni korkunç bir hikayeyle bir kez daha ruh çağırma tahtasının etkisi altına almayı amaçlıyor.
Göz bozukluğunu tespit eden telefon
Göz sağlığı konusunda sıkıntı yaşayanlar için imdada yetişecek olan EyeQue göz doktoruna gitme sıklığını azaltmanıza olanak sağlayacak .
Bir mobil uygulama ve aparat sayesinde göz numaranızı ölçebilen EyeQue göz sağlığı konusundaki üşengeçliklerimizi ortadan kaldırmak adına çalışmalara başladı ve geride bıraktığımız 2016 Kasım ayı içerisinde Kickstarter kampanyasına başladı. Kısacası EyeQue yatırım bekliyor.
Her geçen gün yenilikler yaşanan kişisel sağlık teknolojileri alanında şansını deneyecek olan EyeQue basit bir şekilde göz testleri uygulayacak. Hem göz sağlığınızı takip etmenize hem de en uygun gözlüğü seçmenize yardım etmeyi hedefleyen EyeQue özellikle teknolojik aletlerin kullanımın çoğalmasıyla insanların göz sağlığının tehlikeye girdiğinin farkında olarak böyle bir girişime atılıyor.
Oldukça küçük bir mikroskopu andıran EyeQue, kullanıcılarına aynı hastanelerde olduğu gibi temel görüş testi uyguluyor. Bu uygulama, hem yakın hem de uzak için ölçümler yapıp, göz bozukluklarınızı tespit edebiliyor. Uygulamanın en büyük faydasıysa bu ölçümleri kronolojik olarak takip edebilmeniz. Yani Artık hastanede doktorlarda sıra beklemenize gerek kalmayabilir.
Olaya daha basit tarafından yaklaşacak olursak EyeQue kullandığınız zamanlar boyunca gözünüzün hangi hızda bozulduğunu öğrenebilir ve buna göre önemler alabilirsiniz. Hem iOS hem de Android işletim sistemleri için indirilebilir EyeQue'nin yaratıcılarından Dr. John Serri ise uygulamalarının bir testten çok oyuna benzediğini de dile getiriyor.
EyeQue sayesinde göz testi uygulamak ise sandığınızdan oldukça basit. Firmanın mobil uygulamasını açtıktan sonra gelen aparatı akıllı telefonumuzun ekranına sabitliyoruz. Ardından uygulamanın verdiği talimatları tek tek takip ederek kırmızı ve yeşil çizgileri kontrol ediyoruz. Göz bozukluğunuzu hastanelerin aksine uygun bir fiyata takip etmenize olanak sağlayan EyeQue, teknolojinin sağlık sektöründeki gelişiminin en güzel örneklerinden olması da bekleniyor.
Kickstarter'da 2,015 kişi tarafından 71 bin dolar destek bulan EyeQue, 2017 CES fuarının da gözdelerinden olacak gibi görünüyor. EyeQue ürününe sahip olmak için ise en azından 25 doları gözden çıkarmanız gerekiyor, cihazların ilk gönderimi ise Ocak ayında olması planlanıyor. 25 dolar vererek aslında tüm muayene masraflarından kurtulmak oldukça mümkün görünüyor.
Altının gramı, yılın ilk haftasına yükselişle başladı
Altının gram fiyatı, yeni yılın ilk haftasına yükselişle başlayarak 131 lira sınırında dengelendi.
Serbest piyasada altının gramı, 2016'nın son haftası dolar/TL'deki yatay seyre paralel yılı yüzde 0,4 azalışla 130,4 liradan tamamladı.
Yeni yılın ilk haftasına yükselişle başlayan gram altın, saat 11.45 itibarıyla yüzde 0,3 artışla 130,9 liradan alıcı bulurken, Kapalıçarşı'da çeyrek altın 215, Cumhuriyet altını 880 liradan satılıyor.
AA Finans Analisti İslam Memiş, geçen hafta ABD ve Rusya arasında yaşanan gerginlikten dolayı yükseliş trendine giren altın fiyatlarının yeni yılın ilk işlem gününde yatay bir açılış yaptığını ancak yükseliş isteğinin devam edebileceğini belirterek, şunları kaydetti:
"Bu hafta ABD ve Rusya arasında yaşanan gerginlik yeni bir boyuta taşınırsa jeopolitik risk algısı yeniden başlayabilir. Bu durumda yatırımcılar güvenilir liman olarak fiziki altın talebinde bulunabilirler diye tahmin ediyoruz. Yaşanan bu gelişmeler altın fiyatlarında bu hafta yükselişlerin devam edeceğinin sinyalini veriyor olabilir. Biz bu hafta yükselişlerin devam edeceğini öngördüğümüzü belirtmek isteriz."
Memiş, altının gram fiyatının bugün 130,50-131,50 lira, altının ons fiyatının ise 1.150-1.165 dolardan işlem göreceği öngörüsünde bulundu.
Gear S3 Aralık'ta Türkiye'de
Samsung Electronicsakıllı saati Gear S3'ü Türkiye'deki kullanıcıların beğenisine sundu.
Analog saatlerden ve saat yapım sanatından ilham alarak tasarlanan Gear S3, en gelişmiş mobil teknolojileri tüketiciler ile buluşturuyor. Sahip olduğu göz alıcı tasarımı ve teknolojileri sayesinde akıllı saati, yaşam tarzını yansıtan vazgeçilmez bir aksesuara dönüştürüyor.
Samsung Gear S3, farklı yaşam tarzlarına uygun iki dikkat çekici versiyonda sunuluyor. Macera tutkunlarından ilham alan Gear S3 frontier, tasarım ve fonksiyonu harmanlayan dayanıklı tarzıyla güçlü bir dış görünüme sahip. Gear S3 classic ise ikonik saatlerde bulunan minimalist ve zarif tarzı yansıtıyor. Her iki versiyon da ince bir işçilik ile tüm detaylarına büyük bir özen gösterilerek tasarlandı.
'Çin malı' algısı değişiyor
Samsung Electronics Türkiye Başkan Yardımcısı Tansu Yeğen, "Samsung olarak, akıllı saat pazarını yeniden şekillendirecek bir ürünü tanıtıyoruz. Gear S3, teknolojik özellikleriyle tüketicilerin günlük yaşamını kolaylaştırıyor. Tasarımıyla da tüketicilere kolunda zevkle taşıyabilecekleri gerçek bir saat sunuyor" dedi. Türkiye'deki kullanıcıların bir önceki model olan Gear S2'yi çok sevdiklerinin altını çizen Yeğen, "Yeni Gear S3 ile tüketicilere, vazgeçmek istemeyecekleri saat deneyimini yaşatacağız" diyerek sözlerini tamamladı.
Nitelikli ve Dayanıklı Tasarım
Lüks saatlerde bulunan zarif detaylara ve geniş ekranlı bir tasarıma sahip olması nedeniyle diğer akıllı saatlerden farklılaşan Samsung Gear S3, analog saat işçiliğinden ilham alınarak üretildi.
Kullanıcılar, çok sayıda sofistike saat arayüzü ve kayış seçeneği* sayesinde, tercihlerine ve ihtiyaçlarına göre saat deneyimlerini kişiselleştirebiliyor. 16 milyon renge sahip Her Zaman Açık Ekran (AOD) özelliği sayesinde, Gear S3'ün ekranı kararmıyor ve her zaman saati gösterebiliyor. Kullanıcılar, önceden tasarlanmış saat arayüzlerini kullanabilecekleri gibi, kendi tasarımlarını da yapabiliyorlar.
22mm'lik standart kayış boyutuna uygun olması nedeniyle Gear S3, kullanıcılara birçok sayıda kayışı kullanma özgürlüğü sunuyor. Gear S3'ün uzun ömürlü pili ise tek bir şarj ile 3-4 güne varan kullanımı mümkün kılıyor.
Şık görünümüne ek olarak Gear S3, IP68 suya* ve toza dayanıklılık standardına sahip. Gear S3 Frontier versiyonu, hareketli yaşam tercihlerine sahip kullanıcıların ihtiyacı düşünülerek, MIL-STD-810G standartlarında dayanıklılık sunuyor. Gear S3'ün her iki versiyonu, çizilmeye karşı dirençli bir ekran sağlamak üzere özel olarak tasarlanmış Corning Gorilla Glass SR+ ile donatıldı.
Günlük yaşamı kolaylaştıran akıllı özellikler
Gear S3'ün imzası niteliğindeki döner çerçeve, yeni özellikler ile geliştirildi. Kullanıcılar, Gear S3'ü telefonla eşleştirdiğinde ekrana dokunmadan bir çağrıya yanıt verebiliyor ya da bir alarmı erteleyebiliyor. Buna ek olarak ekran üzerine yazılan mesajlar, otomatik olarak metinlere çevrilebiliyor. Anımsatıcı uygulaması ise kullanıcıların takvimlerini ve yapılacaklar listesi rahat bir şekilde yönetmesine yardımcı oluyor.
Gear S3, hoparlör, GPS, barometre ve hızölçer gibi donanımlara sahip. Dahili GPS, kullanıcıların doğru bir şekilde günlük fitness faaliyetlerini izlemesine izin verirken barometre ve hızölçer, kullanıcıların rakım ve atmosfer basıncından hava durumundaki ani değişikliklere, kat edilen mesafeye ve hıza kadar bir çok değişkeni takip etmesine imkan tanıyor. Dahili hoparlör ile de kullanıcılar, sesli mesajlarını etkinleştirebiliyor ve favori müzik parçalarını dinleyebiliyor.
Dünyanın en güçlü 10 sürücüsüz otomobil markası
Yerel Uygulamalar
Gear S3 ile uyumlu, 11 binin üzerinde akıllı saat uygulaması bulunuyor. Çok sayıdaki fitness, müzik, haber, oyun ve gezi uygulamaları*, Gear S3 ile birlikte tüketicilere dengeli, sağlıklı ve keyifli bir yaşam vadediyor.
Gear S3 ile uyumlu yerel aplikasyon sayısı ise gün geçtikçe artıyor. Yapı Kredi Bankası ve TEB'in akıllı saat uygulamaları Gear S3 ile bankacılık işlemleri yapma olanağını sağlıyor. Türk yazılımcılar tarafından geliştirilen GoPro Shutter ve Maestro uygulamaları ise Gear S3'ün yeteneklerini bir adım öteye taşıyor.
Tüketicilerin güvenliği düşünülerek tasarlanan Gear S3 ile kullanıcılar, zor bir durum halinde telefonları ellerinin altında değilken bile aile üyelerine, arkadaşlarına veya yardım ekiplerine konum hakkında bilgi veren SOS mesajı gönderebiliyor ve konum takibini etkinleştirebiliyor.
Babel: Rakibimiz Başakşehir
Beşiktaş'ın yeni transferi Ryan Babel hazırlık kampının yapıldığı Belek'te bir basın toplantısı düzenledi. Hollandalı futbolcu şampiyonluk yolunda en ciddi rakiplerinin Başakşehir olduğunu söyledi.
Beşiktaş'ın yeni transferi Ryan Babel, büyük bir kulüpte futbol oynayacağı için mutlu olduğunu söyledi.
Siyah-beyazlıların Antalya'nın Belek Turizm Merkezi'nde kamp yaptığı otelde basın toplantısı düzenleyen Babel, takım arkadaşlarının kendisini çok iyi karşıladığını belirtti.
Kampın iyi gittiğini anlatan Hollandalı futbolcu, "Her oyuncu en yüksek seviyede oynamak ister. Beşiktaş değerli ve önemli bir kulüp. Böyle bir kulübün parçası olduğum için mutluyum." dedi.
Oynadığı her kulüpte beklentilerin büyük olduğunu aktaran Babel, kendi bölgesinde kaliteli futbolcuların takımda yer aldığının hatırlatılması üzerine, "Her kulüpte beklentiler büyüktür. Bu yüzden baskıyla oynamaya alışığım. İyi bildiğimi yapıp elimden geleni göstereceğim. Rekabet takıma fayda getirecektir. Farklı pozisyonlarda birçok alternatif var. Oyuncuların bu tip rekabetlere ihtiyacı olur. Kariyerim boyunca farklı pozisyonlarda oynamayı öğrendim. Belki ideal pozisyonum sol kanat olabilir ama forvet olarak da oynayabilirim." ifadelerini kullandı.
"En ciddi rakip Medipol Başakşehir"
Ryan Babel, Spor Toto Süper Lig'de şampiyonluk yarışında en ciddi rakiplerinin şu an lider durumda bulunan Medipol Başakşehir'in olduğunu dile getirdi.
Galatasaray ve Fenerbahçe'den daha çok şu anki lideri rakip olarak gördüklerini anlatan Babel, "Ligin lideri Medipol Başakşehir. En ciddi rakip onlar gibi gözüküyor." değerlendirmesinde bulundu.
"8 işareti yanlış anlaşıldı"
Ryan Babel, Kasımpaşa'da oynarken eliyle yaptığı 8 işaretinin yanlış anlaşıldığını vurguladı.
Liverpool forması giyerken Beşiktaş'ı 8-0 yendikleri maçta forma giyen Babel, geçtiğimiz sezonlarda oynanan bir Beşiktaş-Kasımpaşa maçında ekranlara yansıyan görüntünün hatırlatılması üzerine şunları kaydetti:
"O bir televizyon görüntüsüydü. İşin aslı şöyle; o maçta Beşiktaş öndeydi. Kalecileri ağır davranıyordu. Bildiğiniz gibi 6 saniye kuralı var. Bende hakemi uyarmak için elimle 7-8-9-10 diye sayıyordum. Tam 8 yaptığımda o görüntü alınmış. Daha önceki bir maçın skoruyla hiçbir alakası yok. Bunu burada ilk defa açıklama şansı buldum. Umarım bir daha böyle sorularla karşılaşmam."
Hollandalı tecrübeli futbolcu, son haftalarda Beşiktaş'ın iyi oynayamadığını aktardı.
Son Gaziantepspor maçını tribünden takip eden Babel, "Son haftalarda sonucu alsak bile yeterince iyi oynayamadığımız maçlar var. Futbol sonuç odaklı. Büyük takımlarda daha da fazla. Son Gaziantepspor maçında iyi oynamadık ama istediğimiz sonucu aldık. İkinci yarı da umarım istediğimiz sonuçları alırız." diye konuştu.
Babel, son zamanlarda yaşanan terör olaylarının sorulması üzerine şu cevabı verdi:
"Türkiye'yi seven bütün insanlar için üzücü. Burası çok güzel bir ülke. İstanbul da dünyanın en güzel şehirlerinden birisi. Ancak 'yazık' diyebiliyorum. Burayı tanımayan insanlar üzerinde bu olaylar olumsuz etki yapıyor. Buraya geldiğim için beni eleştirenler oldu ama ben Türkiye'yi onlara karşı savundum. Umarım kontrol altına alınır her şey ve bu ülke hak ettiği gibi huzurlu olur."
Schoenefeld Havalimanı'nda bomba paniği
Almanya'nın başkenti Berlin'de Schoenefeld Uluslararası Havalimanı bomba ihbarı üzerine boşaltıldı. İhbara yol açan bavuldan kişisel eşyalar çıkınca alarm durumu kaldırıldı.
Bölgeye çok sayıda polis ve itfaiye görevlisi sevk edildi.
Daha sonra Almanya'nın başkenti Berlin'deki Uluslarası Schönefeld Havalimanı'nda alarm durumu kaldırıldı.
Havalimanın boşaltılan A terminalindeki sahipsiz bavuldan kişisel eşyalar çıktı. Bomba şüphesiyle havalimanı boşaltılmış ve güvenlik güçleri havalimanında alarma geçmişti.
İşte bu hafta vizyona giren yerli ve yabancı filmler...
Dönerse Senindir
Mehmet uzun süredir birlikte olduğu sevgilisi Selin'e deliler gibi aşık olan genç bir adamdır. Selin ise şarkıcı olma hayalleri kuran, hazırladığı demolarını yapım şirketlerine göndererek geri dönüş bekleyen genç bir kadındır. Selin'in dileği gerçek olur ve bir yapım şirketi Selin'le anlaşma yapar. Ancak Selin ve Mehmet, Mehmet'in bu süreçte ona verdiği tüm desteğe rağmen ayrılırlar. Mehmet ayrılığı kabul etmeyi reddeder ve arkadaşı Defne'nin de yardımıyla Selin'i geri kazanmaya karar verir. Selin'in yeni bir sevgilisi olması ise işleri iyice çıkmaza sürükler. Mehmet'in Selin'i geri kazanabilmek adına birbirinden komik ve zorlu yollarda yürümesi gerekecektir...
Murat Boz, Yasemin Allen ve İrem Sak'ın başrolleri paylatığı filmin yönetmenliğini Erol Özlevi üstleniyor. Senaryoda ise Gizem Elçi ve Oğulcan Türe'nin imzası var. Filmin yapımcılığını TAFF üstleniyor.
Assassin's Creed 3D
Genetik kodunun kilidini kırması ile atalarının hatıralarına erişim sağlayabilen Callum Lynch, 15. yüzyıl İspanya'sında yaşayan atası Aguilar'ın maceralarını kendi hafızalarında yer alacak kadar canlı bir şekilde deneyimler. Gizli bir topluluk olan Suikastçiler'in soyundan geldiğini öğrenen genç adam yeni kazandığı beceriler ile baskıcı ve güçlü organizasyon Templer'ın karşısına çıkar. Callum, günümüzde de varolan Templar organizasyonunu alt etmek için geçmişindeki bilgi ve tecrübesini kullanacaktır.
Kartopu Savaşları
Kış tatilleri en eğlenceli tatillerden biridir. 11 yaşındaki Luke ve Sophie de bunun farkındadır. Kış tatili geldiğinde Luke'un arkadaşları ve Sophie elele vererek bütün hafta sürecek bir kartopu savaşı başlatır. Luke ve Sophie de iki ayrı grubun liderleri olurlar. Sophie ve arkadaşları karşı taraftan korunmak için bir kale yaparlar. Kurala göre tatil sonunda kaleyi kim ele geçirirse, kazanan taraf o olacaktır. Ancak çocuklar arasındaki rekabet kış boyunca giderek büyüyecektir ve eğlence yerini ciddi bir kavgaya bırakacaktır...
Gizli Güzellik
Manhattanlı bir reklam yöneticisi olan Howard'ın sakin ve güzel yaşamı büyük bir trajedinin gerçekleşmesi ile değişir. Kendini insanlardan soyutlayan ve içine kapanan Howard yakın arkadaşlarıyla bile iletişim kurmaktan kaçınmaya başlayınca, arkadaşları ona ulaşabilmek ve onu anlayabilmek için çaba sarfetmeye başlar. Howard içine sıkıştığı yalnızlığının içinde içini dökebilmek için aşka, ölüme ve zamana mektuplar yazmaya başlar. Ve günün birinde bu mektuplara kişiler karşılıklar almaya başlayınca, hayatın nasıl iç içe geçmiş ve kompleks bir ilerleyişi olduğunu keşfetmeye başlar...
Şeytan Marka Giyer'den tanıdığımız David Frankel'in yönetmen koltuğunda oturduğu Gizli Güzellik filminin başrolünde Will Smith yer alırken, kadrosunda usta oyuncu Helen Mirren, sevilen yıldız Edward Norton, Keira Knightley, Michael Peña, Naomie Harris, Jacob Latimore ve Kate Winslet yer alıyor.
Değiştir Bakalım
Kasabada yaşayan kadınlar ve erkeklerin yer değiştirmesiyle başlayan olaylar, bir komedinin başlangıcı olur. Artık kadınlar evin reisi, erkekler yuvayı kuran birer dişi kuştur. Askere bile kadınlar gitmektedir. Hatta mafyalar bile artık kadındır. Erkeklerin durumu ise gazete haberlerine manşet olacak türdedir. Kasabada kadın-erkek ilişkisi ekseninde eğlenceli ve komik durumlar ortaya çıkacaktır.
Eda Fatma Gürbüz'ün yönettiği filmin senaryosu ise Nehir Aksu ve Hakan Göksu'ya ait.
New York'lu, zengin bir kadın olan Florence Foster Jenkins'in büyük bir hayali vardır. O da bir opera şarkıcısı olmak. Piyasada ses getirmek için maddi olarak her şeye sahiptir, tek bir şey hariç: Florence'ın sesi çok kötüdür. Fakat Florence bunu pek de dert etmemektedir. Opera sanatçısı olma hayali kuran fakat kötü sesi sebebiyle bunu bir türlü başaramayan ünlü mirasçı Florance Foster Jenkins'in gerçek öyküsünü beyazperdeye taşıyan filmin yönetmen koltuğuna Umudun Peşinde filmiyle adından söz ettiren maharetli yönetmen Stephen Frears oturuyor. Florence Foster Jenkins'i usta oyuncu Meryl Streep canlandırırken filmde Streep'e Hugh Grant, Simon Helberg ve Rebecca Ferguson gibi ünlü oyuncular eşlik ediyor.
Hasret Bitti
Yıllardır Almanya'da gurbetçi olarak yaşayan Bitti ailesi, baba Halim Bitti'nin Alman damat korkusu nedeniyle yaptığı baskılar sonucunda Türkiye'ye kesin dönüş yapar. Aileyi Şahane Bitti'nin kardeşi, çocukların dayısı ve Halim'in kardeşi gibi sevdiği kayınbiraderi Çetin Ceviz karşılar. İsminin aksine son derece saf, iyi niyetli, biraz işgüzar ve beceriksiz bir genç olan Çetin bugüne dek herhangi bir düzen kuramamıştır. Hayattaki tek akrabaları olan ablası, eniştesi ve çocukların gelişine çok sevinir. Bundan sonra hep beraber olacaklardır. Çetin oldum olası küçük bir restoran açmak isteyen eniştesi için daha O Almanya'da iken harika bir yer bulmuştur. Üstelik sahipleri de çok iyi insanlardır; Amerika'da yaşayan iş adamı Mutlu Pektemiz ve onun güzel kız kardeşi Duru. Çetin ve Duru arasında kısa sürede bir aşk başlar. Ancak Duru'nun asıl kimliğini öğrenen Çetin büyük bir şok yaşayacaktır. Bu geçmişten gelen sırla herkesin hayatı değişecektir.
Meçhul Kız
Jenny, kamu yararına çalışabilmek için prestijli bir kariyerden vazgeçmiş idealist bir doktordur. Stresli ve yoğun bir gece nöbetinde dışardan gelen bazı sesleri yok sayar ve işine yoğunlaşır. Daha sonra polisten gelen ölüm haberiyle yıkılır: dışarıdan gelen sesler Afrikalı genç bir kadına aittir ve yardım alamadığı için sabah ölü bulunmuştur. Suçluluk duygusuyla dolup taşan Jenny, kadının kim olduğunu araştırmaya başlar ve ailesine ulaşmayı hedefler. Bölgede yaşayan insanlarla iletişime geçtikte soruşturmanın derinliklerine sürüklenir.
Siyah Karga
İran asıllı oyuncu Sara, Fransa'da hayatını sürdürmektedir; fakat bir gün babasından bir mektup alır ve ülkesine geri dönmek zorunda kalır. Öte yandan oyunculuk gereği canlandırdığı bazı sahnelerden dolayı ülkesine girişi yasaktır. Sara, Türkiye üzerinden yasadışı yöntemlerle İran'a gitmeye karar verir. Türkiye'de turist rehberliği yapan Yılmaz'dan yardım alan Sara, uzun bir yolculuğun sonunda Hakkari'ye varmayı başarır. Bu noktada yanlarına katılan Mehmet Selim ile hem İran hem de Türk askerleri tarafından yakalanma korkusu içinde yollarına devam ederler....
Yönetmenliğini, yapımcılığını ve senaristliğini M. Tayfur Aydın'ın üstlendiği filmin görüntü yönetmeni Emre Konuk. Oyuncu kadrosunda ise Şebnem Hassanisoughi, Aziz Çapkurt, Murat Toprak, Sedat Culum ve Medya İzgi yer alıyor.
Kenan Kavut'un yazıp yönettiği filmin yapımcılığı K2 Film'e ait oyuncu kadrosunda ise Ali Suliman, Jale Arıkan, Muhammed Cangören, Mustafa Avkıran ve Burak Çimen yer alıyor.
'Sıcak Jüpiter'de yaşam ümidini bitiren fırtına
Bilim adamları, Dünya'dan 16 kat daha büyük, en az bin ışık yılı uzaklıktaki HAT-P-7b gezegeninde yaşanan rüzgar değişimini görüntüledi.
Süpernova patlaması sanılmıştı değilmiş
"Nature Astronomy" dergisinin ilk sayısında yayımlanan "Sıcak Jüpiter HAT-P-7'nin Atmosferinde Değişkenlik" başlıklı çalışmada, Jüpiter benzeri gaz devi HAT-P-7b'nin, gezegen genelinde etkili olan büyük ölçekli sert rüzgar değişikliklerinden etkilendiği belirtildi.
HAT-P-7b'nin atmosferinden yansıtılan ışığın gözlemlenmesi ve ışıktaki değişimin tespit edilmesiyle yapılan keşif, gezegenin en parlak noktasının konumunu değiştirdiğini ortaya koydu.
İngiltere'nin Warwick Üniversitesinden Dr. David Armstrong, konum değişikliğinin, büyük ölçüde değişen rüzgar hızı ile ekvatoral hava akımından kaynaklandığını ifade etti.
Antarktika'da yeni bir böcek türünün fosilleri bulundu
Şiddetli hava olayları ve yüksek sıcaklık nedeniyle gezegenin asla yaşanabilir bir yer olmayacağını söyleyen Armstrong, keşifle ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi:
"ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesinin (NASA) Kepler Uzay Teleskobu'nu kullanarak, HAT-P-7b'nin atmosferinden yansıtılan ışığı incelemeyi başardık ve atmosferin zamanla değiştiğini gördük. HAT-P-7b, Güneş'ten daha sıcak bir yıldız etrafında sabit bir konumla dönüyor. Bizler, bulutların gezegenin soğuk gece yüzünü oluşturmasını beklesek de onlar sıcak gün yüzünde çabucak buharlaşacaktır. Bu sonuçlar, güçlü rüzgarların, bulutları gece yüzünden gündüz yüzüne taşıyarak gezegenin çevresinde dolaştığını ortaya koydu. Rüzgarın hızını aniden değiştirmesi, dev bulutların oluşup sonra da yok olmasına yol açıyor. Bu çalışmayla ilk kez, Güneş Sistemi'nin dışındaki gaz devi bir gezegende hava tespit edilmiş oldu."
HAT-P-7b gezegeni 2008'de Dünya'dan bin 40 ışık yılı uzaklıkta keşfedilmişti.
NASA'nın uzayda binlerce yıldızı ve hareketlerini inceleyerek birçok önemli keşfe imza atan Kepler Teleskobu 2009'da uzaya fırlatılmıştı.
Yayın hayatına 1923'te başlayan dünyaca ünlü Time Dergisi her kapağıyla gündem yarattı. Yayın hayatı boyunca da Türkiye'nin politik gündemine dair pek çok kişiyi kapak yaptı. İşte farklı vesilelerle kapak olan Türkler...
Taraftar Beşiktaş'ı tezahüratlarla karşıladı
Apple'ın kilidin kırılamayacağını, kırmak için bir yazılım yazdıkları takdirde bunun büyük bir sorun haline geleceğini açıklaması üzerine FBI farklı yollara başvurmuştu. İsrail merkezli bir güvenlik firmasından da destek alan Amerikan kurumu birkaç ay önce şifreyi kırdığını ve sorunun çözüldüğünü açıklamıştı. Bu sayede ilk kez bir İPhone'un kilidi kırıldı.
Kilidin kırılması üzerine ise Apple karşı atağa geçerek bunun bir güvenlik açığı olduğunu kapatılması gerektiğini söyleyerek açığın detaylarını istemişti. FBI detayları paylaşmazken Hindistan'dan gelen haber şaşırttı.
Hindistanlı bir güvenlik uzmanı olan Hemanth Joseph yaptığı açıklamayla kilit ekranını kırmayı başardığını söyledi. Oldukça zor olan IPhone kilit ekranı kırma işlemi şimdiye kadar sadece FBI tarafından yapılabilmişti. Kilit ekranının geçilmesini ise WİFİ konusundaki bir açık sağlıyor.
Obama, Ban Ki-Mun'a teşekkür etti
ABD Başkanı Barack Obama, 1 Ocak 2017'de görevini bırakacak olan Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Ban Ki-mun'a liderliği için teşekkür etti.
Ban Ki-Mun'dan ABD ve Rusya'ya ateşkes çağrısı
Beyaz Saray'dan yapılan yazılı açıklamada, Obama'nın, Ulusal Güvenlik Konseyi Danışmanı Susan Rice'ın BM Genel Sekreteri Ban ile bugünkü görüşmesine kısa süreliğine uğradığı bildirildi. "Başkan Obama, Genel Sekreter Ban'a Birleşmiş Milletler'deki son 10 yıldaki değerli liderliği için teşekkür etti" ifadesi kullanılan açıklamada, ikili derin, iklim değişikliği, silahlı çatışmaların önlenmesi, evrensel insan haklarının korunması, sürdürülebilir küresel ekonomik kalkınma ile Kuzey Kore'nin nükleer eylemlerinin ele alınmasının da aralarında bulunduğu bir dizi küresel sorun karşısında ABD ile BM'nin faaliyetlerini değerlendirdiği aktarıldı.
Biden ile de görüşecek
Açıklamada, ABD ile BM arasındaki güçlü partnerliğin önemine işareteden Obama'nın, aynı zamanda BM'de reform ve kuruluşun güçlendirilmesine yönelik çabaların sürmesi çağrısında bulunduğu kaydedildi. Beyaz Saray'ın açıklamasında, Ban'ın, ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden'la da bir görüşme gerçekleştirdiği duyuruldu. Ban Ki-mun 1 Ocak'ta görevini, BM Genel Sekreterliği'ne seçilen Antonio Guterres'e devredecek.
Kağıttan şaheser yaratma sanatı: Origami
Japonca katlama (oru) ve kağıt (kami) kelimelerinin birleşmesiyle meydana gelen "Origami" kağıt katlama sanatı, makas veya yapıştırıcı gibi materyaller kullanmadan sadece kağıdı katlayarak çeşitli şekiller oluşturma sanatıdır. Bu sanata hayran kalacağınız 15 örnek...
Çin'in yükselen markalarından olan Xiaomi çok kısa bir sürede dünyanın en büyük firmalarından birisi haline geldi. Yi Technologies altında ürünleri de satışa sunan firmanın modem/router'dan pirinç pişirme makinesine kadar pek çok farklı ürünü bulunuyor. Firmanın önümüzdeki hafta Amerika'da düzenlenecek olan fuarda yeni çok hızlı drone'unu tanıtacağı kesinleşti.
2010 yılında kurulan ve sadece 6 yılda dünyanın en büyük 4. akıllı telefon üreticisi olan Xiaomi, yeni ürünlerini tanıtmaya hazırlanıyor. Amerika'da Las Vegas'ta 5-8 Ocak tarihleri arasında düzenlenecek CES tüketici elektroniği fuarında düzenlenecek olan tanıtım etkinliğinde firmanın pek çok farklı ürününün tanıtması bekleniyor.
Çok kısa bir sürede dünya çapında bir başarı yakalayan Xiaomi, dünyanın pek çok yerinde resmi olarak bulunmuyor. Amazon, Aliexpress ve GearBest sayesinde ulaşamadığı pek çok yere ulaşan firmanın neredeyse tüm ürünleri ithalatçı garantili olarak ülkemizde de satılıyor.
Firmanın görüntü teknolojileri üreten bölümü olan Yi Technologies ise şimdiye kadar biri 4K çekim yapabilen iki farklı aksiyon kamerası ve bir aynasız fotoğraf makinesi piyasaya sürmüştü. Firmanın şimdi de drone işine girmesi bekleniyor. Drone konusunda standart olma noktasına yaklaşan DJI firmasına rakip olacak olan Erida Drone adını taşıyan cihaz ilginç şekilde 3 pervaneye sahip. Şimdiye kadar gördüğümüz pek çok farklı cihazda 4 pervane bulunurken bu cihaz 3 pervane ile çalışıyor. İddiaya göre ürün bu özelliği sayesinde saatte 110 km hızlara ulaşabiliyor. Şimdiye kadar çoğu drone'un ulaşamadığı bu hızlarda rahatlıkla uçuş yapabildiği söylenen cihazın üzerinde yüksek çözünürlüklü bir kamerada bulunuyor.
Yi 4K aksiyon kamerasının yerleşik olarak geldiği cihaz bu sayede 4K çözünürlüğünde 60 fps kayıt yapabiliyor. Yüksek hızlarda sarsıntıyı engellemek içinse özel olarak geliştirilmiş bir sabitleyici ,gimbal, kullanılmakta.
40 dakika boyunca havada kalabilen cihaz sahip olduğu yüksek hız ve uzun uçuş süresine hafif karbon fiber gövdesi sayesinde ulaşıyor. Firmanın resmi internet sitesi üzerinden fotoğrafını ve hızını paylaştığı cihazın diğer bilgileri ise CES 2017 fuarında açıklanacak.
Tüketici elektroniği fuarı olan CES, her yıl Amerika'da onlarca teknoloji şirketinin katılımıyla gerçekleşiyor. Pek çok farklı ürünün tanıtıldığı fuar dünya çağındaki en önemli tenoloji fuarları arasında yer alıyor. LG'nin 3 farklı yapay zekaya sahip robotunu tanıtacağı fuarda Xiaomi'nin de yeni aksiyon kamerası, drone ve daha pek çok ürününü tanıtacağı söyleniyor.
Koşuyolu'nda Avrasya Tüneli eylemi
Avrasya Tüneli düzenlemesi nedeniyle Koşuyolu'ndaki otobüs durağının kaldırıldığını ve Kadıköy'e giden E-5 bağlantı yolunun kapatıldığını belirten Koşuyolu Çevre Gönüllüleri eylem yaptı. Koşuyolu'nda toplanan gönüllüler, Avrasya Tüneli bağlantı yoluna kadar yürüdü.
"Durağımızı da, yolumuzu da geri ver, Koşuyolu'nu hapsetme" yazılı pankart ile "Mahalleme, parkıma, durağıma dokunma", "Avrasya açıldı Koşuyolu kapandı" ve "İBB durağımı geri ver" şeklinde sloganlar atan grup, yolu bir süre trafiğe kapattı.
Grup adına yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Avrasya Tüneli, hiçbir trafik sorununa çözüm olmamış, fakat Koşuyolu'nu ve civar mahalleleri trafiğe gömmüştür. Lambacı Sokak'tan E-5 otoyoluna, oradan da Harem ya da Kadıköy yönüne gidiş, Avrasya Tüneli yüzünden bariyerlerle engellenmiştir. Uzun araba kuyrukları oluşmuştur. Daha 1 ay öncesine kadar 10-15 dakikada gidilebilen Kadıköy, 35-40 dakikada gidilebilir olmuştur.
E-5 karayolu üzerinde Kadıköy yönündeki otobüs durağı Avrasya Tüneli yüzünden kaldırılmıştır. Buna rağmen eski durak yerini kullanmaya çalışan vatandaşlar, zorluk ve kaza riski yaşamaktadır. Koşuyolu'na gelen vatandaşlar ya bir durak önce ya da bir durak sonra otobüsten inmektedir.
Bu nedenle yaralanmalı kazalar meydana gelmiş, bir öğrencimiz karanlıkta E-5 kenarında tellere takılarak yaralanmıştır. Haftalardır mağduriyetini haykırıp İBB'yi şikayet yağmuruna tutan vatandaşlara, 'Koşuyolu durağı güvenlik sebebiyle iptal edilmiştir. Yeni durak konulmayacaktır' şeklinde cevap verilmektedir. Vatandaş olarak yetkililerden acilen bu soruna bir çözüm bulmalarını bekliyoruz. Yaptığınız bu yanlış düzenleme sonucu çocuklarımızın, ailelerimizin veya yakınlarımızın başına bir şey gelirse, sorumlusu sizlersiniz."
Daha sonra sloganlar eşliğinde Koşuyolu Caddesi üzerinden Avrasya tüneli bağlantı yoluna kadar yürüyen gönüllülere yoldan geçen otomobiller de korna çalarak destek verdi. Burada sloganlar atan gönüllüler, yolu bir süre trafiğe kapattıktan sonra dağıldılar.
Karaciğeri koruyan detoks çayı
Karaciğerin temizlenmesi ve sağlıklı olması vücudunuzun genel sağlığı için çok önemlidir. Evinizde kolayca hazırlayabileceğiniz bu tarif ile karaciğerinizi temizleyebilirsiniz.
Zerdeçal ile hazırlanan çay karaciğerdeki zararlı toksinleri temizler.
Bardağın yarısını sıcak suyla doldurunç İçine zerdeçal ve zencefili ekleyip 15 dakika bekletin. Ardından tarçın, karabiber, vanilya ve bal ekleyin. Bardağın kalanını hindistancevizi sütü ile doldurun.
Mainz 05'te forma giyen ve başarılı futboluyla milli takıma yükselen Yunus Mallı'nın, sezon sonunda Schalke 04'e transfer olabileceği iddia edildi.
"Heidel, kaliteli adamı da mı Schalke'ye götürecek" başlığını kullanan gazete, giderek yıldızı parlayan Yunus Mallı'nın Mainz 05 ile 2018 yılına kadar mukavelesi bulunduğunu vurgularken, milli oyuncunun bu sezon Bundesliga'da 8 gol attığını yazdı.
Doğalgazda iki il için düğmeye basıldı
Boru Hatları ile Petrol Taşıma AŞ (BOTAŞ), Hakkari ve Artvin illeri doğalgaz boru hattı yapım işi için yeni yılın ilk aylarında ihaleye çıkılacağını duyurdu.
BOTAŞ'ın internet sitesinde yer alan ilana göre, Hakkari doğalgaz boru hattı yapım işi, 8 Şubat 2017'de açık ihale usulüyle gerçekleştirilecek. Uzunluğu yaklaşık 203 bin 803 metre olacak hat, 12 inç çapındakiyüksek basınç doğalgaz çelik boru hattı sisteminden oluşacak. Van sınırından Hakkari'ye ulaşacak boru hattının yapım süresi, yer tesliminden itibaren 720 gün olarak belirlendi.
Ayrıca, Artvin doğalgaz boru hattı Faz-1 ve Faz-2 yapım işleri için sırasıyla 12 Ocak ve 18 Ocak 2017'de açık ihale usulüyle ihaleye çıkılacak. Hattın ilk fazı, yaklaşık 78 bin 85 metre uzunluğunda ve 10 inççapındaki yüksek basınç doğalgaz çelik boru hattı sisteminden oluşacak. Söz konusu hattın ikinci fazı için de yaklaşık 32 bin 673 metre uzunluğunda ve 10 inç çapında doğalgaz çelik boru hattı sistemi yapılacak. Artvin doğalgaz boru hattının her iki fazının yapım süresi, yer tesliminden itibaren 630 gün olarak belirlendi. Öte yandan, Gümüşhane'nin Kelkit ilçesinde yapılacak doğalgaz boru hattı yapımı için de 10 Ocak 2017'de ihaleye çıkılacak.
Google ineğin yüzünü niye sansürledi?
Google Street View'e en çok yapılan eleştirilerden biri fotoğraflarda tesadüfen çıkan insanların yüzlerinin izinsiz gösterilmesiydi. (cnnturk. com)
Tepkiler üzerine bir program geliştiren Google, otomatik yüz bulanıklaştırma (flu'laştırma) sistemini çalıştırmıştı.
Sistem gayet iyi çalışıyordu ancak gerektiğinden de iyi çalışmaya başladı. Yüze benzeyen her şeyi 'blur'layan programın son kurbanı bir inek oldu.
İngiltere Cambridge'de Google Street View kameralarına yakalan ineğin yüzü program tarafından bulanıklaştırılınca sosyal medyada Google'la ilgili bir sürü espiri yapıldı.
Kimi kullanıcılar Google'a hayvanların mahremiyetine gösterdikleri özen yüzünden teşekkür ederken kimileri de 'Şaka mı bu', 'Bu inek artık daha çok süt verecek' şeklinde espriler yaptı.
Ancak bir süre sonra çıkan ikinci bir fotoğraf aslında ineğin mahremiyetin pek de korunmadığını ortaya çıkardı.
Blur'lu fotoğrafın bir öncesindeki karede ineğin yüzü açıkça ortadaydı.
Huawei 140 milyon akıllı telefon satışına ulaştı
Akıllı telefon piyasasında oldukça emin adımlarla yol alan Çinli Huawei, bu yıl içerisinde 140 milyon akıllı telefon satışına ulaşmayı başardı.
Akıllı telefon pazarındaki çekişmeler hergün çok daha fazla artarak devam ediyor. Bu yarışın içinde ön planda kalmak isteyen üreticiler yaptığı farklı stratejilerle satış rakamlarını arttırarak yüzlerinin gülmesini sağlıyor. Bu üreticilerden biri olan Huawei, bu yıl 140 milyon satış rakamını yakalamayı başardı.
Bu başarıdaki en büyük payda P9 modelinin etkisi büyük. Huawei, çok yakın zamanda Leica ile işbirliğine giderek iyi bir başarıya imza atmıştı. P9 modeli 10 milyon satış rakamını elde etmişti. Ama şu satış rakamı bile üreticiyi tatmin etmiş değil. Firma 12 milyon rakamını kendine hedef koymuş durumda. Sadece P9 değil,  Honor seriside bu payda büyük önem arz ediyor. Sadece Honor 8 serisi dahi 5 milyon rakamını aşmış durumda.
Sonuç olarak geçen yıla oranla yüzde 30 daha fazla ürün satan Huawei, 2017 yılında başarısını arttırarak sürdürmenin peşinde koşacak gibi gözüküyor.
Kısmetse Olur kim elendi? | Kısmetse Olur haftanın finali ve son bölüm özeti
Kısmetse Olur'da haftanın finali son bölümde ekrana gelirken kim elendi sorusu yanıt buldu. 1 Ocak'ta yapılması planlanan eleme gecesi İstanbul'da yaşanan terör saldırısı nedeniyle bugün yayınlandı. Seda Akgül'ün hazırlayıp sunduğu fenomen evlilik programının yeni bölümünde elenen isim belli oldu. İşte Kısmetse Olur 2 Ocak'ta yayınlanan bölümünde yarışmaya veda eden isimler.
Kısmetse Olur kim elendi sorusu gecikmeli olarak yayınlanan haftanın finalinde yanıt buldu. 1 Ocak'ta yayınlanması planlanan yeni bölüm İstanbul'da yaşanan terör saldırısı nedeniyle Kanal D yayın akışı içerisinden çıkarılarak 2 Ocak tarihine ertelendi. Yılbaşı günü ekranlara gelen yeni bölümde yarışmacıların yanı sıra Seda Akgül de oryantal performansı ile büyük övgü toplarken Gökhan Sara'nın Rabia'yı kıskanması dikkatlerden kaçmadı.
2 Ocak 2017'de yayınlanan yeni yılın ilk programında Adnan ve Aycan arkadaşlarının oylamasıyla koruma altına alındığı için isimleri yazılamadı. Bu nedenle eleme potasına kalan isimler Öykü ve Kaan oldu. Yarışmacılar programa bir adayın veda etmesini beklerken kutudan çıkan sürpriz ile şok oldu.
Seda Akgül bu hafta programa iki kişinin veda edeceğini söyleyince haftanın birincisi elenme potasındaki adayları koruma altına alamadı. Kısmetse Olur'a veda eden isimler Kaan ve Öykü oldu.
Kanal D ekranlarında Pazar günleri yayınlanmaya devam eden Kısmetse Olur'da 1 Ocak 2017 Pazar günü eleme heyecanı yaşanacaktı. Yeni yılda İstanbul'da meydana gelen terör saldırısı nedeniyle program Kanal D yayın akışı içerisinde çıkarılarak başka bir tarihe ertelendi.
Kısmetse Olur haftanın finali fragmanı - 01.01.2017
Sibel'in haftanın finalinde yaptığı açıklamalarda yarışmada her şeyin olabileceğini ifade ederek Gökhan ile arasında bir aşk yaşanabileceğini ima etti. Sibel'in bu açıklamalarının ardından Ünal Taylı "Gökhan benim arkadaşım ama eğer sen böyle düşünüyorsan sana yazıklar olsun" ifadelerini kullandı. Sibel ise yarışmadan ayrılmak istediğini dile getirdi.
Son bölümde yaşanan eğlenceli görüntülerin ardından 1 Ocak'ta ekrana gelecek yeni bölümde gerginlik yaşanacak. Barış'ın "Sen beni tanımıyorsun Aycan" demesinin ardından sinirlenen Onur "Ya ben tanımak istiyorum ne olacak?" diyerek sert bir çıkış yaptı. İkilinin arasının gerilmesiyle birlikte Aycan gözyaşlarına engel olamadı.
91 akademisyen hakkındaki soruşturmada yetkisizlik kararı
Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nca, "Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi"nin yayımladığı bildiride imzaları bulunduğu gerekçesiyle savcılığın yargı alanı içindeki üniversitelerde görev yapan 91 akademisyen hakkında başlatılan soruşturmada yetkisizlik kararı verildi.
Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü, Kaçakçılık ve Ekonomik Suçlar Soruşturma Bürosunca verilen yetkisizlik kararında, 11 Ocak 2016 tarihinde Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde gerçekleştirilen terörle mücadeleye ilişkin, üniversitelerde görev yapan akademisyenler tarafından hazırlanmış bildiri hakkında soruşturma başlatıldığı anımsatıldı.
Anadolu Adalet Sarayı yargı sınırları dahilinde bulunan üniversitelerde görev yapan 91 akademisyenin imzaladığı bildiride, devlet, hükümet yetkilileri ile devletin askeri ve emniyet teşkilatını aşağılama niteliğinde anlatımlarda bulunulduğu belirtilen kararda, bu nedenle şüpheliler hakkında Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 301. maddesinde yer alan "Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve devletin yargı organlarını alenen asağılamak", 216. maddesinde yer alan "halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama" suçu ile Terörle Mücadele Kanunu'nun (TMK) 7. maddesinde yer alan "terör örgütü propagandası yapmak" suçlarından soruşturma başlatıldığı kaydedildi.
Yetkisizlik kararında, emniyet müdürlüğü tarafından dosyaya gönderilen yazı ve ekinde bulunan rapor içeriğinde, bildirinin Taksim'de bulunan Gönen Otel'de basın toplantısı düzenlenerek açıklandığı belirtilerek, soruşturmaya konu eylemin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yargı sınırları dahilinde olduğu aktarıldı.
Bu kapsamda, yetkisizlik verildiği belirtilen kararda, soruşturma dosyasının gereğinin taktir ve ifası için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmesine karar verildiği bildirildi.
Mayıs ayının zam şampiyonu "umreye gidiş ücreti" oldu
Tüketici fiyatları bazında mayısta en yüksek fiyat artışı yüzde 17,99 ile umreye gidiş ücretinde görüldü.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, fiyat artışında umreye gidiş ücretini, yüzde 14,88 ile çilek, yüzde 13,63 ile yurt içi bir hafta ve daha fazla süreli turlar izledi.
Mayısta fiyatı en çok artış gösteren diğer ürünler arasında, yüzde 7,89 ile tek parça elbise, yüzde 7,23 ile kivi, yüzde 6,58 ile balık, yüzde 6,55 ile etek, yüzde 6,45 ile limon, yüzde 6,41 ile erkek tişörtü, yüzde 5,92 ile telefon görüşme ücreti ve yüzde 5,46 ile erkek takım elbisesi yer aldı.
Geçen ay en fazla fiyat düşüşü ise yüzde 46,30 ile kuru soğanda gerçekleşti. Bunu yüzde 36,01 ile sivri biber, yüzde 31,79 ile sarımsak, yüzde 28,20 ile domates, yüzde 26,75 ile taze fasulye, yüzde 14,20 ile patates, yüzde 10,54 ile yumurta, yüzde 6,39 ile yurt içi hafta sonu turları, yüzde 6,14 ile salatalık izledi.
Milli Piyango web sitesi çöktü
Büyük ikramiyenin belli olmasıyla birlikte biletlerini kontrol etmek isteyen vatandaşlar Milli Piyango İdaresi web sitesine girmek isteyince sayfa çöktü.
Türkiye 2017 yılına girerken en çok merak edilen konu Yılbaşı çekiliş sonuçlarıydı.
Günler öncesinden biletlerini alan vatandaşlar gün boyunca heyecanla sonuçları bekledi.
23.00'e kadar küçük ikramiyeler belli olurken sonrasında 500 bin ve üzeri için çekilişler yapıldı.
Biletlerine ikramiye çıkıp çıkmadığını öğrenmek isteyenler birden Milli Piyango web sitesine yüklenince sayfa çöktü.
Sonuçları öğrenmek isteyenler 'Bu siteye ulaşılamıyor. www.millipiyango.gov.tr ana makinesinin yanıt vermesi çok uzun sürdü' uyarısıyla karşılaştı.
Ağrı Patnos'ta HDP'li ilçe başkanları gözaltında
Ağrı'nın Patnos ilçesindeki HDP ve DBP ilçe başkanları, polis tarafından gözaltına alındı.
Patnos'ta Halkların Demokratik Partisi (HDP) İlçe Başkanı Vahyettin İlgün ile Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) İlçe Başkanı Ömer Narçin, bugün düzenlenen operasyonla gözaltına alındı. Terör örgütüne üye olmak ve örgüt propagandası yapmak iddialarıyla İlgün ile Narçin gözaltına alınırken, parti binalarında da arama yapıldı.
Aramada çok sayıda dokümana el konuldu. Gözaltına alınan İlgün ve Narçin sağlık kontrolünün ardından İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldü.
Sivilcelerle nasıl baş edeceğiz?
Daha çok ergenlik döneminde ortaya çıkan ama her yaşta görülebilen sivilceler pek çok kişinin hayatında sorun olmuştur. Sivilceler, kötü görünümlerinin yanı sıra ciltte derin izler de bırakabilirler. Sivilcelerle baş edebilmek için Medical Park Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Aslı Günaydın Tatlıparmak'tan yararlı bilgiler aldık.
Sivilce neden çıkar?
Sivilcelerin ergenlik döneminde daha sık görülmesinin nedeni hormonal uyarıyla derideki yağ salgısının artmasıdır. Sivilce tek bir sebeple ortaya çıkmaz, birden çok faktörün bir araya gelmesiyle oluşur. Deride artmış yağ salgısı zamanla kıl folikül kanalında genişleme ve tıkanıklığa ardından da bu bölgede propionibakterium acnes olarak adlandırılan bakterinin çoğalmasına yol açar. Bunun sonucunda da bizim gördüğümüz iltihaplı kızarıklıklar yani sivilceler oluşur.
Ergenlikte artan hormonal salgı, genetik faktörler, kullanılan ilaçlar veya kozmetik ürünler, ek hastalıklar, stres, yaşam şekli gibi faktörler de sivilce gelişiminde rol oynar.
Kadın hastalardaki sivilceye adet düzensizliği, kilo alma, tüylenme artışı da eşlik ediyorsa hormonal bozukluk olma ihtimali daha yüksektir. Bunu belirleyebilmek için de dermatoloji uzmanınız gerekli gördüğü durumlarda hormon tetkiklerinizi ve pelvik ultrasonografinizi isteyecektir.
Yiyecekler sanıldığı gibi sivilceyi arttırmaz
Yiyeceklerin sivilceyi arttırabildiği hep konuşulsa da yapılan klinik çalışmalarda sivilce ve gıdalar arasında ilişki saptanamamıştır.
Sivilceyi sıkmayın
Sivilceler kesinlikle sıkılmaya çalışılmamalı, kese uygulanmamalı veya asit içeriği yüksek sıvılar (sirke, sarımsak, limon vb) ile silinmemeli.
Cilt temizliği önemli
Sivilce oluşumunu önlemek için cilt temizliği oldukça önemli. Uygun formülasyondaki ürünlerle cilt temizliği yapılmalı. Özellikle yoğun makyaj ciltte uzun süre tutulmamalı. Yoğun kapatıcı kozmetikler sivilcelerin şiddetlenmesine yol açar. Kozmetik malzemelerin temizliği de en az cilt temizliği kadar önemli. Makyaj fırçaları ayda iki kez temizlenmeli.
Sıcak suya dikkat
Çok sıcak su kullanımı ve sauna sivilcelerin çoğalmasına neden olur. Sauna, hamam gibi yerlerde gözenekler daha da genişleyip sivilce ve siyah nokta sıklığını arttırır. Genişleyen gözeneklerde yağ birikimi olur.
Cildinizi güneşten koruyun
Yoğun güneş temasından kaçınmak gerekir. Güneş ışığı, sivilcenin iz bırakma riskini arttırır. Sivilce oluşan bölge güneş ışınlarına doğrudan maruz kaldığı için hassas ve yara olmuş deri kendini güneş ışınlarına karşı koruyamaz. Deri iyileştikten sonra bu bölgede farklı renkte bir iz kalır.
Sivilce sorunu kronikleşmişse
Sivilce tedavi edilmesi gereken önemli bir deri hastalığıdır. Bu nedenle altta yatan ek patoloji olup olmadığı ve tedavisi ile ilgili mutlaka dermatoloji uzmanına başvurulmalıdır.
Milli Piyango bileti kuyruğu azalmadı
Milli Piyango 2017 Yılbaşı Özel çekilişine sayılı saatler kala Eminönü'ndeki piyango bayisi önünde bilet kuyruğu oluştu.
Milli Piyango Yılbaşı çekilişi sonuçları
Kar ve yağmur yağışını dert etmeyen çok sayıda kişi uzayan kuyruğa rağmen bilet almak için sıraya girdi.
Bilet alanların bazıları ikramiyeyi yetim çocuklara yardım etmek için kullanacağını belirtirken, bazıları hayallerinde ev, bazıları ise dünya turu olduğunu belirtti.
Bilet bayisinin önünde satış yapan seyyar bayiler ise vatandaşların yağmurda beklemek yerine kendilerini tercih ettiğini vurguladılar.
Uzayan kuyrukta bekleyen vatandaşlardan bazıları 40 dakika beklediklerini bazıları ise sıranın çabuk geldiğini ifade etti.  Bilet bayisinin önünde kuyruğa girenlerin sırayı bozmamaları için de zaman zaman çağrılar yapıldı.
Öğrencisinin üzerine temizlik maddesi sıktı
Amasya'da sosyal medyada bir öğrencinin üzerine temizlik maddesi sıkan 2 aylık stajyer öğretmenle ilgili görüntüler tepki topladı. İl Milli Eğitim Müdürlüğü, olayla ilgili soruşturma başlattı.
Amasya'da zihinsel engelli öğretmenliği yaptığı iddia edilen Ç.K. adlı kadın öğretmenin sosyal medyada paylaştığı görüntüler tepki topladı. Görüntülerde öğrencinin üzerine temizlik maddesi sıktığı görülen öğretmenin henüz 2 ay önce stajyer öğretmen olarak göreve başlayan G.Ç. olduğu bildirildi. Konuyla ilgili soruşturma başlatıldığını belirten Amasya Milli Eğitim Müdürü Hüseyin Güneş, "Hayati İncekul Özel Eğitim Uygulama Okulumuzda bir öğretmenimiz öğrencisinin üzerine bir madde sıkıyor. Yani koku olabilir belki. Bunun da orada bir kişi tarafından kameraya alındığı görülüyor. Biz öğretmenimizin şu anda ya da okulda verilen bilgilerle kanaat etmiyoruz. Zihinsel engelli bir öğrencimiz olduğu bilgisi bana geldi. Altına kaçırdığı ve zaman zaman temizlikleri okulda yapılabiliyor. Böyle bir öğrencimiz. Tabii araştıracak arkadaşlarımız, inceleyeceğiz. Sonucunu ona göre değerlendireceğiz" dedi.
Öğretmenin altına yapan çocuğun temizliğinin yapılmasının ardından koku giderici sıktığını ifade ettiğine değinen Güneş, "Olay görüntülerinin bu şekilde basına yansıması da öğretmenimiz açısından, bizim açımızdan keşke olmasaydı ama bir olumsuz durum varsa da ortaya çıkarılması bakımından önemli bir kayıt olduğunu düşünüyoruz" diye konuştu.
Cavanda 4 hafta yok
Süper Lig'de sezonu 3. sırada tamamlayan Galatasaray'ın sağ beklerinden Luis Cavanda'nın en az 4 hafta sahalardan uzak kalacağı açıklandı.
Türkiye Kupası'nda Tuzlaspor ile oynanan maçta sakatlanarak sahayı terk eden Belçikalı futbolcunun sağlık durumuyla ilgili açıklama yapıldı.
Sarı-kırmızılı kulüpten alınan bilgiye göre, Tuzlaspor ile oynanan karşılaşmada geçirdiği sakatlık nedeniyle maçı tamamlayamayan Belçikalı futbolcunun, sağ arka adalesinde orta derecede zorlanma tespit edildi.
Sezon başında Trabzonspor'dan transfer edilen ve Spor Toto Süper Lig'de fazla forma şansı bulamayan Cavanda'nın, 4-6 hafta sahalardan uzak kalacağı bildirildi.
Nijerya'da 10 yaşında çocuk canlı bomba oldu
Nijerya'da 10 yaşlarında bir kız çocuğu yılbaşı etkinliğine gitmek üzere olan kalabalığın arasına dalmaya çalışırken kendini patlattı.
Nijerya'nın kuzeydoğusundaki Maiduguri kentinde 10 yaşlarında bir kız çocuğunun üzerindeki bomba düzeğini patlatmadan etkisiz hale getirilmesi büyük bir felaketi önledi. Yeni yılı kutlamak için kentten yola çıkanlar saldırı şokuyla sarsıldı. Görgü tanıkları, "kız kalabalığa doğru yürüdü ancak hedefine ulaşamadan havaya uçtu " ifadesinde bulundu.
Görgü tanıkları 10 yaşındaki kızın oldukça gergin olduğunu ve kalabalığa yaklaşamadan kendini patlattığını açıkladı. Saldırıda bir kişi ciddi şekilde yaralandı.
Bir kişini ağır yaralandığı belirtilen saldırıyı henüz üstlenen çıkmadı. Boko Haram'ın genellikle bu tür saldırıları gerçekleştirirken genç kız ve kadınları kullandığı biliniyor.
Antalya'da G20 eylemi: 11 gözaltı
Antalya'da G-20 zirvesini protesto etmek isteyen Halk Cephesi üyesi yaklaşık 30 kişi, Antalya Havalimanı güney tarafındaki tel örgüler önüne gelerek pankart açtı. Polis 11 kişiyi gözaltına aldı.
Eylemci gruba yakın olan trafik ekipleri güzergahta bulunan diğer sivil polislerle birlikte müdahale etti. Olay yerine takviye olarak Çevik Kuvvet ekipleri gönderildi. 1'i kadın 11 gösterici gözaltına alınırken, diğerleri de Manavgat yönüne giden bir otobüse binerek olay yerinden uzaklaştı.
Polis, eylemcilerin kaçtığı otobüsü bulmak için çalışmalarını sürdürüken, kargaşada ayağına darbe alan Ali İhsan Çakmak adlı polis memuru ise ambulansla hastaneye götürüldü.
Transfer gündeminde öne çıkan önemli gelişmeleri sizler için derledik...
En az 4 transfer yapacak Galatasaray, ilk olarak Barça'nın yıldızını açıklayacak. Barcelona ile oyuncuyu kiralama konusunda el sıkışan yönetim, İspanyol sağ beki de ikna etmek üzere... Yönetim böylece Vidal müjdesi ile ara transfere start verecek.
Beşiktaş'a genç stoper
Beşiktaş yönetimi, Hırvatistan 1. Ligi'nde 6 puan farkla liderlik koltuğunda oturan HNK Rijeka'nın genç stoperi Matej Mitrovic'in transferini imza aşamasına getirdi.
Premier Lig'in güçlü takımı Chelsea'de Fenerbahçeli savunma oyuncusu Simon Kjaer konusunda yeni gelişmeler öne çıktı. İtalya'da La Gazzetta'nın haberinde Mavilerin menajeri Antonio Conte'nin transfer listesi sunduğu belirtildi.
Kuzey Kore lideri Kim bürokratları tembellikle suçladı
Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, bürokratları "tembel tembel oturmakla" suçladı.
Kim, Kuzey Kore İşçi Partisinin bir kurul toplantısında yaptığı kapanış konuşmasında, "Bürokrasi, görevini kötüye kullanma, yolsuzluk ve diğer yanlış davranışların temel nedeni haline gelmiştir. Bu da İşçi Partisine ve devletin resmi ideolojisine çok büyük zarar vermektedir" ifadelerini kullandı.
Parti üyelerini bürokrasideki tembellik ve yanlış davranışlarla kararlı şekilde mücadele etmeye çağıran Kim, partililerin "güçlü bir sosyalist ülke inşa etmekteki" rolünün altını çizdi.
Apple iOS 10.2 final sürümünü yayınladı
Apple yeni özellikler eklediği iOS 10.2 güncellemesinin final sürümünü yayınladı.
Apple, 2017'de özel üretim iPhone ile karşımıza çıkabilir!
100'den fazla yeni emojinin ve duvar kağıtlarının bulunduğu birtakım yeni özelliklerle gelen iOS 10.2'de televizyon izleme alışkanlıklarını değiştirecek olan TV uygulaması da yer alıyor. Şu anda sadece ABD'de kullanılabilen uygulama, TV şovlarına ve filmlere erişebilmenizi sağlıyor.
Videolar uygulaması için yeni widget ve kamera ayarlarını kaydetme özelliği iOS 10.2 ile birlikte sunulan diğer özellikler arasında.
Bazı hata düzeltmeleri ve performans iyileştirmelerini de içeren iOS 10.2 güncellemesi 360 mb boyutunda. Ayrıca iPhone 7 ve 7 Plus kullanıcıları için 3 yeni duvar kağıdı da pakette yer alıyor.
Burak Törün
İstanbul'da doğdu. Eskişehir Anadolu Üniversitesi İİBF İktisat Bölümü mezunu.
Eskişehir'de başladığı radyo programlarının ardından, 1996'da Kanal E'de haber spikerliğine adım attı. BRT, Star ve ATV'de görev yaptı.
Haber spikerliğinin yanı sıra muhabirlik deneyimi de bulunan Törün, 2006 Aralık ayından bu yana CNN TÜRK'te haber spikerliği yapıyor.
Nişantaşı Üniversitesi ve İstanbul Aydın Üniversitesi'nde Öğretim Görevlisi. Ayrıca, İstanbul Kariyer Akademisi, Diyalog ve İstanbul Medya Akademisi'nde dersler, Türkiye çapında üniversitelerde iletişim üzerine seminerler ve konferanslar veriyor.
Yaşam koçu olan Törün, spikerliğin saygınlığına gölge düşürmeyecek dublajlar ve özel gecelerde, açılışlarda, konserlerde sunuculuk ve moderasyonlar da yapıyor.
Yaklaşık 10 yıl radyoda müzik programı yaptı. 1960 ve 1970'lere ait yaklaşık 5 bin albümü var. Mesai saatleri dışında iyi müziğin olduğu mekanlara gitmekten hoşlanıyor.
Üniversite yıllarında tiyatro oyunculuğu ve müzik çalışmaları yaptı. Özellikle metafizik ve parapsikoloji üzerine kitaplar okumayı seviyor ve bu konuda çalışmaları bulunuyor. Koyu bir Fenerbahçe taraftarı.
Besteleri olan Burak Törün'ün hobileri arasında gitar çalmak, yemek yaparak misafirlerine ikram etmek yer alıyor.
Günde ne kadar su içmeliyiz?
Beslenme ve Diyet Uzmanı Hayrettin Mutlu, su tüketimini günlük hayatın bir parçası haline getirmeyi kolaylaştırmak için önerilerde bulunuyor...
Rahat ve kaliteli bir uyku için iç organlarımızın, kırmızı alarm vermemesi önemli. Susuz kalan iç organlar, tehlike sinyali alır, dolayısı ile yatmadan önce iç organları ferahlatmak önemli.
Kışın sıcak su
Sıvı ihtiyacının en az olduğunu düşündüğümüz mevsimde, daha çok çay ve kahve gibi sıcak sıvılara ihtiyaç duyarız. Sağlıklı bir bağışıklık sistemi için su için. Suyu isterseniz sıcak da içebilirsiniz, böylece kış günlerinde sıcak su içinizi ısıtacak. Bağışıklık sisteminizi su ile koruyarak, kışın soğuk algınlığına karşı direnç kazanabilirsiniz.
Yaz aylarında 2 lt
Ortalama su tüketimi günde 1,5 - 2 litre arasındayken, yazın ter ve idrar yolu ile atılan sıvının yerine, sağlığımız için yenisini hemen koymak gerekir. Yaz aylarında özellikle güneş altında 2 saatten fazla kalındıysa, 2 - 2,5 litre sıvı tüketmek şart!
Bütün gece uyku sırasında kaybettiğiniz suyun yerine konması, hem zihninizin hem de iç organlarınızın uyandığınızı anlaması ve kendini yeni bir güne hazır hissetmesi için mutlaka su içmelisiniz.
Spor sırasında
Spor öncesinde ve sonrasında sıvı tüketimi sınırlandırılmamalı ancak egzersizlerimizi yaparken 15-20 dakikalık aralarda, en fazla bir çay bardağı kadar su tüketmek, her zamankinden daha fazla çalışan kaslarımız için hayati önem taşıyor.
Yemekten önce 1 bardak su, yemek geleceğini düşünen zihnin açlık hissini bastırır. Zayıflamak için idealdir. Yemekten sonra bir bardak içince de yemekle beraber alınan tuzun vücuttan atılmasını sağlar.
Mesai saatlerinde
Su içmeyi en çok unuttuğumuz ya da su yerine daha lezzetli alternatifleri tercih ettiğimiz anlardan biri çalışma saatleridir. Yoğun olarak çay ve kahve tüketilir fakat hiçbiri suyun yerini tutmaz. Bu yüzden masanızda ya da çalışma alanınızda gözle görülebilecek yerlere mutlaka dolu bir bardak su koyun. Su, çalışma hayatında zihninizin her zamankinden daha açık olmasını sağlar.
Altının ons fiyatı haftaya yüzde 0,7 yükselişle başlarken, yurt içinde gram altının fiyatı da 131 liranın üzerinde işlem görüyor.
Geçen hafta değerlenen doların etkisiyle 8 Şubat 2016'dan bu yana en düşük seviyesi olan 1.171 dolara kadar gerileyen ons altın, bu seviyeden gelen tepki alımlarıyla başlayan çıkışını yeni haftaya da taşıdı.
Altının ons fiyatı, dolar endeksinin 101'in altına gerilemesinin etkisiyle bugün Asya piyasalarında 1.197 doları test etmesinin ardından saat 10.20 itibarıyla 1.193 dolardan işlem görüyor.
Yurt içinde, gram altının fiyatı, dolar kurundaki düşüşe karşın altının ons fiyatındaki yükselişle 131 liranın üzerindeki seyrini devam ettiriyor.
Gram altın, şu dakikalarda önceki kapanışın hemen üzerinde 131,3 liradan alıcı bulurken, Kapalıçarşı'da çeyrek altın 215 lira, Cumhuriyet altını 878 liradan işlem görüyor.
AA Finans Analisti İslam Memiş, cuma günü altının ons fiyatının yaklaşık 10 ayın en düşük seviyesini test ettiğini hatırlattı.
Küresel piyasalarda doların talep görmesiyle emtia fiyatlarının baskı altında kaldığını belirten Memiş, "Emtia fiyatlarında yaşanan bu düşüşlerin 2016 için son düşüşler olduğunu düşünüyoruz. Çünkü Fed'in Aralık ayında faiz artırımı yapabileceği fiyatlandı ve Donald Trump'ın sürpriz başkanlığının şoku atlatıldı. Orta ve uzun vadede altının ons fiyatındaki düşüşler yatırımcısına alım fırsatı vermeye devam edebilir." ifadelerini kullandı.
Memiş, bugün altının ons fiyatının 1.182-1.197 dolar aralığında, gram altın fiyatının ise 130,50-132,50 lira aralığında hareket edebileceği tahmininde bulundu.
Altın Kasım ayında yüzde 6.6 gerileyerek Kasım 2015'ten bu yana görülen en sert düşüşünü kaydetti.
Altının kayıplarında, sürpriz bir şekilde ABD Başkanı seçilen Donald Trump'ın altyapı harcamalarını artıracağı yönündeki taahhütlerinin ardından Fed'in Aralık ayı toplantısında faiz artırımına gideceği yönündeki yatırımcı beklentilerinin yüzde 100 seviyesine tırmanması etkili oldu.
Kına gecesinde dökülen kolanya alev aldı, gelin ve damat yandı
Adıyamanın Besni İlçesi'nde, kına gecesinde damat ve gelin üzerlerine dökülen kolonyanın parlamasıyla yandı.
Olay, dün gece Hacihalil Köyü'nde meydana geldi. 33 yaşındaki Fatih Arslan ile nişanlısı için düğün öncesi kına gecesi düzenlendi. Köy meydanında eğlence sırasında üzerine dökülen kolonya, damat Arslan, adı öğrenilemeyen gelin ile 3 davetli bu sırada üzerinde mumlarla süslenmiş kına tepsisinden alevin sıçramasıyla parladı. Gelin, damat ve 3 davetliyi saran alevler, kına gecesinde bulunanların müdahalesiyle söndürüldü. Yaralanan 5 kişi daha sonra çağırılan ambulanslarla Besni Devlet Hastanesi'ne götürüldü. Acil serviste müdahalesi yapılan yaralılardan damat Fatih Arslan, vücudunda ağır yanıklar bulunduğu saptanınca Adıyaman Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne sevk edildi. Yanık ünitesinde tedavisi süren damadın hayati tehlikesinin bulunduğu açıklanırken, gelin ve diğer 3 yaralının genel sağlık durumlarının iyi olduğu belirtildi.
Esad'dan mülteci krizi ve Suriye'yle ilgili önemli açıklamalar
Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, Avrupa'nın ülkesine uyguladığı ekonomik ambargoyu kaldırması durumunda Suriye'den Avrupa'ya sığınmacı akınının duracağını ifade etti. Esad, Trump'ın başkanlığından umutlu olduğunu açıkladı.
Zaharova: ABD'ye cevabı vereceğiz
Sputnik Türkiye'nin haberine göre; Suriyelilerin büyük bölümünün ülkelerine dönmek istediğini ancak önceliği istikrar ve güvenliğe verdiklerini belirten Esad, şunları söyledi: "Burası Suriyelilerin toprakları. Ülkelerine dönmeleri için davette bulunmamız gerekmiyor. Ancak belirtmek isterim ki, kriz, Suriye'deki teröristlere doğrudan ya da dolaylı olarak destek veren Avrupalı temsilciler tarafından çıkarıldı. Avrupa'ya giden sığınmacı akınına da Avrupalılar neden oldu. Suriyeli sığınmacılar Avrupa'da değil, Suriye'de yardım almak istiyor."
'Trump, Rusya ile ilişkileri düzeltirse, Suriye krizi çözülebilir'
İtalyan TDG televizyonuna da konuşan Esad, Suriye'de çözümün 20 Ocak'ta göreve başlayacak seçilmiş ABD Başkanı Donald Trump'ın Rusya ile ilişkileri düzeltmesi halinde sağlanabileceğini kaydetti. "Trump'ın başkanlığa gelmesi, ABD'nin Ortadoğu'daki rolünü değiştirebilir mi?" sorusunu yanıtlayan Esad, "Temkinli bir iyimserlik içindeyiz. Zira Trump'ın bölgede nasıl bir politika izleyeceğini bilmiyoruz" dedi. İyimserliğin nedeninin Rusya ile ABD arasındaki ilişkilerinde yaşanabilecek muhtemel iyileşmeyle bağlantılı olduğunu kaydeden Esad, "Dünyanın iki büyük devleti arasındaki ilişkiler iyi olursa, Suriye de dahil olmak üzere dünyanın bir çok ülkesi bundan fayda sağlar. Bu sayede de Suriye'de çözüm bulunabilir" ifadelerini kullandı.
Michelin, sürücüsüz yarış otomobili platformu Roborace'in resmi lastik sponsoru oldu!
"Tarık Çamdal'ın aklını çeldiler"
Video: "Tarık Çamdal'ın aklını çeldiler"
Eskişehirspor Kulübü Başkanı Mesut Hoşcan, Tarık Çamdal'ın aklının çelindiğini söyledi.
Bursaspor'dan Beşiktaş maçı açıklaması
Bursaspor Kulübü, Beşiktaş ile oynanacak lig maçı öncesinde yaptığı yazılı açıklamada, verilen 1900 biletin tribün gruplarına verileceğini açıkladı.
Kulübün maçla ilgili internet sitesinde yaptığı açıklamada, "2016-2017 Turgay Şeren Sezonu'nun 14. Haftası'nda 10 Aralık Cumartesi günü saat 19.00'da Bursaspor'un Vodafone Arena Stadı'nda Beşiktaş'la oynayacağı karşılaşma için taraftarlarımıza 1900 bilet ayrılmıştır. İstanbul İl Spor Güvenlik Kurulu'nun 15.11.2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda alınan karar gereği, biletlerin satış organizasyonuyla ilgili olarak kulüpler yetkili kılınmış olup, yine aynı toplantıda alınan kararlar doğrultusunda taraftarların güvenliği ve birlikte hareket etme zorunluluğu açısından, biletlerin satışı tribün gruplarına gerçekleştirilmiştir." ifadeleri yer aldı.
Passolig çağrısı yapıldı
Passolig gişelerinden ve passo.com.tr adresinden satış yapılmayacaktır. Bilet satın alan taraftarların, maç günü Bursaspor passolig kartlarını mutlaka yanlarında bulundurmaları gerekmektedir. Passolig kartını yanında bulundurmayan taraftarlarımıza stadyumda tek geçişlik pass kart verilmeyecektir. Bilet temin eden taraftarlar, biletlerini başka birine transfer edemeyecektir.
Timsah Arena'dan yola çıkılacak
Biletli taraftarlar, 10 Aralık 2016 Cumartesi günü saat 12.00'de Timsah Arena Doğu Tribünü önünden otobüslerle toplu olarak Vodafone Arena'ya götürülecek olup, münferit olarak İstanbul'a gidecek olanlar, biletleri olsa dahi stada alınmayacaklardır.
Çağlar Ertuğrul: O sahnede tüylerim diken diken oldu
Gişe rekorları kıran "Dağ 2"nin başrol oyuncusu Çağlar Ertuğrul, şu sıralar Hollywood'da oyunculuk eğitimi alıyor. Ünlü oyuncu "Dağ 2"yi ve yeni projelerini Hürriyet'e anlattı. İşte o röportaj…
◊ Tebrikler! "Dağ 2" bu yıl Türkiye'de gişe rekorları kırdı. Filme defalarca gidenler var. Senin için sürpriz oldu mu?
- Biz de aslında bu kadarını beklemiyorduk. Ama çok gururluyuz tabii sevildiği için. Tabii ki insanlar sinemada bir kahramanlık hikayesi görmeyi seviyor. Bu kahramanlar da bizden birileri olduğu için insanları hem gururlandıran hem de tüylerini diken diken eden bir film oldu. Aynı zamanda da vatansever bir film. Sadece vatansever, milliyetçi değil, güzel bir sinema filmi de oldu. Türk sineması adına da güzel bir başarı yakaladık.
- Filmi Avrupa'da göstermemiz için çok sayıda teklif geldi. Özellikle Almanya ve İngiltere'de filmi izleyenlerden gelen tepkiler çok iyi gidiyor. Sadece Avrupa'da değil Türkiye'de de aslında herkese ulaşmak lazım. Hatta Dünya Engelliler Günü'nde duyma engellilere özel gösterimlerimiz oldu.
"Dağ 2"nin hikayesi çok çarpıcı
- Planlanıyor ama Amerika'da legal işler farklı yürüdüğü için net bir tarih yok. "Dağ 2"nin hikayesi çok çarpıcı. Güzel de bir mesajı var. Burada yaşayan Türklerin yanı sıra Amerikalıların da beğeneceğini düşünüyorum. Sadece politik bakmamak lazım.
◊ Filmin oldukça zor koşullarda çekildiğini duydum. Ne tip sıkıntılar çektiniz çekim sırasında?
- İlk filmde soğuk vardı. Bu filmde aşırı sıcak bizi etkiledi. Birçok yerde gölge bulmak zordu. Meke gölü civarından bazen kum fırtınaları çıkıyordu. Bu da nefes almayı zorlaştırıyordu. Ama fiziksel yorgunluk en sonunda güzel bir esere dönüştü.
◊ Bu duygu yüklü filmde seni en çok hangi sahne etkiledi?
- Birçok sahne var aslında... Özellikle Açelya'nın oynadığı Türkmen kızının bizim yarbayı gördüğü ilk sahnede gözyaşları içinde ona sarılması sadece beni değil, filmi izleyen herkesi çok etkiledi. Onun dışında çok etkilendiğim bir plan var aslında. Bekir ile Oğuz'un düşman tankına bir müdahalesi oluyor. Onu izlerken tüylerim diken diken oldu.
◊ Sadece filmin galası için Türkiye'ye gittin. Üç aydır Los Angeles'ta oyunculuk eğitimi alıyorsun. Burası film endüstrisinin kalbi olarak bilinen bir yer ama seni buraya gerçekten ne çekti? Filmin bu kadar popüler olduğu bu dönemde neden Los Angeles'ta kalmayı tercih ettin?
- Uzun süredir hayallerimden biriydi aslında. Hollywood sonuçta bu işin merkezi. Nasıl her futbolcunun hayali dünya kupasında ya da şampiyonlar liginde oynamaksa, benim de hayalim bu işin en iyi yapıldığı yere gelmekti. Bu hayalimi hep ertelemek zorunda kaldım. "Dağ 2"den sonra "Biz Size Döneriz" isimli bir film daha çektim ve kendime şans tanıdım. Artık gideyim dedim. Çok da mutluyum şu an. İyi de gelişmeler oluyor.
Kesinlikle yapımcı olarak yaşlanırım
◊ Hangi konularda eğitim alıyorsun?
- West Hollywood'da Strasberg'te konservatuvar eğitimi alıyorum. Lee Strasberg, oyunculukla ilgilenenlerin yakından tanıdığı metot oyunculuğun yaratıcısı olan Konstantin Stanislavski'nin öğrencisi. Ve o metodu, o tekniği biz de burada öğrenmeye ve uygulamaya çalışıyoruz. Metot oyunculuğu kolay bir yöntem değil. Ama bir karakter yaratmada çok değerli. Karakter yaratmak oyunculuğun temeli, olmazsa olmazı. Bu konuda biraz eksiğim olduğunu hissediyordum. Ve bunun en iyi yapıldığı yere geldim. Şu an kendimi çok daha iyi hissediyorum. Hem hocalarımdan hem de sektörün içindeki insanlardan çok güzel yorumlar alıyorum. Burada kalıcı olmak için sağlam adımlar atıyorum.
◊ Önce oyunculuk, daha sonra da yönetmenlik ve yapımcılık mı hedefin?
- Oyunculuğu çok seviyorum. Aslında ben makine mühendisliğini bitirdim. Bu hayal için kendi mesleğimden vazgeçtim. Tiyatroyu, sinemayı çok seviyorum. Ve bir parçası olmak istiyorum. Bu kamera önü olabilir, kamera arkası olabilir. Oyunculuğu gittiği yere kadar yapmak istiyorum. Ama belirli bir yaştan sonra rol aralığı azalıyor. Sadece o yüzden değil ama yönetmenliği de en azından denemek istiyorum. Güzel bir uzun metraj sinema filmi çekmek istiyorum. Umarım iyi bir yönetmenlik kariyerim de olur oyunculuk kariyerimin yanında. Ama kesinlikle yapımcı olarak yaşlanırım.
Jack Nicholson hayranıyım
◊ Senin için rol model olan yönetmenler var mı?
Bir sonraki filmim güldürecek
◊ Türk ve Amerikan film sektörünü karşılaştırdığın zaman nasıl bir görüntü ortaya çıkıyor?
- Kesinlikle bir uçurum olduğuna inanıyorum ama Türkiye'de de çok kaliteli işler yapılıyor. Daha iyi olmasının önündeki engel biziz bence. Özellikle diziler bence Türk sinemasının gelişmesinin önünde engel. Bir kere dizi süreleri çok uzun. Bölümler iki saat sürüyor. Altı günde iki saatlik bir dizi çektiğinizi burada duydukları zaman kulaklarına inanamıyorlar. Bu da işin kalitesini düşürüyor. Altı günde 100-120 sayfalık senaryo yazmak da kolay değil. Bunun sonucu manasız sahneler, bakışmalar oluyor. Bu da diziyi uzattıkça uzatıyor. Amerika'da bir sezon önceden yazılıyor. Her bölüm en fazla bir saat oluyor. Planlama da olduğu için kim ne yapacağını iyi biliyor. Türkiye'de genel anlamda bir iş etiği olduğuna inanmıyorum. İnsanlar rica minnet iş yapıyor. Ama ABD'de bir profesyonellik söz konusu. Buradaki kanunlar oyuncuyu da, yapımcıyı da, kamera arkasındaki herkesi gerçekten koruyor. İş saygısı, iş ahlakı burada çok değerli.
Mühendislikten oyunculuğa
◊ Makine mühendisliğinden oyunculuğa geçmek radikal bir karar. Ne etkili oldu bu geçişi yapmana?
2016 yılında neler dinledik
En yeni şarkıları kullanıcılarına sınırsız, HD kalitede ve çevrimdışı dinleme özellikleri ile sunan Türk Telekom Müzik, yıl boyunca gerçekleştirdiği çeşitli etkinliklerle de müzik keyfini hayatın her anına taşıdı.
Türk Telekom Müzik, zengin müzik arşivini kullanıcılarının müzik zevkine ve dinleme tercihlerine göre özelleştirerek 1 milyona yakın şarkı ve radyo listesiyle sundu. Türk Telekom, müzik platformu Türk Telekom Müzik ile 2016 yılı boyunca en çok dinlenen sanatçılar, en çok dinlenen listeler, en çok indirilen albümler, en uzun süre zirvede kalanlar ve en çok tercih edilen türler kategorilerinde ilkleri belirledi.
En çok dinlenen sanatçılar
2016 yılının en çok dinlenen sanatçılarında Demet Akalın zirvede yer aldı. Demet Akalın'ı takip eden isimler Hande Yener, Murat Boz, Sıla, İrem Derici, Tarkan oldu.
En çok indirilen albümler
Tarkan'ın 2016 yılında çıkardığı 'Ahde Vefa' albümü bu yılın en çok indirilen albümü oldu. Çeşitli sanatçılar tarafından seslendirilen Zülfü Livaneli şarkılarının yer aldığı 'Zülfü Livaneli 50. Yıl Bir Kuşaktan Bir Kuşağa' albümü bu yılın en çok indirilen ikinci albümü olurken Demet Akalın 'Rakipsiz', Sıla 'Mürekkep' ve Harun Kolçak 'Çeyrek Asır' yılın en çok indirilen diğer albümleri oldu.
2016 yılında en uzun süre zirvede kalan şarkı olarak senenin yükselen yıldızı; Aleyna Tilki ve Emrah Karaduman işbirliğindeki 'Cevapsız Çınlama' adlı şarkı oldu. Türk Telekom Müzik platformu kullanıcılarının bu sene en çok tercih ettiği türler ise pop, rock ve arabesk olarak sıralandı.
111 albüm ve single ilk kez Türk Telekom Müzik'le dinleyicilere ulaştı
Türk Telekom Müzik, 2016 yılında da pek çok yeni albümü ve single'ı da ilk kez kullanıcılarıyla buluşturarak; onlara ayrıcalıklı bir müzik deneyimi yaşattı. Aralarında Manuş Baba - Değmez, Selami Şahin - Kolay Değil parçalarının ve İrem Derici - Dantel; Berkay - Arabesk, Demet Akalın - Rakipsiz albümlerinin de yer aldığı 111 albüm ve single; ilk kez Türk Telekom Müzik dinleyicileri ile buluştu.
Günün spor gelişmeleri "Spor Bülteni" ile ekranlarınıza geliyor.
Samsun'da hap içerek intihar girişiminde bulunan lise öğrencisi 16 yaşındaki E.A.'nın, 1 yıldır üvey babası 50 yaşındaki Bekir T.'nin cinsel tacizine uğradığı ortaya çıktı. Gözaltına alınan Bekir T. mahkemece tutuklandı.
Samsun'unBafra ilçesi Azay Mahallesi'nde oturan lise 3'üncü sınıf öğrencisi E.A., bir süre önce evde hap içerek intihar girişiminde bulundu. Hastaneye kaltırılan genç kızın midesi yıkandıktan sonra taburcu edildi. İyileşip okula giden E.A. rehberlik öğretmenine üvey babasının kendisine tacizde bulunduğu için bunalıma girdiğini, bu nedenle intihar girişiminde bulunduğunu söyleyince konu jandarmaya bildirildi. Jandarmaya ifade veren E.A. şöyle dedi:
Cinsel istismar sanığının eşinden iğrenç savunma
"Üvey babam Bekir T. bana dokunmak için boş bir an bekliyor. Bu davranışları yaklaşık 1 yıldır sürüyor. İlk eylemi beni dudağımdan öpmek oldu. Ben engellemeye çalışıyordum. Anneme söylediğimde 'baba sevgisidir' diyordu. Banyo yaptığım sıralar banyonun kapısını açmaya çalışıp, 'aç kapıyı kızım değil misin seni yıkayayım' diyordu. Üvey babamdan davacı ve şikayetçiyim."
Yıllar süren cinsel istismar ve acı sonla biten bir hayat
'Şımarık büyüdüğü için iftira atıyor'
Genç kızın şikayeti üzerine jandarma üvey baba Bekir T.'yi gözaltına aldı. Jandarmaya verdiği ifadesinde suçlamaları kabul etmeyen Bekir T., "Üvey kızım şımarık büyüdüğü için bana iftira atıyor. Kesinlikle kendisine cinsel tacizde bulunmadım" diye konuştu.
Jandarmadaki işlemlerinin tamamlanmasının ardından Bafra Adliyesi'ne sevk edilen üvey baba, savcılık ifadesinin ardından çıkarıldığı nöbetçi mahkemece tutuklandı.
"Veysel"i "Aşık Veysel" yapan hikaye beyazperdeye taşındı. Genç yönetmen Bilal Babaoğlu'nun Aşık Veysel'in hayatından esinlendiği "Aşık" filmi 30 Aralık'ta izleyici ile buluşuyor. Hüzünlü bir aşk hikayesini konu edinen filmin başrollerini Meltem Miraloğlu, Emirhan Kartal ve Aşık Veysel'in torunu oyuncu Yeliz Şatıroğlu üstleniyor.
'Uzun İnce Yol'
Senaryo ve çekim aşamasıyla birlikte yolculuğu iki yılından fazla süren Aşık, "Uzun İnce Yol" 30 Aralık'ta izleyicileriyle buluşuyor.
Başrollerini ünlü oyuncu Meltem Miraloğlu, Emirhan Kartal ve Aşık Veysel'in torunu oyuncu Yeliz Şatıroğlu'nun üstlendiği Aşık'ta Uğur Aslan, Hülya Şen, Ahmet Bilgin, Faruk Karaçay gibi usta oyuncular da rol alıyor.
Bilal Babaoğlu: "Olunacaksa Veysel gibi aşık olmalı"
Aşka Sürgün, Asi, Genco, Kasaba gibi unutulmaz televizyon dizilerinin senaristlerinden olan ve ilk kez yönetmen koltuğunda oturan Bilal Babaoğlu, " Veysel'i, Aşık Veysel yapan" karşılıksız aşk hikayesini beyaz perdeye taşıyor.
İşitme ve görme engelliler de izleyebilecek
Halen yurtiçi ve yurtdışı festivallerine katılmakta olan filmin yapımcısı işitme ve görme engelli sinemaseverlere de ulaşmayı amaçlıyor.
Sesli Betimle Derneği'nin özel çalışmasıyla sesli betimlemesi ve işaret diliyle anlatımı yapılacak olan Aşık filmi vizyon maliyetleri nedeniyle ilk hafta 50 salonda izlenebilecek. Bununla birlikte izleyici taleplerine göre salon sayının arttırılması hedefleniyor.
'Aşık Veysel biyografisi değil, kurmaca aşk hikayesidir'
Filmin senaristi ve yönetmeni olan Bilal Babaoğlu, filmi yapmaya iten temel amacı "Veysel'i değil aşığı anlatmak istedik" şeklinde özetliyor. " Filmimiz bir Aşık Veysel biyografisi değil, kurmaca bir aşk hikayesidir. Karşılıksız aşk acısıyla olgunlaşarak kendi türküsünü yakmaya çalışan bir aşığın yolculuğunu anlatıyor.
Onu tanıtmaya değil hatırlamaya ihtiyaç var
Aşık Veysel, sadece ülkemize değil dünyaya mal olmuş bir ozan, onu tanıtmaya anlatmaya gerek yok. Ama hatırlatmaya ihtiyaç var.
'Veysel gibi aşık olmalı'
"Veysel baba, bana göre aşkta hoşgörünün temsili, hoş görünün sınırlarını çizen bir aşık. Kendisini terk edip giden eşinin çorabına, gittiği yerde mağdur olmasın diye gizlice altın koyabilen bir aşığı, çağımız insanına özellikle erkeklerine hatırlatmak gerektiğini düşündüm. Çünkü aşk cinayetleri, kadına yönelik şiddet terör boyutuna vardı. Bu topraklarda dünyaya örnek olacak aşklar yaşandığını ifade eden yönetmen Babaoğlu "olunacaksa Veysel gibi aşık olmalı" dedi.
Gülizar karakterini Yeliz Şatıroğlu canlandırdı
Veysel'in ikinci eşi Gülizar karakterini ise torunu Yeliz Şatıroğlu beyaz perdeye taşıdı. "Dedemle ilgili bir film yapılmış olması beni çok heyecanlandırıyor, çok önemsiyorum."
"Rolün bana teklif edilmesi benim için de büyük ve çok güzel bir sürpriz oldu. Kendi babaannesini canlandırmak her oyuncunun başına gelebilecek bir şey değil. Açıkçası rolüme hazırlanmakta ve oynamakta pek zorlanmadım."
'Babaanneme çok benzediğimi söylerler'
"Hem fiziksel olarak hem de mizaç olarak babaanneme çok benzediğimi söylerler. Hoş zaten senaryo da birebir Aşık Veysel'i ve hayatına giren kadınları anlatma iddiasında değildi."
'Çok güzel bir aşk hikayesi'
"Çok güzel bir aşk hikayesi aşıklık üzerine bir film" diyen Şatıroğlu, Aşık Veysel dostlarının filme sahip çıkmalarını beklediğini ifade etti.
Meltem Miraloğlu, Esma karakterini canlandırdı
Hayat Devam Ediyor dizisinde canlandırdığı Hayat karakteriyle iz bırakan Meltem Miraloğlu, Güzelliğin On Para Etmez türküsünde "… Anılmazdı Veysel adı o sana aşık olmasa…" diye bahsedilen Veysel'in ilk eşi Esma karakterini canlandırdı.
Türk Halk müziğinin genç yıldızı da bu filmde
Büyük ozanın gençlik yıllarına odaklanan filmde Veysel karakterini ise Türk Halk müziğinin genç yıldızlarından Emirhan Kartal canlandırıyor. Kültür Bakanlığı Türk Halk Müziği sanatçılarından olan Emirhan da ilk kez bir sinema filminde oyunculuk yapıyor
Genç yaşına rağmen Kalan Müzik etiketiyle üç albüm çıkaran Kartal, aynı zamanda "Türk Halk Müziği'nde Frekans Aralıkları" isimli kitabıyla akademik kariyerine devam ediyor
'Boyumdan büyük bir işe kalkıştığımın farkındaydım'
Bir süre Müjdat Gezen Sanat Merkezi'nde oyunculuk eğitimi almış olan sanatçı Kartal, Veysel rolü için bir yıl usta bir oyuncu koçunun yönetiminde hazırlandığını ifade ediyor. "Aşık olmayı kim istemez ki" sözleriyle filmde rol alma sürecini değerlendiren sanatçı " Boyumdan büyük bir işe kalkıştığımın farkındaydım, sürekli Allah'ım bana yardım et diye dua ediyor, Ulu Ozanları yardıma çağırıyordum. Senaryoda "büyük bir aşık olmak isteyen Veysel'in hikayesini görünce tam da benim hikayem dedim.
'Babam elime sazı verdiğinde ben de Veysel gibi yedi yaşındaydım'
Sivaslıyız, babam elime sazı verdiğinde ben de Veysel gibi yedi yaşındaydım. Erdal Erzincan Hoca'mın kursuna başladım, orası benim anaokulum gibidir. Erdal Abi de ilk ustamdır.
Bağlamaya adanmış bir şekilde yaşamakta olduğunu düşünüyorum
İTÜ Türk Müziği Devlet Konservatuarı, TRT İstanbul Radyosu Türk Müziği Gençlik Korusu derken geriye baktığımda bağlamaya adanmış bir şekilde yaşamakta olduğumu görüyorum. Böyle olduğu için de çok mutluyum.
Başarılı olup olamadığıma izleyici karar verecek
Oyunculukta ilk tecrübem, başarılı olup olamadığımı izleyici değerlendirecek artık. Ama ben bir bağlama sanatçısı olarak Veysel'in türkülerini çalıp çığırmaya devam edeceğim" dedi.
Uğur Aslan ise Veysel'in dostu Kemancı Kasım rolünü canlandırıyor
Kara Sevda dizisinde canlandırdığı Zehir karakteriyle karakter oyunculuğunda ustalaşan Uğur Aslan ise Veysel'in dostu Kemancı Kasım rolünü canlandırıyor.
'Kısıtlı imkanlarla çekilmesine rağmen çok güzel bir film oldu'
Müzisyen yönünü öne çıkaran bir rol olduğu için projede yer almaktan büyük heyecan duyduğunu söyleyen Uğur Aslan, "Kısıtlı imkanlarla çekilmesine rağmen çok güzel bir film oldu.
Kasım ayında 501 adet teşvik belgesi verildi
Yatırım teşvik belgeleri listesi, Resmi Gazete'de yayımlandı.  Ekonomi Bakanlığınca, kasım ayında 501 yatırım teşvik belgesi verildi.
Buna göre, kasım ayında 501 yatırım teşvik belgesi düzenlendi. Belge alan projelerin sabit yatırım tutarı 5 milyar 755 milyon 62 bin 764 lira olarak hesaplandı. Yatırımların gerçekleştirilmesiyle 11 bin 796 kişinin istihdam edilmesi planlanıyor. Öte yandan, söz konusu dönemde sabit yatırım tutarı 932 milyon 854 bin 683 lira olan ve 2 bin 333 kişinin istihdam edilmesi öngörülen 62 yatırım teşvik belgesi de iptal edildi.
55 yaş üstü insanlar internetten dolandırıcılık kurbanı
Kaspersky Lab ve B2B International'ın en son araştırması 55 yaş üstü insanların internet alışkanlıkları ile ilgili endişeleri ortaya koydu. "Daha yaşlı ve daha tecrübeli 55 üstü insanların internetteki güvenliklerine genel bir bakış" adlı araştırmanın sonuçları, bu yaş grubundaki kişilerin internette güvenli olmayan şekillerde dolandırıcılık kurbanı olduklarını gösteriyor.
Wi-Fi hizmeti dolandırıcıların yeni gözdesi
Sonuçlar endişe verici, çünkü dünyadaki 12,546 internet kullanıcısının katıldığı araştırma, eski jenerasyonun siber suçlular için aslında oldukça çekici hedefler olduğunu öne sürüyor. İnternetteyken pek çok 55 yaş üstü insan, kendilerini ve önem verdikleri şeyleri siber suçlulardan düzgün bir şekilde korumadan alışveriş yapıyor, banka işlemleri gerçekleştiriyor ve sevdikleriyle iletişime geçiyor.
Bu yaş grubunun bilgisayarlarına güvenlik yazılımları yüklemelerinin daha muhtemel olmasına rağmen, aynısını mobil cihazlarda daha az yapmaya meyilliler ve internette güvenli kalabilmek için alışkanlıklarını daha az değiştiriyorlar.
Çoğu internet bankacılığı kullanıyor
Örneğin, diğer yaş gruplarına göre sosyal medyada ve tarayıcılarında yüksek güvenlik ayarlarını daha az kullanıyorlar (%38'e karşılık %30). Ayrıca cihazlarla birlikte gelen 'cihazımı bul' gibi güvenlik özelliklerini ve VPN'i daha az kullanıyorlar. Oran tüm yaşlardaki kullanıcılarda sırayla %42 ve %16 iken, bu yaş grubunda %28 ve %10'dur.
Eski jenerasyon internet hayatlarının pek çok alanında kullanıyor ve böylece önlem almadan internete girdikçe siber suçlular için açık verme ihtimallerini artırıyorlar. 55 yaş üstü kişilerin %94'ü düzenli olarak e-posta kullanıyor yani interneti başkalarıyla iletişime geçmek için kullanıyorlar.
Aynı zamanda günlük işleri halletmek için de internete giriyorlar. Bu yaş grubu internette finansal işlemler gerçekleştirmeye daha çok meyillidir. 55 yaş üstü kişilerin %90'ından fazlası internette bankacılık işlemleri gerçekleştiriyor. Tüm yaş grupları incelendiğinde bu oran ortalama %84'tür.
Yine de tüm bunlara rağmen 55 yaş üstü kişilerin yalnızca yarısı (%49) internette alışveriş yaparken güvenliklerini önemsiyor ve çoğunluğu (%86) siber suçlular için hedef olduklarını düşünmüyor. Endişe verici olan bir başka nokta ise, bu kişilerin 4'te 1'i (%40) herkese açık etki alanlarında (domain) finansal bilgiler paylaşarak kendilerini riske atıyor. Oran diğer yaş gruplarında %15'tir.
Yaşlılar daha çok kişisel bilgi paylaşıyor
İnternette fazla vakit geçirmeleri, 55 yaş üstü kişilerin internet dünyasının tehlikelerine daha az hazırlıklı olmalarına sebep oluyor. Bunun sonucunda bu jenerasyon, siber suçluların kurbanı oluyor. Rapora göre genel internet kullanıcılarının %20'si daha yaşlı olan akrabalarının kötü amaçlı yazılımla karşı karşıya kaldığını ve %14'ü de sahte ödül çekilişlerine kandıklarını söylüyor.
Ek olarak %13'ü daha yaşlı akrabalarının internette kendileri ile ilgili çok fazla kişisel bilgi paylaştıklarını ve %12'si de bu akrabalarının online sahtekarlık kurbanı olduğunu, uygun olmayan/cinsel içerik gördüğünü veya tehlikeli yabancılarla konuştuğunu belirtiyor.
Tüketici İşleri Başkanı Andrei Mochola konuyla ilgili: "Bir açıdan bu kadar çok 55 yaş üstü kişinin internet alışveriş, banka işlemleri ve sevdikleriyle iletişim için kullandıklarını görmek harika. Rapor gösteriyor ki bu kuşak internet çağını kabul ediyor ve bununla gelen her fırsatı kucaklıyor. Fakat diğer taraftan 55 yaş üstü kişilerin internette kendilerini korumak için yeterince uğraşmadıkları ortada.
Endişe verici olan şey siber suçluların hedefleri arasında olduklarına bile inanmıyor oluşları ancak bu şekilde kendilerini tekrar tekrar tehlikeye sokuyorlar," yorumunda bulundu.
"Kaspersky Lab olarak biz daha yaşlı olan internet kullanıcılarını internette karşılaştıkları tehlikelerin daha fazla farkında olmaları ve siber hayatı daha yakından tanımaları konusunda teşvik ediyoruz. Aynı zamanda daha genç olan internet kullanıcılarını da daha yaşlı akrabaları ve arkadaşlarına siber suçluların yarattığı gerçek tehditlere karşı kendilerini daha iyi korumaları konusunda yardımcı olmaları için teşvik ediyoruz. İnternette uyanık olmak ve güvenilir güvenlik çözümleri yükleyerek internete erişim için kullanılan tüm cihazlarda yüksek güvenlik ayarları kullanıldığından emin olmak mutlu ve sağlıkli bir internet hayatı sağlayacaktır," diyerek sözlerini bitirdi.
FETÖ'den yargılanan öğretmenlere tahliye
15 Temmuz Darbe girişimi sonrasında başlatılan FETÖ/PDY yapılanmasına yönelik soruşturma kapsamında "FETÖ Silahlı Terör Örgütüne Üye" olmak suçundan 42'si tutuklu 80 sanığın Eskişehir 2. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandıkları ilk duruşma 2'inci gününde de sürdü. 42 sanıktan 9'una tahliye kararı verildi.
15 Temmuz Darbe girişimi sonrasında başlatılan FETÖ/PDY yapılanmasına yönelik soruşturma kapsamında "FETÖ Silahlı Terör Örgütüne Üye" olmak suçundan 42'si tutuklu 80 sanığın Eskişehir 2. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandıkları ilk duruşma 2'inci gününde de sürdü. Duruşmaya tutuklu ve tutuksuz sanıkların yanı sıra avukatlar ile sanık yakınları katıldı. Konferans salonunda gerçekleşen duruşmada jandarma ve polis ekipleri geniş güvenlik önlemleri alındı. Mahkeme 80 sanığın ifadesini aldıktan sonra avukatların savunmalarını dinledi. Sanıklar, suçlamaları kabul etmeyerek, tahliyelerini ve beraatlarını istedi. Duruşma sonrasında heyet tutuklu 42 sanıktan 9'unun tahliye edilmesine karar verdi.
Heyet, 33 sanığın tutukluluk hallerinin devamına karar verirken, duruşmayı eksikliklerin giderilmesi için ileri bir tarihe erteledi.
Antarktika'daki inanılmaz keşif uzaylıları akla getirdi
Antarktika'da piramit şeklinde bir dağ internette birden bire popüler hale geldi. Tabii bununla beraber dağın oluşumuna dair birçok teori de ortaya atıldı. Bazıları antik uygarlıkların yapmış olabileceğini tartışırken bir grup insan da uzaylıların müdahalesinin olasılığını dillendiriyorlar; fakat gerçek biraz daha farklı...
Uzmanlara göre, oluşan bu piramit şekli yüzyıllarca süren bir aşınmanın sonucu. California Üniversitesi'nden profesör Eric Rignot birçok tepeciğin piramit şekline benzer bir şekil alabileceğini ancak bunların yalnızca çok azının dört yüzeyinin de bu şekle sahip olabileceğini vurguluyor. Live Science'ın haberine göre, piramit şeklindeki bu tepenin Ellesworth Dağları'nı oluşturan dağlardan yalnızca biri olduğu düşünülüyor. 1.265 metre uzunluğa sahip olan dağ bu özelliği ile pek bir önem arz etmese de şekli onu diğer dağlardan farklı kılıyor.
Çevre bilimleri profesörü Mauri Pelto, kar ve yağmur sularının dağların içindeki boşlukları doldurup donması sonucunda zamanla bu tarz aşınmaların yaşanabileceğini, buna Alpler'deki Matterhorn Dağı gibi dünyadan başka örnekler de sunulabileceğini söylüyor.
Sarı-kırmızılı takımın ikinci yarı hazırlıkları çerçevesinde yapacağı maç, Dammam kentindeki Prens Muhammed bin Fahd Stadı'nda saat 19.00'da başlayacak.
Dammam kentinde 1945 yılında üç kulübün bir araya gelmesiyle kurulan El İttifak, 1984 yılında Arap kulüplerinin katıldığı turnuvada şampiyonluğa ulaşarak uluslararası arenada ülkesine kupa kazandıran ilk ekip olarak Suudi Arabistan futbol tarihinde ayrı bir konuma sahip. El İttifak, daha önce iki şampiyonluk yaşadığı Suudi Arabistan Profesyonel Ligi'nde bu sezon oynadığı 15 maçta 6 galibiyet, 3 beraberlik ve 6 mağlubiyet aldı.
Suudi Arabistan ekibinin teknik direktörlüğünü İspanyol Juan Carlos Garrido yapıyor.
İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü (TEM) ekiplerinin terör örgütleri PKK ve DHKP-C'ye yönelik farklı tarihlerde düzenlediği 3 ayrı operasyonda gözaltına aldığı şüphelilerden 21'i dün adliyeye sevk edildi. Adliyeye sevk edilen 21 kişiden 15'i tutuklanırken, 6'sı ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, 12 Aralık Pazartesi günü düzenlediği operasyonda HDP İstanbul il başkanı Aysel Güzel ve bazı ilçe başkanlarının da arasında bulunduğu 20 kişiyi gözaltına almıştı. Vatan Caddesi'nde bulunan Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'nde işlemleri tamamlanan 12 kişi dün adliyeye sevk edildi. Aralarında HDP ilçe başkanlarının da bulunduğu şüphelilerden B.A., A.M., B.K., M.K., F.A., R.G.,E.S. ve G.P. tutuklanırken H.A., N.K. M.K.ve F.D. adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. 8 kişinin ise emniyetteki işlemleri devam ediyor.
Araç kundaklayan 2 kişi de tutuklandı
TEM ekipleri, 16 Aralık Cuma günü Güngören'de araç kundaklama olaylarına karıştığını tespit ettiği terör örgütü PKK'nın gençlik yapılanması Devrimci Gençlik Hareketi (DGH) üyesi 4 kişiyi gözaltına aldı. Emniyetteki işlemleri tamamlanan şüpheliler dün adliyeye sevk edildi. V.B. ve M.O. tutuklanırken, H.Y. ve N.M.A. adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
DHKP-C'li 5 kişi tutuklandı
TEM ekiplerinin 21 Aralık Çarşamba günü Okmeydanı'nda bulunan Gençlik Federasyonu Derneği'ne düzenledikleri operasyonda aralarında saldırı hazırlığında olduğu iddia edilen bir kişiyle birlikte toplam 7 kişiyi gözaltına aldığı DHKP-C operasyonunda emniyetteki işlemleri tamamlanan 5 kişi dün adliyeye sevk edildi. 5 kişi çıkartıldıkları mahkeme tarafından tutuklandı. 2 kişinin ise emniyetteki işlemleri devam ediyor.
Birçok kişi çocuğunun, eşinin veya bir yakınının nerede olduğunu veya bulunduğu yer konusunda doğruyu söyleyip söylemediğini merak edenler, ilgili aile bireylerine yüz yüze sormak yerine kendi kendine araştırmak isteyenler için hazırlanmış telefon takip uygulamalarını derledik.
Bu uygulamalar sayesinde çocuğunuz, eşiniz veya bir yakınınızın nerede olduğunu takip edebileceksiniz.
Bu tür uygulamaların aile içindeki güveni sarsacağının altını çizmekte fayda var. Bu yüzden kullanmadan önce iki kere düşünmenizi tavsiye ediyoruz.
1- mSpy
Bu güçlü ve başarılı uygulama aşağıdaki listede yer alan bilgilere erişim imkanı sunuyor.
Arama kayıtları (gelen ve yapılan) ve tüm görüşme bilgileri
SMS/MMS ve bütün görüşme bilgileri (hatta silinen SMS/MMS'ler)
GPS Locations Coğrafi-çevreleme
Kontaklar ve istenmeyen kişilerden gelen aramaları veya gönderilen mesajları engelleme imkanı
Tuş kaydedici & Şifre Kaydı Çoklu Cihaz Yönetimi
Wi-Fi Yerleştirme
Web Sitesi Kullanımı & Aramalar Ekran görüntüleri
Takvim ve olayların zaman çizelgesi
Dosya Kullanımı & Transferler Tarih aktiviteleri görüntüleme
Güçlü Yönetim Araçları Uzaktan Kontrol: Kontrol Paneli, İlave Cihaz Bilgisi, Cihazı Silme ve Cihazı Kilitleme
Anahtar kelime uyarıları
2. Mobile Spy
Rakiplerine göre başarılı bir performans sunan bu uygulama aşağıdaki verileri sizlere kolaylıkla sunabilen bir yazılım çözümü.
SpyBubble'ın sunduğu ana özellikler şunlardır.
Aramayı Görüntüleme: Zaman, tarih, arama süresi ve çocuğunuz, çalışanınız veya eşinizin aramaları ya da onlara gelen aramalar dahil bütün arama detaylarını bulabilirsiniz.
Cep telefonu mesajı görüntüleme: Cep telefonu mesajı, gelen ve gönderilen detayları ile birlikte çalışanınızın, eşinizin veya çocuğunuzun aktivitelerine ilişkin bütün detaylara sahip olabilirsiniz.
Yasaklı Eylemlerle ilgili uyarılar/ikazlar/alarmlar: Çocuğunuz görüntülenen cihazlar üzerinde yasaklı aktivitelerde bulunduğu anda, kendiliğinden uyarılar alabilirsiniz (alarma geçersiniz). Kontak değişiklikleri, GPS lokasyon takibi ve küfür ile dizayn edilmiş alarmlar vardır. Yasaklı bölgeleri kişiselleştirmeniz bile mümkündür.
Sosyal Medya Pazarlama ve Web sitesi Görüntüleme: Facebook, WhatsApp, Twitter vb. gibi sosyal medya platformları üzerinde yapılan aktiviteler bütün detaylarıyla görülebilir. Web sitesi tarama geçmişi bile bu cihazla izlenebilir.
GPS iz sürücüsü: Mobil takip yazılımını kullanarak istediğiniz kişinin lokasyonunu bulabilirsiniz. Cep telefonu üzerinde GPS kapalı olduğunda bile bu yazılım çalışır.
Kontrol Paneli: Mobil telefon, laptop, PC veya iDevice dahil herhangi bir yerden çalışabilen kontrol paneli aracılığıyla hedef cihazın bütün aktivitelerini takip edebilirsiniz.
YouTube Görüntüleme ve E-posta Kontrolü: Akıllı telefon kullanıcısı tarafından ziyaret edilen her YouTube videosuna bağlanabilir ve bütün e-postaları elde edebilirsiniz.
Resim Görüntüleme: Akıllı telefondan tıklanan bütün resimler telefon tarafından kaydedilebilir.
Kontakları ve Notları Okuyun: Mobil cihaz üzerine kaydedilen detayları elde edilerek bütün takvim notları, kontaklar ve notlar görüntülenebilir.
Uygulamaları Engelleme: Çocuğunuzun veya çalışanınızın yanlış bir yola sapmasını önlemek için kurulmuş ve indirilmiş uygulamaları engelleyebilirsiniz.
4. SpyEra
Telefon Dinleme: Aramalar hedef telefona oluyor yaşamak dinleyin. Sen gizli bir SMS uyarısı alabilirsiniz. Eğer hedef mobil çağırırsanız, Eğer canlı çağrı eklenecek. Çağrı durdurma Spyera üzerinde yalnızca. Yarışmacılar bu özelliği yoktur!
Ortam Dinleme: Cihazın çevresinde neler duyun. Telefonları 'çevreyi dinleme hedef telefona gizli bir çağrı yapın, Bir adamcağız cihaz gibi (Odada konuşmaları, vb). Real Time ortam dinleme Spyera üzerinde yalnızca. Yarışmacılar bu özelliği yoktur!
Multimedya Dosyaları: Web hesabınıza hedef cihazdan çekilen tüm fotoğrafları yüklemek Spyera. Kamera görüntüsünü kontrol edin, ses dosyaları, video dosyaları, duvar kağıtları vb. uzaktan web hesabınızda.
VoIP Apps Spy: Anında mesajlaşma artık sadece metin ve resimler hakkında değil,. VOIP da anahtarıdır. İşte bu yüzden size VOIP arama günlükleri verecektir HEDEF cihaz SPYERA üzerinde yapılan tüm aramalar için VOIP.
Tutanak VoIP aramalar: Hedef kullanıcı yapmak veya dinlemek veya çevrimdışı dinleme için daha sonra indirmek için VoIP daha sonra bu aramaları otomatik olarak kaydedilir ve web hesabınıza yüklenecektir çağrıları aldığınızda.
Görüşme Kaydı: veya hedef telefondan yapılan herhangi bir çağrı kayıt. Tüm aramaları kaydetmek ya da otomatik olarak kaydedilmek üzere telefon numaralarını seçin. Web hesabına kaydedilen çağrı göndermek SPYERA sonra dinledim edilecek.
Ortam Ses Kaydı: Uzaktan hedef cihazın mikrofonu etkinleştirmek ve çevresindeki dinlemek. Kayıt (hemen veya zamanlanmış) Bunun çevresi. web hesabınıza kaydedilen dosyalar yüklenenler. Bunun yerine canlı ona dinleme, istediğiniz zaman kaydedilmiş dosyaları dinleyebilirsiniz.
Yer Takibi: Cihazın koordinatlarını göstermek için GPS konumlandırma kullanımı Spyera. Yer web hesabınızdaki içindeki haritayı bağlantılı ve belli süreler arasında seyahat bir yolunu görüntülemek.
Şifre kapmak: Şifreleri Oku & Herhangi bir Android içerdiği şifreleri, iPhone veya iPad, böylece doğrudan kendi servislerine erişebilirsiniz. Facebook için kendi oturum açma bilgilerini öğrenin, Skype, Heyecan, E-postalar…
Kamera Spy: Gizlice mikrofon ve kamera hem açar, gerçek zamanlı olarak hedef cihazın çevresini görmek ve duymak size izin. Hedef telefonun kameradan canlı görüntüler yakalayın.
SMS Mesajları Takip: Tüm gelen ve giden SMS mesajlarının içeriğini okuyun. Kısa sürede mümkün kılmak için alındığı gibi SPYERA yakalama SMS kullanıcı bunları silinmiş olsa bile okuma SMS.
E-postaları takip: Spyera tüm E-postaları yakalar ve web hesabınıza gönderilir, Kullanıcı bunları silmek bile web hesabınızda bir kopyası olacaktır. E-posta adresi telefonlarının adres defterine ise, Kişi isim de kullanılabilir olacak.
Uyarı Sihirbazı: Uyarı Sihirbazı bildirimi pano sizin için oluşturulan sonuçlanacaktır ölçütleri belirlemenizi sağlar, ya da e-posta ile size gönderilen.
Uygulama Faaliyetleri Spy: Uygulama etkinliği görmek ve onlar yüklemek tam olarak ne, kullanım, ve bunu kaldırmak ne zaman. onların telefonunuzu kullanarak nasıl Bu tam bir bakış tam erişim elde etmenizi sağlar.
5. iSpyoo
Telefon takibi için çeşitli özellikler sunuluyor. Hedef cihazı etraftaki sesleri duymak için gizli bir dinleme aygıtına çevirmek, telefondaki fotoğraf ve videolara erişmek, görüşmeleri gizlice dinlemek, telefondan ziyaret edilen ve favorilere eklenen internet sitelerini öğrenmek ve anında mesajlaşma uygulamaları ile sosyal ağları takip etmek gibi özellikleri var.
iSpyoo bu tarz etkileyici özellikler olduğunu internet sitesinde iddia ediyor ama müşterilerinin yorumlarından da görülebileceği üzere bu konuda hiç de başarılı değil.
Müşteri hizmetlerinin yetersizliği en çok duyulan şikayetlerden. Casus uygulamalar ne kadar kolay kullanılabiliyor olursa olsun yükleme ve bilgi toplama kısmında yardım almanız gerekebilir. Bu yüzden iyi bir müşteri hizmetlerine sahip olmadığını duymak hayal kırıklığı yaratıyor.
Diğer bir sıkıntıysa, müşterilerin paralarının karşılıklarını alamamaları üzerine. Çoğu müşteri özelliklerin beklenildiği kadar iyi çalışmadığından yakınıyor.
6. TheTruthSpy
TheTruthSpy'ı hedef telefona yüklediğinizde içerisinde depolanan ya da yeni kaydedilecek bütün fotoğraflara, videolara ve rehberdeki kişilere erişiminiz olacak.
Yalnızca mediaların ya da rehberdeki kişilerin isimlerine değil, o telefondaki her bilginin aynısını birebir olarak siz de görebileceksiniz. Böylece telefonda herhangi bir konudaki zararlı ya da uygunsuz içeriğin bulunmadığından emin olabilir, rehberdeki kayıtlı numaların hangi isimlerle kaydedildiğini, bu kişilerle ne sıklıkla, hangi saatlerde ve ne kadar görüşüldüğünü takip edebilirsiniz.
İnternet kullanımının detaylı kaydının size ulaştırılmasıyla da telefonun sahibinin internet alışkanlıklarının ne yönde olduğunu görebilecek, onaylamadığınız sitelere girilmediğinden emin olabileceksiniz.
7. Flexispy
Türk seyahat tutkunlarının profili
Seyahat arama sitesi momondo, Türklerin seyahat alışkanlıklarını mercek altına aldı. Buna göre eşimiz veya sevgilimizle seyahate çıkmayı seviyor, ancak tatilde aşk yaşamaya da sıcak bakıyoruz. Seyahat için yıl boyunca para biriktiriyor, tatilde bile sosyal medyadan kopamıyoruz. İşte Türk seyahat tutkunları;
Tatilde aşk yaşamaya bayılıyoruz
"Tatilde hiç aşk yaşadınız mı ya da tatildeyken bir yabancıyla romantik bir deneyiminiz oldu mu?" sorusuna Türk katılımcıların yüzde 38'si "evet" yanıtını verdi. Bu oran Türkiye'yi Brezilya ve İsveç'in ardından dünya üçüncülüğüne taşıyor. Dikkat çeken bir diğer nokta ise, bu soruya olumlu yanıt veren erkeklerin sayısının kadınlara kıyasla daha yüksek olması. Türk erkeklerinin yüzde 46'sı tatilde aşk yaşadıklarını söylerken, kadınların oranı sadece yüzde 31.
Kadınlar İtalyanları erkekler ise Rusları beğeniyor
Türk erkeklerinin yüzde 22'si Ruslardan hoşlanıyor. İkinci sırada yüzde 19'la İtalyanlar, üçüncü sırada yüzde 17'le İspanyollar yer alıyor. Kadınlara dair sonuçlar incelendiğindeyse, İtalyanlar yüzde 28'le zirveye yerleşiyor. İkinci sırada yüzde 19'la İspanyollar, üçüncü sıradaysa yüzde 17'yle Fransızlar yer alıyor.
En kıskanç aşıklar Türkiye'de
Türklerin yüzde 67'lik kısmı "Eşim veya sevgilim bensiz tatile çıkamaz" diyor. Türkler bu oranla dünya genelinde "partnerlerini en çok kıskanan" millet olurken, bizi yüzde 53 ile Ruslar ve yüzde 51 ile İtalyanlar takip ediyor.
İlk tercih eşle veya sevgiliyle seyahat
Yüzde 77'mizin ilk tercihi, eşimizle veya sevgilimizle seyahat etmek. Türkiye dünya genelinde Çin'in ardından eş ya da sevgiliyle seyahatin en çok tercih edildiği ülke. Türklerin yüzde 56'sı arkadaşlarıyla yollara düşmeyi severken, listenin üçüncü sırasında yüzde 53'le "çocuklarla seyahat" yer alıyor. En az tercih edilenler ise yüzde 4 oranla yalnız veya kayınpeder ve kayınvalide ile seyahat etmek. Üstelik dünya genelinde de durum pek farklı değil.
Pek çok ülkenin vatandaşları, tatilde sosyal medya kullanmaya ara verirken, Türkler sosyal mecralardan tatilde bile kopmuyor. Araştırmaya göre sadece yüzde 22'miz tatilde sosyal medyaya ara veriyor. Bu oran ile araştırmaya katılan 20 ülke arasında sosyal medya detoksunu en az tercih eden ikinci ülke konumundayız.
Açık ara dünya lideriyiz
Instagram kullanımında ise açık ara dünya lideriyiz. Yüzde 58'imiz tatildeyken Instagram paylaşımı yaparken, listenin ikinci sırasında yüzde 52'yle Brezilya, üçüncü sıradaysa yüzde 34'le İsveç yer alıyor. Twitter kullanımında da benzer şekilde yüzde 49'la ilk sırada yer alıyoruz. En yakın rakiplerimiz yüzde 34'le Brezilyalılar, yüzde 28'le İspanyollar. Tatil sırasında, mesajlaşma uygulaması WhatsApp'ı da en çok kullanan ikinci ülkeyiz. İlk sırada yüzde 72'yle Brezilyalılar yer alırken, bizdeki oran yüzde 64.
Türklerin yüzde 50'si güzel bir tatil yapabilmek için yıl boyunca düzenli olarak kenara para koyduğunu söylüyor. Yüzde 30'luk bir kısım ise tatilini taksit taksit ödemeyi seçerek tatil harcamalarını farklı aylara bölüştürmeyi seçenler yer alıyor. Katılımcıların yüzde 15'i, tatil bütçesini denkleştirmek için yıl içerisinde ek iş yaparak para biriktirdiğini, yüzde 13 ise tatil için banka kredisi aldığını söylüyor. Tatildeyken evini kiraya vererek para kazananların oranı yüzde 4, tatil bütçesi için bazı eşyalarını bit pazarında ya da online platformlarda satanların oranı ise yüzde 3.
Öncelik fiyatın bütçeye uygun olması
Yüzde 55'imiz "Otel seçerken önceliğim fiyatın bütçeme uygun olması," diyor. Otel seçimi yaparken ikinci önceliğimiz ise yüzde 41'le şehir merkezine yakınlık. Üçüncü sırada, otelin seyahat sitelerinde olumlu yorumlar alması geliyor; katılımcıların yüzde 36'sı, yalnızca iyi yorumlar alan otellerde konakladıklarını söylüyor. Araştırmaya göre, otel personelinin iyi hizmet sunması, yüzde 35'le konaklama konusundaki tercihlerimizi şekillendiren dördüncü etken.
Araştırmanın sonuçlarını değerlendiren momondo Türkiye sözcüsü Serpil Öztürk şöyle konuştu: "momondo'nun geleneksel 'Uluslararası Seyahat Araştırması' dünyanın farklı ülkelerindeki insanların seyahat alışkanlıklarına ışık tutuyor. Bu yıl araştırmamıza, Türkiye dahil, 20 ülkeden 29 bin kişi katıldı. Türkiye'den 1000'in üzerinde kişi sorularımızı cevapladı. Aldığımız yanıtlar doğrultusunda, en çok kimlerle tatile çıkmayı sevdiğimizden otel seçerken nelere dikkat ettiğimize kadar Türkiye'deki seyahat severlerin profilini çıkardık."
Hull City menajerinden Eto'o açıklaması
Kulüp başkanı Mustafa Bozbağ, yaptığı yazılı açıklamada, Nijeryalı forvet oyuncusunu 6 aylığına kiraladıklarını belirtti.
Nijeryalı futbolunun, Giresunspor'un başarısına katkı yapacağına inandıkları bir oyuncu olduğunu kaydeden Bozbağ, "Transfer çalışmalarımız devam edecek. İki oyuncu daha almayı planlıyoruz. Eksikliklerimizi gidermek ve hedeflerimizi gerçekleştirmek için çalışmalarımız devam ediyor." ifadelerini kullandı.
Diş fırçalarken yapılan 7 hata
Güzel dişler, güzel gülüşler demektir. Güzel ve sağlıklı dişlere sahip olmaksa öncelikle diş fırçalamaktan geçiyor. Çok klişe gelecek belki ama günlük diş bakımını ne kadar iyi yaparsak dişlerimiz de o kadar uzun ömürlü olur. Uzmanlar günde 3 kez diş fırçalamanın yeterli olduğunu söylüyor. Fakat yanlış ve bilinçsizce yapılan fırçalamalar pek bir işe yaramıyor. Hatta yapılan basit hatalar telafisi zor sonuçlara neden olabiliyor. Bu noktada diş fırçalamada yapılan en belirgin hataları bir araya getirdik. Yapılması gerekenlere dikkat çektik.
Gereğinden fazla diş macunu kullanmak
Diş macununu çok kullanmak daha beyaz, daha temiz dişlere sahip olacağımız anlamına gelmiyor. Uzmanlar nohutun yarısı kadar diş macununun yeterli olacağını söylüyor. 6 yaşından küçük çocuklarda ise bu miktar daha da azalıyor. Çünkü diş macunlarının içinde bulunan 'sodyum florür' doğada kullanılan flor gibi doğal özelliklere sahip değil. Aşırısı yarardan çok zarar getiriyor.
Yıpranmış diş fırçasını kullanmak
Normal şartlarda diş fırçasını 3-4 ayda bir değiştirmek gerekiyor. Hatta yıpranmış görünüyorsa daha önce de değiştirilebilir. Çünkü yıpranan fırça işlevini yitirdiği gibi dişlere zarar verebiliyor.
Sert diş fırçasıyla fırçalamak
Pek çok diş hekimi yumuşak kıllı diş fırçalarının plakları ve kalıntıları dişlerden çıkarmak için en iyi çözüm olduğu fikrinde birleşiyor. Sanılanın aksine sert diş fırçası dişleri daha iyi temizlemiyor. Çok sert fırçalar dişleri aşındırabiliyor. Sağlığınız için en iyi diş fırçasını seçerken orta yumuşaklıkta olmasına ve BPA içermeyen malzemeden yapılmasına dikkat etmek gerekiyor.
Dişleri yarım dakikada fırçalamak
Fırçayı şöyle bir ağızda gezdirmek maalesef yeterli olmuyor. Uzmanlar diş fırçalama süresinin 3 dakika olması gerektiğini söylüyor. Fakat pek çok kişi yarım dakikada dişlerini fırçalayıp çıkıyor. Ön dişlerin ve görünen yüzeylerin dışında dil, damak ve diş etleri ve arka yüzeydeki dişlerin de fırçalanması önem taşıyor. Uzmanlar, diş etlerinde kanama olduğunda diş fırçalanmanın bırakılmasını da son derece yanlış buluyor. Çünkü diş eti kanaması bu bölgelerin yeterince temizlenmediğini gösteriyor.
Hep aynı yerleri fırçalamak
Pek çok kişi fırçalamaya hep aynı bölgeden başlıyor ve fırçalama sırasında aynı bölgeler üzerinde duruyor. Sonuçta bu bölgelerle az fırçalanan bölgeler arasında büyük fark oluşuyor. Zamanla az fırçalanan bölgelerde çürükler ve sararmalar meydana geliyor. Uzmanlar diş fırçalamaya farklı bölgelerden başlamayı ve kolay ulaşılmayan bölgelere de ağırlık verilmesini öneriyor.
Daha beyaz ve daha temiz dişlere sahip olmak için güç kullanmak fayda getirmiyor. Bastırarak fırçalamak dişleri temizlemek yerine, "fırça çürüğü" denilen aşınmalara neden oluyor. Dişlerin mine tabakası aşındığı için, alttaki sarı tabaka ortaya çıkıyor. Dişler olduğundan sarı görünmeye başlıyor. Ayrıca bastırarak sert fırçalamak, dişlerde hassasiyetin ve diş eti çekilmelerinin de başlıca nedenlerinden biri. Diş hekimleri, diş fırçasını 45 derecelik bir açıyla tutarak dişlerin dikey ya da dairesel hareketlerle fırçalanmasını öneriyor.
Pek çok kişi diş fırçalamaya başlamadan önce fırçayı ve macunu ıslatıyor. Islanan fırça, sertliğini kaybeder ve işlevini tam yerine getiremez. Macunu ıslatmasanız da ağızda köpürdüğünü göreceksiniz.
Daha sağlıklı ve doğal bir yaşam için Aloe veranın 9 mucizevi faydası
Modern hayat düzeni içinde birçok insanın beslenme, uyku düzenini sağlamakta zorlandığı herkesin kabul ettiği bir gerçektir. Geçiştirilen öğünler, ertelenen uykular, vücut için yarardan çok zarar getirecek beslenme alışkanlıklarıyla aslında doğamızın çok dışına çıkarız. Bu sebeplerle vücudumuzda meydana gelen gözle görülür değişiklikler zihinsel kalitemizi de oldukça etkiler. Modern hayatın getirdiği bu durum, çözümsüz bir denklem gibi görünse de aslında kendiniz için yapabileceğiniz bazı şeyler vardır. Aloe vera kullanımı da bunlardan biri. Aloe vera, çoğu derdimize devanın doğada bulunduğunun en güzel örneklerinden biridir. Çoğu iyileştirici özelliğini bilmediğimiz bu bitki nedir, vücut sağlığına nasıl faydaları vardır?
Sindirim konusunda yaşadığınız rahatsızlıkların önüne geçmenizde size yardımcı olur.
Bağırsaklarınızla başınız dertteyse ya da mide yanması yaşıyorsanız, Aloe vera içeren içecekler doğal detoks özelliği taşıdığından düzenli kullanım halinde oldukça faydalıdır.
Ağız sağılığınızı korumanızda oldukça etkilidir.
Aloe vera posası ülser, diş eti iltihabı ve stomatit denen ağız içi iltihaplarını birkaç basit adımda giderir: aloe verayı ezip ağzınıza sürmeniz yeterlidir. Bu konuda daha detaylı bilgi için diş hekiminize danışabilirsiniz.
Yatıştırıcı etkisi vardır.
Aloe vera jel ya da şampuanlarıyla kendinize masaj yaptığınızda oldukça rahatladığınızı ve stres seviyenizi düştüğünü hissedebilirsiniz.
Bağışıklığınızı güçlendirir.
Aloe vera özüyle yapılan içecekler bağışıklık sisteminizi doğal bir destek duvarı daha örebilir. Beslenme alışkanlıklarımız dolayısıyla farkında olmadan aldığımız ve vücudumuzda biriken zararlı maddeleri sökmede de etkilidir.
Zayıflamayı ve kilo kontrolünü kolaylaştırır.
Genelde uygulanan diyetler, vücuttan istenmeyen ya da beklenmeyen reaksiyonları beraberinde getirebilir. Düzenli Aloe vera kullanımıyla beraber sağlıklı bir kiloya ulaşmanız ve vücut enerjinizin yükselmesi oldukça hızlı gerçekleşir.
Cilt ve deri sağlığınızı korumanız için biçilmiş kaftandır.
Günlük ihtiyacınız olan mineralleri kolayca almanızı sağlar.
Sağlıklı bir vücut için almanız gereken vitaminlerin birçoğunu içinde barındırır.
. A, B1, B2, B6, B12, C, E ve folik asit içerir. Doğası gereği insan vücudunun üretemediği ancak ihtiyacı olan bu vitaminleri sağlıklı bir şekilde almanız için Aloe Vera kullanmak oldukça etkili ve basit bir yöntemdir.
Vücudunuzu baştan aşağı onarmanız için bire birdir.
Hücrelerin ve bütün vücudumuzun vazgeçilmezi amino asitler Aloe bitkisinde oldukça fazla oranda mevcuttur. Düzenli bir şekilde Aloe vera kullanarak hücre yenilenme hızının artması ve daha sağlıklı, yeni ve güçlü hücreler ile yaşam kalitenizi artırabilirsiniz.
2017'de dünyayı bekleyen 14 siber tehdit
McAfee Labs 2017 Tehdit Öngörüleri Raporu yayınlandı. Veriler dünyayı 14 yeni tehdidin beklediğini gösteriyor. Bunların arasında drone kaçırma, akıllı ev aletlerine sızma gibi eylemler de var.
McAfee Labs'in Başkan Yardımcısı Vincent Weafer, siber güvenlik alanındaki oyuncuların siber suçlularla etkili mücadele edebilmesi için öncelikle siber suç dünyasının sağladığı avantajların önüne geçmek gerektiğine dikkat çekti. Weafer, "Yeni bir savunma tekniği geliştirildiğinde, bu sistem siber suçluların karşı bir çözüm geliştirmesiyle etkinliğini yitiriyor. Siber suçluların tasarımlarını alt edebilmek için, raporda belirttiğimiz altı temel alanda siber suç-siber güvenlik dinamiklerini değiştirmek üzere harekete geçmeliyiz ve siber suçlular için daha caydırıcı bir ortam yaratmalıyız" dedi.
En zorlu 6 problem
Raporda, siber güvenlik sektörünün karşı karşıya olduğu en zorlu altı problem, siber suçlular ile siber güvenlik sektörü arasındaki bilgi asimetrisinin azaltılması, saldırı gerçekleştirmenin maliyetinin artırılması ya da saldırıların daha az kârlı hale getirilmesi, siber etkinliklerde görünürlüğün artırılması, yasaların ve kuralların kötüye kullanılması durumlarının daha iyi tanımlanması, dağıtılmış verinin güvenliğinin daha etkin bir şekilde sağlanması ve ajan bulunmayan ortamların korunması olarak açıklandı.
Kanun koyucularla işbirliği
McAfee Labs'in 2017 tahminlerine göre, yeni yılda siber suçlular fidye yazılımı, sofistike donanım ve donanım yazılımı saldırıları ve Nesnelerin İnterneti ile "akıllı ev" sistemlerine yönelik saldırılar konularına odaklanacak. Sosyal mühendislik saldırılarını geliştirmek üzere makine öğreniminin kullanımı artacak. Bununla birlikte siber güvenlik sektörü ile kanun koyucular arasındaki iş birliği güçlenecek.
Öne çıkan siber tehditler
2017'nin öne çıkan siber tehdit öngörüleri ise şunlar: 1. Fidye yazılımı saldırıları 2017 yılının ikinci yarısında hem hacim hem de etkinlik anlamında düşüş gösterecek. 2. Windows odaklı 'exploit' tehditlerin sayısı azalmaya devam edecek ancak altyapı yazılımı ve sanallaştırma yazılımını hedef alan 'exploit' saldırılarında artış bekleniyor.
Drone kaçırma eylemleri olabilir
3. Donanım ve donanım yazılımı, siber suçluların radarında yer almaya devam edecek. 4. Laptop üzerinden çalışan yazılım kullanan hacker'lar, pek çok farklı amaçla drone kaçırma eylemleri gerçekleştirecek.
Banka hesapları tehdit altında
5. Siber hırsızlar mobil cihaz kilitlerini hedef alan mobil saldırılarla bilgi hırsızlığı gerçekleştirecek ve banka hesapları ve kredi kartı gibi finansal bilgileri elde edebilecek. 6. Nesnelerin İnterneti odaklı zararlı yazılımlar, akıllı ev sistemlerine sızacak ve bu alanın güvenliği göz ardı edilirse varlıkları yıllarca fark edilmeyebilecek.
Dijital dünyada güven sorunu
7. Makine öğrenimi, sosyal mühendislik saldırılarının hem sayılarının artmasını hem de daha sofistike hale gelmelerini sağlayacak. 8. Sahte reklamlar ve satın alınan "beğeni"ler nedeniyle dijital dünyada güven hızla azalmaya devam edecek.
Reklam savaşları
9. Reklam verenler arasındaki reklam savaşları şiddetlenecek ve yeni teknikler geliştirilecek, bu teknikleri kopyalayan siber suçlular da zararlı yazılım dağıtım kabiliyetlerini güçlendirecek. 10. Politik ya da sosyal amaçlı hack'leme eylemlerinde bulunanlar, kişisel gizlilikle ilgili konuları açığa çıkarmada önemli bir rol oynayacak.
İstihbarat paylaşımı gerek
11. Siber güvenlik endüstrisi ile kanun koyucular arasındaki güçlenen iş birliği sayesinde artan uygulamalarla siber suçların önüne geçilmede önemli bir adım atılacak. 12. Tehditlerle ilgili bilgi ve istihbarat paylaşımı, bu alanda pozitif gelişmeler yaşanmasını sağlayacak.
Siber casusluk
13. Siber casusluk, ulus-devletlerde olduğu gibi özel sektör ve yer altı suç dünyasında da yaygınlaşacak. 14. Fiziksel ve siber güvenlik endüstrilerinde yer alan kurumlar dijital tehditlere karşı daha gelişmiş ürünler sunmak üzere birlikte hareket etmeye başlayacak.
Emekli öğretmen buz gibi soğuğa aldırmadı
Antalya Demre'de bir emekli öğretmen 12 derece havada denize girdi. Yaz aylarında yaylada olduğunu bu nedenle denize giremediğini ifade eden Emekli öğretmen Turhal denize girmekle kalmadı kıyıya çıkarak güneşlendi
Antalya'nın Demre'ye bağlı Taşdibi Plajı'na gelen İlhan Tural, kıyafetlerini çıkararak deniz kıyısında bir süre ısınma hareketleri yaptı. Hava sıcaklığının 12, su sıcaklığının ise 17 derece ölçüldüğü denize giren İlhan Tural, bir süre yüzdü. Daha sonra kıyıya çıkan Tural, ısınma hareketleri yaptı ve güneşlendi.
"Yazın yaylada olduğum için denize giremiyorum"
Evli iki çocuk babası İlhan Tural, "Yazın yaylada olduğum için denize giremiyorum. Benim deniz mevsimim Kasım'da başlar, Mayıs'ta biter. Yarım saat yüzdüm. Hava güzel olunca yüzüyorum. Yazın yaylada, Toros Dağları'nda gezerim. Zirvelere çıkarım. 70 yaşındayım ama gayet sağlıklıyım. Hava çok güzel. Deniz çok güzel. Her taraf karla kaplı. Ben de burada rahatça yüzüyorum" dedi.
Gündemi "Baştan Sona" tartışan programda Akif Beki, yanıt aradığınız soruları, meraka değer konuklarla ele alıyor.
İzlanda'da 1980'in ilk bebeği, 2017'nin ilk bebeğini doğurdu
İzlanda'da 1980 yılında doğan ilk bebek olan Katrín Guojonsdottir, 37 yıl sonra 2017'nin ilk bebeğini doğurdu.
BBC Türkçe'nin haberine göre, İzlanda'da 1980 yılında doğan ilk bebek olan Katrín Guojonsdottir, 37 yıl sonra 2017'nin ilk bebeğini doğurdu.
Böylece, anne-oğul yalnızca aynı doğumgününü paylaşmakla kalmadı, aynı zamanda dünyada eşine az rastlanır bir unvana da sahip oldu.
Visir gazetesinin haberine göre, yılbaşı gecesi doğum kliniğinde nöbetçi olan ebe Herborg Pálsdóttir, doğumun sorunsuz geçtiğini açıkladı.
Guojonsdottir, "Daha dün bunu şakasını yapmıştık ama gerçek olacağına hiç ihtimal vermedik" dedi.
Yeni doğan bebek ise Guojonsdottir çiftinin üçüncü çocuğu oldu.
YGS TEOG oluyor | YÖK sınav sistemini değiştiriyor
YGS kalkıyor, üniversiteye sınavsız geçiş sistemi geliyor. YÖK ve MEB yeni sınav sisteminde Yüksek Öğretime Geçiş sınavını TEOG merkezi sınav sistemine dönüştürecek. Dört yıllık ve iki yıllık üniversite bölümlerine lise puanı ile girilecek. Yeni sınav sistemine dair bilgiler haber içeriğimizde…
YÖK ve MEB yeni sınav sisteminde YGS sınavını kaldırıyor, lisede okuyan öğrenciler TEOG merkezi sınav sistemine göre her yıl sınava girerek diploma puanı üzerinden üniversiteye girecek. Çalışma 2017 yılında başlayacak, uygulamaya 2018 yılında geçilecek.
Yeni sınav sistemi nasıl olacak?
Lisede okuyan öğrenciler, bir yıl boyunca değil; lise eğitimi boyunca kademeli olarak sınava girecekler. Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş sınav sistemi ile her sene merkezi sınav sistemine lise öğrencileri tabi tutulacak. Bir yıl içinde iki sınav mı olacak yoksa tek mi sınav olacak bu çalışma sonunda belli olacak.
Sınavlar açık uçlu olacak. Bu sayede hormonlu notlara son verilecek.
Sınavsız önlisans bölümlere geçiş nasıl olacak?
YGS'yle iki yıllık ön lisans programlarına yerleşen yaklaşık 100 bin öğrenci için sınava girmeden lise diploma puanıyla kayıt yaptırabileceği bölümler açıklanacak. Öğrenci, lise diploma puanına göre bu bölümlerden birine doğrudan kayıt yaptırabilecek.
Sistemde açılan tercih listesinde herhangi bir bölüme girmek istemeyen öğrenci LYS sınavına girecek. Oradan istediği bölüme geçiş hakkına sahip olacak.
Lisans bölümlerine sınavsız geçiş nasıl olacak?
Hürriyet'ten elde edilen bilgilere göre; Mevcut sistemde öğrencilerin YGS barajını aştıktan sonra 4 yıllık lisans programlarına yerleşmek için girdiği LYS devam edecek. Yüksek puanlı lisans programlarına yerleşmek isteyen adaylar, bu sınava girmek için başvuruda bulunacak. Meslek lisesi öğrencilerine kendi alanlarında özel kontenjan ayrılması için de çalışma yapılıyor.
Geçmiş yıllarda mezun olanlar da yeni sistemde diploma puanlarıyla önlisans ve bazı lisans programlarına kayıt yaptırabilecek. Mezunlar da liseden yeni mezun olan öğrenciler gibi LYS'ye girebilecek.
Anayasa değişiklik teklifi Meclis Komisyonu'ndan geçti. Peki, hangi maddeler kabul edildi? Teklif nasıl bir sistem getiriyor? Suriye'deki ateşkes nasıl devam edecek? Fırat Kalkanı Harekatı hangi aşamada? Başak Şengül sordu, akademisyen-gazeteci Barış Doster, gazeteci Hakan Çelenk, araştırmacı İhsan Aktaş, hukukçular Mehmet Sarı ve Ömer Kavili, Akıl Çemberi'nde tartıştı.
2016 yılın bileti anketi kazananları belli oldu
Dünya etkinlik biletleme sektörünün lider şirketi Ticketmaster'ın 17 ülkede aynı anda gerçekleştirdiği ve bu yıl 2.'si düzenlenen "2016 Yılın Bileti Anketi"nin Türkiye ayağının şampiyonu yine Tarkan oldu.
Biletix/Ticketmaster Türkiye tarafından internet sitesi üzerinden gerçekleştirilen anket ile 2016'nın En İyi Bileti ve 2017'nin Beklenen Etkinliği bir hafta boyunca oylandı.
2.500 kişinin katılımıyla sonuçlanan anket sonucunda "2016'nın En İyi Bileti"nin sahibi İstanbul Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatro'sunda ardarda verdiği konserlerle yaza damgasını vuran Tarkan oldu. Ankete katılanlar 2017'nin Beklenen Etkinliği" olarak da yine Tarkan'ı seçtiler. Farklı fikirlerle beslenmek isteyen Biletix tüketicileri ise TEDxTalks etkinlliklerini yılın en iyi etkinlikleri sıralamasında 2.'liğe taşıdılar.
2017'de Kimi İzlemek İstiyoruz?
Dünyada 2016'nın En İyi Bileti: Coldplay
17 Ticketmaster ülkesinde verilen oylar 2016'da "Dünyanın En İyi 5 Bileti"ni de belirledi. Anket sonucuna göre A Head Full of Dreams turnesi kapsamında 2017 yılında dünyayı gezecek olan Coldplay ilk sıraya yerleşirken, 2016'nın En İyi 2. Bileti Belçika'nın vazgeçilmez festivali Rock
Werchter oldu. Müziği kadar özel hayatıyla da gündemde olan Justin Bieber üçüncü sırada yer alırken, metal müziğin kalbinin attığı Download Festival Yılın En İyi 4. Bileti oldu. Ankete katılanların 5. tercihi ise son dönemlerde kardeşinin gölgesinde kalan Beyonce oldu. Biletix 2016 Yılın Bileti Anketi 500 TL Değerinde Hediye Kart Kazandırdı Facebook kullanıcı profilleri ile ankete giriş yaparak bir hafta boyunca 2016 Yılın Bileti Anketi'ne
oy veren 2.500 etkinlik sever arasında 2016. sıraya yerleşen Avukat Fatma Saklıca oldu. Saklıca, kazandığı 500 TL değerindeki Biletix Hediye Kart'ı Biletix Pazarlama Koordinatörü Burcu Anış'ın elinden teslim aldı.
Türkiye sanayisinin kalbi olarak nitelendirilen Kocaeli'de İŞKUR'a kayıtlı 52 bin işsiz olmasına karşın, özel sektör 70 bin açık iş için çalıştıracak eleman bulmakta zorlanıyor.
Bunun üzerine İŞKUR'dan yardım istedik ve 6 bin işsize duyuru yapıldı. Sadece 42 kişi bu iş açığına cevap verdi. Maaşlar da asgari ücretin biraz üzerindeydi. Yani burada bir yapısal sorunumuz var." şeklinde konuştu.
'Cıvıklı', 'Sakalaçarpan', 'Kuyruğusulu' gibi isimlere denk geldiğimizde aklımıza sokak adlarından tutun da hayvan türlerine kadar birçok şey gelebilir; ancak bunların birer yemek adı olabileceği kolay kolay akla gelmez. Türk Mutfağı'nda yer alan ilginç isimlere sahip yemekleri Hürriyet'ten Mehmet Yaşin derledi, işte o ilginç yemekler:
Talaş Kebabı
'Kocakarı gerdanı', 'Tavşan Üflemesi', 'Kuyruğusulu', 'Sakalaçarpan'... Bazı yemek isimleri vardır ki duyunca insana yanlış şeyler çağrıştırır. Kimi güldürür, kimi derin derin düşündürür, kimi de insanı o yemekten soğutur. Ama söz konusu yemek olunca önyargıları bir kenara bırakmak gerek.
Talaş Kebabı'ndan başlayalım. Eğer bu muhteşem börekle daha önce tanışmadıysanız, bu ismi duyunca aklınıza rendelenmiş tahtadan artakalanlar gelecektir. Halbuki Türk Mutfağı'nın en lezzetli böreklerinden biridir. Sanırım bu isme, böreği keserken tabağa dökülen yufka kırıntılarının görüntüsü neden olmuştur.
Ya 'oturtma'ya ne demeli? Bir zorbalık algısı taşıyan bu kelime de aslında çok lezzetli bir yemeğin adıdır. Hem patlıcanla hem de patatesle yapılan oturtmayı çok severim. Tek kusuru, fazla ekmek yedirmesidir.
'Karnıyarık' adı, zihninize ne tür bir görüntü düşürür? Eğer bu soruyu Refik Halit Karay'a sorsaydım şu yanıtı alırdım: "Ameliyat masasını veya Abanoz Sokağı'nda işlenmiş bir cinayeti hatırlatır." Böylesine bir manzara iştahınızı açar mı? Oysa bu yemek, Türk Mutfağı'nın başyapıtlarından biridir.
'İmambayıldı' denince benim gözümün önüne, sarıklı, cüppeli, sakallı, yere iki seksen uzanmış bir imam gelir. Bu yemeğin adını başka bir dile birebir tercüme ettiğinizde karşınızdaki kişinin şaşkınlığını düşünebiliyor musunuz?
Peki size 'Kuyruğusulu' desem? Isparta yöresinde yapılan bu börek, çiğböreğe benzer ama onun gibi yağda değil, sacda kızartılır.
'Sakalaçarpan'ın havada uçan bir böcek olduğunu düşünürseniz yanılırsınız. Çünkü sakalınıza çarpan; yeşil mercimekle birlikte pişen eriştedir!
Ya 'kurşun geçmez köftesi'? Sonunda köfte lafı olmasa onu bir savunma giysisi sanırsınız. Sakın böyle bir yanılgıya düşmeyin, çünkü bu, Malatya mutfağının en sevilen yemeklerinden biridir. Malatya mutfağı garip isimli yemekler konusunda oldukça zengindir. İşte birkaç örnek: 'Keloğlan', 'Taşküllüğü', 'Gilgirikli Köfte', 'Avrat Köftesi'...
'Kesme ibik çorbası' deyince de aklınıza doğranmış horoz veya hindi ibiği gelmesin. Amasya yöresinde erişte, yeşil mercimek, yoğurt ve nane sosuyla yapılan, lezzetiyle damakları şenlendiren bir yemektir bu.
'Ağzıaçık', size açık ağızlı, çenesinden salyalar akan aptal birini anımsatmasın. Urfa yöresinde yapılan bu kıymalı pideyi insan yemeye doymaz.
'Cıvıklı' da aklınıza hemen yapış yapış bir şeyi getirmesin. Bu, 'Develi Cıvıklısı'nın kısaltılmış halidir. O da kuşbaşı etle yapılan bir pidedir ki, lezzeti insanın aklını başından alır.
'Kısır'ı hepiniz bilirsiniz. Çocuğu olmayan birini ifade etmek için kullanılır. Peki bu isim niçin bulgur, salça, taze soğan, maydanozla yapılan, marulla yenen, lezzetli bir yemeğe konmuştur? Acaba kısır, bir bulgur çeşidinin adı mıdır? Bilen varsa beri gelsin.
'Eliböğründe' dersem, kuzu eti, kuyrukyağı, domates, yeşilbiber, patlıcan ve bol sarmısakla yapılan bir Maraş yemeğinden söz ettiğimi bilin. Bu yemeği yiyince insanın eli böğrüne değil, gitse gitse midesine gider.
Cinsel çağrışımlı tatlı isimleri
'Kerhane tatlısı', daha çok genelevlerin önünde satıldığı için bu ismi almıştır. İçeri girene de dışarı çıkana da kuvvet verdiği söylenir. Tatlının cinselliği artırdığına inanılır nedense. Tatlı isimleri onun için biraz cinsel çağrışımlıdır: Dilberdudağı, Sütlünuriye gibi...
'Şıllık' da Urfa'da, kahvaltıların vazgeçilmez tatlısıdır. İnce açılmış yufka, kaymak ve fıstıkiçiyle yapılan bu tatlı cennete layık bir yiyecektir.
'Kadınbudu Köfte'yi söylemeye gerek var mı? Hepimizin malumu olan bu köfte adını köftenin şeklinden almıştır zannedersem...
Örnekleri yaz yaz bitmez. Türk Mutfağı lezzet zengini olduğu gibi aynı zamanda da benzetme zenginidir; 'Yanıyarma', 'Göbek Dolması', 'Ölününkörü', 'Yalancı Dolma', 'Bicibici', 'Kaçamak', 'Çaput Aşı', 'Kocakarı Gerdanı', 'Tavşan Üflemesi', 'Sarığı Burma', 'Tosunum', 'Otur Fatma Tatlısı', 'Dul Avrat Çorbası', 'Yengen', 'Zümküfül', 'Sulu Kaçamak', 'Pumpum Çorbası' ve diğerleri... Yazıyı bir Çin atasözüyle bitirmek istiyorum: Bir yemek ismi ne kadar tuhaf olursa o kadar lezzetlidir!
Bilim adamları bakteriden batarya üretti
New York'ta bulunan Binghamton Üniversitesi bünyesinde görev alan bir grup araştırmacı tarafından geliştirilen yeni bataryalar bakterilerden oluşturuluyor ve tamamen doğa dostu.
Bataryalar günümüzün en büyük problemlerinden birisi. Kısa ömürlü olmaları ve doğayı ciddi anlamda kirletiyor olmaları nedeniyle insanlığı alternatif çözümlere yönelten bataryaların sonu gelmiş olabilir. New York'ta bulunan Binghamton Üniversitesi bünyesinde görev alan bir grup araştırmacı tarafından geliştirilen yeni bataryalar bakterilerden oluşturuluyor ve tamamen doğa dostu. Özel bakterilerle dolu bir sıvının kromatografi kağıdı üzerinde bir süre beklemesiyle elde edilebilen bu bataryalar boyutları ile şaşırtıyor.
Çok düşük bütçe ile üretiliyor
Günümüzdeki bataryaların aksine üretim maliyeti konusunda da avantajı elinde bulunduran bu yeni nesil bataryalar fabrikalardaki üretim maliyetlerinin çok daha altında bir bütçe ile üretilebiliyor. shiftdelete. net'in haberine göre bu bataryalarla şimdilik küçük ölçekli cihazlara güç sağlanabiliyor olsa da kısa süre içerisinde akıllı telefonlarımızın içine kadar gireceğinden eminiz. 2017'nin ilk aylarında piyasaya sunulması beklenen bu bataryaların bir kaç sene içerisinde daha da geliştirilerek yaygınlaşması bekleniyor.
Hollanda makinesinin en çok güvenilen dişlileri hücum hattındaki Robben ve Van Persie. Dün Robben sahada galibiyeti en çok isteyen isimdi. Organize atak geliştiremeyen Hollanda'yı tek başına üçüncü bölgeye taşıdı. Etkili serbest vuruşlarıyla takımın direncini arttırdı. İlk yarının sonunda kaptığı topla ceza sahası içinde düşürülmesi penaltıydı ama hakem Pedro Proenca pozisyonu es geçti. Maçın sonunda galibiyeti getiren penaltının yaratıcısı olarak sahaya damgasını vurdu.
Van Persie ise tersine pozisyona giremediği gibi gelen fırsatları değerlendirmek adına da bir çabası olmadı. Maçın hayal kırıklıklarından biri olan Van Persie'nin yerini Huntelaar'a bırakması galibiyetin gelişinde önemli bir etken oldu.
Hollanda için bu kupada maçı yenik başlayıp çevirmek adet haline geldi. 5-1'lik İspanya ve 3-2'lik Avustralya maçlarına yedikleri gollerle başlayarak geriden gelmişlerdi. Ancak bu iki maçta da dün Meksika karşısındaki kadar zorlanmadılar. Hollanda'nın kupa boyunca ilk yarılarda kayıpları oynaması da çok eleştiriliyor.
Van Gaal'in çok çalışan hücum ve savunmayı birlikte yapmaya çalışan 33 yaşındaki Dik Kuyt'ı solda oyuna başlatması bu kanadın etkinliğinin maç başında bitmesine neden oldu. Kuyt bir kez ceza sahasına iyi bir orta yapabilirken savunma da ciddi açıklar verdi.
Meksika'nın sağ kanadındaki Miguel Layun ise maç boyunca neredeyse karşısına çıkan her Portakalı geçti. Tehlikeli ortalar yapan Lagun'un şanssızlığı attığı topları değerlendirecek golcü bir forvetin sahada olmamasıydı.
İkinci yarıda sol kanada Memphis Depay'ın geçmesi ve Dirk Kuyt'ın alıştığı sağa çekilmesi Hollanda'nın iki kanadı da daha etkin kullanmasına neden oldu. Kuyt sağda zorladığı pozisyonların sonunda ilk golü getiren korneri de kazandırdı.
Sneijder'a gelince; bu yıl Galatasaray'da da fizik gücü üst düzey bir görüntüsü yoktu. Bu görüntü halen devam ediyor ama aynen Galatasaray'da olduğu gibi kritik zamanlarda sahneye çıkıp harika goller atmaya da ara vermiyor. Beraberliği getiren golü ya da füzesi demek daha doğru olur Hollanda'nın dirilmesine neden oldu.
Dün Meksika'da golcü bir forvet olsaydı bugün Kostarika'nın rakibi Hollanda olmayabilirdi. Ayrıca Miguel Herrera'nın hücumda muhteşem işler yapar Giovanni Dos Santos'u oyundan alması maçı kaybettirdi diyenlere karşı söylenecek fazla bir söz yok. Herrera bu kararıyla bindiği dalı kesen Nasreddin Hoca gibiydi.
Herrea'nın şansı istekli takımı kadar kupanın yıldızları arasına giren kalecisiydi. Fransa'da takımı Ajaccio ile kötü bir sezon geçirip küme düşen Guillermo Ochoa dün yine elinden gelen her şeyi yaptı. Birçok kritik kurtarışa imza attı. Maçın sonuna kadar kalesini kapatan Ochoa'nın, Sneijder'in golü ve penaltı da bir hatası yoktu. Meksika'da kupa en çok bonservisi elinde bulunan Ochoa'ya yaradı. Ajaccio, 28 yaşındaki kaleciyle tekrar anlaşmak istediğini açıklarken, Ochoa'nın başka talipleri de belirdi.
Maçın hayal kırıklığı turnuvaya veda eden Kaptan Rafael Marquez'den başkası olamaz. İlk yarı ne kadar iyiyse, ikinci yarı o kadar kötüydü. Robben erken yorulan Marquez'le kedinin fareyle oynadığı gibi oynadı. Kaptan yediği çalımlar ve kaçırdığı adamlarla maçın dönmesinin başkahramanı oldu. Ancak bu kadarı yetmemiş olacak ki son dakika da başının belası Robben'i düşürerek yaptığı penaltıyla takımının eve dönmesine yol açtı.
Turu Hollanda'ya getiren penaltı daha çok tartışılır. İlk yarıda yine Robben düşürülmüş ve tartışmalı bir penaltı pozisyonu es geçilmişti. Robben sonrasında bir başka pozisyonda ise kendini yere atıp penaltı beklemişti. Gerçi maçtan sonra kendisini yere attığı için özür diledi ama son pozisyonda Marquez'in kendisini düşürdüğünü ve pozisyonun penaltı olduğunu söylüyor. Meksika'nın renkli hareketleriyle turnuvanın sevilen isimlerinden olan Hocası Miguel Herrea ise yaptığı açıklamada Robben'in kendini üç kez yere attığını ve çoktan sarı kart görmüş olması gerektiğini belirterek "Bizi hakem eledi" dedi.
Kupa sonrası Manchester United'ın başına geçecek Van Gaal'in ikinci yarıdaki tercihleri ve yaptığı değişiklikler Portakalların kazanmasında en önemli faktörlerden biri oldu. Grup maçlarında oynamayan Huntelaar hem ilk goldeki kornerde defansın dengesini bozdu hem de 90+4'teki dokunanı yakan penaltıyı ağlara yolladı. Maçın son 15 dakikasında 4-3-3'e dönen kurt hoca üstünlüğü tamamen eline geçirdi. Ancak Van Gaal'in kanatları delik deşik olan ve arkasına çok sık top kaçıran savunmaya bir an neşter vurması gerekiyor. Bir diğer sorun ise Portakallar kupada oynadıkları 4 maçta da Robben oynarsa vites değiştirebiliyor. Van Persie dâhil takımın geri kalanı hala ortaya çıkmış değil. Robbensiz bir Hollanda daha ileriye gitmekte zorlanabilir.
Yandex Navigasyon ve Haritalar, Türkiye'nin tüm yollarında sürücülere ücretsiz olarak en güncel trafik bilgilerini sunarken, internet kotasından da çok az kullanım yapıyor.
İşte yeni Galaxy A serisi
Analize göre Yandex Navigasyon ve Haritalar günlük ortalama 2.1 MB internet kullanımı yapıyor. Bu sonuç, mobil internet trafiğinin hızla arttığı günümüzde çok düşük bir tüketim oranı anlamına geliyor. Kullanıcılarımız gönül rahatlığıyla Yandex Navigasyon ve Haritalar'dan faydalanabilirler." Karahayıt, kullanıcıların bir ay boyunca her gün Yandex Navigasyon ve Haritalar'ı kullanmaları halinde internet kotalarından ortalama 69 MB'lık harcama yapacaklarını da belirtti.
Gerçek zamanlı yol bilgisi sunarak, trafik yoğunluğuna göre en hızlı alternatif rotaları öneren Yandex Navigasyon ve Haritalar, aynı zamanda internet kotası dostu olmasıyla da dikkat çekiyor. Yandex'in yaptığı analize göre Navigasyon ve Haritalar'dan yararlanan kullanıcılar günlük ortalama sadece 2.1 MB internet tüketimi yapıyor.
Yandex Haritalar Müdürü Onur Karahayıt, konuyla ilgili şunları söyledi: "Navigasyon ve harita uygulamaları; dijital çağda hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline geldi. Diğer pek çok mobil uygulamadan farklı olarak bu uygulamalar kullanıcıların hayatını kolaylaştırıyorlar. Öte yandan Navigasyon ve Haritalar'ın çok fazla internet datası tükettiğine dair yanlış bir bilgi var. Biz Yandex olarak bu yanlış bilgileri düzeltmek amacıyla bir analiz yaptık."
Analizin sonuçlarına göre Navigasyon ve Haritalar'ın günlük ortalama 2.1 MB internet harcaması yaptığını belirten Onur Karahayıt sözlerine şöyle devam etti: "Kullanıcılar bir ay boyunca her gün Yandex Navigasyon ve Haritalar'ı kullansa ortalama 69 MB internet kotası harcıyor. Bu da günlük olarak sadece 2.1 MB'lık bir harcama demek. Hatta çevrimdışı haritaları, evlerdeki Wi-Fi noktaları üzerinden indirerek bu harcamayı daha da düşürmek mümkün. Bu sonuç, mobil internet trafiğinin hızla arttığı günümüzde çok düşük bir tüketim oranı anlamına geliyor. Dolayısıyla kullanıcılarımızın endişe etmeden, gönül rahatlığıyla Yandex Navigasyon ve Haritalar'dan faydalanabilirler."
Yandex Haritalar Müdürü Onur Karahayıt, araç kullanıcılarının hayatına fayda sağlamak için Yandex Navigasyon ve Haritalar'ı geliştirmeye devam edeceklerini de belirtti.
Türkiye Kupası maçlarında dahi süre almakta zorlanan Salih Dursun kesin olarak gidiyor.
Lukas Podolski
Çin kulüplerinin yakın markajında olan Podolski'ye yüksek bir teklif gelmesi halinde elde çıkarılacak.
Luis Cavanda
Sabri ve Linnes'in yedeği konumunda olan Belçikalı sağ bek de listede.
Kolbeinn Sigthorsson
Aurelien Chedjou
Sözleşmesi sezon sonunda sona erecek 31 yaşındaki futbolcu devre arasında elden çıkarılabilir. Galatasaray göndereceği isimlerin yerine 2-3 transfer yapmanın peşinde...
Son dönemde düşüş gösteren ve sakatlıklarla boğuşan dünyaca ünlü İsviçreli tenisçi Roger Federer, kariyerine iki veya üç yıl daha devam etmek istediğini açıkladı.
Uzun bir sakatlık sürecinin ardından 1 Ocak'ta Avustralya'nın Perth kentinde başlayacak Hopman Kupası ile yeniden kortlara dönecek 35 yaşındaki tenisçi, kariyerine ilişkin açıklamalarda bulundu.
Ara verdiği 6 ay içinde sağlığına yeniden kavuştuğunu belirten İsviçreli sporcu, "İki veya üç yıl daha tenise devam etmek istiyorum. Altı ay gibi bir süre içinde bırakmaya niyetim yok. Hedefim, uzun bir dönem daha bu sporun içinde kalmak." ifadelerini kullandı.
Son grand-slam şampiyonluğunu 2012'de Wimbledon'da elde etmesinin ardından çeşitli sakatlık sorunları yaşayan ve dünya sıralamasında 16'ncılığa kadar gerileyen Federer, şunları kaydetti:
"Şampiyonluğa ulaşmak çok güzel bir duygu, dünya sıralamasındaki şu anki durumum ise bence daha önemsiz. Sağlıklı olduğum ve sakatlanmadığım sürece hala rakiplerime ciddi hasarlar verebileceğime inanıyorum."
Ekranların piyasası en geniş programı "Parametre"de, Ekonomiden siyasete tüm gündem sizin için hazırlanıyor, her detay değerlendirilip araştırılıyor ve objektif yorumlarla aktarılıyor.
Kerimcan Durmaz Snapchat'ten ateş püskürdü
Popüler video uygulaması Snapchat'e yüklediği videolar ile fenomen olan Kerimcan Dumaz Samsun'da uğradığı saldırı sonrası ilk kez konuştu. Snapchat üzerinden yaptığı açıklamada saldırıya anlam veremediğini ifade eden Kerimcan Durmaz çocuk tecavüzcülerinin yanında kendisinin saldırıya uğramasını "saçma" olarak nitelendirdi.
Samsun'da sahne aldığı esnada eli sopalı kişiler tarafından saldırıya uğrayan Kerimcan Durmaz, ilk uçakla İstanbul'a gelmiş ve tedavi altına alınmıştı. Ünlü Snapchat fenomeninin pazar günleri jüri üyeliğini İşte Benim Stilim adlı yarışma programında ayrılacağı iddia edilmiş ancak Durmaz'dan konu ile ilgili bir açıklama gelmemişti.
Kanal D'nin sevilen magazin programı Renkli Sayfalar'ın özel haberinde Kerimcan Durmaz'ın annesinin ve ablasının hastaneye giderek kendisini ziyaret etmesinin ardından Durmaz'ın sağlık durumunun daha ciddi olduğu ifade edilmişti.
Programın yapımcıları tarafından yapılan açıklamada ünlü fenomenin programa bir süre ara vereceği dile getirilmiş sosyal medyada yer alan iddialarda ise Kerimcan Durmaz'ın ABD'ye yerleşeceği ve yaşamanı orada devam ettireceği öne sürülmüştü.
Samsun'da uğradığı saldırının ardından Snapchat hesabından açıklamalar yapan Kerimcan Durmaz saldırıya anlam veremediğini ifade etti. Psikolojisinin düzelmesi amacıyla Milano kentine gittiğini ifade eden Kerimcan Durmaz, saldırı sonrası kendisin geçmiş olsun dileklerini ileten herkese teşekkür etti.
Çocuk tecavüzcülerinin yanında kendisinin saldırıya uğramasını "saçma" olarak nitelendiren Snapchat yıldızı bu saldırıyı gerçekleştirenleri Allah'a havale ettiğini belirtti.
İşte Snapchat'in yıldızının yaptığı o açıklama; Herkese merhabalar! Uzun zamandır sizinle buluşamıyordum, kendimi iyi hissetmiyordum ama şimdi gayet iyiyim. Kötü bir olay yaşadım biliyorsunuz ama artık bu olaylı ilgili pek fazla konuşmak istemiyorum açıkçası. Hakkımda çok fazla şey söylendi ama şu anda gayet iyiyim. Sadece psikolojik açıdan biraz rahatsızım. Biraz kafamı dağıtmak için Milano'ya geldim, arkadaşlarımın yanına. Bir süre uzak durmak istedim etrafımdaki her şeyden… Psikolojim biraz düzelsin diye. Ama iyiyim, milyarlarca mesaj aldım geçmiş olsun, iyi misin diye… Çok teşekkür ediyorum bütün iyi dilekleriniz için. Bu konuyla alakalı sadece şöyle bir şey söyleyebilirim. Etrafımızda bu kadar cinsel istismar yapan, çocuk tecavüzcüsü pislik insan varken, benim gibi kimseye zararı olmayan bir insanın saldırıya uğraması çok saçma geliyor bana. Bu arada adli sürecimiz de başlatıldı. Ülkemizdeki adalete de güveniyorum ve bu iğrenç saldırı yapan insanları da Allah'a havale ediyorum.
Panasonic'den 260 milyon dolarlık yatırım
Japon elektronik devi Panasonic'in ABD'li elektrikli otomobil ve enerji şirketi Tesla Motors'a güneş hücresi (solar cell) üretmek için 30 milyar yen (260 milyon dolar) yatırım yapacağı bildirildi.
Panasonic'den bugün yapılan açıklamada, Tesla Motors'un New York eyaletindeki Buffalo kentinde bulunan fabrikasına fotovoltaik güneş hücreleri ve modülleri üretmek için 30 milyar yen (260 milyon dolar) yatırım yapmak için anlaşma sağlandığı belirtildi.
Binaların çatılarında güneş enerjisinden elektrik üretmek için kullanılacak hücre ve modüllerin imalatına gelecek sene yazın başlanacağının kaydedildiği açıklamada, üretim kapasitesinin 2019'da 1 gigavata ulaşmasının beklendiği bilgisi paylaşıldı.
Açıklamada, anlaşma kapsamında Panasonic'in Buffalo'daki fabrikada gerek duyulan yatırım maliyetlerini karşılaması ve Tesla'ın Panasonic'e "uzun dönem satın alma taahhütü" verdiği ifade edilirken, anlaşma sayesinde Buffalo kentinde yaklaşık bin 400 kişiye istihdam sağlanacağı bilgisine yer verildi.
Anlaşmanın duyurulmasının ardından Tesla'nın New York borsasındaki hisseleri yüzde 4,2 artış gösterdi.
Geçen ay, Tesla, ABD'de bina çatılarına güneş enerjisi paneli kuran SolarCity adlı şirketi yaklaşık 2 milyar dolara satın alarak elektrikli otomobil sahiplerinin araçlarını evlerinde üretilen güneş enerjisiyle şarj edebilme planında büyük bir adım atmıştı.
Spor Toto Basketbol Süper Ligi'nde Beşiktaş SompoJapan, deplasmanda Trabzonspor Medical Park'ı normal süresi 82-82 bitenkarşılaşmanın uzatma bölümünde 91-90 mağlup etti.
Karşılaşmaya hücumda etkili başlayan Beşiktaş Sompo Japan, Clark'ınarka arkaya basketleriyle 4. dakikada 14-6 üstünlük sağladı. Sadece Gutierrez veWright ile sayılar üreten Trabzonspor Medical Park karşısında üstün oyununusürdüren siyah-beyazlılar, Stimac'ın da katkısıyla ilk periyodu 28-20 öndetamamladı.
Trabzonspor Medical Park, Wright'ınson anlardaki basketiyle soyunma odasına 42-41 üstün girdi. İkinci devrenin büyük bölümünde pota altında Green, Wright ve Kadji'yidurduramayan Beşiktaş Sompo Japon karşısında Trabzonspor Medical Park, 27. dakika içinde durumu 58-48 yaparak farkı 10 sayıya çıkardı.
Periyotun son bölümünde Clark ve Roll ile sayılar üreten siyah-beyazlılar, farkı 4 sayıya indirdi veüçüncü çeyrek de Trabzonspor Medical Park'ın 64-60'lık üstünlüğüyle geçildi. Maçın son periyodunda Trabzonspor Medical Park, Stimac'ın erken 5 faulle oyun dışı kalmasının da etkisiyle Green ile pota altından sayı üretmeyedevam ederken Gutierrez'in 3 sayılık basketiyle 35. dakikayı 72-67 önde geçti.
Bu dakikadan sonra toparlanarak tekrar oyuna ortak olan Beşiktaş Sompo Japan, Weems'in arka arkaya basketleriyle 38. dakikada skoru 74-74'e getirdi, Thompson'un sayısıyla da 76-74 öne geçti. Son bölümü büyük çekişme içinde geçen mücadelede Hardy'in ve Green'in sayılarıyla Trabzonspor Medical Park, son 10 saniyeye 82-79 üstünlük girdi.
Ancak son 5 saniye kala Weems'in basketiyle siyah-beyazlılar, maçta 82-82 eşitliksağladı ve karşılaşma bu sonuçla sona erince uzatmaya gidildi. Uzatma bölümünde Clark ve Sertaç Şanlı ile basketler bulan BeşiktaşSompo Japan, son 5 saniyeye 91-90 üstün girdi. Bordo-mavililer, maçın sonhücumunu değerlendiremeyince konuk takım maçtan aynı skorla galip ayrılmayı başardı.
Beşiktaş Sompo Japan'da Clark 27 sayı ile maçın en skorer oyuncusu olarak galibiyette önemli rol oynadı. Trabzonspor Medical Park'ta ise Wright 19sayı üretti.
Banvit kazandı
İkinci periyoda Furkan ve Volkan ikilisinin sayılarıyla 5-0'lık seriyle başlayan ev sahibi ekibe Muratbey Uşak, Mckissic, Freismanis ve Auguste ile karşılık verdi. Banvit, boyalı alanı iyi kullanarak devreye 6 sayı avantajlı girdi: 37-31
Üçüncü çeyrek, Banvit'ten Theodore ve Kulig'in sayılarıyla başladı. Bu dakikalarda 11-0'lık seri yakalayan ev sahibi farkı açtı ve son periyoda 14 sayılık avantajla 63-49 önde girdi.
Final periyoduna savunmasını sertleştirerek başlayan konuk ekip, Banvit'in top kayıplarını değerlendirerek 34. dakikada farkı 9 sayıya indirdi: 68-59. Maçın son bölümünde rakibinin oyuna ortak olmasına izin vermeyen Banvit, sahadan 82-72 galip ayrıldı.
Maçın en skorer ismi 21 sayıyla Banvit'te Muric olurken,  Muratbey Uşak'ta Auguste ve Freimanis, on dokuzar sayı üretti.
Spor Toto Basketbol Süper Ligi'nin 13. haftasında Demir İnşaat Büyükçekmece, sahasında Pınar Karşıyaka'yı 72-68 yendi.
Bu sonuçla Demir İnşaat Büyükçekmece 6. galibiyetini elde ederken, Pınar Karşıyaka 6. kez yenildi.
Karşılıklı basketlerle başlayan maçta Pınar Karşıyaka, Ponitka ve Owens'ın pota altındaki etkili oyunuyla 5. dakikayı 11-10 önde geçti. Kalan bölümde Demir İnşaat Büyükçekmece'nin Hayes ve Eldridge ile kaydettiği sayılara Green, Owens ve Petway ile cevap veren konuk ekip, çeyreği 19-17 üstün tamamladı.
Mücadelenin ikinci periyoduna Petway'in isabetleriyle başlayan İzmir temsilcisi karşısında ev sahibi ekip Stipanovic'in pota altından, Eldridge'nin üç sayı çizgisinin gerisinden ürettiği basketlerle 12. dakikada öne geçti: 24-23. Kalan bölümü Tayfun Erülkü, Stipanovic ve Seawright ile iyi değerlendiren Demir İnşaat Büyükçekmece, devre arasına 39-34 önde gitti.
Maçın ikinci yarısına Owens, Green ve Ponitka ile sayılar bularak giren Pınar Karşıyaka, 24. dakikada yeniden öne geçti: 47-42. Mola dönüşü çabuk toparlanan ve rakibine sayı şansı tanımayan ev sahibi ekip Stipanovic, Hayes ve Caloiro'nun kaydettiği basketlerle 26. dakikayı 48-47 üstün geçti.  Skor üstünlüğünün sürekli el değiştirdiği çeyreğin kalan bölümünde Green ile isabetler üreten Pınar Karşıyaka final periyoduna 53-52 üstün girdi.
Final periyoduna Hayes'in üç sayı çizgisinin gerisinden ve boyalı alandan bulduğu isabetlerle başlayan Demir İnşaat Büyükçekmece, 33. dakikada skorda yeniden üstünlük yakaladı: 57-53. Oldukça çekişmeli geçen çeyreğin kalan bölümünde konuk ekip Summers ve Green ile sayılar üretse de Demir İnşaat Büyükçekmece Eldrigde, Caloiro ve Hayes'in etkili oyunuyla sahadan 72-68 galip ayrıldı.
Karşılaşmanın en skorer ismi Demir İnşaat Büyükçekmece'de 21 sayıyla Hayes olurken, Pınar Karşıyaka'da 22 sayı üreten Green takımının yenilgisini engelleyemedi.
Borsa İstanbul 100 (BIST 100) endeksi mart ayında yüzde 9,83 yükselerek, 2015 yılında ara verdiği mart aylarındaki güçlü yükseliş geleneğini sürdürdü. Geçen ay, 2014 yılının mart ayından bu yana en hızlı yükselişini kaydeden BIST 100 endeksinin mart ayı performanslarına bakıldığında 2009 yılından bu yana sadece 2015 yılında değer kaybettiği görülüyor.
BIST 100 endeksi mart ayındaki yükselişiyle birlikte yıl başından bu yana yatırımcısına ortalama yüzde 15,8 kazandırmış oldu. 2015 yılında diğer gelişen ülke borsaları ile birlikte satış baskısı altında kalan Borsa İstanbul Pay Piyasası, 2016 yılında Merkez Bankalarının genişlemeci politikalarını devam ettireceği beklentilerinin artması ile pozitif seyir izliyor.
BIST 100 endeksi 2015 yılının tamamında yüzde 16,3 geriledikten sonra, bu yılın ilk çeyreğinde yüzde 16'ya yakın artarak önceki yılki kayıplarının neredeyse tamamını da telafi etmiş oldu. Nisan ayları performansına bakıldığında ise BIST 100 endeksinin son 3 yılda yatırımcısını sevindirdiği görülüyor. Analistler, yılın ilk çeyreğindeki hızlı yükselişin ardından orta vadeli trend açısından önemli direnç konumunda olan 84.000 ve 85.000 seviyelerine yaklaşıldığını, dolayısıyla kar satışlarının etkisini artırabileceğine dikkati çekerek, buna karşın pozitif görünümün devam edeceği beklentilerinin ağır bastığını dile getiriyor.
Turkish Yatırım Araştırma Bölüm Başkanı Baki Atılal, Merkez Bankalarının aktifliği ve piyasa destekleyicisi tutumlarının devam etmesinin etkisiyle çok cazip seviyelere gerileyen gelişmekte olan ülke borsalarının tamamında ciddi artışlar kaydedildiğini belirterek, piyasalar için en önemli 5 Merkez Bankasının, yılın ilk çeyreğinde piyasayı destekleyici adım ve açıklamaları ile 5'te 5 yaptığını kaydetti.Atılal, Çin Merkez Bankasının (PBoC) yuanla ilgili rahatlatıcı açıklamalarının, Avrupa Merkez Bankasının (ECB) mevduat faizini eksi 0,40'a çekerken varlık alımlarını 80 milyar avroya çıkarmasının, Japonya Merkez Bankasının (BoJ) negatif faize geçmesinin ve nihayetinde ABD Merkez Bankasının (Fed) 'faiz artırımı olacak mı olmayacak mı?' stresini mart toplantısında hafifletmesinin küresel piyasalarda risk iştahını artırdığının altını çizdi. Risk iştahının artmasının, betası yüksek olan Türkiye'yi de olumlu etkilediğine değinen Atılal, yurt içinde ise TCMB'nin mart toplantısında faiz koridorunun üst bandında 25 baz puanlık bir indirime gittiğini bunun da niyeti göstermesi açısından son derece önemli olduğunu dile getirdi. Atılal, TCMB'nin piyasaya verdiği mesajı "kredilerin makul bir hızda artmasını istiyorum" olarak anladığını ve enflasyonun önümüzdeki aylarda düşüşüne devam etmesiyle bu adımların devamını beklediğini söyledi.
Nisan ayında yurt içinde ana gündemin TCMB Başkanı Erdem Başçı'nın görevine devam edip etmeyeceği ve ayın sonlarına doğru gelmeye başlayacak olan 2016 birinci çeyrek mali tablo sonuçlarının olacağını kaydeden Atılal, kredi derecelendirme kuruluşu Moody's'in 8 Nisan'daki Türkiye değerlendirmesinde ise herhangi bir değişiklik beklemediğini ifade etti.
Atılal nisan ayına ilişkin değerlendirmesini şöyle sürdürdü:
"Dolar/TL'nin 2,78- 2,86 bandında , gösterge tahvil faizinin 9,75 - 10,40 bandında ve BIST-100 endeksinin de yükseliş trendinde hareket ederek 84,000 seviyelerini hedeflemesini makul karşılarken, geri çekilmelerde ise 80,500 seviyesinin stop-loss (zarar kes) olarak kullanılmasının uygun olacağını düşünmekteyim."
Piyasanın önündeki riskler; TCMB Başkanlığı ve Fed toplantısı
Destek Menkul Değerler Araştırma Müdür Yardımcısı Adnan Çekcen de endekste hızlı yükselişin ardından soluklanma söz konusu olsa da 87.000 ve 88.000 seviyelerinin gündemde olduğunu ifade etti. Yılın ilk çeyreği TL varlıkları açısından oldukça pozitif geçtiğini belirten Çekcen, iç piyasadaki güvenlik endişelerine rağmen BIST 100 endeksinin daha çok dış piyasadaki pozitif gelişmeleri fiyatladığını kaydetti.
Çekcen, küresel ekonomide büyük Merkez Bankalarının bol likidite politikalarına hız kazandırmasının borsanın itici gücü olduğuna değinerek, para politikasına ilişki adımların diğer gelişmekte olan ülke piyasalarında olduğu gibi TL varlıklarında da pozitif karşılandığını ifade etti.
Nisan ayında, yurt içinde TCMB başkanlığına dair belirsizliğin söz konusu olduğunu belirten Çekcen değerlendirmesine şöyle devam etti:
"Aynı zamanda Fed iyimserliği fiyatlansa da haziranda faiz artırımına gitme ihtimali sıfır değil. Bu iki risk dışında endeksin önünde olumsuz fiyatlanabilecek bir gelişme olmazsa son 1 yılın düşen trendini yukarı kıran endekste 87.000 - 88.000'lerin önü açılabilir. Eğer ikinci çeyrekte Fed'in haziranda faiz artırım ihtimali masadan kalkarsa endekste yeni zirveler gündeme gelebilir."
FETÖ soruşturmasında Alman şirketine kayyum atandı iddiası
Alman medyası, Türkiye'de devam eden FETÖ soruşturmasında bir Alman şirketine kayyum atandığı iddia etti. Konuyla ilgili olarak ECE Grubu'ndan ve TMSF'den açıklama geldi.
FETÖ'den tutuklu Uğur Derin Dondurucu'nun sahibi Ünal Takmaklı yaşamını yitirdi
Alman medyası, Hamburg merkezli 'Otto Group' şirketinin yan kuruluşu olan AVM işletmecisi ECE'ye FETÖ bağlantısı iddiasıyla kayyum atandığını duyurdu.
dfv Mediengruppe adlı sitesinde yer alan haberde, Otto Group Ümraniye'deki 'Modern East' adlı AVM'nin işletme kontratını iptal etmek zorunda kaldığı ifadeleri yer aldı.
Otto Group'un yan kuruluşu 'ECE Türkiye' şirketinin sahiplerinin FETÖ ile ilişkili oldukları şüphesiyle şirkete bir süre önce kayyum atandığı belirtildi. ​​ECE şirketinin Alman yöneticisi Andreas Hohlmann yaptığı açıklamada kayyum atandığını doğruladı.
Konu hakkında çok fazla yorum yapmak istemeyen Hohlmann "Her şey çok profesyonel düzeyde oldu. Bizim içim AVM'yi işletmeye devam etmenin bir anlamı kalmadı" dedi.
ECE şirketi Modern East adlı AVM'yi mayıs ayında açmıştı. Ek inşaatlarla geliştirilmesi planlanan 4 katlı AVM'de 141 dükkan bulunuyor.
TMSF: İddialar tamamen asılsız
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu, Fetullahçı Terör Örgütü ile bağlantılı Alman şirkete el konulduğuna dair medyada çıkan haberlerin asılsız olduğu, söz konusu şirketin işletmesini yaptığı alışveriş merkezinin TMSF'ye devredildiği bildirildi.
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonundan (TMSF) yapılan açıklamada, son günlerde Türkiye'de Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) bağlantılı Alman şirkete el konulduğuna dair asılsız haberler yapıldığı belirtildi. Haberler üzerine açıklama yapma zorunluluğunun doğduğu bilirilen açıklamada, şunlar kaydedildi:
"Bilindiği gibi FETÖ/PDY soruşturması kapsamında, Kanun Hükmünde Kararname ile TMSF kayyum olarak görevlendirilmiştir. Söz konusu haberlerde bahsi geçen şirket değil, o şirketin işletmesini yaptığı alışveriş merkezi TMSF'ye devredilmiştir. Alışveriş merkezi TMSF'ye devredilmeden önce, haberlerde adı geçen şirket ile AVM yetkilileri karşılıklı olarak sözleşmeyi feshetmişlerdir. TMSF kanunun kendisine verdiği görevler doğrultusunda, Türkiye ekonomisine hizmet etmeye, şirketlerin, çalışanlarının, tedarikçilerinin, müşterilerinin ve bütün paydaşların haklarını korumaya azami özen göstermektedir."
Açıklamada şu ifadeler kullanıldı;
'14 ülkede 199 Alışveriş Merkezi yöneten Alman ECE Grubu'nun Türkiye iştiraki ECE Türkiye, İstanbul Anadolu yakası, Ümraniye ilçesinde yer alan Modern East Alışveriş Merkezi'nin yönetim sözleşmesini, 21 Ekim 2016 tarihi itibari ile, alışveriş merkezinin sahibi olan şirketin kayyımlarca temsil edilen yeni yönetimi ile varılan karşılıklı anlaşma gereğince feshetmiştir.
ECE Türkiye, Modern East Alışveriş Merkezi'nin sahibi değildir ve ECE Türkiye aleyhine hiçbir soruşturma gerçekleşmemiştir. Bu konuyla ilgili çıkan aksi haberlerin hiçbir dayanağının olmadığını bilgilerinize sunar, kamuoyuyla paylaşırız.
Tarık Çamdal bakın kiminle evlendi
Galatasaray'ın savunma oyuncusu Tarık Çamdal, Trabzonsporlu Erkan Zengin'in kız kardeşi Hülya Eda Zengin ile İsveç'te evlendi.
Tarık Çamdal'ın Södertelje kentindeki düğününe, Antalyasporlu futbolcu Serdar Özkan da katıldı.
Trabzonsporlu Erkan Zengin, düğünde kız kardeşi Hülya Eda ve damat Tarık Çamdal ile birlikte halay çekti.
İsveç Milli Takımı'nın Trabzonsporlu futbolcusu Erkan Zengin ise "Tarık, çok sevdiğim bir kardeşim. Şimdi akraba da olduk. Bir ömür boyu mutlu olurlar inşallah" ifadelerini kullandı.
Geçtiğimiz kasım ayında İstanbul'da nikah kıydıran Tarık Çamdal-Hülya Eda Zengin çiftinin düğünü İsveç'te yapıldı.
Otomobillere Parmak İzi ve Yüz Tanıma Geliyor!
Akıllı telefonlar ve bilgisayarlar, birkaç yıldır parmak izi okuyuculara sahip ve görünene göre otomotiv ekipman üreticisi Continental, artık bu teknolojiyi arabalara getirmeyi planlıyor. Firmanın söylediğine göre otomotiv sektöründe hem parmak izi, hem de yüz tanıma sistemleri, CES 2017'de tanıtacak.
Parmak izi aracılığı ile doğrulama sistemi, kişisel elektronik cihazlara ve hatta ev kapılarına kadar taşınmış durumda ancak henüz arabalarda bulunmuyor. Otomotiv endüstrisi şu ana kadar araçların güvenlikleri ve çalıştırılmaları için anahtarlardaki radyo frekansı sinyallerine güvenmiş durumda. Ancak bu sistemin çok da güvenli olmadığı, geçtiğimiz gün yayınladığımız haberde ortaya çıkmıştı.
Continental, bu anahtarlardan tamamen vazgeçmek yerine, yaptığı basın açıklamasında, parmak izi teknolojisini bir güvenlik katmanı daha oluşturmak için kullanmayı öneriyor. Bir sürücünün, aracı çalıştırmak için parmak izini kaydetmiş olması ve anahtara da sahip olması gerekiyor. Ancak bu senaryo, vale hizmeti veya aracı kısa bir süreliğine arkadaşa verme gibi durumları içermemekte.
Yüz tanıma sisteminde ise araç içi kamera, sürücünün yüzünü tanımlanmış bir profil ile eşleştirmeye çalışıyor. Continental, yüz tanıma sisteminin, aracın elektroniklerinin kişiselleştirilmesi için kullanılabileceğini düşünüyor.
Continental, bu teknolojilerin nasıl çalıştıklarını Ocak ayında Las Vegas'ta düzenlenecek CES'te gösterecek...
Kahvaltı, 'günün en önemli öğünü' olarak bilinir ve kahvaltıyı atlamanın kilo artışına sebep olduğu düşünülür. Peki bu yaygın kanıyı destekleyen bir kanıt var mı? Yapılan bir araştırmanın sonuçları kahvaltı konusunda önemli bulgular ortaya koydu.
Kahvaltının günün en önemli öğünü olduğu hemen herkesin katıldığı bir görüş. NHS Choices'ın web sitesi, sabah açlık hissedilmese bile küçük miktarda da olsa bir şeyler yenilmesi gerektiğini söylerken, uzmanlar ise zamansızlıktan atlanan kahvaltının bir şekilde ofislerdeki büfelerde ya da yiyecek otomatlarında sonlandığı konusuna dikkat çekiyor. Kahvaltının kesinlikle atlanmaması gerektiği ile ilgili tüm bu fikirlerin doğruluğunu ölçebilmek için Bath Breakfast Project isimli bir çalışma gerçekleştirildi.
Projenin başındaki isim Dr. James A. Betts, American Journal of Clinical Nutriton'da yayınlanan araştırmanın sonuçlarında, obezite hastalarından kahvaltıyı atlayanlar ile kahvaltı etmeyi ihmal etmeyenler arasında kilo kaybı açısından hiçbir fark gözlenmediğini açıkladı. Benzer bir sonuç, daha önce kilolu olmayan insanlar üzerinde yapılmış bir araştırmadan da alınmış ve kahvaltılarını aksatmadan yapan kişilerin günde 500 kalori daha fazla yaktıklarını ortaya konmuştu. Araştırmanın yöneticisi Betts, kişilerin kahvaltıda almadıkları kaloriler yerine ofiste ve iş yerinde daha az hareket ederek enerji depoladıklarını, böylece daha az kalori yaktıklarını söyledi.
Atatürk Havalimanı'nda silah sesleri
Atatürk Havalimanı girişinde polisin 'Dur' ikazına uymayan motosikletli 2 kişi havaya açılan ateş sonrasında yapılan operasyonla yakalandı. Olay, 00.30 sıralarında Atatürk Havalimanı girişinde bulunan uygulama noktasında meydana geldi. İddiaya göre, havalimanı girişinde görev yapan polis ekipleri üzerinde iki kişinin bulunduğu bir motosikleti durdurarak incelemek istedi. Motosiklet sürücüsü, polisin dur ihtarına uymayarak havalimanı istikametine kaçmaya çalıştı. Bu sırada uygulama noktasında ki polis ekipleri havaya uyarı ateş açarak şüphelilerin peşine düştü. Ekipler önlem için havalimanı araç giriş-çıkış trafiğini durdurdu. Yaşanan olayla ilgili Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü (TEM) ile Özel Harekat Şube Müdürlüğü ekiplerine bilgi verildi.
Biri yakalandı, diğeri 2 saat sonra yakalandı
Şüphelilerden biri havaya açılan uyarı ateşleri sebebiyle motosikletten inerek teslim oldu. Diğer şüpheliyse motosikletle kaçmaya devam etti. Kısa süre kaçan şüpheli motosikleti bırakıp yaya olarak iç hatlar terminali otoparkına girdi. Polis ekipleri motosikleti bırakıp kaçan şüpheliyi yaklaşık 2 saat süren çalışma sonucunda yakaladı.
Bıçak ve elektroşok cihazı bulundu
Şüphelilerin terk edip kaçtığı motosiklette de Bomba İmha ve İnceleme Şube Müdürlüğü ekipleri inceleme yaptı. Bomba imha uzmanı, motosikletin selesini fünye ile kontrollü olarak patlattı. Olay yeri inceleme ekipleri motosikletin selesinde bıçak ve elektroşok cihazı buldu.
Polis ekipleri şüphelilerle ilgili yaptığı detaylı incelemede şüphelilerin herhangi bir terör olayıyla bağlantılarının bulunmadığını belirledi. Ekipler şüphelilerin 22 yaşındaki Suriye uyruklu Muhammed H.H. ve hırsızlık suçundan 5 kaydı bulunan Mecnun K. olduğunu tespit etti. Polis ekipleri gözaltına alınan şüphelilerin aşırı derecede alkollü olduğunu ve havaya açılan uyarı ateşinden korkarak kaçtıklarını öne sürdü.
Vali Şahin'den açıklama
Bu gece Atatürk Hava Limanında dur ikazına uymayan motosikletli 2kişi polisimizce havaya ateş edilmek suretiyle durdurularak yakalanmıştır.
— Vasip Şahin (@vasipsahin) 5 Kasım 2016
Olayın ardından İstanbul Valisi Vasip Şahin, Twitter'den açıklama yaptı. Şahin açıklamasında, "Bu gece Atatürk Hava Limanında dur ikazına uymayan motosikletli 2 kişi polisimizce havaya ateş edilmek suretiyle durdurularak yakalanmıştır. İlk incelemede şahısların üzerinde herhangi bir silah veya patlayıcı madde bulunmamıştır. Havalimanı yolcu giriş ve çıkışlarına açıktır. Vatandaşlarımızın bunun dışındaki bilgilere itibar etmemelerini rica ediyorum" dedi. Olay nedeniyle havalimanına girmek isteyen vatandaşlar ise ana kapıda araçlarından inip yürümek zorunda kaldı.
Atatürk Havalimanı'ndaki olaya ilişkin Türk Hava Yolları'ndan açıklama geldi. Açıklamada, 'Atatürk Havalimanı çıkışlı tüm seferlerimiz normal olarak yapılmaktadır' ifadelerine yer verildi.
Atatürk Havalimanı şüphelisinin evinde polis arama yaptı
Atatürk Havalimanı'nda 'Dur' ihtarına uymayan ardından da polisin operasyonuyla yakalanıp gözaltına alınan iki şüpheliden Suriye uyruklu Muhammed H.H.'nin evinde polis arama yaptı. Polis Atatürk Havalimanı Polis Merkezi'nde ifadesi alınan şüpheliyi Başakşehir, Şahintepe Mahallesi'nde bulunan adresine getirdi. Polis, şüphelinin nezaretinde evde yaklaşık 1 saat incelemelerde bulundu. Arama sırasında özel harekat polisleri de çevrede güvenlik önlemi aldı. Şüpheli aramanın ardından Bakırköy Devlet Hastanesi'nde sağlık kontrolünden geçirilip yeniden Atatürk Havalimanı Polis Merkezi'ne götürüldü.
İngiltere Premier Ligi'ni sarsan 'cinsel istismar' iddiaları yeni bir boyuta ulaştı. Chelsea'nin eski futbolcusu Garry Johnson, maruz kaldığı cinsel istismarı kamuoyuna açıklamaması için kulüp tarafından kendisine 50 bin sterlin ödendiğini iddia etti.
1978-1981 yılları arasında Chelsea forması giyen 57 yaşındaki Johnson, "Sanırım beni kontrol altında tutmak için ödeme yapıyorlardı. Chelsea'yi dünyada milyonlarca seveni takip ediyor. Dünyanın en zengin ve büyük kulüplerinden birisi. Bütün taraftarları gerçekleri bilmeyi hak ediyor. Susmaları için diğerlerine de ödeme yapmış olabilirler. Umarım hiçbir kulüp bunların üstünün örtülmesine ve kimsenin adaletten kaçmasına izin vermez." ifadelerini kullandı.
1968-1979 yılları arasında Chelsea'de görev yapan Heath, hakkındaki iddiaların ortaya çıkmasından önce hayatını kaybetti.
Bury ve Sheffield United'ın eski futbolcusu, 43 yaşındaki Andy Woodward'ın, futbola başladığı dönemde teknik direktör Barry Bennell'in cinsel istismarlarına maruz kaldığını açıklamasıyla başlayan İngiliz futbolundaki pedofili ve cinsel istismar tartışmalarında, 17 polis ekibi görev yapıyor.
Çocukları korumak için 1884 yılında başkent Londra'da kurulan Çocuklara İşkenceyi Önleme Derneği (NSPCC), bu konuyla ilgili oluşturduğu şikayet hattına 23-29 Kasım tarihlerinde 860 ihbar aldığını bildirmişti.
Son dakika: Ankara'nın en büyük AVM'sinde bomba paniği
Ankara Emniyet Müdürlüğünün yanında bulunan ANKAmall alışveriş merkezinin bahçesine bırakılan şüpheli çanta polisi alarma geçirdi. Bomba imha uzmanının fünye ile patlattığı çanta boş çıktı.
Olay, Ankara'nın Yenimahalle ilçesine bağlı Akköprü'de bulunan bir AVM'de meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Ankara'nın en büyük alışveriş merkezi olan ANKAmall AVM'nin bahçesine bırakılan şüpheli çantayı fark eden vatandaşlar durumu polis ekiplerine bildirdi. Kısa sürede olay yerine gelen polis, çevre güvenliğini alarak çantanın bulunduğu alana emniyet şeridi çekti.
AVM'nin bulunduğu sokağı yaya ve araç trafiğine kapatan polis, olay yerine bomba imha uzmanlarını çağırdı. Özel kıyafetini giyen bomba imha uzmanı şüpheli çantayı inceledi ve fünye ile patlatmaya karar verdi.
Bomba imha uzmanının fünye ile patlattığı çanta boş çıktı. Alışveriş yapmak için AVM'ye gelen ve büyük panik yaşayan vatandaşlar çantanın boş çıkmasının ardından rahat nefes aldı. Şüpheli paketin bomba imha uzmanları tarafından incelenmek üzere Ankara Emniyet Müdürlüğü'ne götürülmesinin ardından sokak yeniden yaya ve araç trafiğine açıldı.
Stres, gece diş sıkmaya neden oluyor
Çağımızın baş ağrıtan hastalığı stres, dişleri de vuruyor. Diş hekimi Zafer Kazak stresin gece uykusunda diş sıkmaya sebep olduğunu belirtti. Kazak, "Çene eklemi rahatsızlığı; eklem veya çiğneme kaslarını tutan ağrı ve fonksiyon bozukluğudur. Eklem içi rahatsızlıklar; eklem yüzeyi ve disk arasındaki uyumun bozulmasından meydana gelmektedir" dedi.
Global Diş Hekimleri Derneği Başkanı Dt. Zafer Kazak, çene eklemi rahatsızlığında hastalar en sık görülen belirtiler, çene ekleminden 'tıklama' sesi gelmesi, kulakta, çene ekleminde, yüz ve boyun kaslarında ve şakaklarda ağrı, çiğneme sırasında zorluk, ağız açmada güçlük, çenenin bir tarafa kayarak açılması gibi şikâyetlerle başvurduklarını belirterek, "Bazı durumlarda uzun yıllar ağrı olmaz, sadece çene eklemindeki tıklama devam eder, ancak bu sürede deformasyon ilerler. Alt çene hareketlerinde tıklama gibi seslerin hissedilmesi, çene ekleminin düzeninin bozulmasından kaynaklanabilir. Çene ekleminde bulunan disk yerinden oynar. Bunun sonucunda ağız açma, esneme, yemek yeme, çeneyi sağa sola hareket ettirme gibi alt çene hareketlerinde 'tıklama' duyulur. Bu durum çene çıkması değildir" ifadelerini kullandı.
Çene eklemi rahatsızlıklarında baş ağrısı görülebileceğini belirten Dt. Zafer Kazak, "Baş ağrısının birçok sebebi vardır. Çene eklemi rahatsızlığında da görülebilir. Ancak baş ağrısı daha ciddi rahatsızlıklardan da kaynaklanabilir. Nöroloji, fizik tedavi, algoloji gibi pek çok tıp alanını ilgilendirir" dedi.
Çene eklemi hastalığının tedavisi nedir?
Dt. Zafer Kazak, "Çene eklemi hastalığının tedavisi tanıya göre değişiklik göstermektedir, yani her hasta için aynı tedavi yöntemi uygulanamaz. Çene eklemi hastalıklarında tedavi yöntemleri arasında konservatif olarak ortopedik apareylerin kullanılması (splint), bazı fizik tedavi yöntemleri, ilaç tedavisi, artrosentez yer almaktadır. Bu yöntemlerden hangisi veya hangilerinin kullanılacağına ayrıntılı muayene sonrası konulan tanıya göre karar verilir.
Tanının doğru konulduğu durumlarda çene eklemi hastalıklarının % 85'ten fazlası konservatif tedavi ile kontrol altına alınmaktadır. Gerekli durumlarda; nöroloji, kulak- burun-boğaz, psikiyatri, algoloji gibi bölümlerle konsültasyon yapılmaktadır" şeklinde konuştu.
Sen 4. yıldızı takacaksın ama, seni TAKAN yok!
Fenerbahçe ve Galatasaray dördüncü yıldızın peşine düştü düşeli başka bir şey konuşulmaz oldu.
Ben bu sene ne doğru dürüst bir transfer haberi duydum bu kulüplerden,
ne de başka heyecan verici bir gelişme.
Beş şampiyonlukta bir verilen yıldız için iki güzide kulübümüz de aday.
Fenerbahçe Diego Ribas'ı aldı.
Diego'nun ilk açıklaması..
"Üçtür beni istediler, sonunda bu sezona nasipmiş"
Düşünün Fenerbahçe kim bilir ilk istemeyi ne zaman yaptı!
Diego 29 yaşında 3 düş, 26.. Daha önce değilse, en iyi ihtimalle 26'sında istemiş yıldız oyuncuyu..
Ne zaman gelmiş, İspanya ve Almanya macerasından sonra
Beşiktaş'ı memnun edememiş Almeida ile anılıyor, o da 30 yaşında..
Ya Beşiktaş..
2 yıldır uğraştı, didindi sonunda Demba Ba'yı aldı, o da 30 yaşında..
Silgi olmasından ziyade güzel kokusundan dolayı her çocuğun sahip olmak istediği Arı Maya baskılı silgi.
Resim çantası
Resim-iş dersi olan gün öğrencilerin ellerinde bir yük gibi oradan oraya savurduğu, taşıması pek de zevkli olmayan çantalar. Üniversiteye başlayana kadar bu çantalardan kurtulmak mümkün değildi.
Tahta sıra
Bir sırada iki ya da üç çocuğun birlikte oturduğu, sınıfların oldukça kalabalık olduğu dönemlerin vazgeçilmezi emektar tahta sıralar.
Sıra örtüsü
Sıralar kirlenmesin diye özellikle ilkokulda öğretmenlerin bulduğu çözümdü. herkes kendi oturduğu masanın örtüsünü yıkatırdı ya da herkese belli bir süreyle sıra gelir ve hepsini yıkatırdı.
Ortaköy'deki gece kulübü saldırısı ne anlama geliyor?
Ortaköy'deki gece kulübü saldırısı ne anlama geliyor? DEAŞ tehlikesi nasıl bitirilecek? Türkiye'nin DEAŞ terörüyle mücadelesinde yeni strateji nasıl belirlenecek? Sosyal medyadaki nefret söylemleri neden arttı? Yaşam tarzı ve kültürel kutuplaşma tartışmalarında kim, ne söylüyor? Şirin Payzın soruyor; CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu, gazeteci Ali Haydar Fırat, hukukçu Mehmet Sarı ve gazeteci Turan Kışlakçı Ne Oluyor'da tartışıyor. Ne Oluyor? bu akşam 21:00'de CNN TÜRK'te.
Automobili Lamborghini, üstü açılabilen spor otomobillerin yaşam tarzı cazibesi ile Huracan'ın arkadan itiş teknolojilerinin saf yolda yaşattığı saf deneyimi birleştiren Lamborghini Huracan arkadan itişli Spyder'i sundu.
Arkadan itişli Huracan Spyder'ın ön ve arka kısımları, bu versiyonu dört tekerlekten çekişli versiyondan ayıran, dinamik ama daha agresif bir görünümle yeniden tasarlandı. Atmosferik V10 5,2 litrelik motorun, arka aksa 580 HP gönderdiği, boş ağırlığı sadece 1.509 kg olan otomobilin ağırlık/güç oranı 2,6 kg/hp. 0-100 km/s hızlanmasını 3,6 saniyede tamamlayan modelin maksimum hızı 319 km/s.
Aracın önü ve arkası yeniden tasarlanırken, dinamik görünümünü daha da vurgulu hale getiren geniş ön hava girişleri, soğutma havasını ve karşıdan gelen rüzgarı yönlendirerek ön aks üzerindeki bastırma kuvvetini artırıyor.
Arkadan itişli Huracan için özel geliştirilen Pirelli PZero lastikleri, 19" Kari jantlarına monte edildi. Özel şekillendirilmiş, alüminyum fren diskli çelik frenler, ağırlığın azaltılmasına ve geliştirilmiş soğutmaya yardımcı oluyor. İç kısımda, kokpitte, 12,3" yüksek çözünürlüklü TFT gösterge tablosuna sahip, en yeni Lamborghini Infotainment System II bulunuyor.
Huracan ailesinin en yeni üyesi, gerçek bir Spyder'in yumuşak tavan çözümünü benimsiyor. Üstü açılıp kapanabilen model, kardeşi coupe'den bu eşsiz profille ayrılıyor. 50 km/saate kadar olan hızlarda sadece 17 saniyede açılıp kapanabilen hafif ve yumuşak tavan, Spyder'in mükemmel ağırlık merkezini etkin bir şekilde korurken, üstü açık otomobilin dinamik tasarımını da vurgulayacak şekilde yerleştirildi. Tavan indirilmiş durumdayken, katlanır tavan kasasından yükselen iki kendine özgü kanat, üstü açık otomobilin benzersiz çizgilerini mükemmel bir şekilde tanımlıyor. Huracan Spyder'ın alçak ve güçlü görünüşünü vurgulayan arka kanatlar, koltuk sırtlarından başlıyor ve arkaya doğru çatı hattını devam ettirerek Spyder'ın akan profilini oluşturuyor. İki kanat, Spyder'a özgü panjurlu motor kaputunun altındaki motor bölmesinden geçen hava akışını optimize etmeye katkıda bulunuyor.
Entegre bir kanal, üstü açık sürüş esnasında kafa üstündeki sarsıntıyı azaltıyor. Yumuşak tavanın hem açık hem de kapalı olduğu durumda, sürücü elektronik kumandayla arka camı açabiliyor. Bu cam kaldırıldığında rüzgarlık işlevi görüyor, açıldığındaysa V10 motorunun benzersiz sesini ön plana çıkarıyor. İki adet çıkartılabilir rüzgar koruyucusu kabin içindeki yanal aerodinamik gürültüyü hafifletiyor ve yüksek hızda bile konuşulabilmesini sağlıyor.
Boş ağırlığı 1,509 kg olan arkadan itişli Huracan Spyder'ın ağırlık/güç oranı yalnızca 2,6 kg/hp. Huracan'ın olağanüstü sert olan hibrit alüminyum ve karbon fiber şasisi, iki tekerlekten çekiş için optimize edilmiş çift salıncaklı süspansiyon üzerindeki yaylar ve viraj demirleri ile tamamlandı. Arka tekerlekten tahrikin güç yönetim sistemi, sürücüyü mümkün olduğunca doğrudan yola bağlayan özel bir direksiyon kurulumunun yanı sıra yeniden ayarlanmış stabilite ve çekiş kontrolleri içeriyor. Ağırlık dağılımının ön tarafta %40, arka tarafta %60 olması, Huracan 4WD versiyonuna kıyasla ön akstaki ataleti azaltıyor.
Lamborghini DoppiaFrizione (LDF) yedi vitesli çift kavrama mimarisi, vitesin en hızlı şekilde değiştirilmesini sağlıyor ve sabit durumdan itibaren maksimum hızlanma performansı sağlayan 'kalkış kontrolünü' içeriyor. Elektronik hidrolik direksiyon ve opsiyonel Lamborghini Dinamik Direksiyon (LDS), sürüş moduna ve hızına bağlı olarak her sürüş koşulunda maksimum çeviklik ve kontrol sağlamak için, arkadan itişli Spyder için özel olarak ayarlanıyor.  Arka kinematiklerin otomobilin 'ortalı' hissini artırdığı, yeni Spyder'da, Huracan'ın sensör sistemi olan ve aracın ağırlık merkezine yerleştirilerek tüm 3D hareketleri takip eden Lamborghini Piattaforma Inerziale'yi (LPI) bulunuyor.
LPI, isteğe bağlı Magneto Reolojik Süspansiyon (MRS), direksiyon ve stabilite kontrol sistemlerine gerçek zamanlı bilgi sağlıyor: Tüm yol tutuş şartlarına adapte olacak şekilde düzenlenen ESC, yine de her sürüş modunda arkadan itiş davranışını ön plana çıkarıyor.  Direksiyon simidindeki ANIMA (Adaptive Network Intelligent Management: İtalyancada 'ruh') düğmesi, sürücünün arkadan itişli modelin ruhuna uygun olarak ayarlanmış farklı sürüş modları arasında seçim yapmasını sağlıyor. Günlük kullanım için STRADA, sportif sürüş keyfi için SPORT ve piste yönelik maksimum performans için CORSA modları otantik arkadan itiş davranışını vurgulayan hassas direksiyon özellikleri sağlayacak şekilde ayarlandı.
Tüm Huracan modellerinde olduğu gibi, silindir devre dışı bırakma motor verimliliğini artırıyor, yakıt tüketimini ve CO2 emisyonunu azaltıyor. Tam motor kapasitesi gerekli olmadığında, bir silindir serisi kapatılarak on silindirden beşi geçici olarak devre dışı bırakılıyor. Sürücü hızlandığında, sistem anında on silindirli moda geri dönüyor ve bu geçişi sürücünün anlaması bile neredeyse imkansız oluyor.
Para Dedektifi Hollanda 2.Bölüm
Cem Seymen, Avrupa'nın küçük ülkesi Hollanda'daki gezisini sürdürüyor. Ülkenin küçük yüz ölçümünde başardığı tarımsal atılım, dünyaca ünlü çiçek üretimi ve ticareti, çevre dostu doğa parkları ve yerli üretim devasa tarım araçları Para Dedektifi'nde...
Yılbaşı menüsü | Yeni yılda hindi nasıl pişirilir?
2017 yılbaşına saatler kala hindi nasıl pişirilir sorusunun cevabı merak konusu oldu. Fırında ve ocakta farklı şekillerde pişirilebilen hindi için farklı tarifler bulunuyor. Yeni yılda farklı bir lezzet denemek isteyen kişiler için "Fırında hindi dolma nasıl yapılır?" sorusunun detayları Mustafa Küçükoğlu'nun özel tarifi ile haberimizde.
2017 yılbaşına sayılı saatler kalmasının ardından yeni yılda geleneksel olarak pişirilen hindiler için hazırlanmış tarifler araştırılmaya başlandı.
Mustafa Küçükoğlu'nun tarifi ile hazırlanan özel hindi dolmanın malzemeleri arasında 2 adet kuru soğan, 2 adet havuç, 2 adet kereviz, 3 adet patates, 2 yemek kaşığı yoğurt, 3 yemek kaşığı pekmez, 2 yemek kaşığı hardal, 2 yemek kaşığı salça, sıvıyağ, tuz, tane kararabiber, defne yaprağı ve hindi yer alıyor.
Oscar Ödüllerinin de habercisi sayılan ve bu yıl Jimmy Fallon'ın sunacağı Altın Küre Ödül Töreni'nin adayları açıklandı. 8 Ocak'ta sahiplerini bulacak törende adaylık rekoru, filmlerde 'La La Land', dizilerde ise 'People Vs. OJ'in oldu. İşte film ve dizi dalında Altın Küre adayları...
Dram Dalında En İyi Film
Diyarbakır'da kontrollü patlama korkuttu
Diyarbakır'ın merkez Sur ilçesinde bomba imha uzmanlarının patlayıcı imhası kentte korkuya neden oldu.
Diyarbakır merkez Sur ilçesinde bomba imha uzmanları tarafından gerçekleştirilen kontrollü patlayıcı imhası kentte korkuya neden oldu. Sur ilçesinde gerçekleştirilen hendek-barikat operasyonlarının ardından bölgedeki yıkım ve hafriyat kaldırma çalışmaları devam ederken, bugün saat 16.15 sıralarında Diyarbakır büyük bir patlama sesi ile sarsıldı.
Patlamanın, sokağa çıkma yasağının sürdüğü merkez Sur ilçesinde yapılan çalışmalarda bulunan mühimmat ve patlayıcıların kontrollü olarak imhasından kaynaklandığı belirtildi. Kontrollü patlatma kentin birçok yerinden hissedilirken, özellikle merkez Sur ilçesinde esnaf ve alışveriş yapan vatandaşlar patlama ile büyük panik ve korku yaşadı.
Mahkemelere ev hayvanlarının tahliyesi için açılan davalarda adeta standarta dönüşmüş olan uygulama, tapudan apartman yönetim planının getirtilerek orada yasak hüküm olup olmasına göre değişmektedir.
Apartmanda bulunan tüm kat malikleri toplanıp hayvandan şikayet etmediklerini yazılı olarak beyan etseler ya da tanık olarak ifade verseler bile, yıllar önce tapuya bir şekilde dercedilmiş apartman yönetim planının bu yasağını aşamamaktadırlar. Bir diğer değişle, apartman ya da site yönetim planında kimi durumlarda "kedi, köpek, tavuk, keçi vs. gibi hayvan beslenemez" ibarelerinin bulunması, mahkemelerin bu kadar kolay tahliyeye karar vermelerine neden olmaktadır.
Halbuki naçizane görüşüm, sulh hukuk mahkemelerinin ve Yargıtay 18. Hukuk Dairesi'nin doğrudan bu maddeye bakarak karar vermelerinin, vicdani ve hakkaniyete uygun olmadığıdır. Çünkü orada belirtilen yasak maddesi, ev ve süs hayvanı olmayan yabani ya da çiftlik hayvanları içindir. Düşünün ki evinde tavuk besleyenler, inek besleyenler hatta yabani hayvan besleyenler vardır. Bu maddeyi evinde kuş, kedi, akvaryum balığı besleyenlere kadar teşmil etmek isteyen ve bu nedenle komşusunu sırf bu "yumuşak karnı" nedeniyle tahliyeye zorlamak isteyenler kanunun arkasından dolanmaktadır. Dini inanışı nedeniyle ya da aşırı temizlik hastalığı olan kişi, hayvana karşı olduğunu söyleyemeyen kişi, örneğin yıllar önce tapuya konulmuş bu yasak maddesini sevmediği komşusunun önüne mahkemede delil olarak sunar, bu yasak maddesini kendi çıkarları için kullanmaktadır. Açıkçası kimse de yüz binlerce dolar verip ev satın alırken tapudaki yönetim planını detaylı olarak inceleyip bakmaz. Çünkü ileride böyle bir maddenin koz olarak aleyhine kullanılacağını da öngöremez. Mahkemeler de maalesef buradaki hayvan beslenemez yasağını çok geniş ve "sert" olarak yorumlamaktadır. Sesi soluğu çıkmayan bir felçli kedinin, hiçbir komşuya rahatsızlık vermeyen köpeğin, astım hastalığına neden olduğu kesin bile olmayan bir kanaryanın evden tahliyesi, sadece bu yasak var diye bir tavuk, koyun, inek gibi çiftlik hayvanları ya da piton yılanı, timsah gibi yabanıl hayatta yaşaması gerekli bir hayvanlarla değerlendirilmesi mümkün müdür?
Eskişehir Sulh Hukuk Mahkemelerince kat mülkiyetine dayalı olarak verilmesi gerekli karar, toplu yapı yönetim olmamasından dolayı, görev sorunu nedeniyle asliye hukuk mahkemesinde görülmüştür. Yani Kat Mülkiyeti Yasası'nın uygulanabilirliğini denetleyen Yargıtay 18. Hukuk Dairesi'nin sert yorumu nedeniyle, bu mahkeme kararının gerekçesi denetimden çıkmış gözükmektedir. Çünkü dava temyiz aşamasında Yargıtay'ın 18. Hukuk Dairesi'ne gitmeyecek başka bir daireye gidecektir. Bu güzel gerekçe ise okunmayacaktır.
Halbuki hayvan besleyen kişilerin yaşadığı sorunlar ülkenin büyük kısmının toplu yapı yönetimine ya da apartman yönetim planına bağlı olduğunu düşündüğümüzde hepsi Yargıtay 18. Hukuk Dairesi denetiminden geçmekte ve sulh hukuk mahkemeleri de kararları bozulmasın diye yasak maddesini görür görmez hayvanların zarar verip vermediğine bakmaksızın tahliye etmektedir. Mevcut kararda, sitede henüz toplu yapı yönetimine geçilmediği anlaşılmaktadır. Bu nedenle uyuşmazlıkta Kat Mülkiyeti Kanunu'nun hükümlerinin değil, genel hükümlerin uygulanması gerektiğinden yargılama asliye hukuk mahkemesi tarafından genel hükümler çerçevesinde yapılmış, Kat Mülkiyeti Yasası uygulanmamıştır.
Bizim HAYTAP olarak Meclis'e sunduğumuz ama kabul edilmeyen yasa teklifi maddesindeki şu hüküm yasalaşmış olsaydı, aslında hepimiz rahatlayacaktık:
"Apartman ya da site yönetim planında hayvan beslenemeyeceğine dair yasak hüküm olsa bile, hayvanın zarar verdiği mahkeme kararı ile tesbit edilemiyorsa tahliye kararı verilemez."
Böyle bir madde olmadığı için sulh hukuk mahkemeleri maalesef hayvanların zarar verme koşulunu öncelikle dikkate almaksızın, hayvan kimseye zarar vermeyen bir hayvan olsa bile, tahliye kararı vermeye, Yargıtay 18. Hukuk Dairesi bu acımasız tahliye kararını onaylamaya devam edecek gözükmektedir.
Maalesef sevinilen bir emsal karar değil, münferit bir mücadelenin başarı öyküsü olmalıdır.
Uzun süren öksürük veremin habercisi
Milyonlarca insanın ölümüne neden olan, halk arasında verem olarak bilinen tüberküloz tedavi edilmediğinde hala ölümcül olabiliyor. En belirgin belirtisi ise uzun süre geçmeyen öksürük nöbetleri.
Uludağ Üniversitesi (UÜ) Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları ve Tüberküloz Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Karadağ,  tarihte milyonlarca insanın ölümüne yol açan veremin, tedavi edilmemesi halinde
hala ölümcül olduğunu söyledi. Karadağ,  asırlardır devam eden tüberküloz savaşında insanoğlunun en güçlü dönemini yaşadığını, hastaların birçoğunu tedavi etmek için gereken tüm ilaçların ellerinde bulunduğunu bildirdi.
Hastaların kendi şikayetleri ortadan kalktıktan sonra tedaviye devam etmek istememesi sorununa Dünya Sağlık Örgütü'nün "Doğrudan Gözetimli Tedavi (DGT)" yöntemiyle çözüm getirdiğini belirten Karadağ, "Bu programı alan ülkeler eğer politikalarında da varsa büyük başarılar elde ediyor.
Bunlardan biri olan bizim ülkemizde de 2006'dan beri başarılı tedaviler yapılmaktadır" diye konuştu. Karadağ, verem hastalığının solunum yoluyla bulaştığını hatırlatarak,  kalabalık ortamda veremli hastanın bulunması halinde, orada her insanın bu hastalığa yakalanma riskinin olduğunu dile getirdi.
"Eğer tedavi edilmezse hala ölümcül"
Bu hastalığın tedavi edilmemesi halinde hala ölümcül olduğuna dikkati çekerek, dünyada aslında tüberküloz mikrobuyla karşılaşan insan sayısının dünya nüfusunun yaklaşık 3'te biri olduğunu belirtti.  Milyarlarca insanın vücutlarında verem mikrobunu taşıdığını ifade eden Karadağ, şöyle devam etti:
"Bu mikropla her karşılaşan hasta olmuyor. Direnci yüksek, beslenmesi güçlü insanlar hastalanmıyorlar. Eğer vücut direnci düşerse, mikroplarla baş edemeyecek duruma gelirse, reaktivasyon dediğimiz tüberkülozda vücuduna daha önce aldığı mikrobun aktive olmasıyla hastalanabilir ya da daha sık görülen reenfeksiyon dediğimiz herhangi bir hastayla karşılaştığı zaman vücudunda da bu mikrop bulunuyorsa hastalık gelişebilir. Erişkin tipi dediğimiz bu tüberkülozda insanların akciğerlerinde erimeler ve kaviteler (boşluk) oluşuyor. Bu kaviteler de insanların kan tükürmesine sebep oluyor.
Tarihte milyonlarca insanın ölümüne sebep olan bu hastalık eğer tedavi edilmezse hala ölümcül. İki haftadan daha uzun süren öksürüğü bulunanlar, muhakkak bir hekime başvurmalı. Uzun süreli öksürük,  kilo kaybı, halsizlik ve özellikle gece terlemesi bulunanlar mutlaka kontrole gitmeli."
Samsung A7, A5 ve A3'ü kapsayan Galaxy A serisi akıllı telefonlarını yenilediğini duyurdu.
Üç farklı ekran boyutu modelleriyle piyasaya sürülecek olan telefonların dört ayrı renk seçeneği bulunuyor.
Galaxy A, metal çerçeve ile Samsung'un kendine has tasarımı olan üç boyutlu arka cam kapağı ile satışa sunulacak. Kamera ve "home" tuşu tasarımıyla, cihazın her zamankinden daha kusursuz olması, kullanım ve tutuş açısından da rahatlık kazandırması hedeflendi.
Yeni model, siyah, altın sarısı, mavi ve pembe renklerde satışa sunulacak.
Cihaza eklenen yeni bir teknik özellik ise geliştirilmiş 16 megapiksel ön ve arka kamera. Yeni seride hassas otomatik odak ile daha canlı ve net fotoğraf çekme, hatta ışığın az olduğu ortamda bile daha net öz çekim (selfie) imkanı bulunuyor.
Galaxy A'da genişletilmiş hafıza da kullanıcılara sunulan bir başka özellik olarak dikkati çekiyor. MicroSD desteğiyle cihazın hafızası 256 gigabyte'a kadar yükseltilebiliyor. Cihazın, hızlı şarj özelliği de bulunuyor.
Seri ilk önce Rusya'da satışa sunulacak, daha sonra küresel pazara yayılacak.
Şirketin Mobil İletişim İşlerinden Sorumlu Başkanı DJ Koh, yeni modele ilişkin, "Samsung olarak, her zaman müşterilerimizin piyasadaki en gelişmiş ürünlere sahip olmalarına gayret gösteriyoruz. En yeni Galaxy A serisi de bunun kanıtı." değerlendirmesinde bulundu.
Acil servis çevresine güvenlik şeridi çekilirken hasta ve yakınları panik yaşadı.
Bomba uzmanı polisler beklenirken 23 yaşındaki G.A., çantanın kendisine ait olduğunu belirterek polise başvurdu.
Ceyhan Meslek Yüksekokulu öğrencisi olan genç kız, çantayı acil serviste unuttuğunu söyleyince rahat bir nefes alındı.
Polis eşliğinde çantayı açan genç kız, çantayla birlikte ifadesi için Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldü.
Talih bu yıl Ege'ye değil Güneydoğu'ya güldü!
Sadece Akdeniz havzasında yetişen zeytin de küresel iklim değişikliklerinden etkilenen bitkiler arasında. Bu yıl ne yazık ki Ege'de beklenen sonuç alınamadı. Buna karşın, Güney ve Güneydoğu Anadolu'daki ağaçlara bereket yağdı. Üretimdeki yüzde 21, hatta yüzde 304 oranındaki artışlar bu bölgelerde zeytine yatırım yapanların yüzünü güldürdü.
Zeytin ağacına "Ölmez ağacı " deniyor. Zeytin, gerçekten de yüzlerce, hatta binlerce yıl yaşayabiliyor. Asırlarca, çevresindeki insanlara lezzet, sağlık ve bereket sunuyor.
Ülkemizde son dönemde, büyük bir zeytin ekimi hamlesi gerçekleşti. Fide seçimlerinde bazı sorunlar olmasına rağmen, ağaç sayımız büyük bir hızla arttı.
Ayvalık Ticaret Odası ve Ayvalık Belediyesi'nin başlattığı ve Akhisar gibi önemli merkezlerin de benimsediği "Hasat Şenlikleri" sayesinde, zeytin sevgisi medya aracılığıyla tüm Türkiye'ye yayılmaya başladı.
Zeytin, tanıdıkça insanın aşık olduğu mucizevi bir ağaç. Zeytinliklerin içine girdiğinizde, bir zaman yolcuğuna çıkıyor, doğanın ve kainatın bir parçası olduğunu hissediyorsunuz.
Geçen hafta, yıllardır olduğu gibi, Ayvalık'taki Komili Zeytin Hasatına katılma fırsatım oldu. Çoğu kadın olan "tayfalarla" (zeytin işçileri) türküler söyleyerek, zeytin topladık. Sonra, sepetlerimizi üç nesildir zeytincilik yapan Ahmet Sucu'ya ait olan Özgün Zeytincilik Tesislerine götürüp, kendi zeytinyağımızı elde ettik.
Hasat öncesinde, Ana Gıda'nın Genel Müdürü Ümit Ersoy'un düzenlediği bir basın buluşmasındaysa, 2015 zeytin hasatı ve zeytinyağı üretimimiz üzerinde durduk. Ümit Ersoy'un ekibinden Komili Ayvalık Operasyon Müdürü Mehmet Cavlı ve Ana Gıda Komili Pazarlama Müdürü Özgür Şenaras bizlerle güncel verileri paylaştılar. Ne yazık ki, değişken hava koşulları bu yıl Ayvalık yöresindeki verimin düşmesine neden olmuş. Buna karşın, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu'da beklenenin çok üstünde bir sonuç alınması yüzleri güldürmüş.
Zeytin ülkesiyiz ama zeytinyağını az tüketiyoruz
Zeytin ülkemiz açısından çok önemli bir değer. Biz, sofralık zeytine çok düşkün bir ülkeyiz. Buna karşın, yemeklik yağ olarak zeytinyağına yeterince önem vermiyoruz. Oysa, son derece şifalı bir ürün olan zeytinyağı, sadece zeytinin sıkılmasıyla elde edilen doğal bir meyve suyu. Üstelik yüzde yüz yerli.
Uluslararası Zeytinyağı Üreticileri Birliği'ne üye ülkelerde kişi başı yıllık zeytinyağı tüketimi 14 litre civarında. Buna karşın biz son 7 yılda tüketimimizi iki katına çıkarmış olmamıza rağmen yılda kişi başına sadece 2 litre zeytinyağı tüketiyoruz.
Güneydoğu'daki zeytinliklere yatırımlar artmalı
Ana Gıda'nın Genel Müdürü Ümit Ersoy'un verdiği bilgiye göre, ülkemizdeki zeyin ağaçlarının yüzde 68'i Kuzey ve Güney Ege bölgemizde yer alıyor.
Ancak, bu yıl zeytinyağı üretimimizin sadece yüzde 40'ını Ege bölgesindeki hasattan elde edebileceğiz. Buna karşın, Güney ve Güneydoğu Anadolu'da dikkat çeken bir üretim artışı söz konusu.
Tahminlere göre, Antalya, Hatay, Osmaniye, Karaman, İçel ve Adana'da geçen yıl 48 bin ton civarında olan zeytinyağı üretimi, bu yıl yüzde 25'lik bir artışla 58 bin tona çıkacak. Güneydoğu Anadolu'da çok daha çarpıcı bir sonuç var. Kahramanmaraş, Gaziantep, Adıyaman, Mardin ve Kiilis'teki üretim geçen sene sadece 7 bin tonmuş. Bu yıl yüzde 304 bir artışla, 28.6 bin ton zeytinyağı elde edileceği öngörülüyor.
2015 hasatındaki tablo önümüzdeki yıllarda devam ederse, Akdeniz ve Güneydoğu'da büyük bir potansiyel oluşabilir. Zeytin, bu bölgelere hem iş hem aş sağlayarak, yeni yatırımlar gelmesini sağlayabilir. Ölmez ağaç, modern ve sürdürülebilir tarım çalışmalarıyla Güneydoğu Anadolu'da önemli bir bölgesel kalkınma modeli yaratılmasına yardımcı olabilir.
Malatya'da yeni muhtarı öldüren eski muhtara ceza verilmedi
Malatya'da mahallenin yeni muhtarını öldüren eski muhtarın yargılandığı davada karar çıktı. Mahkeme eski muhtara, eylemi "meşru savunma koşulları içinde işlediği" gerekçesiyle ceza vermedi.
Malatya 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki karar duruşmasına Gündüz Mahallesi Muhtarı Osman Yüksel'i öldürdüğü iddiasıyla yargılanan Burhan Tanrıvermiş'in avukatı Bayram Özcan ile mağdur tarafın avukatı Serkan Günay katıldı.
Avukat Günay, haksız tahrik ve indirim yapılmadan sanığa üst hadden ceza verilmesini ve tutuklanmasını talep etti.
Sanık avukatı Özcan ise maktulün olay yerine alkollü ve silahla geldiğini, müvekkilinin oğlunu hayati tehlike arz edecek şekilde karnından yaraladığını, olayda meşru müdafaanın tüm koşullarının bulunduğunu, bunun göz önüne alınarak karar verilmesini ya da haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasını istedi.
Kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanığa kendisi ve çocuğunun vücut bütünlüğüne yönelik haksız saldırı karşısında, meşru savunma koşulları içinde ancak içine düştüğü heyecan, korku ve telaş nedeniyle meşru savunma sınırını aşarak maktulu öldürdüğü gerekçesiyle ceza verilmesine yer olmadığına hükmetti.
Gündüz Mahallesi'nde 17 Kasım 2014'te Mahalle Muhtarı Osman Yüksel, eski muhtar Burhan Tanrıvermiş'in evinin önünde oğlu Murat Tanrıvermiş'i av tüfeğiyle karnından yaralamış, Burhan Tanrıvermiş ise Yüksel'i av tüfeğiyle öldürmüştü.
Berlin'deki Brandenburg Kapısı Türk bayrağı renklerine büründü
Almanya'nın başkenti Berlin'in en önemli sembollerinden tarihi Brandenburg Kapısı, yılbaşı gecesi Ortaköy'de yaşanan terör saldırısı sonrası, dayanışmada bulunmak amacıyla Türk bayrağının renklerine büründürüldü
Berlin Eyaleti Başbakanı Michael Müller'in aldığı kararla "kardeş şehir" İstanbul ile dayanışma içinde olunduğunu göstermek amacıyla Berlin'deki tarihi Brandenburg Kapısı bu akşam Türk bayrağının renkleriyle ışıklandırıldı.
Müller'in İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'a bir taziye mektubu gönderdiği ifade edildi.
Kapı aydınlatıldığı sırada çok sayıda kişi Brandenburg Kapısı'nın bulunduğu Pariser Meydanı'nda toplandı.
Haber kaynağı olarak kullanılan platformlar arasında, sırasıyla sosyal paylaşım siteleri, Facebook, Youtube, Twitter , Whatsapp ve Instagram yer aldı.
Türkiye'de internet kullanıcılarının yüzde 73'ü sosyal medyayı bir haber kaynağı olarak görüyor ve kullanıyor, bu konuda en popüler sosyal mecra ise Facebook. Twitter bunu takip ederken ilginçtir Youtube 3. sırada yer alıyor. Yavaş yavaş video haberlerin popülerliğinin artması sevindirici. Youtube özellikle geçtiğimiz 1 Nisan tarihinden itibaren kullanmaya başladığımız mobil bağlantı 4.5G ile akıllı telefonlar üzerinden fazlasıyla kullanılmaya başladı. Artık kullanıcılar youtube üzerinde daha fazla zaman geçiriyor. Youtube'u WhatsApp ve Instagram takip ediyor. Geçtiğimiz dönemde Instagramın popülerliğinde bir düşüş yaşandı bunu paylaşılan haber sayılarından da görüyoruz.
Türkiye haberlere ulaşmak için akıllı telefonları kullanıyor. Haberlere ulaşma oranında masaüstü ve dizüstü bilgisayarları geride bırakan akıllı telefonlar bir numaralı habere ulaşma kaynağı oldu. Türkiye'de online mecra kullanıcılarının yüzde 40'ı okudukları haberlere güvenirken bu oran gazetecileri güven oranını geride bıraktı. Medya takibinin öncü kuruluşu Ajans Press Türkiye'nin sosyal medya karnesini çıkardı. Ajans Press'in bütün bir yılı kapsayan incelemesinde, ulusal ve yerel yayınlarda en çok konuşulan sosyal medya uygulamaları şu şekilde oldu;
2016'da ücret artış beklentisi yüzde 8
Towers Watson Ücret Araştırması'na göre, 2016 yılı ortalama ücret artış beklentisi yüzde 8.
Danışmanlık şirketi Towers Watson, "Türkiye Ücret Araştırmaları" raporunu açıkladı.
Rapor, 2016 yılında ücret artış bütçelerinin yüzde 7,2 - 9 aralığında ve orta noktada yüzde 8 seviyesinde olmasına işaret ediyor. 2015 yılında gerçekleşen ücret artış oranı ise yüzde 7,8 seviyesindeydi.
Rüzgar tersine dönmeye başladı
Towers Watson raporlarına göre, EMEA Bölgesi'ne bakıldığında rüzgarın tersine dönmeye başladığı görülüyor.
Bu doğrultuda Almanya, İtalya, Fransa, Hollanda ve İngiltere başta olmak üzere, çeşitli ülkelerde enflasyon değerlerinin üzerinde ücret artışlarının planlandığı dikkat çekiyor.
Ekim ayı enflasyon rakamları açıklandı
Towers Watson Ücret Araştırmaları, çalışan kategorileri arasında ücret yönetimine ilişkin birtakım farklılıkların bulunduğunu da gösteriyor.
Aynı seviyedeki çalışanların baz maaşları kıyaslandığında ekip yönetme sorumluluğu olan yöneticiler ortalamanın yüzde 2,5 üzerinde, uzman pozisyonları yüzde 4, satış pozisyonları ise ortalamanın yaklaşık yüzde 18,5 altında seyrediyor.
Dolayısıyla, aynı kademede yöneticiler bireysel katkı sağlayan rollerden 6,5, satış rollerinden ise 21 puan yukarıda ücretlendiriliyor.
Ancak, özellikle satış pozisyonlarında değişken ücretin baz maaşa oranının diğer pozisyonlara kıyasla daha yüksek olması, yüzde 18,5 oranındaki aşağı yönlü farklılığın hedef toplam nakitte kapanarak ortalamanın yüzde 5 kadar altına yaklaşmasını sağlıyor.
Towers Watson Türkiye Ücret Araştırmaları Yöneticisi Kerem Tuzlacı, şu noktalara dikkat çekiyor:
"Towers Watson tarafından önceki dönemlerde de dile getirildiği üzere, söz konusu oranlar bireysel katkı sağlayan uzman ve satış rolleri ile ekip yönetme sorumluluğu olan roller başta olmak üzere, etkin ücret yönetiminde segmentasyonun kritik önemine dikkati çekiyor.
Bu bağlamda, ücretlendirme maliyetlerinin şirketin fiili iş sonuçlarına ve ortaya konan çalışan katkısına paralel olarak değişken bir ödüllendirme yaklaşımında yönetilmesi ve performans kültürünün desteklenmesi şirketlerin öncelikli gündem maddeleri arasında.
Bu veriyi destekler şekilde tüm endüstrilere bakıldığında, Türkiye'deki firmaların yüzde 79'unun yüksek performans sergileyen çalışanlarına 2016 yılı ücret artış bütçelerinde daha yüksek pay ayırdığını gözlemliyoruz."
Belediyeye kızınca, yola bıraktığı arsasını geri aldı
Iğdır'da yaptırdığı 5 katlı apartmanına ruhsat alamayan Emin Argıç, belediyeye kızınca hibe ettiği arsasından geçen karayoluna duvar çekerek ikiye böldü. Argıç, belediyeye yol izni vermeyeceğini söyledi.
Emin Argıç, Merkez Cumhuriyet Mahallesi Barış Sokak'ta yaptığı 5 katlı apartmana ruhsat alamadı, açılan davada kendisine 5 yıl hapis cezası verildi. Emin Argıç, binayı yaparken belediyeye hibe ettiği yolun yarısına çevredekilerin şaşkın bakışları arasında duvar örerek arsasına kattı. Argıç, şöyle dedi:
Sabaha kadar yandı
"Merkez Cumhuriyet Mahallesi Barış Sokak'ta 414 metrekare bir arsam vardı. Belediyeden sözlü izin alarak bunun 239 metrekaresine 2010 yılında 5 katlı apartman yaptım. 212 metrekaresini de belediyeye yol olarak hibe ettim. Belediye bana ruhsat vermeyince, kaçak inşaat yapmaktan 5 yıl hapis cezası aldım. Cezam ertelendi. Ben de hibe ettiğim yola duvar çekip arsama kattım. Hakkımı arayacağım."
Yolda bir aracın güçlükle geçebileceği yer kaldığını gören belediye yetkilileri ise Argıç'tan duvar yapımının durdurulmasını istedi. Belediye yetkilileri konuyu araştırdıklarını belirterek, "Arsa hisseli olduğu için bazı problemler vardı. Bu nedenle ruhsat verilmiyordu. Durumu yeniden detaylı inceleyeceğiz" diye konuştu.
Murat 131 efsanesi 40 yaşına bastı
Bundan 40 yıl önce piyasaya sürülen Murat 131'in tutkunları yıldönümünde bir araya geldi.
Bursa'da 1976 tarihinde üretimine başlanılan Murat 131, günümüzde de tutkunları tarafından kullanılmaya devam ediyor. Tofaş İlk Klasik Otomobilciler Derneği (TİKOD) 1977'den 1983 yılına kadar üretilmiş Murat 131'in "Tstop" model kullanıcılarını bir araya getirdi.
Çoğu aracını özel günlerde kullanmayı tercih ederken bazısı için ise günün vazgeçilmezi. Ama hepsinin ortak noktası araçlarına gözü gibi bakmaları. 40'ıncı yıla özel İstanbul'da ritmli korna sesleriyle şehir turu atan TİKOD'luları, çevreden görenler de yalnız bırakmadı, onlarca Murat 131'le fotoğraf çekilmek isteyenler de renkli görüntüler oluşturdu.
TİKOD yönetim kurulu üyesi Burhanettin Gedik aracına olan bağını aşk olarak adlandırıyor. Gedik eşinin ilk zamanlar aracını kıskandığını şu sözlerle anlattı: "Benim aracımın adı aşk. Bu araç benim aşık olduğum bir araç. Buradaki bütün arkadaşlarımız bir aşkla bir gönül bağı ile araçlarına bağlı. Arabaya bindiğimiz zaman ister istemez insanın yüzünde bir tebessüm oluyor. Ben eşimle ilk tanıştığım zamanlarda eşim "ya o ya ben "diyordu. Bunu bile söylettiren bir araç. Bu bizim için bir aşk bir sevda. Artık ailemizde alıştı, benimsedi."
Araç sevdalıları işi o kadar ileriye götürmüş ki aralarında son model milyonluk spor aracını satan bile var. Hakan Öztürk çocukluk hayali Murat 131'e yaklaşık 4 yıl önce sahip olabilmiş. Öztürk; " Çocukluk hayalimdi. Arkadaşımın babasında vardı gizlice kaçırırdık 15 sene önce. Spor arabam vardı sonra dedim 'neden bu hayalimi gerçekleştirmiyorum' Spor arabamı satıp 79 model bu arabayı satın aldım. Etrafımdan 'yaşın genç bu arabalarla ne işin var, sen deli misin?, herkes arabasının modelini yükseltir, sen alçaltıyorsun' gibi tepkiler aldım. Ama ben mutluyum."
Cüneyt Güler çocukluk hayali olan aracına tutku ile bağlı olanlardan. Arabasını garajdan çıkarmaya kıyamadığını söyleyen Güler, aracına deyim yerindeyse gözü gibi baktığını söylerek; "Buna baktığım kadar kendime bakmıyorum. Ben ıslanayım o ıslanmasın. Silerim tozunu alırım garaja koyarım. Çünkü yıkanacak kadar kirletmiyorum. Ablam 'Arabayı aldın 5 sene oldu 5 kere arabaya binmedim. Arabanının yüzünü görmüyoruz. Artık çıkart şu arabanı' diyor. Düğüne gideceğiz mesela taksiye biniyoruz" dedi.
1983 model beyaz renkteki aracını yeni satın alan Aykut Gülmez de arabasını otoparkta bile bırakmadığını özel garajda tuttuğunu söyledi. Aracını en değerli eşyası olarak gören Gülmez; "Arabamın içi dışı fabrikadan çıktığı gibi orijinal çürük yok. Arabam kapalı garajda, tek kişilik yerindedir. Yanına araba yanaştırmıyorum. Otoparkta bırakmam. Şu an bile kapıları kitlidir. Açmam. Kimse kurcalamasın sevmem. Çocukluğumdan hevesimdi. İçimde ukdeydi" diye konuştu.
Bahadır Güvenç "Yeşil Dev" ismini verdiği aracını hava durumuna göre kullananlardan. Güvenç, "Aracım 1977 model. Bir Murat 131.İsmi Hulk Yeşil Dev. Tamamen renginden dolayı. Çocukluğumdaki ilk arabam. Kendimi bildiğimde bizim Murat 131'imiz vardı. 6-7 yaşlarındaydım. İlk kokladığım koku. Halada aynı kokuyor. Sadece kuru havalarda kullanıyorum. Eğer havada yağış varsa kapalı garajdan çıkarmıyorum" dedi.
2017 Milli Piyango sonuçları bilet sorgulama | Hangi numaralara amorti çıktı?
31 Aralık 2016 tarihinde 2017 Milli Piyango sonuçları belli oldu, bilet sorgulama işlemleri devam ediyor. Amortiye çıkan numaralar geçen senelere göre farklı mı? Büyük ikramiye 31 Aralık 2016 tarihinde gerçekleşti. Saat 19:00'ta başlayan çekiliş, 23:40'ta sona erdi. Büyük ikramiye çekilişi ilk olarak saat 23:00 sularında başladı. Sırasıyla, 500 bin, 1 milyon, 2 milyon, 5 milyon, 10 milyon ve son olarak 60 milyon liralık büyük ikramiye çekilişleri yapıldı. 60 milyon liralık ikramiye çeyrek bilete çıktı. 3 İstanbul ve Antalya'ya çıktı. İstanbul büyük ikramiyelerin hepsinde çıktı. Sosyal medyada "talih kuşu İstanbul'a kondu" sözleri paylaşıldı. Büyük ikramiyeleri kazandıran numaralar haber içeriğimizde...
2017 Milli Piyango sonuçları 31 Aralık 2016 tarihinde saat 23:40'ta sonuçlandı. Milyonlarca insanın beklediği sonuçlar açıklandıktan hemen sonra MPİ'ni sitesine akın edildi. Site 15 dakika sonra çöktü. Sonuçlar hem idarenin sitesinden hem de televizyon kanallarından canlı yayın olarak verildi. Amorti çekilişinden sonra küçük ikramiye çekilişi (500 bin) başladı, büyük ikramiye çekilişinde (60 milyon) sona erdi. Sona ermesiyle birlikte kazanan iller kurul tarafından açıklandı.
Yılbaşı biletleri tükenmek üzere
Biletlerin tümü satılmazsa ne olacak?
Tüm biletler satılmadığı takdirde, ödül numarası çıkana kadar çekiliş devam edecek.
Hangi rakamlar çoğunlukla çıktı?
İstatistiklere göre bu zamana kadar çıkan rakamlar: 3, 5, 6, 7, 1, 2 ve 9
1) Filigrama dikkat edin. Bilette filigram bulunuyor. Bilet ışığa getirilince 2017 piyango amblemi gözüküyor. Bilette filigram gözükmüyorsa, sahtedir.
2) Kağıdın her tarafına homojen olarak dağılmış ve sadece mor ışık (ultraviyole) altında görülebilen uzunluğu en az 3 milimetre olan parlayan ve kesin çizgiler şeklinde mavi ve sarı renkli görünmez elyaf da yer alıyor.
'Yasin Öztekin ayağına sıktı'
Trabzonspor, serbest statüde bulunan Joao Pereira'nın transferi konusunda görüşmelere başlandığını borsaya bildirdi.
Bordo mavili ekibin KAP'a gönderdiği açıklamada, "Serbest statüdeki profesyonel futbolcu Joao Pedro Da Silva Pereira'nın Kulübümüze transferi konusunda futbolcu ile görüşmelere başlanmıştır." ifadeleri yer aldı.
Mars için gözler Trump'ta
Bilim insanları ve yatırımcılar sabırsızlıkla müstakbel ABD Başkanı'nın NASA planlarını açıklamasını bekliyor. Bu planların ISS ve Kızıl Gezegen'e yolculuk gibi uluslararası projeleri etkilemesi bekleniyor.
Uzay araştırmalarında öncü uluslar için Kızıl Gezegen'e ulaşmak bir sonraki büyük aşama olarak kabul ediliyor. O nedenle bu alandaki çalışmalara büyük para ve know-how yatırımı yapılıyor. Bu hayal o kadar büyük ve araştırmalar o kadar pahalı ki tüm politik anlaşmazlıklara rağmen ABD, Avrupa, Rusya, Japonya ve Kanada arasındaki ortak çalışmalar kesintisiz devam ediyor.
Ancak Donald Trump'ın ABD Başkanı seçilmesi uzay araştırmalarının geleceğine dair birçok soru işareti doğurdu. Zira uzmanlar, seçim kampanyasındaki vaatleri ve kadrosuna dahil ettiği isimler göz önüne alındığında Trump'ın başkanlığının bilimsel politikalar, bilanço ve diplomatik ilişkilere etkileri olacağından şüphe etmiyor.
Uzay araştırmalarından sorumlu uzmanlar ve yatırımcılar da hâlihazırda sabırsızlıkla müstakbel ABD Başkanı'nın NASA planlarını açıklamasını bekliyor. Bu açıklama uzay araştırmalarının geleceğinin bir rekabet mi yoksa kooperasyon mu olacağına dair yön vereceği tahmin ediliyor.
Trump, uzay endüstrisi eyaleti olarak görülen Florida'da seçim kampanyası kapsamında Ekim ayında yaptığı bir konuşmada "NASA'yı sadece alçak yörüngeye lojistik hizmet veren bir ajans olmaktan kurtarmak lazım" ifadelerini kullanmıştı.
Trump, konuşmasında ayrıntıya değinmemişti. Ancak alçak yörünge programı, Uluslararası Uzay İstasyonu (ISS), Hubble Uzay Teleskopu ve yer gözlem uydularını kapsıyor. Trump'ın planlarının bu projeleri nasıl etkileyeceği merak ediliyor.
Bununla birlikte NASA'nın küresel iklim değişikliğini takip eden bilimsel uydusu da Trump'ın programı ile saf dışı bırakılma tehlikesi ile karşı karşıya. Donald Trump Sanford'ta yaptığı bir konuşmada NASA'nın ana misyonunun uzayın keşfi olacağını belirtmiş ve şu vaatte bulunmuştu "Amerika yıldızlara giden yolu gösterecek". Bu birçok uzmana göre, Mars araştırmaları için iyi bir haber niteliğinde.
Bu aynı zamanda ABD'li girişimci ve Space X'in kurucusu Elon Musk'ın da en büyük amacı. Trump'ın ekonomi ekibinde danışmanlık yapacak olan Musk, 2024 yılından itibaren Kızıl Gezegen'e aynı anda 100 insan göndererek bir 'koloni' kurma hayalini taşıyor.
Mars yolculuğunda Ay'ın da ara istasyon olması bekleniyor. George Washington Üniversitesi Uzay Politikaları Enstitüsü'nden John Logsdon "Mars'a gitmek, Ay'a ne kadar hızlı geri dönülebilineceğine dair uluslararası çabaların ne kadar başarılı olacağına, ABD'nin bunun için ne kadar bütçe ayıracağına ve NASA'nın bütçe yüksekliğine bağlı" diye konuşuyor.
Avrupa Uzay Politikası Enstitüsü verileri, uzun yıllardır sürdürülen çok uluslu işbirliğinin ardından yeni trendin giderek ulusların uzaydaki varlığını tek başına güçlendirme ve ulusal otonomiye kaydığını gösteriyor. Ülkeler kendi roketlerini uzaya göndermek istiyor ve "olumsuz jeopolitik gelişmeler" karşısında programlarını tehlikeye atıyorlar. Yine de hala uluslararsı birçok ortak proje mevcut. Bunların en önemlilerinden biri 2000 yılından bu yana ABD, Avrupa, Rusya, Japonya ve Kanada tarafından düzenli olarak kullanılan Uluslararası Uzay İstasyonu (ISS).
İleri uzay teknolojisine sahip ülkelerden sadece Çin uluslararası projelerde yer almıyor. Çin 2022 yılında insan taşıyan bir uzay istasyonu kurmayı planlıyor. Çin'in ABD'den sonra Ay'a insan gönderen ikinci ülke olması bekleniyor.
Uzmanlar her şeye rağmen uzay araştırmalarında uluslararası işbirliğinin devam etmesini bekliyor. Zira dev projelerin hayata geçirilmesi için hiçbir ülke ve özel işletmenin masrafları tek başına karşılayamayacağından yola çıkılıyor.
Trump'ın Putin yönetimindeki Rusya ile Obama'ya oranla daha yakın işbirliği yürütmesi bekleniyor ancak Çin ile şimdiden gerilen diplomatik ilişkiler buradaki çizginin farklı yönde ilerleyeceğini gösteriyor. Uzmanlar, uluslararası uzay projelerinin uzun vadeli programlar olması nedeniyle ülkeler arası politik gerginliklerden etkilenmesinin daha zor olduğu görüşünde birleşiyor.
Borsa İstanbul'da işlem gören spor kulüpleri arasında 2016 yılını yüzde 123,62 yükselişle tamamlayan Trabzonspor Sportif Yatırım ve Futbol İşletmeciliği Ticaret rakiplerine büyük fark etti.
AA muhabirinin derlediği verilere göre, Borsa İstanbul'da bütün spor şirketlerinin kazançla kapattığı 2016 yılında spor endeksi de yüzde 57,80 değer kazandı. Trabzonspor Sportif Yatırım ve Futbol İşletmeciliği Ticaret yüzde 123,62 değer kazanarak borsada yılı şampiyon olarak tamamlarken, Beşiktaş Futbol Yatırımları Sanayi ve Ticaret yüzde 85,19, Galatasaray Sportif Sınai ve Ticari Yatırımlar yüzde 82,80 ve Fenerbahçe Futbol AŞ yüzde 4,84 değer kazandı.
Analistler, Trabzonspor hisselerinin Qatar National Bank (QNB) ile forma göğüs reklamını içeren ana sponsorluk anlaşmasının imzalanması ve yeni stadyumu Şenol Güneş Spor Kompleksinin açılmasının pozitif etkisiyle hisselerinde hızlı yükseliş kaydedildiğini belirtiyor.
En düşük performans Fenerbahçe hisselerinde
Galatasaray'ın hisse senedi fiyatı da kulübün mali yapısındaki tedirginliklere karşın 2016'da yükselişe geçti. Analistler, Riva ve Florya projeleri ile Emlak Konut Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı ile anlaşma yapılmasının ve kulübün mali bağımsızlık projeleri olarak görülen bu projelerin etkisiyle hisselerin bu yıl değer kazandığını ifade ediyor.
Beşiktaş'ın hisseleri de kulübün Spor Toto Süper Ligde 2015-2016 sezonunu şampiyon olarak tamamlaması ve Vodafone Arena'nın açılışıyla bu yıl yüksek bir performans sergiledi. Kulüp aylık bazda zaman zaman düşüş gösterse de kayıplarını telafi ederek yıllık bazda yatırımcısına kazandırdı.
Fenerbahçe'nin hisseleri de bu yıl artışa geçti ancak Borsa İstanbul'da işlem gören spor şirketleri arasında en düşük performansı sergiledi. Fenerbahçe, geçen sene yatırımcısına kar ettiren tek spor kulübü olurken, bu yıl da yükselişi sürdürse de getirisi rakiplerinin oldukça gerisinde kaldı.
Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım'ın şike davaları ile ilgili beraat kararlarının Yargıtay tarafından onanması ve Fenerbahçe'nin UEFA Avrupa Ligindeki başarısının hisse fiyatlarına pozitif yansıdığı ancak önceki yılki yükselişinin de etkisiyle bu yıl alışların sınırlı kaldığı kaydedildi.
Borsada işlem gören spor şirketleri ve Spor Endeksinin 2016 yılı değişimi şöyle:
"Nasıl seveceğini bilmeden sevmek, sevdiğimiz kişiyi yaralar." Ünlü Zen Budist keşiş, öğretmen, ve barış aktivisti Thich Nhat Hanh, basit cümlelerle ve büyük bir bilgelikle yazılmış kısacık kitabında, gerçek aşkın ve sevginin sırlarını şiirsel bir dille paylaşıyor. İşte sizin için büyük bir keyifle hazırladığımız en önemli tespitleri içeren özet.
Aşka en güzel anlamları yükleyip, psikolojik olarak inceleyip, felsefeyle tanımladık. Yetmedi çekimin matematiksel formülünü bile çıkardık. Ama aşk ve sevgi hala gizemli. Belki de insan varlığının en önemli gizemi.
Vietnamlı Zen Budist keşiş, öğretmen, ve barış aktivisti Thich Nhat Hanh, "How to Love" adlı basit cümlelerle ve büyük bir bilgelikle yazılmış kısacık kitabında, sevgiyi keşfe çıkıyor. Basit metaforlarla ruhun en derin sorunlarını büyük bir farkındalık ile işleyen Nhat Hanh'ın öğretilerine kulak vermek için öncelikle dürüst ve içten olan her şeyi basit ve naif olarak görüp yok sayan savunma mekanizmalarını bir tarafa bırakmak gerekiyor.
Sevginin diğer adı...
Nhat Hanh'ın öğretilerinin kalbinde, "anlamak, sevginin diğer adıdır" fikri yatıyor.
Bir başkasının acısını anlamak, o kişiye verebileceğiniz en büyük hediyedir. Anlamazsanız, sevemezsiniz.
Birinin bizi anladığını, olduğu gibi gördüğünü hissetmek hepimizin ihtiyaç duyduğu bir şeydir. Ama bunu teorik olarak kavrasak bile, kendi düşüncelerimizin, duygularımızın ve sıkıntılarımızın içinde o kadar kayboluruz ki, çoğu zaman karşımızdakine bu anlayışı gösteremeyiz. Nhat Hanh bu durumu güzel bir benzetme ile açıklıyor:
Eğer bir bardak suya, bir avuç dolusu tuz atarsanız, o su içilmez olur. Ama bir avuç tuzu bir nehre atarsanız, insanlar hala o sudan içip, yemek pişirebilirler. Nehir kocamandır, kabullenme ve dönüştürme yetisi vardır. Kalbimiz küçükse, anlayışımız ve merhametimiz limitlidir, ve acı çekeriz. Diğer insanları ve hatalarını kabullenemeyiz ve değişmelerini bekleriz. Ancak kalbimiz büyüdüğünde, böyle şeyler bize acı çektirmez. Çok fazla anlayış gösterebiliriz ve diğer insanları kabulleniriz. Onları oldukları gibi kabullendiğimizde, değişim şansları da olur.
Bu durumda, asıl soru kendi kalbimizi nasıl büyütebileceğimiz. Bunun yolu da kendimizi anlamak, kendi acılarımızı fark edip kendimize şefkat göstermeye başlamaktan geçiyor. Kendimizi mutlu etmeyi öğrendiğimizde, sevme yeteneğimizi de geliştirmiş oluruz.
Sevgi öğrenilen dinamik bir etkileşim olduğu için, çoğumuz anlayış (ve yanlış anlayış) sistemimizi küçük yaşta başkalarından kopyalayarak öğreniriz. Nhat Hanh diyor ki: Eğer ebeveynlerimiz birbirini sevmediyse, sevginin neye benzediğini nerden bilebiliriz ki? Ebeveynlerin çocuklarını bırakabilecekleri en değerli miras para, ev, arsa değil kendi mutluluklarıdır. Eğer mutlu ebeveynlere sahipsek, en büyük zenginliğe sahibizdir.
Çarpılmak ve aşık olmak arasındaki fark
Nhat Hanh birine "çarpılmak" ile aşık olmak arasındaki farkın önemine de dikkat çekiyor. Çarpılmak, gerçek aşkı engelleyen ve o kişinin gerçekte kim olduğunu tamamıyla yok sayıp bizim için ne anlam ifade ettiği ile ilgili kurduğumuz bir fanteziden ibarettir diyor.
Çoğunlukla başkalarını anladığımız veya sevdiğimiz için değil, kendimizi hissettiğimiz acılardan uzaklaştırmak için birilerine "çarpılırız". Ancak gerçekten kendimizi anlayıp sevdiğimizde, başkalarına da gerçek sevgi duyabiliriz.
Nhat Hanh bu durumu zekice açıklıyor:
Bazen boş hissederiz, bir şeylerin büyük eksikliğini duyarız. Sebebini anlayamayız, çok belirsizdir. Ama yine de bu boşluk çok güçlüdür. Sürekli olarak iyi bir şeyler olmasını bekleriz, daha az yalnız hissetmemizi sağlayacak şeyler, daha az boş hissetmemizi sağlayacak şeyler. Kendimizi ve hayatı anlama arzusu çok kuvvetlidir. Sevme ve sevilme arzusu da çok kuvvetlidir. Sevmeye ve sevilmeye hazırızdır ve bu çok doğaldır. Ama boş hissettiğimiz için, sevgimizi yansıtacak bir obje ararız. Bazen kendimizi anlayacak fırsatımız olmamıştır, ama objeyi bulmuşuzdur. Tüm istek ve arzularımızın o kişi tarafından gerçekleştirilemeyeceğini fark edince de, yine boş hissetmeye başlarız. Bir şey bulmak isteriz, ama ne aradığımızı bilemeyiz. Hepimizde sürekli bir istek ve beklenti vardır, hep daha iyi bir şeylerin olmasını bekleriz. Bu yüzden email hesabımızı veya sosyal medyayı defalarca kontrol ederiz.
Gerçek sevginin dört elementi
Gerçek sevgi, dört elementten oluşur: iyilik, merhamet, neşe, ve sakinlik.
Eğer yeterince anlayış ve sevginiz varsa, yaşadığınız her an - kahvaltı da hazırlasanız, araba da sürseniz, bahçeyi de sulasanız - mutlu bir an olabilir.
Derin bir ilişkide, partnerinizle aranızda bir sınır yoktur. Siz o'sunuzdur, o da siz. Sizin acınız onun acısıdır. Mutluluk ve acı artık kişisel meseleler değildir. Artık "Bu senin problemin." gibi bir şey hissedemezsiniz.
Dört ana elemente yardım eden iki element de saygı ve güvendir. Birini sevdiğinizde, ilişkide saygı ve güven vardır. Güven olmayan sevgi, henüz sevgi değildir. Öncelikle kendinize güvenmeli ve saygı duymalısınız. İyi ve merhametli bir doğanız olduğuna güvenin. Gerçek sevgi, hem kendinize hem karşınızdakine güvenip saygı duymadan var olamaz.
Bu saygı ve güveni yaratacak şey ise karşınızdakini dinlemektir. Bu hepimize milyon kez büyüklerimiz, öğretmenlerimiz, psikologlar, terapistler tarafından söylenmiştir, bu yüzden bağışıklık kazanmış olabiliriz. Ama yine de Nhat Hanh'ın zarif ve şiirsel diliyle söylendiğinde belki ruhunuza ulaşabilir:
Nasıl seveceğini bilmeden sevmek, sevdiğimiz kişiyi yaralar.
Birini nasıl seveceğimizi anlamak için, onu anlamamız gerekir. Anlamak için de, dinlememiz gerekir.
Birini sevdiğinizde, o kişiyi rahatlatabilmeli ve acısını dindirebilmelisiniz. Bu bir sanattır. Eğer o kişinin acılarının kökünü anlayamazsanız, yardımcı olamazsınız, tıpkı bir doktorun sebebini bilmeden hastalığınızı iyileştiremeyeceği gibi.
Daha çok anladıkça, daha çok seversiniz, daha çok sevdikçe, daha çok anlarsınız. Bu, bir gerçekliğin iki yüzüdür.
Efsanevi Zen hocası D.T Suzuki'nin akıllara kazınmış "içinde yaşadığımız ego kabuğu, büyüyüp aşması en zor şeydir." aforizmasını destekleyen Nhat Hanh, "Ben" anlayışının, karşılıklı anlaşılmanın nasıl önüne geçtiğini açıklıyor:
Çoğunlukla, "Seni seviyorum" dediğimizde, sevme işini yapan "Ben" kişisine odaklanırız. Bunun sebebi benlik algısına takıldığımız içindir. Bir benliğimiz olduğuna inanırız. Aslında bireysel bir benliğimiz yoktur. Bir çiçeği çiçek yapan şeyler çiçek olmayan şeylerdir, klorofil, su ve güneş ışığı gibi. Çiçekten çiçek olmayan her şeyi çıkarırsak, geriye çiçek kalmaz. Bir çiçek tek başına var olamaz. Sadece bizimle beraber var olabilir. İnsanlar da böyledir. Kendi başımıza var olamayız. Ben de ben olmayan elementlerden yapılmayım, dünya, güneş, ebeveyn ve atalar gibi. Bir ilişkide, partnerinizle beraber var olduğunuzu görebilirseniz, onun acısının sizin acınız, onun mutluluğunun sizin mutluluğunuz olduğunu fark edeceksiniz. Bu bakış açısıyla, farklı konuşup, farklı davranacaksınız. Sırf bu bile, çok fazla acıyı dindirebilir.
Evcil hayvan bakımı ve eğitimi
Ekranların en evcil hayvan programı "Can Dostum"da evcil hayvan bakımı ve eğitimi, hayvan hakları ve pet dünyasıyla ilgili en özel bilgiler ve ünlülerle röportajlar ekrana geliyor.
Ata Finans 2016 piyasalarını yorumladı
Ata Finans Grubu CEO'su ve Ata Yatırım Genel Müdürü Murat Demirel, 2016 yılı piyasaları ile iş ve yatırım çevrelerindeki gelişmelerin analizlerini çıkardı, gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Demirel, "Mali ve kanuni destekler sağlanırsa Türkiye'nin finans merkezi olması mümkün olacaktır. Şu an yıldızlar Türkiye'nin lehine sıralanmış vaziyette diyebilirim. Bunu kullanamamak içler acısı olur" diye konuştu.
Ata Finans Grubu, piyasalardaki 25. yılını kahvaltılı basın buluşmasıyla kutladı. Finans sektörüne adım attığı günden itibaren Türkiye'deki sermaye piyasalarının gelişmesine katkıda bulunup, pek çok yeni ve yaratıcı finansal ürün ve hizmet geliştiren Ata Finans Grubu'nun CEO'su ve Ata Yatırım Genel Müdürü Murat Demirel toplantıda yatırım mühendisliği hakkında şu açıklamalarda bulundu:
"Doğru yatırım kararını alabilmeniz için elinizdeki verilerin doğru ve analizlere dayalı olması gerekir. Hedeflerinize ulaşmanız için yaptığımız tüm öneriler ve yönlendirmeleri bu ciddiyetle ele alıyoruz. Her önerimizin arkasında mutlaka detaylı çalışılmış bir analiz var. Mühendisliğimizi yatırım kararlarımıza ve çalışma şeklimize yansıtıyoruz. Biz inşaat kökenli bir holdingiz ve ilk yükselişimiz de Atatürk Barajı'nın inşa edilmesi ile gerçekleşti. Şu anda da genel müdürlerimizin tamamının mühendis kökenli olduğunu görürsünüz. Biz de yatırım yaklaşımını belirlerken Yatırım Mühendisliği kavramını oluşturduk. Finansal piyasalardaki 'siyah kuğuları', yatırım risklerini göremezsiniz. Ama matematik ve mühendislikle bu riskleri en aza indirerek, yatırımcılarınızı koruyabilirsiniz. Bizim yaptığımız da bu…"

Murat Demirel, yabancı yatırımcıların Türkiye'ye bakışı ile ve TL'ye nasıl daha fazla değer kazandırılacağına ilişkin de bilgiler verdi. "TL'yi cazip kılacak şey hukuk reformu ve ticari reformlardır. Sermayeyi kalıcı olarak Türkiye'ye çekeceksek bir şekilde kalıcı vergi avantajları ile yabancıların faaliyetlerini buraya kaydırmayı sağlamamız lazım" diyen Ata Finans Grubu CEO'su ve Ata Yatırım Genel Müdürü Demirel, sözlerine şöyle devam etti:
"Vergi savaşları şu anda dünya ülkeleri arasındaki en büyük savaşı oluşturuyor. Mali ve kanuni destekler sağlanırsa Türkiye'nin finans merkezi olması mümkün olacaktır. Şu an yıldızlar Türkiye'nin lehine sıralanmış vaziyette diyebilirim. Bunu kullanamamak içler acısı olur. Türkiye gibi ülkeler açısından 200 yılda bir gelecek konjonktürden bahsediyoruz. Baktığınızda bu bölgede Türkiye üreten tek ülke. Dolayısıyla Türkiye büyük fırsatları bünyesinde barındırıyor. Ama ticari hukukun işlemesi için elimizden geleni yapmamız gerekiyor."
Yatırımcıya yepyeni bir deneyim: Ata Online 360
'Yatırımcı Koçu' konsepti ile sektöre yeni bir bakış açısı kazandıran Ata Online da, yeni dijital platformuyla da ilgi gördü. Teknik araştırma ve kısa vadeli yatırım önerilerinde çok büyük başarı yakalayan Ata Online'ın yeni dijital finansal platformunda yatırımcıların hayatını kolaylaştıracak her şey düşünüldü. www.ataonline.com.tr adresine girer girmez yatırımcılar tüm tarayıcılarda çalışabilen; uygulama indirmeye gerek kalmadan bilgisayarda, tablette ve akıllı telefonlarda aynı deneyimi yaşayabiliyorlar. Ata Online ayrı bir program kurulmasına ihtiyaç kalmadan canlı fiyatlara anında erişim imkanı sağlıyor ve dünya devlerinin kullandığı son teknolojiyi kullanıyor.
Ata Finans Grubu'nun deneyimleri ile %100 kendi Algo Trading modellerini yapan Ata Online da Türkiye'de konunun öncülüğünü yapıyor. Algo Trading hizmetini bulut teknolojisi ile birleştiren Ata Online yatırımcıların bilgisayarı olmasa bile bu sistemi kullanmasını sağlıyor. Konuyla ilgili bilgi veren Ata Online Genel Müdürü Sarp Demiray, Ata Online olarak Algo Trading hizmetleri ile öncelikle vadeli işlemler piyasasında endeksin hareketlerinde otomatik olarak çift taraflı işlem yaparak piyasanın yükseldiği veya düştüğü dönemlerde getiri fırsatları yakalamayı amaçladıklarını belirtti.
Ata Online olarak merkeze dijital bir servis modelini yerleştirerek 'online' iş süreçlerine sahip bir şirket olduklarını vurgulayan Demiray, müşteri odaklı politikaları dolayısıyla, müşterilerin kullandığı ve tercih ettiği platformlar üzerinden onlara ulaştıklarını belirtti. Demiray, Ata Online olarak dijitalleşme süreci ile beraber kurumlara, şirketlere ve bireylere çok daha kaliteli bir hizmet sunduklarını belirterek, Hızlı Emir Konsepti çalışmalarını şöyle anlattı:
"Hızlı Emir konsepti ile yatırımcılarımıza hızlı, kolay ve anlaşılır bir şekilde kısa vadeli alım-satım önerilerimizi ulaştırmak istiyoruz. Yatırımcılarımızın konumlarından bağımsız bir şekilde gelen yatırım fırsatlarını kaçırmamalarını sağlayan Hızlı Emir Uygulaması, yatırımcıların hayatını kolaylaştırmayı amaçlıyor. Yatırımcılara kısa mesaj ya da e-posta yoluyla gönderilen 'kullanıcıyı hatırlayan' özel bağlantılar aracılığı ile yatırımcılar sadece birkaç dakika içerisinde yatırımlarını gerçekleştirebiliyorlar. Ata Online olarak piyasanın 'sığ' kalmaması için sunduğumuz hizmetleri tabana yaymanın önemine inanıyoruz. Bu noktada özellikle sosyal medya hesaplarımız ve müşterilerin tercih ettiği Periscope gibi uygulamalar üzerinden onlara ulaşarak, yatırım ve diğer finansal konularda destek veriyoruz."
Ata Portföy Yönetimi Genel Müdürü Mehmet Gerz ise, fonların performansı, yenilikçi emeklilik planı yapısı ve 2016 piyasa beklentilerini değerlendirerek, "Biz fon yönetimini uzun vadeli bakış açısıyla yapıyoruz. Evrensel fon standartlarına uyuyoruz. 6 yıl geçti ve başarılı sonuçları görüyor olmak doğru yolda olduğumuzu gösteriyor" dedi.
2016 Strateji Raporu'nun sunumunu da paylaşan Mehmet Gerz, "Türkiye'de borsaların kaderini yabancı yatırımcılar belirliyor" dedi. Mehmet Gerz piyasalarla ilgili şu görüşleri paylaştı:
"2015 yılında borsalardan para çıkışı yaşansa da, yabancı yatırımcı borsaya son beş yılda 5 milyar dolar para girişi sağladı. Raporlarımız yabancı sermaye yatırımlarının borsanın performansı ile olan korelasyonunun çok yüksek olduğu ortaya koydu. BIST'in halka açık kısmının 2007'de %72'sine sahip olan yabancı yatırımcı payının, yıllar içinde azalarak 2015 yılında %62'ye kadar gerilediğini gördük. 2015 yılı, 2008 krizi sonrasında yabancı yatırımcılardan en çok para çıkışının yaşandığı yıl oldu. Ancak yabancıların Türk sermaye piyasalarına uzun vadede güven duyduğu görüldü. BIST'e 2010-15 yılları arasında yabancıların 5 milyar dolar net para girişi yaptığı tespit edildi. Geçen yılın pozitif gelişmelerden bir tanesi de Bireysel Emeklilik Fonları'nın artan hisse pozisyonları oldu. 2015 yılı sonunda BES ve yatırım fonlarının toplam hisse pozisyonu 8.6 milyar TL olarak gerçekleşti. Uzun vadede kurumsal yerli yatırımcıların paylarının artması, BIST'i global dalgalanmalara karşı daha korunaklı hale getiriyor. Aslında piyasalara uzun vadeli bakmak ve finansal varlıklarınızın yönetimini profesyonellere bırakmak en doğur yaklaşım. Beş Yıllık Getiri Sıralamasında Ata Fonları 6 Kategoriden üçünde birinci, birinde ikinci olurken, Ata Finans 2015'te uzun vadeli hisse önerilerinde %73 başarı oranına sahip oldu. Bu rakamlar da aslında doğru yatırım kararlarımızın nasıl şekillendiğini gösteriyor."
Pinochet'in 94 yaşındaki eşi ifade verdi
Şili'de eski diktatör Augusto Pinochet'in 94 yaşındaki dul eşi Lucia Hiriart, hakkında yolsuzluk iddiasıyla açılan davada ifade verdi.
Siyasi liderlerin hiç görülmemiş fotoğrafları
Hiriart'ın, "Cema-Chile" adlı kadın vakfının gelirlerini, 1990'lı yıllarda İngiltere'de kaçak olarak yaşayan diktatör Pinochet'in İspanya hükümetinin iade talebine karşı verdiği yasal mücadeleyi finanse etmek için kullandığı iddia edildi.
Hriart'ın kocasının iktidara geldiği 1973'ten bu yana başkanlığını yaptığı vakfın, cunta döneminde hibe yoluyla kamuya ait çok sayıda araziyi devraldığı ve cunta yönetiminin sona ermesinin ardından da satış ve kira gelirleriyle büyük miktarda varlığı yönettiği belirtildi.
Bu arada Şili hükümetinin, davanın sonuçlanmasıyla birlikte toplam değeri 120 milyon doları bulan 135 mülk ve arazinin kamuya geri kazandırılmasını amaçladığı kaydedildi.
Davaya konu olan şüpheli işlemler arasında vakfın Pinochet'in 1998'de İngiltere'de tutuklanmasının ardından Hiriart'ın Londra'ki hesaplarına yaptığı toplam 100 bin sterlinlik (yaklaşık 435 bin TL) iki şüpheli para transferinin de olduğu ifade edildi. Hiriart'ın söz konusu parayı, Şili hükümetinin Pinochet'in iadesine yönelik talebine karşı avukat tutmak için harcadığından şüpheleniliyor.
Diktatör Augusto Pinochet, 1973 yılında bir askeri darbeyle iktidara gelmesinin ardından 17 yıl ülkeyi demir yumrukla yönetmiş, 1990'ların başında iktidardan düştükten sonra yerleştiği İngiltere'de cunta dönemindeki insan hakları ihlalleriyle ilgili yargılandığı İspanya'nın yaptığı iade talebi üzerine göz altına alınmıştı. Ancak İngiliz hükümeti Pinochet'in yargılanmasını sağlık sebepleri yüzünden uygun görmeyerek 83 yaşındaki diktatörü serbest bırakmıştı.
NBA'de Oklahoma City Thunder forması giyen Russell Westbrook, 46 sayı attığı Atlanta Hawks maçından sonra New Orleans Pelicans'a karşı da 42 sayı kaydetti.
Sevilla'nın insafı yok: 9-1
Thunder'ın yıldız oyuncusu Westbrook, 46 sayı attığı Atlanta Hawks maçından sonra Pelicans'a karşı da 40 sayı barajını geçti ve karşılaşmayı 42 sayı, 10 ribaunt ve 7 asistle tamamladı. Yedek oyuncu Alex Abrines, 18 sayılık katkıda bulundu.
Maçta 34 sayı, 15 ribaunt üreten ev sahibi Pelicans'ın all-star forveti Anthony Davis ise bu sezon 9. kez 30 sayı ve 15 ribaunt barajlarını aştı.
Pelicans'ta oynayan Ömer Aşık, skor üretemediği maçta 2 ribaunt aldı.
Son şampiyon Cleveland Cavaliers, sahasında oynadığı Milwaukee Bucks karşılaşmasından 113-102 galip ayrıldı ve arka arkaya 3. maçını kazandı.
Cavaliers'ı galibiyete, 31 sayı, 13 asist, 6 ribauntla maçı tamamlayan Kyrie Irving ve 29 sayı, 9 ribaunt, 6 asist üreten LeBron James taşıdı.
Burdur'da eğitim uçağı zorunlu iniş yaptı
Isparta Süleyman Demirel Havalimanı'ndan kalkan eğitim uçağı Burdur Gölü kenarındaki plaja zorunlu iniş yaptı.
Öğretmen pilot ve öğrencisi, yara almadan kurtuldu. Erah Uçuş Okulu'na ait 'TC- ERF' kuyruk numaralı eğitim uçağı, Süleyman Demirel Havalimanı'ndan saat 12.30 sıralarında havalandı.
İçinde öğretmen pilot ve öğrencinin bulunduğu eğitim uçağı, 15 dakika sonra Burdur Gölü kenarındaki Şeker Plajı zorunlu iniş yaptı.
Uçağın göl kenarındaki kumsala düştüğü ihbarı üzerine olay yerine ambulanslar gönderildi.
Uçaktaki öğretmen pilot ve öğrenci, ambulansta sağlık kontrolünden geçirildi ve durumlarının iyi olduğu belirtildi.
Gün geldi sandıkla gelen silahla gitti. Gün geldi bir muhtıra bir gece ansızın elektronik postayla geldi. Tam biri geride kaldı derken, bir yenisi kapıyı çaldı. Her seferinde Türkiye bir parça daha sarsıldı. Darbesi, muhtırası, postmoderni ve girişimleriyle Türkiye'de Darbeler Tarihi CNN TÜRK ekranlarında...
Geçtiğimiz 24 Ağustos'ta Orta İtalya'da meydana gelen depremde 6.0 ölçeği ile sallanan Amatrice kasabasında 300 kişi yaşamını yitirirken spor salonunda çekilen bir fotoğraf sismik trajedinin en anlamlı görüntüsü olarak değerlendirildi ve yılın fotoğraflarından biri seçildi.
Bir yerel haber ajansı foto muhabiri tarafından çekilen ve sosyal medyaya yansıyan fotoğrafta spor salonunda ki hentbol kalesine yerleştirilen bir koltukta çaresizce oturan depremzede kadının çilekeş ve umutsuz görüntüsünü ortaya koyuyor.
İtalyan Gazeteciler Birlliği (FİEG) seçici kurulu ülkede Yılın Fotoğrafları arasında gösterdiği bu kareyi açılacak 2016 olayları sergisinde kullanacak.
Adriana Lima'dan banyodan fotoğraf paylaştı
Dünyaca ünlü Brezilyalı model Adriana Lima, banyodan çıplak fotoğraf paylaştı.
Sosyal medya hesabından genellikle spor yaparken çektiği fotoğrafları yayımlayan Adriana Lima, bu kez hayranlarını şaşırttı.
Lima'nın Instagram'da "Daha önce böyle bir şey paylaşmadım ama artık başlayalım" notunu taşıyan paylaşım ile sosyal medyayı salladı.
Banyoda çektiği selfieyi paylaşan ünlü modelin fotoğrafı kısa sürede 100 binin üzerinde beğeni aldı.
İşte o paylaşım...
Bunun nedeni ise CNN'in Neistat'ın pek popüler olmayan uygulaması Beme'yi satın alması.
Dolaylı olarak kendini bir anda CNN'de bulan Neistat için dev TV şirketinin farklı planları olduğu belirtiliyor.
İkilinin güncel konularla ilgili viedolara üreteceği öğrenildi.
Tatlı kriziyle baş etmenin yolları
7'den 70'e herkes, şeker ve şekerli gıdaları severek yer. Ancak kişide yedikçe daha fazla yeme isteği uyandıran bu ürünleri tüketirken aşırıya kaçmak sağlığı tehdit ediyor. Şekerin mutluluk hissi veren endorfin salınımını sağlamasından dolayı kişilerin şeker kullanmadığında kendini mutsuz hissettiğini söyleyen Uzman Diyetisyen Olcay Barış, sağlığımızı riske atacak boyutlarda şeker tüketimini engellemek için tatlı krizleriyle baş etmenin yollarını anlattı.
Gün boyu kan şekerinin normal sınırlarda kalmasını sağlamak ve şeker ihtiyacını en aza indirmek için sabahları kahvaltı etmek çok önemlidir. Tüm gece boyunca kan şekeri düşük seyreder ve kahvaltı ile normal değerlere çıkar. Bu nedenle özellikle peynir ve yumurta içeren proteinden zengin bir kahvaltı, vücudun gece boyunca düşük giden kan şekerinin düzenlenmesi ve şeker açlığının bastırılması için olmazsa olmaz bir öğündür.
Meyveyi doğru tüketmeye dikkat edin
Meyvelerin suları yüksek oranda şeker içerir. Bu nedenle posalı olduğu için meyvenin tamamını tercih etmek gerekir. Fakat ara öğünlerde özellikle meyveleri tek başına tüketmemek gerekir. Çünkü meyvenin içindeki şeker, kan şekerinin aniden yükselip düşmesine neden olarak yine açlık hissini yaratır. Bu yüzden meyveyi protein kaynağı olan yoğurt veya süt ya da badem, fındık ve ceviz gibi yağlı tohumlarla birlikte tüketmek kan şekeri dengesini sağlamaya yardımcı olur.
Öğle yemeğini atlamayın
Sık sık ve azar azar yemek kan şekeri düzeyini normal sınırlarda tutmak ve tatlı krizine yakalanmamak için çok önemlidir. Öğünler arasını çok açmak kan şekerini düşürdüğü için şekerli gıdalara yönelmeye neden olur. Özellikle atlanan öğle yemeği, ikindi vakti tatlılara ve çikolataya yönelmeye sebep olur. 2,5- 3 saatte bir sağlıklı besinlerle yapılan atıştırmalar kan şekerini dengeleyerek, şeker yeme isteğinin azalmasını sağlar.
Tarçın, kişniş, Hindistan cevizi, karanfil ve kakule gibi baharatlar gıdaları doğal yolla tatlandırır ve şeker açlığını giderir. Özellikle gece yatmadan 1-2 saat önce içilecek 1 bardak tarçınlı süt gece boyu kan şekerini dengeler.
Tatlı krizlerinde sağlıklı alternatifler tüketin
Yapılan bilimsel çalışmalarda sütlü veya beyaz çikolata yerine yüzde 70-80 kakao içeren bitter çikolata şeker ihtiyacının ciddi oranda azalmasına yardımcı olur. Hazır veya paket dondurma yerine süt, muz veya başka meyveleri blenderden geçirip dondurularak yapılan ev yapımı dondurmalar veya light dondurmalar da iyi birer alternatiftir. Bal, reçel ve marmelat gibi gıdaların yerine taze veya kuru meyveler tercih edilmelidir. Hurma da şeker ihtiyacını en aza indirecek sağlıklı bir alternatif olacaktır.
Tatlandırıcı tüketimine dikkat edin
Tatlandırıcılar, özellikle şeker açlığında basit şeker kullanmamak adına sıkça tercih edilir. Ancak kullanılan miktar önemlidir. Her gün tatlı ihtiyacını bastırmak adına tatlandırıcılı tatlılar veya diğer hazır gıdalar şekere daha fazla istek uyandırabilir.
Agave, mısır şurubu, glikoz şurubu, yüksek fruktozlu mısır şurubu, sükroz, dekstroz, bal, şeker kamışı, meyve suyu konsantreleri de basit şeker grubuna girer. Bu yüzden gıdaları tüketirken içeriğine dikkat etmek gerekir.
Etiket okuma alışkanlığı edinin
Light ürünlerin içindekiler listesi ne kadar uzunsa, o kadar şeker bulunma ihtimali var demektir. Bu yüzden light ürün diye adlandırılan gıdaları alırken etiketlerindeki şeker miktarına da mutlaka bakmak gerekir. Bir çay kaşığı, yani 4-5 gramdan az şeker içeren ürünler tercih edilmelidir.
Sağlık için, dengeli beslenip harekete geçin
Yapılan araştırmalar Türkiye'de erkeklerin yüzde 25'inin kadınların da yüzde 41'inin obez ya da aşırı kilolu olduğunu gösteriyor. Dünya'daki çocukların yüzde 20-25'inin obez olduğu ve bu çocukların yüzde 70'inin erişkinlikte de obez oldukları biliniyor. Obezite'nin dünyayı olduğu kadar Türkiye'yi de tehdit ettiği gerçeğinden yola çıkan Şenpiliç, 2015 yılında 'Dengeli Beslen, Harekete Geç' sloganıyla büyük bir sosyal sorumluluk projesi başlattı. Türkiye'nin en büyük beyaz et üreticisi Şenpiliç tarafından başlattılan 'Dengeli Beslen Harekete Geç' Kampanyası, ailelerinin beslenmesi konusunda kilit rol üstlenen kadınların dengeli beslenme ve egzersizin önemi konusunda bilinçlendirilmesini hedefliyor.
Uykunuzu almaya özen gösterin
Düzensiz uyku, vücudun stres hormonlarının artmasına ve salınan insülinin etkili olarak kullanılmamasına yol açar. Kaliteli uyku düzeni, vücudun yağ depolamasını, kilo alımını, özellikle gece atıştırma krizlerini de önleyerek diyabete yakalanma riskinin önlenmesinde önemli bir rol oynar.
AİHM Türkiye'den açıklama istedi
Türkiye'nin güneydoğusundaki sokağa çıkma yasaklarına ilişkin 160'dan fazla başvuru yapıldı. Şikayetleri değerlendiren Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Ankara'dan açıklama talep etti.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki sokağa çıkma yasaklarına ilişkin Türkiye'den konuya ilişkin görüş istedi. Strasbourg merkezli mahkemeden perşembe günü yapılan açıklamada, sayısı 160'ı geçen başvuruların çoğunun acil olduğu belirtildi.
Ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bugün şikâyetler hakkında vereceği karar ertelendi. Mahkemeden yapılan açıklamada, söz konusu başvurular hakkında kararın sonra verileceği kaydedildi.
CHP'den Cizre raporu
Türkiye, 2015 yılının Ağustos ayından bu yana Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde PKK'ya karşı operasyon yürütüyor. Bazı kentlerde aylar süren sokağa çıkma yasakları uygulandı. Cizre'deki sokağa çıkma yasağı sırasında bir evin bodrum katında yaklaşık 100 kişinin öldüğü iddia ediliyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvuranlar arasında bodrumda öldüğü iddia edilen kişilerin yakınları bulunuyor.
Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Nils Muiznieks de Türk güvenlik güçlerini eleştirerek, insan haklarını ihlal ettiklerini öne sürmüştü.
İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) verilerine göre, Türkiye'de 2016 yılının ilk 11 ayında toplam 9 il ve en az 35 ilçede resmi olarak tespit edilebilen en az 111 süresiz ve gün boyu sokağa çıkma yasağı ilân edildi. Yine aynı verilere göre bu yasaklar nedeniyle 1 milyon civarında kişinin temel hakları ihlal edildi. En az 321 sivil, bu bir yıllık sürede resmi sokağa çıkma yasağı ilân edildiği zamanda ve yerde yaşamını yitirdi. 73'ünün sağlığa erişim hakkından yoksun bırakılmaları sonucu yaşamlarını yitirdikleri iddia edildi. 147'si Cizre'de olmak üzere en az 202 sivil ise kapalı alanlar içerisinde yaşamlarını yitirdi.
Organlarıyla 3 kişiye umut oldu
Ordu'da kaza sonucu silahla kendini vuran ve ağır yaralı olarak kaldırıldığı hastanede beyin ölümü gerçekleşen kişinin böbrekleri ve karaciğeri 3 kişiye nakledilecek.
Dün gece Ordu Devlet Hastanesi'ne kaldırılan Zafer Levent Önsel'in (30), yapılan müdahaleye rağmen beyin ölümü gerçekleşti.  Bunun üzerine hastane yetkilileri, Önsel'in ailesiyle organ nakli
konusunda görüşme yaptı. Ailenin olumlu yanıt vermesiyle Zafer Levent Önsel'in organları bir operasyonla alındı.
Yaklaşık 5 saat süren operasyon sonucu alınan organlar, Erzurum Atatürk Üniversitesi'nde bekleyen 3 hastaya nakledilmek üzere yola çıkarıldı.  Erzurum Atatürk Üniversitesinden gelen Yrd. Doç. Ercan Korkut,  gazetecilere yaptığı açıklamada, 3 organın başarılı şekilde alındığını belirterek, "Kalbin de alınmasına karar verilmişti ancak daha sonra tıbben alınamayacağı anlaşıldı. Bu nedenle kalp alınamadı" dedi.
Korkut, 2 böbrek ve bir karaciğerin ayrı ayrı hastalara nakil edileceğini kaydederek, "Organ bağışının olacağı anlaşılınca çok sayıda hasta çağrıldı ama en uygun hastalar tespit edildi. Şimdi gün içerisinde bu hastalara organlar nakledilecek" diye konuştu.
Memurun zamlı maaşları belli oldu
Memur maaş katsayıları, yüzde 5'lik Temmuz zammına göre yeniden belirlendi.
AA muhabirinin Maliye Bakanlığından edindiği bilgiye göre, açıklanan enflasyon rakamlarının ardından geçen yılın ilk yarısına ilişkin enflasyon farkı çıkmazken,  memur maaş katsayısı, temmuz itibarıyla 0,093259'a, taban aylık katsayısı 1,4598'a, yan ödeme katsayısı da 0,029574'e çıkarıldı.
Söz konusu düzenlemenin ardından aile ve çocuk yardımı almak kaydıyla müsteşar maaşı, 9 bin 66 liradan 9 bin 498 liraya, genel müdür maaşı ise 7 bin 957 liradan 8 bin 335 liraya çıktı. Böylece müsteşar ve genel müdür maaşında sırasıyla yüzde 4,77 ve yüzde 4,74 artış meydana geldi.
12'nci derecenin 1'inci kademesinden maaş almakta olan bir hizmetlinin ocakta 2 bin 406 lira olan maaşı temmuzda 2 bin 517 liraya, 13'üncü derecenin 3'üncü kademesinden maaş almakta olan bir devlet memurunun ocak ayında 2 bin 559 lira olan aylık maaşı ise 2 bin 678 liraya yükseldi. Buna göre, hizmetli maaşındaki artış yüzde 4,62, 13'üncü derecenin 3'üncü kademesinden maaş alan memurun maaşındaki artış da yüzde 4,64 oldu.
Emekli maaşı zammı belli oldu
7'nci derecenin 1'inci kademesinden maaş alan bir öğretmenin ocak ayında 2 bin 872 lira olan maaşı 135 lira yükselerek 3 bin 7 liraya, 8'inci derecenin 1'inci kademesindeki maaş alan bir polis memurunun 3 bin 645 lira olan maaşı da 173 lira artışla 3 bin 818 liraya çıktı. Böylece 7'nci derecenin 1'inci kademesindeki öğretmenin maaşı yüzde 4,68, 8'inci derecenin 1'inci kademesindeki polisin maaşı ise yüzde 4,75 arttı.
Bu arada Kamu İktisadi Teşebbüsünde (KİT) sözleşmeli personel ücret tavanı da 5 bin 104,72 liraya yükseldi.
Maaş hesaplamalarına, bölgesel ödemeler, ek ders ücreti, vekalet ücreti, döner sermaye ödemesi ve yabancı dil tazminatı gibi ödemeler dahil edilmezken, aile ve çocuk yardımı ödeneği dahil edildi. Aile yardımı ödeneği hesabında eşi çalışmayan ve 2 çocuk (0-6 yaş grubu ve diğer) esas alındı.
Bu çerçevede söz konusu rakamlar içerisinde;  eş için, 2016 yılı ocak ayı itibarıyla 189,54 lira, temmuz ayı itibarıyla 199,01 lira aile yardımı ödeneği; 0-6 yaş grubu çocuklar için 2016 yılı ocak ayı itibarıyla 44,41 lira tutarında, temmuz ayı itibarıyla 46,63 lira tutarında, diğer yaş gruplarında yer alan çocuklar için 2016 yılı ocak ayı itibarıyla 22,20 lira, temmuz ayı itibarıyla 23,31 lira tutarında aile yardımı ödeneği, aile yardımı ödeneğine bağlı olarak 61,76 lira asgari geçim indirim tutarı yer alıyor.
Ancak rakamlar içerisinde; avukatların kazandıkları davalar nedeniyle 2016 yılı ocak ayı itibarıyla bin 122 liraya kadar, temmuz ayı itibarıyla bin 178 liraya kadar ödenebilen vekalet ücreti yer almıyor.
Öğretmenlere branşlarına ve girdikleri ek ders saatine bağlı olarak değişen tutarlarda ek ders ücreti ödenebilirken, bir ilkokul öğretmenine bu kapsamda 2016 yılı ocak ayı itibarıyla net 628,49 liraya kadar, temmuz ayı itibarıyla net 659,92 liraya kadar ödenebilen ek ders ücreti anılan rakamlara dahil edilmiyor.
Devlet memurları ve sözleşmeliler, zamlı maaşlarını 15 Temmuz'da alacak.
Memurların mevcut maaşı ile 2016'nın ikinci yarısında alacakları maaşları (lira) şöyle:
Akıllı şebekeler için hangi çalışma alanlarını birleştirebiliriz?
Emin Çapa, akıllı şebekeleri anlattığı Dijital Sanayi'de, 'dijitalsanayi' hashtagine gelen sorulara yanıt verdi. Sorulardan biri de Honourforme adlı Twitter kullanıcısının 'Akıllı şebekeler için hangi çalışma alanlarını birleştirebiliriz?' oldu.
İki il daha doğalgaza kavuşuyor
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun (EPDK) tarafından gelecek hafta düzenlenecek iki ihaleyle birlikte Ağrı ve Tunceli'ye doğalgaz gitmesinin önü açılacak. İki ile doğalgaz arzının sağlanması ile gaza ulaşamayan üç il kalacak. Bu iki ihale TL cinsinden düzenlenen ilk ihaleler olması nedeniyle de önem taşıyor.
EPDK yetkililerinden alınan bilgiye göre, Türkiye doğalgaz dağıtımının yaygınlaştırılması için 2 ihale daha gerçekleştirilecek. Ağrı il merkeziyle Doğubayazıt ilçesi için yarın, Tunceli il merkezi içinse 28 Aralık'ta Türk lirası cinsinden yapılacak her 2 doğalgaz dağıtım ihalesinde de Aksa Doğalgaz Dağıtım, Fernas İnşaat, Akmercan Turizm, Siirt Batman Doğalgaz Dağıtım ve Alöz Mühendislik şirketleri yarışacak.
Söz konusu 5 şirketin 2 bölge için yarışacağı ihalelerde, en düşük teklifi veren şirket 30 yıllığına lisans almaya hak kazanacak. 8 yıl boyunca ihalede oluşan dağıtım bedeli geçerli olacak bölgeler için bu sürenin ardından EPDK tarafından hesaplanacak tarifeler uygulanmaya başlanacak.
Ağrı ve Tunceli'de de doğalgaz dağıtımının başlamasıyla, gaz arzı sağlanmayan son 5 ilin 2'si de bu olanağa kavuşmuş olacak. Böylece 81 ilin 78'i doğalgaz kullanıyor konuma gelecek. EPDK gelecek dönemde Artvin, Şırnak ve Hakkari ihalelerini de tamamlayarak, doğalgazın tüm illerde ulaşılabilir hale gelmesini hedefliyor.
ABD doları yerine lira üzerinden yapılmasına karar verilen ihaleler için, yatırımcı ilgisinde herhangi bir azalma meydana gelmediği belirtildi. EPDK'dan 7 Aralık'ta yapılan açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan'ın "Ekonomide döviz yerine Türk lirasına geçilmesi" yönündeki çağrısı üzerine, doğalgaz dağıtım ihalelerine de dolar yerine Türk Lirası cinsinden çıkılacağı duyurulmuştu.
Bademcik ameliyatı olan kızın boğazında gazlı bez unutuldu
Antalya'nın Manavgat İlçesi'nde bademcik ameliyatı olan 7 yaşındaki Ayça Yıldırım'ın boğazında unutulan gazlı bez, 3 gün sonra çocuğun kusmasıyla çıktı. Anne- baba, ameliyatı yapan doktor ile hastane yönetiminden şikayetçi oldu.
Manavgat'a bağlı Doğançam Mahallesi'nde ailesiyle oturan ilkokul 1'inci sınıf öğrencisi Ayça Yıldırım bir süredir devam eden bademcik ve geniz eti şikayeti nedeniyle Manavgat Devlet Hastanesi'ne götürüldü. Hastanede yapılan kontrollerde küçük kızın bademciklerinin alınmasına karar verildi ve 14 Aralık'ta Kulak Burun Boğaz servisinde doktor Ş.K. tarafından ameliyat edildi. Kızı kontrol eden doktor Ş.K., durumun iyiye gittiğini söyledi. Ailesinin, yemek yiyememe ve sıvı içememe gibi şikayetleri üzerine doktor Ş.K., yeni ameliyat olduğunu ve çocuğun zorlanmaması gerektiğini belirtti.
Ameliyatın ertesi günü akşam doktorun kontrole geldiğini ve isterlerse taburcu olabileceklerini söylediğini belirten anne Ayfer Yıldırım şunları anlattı:
"Ben de bir gece daha kalmak istediğimizi söyledim. Gece hemşireler odaya geldiğinde doktor tarafından taburcu edildiğimizi söyleyince çok şaşırdım. Ben de doktorla aramızda geçen konuşmayı anlattım. Hemşireler kalabileceğimizi ancak bize herhangi bir müdahalede bulunamayacaklarını, ayrıca ilaçlar için ücret alacaklarını, eve gidersek bu ilaçların ücretsiz olacağını söyledi. Bunun üzerine biz de hastaneden eve gittik."
'Uykusu sırasında nefessiz kaldı'
Aynı gün gece gittikleri evde kızının uykusu sırasında nefessiz kaldığını fark ettiğini, sarsarak tekrar nefes almasını sağladığını kaydeden Ayfer Yıldırım, "Kızımız ameliyat gününden sonra ne konuşabildi, ne de bir şey yiyip içebildi. Kızım ameliyat olduğu tarihten bu yana sürekli istifra etti. 17 Aralık'ta ise sabah istifra etmeye çalışırken boğazından gazlı bez çıktı. Kızımın boğazında kalan gazlı bez ameliyat gününden bu yana kızımın hayatını tehlikeye soktu" diye konuştu.
'Canlı bomba' paniği çıkaran zanlı: İsteyeni Umre'ye göndermeye hazırım
Adana'da geçen 1 Temmuz'da, Sabancı Merkez Cami'nde cuma hutbesi okunduğu sırada minbere koşup, beline sardığı düzeneği gösterip paniğe neden olan Mahmut Kılıçaslan, tutuklu yargılandığı davada ilk kez hakim karşısına çıktı. Daha önce 3 kez DEAŞ'a katıldığını belirlenen Kılıçarslan, "İnsanların hayır duasını almak için camiye gittim. Kimseye zarar verme niyetim yoktu' diye kendini savundu.
Adana'da geçen 1 Temmuz'da, Sabancı Merkez Cami'nde cuma hutbesi okunduğu sırada minbere koşup, beline sardığı düzeneği gösterip paniğe neden olan Mahmut Kılıçaslan, tutuklu yargılandığı davada ilk kez hakim karşısına çıktı. Hakkında 4 farklı suçlamayla 11'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde 70 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılan Kılıçaslan, "Kimseye zarar verme niyetim yoktu. Herkesin zararını karşılayacağım. Ayrıca isteyeni tatile veya Umre'ye göndermeye de hazırım" dedi.
İnternet kafe işleten Mahmut Kılıçaslan, toplam 28 bin 500 kişinin aynı anda namaz kılabildiği Sabancı Merkezi Cami'nde 1 Temmuz Cuma günü, yerinden kalkıp koşarak cuma hutbesi okuyan imamdan mikrofonu aldıktan sonra, evinde yapıp beline korseyle sardığı düzeneği göstererek paniğe neden oldu. Cemaat tarafından tekme tokat dövülen ve namaza gelen polisler tarafından linçten kurtarılan Kılıçaslan, tedavi edildikten sonra çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.
3 kez Suriye'ye giderek IŞİD'e katıldığı belirlenen Kılıçaslan hakkında, 'inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme', 'olası kasıtla yaralama, basit yaralama', 'silahlı terör örgütüne üye olmak', 'tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma' ve 'halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit' suçlarından toplam 70 yıla kadar hapis cezası istemiyle 11'inci Ağır Ceza Mahkemesi'ne dava açıldı.
Helallik istedi
İlk kez hakim karşısına çıkan Mahmut Kılıçaslan, terör örgütüne üye olmadığını, akrabalarına maddi yardımdan bulunmak için Suriye'ye gidip 1 gün kaldığını öne sürerek savunmasında şunları söyledi:
"Suriye'den döndükten sonra internet kafemde silahlı oyunları bile yasakladım. Bu yüzden gelirim de düştü. İnsanların hayır duasını almak için camiye gittim. Üzerimdeki düzeneği internetten araştırarak basit bir şekilde yaptım. Bu düzenek patlayıcı bir düzenek değildir. Minberdeki imam ile konuştum. Hutbe öncesi duayı yapacağım sırada cemaatten birkaç kişi, 'canlı bomba' diye bağırınca panik yaşandı. Kimseye zarar verme niyetim yoktu. Beni yoğun şekilde darp ettiler. Bu olay nedeniyle yaralanan ve zararı olan kişilerden helallik istiyorum. Hepsini zararını karşılayacağım. Ayrıca isteyeni tatile veya umreye göndermeye de hazırım. Kesinlikle örgüte ilişkin suçlamaları kabul etmiyorum, pişmanım."
İmam: Şikayetçiyim
Olay sırasında minberde hutbe okumaya hazırlanan imam Erbil Ünüvar ise sanıktan şikayetçi olduğunu söyleyerek olayı şöyle anlattı:
"Hutbeyi yapmaya başladığım sırada sanık minbere çıktı. Daha önce İstanbul'da Suriyeli veya ihtiyaç sahibi vatandaşların zaman zaman camiye gelip bir şey istemeleri nedeniyle, bu şahsında bu amaçla çıktığını düşünerek bir şey söylemedim. Sanık bu sırada göğsünü açarak düzeneği gösterdi ve 'Ses çıkarma' deyince ben şoke oldum. O sırada sanık mikrofona bir şeyler söyleyince mikrofonu kapattım. Söylediği sözlerden birinin Arapça, 'Allah'ın ipine sarılın' şeklinde olduğunu hatırlıyorum. Vatandaş bu düzeneği görünce 'bomba' diye bağırdı. Millet kaçıştığı sırada sanık kulağıma eğilip bombayı patlatmayacağını söyledi."
Çıkan izdihamda yaralanan 11 kişiden 7'si müşteki sıfatıyla duruşmaya katıldı. 7 müştekiden 3'ü sanıktan şikayetçi olurken mahkeme heyeti, Mahmut Kılıçaslan'ın tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi.
Kısmetse Olur 29 Aralık'ta neler oldu? | Son bölümde Didem'i utandıran açıklama
Kısmetse Olur 29 Aralık'ta son bölümü ile izleyicilerle buluştu. Adnan ve Didem arasında yaşanan olumlu gelişmelere karşılık Rabia ve Gökhan tartışmasının ardından gözyaşları sel oldu. İki ayrı çiftin yemek yediği fenomen program yeni bölümü ile yine ekrana kilitledi. İşte Kısmetse Olur'un 29 Aralık'ta ekrana gelen son bölüm özeti ve yeni bölüm fragmanı.
Kısmetse Olur'a Tuğçe Ergişi'nin katılmasının ardından evdeki dengeler değişirken programda 4 çift arasında yeni gelişmeler yaşandı.
İyi giden ilişkilerini bir yemekle süslemek isteyen Didem ve Adnan son bölümde kendileri için hazırlanan özel masada yemek yedi. Yaptığı samimi itiraflarla Didem'i mest eden Adnan önemli açıklamalarda bulundu. Birlikteliklerinin ilişki boyutundan evlilik boyutuna doğru ilerlediğini anlamaya başladığını itiraf eden Adnan'ın bu açıklaması Didem'i utandırdı.
Mutfakta bir şeyler hazırladığı esnada Kaan'a "Gerçekten beni buradan alıp götürebileceğine inanıyor musun?" diye soran Sibel, Kaan'dan "Tabii düşünüyorum" yanıtını aldı. Akşam saatlerinde Ünal ve Sibel'in aynı masada oturduğu dakikalarda Kaan masanın yakınlarına gelerek Sibel'e "Aç mısın masayı buraya taşıyayım istersen" diye sordu. Ünal'ın Sibel'e yaklaşmasından rahatsız olan Kaan ise durumu kurtarmak için gelin adayı ile ilgilenmeye devam etti.
Barış ve Gamze birlikte yedikleri yemekte ilişkilerinin gidişatı ile ilgili sohbet etme imkanı bulurken damat adayının kız arkadaşına "Gamzem benim" diye hitap etmesi ikili arasındaki buzları eritti.
Gökhan'ın kendisine aldığı hediyeleri geri veren Rabia hiç beklemediği bir tepki ile karşılaştı. Rabia'nın verdiği eski hediyeleri öfkeli bir şekilde çöp kutusuna sıkıştıran Gökhan, gelin adayının ağlamasına neden oldu.
Geçtiğimiz hafta kıskançlık nedeniyle araları açılan Onur ve Aycan üzücü eleme gecesinin ardından ilişkilerini toparlamak için yeni adımlar attı. Aycan'ın haftanın finalinde elenme riski ile karşı karşıya kalması ikili arasındaki dargınlığı da ortadan kaldırılırken bugün yenilen romantik yemek sonrası Aycan ve Onur duygusal dakikalar yaşadı.
Diyarbakır'da 25 köyde sokağa çıkma yasağı ilan edildi
Diyarbakır'da PKK'lı teröristleri etkisiz hale getirmek için dün gece geniş kapsamlı operasyon başlatılan Lice, Hani, Silvan ile Hazro İlçesi'ne bağlı 25 köyünde bugün saat 05.00'den itibaren sokağa çıkma yasağı getirildi.
Diyarbakır Valiliği'nden yapılan açıklamada, bölücü terör örgütü mensuplarını etkisiz hale getirmek, bölgedeki bölücü terör örgütü mensupları tarafından kullanıldığı değerlendirilen sığınak, barınak, depo alanlarını tespit etmek ve malzemeleri ele geçirmek için Lice, Hani, Silvan ve Hazro ilçelerinin kırsal kesiminde operasyon düzenleneceği belirtilerek, bu ilçelerde toplam 21 köyde bugün saat 05.00'den itibaren sokağa çıkma yasağı getirildiği açıklandı.
Diyarbakır Valiliği, 4 ilçedeki dağlık ve ormanlık alanda faaliyetlerde bulunan bölücü terör örgütü mensuplarının etkisiz hale getirilmesi, bölgede teröristlerin kullandığı değerlendirilen sığınak, barınak, depo alanlarının tespit edilmesi ve malzemelerin ele geçirilmesi maksadıyla operasyon düzenleneceği belirtildi. Açıklamada operasyon yapılan bölgelerde halkın can ve mal güvenliğini sağlamak amacıyla 5 bin 442 sayılı İl İdaresi Kanunu'nun 11/C maddesi uyarınca Lice İlçesine bağlı Şenlik, Birlik, Erginköy, Elmadere, Oyuklu, Kutlu, Türeli, Hani İlçesi'nin Yukarıturalı, Akçayurt, Kaledibi, Damlatepe, Silvan İlçesi'nin Üçbasamak, Çaldere, Keklikdere, Görentepe, Bayırdüzü, Dağcılar ve Dolaplıdere, Kulp İlçesi'nin Taşköprü, Temren, Bakırköy ve Demirli ile Hazro İlçesi'ne bağlı, Ülgen, Mutluca ve Bayırdüzü köylerinde bugün saat 05.00'ten itibaren ikinci bir emre kadar sokağa çıkma yasağı uygulanacağı belirtildi. Açıklamada, sivil halkın can ve mal güvenlikleri yönünden zarar görmemesi için yasağı uymasının önem arz ettiği, yasağın bitiş tarihinin daha sonra duyurulacağı kaydedildi.
Geniş kapsamlı operasyon başlatıldı
Diyarbakır'ın sokağa çıkma yasağı ilan edilen köylerde güvenlik güçleri PKK'lı teröristleri etkisiz hale getirmek için dün akşamdan itibaren geniş kamsamlı operasyon başlattı. Operasyon bölgelerinde Diyarbakır'daki birliklerden zırhlı araçlar ile profesyonel birlikler sevk edildi. Hava destekli operasyonda PKK'lıların bulunduğu alanlar ateş altına alınırken, operasyonlar kapsamlı sürdürülüyor.
Ankara Valiliği'nden açıklama: "Sıradan kavga"
Ankara Valiliği bayrak tutmadığı gerekçesiyle darp edilen kişiyle ilgili açıklama yaptı. Açıklamada haberlerin gerçeği yansıtmadığı ve olayın "Sıradan bir kavgadan ibaret" olduğu ifade edildi.
Ankara Valiliği'nce, sosyal medyada ve bazı basın yayın organlarında "Bayrak tutmadı diye Fransız turisti darp ettiler" şeklinde yer alan haberlerin gerçeği yansıtmadığı bildirildi.
Valilikten yapılan yazılı açıklamaya göre, Kırım Caddesi'nde, 31 Temmuz'da saat 02.00 sularında meydana gelen olayın "sıradan bir kavgadan ibaret olduğu"nun tespit edildiği belirtildi.
Saldırıya uğrayan şahsın, basın yayın organlarında, Fransız olmadığını, Yozgatlı olup Ankara Üniversitesi Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesi'nde okuduğunu ve olayın siyasi yönü bulunmadığını açıkça beyan ettiği de açıklamada yer aldı.
Açıklamada, saldırıya uğrayan şahsın 1 Ağustos tarihinde yaptığı şikayet üzerine şüpheliler hakkında adli mercilerce gerekli tahkikatın başlatıldığı kaydedildi.
Tanem Sivar, internet üzerinden eğitim veren dünyanın en büyük eğitim portallarından Udemy. com'un kurucusu Eren Bali ile San Francisco'da buluştu. Tek sınıflı köy okulundan Silikon Vadisi'ne uzanan başarı hikayesi İyi Ki Varsın'da ekrana taşıdı.
İstanbul - Davutpaşa'da bir evde doğalgaz sıkışması sonucu patlama meydana geldi.
Alınan bilgiye göre, Tozkoparan Mahallasi Cömertkent Sitesi'nde 12 katlı apartmanın 10. katında bir dairenin balkon kısmındaki kombide gaz sıkışmasından kaynaklı doğalgaz patlaması meydana geldi.
İhbar üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye, sağlık, İGDAŞ ve polis ekibi sevk edildi. Polis çevre güvenliği alırken İGDAŞ ekipleri binanın doğalgazını kesti.
Marka bu modelin başlangıcını ise Kuzey Amerika'da yapacak. Geleceği yansıtan bu yeni modeller ağırlıklı olarak karbonfiber malzemeden üretilmiş.
Modelde 20 inç jantlar kullanılmış. Oldukça sportif görünen bu ayrıntının yanı sıra içeride de sportif dokunuşlara yer verilmiş. Yan destekleri uzun spor koltuklar ve direksiyon simidi bunlardan sadece bir kaçı.
Modelin dikkat çeken bir diğer özelliği ise elektrik takviyesinin olması. E-Mode olarak sunulan bu sürüş seçeneğinde model pillerindeki saf elektrik enerjisiyle yoluna devam ediyor.
Bu sürüş 50 Km menzil için geçerli. Bunların dışında GTE Mode ve Hybrid-Mode seçenekleri de sunulmuş. Modelde 395 Hp gücünde içten yanmalı bir motorda bulunuyor. Motor 6 ileri çift kavrama şanzımanla birleştirilmiş.
Dolar endeksinde yaşanan sıçrama sonrasında dolar kuru 3.55 seviyesine kadar çıktı.
Son dönemde, gelişmekte olan ülke para birimleri ABD Doları karşısında iyimser bir görünüm sergiliyordu. Noel tatili nedeniyle sakin olan piyasalarda yatay ve hacimsiz seyirler izlenirken, bugün dolar endeksinin 103.50 seviyesine sıçraması, gelişmekte olan ülke piyasaları üzerinde de baskı yaratıyor.
Bu baskı sonrasında dolar/TL 3.55 seviyesine kadar yükseldi. Kurda işlemler şu dakikalarda 3.55'in hemen altında gerçekleşiyor. Euro da 3,70'in üzerinde çıktı. Bugün, Türk Lirası'nın yanında Güney Afrika Randı, Hindistan Rupisi ve Rus Rublesi de dolar karşısında değer kaybediyor. Bu nedenle, gelişmekte olan piyasalardaki karışık seyirler dolar/TL ve euroR/TL pariteleri üzerinde de yukarı yönde hareketlere neden oluyor.
İntegral Menkul Değerler'den yapılan değerlendirmede, dolar/TL paritesinde teknik olarak yukarı yönde iştahın sürdüğü ifade edildi. İntegral'den yapılan analiz şu şekilde;
"Dolar kurunda, 3.52 üzeri seyirlerin devam etmesi durumunda 3.55-3.56 bölgesine doğru denemeler devam edebilir. Kurun 3.55 seviyesi üzerine yerleşmesi durumunda ise ilerleyen günlerde 3.60 seviyesine doğru yükseliş görebiliriz. Ancak, piyasalarda olağanüstü bir gelişme olmadığı müddetçe Dolar/TL' de 3.60 üzeri seyirler izlenmesi zor olabilir. Bu nedenle, 3.55 bölgesindeki seyirler yakından takip edilmeli. Geri çekilmelerde, 3.50 desteği ön plana çıkıyor. Bu desteğin altında kapanışlar paritede aşağı yönlü baskı yaratabilir."
Diğer taraftan, bugün 3.70 üzeri denemelerini yapmasına karşın çok başarılı olamayan euro/TL için de 3.70 seviyesinin direnç noktası olarak takip edilebileceği, bu direncin üzerindeki kalıcı seyirlerin kurun yükselişini 3.7260 direncine doğru destekleyebileceği belirtildi.
Borsa pozitif
Borsa İstanbul'da ise pozitif bir seyir izleniyor. Güne yatay bir başlangıç yapan BİST 100 endeksi, şu dakikalarda yüzde 0,54 artışla 77.100 puan seviyelerinde bulunuyor.
Hilal için idam kararı verildi
Vatanım Sensin'in yarınki yeni bölümünden fotoğraflar yayınlandı. Kanal D'nin beğeniyle izlenen dizisi Vatanım Sensin'de Hilal, idam cezasına çarptırıldı. Kızlarını idam sehpasından kurtarabilmek için Azize ve Cevdet yeni yollar aramaya başladı.
Vasili, Cevdet'i köşeye sıkıştırır.
Vasili, Cevdet'i köşeye sıkıştırmaya çalışır.
Suçu cephaneliği patlatmak
Hilal'in tutuklanması, Cevdet'i kurtarmak adına Mehmet'i ateşe atan Eşref için de sürpriz olur.
Cevdet'in üzüntüsü
Kendi işlediği suçtan ötürü kızının idam edilecek olması Cevdet'i kahreder.
Aile mi vatan mı?
Vatanın kurtuluşu için vazifeye devam etmek mi yoksa aileyi bir arada tutmak mı? Cevdet'in cevap aradığı büyük soru bu.
Azize'nin kafası karışık
Silahların yerini bilen Azize'nin Ölmez Hasan'dan Cevdet'e dair duyduğu sözler kafasını karıştırmıştır.
Tevfik istediğini almaya çok yakın
"Falan Filan"da Mehmet Turgut konuklarıyla kaliteli ve eğlenceli sohbetler gerçekleştiriyor. Turgut, sohbetin ardından ise konuklarını haftanın konseptine uygun olarak fotoğraflayarak izleyicilerini şaşırtıyor.
Muratbey, ABD pazarına göz dikti
Muratbey Yönetim Kurulu Başkanı Necmi Erol, bu yıl başladıkları yatırımları 2017'de tamamlayacaklarını belirterek, "Yeni yılda tüketiciye sunacakları yenilikçi peynirler ile sektör de ezber bozmaya devam edeceklerini, ABD'deki sofraları da Türk peyniri ile lezzetlendireceklerini söyledi"
Peyniri günün her saatinde yenilebilen sağlıklı bir atıştırmalığa çeviren Muratbey, 2017 yılında büyümeye devam edecek.
15 Temmuz darbe girişimi ve sonrasında yaşanan kısa durgunluğa rağmen şirket olarak büyüme hedeflerini değiştirmediklerini kaydeden Muratbey Yönetim Kurulu Başkanı Necmi Erol, yeni yılda yeniliklerle yola devam edeceklerini, sağlıklı peynirleriyle ABD'lilerin de sofralarını lezzetlendireceklerini belirtti.
Erol "2016 yılında başladığımız yatırımları 2017'de de tamamlamayı hedefliyoruz. Verimliliği arttırmak ve kaliteyi korumak amaçlı otomasyon yatırımlarımız devam ediyor. Ayrıca üretim ağımızı genişletmek üzere 4 bin metrekare yeni bir yer satın aldık. Bu da 8 bin metrekare daha kapalı alan kurmak üzere yatırım anlamına geliyor. Bir Turquality programı üyesi olmanın da verdiği güçle yurtdışında da büyümek üzere pazarlama yatırımlarına devam ediyoruz." dedi.
"ABD pazarına yöneleceğiz"
Lezzetli ve yenilikçi peynirlerinin 60'a yakın ülkede tescillendiğini ve üretilen peynirlerin %13'ünü ihraç ettiklerini de kaydeden Erol, "ABD'deki gıda fuarlarına katıldık, oradan güzel dönüşler aldık, peynirlerimiz çok beğenildi ve bizleri de şaşırtan büyük talepler geldi. 2017'nin ilk haftalarından başlayarak ABD'ye ürünlerimizi ihraç edeceğiz. Burgu, Sürmeli, Topi başta olmak üzere, tel peynir gibi Türkiye'de çok sevilen yenilikçi ürünlerimizi ABD'ye göndereceğiz. Qudal Kalitede 1 Numara belgesi ile ödüllendirilen peynirlerimiz ABD'lilerin de sofralarını lezzetlendirecek "dedi.
"Yaşanan olumsuzluklar yatırımlarımızı engellemedi"
2016 yılının küresel belirsizlikleri ve yurtiçinde yaşanan darbe girişiminden her firma gibi etkilendiklerini de belirten Erol, devam etti: "Fakat güçlü Türkiye'nin geleceğine inanarak tüm azmimizle yatırım ve çalışmalarımıza devam ediyoruz. Türkiye'nin ilk 500 listesindeki sanayi şirketlerinden biriyiz. Peynirin piriyiz, ustasıyız. İşimize daha da odaklanarak peynirciliğin nasıl yapılması gerektiğini Türkiye ve dünyaya öğretiyoruz. Türkiye'nin ağırlıklı ihracat pazarı olan yakın coğrafyamızdaki problemlere rağmen işimize odaklandık ve ihracat hedeflerimizden de taviz vermedik. "
Fındık üreticilerine kritik uyarı
Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Yönetim Kurulu Üyesi ve Ordu Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu Başkanı Arslan Soydan, fındık üreticilerini tarım sigortası yaptırmaları konusunda uyardı.
Soydan, üreticilerin zirai don, fırtına, heyelan ve kuraklık riskine karşı Tarım Sigortaları Havuzu'na (TARSİM) başvurarak bahçelerini sigortalatmaları gerektiğini söyledi. Tarım sigortasının fındık üreticileri için son derece önem arz ettiğini belirten Soydan, "Geçtiğimiz yıllarda yaşanan afetlerden dolayı binlerce üretici çok ciddi zarara uğramıştır. Özellikle 2014 yılında yaşanan zirai don nedeniyle üreticilerimizin neredeyse çoğu mağdur olmuştur." dedi.
Soydan, 2015 yılında bir önceki yıla oranla TARSİM'e başvuruların arttığına dikkati çekerek, "Sadece geçen yıl 103 bin üretici TARSİM'e başvurarak bahçelerini sigortalatma yoluna girmiştir. Aynı şekilde 2016 yılı mahsulünün de üreticiler tarafından sigortalatılması son derece önem arz etmektedir. Bunun için üreticilerin mart ayı içerisinde sona erecek başvuru öncesi TARSİM'e giderek poliçelerini yaptırmaları gerekmektedir." diye konuştu. Doğal afetler sonucu ürünü zarar gören fındık üreticilerinin sigorta sayesinde zararını en aza indirebileceğine işaret eden Soydan, şunları kaydetti:
"Geçtiğimiz yıllarda başta Ordu, Giresun Samsun ve Trabzon olmak üzere Karadeniz Bölgesi genelinde etkili olan don, dolu, fırtına, heyelan olayları sonucu fındık ciddi boyutlarda zarar gördü. Tarımsal üretimlerinin kesintiye uğramaması ve gelir kayıpları yaşanmaması amacıyla üreticilerimizin bahçelerini sigorta yaptırması gerekmektedir. Son yıllarda üretici bu konuda elinden geleni yapmaktadır. Bu da sevindirici bir durumdur. Üreticilerimizin bu yıl da aynı hassasiyeti göstererek bahçelerine sigorta yaptırmalarında fayda vardır. Üreticilerimizin önünde uzun bir süre yok. Tüm üreticilerimizin bu konuda hassas olmalarını bekliyoruz."Soydan, TARSİM'e olan güvenin arttığını belirterek, üreticilerin uyarıları dikkate alarak hareket etmelerinin sevindirici olduğunu sözlerine ekledi.
Bakanlıktan elektrik kesintisi açıklaması
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca, Türkiye'yi etkisi altına alan aşırı yağışlar ve fırtınanın iletim hatlarında geçici arızaya sebep olduğu ve kesintilerin en kısa zaman içerisinde giderilmesi için yoğun mesai harcandığı bildirildi.  Bakanlık tarafından yapılan ikinci açıklamada ise "saat 21.50 itibarıyla İstanbul'un tamamına elektrik verildi" denildi.
Bakanlıktan yapılan açıklamada, Türkiye'yi etkisi altına alan aşırı yağışlar ve fırtınanın elektrik iletim hatlarında geçici arızalara sebep olduğu belirtilirken, "Özellikle, Marmara Bölgesi'nin kuzeyindeki yoğun kar yağışı ve fırtına sebebiyle, iletim hatlarında meydana gelen arıza sonucu Adapazarı, Kocaeli, İstanbul illerimizde saat 14.20'den itibaren elektrikte kesintiler yaşanmaktadır." denildi.
Türkiye Elektrik İletim AŞ (TEİAŞ) bünyesindeki ekiplerin, hava koşullarının elverdiği çerçevede yaşanan arızalara müdahale ettiğinin kaydedildiği açıklamada, kesintilerin en kısa zamanda giderilmesi için yoğunmesai harcandığı kaydedildi. Öte yandan, İstanbul Avrupa Yakası'na elektrik dağıtım hizmeti sağlayan Boğaziçi Elektrik Dağıtım AŞ'den (BEDAŞ) yapılan açıklamada da hava şartları nedeniyle ulusal elektrik şebekesinden yeteri kadar elektrik alınamadığı açıklandı.
Kesintiden Gaziosmanpaşa, Bayrampaşa, Fatih, Bağcılar, Sultangazi,Güngören, Büyükçekmece, Çatalca, Esenyurt, Beylikdüzü, Küçükçekmece, Bakırköy, Bahçelievler ve Eyüp ilçelerinin etkilendiği kaydedilirken, "Ulusal elektrik şebekesinden enerji gelene kadar kesintiden etkilenen bölgelerin mağdur olmaması için BEDAŞ tüm kaynakları seferber ederek çeşitli bölgelerden aktarmak suretiyle kademeli olarak elektrik sağlayacaktır." ifadeleri kullandı. Aynı zamanda, İstanbul'un Anadolu Yakası'nda elektrik dağıtımını gerçekleştiren AYEDAŞ'tan da saat 15.15 itibarıyla ulusal şebeke sistemli elektrik kesintisi yaşandığı ve kesintiden etkilenen bölgelerin mağdur olmaması için tüm kaynakların seferber edildiği duyuruldu.
Hava şartları nedeniyle ulusal elektrik şebekesinden yeterli elektrik alınamadığı için Gaziosmanpaşa, Bayrampaşa, Fatih, Bağcılar, Sultangazi, Güngören, Büyükçekmece, Çatalca, Esenyurt, Bahçelievler, Beylikdüzü, Küçükçekmece, Bakırköy, Eyüp ilçeleriyle Anadolu yakası genelinde elektrik kesintileri yaşanıyor.
Fırtına ulaşımı vurdu! Karada, havada ve denizde birçok sefer iptal edildi
Saat 21.50 itibarıyla İstanbul'un tamamına elektrik verildi
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nca daha sonra yapılan ikinci açıklamada hava şartları nedeniyle iletim hatlarında meydana gelen arızaların giderildiği ve saat 21.50 itibarıyla İstanbul'un tamamına elektrik verildiği bildirildi.
Açıklamada, Marmara Bölgesi'nin kuzeyinde yaşanan yoğun kar yağışı ve fırtına sebebiyle Anadolu'dan gelen ve İstanbul'u besleyen yedi farklı enerji iletim hattının tamamında, Sakarya Bölgesi'nde kopmalar yaşandığı ve kesinti meydana geldiği ifade edildi.
Anadolu'dan gelen enerji hatlarındaki kesinti sebebiyle İstanbul'a, Çanakkale Boğazı deniz altında geçen iletim hattı ve Trakya enerji iletim hattından elektrik sağlandığı belirtilen açıklamada, kopmanın meydana geldiği bölgelerdeki aşırı yoğun kar yağışı ve sisin, çalışmaları olumsuz etkilediği aktarıldı.
Açıklamada, "Kesintiden, konutlardaki vatandaşlarımızın en az derecede etkilenmesini sağlamak için, demir çelik fabrikalarına, çimento fabrikalarına ve organize sanayi bölgelerine enerji verilmememektedir. Yapılan yoğun çalışmalar neticesinde 21.50 itibarıyla İstanbul'un tamamına elektrik verilmiştir." denildi.
BOTAŞ'tan açıklama: Doğalgaz sisteminde hiçbir sorun yok
Marmara Bölgesi'nin bir kısmında yaşanan elektrik kesintilerinin doğalgaz sistemindeki herhangi bir aksaklıktan kaynaklanmadığı belirtildi.
Boru Hatları ile Petrol Taşıma AŞ (BOTAŞ) yetkilileri AA muhabirine yaptığı açıklamada, yaşanan elektrik kesintisinin doğalgaz sisteminde bir aksaklık yaşandığı anlamına gelmediğini belirterek, "Yaşanan elektrik kesintileri doğalgazda da sorun var mı sorusunu gündeme getirmiştir. Doğalgaz sisteminde hiçbir sorun yoktur. Hatta BOTAŞ tarafından elektrik sistemini rahatlatacak her şeyin yapılabileceği yönünde Türkiye Elektrik İletim AŞ (TEİAŞ) bilgilendirilmiştir." değerlendirmesinde bulundu.
Sınır koymanın hayatınızda 10 getirisi
Herkes için her şeyi yapamayız... Sınırları belirsiz bir hayat, neredeyse asla "hayır" dememektir. Kendi hislerinden önce kalan herkesin hislerini düşünmektir. İnsanları sürekli olarak memnun etme alışkanlığı aşırı yorucudur ve sağlığınıza bile zarar verebilir. Bu yüzden herkesin bazı sınırlara ihtiyacı vardır. Huffington Post gazetesinde yayımlanan bir haberden derlediğim bu yazıda, sınır koymanın hayatınıza 10 getirisinden bahsedeceğiz. Hazırlayan: İyilik Sağlık Haber
Kendinizle ilgili farkındalığınız artar
Vanderbilt Üniversitesi psikologu Chad Buck "Sınırlar bariyer veya duvar değildir. Sınır koymak, kendi duygularınız ve fikirlerinizle başkalarının duygu ve fikirlerini ayrı tutmaktır" diyor.
Sınırlarınızı belirlemek için önce kendi ihtiyaçlarınızı ve hislerinizi anlamanız gerekir. Bu kendinizle ilgili farkındalığınızı arttırır ve sizi geliştirir.
Enerjiniz yükselir
Başkalarının ihtiyaçlarıyla ilgilenirken, kendi ihtiyaçlarınızı göz ardı etmemek bencillik değildir. Aksine sınır koymak ve kendinizle ilgilenecek vakit yaratmak sizin enerjinizi yükseltir ve sizin için doğru olan zamanda diğer insanlara daha etkili bir şekilde yardım etmenizi sağlar.
Stres seviyeniz düşer.
Sürekli olarak diğer insanların ihtiyaçlarına göre yaşamak sizi çok yorabilir. Sınırlarımız olmadığında, etrafımızdakilerin stresini kendi üstümüze alırız ve kendi psikolojimizi zorlamış oluruz.
Başka bir deyişle, sınır koymazsak, etrafımızdaki herkesin problemlerini üstlenme riskini taşınırız. Bu da kendi mutluluğumuzu hiçe saymamıza yol açabilir.
Daha iyi bir eş ve arkadaş olursunuz
Sınır koymanın ilişkilerinize iki farklı açıdan faydası vardır.
Birincisi eğer sınır koymazsanız, etrafınızdakiler de sizin limitiniz yokmuş gibi davranır. Böylece tüm enerjinizi başkalarına harcamak zorunda kalırsınız. Buna son verdiğinizde, kendinize ve en yakınlarınıza harcayacak daha çok enerjiniz olur. Böylece, onların ihtiyaçlarına da daha fazla dikkat edebilirsiniz.
Araştırmalara göre kendi sınırları yeterince iyi olmayanlar, başkalarının sınırlarını aşmaya da daha eğimli oluyor. Yani sürekli veren biriyseniz bunu karşınızdakinden de beklemeye başlıyorsunuz. Bu da ilişkilerde problemlere sebep oluyor.
Daha iyi iletişim kurarsınız
Sınır koymak için, neyi tolere edip neyi edemeyeceğinizi karşınızdakine anlatmanız gerekir. Bunun için de açık konuşmak ve kararlı olmak gerekir. Kendi ihtiyaçlarınızı belirtmeniz insanların sizi anlamasını da kolaylaştırır. Yapmanız gereken en önemli şey diğerlerinin sınırlarınızı anlamasını beklemek yerine iletişim kurmaktır.
Nasıl hayır diyeceğinizi öğrenirsiniz
Hayır, basit bir sözcük olabilir ama kesinlikle güçlüdür. Sınır koymanın en iyi yolu, üstesinden gelecek kapasitenizin olmadığı şeylere hayır diyebilmektir.
Aktris Lena Dunham, 2016'daki blogunda, "hayır" kelimesini kullanmaya başlayıp, insanları memnun etme alışkanlığından kurtulduktan sonra hayatının nasıl geliştiğini şöyle anlatıyor:
"Yavaş bir değişimdi, ama nazik bir "hayır" sonunda kelime dağarcığıma girdi ...Ve mucizevi bir şey oldu: hayatım tamamen değişti. ... İnsanlar dürüstlüğün değerini biliyor. Anlıyorlar. Böylece, o hayırlarla birlikte, hayatımın her yeri "evet" doldu.
İnsanlar, sınır koyarak diğerlerini üzeceğini düşünür. Çoğu insan sevginin diğer insanları memnun etmekten geçtiğini düşünür, ve sınır koymanın sevgiyi engelleyeceğine inanır.
Ancak böyle davranarak, aslında korkuyla harekete geçeriz ve ilişkilerimizi kontrol etmeye çalışırız. Bunun yerine, sınırlarımızı belirterek, o insanlara güvenimizi göstermiş oluruz. Güven, her türlü ilişkiyi güçlendirir.
Sınır koymadığınızda, diğer insanlar hayatınız üzerinde söz sahibi olur, bu da sizi sinirlendirebilir. İnsanların hoşumuza gitmeyen şeyler yapmasına, hatta bizi kullanmasına izin veririz. Ama aynı zamanda onlara öfkelenir, yavaş yavaş kin biriktirmeye başlarız.
Aslında insanları yıpratmadan sınır koymak mümkün. En önemli şey, ikna edici olabilmek.
Agresif olmadan kararlı olmayı deneyin. Agresif davranmak karşınızdakini savunmaya geçirerek mesajınızın ulaşmasına engel olur. Kararlı olmak, zorlayıcı olmadan mantıklı ve dürüst olmaktır.
Gerçekten yapmak istediğiniz şeyleri yapmaya başlarsınız
Hayır diyebildiğiniz için yapmak zorunda kalmadığınız şeyleri hayal edin. Sınırlar sizi gerçekten yapmak istediğiniz şeyleri yapmanız konusunda özgür kılar.
''Sınırlar hayat değiştirici fırsatlar getirir." diyor Buck. "Vakit ve enerji gerektiren hobilerinize daha fazla vakit ayırmanızı sağlarlar."
Daha anlayışlı biri olursunuz
"İş hayatımın en ilginç keşiflerinden biri, 13 yıldır röportaj yaptığım insanlardan en merhametli olanının, aynı zamanda en fazla sınır koyanı olmasıydı." diyor Brown.
Neyi tolere edebileceğimiz konusunda kendimize merhametli olabilirsek, bu merhameti kendi sınırları içinde kalmaya çalışan diğer insanlara da gösterebiliriz.
Daha mutlu bir hayat, daha sıcak bir kişilik ve daha iyi ilişkiler! Tek yapmanız gereken kendi sınırlarınızı fark etmek!
15 Ekim tarihli Spor Toplantısı'nda A Milli Futbol Takımımı'zın Macaristan ile oynayacağı maç öncesi son durumu değerlendirilirken, Beşiktaş'ta Quaresma ile ilgili yaşanan yeni gelişmeler aktarıldı. PTT 1.Lig'den Beko Basketbol Ligine, Formula 1'den Şangay Tenis Turnuvası'na kadar bir çok spor olayının konuşulduğu Spor Toplantısı'nda günün önemli spor olayları ile ilgili değerlendirmeler yapıldı.
Bazen bütün umutlar tek bir adama bağlanır. O adam da çıkar kendinden bekleneni fazlasıyla yapar.
İşte Neymar şimdilik Brezilya sokaklarında böyle anılıyor. 22'lik yıldız 3 maçta attığı 4 golle Brezilya'yı son 16'ya taşıdı.
Dün gece Kamerun açısından kötü başlamamıştı. İlk yarım saat golü bulana kadar fena oynamadılar. Atağa F1 aracı gibi kalkan ama savunmada açık veren Dani Alves'in hatasında eşitlik golünü de buldular.
35'te Itandje'yi tek ayağının üstünde yakalayan Neymar, cezayı ters köşeye yatırarak kesti. Itandje golü yememeliydi belki ama o cin fikirli Neymar'ın nasıl önüne geçeceğini kestiremedi.
Neymar sonrasında oynadı, oynattı, şut attı, driplinge kalktı. En sonunda hocası Scolari tarafından 72'de oyundan alınarak tribünlerin alkışlarına mazhar oldu.
İlk maçın yıldızı Oscar kendisi için sıradan bir performans sergilerken en pahalı savunma oyuncusu David Luiz parlamaya devam ediyor. Hatta fantezi ararken ileri çıktığı bir anda yaptığı orta Brezilya'nın suskun golcüsü Fred'e hayat verdi.
Fred gol atmasına rağmen yine etkisizdi ama 2013'teki Konfederasyon Kupası'nda yine Kamerun'a ikinci yarı gol attıktan sonra açılmış ve sonraki her maçta gol atmayı başarmıştı. 30 yaşındaki golcü maçtan sonra bu detayı hatırlatarak gollerim cebimde mesajı verdi.
Hadi Fred attı peki bu Hulk'la ne yapacağız arkadaş? Bu kadar beklentiye bu performans hayal kırıklığından da öte. Aklımızda Itandje'nin çıkardığı tek şutundan çok yaptığı basit top kayıpları yer etti.
Her zaman meselenin bilenini dinlemek lazım diye düşünürüm. Beyaz Pele Zico, Meksika maçı sonrası Brezilya'nın en zayıf halkasının Paulinho olacağını söylemişti. Zico'ya göre Paulinho'nun yerine Ramires, Hulk'un yerine de Willian oynamalı.
Dün Paulinho'nun yerine oyuna giren Fernandinho takımına hareket getirmekle kalmadı, çaldığı toplarla direnci arttırdığı gibi bir de gol attı. Hulk'un yerine giren Ramires ise sağ kanada hareket getirdi. Neymar'la değişen Willian ise uzatmalarda neredeyse gol buluyordu. Çok yaşa Zico bu kadar doğru tespitle yerin sanki tribün değil, saha kenarındaki kulübe olmalıydı diyesi geliyor insanın.
Grubun diğer maçı daha ateşliydi. Acılı Meksika fasulyesi biliriz ama bezelyesi Hırvatların ağzını yaktı. Hırvatların turnuva öncesi Modric, Rakitic ve Kovacic'ten oluşan rüya orta sahası kâbusa döndü. Real Madrid bandrollü Modric tel tel döküldü.
Niko Kovac zaten memnun olmadığı Kovacic'i yedek başlatmıştı. Ancak Kovacic oyuna girdikten sonra bırakın hocasını mahalle arkadaşlarını bile tatmin edecek bir şeyler yapamadı.
Her mevkide yapılan hatalara Rafael Marquez gelip ceza kesti. Barcelona'dayken beğendiğimiz Marquez, yıllanmış şarap gibi yaş aldıkça izlemesi daha da zevkli hale geldi. 35 yaşındaki kaptan Guardado ve 'küçük bezelye' Javier Hernandez'in de yolunu açtı. Unutmadan bir de buz gibi penaltılarını es geçti Özbek hakem.
Meksika futboluyla umut veriyor. Ancak son 16'da karşılaşacakları Hollanda karşısında şansları az görünüyor. Ama top yuvarlaksa tekilacıların her daim şansı vardır.
Brezilya ve Meksika'nın elemeleri geçtiği A grubundan aklımda ne kalacak derseniz hemen söyleyeyim; Miguel Herrera'nın tepki ve sevinç görüntüleri derim. Maçı izleyenler görmüştür. İzlemeyenlere şöyle tarif edeyim Herrera'nın yaptıklarını gördükçe sanki Yılmaz Vural, Brezilya'ya gidip komple bir estetik ameliyatla yüzünü ve vücudunu değiştirmiş hissine kapıldım.
Herrera'nın futbolcularıyla çektiği selfie'ler, yerlerde yuvarlandığı gol sevinçleri şimdiden heyecan arayan taraftarların gözdesi oldu. Meksikalılar Miguel Herrera'nın kimilerine göre abartılı kimilerine göre içten sevinç görüntülerini Hollanda maçında da izlemeyi arzu ediyor. Ancak bunun için Hernandez, Guardado, Peralta, Marquez ve Dos Santos'un ilk turdakinden daha fazla çalışması gerekiyor.
'Gece 4'te karınlarını doyuruyor, bezlerini değiştiriyorum'
Özellikle sezonun ikinci yarısındaki performansıyla Kara Kartal'ın çıkışına büyük katkı sağlayan Jose Sosa, Beşiktaş'taki günleri ve özel yaşamıyla ilgili olarak suskunluğunu bozdu.
Sosa konuştu
30 yaşındaki Arjantinli, Four-Four-Two dergisinin Mayıs sayısında Recep Özerin ve Hilal Gülyurt'un sorularını yanıtladı.
"Baba olduktan sonra uyku problemi yaşadığım doğru. Çok az uyuyorum ve bütün hafta bunun yorgunluğunu çekiyorum. Maçtan önceki gün kampa girdiğimizde bütün haftanın acısını çıkarıyorum ve iyi dinlenerek, maça konsantre olarak sahaya çıkıyorum. Gecenin 4'ünde kalkıp mamalarını yediriyorum ama bundan hiç şikayetçi olmuyorum. Ben de onlarla zaman geçirirken mutlu olduğum için fiziki yorgunluğum sahaya yansımıyor. Bezlerini değiştirme konusunda eskiden 'Hayatta yapmam!' diyordum ama zamanla anladım ki sizin parçanız olduğunda bundan kesinlikle tiksinmiyormuşsunuz. Bu konuda artık profesyonelim!"
"Takımda hepimiz şampiyonluk rüyasını gerçekleştirmek için çok sıkı çalışıyoruz. Ligin bitmesine sayılı günler kaldı ama stresli olmaktan ziyade huzurluyuz. Çünkü buraya kadar elimizden gelen her şeyi yaptık. Bu noktadan sonra frene basamayız, devam etmemiz lazım. Şampiyonluk için planlar yapmak yerine, kazandığımız maçları kutlamayı tercih ediyoruz. Sivasspor maçını kazandıktan sonra soyunma odasını görmeniz lazımdı. Kalan maçlarımızda da bunun olması için çalışıyoruz. Şampiyonluğa yaklaştıkça bu sevincimiz daha da katlanacak."
'İsimlerini hatırlamıyorum'
"Son 2 sezonda ev sahibi olarak oynadığımız statların isimlerini bile artık hatırlayamıyorum ama Bursaspor maçını hayatım boyunca unutmayacağım. Hepimiz o maçtan büyük keyif aldık. Taraftarlar da aynı şekilde... Finale doğru giderken öyle bir atmosferde oynayacak olmak bize çok iyi gelecek."
'Önce forma sonra başarı geldi'
"Hazırlık döneminde ufak tefek ağrılarımdan dolayı sezona çok iyi başlayamadım. Ondan sonra sağlık ekibimizle, antrenörlerimizle ve hocamızla oturup konuştuk. Sakatlıklardan kurtulduktan sonra da kadroya girmem kolay olmadı. Sezona benim yerime ilk 11'de başlayan arkadaşlarım ben iyileşene kadar çok iyi işler çıkarmıştı. Bu yüzden formumu geri kazanmak için gerekli dakikaları almam biraz sürdü. Sonradan maç devamlılığımı yakalayınca gerçek performansımı ortaya koymaya başladım ve devam ettim."
Takım iyi değilse...'
"Her zaman daha iyi olmaya çalışıyorum ama halimden de memnunum. Geçen seneden başlayan ve yükselen bir form grafiğim var, bunun devamı için çalışıyorum ama asla tek başıma olduğumu sanmayın! Ben ne kadar iyi olursam olayım, takımım iyi olmadığı sürece işe yaramayacak. Ben iyi olsam da takım iyi olmadığı sürece tatmin olamam."
"Çocukluğumda ilgiyle takip ettiğim 2 futbolcu vardı. Tabii ki başta Maradona! Ondan sonra da benim için Enzo Francescoli gelir. İkisi de bana pozisyonum için çok ilham vermiştir. Futbolcu çıkartmalarının olduğu albümler yapar, onları ilk sayfaya koyardım. Bir dergide ikisinin frikik kullanma konusundaki özelliklerini yazmışlardı, benim için çok etkileyiciydi."
'Dünya Kupası benim rüyam'
"Tabii ki Şampiyonlar Ligi'ni kazanmak istedim, kazanamadım ama yaklaştım. Bundan sonra geriye Dünya Kupası'nda forma giymek kalmıştı, ona da yaklaştım. Rüyaların bittiğinde bitersin. Benim için de öyle, her zaman kurulacak bir rüyam vardır."
'Şenol Güneş çok iyi iş çıkarıyor'
"Hayatımdaki en önemli tecrübe Almanya'da edindiğimdi. Sadece futbolculuğumun değil, bugün tanıdığınız Sosa'nın da sağlam temellerini Almanya'da attım."
"Estudiantes'teyken Valencia ve Bayern Münih'ten teklifler almıştım. Son ana kadar düşündüm ve zor olanı seçtim çünkü zor olan şeyleri yapmayı seviyorum."
"Bu sezon, geçen sezona göre daha iyiyiz. Kadromuzda çok büyük değişiklikler olmamasına rağmen Şenol Güneş çok iyi bir iş çıkarıyor, her şeyin en iyisini yapıyor."
"Estudiantes'te benim için en özel an, şampiyon olduğumuz maçtı. Bu zaferi Boca Juniors'la oynadığımız maçta kazandığımız için galibiyet çok daha tatlı geldi!"
12 Aralık altın fiyatları | Çeyrek altın ne kadar?
12 Aralık altın fiyatları hafta başı Pazartesi günü nasıl işlem görmektedir? Geçen haftaya nazaran aynı anda düşen ve aynı anda yükselen oranlarda son durum nedir? Cuma günü düşüşte olan çeyrek altın 12 Aralık'ta ne kadar oldu?
12 Aralık sabah saatlerinde altın fiyatlarında son durum güncellenmiştir. Ekonomi uzmanları FED'in Aralık ayında açıklanacak olan FED'in faiz raporunu bekliyor. Sonuçlara göre altın oranlarında düşüş yaşanacak düşüncesi hakim.
Çeyrek altın geçen hafta 210 liradan satılırken bugünkü satış sabah saatlerinde fiyat 211 lira. Gram altın geçen haftayla aynı fiyattan satışa sunuluyor; satış fiyatı 130 lira. Yarım altın 422 liradan (geçen hafta 420 lira) satılırken, tam altın sabah saatlerinde geçen haftaya nazaran 4 liralık artışla 845 lira. Cumhuriyet altını geçen hafta 870 liranın üstüne çıkmıştı. Pazartesi günü ise fiyat 873 lira. Kadınların vazgeçilmez tutkusu olan 22 ayar bilezik ise 119 liradan satış görmektedir. Düğünlerin vazgeçilmez altını olan beşli altın ise 4.231 lira.
AA Finans Analisti İslam Memiş, FED üzerinden önemli açıklamalarda bulundu. Faiz oranların kesin artacağını söyleyen Memiş bundan en çok etkilenenin altın olacağını söyledi. Gram altında sert düşüş bekleniyor.
Neden çeyrek altın?
Türkiye'de vatandaşların en çok kullandığı altın türü çeyrek olarak biliniyor. Uzmanlara göre, altının Türklerdeki yeri ve önemi büyük olduğu için, ne ucuz bir altın alma isteğindeler ne de pahalı. Çeyrek altın hem alınabilecek bir durumu var hem de en çok kullanılan altın türü. Düğünlerde, sünnetlerde, özel günlerde, yardım amaçlı zamanlarda kullanılan en değerli altın türüdür.
Altının Osmanlı'daki değeri
Osmanlı zamanında Orhan Bey ile altına geçen halk, zaman dilimi içerisinde sarraf alanında lonca teşkilatı üzerinden kendini geliştirmeye başladı. Kanuni Sultan Süleyman zamanından sonra, sarraf işleriyle uğraşan insanların çoğu altını kendi arasında ayırmaya başladı. Sultani denilen bu altınlara, Tam sultani, yarım sultani, çeyrek sultani ile sınıflara ayıran sarraflar, bu sayede altın piyasasındaki düzensizliği sona erdirmek istemişlerdir.
Yakınlardaki bir dükkana telefonla Almanca olarak yapılan tehditte, AVM'nin bodrumundaki otoparka bomba bırakıldığı ileri sürüldü. Görevliler AVM'de bulunan yaklaşık 500 kişiyi binadan tahliye ettikten sonra polis ekipleri, köpeklerle arama yaptı ve ihbarın ihbarın asılsız olduğunu tespit etti.
Muhalifler Astana hazırlıklarını boykot edeceklerini açıkladı
Suriye'deki ateşkes anlaşmasına imza atan muhalif gruplar, Kazakistan'ın başkenti Astana'da yapılması beklenen Suriye barış görüşmelerinin hazırlık çalışmalarına katılımlarını durdurma kararı aldı.
Pazartesi günü Suriyeli muhaliflerin yaptığı ortak açıklamada boykot kararına gerekçe olarak, "Rejim güçleri ve mütteffikleri, saldırıları sürdürerek birçok kez büyük ihlallerde bulundu" ifadeleri yer aldı.
Türkiye ve Rusya'nın garantörlüğünde Suriye'de sağlanan ateşkes 29 Aralık gecesi yürürlüğe girmişti.
BBC Türkçe'de yer alan habere göre Muhaliflerin yaptıkları açıklamada, Suriye ordusu ve İran destekli müttefiklerinin askeri operasyonlarına devam etmeleri halinde ateşkes anlaşmasının da ortadan kalkacağını söyledi.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), Türkiye ve Rusya'nın garantörlüğünde hazırlanan ateşkes anlaşmasıyla ilgili Rusya'nın sunduğu tasarıyı 31 Aralık'ta oy birliği ile kabul etmişti.
Ateşkese destek veren tasarıda Suriye'ye acil insani yardım ulaştırılması, bunun yanında Suriye'de hükümet ile muhalifler arasındaki siyasi çözüm sürecine destek verilmesi çağrısında bulunuluyordu.
Barış görüşmelerinin ateşkesi takiben bir ay içinde Kazakistan'ın başkenti Astana'da başlaması hedefleniyor.
Ülkenin çok büyük bir kesiminde çatışmaların durduğu bildirilse de ateşkes ihlali haberleri gelmeye devam ediyor.
Mehmet Yaşin
Gazeteciliğe 1969 yılında Dünya Gazetesi'nde düzeltmen olarak başladı. Daha sonra meslek hayatına Hürriyet Gazetesi'nde gece muhabirliği yaparak devam etti.
Üniversite öğrenimi süresince gece muhabirliği yapan Yaşin, daha sonra çeşitli gazetelerde; sayfa sekreteri, redaktör, sorumlu müdür, yazı işleri müdürü ve yayın yönetmeni olarak görev yaptı.
20 yıl günlük gazetelerde çalışan Mehmet Yaşin, Atlas Dergisi'ni çıkartarak dergicilik alanına geçti. Çıkardığı Atlas Dergisi, kısa zamanda Türkiye'nin en çok satan, en güzel ve en itibarlı dergisi haline geldi. Yaşin daha sonra Hürriyet Dergi Grubu Genel Müdürlüğü'ne atandı. Bu görevi sırasında da bir çok yeni derginin çıkmasında önemli bir rol oynadı. Daha sonra Doğan Kitap Genel Müdürlüğü görevine getirilen Mehmet Yaşin, bir çok yeni yazarın keşfine katkıda bulundu.
Mehmet Yaşin halen CNN TÜRK'te 'Lezzet Durakları' programını sunmakta, gezme, yeme ve içme konularında başta Hürriyet Gazetesi olmak üzere birçok dergiye yazılar yazmaktadır. Yaşin'in dört kitabı bulunuyor.
Yaşin boş zamanlarında; gezmekten, kitap karıştırmaktan, yazı yazmaktan ve kalan zamanında boş boş bulutlara bakmayı özellikle onlardan şekiller çıkarmayı seviyor.
Hobileri arasında; balık tutmak, yemek kitapları biriktirmek, şarap içmek, belgesel ve Fenerbahçe maçlarını seyretmek yer alıyor.
Reina'da hayatını kaybeden 6 kişinin daha otopsisi tamamlandı
Reina'daki saldırıda hayatını kaybeden 6 kişinin daha otopsisi tamamlandı, cenazeler ülkelerine gönderilecek.
Reina'daki terör saldırısında hayatını kaybeden 39 kişinin Adli Tıp Kurumu'ndaki otopsi işlemleri tamamlandı. Saldırıdan sonra 32 kişinin cenazesi ülkelerine gönderilmişti. Bugün de 6 kişinin cenazesi ülkelerine gönderilmek üzere Atatürk Havalimanı'na götürüldü.
Filistin asıllı Suudi Arabistan vatandaşı Ahmed Abbolos'un cenazesi ise Adli Tıp Kurumu'nda bekliyor. Abbolos'un da işlemlerinin tamamlandığı, cenazesinin teslim edilmek üzere ailesinin beklendiği öğrenildi.
İstanbul Gaz Dağıtım A.Ş (İGDAŞ), vatandaşları karbonmonoksit gazı zehirlenmelerine karşı uyardı. İSKİ de enerji hatlarında meydana gelen arızalar nedeniyle İstanbul'un bazı bölgelerinde zaman zaman su kesintileri yaşanabildiğini bildirdi.
İGDAŞ tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
"Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nden alınan bilgiye göre İstanbul genelinde kuzey yönünden kuvvetli rüzgar ve aralıklarla fırtına etkili olmaktadır. Rüzgarın etkisi ile oluşabilecek karbonmonoksit (baca gazı) zehirlenmelerine karşı bacalı doğalgaz cihazı kullanıcılarının, cihazlarını kullanırken dikkatli olmaları gerekmektedir. Bacaların sızdırmazlığı ve çekişi mutlaka kontrol ettirilmelidir. Ayrıca doğalgaz kullanıcılarının kombi, soba, şofben gibi yakıcı cihazların bulunduğu mekânda yatmamaları da önem arz etmektedir. Cihazların bulunduğu mekândaki hava alışverişini sağlayan menfezlerin de kesinlikle kapatılmaması gerekmektedir."
İSKİ'den "su kesintisi" açıklaması
Bu arada İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ), enerji hatlarında meydana gelen arızalar nedeniyle İstanbul'un bazı bölgelerinde zaman zaman su kesintileri yaşanabildiğini bildirdi.
İSKİ'den yapılan yazılı açıklamada, İstanbul'daki olumsuz hava koşulları hatırlatılarak, "İstanbul'da yaşanan hava şartları sebebiyle enerji hatlarında arızalar yaşanabilmektedir. Bu nedenle içme suyu dağıtım tesislerimize de enerji gelememekte ve İstanbul'un bazı bölgelerine içme suyu ulaşması noktasında zaman zaman kesintiler yaşanabilmektedir. İlgili kurumca enerji arızalarının giderilip tesislerimize yeniden enerji verilmesiyle tesislerimiz normal çalışma sistemine devam edecektir." denildi.
Damacanaları kullanma süresi uzadı
Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu, İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında yönetmelikte değişiklik yaptı. Damacanaları kullanma süresi uzadı, 3 yıldan 5 yıla çıktı.
Buna göre içme-kullanma sularının dezenfeksiyonunda klorun yanı sıra klorlu bileşikler de kullanılabilecek. Hürriyet'ten Aysel Alp'in haberine göre su deposunda suyun debisine ve basıncına göre ayarlanabilen otomatik klorlama cihazları ile dezenfeksiyon işlemi yapılacak. Uç noktada yapılacak ölçümlerde serbest klor düzeyi 0.2 mg/L'nin altında olamayacak. Klorun üst sınırı ise yine 0.5 mg/L olarak aynı kaldı.
Belediyeler, suyun debisi ve basıncına göre ayarlanabilen otomatik klorlama cihazlarını 8 ay içinde taktırmakla yükümlü kılındı.
Damacanalar 5 yıl kullanılabilecek
2013 yılında yapılan yönetmelik değişikliğiyle damacanaların üretim tarihinden itibaren en fazla üç yıl veya 75 kez kullanılabileceği hükmü getirilmişti. Ancak bugünkü Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren yönetmelikle 3 yıl sınırı '5 yıl' olarak değiştirildi. En fazla 75 kere kullanılabileceği hükmünde ise değişiklik yapılmadı..
Ömür Gedik çete lideri oldu
Ömür Gedik, Arka Sokaklar dizisinin 30 Aralık'ta yayınlanacak yeni bölümünde konuk oyuncu olarak yer aldı. Gedik, gece kulübü sahibi bir şarkıcı ve çok profesyonel bir hırsız çetesinin patronu olan Gökçe karakterine hayat verecek.
Çete lideri Ömür Gedik
11 sezondur devam eden fenomen dizi Arka Sokaklar'ın yıldız oyuncu kadrosunda yeni bölümde Ömür Gedik de yer alıyor.
30 Aralık'ta yayınlanacak yeni bölümünde Ömür Gedik, gece kulübü sahibi şarkıcı ve profesyonel bir hırsızlık çetesinin patronu olarak rol alıyor.
Şehit kaymakamın eşinden yürek burkan paylaşım
Şehit Derik Kaymakamı Muhammet Fatih Safitürk'ün eşi Ayşegül Safitürk'ün sosyal medya hesabından oğlunun babasının mezarının başında çekilen fotoğrafını paylaşarak, duygu dolu sözler yazması yürekleri burktu.
Şehit Derik Kaymakamı Muhammet Fatih Safitürk'ün eşi Ayşegül Safitürk sosyal medya hesabından Sakarya'nın Arifiye İlçesi'ndeki babasının mezarını ziyaret eden oğlu 3 yaşındaki Asım Eren'in fotoğrafını paylaştı. Ayşegül Safitürk, "Hala kulaklarımda baba oğul kahkahalarınız, neler oldu böyle, nedir bu acı, ızdırap, bu sükunet, kalanını cennetteki buluşmaya mı sakladınız" sözlerini paylaşması yürekleri burktu. Ayşegül Safitürk'ün paylaşımı çok sayıda kişi tarafından sosyal medyada paylaşıldı.
Ünal Kaya
1985 yılında Sivas'ta doğdu. Mersin Anadolu İletişim Meslek Lisesi'ni bitirdikten sonra Hacettepe Üniversitesi RTV Bölümü'nden mezun oldu.
Aynı zamanda Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi'ni de tamamladı.
Üniversitede okurken çalışmaya başladı. 2004 yılında 2. sınıftayken ART Avrasya TV'de staj yapmaya başladı. Staj sonrası aynı kanal bünyesinde iş hayatına atıldı ve televizyonculuk hayatı başladı.
Polis-Adliye, Genelkurmay, Ekonomi, Eğitim alanlarında görev yaptıktan sonra "Siyasi Parti Muhabirliği"nde karar kıldı.
2013 yılının 1 Eylül'ünde Parlamento Muhabiri olarak CNN TÜRK'e başladı.
Ünal Kaya'nın en büyük hayali süre sınırı olmadan bir dünya turu yapmak.
© Shutterstock
2015 yılının sonunda yürürlüğe giren 6502 Sayılı Tüketicilerin Korunmasına ilişkin kanun sonrası, ilgili makamlar tarafından şirketlerin tüketicilere sunduğu birçok sözleşme ve taahütnameler gözden geçirilmiş ve tüketici aleyhinde olan maddelerin revize edilmesi istenmişti. İlgili Bakanlıklar şirketleri ve müşterilerine sundukları birçok sözleşmeyi tek tek gözden geçirirken GSM operatörleri adına bir inceleme Bilgi Teknolojileri Kurumu ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığı gerçekleştirdi.
Türkiye'de 2016 yılında bir sabit telefon ile genişbant internet aboneliği bulunan ve her ferdi cep telefonu hattı sahibi olan 4 kişilik bir ailenin aylık ortalama haberleşme gideri yaklaşık 237 lira.
Yıllık gideri ise 2 bin 844 lira. Serbest Telekomünikasyon İşletmecileri Derneği (TELKODER) her yılın sonunda düzenli yaptığı analiz kapsamında açıkladığı "Elektronik Haberleşmede Aile Giderleri Raporundan derlediği bilgilere göre Türkiye'de 4 kişilik bir ailenin haberleşme gideri yıllık 2 bin 844 liraya ulaştı.
Raporda bu rakamın 763 lirasını devlete ödenen verginin oluşturulduğu vurgulanırken, 2015 yılında 2 bin 695 lira olan bir ailenin yıllık haberleşme giderinin 2016'da yüzde 5,56 arttığı belirtildi.
Telekomünikasyon alanının düzenleyici kuruluşu olan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun (BTK) yayınladığı veriler ile TELKODER'in yaptığı genel sektör değerlendirmesi sonucunda bir sabit telefon ve bir genişbant
internet aboneliği olan, her bireyinin cep telefonu sahibi olduğu 4 kişilik bir ailenin aldığı haberleşme hizmetleri için ayda ortalama 237 lira harcadığı belirlendi.
TELKODER'in her yılın sonunda yaptığı analiz kapsamında açıkladığı "Elektronik Haberleşmede Aile Giderleri Raporu"na göre sabit telefona aylık ortalama 24,2 lira ödeniyor. Aynı raporda, 3 GSM operatörünün abonelerinin ortalama aylık ödemelerinin ise 26,7 liraya ulaştığı belirtiliyor. Sabit internet bağlantısı için ise aylık ortalama 42,6 lira ödeniyor. Bu giderlerin hepsine yüzde 18 KDV'nin yanı sıra, mobil telefon için yüzde 25, sabit telefon için yüzde 15 ve İnternet bağlantısı için yüzde 5 Özel İletişim Vergisini de eklemek gerekiyor. Devlete ödenen 63,6 lira aylık vergi eklendiğinde, tüm bireyleri cep telefonu sahibi olan dört kişilik bir ailenin ortalama haberleşme gideri ayda ortalama 237 liraya, yılda ise yaklaşık 2 bin 845 liraya ulaşıyor.
"Haberleşmenin kritik konumda olduğunu görmüş olduk"
Konuya ilişkin açıklama yapan TELKODER Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Ata Arıak, günlük hayatta bireyin en önemli özgürlüklerinden birinin haberleşme özgürlüğü olduğunu belirterek, "Geçtiğimiz dönemde ülkemizde yaşanan üzücü olaylar sırasında haberleşmenin ne denli kritik bir konumda yer aldığını da toplum olarak net biçimde görmüş olduk." dedi. Haberleşme teknolojilerinde yaşanan gelişimin bireyleri ve aileleri memnun ettiğini söyleyen Arıak şöyle konuştu: "İnternet hızlarının artması, katma değerli hizmetlerin çoğalması ve akıllı telefonların daha da gelişmesi sektörün büyümesini ve insan yaşamındaki kaliteyi de artırıyor. Günlük yaşamın vazgeçilmezi olan haberleşme hizmetleri, maalesef yüksek vergi politikaları da eklenince aile bütçelerini zorluyor. 2017 yılında hem serbestleşmenin hızlandırılarak rekabetin artırılması hem de bu vergi yüklerinin hafifletilmesi hususunda devletin gerekli yaklaşımı göstereceğine inanıyoruz."
Apple'ın açıklaması
Apple bir açıklama yayınlayarak 'akıllı telefonlardaki şahsi bilgilerin hackerlardan ve hırsızlardan korunması hayati önem taşıyor. Müşterilerimiz bizden şahsi bilgilerinin korunması için azami titizliği göstermemizi bekliyorlar. Biz de veri güvenliğimize önem veriyoruz' diyerek FBI'ın başvurusunu reddetmişti.
Apple niye reddetti?
Apple CEO'su ret gerekçesi olarak şunları söylemişti: "Kimileri sadece tek bir telefon için arka kapı açılmasının olayı çözeceğini söyleyebilir. Ancak böyle bir arka kapı bir kez açılırsa aynı teknik her yerde kullanılabilir. Bunu bir maymuncuk anahtarına benzetebilirsiniz: Birden fazla kapıyı açabilen, tek bir anahtar."
O dönem tartışma sürerken henüz başkan adayı olan Donald Trump Apple'ın FBI'la işbirliği yapması gerektiğini belirterek "FBI'ın yüzde 100 arkasındayım. Bu soruşturma özelinde telefonu açtırmalıyız. Kafamızı kullanıp genel güvenliğimizi düşünmeliyiz" demişti.
Vücuttan ödemi atmanın 10 yolu
Ödem, vücut dokuları arasında fazla miktarda sıvı birikmesi nedeniyle meydana gelen şişliktir. Bu durum daha çok toplardamar ya da lenf sistemiyle ilgilidir. Ödem şişlikleri en çok ellerde, kollarda, bileklerde, bacaklarda ve ayaklarda görülür. Peki vücuttaki bu şişlikler nasıl atılır? İşte cevabı…
2 - Şekerin sindirilmesinde çok miktarda su gerekir ve vücut suyu tutar. Tüketilen şeker miktarının azalmasıyla ödem sorunu da azalacaktır.
3 - Gün içinde eğer herhangi bir sağlık probleminiz yoksa ödem atımını hızlandıran biberiye, ısırgan otu, kiraz sapı ve funda yaprağından destek alınabilir.
4 - Meyvelerden kiraz, ananas ve kayısı; sebzelerdense yeşil yapraklı olanlar vücuttan fazla suyu atmaya yardımcı etkiye sahiptir.
5 - Su içmeye özen gösterin. Asitli içecekler, alkol ve aşırı şekerli içeceklerden uzak durun.
6 - Ara öğünlerinizden birinde probiyotik yoğurt veya kefir tüketin.
8 - Sağlıklı kilonuzda kalmaya çalışın. Fazla kilo, damarlar üzerinde ekstra basınç oluşmasına, dolaşımın yavaşlamasına ve vücuttaki sıvı dengesinin bozulmasına neden olur.
9 - Düzenli egzersiz sıvı dengesini düzenlemeye yardım eder, fiziksel aktivite süresince nabzınızı kontrol edin.
Politikacılar eskiden daha tahammüllüydü
Şu sıralarda Kanal D'de yayımlanan 'Küçük Ağa' dizisinde rol alan usta oyuncu Zeki Alasya ile kitaplarla dolu evinde buluştuk. Geçmişi bugünle karşılaştırdık. Tarihten bahsettik.
Kanal D'de yayımlanan Küçük Ağa dizisi reyting rekorları kırıyor. Dizide Mehmet Ağa'yı oynayan Zeki Alasya yine Türkiye'nin sevgilisi. Ama birazdan okuyacağınız bir dizi röportajı değil. Siyasi hicvin ustası, duayen bir tiyatro ve dizi oyuncusu ile yaptığım uzun ve tadına doyum olmayan bir sohbet. Zeki Alasya ile kitaplarla dolu evinde buluştuk. Geçmişi bugünle karşılaştırdık. Tarihten bahsettik. Hayatını tiyatroya, gülmeceye adamış bu büyük sanatçı ile hiç de gülmek istemediğimiz tersine Soma için ağladığımız şu günlerde Türkiye'yi konuştuk.
Soma'yı konuşalım önce. Ne düşünüyorsunuz? Ne hissediyorsunuz?
Bu yeni bir olay değil dolayısıyla beni hiç şaşırtmadı. Bunu söylerken de fevkalade üzülerek söylüyorum.. Ezilerek söylüyorum. Çünkü daha evvel de oldu. Bir garip duyarsızlık, bir garip umursamazlık. Önceden hiç uyarısı yapılamamış gibi sanki böyle şeyler olmuyormuş gibi bir tutum. Kabadayılık. Batı'da böyle bir şey olsa herkes çok şaşırırdı. Bizim artık hiç şaşırmamamız gerekiyor ya da şaşırmıyoruz çünkü sürekli bir şey oluyor. "Kim suçlu" diye soruluyor mesela şimdi. Bu böyle birkaç hafta sorulur, sonra unutulur gider. Değişmez biçimde bu böyle sürüp gidiyor. Şimdi 301 kişi öldü. 1 kişi ölse farklı mı? Sayı azaldığı zaman kabul edilir bir şey mi oluyor bu?
Sayılarla konuşmaya alıştık çünkü. Toplumsal vicdan köreldi sanki. Hayır, hiçbir şey fark etmemeye başladı. Değer verme ölçümüz kaçtı. Yani nerdeyse yönetenler şöyle diyecek: "50 kişi öldü. İyi fazla insan ölmeden kurtardık." Hatta kasım kasım kasılacaktı birileri. Nitekim kasıldılar. Çözdük diyorlar. İçeride insan bırakmadık diyorlar. Sanki o içeride bırakmadıkları insanlar canlı çıkmış gibi. Oysa böyle durumlarda özür dileme, "Yahu bir halt ettik bir özür dileyelim, önlemini alalım" demek yerine kabadayılık tavrı daha da artıyor.
Eleştiriye de tahammül yok. Şunu yanlış yaptınız düzeltin dediniz mi darbecisiniz. Hep böyle miydi?
Yıllarca biz kabare tiyatrosu yaptık. Kabare tiyatrosu bir alay tiyatrosudur biliyorsunuz. Sivilceyi çıban yapma tiyatrosudur. Abartı tiyatrosudur. İktidarları hedef alarak tiyatro aldık. 20 küsur sene devam ettik bu tiyatroya. Onları eleştirdiğimiz için bize çok sıcak olmalarını hiçbir zaman beklemedik ama o kadar sert eleştirilerimize, taklitlerimize, alaylarımıza rağmen belirli bir tahammül vardı. Belki beğenmiyorlardı ama tahammül ediyorlardı.
Kiminle en çok uğraştınız?
Bütün tiyatro olarak biz siyasi eleştiri yapan bir tavrı benimsedik ama ben şahsen özellikle Süleyman Demirel'le çok uğraştım. Alay ettim, taklidini yaptım. Ama her Ankara'ya gidişimizde de kendisini tiyatromuza davet ettik.
Sizi sansürledi mi? Dava açtı mı? Tiyatro kapatıldı mı? Ödeneğiniz kesildi mi?
Demirel'e yakın başka birisi bize şu hikâyeyi anlattı. Demirel'in etrafındaki bazı yardakçıları, her devirde olan yaranmaya çalışanlar bir toplantıda bizi kötülemişler. Demirel susturmuş onları "Bir dakika onlardan böyle bahsedemezsiniz. Onlar bu ülkede güldürü dünyasının imparatorlarıdır" demiş. Böyle bir adamdan böyle bir tavırdan böyle yaklaşımlardan bugünkü halimize geldik. Bir zamanlar böyle insanlar vardı karşımızda.
Necmettin Erbakan'la da mesela çok alay ettik. Kabare olduğumuz için abartıyoruz ya. En fazla ne yaptı biliyor musunuz bana? Ankara-İstanbul uçağında karşılaştık ve yan yana düştük. İktidarda olmadığı dönem. Beni gördü ve yüzünü cama döndü, bir saat 15 dakika dışarıya baktı. Çünkü benimle göz göze gelse bir şey demek zorunda kalacak. Onun dışında en ufak bir müdahalesi, tavrı, sözü, mesajı olmadı. Böyle devlet adamları gördük biz.
Özal kızmaz mıydı size?
Turgut Bey bana siyaseti başka partide yaptım diye kızdı yoksa oyunlarıma hiç kızmadı. Ben Bedrettin Dalan'ın partisinde 7 ay kadar siyaset yaptım. Bir delilik yaptım aslında. Ne yapacaktım politika yaparak? Türkiye'yi mi kurtaracaktım? Hayır ama doğru iki laf edecektim.
Pişman mısınız?
Evet, pişmanım çünkü dışarıdan gördüğüm gibi değilmiş. Çok garip ilişkiler vardı.
Gezi eylemleri sırasında iktidar tarafından çok eleştirildi sanatçılar. Sanatçılar siyaset de yapabilirler mi?
Peki, Başbakan Erdoğan?
Ben 'Cumhurbaşkanı' diye bir film çektim. Sıkılıp Anadolu kasabasına kaçan bir cumhurbaşkanını anlatıyordu. O film için Recep Tayyip Erdoğan beyefendi ile görüştüm çünkü resmi makamları kullanmaya ihtiyacımız vardı ve bana inanılmaz kucak açtı. Her türlü yardımı yaptı. "Ne istersiniz" dedi. "Benim odamı kullanın" dedi. Makam arabalarını kullandık korumaları bile kullandık. Düşünün. Müthiş ihtimam gösterdi. Aynı anda Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'den de yardım istedik ama hiçbir yardım görmedik mesela. Başbakanlığının ilk yıllarından bahsediyorum. O sırada özel kaleminde çalışan bir hanım bana "Çok iyidir. Çok yardımsever çok iyi kalplidir inşallah da değişmeyecek" dedi. Ama sonra böylesine bir oy çokluğu, böylesine bir parlamento gücü ile 10 yılı geçirdiğiniz zaman böyle sapmalar oluyor işte şimdi gördüğümüz bu. "Sadece ben" denilen bir dönem bu.
Güçten başı dönmek diyebiliriz kibarca.
Devleti Âliye'de bile kaydı hayat şartı ile kalmamış hiçbir padişah. Günün birinde siyaseti bırakırsa ve bir sohbette karşılaşırsak kendisi de aynı şeyleri söyleyecektir diye düşünüyorum. Bu içinde yaşadığımız döneme dair. "Keşke o şekilde tepkiler vermeseydim, öyle konuşmasaydım, öyle yapmasaydım" diyecektir. Bu dönem öyle denmesi gereken bir dönem.
Tahammülsüzlük dönemi diyebiliriz galiba.
Mesela 'Muhteşem Yüzyıl', Türkiye'deki dizi tarihinin en muhteşem işidir kesinlikle. Daha hiçbirisiyle karşılaşmadım ama o ekibin içinde olan hangisi olursa olsun birisiyle karşılaşırsam önce selam vereceğim hazır ol vaziyetine geçip, sonra sohbet edeceğim.
Başbakan tarihin çarpıtıldığını düşünüyordu.
Osmanlı'da meşveret adabı vardı. Aynı zamanda halife olan padişah her konuda danışır. Herkese danışır. Sadrazamlara, hocalara, ulemaya danışır nabız yoklardı her şeyi ben biliyorum demezdi. Padişah bile danışırdı. Atatürk de danışırdı. Atatürk'ün sofralarını şimdi 'rakı içip sarhoş olurlardı' diye çarpıtmaya çalışıyorlar ama o uzun geceler danışma, fikir alma toplantılarıydı. Şimdi bu hükümet hiçbir şeyi dinlemiyor. Başbakan dinlemiyor. Her şeyi ben bilirim tavrı. Cami yapılacak ben en iyisini yaparım. Diziyi de ben en iyi bilirim. Tarihi de en iyi ben bilirim. Kimseye hiçbir şey sorulmuyor. Sen Osmanlı'nın devamıyım tavrındasın madem en azından meşveret etmek durumu yok mu yani?
Belki ona doğrular söylenmiyor.
Ben zaten Başbakan'daki bu değişimi, olmayan olayları değişik yansıtmasını, eskisinden çok farklı tavrı olmasını etrafındaki danışmanlarına bağlıyorum. Size bir hikâye daha anlatayım, dedim ya "Süleyman Demirel oyunlarımıza gelmiyordu" diye yıllar sonra İstanbul Caddebostan'da Maksim Gazinosu'nda Metin'le yine sahneye çıkıyoruz "Gece on gibi Süleyman Demirel gelmek istiyor" dediler. Çok şaşırdım. Hanımefendiyle geldi ben de ona sahneden "Sayın başbakanım on buçukta gelmek istiyorum deseydiniz Ankara'da da o saatte sahneye çıkardık" dedim ve çok ahbap olduk sonra. Bizi Metin'le Ankara'ya çağırdı. Uzun sohbetler yaptık. Türkiye'yi konuştuk.
Gezi eylemleriyle ortaya çıkan müthiş bir mizah ve yaratıcılık var. Yıllarını siyasi hicivle geçirmiş bir sanatçı olarak takip ediyor musunuz?
Bizim eleştirimizi, bizim mizahımızı, bizim gülmecemizi, Deve Kuşu Kabare'yi fersah fersah geçtiler. Bir de "Yok artık direnme gücü" derken var olduğunu gördük. Gülmece çok önemli silahtır.
Türkiye'yi muhafazakâr ya da değil diye belli kalıplara sokamazsınız. Bu ülkede oturmamışlıklar var diyebiliriz. Sistemde yanlışlıklar var.
Siz Küçük Ağa'da Urfalı Mehmet Ağa'yı oynuyorsunuz ama ilk defa bir ağa mafya babası gibi gösterilmiyor.
Bu bana daha önce de söylendi. Bazı tabuları yıkmak lazım. Dizilerdeki İçki meselesi de böyle. Algıları kırmak lazım. Otosansür en kötüsü.
Evet, düşünüyoruz bazı projeler. Bir de bir kitap yazmak istiyorum İstanbul üzerine. Başlığı da "Benim doğduğum kent bu kent değil" olacak. Anılarımı yazmak istemiyorum çünkü samimi olamıyor anılar. İnsanlar alınıyor. Belki de müzikal yaparız Metin'le.
Galatasaray'da kadro dışı bırakılan Umut Bulut, Tarık Çamdal ve Olcan Adın'ın durumları belirsizliğini koruyor. Galatasaray yöneticisi Levent Nazifoğlu, üç futbolcunun da gelen teklifleri reddettiğini söyledi.
Galatasaray Sportif AŞ Yönetim Kurulu Üyesi Levent Nazifoğlu, kadro dışı bırakılmalarına karşın herhangi bir kulüple anlaşmayan Umut Bulut, Tarık Çamdal ve Olcan Adın'da gelişme olmadığını söyledi.
Levent Nazifoğlu, Florya Metin Oktay Tesisleri'nde Josue Pesqueira için düzenlenen imza töreninde, basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Umut Bulut, Tarık Çamdal ve Olcan Adın'ın durumlarının sorulması üzerine Nazifoğlu, "Gelen tüm teklifleri reddediyorlar. Artık zorlamıyorlar.  Nereden teklif gelirse, 'Hayır' diyorlar. Burada Olcan'ı ayrı tutuyorum. Onun gayretleri var. Umut için son olarak İsviçre ekipleri St. Gallen ve Zürich'ten teklifler geldi ancak onları da reddetti." diye konuştu.
- "Bütçe problemi var ama golcü problemi de var"
Sarı-kırmızılı idareci, transfer döneminin sonlarına gelinirken golcü ihtiyaçlarının bir kez daha net olarak görüldüğünü belirtti.
Podolski'nin sakatlığı nedeniyle dün oynanan Kardemir Karabükspor maçında Eren Derdiyok'un yalnız kaldığını anlatan Nazifoğlu, "Bir yerde bütçe problemimiz var ama golcü problemimiz de var. Nasıl halledebiliriz diye bakıyoruz. Yarın veya öbür gün başkanımızla görüşeceğiz ve bu konu gündeme gelecek." ifadelerini kullandı.
Santrfor mevkisine Podolski ve Eren Derdiyok'u zorlayacak bir oyuncu almaları gerektiğine dikkati çeken Levent Nazifoğlu, şunları söyledi:
Beşiktaş'ın muhtemel rakiplerinin çoğu belli oldu
"Forvete transfer edeceğimiz oyuncu Podolski ve Eren'i zorlamayacaksa, zaten almanın bir anlamı yok. Üçüncü forvet olarak bence Podolski ve Eren ayarında birini almamız lazım. 'Bir kenarda dursun,  sakatlık olursa oyuna girer' düşüncesiyle bir oyuncu alırsak, ne kadar katkı sağlayacağı şüpheli.  Ben o tür bir transfere karşıyım. Paramız varsa, iyi bir santrfor alalım. Yoksa da katkı vermeyecek birini almaya karşıyım. Tabii bu konu yönetim kurulunda tartışılacak ve hocamızın isteklerine de bakılacaktır."
Lassana Diarra transferinde henüz bir gelişme olmadığını ve Rusya'daki görüşmelerden çıkacak sonucu beklediklerini anlatan Nazifoğlu, Caner Erkin konusunda ise bir temasları bulunmadığını dile getirdi.
Levent Nazifoğlu, Ünal Aysal'ın dönemine vurgu yapılarak, "Üç-dört sene önce böyle bir görevde olmayı ister miydiniz?" sorusuna, sitemli yanıt verdi.
O dönemde kulübün imkanlarının çok daha geniş olduğuna vurgu yapan Nazifoğlu, "Üç-dört sene önce bayağı bir para harcandı. Kulübe de yine önemli rakamlar girdi. Öyle zamanlarda bizim gibi emekçiler yer bulamazlar. Biz buraya ancak böyle zor günlerde gelebiliriz." değerlendirmesinde bulundu.
Galatasaray'ın dün Kardemir Karabükspor ile yaptığı maçın ardından takımda gördükleri durumu anlatan Nazifoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Geçen sene maç başına koşu mesafeleri 101-102 kilometre civarıydı. Dün ise 109 kilometre koşmuşuz. Rakibimiz ise 118 kilometre koşmuş ve sanırım ligimizin bugüne kadarki en yüksek koşu mesafelerinden birini yakaladılar. Çok koştular ve oyunumuzu çok bozdular.  İyi oyun kuramadık. Şu anda kondisyon problemimiz çok değil. Takım olma konusunda bazı problemlerimiz var. Bunun için de zaman gerekli. Bir takım sıkıntılar olduğu belli. Bu konuları bugün konuştuk, yarın yine konuşacağız. Sıkıntıları yok edene kadar kaynağını araştıracağız."
Nazifoğlu, Eren Derdiyok ve Tolga Ciğerci'nin Kardemir Karabükspor karşısında başarılı performans ortaya koyduklarının aktarılması üzerine, "Göreve geldiğimizde, problemleri tespit ederek doğru transferler yapmaya çalıştık. Gördüğümüz kadarıyla bu oyuncular beklentileri karşıladılar. Tabii ki bir maçlık performansla karar veremeyiz." diye konuştu.
Selçuk İnan'ın performansının eleştirildiği yönündeki soru üzerine ise Nazifoğlu, "Ben buna katılmıyorum. Beşiktaş maçının en fazla koşan oyuncusuydu. Kardemir Karabükspor maçında ise zaten takım olarak etkisizdik. Sneijder kreatif bir oyuncu ve rakipler ona özel önlem alıp 2-3 kişiyle baskı yapıyorlar. Rakip onunla uğraşırken, diğer alanlarda yaratıcı olmamız gerekiyor." diyerek sözlerini tamamladı.
Dolar ne kadar? 3 Kasım 2016 öğle saatleri
Dünyadaki tüm döviz kurlarını etkileyen Amerika Merkez Bankası (FED) dün faiz toplantısında, faizleri değiştirmediklerini açıkladı. Bu açıklamadan sonra Türkiye'de dolar sabah saatlerinde 3.11 Türk lirasından giriş yaptı. Sabah saatlerinde alımlar sonrası 3.12 lirayı gördü. Öğlen saatlerinde son durum nedir?
Dün gözler FED'e çevrilmeden önce 3.13 lirasında işlem yapan dolar, FED'in "faiz artırımı yok" açıklamasından sonra sabah saatlerinde 3.11 liraya kadar düştü. Amerika'dan gelen haberden sonra alımlar sıklaşmaya başladı ve öğlen saatlerinden önce 3.12'yi gördü.
Öğlen saatlerinde dolar ne kadar? 3,11424612 Türk Lirası
Amerika'dan gelen haberle Borsa İstanbul sabah saatlerinde %0.20 yükselişle işlemlere başladı. Bu oranla açılmasından itibaren satışlar başladı ve endekste düşüş görüldü. Açılışta, BIST 100 endeksi 153,29 puan artarken bankacılık endeksi yüzde 0,21, holding endeksi yüzde 0,25 değer kazandı. Sektör endeksleri arasında en fazla kazandıran yüzde 0,73 ile gıda, içecek, en çok değer kaybeden ise yüzde 0,62 ile menkul kıymet yatırım ortaklığı oldu. Analistler, dün ABD başkanlık seçimine ilişkin anketlerde oy oranlarının birbirine çok yakın olmasının piyasalarda tedirginliğe neden olduğunu, buna bağlı olarak yatırımcıların risk iştahının azaldığını ve özellikle pay piyasalarının satış baskısı altında kaldığını belirtti. Söz konusu gelişmelerle BIST 100 endeksi, dün yüzde 0,33 azalarak 77.171,59 puan ile son 3 haftanın en düşük kapanışını gerçekleştirdi.
VİDEO: Dolar neden yükseldi? Bu artış devam eder mi?
Bugün yurt içinde ekim ayı enflasyon verileri, yurt dışında ise İngiltere Merkez Bankası (BoE) faiz kararı ve ABD'de açıklanacak verilerin takip edileceğini bildiren analistler, teknik açıdan BIST 100 endeksinin 77.000 ve 76.500 seviyelerinin destek, 78.000 seviyesinin direnç konumunda olduğunu kaydetti.
Beklentiler doğrultusunda hareket eden FED, faizleri yükseltmedi. Lakin "faiz artırımına gitmemesi" Aralık ayında yapılacak toplantıda bu gidişat doğrultusunda gitmeyecek manasında değil. Toplantı sonrası yapılan açıklamada "Ekonomik görünüme ilişkin yakın vadeli riskler aşağı yukarı dengelenmiş gözüküyor. Komite faiz artış zemininin güçlenmeye devam ettiğine hükmetmesine karşın şimdilik hedeflerine yönelik ilerleme için biraz daha fazla kanıt beklemeye karar verdi." sözleri dikkat çekti.
Analistler, 8 Kasım Salı günü gerçekleştirilecek ABD başkanlık seçimi sonrasında ekonomide "sürpriz bir zayıflama" yaşanması durumunda Fed'in faiz artırımına gitmeyebileceğini ancak eldeki verilerle faiz artış olasılığının yüzde 70'in üzerinde olduğunu belirtti.
Bugün yurt içinde enflasyon, yurt dışında ise İngiltere Merkez Bankası (BoE) kararları ile ABD'de açıklanacak hizmet sektörü verilerinin takip edileceğini kaydeden analistler, küresel piyasalarda azalan risk iştahının özellikle pay ve tahvil piyasaları üzerinde baskı oluşturduğunu ifade etti.
15.00 İngiltere, BOE faiz kararı
15.30 ABD, haftalık işsizlik başvuruları
16.45 ABD, ekim ayı hizmet sektörü PMI
17.00 ABD, eylül ayı fabrika siparişleri
Güven İslamoğlu Karaburun yarımadasında bir rota yaptı, Kösedere Köyünde öküz köftesi, Mordoğan'da mezattan balık alıp yedi. Sarpıncık Fenerini, badembükü koyunu ve Mordoğan'ı ekrana taşıdı.
Konuyla ilgili EPDK ilanı, Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlandı.
Buna göre EPDK, akaryakıt şirketlerinin dağıtıcıları dışında akaryakıt veya LPG ikmali, ÖTV'siz jet yakıtını yasa dışı yollarla piyasaya sürme, gerekli süre içerisinde bayilik teşkilatını kurmama, lisanssız bayilik faaliyetinde bulunma, otomasyon sistemine dışarıdan müdahale ve kayıtların değiştirilmesi, akaryakıt istasyonunda gizli yer altı tankı düzenek ve tertibatı bulundurma, teknik düzenlemelere aykırı akaryakıt ikmali ve otomasyon sistemin çalışmaması gibi sebeplerle 10 şirkete toplam 4 milyon 257 bin 438 lira ceza uygulanmasını kararlaştırıldı, 3 şirketten ise savunmalarını istedi.
Autoshow'da Victoria Secret meleği Erin Heatherton rüzgarı
İstanbul Autoshow 2015 bugün kapılarını basın ve özel davetliler için açtı. 60'ın üzerinde yeni model otomobilin tanıtılacağı İstanbul Autoshow 2015'e Victoria Secret modeli Erin Heatherton katıldı. Ünlü mankenin kulağındaki ay yıldızlı küpe dikkatlerden kaçmadı.
Tanıtıma katıldı
Dünyaca ünlü manken Erin Heatherton, ilk kez görücüye çıkan KİA'nın cee'd GT-Line modelinin tanıtımını yaptı.
Büyük ilgi
Güzelliği ve başarısı ile dünya podyumlarının en çok aranan mankenleri arasında yer alan, ayrıca dünyaca ünlü moda dergilerinin defalarca kapağını süsleyen Heatherton, Autoshow Fuarı'nın açılışına katılan konukların ve medyanın büyük ilgisiyle karşılaştı.
Meşrutiyetten Demokrasiye Seçimler 2. Bölüm
Kanun-i Esasi'den Osmanlı'daki ilk seçimlere, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılışından, tam demokrasiye geçiş sürecine, İz bırakan liderlerden, seçim tarihindeki dönüm noktalarına… Türkiye'nin demokrasi yolculuğu Altan Öymen'le "Meşrutiyetten Demokrasiye Seçimler" belgeselinde anlatılıyor.
İtalya'da pole pozisyonu Hamilton'ın
Formula 1'de Mercedes'in Büyük Britanyalı pilotu Lewis Hamilton, sezonun 14. yarışındaki sıralama turlarında ilk sırayı elde etti.
2016 Formula 1 Dünya Şampiyonası'nın 14. ayağı İtalya Grand Prix'sine, Mercedes pilotu Lewis Hamilton ilk sırada başlayacak.
İtalya'nın Monza kenti ile aynı adı taşıyan 5 bin 793 metrelik pistte, 53 tur üzerinden yapılacak yarışın sıralama turları gerçekleştirildi. Pilotlar klasmanında Mercedes'ten takım arkadaşı Nico Rosberg'in 9 puan önünde yer alan son iki yılın şampiyonu Hamilton, sıralama turlarında 1.21.135'lik derecesiyle pole pozisyonunu elde etti. Alman pilot Rosberg ise 1.21.613'lük zamanıyla ikinci sırayı aldı. Ferrari'nin Alman sürücüsü Sebastian Vettel de 1.21.972'lik süresiyle üçüncü sıranın sahibi oldu.
İtalya Grand Prix'sine yarın TSİ 15.00'te ilk 10 sıradan başlayacak pilotlar ve dereceleri şöyle:
Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, Türkiye'nin yılın son çeyreğinden itibaren büyüme trendine gireceğini ifade ederek, "Bütün olumsuzluklar ve beklentilere rağmen 2017'de yüzde 5'lik büyümeyi yakalayacağız. 2017'nin 2016'dan daha iyi geçeceği muhakkak." dedi.
Tüfenkci, bu yılı değerlendirdi, 2017 beklentilerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Türkiye açısından bu yılın diğer yıllara göre çok farklı geçtiğini belirten Tüfenkci, özellikle 15 Temmuz'daki darbe girişimi ve buna karşı gerçekleştirilen sivil direnişin ülke tarihi açısından çok önemli olduğunusöyledi. Darbe girişiminin ardından ekonomik hayatın sekteye uğramadığına dikkati çeken Tüfenkci, "Bütün gece darbecilerle mücadele eden bu insanlar sabah kalktıklarında dükkanlarının, üretimlerinin, fabrikalarının başına geçtiler. Piyasaları hiç durdurmadan, aksaklığa mahal vermeden ekonomiyi de ayakta tutarak, şanlı bir direniş gösterdiler. Bunun için 2016 çok manidar bir yıl oldu." diye konuştu.
Tüfenkci, Türkiye'nin 2016'da çok yönlü terör saldırılarına maruz kaldığını ifade ederek, "DEAŞ, PKK, FETÖ ile mücadele, velhasıl ismini bildiğimiz bilmediğimiz, kimin maşası olduğunu bildiğimiz bilemediğimiz çeşitli örgütlerle mücadele ederken, bir yandan da Türkiye ekonomisini büyütmeye, ekonomik anlamda kalkınmaya çalıştık." dedi. - "Türkiye'yi dünya piyasalarından ayrı düşünmemek lazım" Türkiye'nin küresel ekonomik sisteme entegre bir yapıda olduğunu aktaran Tüfenkci, şöyle devam etti:
"Türkiye'yi dünya piyasalarından ayrı düşünmemek lazım. Esasındabaktığımızda 2009 krizinden sonra dünya ticaretinin toparlanamadığını gördük ve dünya ticaretinin daralan bir seyir izlediğini fark ettik. Bu noktada Türkiye de bundan ayrı düşmedi. 2015 yılında yüzde 4'lük büyümeyle beraber ilk ve ikinci çeyrekte büyüyen bir Türkiye var. Maalesef 3. çeyrekte büyüme trendini durdurmuş bir Türkiye gördük, ama 2016'nın son çeyreğinden itibaren yine Türkiye'nin büyüme trendine girmiş olduğunu göreceğiz. 2017'de de yüzde 5'lik bir büyümeyi bütün olumsuzluklara ve beklentilere rağmen yakalayacağız. 2017'nin 2016'dan daha iyi geçeceği muhakkak "Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye'ye karşı yanlı kararlar aldığına işaret eden Tüfenkci, bu kararlar sonrasında milletin daha fazla üretmek için çaba sarf ettiğini söyledi. Tüfenkci, hükümet olarak bu gayretleri desteklemek amacıyla çeşitli destek paketleri hazırladıklarını belirterek, daima üreticinin ve çalışanın yanında yer aldıklarını dile getirdi. Tüfenkci, Bakanlık faaliyetlerine değinirken de iç ticaretin canlandırılması ve daha güvenli şekilde yapılması adına bazı düzenlemeler yaptıklarını söyledi.
Özellikle yatırım ortamının iyileştirilmesi noktasında şirket kuruluşlarını basitleştirdiklerini vurgulayan Tüfenkci, şöyle konuştu:
"Şirket kuruluşlarını bir güne, maliyetlerini 876 liraya kadar düşürdük. Özellikle vatandaşlarımızın talebi vardı, çeke itibar kazandırılması... onunla ilgili düzenlemeyi yaptık, Meclisten geçirdik. İnşallah Ocak 2017'den itibaren uygulanmaya başlanacak. Karekodlu çek sistemine geçtik. Burada karekod ile esnafımız, tacirimiz çek verenin künyesini, geçmişini görecek. Hangi bankalarla ne kadar çalışıp, ne kadarını ödediğini ödemediğini görecek. Hapis cezasını geri getirdik. Bu tacirlemizin beklediği bir husustu." İflas ertelemelerin piyasa bozucu bir etkisi olduğuna işaret eden Tüfenkci, bu nedenle iflas ertelemeyi zorlaştırma adına düzenleme yaptıklarını belirtti.
Zorlu rekabet ortamında küçük esnafın korunmasına yönelik birtakım tedbirleri de hayata geçirdiklerini aktaran Tüfenkci, bu çerçevede çeşitli krediler verildiğini söyledi. Küçük işletmelerin krediye ulaşmasını kolaylaştırma adına Taşınır Malların Rehini Kanunu'nu Meclisten geçirdiklerini hatırlatan Tüfenkci, "Bu, 1 Ocak 2017'den itibaren hayata geçmiş olacak. Burada özellikle kredi almakta zorlanan orta ve küçük işletmelerin ham maddelerini, makinelerini, markalarınıteminat göstermeleri için 50 maddelik bir taşınır listesi oluşturduk ve buradaki her ürünü teminat gösterip kredi alabilecekler." diye konuştu. Bakanlık olarak gümrüklerde teknolojik altyapının iyileştirilmesi noktasında da önemli adımlar attıklarını belirten Tüfenkci, sınır kapılarındaki bekleme sürelerini kısaltarak ihracat maliyetlerini düşürdüklerini dile getirdi.
"Küçük esnafa kredi desteği sürecek"
Bakan Tüfenkci, açıkladıkları tedbir, destek ve teşvik paketlerine işaret ederek, 2017'nin 2016'dan daha iyi geçeceğini yineledi. Söz konusu paketlerin olumlu yansımalarının 2017'de görülmesinibeklediklerini söyleyen Tüfenkci, şunları kaydetti:
"Özellikle son açıkladığımız teşvik paketiyle beraber gerek istihdam desteği gerek SGK primini paylaşmak üzere yapmış olduğumuz destekler bizim reel sektörün canlandırılması noktasında beklentimiz. Dolayısıyla 2017'nin hem reel sektörün canlandırılması hem ihracatın hem üretimin artırılması hem de yeni pazarlara açılım noktasında farklı bir yıl olacağını düşünüyorum. Küçük esnafımızı ezici rekabetten koruma adına kredi desteklerimiz artarak devam edecek. Bu noktada daha önce açıkladığımız esnafın şiddetle beklediği işsizlik fonundan tutun da sicil affına kadar birtakım düzenlemeleri de kısa zamanda hayata geçireceğiz."
Ümmiye Koçak ikinci filmini çekmeye hazırlanıyor
İlkokul mezunu yönetmen Ümmiye Koçak ödül kazandığı ilk filmi "Yün Bebek"in ardından ikinci filmini çekmeye hazırlanıyor.
Muğla'nın Datça İlçesi'nde 'Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Haftası' etkinlikleri kapsamında 'Yün Bebek' filminin gösterimi yapıldı. Datça Belediyesi tarafından Ecevit Kültür Merkezi'nde yapılan 'Yün Bebek' filminin gösterimine, filmin senaristi, yönetmeni ve oyuncusu olan Ümmiye Koçak'ın yanı sıra çok sayıda kadın izleyici katıldı.
Mersinli kadınların rol aldığı ve kadına şiddeti konu alan film, izleyicilerden tam not aldı. New York Film Festivali'nden ödülle dönen 'Yün Bebek' filminin ilkokul mezunu yönetmeni Ümmiye Koçak, gösterim ardından Datçalı kadınlarla söyleşi yaptı. Datça'da olmaktan çok mutlu olduğunu belirten Koçak, şöyle dedi:
"Yün Bebek' filmini herkesin görmesini arzuluyorum. Türkiye'nin pek çok yerinde gösterimi yapıldı. Destek bulursam Yün Bebek 2'yi çekmek istiyorum. Filmdeki küçük Elif, zor şartlara rağmen okuyup öğretmen oldu. Öğretmen olduktan sonrasını da filme aktarmak gerekiyor. Günümüzde köyler boşalıyor. Okuyup öğretmen ve memur olanlar, küçük Elif gibi okuyamamış ve zor şatlarda olan çocuklara yardım elini uzatmalı, onlara öncülük yapmalıdır. Bunun için Yün Bebek filminin ikincisini çekmek istiyorum."
Konuşmasında, kadınları özeleştiri yapmaya çağıran Koçak, "Kadınların eğitimi konusunda suçu, biraz da biz kadınlarda buluyorum. Biz kadınlar biraz hazırcı olduk. Uyutuluyoruz. Televizyon dizilerine çok fena takılıyoruz. Televizyonlardaki uyduruk programların adeta esiri olduk. Uykudan uyanmalıyız. Silkinip kendimize gelmeliyiz. Birisinin bizi silkelemesini beklemeyelim. Biz akıllıyız, zekiyiz. İstersek her şeyi yapabiliriz" dedi.
Filmin senaristi, yönetmeni ve oyuncularından Ümmiye Koçak, New York Film Festivali'nde 2013 yılında, 'Sinemada En İyi Avrasyalı Kadın Sanatçı' ödülüne layık görülmüştü.
Kocaeli'nin Körfez ilçesinde çöp kutusunun yanına bırakılan eski valiz bomba paniğine neden oldu. Valiz fünye ile patlatılmak istenirken teknik arıza meydana geldi. Yapılan incelemede valizin eskidiği için çöpe atıldığı belirlendi.
Körfez Güney Mahallesi Tuğrul Caddesi'nde kaldırımda çöp kutusunun yanında valiz görenler bomba olabileceğini düşünerek polise haber verdi.
Olay yerine gelen polis ekipleri önlem alarak, bomba imha uzmanını çağırdı.
Bomba imha uzmanı valizi fünye ile patlatmak için düzenek kurdu. Ancak, yaşanan teknik sorun nedeniyle fünye patlamadı. Yapılan incelemede valizin eskidiği için çöpe atıldığı kanısına varılırken, çevredeki güvenlik kamerası kayıtlarının incelenmesi sonucu valizin bir kişi tarafından çöpün yanına bırakıldığı tespit edildi.
Daha sonra açılan valizin boş olduğu görüldü, endişe de sona erdi.
Çelik Motor Genel Müdürü Özgür Maraş 2017'de Kia'nın 3 yeni model getireceğini, Kiarent markasını da tanıtacaklarını ifade etti.
Çelik Motor Genel Müdürü Özgür Maraş 2016 değerlendirmesi ve 2017 beklentilerini açıkladı. Maraş şunları söyledi:
"Türkiye Otomotiv Pazarı; sağladığı vergi gelirleri, yaklaşık 400 bin kişiye yarattığı istihdamı, son 7 yıldır ihracat sektöründe bir numara konumunda olması, aynı zamanda birçok sektöre olan dolaylı katkıları nedeniyle ekonomik açıdan büyük önem taşımaktadır. 2016 yılında ülkemizde terör olaylarının artarak devam etmesi, yaşanan Rusya krizi, darbe girişimi, kur artışı ve yeni ÖTV vergi sistemine rağmen otomotiv pazarının 2015 yılının gerisinde kalmaması beklenmektedir. Önümüzdeki dönemde de devam etmesi beklenen risk faktörlerine, TL'deki değer kaybına ve yaşanan ÖTV artışının gecikmeli etkilerine bağlı olarak, 2017 yılında otomotiv sektörünün 2016 yılına göre ortalama %10-15 seviyesinde daralacağını öngörüyoruz. Stokların ve finansman kullanımının iyi yönetilmesi gereken bir yıla girdiğimizi düşünüyoruz. Aslında son derece dinamik, altyapısı ve potansiyeli güçlü olan Türk otomotiv sektörünün, gelişebilecek her türlü ekonomik ve siyasi iyileşme ile hızla toparlanabilme yeteneği de mevcuttur."
Özgür Maraş, "Otomotiv sektöründe 2017 yılında yeni model yılı araçların satışına başlanması, ÖTV ve kur artışının fiyatlara yansıması ile birlikte sektördeki segment dağılımının değişerek, müşterilerin daha düşük donanımlı giriş paketlerine doğru bir tercihte bulunacağını öngörüyoruz." dedi.  Kia Türkiye olarak tüm bunların ışığında 2016 yılını yaklaşık 19.000 adetlik araç satışı gerçekleştirerek %2'lik pazar payı ile kapattıklarını söyleyen Maraş şöyle devam etti:
" 2017 yılında pazarın daralması öngörümüze rağmen, büyüme hedefimizi sürdürüyoruz ve otomotiv pazarına 3 yeni modelimizle önemli katkılar sağlamayı planlıyoruz. KIA'nın küresel düzeyde en çok ilgi gören modeli olan, bir önceki versiyonundan farklı olarak cazibesi ve sürüş keyfi artırılarak tasarlanan B segmentindeki modelimiz yeni Rio'nun dördüncü nesil versiyonunu 2017 yılının ilk çeyreğinde satışa sunmayı planlıyoruz. Yine yılın aynı döneminde, şehirde kullanım kolaylığı sağlayan, dış tasarımı ile otomotiv dünyasının en büyük tasarım ödülleri IF ve red dot'a layık görülen A segmentindeki modelimiz Picanto'nun yeni versiyonunun da lansmanını gerçekleştireceğiz. 2016 yılı ortasında Avrupa'da satışa sunulan ve 23.000'den fazla sipariş alarak KIA Motors için erken satış başarısı gösteren ve Los Angeles'tan New York'a yapılan deneme sürüşü sonrası "en düşük yakıt tüketimine sahip hibrit otomobil" ünvanı alarak Guinness Rekorlar Kitabı'na giren yeni hibrit SUV modeli KIA Niro'yu da 2017 yılı 1. çeyreğinde satışa sunacağız."
Mevcutta 32 ilde 49 showroom ile müşterilerie ulaştıklarını kaydeden Maraş " 2017 yılında İstanbul, Uşak, Kahramanmaraş, Şanlıurfa, Sivas illerinde açılacak 5 yeni bayi ile satış ağımızı genişletmeyi ve müşterilerimize daha kolay ulaşılabilir bir hizmet sunmayı hedefliyoruz" diye konuştu. Maraş şöyle devam etti:
"Yaşanan tüm bu gelişmelerin, kiralama sektöründe ise bir sıçrama potansiyeli yarattığını düşünüyoruz. Özellikle ÖTV düzenlemelerinden dolayı tüketiciler, paralarını otomobil alımına bağlamak yerine, araç kiralamayı tercih edeceklerdir. Tüm Oto Kiralama Kuruluşları Derneği'nin (TOKKDER) açıkladığı rakamlara göre 2016 yılının üçüncü çeyreğinde araç kiralama sektörünün pazar büyüklüğü yüzde 10.5 arttı. Böylece piyasada toplam kiralık araç sayısı 306 bin 400'e ulaştı."
Kiralama sektöründe büyüme beklentleri olduğunu söyleyen Özgür Maraş şöyle devam etti:
"Kia çatısı altında yeni bir alt marka yarattık: KIARENT. "Araç kiralamada KIA zamanı" sloganıyla yola çıktığımız bu yeni oluşumda, bayilerimize gelerek KIA satın almak isteyen müşterilerimize, beğendikleri aracı 12 aydan 36 aya kadar uzun dönem kiralama opsiyonu da sunacağız. Bayilerimizin gerçekleştireceği bu operasyon Çelik Motor'un kiralama sektöründeki öncü markası GarentaPRO üzerinden yapılacak. Böylece GarentaPRO marka gücünü, KIA bayi ağının gücüyle birleştirerek, 2017'de daha da büyümesini beklediğimiz kiralama pazarında, markalarımızın sinerjisi ile etkin bir şekilde rol almak istiyoruz. KIARent'ten kiralama yapacak müşteriler ayrıca ileriki zamanlarda, kiraladıkları otomobilleri uygun şartlarda satın alabilme şansına da sahip olabilecekler. "KIA Standartlarında Araç Kiralama" hizmeti verecek olan KIARent markası, henüz 26 Aralık itibariyle hayata geçmesine rağmen ilk kiralamasını dün gerçekleştirdi."
Uzun dönem kiralama markası GarentaPRO ile geçen seneye oranla ortalama filo adedinde yüzde 14, kısa dönem markamız GarentaDAY ile de yüzde 13,6 büyüme sağladıklarını da bilerten Maraş ," 2017 yılında GarentaPRO'nun yüzde 12, GarentaDAY'in ise ortalamada yüzde 6 büyümesini ve sektördeki konumumuzu korumayı hedefliyoruz. Önümüzdeki dönemlerde hizmetlerimizde mükemmeliyeti ön planda tutarak, tüketicimizin ihtiyaçlarına daha hızlı, daha verimli cevap verecek projelerimize odaklanacağız. Şirket olarak ise giderlerimizi daha verimli yönetme stratejisi ile hareket edeceğiz. Çünkü ölçeği tüm işletmeler için maliyetleri düşürmek ve tasarruf oldukça önemli bir konu. Birçok firma artık üzerlerindeki yükü azaltmak için yeni iş modelleri geliştiriyor. Özellikle global trendler artık maliyetlerin daha da azaltıldığı iş modellerini araştırıyor, sorguluyor. Araç satın alma da sorgulanan uygulamalardan biri. Çünkü taşıt almak, araştırma aşamasından itibaren kafa karıştıran, vakit ve konsantrasyon gerektiren bir süreç. Ödeme planı ise doğru yönetilmesi gereken bir diğer konu. Ayrıca satın alma ile birlikte hasar, personel ve servis gibi diğer süreçlerle de uğraşılması gerekiyor. Garenta olarak müşterilerimizin bu sıkıntılı süreçlerle uğraşmaları yerine, çok daha iyi maliyetlerle tüm araç kiralama ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Böylece firmalar giderlerini azaltıp, maliyetlerini daha iyi yönetirken, verimliliklerini en üst çıtaya çıkartıyorlar. Müşterilerimizle kurduğumuz sıcak ilişkide, onları en az onlar kadar düşündüğümüzü somut adımlarımızla göstererek, fark yaratmak istiyoruz." şeklinde konuştu.
2017 yılında şubeleşme atağına hız vereceğini belirten Maraş şu an Adana, Ankara, Antalya, Bursa, Gaziantep, İstanbul, İzmir, Kayseri, Trabzon, Muğla illeri olmak üzere Türkiye genelinde 17 farklı noktada araç kiralama hizmeti verdiklerini belirtti. Aralık ayında Türkiye'nin önde sanayi merkezlerinden ve aynı zamanda öğrenci kentlerinden biri olan Eskişehir'de yeni bir şube açtıklarını söyleyen Maraş şöyle devam etti:
" Şubeleşme ağımızı özellikle şehirlerde genişletmek istiyoruz. Geçtiğimiz yıllarda geleneksel hale gelen yıl sonu kampanyaları ile sıfır otomobil satışlarında adeta talep patlaması yaşanırdı. Tüm yıl yapılan satışların yaklaşık üçte biri son çeyrekte gerçekleştirilirdi. Aslında bu karşılıklı beklentinin rakamlara yansıması anlamına geliyordu. Tüketiciler indirim beklentisi ile yıl sonunu beklerken, distribütörler de satışların yoğun olduğu dönemde tüm güçlerini ve kaynaklarını harcıyorlardı. Adet bazında baktığımızda bu sene yine benzer bir tablo yaşandı. 2016 Ekim ve Kasım ayında toplam 200.000 araçlık satış rakamına ulaşıldı. Aralık ayında da lüks segment dışında benzer bir tabloyla karşılaşılması muhtemel. Otomobil firmalarının ve distribütörlerin yaptığı etkili kampanyalarla ikinci el satışlarda yüzde 6 oranında düşüş yaşanırdı. Ancak döviz kurlarındaki artış ve aynı zamanda ÖTV'nin ortalama yüzde 3-4 oranında artması distribütörlerin kampanya yapmalarını zorlaştırdı. Hatta fiyatlarda bazı artışlar da yaşandı. Böylece ikinci el araç fiyatlarındaki düşüş engellenmiş oldu. Aralık ayında fiyatlarda ortalama B segmentinde yüzde 2, C segmentinde yüzde 5 ve üst segmentte yüzde 10'luk artışlar gördük."
Distribütörler kurlardaki artışın bir kısmını hala fiyatlarına yansıtmadıklarını da belirten Maraş şu açıklamaları yaptı:
" Bu doğrultuda 2017 yılında fiyatlarda yüzde 5 ile yüzde 8 oranında artış bekleniyor. Özellikle lüks veya D segmentte bulunan araçların yüksek donanımlı modellerinin sıfır satışı yerine, ikinci ellerine kayması bekleniyor. Bu talep kayması da ikinci el araçların fiyatlarının artışına sebep olacak. Burada özellikle markalaşma yolunda olan ikinci el siteleri ön plana çıkacak. 130.000'e ulaşan üye sayısı ve yıllık 20.000 araçlık satışı ile ikinciyeni. com verdiği güven, şeffaflık ve hizmet kalitesiyle sıfır araç satışlarına alternatif olma iddiasını kuvvetlendirecek. Önümüzdeki sene ikinciyeni. com web sitesi tamamen tüketici davranış ve görüşlerine göre yenilenecek. Ayrıca yine web sitesi üzerinden konsinye satış kanalını da açacağız. Oluşturacağımız bu yeni kanal ile birlikte önümüzdeki sene de ikinciyeni. com platformumuza yatırım yapmaya devam edeceğiz."
Mario Gomez Beşiktaş'a Fiorentina'yı gösterdi
Siyah-Beyazlı takımı attığı gollerle şampiyonluğa taşıyan Alman golcünün İstanbul'da oturduğu evdeki eşyalarını satışa çıkardığı iddia edildi. Şu anda Almanya Milli Takımı ile Avrupa Şampiyonası için Fransa'da bulunan yıldız oyuncunun İstanbul'da oturduğu evdeki eşyasını satışa çıkardığı öğrenildi. Bu konuyla ilgili bir kişiyi görevlendirdiği öğrenilen Gomez'in bu hareketi 'gidiyor' yorumlarına neden oldu. Mario Gomez'in yanı sıra Siyah- Beyazlı takımın bir diğer oyuncusu Kerim Frei'ın de oturduğu evin eşyalarını satışa çıkardığı kaydedildi. Teknik direktör Şenol Güneş'in geçtiğimiz sezon özellikle ikinci yarılarda şans verdiği Frei'ın bu hamlesi şaşkınlık yarattı. 2018 yılına kadar Kartal ile sözleşmesi bulunan yetenekli oyuncunun Almanya'da bir takıma gidebileceği iddia edildi. (Habertürk)
20 adet üretilen Lamborghini'nin tamamı satıldı
İtalyan simge otomobil markası Lamborghini Centenario Roadster Coupe'nin piyasaya sunulmasının ardından 20 adet ile sınırlı sayıda üretilen üstü açılabilen versiyonunun tamamı satıldı.
Spor otomobili versiyonunun doğal bir halefi olan Centenario Roadster, tüm dünyada yalnızca 20 adet üretildi ve Lamborghini'nin otomotiv tasarımını yeni, ilham verici seviyelere taşıma kararlılığının da gerçek bir temsilcisi haline geldi.
İtalyan simge otomobil markası, özel anma serileriyle dinamik kurucusu Ferruccio Lamborghini'nin yüzüncü yıldönümünü kutlamaya devam ediyor. Tasarımcılara, Lamborghini'nin vizyoner kurucusunun her zaman ileriyi hedefleyen karakterini içinde barındıran ve şık bir ortamda göze çarpan açık bir tasarım oluşturma özgürlüğü tanındı. Spor otomobillerin ulaştığı bu yeni düzeyde, temiz yüzeyler ve Lamborghini'nin hakiki temel tasarım DNA'sını oluşturan 'biçim işlevden sonra gelir' anlayışının mükemmel yansımasıyla ortaya çıkan yeni tasarım yönünü de gözler önüne seriyor. Centenario'nun siluetinde, ön ve arka kısımda, düzgün, duyulara hitap eden ve tek gövde biçimi oluşturan yere yakın çıkıntılar yer alıyor.
Performans odaklı bir model olan bu üstü açık otomobil, karbon elyafı monokok yapı üzerine imal edildi ve gövde parçaları da karbon elyafından üretildi.
Deneysel olarak en yeni renkleri deneme özellikleriyle bilinen tasarımcılar, kıvrımlı görünümünü daha da ön plana çıkaracak şekilde Centenario Roadster için özel olarak tasarlanan ''Argento Centenario'' adında özel gümüşi bir dış boya rengi geliştirdi. Modelin simgesi olan bu mat dokunuşa ulaşmak için tasarımcılar, metal taneciği görüntüsünü seyreltmek ve hafifletmek için yeni yüksek teknolojili bir işlem uyguladı ve ipeksi ve zengin bir dış cila oluşturuyor.
Otomobilin güçlendirilmiş aerodinamik tasarımı, yüksek hızlarda daha fazla bastırma kuvveti uygulayan uzatılmış arka kanat içeriyor ve daha fazla çeviklik ve stabilite için arkadan itiş sistemine sahip. Yeni tamamen bağlantılı bilgi-eğlence ve yenilikçi dokunmatik ekran sisteminin içinde de internette dolaşma ve kullanım kolaylığı saplayan Apple CarPlay yer alıyor.
Özellikle Roadster için iç mekanda azami konfora ulaşmak amacıyla gelişmiş aerodinamik çalışmaları yürütüldü. Ön cam, başlarının etrafında ve üstünde havanın dolaşmasını sağlayıp, aydınlık bir ortam için
kokpit içerisindeki havalandırmayı en uygun düzeyde tutarak, kabin içindeki yolcuların hissettiği türbülansı azaltacak şekilde biçimlendirildi. İç mekanı çevreleyen şık, çerçevesiz pencereler, aydınlık ve havadar bir etki sağlarken, yalıtımı da artırıyor.
Lamborghini'nin bugüne kadar ürettiği en güçlü motora sahip olan Centenario Roadster'in şık dış görünüşü de Lamborghini'nin atmosferik V12 motorunun gücüyle uyum sağlıyor. İyileştirilmiş aerodinamik tasarımla birlikte ulaşılan mükemmel ağırlık-güç oranı da bu otomobilin rahatlıkla 350 km/s maksimum hıza ulaşmasına ve olağanüstü denge ile azami stabilite sunmasına olanak tanıyor.
Centenario Roadster, Centro Stile Lamborghini tarafından tasarlandı. Her bir bileşen; tarz olarak birbiriyle bağlantılı ve sürtünme, bastırma kuvveti ve motor soğutma açısından da performansın artırılmasına katkıda bulunuyor.
Her bir ayrıntı, yalnızca en yüksek sürüş deneyimi değil, aynı zamanda kabin konforu açısından da en iyi mühendislik çözümüne ulaşılması için ayarlandı. En uygun tasarıma ve işlevselliğe, arka duvar uygulamasıyla, başlıkların arkasında, kabinden havanın yeniden dolaşımını ve yolcu bölmesinin içindeki türbülansı en alt düzeye çekmek için motor kapağının arkasına doğru yumuşak hava akışı sağlayan kanalla birlikte ulaşıldı. Böylece, arka kanat ilave aero-yükten faydalarak daha yüksek arka bastırma kuvveti oluşturuyor.
Centenario'nun gövdesinde tamamen karbon elyafı kullanıldı. Ön motor kaputu, makas kapı panelleri ve açılan tavan çizgisi akışkan, aerodinamik ve organik olarak tasarlandı. Ön dağıtıcı, yan etekler, lastik bombeleri ve arka difüzör de dahil olmak üzere parlak karbon elyafından elde edilen alt parçalar işlevler, teknik ve aerodinamik mükemmelliğe adanmış bulunuyor. Hava akımı, ön far yuvaları içerisinde yer alan kanallar ile yan etekler ve lastik bombeleri çevresinde yer alan oluklardan geçiyor ve böylece arka radyatörlere giden hava akımı iyileştirilerek, en uygun soğutma sağlanıyor.
Arka lastik bombelerinin göz alıcı yapısı da Centenario'nun arkadan itişli sürüş sistemini vurguluyor. Arkadan itiş sistemine uygun özel olarak geliştirilen Pirelli PZero lastikler, dövülmüş ve oluklu alüminyumdan imal edilen özel 20''/21'' ön/arka jantların üzerinde yer alıyor. Jant çubuklarının fan şeklindeki biçimi, karbon elyafı, karbon seramik frenlerden sıcak havayı çıkaran örtülü kanallar ve Lamborghini armasını taşıyan merkezi kilitli tekerlek somunlarıyla daha da ön plana çıkarılıyor.
Gömülü arka difüzör, otomobilin arka kısmına egemen olurken, hava akımı dağıtımını en uygun hale getiren büyük boyutları da otomobilin bastırma kuvvetini en yüksek düzeye çıkarıyor ve estetik açıdan Centenario için aerodinamiklerin önemini vurguluyor. 'Y' biçiminde LED ışıklar, arka bölümün genişliği boyunca uzanarak, Centenario'nun hem gündüz hem de gece fark edilmesini sağlıyor.
Uzatılabilir arka kanat da, Centenario'nun minimalist çizgilerini korumak için dururken ya da düşük hızlarda gövdeyle bütünleşiyor. Otomobilin dinamik koşulları ve seçilen sürüş moduna bağlı olarak,
kanat, yüksek performans koşullarında en uygun aerodinamik verimliliği sağlamak amacıyla kanat 150 mm uzanıyor ve 15 dereceye kadar yukarı dönüş yapabiliyor.
Güç ve performans
Yüksek duyarlılığa sahip V12 mimarisi 770 HP güç sağlarken, motor hızı regülatörü de 8.350 d/d'den 8600 d/d'ye yükseltildi. 0-100 km/s hızlanmasını sadece 2,9 saniyede tamamlayan Centenario Roadster'in maksimum hızı 350 km/s. Fren mesafesi de aynı ölçüde etkileyici: Saatte 100 kilometreden sıfıra sadece 31 metrede iniyor.
Şasi ve tahrik
Centenario'nun tamamen karbon fiberden yapılan gövdesinde, monokok ve diğer tüm gövde parçaları ve trimlerde karbon fiber kullanıldı. Kuru ağırlığı sadece 1,570 kg olan Centenario'nun ağırlık/güç oranı 2,04 kg/hp olarak gerçekleşti.
Centenario Roadster, Lamborghini'nin yeni arka tekerlerden yönlendirme sistemini benimsedi. Sistem, düşük hızlarda dönüş çevikliğini artırırken daha düşük dönüş açısı ve dönme çapı gerektiriyor. Yüksek hızlarda arka lastikler, dönüş açısıyla aynı yöne dönüyor ve bu da aks mesafesinin sanal olarak artmasını sağlıyor. Sonuçta arka tekerlerden yönlendirme stabiliteyi artırıyor ve aracın duyarlılığını optimize ediyor. Lamborghini'nin üç sürüş modu olan Strada, Sport ve Corsa'a arka tekerlerden yönlendirme, özellikle yanal dinamiklerde her birinin özelliklerini iyileştiriyor.
Roadster'in donanımında yer alan Lamborghini'nin magneto reolojik süspansiyonu ve Lamborghini Dynamic Steering '(LDS) optimum duyarlılık sağlıyor ve sürücüye geri beslemeler sunuyor. Hafif bir çözüm üretmek ve vites geçişlerinin hızlı olması için Independent Shifting Rod (ISR) vites kutusu özelliği bulunuyor.
İç kısım - lüks ve işlevsellik
İşlevsellik ve bağlanabilirliğin temel özellikler olduğu Centenario'da uydu navigasyonu ve yüksek çözünürlüklü bir 10.1 inç dokunmatik ekran bulunuyor. Gelişmiş bir bilgi eğlence sistemi kullanıcılara internette dolaşma, e-mail ve sosyal medyaya bağlanma ve web radyo gibi diğer çeşitli çevrimiçi uygulamaları kullanma olanağı sağlanıyor. Apple CarPlay, telefonla arama, navigasyon, müzik ve iPhone entegrasyonu daha olmak üzere tüm işlevleriyle yer alıyor. Bilgi-eğlence sistemi kapsamındaki çok gelişmiş telemetri işlevi, sürücülerin hız, süre, yanal ve G kuvveti verilerini kaydedip karşılaştırabilmelerini sağlıyor. İki opsiyonel dahili kamera sürücülerin yaşadıklarının da kaydedilebilmesini sağlıyor.
Tıpkı Coupe versiyonunda olduğu gibi Centenario Roadster de sadece 20 adetlik bir sınırlı versiyon olarak üretilecek ve 2017 yılı içerisinde teslim edilecek.
Hürriyet'in haberine göre sarı kırmızılılar, Palmeiras'ta forma giyen Vitor Hugo için Brezilya kulübü ile masaya oturdu. 25 yaşındaki başarılı stoper için Galatasaray'ın 1 haftadır transferi bitirmek için kıran kırana pazarlık yaptığı ortaya çıktı.
Galatasaray, 5.5-6 milyon Euro bir bonservis bedelini de Vitor Hugo için gözden çıkarmış durumda... Galatasaray, Hugo'ya yaptığı teklifi de 1.5 milyon Euro'ya çıkardı. Şimdi, Palmeiras'tan bu hafta içinde son bir fiyat indirimi adına yanıt bekleyen Galatasaray, gelecek cevaba göre hareket edecek.
diye sormuştum. Yazımın dayanağı Silikon Vadisi'nde yeni girişimcilere finans sağlayan bir kuruluş olan "Y Combinator"ın araştırmasıydı.
Firmanın başkanı Sam Altman, araştırmayı detaylandırdığı blogunda şöyle yazmıştı; "Yakın bir gelecekte, teknoloji bazı meslekleri elimine ettikçe, ama bir yandan da yaşam kalitemizi yükselttikçe, insanların çalışmak zorunda olmadığı bir sistemle karşı karşıya kalacağımıza inanıyorum. Peki böyle bir gelecekte insanlar bütün gün oturup video oyunu mu oynar? Yoksa yeni bir şeyler mi yaratır? Mutlu ve huzurlu olurlar mı? Ekonomik kaygının yaşanmaması topluma daha faydalı bireyler doğurur mu? Ve böyle bir sistemde insanlar edindiklerinden daha büyük bir değer yaratabilirler mi?"
Yine basından takip edenler hatırlar, geçtiğimiz haziran ayında İsviçre'de çok ilginç bir referandum düzenlendi. İsviçre, "tüm vatandaşlarına çalışsa da çalışmasa da asgari bir maaş bağlanması" için referanduma giden ilk ülke oldu. Referandum küçük bir grubun önerisiydi ama 100bin imza toplandığı için referanduma gidildi. Öneri yüzde 78'lik yüksek bir oranla reddedildi. Belki de şimdilik çok idealist bir hareketti.
Aslında tüm bu haberlerin 2016 yılı içinde çıkıyor olması bir tesadüf değil. Dünyamız çok büyük bir değişimin arifesinde. Tabii ki daha önce de benzer değişimler yaşandı. Sanayi devrimi gerçekleşirken milyonlarca insan bu değişimin sancılarını yaşadı.
Bugün de etkisi altın girdiğimiz "4. Endüstri Devrimi" tüm dünyayı yeniden değiştirecek ve şekillendirecek. Yakın zamanda bir takım sosyal problemlere de yol açmaya başlayacak. Yapılan araştırmalara göre önümüzdeki 15-20 yıl içinde günümüz mesleklerinin %50'ye yakını makineler-robotlar tarafından yapılacak.
Şüphesiz kaybolan ya da robotların devralacağı mesleklerin yerine bazı yeni iş kolları da açılacak. Ancak uzun süredir bu konuya kafa yoran, teknoloji üreten, sosyal adalet mekanizmasını iyi çalıştıran devletlerin bu değişimden minimum sancıyla çıkması muhtemel.
Türkiye bu yıl Google'da en çok bunları aradı
Google, Türkiye'de ve dünyada en çok aradığımız kelimelerin ve en son trendlerin yer aldığı "2016 Arama Trendleri" listesini açıkladı.
İşte Türkiye arama sonuçları...
Neslihan Atagül'e yılbaşı hediyesi bilet
Oyuncu Kadir Doğulu eşi Neslihan Atagül'e yılbaşı hediyesi olarak 100 adet piyango bileti aldı.
Posta'nın haberine göre Neslihan Atagül bin 500 TL'ye mal olan biletleri teker teker kontrol edeceğini söyleyip, "Kadir'in eli çok uğurludur. Kesin bir şey çıkacak" diye espri yaptı.
Yargıtay'da 5 daire kapatılıyor
Yargıtay'da 5 dairenin kapatılması kararlaştırıldı. Resmi Gazete'de yayımlanan düzenlemeye göre, 3'ü hukuk ve 2'si ceza dairesi olan Yargıtay birimleri 13 Nisan itibarıyla kapatılacak.
18 soruda başkanlık sisteminin taşıdığı riskler
Resmi Gazete'de yayımlanan karara göre, Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu, 6723 sayılı Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'la 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'na eklenen geçici 15. madde uyarınca, kapanacak dairelerin saptanması ve daireler arasındaki iş bölümünün yeniden belirlenmesi amacıyla toplandı.
Aynı kanun kapsamında, 6. Hukuk Dairesi Başkanı Erdoğan Kabakçı, 7. Hukuk Dairesi Başkanı Ömer Hicri Tuna, 18. Hukuk Dairesi Başkanı Mustafa Aysal ve 23. Ceza Dairesi Başkanı Şakir Aktı Birinci, Başkanlık nezdinde görevlendirildi.
Konuları itibarıyla 6. Hukuk Dairesinin baktığı dosyalara 8 ve 19. hukuk daireleri, 7. Hukuk Dairesinin baktığı dosyalara 9 ve 22. hukuk daireleri, 18. Hukuk Dairesinin baktığı dosyalara 4 ve 13. hukuk daireleri bakacak. 23. Ceza Dairesinin baktığı tüm işler 15. Ceza Dairesine, 21. Ceza Dairesinin baktığı tüm işler ise 11. Ceza Dairesine devredilecek.
4 Ocak yurt genelinde hava durumu: Marmara ve Ege'de yine ara ara bulutlar yoğunlaşıyor kıyı Ege'yle Marmara'nın batısına yağış geliyor. Su baskınlarına özellikle perşembe cuma dikkat diyoruz hatta kıyı Ege'de Marmara'nın orta ve batı kesimlerinde cuma günü sel riski dahi söz konusu. Akdeniz ve İç Anadolu'da da bulutlar biraz yoğunlaşıyor. Perşembe günü yağış geliyor. Perşembe günü batı Akdeniz'de su baskınlarına ve sele karşı dikkat ! Karadeniz parçalı bulutlu yine benzer tablo perşembe günü içinde geçerli ancak batısında ve doğusunda yükseklerde kar var. Bolu çevrelerinde Gümüşhane Bayburt dolaylarında. Doğu Anadolu ve Güneydoğu'da da ara ara bulutlar yoğunlaşıyor yalnızca Hakkari'de kar şeklinde yağış bekleniyor. Kar yağışlı alanlar Doğu Anadolu'da perşembe günü biraz genişleyecek.
Tazedirekt, Migros ile geri dönüyor
Doğal gıda online alışveriş markası Tazedirekt, Migros Grubu ile geri dönüyor.
2014 yılı sonunda kurulan, doğal ve yerel gıdaları kaynağından tüketici ile buluşturan Tazedirekt, verimlilik sorunlarını gerekçe göstererek geçtiğimiz Şubat ayında hizmetlerini durdurmuştu.
Özgür Tort: Yeniden hayat veriyoruz
Migros Ticaret A.Ş. Genel Müdürü Özgür Tort, Tazedirekt'in Macrocenter'ın operasyonel deneyimi ile yoluna devam edeceğini söyledi.
Tazedirekt'in, doğal ürünleri kaynağından tüketicilere ulaştıran, az zamanda büyük işler yapmış önemli bir teknoloji yatırımı olduğunu belirten Özgür Tort, şunları söyledi:
"Dünyadaki şehirleşme trendinin sonucu olarak insanlarda sağlıklı, güvenilir, doğal gıdalara ve yerel ürünlere bir yönelim söz konusu. Taze kavramı bizim ayrışan özelliğimiz. Bu nedenle bir rakibimizin bu yönlü çalışmalarının güçlenerek devam etmesini önemsedik.
Tazedirekt'in marka vaadi ile bizim tazeliğe verdiğimiz önem son derece uyumlu. Tazedirekt'in 'her şeyin âlâsı' anlayışı ile doğal ve yerel gıdalara sahip çıkan duruşunu devam ettirebilmesi için DNA'sında değişikliğe gitmeden faaliyetlerini sürdüreceğiz."
Tazedirekt. com'un kurucusu Hasan Aslanoba da, "Tazedirekt benim çocuğum gibiydi. Çok emek verdim. Tazedirekt son 5 ayda ortalama yüzde 30'lık bir büyüme sağlamıştı. Ancak, maalesef bir takım operasyonel sorunlar nedeniyle devam ettirmemiz mümkün olmadı. Temellerini kurduğum ve kısa sürede müşterilerin gözünde 'love brand' olan markamı şimdi başka bir 'Love Mark'a teslim etmiş olmaktan dolayı son derece mutlu ve huzurluyum" dedi.
Görgü tanıkları Reina'daki saldırıyı anlattı
İstanbul'un en ünlü eğlence merkezlerinden biri olan gece kulübü Reina'ya saat 01.15 sıralarında terör saldırısı gerçekleşti. Uzun namlulu silahla kapı önündekilere ateş açan saldırgan 1 polis ile 1 vatandaşı şehit ettikten sonra içeriye girdi. Saldırgan, içeride yeni yıl kutlaması için bulananların üzerine kurşun yağdırdı. Saldırıda 39 kişi yaşamını yitirdi. Saldırıdan sağ kurtulanlar yaşadıkları dehşeti anlattı.
Şişli Etfal Eğitim Ve Araştırma Hastanesi'ne yaralı bir arkadaşını getiren gece kulübü çalışanı "Arkadaşımı getirdim. Panikle attık kendimizi bir yere. İki kişilermiş. Birini gördük ama" dedi. "Patlama oldu mu? sorusuna , "Patlama olmadı sadece taradılar. İçeride çok yaralı var. Mekanda 500- 600 kişi vardı. tam olarak bilmiyorum" dedi.
Hastaneye getirilen bir başka yaralı da, "Herkesi taradılar. 3-4 kişi taramalarla taradı. Sağ olan herkesin kafasına sıktılar içeride" diye konuştu.
İşte saat saat Reina'daki terör saldırısında yaşananlar
Saldırı sırasında gece kulubünde bulunan bir başka kadın tanık da da hastane önünde olay anını gözyaşları içinde anlattı: "Saate en son baktığımda 01.30 sıralarıydı. Ayıldığımda annemi aradım. 'Bizi vurdular, eşim öldü' dedim. Hiç konuşmuyordu. Sonra özel Harekat polisleri girdi içeri. O sırada telefon açıyorum çünkü yapacak hiçbir şey yok. Allahıma sığındım. İnsanlar üstümüze basarak geçtiler. O barut kokusunu hala alıyorum. Polis geldi 'Elinizi başınızın üstüne koyun teslim olun' dedi. Biz yerden kalkamadık polisler sağolsun bizi yerden kaldırdı. Üst kata çıkıp oradan çıktık. Denize atlayanlar olmuş. Hergün televizyonda izliyoruz biz bunları ama başına gelince gerçekten çok kötü bir şeymiş. Nasıl yaşayacağız biz bu ülkede? Bombalar patlayacak, silahlar patlayacak" dedi. "Eşinizden haber aldınız mı?" sorusuna ise görgü tanığı kadın, "Röntgene götürmüşler. Konuşuyormuş" diye konuştu.
"Saat itibariyle en kalabalık saatlerdi. İçerisi bayağı kalabalıktı" diyen Boydaş, henüz bugün bu tür ihtimali konuştuklarını ama Reina gibi bir yerde bu tür bu olayın olacağını akıllarına getirmediklerini söyledi.
Boydaş ayrıca "Oradan hemen çıkamadık, kimse çıkamadı. Polisler çok hızlı geldi ve herkesi kontrol altına aldı ve konuşabilenlerin ifadesini aldı" dedi.
Vatanım Sensin 3. bölüm yeni fragmanı izle (Yolun açık olsun paşam)
Vatanım Sensin 3. bölüm 10 Kasım'da Kanal D'de yayınlanacak. Kanal D'nin son projelerinden olan ve sosyal medyada büyük yankı uyandıran dizinin yeni bölümünde Gazi Mustafa Kemal diziye damgasını vuracak. Halit Ergenç ile Bergüzar Korel'in başrolünü paylaştığı fenomen dizi 10 Kasım'da Kanal D'de yayınlanacak.
Vatanım Sensin 3. bölüm de Kurtuluş Savaşı'nın başladığı anı yeni fragman olarak verdi,  izleyiciler duygu dolu anlar yaşadı. Osmanlı'nın casusu olarak Yunan ordusuna sızan Binbaşı Cevdet'in yanına Yunan askeri gelir ve Samsun'a giden bir vapurda tehlikeli bir Türk askerinin olduğunu söyler. Bu "asker"in Anadolu direnişinde önemli bir rol oynayacağını söyleyen Yunan askeri, o askerin adını Albay Cevdet'e söyler: Selanikli Mustafa Kemal. Cevdet'e tanıyıp tanımadığını sorar o asker. Cevdet tanımadığını, alt devrelerden olduğunu söyler. Yunan askerine tehlikeli birisi olmadığını söyledikten sonra asker odadan çıkar. Cevdet, Mustafa Kemal'in fotoğrafına bakarak şu sözleri söyler: Hey Mustafa, hiç değişmemişsin. Yolun açık olsun paşam.
3. bölüm 10 Kasım'a denk geldiğinden ötürü Gazi Mustafa Kemal'e dair özel bir sahne hazırlandı. Sahneyi izleyenlerin tüyleri diken diken oldu. İşte o sahne:
Vatanı için Yunan ordusuna casus olarak giren Cevdet, vatanını kazanma arzusu içindeyken, ailesini kaybetmek üzere. Yunan ordusuna katılan Cevdet ile Azize göz göze gelir. Azize'nin kocası Cevdet'e sevgisi vatanına duyduğu sevgi kadar. Bu sevgi, Cevdet'i Yunan ordusuna katılmasıyla sarsılırken, Cevdet'in annesi Hasibe Hatun ve çocukları şok geçirir. Cevdet'e en büyük ihaneti eden ise en yakın arkadaşı, dostu Tevfik'tir.
Ekşi Sözlük'teki yazarlardan dizinin son bölümüne dair yorumlar
Hey gidi Mustafa, hiç değişmemişsin. Rahat uyu Selanikli.
Türk televizyon tarihindeki en can alıcı fragmandır. Anadolu'da her şey bitti derken umut ateşinin yandığını görüp gülen bir yüz ancak bu kadar güzel işlenebilirdi.
Mustafa Kemal Atatürk'ün okul arkadaşı olan, dizinin başrol oyuncusunun tarihte kim olduğunu merak ettirendir. Gerçekten son zamanların en duygusal fragmanı olmuş, içim titredi.
Bu ülke tarihinde ve hatta dünyada hiçbir liderin Ata'm kadar ve Ata'm gibi sevilmeyeceğini ispat etmiş fragmandır.
Az önce izlediğim fragman. Diziyi izlemedim. Ama perşembe günü yayınlanacak bölümünü bir şekilde izlemek istiyorum.
Düğümlenendir boğazda. Bugüne bakıp, düne bakıp bize yarınlar için umut verendir. Bu millet, bu memleket daha kötüsünden geçti, daha kötüsünü, daha onursuzlarını gördü. Ama bir silkinişle üzerindeki o ölü toprağını attı o Selanikli Türk sayesinde. Umudumuzu yitirmeyelim, daha çok çabalayalım. Daha güzel, daha kucaklayan bir ilke mümkün…
Çoğu insan sevgiyi reddettiğini düşünmez, ama hepimiz bunu bir seviyede yaparız. Uzman psikolog doktor Lisa Firestone, Psychology Today dergisinde yayımlanan yazısında "Sevgiden ve bağlanmaktan hepimiz biraz korkarız ve bu korku davranışlarımızı etkiler" diyor. Ancak karşımızdaki kişiyi iten davranışlarımızı fark ederek onları engellemek mümkün. İşte karşımızdakini uzaklaştıran davranışlar: Hazırlayan: İyilik Sağlık Haber
İlişkilerinde sorun yaşayan birçok insan karşılarındakinin artık eskiden yaptığı güzel davranışları yapmadığını söyler. "Artık durduk yere gelip bana sarılmıyor" veya "Eskiden çok iyi bir dinleyiciydi" gibi, ilişkinin başlarında bulunan, ama zamanla kaybolmuş davranışlardan bahsedilir. İnsanlar ilişkide birbirlerine yaklaştıkça, yakınlıktan korkup kendilerini geri çekmeye eğilimlidir. Araya mesafe koymak için de, karşılarındakinin sevdiği bazı davranışları yapmayı bırakırlar.
Bu davranış genelde istemsiz yapılır, o yüzden fark etmesi zordur. Ama eğer hislerimizde değişiklik hissedersek, örneğin, eskiden karşımızdaki kişi için yapmayı sevdiğimiz bir şeyi yapmak artık bizi rahatsız ediyorsa, kendimizi geri çekip çekmediğimizi düşünmeliyiz. Görünüşümüze daha az önem vermeye başlayabiliriz, veya belki de işe giderken "Görüşürüz" demeyi veya işten dönüldüğünde birbirimizi sevgiyle karşılamayı bırakmış olabiliriz. Bu küçük ve büyük sevgi gösteren hareketleri bırakıp bırakmadığımıza dikkat etmeliyiz.
Hislerinizi kapatmak
Kendimizi geri çekmeye başlama sebeplerimizden biri de, daha önceki tecrübelerimizden oluşturduğumuz savunma sistemini kullanıp hislerimizi engellemektir. Örneğin, birine aşık olmaya başladığımızı fark edince, kendimize "Çok hızlı ilerliyoruz. Bunun sonunda üzüleceğim. Kimseye ihtiyacım yok. Bu ilişkiyi durdurmalıyım." gibi cümleler kurarız, ve sonuç olarak kendimizi bizi mutlu eden bir olaydan uzaklaştırmış oluruz.
Savunma sistemimiz aktifken, kendimizi ilişkinin çok da önemli olmadığına ikna ederiz. Güzel anlardan kaçınırız, göz göze gelmemeye çalışırız ve karşımızdaki kişinin bize ilgi göstermesine izin vermeyiz. İltifatları yok sayar, güzel anlarda eleştiriler yapar ve karşımızdakini rahatsız eden konular açarız.
Savunma sistemimiz bizi içe kapanık yapar ve soğuk davranmamıza sebep olur. Sevdiğimiz kişiyle iletişim kurmamamız için milyonlarca küçük sebep buluruz. Hislerimizi köreltir, karşımızdakinin duygularını önemsizleştiririz. Sonuç olarak da ilgimizi kaybeder ve karşımızdakini mutlu eden davranışlardan kaçınır hale geliriz. Beraber vakit geçirmeyi reddederiz, suçu hayat koşullarına atarız, ancak içten içe biliriz ki suç aslında bizdedir.
Aşırı eleştirel olmak
Hislerimizi kapatmanın başka bir yolu da, karşımızdaki kişinin sürekli olarak hatalarını görüp, eleştirmektir. Kendimizi de karşımızdakini de eleştiren iç sese boyun eğer, onun algımızı karartmasına izin veririz, ve sonuç olarak zihnimizde ilişkiyi, ilişkinin bozuk ve karanlık bir versiyonu olarak görmeye başlarız. En küçük şeylerden tartışma çıkarırız, masada bırakılan bardak, karşımızdakinin ricada bulunma şekli gibi. Hatta kısasa kısas mantığında, ne verdiğimizi ve ne aldığımızı hesaplayıp, ilişkiyi bir matematik problemi gibi görmeye bile başlayabiliriz.
Bu eleştirel iç ses, ayrıca seçiçi bir şekilde dinliyor da olabilir. Sadece negatif cümleleri duyup, kelimelerin anlamını değiştiriyor olabiliriz. Bu iç sesi dinleyip, eleştirmeye devam edersek, ilişkide mesafe koymuş oluruz. Sevdiğimiz kişinin neden kötü olduğuyla ilgili bir argüman hazırlayıp o kişiye duyduğumuz sevgiye zarar verebiliriz. Herkes hata yapar. Sevdiğimiz kişilerin zaman zaman bazı yanlış davranışları olması kaçınılmaz. Ama eğer kötümser davranıp onları oldukları kişi için sevmek yerine sürekli hatalarını görmeye başlarsak, karşımızdakini ve ilişkiyi yıpratırız.
Tartışma yaratmak
Tüm çiftler çözmesi zor bazı tartışmalar yaşar, bağımsız iki zihnin tam olarak uyuşması imkansızdır. Ancak bazen, hiçbir sebep yokken kavga çıkarıyor olabiliriz. Bu davranış tartışmalar çözmeye değil, yeni tartışmalar yaratmaya yarar.
Örneğin, karşımızdakinin ekstra sevgi dolu davrandığı bir anda, öyle davranmadığı başka bir anı hatırlatıyor olabiliriz. Örneğin karşımızdaki kişi, "Bana karşı çok iyisin. Seninle olduğum için çok mutluyum." gibi bir cümle kurduğunda, cevap olarak "Evet ama geçen sabah böyle düşünmüyordun, bana çok soğuk davranmıştın." gibi bir cevap veriyorsak, karşımızdaki kişiyi kendimizden soğutup savunma moduna geçmesine sebep oluruz, ve aramızda bağlantı hissedebileceğimiz güzel bir an, birdenbire kavgaya dönüşür.
Sonuç olarak, bu negatif tepkilerin mantığını çözüp neden yapmak istediğimizi anlayarak, davranışlarımızın kötü yönde değişmesini engelleyebiliriz. Eğer istersek, çaba sarf ederek sevgiyi hayatımızda tutabiliriz.
Sevdiğiniz kişiye sevgisiz davranışlarda bulunmak
Birçok çift birbirlerini sevdiğini iddia ederken, aynı zamanda birbirlerine o kadar kötü davranıyorlar ki, birbirlerinden hoşlandıklarını düşünmek bile zor. Sevgi dolu davranmadan sevdiğimizi iddia edemeyiz. Bazen çiftler birbirlerine sevgi gösterip doğal davranmak yerine, "ilişkide olma" algılarına göre davranışlar sergilemeye başlar. Bu olduktan sonra, iki birey arasındaki sevgi ve nazikliği hiçe sayıp, tek bir varlıkmış gibi hareket etmeye başlarlar.
Bu sahte bağ kurulduktan sonra, gerçekten sevgimizi gösteren davranışları rutin haline gelmiş davranışlarla değiştiririz. Bunu engellemek için, birbirine bağlı iki varlık yerine, bağ kurmaya çalışan iki farklı birey olduğumuzu unutmamamız gerek. "Biz" olma isteğini bastırıp, "sen ve ben" olarak kalmalıyız.
Herşeyden önce 3 milyon Türkiye kökenlinin yaşadığı bir ülke Almanya.
Bu insanların Türkiye ile öyle ya da böyle hala kuvvetli bağları var.
Türkiye başbakanının sözleri de burada büyük etki yaratıyor haliyle.
2008'de Başbakan Tayyip Erdoğan Köln'de binlerce kişiye seslendi:
"Buraya uyum sağlayın, ama özünüzü de kaybetmeyin" dedi ve ekledi "Asimilasyon bir insanlık suçudur"
Bu sözlerde yanlış hiçbirşey yoktu ama Almanya ayaklandı günlerce Erdoğan eleştirildi.
Erdoğan Almanyalı Türklere "Ben sizlerin de başbakanıyım" dedi.
"Vay efendim bunu nasıl söyler" dedi siyasiler. Hatta Başbakan Angela Merkel mecburen "ben de sizlerin Başbakanınızım" demek zorunda kaldı.
Türkiye'de Alman Üniversitesi'nin temeli atılmıştı. Kısa süre sonra Berlin'e gelen Erdoğan "Keşke burada da bir Türk üniversitesi kurulsa" dedi.
Almanlar bunu "Türkçe eğitim veren üniversite" olarak algıladı.
Oysa Türkiye'de Türkçe - Almanca eğitim veren bir üniversite varsa Almanya'da da böyle çift dilli bir üniversite açılması gayet doğal bir durumdu.
Yunanistan'da kriz patlamıştı, Avrupa zordaydı. Kriz Türkiye'ye teğet geçmişti.
Başbakan daha kendinden emin adımlarla gelmişti Berlin'e.
İkili görüşmeden sonra basın toplantısında Erdoğan Merkel'e döndü ve "paraya ihtiyacınız olursa biz size yardımcı oluruz" deyiverdi.
2012'deki basın toplantısında ise Erdoğan Merkel'i ve AB'yi eleştirdi:
"Kıbrıs diye bir ülke yok siz onu AB'ye aldınız" dedi.
"PKK'lı suçluları teslim etmiyorsunuz" dedi.
Erdoğan konuştukça Merkel gözlerini kıstı, dudaklarını buruşturdu.
Hatta bir ara Erdoğan elini ona doğru uzatınca Merkel'in irkildiğini gözlemledik.
Erdoğan şimdi bir kez daha Almanya'da...
Cevap olarak da yaz aylarında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimi işaret ediliyor.
"Seçim kampanyası için geliyor" deniliyor.
Zira o seçimlerde yurtdışında yaşayan Türkler ilk kez konsolosluklarda oy kullanabilecek.
İnternete erişimin önünden bir engel daha kaldırıldı
Serbest Telekomünikasyon İşletmecileri Derneği (TELKODER), yaptığı açıklamada uydu terminallerinden alınmakta olan telsiz ruhsat ve kullanım ücretlerinin kaldırılması hakkındaki Bakanlar Kurulu kararının Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girdiğini duyurdu.
Genişbant uydu İnternet terminallerinden alınan ruhsat ve yıllık kullanım ücretleri, uydu İnternet hizmetinin yaygınlaşmasının önündeki en büyük engellerden biriydi. İnternet erişimi için diğer alternatif hizmetlerden alınmayan ancak sadece uydu hizmeti için alınan söz konusu ücretlerin aylık ücretin %10'unu oluşturduğunu dile getiren TELKODER, bunun son yıllarda uydu İnternet abone sayısının artmamasının nedenleri arasında olduğunu belirtti. TELKODER yapılan değişiklik sayesinde, 10 bin abone ve 25 Milyon TL büyüklüğündeki uydudan genişbant İnternet erişimi pazarının, 1 yıl içerisinde 20 bin aboneye ve 50 Milyon TL'ye ulaşmasını beklediklerini, ilerleyen yıllarda da bu pazarda çok daha büyük artışlar olacağını öngörüldüklerini ifade etti.
Genişbant İnternet Hizmeti Tüm Vatandaşlarımıza Eşit ve Makul Şartlarda Sunulabilecek
TELKODER Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Ata Arıak, 2012 yılından beri bu konuyla ilgili Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı ve BTK nezdinde çok sıkı bir çalışma yürüttüklerini vurgulayarak, "TELKODER başarılı çalışmalarına bir yenisini ekledi. Ülkemizin ve vatandaşlarımızın lehine olacak bir kararın ortaya çıkmış olmasından mutluluk duyuyoruz. Bu karar sayesinde, Türkiye'nin bilgi toplumuna dönüşüm sürecinde sunulan hizmetlerden herkes eşit olarak yararlanma fırsatı bulacak, İnternet kullanımı artacak ve yurt genelinde yaygınlaşacak, kablo ile erişimin mümkün olmadığı bölgelerde yüksek hızlı uydu İnternet bağlantısı çok kısa sürede kurularak makul ücretlerle son kullanıcılara sunulacak. Yüksek hızlarda ve ekonomik olarak sağlanan uydu İnternet, ADSL, fiber ve mobil İnternet gibi diğer internet hizmetlerini tamamlayıcı bir hizmet olacaktır. Vatandaşlarımıza ve ülkemize hayırlı olsun. Bu kararın alınmasını sağlayan Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Sayın Ahmet Arslan'a ve BTK Başkanı Sayın Ömer Fatih Sayan'a teşekkür ediyoruz." dedi.
Manchester Havalimanı pistlerinden biri trafiğe kapatıldı
İngiltere'de Manchester Havalimanı'nın iki pistinden biri, British Airways uçağının parçalanan iniş takımlarının piste dağılması nedeniyle trafiğe kapatıldı.
Manchester United Fenerbahçe için mesaj yayınladı
British Airways uçağının iniş takımlarının inişten sonra parçalanması sonucu piste iniş takımlarının parçaları dağıldı. İniş ve kalkışlara kapatılan pistin ne zaman trafiğe açılacağı açıklanmazken, hava trafiğinde önemli gecikmeler yaşandığı öğrenildi.
Öte yandan UEFA Avrupa Ligi'nde yarın gerçekleşecek Manchester United maçı için İngiltere'ye giden Fenerbahçe kafilesinin Macaristan'ın başkenti Budapeşte'ye ön camındaki hasar nedeniyle zorunlu iniş yapan uçağı da bu havalimanına gidecekti.
'Çok yakında cep telefonlarını bir hafta şarj etmeden dolaşabileceğiz.' Müjde Michigan Üniversitesi'nden geldi. Açıklamaya göre artık insanoğlu bir nevi şarj aletine dönüşecek.
Araştırmacılar, silikon levha üzerine örülen ince nano katmanlarla oluşturdukları film şeklindeki malzeme sayesinde LCD dokunmatik bir ekranı, 20 led lambadan oluşan bir seti ve bir plastik klavyeyi, pil veya herhangi ilave enerjiye ihtiyaç duymadan çalıştırmayı başardı.
Bilim adamları 255 milyon yıllık fosilde ur buldu
"İnsan hareketiyle çalışan giyilebilir cihazların yolu artık açıldı." ifadesini kullanan projenin başaraştırmacısı, Michigan Üniversitesi Elektronik ve Bilgisayar Mühendisliği Bölümünde görevli Doç. Dr. Nelson Sepulveda, "Çok yakında cep telefonumuzu bir hafta şarj etmeden dolaşabileceğiz. Çünkü alet bizim gündelik hareketlerimizle kendini şarj edebilecek." dedi.
Tam adı "Biyo-Uyumlu Ferroelektrik Nano-Jeneratör" olan malzemenin, kağıt kadar ince olduğu için çok sayıda uygulamaya imkan vereceğini kaydeden araştırmacılar, led lambaları yakmakta kullandıkları malzemenin avuç içi kadar bir yüzey kapladığını, dokunmatik ekranı çalıştıran yüzeyin de parmak kadar olduğunu belirtti.
Sonuçları Nano Energy dergisinde yayınlanan çalışmanın, enerji üretimine getirdiği hafiflik, esneklik, boyutlandırılabilirlik ve biyolojik uyumluluk özellikleriyle "giyilebilir elektronik"te çığır açacağı ifade edildi.
ABD'de işsizlik maaş başvuruları 43 yılın en düşük seviyesinde
ABD'de işsizlik maaş başvuruları 12 Kasım'da sona eren haftada 235,000'e gerileyerek 43 yılın en düşük seviyesine ulaştı.
İstihdam piyasanın hızla güçlenmeye devam ettiğine işaret eden veri Fed'in Aralık ayında faiz artırmasını kolaylaştırabilir.
Önceki haftaya göre 19,000 gerileyen işsizlik maaş başvuruları Kasım 1973'ten bu yanan en düşük değeri aldı. Önceki hafta için 254,000 olarak açıklanan başvurularda revizyon yapılmadı.
Reuters anketine katılan uzmanlar işsizlik maaş başvurularının 257,000 olacağını tahmin ediyorlardı.
Başvurular 89 haftadır kesintisiz olarak istihdamın güçlü olduğunu gösteren 300,000 seviyesinin altında yer alıyor. Başvurular ülke nüfusunun çok daha düşük olduğu 1970 yılından bu yana bu kadar uzun süre 300,000'in altında kalmamıştı.
"Kuşlar soğuktan donmasın diye kuş evleri yapan gönül inceliğinden, bir insanı hunharca katlettiren vahşete nasıl geldik? Neyi kaybettik? Nerede buluruz? Nasıl buluruz?" Serdar Tuncer sordu: Prof. Dr. Hür Mahmud Yücerve Yrd. Doç. Dr. Yasin Pişgin cevapladı.
Galatasaray'ın eski yöneticisi Abdürrahim Albayrak, Beşiktaş ile 2-2 berabere kaldıkları dev derbi sonrası Vodafone Arena çıkışı basın mensuplarına konuştu.
Maçı değerlendiren Abdürrahim Albayrak, "Son dakikalarda kalbim gitti geldi. Müthiş bir maç oldu. İki takımı da tebrik etmek lazım. Beşiktaş taraftarını, yöneticilerini tebrik ediyoruz. Bize iyi davrandılar. İlk kez taraftarlarla birlikte geldik. Türkiye bunlara layıktır. Türkiye insanı, çok iyi, güzel insanlardır. Güzel bir maç oldu. İlk devre biz müthiş oynadık. İkinci yarı oyundan düştük. Beşiktaş iyi oynadı. Son dakikalarda biz de alabilirdik, Beşiktaş da alabilirdi. Galatasaray oynadığı 3 deplasman maçında 1 galibiyet 2 beraberlik aldı. Müthiş bir performans, tebrik ediyorum.
Son dakikadaki iki pozisyon hakkında gelen soruya Albayrak, "Son saniyede Quaresma, maç bitebilirdi. Bizim Karabükspor maçı gibi olabilirdi. Yanımdaki adamı darp ettim. Allahtan o da Galatasaraylıydı." sözleriyle konuşmasını noktaladı.
Dünya için kritik eşik
Haziran ayı gezegenimiz için önemli bir anlam taşıyor. Tasmanya'daki Cape Grim ölçüm Merkezi'nde kırk yıldır yapılan karbondioksit ölçümleri ilk defa 400ppm seviyesinin üzerine çıkacak ve bir daha da bu seviyenin altına düşmesi beklenmiyor. Bu tüm Dünya için kritik bir eşiğin aşıldığı anlamına geliyor.
Dünya'nın atmosferi %79 azot, %21 oksijen ve %1 de diğer gazlardan oluşuyor. Bu diğer gazların bir tanesi karbondioksit. Karbondioksidin atmosferdeki oranı yaklaşık %0.04. Bu miktardaki değişiklikleri daha rahat anlamak için bu sayıyı yüzde olarak değil de milyonda birimi ile ölçüyoruz. Bu durumda atmosferdeki karbondioksit yaklaşık milyonda 400 molekül veya 400ppm oluyor.
Karbondioksit kömür, petrol ve doğal gazın yanmasından dolayı atmosfere karıştığında yeryüzündeki her noktada yoğunluğu aynı olmuyor. Yoğun trafiği olan bir karayolunun yakınlarında 500ppm'ye, hava kirliliğinin yoğun olduğu dönemlerde Çin'in başkenti Beijing'de 700ppm'ye ulaşabiliyor. Bu nedenle bilimsel anlamda tutarlı bir ölçüm yapabilmek için bilim insanları sanayi kuruluşlarından ve insanların yoğun yaşadıkları bölgelerden uzak ölçüm merkezleri kuruyorlar. Bu ölçüm merkezlerinin çoğunluğu Kuzey Yarım Küre'de yer alıyor. Bu merkezlerin en ünlüsü Pasifik Okyanusu'nun ortasındaki Hawai'de denizden 3400 metre yükseklikte Mauna Loa'da bulunuyor. Mauna Loa'da karbondioksit oranları 1956 yılından beri düzenli olarak ölçülüyor.
Endüstri Devrimi öncesi atmosferdeki karbondioksidin oranı yaklaşık 280ppm seviyesindeydi. Ancak bizim yaktığımız kömür, petrol ve doğal gaz bu gazın seviyesinin en az son 3 milyon yıldır görülmedik seviyelere çıkmasına neden oldu. Geçtiğimiz sene Mayıs ayında başta Mauna Loa olmak üzere Kuzey Yarım Küre'deki ölçüm istasyonları karbondioksidin psikolojik bir sınır olan 400ppm seviyesinin üzerine çıktığını belirlediler. Bu yılın Haziran ayında ise Güney Yarım Küre'deki tek ölçüm istasyonu olan Tasmanya'daki Cape Grim istasyonunda 400ppm seviyesinin geçileceği düşünülüyor.
Dünya'yı nasıl ısıtacak bir düşünün
Bu sayılar konuya fazla yakın olmayanlar için önemli görünmeyebilir. O nedenle şöyle bir açıklama eklemekte fayda var. Son buzul çağı bundan yaklaşık olarak 18 bin yıl önce sona erdi. Bu buzul çağı sırasında buzullar Avrupa'nın ortalarına kadar gelmişti. Burada "buzul" denildiğinde yerden birkaç metre yükseklikteki buzdan bahsedildiği sanılmasın, Avrupa'yı ve Amerika'yı kaplayan buzulların kalınlığı kilometrelerle ölçülüyordu. Dünya'nın kuzeyinin ve güneyinin buzullarla kaplı olduğu dönemde atmosferdeki karbondioksit oranı 180ppm seviyesindeydi. Buzul çağı sona erip Dünya ısındığında karbondioksit seviyesi 280ppm civarındaydı. Bugün ise bu seviye tüm Dünya'da 400ppm'yi geçmiş durumda. 180ppm ile 280ppm arasındaki fark birkaç kilometre buz ise 280ppm ile 400ppm arasındaki fark Dünya'yı nasıl ısıtacak bir düşünün isterseniz!
Bu nedenle bilim insanları 400ppm seviyesini önemli bir psikolojik eşik olarak görüyorlar. İklim değişikliğinin önemli etkilerinden sakınmak için hızlı bir şekilde karbondioksit oranını 350ppm seviyesine düşürmemiz gerekiyor. Dünya'daki yaşamın bildiğimiz ve alıştığımız gibi kalabilmesi için karbondioksit oranının 450ppm seviyesini aşmaması gerekiyor. Hal böyle iken tüm Dünya'da karbondioksit oranı her yıl 3ppm artıyor. Bu hızla atmosferi kirletmeye devam edecek olursak 16-17 yıl içerisinde geri dönülemeyecek noktayı geçmiş olacağız. Bundan dolayı Cape Grim'den gelen haberleri dikkatlice dinlemekte büyük fayda var.
Vatanım Sensin zirveyi bırakmadı
Vatanım Sensin 10. Bölümü ile yine Perşembe gününün galibi olmayı başardı.
Dizinin hikayesi
Azize üç çocuğu ve kayınvalidesi ile zorlu bir mücadelenin içinde bulur kendini... Canından çok sevdiği kocasının yokluğuyla ve savaş yıllarının zorluklarıyla mücadele ederek yetiştirir çocuklarını.
1919 yılında, Yıldız güzeller güzeli, gözü yükseklerde bir genç kız, Hilal ise memleket sevdalısı mücadeleci bir genç kız olmuştur. Ali Kemal ise gönlündeki aşk acısıyla ve kendisine dair öğrendiği hazin sırla yaşamaya çalışan serseri bir mayın gibidir. Azize her birinin dertleriyle uğraşmaya çalışırken, İzmir'in Yunanlılar tarafından işgal edileceği haberi ile sarsılırlar. Oysa bu işgal onlara yıllar önce kaybettikleri birini geri getirecektir. Ama hiç ummadıkları bir şekilde...
Üst üste mağlubiyetle biten savaşlardan yorgun düşmüş bir milletin, en son ve en büyük sınavına hazırlandığı 1919 senesinin baharı, Azize ve Cevdet'in de hayatlarında yeni bir dönemi başlatacaktır.
Görünür ve görünmez düşmanların gölgesinde, yolları tekrar kesişecek, hayatları bu kesişme yüzünden alt üst olacaktır. Zaferler ve mağlubiyetler görecekler, ayrılıklar ve kavuşmalar yaşayacaklar, umudun ve buhranın ateşiyle yanacak ve gerçek sevginin, gerçek vefanın, gerçek ihanetin ne olduğunu öğreneceklerdir. Cevdet ve Azize'nin hikayesi, küllerinden doğan yepyeni bir ülkenin kaderiyle bir yazılacaktır.
Vatanım Sensin ; Savaşın acımasız ortamında vazifeleri ve vicdanları arasına sıkışanların, aşklarını yine de yeşertmeye çalışanların, her şeye rağmen bir arada kalmaya gayret eden bir ailenin, esaretten özgürlüğe doğru çıkılan amansız bir yolun hikayesidir bu...
Artunç Kocabalkan
1992 yılında Yıldız Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünden mezun olan Kocabalkan, Ziraat Bankası Bankacılık Okulu ile bankacılık hayatına girdi.
Çeşitli banka ve aracı kurumların hazine bölümlerinde çalıştı. 2000 yılında Cnbc-e'nin kuruluşuyla birlikte medya sektörüne adım atan Kocabalkan, Cnbc-e'de Genel Yayın Yönetmen Yardımcısı ve Anchor olarak 12 yıl çalıştı.
Bavul içinde insan kaçakçılığı
İspanya polisi, göçmenleri bavullara ve bir arabanın torpido gözüne saklayarak İspanya topraklarına sokmaya çalışan iki Faslı insan kaçakçısını gözaltına aldı
Pazartesi günü İspanya'nın Kuzey Afrika'daki toprak parçası Ceuta'ya giriş yapmaya çalışan bir araç, polis tarafından denetlenirken saklanan göçmenler bulundu.
Bir göçmen arabanın bagajındaki stepne bölmesinde bulunurken, bir diğer göçmen de aracın torpido gözündeki boşluktan çıkarıldı.
Gineli olduğu tahmin edilen biri kadın iki göçmene sağlık ekipleri yardımcı oldu. Her iki göçmenin de son derece havasız bölmelerde uzun süre yolculuk yapmak zorunda kaldığı sanılıyor.
Arabada bulunan göçmenlerden ayrı olarak başka bir göçmen ise bir kadının bavulunun içinde bulundu.
30 Aralık'ta meydana geldiği açıklanan olayda Gabonlu olduğu sanılan genç göçmene de arabadan çıkarılan göçmenler gibi tıbbi müdahale gerekti.
Sağlık Bakanlığı personel alımı ile 2017'de 16 bin personel göreve başlayacak
Sağlık Bakanlığı personel alımı 2017'de sürecek. Bu kapsamda 16 bin personel Sağlık Bakanlığı bünyesinde göreve başlayacak. T.C. Resmi Gazete'de yer alan ilanda Sağlık Bakanlığı personel alımı kapsamında göreve başlayacak personellerin eleman bulunmasında güçlük çekilen yerlerde istihdam edileceği belirtildi.
Sağlık Bakanlığı personel alımı duyurusu T.C. Resmi Gazete'de yayınlandı. Henüz 2017 yılına yeni girdiğimiz bugünlerde gelen bu haber, sağlık sektöründe çalışanları umutlandırdı. Sağlık Bakanlığı memur alımı kapsamında toplamda 16 bin personelin göreve alınacağı duyuruldu. Çeşitli branşlarda görev yapacak personeller daha çok Bakanlığın personel istihdamında zorlandığı yerlerde görev yapacak. Bakanlar Kurulu kararının ardından T.C. Resmi Gazete'de yayımlanan Sağlık Bakanlığı personel alımının duyulmasının ardından adaylar konunun detaylarını araştırmaya başladı. En fazla merak edilen soruların başında ise "Sağlık Bakanlığı personel alımı ne zaman yapılacak?" sorusu geliyor.
Personel alımı yapılacağı kesinleşse de, henüz ne zaman yapılacağına dair bilgi bulunmuyor. Ancak 16 bin personel gibi ciddi bir rakamın konuşulduğu bu alımın bir sonraki tercih döneminde yapılabileceği düşünülüyor.
16 bin personel alımında göreve başlayacak adaylar Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenen merkezlerde görev yapacak. Buna göre; 220'si acil sağlık hizmetlerinde, 60'ı ilçe sağlık müdürlüklerinde, bin 886'sı Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumuna bağlı eğitim hastanelerinde, 958'i entegre ilçe hastanelerinde, 10 bin 500'ü yataklı tedavi kurumlarında, 422'si Türkiye Halk Sağlığı Kurumuna bağlı entegre ilçe hastanelerinde, 34'ü halk sağlığı laoratuvarlarında, 920'si toplum sağlığı merkezlerinde, bini ise sağlık evlerinde çalışacaklar.
Android Wear 2.0'lı yeni akıllı saatler geliyor
Google dur duak bilmeden yeniliklere devam ediyor. Android Wear ürün geliştirme müdürü Jeff Chang, Android Wear 2.0 işletim sistemiyle çalışacak yeni akıllı saatlerin çok yakın zamanda duyurulacağını belirtti.
Saatler Google'ın son akıllı telefonlarındaki 'Pixel' markasını taşıyacağı bekleniyordu fakat bunun tam tersi , üreticilerinin markalarını taşıması kararlaştırıldı. Hangi üreticilerle çalışıldığını henüz belirtmeyen belirtmeyen Chang, geçmişte Android Wear akıllı saatleri üreten markalarla çalıştıklarını belirtiyor.
Tüm bunlarla birlikte büyük resime bakacak olursak piyasadaki tüm Android cihazlarının Wear 2.0 güncellemesini almayacağını da belirtiliyorken, güncellemeyle birlikte gelecek yeniliklerden de haberler var. Android Wear için telefona bağlı olmayan tek başına kullanılabilen uygulamaların geleceğini duyuran ürün geliştirme müdürü, Android Wear 2.0 güncellemesi sayesinde cihazların Android Pay'i de destekleyeceğini belirtiyor.
Yeni gelecek olan güncellemeyi ele aldığımızda Pixel ve Google Home'la birlikte karşımıza çıkan sesli asistana da kavuşacak olan yeni çıkacak akıllı saatler, bu yeni özellikleriyle Apple Watch ve Samsung'un Gear karşısında bir hayli rekabete girecek gibi duruyor.
Chang, açıklamalarında iOS ile Android sürümleri arasında farklılıklar olacağını fakat iOS sürümünün de hem sesli asistan hem de Android Pay desteğine sahip olacağını söylüyor. Haberde verilen bir başka ayrıntı ise 2017'nin ilk çeyreğinde çıkacak yeni akıllı saatlerinin sadece iki cihazla kalmayacağı söylenirken , CES 2017 etkinliğinde partnerlerinin yeni akıllı saatler tanıtacağı da vurgulanıyor. Google'ın Android Wear 2.0'ın beşinci ve son geliştirici önizleme sürümünü Ocak ayı içerisinde yayınlayacağını da verilen son bilgiler arasında
Android Wear 2.0 güncellemesiyle 2017 çeyreğinde tanışacak olan akıllı saatlerin listesini şöyle:
Halep'ten getirilen yaralılardan 43'ü öldü
Suriye'nin Halep kentinden tahliye edilerek İdlib yakınlarına getirilen siviller arasında bulunan yaralılardan Türkiye'ye getirilenlerin sayısı 335'e yükselirken, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayanların sayısı 43'e çıktı.
Suriye'nin Halep kentinden Türkiye'ye getirilenlerin sayısı 335'e yükselirken, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayanların sayısı 43'e çıktı.
Başbakanlık Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü (BYEGM) verilerine göre, Halep'ten tahliye edilenler arasında bulunan ve sağlık durumları ciddi olan yaralıların Türkiye'ye getirilmesi devam ediyor. Hatay'ın Reyhanlı İlçesi Cilvegözü Sınır Kapısı'nda bulunan ambulanslarla alınan yaralılar, Hatay'da çeşitli hastanelere sevk ediliyor. Bu güne kadar 335 yaralının getirildiği Türkiye'de tedavi altına alınanlardan 43'ü yaşamını yitirirken, 126'sının ise Hatay dışındaki hastanelere sevk edildiği açıklandı.
Cumhuriyet Gazetesi İcra Kurulu Başkanı hakkında yakalama kararı
Cumhuriyet gazetesi yönetici ve yazarlarına yönelik soruşturma kapsamında, yurt dışında olduğu tespit edilen gazetenin icra kurulu başkanı Akın Atalay hakkında yakalama kararı çıkarıldı.
Yeni kıdem tazminatı sisteminde hedef mart ayı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Bürosunca yürütülen soruşturma kapsamında, hakkında gözaltı kararı bulunan Akın Atalay'ın adreslerinde bulunamaması ve yurt dışında olduğunun belirlenmesi üzerine savcılıkça hakkında yakalama kararı çıkarılması talep edildi.
Talebi değerlendirerek kabulüne karar veren İstanbul 4. Sulh Ceza Hakimliği kararında, Atalay'ın adresinde bulunamadığı ve yurt dışında olduğunun tespit edildiği, bu nedenle delilleri karartma ihtimali ve kaçma şüphesinin bulunduğu belirtildi.
Hakimlik kararında, Atalay'ın Cumhuriyet Vakfı ile gazetenin yöneticisi olduğu, gazetede hem PKK hem de FETÖ/PDY örgütü lehine yayınlar yapıldığı, yine örgütün eylemlerini meşrulaştırıcı ve özendirici haberlerin yer almasıyla bu örgütler adına faaliyette bulunduklarının anlaşıldığı kaydedildi.
Atalay hakkında "terör örgütü üyesi olmamakla birlikte örgüt adına faaliyette bulunmak" suçundan yakalama emri düzenlenmesine hükmedildiği aktarıldı.
Bu arada, Akın Atalay'ın Almanya'dan uçakla Türkiye'ye dönüş biletini açığa aldığı öğrenildi.
ÖSYM tarafından 2017 ÖSYS kılavuzu yayımlandı. Kısa cevaplı soruların değerlendirilmesinde doğru cevap sayısından yanlış cevap sayısının dörtte birinin çıkarılmayacağı belirtildi.
2017 ÖSYS Kılavuzuyla gelen değişikliklerin listesi
Yabancı Dil testinde (LYS-5) ise 3 soru, "kısa cevaplı" sorulardan oluşacak. Kısa cevaplı soruların değerlendirilmesinde doğru cevap sayısından yanlış cevap sayısının dörtte biri çıkarılmayacak.
Fidan Markaya kaza geçirdiği gün sigorta yapılmış
Adıyaman'da geçtiğimiz günlerde tekstil firmasına ait seyir halindeki otobüsün açık kalan kapısından düşüp yaralanan ve kaldırıldığı hastanede yaşamını kaybeden Fidan Markaya'nın yakınları suçluların cezalandırılmasını istedi. Malkara'nın dayısı Yalçın Markaya, "bir aydır iş yerinde çalışmasına rağmen kaza günü sigortası yapılmış. Servis normal yolcu sayısının üstünde yolcu alıyormuş. Servis şoförünün acemi olduğunu söylediler." iddiasında bulundu.
Alınan bilgiye göre, Atatürk Bulvarı'nda bir tekstil firmasına ait otobüsün kapısının açık olması nedeniyle düştüğü iddia edilen Fidan Markaya (20), Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırıldı.
Hastanede 8 gün boyunca yoğun bakımda tedavisi süren Markaya hayatını kaybetti.
Malkara'nın dayısı Yalçın Markaya, Fidan'ın kaza haberini Antalya'da aldığını ve Adıyaman'a geldiğinde yaptığı araştırmada kaza günü yeğeninin sigortasının yapıldığını öğrendiklerini söyledi.
Kazanın olduğu gün sigorta
Yeğenin servis sürücüsünün hatası sonucu hayatını kaybettiğini iddia eden Malkara, şöyle konuştu: "Yeğenim servisle işten geliyorlarmış. Servisin kapıları yarım açıkmış, inmek istemiş ancak indiği sırada dengesini kaybedip edip düşmüş. Düştüğünde kafasına aldığı darbe sonucu yaralanmış ve hastaneye kaldırmışlar. Hastanede yaşamını yitirdi. Bir aydır iş yerinde çalışmasına rağmen kaza günü sigortası yapılmış. Servis normal yolcu sayısının üstünde yolcu alıyormuş. Servis şoförünün acemi olduğunu söylediler."
Sadece şoförün ifadesine göre işlem yapıldığını iddia eden Markaya, "Şoför serbest bırakılmış. Sadece şoförün ifadesine bağlı olarak işlem yapılmış. Serviste bulunanların ifadesini sordum nerede diye ifadeleri bizde dediler ben de ifadeleri görmek istediğimi söyledim. İfadelerin alınmadığını yavaş yavaş alınacağını bana bildirdiler. Biz bu işi yargı yoluyla çözmeye çalışıyoruz." diye konuştu.
Gevaş'ta 'Deli Emin Bisiklet Şenliği'
Van'ın Gevaş ilçe belediyesi tarafından organize edilen 'Deli Emin Bisiklet Şenliği' renkli görütüntülere sahne oldu. Belediyenin Kültür Müdürü Mihail Atik giydiği 'Deli Emin' kostümüyle katılımcıların beğenisini topladı. (Haber: Cem Öznurlular)
Deli Emin esin kaynağı oldu
Sanatçı Yılmaz Erdoğan'ın yönetmenliğini yaptığı 'Vizontele' filmindeki 'Deli Emin' tiplemesi Gevaş Belediyesi'nin esin kaynağı oldu.
'Vizontele Deli Emin Şenliği'
2001'de ilçe merkezinde çekimleri yapılan 'Vizontele' filmi nedeniyle Gevaş ilçe Belediyesi tarafından da 'Vizontele Deli Emin Şenliği' düzenlendi.
Şenliğe katılım yüksekti
Şenliğe, Van Valisi İbrahim Taşyapan, Gevaş Belediye Başkanı Sinan Hakan, STK temsilcileri, kamu kurum müdürleri, vatandaşlar ve bisiklet tutkunları katıldı.
Bisiklet şenliğinin startı Gevaş'ın Rez mevkiinde verildi. Vali Taşyapan, STK temsilcileri ve kamu kurum müdürleri de bisiklet kullandı. 5 kilometrelik parkurda bisikletliler güzel görüntüler oluşturdu.
Deli Emin'in yerini ise Gevaş Belediyesi Kültür Müdürü aldı
Vizontele filminde Deli Emin rolündeki Yılmaz Erdoğan'ın yerini ise Gevaş Belediyesi Kültür Müdürü Mihail Atik aldı.
Kostümüyle büyük beğeni topladı
Bisiklet ile en ön sırada yer alan Deli Emin kostümlü Atik katılımcıların büyük beğenisini topladı. Parkur sonunda konuşan Belediye Kültür Müdürü Mihail Atik, amaçlarının Gevaş'ın tanıtımını yapmak olduğunu söyledi.
Ordu'da devam eden FETÖ/PYD soruşturması kapsamında Akkuş Kaymakamı Hüseyin Atila açığa alındı. Atila sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada "Suçlamalar yanlış" dedi.
Ordu'da Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel DevletYapılanması'na (FETÖ/PDY) yönelik soruşturma kapsamında Akkuş Kaymakamı HüseyinAtila açığa alındı. FETÖ ile mücadele kapsamında söz konusu terör örgütüyle ilgisi olduğu değerlendirilen kamu çalışanlarına yönelik soruşturma çerçevesinde Akkuş Kaymakamı Hüseyin Atila, görevlerinden uzaklaştırıldı. Kaymakam hakkında idari soruşturmanın sürdüğü öğrenildi.
Öte yandan Atila, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, şu ifadelere yer verdi: "Bugün Ordu Valiliğinden aldığım tebligat doğrultusunda İçişleri Bakanlığı tarafından Akkuş Kaymakamlığı görevinden açığa alınmış bulunmaktayım. Hakkımdaki suçlamaların yanlışlığının bir an önce ortaya çıkması temennisiyle, tüm Akkuş halkımıza ve tanıdıklarıma önemle duyurumdur.
Sosyal medyanın kalbini oluşturan uygulamalardan olan Instagram, canlı yayın özelliği mi getirmeye hazırlanıyor? Sızdırılan ekran görüntülerini ve detayları haberimizde bulabilirsiniz.
Instagram 2010 yılının Ekim ayında meydana çıkan basit bir resim paylaşma uygulamasıydı sadece. Çıkışından bu yana hem dünyaca ünlü kişiler tarafından kullanılması hem de sunduğu geniş filtre seçenekleri ile kısa zamanda milyonlarca kullanıcıya ulaştı. İddiaya göre firma şimdi de sosyal medya tutkunlarının bir diğer merakı olan canlı yayını kendi bünyesinde sunmaya başlayacak. Canlı yayın yapmayı seven kullanıcıları da bünyesinde görmek isteyen ve son zamanlarda birçok uygulamayı tahtından düşüren dünyanın en büyük görüntülü sosyal ağı bu işe el atacakmış gibi gözüküyor. Popüler haber sitesi Engaget'dan gelen habere göre bir Rus haber sitesine sızıntı görüntü yollayan kullanıcı, Instagram'a canlı yayın desteğinin geleceğini belirtmiş. Daha önceden birçok firmanın uygulamalarını sayılı kullanıcılar seçip test ettirdiğini görmüştük. Instagram'ında böyle bir şey yapması muhtemel gözüküyor.
Asus Türkiye Zenfone 3 için son hazırlıkları yapıyor
Paylaşılan resimlerde görüldüğü üzere kullanıcılar yayın yapmak istediğinde ekranın alt köşesinde çıkan "Go Insta!" yazısına basmak durumunda. Yayın uygulamalarına değişik ve kendine has bir yaklaşım getiren firma, henüz bu servisi resmi olarak onaylamadı.
Şu anda tester olarak seçilen kullanıcılar da yayın yapamıyor yani sadece yayın arayüzü hazırlanmış vaziyette.
Kendini kabul etmenin önemi ve yolları
Kendini olduğu gibi kabul etmek hiç kolay bir şey değildir. Aslında çoğu insan kendini tamamıyla kabullenemez. Bunun pek çok sebebi olabilir... Harvard Sağlık'ın kendini kabullenmenin sağlık için önemini ve yollarını açıklayan bir yayınından derlediğimiz bilgileri bu yazıda bulabilirsiniz. Hazırlayan: İyilik Sağlık Haber
Kendini olduğu gibi kabullenmek hiç kolay bir şey değildir. Aslında çoğu insan kendini tamamıyla kabullenemez. Bunun birçok sebebi olabilir ama en yaygın sebep kendi özgüvenimizi başkalarının takdiri üzerine inşa etmemizdir. Kendini kabullenemeyen insanlar, çocukluklarında ebeveynlerinden yeterince sevgi ve anlayış görmemiş olabilirler. Sonuç olarak da yetişkin hayatlarında çok daha fazla ilgiye ve takdire ihtiyaç duyarlar, normal seviyede ilgi ve takdir onlar için yeterli olmayabilir.
Kendini kabullenemeyen insanlar, bu eksikliklerini başarılı olarak kapamaya çalışabilirler. Ancak bu, ne yazık ki geçici bir çözümdür. Çünkü başarı, samimiyetin yerini tutamaz. Bu insanlar, aynı zamanda acıya dayanabilmelerinin sahip oldukları en büyük özellik olduğunu düşünürler. Gerçek ilgiye inanmaları zordur, ve biri onlara samimi bir şekilde ilgi duyduğunda, bu duruma şüpheli yaklaşırlar.
Kendini kabullenmemiş olmanın, fiziksel ve psikolojik sağlık üzerinde birçok olumsuz etkisi vardır. Bu yüzden, bu etkileri anlamak önemlidir.
Kendinizi olduğu gibi kabul etmek yerine sürekli eleştiriyor ve yargılıyorsanız, beyninizin duygu ve stresi kontrol eden bölümü küçülebilir ve çalışması zorlaşır. Bu küçülme aynı zamanda beyin sapının stresi işleyen bölümünde de gerçekleşebilir. Bu bölgelerden gelen stres sinyalleri de, duygusal kontrol bölümünün işleyişini bozabilir. Böylece kendini kabullenememek hem direkt olarak duygusal kontrolü bozarken, hem de dolaylı yoldan, stresi arttırarak sağlığınızı kötü etkiler.
Kendini kabullenmenin 3 aşaması vardır
1. Öz-farkındalık
2. Öz-düzenleme
3. Öz-aşkınlık
Öz-farkındalık kişinin kendi duygu, düşünce ve davranışlarının farkında olması durumudur. Öz-farkındalığın ünlü psikolog ve yazar Daniel Coleman tarafından tanımlanan üç önemli birleşeni duyguları ve bunların kendi üzerindeki etkilerini fark etmek, kendi güçlü ve zayıf taraflarını görmek ve kendi değerinin farkında olmaktır.
Öz-düzenleme duygularımızı, düşüncelerimizi ve davranışlarımızı kontrol edebilme yeteneğidir. Kendini kabullenebilmek için dikkatinizi kendinize duyduğunuz hoşnutsuzluğa değil pozitif yönlerinize odaklayabilirsiniz. Aynı zamanda negatif olaylara da farklı bir bakış açısından bakıp, bu olaylardan doğan fırsatları görebilirsiniz. Örneğin, yaşadığınız zorluklara isyan etmek kendinizi veya başkalarını suçlamak yerine büyümenize yardımcı olacağını fark etmek, bu farklı bakış açısına örnek olabilir.
Ancak, kendini kabullenmemek, bilinçaltında gerçekleşiyor olabilir. Dolayısıyla bunu sadece öz-düzenleme ile çözmek mümkün olmayabilir. Ayrıca, kendinizi kabullenmek ve affetmek sizi -affetmesi gereken ve affedilmesi gereken- olarak ikiye ayırır, bu iki parça birbirlerine karşı olurlar. Aslında kabullenmenin kendinizi iyisiyle kötüsüyle bütün olarak görmek olduğu düşünülürse, daha derin bir kabullenmeye öz-denetim yerine öz-aşkınlık yardımcı olabilir.
Öz-aşkınlık kişinin kendiyle meşgul olmayı bırakıp kendini başkalarına, işine, bir davaya veya başka bir etkinliğe adayabilme yetisidir. Öz-aşkınık yaşadığınızda, kendinizi tanımlamak için kendiniz dışındaki şeyleri kullanmayı bırakırsınız. Bunun yerine, dünyayla zorlama olmayan bir bağ kurarsınız. Bunu da işinize, ailenize, veya genel olarak topluma vakit ayırıp, yardımcı olarak sağlayabilirsiniz. Burada iyileştirici olan, kendinizi aşan bir amaca gönülden bağ hissetmektir.
Öz-farkındalık, öz-denetim ve öz-yükseliş beyinde kalıcı pozitif değişiklikler yaratma gücüne sahiptir.
Farkındalık meditasyonu, kendi duygularınızın farkında olmak ancak yargılamamak, duyguların gelişlerini ve gidişlerini gözlemlemek olarak anlatılabilir. Bunu yapmak, beyninizin strese dayanıklılığını arttırabilir, ve sizi sakinleştirir.
Kendinize şefkat göstermek ise, kendinizi kabullenmenizi kolaylaştırır. Şefkat meditasyonu, beynin duyguları gözlemleyen ve işleyen bölümünün çalışmasını değiştirerek bunu başarmanızı sağlayabilir.
Bu yöntemler, herkese uygun olmayabilir. Bilimsel gözlem ve deneycilik, hangi çözümlerin genel olarak işe yaradığı konusunda çok yardımcı olsa da, bireysel seviyede en iyi çözümü ancak kendiniz bulabilirsiniz.
Seyahatlerimiz öncesinde sosyal medya hesaplarımızdan paylaştığımız uçak biletlerindeki bilgileri herkesin görmesinin ne kadar tehlikeli olduğu gözler önüne serildi.
Uçuş kartlarındaki kodlanmış bölümde üçüncü kişilerin eline geçmesi durumunda başınızı belaya sokabilecek bilgiler bulunuyor.
Bu bilgileri araştıran iflyflat.com.au isimli sitenin sahibi Steve Hui, hiç bilinmeyen korkunç bir gerçeği ortaya çıkardı.
Sanıldığı gibi uçak biletinde sadece adınız soyadını, uçağınız kalktığı havalimanı, varış noktanız, koltuk numaranız bulunmuyor.
Adınızı soyadınızı kapatarak paylaşsanız bile barkodla kodlanmış olan bölümdeki veriler çözümlenirse önemli bilgilerinize ulaşılabilir.
Hatta o bölüme önceden ulaşan kötü niyetli bir kişi sizin uçuşunuzu iptal edebilir, biletinizin tarihini bile değiştirebilir.
Hui'nin böyle bir araştırmaya girmesinin nedeni ise aslında birçoğumuzun alışkanlık haline getirdiği bir uygulama...
Bir yazılımcı olan Hui, sosyal medya hesabında arkadaşının paylaştığı bir bilet görselinde açıkça görülen barkod üzerinden hangi bilgilere ulaşabileceğini denedi...
E-bilet numarasını, rezervasyon kodunu, uçuş numarasını ve bagaj bilgilerini Delta Havayollarının internet sitesinden sistem üzerinde bu verileri kullanarak korunmasız olan hangi bilgilere erişebileceğini araştırdı.
Delta Havayolları'nın sitesine girdiğinde elinde mevcut olan yolcunun adı soyadı, uçuş referans kodu ve E bilet numarasını yazan Hui, erişiebildiği bilgilere kendisi bile inanamadı.
Sistem üzerinde yolcuya ait tüm planlanan uçuşları, koltuk numaralarını, biletleri, geçmiş uçuşları görebildiğini fark etti. Ödeme için kullanılan kredi kartı bilgilerini dahi görüntüleyebiliyordu.
Daha da kötüsü Hui, havayolunun kendi sitesi üzerindeki sistemden eriştiği aşamada biletleri iptal edebilir, saatlerini değiştirebilirdi.
Buraya kadar açık bir şekilde paylaşılan bilet fotoğrafı ile uçuşa ait bilgilere erişilebiliyordu. Ancak daha korkunç olan bilgi erişimi için barkodlar da kullanılabilir. Barkodaları sadece havaalanlarındaki bilgisayar sistemlerinin okuyabildiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz.
Biletteki bilgileri kapatarak paylaştığını sanan bir sosyal medya kullanıcısı eğer barkodu da kapatmadıysa, uçuşa dair bilgilere ulaşmak barkod okuyan uygulamalar ile çok daha kolay bir hale geliyor. Ve burada riske daha açık durumda oluyorsunuz, çünkü havayolu şirketi bu barkodun altına gömeceği bilgiler farklılık gösterebiliyor.
En azından kimlik numaranız, kredi kartı bilgileriniz, ev adresiniz, telefon numaranız, uçuşa ait bilgileriniz bu barkodun altında gizlenmiş olabilir.
Özetle Hui, her geçen gün dijitalleşen dünyamızda sosyal medyada yaptığımız görsel ve yazılı paylaşımlarda dikkatli olmamız gerektiğini delilleri ile gözler önüne seriyor.
PSG Thiago Silva ile sözleşme yeniledi
PSG Kulübünden yapılan açıklamada, 32 yaşındaki Thiago Silva'nın sözleşmesinin 30 Haziran 2020 yılına kadar uzatıldığı bildirildi.
Milan'dan 2012'de PSG'ye transfer olan Brezilyalı futbolcu, takımıyla182 maça çıkıp, 12 gole imza attı.
İzmir'de kaymakam FETÖ'den açığa alındı
İzmir'in Beydağ ilçesindeki FETÖ/PDY soruşturması kapsamında Kaymakam Emin Şimşek açığa alındı.
Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden mezun olan Emin Şimşek, kısa bir dönem Sosyal Güvenlik Kurumu'nda uzman yardımcısı olarak görev yapıp 2012 yılında Muğla Kaymakam Adayı olarak mesleğe başladı.
Bir yıl süre ile İspanya'da Madrid Complutense Üniversitesi'nde dil eğitimi aldı. Düzce'nin Cumayeri ve Çilimli ilçelerinde kaymakam vekili olarak bir yılı aşkın süre görev yaptı. Evli ve bir çocuk babası Şimşek, 20 Haziran'da Beydağ Kaymakamı oldu. İlçede sürdürülen FETÖ/PDY soruşturması kapsamında açığa alınan Şimşek'in yerine Kiraz Kaymakamı Mustafa Akgül'ün vekalet edeceği bildirildi.
Konut alacakların dikkatine! Ev fiyatları düşüşe geçti
İstanbul'da özellikle kentsel dönüşüm etkisi ile yoğun inşaat çalışmaları yapılan yerlerde ve lüks konut bölgelerinde konut satış ve kira fiyatları düşüşe geçti.
Konut sayısı talep edilenin üstünde olunca fiyatlar yüzde 20'yi aşan oranda geriledi. Birkaç yıl öncesinde kiralık ev bulunamayan yerlerde şimdi evler boş. Uzmanlar fiyatlarındaki düşüşü 2 nedene bağlıyor. Birincisi; kentsel dönüşüm başlayınca insanlar evlerini bırakıp geçici ev aradı. Bir anda talep arzın önüne geçince fiyatlar tırmandı. Şimdilerde vatandaş biten evine geçince geçici evler boşaldı. Bir de dönüşüm projelerinde müteahhidin payına düşen evler piyasaya çıktı. Yüzlerce proje aynı aynda bitince bu defa arz talebin çok önüne geçti. Fiyat düşüşündeki ikinci neden olarak da suni artışlar gösteriliyor. Yani fiyatlandırma hatası yapıp gereğinden pahalıya satılmaya çalışılan projeler şimdi mecburen makul seviyelere çekiliyor. Finansman sorunu çeken orta ve küçük ölçekli firmalar fiyatları düşürürken markalı konut projeleri üreten firmalarda indirim ve uzun vadelerle önünü açmaya çalışıyor.
Hürriyet Gazetesi'nden Gülistan Alagöz'ün haberine göre, Konut Geliştiricileri ve Yatırımcıları Derneği (KONUTDER) Başkanı Ömer Faruk Çelik konut pazarında arz talep dengesinin bozulduğuna dikkat çekti. Çelik, "Fikirtepe, Bağdat Caddesi gibi yerlerde arz talep dengesine bakılmaksızın fütursuzca üretim yapıldı. Dönüşüm müteahhidin kazandığı, para eden ilçelerde yoğunlaştı. Model böyle olunca belli yerlerde ihtiyaç fazlası konut birikti. Bunu satamayan müteahhit de fiyatlarını geri çekmek zorunda kaldı. Bankacılık sektörünün inşaata bakışı ortada. Satış sorunu çeken şirketler itibarını korumak ve banka borcunu ödemek için fiyat düşürdü. Burada asıl sorun yapılan iş modelinde. Anadolu yakasını örnek veriyoruz ama İstanbul'ün tümü hatta Ankara ve İzmir için de aynı sonuç bizi bekliyor. Türkiye'de yıllık ortalama 600 bin konut ihtiyacı var. Müteahhitler bunu yapıyor. Ama şimdi 200-300 bin de dönüşümden ilave geliyor. Pazarda ihtiyaç fazlası ürün birikiyor. Ürün geliyor ama vatandaşın alım gücü artmıyor. Arz artıyor, ihtiyacı olan vatandaş evden uzaklaşıyor" diye konuştu.
Anadolu Yakası İnşaat Müteahhitleri Derneği (AYİDER) Başkanı Melih Tavukçuoğlu'na göre Anadolu yakasında fiyatını yüzde 35 düşüren müteahhit de var. Avrupa yakasına kıyasla Anadolu yakasında fiyat düşüşlerinin daha etkili olduğunu belirten Tavukçuoğlu, "Nerede son yıllarda fazla ev yapıldıysa fiyatlar bugünlerde orada düşüşe geçti. Anadolu yakasında orta ve küçük ölçekli çok firma dönüşüme girdi. Sadece Kadıköy'de 2 yılda 2 bin ruhsat alındı. Bu en az 10 bin yeni ev demek. Ülkedeki gelişmeler, ekonomik durum, sınırımızda olanlar, moral bozukluları hepsi bir araya gelince talep düşüyor. Kadıköy'ün geneli, Sancaktepe, Ataşehir'in bir bölümü, Kartal ve Maltepe'da düşüşler var. Kimi yerde yüzde 5 kiminde yüzde 35" dedi. İstanbul'da kentsel dönüşümün en yoğun olduğu bölgelerin başında Kadıköy geliyor. Şantiye alanına dönen bölgede 1000'den fazla şantiye de çalışma sürüyor. Bölgede konut ve satış fiyatları ise bu yıl gerilemeye başladı. Bağdat Caddesi'nde faaliyet gösteren Remax Türkiye ofisi sahibi Savaş Kurtbaş, "Projeler peş peşe bitti. Evler aynı anda piyasaya çıktı. Geçen yıl 150 metrekare bir evi çok rahat 5 bin liraya kiraya verirdik şimdi 3 bin 500 lira ve ev boş. Geçen yıl metrekare fiyatı 5 bin dolar olan ev şimdi 3 bin 500- 4 bin dolar. Bölge genelinde hem satış hem kirada yüzde 20-25 düşüş var" dedi. Era Gayrimenkul Türkiye Genel Koordinatörü Mustafa Baygan ise hatalı fiyatlandırma yapan müteahhitlerin bugün sorun yaşadığını söyledi. Baygan, "Fiyatlar şimdi törpüleniyor. Çünkü bölge bazında ciddi şişmeler vardı. Bağdat Caddesi'nde geçen yıl 3+1 bir yeni ev için 2 milyon dolar diyen bugün 1.5 milyon TL diyor. Doğu fiyatla çıkan projelerde satış sorunu yok" diye konuştu.
Kiracı aranıyor!
İSTANBUL Emlakçılar Odası Başkanı Nizameddin Aşa ise İstanbul genelinde kiraların düştüğünü söyledi. Tüm emlak ofislerinin elinde kiracı bekleyen ev olduğunu belirten Aşa, "Geçen yıl ev bulunamıyor diyorduk şimdi emlak ofisleri kiracı bulamıyor diye ev sahibine evini geri veriyor" dedi. Geçtiğimiz yıllarda hem dönüşüm hem de Suriyelilerin etkisi ile ciddi bir talep olduğunu belirten Aşa, şimdilerde hem talebin düştüğünü hem de arzın arttığını ifade etti. Kira rakamlarının yüzde 20-25 düştüğünü belirten Aşa, satışta ise lüks konutlarda sorun olduğunu söyledi. Alt ve orta gelirli için konut ihtiyacının sürdüğünü belirten Aşa, "Merkezi lokasyonda milyon dolarları anlıyoruz. Ama şehrin dışındaki ilçelerde de evlerin metrekare fiyatı 4-5 bini buldu. İnsanlar işine 2 saat uzakta yaşayıp bu fiyatı ödemek istemiyor. Son aylarda satışlar düşünce inşaat şirketleri ciddi kampanyalara başladı" dedi.
1 milyon liraüstü sorunlu
EVA Gayrimenkul Değerleme Genel Müdürü Cansel Turgut Yazıcı konut alımının moralle ilişkisine dikkat çekti. Son aylarda vatandaşların harcamalarında kesintiye gittiğini belirten Yazıcı, "İstanbul'da yüzde 18'i bulan fiyat düşüş var. Bazı bölgelerde fiyatlar gerçekten çok şişmişti. Arz talep makası da açıldı. Özellikle 1 milyon lira üstü evlerde problem ciddi. Ama erişilebilir konutta sorun yok. En büyük kriz döneminde dahi bu kesimde alışveriş oluyor" dedi.
Sorunun lüks konutta olduğunu belirten Coldwell Banker Broker'ı Burak Özmutafoğlu, "Bahçeşehir bölgesinde faaliyet gösteriyoruz. Bölgede milyonluk villa tipi konutlarda yüzde 10'luk bir fiyat gerilemesi var. Ancak daha makul fiyatlarda gerileme yok. Kira piyasası ise kötü. Nedeni ise arz fazlası. Sadece Kiptaş bölgede 4 bin ev yaptı ve bunların büyük kısmını satmak ya da kiralamak için yatırımcı grup aldı. Şimdi o evler müşteri bekliyor. Kiralar için yüzde 20'lik düşüşten bahsetmek mümkün" dedi. Sanayi ve fabrika binalarının rezidanslara dönüştüğü Basın Ekspres ve Güneşli bölgesinde de benzer bir tablo var. Hem kira hem de konut fiyatlarında 6 aydır gerileme olduğunu belirten Altın Emlak Broker'ı Mehmet Tatar, "Markalı büyük projeler var ve onlarda fiyat düşmüyor. Ama tek, 2 blok yapan firmalarda durum farklı. 3 ay önce evine 420 bin isteyen şimdi 360 bine razı. Yine bir dükkan kirası için 45 bin isteyen müşterim 30 bine düştü. Fiyatlar olması gerek yere geldi çünkü fazla şişmişti. Kriz fiyatları terbiye etti" dedi.
Poyraz Karayel 74. bölüm fragmanı | Çınar'dan beklenmedik hareket
Poyraz Karayel 74. bölüm fragmanında Ayşegül'ün Poyraz ile arasını düzeltmesinin ardından Çınar durumu kendisine yediremeyecek. Son bölümde Çınar'ın annesiyle tartışan Ayşegül bu kez namlunun ucunda olacak. 28 Aralık'ta Kanal D ekranlarında yayınlanacak yeni bölümde ölümle burun buruna gelen Ayşegül'ün durumu bu akşam belli olacak. Eda ile Poyraz'ın yüzleşeceği 74. bölüm Kanal D ekranlarında olacak.
Kanal D ekranlarında Çarşamba akşamları ekrana gelen Poyraz Karayel adlı dizide Ayşegül, Çınar ve Poyraz üçgeninde önemli gelişmeler oldu. 73. Bölümde Ayşegül ile arasını düzeltmek isteyen Poyraz, Ayşegül'e hiç beklemediği sürprizler hazırlayarak gönlünü kazanmayı başardı.
Poyraz Karayel'in 28 Aralık'ta yayınlanacak olan yeni bölümünün fragmanı internet ile aynı saatte haberimizğin içerisinde.
Eda'nın ihaneti karşısında sarsılan Poyraz Karayel, hiç kimsenin tahmin etmediği bir oyun oynayarak Eda'yı önce gözaltına alır. Silahın içindeki kurşunları çıkaran Poyraz, Eda'nın kendisini rehin alarak polislerin arınsan kaçmasını sağlar. Eda, Kerem ile buluşmaya gittiğinde kendisini gizlice takip eden Poyraz Karayel, Kerem ve Eda arasında yaşanan kavganın ardından ortaya çıkarak her ikisini de etkisiz hale getirir.
Çukurova, Turkcell için teklifte bulunmadı
Çukurova Holding, Alfa'nın Turkcell'de dolaylı yoldan sahip olduğu yüzde 13.22 payı satın almak için tahkim mahkemesinin belirlediği tarihe kadar teklifte bulunmadı. Böylece Çukurova'ya ait Turkcell hisselerini satın alma hakkı Alfa'ya geçti.
JP Morgan Türkiye için tavsiyesini düşürdü
Konuya yakın bir kaynağın verdiği bilgiye göre, uluslararası tahkim mahkemesinin kararı doğrultusunda Rus milyarder Mikhail Fridman'ın holding şirketi Alfa'nın Çukurova'nın sahip olduğu dolaylı yüzde 13.76 Turkcell hissesini satın alıp almayacağına 28 Kasım'a kadar karar vermesi gerekiyor.
İngiliz tahkim mahkemesinin Ağustos ayı başında açıklanan kararına göre Çukurova'nın 18 Kasım'a kadar Rus Alfa grubunun telekom varlıklarını yöneten LetterOne şirketine ait Turkcell'deki dolaylı yüzde 13.22 payı 2.7 milyar dolara satın alması, ya da elindeki yüzde 13.76 hisseyi Letterone'a 2.8 milyar dolara satması gerekiyordu.
Tahkim mahkemesinin hükmettiği fiyatlar Turkcell'in tamamının yaklaşık 20 milyar dolar ettiği anlamına geliyor. Reuters verilerine göre hisselerin son kapanış fiyatına göre şirketin piyasa değeri ise 6.4 milyar dolar seviyesinde bulunuyor.
Et ve Balık Kurumu: "Tek hastalıklı et girmedi"
Et ve Balık Kurumu'nun etlerinde şap ve tüberküloz hastalığı bulunduğu ve hastalıklı et satıldığı iddialarına kurumun en tepesinden yanıt geldi. Genel Müdür Bekir Ulubaş, "kombinalara bir tek hastalıklı et girmedi" dedi. Tarım Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürü İrfan Erol da,Trakya Bölgesi'nin şap hastalığından tamamen arındırıldığını belirtti.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Dr. Mehdi Eker, Posta Gazetesi Ankara Temsilisi ve CNN Türk program yapımcısı Hakan Çelik'in sorularını yanıtladı. Bakan Eker, aşırı yükseldiği ve 5- 6 TL bandına çıktığı iddia edilen patates fiyatları hakkında konuştu.
Bakan Eker, haberlerin gerçeği yansıtmadığını İstanbul, Ankara ve İzmir'de ortalama market fiyatlarının 3,6 TL olduğunu söyledi.
Bakan'ın verdiği bilgiye göre, üreticiler de patatesi yaklaşık 1.8 TL'ye satıyor.
Mehdi Eker, çiftçilerin fiyatlar üzerinde daha fazla söz sahibi olabilmesi için mutlaka örgütlenip büyük işletmeler halinde üretim yapmaları çağrısını yaptı.
Türkiye'nin en büyük patates üretimi bu dönemde Çukurova bölgesinde yapılıyor. Yine İzmir ve Ödemiş civarı önemli üretim merkezleri.
"Sadece Adana şehrindeki üretim bile tek başına Türkiye'nin tüketiminin önemli bölümünü karşılıyor. Şu anda Türkiye'de üretim yani arz sorunu yok. İki hafta önce turfanda patatesler çıktı. Antalya, Ödemiş, Bolu, Adapazarı, Kayseri, Sıvas, Nevşehir, Niğde diğer önemli üretim merkezleri.
Fiyatla oluşan sorun tarımla ve üretimle değil ticaret zinciriyle ilgili. Hükümetin doğrudan fiyatlara müdahalesi söz konusu olamaz. Sorun pazarlama, ticaret modelinden ve biraz da spekülatif eğilimlerden kaynaklanıyor. Hal ve perakende sektörünün yeniden yapılanması lazım.
Patates ithalatı yapılması için üretim sorunu olması gerekir. Fiyatlarda aşırı yükselme olmadığı sürece ithalatı gerektirecek bir durum yok. İthalat konjonktürel olarak karar verilen bir yöntem. Diğer tarım ürünlerinde de zaman zaman uygulanıyor.
Ürün eksikliğinden kaynaklanmıyor. Üretici ve market fiyatı arasındaki fark Türkiye'nin hal ve pazarlama sisteminden kaynaklanıyor. Perakende sektörünün fiyatlandırmasından kaynaklanıyor.
Üreticiler örgütlenirse fiyatları belirlemek için daha fazla güçleri olur. Şu an için üreticiler olması gerektiği kadar örgütlü değil.
Bir süre önce yapılan yasal düzenlemeyle üreticilerin doğrudan semt pazarlarına girebilmesinin önünü açtık. Üreticiler bir araya gelerek daha büyük ölçekte üretim yapmayı başarmalı."
Temiz havanın poşeti 13 TL
Çin'in bir çok bölgesine hızla yayılan hava kirliliği girişimci Çin köylülerinin yeni bir sektör yaratmasına neden oldu. Güney Çin'in Guangdong bölgesinin Lianshan Dağı köylüleri bölgelerine gelen turistlere poşetlere doldurdukları dağ ve orman havasını satıyorlar.
Lianshan Dağı köylülerinin satışları için buldukları sloganlar da hayli ilgi çekici. Köylüler satışlarında "Bir poşet hava, satın alınan sağlıktır", "Endüstriyel kirli hava içermez" gibi sloganlarla poşetlerdeki temiz havayı turistlere satmaya çalışıyorlar.
Poşette çiçek de var
Köylüler poşetlere doldurdukları temiz havayı poşeti 10 ile 30 Yuan (1.5 - 4.6 Dolar) fiyatına satıyor.
Pazarlık yapıyorlar
Bu ticari girişim bazı turistler tarafından komik karşılanırken bazı turistler fiyatları düşürmek için köylülerle pazarlık ediyorlar.
Bazı turistler ise poşetler içinde satın aldıkları Linshan Dağı temiz havasını beraberlerinde yaşadıklara şehirlere taşıyorlar.
Amaç çevrenin önemini hatırlatmak
Çalıştığı Guangdong Bölgesi başkenti Guangzhou'dan üç yıl önce hava kirliliğinden kaçmak için köyüne geri dönen ticari girişimin fikir sahibi Zhi Chenglin "temiz hava" satma düşüncesinin şehirlerde yaşayanlara çevrenin korunmasının önemini tekrardan hatırlatmasını umuyor.
Başlangıç maliyeti 2 milyar dolar olan bu proje altı sene içerisinde tamamlanamamakla kalmamış, ayrıca maliyeti de 4 milyar dolara yükselmişti. Enerji Bakanlığı ise bu proje maliyetinin 450 milyon dolarlık kısmını üstlenmişti. Bakanlığın bu desteği kesmesiyle projenin tamamlanma şansı kalmamış oluyor. Bu son senelerde Enerji Bakanlığı'nın destek vermeyi durdurduğu beşinci proje oldu.
Enerji Bakanlığı'nın bu durdurma kararı gerek Meclis'teki politikacılar, gerekse de temiz enerjiyi savunan gruplar tarafından tepkiyle karşılandı. Çoğu çevreci gruplar ise Obama yönetiminin bu kararını destekler açıklamalarda bulundular.
Elektrik enerjisi üretmek için kömür yaktığımızda atmosfere karbondioksit salıyoruz ve bu gaz Dünya'nın ikliminin değişmesine ve her geçen senenin bir önceki seneden daha sıcak olmasına neden oluyor. Bunu önlemenin en kolay yolu kömürlü termik santralleri kapatmak, ya da en azından yenilerinin yapılmasına engel olmak. Ancak kömür, petrol ve doğal gazın güzel bir özelliği var: Yerden bu fosil yakıtlar neredeyse bedavaya çıkartılıp yakılıyor ve size enerji verirken bu yakıtları yerin altından çıkartıp satanlara da büyük paralar kazandırıyor. Bu nedenle de bu alanlara yatırım yapan iş çevreleri kömürlü termik santral çağının sona ermesini istemiyor, bu Dünya'daki bildiğimiz yaşamın sonu demek olsa bile. Amerika'daki politikacıların Enerji Bakanlığı'nın kararına karşı çıkmalarının arkasındaki en önemli sebep bu. Çünkü bu politikacılar tekrar seçilebilmek için fosil yakıt lobilerinden almakta oldukları maddi desteğe muhtaçlar.
Bir yanda kömürden elde edilen büyük kazanç, diğer yanda da bu yakıtın insanlığın sonunu getirebilecek olması yan yana geldiğinde şirketler bir ara çözüm bulma yoluna gittiler. Bu ara çözüm de atmosfere salınacak olan karbondioksidi tutup saklayacak termik santraller inşa etmekti. Bu işlem üç ana parçadan oluşuyor, termik santralde salınacak olan karbondioksidi yakalamak (teknolojik olarak biraz zor ve pahalı ama mümkün), karbondioksidi basınç altında sıvılaştırıp depolanacağı yere taşımak (teknolojik olarak mümkün, ama hem pahalı hem de kaçak olması ihtimali açısından riskli) ve yer altında depolamak (daha bunu sağlayan bir teknoloji yok). Bu üç parçayı bir araya getirmeye de Temiz Kömür Çözümleri deniyor, yani bu çözüm aslında şu anda elimizde olmayan bir teknolojiye dayanıyor. Bu nedenle de temiz kömür aslında halkı sakinleştirmek için kullanılan ve aslında var olmayan bir teknoloji.
Karbondioksidi saklamak mümkün ama bu işlemde ufak bir problem var. Karbondioksit bir zaman sonra bir yolunu bulup saklandığı yerden dışarıya sızıyor. Karbon saklama yönteminin çalışır olabilmesi için bu gazın saklandığı yerden sızmayacak şekilde depolanmasının garanti altına alınması gerekiyor. Bilim ve teknoloji şimdilik sadece karbondioksidi kısa bir süre yer altında tutmanın garantisini verebiliyorlar. Bu nedenle de şu an için bizim iklim sorunumuzu çözebilecek anlamda çalışır bir karbon tutma ve saklama sistemi mevcut değil.
Aslında Amerikan Enerji Bakanlığı'nın aldığı karar teknolojik ya da politik bir karar değil. Bakanlığın Denetleme Dairesi Başkanlığı projeye son altı senede ne kadar yatırım yapıldığına ve bu yatırımla projenin ne kadar ilerlediğine bakarak projeye daha fazla yatırım yapılmamasını önerdi. Bakanlık da bu öneriye uydu. Bunun anlamı şu: Günümüzde yenilenebilir enerjinin ve enerji depolama sistemlerinin maliyeti her geçen gün düşmekteyken geçmiş yüzyıllardan kalan ve atmosferi kirleten bu enerji sistemlerine daha fazla yatırım yapmak Amerikan ulusal çıkarlarına uygun değildir. Amerikan Enerji Bakanlığı araştırma bütçesini temiz kömür gibi imkansız bir fikir yerine daha uygulanabilir projelere yatırmaya karar verdi, politikacıların direnişlerine rağmen.
Mirai ile yapılan DDOS saldırıları
Ekim ayında gerçekleşen saldırıda Mirai isimli bir zararlı yazılımı kullanan siber saldırganlar DDOS adı verilen saldırı yöntemini kullanarak ABD başta olmak üzere tüm dünyada interneti felç ettiler. Bu saldırıda bilgisayarların yanında internet bağlantılı akıllı beyaz eşyalar gibi Nesnelerin İnterneti platformları da kullanıldı. Saldırıyla Twitter, Etsy,Netflix, Spotify, PayPal, Amazon gibi pek çok büyük web sitesi ve internet hizmetinin yanı sıra çok daha küçük web siteleri saatlerce erişilemez hale geldi.
Yahoo! iki kere saldırıya uğradı
Eylül 2016'da Yahoo! tarafından yapılan duyuru sonucunda 2014'ün sonlarında en az 500 milyon Yahoo! kullanıcısının hesap bilgilerinin bir bilgisayar korsanı tarafından çaldığı ortaya çıktı. Ele geçirilen hesaplar e-posta adresi, şifre, kullanıcı adı, doğum tarihi ve telefon numaraları gibi bilgiler içeriyor. Buna ek olarak 2016'nın Aralık ayında ortaya çıkan bir başka veri sızıntısında ise 2013 yılındaki bir güvenlik ihlaliyle bir milyar kadar Yahoo! hesap bilgisinin korsanlar tarafından çalındığı belirlendi.
LinkedIn'den 117 milyon hesap bilgisi sızdırıldı
2016'nın Mayıs ayında ise popüler sosyal iş ağı LinkedIn'den 2012 yılında çalınan 117 milyon e-posta ve şifre bilgisi internete sızdırıldı. LinkedIn bu sızıntı nedeniyle 2012'den önce açılan tüm kullanıcı hesaplarının şifrelerini sıfırladı.
SWIFT saldırısında 81 milyon dolar çalındı
Finans sektörü tarafından yoğunlukla kullanılan SWIFT sistemine yapılan saldırı da 2016 yılının en önemli siber saldırıları arasında yer alıyor. 2016'nın Şubat ayında Bangladeş'teki bir bankanın zayıf güvenlik sisteminden dolayı SWIFT sistemine sızan siber suçlular, 81 milyon doları kendi hesaplarına transfer ettiler.
Tumblr da hacklendi
Sosyal blog sitesi Tumblr da 2016 yılında siber korsanların hedefindeydi. Mayıs ayında gerçekleşen saldırıda 65 milyona yakın kullanıcı hesabına ait bilgiler siber korsanlar tarafından sızdırıldı.
68 milyonu aşkın Dropbox hesabının bilgisi çalındı
2016'nın Ağustos ayında popüler dosya paylaşım platformu Dropbox'u hedef alan saldırıda 68 milyondan fazla Dropbox kullanıcısının kullanıcı adı ve şifresi tehlikeye girdi. Dropbox yaptığı duyuruyla 2012'den beri şifresini yenilemeyen kullanıcıların şifre güncellemesi yapmalarını istedi.
AdultFriendFinder. com saldırısı
AdultFriendFinder adındaki yetişkinlere yönelik arkadaşlık sitesi ise son iki yıl içinde iki kez büyük saldırılara maruz kaldı. 2016 yılı Kasım ayında gerçekleşen saldırıda ise hackerların yaklaşık 412 milyon kullanıcın bilgisini çaldığı belirlendi. Fakat bu saldırı AdultFriendFinder tarafından doğrulanmadı.
Oracle MICROS sistemi saldırısı
Ağustos ayında ise 180'i aşkın ülkede 330 binden fazla yazarkasada kullanılan MICROS POS sistemine de sahip olan Oracle'da önemli bir güvenlik açığı ortaya çıktı. Rus siber saldırganlar, MICROS sisteminin müşteri destek portalındaki sistemlere yerleştirdikleri zararlı yazılımla, kullanıcı bilgilerini ele geçirmeye çalıştılar.
Savaş ve Barış yoluyla yordamıyla Yordam Edebiyat'ta
Rusça yazılmış, kısa bir süre sonra dünya edebiyatına mal olmuş anıtsal yapıt Savaş ve Barış, Yordam Edebiyat'tan yayımlandı. Mete Ergin çevirisiyle 4 cilt olarak basılan yapıt, 5 Ocak Perşembe günü kitabevi raflarındaki yerini alacak.
Yordam Kitap 10 yaşını TÜYAP'ta kutladı
Mete Ergin'in başarılı çevirisi, eseri araya çevirmen girmemiş duygusuyla okuturken, edebî değerinin korunmasına gösterdiği özenle de öne çıkıyor.
Ayrıca, Hasan Âli Ediz'in başlı başına bir eser olarak kabul edilmesi gereken Tolstoy incelemesi ile Tolstoy'un bu büyük eserini anlattığı kendi yazısı da bu özel edisyonun değerli birer parçası olarak okurlarla buluşuyor.
Yordam Kitap klasiklere Marx'ın Fransız Üçlemesi ile devam ediyor
1805 ve 1812 savaşlarının gölgesindeki; bir yanıyla tarihsel bir anlatı, bir yanıyla dönem romanı, bir yanıyla Rus toplumunun başarılı bir aynası, bir yanıyla insanın temel varoluş sorunlarına felsefi bir bakış, bir yanıyla da ölüme ve yaşama dair, aşka dair incelikli bir anlatı niteliğini taşıyan bu yapıt, tarihi kimler yazar sorusuna verdiği cevapla, edebiyatın, coğrafyanın ve zamanın sınırlarını aşıyor.
Evrensel edebiyatın ölümsüz örneği Savaş ve Barış'ı, hak ettiği özen ve titizlikle yayıma hazırlayan Yordam Edebiyat, bu değerli katkı ile, edebiyatta niteliği ön plana çıkaran anlayışını bir kez daha vurguluyor.
Bu seçkin yapıtın, klasik eserleri okumanın hazzına varmış okurlar kadar, bir başlangıç noktası arayanlar için de iyi bir seçenek oluşturacağı inancındaki Yordam Edebiyat, okurlarına, doğru kitabı, özenli ve lezzetli bir çeviriden okuma zevki vadediyor.
Daha önce Hasan Âli Ediz'in yetkin çevirisiyle Suç ve Ceza'yı yayımlayan Yordam Edebiyat, Dostoyevski ile başlattığı bu süreci Tolstoy ile sürdürürken, Çehov, Puşkin, Şolohov, Turgenyev gibi devlerin eserlerini de yayın programına aldığının müjdesini veriyor.
Savaş ve Barış hakkında ne dediler?
"Ne büyük bir yapıt, değil mi? Nasıl dev bir insan! İşte size bir sanatçı... Daha da şaşırtıcı olan nedir, biliyor musunuz? Onun köylü sesi, köylü gibi düşünüşü! Etine, kemiğine kadar bir köylü o! Bu soylu adam ortaya çıkana kadar edebiyatımızda gerçek bir mujik yoktu... Avrupa'da kim onunla aynı düzeye konulabilir? Hiç kimse!" Lenin
"Güçlü kanım odur ki; bir roman yazarının, sanatının sadece şiirsel yönüne dair değil, ele aldığı konuların gerçekliği kadar, bağlamının tarihsel ve çağdaş yönüne dair de derin bir bilgiye sahip olması gerekir. Görebildiğim kadarıyla, burada [Rusya'da] sadece tek bir yazar bu konuda ustalaşmıştır, o da Kont Lev Tolstoy'dan başkası değildir." Dostoyevski
"Eğer dünya kendisini yazabilseydi, Tolstoy gibi yazardı." İzak Babel
Şehit Derik Kaymakamı Sakarya'da son yolculuğuna uğurlandı
PKK'lı teröristlerin el yapımı patlayıcısı ile düzenledikleri saldırıda yaralanan ve tedavi gördüğü hastanede şehit düşen Mardin'in Derik ilçesi Kaymakamı Muhammet Fatih Safitürk, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım'ın da katıldığı törenle Sakarya'da son yolculuğuna uğurladı. Törende konuşan Erdoğan idam mesajı verdi: "Bununla ilgili kararı Batı veremez, bu kararı biz veririz. Milletimin bu konudaki kararı aslolandır. Dolayısıyla George şöyle demiş, Hans böyle demiş, onlar bizi ilgilendirmiyor. Allah ne demiş? Bizi o ilgilendiriyor."
Derik Kaymakamı şehit oldu
Sakarya Valiliğinde tören yapıldı
Safitürk için ilk tören Sakarya Valiliğinde düzenlendi. Safıtürk'ün naaşı, dün getirildiği Cumhuriyet Mahallesi'ndeki evinde dua edilip helallik alınmasının ardından Sakarya Valiliğine götürüldü. Buradaki törene, şehidin ailesi ve yakınlarının yanı sıra, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Yaşar Güler, Sakarya Valisi Hüseyin Avni Coş, Kocaeli Valisi Hasan Basri Güzeloğlu, Mardin Valisi Mustafa Yaman, Yalova Valisi Tuğba Yılmaz, Emniyet Genel Müdürü Selami Altınok, Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu ile askeri erkan, polis ve vatandaşlar katıldı.
Derik Kaymakamlığına saldırı
Katillerinin bulunacağı sözü
Törende, saygı duruşunda bulunuldu ve şehit Safitürk'ün özgeçmişi okundu. Mardin Valisi Yaman, yaptığı konuşmada, meslek hayatındaki en zor konuşmalardan birini yaptığını söyledi. Şehit Safıtürk'ün değerli ve çok çalışkan biri olduğunu belirten Yaman, "Yakışır bir şekilde hem kaymakamlık hem de belediye başkanlığını yürütüyordu. Herkesle beraberdi. Derik son 1 ay içerisinde çok büyük bir mesafe katetti. Terörle mücadelede en başta gelen meslektaşlarımızdan bir tanesiydi. PKK ile mücadelede çok önemli çalışmalar yapıyordu" dedi. Madin Valisi Yaman, şehit Kaymakam Safitürk'ün katillerinin bulunacağı sözünü verdi.
Yüksekova'da 1 şehit
Eşi tabutuna sarıldı: 'Aşkım sana şehitlik çok yakıştı'
Bu sırada tabuta sarılan şehidin eşi Ayşegül Safitürk, "Aşkım sana şehitlik çok yakıştı. Bir kaymakam şehit olacaktı, o sen olmalıydın aşkım. Biliyordum en önde gittin aşkım. Şehit kaymakamım Allah senden razı olsun. Anneciğim göreceğiz, o bizimle, o bizi görüyor bebeğim. O bize şan, şeref bıraktı anneciğim. Bir insan 'Beni kırdı, beni incitti' diyemez. Biri gelsin, vallahi de billahi de yok" diyerek ağıt yaktı.
İçişleri Bakanı Soylu ağladı: 'Uzaktan akrabaydık'
Buradaki törende İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da konuştu. Şehit Kaymakam Safitürk'ün ailesinin ve milletin yüz akı olduğunu söyleyen İçişleri Bakanı Soylu, kendisiyle şehit olmasından 3 gün önce beraber olduklarını anlattı. Soylu, bu sırada gözyaşlarını tutamadı ve şehit kaymakam ile uzaktan akraba olduklarını açıkladı: "Bir bakanla bir kaymakamla o mesafesini hiç unutmam. 'Akrabayız Muhammed Fatih', 'Sağolun Sayın Bakanım."
AB Büyükelçilerine çattı: 'Teröre can suyu veriyorlar'
Daha sonra sözü AB Büyükelçilerine getiren İçişleri Bakanı Soylu, şunları söyledi: "O büyükelçiler HDP'nin grup sıralarına oturduğu zaman içim cız etti. Eyvah dedim. Terör örgütüne can suyu veriyorlar, terör örgütüne cesaret veriyorlar ama bir şeyi hem milletimiz hem dünya çok net anladı. Bugün bu ülkeye ihanet ettikleri için içeride olanlar vekil, o gün koltuklarına oturanlar asildiler. Onlar bu toprakların çocukları değiller. Onlar bu toprakların değil, bu topraklara başka yerlerden talimat verenlerin ve efendilerinin orada adlarına oturuyorlardı."
Terörü bitireceklerini ifade eden Soylu, "Hiç endişe etmeyin. Bu terörü öyle bir bitireceğiz ki Allah şahittir, kimse bir daha ağzına PKK lafını bile alamayacak" şeklinde konuştu.
Safitürk'ün naaşı, Diyanet İşleri Başkanlığı Eğitim Hizmetleri Genel Müdürü Ali Erbaş'ın yaptığı duanın ardından cenaze namazının kılınacağı Kalaycı Merkez Camisi'ne götürüldü. Arifiye ilçesinde toprağa verilen şehit Kaymakam Muhammet Fatih Safitürk'ün cenazesine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım da katıldı. Sakarya müftüsünün buradaki cenaze töreninde helallik istediği şehit kaymakamın cenaze namazını babası Asım Safitürk kıldırdı.
Safitürk'ün cenazesi mezarlığa götürülmeden önce Cumhurbaşkanı Erdoğan da bir konuşma yaptı. Erdoğan, Safitürk'ün tabutu başında yaptığı konuşmasına besmele çekerek başladı. Kaymakam Safitürk ile kısa bir süre önce Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde tanıştığını söyleyen Erdoğan, "Hepimizin emaneti tevdi edeceğimiz yer bellidir. Tekrar rabbimize döneceğiz. Şu anda az önce ifade edildi, biz Muhammed Fatih kardeşimin, ismiyle müsemma, ne denli bu konuda sağlam olduğuna, makamların en yücesi biliyorsunuz şüphesiz peygamberlik, sonra da şehitlik makamı. Ve biliyoruz ki Muhammed kardeşimiz de o şehadet makamına olanlardan. Rabbim bizleri de onlarla haşreylesin" diye konuştu.
Erdoğan: 'Mücadelemizi sürdüreceğiz'
"Bu topraklar sıradan topraklar değil. Bu topraklardan hep şüheda fışkırdı" diyen Erdoğan, İstiklal Marşından dizeler okudu ve şunları söyledi:
"Bu topraklar için bu millet çok şehit verdi. Bu alçaklar, bu ahlaksızlar, bu adiler zannediyorlar ki, Kandil'de şurada, burada alçakça yaptıkları bu suikastlarla bir yere varacaklar. Varamayacaklar. Biz Muhammed Fatih'lerimizin kanını yerde bırakmayacağız. Allahın izniyle bunların kökünü kazıyacağız. Eğer bunların kökünü biz kazıyamazsak bunun hesabını indi ilahide biz veremeyiz. Bizler bu kadro olarak ordumuzla, polisimizle, köy korucularımızla hep birlikte dağ taş demeden bu mücadelemizi sürdüreceğiz. Yeter ki sevgili kardeşlerim bir olalım, iri olalım, diri olalım, kardeşliğimize gölge düşürmeyelim. Birbirimizi de Allah çin sevelim. Bunu yaptığımız da göreceksiniz bu zafere de kısa zamanda ulaşacağız. Biz, Muhammed Fatih'ler evelallah bitmez diyoruz. Bu ülkede daha çok Muhammed Fatih'ler var, daha çoklarını da inşallah yetiştireceğiz, yetiştirmeye devam edeceğiz. Onlarla beraber de bu yolculuğumuzu da devam ettireceğiz."
Erdoğan'dan idam mesajı
Şehit kaymakamın yakınlarına sabır dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, terörün sonunu getireceklerini ifade ederek,bu konuda kararlı davrandıklarını dile getirdi. Erdoğan daha sonra sözü idam cezasına getirerek şu ifadeleri kullandı: "Bu konuda ben milletimin hassasiyetini biliyorum. İdamla ilgili konu zaten hükümetin de gündemindedir. Parlamento bu kararı verdikten sonra Cumhurbaşkanı olarak bu kararı ben onaylarım dedim. Ve bununla ilgili kararı Batı veremez, bu kararı biz veririz. Milletimin bu konudaki kararı aslolandır. Zira şahsa karşı işlenmiş suçun affedicisi o şahsın varisleridir, devlet değildir. Bu devlete karşı işlenmiş bir suç değildir. Devlete karşı işlenmiş suçları devlet affedebilir o ayrı mesele. Ama, şahsa karşı olan da tek af yetkisi onun varislerindedir. Dolayısıyla George şöyle demiş, Hans böyle demiş, onlar bizi ilgilendirmiyor. Allah ne demiş? Bizi o ilgilendiriyor."
Cem Adrian 26 Kasım'da İstanbul'da
Kendini "özgür bir müzisyen" olarak tanımlayan Cem Adrian, Türkiye'nin dört bir yanında ve yurtdışında konserlerine devam ediyor.
Yorumcu, besteci ve söz yazarı olarak müziğin çok farklı dallarında çok farklı eserlere imza atan Cem Adrian, 26 Kasım Cumartesi akşamı İstanbul'da sevenleriyle buluşuyor.
Bankacılık sektörü kredi hacmi arttı
Yapı Kredi, konut kredisi faiz oranını 1-60 ay vadelerde yüzde 0,90'a, 61-120 ay vadelerde ise yüzde 0,92'ye kadar düşürdü. Banka, 25 bin lira ve üzerindeki bireysel ihtiyaç kredilerini de tüm vadelerde yüzde 1,19'dan başlayan faiz oranlarıyla tüketicilere sunmaya başladı.
Bankacılık sektörünün kredi hacmi, geçen hafta 16 milyar 546 milyon lira artarak 1 trilyon 724 milyar 691 milyon liraya yükseldi.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun (BDDK) haftalık bültenine göre, sektörün kredi hacmi 25 Kasım ile biten haftada 16 milyar 546 milyon liraarttı. Böylece söz konusu dönemde toplam kredi hacmi 1 trilyon 708 milyar 145 milyon liradan, 1 trilyon 724 milyar 691 milyon liraya ulaştı.
Bu dönemde mali kesime verilen kredilerin toplamı 47 milyar 672 milyon lira, mali kesim hariç toplam kredi hacmi ise 1 trilyon 587 milyar 547 milyon lira düzeyinde gerçekleşti. Bankacılık sektöründeki toplam mevduatta (bankalar arası dahil) 25 Kasım ile biten haftada 11 milyar 512 milyon liralık artış yaşandı. Söz konusu haftada yüzde 0,8 yükselen bankacılık sektörü toplam mevduatı 1 trilyon 516milyar 602 milyon lira oldu.
Tüketici kredileri de yükseldi
Verilere göre, tüketici kredileri tutarı 25 Kasım ile biten haftada 1 milyar 962 milyon lira artarak 331 milyar 213 milyon liraya ulaştı. Söz konusu kredilerin 160 milyar 274 milyon lirası konut, 6 milyar 436 milyon lirası taşıt ve 164 milyar 503 milyon lirası ihtiyaç kredilerinden oluştu. Bu dönemde taksitli ticari kredilerin tutarı yüzde 1,2 artarak 207 milyar 915 milyon liraya, bankaların bireysel kredi kartı alacakları yüzde 1,1 yükselerek 80 milyar 650 milyon liraya ulaştı. Söz konusu bireysel kredi kartı alacaklarının 38 milyar 360 milyon lirası taksitli, 42 milyar 290 milyon lirası da taksitsiz gerçekleştirildi.
Öte yandan, bankacılık sektöründe net takipteki alacaklar 25 Kasım itibarıyla bir önceki haftaya kıyasla yüzde 0,2 azalarak 13 milyar 173 milyon liraya geriledi. Takipteki alacaklar geçen hafta 13 milyar 196 milyon lira seviyesinde bulunuyordu. Aynı dönemde bankacılık sisteminin öz kaynakları ise 1 milyar 138 milyon lira artarak 336 milyar 615 milyon liradan 337 milyar 753 milyon liraya çıktı.
Reina saldırısında milyarder iş adamı Muhammed el-Sarraf da ölmüş
Reina'da 39 kişinin can hain saldırı sonrasında ölenlerin kimlikleriyle ilgili yeni detaylar ortaya çıkıyor. Ölenler arasında Ürdün'ün en zengin isimlerinden Muhammed el-Sarraf da var.
İstanbul'da dünyaca ünlü gece kulübü Reina'da meydana gelen terör saldırısında, Ürdünlü milyarder işadamı Muhammed el-Sarraf da hayatını kaybetti.
Irak asıllı Ürdünlü işadamı ve ülkenin en zengin isimlerinden Muhammed el-Sarraf da Reina saldırısında öldü. Ürdün ve Irak'ta yatırımları olan El-Sarraf'ın, Ürdün'de 13 şirketi bulunduğu öğrenildi.
Telekomünikasyon, güvenlik ve su arıtma tesisleri yatırımları bulunan El-Sarraf, Ürdün hükümetiyle çalışan işadamlarından biri olarak biliniyordu. Edinilen bilgilere göre, El-Sarraf'ın arkadaşı olan Nawras Affas da ölenler arasında.
Ürdün'ün başkenti Umman'da Pi Lounge adlı kulübün işletmecisi olan Affas, işadamı El-Sarraf'la birlikte yılbaşı için İstanbul'a gelmişti.
Maserati'nin şimdiye kadar ürettiği en güçlü ve hızlı sedan modeli olması sebebi ile markanın 'amiral gemisi' unvanını koruyan Quattroporte, yenilenerek Türkiye'de de satışa sunuldu.
10 yılı aşkın zamandır Türkiye'de lüks sınıfta sportif sedan özellikleriyle yepyeni bir kulvar açan Maserati Quattroporte, benzinli, dizel motor ve 4x4 çekiş sistemi seçenekleriyle 270 bin 630 Euro'dan başlayan anahtar teslim fiyatıyla satışa sunuluyor. Maserati Quattroporte, yeni donanım paketleriyle olduğu kadar daha 'şık' görünümlü iç ve dış tasarımıyla da göz alıyor.
1963'teki ilk lansmanından bu yana 72 ülkede 30 bin adete yakın satışı gerçekleşen, İtalyan lüks spor sedan otomobillerin en başarılı örneklerinden biri Quattroporte, yenilenerek ülkemizde de satışa sunuldu. Tofaş çatısı altındaki Fer Mas tarafından ülkemizde temsil edilen Maserati'nin şimdiye kadar ürettiği en güçlü ve hızlı sedan modeli Quattroporte global pazarlardaki başarının ardından, kimliğinden ödün vermeden, zarafetini vurgulayan yeni donanımlara sahip oldu.
Quattroporte'nin yenilenen versiyonu, mat siyah profil ile tasarlanan ön tampon ve arkadaki mat siyah difizör ile bütünleşen dış aynalarıyla daha dikkat çekici bir görsellik sunuyor. Özellikle otomobilin en karakteristik bölümlerinden biri olan ön ızgara artık daha keskin ve heybetli hatlara sahip. Izgarada yer alan yeni dikey krom unsurlar, köpekbalığı burnu etkisi ile tezat oluşturarak daha da gösterişli bir görünüm sağlıyor. Gösterişli ızgaranın arkasında ise elektrikli ayarlanabilir hava giriş kapakları (Air Shutter) yer alıyor. Hava giriş kapakları motorun sıvı sıcaklığının ideal kontrolünü sağlarken, ön ve arka tamponların optimizasyonu, hava konveyörü ve düz aerodinamik taban kaplaması sayesinde otomobilin aerodinamik direnci %10 oranında iyileşiyor.
Yeni Maserati Quattroporte'nin iç mekanında ise yeni arayüz unsurları ve bilgi-eğlence alanı ağırlıklı olarak ön plana çıkıyor. Yeniden tasarlanan orta gösterge paneli artık çok dokunuşlu 8,4 inç büyüklüğünde, yüksek çözünürlüklü bir ekrana sahip. Bu alan, kesintisiz teknik öğelerin ekranla bütünleştiği, klima kontrolü ve Quattroporte'ye özgü saf iç hacim kompozisyonunu vurgulayan dikişsiz bir tasarıma sahip torpido gözüyle şekilleniyor. Maserati'nin yeni amiral gemisinin bilgi-eğlence sistemi Apple CarPlay ve Android Otomatik akıllı telefon aktarma işlevleri ile uyumlu olmasıyla da fark yaratıyor. Bununla birlikte tüm Quattroporte versiyonları, araçtaki yolcular için konfor düzeyini büyük oranda arttıran bir özellik olan, Hava Kalitesi Sensörü ile donatılmış. Bu sistem dışarıdaki kirlilik düzeylerini hesaplayan ve kirli hava ile toksik gazların kabine girmesini engelleyen bir akıllı sensör ve sinyal analiz sistemini bir araya getiriyor.
Yeni Quattroporte, ülkemizde biri dizel olmak üzere toplam 3 motor seçeneğiyle müşterilerinin beğenisine sunuluyor. Yeni modelin kaputunun altında 275 HP güç üreten 3.0 litrelik V6 yapılı, 600 Nm tork üreten turbo dizel motor ön plana çıkıyor. Dizel motorlu Maserati Quattroporte, 252 km/s'lik en yüksek hıza ve 6.4 saniyelik 0-100 km/s hızlanma süresine sahip.
Yeni Maserati Quattroporte'nin S Q4 adı verilen versiyonunda 410 HP güç üreten, 550 Nm tork değeriyle baş döndüren ve Ferrari tarafından üretilen motor görev yapıyor. 286 km/s son sürate sahip ve 0-100 km/s hıza 4.9 saniyede ulaşan Maserati Quattroporte S Q4, dört tekerlekten çekiş teknolojisiyle farklılaşıyor. Bu motor ve çekiş kombinasyonuyla yetinmeyenler ise yine Ferrari üretimi olan V8 Biturbo özellikli, 530 HP gücünde motor seçeneğini simgeleyen Quattroporte GTS versiyonunu tercih edebiliyorlar. 710 Nm torka sahip Quattroporte GTS, 310 km/s'lik son hız değeri ve 0'dan 100 km/s hıza yalnızca 4,7 saniyede çıkan performansıyla dikkat çekiyor.
Tüm motor kombinasyonlarında yeni Quattroporte gücünü yola 8 ileri ZF otomatik şanzımanıyla aktarırken, elektronik olarak kontrol edilen Skyhook amortisörler görev yapıyor. Bununla birlikte yeni model, 4 tekerlekten çekiş sağlayan AWD (All Wheel Drive) sistemi sayesinde her türlü yol koşulunda maksimum performans sunmasıyla öne çıkabiliyor. Gelişmiş AWD sistemi, normalde arkadan itişli olan otomobil ihtiyaç duyulduğunda otomatik olarak çekiş gücünü ön ve arka tekerleklere 50/50 oranında eşit olarak dağıtarak 4 tekerlekten çekiş sağlıyor.
Yarışçılık tarihinden beslenen mühendislik kabiliyeti sayesinde lüks ve sportif özelliklerin mükemmel bir bileşkesini temsil eden Maserati, amiral gemisi Quattroporte'nin yeni versiyonunu DNA'sını vurgulayan iki benzersiz donanım seçeneği ile sunuyor: GranLusso ve GranSport.
GranLusso donanımı, lüks ve sportifliğin bir araya getiren bir konsept ile hem sürücü hem de yolcuların kabin içi konforunu arttıran özelliklere sahip. Tasarım İtalyan işçiliğinin göstergesi olan en çarpıcı tasarım ve en seçkin malzeme kullanımı ile daha da üstün bir lüks seviyesi vaat ediyor. Kabinde ise GranLusso ruhu, koltuklarda, kapılarda, kafalık ve güneşlikte görülen Ermenegildo Zegna patentli ipek döşeme ile kendini gösteriyor. Kabin içi tasarımı, gösterge panelinde yer alan seçkin gözenekli Radica ahşabı ve ahşap ilaveli deri direksiyon simidi ile daha zarif bir görünüm kazanıyor. Bu tasarım elektrikli ayarlanabilir pedallar, elektrikli arka güneşlik, dört bölgeli klima, ısıtmalı arka koltuklar ve genişletilmiş anahtarsız giriş gibi konfor odaklı ekipmanları da bir araya getiriyor.
Dün 3,54'ün üzerini gördükten sonra kapanışa doğru 3,47 seviyelerine gerileyen dolar bugün 3,48 liranın üzerinde alıcı buluyor. Euro ise 3,70 liranın üzerinde...
Sabah saatlerinde 3,48 liranın üzerinde alıcı bulan dolar öğle saatlerine kadar benzer seviyelerde el değiştirirken, euro ise 3,70 liranın üzerinde başladığının günün ortasına 3,68'li seviyelerde girdi.
Dün, 3,49 seviyesinin hemen altında güne başlayan dolar/TL, yurt içinde açıklanan büyüme verisinin beklentilerin altında kalmasıyla yükselişe geçerek 3,55 sınırına kadar çıktı. Günün ikinci yarısında düşüşe geçen dolar/TL günü yüzde 0,52 azalışla 3,4688 seviyesinden tamamlamıştı.
Analistler, yarın ABD Merkez Bankası (Fed), perşembe günü İngiltere Merkez Bankası (BoE) kararlarının döviz kurlarının seyri üzerinde belirleyici olabileceğini belirtiyor. Fed'in 25 baz puan faiz artırmasının, BoE'nin ise faizleri değiştirmemesinin beklendiğini dile getiren analistler, Fed Başkanı Janet Yellen'ın açıklamalarının piyasaların yönü üzerinde belirleyici olacağını dile getirdi. Analistler, teknik açıdan dolar/TL'de 3,5420'nin direnç konumunda olduğunu, 3,5000 ve 3,4770 seviyelerinin ise destek konumuna geldiğini kaydetti.
Piyasalar Fed kararını bekliyor
Küresel piyasalar, kararları yarın açıklanacak ABD Merkez Bankası (Fed) toplantısı öncesinde yatay bir seyir izliyor. Fed'in 2015'teki gibi aralık ayı Federal Açık Piyasa Toplantısı'nda (FOMC) faiz artışına gideceğine neredeyse kesin gözüyle bakılıyor. Böylece, 2016 yılına 4 kez faiz artırım beklentisiyle başlayan Fed, yılı tek faiz artışıyla kapatmış olacak.
Analistler, Fed'in aralıkta faiz artırımına kesin gözüyle bakan yatırımcıların bu beklentiyi fiyatlara yansıttığını, ancak karar metnindeki projeksiyonlar ve Fed Başkanı Janet Yellen'ın açıklamalarının piyasaların kısa ve orta vadeli yönü üzerinde belirleyici olacağını ifade ediyor. ABD'de başkanlık koltuğuna 20 Ocak'ta oturacak olan Donald Trump'ın uygulayacağı mali politikalarla ilgili belirsizliklerin sürdüğüne dikkati çeken analistler, bu nedenle Fed üyelerinin ekonomik projeksiyonlarının küçük değişimler dışında aynı kalabileceğini ve varsayımlarını değiştirmek için biraz daha beklemeyi tercih edebileceklerini kaydetti.
Analistler, yarınki Fed kararları öncesinde bugün özellikle Avrupa tarafından gelecek haber ve açıklanacak makroekonomik verilerin takip edileceğini belirterek, yurt içi piyasalardaki alış ağırlıklı seyrin devam edebileceğini tahmin ediyor.
12.30 İngiltere, kasım ayı TÜFE
13.00 Almanya, aralık ayı ZEW endeksleri
13.00 euro Bölgesi, aralık ayı ZEW endeksleri
Meriç Keskin'in 'Birkaç tavsiyem var' yazısına sayfasında yer veren Aslıhan Doğan'ın paylaşımı binlerce beğeni aldı.
Aslıhan Doğan'dan manidar paylaşım
"Bir şarkın olsun. Senin olsun. Hayatına her giren insana "bu benim şarkım bak" diye dinlet. Tek bir parfümün olsun. Özdeşleşmek iyidir. Öyle bir sana ait olsun ki, bir yabancıda bile duysa "acaba burda mi" diye kokuyu duyanın gözü seni arasın.. Bir tane en yakın arkadaşın olsun. Sadece kötü günde değil, iyi günde de aradığın ilk kişi olsun. Herkes gittiğinde "şanssızlığınıza" biraz gülün, biraz ağlayın. Bir tane çok büyük aşkın olsun. Rakıya bahane olsun. Bir dönem çok sevmiş ol, bir dönem nefret etmiş. Her şey küllendikten sonra tebessümle hatırla.. Unutma masallar mutlu sonla, efsaneler kavuşamamakla biter.
Bol bol kitap oku. Biri seni derinden etkileyene kadar oku. Bir hobin olsun. Kaçmak için. Dünyadan uzaklaşabildiğin. Onunla övün.
Bir şey iste. İmkansız olsun. Peşinden koş. Yorul. Defalarca vazgeç. Defalarca dene. Susmanın çaresizliğini de yaşa bağırmanın da. Uykuların kaçsın
Otoyol yüzde 15, Boğaz köprüleri yüzde 48 zamlandı
Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Karayolları Genel Müdürlüğü'nden yapılan açıklamaya göre, 1 Ocak 2017'den itibaren otoyolları geçişleri yüzde 15, Boğaz köprüleri geçişlere ise yüzde 48 oranında arttırıldı. Osmangazi Köprüsü'nde ise geçiş ücretlerinde yüzde 26 oranında indirime gidildi.
Karayolları Genel Müdürlüğü yaptığı yazılı açıklamada, yeni yılda otoyollar ve köprü ücretlerinde yapılan düzenlemeyi kamuoyuyla paylaştı. Yapılan açıklama şöyle: " Daha ekonomik, güvenli ve daha kısa sürede ulaşım imkanı sağlayan erişime kontrollü otoyolların; yapım, bakım ve işletme maliyetleri diğer karayolu ulaşım sistemlerine göre daha yüksektir. Boğaz köprülerine büyük bakım onarımın yapılması, işçilik ve malzeme fiyatlarındaki artışlar ve bakım-işletme maliyetindeki yükselmeler ve 2017'deki tahmini ÜFE oranı da göz önüne alınarak, duyulan gereklilik üzerine ücretli hizmet veren otoyollarda 3 Ocak 2016'dan beri uygulanmakta olan geçiş ücretlerinde yeni bir düzenleme yapılmış, otoyol ücretleri ortalama yüzde 15, Boğaz köprüleri geçiş oranı ise ortalama yüzde 48 oranında arttırılmıştır. Motosikletler 6. Sınıf HGS abonesi olmak şartıyla 1. Sınıf ücretin yarısı ile otoyol ve Boğaz Köprüsü ücret toplama istasyonlarından geçiş yapmaya devam edecektir. Buna göre otoyollarda en yakın mesafe geçiş ücreti 2.25 TL, en uzak mesafe ücreti 20 TL, Boğaz Köprüleri otomobil geçiş ücretleri ise 7 TL olarak belirlenmiştir" denildi.
Açıklamada Boğaz köprülerinde araç sınıfına göre geçiş ücretlerinin Karayolları Genel Müdürlüğü'nün internet sitesi www.kgm.gov.tr adresinden ayrıntılı bir şekilde yer aldığı da belirtildi.
Kuzey çevre otoyolu ve Yavuz Sultan Selim Köprüsü yüzde 20 zam
Yine Karayolları Genel Müdürlüğü'nden yapılan açıklamaya göre, Yap-işlet-devret sözleşmesi gereği İstanbul Kuzey Çevre Otoyolu ve Yavuz Sultan Selim Köprü ücretlerinin yüzde 20 oranında arttırıldığı belirtildi. Buna göre, Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nde otomobil geçiş ücretleri 11.95 TL oldu.
Tarife şöyle: Birinci sınıf araçlar 11.95 TL, ikinci sınıf araçlar 15.90 TL, üçüncü sınıf araçlar 29.50 TL, dördüncü sınıf araçlar 74.95 TL, beşinci sınıf araçlar 93.20 TL, altıncı sınıf araçlar 8.35 TL
Karayolları Genel Müdürlüğü'nden İstanbul-Bursa-İzmir Otoyolu'nun Gebze-Orhangazi kesimi ve Osmangazi Köprüsü ile ilgili yaptığı açıklama ise şöyle: "Yap-işlet-devret uygulama sözleşmesi gereği uygulanmakta olan geçiş ücretlerinde yeni bir düzenleme yapılmış, otoyol ve otoyol geçiş ücretleri ortalama yüzde 20 oranında arttırılmış, Osmangazi Köprüsü geçiş ücreti yüzde 26 oranında indirilmiştir. Buna göre Osmangazi Köprüsü geçiş ücreti 65.65 TL olarak belirlenmiştir.ö
Açıklamada, araç sınıfına göre Osmangazi Köprüsü geçiş ücretlerinin ve otoyol ücret tarifelerinin Karayolları Genel Müdürlüğü'nün internet sitesi www.kgm.gov.tr adresinde ayrıntılı şekilde yer aldığı belirtildi.
Çocukların ailelerinin avukatları, türünün en büyüklerinden biri olan tazminatın, meselenin ciddiyetini yansıttığını söyledi.
İki yaşındaki Camden Ellis, yine iki yaşındaki Curren Collas ve 23 aylık Ted McGee adlı küçük çocuklar, Malm adlı şifonyerlerin üzerlerine devrilmesiyle hayatlarını kaybetmişlerdi.
IKEA'dan yapılan açıklamada "Uzlaşma henüz mahkemede onaylanmadı, dolayısıyla bu aşamada yorum yapmamız uygun olmaz" denildi.
IKEA geçen Haziran'da söz konusu şifonyerleri Kuzey Amerika piyasasından çekmişti.
Şirket başta, şifonyerlerin duvara sabitlenmesi tavsiyesinde bulundu, ancak Şubat ayında bir başka çocuğun ölümüyle ürünün piyasadan çekilmesi kararı alındı.
16 adımda göbeğinizi eritmenin ipuçları
Dr. Fevzi Özgönül, göbeğini eritmek isteyenlere 16 basit öneride bulundu. 16 adımda ideal bedene sahip olunabileceğini belirten Özgönül, bu adımları şöyle sıraladı:
1- Sabah kahvaltıdan sonra öğlen yemeğine kadar hiç bir katı madde yemiyoruz.
3- Daha çok suyu tercih ediyoruz fakat arada şeker ve tatlandırıcı katkısı olmayan çay ve kahve gibi içecekler 1-2 adet olabilir.
4- Çok çay kahve içmek zorundaysanız 1-2 yudum alın ve tamamını bitirmeyin aralarında su için.
6- Öğlen yemeğinde hem etli bir yemek hem de sebze yemeğini beraber yiyin.
7- Öğlen yemeğinde çorba içiyorsanız yemeğin en sonunda içmeyi tercih edin böylece sindirim kolaylaşır.
11- Yemek az geldiyse ekmek ile doymaya kalkmayın yanında yoğurt ve badem fındık ve ceviz de yiyin.
14- Yemek esnasında susarsanız su içmeye de özen gösterin. Yemekte sakın meyve suyu veya asitli bir içecek tercih etmeyin. Su ayran veya yoğurt süt gibi içecekler olabilir.
DHA - Cnnturk. com
Reina saldırısından yaralı kurtulan ABD vatandaşı Jacob Raak'ın hayatını cep telefonunun kurtardığı ortaya çıktı. Raak bugün Türk halkına iyi dileklerini sunarak İstanbul'dan ayrıldı.
Yeni yılın ilk saatlerinde ünlü gece kulübü Reina'da meydana gelen saldırıdan yaralı kurtulan isimlerden biri de ABD vatandaşı Jacob Raak.
Raak bugün hayatta olmasını ise cep telefonuna borçlu.
Reina'daki saldırıda teröristin sıktığı kurşunlardan biri bacağına isabet ederken, diğeri de cep telefonunu parçaladı.
Doktorlar, kurşunun telefon yerine vücuda isabet etmesi halinde atardamarın hasar görebileceğini ve Raak'ın ölmüş olabileceğini açıkladı.
Öte yandan, saldırıda yaralanan yararlılar ülkelerine dönmeye başladı. Raak da bugün British Airways'in tarifeli seferiyle Londra aktarmalı olarak ülkesine döndü. Atatürk Havalimanı'na sedyeyle gelen Raak'ın bacağından yaralandığı öğrenilirken bir başka kurşunun ise cep telefonuna isabet ettiği öğrenildi. Raak sağlık görevlileri eşliğinde Atatürk Havalimanı'na sedyeyle gelirken basın mensuplarının sorularını da yanıtladı.
Raak, Türkiye'ye tekrar gelmeyi istediğini söylerken saldırıda yaşadıklarını anlatmak istemedi. Raak, " Büyük bir trajediydi. Kulübün içinde ne olduğu konusunda konuşmak istemiyorum. Çok güzel bir ülke burası. Size böyle bir şeyin olması çok yazık. Buradaki herkes için de böyle düşünüyorum. Çok üzücü. Herkese en iyi dileklerimi iletiyorum. Çok iyi insanlarla tanıştım. 9 kişiydik. 7 kişi yaralandı. Tekrar gelmeyi isterim biraz daha güvenli olduğunda. Çok güzel bir ülke insanlar da iyi. Bu talihsizlik için üzgünüm. Çok iyi adamlarla tanıştım bu adam sürekli yanımdaydı. Four Seasons Oteli benimle sürekli ilgilendi " dedi. Raak basın mensuplarını selamlayarak pasaport bankosundan geçti.
Isparta İŞKUR Müdürü Hüseyin Ergin'in, FETÖ/PDY soruşturması kapsamında açığa alındığı bildirildi.
ISPARTA (AA) - Isparta'da, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturması kapsamında, İŞKUR İl Müdürü Hüseyin Ergin açığa alındı. Alınan bilgiye göre, FETÖ/PDY'ye yönelik soruşturma çerçevesinde, Isparta İŞKUR Müdürü Hüseyin Ergin, görevinden uzaklaştırıldı.
Ergin, 2011 yılından bu yana Isparta İŞKUR Müdürü olarak görev yapıyordu.
Ekranların en sevilen yapımlarından 'How I Met Your Mother' dizisi, aynı kadroyla yeni dizi hazırlıklarına başladı. Yeni dizinin adı 'How I Met Your Father' olacak.
Daha önce de kadrosunda Meg Ryan ve Greta Gerwig gibi isimlerin de yer aldığı 'How I Met Your Dad' dizisinin yayınlanacağı açıklanmış ancak proje rafa kaldırılmıştı.
How I Met Mother'ın yaratıcıları Carter Bays ve Craig Thomas ise yapımcı olarak diziye katkıda bulunacaklar.
F1'de düğüm çözülüyor: Rosberg mi, Hamilton mı?
2016 Formula 1 Dünya Şampiyonası'nın 21. ve son yarışı Abu Dabi Grand Prix'si, Mercedes pilotları Nico Rosberg ile Lewis Hamilton'ın şampiyonluk mücadelesine sahne olacak.
Birleşik Arap Emirlikleri'nin başkenti Abu Dabi'deki 5 bin 554 metrelik Yas Marina Pisti'nde, 55 tur üzerinden yapılacak sezonun kapanış ayağının sıralama turları, yarın TSİ 16.00'da, yarış ise 27 Kasım Pazar günü aynı saatte başlayacak.
Tamamlanan 20 mücadelede dokuzar birinciliği bulunan Mercedes sürücüleri Alman Nico Rosberg ile Büyük Britanyalı Lewis Hamilton arasındaki rekabetin galibi belli olacak.
Son 4 yarışa 33 puan önde girmesine rağmen Hamilton'ın peş peşe kazandığı 3 birincilikle avantajı 12 puana düşen Rosberg,  Abu Dabi'de podyumun 3. basamağına çıkarsa kariyerinin ilk Formula 1 şampiyonluğuna imza atacak.
Üç şampiyonluğu bulunan Hamilton'ın ise umudunu canlı tutabilmek için yarışı en azından ilk 3'te bitirmesi ve takım arkadaşının alacağı sonucu beklemesi gerekiyor.
Rosberg'in, ilk şampiyonluğunu elde etmesi için gereken sonuçlar ve Abu Dabi Grand Prix'si öncesi pilotlar klasmanın ilk 5 sırası şöyle:
Lewis Hamilton
Doğu Konferansı'nda son sırada yer alan Philadelphia'da 33 sayıyla kariyer rekoru kıran Joel Embiid, galibiyette başrol oynadı. Ev sahibi ekipte kenardan gelerek 30 dakika süre alan Ersan İlyasova, karşılaşmayı 22 sayı, 4 ribaunt, 2 asist, 1 blokla tamamladı.
Spurs'ten üst üste 4. galibiyet
Milli basketbolcu Ömer Aşık'ın forma giymediği maçta Pelicans adına Alexis Ajinca'nın 16, Buddy Hield'ın 14, Anthony Davis ve Langston Galloway'in 12'şer sayısı sezonun 20. mağlubiyetini engelleyemedi.
Duncan'ın forması emekli edildi
Spurs'te Pelicans ile oynanan karşılaşmanın ardından sezon öncesi basketbolu bırakan Tim Duncan'ın 21 numaralı forması emekli edildi.
Beal'dan 41 sayı
Washington Wizards, sahasında Los Angeles Clippers'ı 117-110 yenerek peş peşe 3. olmak üzere 12. galibiyetine uzandı.
Verizon Center'da oynanan mücadelede Clippers potasına 41 sayı gönderen Bradley Beal, maçın en skorer ismi oldu. John Wall'un 18 sayı, 11 asistle "double-double" yaptığı ev sahibi takımda Markieff Morris 23 sayıyla oynadı.
Gecenin toplu sonuçları şu şekilde:
Yarıyıl tatili ne zaman? 15 tatil (sömestr) 30 gün olacak mı?
Milli Eğitim Bakanlığı'nın resmi internet sitesinde yapılan açıklamada 15 tatil süresinde herhangi bir değişiklik olmadığı ifade edildi. Yarı yıl tatili ile ilgili sosyal medyada yer alan iddialarda tatilin 30 güne çıkarılacağı öne sürülmüştü. MEB'in akademik takviminde bir değişiklik yapılmazken sömestr ile ilgili yeni bir açıklama yapılması bekleniyor. Öte yandan uzmanlar öğrencilerin 15 günlük tatil süresi boyunca okuldan soğumaması için planlı bir şekilde hareket edilmesi gerektiğini ifade ediyor. İşte yarı yıl tatili ile ilgili tüm detaylar...
2016-2017 eğitim-öğretim yılında ilk yarının tamamlanmasına sayılı günler kaldı. Yaklaşık 1 ay sonra ilk dönem notlarını alacak öğrenciler yarıyıl tatili ile ilgili isteklerini sosyal medya üzerinden paylaştı. Akademik takvim çerçevesinde 16 günlük tatil yapacak öğrenci ve öğretmenlerin bakanlıktan gelecek yeni açıklamayı bekliyor.
Milyonlarca öğrenci ve öğretmeni yakından ilgilendiren sömestr tarihleri MEB'ten yapılan açıklama sonucunda kesinleşti. Milli Eğitim Bakanlığı'nın sitesinde yer alan verilere göre öğrenciler 20 Ocak 2017 tarihinde sömestr tatiline başlayacak.
Tatilin son gününün hafta sonuna denk gelmesi nedeniyle tatilin tam süresi 16 gün olacak. Yarıyıl tatilinin ardından 2. döneme başlayacak olay öğrenciler 6 Şubat 2017 tarihinde eğitim ihtiyacına devam edecek.
Öte yandan 2016-2017 eğitim-öğretim yılının tarihlerinde bir değişiklik yaşanmamasına durumunda 9 Haziran 2017 tarihinde ülke genelinde eğitime 3 aylık ara verilecek.
Uzmanlar 15 günlük tatil süresi boyunca öğrencilerin okul hayatından soğuyabileceğini ifade ederken velilere uyarılarda bulunuyor. Yarıyıl tatili boyunca öğrencileri sıkmadan 3 günde bir ya da haftada bir olarak ikinci eğitim öğretim yılına hazırlanması gerektiğini ifade ediyor. 15 günlük tatil boyunca okuldan tamamen uzaklaşan öğrencilerin 2. yarıyılda adaptasyon sorunu yaşayabileceği dile getiriliyor.
Belirli periyotlarla öğrencilerin okuldan ve derslerden soğumaması için eğlenceli bir şekilde okulu unutturmayacak çeşitli aktiviteler yapılması gerektiğini belirten uzmanlar küçük yaşta olan öğrencilerde bu uyum sorunun etkilerinin daha büyük olabileceğini ifade ediyor. Özellikle okul ile ilgili sorunu bulunan ve okula gitmek istemeyen öğrencilerin sömestr tatili boyunca kendisini rahatlatmak amacıyla okuldan tamamen uzaklaşmaya başladıkları dile getiriliyor.
Uzmanların bu konuda yaptığı açıklamalara göre tatil süresinde hassas olan noktanın öğrenciyi sıkmamak olduğu belirtiliyor.
Yoğun sınav döneminde olan öğrencilerin tatil boyunca sürekli ders çalışmalarının da öğrencinin psikolojisini bozabileceğini ifade eden yetkililer saatlerin doğru ayarlanması gerektiğinin altını çiziyor. Aşırı yüklenmelerde sağlık problemlerinin ortaya çıkabileceğini söyleyen uzmanlar öğrencilerinin hem fiziksel hem de psikolojik sağlığının bozulmaması için belirli sürelerde dinlenmesi gerektiğini belirtiyor.
Uzun bir dönem boyunca derslerine ağırlık veren öğrencilerin tatil dönemi içerisinde çeşitli bölgeleri ziyaret ederek vakit geçirmeleri yıllık dönem içerisinde yapamadığı çeşitli aktiviteleri bu süreçte uygulayabileceği dile getiriliyor.
Sömestr tatilinde spor ve düzenli beslenme alışkanlığının da devam ettirilmesi gerektiğini söyleyen yetkililer öğrencilerin bu aktiviteleri uyguladığı takdirde ikinci döneme daha hazır bir şekilde başlayabileceğini belirtiyor.
Leopar kendisini yakalayanların elinden böyle kaçtı
Yiyecek aramak için şehre inen leopar vatandaşlar tarafından ağ atılarak yakalandı.
Kendisini yakalayanların elinden kurtulmak için büyük bir çaba veren leopar, kendisini saran ellerden birini ısırarak kaçmayı başardı.
Öte yandan vahşi hayvanı yakalamak isteyen kişilerden birinin ise yaralandığı açıklandı.
Sancaktepe'de büyük iş yeri yangını
Video: Sancaktepe'de büyük iş yeri yangını
İstanbul'un Sancaktepe ilçesinde bir boya imalathanesinde çıkan ve çevredeki iş yerlerine de sıçrayan yangına müdahale ediliyor.
Alınan bilgiye göre, Yunus Emre Mahallesi Yenidoğan Caddesi üzerindekiboya imalathanesinde, henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktı.
Yangın, kısasürede çevredeki iş yerlerine de sıçradı. Durumun bildirilmesi üzerine, olay yerine çok sayıda itfaiye ekibisevk edildi.
Yangına müdahale eden itfaiye ekiplerinin, çalışmaları sürüyor.
Yalova'da dün geçirdiği trafik kazasında hafif yaralanan Rock müzik şarkıcısı Haluk Levent tedavi gördüğü hastaneden taburcu edildi.
Şarkıcı Haluk Levent'in içinde bulunduğu, şoförü Kadir Kökalsan yönetimindeki 34 AZ 1321 plakalı özel minibüs, Yalova'dan Kocaeli yönüne giderken Topçular İskelesi mevkiinde kontrolden çıkıp tarlaya girdi.
Kazada hafif yaralanan Haluk Levent, Yalova'daki özel bir hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı.
Alman öğrenciden sıra dışı konsept
Otomotiv tarihinin en etkileyici tasarımlarından birisi de hiç şüphesiz Mercedes-Benz 300 SL Gullwing olsa gerek. Alman üreticinin martı kanat tabir edilen kapı tasarımıyla ünlenen ünlü modeli geleceğin dünyası için yeniden yorumlandı.
Almanya'nın Stuttgart kentinde yaşayan ve ulaşım tasraımları alanında eğitim gören Matthias Botcher'in mezuniyet tezi 300 SL Gullwing üzerine kuruluydu. Bocher sadece tez ile yetinmedi ve tasarladığı modelin bire bir ölçekli maketini de hazırladı ve bu araca SLIPURE adını verdi.
Rus diplomatlar ABD'den ayrıldı
Moskova ve Washington arasındaki ilişkide gerilime neden olan siber saldırı iddialarının ardından hayata geçirilen yaptırım kararları uygulanmaya başlandı. ABD'de bulunan Rus Diplomatlar bugün ülkelerine geri döndü.
Moskova ve Washington hükümetleri arasında gerilime neden olan ABD Başkanı Barack Obama'nın "başkanlık seçimlerine siber saldırı iddiaları" kapsamında Rusya'ya karşı aldığı yaptırım kararları uygulamaya kondu.
Putin ise bu açıklamalara "ABD'nin dostça olmayan yeni adımları provokasyon ve ikili ilişkilere daha fazla zarar vermeye yönelik. Bu, hem Rus hem ABD halkının temel çıkarlarına ters düşüyor. Rusya ve ABD'nin küresel güvenliği koruma sorumluluğunu göz önüne aldığımızda, bu adımlar uluslararası ilişkilerin tamamına zarar veriyor" yanıtını vermişti.
ABD, Rusya'ya yaptırım uygulama kararı almış, bu kapsamda başkent Washington ve San Francisco'da görevli 35 Rus diplomatın 72 saat içinde ülkeyi terk etmesini istemişti.
Soğuk Savaş dönemini aratmayan gerilim sürerken, dün Rus Diplomatlar ABD'den ayrıldı.
Washington'ın 35 Rus diplomatın sınırdışı edilmesi ve New York ile Maryland'deki Rus diplomatik kuruluşlarının kapatılması kararının ardından, Rus diplamatlar ve ailelerin Maryland'deki Centerville'den dün sabah ayrıldığı görüldü.
Rus diplomatlar ve ailelerinin yaklaşık 8 araba, bir otobüs ve bir kamyondan oluşan bir konvoyla yerel saatle saat 11.35 sularında Centerville'den ayrıldığı anlar kameraya yansıdı.
Dplomatları alması için Rusya Dışişleri Bakanlığı tarafından ABD'ye özel uçak gönderildi.
Obama'dan Rusya'ya siber mislleme sözü
ABD Başkanı Barack Obama, Rusya'nın "ABD seçimlerine siber saldırı yoluyla müdahale ettiği" yönündeki iddialara ilişkin, "Bizim deharekete geçmemiz gerektiğinden şüphe yok ve bunu kendi seçtiğimiz bir zaman ve yerde yapacağız." dedi.
Obama, Amerikan Ulusal Halk Radyosuna verdiği mülakatta, Rusya'nın ABD başkanlık seçimlerine karıştığı iddialarını değerlendirdi. Barack Obama, "Yabancı bir hükümet, seçimlerimizin bütünlüğünü bozmaya yönelik bir girişimde bulunduğunda bizim de harekete geçmemiz gerektiğinden şüphe yok ve bunu kendi seçtiğimiz bir zaman ve yerde yapacağız." diye konuştu.
ABD'nin tepkisinin bazılarının kamuoyu tarafından bilineceğini, bazılarının ise bilinmeyeceğini kaydeden Obama, "Bay Putin, bu konudaki hissiyatımı iyi biliyor çünkü bunu kendisine doğrudan iletmiştim." ifadesini kullandı.
Çin'de geçen eylül ayında yapılan G20 toplantılarında bir araya gelen Obama ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in "siber saldırı" olayını konuştukları basına yansımıştı.
Obama, geçen hafta cuma günü, başkanlık seçimlerine yönelik sibersaldırı ve dış müdahale iddialarının araştırılması için bir talimat vermiş ve bu çalışmanın 20 Ocak 2017'den önce tamamlanmasını istemişti. İlk olarak temmuz ayında Demokrat Parti tarafından gündeme getirilen "Rusya bağlantılı siber saldırı" iddiaları kamuoyunda uzunca süre tartışılmıştı.
ABD İç Güvenlik Bakanlığı ile Ulusal İstihbarat Direktörlüğü, 7 Ekim'de, DemokratParti kurumlarının ve seçim kampanyalarının siber saldırıya uğramasıyla ilgili olarak Rusya'yı "resmen" suçlayan bir açıklama yapmıştı.
CIA Rusya'yı suçluyor, Trump iddiaları reddediyor
Amerikan medyasına geçen hafta yansıyan haberlerde, Amerikan Merkezi İstihbarat Teşkilatının (CIA), Rusya'nın, Trump'ın kazanmasına yardımcı olacak şekilde ABD başkanlık seçimlerine müdahale ettiği yönünde bir sonuca vardığı ve bunu bir raporla Kongre'ye sunduğu iddia edilmişti. Seçimleri kazanan Donald Trump, Fox News kanalında katıldığı bir programda iddiaların doğru olmadığını belirterek, "Buna inanmıyorum. Bu sadece başka bir mazeret." değerlendirmesini yapmıştı.
Askeri araç devrildi: 3 yaralı
Kazada, araçta bulunan 3 asker yaralandı. Yaralılar, 112 acil servis ekiplerince yapılan ilk müdahalenin ardından, Isparta Devlet ile Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama hastanelerine kaldırıldı.
Yaralı askerlerin hayati tehlikelerinin bulunmadığı öğrenildi.
Bu arada, yoğun kar yağışının devam ettiği bölgede, İl Özel İdaresine araçlar da söz konusu yolda kar küreme ve tuzlama çalışması yaptı.
Y Nesli hızlı ilerlemek, hemen terfi etmek ve çabuk başarılı olmak istiyor
Y Neslinin çok net bir bakış açısı var. Bir işi öğrenmek için beklemek yerine, işi yaparken öğrenmeyi tercih ediyorlar. Hızla ilerlemek ve hızla yükselmek istiyorlar. Aradıklarını bir şirkette bulamazlarsa, başka bir şirkete gidiyorlar.
Bu yorum, 95 ofisi ve 8 bini aşkın çalışanıyla dünyanın en büyük network ajanslarından Leo Burnett Worldwide'ın CEO'su Tim Bernardin'a ait. The Coca-Cola Company, Fiat, Kellogg's, Kraft, McDonald's, Nintendo, P&G, Samsung ve Tata gibi dünyanın önde gelen markalarına hizmet veren 80 yaşındaki köklü kuruluş, son dönemde büyük bir atak yaptı. 2015'te Andy Awards, Art Directors Club, Adfest, Dubai Lynx, International Young Guns Awards gibi platformlarda "Yılın Network'ü" seçildi. "Başarı kurum kültürüne bağlıdır" diyen Leo Burnett'in başarılı yöneticisi Tim Bernardin'le İstanbul'da cnnturk. com için özel bir söyleşi yaptık.
30 yıldır bu sektördesiniz, kendinizi nasıl hissediyorsunuz?
İşin kendisi enerji veriyor. Her gün yeni bir şeyle karşılaşıyorsunuz. Kariyerime başladığımda aldığım iş tekliflerini, yapabileceklerimi düşündüğümde, "İyi ki onlar kabul etmemişim" diyorum. O görevlerin hiç birisi yaratıcı endüstride yapabildiklerim kadar eğlenceli olmayacaktı.
Son yıllarda büyük bir değişim oldu...
Hem de nasıl. Facebook, YouTube, Google, akıllı cihazlar... hepsi yeni oluşumlar. Kısa bir süre öncesine kadar onlara benzeyen hiç bir şey yoktu. Buradan yola çıkarak, dünyanın önümüzdeki bir kaç yıl içinde ne kadar değişebileceğini tahmin edin. Değişim çok hızlı. Bizim gibi büyük şirketler esnek olmalı, yeni teknolojileri ve yaratıcılığın gücünü kucaklamalı. Bireyle etkileşim kurabilmeli. Güç artık bireyde.
Bireye nasıl ulaşıyorsunuz?
Geçmişte "İnsanlar" derdik. Bu, çok genel bir ifade. "İnsanlar" dediğinizde, akla bir oda dolusu insan geliyor. Bugün elimizdeki veriler bizi bireye götürüyor. Birey ve onunla kurduğumuz ilişki hakkında o kadar çok şey biliyoruz ki. Elektronik medya ve dijital teknolojiler bize bu gücü veriyor. Tüm farklı iletişim noktalarının kesişme noktası yaratıcılıkta.
Leo Burnett olarak, kurulduğumuzdan beri gücümüzü insanlardan ve onların davranışlarını anlama becerimizden alıyoruz. Yaratıcılığımızı kullanarak, kişileri reklamını yaptığımız ürün veya markanın bir parçası haline getirmeye ve etkileşim kurmalarını sağlamaya çalışıyoruz.
Karmaşık bir dünya içinde işlerin yolunda gitmesi için birbirimize ihtiyacımız var.
Geçmişte ajanslar bölümler halinde çalışırdı, şimdi sınırlar kalktı. Bu değişen dünyada yetenekleri nasıl çekebiliyorsunuz?
Yaratıcı ajanslar en yetenekli insanları işe almalılar. Bu çok önemli. Şirketler arasındaki sınırlar yok oluyor. Bence bu çok sağlıklı bir şey. Bu dünyada, işbirliği yapmak bir zorunluluk . Biz, Leo Burnett ve Publicis Grubu olarak işbirliğinin gücüne inanıyoruz. Her şeyi tek başımıza mükemmel olarak yapamayacağımızı biliyoruz. Karmaşık bir dünya içinde işlerin yolunda gitmesi için birbirimize ihtiyacımız var. Yok olan sınırlar ve karmaşıklığın içinde, tüm parçaları birbirine bağlayan en önemli güç yaratıcılık. Tarihte hiç bir zaman reklam verenlerin yaratıcılığı bu kadar önemsediği bir başka dönem olmadı. Büyük bir fikrin gücünü anlıyorlar. Sıkıcı ve yaratıcı olmayan işlerin onlara yararı olmadığını biliyorlar.
İstiyorlar da, bunun bedelini ödemeye hazırlar mı?
Çok iyi bir soru. Buna cevabım hala evet. Ama, tüm müşterilerimiz bizden daha az bütçeyle daha çok şey yapmamızı bekliyor. Sektör olarak hepimiz büyük bir baskı altındayız. Yapabileceğimiz tek şey, yine yaratıcılığımızı en yüksek noktada tutup, bunun bedelini almak için uğraşmak.
Yeni ödeme biçimleri gelecek mi?
Örneğin, Samsung için Arjantin'de böyle bir çalışmamız var. Arjantin'de Güvenlik Kamyonu "Safety Truck " fikrimiz uygulandı. Cannes'da ödüller de alan bu çalışma, gelecekte uygulanırsa, bu fikirden doğan geliri nasıl paylaşacağımızı konuşuyoruz. Fikrin Samsung'la birlikte patentini alırsak ve başka bir üretici aynı teknolojiyi kullanmak isterse, ne yapacağız? Bu görüşme aşamasında, ama ilginç bir başlangıç olabilir. Fikirlerin nasıl değerlendirileceği konusunda önemli bir tartışma başlatabilir.
Belki ajansların da AR-GE bölümleri kurması gerekecek..
Evet, neden olmasın? İnovasyon merkezlerinde yaratıcı fikirler çıkıyor. Geleceğin ne getireceğini bilemiyorsunuz, markaların değeri nasıl artıyor görüyorsunuz.
Müşteriler insan kaynaklarına yatırım yapıyorlar. Ajanslar kısıtlı imkanlarıyla biraz geride kalıyorlar. Siz nasıl yönetiyorsunuz?
Biz şanslıyız. Biz insanı ön plana alan bir şirketiz. İşimizin odağında çalışanlarımız bulunur. Yaratıcı ünümüz yeni yetenekleri çekme konusunda bize yardımcı oluyor. Büyüklüğümüz bir avantaj. Gençler, pek çok şeyi çok kısa bir sürede gerçekleştirmeyi istiyorlar. Küçük bir şirkette, sadece bir kaç müşteriyle çalışabilirler. Oysa, bizim müşteri profilimize bakacak olursanız, biz insanlara pek çok alanda ve konuda çalışma imkanı veriyoruz. Gençler, farklı alanlarda çalışmak istiyor. En önemlisi bir şeyler yaratabilmek istiyorlar. Biz onlara farklı alanlarda, farklı şirketlerde çalışma, farklı kültürleri, farklı müşterileri deneyimleme imkanı sunan bir topluluğuz.
Yeni gençler hakkında ne söyleyebilirsiniz? Siz bir tepe yönetici olarak onlara yakın olmayı başarabiliyor musunuz?
Evet, tahmin edeceğiniz de çok. Şikago'daki ofisimizde, yaz aylarındaki staj programımızdaki 40-50 kişilik yer için, her sene binlerce başvuru geliyor. Öğrencilerin en iyisini seçme şansına sahip oluyoruz. Yöneticilerimiz ve ben onlarla tanışma ve çalışma imkanı buluyoruz. Bir kısmı daha sonra bizde işe başlıyorlar.
Yeni nesilde ne gibi farklılıklar gözlemliyorsunuz?
Teknoloji, sektörümüzü çok değiştirdi. 30 yıl öncesine kadar işler çok yavaş değişiyordu. Yıllarca basın ve TV reklamları aynı kaldı. Sonra bir anda her şey hızla değişmeye başladı. Doğal olarak, yetenekler de değişiyor.
Yeni nesil önceki nesillerden dramatik bir biçimde farklı. Değer sistemleri ve hayattan bekledikleri çok değişik. Büyük bir bölümü, kendilerinden 5-6 yaş büyük olanlardan bile farklılar.
Çok net bakış açıları var. Başarmak istiyorlar. Yaşamı deneyimlemek istiyorlar. Hızla ilerlemek istiyorlar. Hemen terfi almak ve başarıl olmak istiyorlar. Bunu bir şirkette bulamazlarsa, başka bir yere gidiyorlar. Bu yerinde duramayan, hırslı gençlerin yüksek bir itki gücü var. Onların çalışma hayatına katılmasına tanık olmak çok ilginç.
Yeterince donanımları var mı?
Önemli olan donanıma sahip olduklarına inanmaları. Yapacaklarını düşünüyorlar. Başarılı olacağına inanan bir kişi onu başarıya götüren yolu buluyor. Arzu ve inanca sahip olmak başarının yarısı.
Bir işi yapmadan önce onun hakkında en iyi bilgiye sahip olmak gerektiğini düşünmüyorlar...
Onlar beklemek yerine, işi yaparken öğrenmeyi ve böylece mükemmelleştirmeyi tercih ediyorlar. Herkes çok hızlı öğrenme imkanına sahip. Sindirmek ve süreç içinde dönüşmek yeni bir beceri gerektiriyor.
Reklamverenlere Tavsiye: "Ajansınıza güvenin"
Ajansınıza güvenin, güvenmiyorsanız başkasını bulun. Ajansınızı işin içine katın. Projelerinizin ilk basamaklarından itibaren onların işinizin parçası olmasına, izin verin. Birlikte çalışın.
Günümüzde, Pazarlama direktörü olmak dünyanın en zor işlerinden birisi. Tek yapmamız gereken şey müşterilerimizin güvenini kazanmak. Onlara yol göstermek. Büyük fikirler bulunca, müşteri onun gücünü görünce ajansa güveniyor.
Bizim yapacağımız en önemli şey müşterimizin işini tam olarak anlamaktır. Bir işi satmaya çalışmak bencil bir yaklaşım. Biz "Bu kişilerin en büyük sorunu ne? Onlar için ne yapabilirim?" diye düşünerek işe başlamalıyız. Dinlemeli, düşünmeli sonra konuşmalıyız.
Vücudundan 3 kilo deri aldırdı
Kısa sürede bu kadar fazla kilo vermesine rağmen kendisini yeterince mutlu hissetmeyen Molly, yılbaşından önce fazla derisini aldırmaya karar verdi. 24 yaşındaki kadın değişim sürecini şu sözlerle anlattı:
"İlk başta 6 kilo vermek için diyete başladım. Ancak kilo verdikçe derim çok fazla sarkmaya başladı. Zayıflıyordum ancak dar kıyafetlerle yeni vücudumu gösteremiyordum.
"Kilo vermeden önce duygusal olarak darmadağındım. Facebook'ta fotoğrafım paylaşıldığında etiketleri kaldırıyordum çünkü görüntümden tiksiniyordum. Şimdi hayallerimdeki vücuda sahibim."
Önceki öğünleri: Kahvaltı yok, öğle yemeğinde sandviç ve akşam yemeğinde makarna.
Şimdiki öğünleri: Kahvaltıda yulaf lapası, öğle ve akşam yemeğinde salata.
Her zaman kilo problemi olan Molly, oldukça sağlıksız besleniyordu ve hiç egzersiz yapmıyordu. Çok fazla ekmek, makarna ve hazır yiyecekler tüketiyordu. Şimdi ise bolca protein alıyor, yulaf lapası ve salata tüketiyor.
Cazibe merkezleri için 15.4 milyarlık ön talep
Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, Cazibe Merkezleri Programı kapsamında bugün itibarıyla 15 milyar 412 milyon liralık ön talebin Kalkınma Bankasına ulaştığını, bu çerçevede 93 bin kişiye istihdam öngörüldüğünü bildirdi.
Elvan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, henüz ilan etmemelerine rağmen program kapsamında bugün itibarıyla 15 milyar 412 milyon liralık ön talebin Kalkınma Bankasına ulaştığını ifade etti.
Bakan Elvan, yapılan ön taleplerin şu an itibarıyla 93 bin kişiye istihdam öngördüğünü bildirdi. Program çerçevesinde belirlenen bölgelerin süratle kalkınması ve gelişmişlik faklılıklarının ortadan kaldırılmasını amaçlanıyor. Bölgelerin rekabet gücünü yükseltecek, yatırım ile istihdamı artıracak, özellikle sanayi ve hizmetler sektöründe mevcutları güçlendirecek bir ortam oluşturulmasının hedeflendiği program kapsamında, her bölgenin belirli bir alanda uzmanlaşmasının sağlanması hedefleniyor.
Telsim'den zaman aşımı açıklaması
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) bünyesinde yer alan Telsim Mobil Telekomünikasyon Hizmetleri AŞ, "Telsim'in abone alacaklarına ilişkin dosyaları sözleşmeli hukuk büroları tarafından takip edilmiş ve halen takip edilmektedir. Avukatlar tarafından işlem yapılan dosyaların zaman aşımına uğraması söz konusu değildir" açıklamasında bulundu.
Açıklamada, bazı basın yayın organlarında çıkan haberlerde '10 yıl önce TMSF'ye devredilen Telsim tarafından borçlulara icra takibi mektupları gönderilmeye başlandığı belirtilerek, bu bildirimlere itibar edilmemesi zira bu borçların zaman aşımına uğradığı' şeklinde bir tüketici derneği başkanının beyanlarına yer verildiği hatırlatıldı.
Telsim'in, operatörlük lisansının Vodafone'a devredildiği 24 Mayıs 2006 tarihinden itibaren geçmiş dönem GSM fatura alacaklarının tahsilatı amacıyla, sözleşmeli vekiller eliyle borçlulara ulaşarak gerek idari gerek icra takibi yoluyla fatura borçlarını tahsil ettiği bildirilen açıklamada, şunlar kaydedildi:
lehine olduğunda dosya kapatılmaktadır. Telsim, devir tarihinden itibaren bu yana kamu borcuna mahsup etmek üzere çalışmalarını sürdürmekte olup bundan sonra da bu çalışmalar aynı şekilde devam edecektir. Telsim'in faaliyetleri daha evvel de basın yayın organlarında yer almış, bu faaliyetlerin bugün itibariyle yeniden gündeme getirilmesi ve işlemlerin 'hukuksuzmuş' gibi değerlendirilmesinin nedeni anlaşılamamıştır. Her ne kadar söz konusu haberlerde zaman aşımı hususundan bahsedilmekteyse de Telsim'in abone alacaklarına ilişkin dosyaları bu süreçte sözleşmeli hukuk büroları tarafından takip edilmiş ve halen takip edilmektedir. Avukatlar tarafından işlem yapılan dosyaların zaman aşımına uğraması söz konusu değildir."
Bu ses sizi çıldırtabilir!
2010 Dünya Kupası'ndaki vuvuzela travmasını hatırlarsınız. Gerçi futbolseverlerin unutması ne mümkün. Müjde mi, kötü haber mi bilemedim. 4 yıl sonra futbolseverleri 2014 Dünya Kupası'nda yeni sürprizler bekliyor
İlk kez Güney Afrika'da dünya kupasında tribünlerde ortaya çıkan ve çıkardığı sesiyle tüm tartışmaları beraberinde getiren Vuvuzela'nın yerini Caxirola alacak gibi görünüyor. 2010'daki Dünya Kupası maçlarıesnasında Vuvuzela'yla tanışan futbolseverler dışında maçlar oynanırken televizyon başındaki insanlar bile vuvuzela sesinden çıldırtmıştı.
Oldukça tartışılan Güney Afrika'ya özel yerel bir çalgı olan vuvuzela ile ilgili o yıl nihayet FİFA, vuvuzelaya onay vermişti. Bilhassa Avrupalıları sesiyle kudurtan Vuvuzela'nın insan psikolojisini bozacak düzeyde bir ses çıkarmadığı kanaatine varılmıştı..
Vuvuzela tehlikesini atlatan milyonlarca seyirciyi artık yeni bir tehlike mi bekliyor? Adı: Caxirola. Caxirola, vuvuzela gibi üflemeli bir enstrüman değil. Tam aksine Brezilya sokaklarının ateşini yansıtacak şekilde bir ritim enstrümanı.
Caxirola nedir, nasıl ses çıkarır?
Futbol dünyasını yakından takip edenler anımsar sanıyorum. Geçen yıl Mayıs ayının ilk haftası Salvador'da oynanan Bahia-Vitoria maçında tribünlere dağıtılan bu müzik aletinin, Bahia'nın maçı kaybetmesinden sonra seyircilerce protesto amacıyla sahaya atılması ve sonrasında polisin olaya biber gazıyla müdahale etmesini de hatırlamamız lazım.
Diabolica nedir, nasıl ses çıkarır?
Brezilyada gerçekleştirilecek Dünya Kupası öncesi futbolseverlerin keyfini esas kaçıracak olan ise Diabolica…Diabolica, Belçikalı iki taraftarın bulduğu bir alet ve statlara alınması halinde Brezilya'daki tribünlerde epey bir cümbüş yaşacanacak. 98 desibel gücünde ses çıkaran bu alet Dünya Kupası için Brezilya'ya gidecek Belçikalı taraftarların elinde olacak.
İlk başta 10 bin adet üretilen ve kapış kapış satılan diobolicaları üretici şirket daha makul bir fiyatla (12 dolar) piyasaya sürdü. Yaklaşık 450 bin adet ürünü Brezilya piyasasına gönderdi.  Brezilyanın geleneksel çalgısı olan caxirola ve Belçikalıların diobolicasının kapışması sırasında anlaşılan statlarda yine ilginç sesler yükselecek.
Kirpikleri uzun, sık ve yukarı bakan çocuklara dikkat!
Özel Dünyam Hastanesi doktorlarından Op. Dr. Erdal Cahit Topçu, kirpikleri uzun, sık ve yukarı bakan çocukların alerjiye daha meyilli olduğunu ve sık sık alerjene maruz kaldığını söyledi.
Alerjik rinitin her 4 kişiden birinde görüldüğünü söyleyen Op. Dr. Erdal Cahit Topçu; Mart, Nisan ve Mayıs aylarında görülme sıklığının daha da arttığını söyledi.
Topçu; "Alerjik rinit toplumun yüzde 25'inde yaklaşık dört hastadan birinde görülen oldukça önemli bir hastalıktır. Özellikle mart, nisan ve mayıs aylarında çok arttığını saptarız. Alerjik rinitlerde genellikle burunda kaşıntı, burunda beyaz renkli sulu bir akıntı, kışın geniz bölgesinde yanma, kuru öksürük, kulaklarda sıvı birikimine bağlı olarak duyma azlığı, göz altlarında şişlik, burun bölgesinde ödem, baş ağrısı gibi şikayetlerin olduğu bir hastalık grubudur. Halk arasında 'kurdeşen' diye tabir edilen ciltte ortaya çıkan kızarık, ortası soluk, basınca solan yapıların da kaynağı alerji olabilmektedir. Alerjiyi değişik şekillerde sınıflandırmak mümkündür.
Bunların en önemlisi süresine sınıflandırılır. Eğer alerji 4 günden veya 4 haftadan az sürüyorsa aralıklı alerji; 4 haftadan uzun sürüyorsa da sürekli alerji adı verilir. Alerjinin şiddetine göre uyku bozukluğu, gün içerisinde aktivite azlığı, aktivite bozukluğu yorgunluk, halsizlik gibi şikayetleri çok olanlara orta veya şiddetli tip alerji fakat uyku bozukluğu ve gün içerisinde aktivite kısıtlaması yoksa hafif tip alerji adı verilir.
Özellikle polenlerin çok görüldüğü mart, Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında mevsimsel alerjinin arttığını görürüz. Mevsimsel alerjinin artması demek yıl boyu devam eden alerjinin de artması anlamına gelir. Yani yıl boyu vardır ama bu dönemlerde alerjinin semptomları artar. Özellikle hasta fizik muayeneye geldiği zaman fizik muayeneden önce aileden, kişiden, çocuktan çok iyi bir analiz almak gerekir. Biz fizik muayene yaptığımız zaman bu kişilerde gözaltlarında şişlik, burun hareketlerinin özellikle el ile burunun yukarıya doğru kaldırılması ve kaşıma şeklinde bulgunun olduğunu, burun içerisinin soluk havayı arkaya doğru çeviren rantların şişmiş olduğunu görürüz. Küçük dilde sarkma, kulaklarda sıvı birikimi özellikle çocuklarda duyma azlığı var ise aileler iki şey düşünmelidir. Bunlardan ilki geniz eti ikincisi de kulakta sıvı birikimine neden olan alerjidir" diye konuştu.
"Kirpikleri uzun, sık ve yukarı bakan çocuklar alerjiye meyillidir ve sık alerjene maruz kalan çocuklardır" diyen Özel dünyam Hastanesi doktorlarından Op. Dr. Erdal Cahit Topçu; alerjenden korunabilmenin yollarını şu şekilde aktardı;
"Biz alerjinin tanısını koyup bunun tedavisini yapamazsak bir sürü gereksiz antibiyotik, ishal ve karın ağrısı ilacı kullanır hale geliriz. Kişi bir ortama girdiği zaman hapşırıyor, aksırıyor, gözlerde kızarma, yanma, boğazda takıntı hissi oluyor, nefes alma da zorluk oluyor ise bu ortamın mutlaka içinde bir alerji olduğunu düşünmemiz gerekir. Evde özellikle yatak odasında canlı bitkiler kalmamalıdır. Alerjiye meyilli olan kişilerin yatak ve yorganlarının yünlü olmasını önermiyoruz. Çocuklarda oyuncakların yünlü ve kıllı olmaması gerekir. Tozlu ortamlarda bulunmamak için dışarıdan gelen çocuk veya yetişkinin elini, yüzünü yıkaması ve üstlerini çıkardıkları zaman yatak odasına bırakmamalarını öneriyoruz. En çok dikkat edilmesi gereken konu evin nemlendirilmesidir. Kısa süreli buhar verdiğimiz ortamlarda alerjenler yere çöküp havaya kalkmadığı için nefes yoluyla reaksiyona neden olmamaktadır. Yiyeceklere dikkat etmemiz gerekir. Özellikle B ve C vitamini ağırlıklı besinleri tüketmemiz alerjinin azalmasını sağlar. Alerjisi olan kişiler burun temizliğini çok doğru yapmalıdır.
Çekiciden ayrılan dorse otomobile çarptı: 2 yaralı
Balıkesir'de TIR'ın çekicinden ayrılan dorse karşıdan gelen otomobilde çarptı. Otomobilde bulunan iki kardeşin yaralandığı belirtildi. Jandarma ekipleri kaza ile ilgili soruşturma başlattı.
Balıkesir'in Savaştepe İlçesi'nde, bir TIR'ın çekiciden ayrılan dorsesinin çarptığı karşıdan gelen otomobildeki iki kardeş yaralandı. Kaza, Balıkesir-Savaştepe karayolunun Karacalar Mevkisi'nde, dün saat 17.00 sıralarında meydana geldi. Balıkesir'den Savaştepe yönüne giden 42 yaşındaki Selçuk Başbulak'ın kullandığı 58 TR 509 plakalı TIR'ın dorsesi, seyir halindeyken çekicisinden ayrıldı.
Karşıdan gelen otomobile çarptı
Çekiciden bağımsız olarak yalpalayarak bir süre giden dorse, karşıdan gelen 48 yaşındaki Fazlı Çiftçi yönetimindeki 10 L 3675 plakalı otomobile çarptı. Çarpmanın şiddetiyle hurdaya dönen otomobilde sıkışıp yaralanan sürücü Fazlı Çiftçi ile yanındaki ağabeyi 62 yaşındaki Adem Çiftçi, yoldan geçen diğer araç sürücülerinin haber vermesi üzerine gelen itfaiye ve sağlık ekipleri tarafından güçlükle kurtarıldı. Yaralı iki kardeş, olay yerindeki ilk müdahalenin ardından ambulansla Balıkesir Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Tedaviye alınan iki kardeşin durumlarının iyi olduğu, hayati tehlikelerinin bulunmadığı bildirildi. Jandarma, TIR şoförü Başbulak'ın ifadesine başvurdu, kazayla ilgili soruşturma başlatttı.
Sony PlayStation4 Pro Türkiye'de satışa sunuldu
PlayStation®4 Pro çıkışı ile, Call Of Duty®: Infinite Warfare (Activision), Ratchet & Clank™, The Last of Us™ Remastered ve Uncharted™ 4: Bir Hırsızın Sonu (SIE Worldwide Studios) gibi satış rekorları kıran oyunlar PS4 Pro'nun artırılan gücünden yararlanmak ve görsel deneyimi zirveye taşımak üzere güncellendi.
SIEE Başkanı ve SIE Global Satış & Pazarlama Başkanı Jim Ryan, PS4 Pro ile ilgili olarak "PS4 Pro'nun piyasaya çıkışı, PlayStation için son derece heyecan veren bir an. Daha önce hiçbir zaman platformun yaşam döngüsünün ortasında yeni bir konsolu piyasaya sürmedik. PS4 Pro, geliştiricilere yaratıcılıklarını gözler önüne sermenin yeni bir yolunu sağlayarak inovasyon taahhüdümüzü kanıtlamamıza ve oyuncular için büyüleyici oyun deneyimleri sunmamıza imkan veriyor," dedi.
Apple'dan artırılmış gerçeklik özelliğine sahip harita
PS4 Pro, 4K kalitesinde* çözünürlüğü ve Yüksek Dinamik Aralığı (HDR) desteklemesi ile en son görüntüleme teknolojisinden yararlanıyor. PS4 Pro'nun güçlü CPU ve GPU'su, oyun geliştiricilerin dinamik 4K kalitesindeki* grafikleri, eşi görülmemiş görsel hassasiyet ile veya daha akıcı ve istikrarlı kare hızlarında sunmasını ve böylece daha yüksek kalitede oyunlar geliştirmesini sağlıyor. Tüm PS4 konsollarında olduğu gibi, sistem aynı zamanda daha gerçekçi ve çarpıcı derecede canlı görseller üreten HDR görüntüleme teknolojisi ile de uyumlu.
PS4 Pro'nun, raflardaki standart PS4'ün yanındaki yerini alması ile tüketicilerin seçenekleri de artırılmış oluyor.Oyuncular, her PS4 oyununu hem PS4 Pro hem de yakın zaman önce piyasaya sürülen inceltilmiş standart PS4 üzerinde oynayabiliyor.. PS4 Pro ve standart PS4, aynı kullanıcı ara yüzünü paylaşıyor ve aynı canlı çevrimiçi topluma erişim sağlıyor. Kullanıcılar, istedikleri konsolu, ihtiyaç ve tercihlerine göre seçebiliyorlar. Ocak ayında piyasaya çıkacak olan PlayStation®VR ise her iki sistem ile uyumlu olacak.
Joe Biden, Akıncı ile görüştü
ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden, KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı ile telefon görüşmesi yaptı. Görüşmede Kıbrıs müzakereleriyle ilgili gelişmelerin konuşulduğu belirtildi.
ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden, KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile telefonda görüştü.
KKTC Cumhurbaşkanlığından yapılan yazılı açıklamada, Akıncı'nın, kendisini arayan ABD Başkan Yardımcısı Biden ile telefonda görüştüğü belirtildi.
Görüşmede, Akıncı'nın Biden'a İsviçre'nin Mont Pelerin kasabasındaki Kıbrıs müzakerelerine ilişkin gelişmeleri ve Kıbrıs Türk tarafının tutumunu aktardığı kaydedildi.
Akıncı'nın ayrıca, ABD Başkan Yardımcısı'na Kıbrıs Türk tarafının çözüm kararlılığını ve bu yöndeki iradesinin devam ettiğini ifade ettiği vurgulandı.
Kıbrıs'ta müzakereler, KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı'nın göreve gelmesinin ardından Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide'nin arabuluculuğunda 15 Mayıs 2015'te yeniden başlamıştı. Taraflar, 20-21 Kasım'da İsviçre'nin Mont Pelerin kasabasında yürütülen müzakerelerden de sonuçsuz ayrılmıştı.
Obama'nın sekiz yıllık iktidarı
Ocak ayında koltuğunu ABD'nin 45'inci Başkanı Donald Trump'a bırakacak olan Barack Obama'nın sekiz yıllık iktidarının özeti kameralara böyle yansıdı.
İlk olarak 4 Kasım 2008'de yapılan 2008 ABD başkanlık seçimleri'nde ABD'nin 44. devlet başkanı seçilen Obama, görevi George W. Bush'tan devralmıştır.
6 Kasım 2012 tarihinde yapılan 2012 ABD başkanlık seçimlerinde Mitt Romney karşısında seçimi kazanmış ve Amerika Birleşik Devletleri Başkanlığına ikinci kez seçilmiştir.
ABD tarihindeki ilk siyahî devlet başkanı olarak Amerika Birleşik Devletleri'ndeki büyük siyasi gelişmelerden birine imza atmıştır.
Obama sekiz yıllık iktidarına birbirinden renkli birçok anı sığdırdı.
Çocuklarla ilişkisinin iyi olduğu hep biliniyordu.
Obama, Beyaz Saray çalışanlarıyla da yakın ilişkiler kurdu.
ABD Başkanı Barack Obama "Bear Grylls ile Yabanda" adlı şov programına katılarak vahşi doğada bir gün geçirdi.
En az onun kadar aktif eşi First Lady Michelle Obama da birçok ünlüyle birlikte program yaptı.
İşte Obama'nın 8 yıllık başkanlık dönemine sığdırdığı birbirinden renki kareler;
Çift SIM kartlı iPhone iddiaları!
Çift SIM kartlı iPhone modelleri hakkında ilginç bir iddia gündeme geldi. Apple çift SIM kartlı telefon üretecek mi?
Son yıllarda Çin pazarında yer edinmeye çalışan Apple, ürün ve hizmetleriyle Çin'de adeta boy gösteriyor. Hatta iPhone SE modelinin Çin pazarına yönelik olarak duyurulduğu iddiaları da daha önce gündeme gelmişti. Dünyanın en kalabalık ülkelerinden biri olan Çin, teknoloji şirketleri için son derece önemli bir Pazar. Ancak Çin pazarında sadece uygun fiyatlı modeller başarı elde edebiliyor.
Yapılan patent başvurusunda herhangi bir taslak çizim bulunmuyor ancak dokümanlarda çift anten teknolojisine sıkça yer verilmiş. Dolayısıyla bu belge, Apple'ın çift SIM kart teknolojisi üzerinde çalıştığı anlamına geliyor olabilir.
Uzmanlar, Apple'ın iPhone 8 modelinde çift SIM kartlı bir versiyon bekliyor. Çin için çift SIM kartlı akıllı telefonlar son derece önemli çünkü diğer ülkelerden daha fazla talep ediliyor. Samsung gibi markalar da Çin için benzer çözümler tercih ediyor.
Adana'da 71 plakalı araç paniği
Fatih Karaçalı / DHA
Adana'da sahibinin cadde ortasına park ettiği 71 plakalı otomobil, bomba yüklü olduğu şüphesiyle polisi harekete geçirdi. Kayseri'deki saldırının gerçekleştirildiği otomobilin de sahte 71 plakalı olması nedeniyle alarma geçen polisin yaptığı incelemede aracın sahibi ortaya çıkınca rahat bir nefes alındı.
Merkez Seyhan İlçesi Özler Caddesi üzerindeki İlçe Tapu Müdürlükleri önünde yolun ortasında sürücü kapısı hasarlı ve camı olmayan 71 DT 887 plakalı otomobilden şüphelenen vatandaşlar, durumu polise bildirdi.
Milli Piyango Yılbaşı çekilişi sıralı tam listesi
Otomobilin çevresindeki vatandaşları uzaklaştıran ekipler bomba uzmanı istedi. Ekipler çevre güvenliğini alıp şüpheli araca müdahaleye hazırlanırken otomobilin sahibi Emrah Kaçar ortaya çıktı.
Polislerin incelemesi için otomobilin bütün kapılarını, motor bölümünü ve bagaj kapağını açan Kaçar, "Tapu işlemleri için gelmiştim, sağda park etmiş araçlar vardı, o yüzden böyle bıraktım. Onlar da hareket edince benim otomobilim ortada kalmış" dedi.
Polislerin arama yaptığı otomobilde, şüpheli bir durum olmadığı anlaşıldı. Olay yerine çağrılan trafik polisi, Emrah Kaçar'a 96 TL hatalı park cezası yazdı. Cadde yeniden trafiğe açıldı.
Van'da terör operasyonları: Çok sayıda mühimmat ele geçirildi
Van'da terör örgütüne yönelik operasyonlarda uzun namlulu 3 silah ile çok sayıda mühimmat ele geçirildiği bildirildi.
Diyarbakır'daki terör operasyonu tamamlandı
Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
"Çalışmalarda 12 adet 85 milimetre anti tank PG 7 roket mühimmatı, 3 roket sevk fişeği, 3 kalaşnikof uzun namlulu silah, çok miktarda fişek ele geçirilmiştir. PKK/KCK, FETÖ/PDY silahlı terör örgütleri ile mücadele kapsamında hukuk devleti ilkelerine bağlı ve insan haklarına saygılı görev anlayışı çerçevesinde, gerek toplumun tüm katmanlarıyla gerekse terörle mücadele eden diğer kurumlarla koordinasyon ve işbirliği içerisinde halkımızın huzuru, devletimizin selameti için her türlü terör olayını önlemeye yönelik çalışmalarımız kararlıkla sürdürülmekte ve gerekli tüm tedbirler alınmaktadır."
Seyahat Yazarı Saffet Emre Tonguç & Alarko Holding Yön. Krl. Üyesi Leyla Alaton
Aksini belirtmeyen tüm organlarını bağışlamış sayılacak
Fransa Hükümeti organ bağışı konusunda yeni bir adım attı. Artık aksini belirtmeyen Fransız vatandaşlar tüm organlarını bağışlamış sayılacak. Ancak Ulusal Meclis'te kabul edilen yeni sağlık yasası tartışmalara neden oldu.
Fransa Hükümeti yeni Sağlık Yasası'nı onadı. Buna göre aksini belirtmeyen herkes 'otomatik organ bağışı' uygulamasına tabii olacak. Sputnik'in haberine göre; bugüne dek bir kişinin öldükten sonra nakledilmesi için sağlığında buna ilişkin bildirimde bulunması gerekiyordu ancak yeni düzenlemeyle üç yol izlenerek organ bağışına karşı çıkıldığının resmi kayıtlara geçirilmesi gerekiyor.
Organları üç kişiye umut oldu
Kişi dilekçe ile reddedebilir
Yasaya göre organlarını bağışlamak istemeyen vatandaşlar klasik yöntem kullanarak reddedebilme hakkına sahip. Ayrıca bu kişiler özel bir internet sitesi üzerinden de aynı işlemi yapabilecekler. Aksi takdirde organlarını bağışlamak istemeyen kişi öldüğünde yakınlarına, organ bağışını reddettiğine dair yazılı bir bildirimi veya bir ses kaydının olup olmadığı da sorulacak.
Türkiye'de 25 bin kişi organ bekliyor
Tüm organlarını değil bir tanesini de bağışlayabilir
Ayrıca yeni yasayla vatandaşların herhangi bir organını bağışlamayı reddedebilmesi imkanı da getirildi. Şimdiye kadar organ bağışı konusunda ayrım yapılamıyordu. Vatandaşlar organ bağışına karar verirken ya tüm vücudunu bağışlıyor ya da tamamen bağışa karşı çıkıp reddedebiliyordu. Fransız vatandaşları, 2017 yılı itibarıyla tercih ettikleri bir organını bağışlayabilecek.
Sağlık Bakanlığı yetkilileri, yeni düzenlemenin organ bağışını yaygınlaştırma amaçlı olduğunu ve değişiklikle bağışın daha kolaylaştığını savunuyor. Sosyal medya üzerinde düzenlemeyi eleştiren çok sayıda kişi ise, "ölmeden önce organ bağışı konusunda işlem yapmamış herkesin, otomatik bir şekilde bağışçı olacağını" belirterek itiraz ediyor. Fransa'da, 2015 yılı verilerine göre her üç aileden biri, yakınlarının organlarının bağışlanmasına karşı çıktı. Bunun yanında Fransız halkının yüzde 86'sının organ bağışına sıcak baktığı ancak bu kişilerden sadece yüzde 39'unun konuyla ilgili işlemleri yaptırdığı belirlenmişti.
Bilim insanları L2 Puppis'in etrafındaki gezegenleri nasıl yok ettiğini tespit etti. Buradaki verilere dayanarak Güneş'in de benzeri bir şekilde büyüyerek Merkür ve Venüs'ü yuttuktan sonra cüce bir yıldıza dönüşeceği öne sürüldü.
Güneş Sistemi'nin, Güneş'e benzeyen L2 Puppis yıldızının, ölmeden önce yüzlerce kat büyüyerek etrafındaki gezegenleri yok etmesine benzer bir kaderi paylaşabileceği iddia edildi.
Sonuçları "Astronomy and Astrophysics" dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, Belçika'daki Leuven Astronomi Enstitüsünden bilim insanları, en gelişmiş teleskoplardan ALMA ile yaptıkları incelemede, Güneş'e benzeyen, küçük bir kütleye sahip L2 Puppis'in beş milyar yıl önce yüz kat büyüyerek kızıl bir topa dönüştüğü ve etrafındaki gezegenleri yok ettiğini tespit etti.
Amerikan teknoloji devi Apple dünyanın en hızlı büyüyen akıllı telefon pazarında telefonlarını üretmeye başlayacak.
Yeni nesil akıllı telefonu İPhone 7 ve İPhone 7 Plus ile büyük bir satış başarısı elde eden Amerikan teknoloji devi üretim sıkıntısı yaşıyor. Apple Çin'de yaşadığı üretim sıkıntısı nedeniyle üretiminin bir kısmını Hindistan'a kaydırma kararı aldı.
Apple'ın pek pek çok ürününü üreten Çinli Foxconn diğer üreticilere verdiği üretim sözü nedeniyle Apple için yeteri kadar üretim yapamayacak. Xiaomi ve OnePlus için ayrılan üretim alanları nedeniyle Apple ürünlerinin yeteri kadar üretilemeyecek olması Amerikan teknoloji devini farklı alanlara yönlendirdi.
Hindistan hükumeti ile aylarca süren inişli çıkışlı görüşmelerin ardından anlaşma sağlandı. TOI tarafından yayınlanan rapora göre Apple Hindistan'da cihazlarını birleştirmek için son hazırlıklarını yapıyor. Nisan 2017'de başlayacak olan üretim ile birlikte tüm dünyaya Hindistan çıkışlı İPhone'lar dağıtılacak.
Rapora göre Apple Tayvan merkezli bir akıllı telefon üreticisi ile ortaklık kurmuş. Wistron adını taşıyan firma ile yapılan anlaşma kapsamında tesis kurulumuna şimdiden başlanmış. Bangalore'de bir sanayi bölgesinde gerçekleşecek olan üretim için kurulan devasa fabrika nisan ayına yetiştirilmeye çalışılıyor.
Hindistan ve özellikle de Bangalore için oldukça önemli olan İPhone üretiminin arkasında ise başka bir sebep yatıyor. Bangalore bölgesi Hindistan'ın Silikon Vadisi'ne ev sahipliğe yapması için yeniden dizayn ediliyor. Her ne kadar şu an için bir üretim bölgesi olsa da ilerleyen yıllarda bölgenin bir tasarım ve teknoloji merkezine dönüştürülmesi hedefleniyor. Bu amaçla hem devletin hem de özel sektörün geniş kapsamlı yatırımları ve destekleri bulunmakta. Apple'ın da yararlanacağı bu destekler sayesinde dünya firmalarının Hindistan'a çekilmesi hedefleniyor.
Statüko ise çatırdama sesinin kaynağı gelenekçi yapının ve/veya statükonun sarsılması mı?
O yapı sarsılıyorsa yerini hangi yapı alacak?
Cevabı birlikte arayalım.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ne diyor?
Yeni dönemde 2 yıldan fazla başkanlık yapan belediyeler değişecek.
Partide artık gençler ve kadınlar daha çok söz sahibi olacak.
Iki dönemden fazla başkanlık yapanlar aday gösterilmeyecek.
Bu siyasi tercihin yansımaları neler?
Belediye başkan adaylığı sürecinde yaşananlara bakalım.
Gerilimin en belirgin hissedildiği illerin başında 39 ilçesiyle İstanbul geliyor.
Siyasi partilerin gözünde İstanbul'da kazanmak, Türkiye'de kazanmakla eş değer.
İstanbul'da da en kritik ilçelerden biri Kadıköy.
Çünkü Kadıköy CHP açısından bir kale.
Beşiktaş, Bakırköy Şişli de öyle olmakla birlikte Kadıköy AKP'nin de zafer bayrağını dikmek istediği en önemli kalelerden biri.
İstanbul'daki ilk gerilim ne zaman baş gösterdi?
İlk bakışta CHP'de eşi benzeri görülmemiş ve aynı zamanda gerilimli bir adaylık yarışı var.
Ilk gerilim Mustafa Sarıgül'ün adaylık sürecinde yaşandı.
Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin çıktı "Ben de aday adayıyım" dedi.
Kazanlar kaynadı.
Ama Genel Merkez bu çıkışa rağmen Sarıgül'ü aday gösterdi.
Gürsel Tekin sessizliğe büründü.
Gelin görün ki sıra ilçelere gelince suyun durulmadığı hatta kazanın fokurdamaya başladığı anlaşıldı.
Pazarlıklar başladı.
Sarıgül özellikle kritik ilçelerin adayları belirlenirken söz sahibi olmak istedi.
Sarıgül o kalelerden sadece ikisinde aday gösterebildi.
Şişli ve Beşiktaş.
Bir de kırmızı çizgisi vardı Sarıgül'ün.
Bakırköy'de Ateş Ünal Erzen aday olmayacak dedi.
Parti içindeki diğer güç odağı da CHP İl Başkanlığı.
Ancak aday belirlenirken il başkanlığı da devre dışı kaldı.
Kaftancıoğlu da Maltepe'den aday gösterildi.
Ama bir gece vakti ne olduysa oldu Kaftancıoğlu'nun Maltepe adaylığı geri çekildi.
Yerine Kadıköy'den aday gösterilmek istendi.
Ve savaş başladı.
Dört dönem Kadıköy'e başkanlık eden Selami Öztürk, Ankara'ya kamp kurdu.
Dahası Genel Merkez Öztürk'e aday olamazsın da demedi, olacaksın da!
Daha doğrusu ibre saat başı değişti.
O ibre kâh Öztürk'ü gösterdi kâh Kaftancıoğlu'nu.
Bu sırada nasıl olduğu anlaşılamasa da -yine bir gece vakti- Nasuh Mahruki'ye adaylık teklif ediliverdi.
Bu arada Gürsel Tekin'in sesi yeniden duyulmaya başlandı.
Tekin de Aykurt Nuhoğlu'nun adını öne çıkardı.
Kulislerde Nuhoğlu'nun ismini öne çıkarsa da Kadıköy'e asıl kendisinin talip olduğu konuşulmaya başlandı.
Sonunda çatlak derinleşti.
Genel Merkez'in kapıları kapandı.
Kılıçdaroğlu, beşli komitesiyle kafa kafaya verdi.
Bilhun Tamaylıgil, Umut Oran, Gökhan Günaydın, Bülent Tezcan ve Adnan Keskin kendilerine gelişmeleri soranlara Kadıköy adayını Kılıçdaroğlu belirleyecek dedi.
Derinleşen çatlaktan yükselen sesler detone olmuş bir korodan yükselir gibi...
İnişli çıkışlı.
Esen rüzgara göre yön değiştiriyor.
Kalan tortu ise şunu söylüyor:
2- Parti yeni yüzlerin önünü açıyor ama geleneğin direnciyle karşı karşıya.
3- Genel Merkez nezaketsiz davrandı. Partiye yıllarını vermiş isimleri küstürdü. Hiç değilse nezaketen kendilerine teşekkür edip desteğini istemeliydi.
4- Genel başkan kadınları görmek istiyorsa, kadınlar nerede? Türkiye genelinde sadece 46 kadın aday var. Onların da çoğu seçilemeyecek yerlerde!
Kadıköy'de yaşananlar Türkiye ölçeğinde yaşananların yansıması niteliğinde.
Adaylar belirlenirken ne Genel Merkeze yakın duran isimler, ne Mustafa Sarıgül, ne parti içinde "Baykal'cı" olarak tanımlanan kesim, ne de CHP il başkanlığı etkili olamadı.
Birbiri ardına istifalar gelmeye başladı.
Beşiktaş'taki adayın Fenerbahçeli olması.
Kadıköy'de Fenerbahçe camiasının desteğini alacak bir ismin adının geçmemesi, Bakırköy'de Galatasaray camiasının istediğini elde edememesi!
Başa dönelim...
Yerel seçimlere sayılı günler kala!
Türkiye'nin içinde bulunduğu siyasi kriz hiç olmadığı kadar derinleşmişken!
CHP zafere bu kadar yakınlaşmışken, kendi içinde siyasi kriz yarattı.
Dahası partinin en büyük sorunu o krizi toparlamak için olması gereken ideolojik duruş.
Partilileri buluşturan en güçlü zemin AKP karşıtlığı.
Kısacası çatırdama sesinin kaynağı gelenekçi yapı ve/veya statüko ise o yapının yerini hangi yapının alacağı belirsiz.
Böyle olunca elinde uğruna baş koyacağı siyasi argümanı olmayan CHP'de Sarıgül Büyükşehir'den, Tekin Kadıköy'den aday olursa bizleri seyirlik bir seçim bekliyor demektir.
Türkiye Eğitim Değerlendirme Raporu'nda sınıfta kaldı
OECD sözel beceriler ölçeğinde Türkiye'de üniversite mezunlarının puanı, Japonya'nın lise mezunlarının puanından daha düşük.
TED, 2016 Eğitim Değerlendirme Raporu'na göre; üniversite mezunu kişilerin sözel beceri puan ortalaması Japonya'da lise mezunu olmayan yetişkinlerin seviyelerinden daha düşük.
OECD sözel beceriler ortalamaları dünyada şöyle:
OECD ortalamasına göre sözel beceriler ölçeğinde lise mezunu yetişkinlerin puanı: 264
OECD ortalamasına göre sözel beceriler ölçeğinde daha düşük eğitim seviyesine sahip yetişkinlerin puanı: 231.
Türkiye'de ortalamalar şöyle:
Türkiye'de sözel beceriler ölçeğinde üniversite mezunu yetişkinlerin puanı: 258
Türkiye'de sözel beceriler ölçeğinde lise mezunu yetişkinlerin puanı: 245
Türkiye'de sözel beceriler ölçeğinde daha düşük eğitim seviyesine sahip yetişkinlerin puanı: 210.
TED, 2016 Eğitim Değerlendirme Raporu'na ilişkin değerlendirmelerde; "OECD ortalamasında üniversite mezunu yetişkinler ile düşük eğitim seviyesine sahip yetişkinler arasındaki puan farkı sözel becerilerde 61'dir. Türkiye'de ise bu iki grubun puanları diğer ülkelere kıyasla birbirine daha yakın değerlere sahiptir. Türkiye, söz konusu değerler arasındaki 48 puan farkla eğitim seviyesi ve sözel beceri arasındaki ilişkinin en zayıf olduğu iki ülkeden biridir. Bunun da ötesinde, Türkiye'deki üniversite mezunu yetişkinlerin sözel beceri puanı ortalamasının Japonya'daki lise mezunu bile olmayan yetişkinlerin puan ortalamasından daha düşük olması üzerinde hassasiyetle durulması gereken bir noktaya dikkat çekmektedir." denildi.
İlk kez el ele görüntülendiler
Beşiktaşlı futbolcu Caner Erkin ile oyuncu sevgilisi Şükran Ovalı, Zorlu Center AVM'de görüntülendi.
Caner Erkin ile Şükran Ovalı ilk kez el ele basına poz verdi.  AVM'de ilk olarak birlikte baş başa akşam yemeği yiyen ikili yemeğin ardından alışveriş yaptı.
Sosyal medya hesaplarından Fenerbahçe ile ilgili fotoğraf ve görüntüleri silmesinde kız arkadaşı Şükran Ovalı'ya edilen küfürlerin etkili olduğunu belirten Caner, röportaj esnasında Şükran Ovalı ile evleneceğini de açıkladı.
DİSK Genel Başkanı Kani Beko 2017 yılı asgari ücret uygulaması açıklanmadan önce işçilerin müjdeli haber beklediğini yineleyerek, işçilere 2 bin lira asgari ücret verilmesi gerektiğini ifade etti.
Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Başkanı Kani Beko, Asgari Ücret Tespit Komisyonu tarafından belirlenecek 2017 yılı asgari ücretinin açıklanmasına kısa bir süre kala asgari ücretle çalışan 5,5 milyona yakın işçinin müjdeli haber beklediğini belirtti.
Asgari ücretle ilgili daha önce kamuoyuna açıkladıkları taleplerini yineleyen Beko, "2017 yılı için asgari ücret en az 2000 TL net olmalıdır" dedi. Kani Beko, DİSK Yönetim Kurulu Üyeleri ve ona bağlı sendikaların temsilcileriyle birlikte Kadıköy Boğa Heykeli Meydanı'nda 2017 yılı için asgari ücretiyle ilgili olarak bir basın açıklaması yaptı. Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nda perşembe günü yapılacak son toplantının ardından açıklanacak olan 2017 asgari ücretinin geçim ücreti olması gerektiğini belirten Beko, hükümet ve sermaye çevrelerinin asgari ücreti düşük tutmak için bir süredir abartılı ve gerçek dışı değerlendirmelerde bulunduklarını savundu.
'Asgari ücret 2000 TL olmalı'
Kani Beko, 2017 yılı asgari ücretinin belirlenmesi için yaptıkları çalışmalar neticesinde asgari ücretin 2000 TL net olması gerektiğini kamuoyuyla paylaştıklarını anımsattı. Bu taleplerini gerekçeleriyle birlikte Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı'na da ilettiklerini kaydeden Beko, asgari ücret taleplerini 2000 TL olarak bir kez daha yineleyerek, "Bir işçinin ailesiyle beraber insanca yaşayabileceği bir ücret belirlenmelidir. Asgari ücret tümüyle vergi dışı bırakılmalıdır. 2017 yılı için asgari ücret en az 2000 TL net olmalıdır" ifadelerini kullandı.
'Asgari ücret bütün çalışanlar için ortak saptanmalı'
5,5 milyona yakın asgari ücretle çalışan işçinin müjdeli haber beklediğini kaydeden Kani Beko, asgari ücretle ilgili taleplerini şu şekilde sıraladı: "Asgari ücret geçim ücreti olmalıdır. Bir işçinin ailesiyle beraber insanca yaşayabileceği bir ücret olarak belirlenmelidir. Asgari ücret hebasında uluslararası standartlara uyulmalı, işçinin ailesi de dikkate alınmalıdır. Asgari ücret tespitine ilişkin 131 ILO (Uluslararası Çalışma Örgütü) sözleşmesi onaylanmalı, Avrupa Sosyal Şartı'na konulan çekince kaldırılmalıdır. Asgari ücretin tespitinde bütün işçi konfederasyonlarına katılım hakkı sağlanmalıdır. Asgari ücret bütün çalışanlar için ortak saptanmalıdır. Ülke büyürken işçilerin bundan pay almaması adaletsizliktir Asgari ücret tespitinde geçim koşulları, verimlilik ve milli gelir artışı dikkate alınmalıdır."
Slogan atıldı
Basın açıklamasının ardından Kani Beko, DİSK üyeleri ve sendika temsilcileriyle birlikte Boğa Heykeli Meydanı'nda asgari ücret ile ilgili hazırlanan DİSK'in bildirisini vatandaşlara dağıttı. Grup, zaman zaman 'Asgari ücret 2000 net', 'Asgari yaşamak istemiyoruz' şeklinde slogan attı.
Beşiktaş'ta Mario Gomez transferi çıkmaza girmeye başladı. Fiorentina fiyat artırırken, darbe girişiminin ardından Mario Gomez'in eşi de endişeli.
Hiçbir oyuncuyu bedelsiz bırakmalarının söz konusu olmadığını belirten Fiorentina Sportif Direktörü Corvino, Mario Gomez'e EURO 2016 nedeniyle zam yaptıklarını belirtti.
Corvino, Fiorentina. it'e yaptığı açıklamalarda ise Türkiye'de yaşanan darbe girişiminin ardından Mario Gomez'in transferinin arap saçına döndüğünü söyledi.
Mario Gomez'in Fiorentina'da kalmayacağını ve kesinlikle ayrılacağını belirten Corvino, "Türkiye'deki darbe girişiminin ardından Beşiktaş'a dönmesi tartışmalı hale geldi. Kendisi La Liga'da oynamayı istiyor ancak La Liga'dan ciddi bir teklif gelmedi. Geriye bir tek Wolfsburg kalıyor" diye konuştu.
İddialara göre darbe girişiminin ardından Mario Gomez'in geçtiğimiz günlerde evlendiği eşi Carina, Türkiye'de kalma konusunda endişeli.
Gazete Gomez'in Bundesliga'ya dönmek istemediğinin altını çizerken Fiorentina'nın Gomez için 7 milyon euro bonservis istediğini yazdı.
Zeki insanların özellikleri
Ne kadar çok arkadaşınız varsa o kadar mutlu olacağını düşünenlerden misiniz? Öyleyse bu haberi okuduktan sonra konuyu bir kez daha düşüneceksiniz. Bazı insanlar var ki çok sayıda arkadaş onları mutlu etmiyor. Peki kim ya da kimlerden söz ediyoruz? Belki kendinizden de izler bulacağınız bu kişilerin özellikleri neler?
Algı farklı
Zeki kişiler dünyayı bizim algıladığımızdan farklı algılarlar. Sosyal ilişkiler içinde farklı davranışlar gösterirler.
Arkadaşa ihtiyaç duymaz
Satoshi Kanazawa ve Norman Li, "İnsanlar için hayatı yaşanılır kılan ne" sorusuna yanıt bulmak amacıyla 18-28 yaş aralığındaki 15 bin kişiyle araştırma yaptı.
Sonuçları psikoloji dergisi British Journal of Psychology de yayımlanan araştırma iki önemli bulguyu ortaya koydu. Nüfus yoğunluğu az olan yerlerde yaşayan insanlar, kalabalık yerlerde yaşayanlara oranla daha mutlu.
Diğer bir sonuç ise, sosyal ilişkiler arttıkça insanlar kendilerini daha mutlu hissediyor. Ama önemli bir durum var: Özellikle akıllı insanlarda bu ilişki geçerli değil, hatta tersine işliyor.
Kalabalıkların insanların kendilerini mutlu hissetmesinde zekilerin aksine, IQ'su düşük olanlarda etkisi daha büyük.
Diğer bir deyişle, sosyal ilişkiler arttıkça zeki insanların mutluluğu azalıyor. Mutluluk araştırmacısı Carol Graham , bunun nedenini şu şekilde açıklıyor:
Zeki insanlar gerçekleştirmek istediklerini hedeflerine yoğunlaştıkları için toplumla daha az zaman geçiriyor. Sosyal etkileşim ise zeki kişilerin hedefine ulaşmasını engelliyor ve bu kişilerin kendilerini mutsuz hissetmelerine yol açıyor.
Kanazawa ve Liye göre, beynimizin tasarladıkları ile günümüz şartları arasında bir uyumsuzluk var. Nüfus yoğunluğu açısından, bu şu anlama geliyor: Beynimiz geniş bir alanda az sayıda kişi ile yaşamaya tasarlanmış.
Ancak günümüzde çok sayıda kişi dar alanlarda kalabalıklar içerisinde yaşıyor. Arkadaşlık ilişkileri açısından da durum benzerlik gösteriyor.
Arkadaşlık ilişkileri nasıl?
İnsanoğlunun hayatı, gruplar içerisinde ve ömür boyu süren arkadaşlık ilişkileri üzerine kurulu. Yaşamın kalabalık ortamlara evrilmesi gibi arkadaşlık ilişkileri de sanayileşme, teknik ilerleme ve dijitalleşmeyle birlikte değişti.
Başa çıkma yetisi
Zeki insanlar bu durumla daha kolay başa çıkabiliyor. Modern dünya ile evrimsel yatkınlıklarını kolayca uyumlu hale getirebiliyorlar.
Zeki insanların da arkadaşları, aile üyeleri, iş ortakları vardır. Ama onlar herhangi olumsuz bir durumda başkalarına değil de kendilerine güvenmeyi tercih ederler. Yani sorunlarla tek başına mücadele etmeyi bilirler.
Mantık ön planda
Sözcükleri ve olayları ayrıntılı inceler. Mantıklıdır ve gelişmeleri tahlil eder, tahminde bulunur.
Sosyal ortamlarda diğerlerinin vücut hareketlerini, göz kırpışlarını veya mimiklerini inceleyerek, o kişilerin o an neler düşündüğünü tahmin etmeye çalışırlar.
Empati kurar
Zeki insanlar katı görüşlü olmaktan her zaman kaçınırlar. Onlar yeniliklere açık olmanın ve farklı düşünebilmenin ne kadar önemli olduğunu bilirler. Düşünce veya inanışları yanlış diye kendilerini yenilgiye uğramış gibi hissetmezler. Bunun yerine doğrusunu öğrenmeye çalışırlar.
Yarın odaklıdır
Onlar yaptıkları hataya saplanıp kalmak yerine, onu nasıl düzeltebileceklerini düşünürler.
Her zaman yarın odaklı düşünürler ve yarın odaklı olabilmek için bugün yapılması gerekenleri eksiksiz olarak yerine getirirler.
Kararlılık esastır
Yaşamlarında hiçbir şeyin şans eseri ya da tesadüfi olduğunu savunmazlar. Bir takım olasılıklar vardır ve bu olasılıkları şekillendirmek tamamen kişinin kendi elindedir.
Farklı fikirlere karşı her zaman açık olurlar, ancak bir şeyin doğru olduğuna karar verdikleri zaman onları bu düşünceden caydırmaya kimsenin gücü yetmez.
Gerçekçilik onların doğasından vardır. Hayata toz pembe gözlüklerden bakmaz, yaşamanın bazen ne kadar zor olduğunu bilirler.
Söz uçar...
Büyük sözler vermezler. Çünkü eylemlerin kelimelerden çok daha üstün ve etkili olduğunu bilirler. Bu nedenle beklentiyi yükseltmek yerine, kısa süre sonra bunu gerçeğe dönüştürmeyi tercih ederler.
Şans faktörünü eleyip, başarı oranlarının yüksek olduğu işlere girer ve alacağı risk oranının minimum olmasına dikkat ederler.
İsmi, grubun falsetto vokallariyle olduğu kadar, gitarı keman yayıyla çalmasıyla da ünlü vokali Jónsi Birgisson'un kız kardeşinden esinlenen Sigur Rós, çıktıkları dünya turu kapsamında Primavera Festivali'nin hemen ardından 11 Haziran Cumartesi akşamı Zorlu PSM'nin 1,750 metrekarelik "dev sahne üzerinde" İstanbullu müzikseverlerle buluşuyor.
1994 yılında İzlanda'da başlayan serüvenini büyük bir başarıyla tüm dünyaya taşıyan grubun farklı boyutların kapılarını açan müziği ve Jónsi Birgisson'un falsetto vokallerinin kusursuz birleşimi, Sigur Rós'u etkisini katlayarak bugüne taşıdı.
Sigur Rós hikayesi 1997 yılına damga vuran ilk albüm "Von" ile resmen başladı. Hemen bir yıl sonra gelen "Ágætis byrjun" ise, İzlandalı grubun seslerini tüm dünyaya duyurduğu albüm oldu. Grubun 2002 çıkışlı, hiçbir şarkı ismi barındırmayan ve Vonlenska yani Hopelandic isimli hayali bir dille söylenmiş şarkılardan oluşan 3. albümleri ise birçok eleştirmen tarafından müzik tarihinin en önemli çalışmalarından biri olarak tanımlandı.
Dinleyiciler Sigur Ros'un farklı bir sound ile hazırladıkları Takk…'ın sonrasında ve grubun ilk İngilizce şarkısı "All Allright" ile tanışma fırsatı buldu. Sigur Rós'un ünlü prodüktör Flood ile çalışma fırsatı yakaladığı bu albüm, grubun diskografisindeki pop sound'una en çok yaklaştıkları kayıt olarak yer almakta.
Sekizinci ve son albümü Kveikur'un ardından İzlandalı grup, post-rock, klasik müzik, ambient ve dream pop'tan izler taşıyan müziğini zirveye çıkardı.
Albümleriyle olduğu kadar, görsel ve işitsel anlamda tavan yapan, dillere destan canlı performanslarıyla da büyük ilgi gören İzlandalı grup, 11 Haziran'da unutulmaz bir deneyim yaşatmak için Zorlu Performans Sanatları Merkezi, Ana Tiyatro'da müzikseverlerle buluşmaya hazırlanıyor.
Sigur Ros:
Güney Çin Denizi üzerinde oluşan kasırgalar bu fotoğrafta hep birlikte tek bir kareye sığmış.
Güneş, Atlas Okyanusu üzerinde batıyor. Fotoğrafın çekildiği tarih 27 Ekim. Birkaç dakika sonra Güneş'in son ışınarı da gözden kaybolunca Uluslararası Uzay İstasyonu'ndan bakıldığında tüm dünya tamamen karanlığa gömülmüş olacak.
Brezilya'daki Sao Francisco Nehrinin kıyıları aynı zamanda Itaparica koruma alanına da ev sahipliği yapıyor.
Uzay istasyonu Endonezya'daki Sangeang Yanardağı'nın tam üzerinden geçiyordu. Yanardağdan püsküren dumanlar fotoğrafta net biçimde görülüyor.
Mürettebatın fotoğrafladığı bir diğer yanardağ ise Japonya'nın ünlü Fuji Yanardağı.
Bu kare ise Afrika'daki Namib Çölü'nden. 27 Mart'ta çekilen fotoğrafta, çöldeki kum izleri soyut tabloları andırıyor.
İran'daki Urmiye Gölü. 12 Eylül'de çekilen fotoğraf gölün alanının zaman içerisinde nasıl daraldığını net biçimde gösteriyor.
!f İstanbul'un açılış filmi belli oldu
Bu yıl 16'ncısı düzenlenecek olan !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali'nin komitesi bu yılın açılış filmini duyurdu. Eleştirmenlerce yılın en iyi filmi olarak gösterilen, Hollywood Reporter'ın da "Kimliği yüzünden dışlanmış, dünyada yalnız bırakılmış herkesin yüreğini titretecek" sözleriyle övdüğü Barry Jenkins filmi "Moonlight/Ay Işığı", Türkiye'de ilk kez 16 Şubat'ta açılacak 16. !f İstanbul'un açılış gecesinde gösterilecek.
Variety'nin 2016'nın en dikkat çeken yönetmenler listesinde işaret ettiği Barry Jenkins'in ustalık eseri sayılan filmi Moonlight/Ay Işığı en son, Los Angeles Film Eleştirmenleri Birliği'nce 'yılın filmi' seçilmiş, Gotham Bağımsız Film Ödülleri'nde "En İyi Film", "En İyi Senaryo"nun yanı sıra ve oyuncu ekibine de Jüri Özel Ödülü'nü kazandırmış, Altın Küre Ödülleri'nde de 6 daldaki adaylığıyla parlayarak Oscar yarışının en güçlü adaylarından birine dönüşmüştü.
"Brother/Sister" üçlemesiyle tanınan, modern tiyatronun en parlak ve ödüllü oyun yazarlarından Tarell Alvin McCraney'nin hayatından otobiyografik izler taşıyan "In Moonlight Black Boys Look Blue" adlı oyunundan uyarlanan "Ay Işığı", üç farklı zamanda geçiyor ve bir çocuğun büyüme ve kendini keşfetme hikâyesini konu alıyor.  Trevante Rhodes,  Ashton Sanders,  Alex R. Hibbert,  Naomie Harris,  André Holland,  Mahershala Ali,  Jharrel Jerome,  Jaden Piner ve Janelle Monáe'den oluşan oyuncu kadrosuyla eleştirmenleri ve seyirciyi adeta büyüleyen film;  James Laxton'ın duygulara hayat veren görüntü yönetimi ile de hafızalara kazınacak modern bir başyapıt.
"Tüm zamanların en yüksek puanlı dördüncü filmi"
Hollywood Reporter'ın "Kimliği yüzünden dışlanmış, dünyada yalnız bırakılmış herkesin yüreğini titretecek" diyerek övdüğü, yönetmen Jenkins'i de "takip edilmesi gereken yeni bir ses" olarak işaret ettiği "Ay Işığı",  IndieWire'da "Öfke ve çaresizliği katıksız bir samimiyetle anlatıyor", Rolling Stone'da "Salondan bambaşka insanlar olarak ayrıldık", ScreenCrush'ta ise "Güzelliği neredeyse can yakan, şiir gibi bir başyapıt" sözleriyle yılın en iyi filmlerinden biri olarak gösterildi.  "Ay Işığı" aynı zamanda, ünlü film eleştiri sitesi Metacritic'te "evrensel beğeni" anlamına gelen 100 üzerinden 99 puanla "Tüm zamanların en yüksek puanlı dördüncü filmi" oldu.
Eşi ile barışamayınca balkonda silahlı eylem yaptı
Adana'da emekli işçi Ecevit Yalman, şiddetli geçimsizlik yüzünden evini terk eden eşi Neslihan ile barışamayınca, silahlı eylem yaptı.
Evinin balkonundan havaya ateş açıp, oğlu 10 yaşındaki Fırat Yalman'ı rehin alan Yalman, müzakereci polisler tarafından ikna edildi.
Merkez Yüreğir İlçesi'nin Atakent Mahallesi'nde oturan Neslihan Yalman şiddetli geçimsizlik nedeniyle 6 ay önce evini terk edip akrabalarının yanına yerleşti, oğlu Fırat'ı ise yanına almadı.
Bir mağazada satış elemanı olarak çalışan eşi ile barışmak isteyen Ecevit Yalman, girişimleri sonuçsuz kalınca, bugün öğlen saatlerinde 4'üncü kattaki evinin balkonuna çıkıp tabanca ile havaya ateş açtı.
Silah seslerini duyan vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine çok sayıda polis ekibi sevk edildi.
'Karım gelsin'
Kısa sürede Ecevit Yalman'ın oturduğu TOKİ konutlarındaki apartmanın etrafı polis ekipleri tarafından kuşatıldı. Uzun namlulu silahlı operasyon ekipleri binayı çevrelerken, rehin alma iddiasının asılsız olduğu ortaya çıktı.
Babasının yanında duran Fırat Yalman eve girip çıkarken, baba ise balkonda çay ve sigara içti. Binayı çevreleyen polis ekiplerine "Karım gelsin" diye seslenen, Yalman eve girmek isteyen ekiplere de direndi.
Gözaltına alındı
Müzükereci olarak adlandırılan uzman polislerin yaptığı görüşmeler sonrasında Ecevit Yalman, yanında tuttuğu oğlunu bırakmaya razı oldu. Evden çıkartılan Fırat Yalman, polis ekipleri tarafından olay yerinden uzaklaştırıldı.
Operasyon için hazırlık yapan Özel Harekat Timlerini gören Ecevit Yalman, yaklaşık 2 saat süren eylemini sonlandırdı. Evde yapılan aramada Glock marka ruhsatsız tabanca ele geçirildi. Gözaltına alınan Ecevit Yalman sorgulanmak üzere polis merkezine götürüldü.
Arden modifikasyon firması Range Rover modelini yeniden yorumladı. Spirit Special Edition adı altında sunulan bu tasarım oldukça dikkat çekici. Model kırmızı gövde rengi ile ön plana çıkıyor. Modele ekstra parlaklık sağlamak için yedi kat parlatıcı uygulanmış.
Bu özel katman sayesinde model ışıl ışıl görünüyor. Koruma sayesinde modeli eşsiz rengi uzun yıllar boyunca ilk günkü gibi kalacak. 22 inç jantlar ile modelin sportif yapısı desteklenmiş.
Ek olarak ön bölümde siiplitter'a yer verilmiş. Karbon seramik frenler ile de modelin durma performansı geliştirilmiş. Performanstan bahsetmişken Model 650 Hp güç ve 800 Nm tork değerine sahip.
İçeride kapitone koltuklar göze çarpıyor. Kontrast dikişler, deri halı, alüminyum pedallar ve karbon fiber kaplamalar göze çarpan diğer ayrıntılardan.
Kültür ve sanat olmadan eğitim tek başına yetmiyor
Yıllardır, eğitime büyük destek veren Suna ve İnan Kıraç, "Kültür ve sanat olmadan, eğitim tek başına yetmez" düşüncesiyle kurdukları vakıfla ülkemizin kültürel dokusuna da büyük değer katıyorlar.
Geçen hafta, Pera Müzesi'nin 10. yıldönümü dolayısıyla İnan Kıraç, kızı İpek Kıraç, Suna ve İnan Kıraç Vakfı Kültür ve Sanat İşletmesi Genel Müdürü Özalp Birol ve müze yetkilileriyle birlikte, bir basın buluşması düzenledi.
Pera Müzesi'ne 30 milyon TL yatırım yaptıklarını, sanata ve kültüre olan desteklerinin artarak süreceğini belirten Kıraç, sanat yatırımlarının öyküsünü anlattığı kitabının baskısının tamamlandığı haberini de verdi.
Pera Müzesi nasıl bir dünya markası oldu?
Suna, İnan ve İpek Kıraç Vakfı'nın Tepebaşı'nda yarattığı Pera Müzesi, on sene gibi kısa bir süre içinde dünyanın önde gelen müzeleri arasına girdi. Önümüzdeki dönemde, daha da iddialı projelere imza atacak olan müzenin başarı sırlarını Özalp Birol ve İnan Kıraç'tan dinledik. Kuruluşun, dünya kültür mirası içine girmesini sağlayan 7 özelliği dikkat çekiyor:
1- Vizyoner yatırımcılar
Suna ve İnan Kıraç, 1990'larda kültür ve sanat alanına kapsamlı bir girişim yaparak yola çıktılar. Akdeniz Medeniyetleri Enstitüsü'nü kuran, Antalya'ya. AKMED Kale İçi Müzesini kazandıran Kıraç ailesi, kesintisiz bir biçimde sanata yatırım yapmayı sürdürdü. Pera Müzesi, sahip olduğu koleksiyonlar sayesinde sadece ülkemizin değil, dünyanın kültür haritasındaki yerini aldı.
İnan Kıraç, 2000'lerin başında İstanbul Odakule'deki TRT Binası'nın bulunduğu alanda bir müze kurmayı hayal etmişti. Kıraç, anılarını kitabında yazmış. Bize anlattığı kadarıyla, o günlerde dünyanın en ünlü mimarlarından Frank Gehry'ye müze için tasarım yaptırmış. Hatta bu çalışma için önemli bir rakam ödemiş. Ancak, ne yazık ki, gerekli izinler alınamadığı için, proje gerçekleşmemiş. Oysa, aynı yıllarda, Paris'te Louis Vuitton Vakfı'nın inşaatına başladığı müze, bugün kentin en önemli çekim merkezlerinden birisi halinde. (Her gün 7 bin kişnin ziyaret ettiği müzenin arazisini Paris Belediyesi LV Vakfıne 55 yıllığına bedelsiz vermiş.)
2- İyi tasarlanmış bir bina ve sağlam bir altyapı
Eski İstanbul'un zarafetini yansıtan mimarisiyle, Pera Müzesi'nin binası başlı başına bir tarihi değer. Restoratör Mimar Sinan Genim tarafından cephesi korunarak, yeniden inşa edilen ve 2005 yılında açılan binanın tarihi, 1893 yılında mimar Achille Manoussos'un tasarladığı Bristol Oteli'ne kadar dayanıyor. İnan Kıraç'ın verdiği bilgiye göre, binanın her alanında güvenlik, ısı ve nem kontrolü son derece gelişmiş bir teknolojik altyapıyla sağlanıyor. Bu da, yabancı kurumların kendi koleksiyonlarındaki eserleri Pera'ya gönül rahatlığıyla göndermelerini mümkün kılıyor.
3- Profesyonel kadro
Ekip çalışması olmadan, hiç bir kurum başarılı olamıyor. Pera Müzesi'nin başarısının gerisinde de, Suna ve İnan Kıraç Vakfı Kültür ve Sanat İşletmesi Genel Müdürü Özalp Birol başta olmak üzere, uyum içinde çalışan dinamik bir kadronun emeği var. Sergilerin yanısıra, müzenin içinde eğitim ve sanat etkinlikleri düzenleyen Pera Müzesi çalışanları, İstanbullu sanatseverlere bir vaha sunuyorlar.
4- Özgün koleksiyonlar
Bir müzeyi müze yapan en önemli unsur, şüphesiz içindeki eserlerdir. Bu açıdan, Pera Müzesi üç tematik koleksiyonuyla dikkat çekiyor. Suna Kıraç'ın özel ilgi göstererek başlattığı "Kütahya Çini ve Seramikleri Koleksiyonu", 18-20 yüzyıl Osmanlı zanaat ve sanat mozaiklerinin en az bulunan örneklerine sahip.
İnan Kıraç'ın bizzat ilgilenerek oluşturduğu, "Anadolu Ağırlık ve Ölçüleri Koleksiyonu" sergisi, 10 bini aşkın eseriyle kendi alanında dünyanın en önemli koleksiyonlarından birisi. Müzede yer alan, "Oryantalist Resim Koleksiyonu" 300 eserden oluşuyor. İmparatorluğun 17. yüzyıldan 20. yüzyıl başına döneminden çok geniş bir görsel panorama sunan bu koleksiyonda, ünlü ressam Osman Hamdi Bey'in "Kaplumbağa Terbiyecisi" adlı tablosu da yer alıyor.
5- Özgün sergiler
Müze, 2016 yılını, dünya sanatının önde gelen isimlerinden, metafizik sanatın büyük ustası İtalyan ressam "Giorgio De Chirico"nun eserlerinden oluşan kapsamlı bir sergi ve Huma Kabakcı Koleksiyonu'ndan seçilen eserlerden oluşan "Anı ve Süreklilik" sergisiyle karşılıyor.
6- Kalıcı yayınlar
Pera Müzesi, sergilerini özenle hazırlanan nitelikli kataloglarla destekliyor. Her katalog, uzun araştırmalardan sonra en yetkin kişi ve kuruluşlarla işbirliği içinde hazırlanıyor. Sergiler kapsamında eğitim, film, müzik, sözlü etkinlikler ve yayınlarıyla geniş açılımlı kültür ve sanat hizmetleri sunan Pera Müzesi, sahip olduğu değerleri kamuyla paylaşıyor ve kültür bilincini gelecek kuşaklara aktarmayı hedefliyor.
Pera Müzesi, "Genç Çarşamba" ve "Uzun Cuma Konserleri" ile alternatif müzik yelpazesine yer veriyor. Aydın Büke danışmanlığında düzenlenen "Klasik Cumartesi" programlarıyla klasik müzik ve oda müziği tutkunlarına sesleniyor. Alâeddin Yavaşca danışmanlığında gerçekleştirilen Türk müziği konserleri serisi ise günümüzün usta yorumcuları ve sazendelerinin, büyük bestecilerin seçme eserlerini seslendirdikleri programlardan oluşuyor.
Çocuklar ve gençleri sanatla buluşturmak amacıyla yaratılan "Pera Eğitim" programları, koleksiyon sergileri ve süreli sergiler için hazırlanan, farklı yaş gruplarına ve engellilere yönelik renkli ve yaratıcı etkinliklerle, yıl boyunca sürdürülüyor. Eğitim etkinliklerinin başladığı 2009'dan bugüne Pera Müzesi atölyelerini bini aşkın okul ve 30 bin öğrenci ziyaret etmiş.
Pera Eğitim, yaşlıları da hayata dahil edecek projeler geliştiriyor. Alzheimer Vakfı ve çeşitli bakımevleri işbirliğiyle ayda bir kez düzenlenen sanat buluşmalarında, katılımcılar, onlar için özel tasarlanan bir sergi turunun ardından Pera Café'deki ikram eşliğinde sosyal yaşamın tadını çıkarıyorlar.
Dışişleri Bakanlığı'ndan Irak ve Mogadiuşu açıklaması
Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, bugün Somali'de havalimanına gerçekleşen ve 10'un üzerinde can kaybına neden olan bombalı saldırı kınandı. Bakanlık ayrıca Irak'ın başkenti Bağdat'ta en az 50 kişinin hayatını kaybettiği saldırıları da lanetledi.
İşte Reina saldırısını düzenleyen teröristin yeni fotoğrafı
Mogadişu Havalima'nındaki kontrol noktasına düzenlenen bombalı saldırı ile ilgili Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklada terör saldırısı kınandı. Türkiye'nin terörizmle mücadelede Somali halkına ve hükümetine desteğini kararlılıkla sürdüreceği belirtilen açıklama şöyle:
"Somali'de Mogadişu Havalimanı'nın girişindeki kontrol noktasına bugün (2 Ocak 2017) öğle saatlerinde bomba yüklü iki araçla düzenlenen saldırıda 10'un üzerinde kişinin hayatını kaybettiği ve çok sayıda yaralı olduğu üzüntüyle öğrenilmiştir.
Somali'de barış ve istikrarın tesisi yönünde önemli adımların atılmakta olduğu bir dönemde gerçekleştirilen bu menfur terör saldırısını şiddetle lanetliyoruz.
Saldırılarda hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyoruz.
Türkiye, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da, terörizmle mücadelede dost ve kardeş Somali halkına ve Hükümetine desteğini kararlılıkla sürdürecektir."
Bağdat'taki saldırı lanetlendi
Bakanlık ayrıca, Irak'ın başkenti Bağdat'ın çeşitli bölgelerinde bugün düzenlenen bombalı terör eylemlerinde ilk belirlemelere göre 50 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Bakanlık, çok sayıda kişinin de yaralandığını bildirdi.
Dışişleri bakanlığı'nın yaptığı açıklamada şu ifadeler yer aldı:" sözkonusu terör saldırılarını en kuvvetli ifadelerle lanetliyor, hayatlarını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifa diliyoruz. Terör örgütlerinin hedefinde yer alan ve masum vatandaşlarını bu tür menfur saldırılara kurban veren Türkiye, Irak halkının acısını en iyi anlayan ülkelerin başında yer almaktadır. Böyle alçakça eylemlerin Irak Hükümetini ve halkını yıldırmayacağından eminiz. Türkiye ve Irak'ın terörle mücadelede işbirliği içinde hareket etme azim ve kararlılığı güçlenerek devam edecektir."
Olay yaşandığı anda ikizlerin annesi Kayli, evin üst katında işlerini halletmek için kısa bir süreliğine bulunduğunu ifade etti.
Bowdy ailesi, çocuklarının yara almadan kurtulduğu bu dehşet veren olayın görüntülerini, ailelere ibret olması ve mobilyaların çocuklar için ne kadar tehlikeli olabileceğini göstermesi için kişisel Facebook sayfalarında paylaştı.
İşte o anlar...
Erkeklerde anatomik bozukluklara bağlı olarak görülen varikosel denilen damarsal problemler kısırlığa yol açıyor.
Manisa Sekizeylül Hastanesi Üroloji Uzmanı Dr. Mehmet Sirek, toplumda hem erkeklerin hem de kadınların büyük bir kısmının kısırlık yaşadığını söyleyerek "Kısırlık probleminin yüzde 50'si de erkeğe ait bir problem. Kadın ve erkek arasında bir eşitlik söz konusudur.
Erkek faktörü ile üroloji ilgilenir. Erkekte hormonal, anatomik, genetik sebepler, kromozonal ve geçirilmiş enfeksiyona bağlı sebepler kısırlığın oluşumda temel rol oynarlar. Böyle bir sorunda başvuruda bulunan erkek hastalara spermiogram yapılır.
Spermiogramdan yola çıkılarak belirlenmeye çalışılır. Erkeklerde en çok görülen sebep anatomik bozukluklara bağlı olarak varikosel dediğimiz damarsal problemlerdir. Varikosel dediğimiz bu rahatsızlıklar genellikle sol yumurtaya gelen damarlardaki varis diye tanımlayabileceğimiz bozukluklardır. Bu da kısırlıklarla gelen erkek hastaların yüzde 30'unun sebebi olarak görülür" diye konuştu.
Erkeklerdeki varikosel kaynaklı kısırlık sorununun ameliyat edilerek çözüme kavuşuyor. Ameliyat sonrası yüzde 50 başarı sağlandığını, kalan yüzde 50 için de ilaçla tedavi uygulandığını söyleyen Dr. Mehmet Sirek, "Kromozomal bozukluklara bağlı olanlarda bazı genetik araştırmalardan sonra çocuk sahibi olma şansı çok düşüktür fakat 'Çocuk olmaz' diye bir şey söyleyemeyebiliriz. Tüp bebek yöntemlerinde gelişmiş seçenekler kullanılır. Testis içerisinde sperm aranarak bulunan spermin döllemesi ile çocuk sahibi olunabilir" dedi.
Reina kurbanları arasında Alman vatandaşları da var
Yılbaşı gecesi İstanbul'un ünlü gece kulüplerinden Reina'da meydana gelen terör saldırısında hayatını kaybedenlerden ikisinin Almanya'da yaşadığı ortaya çıktı.
İstanbul Ortaköy'de yılbaşı akşamı gerçekleştirilen kanlı saldırıda ölen 39 kişi arasında iki Alman vatandaşının olduğu ortaya çıktı. Alman BILD gazetesi, terör saldırısında hayatını kaybeden Koray K'nin Alman vatandaşı olduğunu, Mesut Gürbüz'ün çift vatandaşlığının bulunduğunu ve ikilinin Bavyera eyaletinde yaşadıklarını açıkladı. Mesut Gürbüz'ün 28 yaşında, Koray K'nin ise 26 yaşında olduğu belirtildi.
Sivas'ta hüzün var
Almanya'dan tatile geldiği İstanbul'da Reina'ya düzenlenen terör saldırısında ölenler arasında yer alan Mesut Gürbüz'ün Gemerek'e bağlı Eğerci köyünde yaşayan yakınları, acı haberi üzüntüyle karşıladı. Mesut Aksoy'un olaydan 1 gün önce Almanya'dan İstanbul'a geldiği, burada yaşayan ablası Hatice Aksoy'u ziyaret etiği belirtildi.
Almanya'da yaşayan Feyzullah- Narin çiftinin 2 çocuğundan küçüğü olan Mesut Gürbüz'ün, Eğerci Köyü'nde 4 üvey kardeşi olduğu kaydedildi. Üvey ağabeyi 57 yaşındaki Murat Gürbüz, olaydan üzüntü duyduklarını belirtti.
Yengesi 45 yaşındaki Herdem Gürbüz de, Mesut Gürbüz'ün Almanya doğumlu olduğunu ve en son 2 yıl önce köye ziyarete geldiğini ifade etti. Üzgün olduklarını vurgulayan Herdem Gürbüz, "İstanbul'a tatil için ablasının yanına gelmiş. Sonra da bu olay yaşandı. Üzüldük. Genç yaşta ölüm haberini aldık. Acı bir olay" diye konuştu.
Mesut Gürbüz'ün sosyal medya hesabında, Suriye'nin Halep kentinde yaşananlarla ilgili paylaşımlarda bulunduğu görüldü. Son olarak İstanbul'a indiğinde, yılbaşı gecesi bir arkadaşıyla birlikte çektirdiği fotoğrafını paylaştığı görüldü. Almanya'da Münih yakınlarındaki Landsberg am Lech kentinde yaşayan Mesut Gürbüz'ün bekar olduğu belirtildi.  Cenazesi akşam saatlerinde Gemerek ilçesine getirilecek olan Mesut Gürbüz'ün, yarın Eğerci Köyü'nde öğle vakti toprağa verileceği bildirildi.
İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (İSKİ), su sayaç ve tesisatlarının soğuk hava koşulları nedeniyle donma tehlikesiyle karşı karşıya bulunduğunu belirterek, İstanbulluların bu konuda önlem alması gerektiğini bildirdi.
İSKİ'den yapılan yazılı açıklamada, Meteoroloji Genel Müdürlüğü ve AKOM verilerine göre, İstanbul'un yoğun kar yağışı etkisine gireceği ve hava sıcaklığının sıfırın altına düşeceğinin tahmin edildiği aktarıldı.
Başbakan Yıldırım'ın açıklaması sırasında keyifli anlar
Bu nedenle su sayaç ve tesisatlarının, donma tehlikesiyle karşı karşıya kalabileceği belirtilen açıklamada şunlar kaydedildi:
"Su tesisatı ve sayaçlarında donmadan kaynaklanabilecek arızaların önlenmesi için bazı tedbirlerin alınması gerekmektedir. Açıkta bulunan su boruları soğuk havayla temas etmeyecek şekilde kapatılmalı ve yalıtım
malzemesiyle izole edilmelidir. Sayaçlar açıkta ise kesinlikle muhafaza altına alınmalı, etrafı talaş, saman ve benzeri soğuğu geçirmeyen malzemeler ile korunmalıdır. İstanbullulara önemle duyurulur."
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla açılış töreni yapılan Avrasya Tüneli'nde ilk kaza meydana geldi.
Güvenlik amaçlı tünelde görev alan polis ekipleri açılış töreninin ardından Avrasya Tüneli'nden ayrılmak için harekete geçti. Polis ekiplerini taşıyan otobüsün tavanı tünelin girişinde bulunan ve yüksekliği 2 metre 80 santim olan demirlere takıldı.
İlerlemek için çabalayan otobüs şoförü demirlerden geçemeyince çareyi geri dönmekte buldu.
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, Avrasya Tüneli'nin resmi açılış programının ardından tünel girişinde basın mensuplarıyla bir araya geldi, açıklamalarda bulundu. Çok güzel bir açılış programını gerçekleştirmenin heyecanını yaşadıklarını kaydeden Ahmet Arslan, projenin İstanbul'da trafiği kolaylaştıracak bir öneme sahip olduğunu belirtti.
Arslan, "Avrasya Tüneli ile kıtaları denizin 106 metre altından birbirine bağladık. Teknik olarak bunun zorluğunu dünya mühendislik otoriteleri biliyor. Özellikle 150 yıllık bir mühendislik kuruluşu var ki; onlar buraya ödül verdi. İki kıtayı denizin altından 4 dakikada geçilebilir olması, sadece tünel kısmı değil Kazlıçeşme-Göztepe arasında malumunuz 4 gidiş 4 geliş şeride çıkardık" dedi.
Basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Bakan Arslan, tünelin yarın öğleden sonra hizmete gireceğini ifade etti. Arslan şunları söyledi:  "Özellikle tören nedeniyle ekipmanlar kurduk. Onları da asfalta çaktık. Dolayısıyla onlar sökülecek. Onların tamiri ve bakımı yapıldıktan sonra inşallah yarın öğleden sonra hizmet vermeye başlayacak. Sabah 07.00 akşam 21.00 hizmet verecek. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin yaptığı diğer yollar ve bu yolların entegrasyonu ve 24 saat çalışmasına yönelik nihai ayarlamalar yapıldıktan sonra inşallah 30 Ocak itibariyle 24 saat hizmet verir hale gelecek. Biz günde 100 ile 120 bin aracın geçişini bekliyoruz. Bu gerçekten İstanbulluların hayatını kolaylaştıracak. Aynı zamanda 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'ndeki yükü de azaltacaktır."
"Yüzde 30 rahatlamasını bekliyoruz"
Avrasya Tüneli'nin İstanbul trafiğini ne kadar rahatlatacağıyla ilgili bir soruya karşılık Ahmet Arslan, "Trafiğin yüzde şu kadarını azaltıyoruz demek biraz doğru değil. İlk iki köprüyü düşünürseniz trafiğin yüzde 30'unu buraya almış olacağız. Ama bir gerçek var ki; Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nden gördük. Yeni köprüler açıldıkça trafik rahatladıkça sahir zamanlarda trafiğe çıkmayan insanlar bu sefer trafiğe çıkıyor. Yani ilave bir trafik yükü oluşuyor. Bu yüzden yüzde 30 rahatlatmasını bekliyoruz. Ancak ayrıca kendi trafiğini oluşturacaktır" ifadelerini kullandı.
"Yıllık 25 milyon araç geçişi garantisi var"
Bakan Arslan, tünelden araç geçişi garantisiyle ilgili olarak ise "Yıllık 25 milyon araç garantisi vardı. Bu, günlük 68 bin 500'e denk geliyor. Daha önce yaptırdığımız fizibiliteler de etüdler de gösteriyor ki 100 ile 120 bin civarında buradan araç geçişi olacak. Dolayısıyla garanti rakamının üzerine çıkacak. Hatta garanti rakamının üzerine çıkan kısmının da yüzde 30'unu kamu olarak biz alacağız" diye konuştu.
Açıklamaların ardından Ahmet Arslan, makam aracının direksiyonuna geçti. Arslan ve beraberindekiler, Tünelin Çatladıkapı girişinden Anadolu yakasına doğru hareket etti. (DHA)
HDP'li milletvekili Ziya Pir hakkında açılan soruşturma nedeniyle "zorla getirilme" kararı üzerine gözaltına alındı.
Bursa HDP ilçe başkanları adliyeye sevkedildi
"Kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret" soruşturması
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca, hakkında "kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret" suçundan soruşturma başlatılan Pir, bir duruşmayı izlemek için adliye binasına geldi. Pir, burada polis ekiplerince gözaltına alındı. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma kapsamında HDP Diyarbakır Milletvekili Ziya Pir'in adresine ifade vermesi için tebligat gönderilmiş, tebligata rağmen savcılığa ifade vermeye gelmeyen Pir hakkında "zorla getirme" kararı çıkartılmıştı.
Darbe girişimi sırasında kapalı olan akaryakıt istasyonlarına ceza
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'ndan (EPDK) yapılan yazılı açıklamada, darbe girişiminin yaşandığı gece hizmet vermeyen veya fahiş fiyata akaryakıt satan istasyonlarla ilgili işlem başlatılacağı ve gerekli görülenlere ceza kesileceği bildirildi.
Açıklamada sözlerine yer verilen EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz, şunları kaydetti:
"Darbe girişiminin olduğu gece bazı akaryakıt istasyonlarının hizmet vermediğini, bazılarının fahiş fiyatla akaryakıt sattığını tespit ettik. Bu konuda vatandaşlarımızın da çok sayıda şikayet dilekçesi geldi. Vatandaşı mağdur eden bu istasyonlar ile ilgili işlemleri başlatacak ve gerekli gördüğümüz takdirde ceza keseceğiz. Bir akaryakıt istasyonu böyle bir gecede hizmet vermeyecek de ne zaman hizmet verecek? Bu durum hiçbir gerekçe ile savunulamaz. Talimatı verdim ve süreci hemen başlattık. Otomasyon üzerinden o gece hizmet vermeyen akaryakıt istasyonlarını tek tek belirleyip, işlem başlatacağız. Gerekli görülen istasyonlara da mevzuattan doğan cezayı uygulayacağız."
Ünlü lokanta teröre destek verdiği iddiasıyla kapatıldı
15 Temmuz gecesi darbe girişimi sonrası bazı vatandaşlar araçlarına akaryakıt almak için bayilere geldiğinde bazı istasyonların kapılarına kilit vurarak hizmet vermediğini gördü. Bu durum yollara çıkan çok sayıda vatandaşın mağdur olmasına neden olurken, EPDK'ya konuyla ilgili çok sayıda şikayet gelmişti.
AK Partili eski vekil sağlık için bunu önerdi
AK Parti Manisa eski Milletvekili ve Manisa'da faaliyet gösteren Yurttaş Şifa Merkezi'nin sahibi Operatör Doktor Muzaffer Yurttaş, ilaçların yan etkilerine maruz kalmadan doğal yollardan hastalıklar ile mücadele etmenin mümkün olduğunu belirterek, hacamatı tavsiye etti.
AK Parti Manisa eski Milletvekili Dr. Muzaffer Yurttaş, hastalıklarla doğal tedavi yöntemleri ile mücadele etmenin yolları hakkında önemli bilgiler verdi.
Yurttaş, grip ve soğuk algınlığı gibi sık rastlanan hastalıklara karşı vücut direncini arttırıcı, bağışıklık sistemini güçlendiren doğal tedavi yöntemlerinin uygulanarak insanların rahat bir kış geçirebileceğini belirtti.
Vücut direncini arttıran, vücuttaki ağır metal ve toksinlerden kurtulmanın en doğal yöntemlerden birinin de vücudun herhangi bir yerinin üzerine boynuz, bardak, kupa ya da şişe oturtarak kan alma olarak bilinen 'hacamat' tedavisi olduğunu söyleyen Dr. Yurttaş, "Hacamat, kısaca deri altında birikmiş, vücutta hastalıklara neden olan toksinlerden yoğun kanın vakumlanarak dışarı alınması işlemidir. Hacamat, metabolizmayı düzenleyerek bağışıklığı güçlendirdiğinden düzenli yaptıranlar, çok sık grip ve soğuk algınlığına yakalanmaz, daha sağlıklı ve daha dinç görünüme sahip olurlar" dedi.
Dr. Yurttaş, "Ağrısız, acısız, yatak istirahatsiz, iş gücü kaybı olmadan tatbik olunan bir tedavi metodu olan hacamat, hastalıklardan korunmanın ve sağlıklı yaşamanın en kolay yoludur. Hacamat uygun zaman dilimlerinde belli aralıklarla usulüne uygun olarak yapılırsa, vücudun dışarıya atamadığı ağır metaller, toksinler, serbest radikaller, kullanılan ilaçların ve hormonlu gıdaların vücutta bıraktığı kalıntılar emilerek bedenimizin normal formuna gelmesi sağlanmış olur. Ayrıca, hacamatın, hastalıklardan korunmak anlamında önemli bir katkısı olması sebebiyle her yaş grubundaki sağlıklı insanların da yılda iki sefer yaptırması tavsiye edilmiştir" dedi.
Opr. Dr. Yurttaş, hacamatın faydalarını şu şekilde sıraladı: "Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir, vücuda direnç kazandırır. Kanda birikmiş ağır metal ve toksinlerin atılmasını sağlar. Ödemleri çözer. Kan üretimi ile görevli organları uyarır. Beyin fonksiyonlarını canlandırır. Ağrıları giderir. İleride oluşabilecek muhtemel hastalıkların önlenmesinde etkilidir. Bel, boyun fıtığı, eklem ağrıları, karaciğer, kalp hastalıkları, psikolojik hastalıkların ve bunun gibi tüm kronik hastalıkların tedavisinde faydalıdır.
Göze canlılık verir, görme kabiliyetini artırır. Başından hacamat olan bir insan bunu hemen fark eder. Unutkanlık ve dikkat eksikliği olanlar, okuduğunu zor anlayanlar ve baş ağrısı şikayeti olanlar için kafadan hacamat çok faydalıdır. Ezber kuvvetini artırır, hızlı karar alma yeteneğini geliştirir. Hacamat, çocukların gelişiminde, gençlerde ise daha dengeli bir ergenlik geçirmelerine yardımcıdır." DHA
Veliefendi-Yenikapı arasındaki TEİAŞ'a ait iletim kablosu arızalandığından Yenikapı ve Aksaray trafo merkezlerine enerji verilemiyor. Bu sebeple de Fatih'te 3 gündür kısmi elektrik kesintileri yaşanıyor. Kesinti ise en çok Kapalıçarşı esnafını mağdur etti. Çarşı karanlığa gömülürken, esnaf dükkanlarını mum, gaz lambası ve fenerlerle aydınlatıyor. Gün içerisinde çarşıya sadece 2-3 saat elektrik verilirken alışveriş yapmak isteyenler cep telefonu ışığı yardımıyla ürün seçebiliyor. Kapalıçarşı esnafı bu durumdan oldukça şikayetçi.
"Tam yılbaşı öncesi..."
Soğuktan kat kat giyinerek korunduğunu söyleyen esnaf Murat Tokatlıoğlu, "Gün içerisinde 1-2 saat enerji veriliyor. Tam yılbaşı öncesi iş yapamıyoruz. İş yerlerimizde oturuyoruz" dedi. Tarihi yapıda jeneratöre izin verilmediği için mum ışığı yardımıyla satış yapabildiğini belirten bir esnaf da, "3 gündür elektrikler yok. İçerisi mahzen gibi; soğuk ve karanlık. Turist olsam ben böyle bir yere girmem. 11. yüzyıla geri döndük" diye konuştu.
"Bizi dünyaya gösteren kapalı çarşı'da elektrik yok"
Kesintiler nedeniyle satışların düştüğünü dile getiren seramik ürün satıcısı Ali Aküzüm, "Satışlar çok kötü. İçeriye müşteri alamıyorum. Çarşıya müşteri girmiyor. Zaten son bir yıldır iş yok, turist yok. Kapalıçarşı'da esnaf bu haftayı bekliyordu; ama çarşıda elektrik yok. Bizi dünyaya gösteren Kapalıçarşı'da elektrik yok. Avrupalı bu duruma şaşırıyor. Bu çağda olacak şey değil bu" ifadesini kullandı.
Dünya'da 100 milyon kişi Çince öğreniyor
Dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olan Çin'e dünya genelinde ilginin hızla artması nedeniyle Çince öğrenen yabancıların sayısı 100 milyona ulaştı.
Çince öğrenenlerin sayısı son 10 yılda dört kat arttı. Şinhua ajansının Konfüçyüs Enstitüleri Konferansı'na dayandırarak verdiği haberde, dünyada Çince öğrenenlerin sayısının son on yılda 100 milyona ulaştığı belirtildi.
Çin kültürü ve Çince öğretiminin yaygınlaştırılması amacıyla kurulan Konfüçyüs Enstitülerinin sayısının dünya genelinde 475 olduğu açıklandı. 100'ü aşkın ülkedeki bu enstitülerde 200 bin Çince öğretmenine de eğitim verildiği ifade edildi.
Pekin yönetimi, Çince'ye ilgilinin artmasıyla birlikte bu ihtiyacı karşılamak ve diğer ülkelerle kültür alışverişini artırmak için 2004 yılından bu yana yabancı ülkelerde Konfüçyüs Enstitüleri kurmaya başladı.
Türkiye'de Boğaziçi Üniversitesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi ve Okan Üniversitesi olmak üzere toplam üç Konfüçyüs Enstitüsü Merkezi bulunuyor.
Android işletim sistemi ile çalışan cihazlara sızan Gooligan'dan etkilenen cihaz sayısının bir milyonu aştığı öne sürüldü.
Amerikalı siber güvenlik firması Check Point, yeni geliştirilen kötü amaçlı Gooligan isimli bir yazılımın, her gün dünya genelinde ortalama 13 bin Android işletim sistemli cihaza sızdığını ve yazılımdan etkilenen cihaz sayısının bir milyonu aştığını bildirdi.
Firmanın yayınladığı raporda, programın amacının, Android 4 ve Android 5 üzerinden çalışan cihazları savunmasız bırakmak olduğu, böylece yazılımın, cihazda Google'a ait ve diğer uygulamalardaki tüm verilere ulaşabildiği kaydedildi.
Raporda "Gooligan bir milyondan fazla Google hesabına sızdı. Bunun şimdiye kadar Google'a en büyük sızma olduğunu tahmin ediyoruz. Google ile bu konu üzerinde çalışıyoruz, kullanıcılara hesaplarının yazılımdan etkilenmediğini doğrulamalarını öneriyoruz." ifadelerine yer verildi.
Firmanın raporunda, üçüncü taraf uygulamaların en yaygın olduğu Asya'nın, Gooligan tarafından etkilenen cihazların yüzde 53'üne evsahipliği yaptığı vurgulanarak, bu cihazlardan yüzde 19'unun Amerika'da, yüzde 15'inin Afrika'da ve yüzde 9'unun Avrupa'da olduğu aktarıldı.
Ağustos ayında ortaya çıkan yazılıma, holigan ve Google kelimelerinin kombinasyonu olan Gooligan adı verilmişti.
Ramazanın sembolü mahya neden sadece Türkiye'de var? Bilgisayar programıyla nasıl mahya yazılıyor? Güllacın içine neden artık gülsuyu konmuyor? Utku Basar ile Biliyor musunuz? Bu soruların cevaplarıyla ekrana geliyor
Hande Ataizi önceki gün Nişantaşı'ndaydı. Power Rangers kostümlerini andıran, yüzünü tamamen örten montuyla dikkat çeken güzel oyuncu, görenleri şaşkına çevirdi.
Hande Ataizi, "Soğuk havalardan korunmak için en iyi çözüm bütün vücudu kapayan bu mont olsa gerek. Bu mont sayesinde üşümüyorum. Dış görünüşümden ziyade sağlığım benim içi daha önemli" açıklamasını yaptı.
'65 yaş üstü otobüse bedava biniyorsa öğrenciler de binsin'
Geçtiğimiz günlerde Change. org'da başlatılan '65 yaş üstü otobüse bedava binemesin' kampanyası aynı hakkın öğrencilere de verilmesi şeklinde yenilendi.
65 yaş üstü toplu taşımayı ücretsiz kullanırken geliri olmayan öğrencilerden para alınmasını adil bulmayan öğrencilerin kampanyası ses getiriyor.
Change. org'da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Binali Yıldırım, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç'a sunulmak üzere başlatılan imza kampanyasının yeni adı '65 Yaş Üstü Kişilere Verilen Ücretsiz Toplu Taşıma Hakkı Öğrencilere de Tanınsın' oldu.
Şu ana kadar 14 bini aşkın imzanın toplandığı kampanyayı açan kişi Ankara'da yaşayan bir öğrenci.
Ekşisözlük'teki bir entry'yle tartışılmaya başlayan olayda 65 yaş üstü kişilerin toplu taşımı bedava kullanma haklarını istismar ettikleri ve trafiğin en yoğun olduğu saatlerde bu araçları meşgul ederek çalışanları ve öğrencileri zor durumda bıraktıkları belirtiliyordu.
Daha sonra revize edilen imza kampanyasında ücretsiz ulaşım hakkının öğrencilere de verilmesi isteniyor.
Açıklamada şöyle deniliyor:
'Herhangi bir geliri olmayan öğrencilerden bile ücret alındığı sistemde 65 yaş üstü kişilerden çok ihtiyacı olan ülkenin geleceği olan gençler hakediyor. Bu gençlerin bir çoğu barınma ihtiyacını bile giderememektedir.
65 yaş kartı için herhangi bir gelir testi olmadığı halde aynı hak öğrencilere uygulanmamaktadır. Az maaş ile hem kira veren hem de çocuklarını üniversiteye veya liseye gönderen anne ve babalar ekonomik açıdan zorlanmaktadır. Maaşından kendi yol harcırahını geçin, aynı anda birden fazla çocuğuna yol parası veren adamlar var bu ülkede.
Öğrencilerin de bu sosyal haktan yararlanması insani bir ihtiyaçtır...'
Talebi dijital olarak imzalayanlar Change. org'daki kampanya sayfasına yazdıkları yorumlarda 65 yaş ve üstüne tepki göstermiş, bakkala gitmek için bile otobüse binenler olduğunu, yaşlıların bu araçları şehir turu yapmak için kullandığını yazmışlardı. Bu durumun otobüslerin tıklım tıklım olmasına ve ulaşımın yavaşlamasına, çalışanlar ve öğrencilerin yollarda perişan olmasını ve ev ya da okullarına geç kalmasına neden oldukları vurgulanmıştı.
Yorum yapanlar 65 yaş üstüne ücretsiz toplu ulaşım hakkının kaldırılması, kaldırılmıyorsa saat kısıtlaması getirilmesi, öğrencilerin ve asgari ücretle çalışanların da bu haktan yararlandırılması gibi çeşitli öneriler sunmuşlardı.
Bazı halk otobüsü sahipleri de 65 yaş ve üstünü ücretsiz taşıdıkları için zarar ettiklerini belirterek bu durumun sonlandırılmasını istemişti.
İmza kampanyası kısa sürede büyük ilgi görmüş, sorunun sadece Ankara'yı değil İstanbul, Bursa, İzmir gibi diğer büyük şehirleri de etkilediği ortaya çıkmıştı.
Ciltteki ton farklılıkları için ne yapmalı?
Yüzde meydana gelen ton farklılıkları kadınların korkulu rüyasıdır. Her kadın sağlıklı ve güzel görünen bir cilde sahip olmak ister. Yaşın ilerlemesi ile birlikte özellikle yüz çevresinde meydana gelen ton farklılıkları daha fazla artmaktadır. Bu duruma sebebiyet veren herhangi bir şey olabilir. Bunlar yanlış makyaj malzemesi kullanımı , güneş ışınları ve cilt bakım ürünlerinden tutunda genetik yatkınlığa kadar uzanabilir.
Çevresel faktörler ve güneş ışınları yüzünden oluşan ton farklılıkları çeşitli ürünler kullanılarak yok edilebilir. En önemlisi sorunun devam etmesi ve büyümesi engellenebilir. Tabi bunun için doğru ürünleri kullanmak çok önemli. Doğru ürünler kullanarak yaptığınız bakım sonucunda ton farklılıklarının yanı sıra cilt lekelerinin de önüne geçmeniz mümkün.
Cilt lekelerini engellemek için yaz - kış demeden güneş ışınlarına karşı koruyucu kremler kullanmalısınız ki sorununuz daha fazla ilerlemesin. Unutmayın ki yaş ilerledikçe güneşin cildinize olan zararı ve etkisi daha yıpratıcı olacaktır.
Bu sorununuz için krem seçerken dikkat etmeniz gereken şeyler var. Bunlardan en önemli 3 şey ;
* Mineralli güneş koruyucu kullanmak
* Diğer dikkat edilmesi gereken şey ise paraben içermeyen cilt bakım ürünlerine yönelmektir.
AP Başkanı Schulz, Almanya Başbakanlığı için aday olamayacak
Alman Der Spiegel dergisi, ülke siyasetine geri dönen Avrupa Parlamentosu (AP) Başkanı Martin Schulz'un, Almanya'da yapılacak seçimlerde Sosyal Demokratlar'ın (SPD) adayı olmayacağını yazdı.
Gabriel'in başbakan adaylığı güçleniyor
Der Spiegel, kaynak vermediği haberinde Schulz'un yakın çevresine Eylül 2017'de yapılacak genel seçimlerde Başbakan adayı olmayacağını söylediğini duyurdu.
Schulz'un kararı doğrulanırsa, bu SPD başkanı Sigmar Gabriel'in partinin tek Başbakan adayı olmasının önünü açacak. Sputnik'in haberine göre 57 yaşındaki Gabriel, 4. dönem için yeniden aday olan Hrıstiyan Demokrat (CDU) Başbakan Angela Merkel'in rakibi olacak.
Schulz Kasım'da yaptığı açıklamada AP'de yeniden aday olmayacağını ve bunun yerine Alman Federal Parlamentosu'nda bir sandalye alabilmek için seçimlere hazırlanacağını belirtmişti. Ancak Schulz, görevi bırakacak Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier'ın makamını devralacağı ya da SPD'nin adayı olarak Merkel'e rakip olacağı şeklinde yapılan yorumları yanıtsız bırakmıştı.
Birçok SPD üyesi gaflarıyla tanınan ve politika değişiklikleri nedeniyle 'Bay Zikzak' olarak tanınan Gabriel'in yerine Schulz'un seçimlerde Merkel'e rakip olmasını istiyordu.
Galatasaray Tuzlaspor maçı hangi kanalda ne zaman saat kaçta başlıyor?
Galatasaray Tuzlaspor maçı hangi kanalda izlenecek ve maç saat kaçta başlayacak? Son haftalarda formuyla dikkat çeken Aslan, Ziraat Türkiye Kupası'nda, kendi evinde Tuzlaspor'u ağırlıyor. Sarı Kırmızılı takımda son haftalardaki maçlardan ötürü futbolcuların performansı ve isteği artarken, Muslera'nın antrenmanlardaki arzusu dikkat çekiyor. Serdar Aziz'in durumu ise netlik kazandı. Defans oyuncusu sahaya 2017 Mart ayında çıkacak.
Galatasaray'da Serdar Aziz gelişmesi... Osmanlıspor'da bacağından sakatkanan defans oyuncusunun sağ ayağı alçıya alındı. Kulüp doktorlarına göre en erken Mart ayında takımla birlikte çalışmaya başlayacak. Öte yandan Sarı Kırmızılı takım Ziraat Türkiye Kupası'na sıkı bir şekilde hazırlanıyor.
Galatasaray Tuzlaspor maçı 21 Aralık 2016 tarihinde akşam 20:30'ta başlıyor. Maç ATV'den canlı olarak izlenecek. Maçın hakemi Volkan Bayarslan.
Ligde 15 maçta 30 puan toplayan ve son dört maçta yenilmeyen Galatasaray, 3 yıldır kazandığı Ziraat Türkiye Kupası'nı tekrardan almak istiyor. Haftaiçi Çarşamba günü Tuzlaspor ile oynayacak Sarı Kırmızılılarda moraller yüksekken, futbolcularda kupayı tekrardan kazanma isteği ve hırsı dikkat çekiyor.
Ligde Galatasaray
Ligde 15 maç geride kalırken Aslan, 15 maçın 9'unda galibiyet, 3'ünde beraberlik ve 3'ünde mağlubiyet yaşadı. İlk 7 haftayı kayıpsız atlatan Galatasaray'da beklenmedik Trabzonspor, Başakşehir ve Fenerbahçe maçlarında yenilince, zirveden kopma durumu meydana geldi. Bursaspor Aslan için dönüm noktası haline geldi ve son 3 maçını galibiyetle kapattı. Bu haftasonu oynanan Osmanlıspor maçından 1 puan aldı.
Serdar Aziz Tuzlaspor maçında yer alacak mı?
Son maçta sakatlanan Galatasaray'ın başarılı defans oyuncularından Serdar Aziz için ağ dizinin döndüğünü ve buna bağlı esneme olduğu belirtildi. MR sonrası kadroda yer alıp alınmayacağı belli olacak.
Yeni Hagi geliyor
Aslan'ın efsanevi 10 numarası George Hagi'den taraftarları heyecanlandıracak müjdeleyici haber geldi. Hagi, bir taraftarın "Senin gibi bir oyuncu gelmedi" sözüne gülümseyerek "Başkanla konuştum yeni Hagi geliyor" sözünü söylemesi dikkat çekti. Hagi'nin bahsettiği oyuncu Dorin Rotariu.
Mario Gomez'in istediği ücret belli oldu
Mario Gomez, Beşiktaş'la yola devam etmek için şartını belirledi. 31 yaşındaki futbolcunun, menajeri aracılığıyla başkan Fikret Orman'a, "Eğer Fiorentina'daki maaşımı ödemeyi kabul ederseniz, Türkiye'de kalmaya hazırım" mesajını ilettiği ortaya çıktı.
Serie A ekibi Fiorentina'yla yaşadığı düşüş dolu 2 sezonun ardından geçen dönem kiralık olarak katıldığı Beşiktaş'ta büyük bir çıkışa imza atan Mario Gomez, ayrılık kararı almıştı.
Türkiye'deki olağanüstü süreci gerekçe gösterip kariyerine başka bir ülkede devam etme kararı alan Alman futbolcu, kendisiyle ilgilenen kulüplerin birer birer vazgeçmesi ve transfer sezonunda artık son döneme yaklaşılması sonrasında geri adım atmıştı.
Fanatik'ten Orhan Yıldırım'ın haberine göre, başkan Fikret Orman'dan menajeri aracılığıyla görüşme talebinde bulunan 31 yaşındaki golcünün, yeniden siyah-beyazlı formayı giymek için şartlarını belirlediği ortaya çıktı.
Beşiktaş'ta Sosa antrenmana çıktı
Geçen sezon Beşiktaş'tan 3.5 milyon Euro'luk garanti ücret alan ancak sözleşmesindeki bonuslarla birlikte kazancı 5 milyon Euro'yu bulan Mario Gomez'in, maaşına zam yapılması halinde yola siyah-beyazlılarla devam edebileceğini başkana ilettiği öğrenildi. Alman futbolcunun, bu doğrultuda istediği bedelin Fiorentina'dan aldığı ücret yani 7.5 milyon Euro (25 milyon TL) olduğu bildirildi.
Teknik direktör Şenol Güneş'in takımda tutulması talebinde bulunduğu başarılı futbolcuyla Başkan Fikret Orman'ın, son bir görüşme daha yapacağı ve ardından Gomez konusunun olumlu ya da olumsuz olarak netleştirileceği ifade edildi. Başkan Orman'ın, Mario Gomez'le yıllık maaş konusunda anlaşması halinde yönetimin hemen Fiorentina'yla bonservis pazarlıklarına başlayacağı açıklandı.
Beşiktaş'tan flaş Mario Gomez açıklaması
Siyah-beyazlı formayla geçen sezon çıktığı 33 lig maçında rakip fileleri 26 kez havalandıran ve 5 de asist yaparak Beşiktaş'ın tam 7 sezon sonra elde ettiği şampiyonluğa direkt katkı sağlayan Mario Gomez'e, taraftar baskısı da devam ediyor.
Beşiktaşlı futbolseverler, başarılı futbolcunun Twitter ve Instagram'daki hesaplarını tweet ve yorum yağmuruna tutarak Gomez'in takımda kalması için çaba gösteriyor.
Mustafa Topaloğlu eşine şiddet iddialarıyla ilgili ilk kez konuştu
Mustafa Topaloğlu'nun 18 yıllık eşi ve 2 çocuğunun annesi Derya Topaloğlu'na şiddet uyguladığı iddiaları magazin gündemini meşgul etmeye devam ediyor. Topaloğlu o iddiaların ardından ilk kez konuştu, "yaşananlar bir kaza" dedi.
Mustafa Topaloğlu'nun 18 yıllık eşi ve 2 çocuğunun annesi Derya Topaloğlu'na şiddet uyguladığı iddiası gündeme bomba gibi düştü. Mustafa Topaloğlu'ndan şiddet gördüğünü iddia eden Derya Topaloğlu, yüzünün fotoğraflarını Instagram sayfasının yayınlamasının ardından Mustafa Topaloğlu ilk kez konuştu.
Yaşanan olayı D Magazin'e anlatan Topaloğlu, "Ona bir dedikodu gelmiş. 'Mustafa abi seni takip ettiriyor' demişler. Bunu bana söyledi. Ben de 'takip ettireceğim adam benim yanımda olmaz' dedim. Dokundu bu lafı bana. Hiçbir adam, hiçbir insan asla eşinin bir hatasını görmeden takip ettirmez. İndim kafeye, bunu çok yaptı. Annesi dedi ki 'küçükken travma geçirdi, idare et.' Ben de o olayı bildiğim için alttan alırım. Yardımcılar da şahittir. 18 yıldır bu boşluklarını idare ediyorum. Yanımızda biri olsa görür ona ne kadar idareci davrandığımı. Öldürseydi beni ama bana 'benim takip ettiriyorsun' demeseydi. Arkamı döndüm gidiyorum, bir baktım yine arkadaşlarına beni şikayet ediyor. Onuruma dokunuşlar birikti, o anda patladı....
"Elimin tersiyle 'sen ne istiyorsun' dedim ama vurma falan yok. Tövbeler tövbesi... Ben sana defalarca tembih ettim. Arkadaşlarının yanında beni küçük düşürme! Elimin tersini salladım. Vurmadım. Anne babasına da söyledim. Bu bir kaza, Allah yukarda biliyor dedim. Birini getirin 'bu adam bunu yapar' desin. İnsanların önünde kendimi asacağım. Maddi gücü mü yokmuş? 7 sülalesi bilir. Ben onun ailesine de 'sıkıntı çekmeyin, bu ev benim değil Allah'ın' dedim..."
"Benim arabam yok, onun var. Havuzlu evi var. Onun harcadığı paraları kimse harcamadı. Ben seni aç bırakmadım, susuz bırakmadım, ne istiyorsan karınca kararınca alındı, yapıldı. Ben onu niye öldüreyim ya? Hiçbir canlıya zarar vermeyen adam, çocuklarının annesine niye zarar versin... "Senin gözüne bir şey oldu diye, 1 haftadır yemek yemiyorum ben be..."
"Keşke idare etseydim diyorum içimden. Yüzüğüm onun gözüne değince benim canım titredi. Ona öyle bir şey olduğunu bilmiyordum. Bilsem çekip gitmez, hastaneye götürürdüm. Yarım saat sonra bana telefon geldi. Eşinizi hastaneye götürdük dediler. Doğru hastaneye gittim. Oradaki hocalar bir şey yok dedi. İkinci gün başka doktorlar görsün demiş. Götürdük 'çatlak var' demişler. Allah yukarda sadece elimi salladım. Benim bir kadına, bir insana el kaldırmam mümkün değil. O bir an beni getirdiği durumun sonucu.
Arkadaşlarının yanında beni tahrik ediyorsun." dedi.
Derya Topaloğlu yaşadıklarının ardından ağır bir operasyon geçirdiğini, ailesinin yanına taşıdığını açıklamıştı.
Derya Topaloğlu, 18 yıldır birlikte olduğu Mustafa Topaloğlu'nu kendisini hastanelik etmekle suçlamış, "Mustafa Topaloğlu, oturduğum sitenin kafeteryasında, bayan arkadaşlarımla bir masada otururken; sorgusuz sualsiz yanıma gelip gözüme yumruk attı. Attığı yumrukla 'ortiba' dedikleri, gözümün kemiği kırıldı. Çok ciddi bir ameliyat geçirdim. Şimdi ailemin yanındayım. Olaya şahit olan komşularım; sebepsiz ve durduk yere böylesi bir olayla karşı karşıya geldiğime tanıktır. Mustafa Topaloğlu'nun sebepsiz kavgaları fazlaca olmaktaydı. Bu son vuruşuyla sözde olan evlilik bitmiştir. Böylesi bir vahşeti Allah kimseye vermesin" ifadelerinde bulunmuştu.
İsviçre takıları neden iade etti?
Çin'den gelen takılar sağlık gerekçesiyle İsviçre'ye sokulmadı.
Çin'den İsviçre'ye gelen takılar havalimanında sağlık kurallarına uymadığı gerekçesiyle ülkeye alınmadı. Kolye, bilezik, küpe ve yüzüklerin çok miktarda Kadmiyum ve Nikel içerdiği için sağlığa zararlı olduğu tespit edilerek ülkeye iade edildi.
Zurih havalimanı Kloten'de bin 500'den fazla takı, gümrük memurlarının yaptığı kontrollere takıldı.
Takılardaki sağlığa zararlı madde miktarının normalden 5 bin kat daha yüksek olduğu saptandı.
Söz konusu takıların ciltle teması halinde kadmiyumun ve yüksek miktarda toksik metal içerdiği, bunun da sağlık sorunlarına ve alerjiye sebep olduğu gerekçesiyle, takılar ülkeye alınmadı.
İstavrit fiyatı tavan yaptı
Edirne Balık Pazarı'nda geçen hafta kilosu 10 liraya satılan istavritin fiyatı 20 liraya yükseldi.
Yumurtanın fiyatı uçtu: 20 günde yüzde yüz arttı
Edirne'de Balık Pazarı'nda esnaflık yapan Hamza Kemikçiler, "İstavrit fiyat olarak fazla. Geçen hafta 10-12 liradan satıyorduk. Bu hafta 20 TL'ye yükseldi. Hava soğuk olduğundan dolayı az çıkıyor. Az olduğu için de fiyatı pahalı. Bizde pahalı olduğu için satamıyoruz. Bir kasa aldım hiç satamadım. Satamadığımız balığı seyyar satıcılar alıyor ve onlar satmaya çalışıyor" dedi.
Ankara Valisi Ercan Topaca, Twitter'dan yaptığı açıklamada, başkette okulların olumsuz hava koşulları nedeniyle 1 gün süreyle tatil edildiğini duyurdu.
Vali Ercan Topaca Twitter mesajında, 'Sevgili öğrenciler, kar yapışı dolayısıyla 29/12/2016 tarihinde, okullar bir gün süreyle tatil edilmiştir. Hepinize iyi tatiller dilerim' ifadelerini kullandı.
Ayrıca Ankara'da engelli ve hamile kamu çalışanları idari izinli sayılacak.
Sevgili öğrenciler, kar yağışı dolayısıyla 29/12/2016 tarihinde, okullar bir gün süreyle tatil edilmiştir. Hepinize iyi tatiller dilerim. pic.twitter.com/Z9ukzSTaW7
Ankara Valiliği'nden yapılan yazılı açıklamaya göre Ankara'da devam eden yoğun kar yağışı nedeniyle, eğitim ve öğretime bir gün süreyle ara verildi.
Açıklamada "İlimiz genelinde devam eden yoğun kar yağışı ve beraberinde oluşabilecek buzlanma nedeniyle, ilimiz genelindeki resmi ve özel tüm eğitim kurumlarında 29.12.2016 Perşembe günü 1 gün süreyle eğitim ve öğretime ara verilmiştir. Kamuda görevli hamile ve engelli çalışanlar da bu tarihte idari izinli sayılacaktır." İfadeleri yer aldı.
1967 yılında, İstanbul'da doğdu. İlkokul, ortaokul ve liseyi İstanbul'da okudu. Liseyi bitirir bitirmez çocukluk hayali olan gazeteciliğin peşinden koşmaya başladı. 1984 yılında Güneş Gazetesi'ne girerek muhabirliğe başladı. Aynı dönemde İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nde de üniversite eğitimine başladı. Güneş Gazetesi'nden sonra sırasıyla Gazete Gazetesi, Hürriyet, Sabah ve Milliyet'te polis muhabiri olarak çalıştı.
1992 yılında Gülbin Aktaş ile evlendi. Bir yıl sonra Star TV'de televizyon haberciliğine başladı. Muhabir olarak sırasıyla Star TV, Show TV ve NTV'de görev aldı.1999-2005 yılları arasında NTV'de Yakın Plan programını hazırlayıp sundu. Bu arada Türkiye'nin ve dünyanın çeşitli bölgelerinde gazeteci olarak gelişmeleri takip etti.
CNN TÜRK'e yeni Genel Müdür: Erdoğan Aktaş
Televizyonculuğa adım attığı Star TV'ye 2005 yılı Mart ayında Genel Yayın Yönetmeni olarak geri döndü. Bu arada "Aşık Olan Terkeder" isimli ilk romanı yayınlandı. Star TV'deki görevini sürdürürken, aynı zamanda Posta Gazetesi'nde günlük köşe yazıları yazdı. 2008 yılında ise Haber Türk TV Genel Yayın Yönetmenliği görevini aldı. 2009 yılı Ağustos ayı itibariyle ATV Haber Genel Yayın Yönetmenliği üstlendi.
ATV Haber Genel Yayın Yönetmenliği görevi sürerken, Turkuvaz Holding bünyesinde yer alan A Haber Kanalı'nı kurup genel müdürlük görevini yürüttü. Bu arada yine A Haber kanalında "Memleket Meselesi" ve "90'a" programlarını hazırlayıp sundu. 2014 yılında Beşiktaş JK Fahri İletişim Komitesi Başkanlığına getirilen Aktaş, 21 Ağustos 2014 tarihinde BJK TV'den ayrıldı.
Deneyimli haberci Erdoğan Aktaş, 1 Ocak 2016 tarihinden itibaren CNN TÜRK Genel Müdürlüğü görevine atandı.
Güneş sistemimize en yakın Dünya benzeri gezegeni keşfettik. Peki oraya nasıl gideceğiz?
Astronomi dünyası için çok hareketli bir haftaydı. Bir süredir çeşitli yayın organlarında bilgisi çıkmıştı ama resmi bir ağızdan açıklanmamıştı. Alpha Centauri sisteminde yer alan, dünya benzeri gezegenin varlığı 24 Ağustos'ta resmi olarak Avrupa Güney Gözlemevi (ESO) tarafından açıklandı.
Proxima Centauri yıldızının yörüngesinde yer alan ve Dünya'dan 1.3 kat büyük olduğu tahmin edilen gezegene "Proxima b" adı verildi.
Keşif bilim dünyasında heyecan yarattı. Çünkü "Proxima b" 4.2 ışık yılı uzaklığıyla bugüne kadar keşfedilen bize en yakın Dünya benzeri gezegen. Kozmik anlamda kapı komşumuz.
Proxima Centauri kızıl cüce bir yıldız. Yaydığı enerji ve ısı bizim güneşimize göre oldukça düşük. Yapılan ölçümlere göre "Proxima b" gezegeni de, yıldızına çok yakın olmasına rağmen, sistemin "yaşanılabilir bölgesinde" yer alıyor.
Yıldızına çok yakın olduğu için yörüngesi de çok kısa olan "Proxima b"de bir yıl sadece 11 gün sürüyor.
Belirtmekte fayda var, 4.2 ışık yıllık mesafe, bugüne kadar keşfedilen diğer dünya benzeri gezegenlere göre oldukça yakın olsa da, günümüz teknolojisiyle bu mesafeyi kat etmek on binlerce yıl alabilir.
Yolculuk mümkün mü?
Evren o kadar büyük ve mesafeler o kadar uzun ki, en yakın dediğimiz mesafeyi bile almak için insan ömrü çok kısa kalıyor.
Bu noktada bir başka açıklama daha heyecan yarattı. Geçtiğimiz Nisan ayında dünyaca ünlü fizikçi Stephen Hawking ve Rus milyarder Yuri Milner "Breakthrough Starshot" adını verdikleri bir projeyi tanıtmışlardı.
Plana göre uzaya yollanacak, bir yelkenliyi andıran, posta pulu büyüklüğündeki uzay araçları, yeryüzünde kurulacak lazer iticilerle arkadan itilecek, böylece bu ufak uzay aracı ışığın 5'te 1'i hıza çıkabilecek ve görece kısa sürede yakın gezegenlere yolculuk yapabilecekti. (Aşağıda projenin tanıtım animasyonunu izleyebilirsiniz)
Çarşamba günü yapılan tarihi açıklamanın ardından Breakthrough Starshot ekibi gözünü bu yeni hedefe dikti; "Proxima b". Harvard Üniversitesi Astronomi bölüm başkanı ve Starshot projesinin danışmanlarından Abraham Loeb yaptığı açıklamada "Bu keşif projemizi hareket geçirecek. Artık belirli bir hedefimiz var" dedi.
Buraya kadar insana film gibi gelse de, bahsedilen teknolojiyi hayata geçirmek kolay bir iş değil. Yapılan planlamalara göre bu uzay araçlarını hazırlamak, daha önemlisi yeryüzünde kurulacak lazer iticileri inşa etmek 20-30 yıl demek. Proje başarıya ulaşırsa, uzay aracının yolculuğu da tahminen 20 yıl sürecek. Uzay aracının elde ettiği bilgilerin tekrar dünyaya ulaşması için de en az 4-5 yıl gerekiyor. Yani Proxima b ile ilgili detaylı bilgilere ulaşmak en az 50 yıl sürecek.
Kozmik anlamda çok kısa sürelerden bahsetsek de bu çılgın yolculuk neredeyse bir insan ömrü sürüyor. Ancak ekibin içinde projenin hızlandırılabileceğini düşünen isimler de var.
Tabii başka teknik sıkıntılar da mevcut. Sadece ufak bir posta pulu büyüklüğünde olacak uzay aracının yolculuğu sırasında karşısına çıkabilecek kozmik tozların, parçacıkların araca ciddi zarar verebileceğinden endişe duyuluyor. Aracın olası bu çarpışmalardan nasıl korunacağı da henüz bilinmiyor.
Olur da "Starshot" projesi başarıya ulaşırsa, uzay aracı Proxima b'ye ulaşıp gezegen hakkında detaylı bilgiler toplayacak. Gezegeni fotoğraflayacak, gezegenin atmosferik özellikleri, yüzeyinde sıvı su olup olmadığı, hatta canlı yaşam barındırıp barındırmadığı gibi detaylı bilgileri bize ulaştıracak.
50 yıl insanlık için çok uzun bir süre. Bu kadar zaman içinde yeni teknolojiler gelişir, yeni fikirler oluşur, başka gezegenler bulunur, hedefler değişebilir.
Ama artık yıldızlararası yolculuğun kapısı aralanıyor. Şüphesiz gelecek yüzyıl içinde evren ve yakın komşularımız hakkında çok daha detaylı bilgilere ulaşacağız. Hatta evrende bizden başka canlı olup olmadığını da büyük ihtimalle öğrenmiş olacağız.
Cansu Karadan
1987 doğumlu. Lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde tamamladı.
Mesleğe üniversitedeyken staj yaptığı CNN TÜRK'te başladı. Önce yaklaşık 3 yıl haber merkezinde "Konuk Koordinasyon" bölümünde çalıştı. Tarafsız Bölge ve Ne Oluyor? programlarında görev yaptıktan sonra gündüz kuşağındaki haber programlarının konuk koordinasyonunu sağlamakla görevlendirildi.
Psikolojik sakatlanmalara karşı duygusal ilk yardım uygulayın
Kendini mutsuz hisseden birisine "Boş ver, hepsi kafanın içinde. Unut gitsin" diyoruz. Ama, bacağı kırık birisine "Boş ver, hepsi bacağının içinde, unut gitsin" demiyoruz. Kalbimiz kırıldığında, reddedildiğimizde acil yardıma ihtiyacımız var. Duygusal acılarla başa çıkmak, hayattaki başarı şansımızı artırıyor.
Yürekli Danışmanlık'ın düzenlediği ve CNN TÜRK'ün medya sponsoru olduğu MARKA 2015 Konferansı'nda  iki farklı oturumda konuşan Psikolog, psikoterapist ve yazar Guy Winch günlük yaşamımızı yönetmemize yardımcı olacak çok önemli noktalara değindi. Dünkü yazımda, "Duygusal Acılarla Nasıl başa çıkabileceğimiz" sorusuna verdiği cevapları yazmıştım. Bugünse, Winch'in TED Konferanslarında da öne çıkardığı "'Duygusal İlk Yardım' konusunu özetleyeceğim. Winch, çok mantıklı, kolay anlaşılır ve kolay uygulanabilir ipuçları veriyor. Bence, bu ilk yardım konusunu iyice öğrenmekte ve hızla uygulamakta büyük yarar var.
Guy Winch diyor ki..
Beş yaşındaki bir çocuk bile, parmağında bir kesik oluştuğunda, o noktaya bir yara bandı yapıştırması gerektiğini bilir. Ona, dişlerini fırçalamazsa, dişlerinin çürüyeceğini öğretiriz. Çocuklarımıza hijyen kurallarını öğretiyoruz, ama duygusal hijyen konusunu ihmal ediyoruz. Fiziksel sağlımıza önem verirken, neden ruh sağlığımıza özen göstermiyoruz? Oysa, psikolojik incinmişliğimiz, fiziki incinmelerden çok fazla. Psikolojik sakatlanmayla başa çıkmayı öğrenmemiz gerek.
Reddedilme, başarısızlık, yalnızlık gibi ruhumuzu yaralayan noktalarla ilgilenmezsek, bu yaralar giderek daha kötü bir hal alırlar ve hayatımız daha fazla etkilerler.
Kendini mutsuz hisseden birisine "Boş ver, hepsi kafanın içinde. Unut gitsin" diyoruz. Ama, bacağı kırık birisine "Boş ver, hepsi bacağının içinde, unut gitsim" diyemiyoruz. Kalbimiz kırıldığında da acil yardıma ihtiyacımız var.
Duygusal İlk Yardım
Psikolog Guy Winch, duygusal ilk yardım konusunda yararlı öneriler sunuyor. "Yalnızlıktan ve kendinize düşmanlıktan kaçının" diyor
Yalnızlık Tehlikelidir.
Yalnızlık üzerine pek çok araştırma var. Yalnızlık bir kişiyi üzmekle kalmıyor, onu öldürebiliyor. Kronik yalnızlık erken ölüm riskini yüzde 14 artırıyor .
Yalnızlık, derin bir psikolojik yara açar. Düşüncelerimizi allak bullak eder. Kafamızı karıştırır. Çevremizdekilerin bizi önemsemediği hissine kapılırız. Yalnızlık, bizim dışarıya çıkmamızı ve başkalarına yakınlaşmamızı engeller. Kalbimiz kırıkken, neden yeni acılar arayalım ki?
Çevrenizin insanlarla dolu olması ya da evli barklı olmanız hiç bir şeyi değiştirmez. Yanınızdakilerden duygusal ve fizksel olarak kopuk oduğunuzu hissediyorsanız, yalnızsınız demektir.
Başarısızlık, algılarımızı bozar. Hedeflerimizin gerçekte olduğundan çok daha uzakta olduğu hissine kapılmamıza neden olur . Bizi, yeteneklerimizin olduğundan çok daha az olduğuna ikna eder. İçinde bulunduğumuz ortamın koşullarını olumsuz açıdan algılamaya yönlendirir.
Başarısızlığa takılı kalmak, başarısızlık şansını artırır. Bir şeyi yapamayacağımıza ikna olduktan sonra, fikrimizi değiştirmemiz de zorlaşır.
Reddedilmek incitir
Bir kişi, grup ya da bir kurum tarafından reddilmek, insanı üzer. Hatta, incitir. Duygusal acı de fiziksel acı kadar yoğun bir rahatsızlık verir.
Fiziki acımız olduğunda, acımızı artırmak için değil, bir an önce acıdan kurtulmak için uğraşırız. Elimiz kesildiğinde, bir bıçak alıp daha derin bir kesik açmaya çalışmayız.
Reddedildiğimizde, kendimize karşı acımasız olabiliriz. Başka hiç bir kimsenin söylemeyeceği kadar ağır sözlerle kendimizi eleştirir, suçlar, hatta aşağılarız.
Kendi hatalarımızın, beğenmediğimiz yanlarımızın listesini yaparız. Kendimize yaftalar yapıştırırız. Reddedilmek, kendimize olan özsaygımızı azaltır, biz bunu daha da azaltmak için çabalarız.
Duygusal ilk yardım
Duygusal olarak yaralanınca, hemen kendimize duygusal ilk yardım uygulamalıyız. Özgüvenimiz artarsa, acıya karşı daha dayanıklı oluruz. Başarısızlıklar ve reddedilme durumları bizi daha az yaralar. Sorunlardan daha hızlı kurtulur ve iyileşiriz.
Duygusal acımızın yüzde 96'sını kendimiz yaratırız. Duygusal gerginlik, IQ!muzu yüzde 10-15 oranında azaltır. Yaratıcı düşünme, sorun çözme, odaklanma, yönetme ve üretken olmamızı engeller
Kişisel gelişim uzmanı Mark Manson, kendinize sormanız gereken doğru sorunun ''ne istediğimiz'' olmadığını açıklıyor. Peki doğru soru ne? Hazırlayan: Özlem Çitçi
Kişisel gelişim uzmanı Mark Manson, Observer gazetesindeki yazısında kendinize sormanız gereken doğru sorunun ''ne istediğimiz'' olmadığını açıklıyor.
Manson'a göre doğru soru, ''Ne için acı çekmeye, ne için mücadele etmeye hazırsın?''
Bu belki de kendimize hiç sormadığımız bir soru.
Harika bir iş? Büyük bir aşk? Bol para? Size hayranlık duyanlar? Bunları kim istemez ki?
Herkes harika bir işi olsun ister. Ama acaba kaç kişi yıllarca haftada 60 saat çalışmayı, üstüne eve varmak için saatlerce trafikte çıldırmayı, ailesini, arkadaşlarını görmekten feragat etmeyi, iş hayatını cehenneme çeviren egolarla, yıldırma ve caydırma politikaları ile mücadele etmeyi, nefes alamadığı bir plazada sıkışmış hissetmeyi göze alır?
Herkes müthiş bir ilişki ister. Ama acaba zor konuşmalar yapmaya, kendini sorgulamaya, bazen karşısındakinin ihtiyacını kendininkinin önüne koymaya, kırılmaya, incinmeye gerçekten hazır olan var mıdır? Etrafımızdaki çoğu kişi aşk yaşamak yerine rahat, konforlu, ya maddi ya da manevi fayda sağlayan ilişkilerde kalmayı seçmiyor mu?
Mutluluk risk almayı, mücadeleye hazır olmayı gerektirir. Katlanmak gerebilecek sıkıntıları, çekilebilecek acıları göze almadan, hayatı sadece keyif alarak geçirebilmek mümkün değil.
Herkes müthiş bir fiziği olsun ister. Ama bunun için sabah erkenden kalkmayı, koşarken kalbinizin göğüs kafesinizden fırlayacak gibi atmasını, kaslarınız çalışıp yırtıldığında duyacağınız acıyı, ertesi gün tutulmuş vücudunuzla, her kolunuzu kaldırdığınızda ya da her basamak tırmandığınızda duyacağınız sızıyı sevmeniz gerekir. Ağzınıza attığınız lokmayı bir anlık keyif için değil, uzun dönemde sağlık için seçme sorumluluğunu hatırlamak gerekir.
Hepimiz aşık olmak isteriz. Ama aşkın getireceği duygusal dalgalanmaları, açılmayan telefonların, gelmeyen mesajların yaratacağı kalp kırıklıklarını, reddedilme riskini göze almadan, hayallerimizin kadınını veya erkeğini hayatımıza almak mümkün değildir.
Hayatta istediklerimize ulaşmayı sağlayan pozitif deneyimlerden aldığımız keyif değil, negatif deneyimlerle nasıl başa çıktığımızdır.
Beşiktaş'ın transfer görüşmelerine başladığını borsaya bildirdiği Ryan Babel Türk futbolu için tanıdık bir isim.
1. İlk takımı Ajax
Ryan Babel daha önce Kasımpaşa formasıyla Süper Lig'de yer almıştı. İlk takımı ise Hollanda'ın futbolcu fabrikası Ajax'tı.
Ajax'ta 133 resmi maçta 29 gol atan Babel, 2007-2008 sezonunun başında İngiltere'nin Liverpool takımına transfer olarak adından söz ettirdi. Liverpool formasıyla 146 maça çıkan Hollandalı oyuncu, 22 kez fileleri havalandırdı.
3. Kariyerinde düşüş
4. Kasımpaşa'da Süper Lig deneyimi
Lacivert-beyazlı takımda 2 sezon oynayan Babel, 58 karşılaşmada 14 gol kaydetti. İlk yılında 29 maça çıkıp 5 kez gol sevinci yaşayan Hollandalı futbolcu, ikinci sezonunda yine 29 müsabakada görev aldı, 9 kez fileleri sarstı.
5. Çok kart görüyor
Türkiye'deki ilk sezonunda 3 sarı ve bir kırmızı kart gören Babel, 2014-2015'te ise 9 kez sarı kartla cezalandırıldı.
Ryan Babel, son dönemde İspanya'nın Deportivo La Coruna takımında gösterdiği performansla dikkati çekti.
Kasımpaşa'nın ardından bir süre Birleşik Arap Emirlikleri 1. Futbol Ligi'nde El Ain'ın forması giyen deneyimli futbolcu, bu sezon başında Deportivo La Coruna'ya transfer oldu.
Babel, Türk futbolcu Emre Çolak'ın da formasını giydiği Deportivo La Coruna'da 11 lig maçına çıkıp 4 gol attı.
7. Beşiktaş'ın Deportivo'dan ikinci transferi
Siyah-beyazlı kulüp, sezon başında İspanyol ekibinden kaleci Fabricio Agosto Ramirez'i bonservis bedeli ödemeden kadrosuna dahil etmişti.
Twitter'dan 360 derece canlı yayın özelliği
Sosyal medya platformu Twitter, 360 derece canlı yayın özelliğini kullanıma açtı. Şimdilik tüm kullanıcılar tarafından izlenebilen ancak yayın yapma özelliğinden sınırlı sayıda kişinin yaralandığı servis, 2017'de herkese açık olacak
Canlı yayın hizmetini Periscope uygulamasının altyapısı üzerinden kısa süre önce başlatan Twitter, 360 derece canlı yayın özelliğini kullanıma açtığını duyurdu. Twitter Sanal Gerçeklik (VR) Direktörü Alessandro Sabatelli, yazılı açıklamasında, kullanıcıların Twitter ve Periscope üzerinden 360 derece canlı yayınları izleyebileceklerini bildirdi.
Sabatelli, "LIVE 360" etiketiyle sunulan 360 derece canlı yayın servisinin popüler kullanıcıları takip ve özel etkinlikleri yakından izlemede yeni bir imkan sunduğunu belirtti.
"LIVE 360" etiketi bulunan paylaşımlarda kullanıcıların interaktif olarak görüntü açısını yönlendirebileceklerini aktaran Sabatelli, bunun için telefonu hareket ettirmenin ya da ekrana dokunmanın yeterli olacağını ifade etti.
Kullanımı şimdilik sınırlı
Twitter, 360 derecelik videoların izleme hakkını tüm kullanıcılara açtı ancak yayın yapma imkanını şimdilik sınırlı tutuyor. Yeni yılda tüm kullanıcıların Twitter ve Periscope'tan 360 derece canlı yayın yapabileceklerini duyuran sosyal medya platformunun ilk canlı yayını ise aktif Periscope kullanıcısı Alex Pettitt tarafından Florida'dan yapıldı.
Uzmanlar zor bir yıl geçiren ve 2016'da şirketin üst düzey yönetici ve yenilikçi beyin kadrosunu büyük ölçüde kaybeden Twitter'ın, YouTube ve Facebook'un ardından panoramik canlı yayın özellikli platformlar arasına girerek kullanıcıların beklentilerini karşılamaya çalıştığı ve yeni stratejiler geliştirdiği değerlendirmesinde bulunuyor.
Araştırmacılar, torunlarını büyütenler ile büyütmeyenleri ve kendi çocuğu ya da torunu olmayan ancak çevrelerindekilere yardımcı olan yaşlılar ile olmayanları kıyasladı. 1990 ve 2009 yılları arasında Berlin Yaşlanma Çalışması tarafından toplanan veriler doğrultusunda 70 ila 103 yaşındaki 500'den fazla kişiyi incelendi.
Çalışmada, torunlarının bakımını üstlenenlerin yarısının, 1990 yılında yapılan ilk röportajdan on yıl sonra hâlâ hayatta olduğu kaydedildi. Torunlarının bakımını üstlenenlerin üstlenmeyen büyük ebeveynlerden daha uzun yaşadığına dikkati çeken araştırmacılar, bu tür faaliyetlerin yaşam sürelerine olumlu etki sağladığını belirtti.
Öte yandan araştırmacılar, birilerine yardımcı olmanın olumlu etkisinin yalnızca aile içindeki yardımla sınırlı olmadığını ifade etti. Veriler, çocuğu olmayan ancak başkalarına duygusal destek sağlayan yaşlıların da yaşıtlarından daha uzun ömürlü olduğunu gösterdi.
Şanlıurfa'da çaldıkları otomobili hurdacıya satmaya kalkan iki şüpheli yakalandı. 15 yaşındaki şüphelinin poliste hırsızlık suçundan 204 kaydı bulunduğu ortaya çıktı.
Şanlıurfa'da küçük yaşlardan itibaren 204 ayrı hırsızlık olayına adı karıştığı ve zaman zaman ceza aldığı öğrenilen 15 yaşındaki M.H.E. ile 22 yaşındaki Yunus Ç. iddiaya göre uyuşturucu alabilmek için Süleymaniye Mahallesi'nde park halindeki 63 KF 227 otomobili çaldı. İki şüpheli, çaldıkları otomobili bir hurdacıda parçalatarak satmak isterken polis tarafından yakalandı.
Gözaltına alınan şüphelilerden M.H.E, ifadesi alınmak üzere Çocuk Şube diğer şüpheli Yunus Ç. ise Asayiş Şube Müdürlüğü'ne götürüldü.
Korkut Özal 87 yaşında vefat etti | Cenazesi ne zaman kalkıyor? | Korkut Özal kimdir?
Korkut Özal 2 Kasım Çarşamba sabah saatleri 04:40 sularında solunum yetmezliğinden ötürü vefat etti. Milli Selamet ve Anavatan Partisi'nde önemli görevlerde bulunan Özal'ın cenazesi ne zaman kalkıyor? Nereye defnedilecek?
Korkut Özal 87 yaşında solunum yetmezliğinden ötürü sabah saatlerinde (04.40) hayata gözlerini yumdu. Turgut Özal'ın kardeşi olan Özal, siyasi hayatında sevilen ve saygı duyulan bir isim olarak biliniyordu.
4 Kasım 2016 Cuma günü öğle namazına müteakip cenaze namazı kılınacak. Cenazesi İstanbul'da Fatih Camisi'nde kılınacak. Defin yeri ise aile kabristanına defnedilecek (Yeni Topkapı Mezarlığı)
Taziye mesajları
Ak Parti Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Özal için twitter'da taziye mesajında bulundu. Çavuşoğu "8. Cumhurbaşkanımız Turgut Özal'ın kardeşi, eski bakanlarımızdan Korkut Özal, Hakk'a yürüdü. Kendisine Allah'tan rahmet diliyorum" sözünü twitter'dan paylaştı.
Korkut Özal kimdir?
29 Mayıs 1929 Çarşamba günü doğan Özal, İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi'nden mezun oldu. Kendi alanında uzmanlık eğitimi almak için 1956-1957 yılları arasında Amerika'ya gitti. Eğitimini aldıktan sonra Türkiye'ye geri dönerek Ortadoğu Teknik Üniversitesi'nde bir dönem öğretim üyeliği görevi yaptı. 1965 senesinde ise Profesör unvanı verildi, Devlet Mimarlık ve Mühendislik Akademisi'nde derslere girmeye başladı.
Siyasi hayatı
Muhafazakar kimliğiyle bilinen Özal, siyasete Milli Selamet Partisi'nde giriş yaptı ve 1973 - 1977 yılları arasında iki kere Erzurum Milletvekili seçildi. 1974 yıllarında Cumhuriyet Halk Partisi - Milli Selamet Partisi koalisyon hükümetinde Gıra Tarım ve Hayvancılık Bakanı olarak görev yaptı. 1977 yılında ise İçişleri Bakanı olarak görevine devam etti. 1980 darbesiyle siyasete ara verdi. Ara vermeden hemen sonra 25 Eylül 1980 senesinde trafik kazası geçirdi, ağır yaralandı. Hastalığıyla uzun bir süre hayata devam eden Özal, uzun zaman sonra iyileşebildi. İyileşmesinin hemen ardından kendi alanında ticarete atıldı ve ekonomi dünyasında önemli bir isim haline geldi. Abisi Turgut Özal, Cumhurbaşkanı olduğu zamanlarda, siyasetten uzak durdu. Turgut Özal vefat ettikten sonra siyasete Anavatan Partisi'nden tekrar girdi. 1995 senesinde Anavatan Partisi İstanbul Milletvekili olarak seçildi.
Whatsapp kullanıcıları siber saldırı tehlikesiyle karşı karşıya.
Whatsapp'ta büyük tehlike
Bilgisayar korsanları, geliştirdikleri yeni yöntem sayesinde, mesajlaşma servisi WhatsApp üzerinden dosya göndererek kişilerin banka bilgilerini çalmaya başladı.
Hackerlar tarafından kişisel telefonlara gönderilen dökümanlar açıldığı takdirde, online bankacılık ayrıntıları da dahil olmak üzere kullanıcılardan hassas bilgi toplayabilecek hale geliyorlar.
- Türkiye'nin Güvenlikli Bölge talebi makul ve yapılmalı
- Ilımlı muhalifler İslamcı gruplarla bütün bağlarını kesmeli
- Körfez Ülkeleri ve Mısır liderliğinde bir "Suriye İstikrar Gücü" kurulmalı
Obama'nın Suriye planı ve ISID'a karsı atacağı adımlarda değişiklik olacağının işaretlerini önce bir yetkili CNN'e söylemişti. Ama plan sadece ISID'ı kapsamıyor. Üstelik Esad'ın gidişi için öngörülen de uzunca bir süre var.
Pentagon'a yakınlığı ile bilinen Center for New American Security isimli düşünce kuruluşunun geçen hafta başında yayınladığı ve yönetimle paylaştığı "Oyunun Sonu: Suriye'de Tırmanışın Durması" isimli planda ağırlık "ılımlı muhalif" güçlerin üzerine kurulmuş. Dafna H. Rand ve Nicholas A. Heras isimli iki uzmanın yazdığı raporda Türkiye'nin plana başta KARŞI ÇIKACAĞI ama bir şekilde dahil edilmesi gerektiği yazıyor.
Raporda Esad'ın nihayetinde resim dışında kalması gerektiğine dikkat çekilirken bunun en az birkaç yıl alabileceği, dahası Esad'ın müzakereli bir çekilmeye mecbur edilmesinin daha doğru olacağı kaydediliyor. "Esad önce masaya getirilmeli sonra da kademeli olarak yeni bir yönetime geçiş yapılmalı" deniyor.
"Zamanlama çok önemli. ABD ve müttefikleri şu anda Özgür Suriye Ordusu ve ılımlı muhalifleri bir ara anlaşmaya ikna edebilmek için en kritik noktadalar, iki yıl önce reddettikleri Haziran 2012'de ortaya konan Cenevre 1 Planı yeniden devreye sokulabilir" ifadeleri raporda yer alıyor.
İşte rapordan bazı diğer önemli bölümler:
1) ABD, Arap müttefikleri ve Türkiye ile birlikte ılımlı muhaliflerin hukuki gücünü, çoğulculuğunu ve idare yeteneğini arttıracak adımlar atmalı. Esad sonrası çok kültürlü çok dinli ve azınlık haklarına saygılı bir düzenin temelleri atılmalı. Farklı grupları da içinde barındıran Güney Cephesi (Southern Front) bunun için iyi bir örnek. Özgür Suriye Ordusu'ndaki grupların Harekat Ahrar El Şam, Ceyş-ul Islam ve El Nusra gibi aşırı dinci örgütlerle bağı kesilmeli.
2) Türkiye'nin tampon bölge isteği onun güvenlik kaygıları kadar, özgür muhalifleri yetiştirmek adına da uygulanması gerekli ve makul bir adım olabilir.  Muhalif silahlı güçler bu bölgelerde toplanıp eğitilebilir. Halep Bölgesinin çatışmalardan ve IŞID'dan temizlenmesi bu anlamda önemli. Bu bölge farklı gruplardan muhaliflerin idari gücünü de görmek adına değerlendirilmelidir.
3) Bir 'Özgür Suriye' alanı yaratmak gerekli.  Bu ya Kuzey'de Türkiye'ye yakın ve Kürtlerin de güvencede olacağı bölge olmalı ya da Ürdün sınırında. Bu alanın varlığı Kürtlerin otonomi taleplerini de karşılayacağı için önemlidir.
4) Esad'ın çekilmesi kademeli olacaktır ve yıllar alacaktır. Türkiye gibi Esad karşıtı müttefiklerin buna ikna edilmesi dahası güçlerini İran ve Rusya üzerinde de kullanmaları gerekli. Esad ailesinin yakın çevresinde çözülme beklemek, suikast ya da bir saray darbesi ile devrilmesi senaryoları çok olası görünmüyor. Muhaliflerin önce Esad gitsin talepleri de artık ISID tehdidi nedeniyle dayanaktan uzak.
5) Suriye'nin Federalist bir yapıya geçmesi için Körfez ülkeleri ve Mısır'ın öncülüğünde bir İstikrar ve Savunma Gücü kurulmalı. Bu askeri varlık, BM'nin Lübnan'daki misyonu gibi görev yapmalı. Buradaki kritik nokta İran'ın ikna edilmesi için kurulacak hassas denge. Suriye Savunma Gücü sınırlarda ve ateşkesin sağlandığı yerel noktalarda aşiretler arasında dengeyi koruyacak şekilde konumlanmalı.
Washington tarafından hazırlanan en detaylı siyasi "geçiş dönemi" raporu olan belgede IŞID'a çok az yer verilmesi dikkat çekici. ABD şu noktada Esad'ı tıpkı Saddam gibi kolay gitmeyeceğini hesaplıyor ve onu devirmek için dış müdahale yapılmasını uygun bulmuyor. Yerel yapıyı ağırlıklı olarak Müslüman olmayan azınlıklar, ılımlılar ve Kürtler ile güçlendirmeyi ve Esad'ı çekilmeye mecbur bırakmayı tercih ediyor. Bu açıdan bakılınca plan Clinton döneminde Saddam'a uygulanan "yalnızlaştırma" politikasına çok benziyor. Obama'nın dönemi bitinceye kadar Suriye için daha radikal bir adım atmayacağı, önceliğini Irak'ın güvenliğine ve İran ile nükleer anlaşmaya vereceği de gelen bilgiler arasında.
Fenerbahçe İstanbul'a bakın kimi getiriyor
Galatasaray yeni sezonun yapılanmasında takımın eksikliklerini savunmadan başlayarak kapatmak amacında. Sportif A.Ş.'nin yeni yapılanmış yönetim kurulu kadrosu Alp Yalman, Mehmet Özbek ve Levent Nazifoğlu'nun ilk kez biraraya geldiği toplantıda transferde öne çıkan isimler arasında bir de sürpriz savunmacı vardı. Galatasaray'a önerilen Rus stoper Roman Neustadter, Bundesliga ekiplerinden Shalke'nın formasını 4 yıldır giyiyordu. 28 yaşındaki stoperin sözleşmesinin bittiği ve bonservisinin elinde olduğu bildirildi. Maliyeti düşük olarak görülen 1.90 boyundaki Roman Neustadter, Avrupa Şampiyonası'nda Rus Milli Takım kadrosunda da yer alıyor. Rus savunmacı bu sezon Shalke'de 30 maçta forma giyerken 1 de gol attı. Galatasaray'ın savunmaya transferini düşündüğü isimler arasında Liverpool'un Slovak yıldızı Martin Skrtel de bulunuyordu. Ancak Skrtel'in İngiliz kulübü ile 2018 yılına kadar sözleşmesi sürüyor ve Liverpool'un 5 ile 7 milyon Euro arasında bonservis bedeli istemesi muhtemel olarak görülüyor. Bu yüzden Neustadler ismi stoper transferi için şimdilik öne çıkmış durumda. (Kadir Çetinçalı, İstanbul-DHA)
Birbirinden lezzetli ve farklı tariflerin verildiği programın bu günkü bölümünde Arda Türkmen; izleyicilerine ''Kayısılı İç Pilav'' ve ''Hindi Tandır'' yapılışını gösteriyor
Sadece 750 kilo
Yamaha spor otomobil konseptinin örtüsünü Tokyo'da kaldırıyor. Markanın 2013 MOTIV.e konseptinin takipçisi niteliğindeki bu yeni araç Sports Ride Concept adını taşıyor.
Sadece 750 kg. ağırlığındaki gövdesi, 3900 mm. uzunluğu, 1720 mm. genişliği ve 1170 mm. yüksekliğiyle kent yaşamı için tasarlanan bu özel konsept araç, motosiklet benzeri iki kişilik taşıma kapasitesine sahip.
Karbon fiber malzemelerin kullanılmasıyla elde edilen hafif gövde ağırlığı, üç silindirli 1.0 litrelik motordan oldukça iyi bir performans alınabilmesini sağlıyor. 80 HP gücündeki motor bir önceki konseptte kullanılan motor üzerine geliştirilmiş.
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunca (EPDK), 9 akaryakıt şirketine çeşitli nedenlerle 3 milyon 409 bin 205 lira ceza verildi. EPDK'nın konuya ilişkin ilanı Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlandı.
Buna göre, lisanssız dağıtım faaliyetinde bulunma, LPG otogaz istasyonunda zorunlu mali sorumluluk sigortası yapmama, üretimini taahhüt ettiği madeni yağları üretmeme, araçların yakıt deposuna mineral yağ ve motorin karışımı ürün ikmal etme suretiyle lisanssız olarak bayilik faaliyetinde bulunma, tank içinde gizli düzenek bulundurma gibi nedenlerle 9 akaryakıt şirketine 3 milyon 409 bin 205 lira idari para cezası uygulandı.
EPDK, benzer sebeplerden 1 şirketin de yazılı savunmasını istedi. Kurum ayrıca, 23 şirketin 2016 yılı yurt içi kaynak bilgileri beyanını göndermediğini tespit etti. Söz konusu beyanın, 15 gün içinde kuruma gönderilmemesi halinde şirketler hakkında işlem başlatılacak.
Öte yandan, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının, Adıyaman ve Şanlıurfa'daki petrol işletme ruhsat sahasına 2 bin 485 hektarlık ilave saha müracaatına ilişkin ilan da Resmi Gazete'de yayımlandı.
WhatsApp'ta "mavi tik" sorununa çözüm!
WhatsApp'ta gelen mesajları okuduğunuzu belli etmeden de mesajları okumanız mümkün. Peki çevrimiçi olmadan WhatsApp mesajları nasıl okunur? İşte cevabı...
Dünyanın en popüler mesajlaşma platformu WhatsApp'ın özellikleri saymakla bitmiyor. Bu özelliklerden en fazla dikkat çekeni ve en fazla çektireni de 'mavi tik' özelliği olsa gerek.
Kimi zaman cevap vermek istemediğiniz mesajlar geliyor ancak okuduğunuzda bu karşı tarafa iletildiği için mesajları açamıyorsunuz. Ancak karşı tarafa mavi tik çıkmadan bu mesajları okumanın bir yolu var. Peki çevrimiçi olmadan nasıl mesajları okursunuz?
Kilolardan şikayet edenler, işte size örnek alacağınız 15 inanılmaz insan
Hepimiz hayatımızın bir döneminde aldığımız kilolardan şikayet etmişizdir. Kimisi çözüm olarak diyet denemeleri yapar, kimimiz haplardan/ilaçlardan medet umar, kimimiz de kendini daha beter yemeğe vurur. Ama bazı insanlar var ki, çelik gibi iradeleriyle fazla kilolarından kurtulup bambaşka bir insan olmuşlar. İşte belki de hepimizin örnek alması gereken 15 inanılmaz insan:
Terör örgütü PKK mensuplarının saldırısı sonucu şehit olan Mardin'in Derik Kaymakamı Muhammet Fatih Safitürk'ün yerine Gümüşhane'nin Torul Kaymakamı Hakan Kafkas atandı.
İçişleri Bakanlığı'ndan alınan bilgiye göre, PKK'lı teröristlerin saldırısı sonucu şehit olan Derik Kaymakamı Safitürk'ün yerine Torul Kaymakamı Kafkas görevlendirildi.
Derik Belediye Başkan Vekilliği görevini de yürütecek olan Kafkas'ın, kendi talebi doğrultusunda Derik Kaymakamlığına atandığı öğrenildi.
PKK'lı teröristlerce 11 Kasım'da Derik Kaymakamı Muhammet Fatih Safitürk'e yönelik el yapımı patlayıcı ile saldırı düzenlenmiş, aralarında Safitürk'ün de bulunduğu 3 kişi yaralanmıştı. Kaymakam Safitürk, kaldırıldığı Kızıltepe Devlet Hastanesi'ndeki ilk müdahalenin ardından Gaziantep'te sevk edilmiş fakat kurtarılamamıştı.
Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, parlamento ve senato olağanüstü ortak oturumunda sert konuşmuştu. "Savaştayız" dedi.
Paris saldırıları sonrası Fransa, Suriye'de IŞİD mevzilerini ikinci kez vurdu. Fransız savaş uçakları Birleşik Arap Emirlikleri ve Ürdün'deki üslerden kalktı. Örgütün kalesi Rakka'yı vurdu. Fransız makamlarından gelen açıklamaya göre, saldırılarda IŞİD'in komuta ve militan merkezleri hedef alındı.
Paris AB'de safları sıklaştırmaya çalışıyor
Paris, AB içinde daha önce hiç başvurulmayan ortak savunma maddesini işletiyor; Lizbon Antlaşması'ndaki.
Bu madde, NATO'nun meşhur, "bir müttefike yapılan saldırı diğerlerine de yapılmış sayılır" maddesine benzer.
"Bir üye kendi topraklarında silahlı saldırıya uğrarsa diğer üyelerin tüm imkanlarıyla yardım etme yükümlülüğü vardır" diyor.
Lizbon Antlaşması ne diyor?
AB Savunma Bakanları toplantısında konuşan Fransa Savunma Bakanı Jean Yves Le Drian'a göre, bütün üyeler Fransa'nın bu talebine olumlu karşılık verdi.
Birliğin Dış politika Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini "Fransa'ya saldırı tüm Avrupa'ya yönelik bir saldırıdır" mesajını vermişti.
Üyelerin Fransa'nın talebine olumlu yanıt vermesi iki anlama geliyor. Diğer üyeler ya Fransa'nın Irak ve Suriye'deki operasyonlarına katılacak ya da Fransa'nın diğer askeri operasyonlarındaki yani örneğin Afrika'daki yükünü hafifletecek.
İngiltere operasyona katılmalı mıyım, yoksa katılmamalıyım diye ıstırap çekiyor.
Almanya ise Avrupa dışında bir askeri operasyona katılmaya pek de hevesli değil.
Ruhani'nin kül olan umutları
Aşağı yukarı bir benzetme yapmak gerekirse, Türkiye'nin Rus uçağını düşürmesi neyse, İran'da Suudi Arabistan Büyükelçiliğinin yakılması da ona denk geliyor. Tam bir takım hesaplar somutlaşırken, tam satrançta herkes hamlesini yapmadan önce ellerini ovuştururken hesapta olmayan bir "kaza" ya da "hamle" diyelim.
Hikâyeyi biliyorsunuz "terörist" olduğu gerekçesiyle Ayetullah el Nimr'i Suudi Arabistan astı; İran diplomatik tepkisini ortaya koydu; fakat ne hikmetse kalabalık bir güruh, bir akşam kontrolden çıkıp Suudi Arabistan Büyükelçiliğini yakıverdi. Önce ilişkileri Suudi Arabistan kesti attı, diğer Arap ülkeleri takip etti. İran'da vakayı adiyeden diyebileceğimiz bu olay büyüdü işler kontrolden çıkıverdi. Yahu koca büyükelçilik yakılmış ne adiyesi diyorsanız oraya birazdan geleceğim.
Diasporadaki İran enteljensiyasının ne dediği yer yer önemli. İran içe kapalı bir rejim olduğu için Batı dışarıda yaşayan rejim kaçkınlarının yazdıkları çizdikleri üzerinden İran'ı anlamaya çalışır. Normalleşme olursa, bu da kırılacak ki rejimin aslında en çok da buna ihtiyacı var. Ama şu anda diaspora kanaat şekillendirmede hala etkili. Batı'daki İran enteljensiyasının bir kısmı, ABD'ye, "İşte gördünüz mü bu rejimle iş tutulmaz, sahtekâr bunlar, bildiklerini okur, size dememiş miydik" diye parmak sallıyor. Bu ekip genellikle rejimin gelişiyle pozisyonunu kaybetmiş, yaşı daha olgun öfkelilerden oluşuyor. Genç diaspora ise, daha makul, daha rasyonel, onlar dışarıda doğdular ve doğduklarında zaten bu rejim iktidardaydı. Gençler daha dengeli. Onlar Suudi Arabistan Büyükelçiliği'nin yakılmasının, Ruhani hükümetinin bütün planlarını altüst ettiğini, hesaplarını bozduğunu yazıyor çiziyor. Bu isimlerden biri Ali Vaez, büyükelçiliğin yakılmasının ardından İran'ın iyice izole edildiği ve mevcut hükümeti zor günlerin beklediğini yazıyor.
Peki madem öyle nedir işin aslı? İran'da rejimin eli sopalıları çok. Rejim için yeri geldiğinde kullanışlı olabilen sopalılar bunlar, işine gelince devlet sahip çıkar işine gelmeyince çıkmaz. Yeri gelir İran'da bir muhalifi öldüresiye döver bu eli sopalılar, yeri gelir Güney Amerika sinagog patlatır. Devletle bu grupların bağlantısı yoktur! Yersen.
Büyükelçiliklere saldırılması İran'da ilk kez görülen bir şey değil. 2009 yılında da sonucu hayli tartışmalı seçim sonuçları sonrası çıkan karmaşa da bir saldırı girişimi olmuştu. Eli sopalılar büyükelçiliği taşlamıştı. Ardından İngiliz büyükelçi İran'ı terk etmişti. Elbette o dönem Batı ile bu denli yoğun görüşmeler yoktu, çok fazla kıyamet kopmamıştı. Kimse şaşırmamış, herkes rolünü oynamıştı ama şimdi durum farklı.
Ruhani muhtemelen şu anda kara kara düşünüyor. Yaklaşmakta olan Meclis ve Nigehban seçimleri var. Nigehban dediğim, Hamaney'in vefatı sonrası yeni Rehber'i seçecek olan konsey. Yarış kıran kırana refomculardan Rafsancani saf dışı; onun yerine Humeyni'nin torunu Hasan Humeyni kuvvetli reformistlerden olarak bu konseye aday. Fakat muhafazakarlar da koltuk kaybetmemek için bastırıyor. Mesbah Yazdi 86 koltuklu konseye aday olan kuvvetli muhafazakarlardan. Aynı göze göz dişe diş mücadele Parlamento seçimleri için de mevcut.
Uzun sözün kısası, reformcular İran'da ne zaman iktidara gelseler, sürekli ecel terleriyle boğuştular, hiçbir zaman rahat bir iktidar dönemi yaşayamadılar. Hatemi ilk döneminde o kadar zorlanmıştı ki, ikinci kez Hamaney'in ısrarları sonucu, kelimenin gerçek anlamıyla ağlayarak aday olmuştu. Şimdi adını günlük gazetede zikretmek bile yasak.
Ruhani, ABD ile el sıkışarak muhafazakarları kızdırmıştı. Enflasyonun düşme emareleri göstermesi, İran'a Avrupalı sermayenin hücuma geçmesiyle insanların, "refaha ereceğiz" umuduna girmesi, hali hazırda para musluklarının başında oturanları yeterince rahatsız etmişti.
Şimdilik Suudi Arabistan Büyükelçiliğini saran alevler Ruhani'nin umutlarını da küle döndürebilir gibi görünüyor. Tecrübeli diplomat Zarif'i, bol mekik dokuyacağı hareketli günler bekliyor.
Yılbaşı alışveriş sezonu girişimcileri e-ticarete davet ediyor
Avrupa'nın lider e-ticaret firması Dreamcommerce'un Türkiye'deki platformu Zencommerce; girişimcilere ve firmalara anlamlı bir yılbaşı hediyesi sunuyor.
İnternetin yaygınlaşması ve mobil ticaretin güçlenmesiyle giderek dijitale kaymaya başlayan e-ticaret, dünyada olduğu gibi Türkiye'de de yılbaşı döneminde en yoğun günlerini geçirecek. Milyonlarca müşterinin mobil cihazlarından sanal mağazalara akın edeceği günlerde Zencommerce.com; girişimci adaylarına e-ticarete dâhil olmaları için son dakikaya kadar sürpriz fırsatlar sunacak.
E-ticaret geleneksel alışverişin yerini alıyor Zencommerce
E-ticaretin yılbaşı dönemini canlandırdığına en iyi örnek ABD'de Şükran Günü'nü takip eden Kara Cuma ve Siber Pazartesi. Amerikalılar 2016'da Kara Cuma siparişlerinin yüzde 48'ini mobil cihazlardan yaparken, aynı alışkanlığı Siber Pazartesi'de de gösterdi.
Küresel alanda hızla değişim gösteren alışveriş dinamiklerini değerlendiren Zencommerce Türkiye Ülke Müdürü Emre Gülas "ABD'de Kasım-Aralık perakende e-ticaret satışları 56,4 milyar dolara ulaşırken, mobil e-ticaretin bu rakamdaki payı 12,6 milyar dolar oldu. Siber Pazartesi'nin 2016'da getirdiği gelir ise geçtiğimiz yıla oranla yüzde 12,1 artarak 3,45 milyar dolara yükseldi. Türkiye'de ise son birkaç yıldır etkisini hissettiren Kara Cuma, yılbaşı dönemlerinde tüketicileri daha fazla alışverişe teşvik ediyor'' ifadesini kullandı.
Türkiye'deki internet kullanıcıları hep son dakikaya kalıyor
Türkiye'deki internet kullanıcılarının yüzde 91'i incelediği ürüne ulaşmak için yerel firmaları tercih ederken, aramaların yüzde 31'i spesifik bir ürünü bulmak için gerçekleşiyor. Ürün incelemelerinin yüzde 53'ü akıllı telefon ile yapılırken, kullanıcılarının yüzde 44'ü ilk fiyat bilgisine bakıyor.
Tüketici özelliklerinin girişimci ve firmalar tarafından mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini belirten Gülas: "Ülkemizde yılbaşı satışlarını arttıran bir diğer önemli husus Türk insanının son dakikada alışveriş yapmayı sevmesi. Tablo böyle olunca yılbaşında e-ticaret satışlarında büyük bir artış görülüyor. Yılbaşının çevrimiçi alışverişe olan etkisini değerlendirdiğimizde markaların e-ticarete başvurmaları kaçınılmaz bir hamle olacaktır. Platformumuz aracılığıyla kullanıcılarımız; ürünlerini satacağı sanal mağaza kurulumunu anında gerçekleştiriyor ve yılın en çok satış yapılan günlerini değerlendirme şansı buluyor" yorumunda bulundu.
E-ticarete atılmak yılbaşında daha avantajlı
Girişimci ve firmalara yılbaşı döneminde e-ticarete atılmaları için özel avantajlar sunan Zencommerce.com; sadece 1 dakikada aktif hale gelen yazılım paketlerini, 26 - 31 Aralık tarihlerinde yüzde 80'e varan indirimlerle sunacak. Gülas, "Girişimci ve firmalar sunduğumuz avantajlardan sadece yılbaşı sezonunda yararlanmakla kalmayacak, aynı zamanda yeni yıla satışa başlamış bir mağaza ile girecekler" ifadesini kullandı.
"Konut sektöründe 4-5 ay fiyat avantajı var"
Yapı-Endüstri Merkezi tarafından yedincisi düzenlenen 600'ü aşkın izleyicinin takip ettiği Konut Konferansı 2016; yapı, gayrimenkul, inşaat, tasarım ve mimarlık alanlarının önde gelen temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirildi.
'Konut Sahibi Olmak Ya Da Ol(a)mamak' temalı Viega sponsorluğunda gerçekleştirilen konferans sektör ve basın tarafından ilgiyle takip edilerek yüzlerce izleyiciye ev sahipliği yaptı.
"İkinci el konut fiyatları düşer"
Reidin Türkiye Ülke Müdürü Kerim Alain Bertrand'ın yönettiği 'Konut Yatırımları'nda 5N1K' başlıklı ilk oturumda; Kentsel dönüşümün arzın niteliğinde sunduğu değişim masaya yatırıldı. Panelin katılımcılarından Cushman Wakefield Türkiye Araştırma Direktörü Dr. Dilek Pekdemir 1970'lere kıyasla aile yapısının değiştiğine dikkat çekti. Ortalama aile üyesi sayısının 5.7'den 3.6'ya düştüğünü hatırlatan Pekdemir: "1970'lerde yılda 70 bin konut üretilirken 2000'lerde 245 bin, 2010'da 400 bin, geçen yıl ise 700 bine yakın konut üretildiğini görüyoruz. Sektörün durumuna dönüşümden ziyade yenileme diyebiliyorum. Bu tam olarak bir kentsel dönüşüm değil. Şu an binaları yıkıp yeniden yapıyoruz. Depremin ardından 2000 sonrası yapı kalitesiyle ilgili standartlar geldi. Konut stokunun sadece yüzde 8'i yani dört aileden birisi, 2000 sonrası üretilen binalarda yaşıyor. Demek ki kentsel dönüşüme ihtiyaç var" diye konuştu. Hiçbir alternatif yatırım ürününün konut kadar getiri sağlamadığını belirten Pekdemir "Bu nedenle konut üretimi artıyor ama satışların yüzde 60'ının ikinci el konutlar olduğunu görüyoruz. Ben ikinci el konutların fiyat artışlarında düzelme olur diye düşünüyorum" dedi.
"Yenileme alan bazlı olmalı"
Atlas Proje Geliştirme ve Yönetimi Şirketi Başkanı Tavit Köletavitoğlu "Bir kent için makro plan, alt yapı ve üst yapıyla ilgili senaryo yazılmıyorsa bu boşluğu kaos doldurur. Plan olmayınca insanlar canlarının istediği gibi hareket ediyor. Medeni ülkelerde aynı sokakta üç tane bina yenilenmez. İstanbul'da en kolay hareket eden araçlar vinçler ve iş makineleri. Kent yönetimi yaşayanların hayat kalitesini zedeleyen her şeyi minimize etmek mecburiyetindendir. Bu eksiği tamamlamak için yasal bir düzenleme yok, yapılmalı. Aksi halde bir nesil yenilemenin çirkinlikleriyle yaşamak durumunda kalır. Medeni toplumlar yasalarla, kurallarla değil; müeyyidelerle, uygulamalarla yönetilir. Yanlış yapanla doğru yapanın ayrılmasıyla yönetilirler" diye konuştu. Çok ciddi şekilde kentsel dönüşüm ihtiyacı olduğunu söyleyen Köletavitoğlu İspanya'daki alan bazlı yapılan yenilemeyi örnek gösterdi ve sözlerine şöyle devam etti: "Yüzde 25 fazlalık, finansmanda kullanılıyor. Bu şekilde bölgenin ormanı ya da denizi daha sağlıklı kullanılıyor. İstanbul'da hiçbir örneğini yaşayamadık bunun. Alt yapı ve alan bazlı oldu mu başka bir şey oluyor."
"AB fonlarında finansman araştırması yapılabilir"
Almanya'daki yenilemeyi örnek gösteren İstanbul Üniversitesi İşletme Fak. Finans Anabilim Dalı Öğr. Üyesi Doç. Dr. Ali Hepşen ise "1971'de bir mastır plan yürürlüğe girmiş. O tarihten bugüne kadar 30 yıllık süreçte yenileme süreçleri başlatmışlar. Bir yenileme sürecinin planlaması bile 10 yıl. Ekolojik dengeyi bozmadan canlılar naklediliyor. Yenilemeye karşı çıkan bir hak sahibi varsa süreç durduruluyor" dedi. Deprem olgusunun unutulmaması gerektiğini vurgulayan Hepşen, yapı stokunun sadece yüzde 8'inin 2000 yılı sonrasında inşa edildiğini hatırlattı ve ekledi: "Kaynak olmadan işin finansmanını sağlamak mümkün değil. Neticede daha yaşanabilir bir çevre için parsel bazlı dönüşümlerden ziyade alan bazlı olması gerektiğini görüyoruz. Alan bazlı dönüşümlerde iş finansmana dayanıyor. Almanya'da tek kullandıkları kaynak var Avrupa Birliği fonları. Önümüzdeki dönemi şekillendirecek en önemli konulardan bir tanesi finansman olacaktır. AB fonları kullanımı konusunda araştırma olmadığını gözlemliyoruz. Yılda 15-16 milyar dolarlık finansman ihtiyacı var. Tüm kentsel dönüşüm alanlarının yenilenmesi 20 yılda 400-500 milyar dolarlık finansman yükü bulunuyor. Böyle bir sermayenin bulunabilmesi için sermaye piyasası enstrümanlarının kanunlarda yer bulması gerekiyor" diyerek sözlerini noktaladı.
"Önümüzdeki 4-5 ay fiyat avantajı var"
Oturumda son olarak sözü alan DKY İnşaat ve Gayrimenkul Yatırım Genel Müdürü Tevfik Türel "Asıl planlama vizyon koyabilmektir. Bugünkü Dubai 1995 yılında yaratılan vizyonun sonucudur. Bizim planlarımızda en büyük eksiklik bir vizyon ortaya koyabilmektir. İçerik anlamda statükoyu korumak plan değildir. Vizyon tartışılabilir, o vizyon ortaya konduktan sonra ona göre altyapınızı yaparsınız. Hedef koyacaksınız ki oraya doğru gideceksiniz. Kaynaklarımızda bu plansızlık yüzünden yanlış yönlendiriliyor" diyerek sözlerine başladı. 2016 başından itibaren fiyatlarda artış olmadığını hatırlatan Türel "Bu düşüş sona geldi. Önümüzdeki dört beş ay içinde fiyat avantajı var piyasada. Daha sert bir düşüşü destekleyecek bir veri görmüyorum. Doların artmasıyla çimento ve demir fiyatların artması fiyatları yukarı doğru taşıyacaktır. İmkânı olanlar için ciddi fırsatlar var. Artı konut kredilerinde 0.90 faiz oranları söz konusu" diye konuştu.
İstanbul Kültür Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Evren Burak Enginöz'ün moderatörlüğünü yaptığı 'Herkesin Hayali: Erişilebilir Konut' başlıklı ikinci oturumda engelsiz, erişilebilir konutlar, yasalar, mevzuatlar ve sektöre düşen görevler masaya yatırıldı.
Engelsiz Hayat Dayanışma Derneği Başkanı Adem Kuyumcu ilk sözü aldığı panelde, engellilerin tüketici olarak görülmesinin önemine dikkat çekti. Medyada mağdur gösterilen engellilerin fakir olduğu algısının yaratılmasını eleştiren Kuyumcu, gelir seviyesinin dağınık olduğunu ve alım gücü yüksek bir kesimin bulunduğunu hatırlattı. "Toplamda aileleriyle 30 milyon kişiden bahsediyoruz ve maalesef sektör bu konuda üretim yapmıyor" diyen Kuyumcu şöyle devam etti: "Öncelikle bakış açısını değiştirmemiz gerekiyor. Hepimiz yaşlanacağız. Yaşlılıkta bir engellilik durumudur. Türkiye'de 85 yaşın üzerinde 4 milyon kişi yaşıyor. İhmal edilen sorunlar nedeniyle sokağa dahi çıkamıyor. Engelli yaşam hakkına saygı gösteriyorum, insani bir haktır diyebilmek gerekiyor. Mimarlara Hipokrat yemini gibi evrensel tasarım ilkesine uyma yemini getirilmeli." Denetimi de sivil toplumun yapması gerektiğini söyleyen Kuyumcu sözlerini şöyle bitirdi: "Sizlere ihtiyacımız var. Alanda uzmanlaşmış sivil toplum örgütleri, mimarlar, mühendisler ve engellilerden oluşan bir denetleme komisyonu kurulsun. Taşeronlara da eğitim verilsin. Lütfen hepiniz engelsizlerin aktivisti olun."
"Erişilebilir konut yapan yatırımcı ödüllendirilsin"
Evrenol Mimarlık Kurucu Ortağı Mehpare Evrenol ise engelsiz konutun çoğu kişinin umurunda olmadığını söyleyerek çarpıcı bir başlangıç yaptı. "Nüfusun yüzde 10'undan fazlasına tekabül eden hakiki engellileri görmüyoruz. Kanada örneği model alınmalı. Mevcut yasa şu ana kadar tarif ettiği ortamda kısmi bir açılım sağlıyor. Mesela yüzde 10 meyilli rampa yetmiyor, yüzde 6 olmalı. 90 cm ölçüsünden aşağıda kapı yapılmamalı, dönüş mesafesi bırakılmalı, asansörler daha geniş ve erişimi kolay olmalı. Bir panik anı için bütün kapılar dışarı açılmalı. Kanunda böyle bir konu da yok. Kurallar yeterli değil. Kanunlar incelikli hazırlanmalı. Büyük peyzaj alanına sahip konut projelerinde hiç engelli çocuklar için parklar yapıyor muyuz? Olanı da uygulamıyoruz, eğitimimiz eksik, mimari eğitimde engelsiz konut hakkında bir sayfa yer almıyor" sözleriyle konuşmasına devam eden Evrenol şunları söyledi: "Devletin sübvansiyon sağlaması lazım. Erişilebilir bir konut yapıyorsa yatırımcı ödüllendirilsin çünkü kapitalist bir dünyada yaşıyoruz. Bunlar tüketici için bir reklam özelliği taşıyabilir. Engelsiz yaşam evrensel bir hak. Bu farkındalık önce kendilerinde gelişmeli ve talepte bulunmalılar. Neden bana uygun beş tane daire var mı diye sormuyorlar? Nüfusun yüzde 12'sinden bahsediyoruz."
"Nüfusun yarıya yakını engelli yaşam sürüyor"
Panelde son olarak sözü alan T.C. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü Peyzaj Mimarı Gamze Feyzioğlu "Erişilebilirlikten; herkesin istediği her yere, bağımsız ve güvenli olarak erişmesini anlıyoruz. Engelsiz konutun; binanın yakın çevresinden başlayıp, girişine, bina içindeki yatay ve dikey ulaşım alanlarına ve konuta girdiğinde de bağımsız ve güvenli olduğunu anlıyoruz. İmar mevzuatında ilgili standartlara uyulması konusunda amir hükümler bulunmaktadır. Erişilebilirliğin denetlenmesi T.C. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'na verildi. Denetleme komisyonları kuruldu. Denetimler devam ediyor" sözleriyle konuşmasına başladı. Feyzioğlu "Fiziksel engellilerin yanı sıra dezavantajlı olarak kabul edilen bir grup var. Bu grup sürekli ya da dönemsel hastalıkları olanlar, hamileler, yaşlılar, çocuklar ve hatta çocuk arabalı ebeveynler. O halde nüfusumuzun yarıya yakınının engelli yaşam sürdürdüğünü söyleyebiliriz. Ancak konut üretimine baktığımızda aynı oranda üretilmiyor ya da arzu edilen standartlarda olmuyor. Mimarlar neden engelsiz konutla ilgili yasa ve yönetmeliklere uymuyor? Gelen taleplere karşı zihnimizdeki engelleri kaldırmalı ve alternatif fikirler üretmeli" diye konuştu.
"Y kuşağı için klostrofobik evler var"
SYS Hukuk Bürosu Kurucu Ortağı Av. Yalım Canveren'in yönettiği üçüncü oturumda ise yeni nesil tüketiciye yönelik konut politikaları tartışıldı.
Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü Gümrük ve Ticaret Uzmanı Derya Güngör Özçelebi "Ne kadar çalışırsak çalışalım ciddi bir güvensizlik var. Tüketici yüksek miktardaki tasarrufunu şirkete emanet ediyor ve bunun karşılığında teminat görmek istiyor" diyerek konuşmasına başladı ve önemli tavsiyelerde bulundu: "Bina tamamlama sigortası çok önemli. Firmaya elden verdiğiniz para kayıt altına alınmadığı sürece hakkınızı arayamazsınız. Ödeme alınmasının sözleşmenin imzalanmasına bağlı olduğunu hatırlatmam gerekiyor. Biz ne düzenleme yaparsak yapalım tüketicinin bilgilendirilmesi önem taşıyor. Sözleşme imzalamadan önce okunmalı. İlgili mevzuata bakılabilir. Gerekirse danışmanlık almalı. Kendisini korumak için yapılan mevzuatı atlatmaya çalışan var. Kayıt altına girmemek için daha büyük bir bedel ödeniyor. Sonra devletin koruması bekleniyor. Gerçek rakamı getirmek lazım. Özellikle Anadolu'da önemli problemler var. Ücretli danışmanlık alamıyorsanız kamu kurumlarından da bu konularda bilgi alabilirsiniz.
"Yaşam maliyeti düşük kentlere yerleşilebilir"
Türkiye'de barınma ihtiyacının patolojik bir durumda olduğunu söyleyen GİİP Genel Sekreteri/ Kandemir & Partners Avukatlık Bürosu Kurucusu Av. Mehmet Ali Kandemir bu soruna çözüm önerileri getirdi. "Tarım arazileri verimli hale getirilmeli, nüfusu 1.000 ile 2.000 arasında değişen köyler oluşturulmalı ve büyük şehirdeki nüfus bu köylere kaydırılmalı. Bunun için teşvik politikaları uygulanmalı. Bu sağlandıktan sonra sosyal konut sağlıklı hale gelecek ve barınma sorunu kaldırılmış olacak" diyen Kandemir bireylerin ise öncelikle proaktif duruş sergilemesini istedi ve "Genç neslin; yaşam maliyetinin düşük olduğu kentlere yerleşmesi, konut edinmek için alternatif yollar geliştirmesi, siyasi irade üzerinde sosyal konut projeleri için baskı yapması çözüm olabilir" dedi.
Y kuşağı için önemli tespit
Panelin diğer önemli konuşmacılarından AMSTAR Ülke Müdürü ve Kıdemli Başkan Yardımcısı Zafer Baysal ise "Askeri arazilerin bir kısmı park yapılacak bir kısmı arz edilecek. Yüksek fiyat isteyenlerin ellerindeki arsalarını şimdiden satmalarını tavsiye ediyorum" dedi. Yeni nesil Y kuşağının bağımsız yapısıyla kiracı profili çizdiğini belirten Baysal "Y kuşağının yaşayamayacağı bir artı bir penceresi açılmayan kafes gibi bir yere davet edeceksiniz. Duramaz ki. Klostrofobik bir ortam sosyokültürel faktörleri de göz önüne almalı" dedi. Baysal sözlerini şöyle noktaladı: "İşsizlikte dünyada ilk 10'dayız. İstihdamı artırmanın yolu yatırım ve ülkenin geleceğine olan güvenimiz. Yabancı yatırımcılar açısından cazip olabilmek gerekiyor. Evrensel hukuk ve hukuk özgürlüğü finansal etkiler kadar önemli. Bunların da tekrar gündeme gelmesiyle yabancı yatırımcıyı cezbeden bir ülke olacak umarım."
İstanbul için park çağrısı
YAPI Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Yasemin Keskin Enginöz'ün moderatörlüğünü yaptığı son oturumda başta askeri alanlar olmak üzere atıl alanların yeniden değerlendirilmesi ve konut piyasasına etkisi konuşuldu. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın 326 bin 200 hektarlık bir askeri arazi olduğunu, 11 bininin İstanbul, 7 bininin Ankara'da olduğunu hatırlatan Enginöz "Toplam sayı 195 adet. Kent içinde kalanları 172, orman alanı içinde kalanlar 23 tane. Bu arazileri konuşurken bugün şehirde nasıl konumlandıkları üzeninden bir bakış geliştirmenin doğru olduğunu düşünüyoruz. Batı'da üsler eğer donanma ise sivil havacılığa ya da taşımacılığa dönüşüyor veya fuar alanı veya sinema platosu olarak kullanılıyor" dedi.
"Sadece arsa olarak bakıp imarı çıkartırız konut yaparız derseniz başından kaybetmiş oluruz" diyerek sözlerine başlayan Pamir&Soyuer Gayrimenkul Danışmanlık Kurucu Ortağı Firuz Soyuer "Kent için kazandırılan yeni alanlar kullanıcısına ne yarar ve ne değer veriyor? Sürdürülebilirlikle 24 saat yedi gün kullanılabilecek kent parçaları yaratılabilir mi? Yeni kullanıma açılan alanların hangi fonksiyonları olabilecek ona bakmak lazım" diye devam etti. "Kentli olmayı özendirecek unsular katılmalı. Özellikle Maslak'ta şehir parkı akla geliyor. İstanbul, bunu hak etti. Şehir parkı derken yeşil alan olarak düşünmedim. Şehre değer katacak bir parkın tüm fonksiyonlarını içeren bir plan içinde yapılması gerekiyor. Park esas olmalı, örneğin yaşlılar için bir huzur evi gibi fonksiyonlar ikinci olmalı. Toplu ulaşma açık ve herkesin kolaylıkla erişebileceği bir plana sahip olması lazım. Kentte yaşamanın zevkini yaşatmalı. Bunların ortak akılla yapılması, merkezi ya da genel planlamadan çok daha önemli. Muhakkak yarışmayla yapılmasını faydalı buluyorum. Yarışma dışında yapılması halinde yararlı olacağına inanmıyorum." diye sözlerini sonlandırdı.
Hyde Park ya da Central Park gibi başarılı şehir parklarının yılda 47 milyon civarında ziyaretçi aldığını belirten Şehir Plancısı Erhan Demirdizen bunun aynı zamanda turizm sektörüne de büyük katkı sağlayan yatırımlar olduğundan bahsetti. Demirdizen sözlerine "Cumhuriyet tarihinde başardığımız büyük şehir parkı yok. Büyük parklarımız sarayların bahçeleri. Kent ile bahçeleri doğru bütünleşen yeterli ziyaretçi alan başarılı parklar yok. Ölçülebilir başarı peşindeyiz. Eğer toplu taşımayla desteklenirse başarılı olur. Tabi ilçeye göre fonksiyonlarının düşünülmesi lazım" diye devam etti.
Türkiye'nin ilk yerli online dizisi "Masum" başlıyor
Dijital TV sektörüne hızlı bir giriş yapan, Türkiye'nin internet televizyonu BluTV, dizi sektörüne "Masum" ile yeni bir soluk getirmeye hazırlanıyor.
Çalışmalarına geçtiğimiz Haziran ayında başlanan Masum, Ocak 2017'de izleyicisi ile buluşacak. Türkiye'nin ilk reklamsız dizi unvanına da sahip olacak Masum aynı zamanda sektöre de öncülük yapacak.
Ünlü isimler "Masum" için bir araya geldi
Polisiye ve dramayı harmanlayarak, ilk bakışta sıradan görünen bir Türk ailesinin çevresinde gelişen sıra dışı bir hikâyeyi konu alacak dizinin başrollerinde Haluk Bilginer, Nur Sürer, Ali Atay, Okan Yalabık, Serkan Keskin, Tülin Özen ve Bartu Küçükçağlayan var.
Yapımını pek çok ilke imza atmış, merakla beklenen, rating rekortmeni dizilerin yapımcısı D Productions'ın yaptığı, Berkun Oya'nın kendi tiyatro oyunu "Bayrak"tan uyarlayıp aynı zamanda proje tasarımı ve senaristliğini de üstlendiği dizinin yönetmenliğini ise Altın Portakal ödüllü Seren Yüce (Çoğunluk, Rüzgarda Salınan Nilüfer) yaptı.
Düşmeyen tempo ve sürprizlerle dolu akışıyla heyecan hiç bitmeyecek
Her biri 60 dakikalık 8 bölümden oluşan dizinin genel hikâyesi ise şöyle: Emekli Komiser Cevdet ve karısı, ömürlerinin son yıllarını şehirden uzaktaki küçük çiftlik evlerinde huzur içinde geçirmektedirler. Ta ki küçük oğulları bir gece yarısı korkunç bir haberle eve gelene kadar…
Sürdürülebilir bir yaşam mümkün mü?
Betül Memiş / Cnnturk. com
"Sürdürülebilir bir yaşam mümkün mü?" Dünya bambaşka hikayelerle varoluş sancısını çığırtan insanlarla uğraşadursun, bu soruya cevap bulmak için uzun yıllardır ve özellike dokuz yıldır gönüllüleri de yamacına katıp, profesyonelce işler yapanlar da var.
Bunlardan bir tanesi de dokuzuncusu düzenlenen "Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali" (SYFF).
20 Kasım'a kadar 19 il / ilçede eş zamanlı olarak gerçekleşen festival Türkiye'den ve dünyadan 25 belgeseli izleyici ile buluşturuyor.
Sürdürülebilir Yaşam Kolektifi tarafından Surdurulebiliryasam.tv ve Kelebek Etkisi Derneği işbirliğiyle hayata geçen festival, bu yıl da umudun ve gücün yaratıcılarının 'bizler-kendimiz' olduğunun altını çiziyor ve 'hiçbir şey için geç değildir' diyor.
Festivalin içeriğini Sürdürülebilir Yaşam Kolektifi'nden Pınar Öncel, Tuna Özçuhadar ve Gamze Selçuk ile konuştuk.
"İyi vakit geçirmenin ötesinde ilham vermek istiyoruz"
SYFF bu yıl belgesellerin yanı sıra konuşmacılar, müzisyenler ve yan etkinliklerden oluşan bir programla karşınızda. Festival izleyicilerinin iyi vakit geçirmelerinin ötesinde, değişim için bireylere ve topluluklara ihtiyacımız olduğunu hatırlatmak, onları cesaretlendirmek ve ilham vermek istiyoruz. Seçkideki filmler; konuların / sorunların birbiriyle ilişkisini içeriyor, farklı boyutlarıyla ele alıyor. Her ne kadar etkileyici veya sinematografik açıdan başarılı olursa olsun, sadece bir soruna odaklanan, sorunun kökenini, etkileşimlerini gözden kaçıran bir yapım seçkide yer almıyor. İçerisinde mutlaka yaratıcı çözümler barındırıyor.
Sadece sorunlara odaklı filmler izleyiciyi güçsüz hissettiriyor. Oysa bizim yaratmak istediğimiz duygu 'bir şeyler yapabilirim'. Bireylerin, toplulukların ürettiği çözüm fikirlerini, hayata geçen girişimleri içermesini istiyoruz.
Festival bizleri harekete geçmeye çağırıyor
2016 seçkisi katılımcıları ve bizleri neye çağırıyor?
2016 film seçkisi atığın ne kadar değerli bir kaynak olduğunu, dünyanın karşı karşıya olduğu sorunlara çözüm üretmek için işbirliğinin potansiyelini, ekonomik demokrasinin ve kooperatif iş modellerinin gücünü, gerçek gıdanın nasıl mümkün olduğunu, yerelin değerini ve birçok yaratıcı çözümü aktarırken, bizi de harekete geçmeye çağırıyor.
Filmleri neye göre seçiyorsunuz?
İlk festivali düzenlemeden bugüne neler değişti, evrildi?
Yıllar içinde festivalin içeriğini ve yapılış şeklini geliştirdik, açık kaynak bir yapıyla farklı şehirlerde, yerel ekipler tarafından gerçekleştirilmesini sağladık. Festival 2008'de, toplumdaki farkındalığın artması gerekliliğinden ortaya çıkan bir girişim. 2014'ten itibaren ise her yıl yaptığımız 'Siz de Yapabilirsiniz!' çağrısına cevap veren yerel ekipler ile işbirliği yaparak birçok şehirde eş zamanlı olarak gerçekleşmesini sağlıyoruz. Böylece hem farklı coğrafyalara yayılıp, daha çok kişiye ulaşıyoruz hem de yerel ölçekte STK'ların ve aktivist grupların işbirliği yaparak şehirlerinde bu festivali yapmalarını mümkün kılıyoruz.
Neyi sürdürmek istediğimizi sorguladığımızda
'Sürdürülebilir yaşam'ı kavramsal olarak açıklar mısınız?
Yaşadığımız gezegenin imkanlarının, insan faaliyetlerini daha fazla tolere edemeyeceğinin anlaşılmasının geçmişi çok uzun yıllara dayanmıyor. Dolayısıyla 'sürdürülebilirlik' kelimesi, insanlık tarihine bakıldığında çok yeni sayılır. Bu yeni sayılabilecek kelimenin tarif ettikleri beraberinde birçok yanlış anlaşılmayı getirdiği gibi, yanlış anlamaya sebep verecek şekilde kullanıldığına da sıkça rastlamaktayız. Hem sürdürülebilirlik kavramından ne anlamamız gerektiği hem de neyi sürdürmek istediğimizi sorguladığımızda, konunun özünde yaşamı görüyoruz. Özetle varlığımızın devam edebilmesi birbirimizle ve gezegenle kurduğumuz ilişki biçimine bağlı...
Başka bir dünya mümkün mü? İlk aşamada bizler ne yapmalıyız?
'Sürdürülebilir yaşam' hep birlikte ulaşılabilecek bir gelecek hedefi. Hiçbirimiz izole bağımsız hayatlar yaşamıyoruz. Görünmez iplerle birbirimize bağlıyız. Tüm tercihlerimizle, yaşam biçimimiz, alışveriş alışkanlıklarımız, kullandığımız malzemeler, işimiz, yaşadığımız yerle ilişkimiz ile ya sürdürülebilir yaşamı destekliyoruz ya da sürdürülemezliği. Daha çok paylaşarak, gerçek ihtiyaçlarımızın farkına varıp, bu ihtiyaçları karşılarken gereken ürünleri edinirken, bilinçli davranabilir, yereli, yerel ekonomiyi, küçük üreticileri destekleyebiliriz. Dayanışma ve işbirliği kültürünü geliştirecek seçimler yapabiliriz. Sürdürülebilirlik ne yaptığımızdan çok 'nasıl yaptığımız'la ilgili.
Daha yaşanabilir bir dünya için ortak hayalleri olan
Sürdürülebilir Yaşam Kolektifi nasıl oluştu? Bu hareketle hedeflenen nedir?
Kolektif 2007'de bir araya gelen, sürdürülebilirlik alanında ortak vizyonu ve hayalleri olan bir grup arkadaş tarafından iş yapma şekillerini tarif edebilmelerini sağlayacak şekilde kullanılmaya başlandı. Ve bunu da şirket veya dernek gibi herhangi bir tüzel kişilik altında yapmak istemedik, çeşitliliğe değer veren, açık ve esnek bir yapının hayalini kurduk. Kurumsal bir kimliğimiz ve organizasyonel bir yapımız yok. Su molekülleri gibi bağımsız ve dağınığız, hava durumuna göre yoğuşmayla bir araya geliyor ve yağmur gibi yağıyoruz. 2008'den bugüne, birbirini hiç görmemiş, tanımamış ama daha yaşanabilir bir dünya konusunda ortak hayalleri olan yüzlerce gönüllü olarak 'Sürdürülebilir Yaşam Film Festival' için bir araya geliyoruz.
Yaşadığımız coğrafyada pek de iç açıcı zamanlar yaşamıyoruz; fakat sizin gibi pek çok proje, bir tür direniş niteliğinde umut vaadediyor. Son olarak söylemek istediğiniz?
Sürdürülebilirlik mevcut duruma bakarak veya düşünerek ulaşılabilecek bir hedef değil. Mevcut duruma bakarsak fazla yol kat etmemiz mümkün değil ne yazık ki! Çalışmalarımızda mevcut duruma bir direnişten ziyade, ondan bağımsız olarak yaratmak istediğimiz geleceğe odaklandığımız bir yaklaşım benimsiyoruz. Bugünkü koşulları yaratan bizler olduğumuza göre ve başka bir gerçekliği de yaratabileceğimizi düşünüyoruz. Herkesi yaratıcı olmaya davet ediyoruz. Bugün karşılaştığımız karmaşık sorunları yaratan bu sistemden çok daha iyisini yaratabileceğimize inanıyoruz.
LG'nin Deep Learning adını verdiği yeni ve sezgisel teknolojisi ile akıllanan cihazlar, hayatlarımıza çok büyük bir rahatlık getirecek.
LG Electronics; günümüzün beyaz eşyalarının işlevselliğini yepyeni bir seviyeye çıkararak eşsiz bir performans ve rahatlık sunmak amacıyla tasarladığı Deep Learning teknolojisini CES 2017'de tanıtacak. LG Deep Learning, evdeki beyaz eşyalara kattığı zekayla, kullanıcıların alışkanlıklarını gözlemleyip inceleyerek, onların yaşam tarzını daha iyi anlamalarını sağlıyor. Aralıksız olarak devam eden bu süreçle birlikte; tüm LG akıllı cihazlar kullanıcıların günlük sorunlarına yeni çözümler bulabilmek için kendilerini sürekli geliştiriyor.
Robot süpürge: Bellek ile geliştirilmiş performans
Çoklu sensörler ve LG Deep Learning teknolojisini kullanan LG'nin en yeni robot süpürgesi, odadaki eşyaları tanıyor ve buna göre tepki veriyor. Odanın yüzey görüntülerini kaydeden akıllı süpürge, karşılaştığı engelleri hatırlıyor ve onları aşmayı öğreniyor. Elektrik kabloları ve terlik gibi engelleri bile algılayabilen teknolojisiyle engellere takılmadan temizliğe devam ediyor. Silindir fırçasını herhangi bir yere sıkıştırmadan çalışabildiği için insan yardımı olmadan da yolunu buluyor ve takıldığı yerlerden kendi kendine kurtulabiliyor. Hatta LG robot süpürge temizlik sırasında karşısına çıkan engelin bir insan mı yoksa bir koltuk ya da masa gibi cansız bir nesne mi olduğunu da ayırt edebiliyor. Karşısındaki engel eğer bir insansa nazikçe yana çekilmesini rica ediyor.
LG'nin Deep Learning teknolojisi, LG akıllı buzdolaplarının tüketiciye sağladığı rahatlık ve kolaylığı çok daha üst seviyeye taşıyor. LG akıllı buzdolabı kullanıcıların alışkanlıklarını analiz ederek neye ihtiyaçları olduğunu "öngörüyor" ve kendi kendine çeşitli görevleri yerine getiriyor. LG'nin Deep Learning teknolojili buzdolabı; soğuk içeceklerin en çok tüketildiği zamanları gözlemliyor ve o saatlerde buz haznesini otomatik olarak kendisi dolduruyor. Ayrıca yaz aylarında gıdaların bozulmasına neden olabilecek sıcaklık ve nem koşullarını algıladığında, gıda ömrünü uzatmak için kendi kendine dört aşamalı sterilizasyon sistemini başlatabiliyor.
LG'nin Deep Learning teknolojisine sahip akıllı kliması, ev sahiplerinin gün içinde en fazla hangi odaları kullandığını analiz ederek hızlı ve verimli bir şekilde en uygun oda sıcaklığını ayarlayabiliyor ve gerekli alanlara daha hızlı soğutma imkânı sağlıyor. Örneğin hafta sonunda en fazla oturma odasının, hafta içinde ise mutfağın soğutulması gerekiyorsa, LG'nin Deep Learning teknolojili akıllı kliması kendini bu gibi durumlar için otomatik ayarlayabiliyor.
Çamaşır makinesi: Her durumda en uygun performans
Yeni teknolojiye sahip LG akıllı çamaşır makinesi; en uygun yıkama performansını sağlamak için bulunduğu ortamdaki çevresel değişkenleri öğreniyor ve kullanıcının günlük faaliyetleri hakkında bilgi ediniyor. Örneğin, suyun aşırı kalsiyum karbonat ihtiva ettiği bölgelerde, sert suyun kıyafetler üzerindeki etkilerini ortadan kaldırmak için kullanılan su miktarını ve sıcaklığını en uygun şekilde ayarlıyor. Çok tozlu bölgelerde ise daha temiz bir yıkama için otomatik olarak fazladan bir durulama döngüsü daha ekliyor.
Ortaçağ Ermeni yazı sanatı defterlere taşındı
Ortaçağ Ermeni yazı sanatında kullanılan 'Tırçnakir' (Kuş-yazı) harfleri Aras Yayıncılık'ın yeni yıla özel olarak hazırladığı defter serisine taşındı. Defterlerin her biri farklı temalarla hazırlandı.
Ermeni yazı ustalarının Ortaçağ'da el yazmalarında kullandıkları Tırçnakir yani "Kuş-yazı" denilen teknik, Aras Yayıncılık'ın yeni yıl için ürettiği defter serisini süslüyor.
Hayvan, insan ve çeşitli doğa figürleriyle Ermeni alfabesinin harflerini birleştiren ve müzelerin koleksiyonlarında yer alan sanatçıların eserleri bugüne taşınıyor.
Ortaçağ yazma sanatının özel bir dalı olan ve görenleri hayran bırakan bir görsel gelenek yaratan Tırçnakir tekniğinin yer aldığı defterler, günümüz dünyasında en çok özlemini çektiğimiz ve yeni yıl dileklerimiz arasında yer alan barış, adalet ve özgürlük temalarına sahip. Hem de çok dilli bir kapak tasarımı ile.
Defterler hem Türkiye'nin, hem de dünyanın bazı dillerini bir araya getiriyor. Ermenice, Türkçe, İngilizce, Almanca, Yunanca, Fransızca, İspanyolca, İtalyanca, Kürtçe, Rusça, Arapça, İbranice ve Süryanice...
Kapak tasarımlarını Hulusi Nusih Tütüncü'nün yaptığı defterler çevre dostu geri dönüştürülmüş kâğıda basılmış. Kapağındaki gibi içerisinde de Tırçnakir örnekleri yer alan , "terzi dikişi" ile ciltlenen defterler iki ayrı boyutta, A5 ve A6 ebatlarında satışa sunuluyor.
Aras Yayıncılık, defter serisini her yıl farklı bir fikir veya tema etrafında devam ettirecek.
Twitter'da 'Anlar' özelliği nasıl kullanılır?
Twitter'ın bir yıl önce tanıttığı 'Moments' yani 'Anlar' özelliği herkesin kullanımına geçtiğimiz günlerde açılmıştı. Peki 'Anlar' özelliği nasıl kullanılıyor?
Amacı belli bir konudaki tweet'leri bir araya toplayıp ortak bir başlık altında paylaşmak olan 'Anlar' seçeneği hesabınızın ana sayfasında Tweetler, Takipçiler, Takip Edilenler'in olduğu satırda en sonda 'Anlar' adıyla yer alıyor.
Anlar seçeneğine tıkladığınızda daha önce kullanmadıysanız 'Henüz hiç anın yok' yazıyor. Eğer yeni bir an oluşturmak istiyorsanız açılan bu sayfada sağda yer alan 'Yeni An Oluştur'u tıklamanız gerekiyor.
Eğer Twitter hesabınız korumalı bir hesapsa bu özellikten faydalanamıyorsunuz. Hesabınızı herkese açarsanız özellik sizin için de aktif oluyor. Ancak herkese açık olmayan hesaplar isterlerse taslak olarak 'An' oluşturabiliyor.
'Yeni An Oluştur'u tıkladıktan sonra açılan sayfada bir başlık ve kapak fotoğrafı ayarlamanız gerekiyor.
Daha sonra 'An'a ekleyeceğiniz tweet'leri altta açılan 'Beğendiğimiz Tweetler', 'Hesaptan Tweetler', 'Tweet Arama' ve 'Tweet Bağlantısı' seçeneklerini kullanarak seçebiliyorsunuz.
33 milyon sterlinlik bileti yıkadı mı?
Hürriyet'in haberine göre, İngiliz basını Worcester kentinde yaşayan ve isminin basına açıklanmasını istemeyen orta yaşlı kadının makinede gördüğü zarar nedeniyle kısmen parçalanmış olan bileti önce yerel loto bayisine götürdüğünü, sonra da piyango işletmecisi Camelot şirketine posta ile yolladığını açıkladı.
Times gazetesine konuşan kadın bileti pantolonun cebinde bulup üzerindeki numaraların kazanan numaralar olduğunu keşfedince büyük şok yaşadığını söyledi. Kadın, "Kızımla birlikte bileti saç kurutma makinesi kullanarak kuruttuk. Biletin üzerindeki kazanan numaralar ve 2016 yılı rahatça görülüyor ancak ne yazık ki biletin hangi gün ve ayda satın alındığı seçilemiyor" dedi.
Talihsiz kadın bileti her zaman olduğu gibi Natu ve Hansa Patel'in işlettiği Ambleside News isimli tekel bayiinden satın aldığını söyledi. Natu Patel, kadının devamlı müşterisi olduğu ve kendisinden bir çok kez loto bileti aldığını doğruladı ancak, "Çamaşır makinesinde gördüğü zarar nedeniyle biletin barkodunun okunamaz hale gelmiş olduğunu ve bu nedenle biletin büyük çekilişten önce kendi dükkanından alınmış olduğunu kanıtlamasının imkansız olduğunu" söyledi.
Yeterli kanıt toplarsa parayı alacak
Camelot konuyla ilgili soruşturma başlattıklarını ve eğer kadının gerçekten de kazanan bileti satın almış olduğu ile ilgili yeterli kanıt toplayabilirlerse 180 gün içinde ona ikramiyeyi teslim edeceklerini söyledi.
Eğer bu kadın kazanan biletin sahibi olduğunu kanıtlayamazsa ve şimdiye dek sessizliğini korumuş bir talihli de ortaya çıkmazsa 33 milyon sterlin Camelot'un desteklediği yardım derneklerine dağıtılacak.
Murat Hazinedar'ın cezası belli oldu
CHP Genel Merkezi, disipline sevk edilen Beşiktaş Belediye Başkanı Murat Hazinedar'ın 'uyarma' cezasıyla cezalandırıldığını duyurdu.
CHP Yüksek Disiplin Kurulu Sekreteri Ali Hikmet Akıllı tarafından yapılan yazılı açıklamaya göre, Murat Hazinedar hakkında verilen karar, bugün gerçekleştirilen toplantıda alındı. Yüksek Disiplin Kurulu, disipline sevk edilen Beşiktaş Belediye Başkanı Murat Hazinedar'ın 'uyarma' cezası ile cezalandırılmasına karar verdi.
İş adamlarından "Çince" ders talebi
Türkiye-Çin Halk Cumhuriyeti İşadamları Dostluk ve Dayanışma Derneği (TÜÇİAD) Genel Başkanı Kemal Koçak, turizmin yanında ticaretin de gelişmesi için Çince bilen kişilere ihtiyaç olduğunu belirterek, orta dereceliokullarda Çince'nin seçmeli ders olarak okutulması gerektiğini bildirdi.
Başkan Koçak ile Uluslararası Öğrenci Değişim Programı (AISEC) Başkanı Emre Can Yödek, Türkiye ile Çin arasında öğrenci değişim programı yapmak üzere protokol imzaladı.
İş birliği protokolü kapsamında Çin'den ilk öğrenci kafilesi, şubat ayında Akdeniz Üniversitesinde 6 hafta sürecek eğitim programına katılacak. Yabancı öğrencilerin hem eğitim alması hem Türkçe öğretmesi hem de turizm elçisi olması hedefleniyor. TÜÇİAD Genel Başkanı Kemal Koçak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, önemli bir iş birliği gerçekleştirerek, Türkiye'deki çeşitli üniversitelerden Çin'e, Çin'den de Türkiye'ye öğrenci değişim programları düzenleyeceklerini söyledi.
Çin'den gelecek kafilelere Antalya'nın tarihi ve turistik yerlerini gezdirerek, kültür turları düzenleyeceklerini anlatan Koçak, turizme de katkı sunacaklarını belirtti. Turizmin yanında ticaretin de gelişmesi için Çince bilen kişilere ihtiyaç olduğunu ifade eden Koçak, iş adamlarının Çince bilen asistanlara ihtiyacı olduğunu, protokol kapsamında buna yönelik de bir çalışma yapacaklarını anlattı.Koçak, ülke dillerinin ve kültürlerinin öğrenilmesinin yanı sıra Çin ile ticari, eğitim ve özellikle ülkeler arası öğrenci değişimi, sağlık, kültür, turizm, inşaat, teknoloji gibi faaliyetlerde daha sağlıklı ilişkiler kurmayı amaçladıklarını anlattı.
Dünyada yaklaşık 2,5 milyar Çinli olduğunu belirten Koçak, şunları kaydetti:
"Milli Eğitim Bakanlığı ile temastayız. Orta dereceli okullarda Çince'nin seçmeli ders olarak okutulması konusunda çalışmalar yapıyoruz. Türkiye'ye bu yıl yaklaşık 200 bin civarında Çinli geldi, önceki yıllarda ise 300bin civarında Çinli turist geliyordu. Dünyayı yılda 200 milyonun üzerinde Çinli turizm amaçlı geziyor. Milyonlarını çekebilsek dahi bunları ağırlayacak Çince bilen rehberlerimiz yetersiz. Bir an önce Uzakdoğulu turist sayısını ve Çince bilen rehberleri artırmalıyız."
İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile de protokol imzalayarak, halk eğitim merkezi müdürlükleri bünyesinde Çince kurslar açtıklarına değinen Koçak, dernek olarak Türkiye genelinde çalışmalar yaptıklarını anlattı. Uzakdoğu turistinin her şey dahil sistemde kalmadığını vurgulayan Koçak, "Uzakdoğu'dan gelen turistler butik otelleri tercih ediyor ve daha fazla harcama yapıyor. Maliyet açısından, Batı'nın her şey dahil sistemine gelen, ekonomik koşulları zayıf 20 turistine, bir Uzak Doğulu turist denk geliyor. Onun için turizmin ve ticaretin gelişmesi için Çince bilen kişilerin olması önemli." diye konuştu.
Çin ile ticaretin artırılmasının güvene dayalı olduğunu anlatan Koçak, ikili ilişkiler sonucu Isparta gül yağını ve suyunu, Afyon kirazını Çin'e ihraç etmeye başladıklarını söyledi.
Hapse girmemek için 8 ay dağlarda saklandı
Isparta'nın Yalvaç İlçesi'nde 13 ayrı suçtan 23 yıl kesinleşmiş hapis cezası bulunan 34 yaşındaki Ozan Bölükbaş, hapse girmemek için 8 ay dağda yaşadı. Bu sürede yılan ve kirpi gibi hayvanlar ve bulduğu meyvelerle beslenen Bölükbaş, kaçamayacağını anlayınca teslim oldu.
Çişini yapan pilot F-16'yı düşürmüş
Isparta'nın Gelendost İlçesi'nde çalıştığı gazinoda çeşitli tarihlerde 'hürriyetten yoksun kılma', 'kolluk kuvvetlerine mukavemet' ve 'silahlı tehdit ve yaralama' gibi 13 suça karışan evli ve 3 çocuk babası Ozan Bölükbaş, babasının Yalvaç'a bağlı Gökçeali Köyü'ne geldi. Bir süre burada yaşayan Bölükbaş, işlediği suçlar nedeniyle hakkında hapis cezası verilince cezaevine girmemek için dağa çıktı.
Dağda yaklaşık 8 ay saklanan Ozan Bölükbaş, avladığı hayvanlar ve bulduğu meyvelerle beslendi. Jandarmanın sürekli kendisini aradığı Bölükbaş, kaçamayacağını anlayınca teslim oldu. Jandarma tarafından ifadesi alınan Bölükbaş, işlemlerinin ardından adliyeye çıkarıldı.
Dağda yaşadığı süre boyunca yaklaşık 20 kilo verdiğini belirten Bölükbaş, "Yılan ve kirpi yedim, bulduğum meyvelerle beslendim. Jandarmanın sıkı şekilde aramasından bunaldım. Daha fazla kaçamayacağımı anlayınca teslim oldum" dedi.
İETT otobüsleri Afrika yollarında
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Afrika ziyareti sırasında Gana'da konuşmuş, "Burada ekmek çok" demiş ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin Gana'ya 30 otobüs hibe edeceğini açıklamıştı. Bu hibeler başladı bile. İETT Çad ve Liberya'ya yirmişer otobüs gönderdi, bu ülkelerden gelen ekipleri de İstanbul'da eğitiyor. İETT otobüslerinin yollanacağı sıradaki Afrika ülkeleri ise, Fildişi Sahilleri, Nijerya ve Novipazar.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ın, Çad Başbakanı Kalzeube Payimi Deubet ile görüşmesinin ardından Çad'a ve Liberya'ya yirmişer otobüs göndermişti.
Geçtiğimiz günlerde ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hibe edilen otobüslere yenilerini ekleyerek Gana'ya 30 otobüs gönderileceğini açıklamıştı.
Otobüs hibeleri İETT ve TİKA işbirliğinde ihtiyaç sahibi ülkelere önümüzdeki günlerde de gönderilmeye devam edecek.
Yol TV'nin kapatılması protesto edildi
İstanbul-Beyoğlu'nda toplanan Alevi Bektaşi Federasyonu üyeleri, Yol TV'nin kapatılması kararını protesto etti.
Son yılların en popüler uygulamalarından Snapchat'i bu dosya konumuzda inceleyeceğiz. Anlık mesajlaşma uygulaması Snapchat hakkındaki detaylar sizlerle.
Eylül 2011'de kurulan Snapchat, bir anlık mesajlaşma uygulaması. Konsepti itibariyle kendi kendini imha eden fotoğraf ve videoların paylaşıldığı Snapchat özellikle gençler arasında son derece popüler bir uygulama. An itibariyle dünya genelinde 100 milyondan fazla aktif kullanıcısını bulunan uygulama, son haftalarda dikkat çeken özelliklerini de duyurdu. Başlamadan önce Snapchat uygulamasının tamamen ücretsiz olduğunu ve Android ile iOS platformlarını desteklediğini belirtelim.
Yazının başında da belirttiğimiz gibi Snapchat bir anlık mesajlaşma uygulaması. Arkadaşlarınızı Snapchat üzerinden ekleyerek, 1 ile 10 saniye arasında değişen sürelerde silinmek koşuluyla fotoğraf ve video çekip göndermek mümkün. Uygulama bu konsept ile son derece dikkat çekiyor. Zaten uygulamanın logosunun hayalet olmasının sebebi de bu. Yani gönderiler, bir süre sonra yok oluyor. İletişimin farklı bir türü olarak nitelendirebiliriz.
Ayrıca Snapchat içerisinde tüm arkadaşlarınızın görüntülemesi için "Hikaye" türü gönderiler de oluşturabilirsiniz. Hikayelerin görüntülenme süresi 24 saat oluyor ve tüm arkadaşlarınız bu gönderileri görebiliyor.
Normal şartlarda Snapchat gönderileri kendi kendini siliyor. Ancak belirli bir ücret karşılığında silinen son gönderiyi tekrar görüntülemek mümkün. Bunun için gönderisini tekrar görüntülemek istedğiniz kişinin isminin üzerine basılı tutmanız mümkün. Satın alma seçenekleri ilgili ekranda sizi bekliyor olacak.
Snapchat efektleri nasıl kullanılır?
Snapchat içerisinde çok sayıda farklı efekt bulunmaktadır. Bu efektleri kullanmak için yapmanız gereken oldukça basit. Ekranda bir yüz bulunması gerekiyor. Ön veya arka kamera kullanarak çektiğiniz bir yüzün üzerine basılı tutarak efektleri anlık olarak görebilir, ister fotoğraf isterseniz de video çekebilirsiniz.
Snapchat Discover özelliği
Snapchat bazı içerik sağlayıcıları ile dinamik içerikler sunabiliyor. Bunun Hikayeler'i görüntülediğiniz ekranda bulabilirsiniz. National Geographic, Mashable, Daily Mail, CNN ve IGN gibi çok sayıda popüler içerik sağlayıcının hazırlamış olduğu videoları burada bulabilirsiniz. Bu kısımda henüz Türkçe bir içerik sağlayıcısı bulunmuyor. Ancak zaman zaman çeşitli Hikayeler birleştirilerek Türkçe içerikler görmek mümkün.
Snapchat'in diğer mesajlaşma özellikleri
Arkadaşlarınıza Snap göndermek haricinde farklı özelliklerden de faydalanmak mümkün. Örneğin tıpkı WhatsApp ve Skype gibi Snapchat üzerinden de yazılı, sesli ve görüntülü görüşmeler yapmak mümkün. Bu özellik geçtiğimiz ay itibariyle kullanıma sunuldu. Videolu ve sesli aramalar haricinde fotoğraf ve resim gönderip almak da mümkün. Yine yazılı mesajlaşma ekranında çok sayıda farklı görsel karakter bulunuyor. Bunlar kullanılarak eğlenceli şekilde mesajlaşmak mümkün oluyor.
Ünlü çocuk oyuncuların büyük değişimleri
Herkes onların çocukluğunu biliyor. Şimdilerde ise görenler tanıyamıyor! İşte bir dönemin çocuk yıldızlarının son hali...
Volkan Demirok
Volkan Demirok, 2000'li yılların başlarında oynadığı bir GSM operatörünün reklamıyla ünlenmişti.
Maisie Williams
Onur Sarıkaya
Yıllar önce Mahsun Kırmızıgül ile canlı yayında şarkı söyledi, bir gecede Türkiye onu tanıdı. Albümleri milyonlar sattı, rol aldığı diziler reyting rekorları kırdı. 1982 doğumlu olan ve küçük yaşta şöhrete kavuşan Onur Sarıkaya, bir anda ortadan kayboldu. Bir dönem adı soruşturmalarda geçti.
Schindler'in Listesi" filmindeki kırmızılı kızı oynayan, Oliwia Dabrowska 1989 doğumlu ve hala oyunculuk yapıyor.
Oliwia Dabrowska
Ecem Kanun
Ecem Kanun Türk dizi oyuncusu. Küçükken oynadığı ve 1997-1999 yılları arasında yayınlanan Ayşecik dizisinde aynı adlı karakter rolü ile tanındı.
Haley Joel Osment
Haley Joel Osment 1999 yapımı 6. His adlı filminde Bruce Willis'le oynamıştır. Bu film ile En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Akademi Ödülü'ne aday gösterilmiş, En İyi Genç Oyuncu Saturn Ödülü'nü kazanmıştır.
11 yaş 311 günlük iken aday olduğu En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Akademi Ödülü'ne en genç aday olmuş ikinci kişidir.
İpek Tugay
pek Tugay, 90'lı yıllarda Ayrı Dünyalar dizisiyle tanınmıştı. 5 Mart 1992 doğumlu olan oyuncu, şimdilerde alımlı bir genç kız oldu.
Ateş Dansı, Ayrı Dünyalar, Arka Sıradakiler dizilerinde oynadı. Bir Aşk Hikayesi ve Dersimiz Atatürk ise oynadığı filmler arasında.
Erhan Can Kartal
Wilco Van Herpen bu hafta rotasının Ege'nin en güzel tatil kasabalarından Assos'a çeviriyor.
Özellikle mevsim geçişlerinde daha sık görülen gripten korunmak aslında sanıldığı kadar zor değil. Doğru beslenerek, kişisel hijyene önem vererek, günde en az 7 saat uyuyarak ve açık havada yürüyüş yaparak bağışıklık sistemini güçlendirmek, gribi önlemede yardımcı oluyor. Yeterli miktarda yüksek kaliteli protein ve sebze tüketmek, rafine şeker, işlenmiş gıda, ambalajlı meyve suyu, alkol ve tütün ürünlerinin kullanımından kaçınmanın hastalığa yakalanma riskini azalttığını vurgulayan Medical Park Göztepe Hastane Kompleksi Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Demet Yalçın, gribi ve korunma yöntemlerini anlattı.
Sonbahar aylarında sıkça görülen hastalıkların başında mevsimsel grip (İnfluenza) ve soğuk algınlığı geliyor. Grip virüslerinin etkisiyle ortaya çıkan bu hastalık çoğunlukla kendini yüksek ateşle gösteriyor. Ancak gribe kırgınlık, halsizlik, baş ağrısı, gözlerde yanma, sulanma, boğaz ağrısı ve yaygın kas ağrıları da eşlik edebiliyor.
Ana tedavi istirahat
Grip hastalığında ana tedavi istirahatten geçiyor. Buna ek olarak belirtileri önleyici (semptomatik) tedaviler de uygulanıyor. Öksürürken tek kullanımlık mendillerin tercih edilmesi, beklenmedik öksürük ve hapşırıklarda kolun kullanılması, hasta kişilerin eşyalarının (bardak, havlu vs.) ortak kullanılmaması da hastalığın bulaşmasını önlemede önem taşıyor. Grip belirtileri olan kişilerin mutlaka bir uzman hekime başvurmaları; kendi başlarına antibiyotik veya ilaç alma yoluna başvurmamaları, tedavinin hekim tarafından başlatılması önemlidir.
Günde en az yedi saat uyku şart
Grip ve soğuk algınlığından korunmak için bağışıklık sistemini zayıflatacak durumlardan (kötü beslenme, aşırı alkol tüketimi, uykusuzluk ve stres) kaçınmak, kişisel hijyene azami özen göstermek, mümkünse kalabalık ve havalandırması yetersiz ortamlardan uzak durmak da şart. Ayrıca günde en az yedi saat uyunması, en az yarım saat açık havada yürüyüş yapılması da gripten korunmada büyük önem taşıyor. Çünkü kronik yorgunluk bağışıklık sistemini kötü yönde etkilenmesine neden oluyor.
Yeterli miktarda yüksek kaliteli protein ve sebze tüketmek, rafine şeker, işlenmiş gıda, ambalajlı meyve suyu, alkol ve tütün ürünlerinin kullanımından kaçınmak da hastalığa yakalanma riskini azaltıyor.
Kişisel hijyene azami özen gösterilmeli
Hastalıktan korunmak için alınması gereken en önemli tedbirler arasında kapalı ortamların havalandırılması, optimal oda ısısının sağlanması, yeterli kişisel alanın sağlanması, klimaların bakımlarının düzenli yapılması, kullanılan yüzeylerinin ve tuvaletlerin sık aralıklarla temizlenmesi de yer alıyor. Ayrıca ellerin sık sık, su ve sabun ile en az 20 saniye yıkanması, bunun mümkün olmadığı zamanlarda ise alkol bazlı el dezenfektanlarının kullanılması gerekiyor.
Risk grupları mutlaka aşı yaptırmalı
Hastalıklardan korunmanın en önemli yollarından biri de aşılardan geçiyor. Bu nedenle sonbahar aylarında özellikle risk grubundaki kişilerin grip ve zatürre aşısı (Pnömokok) yaptırmaları büyük önem taşıyor. Şeker, kronik akciğer (astım, KOAH, koroner arter ve kanser hastalarının yanı sıra immunsupresif (bağışıklık sistemini baskılayan) tedavi kullananlar, 65 yaşından büyükler risk gruplarını oluşturuyor. Risk grubunda olmayan kişilerin ise korunma önlemlerine tam uyarak, aşı olmadan da hastalıktan korunmaları mümkün.
Reina'da yaşanan terör saldırısı sonrası sosyal medyada Fenerbahçeli futbolcu Mehmet Topal'ın da Ortaköy'de olduğu yönündeki iddialar üzerine Fenerbahçe Kulübü'nden açıklama geldi.
Yeşilçam'ın başarılı oyuncularından Necdet Tosun'un oğlu olarak 1963 yılında İstanbul'da doğan Erdal Tosun, bu sabah saatlerinde geçirdiği trafik kazası sonucu hayata gözlerini yumdu. Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı'ndan mezun olduktan sonra çeşitli tiyatro oyunlarında görev aldıktan sonra BKM bünyesine katılan oyuncu, Bir Demet Tiyatro başta olmak üzere birçok BKM yapımında rol almıştı. İşte Erdal Tosun'un akıllara en çok kazınan rolleri...
Birçok insan Tosun'u Bir Demet Tiyatro'da hayat verdiği "Eyvah Necdet" karakteriyle tanıdı. Mafyatik bir romantik olarak da tanımlayabileceğimiz karakteriyle birçok unutulmaz sahne ve repliğe imza atan oyuncu, bu yapımda birçok sahneyi Demet Akbağ'ın canlandırdığı Zeliha ve Yılmaz Erdoğan'ın canlandırdığı Mükremin Çıtır karakterleri ile paylaştı. Düşüncelerini ifade ediş şekli ile sıradanlıktan sıyrılan bu mafya babasının bazı replikleri de şöyleydi: "Sen hiç kurbağaları düşündün mü Züleyha?" "Uzun zamandır sürüngenleri düşünüyorum Züleyha, mesela bir yılan… Hiçbir zaman bir boy aynası olmayacaktır. O da bunu bilerek hayatını ona göre düzenlemiştir." "Tilkinin dönüp dolaşacağı yer kürkçü dükkanıdır derler Züleyha; ama bu tilkinin kürkünden dolayı değildir. Bu tilkinin kaderidir." "Bukalemunları bilir misin hiç? Renk değiştirerek düşmanlarından saklanırlar. Peki, ya o bukalemun renk körüyse o zaman zavallıcık saklandığını zanneder."
Erdal Tosun, Bir Demet Tiyatro'da canlandırdığı sosyalist devrimci ve "daimi eylemci" karakteri Spartaküs Vedat karakteriyle de hafızalarımızda yerini almıştı. "Direndik! Yeri geldi çelik gövdelerimize gömdük demir yumruklarımızı, yeri geldi zincirlerimizin sesiyle uyandık uykularımızdan; ama teslim olmadık ve kazandık." "Ben burada zafer türküleri söylüyorum, sen nikotin peşindesin Sulhi!"
Organize İşler - Üzeyir Abi
Erdal Tosun bu filmde çoğunlukla sessizliği ile yer aldı ve sonlarına doğru söylediği bir replikle akıllarımızda yer edindi. "Neden hiç konuşmuyorsun?" sorusuna şöyle yanıt verdi: "Bir ara çok konuştum. Hiç faydasını görmedim, bıraktım".
Rina - Memo
Rina filminde Şarapçı Memo karakterine can veren oyuncu bu filmdeki replikleri ile de akıllardaki yerini sağlamlaştırdı. "Kadın kitap gibidir ufaklık, öyle sonunu okuyarak bütün kitabı anlayamazsın." "Hüzünlü değilim diyorum sana, benim mizacım böyle." "Ben şarabımdan ayrılmıyorum, o da bana bunca gidene rağmen hala hayal kurdurtmaya devam ediyor. Ne olmuş yani büyük adam olamadıksa? Hayallerimizi satmadık ya!" Erdal Tosun'un hayatını kaybettiği kazadan görüntüler
Aralarında profesör ve doçentlerin de bulunduğu 14'ü tutuklu 45 şüpheli hakkında hazırlanan 191 sayfalık iddianamede, şüphelilerin bazılarının kriptolu haberleşme programı olan ve örgüt mensuplarınca kullanıldığı tespit edilen, "ByLock" kullanıcısı olduğu, örgüt elebaşısı Gülen'in talimatı üzerine Bank Asya hesaplarına para yatırdıkları, şüphelilerin bazılarının evlerinde yapılan aramalarda, örgütün simge parası olarak gösterilen "1 dolar" bulunduğu kaydedildi.
22,5 yıla kadar hapis cezası isteniyor
Şüpheliler hakkında, "Silahlı terör örgütü kurmak veya yönetmek" ile "Silahlı terör örgütüne üye olmak" suçlarından 7,5 yıldan 22,5 yıla kadar değişen oranlarda hapiz cezası talep ediliyor.
İddianameyi kabul eden İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar vererek duruşmaların 13, 14, 15 ve 16 Şubat tarihlerinde Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda görülmesine hükmetti.
2016'nın en büyük siber saldırıları
Siber suçluların gerçekleştirdiği saldırılar yeni teknolojiler ve cihazlarla dijitalleşen dünyada kişileri ve kurumları derinden etkiliyor. Dev şirketler saldırılardan etkilenmemek tüm önlemleri alsalar da hacker'ları durdurmak pek mümkün olmuyor. İster büyük kurumsal bir şirket olun, isterseniz sıradan bir internet kullanıcısı siber saldırıların öyle ya da böyle hedefi konumundasınız. İşte bitirmek üzere olduğumuz 2016'da yaşanan en büyük siber saldırılar...
270 milyon email çalındı
Mayıs ayında ortaya çıkan bulgulara göre 57 milyon Mail.ru, 40 milyon Yahoo!, 33 milyon Hotmail ve 24 milyon Gmail hesabı başta olmak üzere toplamda 270 milyonu aşkın kullanıcının e-posta bilgileri Rus siber suçluların eline geçti. Bu hesapların nasıl çalındığı ise hala ortaya çıkarılamadı.
HTC yeni nesil akıllı telefonunu tanıtmak için hazırlanıyor. Firma geçtiğimiz günler 12 Ocak tarihini işaret eden bir görsel yayınlamıştı. Ocean adını taşıyan bir telefon tanıtacak olan firmanın yeni nesil akıllı telefonu hakkındaki detaylara haberimizden ulaşabilirsiniz.
Uzak Doğulu teknoloji devi HTC, One M7 ile başlattığı yenilenme sürecini diğer akıllı telefonları ile günümüze kadar taşıdı. Kendisini daha çok premium bir akıllı telefon markası olarak konumlandırmak isteyen HTC, yüksek seviyede üst düzey malzeme kalitesine sahip ürünleri ile pazarda yerini korumaya çalışıyordu.
Amerika'da düzenlenecek olan CES fuarının hemen ardından 12 Ocak'ta düzenlenecek olan tanıtımla birlikte firmanın tanıtacağı Ocean isimli telefonun detayları belli olmaya başladı. İlk görselleri internete sızan ve donanımsal detaylarıyla fark yaratan cihaz ilginç özelliklerle geliyor.
Yine temel bir kasayla gelecek olan cihazın iki büyük özelliği bulunuyor. Bunlardan ilki Sense Touch adındanki teknoloji. Bu teknoloji sayesinde telefonun çerçevesine yaptığınız baskı ve baskının şiddeti algılanabiliyor. Bu sayede de cihaz farklı özelliklerin devreye girmesini sağlayabiliyor.
Şimdiye kadar görmediğimiz bir özellik olan Sense Touch, telefonun kenarlarına yerleştirilen sensörler sayesinde hangi kısma ne kadar baskı uygulandığı algınabiliyor. Bu sayede istenilen farklı komutların devreye girmesi rahatlıkla sağlanabiliyor. Aşılmış komutlar dışında firmanın bu teknoloji sayesinde yaratıcı sistemler de geliştirmesi düşünülüyor.
Telefonun bir diğer ilginç özelliği ise bildirim ışığı tarafında karşımıza çıkıyor. Telefonun kenarında büyükçe bir bildirim ışığının bulunduğu cihazda bildirim ekranda bir nevi ekran olarak kullanılabiliyor. Sızan görsellerde bildirim ışığının dokunmatik bir yüzey gibi kullanılacağı da görülmekte.  USB Tip-C kullanan cihaz bu konuda olması gerekeni yaparken iddiaya göre 3.5mm kulaklık girişini de barındırmayacak.
İlk olarak ortaya çıkan iddialarda tek bir üst seviye telefon olması beklenen Ocean'ın yeni gelen bilgilere göre bir seri olacağı ortaya çıktı. 6" ve 5" iki farklı ekran çözünürlüğünde olması beklenen cihazların sadece ekran büyüklüğü değil donanımı da değişiyor. 5" olan modelin orta-üst seviye arasında yer alması beklenirken 6" olan modelin üst seviye olması bekleniyor.
Yaklaşık 10 gün sonra gerçekleştirilecek olan lansman hakkında yeni detaylar geldikçe aktarmayı sürdüreceğiz.
Bu kışın en romantik filmleri
Özcan Deniz'in yönettiği ve Asmalı Konak'taki enerjileri ile tüm Türkiye'yi büyülemeyi başaran Nurgül Yeşilçay ve Özcan Deniz'i yıllar sonra yeniden buluşturan İkinci Şans, 18 Kasım'da vizyona girdi.
Filmde, matematik öğretmeni olan çok güzel bir kadın Yasemin ile et restoranı sahibi karizmatik gurme Cemal'in yolları kesişir. Yasemin geçmişte yaşadığı yanlış evililiğin yaralarını sarmaya çalışan, attığı adımlara dikkat eden bir annedir. Cemal ise sosyal, geçmişinden kurtulmak isteyen gamsız bir adamdır. Bu zıt karakterli ikilinin tanışması önce kavgalı olacaksa da zamanla hüzünlü bir aşka dönüşecektir. Geçmişlerinin derinlerine indiklerinde ikisinin de ikinci bir şansa ihtiyacı olduğu ortaya çıkar.
Brad Pitt ve Marion Cotillard denilince romantizmin doruğa çıkacağı aşikar. İkinci dünya savaşı ortamında geçen romantik hikaye Müttefik, 2 Aralık'ta beyazperdede olacak.
Romantik savaş türü Müttefik filmi birbirine aşık olan iki apayrı insanı temel alıyor. İstihbarat subayı Max Vatan 1942 yılında Kuzey Afrika'da düşman hattında savaşmaktayken, Fransız direniş savaşçısı Marianne Beausejour ile tanışır. İkili hemen birbirlerine aşık olurlar. Londra'da tekrar bir araya geldiklerinde ise aşkları savaşın büyük baskısına direnip direnememenin sınavını vermek zorunda kalacaktır.
Uzay Yolcuları
Yönetmenliğini Enigma filmi ile beğeni toplayan Morten Tyldum üstlendiği yapımın senaryosu, Doctor Strange'in senaryosunu kaleme alan Jon Spaihts'e emanet. Pratt'in ilaç ayarlı uykusundan erken uyanan bir uzay yolcusu olan tamirci Jim Preston'ı canlandırdığı yapımda, Lawrence ise Pratt'in karakteri tarafından yalnız kalmamak için uyandırılan bir diğer yolcu olan New York'lu yazar Aurora'yı canlandırıyor.
İkili bu süreçte birbirlerine aşık olsalar da Preston'ın Aurora'nın 100 yıl erken uyandırmış olmasının sebebi olduğunun ortaya çıkması ve gemideki büyük bir teknik arıza ikisi arasındaki gerilimin yükselmesine sebep olacak.
Aşıklar Şehri
Ryan Gosling ve Emma Stone'ın başrollerinde olacağı Aşıklar Şehri, Los Angeles'ta geçen sanat ve aşk dolu bir hikaye anlatıyor. Müzikal tadındaki filmin vizyon tarihi ise 27 Ocak.
İkinci uzun metrajlı filmi Whiplash ile 2014 yılının en ses getiren yapıtlarından birine imza atmış olan Damien Chazelle'in yeni projesi, yine müzik üzerinden giden bir hikayeyi ele alıyor. Ryan Gosling'in başarılı bir caz müzisyenini canlandıracağı filmde, Emma Stone ise Los Angeles'ın acımasız düzeninde aktris olmaya çalışan kız arkadaşı Mia'ya hayat verecek.
Karanlığın 50 Tonu
Grinin Elli Tonu ile başlayan çok satan kitap serisinin ikinci filmi Karanlığın Elli Tonu, 10 Şubat'ta seyirciyle buluşacak.
Dakota Johnson ve Jamie Dornan'ın başrollerde yer aldığı filmde, Anastasia tutkulu milyoner Christian Grey ile yaşadığı ilişkisini geride bırakmaya çalışmaktadır. Ancak bu sandığı kadar kolay olmaz. Yeniden bir araya gelen çiftin yaşadıkları zorluklar barışmalarıyla birlikte bitmeyecektir.
Christian geçmişinden gelen şeytanları ile yüzleşmek zorunda kalırken, Anastasia da Grey'in geçmişinde kalan ancak onu unutmamış kadınların öfkeleriyle ve kıskançlıklarıyla yüzleşecektir.
Güzel ve Çirkin
Emma Watson'ın efsanevi Belle rolünde karşımıza çıkacağı, sezonun en çok beklenenleri arasında olan Disney klasiği Güzel ve Çirkin'i izlemek için 17 Mart'ı beklemek gerekiyor.
Disney masalından beyaz perdeye uyarlanan filmde, tüccar olan bir adam yolculuğu sırasında fırtınaya yakalanır. Ailesine dönüş yolunda gece konaklayacak bir yer ararken yakınlardaki bir şatoyu görür. Ev sahibi ortada görünmese de her şey konuğun rahatı için ayarlanmıştır.
Gitmek üzereyken, gözü en küçük kızı harika bir güle ilişir. Gülü kopan adam şatonun sahibi olan canavarla yüz yüze gelir ve hayatına karşılık kızını canavara teslim etmek zorunda kalır. Tüccarın en küçük kızı olan Belle anlaşmayı kabul ederek canavarın şatosuna yerleştiğinde hiç beklemediği bir aşkın kucağına atıldığından habersizdir.
İki gazeteci, bir televizyoncu, bir de avukat... Çıktık seyreyledik İstanbul'u... Gördüklerimiz şunlardı: Adım atmalarına dahi izin verilmeyen şaşkın ve çaresiz turistler... Gözaltında adını bile bağıramayan uzun saçlı genç adamlar... İşgal altındaki Bağdat'ta bile rastlanmayacak denli yoğun kontrol noktaları... Ancak araya adam koyarak aşılabilen polis barikatları... Evlerin pencerelerinden yükselen tencere-tava sesleri... Bize çok nostaljik gelen "Oradan gitmeyin, müdahale var" uyarıları... Yasal mermileriyle üzerimize doğru yaklaşmakta olan komiserler ve komiser yardımcıları... 12 Eylül dahil hayatımızın hiçbir döneminde görmediğimiz sayıda sivil/resmi polis... İşte İstanbul'da bir cevelanın kısa notları... İşte semt semt gördüklerimiz, işittiklerimiz ve de yaşadıklarımız...
TEŞVİKİYE: Mahallenin kahvesinde oturuyorduk... Haber ayağımıza geldi... Olup bitenler, geçen sene olup bitenlerin aynısıydı: "Çarşı"nın gelişi, Teşvikiye Meydanı'nda küçük çaplı bir nümayiş, TOMA'ların piyasaya çıkışı, "biber gazı üstü az tazyikli su" olayına geçiş, kaçışmanın başlaması, gözlerin yaşarması, ortalığın savaş alanına dönmesi, Atiye Sokak'ın keyfinin kaçması, bizim kahvenin masalarının içeri taşınması... Kısacası "Teşvikiye 2013" ile "Teşvikiye 2014" arasında pek bir fark yoktu.
HARBİYE: "Hadi Taksim'e gidelim, bakalım orada neler oluyor" dedik... Demez olaydık! Teşvikiye'den Harbiye'ye kadarki süper kısa mesafede en az 10 ayrı polis kontrol noktası vardı... Gelenler geri çevriliyordu... Kontrol noktasının ilkinde bir "komiser", bize geçiş izni verdi... Sonraki her kontrol noktasını, "Komiser Bey'den izinliyiz" diyerek aşmayı başardık... Yoldan çevrilen Japon turist kafilelerinin şaşkınlığını ise anlatamayacağım: Filmi çevrilir, romanı yazılır.
TAKSİM: "Komiser Bey"in izniyle Divan Oteli'nin önüne kadar ulaştık. Divan Oteli'nin önünde manzara-i umumiye şöyleydi: "Her yer polis/Her yer polis". Metrekareye 33 polis sığıyordu. "Taksim Yayalaştırma Projesi" vardı ya... İşte o proje gitmiş, yerine "Taksim Polisleştirme Projesi" gelmişti.
Tüm telefonlara casus yazılım yüklemişler
Kısa süre önce tespit edilen ve birkaç küçük Çinli telefon üreticisinin marifeti sanılan bir casus yazılımın, aslında Çin'de üretilen tüm telefonlarda kullanıldığı ortaya çıktı.
Ucuz Android telefonlara fabrika çıkışı yüklendiği tespit edilen Adup isimli casus yazılımın, kullanıcı verilerini Çin'deki bir sunucuya gönderdiği tespit edilmişti. Adup'un sadece birkaç küçük Çinli üreticinin telefonlarında değil, Çin'de üretilen her telefonda bulunduğu anlaşıldı.
Yaklaşık 700 milyon Android kullanıcısının telefonlarında yüklü olan casus yazılımın, Çin'in dünyayı dinleme çabasının bir sonucu olduğu düşünülüyor. Adup yazılımı telefondaki mesajları, arama kayıtlarını, kullanıcı verilerini kayıt ederek, internet bağlantısı bulduğu anda Çin'deki bir sunucuya gönderiyor.
Somali'de havalimanı yakınında patlama: Çok sayıda ölü var
Somali'nin başkenti Mogadişu'da uluslararası havalimanı yakınındaki bir güvenlik noktasında patlama meydana geldi. Patlamada ilk belirlemelere göre 13 kişi hayatını kaybetti.
Polis yetkilisi Muhammed Hüseyin, yaptığı açıklamada, Mogadişu uluslararası havalimanı yakınlarındaki güvenlik noktasında arama sırasında bir aracın infilak ettiğini belirtti.
Patlamanın çevredeki birçok binada hasara yol açtığı da bildirildi.
Bu arada bölgede ikinci bir patlamanın yanı sıra çatışma seslerinin duyulduğu kaydedildi.
Uber sürücüsüz otomobil kullanamayacak
Uber sürücüsüz otomobil kullanma hayallerine bir ara vermek zorunda kaldı. Şirketin Kaliforniya'da sürücüsüz araç kullanma planlarına kanunlar engel oldu.
Uber, Kaliforniya'da sürücüsüz otomobil kullanma projesini askıya almak zorunda kaldı. Eyaletin motorlu taşıtlarla ilgili kurallarını koyan ve uygulayan DMV, Uber'e ait 16 adet sürücüsüz otomobilin ruhsatlarını iptal etti. Bu nedenle bir süreliğine Uber sürücüsüz otomobil konusunu erteledi.
Uber tarafından yapılan açıklamada ruhsatların iptalinden sonra bu araçları hangi eyalette kullanabileceklerine bakılacağı, öte yandan sürücüsüz otomobilleri Kaliforniya'da da kanunlara uygun bir şekilde kullanılabileceğinin yollarının araştırılacağı duyuruldu.
DMV ruhsatların iptalinin sebebinin araçların test aracı olarak belirtilmemesi olduğu açıkladı. Ayrıca Uber bu araçları yasal olarak kullanmak istiyorlarsa kendilerinden izin alınması gerektiği de belirtildi.
Uber'in sürücüsüz araçlarındaki yazılım henüz tam olarak hazır olmadığından mutlaka bir sürücüyle birlikte kullanılıyordu. Şirketin bu nedenle ekstra bir izin almayı düşünmediği belirtiliyor.
CNN TÜRK Muhabiri Sinem Yöndem ve Kameraman Halil Kahraman Geleceğin Gözde Meslekleri haber dizisinin son bölümünde mekatronik mühendisliğini mercek altına alacak.
Cuma namazının ayrıntıları belli oldu
Başbakanlık yetkilileri, cuma namazı için hazırlanan genelgeyle ilgili, "Cuma günleri kamu çalışanlarının mesaileri, cuma namazı öncesi öğle tatiline girecek, namazın bitiminden sonra tekrar mesaiye başlayacak şekilde düzenlenecektir. Mesai kaybı yaşanmayacaktır. Genelgenin bu hafta içinde yayımlanması planlanmaktadır" açıklamasında bulundu.
Başbakanlık tarafından cuma namazı için hazırlanan genelgenin bu hafta içinde yayımlanmasının planlandığı bildirildi.
Başbakanlık yetkililerinden alınan bilgiye göre, cuma namazı için hazırlanan genelge ile kamu çalışanlarının cuma günü mesaisi, cuma namazı öncesi öğle tatiline girecek, namazın bitiminden sonra tekrar mesaiye başlayacak şekilde düzenlenecek.
Yetkililer, söz konusu düzenlemeye ilişkin, "Mesai kaybı yaşanmayacaktır. Genelgenin bu hafta içinde yayımlanması planlanmaktadır" ifadesini kullandı.
Paleo tarzı beslenme: Taş devrine dönüş
Bünyemizin doğal olarak programlı olduğu gıdaları tüketme fikri 1960'larda ortaya çıktı. Ama asıl yükselişi 2001'de Colarado Üniversitesi'nde Sağlık ve Spor bölümü öğretim görevlisi Loren Cordain'in yayımladığı 'Paleo Diyeti' kitabı sayesinde oldu. 2013 yılında internette hakkında en çok arama yapılan beslenme tarzı haline geldi. Bugün profesyonel atletlerden, blogger annelere çığ gibi büyüyen bir kitle tarafından uygulanıyor. (Hazırlayan: Özlem Çitçi)
Peki, atalarımız ne yiyorlardı?
60 milyon yıl önce: İlk insan türü meyve, yaprak ve böceklerle besleniyordu.
2.6 milyon yıl önce: Ateşin keşfi ve ilkel aletlerin kullanılmaya başlamasıyla avcılık ilerledi ve av hayvanlarının tüketimi arttı.
10.000 yıl önce: Tarımla beraber tahıl tüketimi yaygınlaşmaya başladı.
Paleo diyeti savunucuları, tahıl tüketiminin insan vücudunun adapte olamayacağını kadar yakın bir geçmişe dayandığını ve doğal ihtiyaçlardan değil, tahılların ucuz ve kolay üretimi yüzünden yaygınlaştığını savunuyor.
Paleo diyetine göre insan vücuduna en uygun besinler taş devri zamanında mağara adamları tarafından tüketilenler. Yani et, sebze, meyve ve fındık fıstık gibi kabuklu yemişler. Uzak durulması gerekenler listesinde ise bütün tahıllar, bakliyat, şeker, sütlü ürünler, alkol ve tabii ki tüm paketli gıdalar var.
Paleo diyeti daha sağlam, sağlıklı, fit ve enerjik olmayı vaat ediyor. Ama bu vaade ulaşmak için uymanız gereken bir kurallar listesi var:
• Serbest dolaşan, doğal çimle beslenen hayvanların et, yumurta, organ ve kemik ilikleri. Civa oranı düşük deniz balıkları
• Her türlü taze, doğal sebze ve meyve
• Çiğ fındık, fıstık, badem, ceviz, çekirdek gibi kabuklu yemişler. Tercihen suda bekletilmiş olarak
• Hindistancevizi yağı, avokado, zeytinyağı, tereyağı, kuyrukyağı gibi doğal, sağlıklı yağlar
• Tüm tahıllar. Yani buğday, pirinç, yulaf, mısır, arpa, bulgur, çavdar gibi tüm tam tahıllar ve bunların unları ile yapılan ekmek, makarna, pasta, çörek ve benzerleri
• İşlenmiş şeker
• Peynir, yoğurt gibi sütlü ürünlerin tamamı
• Tuz
• Ayçiçeği, margarin, mısır, soya gibi bitkisel kaynaklardan rafine yağlar
• Bütün paketli gıdalar ve kola, gazoz gibi tüm hazır içecekler ve meyve suları
• Yüksek miktarda protein: Gelişmiş ülkelerde alınan toplam kalorinin yaklaşık %19'u proteinden gelirken, taş devrinde bu oran %19-35 arasında. Et, yumurta, balık gibi protein kaynağı hayvansal besinler Paleo diyetinin temel taşlarını oluşturuyor.
• Düşük miktarda karbonhidrat ve düşük glisemik endeks: Paleo diyetinde temel karbonhidrat kaynağı nişasta ve şeker oranı düşük sebze ve meyveler. Kan şekerinde dalgalanma yaratmayan bu sebzeler günlük kalorinin %35-45 kadarını oluşturuyor.
• Yüksek miktarda lif: Sindirim ve sağlık için büyük önem taşıyan lifin, tahıllar yasak olduğu için sebze ve meyvelerden temin edilmesi gerekiyor.
• Orta-yüksek miktarda yağ: Aldığınız yağın miktarından daha önemlisi çeşidi. Sağlıklı tekli doymamış yağlar ve Omega 3 yağlarını tüketimini arttırıp trans yağ asitleri ve Omega 6 yağlarını kesmeniz gerekiyor. Bunun için hindistancevizi yağı, avokado, zeytinyağı ve kuyruk yağı gibi doğal ve sağlıklı yağlar öneriliyor.
• Daha fazla potasyum, daha az sodyum: İşlenmemiş doğal gıdalar sodyumun 5 -10 katı daha fazla potasyum içeriyor ve insan vücudunun alışık olduğu oran bu. Bu yüzden ana sodyum kaynağı tuzu kesip potasyum tüketimini arttırmak gerekiyor. Muz, balkabağı gibi potasyum oranı yüksek sebzeler tercih edebilirsiniz. Balkabağı ile paleo bir tarif için:
• Nette alkali oranı yüksek beslenme: Et, balık, yumurta, peynir, yoğurt, tahıl gibi gıdalar vücutta asidik bir etkiye; meyve ve sebzeler ise alkali etkiye sahiptirler. Ağırlıklı olarak asidik etkisi yüksek gıdalarla beslenmenin vücutta çeşitli hastalıklara yol açabileceğine dair devam eden tartışmalar var. Paleo diyetinin prensibi, asidik gıdaları alkali gıdalarla dengelemek. Yani tabağınızda etten çok nişasta oranı düşük sebze olmasına dikkat etmek. Patates sayılmıyor!
Paleo yaşam tarzı
• Acıkınca yiyin. Aç değilseniz yemeyin.
• Aşırı egzersizden kaçının. Haftada birkaç kez kısa ve yoğun egzersiz yapın. Örneğin uzun mesafe yavaş koşmak veya yürümek yerine, kısa mesafe hızlı koşun veya yürüyün.
Artı ve eksiler
• Fabrikada değil, tarlada yetişen kaliteli, besin değeri yüksek, doğal gıdalara yönlendirmesi.
• İşlenmiş şekeri, hazmı zor glüten içeren tahılları ve paketlenmiş ürünleri beslenmeden tamamen çıkartmayı teşvik etmesi
• Acıkınca yemek, yeterine uyumak gibi doğayla uyumlu alışkanlıkları teşvik etmesi.
Bu beslenme tarzını benimseyerek bağışıklık sistemi bozuklukları, huzursuz bağırsak sendromu veya gıda hassasiyetinden kaynaklı sağlık problemlerini çözen pek çok kişi var. Yapılan küçük ölçekli araştırmalar tansiyonu düşürdüğü, kilo verdirdiği ve iyi kolesterol HDL seviyesini yükselttiğini de gösteriyor.
Eksilerine gelince… Paleo diyetinin temelini oluşturan atalarımız ne yerse onu yeme fikri pratikte uygulaması kolay bir fikir değil. Örneğin mağara adamlarının avlayarak yedikleri hayvanların eti, bugün satın alınan antibiyotik verilmiş, taze çim yerine tahıllarla beslenmiş, hormonlarla büyütülmüş, katkı maddeleriyle işlenerek sucuk sosis haline getirilmiş hayvanların etinden oldukça farklı. Ayrıca bu beslenme şekli o kadar çok gıda grubunu yasaklıyor ki uzun dönemde sürdürülebilir olması zor. Sağlık açısından pek çok faydası bulunan baklagilleri ve glüten içermeyen tam tahılları da yasaklayarak metabolizmanın yavaşlamasına, kabızlık sorunlarına yol açma riski var. Önerilenden yüksek miktarda protein ve doymuş yağ tüketimi böbrek ve kalp sorunlarına yol açabilir.
Beslenme ile ilgili tek mutlak doğru tamamen kişiye özel olması. O yüzden bir süre deneyip size iyi geliyor mu değerlendirebilirsiniz. Eğer ciddi bir sağlık sorununuz varsa her türlü beslenme değişikliği öncesi mutlaka doktorunuza danışın.
İyilik, sağlık dolu günler dileğiyle…
Meslek lisesi öğrencilerine üzücü haber... Sınavsız geçiş kalkıyor mu?
Milli Eğitim Bakanlığı Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürü Osman Nuri Gülay, sınavsız geçiş hakkıyla ilgili önemli açıklamalarda bulundu!
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürü Osman Nuri Gülay, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilen Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında KHK ile Bazı Kanun ve KHK'larda Değişiklik Yapan Kanun ile meslek yüksekokullarına sınavsız geçişin kaldırıldığını belirtti.
Gülay, konuyla ilgili açıklamalarında şunları vurguladı; meslek yüksekokullarına sınavsız geçişin mesleği eğitimde devamsızlık oranları ve akademik başarıyı doğrudan etkilediğini belirterek, "Öğrenciler emek verecek, sınava girecek ve karşılığını alacak. Her şey üniversiteye girmek değil. Ana hedefimiz sektörün aradığı, arzuladığı iş gücünü oluşturmak" dedi.
©Cemal Aşan / AA
Gülay, açıklamalarına şu şekilde devam etti. " Öğrencilerimizin (meslek liseleri) yüzde 50'ye yakını açık öğretim fakülteleri, sınavsız meslek yüksekokulu ile üniversiteye gidiyordu. İş gücüne katılım oranı yüzde 57'lerdeydi. Hedefimiz iş gücüne katılım oranını daha yukarıya çekmek ve üretime yönlendirmek"
Peki düzenleme ne zaman yürürlüğe girecek? İşte öğrencilerin en çok merak ettiği sorunun cevabı.
Yapılan açıklamaya göre düzenlemenin gelecek yıldan itibaren geçerli olacağı belirtildi.
Milli Eğitim Bakanlığı'ndan yaz saati açıklaması
Milli Eğitim Bakanlığı, milyonlarca öğrencinin gün ağarmadan okul yoluna düşmesine yol açan yaz saati uygulamasına ilişkin bakanlığın bir çalışması olduğu yönündeki haberleri doğrulamadı.
Beki İkala Erikli'yi öldüren zanlı yakalandı
CNN TÜRK'e bilgi veren bakanlık yetkilileri okul saatlerini belirleme yetkisini valiliklere veren genelgeyi hatırlatarak, Milli Eğitim Bakanlığı'nın konuyla ilgili bir yetkisinin olmadığına dikkat çekildi.
Okul saatlerinin değişmesi halinde sorunun çözülmeyecegini, bu defa da velilerin evden çocuklarından önce çıkmasının problem yaratacağını belirten bakanlık yetkililerine göre iş hayatını da kapsayacak genel bir çalışma gerekli, bu da Enerji Bakanlığı'nın inisiyatifınde.
İlk ve orta öğrenimiyle liseyi Siirt'te bitirdi.
1980'de Yıldız Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliğinden mezun oldu.
Devlet Yem Sanayi'inde 7 yıl Kontrol Mühendisi olarak çalıştı.
1987 yılında açtığı Jet Sürücü Kursu ile iş hayatına giriş yaptı.
1995'te Proton'un Türkiye temsilciliğini aldı, Jet-Kent projesine başladı.  Dünya'nın ilk İslami Otel konsepti ile Caprice Hotel'i dünya turizm pazarına sundu ve bununla ilgili olarak 2012 yılında Malezya'da düzenlenen 1. Uluslararası Dünya İslami Turizm Konferansı'nda dünyadaki ilk 5 Hilal ödülünü aldı. Avrupa'nın en büyük ve Dünya'nın tek 7 Hilalli oteli olan Caprice Gold Bayrampaşa İstanbul projesi % 87 seviyesine gelmiş olup binanın üzerine Kudüs'ten getirilen Kubbetüs Sahra taç olarak giydirilmiştir.
1998'de Jet-Pa Holding'i kurdu. Jetpa Holding, pazarlama, inşaat, elektronik, medya, bankacılık gibi sektörlerde faaliyet gösterdi. Bu yaptıklarına ek olarak görünenin aksine arka planda sürekli hissedarları ve halk ile mali sorunlar da yaşamaktadır. Bir dönem hakkındaki Avrupa'da kurduğu İslami Titan oluşumuyla gurbetçilerin dini duygularını sömürerek zamanında yaklaşık 650 milyon mark toplayıp ortadan kaybolduğu iddiasıyla açılan davalar ve 600 milyonluk JetPa'nin mal varlığını 3 milyon liraya ablasına ve eniştesine devretmek suretiyle holdingin içini boşaltıp insanları mağdur ettiği ve son olarak günümüzde yaptırdığı Caprice Oteli'nde yarattığı hisse problemleriyle yine ülkesindeki insanların açtığı davalarla başı oldukça derde girmiştir. Kimi davaları devam etmekte ve alacaklılarının çok büyük bir kısmı hâla alacaklarını tahsil edememiştir.
300 milyon euroya mal olan "Türkiye'nin İlk Dünya Otomobili İmza Projesi"ni 1999'da uluslararası pazara sundu ve dünyanın birçok ülkesinden 300'den fazla distribütörlük talebi aldı. İmza projesi kapsamında Siirt, Diyarbakır, Batman, Mardin ve Şanlıurfa'da kurulacak beş otomobil fabrikasında yılda 1.250.000 otomobil üretilmesi ve bu fabrika yatırımlarıyla Güneydoğu Bölgesi'nde 264.000 kişiye iş imkanı sağlanarak yılda 12 milyar dolar tutarında ihracat yapılması planlandı.
Mehmet Fadıl Akgündüz, 3 Kasım 2002'de yapılan genel seçimlerde Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne 22. Dönem Siirt Milletvekili olarak seçildi. Siirt ilindeki seçimlerinin itiraz üzerine Yüksek Seçim Kurulu tarafından iptal edilmesi nedeniyle 9 Mart 2003 tarihinde yapılan ara seçiminde yeniden vekil seçilemedi ve milletvekilliği düştü.
2003'te yargılanmaya başladı ve hakkında 495 ile 1235 yıl ağır hapis cezası istendi.
Mayıs 2010'da Caprice Gold projesine başladı. 29 Mayıs 2012'de açmayı planladığı tesis yarım kaldı.
Aralık 2015'te yatırımcılarına verdiği sözleri yerine getirmediği gerekçesiyle hakkında soruşturma başlatılan Akgündüz devre mülk yolsuzluğu iddialarına ilişkin soruşturmada tutuklandı.
Belçika'nın 1. Lig ekiplerinden KAS Eupen'de forma giyen 19 yaşındaki genç futbolcu Henry Onyekuru Fenerbahçe'nin kendisini istediğini iddia etti. Onyekuru'dan gelen açıklamaların ardından gözler Fenerbahçeli yöneticileri çevrilirken teknik ekipten konu ile ilgili bir açıklama gelmedi. 19 yaşındaki genç futbolcunun Fenerbahçe'de gelecek vaad eden futbolcular arasına girebileceği öne sürülüyor.
Belçika basınında yer alan haberlere göre 19 yaşındaki Nijeryalı futbolcu Henry Onyekuru kendisine Türkiye'den teklifler yapıldığını açıkladı. Leipzig, CSKA Moskova ve Hoffenheim gibi takımların yanı sıra Fenerbahçe'den de kendisine teklifler geldiğini ifade eden genç futbolcu kendisine gelen tekliflerin normal olduğunu ifade etti. Çok çalışarak büyük takımların transfer listesine girdiğini dile getiren Onyekuru, Bruma ile benzer özellikler göstermesi dikkatlerden kaçmadı.
Her iki kanatta da oynayabilen genç futbolcu, bu sezon Kas Eupen forması altında çıktığı 20 karşılaşmada 10 gol 6 asistlik performansı ile scout ekiplerinin gözdesi oldu.
Belçika basını tarafından ülkenin önemli yetenekleri arasında gösterilen Henry Onyekuru'nun açıklamaları ile ilgili Fenerbahçe camiasından herhangi bir açıklama yapılmazken genç futbolcu için sosyal medyada "Fenerbahçe'nin Bruması olur" yorumları yapıldı.
Nijeryalı genç futbolcu ile alınan kararı scout ekibinin teknik direktör Dick Advocaat'e bildireceği ardından Advocaat'in isteği doğrultusunda transfer girişimlerine hız verileceği öne sürüldü.
2016 E-YDS sınava giriş belgesi nasıl alınır?
Elektronik Yabancı Dil Sınavı (E-YDS) için giriş belgesi alma linki ÖSYM'nin internet sitesinde aktif edildi. 24 Aralık Cumartesi gününe kadar ÖSYM'nin işlem takvimi içerisinde aktif olan link üzerinden adaylar sınava giriş belgelerini alabilecek. Elektronik Yabancı Dil Sınavı sınav yerleri ve giriş belgesi alma ile ilgili detaylar haberimizde…
ÖSYM'nin sonuç açıklama sistemi içerisinde bulunan işlem takvimi üzerinden aktif ettiği e-YDS sınav giriş belgeleri alma işlemi 20 Aralık Salı günü adayların hizmetine sunuldu. Uluslararası alanda da geçerliliği bulunan E-YDS belgeleri sınavın elektronik ortama taşınması amacıyla geçtiğimiz yıllarda faaliyete konulmuştu.
E-YDS'ye girecek olan adayların elektronik ortamda yapacakları sınav için adaylara bilgisayar kullanımı için yardım edilmeyeceği ifade edildi. Sınav süresi içerisinde adaylar kişisel bilgisayar kullanma becerilerinden kendileri sorumlu olacak ve elektronik ortamda yapılan sınav ile ilgili yapılan hatalarda sorumluluk sınava giren kişiye ait olacak.
ÖSYM tarafından yapılan duyurularda her iki sınavında içeriğinin ve sınav süresinin aynı olduğu dile getirildi. Adaylar sınavda 80 sorudan sorumlu olacak ve bu sorular için 150 dakika süre tanınacak. YDS sınavı için herhangi bir kontenjan bulunmazken E-YDS sınavı yılda birkaç kez gerçekleştirildiği için ÖSYM tarafından farklı kontenjanlar konulabiliyor.
E-YDS'ye yılda kaç kez girilebilir?
Yabancı dil becerisi ile ilgili resmi bir sonuç almak isteyen adaylar aynı dil üzerinden yılda bir kez sınava girebilir. E-YDS üzerinden yeni bir sınava tabii tutulmak isteyen adayların başka bir dil için başvuru yapması gerekiyor.
Bu sene 5 Aralık'ta Paris'te gerçekleşecek Victoria's Secret Fashion Show'da yürüyecek yeni isimler belli oldu. İşte o mankenler...
Renault açıklamasına göre, 29 yaşındaki yarışçı, ilk yarışına çıktığı 2010'dan beri 111 Formula 1 Grand Prix yarışında yer aldı.  Nico Hülkenberg'in motor sporları öz geçmişine ilk sezonundaki Formula 1 pole pozisyonunu, ilk denemesinde GP2 Series zaferi ve ilk Le Mans 24 Saat yarışında elde ettiği birincilik de dahil.
Halihazırda Force India için yarışan Nico Hülkenberg, daha önce de Formula 1'de Williams ve Sauber için yarıştı.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Renault Sport Racing Başkanı Jerome Stoll, 2017 senesinin Renault Grubu'nun Formula 1'e üretici olarak geri dönüşünün ikinci sezonu olacağını anımsatarak, "Dolayısıyla da maceramızın bir sonraki adımı olacak. Bu sezon gelecekte elde edeceğimiz başarıların temelini kurma çalışmalarıyla geçti. Bir sonraki adımda podyumlara halen aç olan deneyimli bir sürücüye ihtiyacımız vardı. Nico Hülkenberg bu rolü kusursuz biçimde yerine getiriyor ve elde etmek istediklerimizi mükemmel biçimde tamamlıyor" ifadelerini kullandı.
Nevşin Mengü'lü, Cem Yılmaz'lı Gloria Ironman 70.3 Turkey'de sizi neler bekliyor?
Nico Hülkenberg'in son derece yetenekli ve motive bir sürücü olduğunu dile getiren Stoll, şunları kaydetti:
"Nico sayesinde yürüttüğümüz yoğun çalışmaları başarıyla harmanlayacağız ve 2017 ile sonrasında bunu daha da iyi seviyelere taşıyacağız. Nico'yu 2017 yılında yeni otomobilimizde görmek için sabırsızlanıyoruz."
Yarışçı Nico Hülkenberg de 2017 senesi için Renault Sport Formula 1 Takımı'na katılacağından dolayı çok mutlu olduğunu bildirdi. Renault'nun motor sporları dünyasında akıllara inanılmaz hatıralar getiren büyük bir oyuncu olduğunu ifade eden Nico Hülkenberg, şu açıklamalarda bulundu:
"Renault'daki görevi esnasında Michael Schumacher, Almanya'yı sadece bir F1 ülkesi haline getirmekle kalmadı aynı zamanda benim içimdeki yarış tutkusunu alevlendirdi. Renault ailesinin bir parçası olarak otomobili daha da geliştirmek ve yepyeni başarı hikayeleri yazmak istiyorum. Bir üretici takımı için çalışmayı her zaman hayal etmişimdir. F1'in yeni yönetmelikleri oyunu değiştirecek ve takımımıza iyi bir fırsat sunacak. Renault önümüzdeki yıllarda herkese meydan okuyan bir takım haline gelecek; bu da benim yarışlara bakış açıma tamamen uyuyor. Bu ailenin bir parçası olmak için sabırsızlanıyorum.
Bu yılın kalan yarışları için Force India adına markalar şampiyonasında dördüncülüğe erişmek amacıyla elimden gelenin en iyisini yapacağım. Böylesi bir durum Force India takımının tamamı için büyük bir başarı sayılacak. Üstelik bu hem tarihlerinin en büyük başarısı hem de benim açımdan orada geçirdiğim büyüleyici günler için müthiş bir son olacak. Force India'nın bu yeni fırsatı değerlendirme şansını bana vermesinden dolayı minnettarım."
5'i profesör 7 akademisyen tutuklandı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) akademik yapılanmasına yönelik Yıldız Teknik Üniversitesinde (YTÜ) yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan ve hakimliğe sevk edilen 22 şüpheliden 5'i profesör 7 akademisyen "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan tutuklandı.
Hazine Müsteşarlığı'na FETÖ operasyonu
FETÖ'nün akademik yapılanmasına yönelik yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan ve hakimliğe sevk edilen 22 şüpheliden, 5'i profesör 7 akademisyen tutuklanırken, diğer şüpheliler adli kontrol kararı uygulanarak serbest bırakıldı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) akademik yapılanmasına yönelik Yıldız Teknik Üniversitesinde (YTÜ) yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan ve hakimliğe sevk edilen22 şüpheliden 5'i profesör 7 akademisyen "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan tutuklandı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu savcılarından Mehmet Şenay Baygın tarafından yürütülen soruşturma çerçevesinde gözaltına alınan ve adliyeye getirilen 39 şüphelinin savcılık ifadeleri sona erdi.
Savcılık, 22 şüpheliyi "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan tutuklanması, 17 şüpheliyi ise adli kontrol kararı uygulanarak serbest bırakılması talebiyle hakimliğe sevk etti.
Nöbetçi İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği, aralarında 5 profesörün de bulunduğu 7 şüphelinin "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan tutuklanmasına karar verdi. Hakimlik, 32 şüphelinin adli kontrol hükümleri uygulanarak serbest bırakılmasına hükmetti. Serbest bırakılan şüpheliler hakkında adli kontrol hükümleri kapsamında yurt dışına çıkış yasağı getirildi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, FETÖ'nün akademik yapılanmasına yönelik YTÜ'de yürütülen soruşturma kapsamında 103 öğretim üyesi hakkında 18 Kasım'da gözaltı kararı çıkarılmış, 70 şüpheli gözaltına alınmıştı.
Geçtiğimiz yıl Sarp Levendoğlu'yla nikâh masasına oturan Birce Akalay, evliliğe bakışını BeStyle dergisine anlattı.
Birce Akalay, BeStyle dergisinin yeni sayısına röportaj verdi. İlk evliliğini Murat Ünalmış'la yapan, geçtiğimiz yıl da "Küçük Ağa" dizisindeki rol arkadaşı Sarp Levendoğlu'yla nikâh masasına oturan oyuncu, röportajında evliliğe bakışını anlattı:
"Evlilik kimisine göre sınırları olan, kısıtlayıcı bir yaşama biçimi. Benim içinse tam tersi; hayatta muazzam bir özgürlük. Zaten evlilik ya da sevgililiğin birbirinden farkı yok benim gözümde. Sadece evlilikte net bir vaat ya da niyet var; ömrünün sonuna kadar bir yolda, el ele yürüme niyeti.
Bununla beraber çocuk sahibi ve sonrasında tam bir aile olmak evrimi. Yüzyıllardır bu böyle, değişmiyor. Çünkü insan özünde söz vermeyi, inanmayı ve paylaşmayı sever, böylelikle de kendini iyi hisseder. Kağıt üzerinde evlenmek toplum için, bir de anne baba mürüvvet görsün diye. Aslında evlenme teklifi edildiğinde zaten çoktan ruhlar evlenmiş oluyor bence."
Sakatlığından ötürü geri planda kalan dans aşkından da bahseden Birce Akalay, yeniden dans edebileceği günü heyecanla beklediğini söyledi: "Çocukken bir hayalim vardı; bale okulu açmak. 13 sene büyük bir aşkla dans ettim, bu ilgimde hâlâ da değişen bir şey yok. Maalesef 16 yaşında sakatlandığım için artık dans edemiyorum. Ama dans bir şekilde hep hayatımda oldu ve olmaya da devam edecek. Elbet bir gün ameliyat olacağım ve tekrar dans edebileceğim, o günü iple çekiyorum."
Birce Akalay, "Eşin Sarp'ta ilk olarak ne ilgini çekti?" sorusuna "İyi ve güzel kalbi" yanıtını verdi.
"Scriabin'in bile çalmak için sağ elini sakatladığı söylenen 'Islamey Fantasy'yi seslendirirken güçlü tekniği ile piyanoya meydan okuyan bir virtüözite sergiledi!"
New York Times, bu sözleri İstanbullularla ilk kez 2014'te buluşan Rus asıllı Amerikalı piyanist Natasha Paremski yazdı.
Genç yaşına rağmen pek çok önemli ödülün sahibi olan ve dünyanın en büyük konser salonlarından ambar ve uçak hangarlarına değin, müziğin her alanda icra edilebileceğini söyleyen Paremski, 10. yılını kutlayan İstanbul Resitalleri kapsamında, 19 Kasım'da, Sakıp Sabancı Müzesi The Seed'de.
Biz de tekniği ve piyanodaki yorumunun yanı sıra güzelliğiyle de dikkat çeken piyanisti, konser öncesinde biraz daha yakından tanıyalım istedik.
"En acımasız eleştirmen kendimim"
Geleneksel konser salonlarının yanı sıra, farklı mekan ve alanlarda konserler veriyorsunuz, neden?
Farklı projeleri, farklı mekanlarda çalabilme olanaklarını seviyorum. Mesela; en son Alaska'da çaldım. Geleneksel manada klasik konser salonu yoktu, ben de imkanlar dahilinde gösterilen bir yerde dinleyenlerle buluştum. İmkanları zorlamak ve insanlara ulaşmak benim için çok kıymetli. Bununla birlikte her yerde, her şekilde müzik yapabiliyor olmayı da müziğin ayrı bir güzelliği olarak görüyorum.
Genç yaşınızda 'piyanoya meydan okuyan' gibi tanımlar, sizde nasıl bir etki yaratıyor?
Yazılanların mesleğimi etkilemesine izin vermemeye çalışıyorum. Çoğunlukla çok iyi eleştiriler yayınlanmakla birlikte, zaman zaman herkesi çok memnun etmek de mümkün olamayabiliyor. Ayrıca, en acımasız eleştirmen galiba yine kendimim. Hâlâ en iyi performansıma ulaştığımı düşünmüyorum. Bu da iyi bir şey olsa gerek! Her zaman daha iyisini yapabileceğine inanmak ve ona ulaşmaya çalışmak, aynı zamanda başarı için de önemli bir bakış açısı. Yaptığımız işle ilgili 'tamam, ben oldum' dememek lazım!
"Üzerinde çalıştığım o an için 'en sevdiğim eser' oluyor"
Tek bir eser yok, fakat bir şekilde üzerinde çalıştığım ve tüm vaktimi harcadığım eser, o an için 'en sevdiğim eser' oluyor. Bir eserin gizemini keşfetmeye çalıştığım sırada, eserle aramızda oluşan yakınlık ve birliktelik her zaman o eserle aramda derin bir aşkın doğmasına yol açıyor.
Müzik dışında, size iyi gelen ve en sevdiğiniz şey nedir?
Yemek... Turneye çıktığım zamanlar, seyahat ettiğim şehirlerde çok fazla gezecek fırsatım olmuyor ama yemek her zaman oluyor. Sadece mutfaklarını öğrenerek bile farklı kültürlere ait ne kadar çok şey öğrenebileceğinizi görmek gerçekten şaşırtıcı. Evde olduğum zamanlarda ise ailem ve dostlarım için yemek yapmayı seviyorum.
"Müziğin neden ölümsüz olduğunun cevabı"
Albümlerden bahseder misiniz; temayı ve şarkıları neye göre seçiyorsunuz?
İki farklı koşulda, iki solo albüm yaptım. İlk albümüm gerçekten bir ödüldü. (ABD'li söz yazarı, şarkıcı) Gabriel Kahane'nin benim için yazdığı bir eser vardı, albümde olmasını istiyordum. Onun müzikal stili bana Brahms ve Prokofiev'i düşündürdü hep. Böylece ilk albüm Kahane, Brahms, Prokofiev ve Balakirev'in eserlerinden oluştu. Konçerto albümüm ise birlikte bir çok kez, aynı sahneyi paylaştığım Royal Philharmonic Orchestra'nın daveti üzerine oluştu. Onlarla Tchaikovsky'nin bir numaralı piyano konçertosunu daha önce hiç çalmamıştık ama albüm büyük başarı yakaladı. Ek olarak çelist Zuill Bailey ile bir çok kayıt yaptık; Prokofiev ve Britten'in Çello Sonatları. Önümüzdeki aylarda çıkacak bir albümümüz var.
Hayatınızı bir klasik müzik eseri ile anlatmak isteseniz, bu hangi beste olurdu?
Sadece tek bir eser olabilir mi, emin değilim. Aslında duyduğum ya da seslendirdiğim tüm eserlerde, kendimden bir parça hep buluyorum. Bu müziğin neden ölümsüz olduğunun da bir anlamda cevabı olabilir. Mesela dinleyiciler de konserlerde, bazen anılarını, duygularını veya kelimelerle ifade edilemeyen deneyimlerini müzikle yeniden yaşarlar. Bu da bir bakış açısıyla bazılarının neden Rachmaninov ya da Shostakovich ya da Bach sevdiğinin bir cevabıdır.
"Hayatımda yapmak istediğim tek şey"
Müzikal kariyeriniz ilk nerede değişti ve bu hayatınızda nasıl bir yol almanızı sağladı?
Ailem, ben sekiz yaşındayken Moskova'dan Amerika'ya taşındı. O sırada zaten beş yıldır, piyano çalıyordum. Fakat ailemin piyano almak veya özel ders için yeterli ekonomileri yoktu. İlk başta ben de piyano üzerinde çok fazla düşünmemiştim, çünkü bambaşka bir ülkeye taşınmıştık ve hayatımdaki her şey çok yeni ve ilginç geliyordu. Zamanla, her nasıl olduysa, içimde derin bir üzüntü oluştu; çok belirgin, hissedilebilen bir kayıp gibi... Ve o sırada annemin, San Francisco'da Davies Symphony Hall'de (piyanist) Evgeny Kissin'in resitaline aldığı biletler, bende adeta bir deprem etkisi yarattı. Kissin'i sahnede gördüğüm an, karar verdim ki hayatımda her ne olursa olsun yapmak istediğim tek şey; bir piyanist olmaktı. Aileme yalvardım ve onlar da yeniden piyanoya başlayabilmem için para biriktirdiler. Bir ay sonra ilk konçertomu seslendirdim ve yedi yıl sonra bana hayallerimin peşinden gitmem için ilham olan Kissin'in çaldığı aynı sahneyi San Francisco Symphony ile paylaştım.
Klasik müziğin yeteri kadar ilgi gördüğünü ve anlaşıldığını düşünüyor musunuz?
Klasik müzikle ilgili en genel yanlış; klasik müziği bilmeyen birinin, onu dinleyemeyeceği kanısı. Dünyanın en büyük salonlarında da çaldım, ambar ve uçak hangarlarında da... Söyleyebileceğim; izleyicilerin tepkisi, eğer müziği daha önce duymamış izleyicilerin lehine değilse, her zaman eşit ve aynı şekilde olmuştur. Ortaya çıkan bir gerçek var ki, o da: 'Müzik sadece konser salonlarında devam edemez.' Sanatçılara ulaşamayan izole topluluklara, özellikle de çocuk dinleyicilere gidebilmek müzisyenler için önemli. Çünkü geleceğin mimarları çocuklar...
"Her konseri son konserinizmiş gibi düşünün"
Klasik müzikle ilgilenen genç müzisyenlere ne söylemek istersiniz?
Daima kendiniz olunuz ama her zaman da açık fikirli olmaya özen gösteriniz. Kendine inanmak önemli! Mekanın ne kadar önemli olup olmadığına bakmaksızın, her konseri, o konser sizin 'son konseriniz'miş gibi düşünün. Ben, müziğin benden büyük olduğunu her zaman hatırladım ki sizi kimin dinlediğini asla bilemezsiniz.
Sevdiğim eserlerden oluşan özel bir program hazırladım. Özellikle de ikinci yarıda seslendireceğim Brahms'ın üç numaralı piyano sonatı gözdelerim arasında. Brahms'ın 19 yaşında yazdığı bu sonat, dinleyiciler için fantastik bir yolculuk olacak. Brahms, Beethoven'dan çok fazla ilham almış. Tabii ki Beethoven'dan farklı, fakat bu sonatta bu ilhamı açık bir şekilde hissedebilirsiniz. Robert ve Clara Schumann, bu sonatı Brahms onlar için ilk kez çaldığında (ve tabii daha sonra başkaları da aynı şekilde) bunun doğrudan Tanrı'dan gelen bir işaret ve kutsal bir şey olduğunu düşünmüşler.
Dünyaya bakışınızı değiştirecek 10 şaşırtıcı gerçek
Yaşadığımız dünyada ya da evrende neler olup bittiği hakkında yeterli bilgiye sahip miyiz acaba? Peki ya biz insanların yapabileceği onlarca şey varken bunların kaçından haberdarız? Aynı zamanda hem nefes alıp hem de yutkunabileceğinizi biliyor muydunuz mesela? Bu tabii onlarca tuhaf bilgiden yalnızca biri… İşte duyunca şaşıracağınız 10 ilginç gerçek:
İsviçre yasalarına göre, Gine Domuzları gibi "sosyal hayvan"ların yalnız yaşamaları yasak. Yani bir Gine Domuzu sahibi olmak istiyorsanız ona bir de arkadaş almak yani böylelikle iki hayvan sahibi olmak zorundasınız.
Hindistan'ın Piplantri köyünde doğan her kız çocuğu için köylüler bir araya gelip onların şerefine 111 ağaç dikiyorlar. Köyde bu gelenek sayesinde dikilen ağaçların sayısı yaklaşık olarak çeyrek milyona ulaştığı söyleniyor. Ayrıca köylüler, ölen her aile üyesi için de 11 ağaç dikiyor ve bu ağaçları korumak için büyük özen gösteriyorlar.
İyi ki doğdun
Her 5 Ağustosta Curiosity Keşif Aracı Mars'a gelişinin yıldönümünü "İyi doğdun" şarkısını söyleyerek kutluyor. Mars'ta, bir başına ve kendi kendine…
Bored Panda'nın haberine göre, içtiğiniz her bir bardak suda vaktiyle yaşayan dinozorlardan günümüze geçen su molekülleri ile karşılaşma olasılığınız neredeyse yüzde yüz.
Hayvan istismarı büyük bir suç
FBI'a göre hayvan istismarı bir cinayet, kundaklama veya saldırı ile eş değer bir suç ve onlarla aynı derecede takip edilmeyi gerektiriyor.
Politikacılar Slovakya ile Slovenya'yı öyle çok karıştırıyorlar ki birçok elçilik çalışanı her ay yanlış adrese gönderilen postaları değiştirmek durumunda kalıyor.
Baykuşların evcil hayvanları...
Bazı baykuşlar, yavru yılanları evcil hayvanları olarak görür.
Elmas yağıyor
Satürn ve Jüpiter'de gökten elmas yağıyor. Cidden.
Kleopatra Iphone dönemine daha yakın
Kleopatra, Büyük Piramitlerin yapım zamanından ziyade Iphone'un icadına daha yakın bir zaman diliminde yaşamıştır.
Süper Mario'nun kafasına değil, eline yazık
Düşünülenin aksine Mario, tuğlalara kafasıyla değil eliyle vurur.
Yağmur Sarıoğlu'ndan Lamborghini'yi geri aldılar
Galataraylı futbolcu Sabri Sarıoğlu'nun eşi Yağmur, geçen hafta test sürüşü için aldığı 3 milyon TL'lik otomobilde sigara içirince başı derde girdi.
Sarıoğlu 'Test sürüşü yapıyorum' dediği araçta internet fenomeni arkadaşı Kerimcan Durmaz'ın sigara içmesine izin verince galeri sahibi çileden çıktı.
Makaron'da yer alan habere göre; Durmaz'ın elinde sigarayla araç içinde çekilen videosunu sosyal medyada gören galeri sahibi Mehmet Çelik, Yağmur Sarıoğlu'nu arayarak '3 milyonluk otomobilin içinde nasıl sigara içersiniz. Aracı derhal geri alıyoruz" diye sert çıktı. Bir çalışanını Sarıoğlu'nun eğlendiği mekana göndererek aracı geri aldı.
Dünyanın artık eskisi gibi olmayacağını gösteren 16 keşif
2016 yılı terör ve yıkımlarla unutulması gereken bir yıl olarak hafızalara kazınmış olsa da 365 güne sıkışan iyi gelişmeler de yaşandı. İnsanoğlu bu dönemde artık hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağını gösteren önemli keşiflere imza attı. Tabii ki bunların hepsi iyi değil. İşte 2016'nın en büyük 16 bilimsel keşfi.
Su ayılarının (Tardigratların) 30 yıl donmuş halde kaldıktan sonra dahi hayatlarına devam edebildikleri ortaya çıktı.. Japonya'nın Ulusal Kutup Araştırma Enstitüsü, 8 bacaklı ve segmentli yaratıkları -20 derecede 30 yıldan fazla süredir saklıyordu. Hayvanlardan ikisi, 2014 yılında çözülüp canlandırıldı.
Güneş sistemine en yakın yıldız olan Proxime Centauri'nin yörüngesinde yeni bir gezegen keşfedildi. Proxima b ismi verilen gezegen Dünya'ya sadece 4 ışık yılı uzaklıkta. Güneş sistemine en yakın yıldız olan Proxima Centauri'nin yörüngesinde bulunan yeni gezegenin Dünya boyutlarında olduğu açıklandı.
Üç ebeveynli bebek
New York'taki New Hope Fertility Center'da (Yeni Umut Doğurganlık Merkezi) çalışan doktor John Zhang ve ekibi üç ebeveyn adında bir teknik geliştirerek ölümle sonuçlanan Leigh Sendromu gibi hastalıkların kalıtımının önüne geçti. Bu teknik, anneden ve bir donörden yumurta alındıktan sonra annenin yumurtasındaki çekirdeği çıkarıp donörden alınan yumurtanın çekirdeğini onun yerine yerleştirmek üzerine kurulu. Bunun gerçekleştirilmesi sonucu ise, ortaya annenin nükleik DNA'sını, donörün ise mitokondriyal DNA'sını içeren bir yumurta hücresi çıkıyor. 6 Nisan 2016'da bir çift, bu teknikle bir çocuk sahibi oldu ve çocuğun hiçbir kalıtsal hastalığı bulunmuyor.
Einstein haklı çıktı
ilim insanları, yerçekimini ve evreni anlama yolunda muazzam bir keşif yaptıklarını açıkladı. Albert Einstein'ın kuramlarından 100 yıl sonra, onun tüm evrene yayıldığını söylediği yerçekimi dalgalarını nihayet gözlemlediler. Yerçekimi dalgalarını "görebilmenin" Büyük Patlama'dan başlayarak uzayın pek çok sırrını çözmekte faydalı olacağı ifade ediliyor.
Redback örümceğinin talihsizliği sona erdi
Karadul cinsinden erkek Redback örümceğinin kaderi cinsel birleşme sonrası dişi tarafından afiyetle yenilmekti. Redback erkeklerinin bu durumdan kurtulmak için bir taktik geliştirdikleri ve henüz olgunlaşmamış dişilerle birleşme yaşamaya başladıkları keşfedildi. Böylece erginleşmemiş dişi erkek örümceği yiyemiyor.
Kehribar taşında keşfedildi
Çinli bilim insanı Şing Lida, pazardan aldığı kehribar taşının içindeki cisimleri inceledi. Sonucunda bunun bir dinazor tüyü olduğunu keşfetti.
49 bin yıl
Güney Avustralya'da bulunan Flinders Ranges kayalıklarındaki mağarada bulunan 200 kemik parçası ve insan eliyle yapılmış 4 bin 300 cismi inceleyen bilim adamları, buluntuların yaklaşık 49 bin yıl öncesine ait olduğunu belirledi.
Dünyanın en eski fosili
Danimarka'ya bağlı Grönland bölgesinde, Isua Kayalıkları'nda bulunan stromatolitler yapısındaki bu fosilin, 3.7 milyar yıl öncesinde canlı olan mikrobiyal yaygılara ait olduğu düşünülüyor. Stromatolitler, mavi-yeşil algler gibi mikroorganizmaların biyofilmlerindeki tortu tanelerinin bir araya gelip yapışması ve donmasıyla meydana geliyor.
Dokuzuncu gezegen
Bazı bilim adamları Güneş sisteminde 9. bir gezegenin varlığından söz etmeye başladı. Ancak henüz somut bir tespit yok. Bilim adamları Dünya'nın neredeyse 10 katı boyuta sahip bir şekilde Plüton'un çok daha ilerisinde, Kuiper Kuşağı'nın da ötesinde, Dünya'ya 32 milyar km ile 160 milyar km arasında bir mesafede durduğunu düşünmekteler.
Kanseri yenmek
CRISPR, moleküler biyologların genlere müdahalede kullandıkları en popüler yöntem olarak tanınıyor. Çin, son dönemde bu yöntemi insan embriyolarında ve maymunlarda test ederek başarılı sonuçlar elde etti. Biyoteknoloji alanında atılım yapan Çin'in gündeminde bu tekniği doğrudan insanlara uygulamak yer alıyor. ABD'de ise Western Üniversitesi'nde görevli bir grup bilim insanı ise CRISPR'ı daha da verimli hale getirecek yeni bir versiyon geliştirdiler. Halihazırda kullanılmakta olan CRISPR, DNA segmentlerini kesmek için Cas9 adlı bir enzim kullanıyor. Western Üniversitesi araştırmacıları ise Cas9 enzimi yerine TevCas9 enzimini kullanarak CRISPR'ın yeni bir versiyonunu geliştirdiler. Bu yenil nesil CRISPR, çok daha verimli ve kesin sonuçlar veriyor. CRISPR'ın en önemli sorunun kesilen DNA'nın daha sonra DNA'nın kendisini onarması ile eski haline dönmesi olduğunu ve geliştirdikleri yeni nesil CRISPR ile bu sorunun ortadan kalkacağını belirtti.
Kimyasal elementleri sınıflandıran periyodik tabloya dört yeni element eklendi. Merkezi ABD'de bulunan kimyasal sınıflandırma, terminoloji ve ölçümlerden sorumlu küresel örgüt, Uluslararası Saf ve Uygulamalı Kimya Derneği 113, 115, 117 ve 118 şeklinde belirlenen dört yeni elementi 30 Aralık'ta tescil etti. Uluslararası Kimya Derneği'nin İnorganik Kimya Bölümü Başkanı Profesör Jan Reedjik "Şimdi element isimlerinin ve sembollerinin resmileşme süreci başladı. Bu elementler geçici olarak ununtrium (Uut ya da element 113), ununpentium (Uup, element 115), ununseptium (Uus 117) ve ununoctium (Uuo, element 118) olarak adlandırılıyor." dedi.
Dünyanın en büyük teleskopu Çin'de
"Cennetin Gözü" olarak anılan Beş Yüz Metre Açıklıklı Küresel Teleskop (FAST) Samanyolu ve uzak gökadalardaki hidrojen gazı emisyonunu tespit edecek ve dünya dışı varlıklardan gelen sinyalleri kontrol edecek.
400 yıl yaşayabiliyor
Yaklaşık 400 yıl yaşayabilen, gizemli ve yavaş hareket eden bir derin deniz köpekbalığı türü keşfedildi. Son süreçte ise University Of Copenhagen araştırmacıları, gelmiş geçmiş en uzun süre yaşayan omurgalı canlının tespitinde bulundular. Danimarkalı bilim insanları Grönland dolaylarındaki bir köpek balığının yaklaşık 400 yıldır yaşamını sürdürdüğüne yönelik bulgulara rastladıklarını belirttiler.
Karbondioksit oranı geri dönülmez yola girdi
Eylül ayı yapılan ölçümlere göre atmosferdeki karbondioksit oranının en düşük olduğu ay olarak tespit edilse de, bu ay itibariyle Dünya atmosferindeki CO2 düzeyi sembolik 400 ppm eşiğini geçmiş olarak görünüyor. İklim bilimcilerin konuyla ilgili yaptığı açıklamaya göre gezegenimizin atmosferindeki CO2 oranının uzun yıllar boyunca bu düzeyin altına düşmesi mümkün görünmüyor. Yapılan ölçümlerden bildiğimiz kadarıyla CO2 düzeyi sanayi devriminden beri düzenli olarak artsa da, yerküre bundan ancak üç ile beş milyon yıl öncesinde bu denli yüksek bir karbondioksit oranına sahip olmuştu.
NBA'de Oklahoma City Thunder forması giyen Westbrook'un 7 karşılaşmalık "triple double" serisi, 99-96 yendikleri Boston Celtics karşısında son buldu.
Basketbol camiası teröre karşı omuz omuza
NBA'e 5 maçla devam edildi. Oklahoma City Thunder, evinde oynadığı Boston Celtics karşılaşmasını 99-96 kazandı. 1989'da 7'si üst üste olmak üzere 11 maçta 10 kez 3 istatistikte çift hanelere çıkan Michael Jordan'dan bu yana arka arkaya 7 "triple double" yapan ilk oyuncu olan Thunderlı Westbrook'un serisi bitti.
Celtics'te Al Horford'ın 19 sayı, 6 asist, Avery Bradley ve Jae Crowder'ın da 18'er sayılık performansı sonucu değiştirmedi.
Warriors, peş peşe kaybetmiyor
Lig lideri Golden State Warriors, Memphis Grizzlies'ten 21 sayı fark yedikten sonra çıktığı Minnesota Timberwolves deplasmanından 116-108 galip ayrıldı. Normal sezonda 111 maçtır peş peşe mağlubiyet almayan Warriors, bu alandaki NBA rekorunu kırdı.
Warriors'ı galibiyete, 30 sayı, 6 ribauntla oynayan Klay Thompson, 22 sayı, 8 ribaunt, 5 asist üreten Kevin Durant ve maçı 22 sayı, 9 asistle tamamlayan Stephen Curry taşıdı.
Mağlubiyet serisi 4 karşılaşmaya çıkan Timberwolves'ta Karl-Anthony Towns, 25 sayı ve 18 ribauntla "double double" yaptı. Zach LaVine ve Andrew Wiggins de 25'er sayı kaydetti.
iOS 9 güncellemesi bu akşam geliyor
Apple'ın her yıl yenilediği iOS işletim sistemi, bu akşam güncelleniyor. İşte iOS 9 ile gelecek yenilikler ve iOS 9'u destekleyen cihazlar...
iPhone 6S, iPhone 6S Plus, Apple TV, iPad Pro ve iPad mini 4'ün lansmanının ardından 16 Eylül'de yayınlanacağı kesinlik kazanan iOS 9, birçok yeniliği de beraberinde getirecek.
-iPhone 6S (halihazırda yüklü geliyor)
-iPhone 6S Plus (halihazırda yüklü geliyor)
-iPad 2
-iPad mini 4 (halihazırda yüklü geliyor)
-iPad Pro (halihazırda yüklü geliyor)
iOS 9, performansa ve pile yönelik arka plan geliştirmeleri yapmakla kalmıyor, çoklu görevi de gözden geçiriyor. Ancak iOS 9'un çoklu görev işlevlerinden Slide Over ve Split View, tüm iOS cihazları için sunulmayacak. Bu işlevlerin çoğunun iPad Air 2, iPad Air, mini 2 ve mini 3 için sunulacağı, Split View'un ise sadece iPad Air 2'de kullanılacağı biliniyor.
iOS 9'daki verimliliğe yönelik geliştirmeler arasında klavyedeki daha iyi öneriler ve aramayla entegre edilmiş, daha güçlü ve akıllı Siri var. iOS 9'un indirme boyutunun önemli ölçüde küçültülmüş olması, 16GB'lık iPhone sahiplerini sevindirecek gelişmelerden.
iOS 9.1'i indirenlerin dikkatini çeken ilk noktalardan biri, emoji sayısındaki artış oldu.
Apple, yeni emojileri iOS 9.1'in beta sürümüne ekledi.
iOS 9'un bu akşam saatlerinde (muhtemelen TSİ 20:00 sonrası) yayınlanması bekleniyor.
Neslihan Atagül ve Kadir Doğulu'nun balayından kareler
Oyuncu Neslihan Atagül ve yeni sezonda yeni dizisiyle ekranlarda olacak Kadir Doğulu, düğünden sonra balayına Maldivler'e gitti. Doğulu çifti, çektikleri fotoğrafları sosyal medya hesaplarında takipçileri ile paylaştı.
Son dakika Başbakan Yıldırım emeklilere promosyon ücretini açıkladı
Video: Son dakika Başbakan Yıldırım emeklilere promosyon ücretini açıkladı
Son dakika. Başbakan Binali Yıldırım, emeklilere promosyon ücreti çalışmasına ilişkin açıklamalarda bulundu.
Başbakan Binali Yıldırım, emeklilere promosyon ücreti çalışmasına ilişkin, bugün öğleden sonra açıklamalarda bulundu.
Yıldırım, "2017 yılında emeklilerimize promosyon diye bilinen ödeme yapılacak. 1000 lira altında emekli mmaşı alanlara 300 lira, 1000-200 lira arası 375 lira, 2000 lira üzerine 450 lira ödeme yapılacak. Bunun yıllık tutarı ne diye merak edebilir vatandaşlar 5 milyar TL'lik bir kaynağı emeklilerimize emekli maaşlarına ilave olarak sağlamıştır. 3 yıl hesaplar bankada tutulma karşılığı yapılacak. Bir seferde yapılacak. 2017'de ilk ay içinde tamamlanmış olacak. Sonunda bir uzlaşma var. Emeklilerimizin maaş olma durumuna göre 1 ila 3 ay içinde ödenecek. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız çalışmalar yaptı. Bankalarımız da fedakarlık yaptı. Bankalarımıza da teşekkür ediyoruz" dedi.
21 maddeydi bazı maddelerde değişiklik yapınca diğerleri ile birleştirme yoluna gidildi. 18 madde olarak Genel Kurul gündemine gelecek. Komisyondaki görüşmeler demokratik bir tahammül ile gerçekleşti. Komisyonlarda söylenecek ne söz varsa söylenir, makul olanlar değerlendirilir. Nitekim böyle olmuştur. Komisyonlarda bazı düzenlemeler yapılmıştır. Genel Kurul'da çok teknik bir detay, hukuki bir detay olmadıktan sonra değişiklik olmaz. Yapılacak çalışmalarla alınacak.
'Şimdiden gün vermek saat vermek yanlış olur'
Takvim nasıl olacak önümüzdeki günlerde göreceğiz. Genel Kurul aşamasından sonra Cumhurbaşkanımızın onay süreci var. Ondan sonra referandum süreci var. Şimdiden gün vermek saat vermek yanlış olur. Bu süreçler birbirine bağlı. İnşallah ülkemiz için hayırlısı olacaktır. Bu vesile ile sonuna geldiğimiz 2016 yılı zor bir yıl oldu. Darbe teşebbüsünden terörle mücadele yılı oldu.
Dün itibariyle Suriye'de ateşkes için mutabakata varıldı. Türkiye ve Rusya aktif bir rol oynadı. Bu umarım kalıcı olur. Bu vesile ile bütün vatandaşlarımızın yeni yılının hayır huzur ve kardeşlik getirmesine vesile olmasını diliyorum. Bu bereketli günde kışta kıyamette sınır boylarında vatandaşlarımız için görev yapan güvenlik birimlerimizin Allah yar ve yardımcıları olsun. Bu süreç herkese açıktır. Kimsenin ölümüne rıza göstermesini beklemeyiz.
'Bundan sonra siyasi süreç başlayacak'
Terörün yanında olmayan barışın yanında olan herkes bu sürecin bir üyesidir. Bundan sonra siyasi çözüm süreci başlayacak. Ülke için kim faaliyette bulunduysa bütün gruplar bir araya gelecek ve el sıkışacak. Refah için herkes elini taşın altına koyacak. Arkadaşlar terörle mücadele bir ortak anlayışı gerektiriyor. Hepimizin ortak amacı Suriye'de barışı huzur ve geleceği kurtarmak aynı zamanda terör yuvalarını da ortadan kaldırmak.
'Rusya ve ABD ile çalışmalarımız var'
Rusya ile çalışmalarımız var. ABD ile çalışmalarımız var. Bizim orada bulunmamızın amacı bellidir. Vatandaşlarımızın mal ve can güvenliğini sağlamak, terörle mücadele ve sınırlarımızı korumak.
'OHAL kararı 15 gün içinde gündeme gelecek'
OHAL'le ilgili kararı önümüzdeki 15 gün içinde gündeme gelecek, şu anda bir şey söylemeyeyim. Terörle mücadelede gidelecek ne varsa yapılacak. Hükümetimiz kararlılık içinde, en sahadaki en düşük kademedeki teröristle en yükseğin bizim için farkı yoktur.
Güvenlik güçleri, masum insanları öldürmeye kalkıyorsa hepsi bizim düşmanıdır. Adrese luzum yok. Kurşun adres tanımaz. Neredelerse oraya nereye kadar kaçarlarsa oraya kadar gideriz. Yurdun her köşesinde vatandaşlar güven içinde hissetmesi için arkadaşlarımız büyük bir fedakarlıkla çalışmalarını sürdürüyor.
'Yılbaşında tedbirleri alalım üzülecek bir şey yaşamayalım'
Yılbaşı için genel olarak vatandaşlarımızın yeni yılı rahat geçirmesi için alınması gereken tedbirleri almak lazım. Emniyet tedbirlerini alalım ki üzülecek bir şey yaşamayalım.
Donald Trump'ın yapılacaklar listesi
Donald Trump seçim kampanyası boyunca sayısız vaatlerde bulundu. Ancak verdiği sözleri yeniden gözden geçirmesi gerekiyor. Peki Trump'un yapılacaklar listesinde neler var?
Serbest ticaret
America First (Önce Amerika): Trump için en önemli olan kendi ülkesi. Amerika'nın ekonomisini güçlendirmek için korumacı bir politika savunuyor. ABD'ye yabancı ürünleri kesmek istiyor, serbest ticareti iyi bulmuyor. Bu nedenle Kuzey Amerika Ülkeleri Serbest Ticaret Anlaşması NAFTA'nın şartlarını yeniden müzakere etmek ve gerekirse anlaşmayı feshetmek istiyor. Bir yıl önce müzakereleri tamamlanan Trans-Pasifik Ortaklık Anlaşması TPP'den ise kesin geri çekilmek istiyor. Ayrıca şirketlerin ürünlerini Amerika'nın dışında bulundurup ABD'ye gümrüksüz getirmelerini engellemek için gümrükler uygulamak istiyor.
Trump, ilk yüz günlük programı kapsamında Amerika'da yasadışı bulunan iki milyon göçmeni sınırdışı etmeye başlayacağını açıklamıştı. Bir kez ülkeden gönderilen bir kişi tekrar yasadışı yollardan ABD'ye girerse en az iki yıl hapis cezasına çarptırılacak. Trump ilk günden 'teröre eğilimli' bölgelerden göçü durdurmayı ve göçmenlere yönelik güvenlik kontrollerini artırmak istediğini açıkladı. Ayrıca Trump, Müslümanları da ülkeye almak istemiyor.
"Sınırımız olmazsa devletimiz de olmaz" diyor Donald Trump. Sınırı bir İsviçre peynirine benzeten Trump yasadışı göçmenlerin ve uyuşturucunun ülkeye girmesini engellemek için güney sınırında bir duvar örmek istiyor. Trump, duvarın parasını da Meksika'nın ödemesi gerektiğini vurgulamıştı.
Trump, seçim kampanyasında NATO'ya eleştirel yaklaştı ve neden hep Amerika'nın liderlik rolü üstlenmek zorunda kaldığı sorusunu sordu. New York Times ile yaptığı bir söyleşide, bazı NATO üyelerinin ödemelerini yapmadığını da dile getirdi. NATO anlaşmasına göre Amerika, NATO'nun diğer üye ülkelerine askeri yardımda bulunması gerekiyor. Trump, ABD'nin bu görevini yerine getirip getirmeyeceği sorusuna ise "Onlar da bize karşı sorumluluklarını yerine getirirlerse, evet" şeklinde cevap vermişti.
Hillary Clinton ile yaptığı ilk televizyon düellosunda Trump, hiçbir zaman iklim değişikliğinin Çinliler tarafından icat edildiğini söylemediğini savundu. Ancak 2012 yılında attığı bir Tweet bunun doğru olmadığını gösteriyor. Burada küresel ısınmanın bir yalan olduğunu iddia ediyor Trump. Trump 100 günlük planı içinde "Amerikalı işçileri korumak için" Birleşmiş Milletler'in iklim değişimi programına yapılan milyarlık ödemeyi durdurmak istediğini ve bu parayı ülkesindeki su ve doğa altyapsı için kullanmak istediğini ifade etmişti. Mayısta ise İklim Anlaşması'ndan çıkmak istediğini açıkladı, ancak bu hukuken kolay değil.
Yürütme ve yasama
Trump, ayrıca Obama'nın "anayasaya aykırı" olan bütün kararnamelerini geri almak istediğini açıkladı. Ayrıca kamu alanda çalışanların sayısını dondurmak istediğini ve kongre üyelerinin görev zamanlarına kısıtlama getirmek istediğini söyledi.
Trump, Keystone Boru Hattı gibi 'vazgeçilmez' enerji projelerini de onaylayacağını açıkladı. Obama bu projeyi iklim için sakıncalı olduğu için reddetmişti. Ayrıca petrol, doğal gaz, kayağan taş ve kömür gibi ülkenin kendi enerji rezervlerini kullanabilmek ve böylelikle ülkeye iş yerleri kazandırmak için bu alandaki kısıtlamaları kaldırmak istiyor.
Trump, ekonominin yılda yüzde 4 büyümesini sağlamak istiyor. Ayrıca 25 milyon yeni iş yeri kurmak istiyor. Bu hedefine vergileri düşürerek ulaşmak istiyor. Daha çok şirketinin ABD'de kalmasını sağlamak için Trump kurumlar vergisini yüzde 35'den yüzde 15'e düşürmeyi planlıyor. Gelir vergisi ise çok kazananlar için en fazla yüzde 33 olacak, az kazananlar ise kısmen vergiden muaf tutulacaklar. Böylelikle bir Forbes araştırmasına göre Amerika'nın en zenginleri yılda 275 bin dolar, en yoksullarıysa 128 dolar vergi tasarruffu yapabilecek. Uzmanların bu konudaki görüşleri farklı.
Sağlık sigortası
Trump birçok kez Obama için çok önemli olan ve adını taşıyan Obamacare sağlık sigortasını kaldırmak ve onun yerine başka bir sistem getirmek istediğini söylemişti.
Trump'ın kürtaja karşı olduğunu söylemesi yeni bir şey. Trump, mart ayında kürtajın yasadışı olmasını istediğini ve kadınların ve doktorların bunun için 'bir şekilde' cezalandırılmaları gerektiğini ifade etmişti. Daha sonra ise kürtaj yaptıran kadınların değil, kürtajı yapanların ceza almaları gerektiğini savundu. Kürtaj yapan kliniklerin bütçesini kesmek istiyor ve kürtaja sadece tecavüz, ensest ya da anne için ölüm tehlikesi gibi istisnai durumlarda izin verilmesini istiyor. Ayrıca kürtaja karşı olan hakimleri Yüksek Mahkeme'ye atamak istiyor.
Anayasanın ikinci ek paragrafı Trump için kutsal. Bu paragraf ABD vatandaşlarına silah taşımaya yetki veriyor. "Başkan ben olursam buna yüzde 100 güvenebilirsiniz" diyor Trump bir seçim kampanyası videosunda.
Düşmanlarına karşı hukuki yöntemler
İkinci televizyon düellosunda Trump, Hillary Clinton'ı tehdit edip kendisini e-posta meselesinden dolayı hapse attıracağını söylemişti. Trump "Ben kazanırsam başsavcılıktan özel bir soruşturmacının sizin meselinizle ilgilenmesini isteyeceğim" şeklinde konuşmuştu. 100 günlük planını tanıttığı konuşmasında Trump, ayrıca kendisini cinsel taciz ile suçlayan bütün kadınlara karşı harekete geçeceğini açıkladı ve onların yalancı olduğunu söyledi.
Hakan ortaladı Kiessling golü attı
Riekerink'ten Linnes açıklaması
Gelsenkirchen şehrindeki Veltins Arena'da oynanan maçın 4. dakikasında Schalke 04'ün defans oyuncusu Naldo, direkt kırmızı kart görerek takımını 10 kişi bıraktı.
Bayer Leverkusen forması giyen milli futbolculardan Ömer Toprak 58 dakika sahada kaldı. Maça ilk 11'de başlayan Hakan Çalhanoğlu'nun 89. dakikada yaptığı ortada, Stefan Kiessling kafa vuruşuyla topu filelere gönderdi.
Bundesliga'da milli futbolcu Yunus Mallı'nın 90 dakika oynadığı maçta ise Mainz 05 deplasmanda Borussia Mönchengladbach'a 1-0 mağlup oldu. Bu skorla, ev sahibi ekip 8 hafta sonra ligde galibiyetle tanıştı.
Alman Sosyal Demokrat Parti (SPD) Genel Başkanı Sigmar Gabriel'e, 2017'deki genel seçimlerde partinin başbakan adayı olması yönünde verilen destek artıyor.
Berlin'e hükümet eden Belediye Başkanı Michael Müller ile Schleswig-Holstein Eyalet Başbakanı Torsten Albig'in ardından parti içinde muhafazakâr kanadın güçlü olduğu Seeheimer bölgesinden de Sigmar Gabriel'e destek geldi.
Seeheimer Bölgesi sözcüsü Johannes Kahrs Tagesspiegel gazetesine yaptığı açıklamada, "Gabriel gibi doğası gereği mücadeleci olan, Sosyal Demokrat Parti ile Hristiyan Birlik arasındaki farkları ortaya çıkaracak bir başbakan adayına ihtiyacımız var" dedi. Kahrs açıklamasında Gabriel'in partinin oy oranını yüzde 30'un üzerine çıkarabileceğini savundu.
Tagesspiegel bu açıklama öncesinde Sosyal Demokrat Parti yönetiminin 10 Ocak'ta Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti'nde yapılacak toplantıda kimin başbakan adayı olacağı konusunu görüşeceğini duyurdu. Sosyal Demokrat Parti merkezi bu buluşmada başbakan adayının görüşüleceğini yalanladı. Sosyal Demokrat Parti Yönetim Kurulu'nun bu toplantının ardından 29-30 Ocak'ta basına kapalı yapacağı toplantıda başbakan adayı konusunda kararını vermesi bekleniyor.
Sosyal Demokrat Parti'nin 2017 genel seçimlerinde başbakan adayı olarak Gabriel'in yanı sıra Avrupa Parlamentosu Başkanlığı görevinden ayrılacağını açıklayan Sosyal Demokrat Partili Martin Schulz'un adı da geçiyor. Der Spiegel'in internet sitesinde Perşembe günü yer alan bir haberde Schulz'un başbakan adayı olmayacağı ileri sürüldü. Haberde Schulz'un bu kararını Noel öncesinde partili arkadaşlarına ilettiği belirtildi. Spiegel Martin Schulz'un başbakan adayı olmak isteyebileceğini, ancak Gabriel'e karşı başbakan adayı olmak için yarışmaktan çekindiğini savundu. Sosyal Demokrat Parti'nin başbakan adayı olarak Schulz ve Gabriel'in yanı sıra Hamburg Eyalet Başbakanı Olaf Scholz'un da adı geçiyor.
Kamuoyu araştırma şirketi Forsa'nın yaptığı ankete göre Sosyal Demokrat Parti'nin oy oranı şu sıralar yüzde 20 görünüyor. Sosyal Demokrat Parti 2013 yılında yapılan genel seçimlerde yüzde 25.7 oranında oy almıştı. Stern dergisi ve RTL televizyonunun seçimlerle ilgili anketine göre ise seçimlerde başbakanın doğrudan seçilme şansı olması halinde, seçmenlerin yüzde 52'si Angela Merkel'i tercih edeceği belirtildi. Ankette Gabriel'in oy oranı ise yüzde 13 olarak verildi.
Borsa İstanbul haftayı yükselişle kapattı
Borsa İstanbul BIST 100 endeksi, günü yüzde 1,20 artışla 73.390,94 puandan tamamladı.
Bankacılık endeksi yüzde 1,00, holding endeksi ise yüzde 0,93 değer kazandı. Sektör endeksleri arasında en fazla kazandıran yüzde 3,03 ile finansal kiralama, faktoring, en çok gerileyen ise yüzde 1 ile elektrik oldu. Güne yükselişle başlayan BIST 100 endeksi, dolar/TL'nin gün içindeiçinde 3,5923 ve avro/TL'nin de 3,/8294 ile tarihi zirvelerini görmesinin etkisiyle 71.792,96 puana kadar geriledi. Seans kapanışana doğru dolar/TL'nin 3,50 sınırına gelmesinden destek bulanan endeks 73.545,28 puana kadar yükseldi ve günü yüzde 1,20 yükselişle tamamladı.
Avustralya'nın Queensland eyaletinde bulunan Kuranda'da bir piton yılanının beslenme anı kameralara yansıdı.
British Airways yolcularına özel bagaj hizmetleri veren AirPortr, bagaj güvenliği ve takibini Sony kamera çözümleriyle sağlanıyor. Sony'nin üstün kalitede görüntü sunan kameraları ile bagajlar, havaalanına girerken ve çıkarken, x ışını taramaları gibi katı güvenlik kontrollerinden geçerken kesintisiz izleniyor ve anlık güvenlik raporları hazırlanabiliyor.
Avrupa'da türünün ilk örneği olan AirPortr, British Airways yolcuları için özel bagaj hizmetleri sunarak kullanıcılarının hayatını kolaylaştırıyor, Airportr, bu güveni Sony kamera çözümleriyle sağlıyor. Şirket, Londra içinde, havaalanları dâhil olma üzere, bagajlarınızı istediğiniz yerden alıp istediğiniz yere teslim ediyor. Tabii, bu sistemin sorunsuz, kesintisiz ve güvenle çalışması gerekiyor.
Sony'nin oldukça uygun maliyetli, yönetimi kolay, geleceğe dönük ve birbiriyle entegre olarak sunduğu Full HD IP ağ kameraları ile bagajlar her hava koşulunda takip edilebiliyor. Böylece bagajlar, aktarımın her aşamasında hasarlara, kurcalamaya ve hırsızlığa karşı korunurken Airportr, katı havayolu güvenlik gereksinimlerine uyan bir izleme çözümüne kavuşmuş oluyor.
Her şartta sağlanan kesintisiz güvenlik
Sony'nin sunduğu modeller arasında, hava şartlarına dayanıklı 2 adet SNC-EB632R sabit kamera ve kompakt, dikkat çekmeyen 40 adet SNC-XM631 ve 4 adet SNC-XM632 mini dome kamera bulunuyor. Bunların hepsinde View-DR görüntü işleme teknolojisi bulunuyor. Bu sayede, hem düşük ışıklı hem de büyük cam alanlar barındıran havaalanlarında doğrudan güneş ışığından kaynaklanan parlama ve arka aydınlatma gibi zorlu yüksek kontrastlı ortamlarda mükemmel görüntü netliği elde ediliyor. Sistem, Texuna Integrated Güvenlik Sistemleri ve Third Millennium and Wavestore (VMS) aracılığıyla uygulandı.
Sony ile kıymetli eşyalar güvenli ellerde
Sony'nin sunduğu çözüm ile bu alandaki rekabet yeteneklerini güçlendirdiklerini vurgulayan AirPortr Güvenlik ve Uyumluluk Başkanı Danielle Sharp; sözlerine şöyle devam ediyor: "Kurum olarak, güvenliğin her yönünü oldukça ciddiye alıyoruz ve hiçbir şeyi şansa bırakmıyoruz. Sony izleme sistemi, kıymetli eşyalarının güvenilir ellerde olduğu konusunda müşterilerimize eksiksiz bir güvence veriyor. Müşterilerimiz, AirPortr'un kıymetli eşyalarını sürekli güvende tutacağı konusunda sarsılmaz bir güvenceye sahip. Sony, işletmemizle birlikte esnekleşip büyüyebilen, sektöründe lider bir izleme çözümünün tüm avantajlarını bize sağlıyor. Böylece AirPortr'un küresel alanda seyahat deneyimini iyileştiren, güvenilir bir marka olarak itibarını güçlendiriyor."
21 Aralık 2016 tarihinde İstanbul'un Anadolu Yakası'nda bazı ilçelerde elektrik kesintisi yaşanacak. Hangi ilçelere elektrik verilmeyecek?
21 Aralık'ın ilk saatlerinde 01.00-06.00'da, Bahçelievler Mahallesi Bosna Sokağı, Güzeltepe Mahallesi Anıtlar, Şenay, Erdal, Bosna, Çanakçı, Namazgah, Beyaz Köşk, Çamlıktepe sokakları, 08.00-12.00'de Cumhuriyet Mahallesi Meşecik, Çimen 3, Çimen 2, Çimen 1, Çimen, Zaferler ve Libadiye sokakları, Küçük Çamlıca Mahallesi Çevre Çıkmazı, Çamlıbel, Osmanlı, Şeker Maslak, Moda sokakları, Aşık Veysel Mahallesi Sakin Sokağı, 09.30-17.00'de, Bahçelievler Mahallesi Güvercin Sokağı, Mehmet Akif Ersoy Mahallesi Vuslat, Ağasar Çıkmazı, Ağasar, Türkmen, Giresun, Görele, Yeşil Karadeniz, Sevinçli, Hanzade, Vuslat sokaklarına, Yavuztürk Mahallesi Karadeniz Sokağı, 15.00-17.00'de, Ferah Mahallesi Gökhan, Kuyu, Kıvanç, Mimoza, Taşkent, Neşe, Şirin, Taşlıbayır, Yayla, Şehit Alparslan Yılmaz, Çamlıbahçe, Sümbüller, Güldal, Sıla, Yuva, Pınarbaşı sokakları, 09.00-18.00'de, Küçüksu Mahallesi Yalın ve Miralay sokakları
00.30-06.30'da, İnkılap Mahallesi Çeşminaz, Oruçbey, Hüdai, Parıltı, Küçüksu sokakları, 12.00-15.00'te, Saray Mahallesi Siteyolu, Üntel sokaklarında kesinti yaşanacak.
09.00-17.00'de, İçerenköy Mahallesi Prof. Dr. Necmettin Erbakan, Özyurt, Kayışdağı, Buket, Özen, İspirli Canip, Ahmet Tarık, Karslı Ahmet, Alanaldı, Aydınlık sokakları
9.00-17.00'de, Kordonboyu Mahallesi Nazlı, Sandalcı, Kumlar, Uygar, Övünç, Begonya, Bayındır, İpekböceği sokakları, 11.00-13.00'te, Orhantepe Mahallesi Orhangazi, Kırgülü, Mihrişah, Şehit Ahmet Güvenç, Gülname, Sahil Yolu
1.00-13.00'te,Yalı Mahallesi Gözde, Sahil Yolu, Hedef, Sedef sokakları, 13.00-16.00'da, Cevizli Mahallesi Toros, Esenyurt, Esenyurt Çıkmazı, Karakaş, Tarçin Çıkmazı
13.00-18.00'de, Battalgazi Mahallesi Hasırcı Sokağı
0.00-16.00'da, Ahmetli Mahallesi Kural, Balkaya, Kürkçüler İhtisas, Songül sokakları
Herkes 'Ryan Babel'i konuşuyor, sadece Türkiye değil
Kasımpaşa'nın Hollandalı futbolcusu Ryan Babel'in Galatasaray ya da Beşiktaş'a transfer olmak için ayrılmak istediği açıklanınca sosyal medyada tüm Türkiye Ryan Babel'i konuşmaya başladı.
Galatasaray ve Beşiktaş taraftarları ikiye bölünürken Babel'i isteyen de vardı istemeyen de.
Berk DOLGUN ‏@berkdolgun Ryan Babel i istemeyen Bjk taraftarını anlamak çok güç ellerindeki Olcay Şahanı ne olarak görüyorlar çok merak ediyorum bjk için iyi olur
Engin Deniz P. ‏@kuralhatasi Ryan Babel hem beşiktaş ile hem bizle görüşüyormuş. İnş beşiktaşa gider.
Melis Üstündağ ‏@MelisUstundag Ömer Şişmanoğlu - Ryan Babel takası diyorlar. Doğruysa söverim. Pektemek - Babel takası olursa da milletçe alkışlarız.
Peki Babel'i dünya niye konuşuyor?
Türkiye Ryan Babel'i bu yönüyle konuşurken İngiltere ve İspanya ise Hollandalı futbolcuyu attığı tweet'ler nedeniyle konuşuyordu.
Babel, Benitez Real Madrid'in başına geçerse Cristiano Ronaldo'nun harika bir defans oyuncusuna dönüşeceğini yazdı.
Benitez'le ilgili anlatacağı çok şey olduğunu belirten Babel, bunun için futbolu bırakacağı günü beklediğini söyledi.
Babel, Benitez'in kötü bir teknik direktör olduğunu söylemek istemediğini, hatta Benitez'in taktik anlamda en iyilerden biri olduğu belirtirken kendisinin anlattığı Benitez'in kapalı kapılar arkasında şahit olduğu Benitez olduğunu da belirtti.
Benitez, Liverpool'un başındayken 2007 yılında Ryan Babel'i transfer etmişti.
"Bu suça ortak olmayacağız" bildirisinde imzası bulunan akademisyenlere yönelik "oluk oluk kanlarınızı akıtacağız ve akan kanlarınızla duş alacağız" diyerek tehdit eden Sedat Peker hakkında, 11 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.
Sedat Peker "akan kanlarınızla duş alacağız" sözlerini böyle savundu
2016 yılı Ocak ayı içinde çok sayıda akademisyenin imzasıyla Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin PKK terör örgütüne karşı yürüttüğü mücadele kapsamındaki uygulamalara yönelik eleştiriler içeren 'Barış İçin Akademisyenler Bildirisi' adlı bildiri yayınladığı aktarılan iddianamede şüpheli Sedat Peker'in bizzat kullandığı www.sedatpeker.com adlı internet sitesinde bu bildiriyi eleştiren bir yazı yayınladığı belirtildi.
İddianamede şüpheli Peker'in 'Sözde aydınlar çanlar ilk önce sizin için çalacak' başlıklı yazıda yer alan "oluk oluk kanlarınızı akıtacağız ve akan kanlarınızla duş alacağız" sözleri nedeniyle müştekilerin suç duyurusunda bulunduğu hatırlatıldı.
Peker'in savunmasında ise 'bahse konu yazıyı bizzat kaleme alıp yayınladığını, ancak suçlamaları kabul etmediğini, yazı içeriğinin bir öngörüden ibaret olduğunu' söylediğinin anlatıldığı iddianamede yayınlanan beyanatın diğer vatandaşları, müştekilere zarar verme yönünde tahrik ve ayrıca şüpheli açısından da şahsen tehdit iradesi taşıdığı" belirtildi.
İddianamede şüpheli Sedat Peker hakkında, 'tehdit' ve 'suç işlemeye tahrik' suçlarından toplam 1 yıl 4,5 aydan 11 yıla kadar hapis cezası istemiyle Asliye Ceza Mahkemesi'ne dava açıldı. Peker, önümüzdeki günlerde Asliye Ceza Mahkemesi'nde hakim karşısına çıkacak.
Rekabette yeni boyut
Modelde markanın yine böbrek ızgarası, Angel far grubu ve daha bir çok markaya özgü detay yerini koruyor. Ağırlıklı olarak oval hatlar göze çarpıyor.
Ön tamponda bulunan hava girişleri büyütülerek otomobile agresif bir duruş aşılanmış. Arka bölüme doğru uzanan ve keskinleşen çizgiler dinamik bir duruşu otomobile kazandırırken akıcı tasarımında ön plana çıkmasını sağlamış.
İçeride ise daha modern ancak BMW modellerinden anımsadığımız bir iç mekan tasarımı görüyoruz. Çift renkli konsol tasarımı göze hoş geliyor.
Orta konsolda yine erişimi kolaylaştıracak kumandaları görüyoruz. Orta konsolda 8.8 inç büyüklüğünde bir ekrana yer verilmiş. Buradan modelin birçok fonksiyonunu kontrol etmek mümkün kılınacak.
BMW kompakt sedanın diğer fotoğrafları
Rixos'tan Göcek'e yetişkinler oteli
Türkiye'de çocuksuz tatil yapmak isteyenler için tasarlanan ve sadece yetişkinleri ağırlayan otel sayısı artmaya başladı. Son olarak Rixos Premium Göcek Suites & Villas, yetişkinlere özel tatil anlayışını 'One Life' konseptiyle ile Göcek'te hayata geçiriyor.
Dünyaca ünlü koylarıyla tanınan Göcek'te 2014 yılında kapılarını açan Rixos Premium Göcek Suites & Villas, yepyeni 'One Life'" konseptiyle Mayıs 2017 tarihinden itibaren yetişkinlere hitap edecek.
16 yaş ve üzeri misafirlerini ultra her şey dahil konsepti ile ağırlamaya hazırlanan Rixos Premium Göcek Suites & Villas, sadece yetişkinler için olan konsepti kapsamında dinlenmek ve birlikte vakit geçirmek isteyen çiftler ve arkadaş grupları için alternatif bir tatil imkanı sunacak.
Bu özel konsepti ile otel, çocuksuz seyahat eden yetişkinlerin, sakinliğin ve sessizliğin tadını çıkarabilmelerini amaçlıyor.
Rixos Premium Göcek Suites & Villas Genel Müdürü Burç Özarutan, 2017 yılı itibarı ile geçilecek yetişkinlere özel 'One Life' konseptiyle ilgili olarak, "2014 yılı itibari ile Göcek'te başlayan yolculuğumuza 2017 baharı ile birlikte 'Yetişkin Oteli' olarak devam etme kararı aldık. Çıkış noktamız Göçek'in tatil ve dinlence anlamında vadetmiş olduğu dinginlik ve doğa ile bütünleşme konseptine paralel, 'Life Style' bir tatil anlayışı ortaya çıkarmaktır. Misafirlerimize, daha rafine ve kişisel zevklerine hitap edeceğimiz, güzel anılar ile buradan ayrılacakları bir tatil yaşatacağız." dedi.
Çocukları ile birlikte tatil yapmak isteyen aileler ise, otelden ayrı bir şekilde konumlandırılan villalarda rüya gibi bir tatil olanağı bulacak.
Karabük'te İshak Doğan affedildi
Kardemir Karabükspor Kulübü Futbol Şube Sorumlusu Tolga Gül, transfer çalışmalarına ilişkin, "Kadro dışı olan İshak Doğan'ı affettik. Kaleci Adriano ve Hakan Aslantaş'a takım bulmalarını önerdik, Rodic'i kiralık vereceğiz." dedi.
Gül, AA muhabirine yaptığı açıklamada, transfer çalışmalarının yoğun şekilde sürdürüldüğünü, bu konuda çok titiz davrandıklarını söyledi
Kadroya yeni katılacak futbolcuların yanı sıra takımdan ayrılacak olan oyuncuların da bulunduğunu belirten Gül, şunları kaydetti:
"Yarın takım Antalya'da toplanacak. Yeni transferlerimiz Yevhen Seleznyov ve kaleci Oleksandr Rybka da kampa katılacak. Ayrıca kadro dışı olan İshak Doğan'ı affettik. Bu oyuncu da kamp kadrosunda yer alacak. Yine sezon başında sakatlanan ve ligin ilk bölümünde forma şansı bulamayan Rumen oyuncu Marius Alexe de kampa katılacak. Öte yandan kaleci Adriano ve Hakan Aslantaş'a takım bulmalarını önerdik, Rodic'i kiralık vereceğiz. Zaten bu oyuncuları isteyenler var."
Transfer komitesinin görüştüğü birkaç yerli ve yabancı oyuncunun olduğunu aktaran Gül, anlaşma sağlanınca bu isimleri açıklayacaklarını sözlerine ekledi.
Kahta'da 15 öğrenci zehirlendi
Adıyaman'ın Kahta ilçesinde içtikleri koladan rahatsızlanan 15 öğrenci, hastanede tedaviye alındı.
Kahta ilçesine bağlı Damlacık Köyü'ndeki ortaokul öğrencileri iddiaya göre, yakınlardaki bir bakkaldan kola alıp içti.
Tüketim tarihi geçtiği öne sürelen koladan içen öğrenciler, bir süre sonra mide bulantısı şikayeti görülmeye başlayınca öğretmenleri sağlık ekiplerine haber verdi.
İhbar üzerine okula gelen ambulanslarla 15 öğrenci, Kahta Devlet Hastanesi'ne götürüldü.
İçtikleri koladan zehirlendikleri belirlenen öğrencilere serum tedavisi uygulandı. Öğrencilerin büyük bir bölümü tedavilerinin ardından taburcu edilirken, olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
Oyun sektörü trendleri ve geleceği
Oyun sektörü artık küçümsenmeyecek bir Pazar haline geldi. Oyun sektörün trendleri ve geleceği ile ilgili bilgileri dünyaca ünlü geliştiricilerinden biri olan Netmarble Games'in EMEA Pazarlama Direktörü Aras Şenyüz'den dinliyoruz.
Oyun sektörün trendleri ve geleceğini Aras Şenyüz'den dinliyoruz. Netmarble Games muhteşem bir mobil oyun tecrübesi sunarak dünya çapında her yaştan kitleleri eğlendirmeyi amaçlıyor. 2000 yılında Kore'de kurulan Netmarble, Asya'daki en hızlı büyüyen mobil oyun şirketinin başında geliyor.
3.000'in üzerinde çalışanıyla Netmarble;  MARVEL Future Fight, Seven Knights, EvilBane: Kuzgunların Yükselişi/RAVEN ve Paramanya'nın aralarında bulunduğu en başarılı mobil oyunlardan bazılarını üretmiş durumda.
Önde gelen gündelik (casual) oyun geliştiricisi Jam City'nin en büyük ortağı olan Netmarble'ın aynı zamanda Asya'nın en büyük eğlence şirketi CJ E&M Corporation, Asya'nın en büyük Internet şirketi Tencent Holding ve lider MMO şirketlerinden NCsoft ile stratejik bir işbirliği vardır.
Gaziantep'te yeni hizmete açılan bir otel. Kapısının önünde 7-8 otomobil. Ve, araçların yarısı Arapça yazılı. O misafir araçlarının bir kısmı Irak, bir kısmı Suriye plakalı...
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi, bu yılın ilk aylık ihracat rakamlarını memleketi Gaziantep'te açıkladı. Denizlili Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi'nin de katıldığı bu toplantı için, 24 saatliğine Gaziantep'teydik. Bu kısa ve hızlı ziyarette Türkiye'deki Suriyeliler'in pek bilinmeyen yönünü görme fırsatı bulduk.
Pek bilinmeyen diyorum, çünkü Suriyeli sığınmacılar genellikle Türkiye'nin güneydoğu kentlerinde sınıra yakın yerleşim noktalarında açılan kamplarla gündeme geldi hep. O kamplar, ülkelerindeki iç savaştan kaçarak sınırdan Türkiye'ye geçenlerin ilk durağıydı. Ama zaman geçtikçe o kampların dışında da bir Suriyeli nüfusu oluştu Türkiye'de. Özellikle Kilis, Gaziantep, Hatay, Şanlıurfa gibi sınıra yakın kentlerde. Hatta, İzmir'de, İstanbul'da...
Kısa Gaziantep ziyaretimizde, yerel yöneticiler, bölgenin sanayici ve ihracatçılarını temsil eden oda ve birlik yöneticileriyle, bölgede oluşan Suriyeli nüfusunun etkisini de konuştuk. O sohbet sırasında, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkan adayı Fatma Şahin, kent merkezinde kayıtlı 140 bin Suriyeli bulunduğuna, ama sokakta dilenen, suça karışan olmadığına dikkat çekti. Şahin'e göre, bunun sebebini sosyal yardım almaları ve işe girip çalışmaya yönelmeleriydi...
Bölge işadamları da Gaziantep'te çok sayıda fabrikanın eleman açığını Suriyelilerden karşıladığını söylüyor. Üstelik çoğunluğunun kayıtlı çalıştığı, Türk personelle benzer düzeyde maaşlar aldığı belirtiliyor. Suriyelilerin fakiri de zengini de gelmiş bu şehre. Gaziantep'in gecekondu bölgelerine yerleşen, iş bulup çalışan Suriyeliler de var burada, varlıklı aileler de. Kente yerleşenler arasında, Fransa Sorbonne Üniversitesi'nden doktoralı Halep Belediye Başkanı Maan Chibili de bulunuyor. Yakın dostu Gaziantep Belediye Başkanı Asım Güzelbey'in daveti üzerine, belediyede danışman olarak görev yapan Chibili'nin, Zirve Üniversitesi'nde de ders verdiği belirtiliyor...
Ve sınır kenti Kilis... Türkiye'deki Suriyeli nüfusunun yarattığı belki de en çarpıcı tablo orada. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, geçen Aralık ayında Kilis'e yaptığı ziyareti twıtter mesajları ve fotoğraflarla kamuoyuna yansıtırken "İlin nüfusu 90 bin ama 80 bin Suriyeli'yi misafir ediyor" diye yazmıştı. Gaziantep ziyaretimizde de, "nüfusu kadar Suriyeli göçmen barındırıyor" diye anlatıldı Kilis. O göçmenlerin sınırlı bir kısmı 2 konteyner-kentte kalıyor, gerisi şehir nüfusuna karışmış durumda. Peki, Kilis birden ikiye katlanan bu nüfusu nasıl kaldıracak? Kente bir kent daha eklenmiş ama, katlanan nüfusa yönelik barınma, eğitim, sağlık gibi temel ihtiyaçları karşılayabilecek altyapı var mı orada? Bu tablonun ileride sıkıntı yaratmaması için bir şeyler yapılıyor mu?
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Şubat ayı başında Almanya'ya yaptığı ziyaret sırasında, Berlin'de açıkladı son rakamları; "7 milyona varan bir göç söz konusu. 700 bine yakın Suriyeli bizim ülkemizde, 220 bini çadır ve konteyner kentlerde kalıyor. Ama bakıyorsunuz, bırakın Suriye için adım atmayı, mülteciler için dahi çok kısıtlı yardımlar yapılıyor. Bizim 2 milyar doları aşkın yatırımımız oldu, ama bize dünyadan gelen yardıma baktığınızda maalesef 130 milyon dolar."
Bu yazıya son noktayı koymaya hazırlanırken, Türkiye'nin Suriye sınırından gelen, artık kanıksadığımız bir haber daha geliyor önüme, CNN TÜRK Yurt Haberleri masamızdan... Aynen aktarıyorum;
"Suriye sınırında yine gergin anlar yaşandı. Telabyad bölgesindeki çatışmalardan kaçan suriyeliler, mayınlı bölgeyi aşarak Türkiye'ye geçmek istedi. Şanlıurfa'nın Akçakale ilçesinde, izin verilmediği için duvarı aşarak Türkiye'ye geçmek isteyen Suriyeliler, havaya ateş açılarak dağıtıldı..." diye devam ediyor haber...
Yani, sınırın öte yakasında silahlar susmadıkça bu can derdiyle bu kaçış sürecek. Üstelik, orada silahlar sussa bile, yıkılıp yok olan, hayalet şehre dönen kentlerde, kasabalarda hayatın normale dönmesi kolay olmayacak. Evlerinden yurtlarından olan binlerce Suriyeli göçmen, uzun bir süre memleketlerinden uzakta hayata tutunacak. Kimileri dönecek, belki de kimileri gittikleri yerlerde kalacak.
AFAD'ın son açıklamasına göre, Hatay'da 4, Şanlıurfa'da 3, Gaziantep'te 3, Kahramanmaraş, Osmaniye, Adıyaman, Mardin ve Adana'da 1'er olmak üzere toplam 14 çadırkent ile Kilis'te 2, Şanlıurfa, Malatya, Hatay ve Gaziantep'te 1'er olmak üzere toplam 6 adet konteyner kent kurulmuş durumda. Bu noktada, Gaziantep Belediye Başkanı Asım Güzelbey'in basına yansıyan şu sözleri anlamlı;
"Kamplardakine devlet bakıyor. Sorun şehirlerde. Sayının ve sorunun bu boyuta geleceği belki tahmin edilmedi. Ama gerçek şu ki sorun daha da büyüyecek. Parası biten, aç ve açıkta kalan insanlar Gaziantep'in sosyal hayatı ve ekonomisi için ciddi bir tehdit arz ediyor. Ev sahipleri kendilerini garantiye almak için bir yıllık kirayı peşin aldı ve bazı fırsatçılar değerinin üstünde kiralar talep ederek rakamlarını artırdı. Başlangıçta bu durum kent ekonomisine olumlu yansıdı. Ekonomi birden canlandı. Oteller AVM, restoranlar Suriyeliler ile doldu taştı. Ancak şimdi paralar suyunu çekti. Sorunlar dağ gibi büyüyor..."
O dağ gibi büyüyen sorunlar, sivil toplum örgütlerini de harekete geçirmiş durumda...
TİM'in kentte düzenlediği ihracat konulu toplantısını izledikten birkaç gün sonra, Gaziantep Ticaret Odası önderliğinde 12 Sivil Toplum Kuruluşu ve 3 üniversitenin katılımıyla oluşan Suriye Çalışma Grubu'nun hazırladığı Ortak Akıl Raporu açıklandı. Bu raporda da, iç savaştan kaçan yaklaşık 150 bin Suriyelinin Gaziantep'te yaşadığı anlatılırken, alınması gereken önlemler sıralanıyor. Suriyelilere geçici çalışma izninin verilmesi ve kaçakçılığın önlenmesine yönelik sıkı takibin yapılması gerektiği vurgulanıyor. Raporda, Suriye'den gelenlere, yabancı statüleri saklı kalmak şartıyla iş kurma, çalışma, yatırım yapma, barınma, eğitim ve sağlık konularında geçici izin verilmesinin kentin yaşadığı sıkıntıları aşmada esnek fırsatlar ortaya çıkaracağı kaydediliyor. Suriyelilerin, şehrin sosyal ve ekonomik hayatına büyük yükler getirdiği ve bunun hafifletilmesi gerektiği de vurgulanıyor.
Son haberlere bakılırsa, bu Ortak Akıl Raporu Başbakan Yardımcıları Bülent Arınç ve Beşir Atalay ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik'e sunulmuş, Bakanlar Kurulu'nun da gündemine gelmesi bekleniyor...
"Türkiye'deki Suriyeli" gerçeği daha uzun süre gündemde kalacağı benziyor...
Lighning portu tarihe karışıyor
iPhone 5 ile birlikte kullanmaya başladığı Lighning adaptörünü tüm mobil cihazlarında standart hale getiren Apple, Mac dışındaki tüm cihazlarında bu porta yer vermişti. USB 2.0 standardını temel alan ve ön arka yüzü olmayan port sayesinde kullanıcıların kabloyu ters takma derdi ortadan kalkmıştı. Sektör için büyük bir yenilik olarak sayılan bu port firmanın İOS kullanan tüm cihazlarında kullanılmıştı.
Ancak yeni ortaya atılan bir iddiaya göre Amerikan teknoloji devi bu portu kullanmayı bırakabilir. İddianın temelinde ise geçtiğimiz hafta düzenlenen yeni Macbook Pro etkinliği bulunuyor. Yenilenen Macbook Pro da sadece USB Type C portuna yer verilmiş ve şarj bağlantısı, görüntü aktarımı, data aktarımı dahil olmak üzere tüm işlemlerin bu portlar üzerinden sağlanacağı açıklanmıştı. Kullanıcıların onlarca farklı adaptör taşımalarını gerektirebilecek bu durum büyük tepki çekse de bir miladın da habercisi olabilir.
Şu an İPhone 7 Plus ya da İPhone 7 alan kullanıcılar bile Apple'ın son nesil akıllı telefonuna sahip olmalarına rağmen Mac bilgisayarlarına İPhone'larını bağlayabilmek için bir adaptöre ihtiyaç duyuyor. Adaptör kullanmak istemeyenler ise ek bir kablo satın almak durumda kalıyor. İster yeni nesil Macbook kullanın isterseniz lansmanı geçtiğimiz hafta yapılan Macbook Pro, bu durum değişmiyor. İddianın temeli de buraya dayanıyor. Söylenenlere göre firma bundan sonra tüm cihazları ile uyumlu olabilmesi için Lighning portu yerine iPhone'larda da USB Type C portu kullanacak. Bu sayede tüm ekosistem ile uyumlu hale gelecek olan cihazlar kendi içlerinde de tam uyumluluk sağlayacak.
Ortaya atılan iddia değerlendirildiğinde Apple'ın şimdiye kadar uyguladığı politikaya uymadığı ise aşikar. Firma şimdiye kadar tamamen dışarıya kapalı ve kendi kontrolünde bir ekosistem yaratmak için çaba gösterdi. Kendi markasını taşımayan cihazlar ile uyumsuz olan Lighning portu da bunlardan birisi. Bu iddiayı güçlendiren bir unsur ise Apple'ın kendi teknolojisi olan MagSafe'den vazgeçmesi.
Firmanın yapabileceği bir şey ise kabloları standart olarak USB Type C ve Lightning uyumlu hale getirmek. İPhone 7S ile birlikte büyük bir ihtimalle Lighning kabloların bir ucu USB Type C olacak ve bu sayede Mac bilgisayarlar ile tam uyumluluk sağlanmış olacak. Şarj cihazlarındaki portların da değişmesini gerektiren bu durum yaşanırsa yeni USB standardının dünya çapındaki yayılış hızı iyice artacak.
bir ki üç gol yetmez...
Madem ki sizinkisi bir aşk hikayesi, Siyah beyaz filim gibi biraz. Unutmayın bu adamı kardeşim. Kupalara değil Beşiktaş'a sahip çıkın.*
Kemal Sunal'ın filmde Beşiktaşı'ı tutmasını dert etmediğimiz günlerdi.
Hani şu sokakta bulduğu veledi öz evladı gibi büyüttüğü film.
Maçka parkında abilerimiz çatışırdı "kapalı"yı almak için.
Biz o sırada yan yana sırada beklerdik.
Kavganın bile hukuku vardı.
Yar yanağından gayrı her şeyin bölüşüldüğü günler,
Tribünün bile, yarı yarıya.
Yandan bir beste gelirdi, karşılık verirdik sıcağı sıcağına.
Ama başka türlüydü işte. Nefret ciğerimizi söndürmemişti henüz.
Bu Beşiktaş benim ömrümü yedi be abi.
Yatılı yıllarımda bir Hakan Tecimerli maçı bilirim kazandığımız.
Bir ki üç gol yetmez diye başlarlar, beşe giderlerdi bazen.
Çok kinlendik de hiç beddua etmedik ama.
Böyle, mahalle bakkalının önüne sandalye atan amcalar gibi,
Ya da ne bileyim mezun olduktan sonra gidip elini öptüğün emekli öğretmen gibi.
Mahmut hoca işte yav, Yaşar Usta.
Sonra defalarca yendik biz Beşiktaş'ı.
Sonra çok değişti futbol çok, hayat gibi.
Hani yarışmacı arkadaşlara başarılar dilenen günlerden,
Rakip kaybedecek ki biz kazanacağız, gerçekçi olalım günlerine.
Lefter gitti be abi.
Pazar günü oynanan maçı ilk kez Çarşamba günü sinemada izleyen nesille cep telefonundan canlı maç izleyen gençler yan yana ağladı.
Silindir gibi geçti üstümüzden endüstriye bulanmış futbol.
Ömrünü adadığı stattan ağlayarak gitti Seba.
Bir gün omzumuza aldığımıza teneke bağladık ertesi gün.
Gözümüz tabeladan gayrısını görmedi.
Vicdanı hep birlikte öldürdük.
Eskiden iki turşucunun kavgasıydı rekabetimiz.
Bir Vecihi öfkemizi yatıştırmaya yeterdi.
Üç beş ağaç için dirensek de hep birlikte,
Bugün yüreğimiz toptan aveme.
En asil siyahıyla en temiz beyazını kaybettik şimdi.
Ömrünü çubukluya adamış bir adama,
Bu yazıyı yazdırabilen adam yok artık.
Unutmayın bu adamı kardeşim.
Kupalara değil Beşiktaş'a sahip çıkın.
Sözün özü, mesele Sebaya ağlamak değil kardeşim, Sebayı anlamak.
Güle güle git Süleyman başkan, Baba hakkıya kral Metine, Efsane Leftere selam söyle.
Triko çubukluyla taştan kalelerde top oynayan çocukların hakkı sana helaldir.
Protokol güneşe çıktı, öğrenciler oturdu
Antalya'nın Gazipaşa ilçesinde yeni eğitim- öğretim yılının başlaması dolayısıyla düzenlenen tören uzayınca Kaymakam Kadir Ekinci'nin talimatıyla sıcakta bekleyen öğrenciler protokol bölümüne alındı. Protokol üyeleri de öğrencilerin yerine güneşe çıkarak törenin bitimini bekledi.
Gazipaşa'da 2016- 2017 eğitim öğretim yılının başlaması dolayısıyla tören düzenlendi.
Cumhuriyet Meydanı'ndaki Atatürk Anıtı'na çelenk sunumunun ardından tören Gazi Mustafa Kemal İlkokulu'nda devam etti. Konuşmalar, şiir dinletileri ve halk oyunları gösterisinin yer aldığı tören uzayınca Gazipaşa Kaymakamı Kadir Ekinci duruma müdahale etti.
Havanın sıcak olduğunu ve öğrencilerin sıcakta beklediğini belirten Kaymakam Ekinci programı kısaltırken, çocukları da protokol için hazırlanan çadırın altına aldı. Çocuklar buraya otururken, protokol ise çocukların bulunduğu yere geçerek güneşte törenin bitmesini bekledi.
Açılış töreni Kaymakam Ekinci'nin ilk ders zilini çalmasıyla son buldu.
Kısmetse Olur kim elendi? (6 Kasım) | Kısmetse Olur 7 Kasım yeni fragmanı
Kısmetse olur kim elendi sorusu 6 Kasım tarihinde belli olurken, haftanın birincisi Gökhan oldu. Haftanın finalinde gerginlik dikkat çekerken, Hazal ile Semih arasındaki "iletişim" sıkıntısı tekrardan gün yüzüne çıktı. Evden hangi yarışmacı ayrıldı? Yeni fragman bölümünde ise Gökhan Rabia ilişkisi son sürat devam ederken, Rabia'nın Gökhan'ın annesi ile pazara çıkması ve Rabia'nın pazarda yaşadığı durumlar... Kısmetse Olur yarışmasına dair önemli içerikleri haberimizde..
Kısmetse Olur haftanın finali 6 Kasım 2016 tarihinde Kanal D'de yayınlanırken, heyecan had safhadaydı. Son ikiye kalan Aykut ve Ayça olurken, evden kimin ayrılacağı haftanın birincisi belirleyecekti.
Haftanın birincisi için gözler Gökhan ve Didem'e çevrilmişken, 10 bin liralık çeki alan yarışmacı son ikiye kalan adaylardan birini koruyabilme hakkına sahip. Bu durumdan ötürü çeki hangi yarışmacı alacak sorusu elenecek olan isim kadar önemli. Haftanın birincisi Gökhan olurken, gitme potasında olan Aykut'u savunmaya alıyor ve evden ayrılan gelin adayı Ayça oluyor. Geçen haftalarda Ayça'nın davranışlarından ötürü erkekler evinde Ayça'ya karşı olumsuz eleştiriler yapılmıştı.
Hazal ile Semih arasında haftanın finalinde dikkat çeken bir tartışma meydana geldi. Hazal "Semih beni istemiyorsa ben onunla beraber olmam" sözünü söyledikten sonra Adnan'ın "birbirlerini çok kasıyorlar" sözünü söyledi. Bunlar tartışırken Semih ile Hazan'ın bağırmasından ötürü diyalog yaşanırken, Semih'in naifçe konuşması durumunda ise Hazal kırılıyor ve ağlamaya başlıyor sözüne Semih hak verdi.
Kısmetse Olur 7 Kasım yeni fragmanı
7 Kasım'da yayınlanacak yeni bölümde Gökhan Rabia ilişkisi tüm hızla giderken, Gökhan'ın annesi Rabia ile pazara çıkmadan önce "köpekbalığı" muhabbeti fragmana damgayı vuruyor. Rabia'nın Pazar listesinde "köpekbalığı" isminin olmasından ötürü Gökhan'ın annesi "Senin pazara daha önce de çıkmadığını mı gösteriyor bana" sorusunu soruyor. Rabia'nın pazarda ne yaşadı?
Gökhan Rabia ilişkisi evde tartışılmaya devam ederken, sıkıntılar çözülecek mi?
Geçen hafta ne olmuştu?
Geçen hafta evden giden Onur olurken, eve gelen yeni damat adayı Okan'dı. Okan eve Gamze için geldiğini söylemişti. Geçen hafta gerek Gökhan Rabia ilişkisi geren Ayça'nın davranışları haftaya damgasını vurmuştu.
Teknolojinin 2016'da hızlı giderken duvara tosladığı 8 an
2016 teknoloji için her yıl olduğu gibi hızlı gelişmelere sahne oldu. Ancak bu kadar hızlı olmanın iyi olmayabileceğini gösteren örnekler de yaşandı. İşte 2016'nın teknoloji alemindeki en büyük hayal kırıklıkları ve para kayıpları...
ABD'nin önde gelen üniversitelerinden Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT), "MIT Technology Review" adlı dergisinde yılın en başarısız teknolojik gelişmelerini listeledi.
Otomotivden, bilişime birçok alanda büyük beklentilerle üretilen ancak sonu hüsranla biten yeniliklerin sıralandığı listede Volkswagen, Apple, Samsung ve Facebook gibi firmalar da yer alıyor.
Alman otomobil üreticisi Volkswagen'ın Amerikan egzoz emisyon ölçüm sistemlerini yanıltmak için geliştirdiği yazılım şirkete pahalıya mal oldu.
ABD Çevre Koruma Ajansı (EPA), yazılımın yüklü olduğu Volkswagen marka dizel araçların çevreyi standartlardan 40 kat daha fazla kirlettiğini açıkladı.
Volkswagen, ABD'deki 475 bin otomobilin değiştirilmesi ve onarılması için 14,7 milyar dolar ödemek zorunda kaldı. Şirket, Avrupa Birliği'ne (AB) üye 28 ülkede de egzoz emisyon testi manipülasyonu yaptığı belirlenen toplam 8,5 milyon aracı geri çağıracağını açıkladı.
1 milyon dolarlık ilaç fiyaskosu
İlk genetik tedavi ilacı olarak Avrupa'da kabul gören ve 1 milyon dolarlık fiyat etiketiyle satışa çıkan "Glybera" dünyanın en pahalı ilacı oldu. Ancak ilaç, hem fiyatı hem de etkisi hakkındaki endişeler nedeniyle alıcı bulamadı. DNA ikamesi alanında bir devrim olması beklenen ilaç, büyük hayal kırıklığına uğrattı.
Geçen yıl tıp alanında yaşanan bir diğer hayal kırıklığı da ABD'de yaygınlaşan kök hücre klinikleriydi. ABD'de faaliyet gösteren 351 klinik, insanlara spor yaralanmalarından alzaymıra kadar birçok hastalığı kök hücreyle tedavi etmeyi vadediyor. Ancak bu kliniklerin kar amaçlı insan deneyleri yaptığını dile getiren uzmanlar, hastalara FDA tarafından onaylanmayan hiçbir kliniğe gitmeme çağrısında bulunuyor.
Bataryalarındaki aşırı ısınma nedeniyle şarj olurken akıllı telefonları alev alan tüketicilerin şikayetleri üzerine Samsung, Note 7 sahiplerine cihazlarını derhal kapatıp iade etme çağrısında bulundu.
Samsung, geri çağrılarak yenilenen cihazların da yangın riski taşıdığının belirlenmesi üzerine Note 7 üretimini tamamen durdurdu ve satılan 2,5 milyon cihazı geri çağırdı.
Akıllı saatler 2016'da bekleneni vermedi
Merkezi ABD'de bulunan market araştırmaları şirketi International Data Corporation, teknoloji şirketi Apple'ın akıllı saati Apple Watch'ın 2016 satışının beklenenin çok altında olduğunu açıkladı.
2016'da akıllı saat piyasasında hüsrana uğrayan tek marka Apple değildi. Motorola, Moto 360 akıllı saatlerinin dağıtımını talep olmadığı için askıya alırken Pebble da akıllı saatlerinin üretimini, tanıtımını ve satışını durdurdu.
Dünya çapında 1,7 milyar kullanıcısı bulunan sosyal medya platformu Facebook'un içerik akışında hızla yayılan yalan haberler, şirketi zora soktu.
Alman Sosyal Demokrat Partisi (SPD) Federal Meclis Grubu Başkanı Thomas Oppermann, söz konusu yalan haberlerle ilgili, "Facebook, yalan olduğu kanıtlanmış haberleri hızlı bir şekilde silme veya düzeltme konusunda sorumlu tutulmalı." ifadelerini kullandı.
Üst yönetici Mark Zuckerberg ise Facebook'un bir basın kuruluşu olmadığını ve kullanıcıların paylaşımlarının devlet başkanlığı seçimi gibi önemli olayları etkilediği fikrinin son derece gülünç olduğunu belirterek şirketini savundu.
Microsoft'un robotu Tay kötü arkadaş kurbanı oldu
Şirket, genç bir kadından esinlenilerek tasarlanan Tay robotuna insanlarla iletişim kurması için Twitter'da hesap açtı.
Microsoft, hesabında insanlardan öğrendiği argo kelimeler, cinsiyetçi söylemler ve ahlak dışı konularda paylaşımlar yapan Tay'a müdahale etti. Robotun Twitter hesabı 24 saat sonra kapatıldı.
Microsoft Research Başkanı Peter Lee, yaşadıkları düş kırıklığını "Tay'ın attığı aşağılayıcı ve kırıcı tweetlerden dolayı özür dileriz, Tay şu anda çevrimdışı." ifadeleriyle dile getirdi.
San Franciscolu firmanın zeka geliştirme oyunları hüsrana uğrattı
Merkezi San Francisco'da bulunan Lumos Labs firmasının "okulda başarı" ve "bunamaya çözüm" iddialarıyla piyasaya sürdüğü online zeka oyunları ve hafıza testleri, para cezasıyla sonuçlandı.
Piyasadaki zeka oyunlarını denetleyen uzmanlar, "Lumosity" adlı oyunun beyni geliştirmeye yönelik hiçbir etkisi olmadığını ortaya çıkardı.
Federal Ticaret Komisyonu, reklamlarıyla yaşlılığa bağlı bilişsel zayıflama yaşayan kişilerin duygularını sömürdüğüne hükmettiği şirkete 2 milyon dolar para cezası verdi.
Işık saçan bitki umutları söndü
ABD menşeli kar amacı gütmeyen bağış şirketi Kickstarter, başlattığı "ışık saçan bitki" projesi kısa sürede 500 bin dolar bağış topladı.
Ancak projenin hayata geçirilmesi neredeyse imkansızdı ve kısa sürede "tutulmamış sözlerin" bir simgesi haline geldi.
Pınar Karşıyaka'ya 1 maç ceza verildi
Türkiye Basketbol Federasyonu Disiplin Kurulu, Pınar Karşıyaka'ya 1 maç seyircisiz oynama cezası verdi.
TBF'den yapılan açıklamada, kurulun, Spor Toto Basketbol Süper Ligi'ndeki Galatasaray Odeabank maçında yaşanan seyirci olayları nedeniyle Pınar Karşıyaka'ya, 1 maç seyircisiz oynamanın yanı sıra 35 bin lira para cezası verdiği bildirildi.
İzmir temsilcisine, müsabakanın oynandığı salonda izinsiz şekilde sponsor reklamı yapılması nedeniyle 3 bin lira ceza veren TBF Disiplin Kurulunun, Pınar Karşıyakalı basketbolcu Soner Şentürk'e de izinsiz anons yapması sebebiyle 3 bin lira ceza kestiği kaydedildi.
Hollanda'daki Avrupa İslam Üniversitesi'nde yolsuzluk gözaltıları
Hollanda'nın Rotterdam kentinde 2001 yılında Türk akademisyenlerce kurulan ve ilahiyat eğitimi veren Avrupa İslam Üniversitesi'nin 3 üst düzey yöneticisi, "sahtecilik, dolandırıcılık ve kara para aklama suçlamasıyla" gözaltına alındı.
BBC Türkçe'nin haberine göre, Hollanda'nın Rotterdam kentinde bulunan ve ilahiyat eğitimi veren Avrupa İslam Üniversitesi'nin 3 üst düzey yöneticisi, "sahtecilik, dolandırıcılık ve kara para aklama suçlamasıyla" gözaltına alındı. Vergi İnceleme ve Soruşturma Bürosu (FIOD), okulun geçmişe dönük bütün hesaplarını incelemeye aldı. Avrupa İslam Üniversitesi yöneticilerinin mal varlıklarına da el konuldu.
Hollanda'da saldırı hazırlığında DEAŞ militanı yakalandı
AD gazetesinde yer alan habere göre, Prof. Dr. Nedim Bahçekapılı'nın rektörü olduğu okul, ciddi yolsuzluk suçlamaları ile karşı karşıya.
FIOD müfettişleri tarafından yapılan baskın ve hesaplardaki inceleme sonucu, Avrupa İslam Üniversitesi'nin 3 üst düzey yöneticisi polis tarafından gözaltına alındı. Savcılık, gözaltına alınan kişilerin kimliğine ilişkin bilgi vermedi.
Organize suçlara bakan savcılığın açıklamasına göre, gözaltına alınan okul yöneticileri kara para aklama, dolandırıcılık ve sahtecilikle suçlanıyor.
Savcılığa göre, Avrupa İslam Üniversitesi yöneticileri, okula yapılan bağışlar karşılığında ödenen gerçek rakamın çok üzerinde makbuz kesti.
Yöneticilerin mallarına el kondu
Böylelikle Avrupa İslam Üniversitesi'nin, vergi dairesinden elde edilen haksız kazanç ile imam eğitiminin finanse ettiği belirtildi. Gözaltına alınan 3 yöneticiye ait 87 bin euro nakit para, kredi kartları, banka hesapları, ziynet eşyaları ve otomobillere el kondu. Hollanda Vergi İdaresi, okulun geçmişe dönük bütün hesaplarını kontrol etme kararı aldı. Hollanda'da vergi kaçakçılığı en ciddi suçlar arasında yer alıyor.
Avrupa İslam Üniversitesi'nin internet sistesinde akademik düzeyde eğitim verdiği belirtiliyor.
Ancak AD gazetesi, okulun üniversite akreditasyonu bulunmadığını belirtti. İlahiyat eğitim veren kuruluşun, meslek yüksek okulu statüsünde bulunduğu ve devlet yardımı almadığı bildirildi. Avrupa İslam Üniversitesi, Rotterdam İslam Üniversitesi bünyesindeki anlaşmazlıklar üzerine ayrılan ekip tarafından 2001 yılında kuruldu. Kurucu Rektör Prof. Dr. Süleyman Ateş, 2002 yılında bu görevi Prof. Ahmed Bağdadi'ye devretti. Avrupa İslam Üniversitesi Rektörlüğü'nü 2003 yılından bu yana Prof. Dr. Nedim Bahçekapılı yürütüyor.
Murat Yıldırım: Aydın görünümlü kara cahiller!
Geçtiğimiz günlerde Faslı model İmane el Bani ile dünyaevine giren Murat Yıldırım, hakkında yapılan 'Murat'ı leğende taşıdılar' haberlerine ateş püskürdü.
"Üstünde oturduğum şeyin adı "Tefour", leğen değil saygısızlar. Aynı zihniyet kovmadı mı bu ülkeden başkalarını, aşağılamadı mı, hala aşağılıyorlar. Üstüme giydiğim şey sünnet kıyafeti değil saygısızlar, Peygamberimizin giydiği, padişahların da giydiği kaftan.
Kızılderililer Afrika'da değil Amerika'da yaşarlar cahiller. Söylenen şeyler salavat ve dua idi, bunu dahi bilmiyorsunuz dinciler. Sindirim sisteminizde bozukluk mu var? Başka kültürlere saygınız bu mu kültürsüzler.
İki kişinin mutluluğuna saygısızlık hakkı nereden geliyor. Çok hızlıymışım! 4 ay aşık olduğum kadını gözünüzün içine mi sokaydım, doğrular yanlış yanlışlar doğru olmuş hayatınızda.
Bütün ulusları memnun ettik sizi edemedik. 100 ülkede haber oldu, hiç biri sizin gibi aşağılamadı. Bırakın şu önyargılarınızı artık, bırakın. Bu yazılanları İngilizce'ye çevirmeye utanıyorum, utanıyorum çünkü ülkemde böyle cahil insanların olduğunu söylemeye utanıyorum. Aydın görünümlü kara cahiller.
Eşimi davullu zurnalı karşıladığımı da gördüğünüz halde... Düğünün yarısının Türk usulü olduğunu gördüğünüz halde... Mevlana'nın cümlelerini sadece twitter da paylaşıp hayatına tatbik etmeyen kendini insan zanneden canlılar..."
Acun Ilıcalı sosyal medya hesabından Survivor 2017'de yer alacak isimleri açıkladı.
Acun Ilıcalı, kendisine ait Twitter hesabından Survivor 2017'de yarışacak ünlüler takımını açıkladı.
Tarkan'ın eski baldızı olarak ünlenen DJ Berna Öztürk
Yaprak Dökümü'nden de tanınan Seda Demir
Dünya Kick Boks Şampiyonu Sabriye Şengül
Şakşuka Tarık olarak bilinen Tarık Mengüç
Eski milli futbolcu İlhan Mansız
Bilişim sektörünün önemli oyuncularını bir araya getiren Webrazzi Summit 2016 başladı. CNN Türk'ün medya sponsoru olduğu Webrazzi Summit, bu yıl da dijital dünyanın öne çıkan teknolojileri, reklam ve pazarlama modelleri ile bugüne ve yarına damga vuracak internet girişimlerini masaya yatırıyor.
Dijitalin nabzı Internet & Mobile World ile Bükreş'te attı
Her yıl düzenlenen ve Türkiye'de internete yön verenlerin konuşmacı olarak katılacağı Webrazzi Summit, Levent'teki Wyndham Grand İstanbul Otel'de düzenleniyor. 525'ten fazlası üst düzey yönetici olmak üzere 1500'ün üzerinde katılımcıyı 40'dan fazla konuşmacı ve 200'den fazla girişimle buluşturacak Webrazzi Summit'i 100 binden fazla kişinin de internet üzerinden gerçekleşecek canlı yayında izlemesi bekleniyor.
Facebook'un fikir babası, internet öncüleriyle aynı sahnede
Webrazzi Summit'te Facebook'un "fikir babası" Divya Narendra, 589 milyon dolara Yemeksepeti'ni satarak Türkiye'nin en büyük internet şirketi satışına imza atmış Nevzat Aydın, dünyanın en önemli yatırım fonlarından The Abraaj Group'un Türkiye ve Orta Asya Bölge Başkanı Selçuk Yorgancıoğlu,  Turkcell CEO'su Kaan Terzioğlu, Doğan Online Yönetim Kurulu Başkanı Hanzade Doğan Boyner, Facebook ülke direktörü Derya Özkaya Matraş konuşmacılardan öne çıkanlar arasında yer alıyor.
Zirvede,  Doğan TV Dijital Reklam ve Satış'tan sorumlu Grup Başkan Yardımcısı Haymi Behar da, dünyanın en büyük 2. Youtube kanalı olan netd müzik ve MCN Şantiye'yi tanıtan "Dünyanın En Büyük İkinci Youtube Kanalını Yönetmek" başlıklı bir sunum yapacak. Türkiye'de Youtube envanter satış hakkını alan ilk ve tek kuruluş olan Doğan TV'nin, dünyanın en büyük Youtube müzik topluluğunu nasıl kurup geliştirdiğini katılımcılarla paylaşacak.
Yeni Türk girişimlerinin sahne aldığı ve Türkiye internet sektörünün en önemli isimlerinden kurulu jüri tarafından değerlendirildiği Webrazzi Arena'da geçtiğimiz senenin dereceye giren ilk üç şirketi aldıkları yatırımlar ve çalışmalarıyla 1 yıl içinde 30 milyon TL'nin üzerinde değerlemeye ulaşmıştı.
Bu yıl da isimleri sır gibi saklanan 10 yeni girişim Webrazzi Arena'da boy gösterecek ve önce Webrazzi Summit sahnesi ardından da dünyada kendilerini gösterebilecekleri platformlarda yer alacaklar. 10 girişimin dereceye girmek için sunumları ile etkilemeye çalışacakları yarışmanın jürisi de oldukça dikkat çekici. Yemeksepeti'nin kurucularından Nevzat Aydın, Markafoni'nin kurucularından Sina Afra, Türkiye'nin en aktif yatırımcısı Hasan Aslanoba ve Türkiye'de internet sektörüne yön veren en önemli platform Webrazzi'nin kurucusu Arda Kutsal.
Webrazzi Summit, girişimlerin yatırımcılarına ve potansiyel müşterilerine kolaylıkla ulaşabilmeleri için Startup Lounge adı verilen bir alana da ev sahipliği yapıyor. İlk kez geçen yıl hayata geçen ve girişimciler tarafından yoğun ilgiyle karşılaşan bu alanda girişimciler hem Webrazzi Summit'in üst düzey katılımcı profili ile tanışma ve kendilerini anlatma fırsatını elde ediyorlar. Bu yıl da Türkiye'den katma değeri yüksek teknoloji ve internet girişimleri hem yatırım hem de yeni işbirlikleri için Startup Lounge'da geleceklerine yön verecekler.
Bu yıl Webrazzi Startup Lounge'un yeni konuklarından biri de Puzzle Media Tech olacak. Puzzle, Okan Konuk ve Funda Şahin tarafından Kasım 2015'te kuruldu.  Misyonu reklamda dijital dönüşüm olan start-up, ilk ürünü "Puzzle Media Exchange Platform" ile görücüye çıkacak.  Bu Platform, temelde geleneksel mecralardaki reklam yerleri için medya satın alma süreçlerini programatik reklam çözümleriyle otomatize ve optimize ediyor.
Kızılay Genel Başkanı Dr.Kerem Kınık sosyal medyada, kış aylarında kan bağışlarının azaldığını ifade ederek, kan stoklarının kırmızı alarm verildiğine dikkat çekti.
Kızılay,  sosyal medya hesaplarından vatandaşa kan bağışı çağrısı yaptı. Hürriyet'ten Aysel Alp'in haberine göre; Başkan Kınık da Twitter hesabından "Ağır kış koşullarından dolayı düşen kan bağışları nedeni ile stoklarımızda kırmızı alarm verilmiştir. Malumunuz Kan sürekli bir ihtiyaçtır. Kan Stoklarımız yetersizdir! Vatandaşlarımızdan ülke genelinde kan bağış desteği bekliyoruz. 1 ünite Kan 3 can kurtaracak. Ülkemiz genelindeki 1300 civarındaki hastaneye desteklerinizle her iş günü yaklaşık 11 bin ünite kan tedarik etmek zorundayız" diye yazdı.
Kan bağışı için sosyal medyada kampanya yapıldı
Karanlık maddeyle ilgili yeni bulgulara ulaşıldı
Bilim adamları süper teleskoplar aracılığıyla uzak galaksiler üzerinde yaptığı gözlemlerde, evrene hacim kazandıran gizli yapı taşı olan karanlık maddenin doğası hakkında yeni bilgilere ulaşmayı başardı.
İngiltere'nin Edinburg Üniversitesi, Almanya Argelander Astronomi Enstitüsü, Hollanda Lieden Üniversitesi ve Avustralya Swinburne Teknoloji Üniversitesinden öğretim üyelerinin oluşturduğu uluslararası gök bilimcilerden oluşan araştırma ekibi, Şili'de bulunan Avrupa Güney tersanesinden aldıkları gökyüzü görüntüleri üzerinde yaptıkları çalışma sonucu, karanlık maddenin evrende daha az yoğun ve daha düzenli bir dağılıma sahip olduğunu ortaya koydu.
Çalışmada, yıldız kümeleri ve galaksilerinin daha uzak galaksilerden gelen ışığı bir mercek gibi kırarak onları görünür hale getireceği prensibinden hareket eden araştırmacılar, yer çekimsel kırılma ya da yer çekimsel mercek denilen bu fizik olayı sayesinde kainatın daha geniş bir bölümünü görüntülemeyi başardı.
Araştırmacılar, keskin ışık kırılmalarıyla dar ve uzak bir görüş alanı ortaya koyan güçlü yer çekimsel kırılma yerine, zayıf yer çekimsel kırılmayla evrenin daha geniş bir kesimini tarayabilecek geniş açılı bir mercek etkisi yarattı.  Bu sayede gökyüzünün en geniş kısmı haritalandırılmış oldu.
Bu, araştırmacılara evrene hacmini veren karanlık maddenin izlerini geniş bir sahada arama olanağı verdi.
Araştırmanın baş yazarlarından Leiden Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Massimo Viola, "evrenin kozmik kumaşı" olarak tanımlanan karanlık maddenin daha önce düşünüldüğünün aksine öbekler ve kümeler halinde olmayan daha düzenli bir dağılıma sahip olduğunun görüldüğünü ifade ederken, uzak galaksilerin incelenmesinin gelecekte insanoğlunun evrenin oluşumuna dair daha net bir resme ulaşmasını sağlayacağının altını çizdi.
Araştırmanın sonuçları, "Monthly Notices of the Royal Astronomical Society" dergisinde yayımlandı.
Ölüm sebebi yanlış iğne değil uygulama sonrası gelişen anaflaksiymiş
Geçtiğimiz günlerde Kahramanmaraş'ta 6 yaşındaki Yalçın Efe'nin, boğaz ağrısı şikayeti ile gittiği sağlık ocağında uygulanan "yanlış iğne" sonrası hayatını kaybettiğine dair iddialara Aile Hekimleri Federasyonu'ndan açıklama geldi. Yapılan açıklamaya göre, Yalçın Efe'nin ölüm nedeninin tıbben anaflaksi olarak tanımlanan ve her bir bireyin ömrü boyunca % 0.05-2.0 oranında karşılaşabileceği aşırı duyarlılık reaksiyonu olduğu bildirildi.
Enjeksiyon uygulamasından sonra hayatını kaybeden Yalçın Efe'nin ölümü ile ilgili Aile Hekimleri Federasyonu (AHEF) Yönetim Kurulu Üyesi Uzman Doktor Erkut Coşkun'dan gelen açıklamada ölüm sebebinin anaflaksiden yani önceden bilinmesi mümkün olmayan ve uygulanan enjeksiyona karşı aniden oluşan bir alerjik reaksiyon olduğu belirtildi.
Açıklamasında "Yazılı ve görsel basında yer bulduğu gibi Yalçın Efe'nin ölüm nedeni yanlış iğne değildir. Minik çocuğumuzun hayatını kaybetmesine neden olay, kuvvetle muhtemel tıbben anaflaksi olarak tanımlanan ve her bir bireyin ömrü boyunca % 0.05-2.0 oranında karşılaşabileceği aşırı duyarlılık reaksiyonudur. Anaflaksiden ölüm oranı 5/10.000 000 dir. Anaflaksi vücuda dışarıdan verilen herhangi bir maddeden dolayı gelişebilmektedir; daha çok besinler ve ilaçlardan kaynaklanmaktadır. Besinler ile oluşan tablo genelde daha hafif, ilaçlarla oluşan tablo daha ağır seyretmektedir. Ciddi Anaflaksi genellikle ani başlangıç gösterir ve solunum yollarının tıkanması ile seyreden ölümcül bir tablo oluşturur" diyen Doktor Erkut Coşkun, yapılan ilk müdahalenin ardından Yalçın Efe'nin Sütçü İmam Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne sevkinin gerçekleştirildiği; ancak yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybettiğini vurguluyor.
Kelimeleri kullanırken hiç kökenine bakar mısınız? Ben bakmam.
Ancak geçen gün bir kelimenin anlamını öğrenince oldukça meraklandım ve iş dünyasında sıklıkla kullandığımız kelimeleri araştırmaya başladım. Çok entresan şeyler öğrendim ve şimdi sizlerle de paylaşmak istiyorum.
CV: "Curriculum Vitae" kelimelerinin kısaltılmışıdır. Latince Curriculum "koşu, yarış, seçilen yol, ardarda gelen olaylar dizisi, koşu sahasında bir tur" anlamına gelir; Vitae ise yine Latince kökenli olup "yaşam, iş geçmişi, yaşam biçimi" anlamına gelmektedir. Curriculum Vitae (CV) ise "hayat yarışı" veya "yaşam yolu" olarak anlamlandırılabilir.
İki sözcük birlikte 'yaşam özgeçmişi' anlamında ilk kez 1050 yıllarında kullanılmış. Yirminci yüzyılın hızlı yaşama temposu bu sözcüğü de kısaltma yoluna gitmiş ve CV olarak söylenmeye başlamış.
ÖZGEÇMİŞ: Geçmişte özünün yaptığı işler. ("Öz" kelimesine bayılıyorum bu arada!)
KARİYER: Kariyer, Latince carrus "yük arabası" sözcüğünden geliyor. İtalyanlar carriara "araba yolu", carro "araba" diyorlar. Fransızca'da ise carriere "güzergah, tutulan yol, meslek" anlamında kullanılıyor. Türkçe'deki kargo da bu kökten… Demek ki kariyer, "bir yere gelebilmek" için yapılan yolculuk oluyor. Kariyerist de bu yolda giden kişi. "Kariyeri yok" dediğinizde "bir yere gelmek için yola çıkmamış" demiş oluyorsunuz.
PİYASA: İtalyanca "alan ve alışveriş yeri" anlamındaki "piazza" dan türetilmiş. Farsça "yiyecek satış yeri" anlamındaki "bazar" ise türkçeye PAZAR olarak girmiş.
ASİSTAN: Latince bir sözcük olan "assistare" den türemiş ve "yanında olma, yakınında durma" anlamlarına geliyor.
MESLEK: Meslek sözcüğünün kökeni Arapça "süluk" kelimesi ve "benimsenen yol" anlamını taşıyor.
MÜHENDİS: Mühendis kelimesi "mü" ve "hendese" kelimelerinin birleşmesiyle oluşuyor.
Buradaki "mü" yapan, eden, bilen anlamında. Müteşebbis teşebbüs eden, mütercim tercüme eden, mütevazı tevazu sahibi gibi… Arapça kökenli bir kelime. "Hendese" de Arapça kökenli bir kelime. Hendese geometri olarak da açıklanmış, hesap kitap olarak da..
İFLAS: Arapça "fülüs"den türeme ve bu sözcüğün anlamı "ufak para", yani en son ufak paralarını da tüketme anlamına geliyor.
MOBİNG: Latince kökenli sözcük; psikolojik şiddet, baskı, kuşatma, taciz, rahatsız etme veya sıkıntı vermek anlamlarına geliyor. En iyi ifade ile yıldırma veya iş yerinde psikolojik terör anlamında. Latince "mobile vulgus" kelimesinden gelmekte ve İngilizce mob fiili saldırmak veya rahatsız etmek anlamlarına gelmektedir.
KAMPANYA: İtalyanca "Campagna" hem "düzlük, tarla" anlamına geliyor, hem de "savaşa çıkma". Her kampanya aslında bir çeşit savaş değil mi?
DÜKKAN: Farsça "öteberinin üst üste yığıldığı yer" anlamındaki "dükan" dilimize dükkan olarak girmiş.
RAKİP: Arapça "yarışma" anlamındaki "rükub" kelimesi rakip sözcüğünün kökeniymiş.
UNİVERSİTE: Kökeni konusunda çok çeşitli yazılar var. Ancak kelimenin içerisindeki univers; İngilizcede "universe", evren anlamına geliyor. Bir görüşe göre evrenkent, bir görüşe göre evrenin öğrenildiği yer…
MÜDÜR: Müdür kelimesi Arapça "dönmek, döndürmek" anlamındaki "devr" sözcüğünden türetilmiş.
Şimdi size iş hayatında sıklıkla kullanılan bir kelimenin kökenini açıklıyorum!
OK : Oldu Koçum:)
Sevgiyle kalın,
Önemli Not: Dilbilimci olmadığım için tüm bu bilgileri farklı kaynaklardan elde ettim. Tüm kaynakları yazmaya kalksam bu yazıdan daha uzun olacağı için belirtemedim. Ancak konusunda uzman kişilerden aldığımı ve eğer daha derin araştırmak isterseniz internette çok sayıda kaynak olduğunu ve hatta bazı kelimelerin kökeni konusunda farklı yorumların olduğunu belirtmek isterim.
Manisa'nın Turgutlu ilçesinde 4 aylık hamile Ebru Tireli'yi parkta darp ettiği iddiasıyla bir kişi gözaltına alındı.
Manisa İl Emniyet Müdürlüğü'nden yapılan açıklamada, 4 aylık hamile Ebru Tireli'nin parkta darp edilmesiyle ilgili özel bir ekip kurulduğu ve kapsamlı çalışmalar sonucunda Turgutlu İlçe Emniyet Müdürlüğünce şüpheli bir şahsın yakalanarak gözaltına alındığı kaydedildi.
Turgutlu Cumhuriyet Başsavcılığı talimatıyla gözaltına alınan şüpheli şahısla ilgili tahkikatın sürdürüldüğü belirtildi.
Eleştirmenlere göre 2016'nın en iyi filmleri
İngiliz Film Enstitüsü (BFI), her yıl yaptığı 'Sight & Sound' anketini gerçekleştirerek, 163 eleştirmen ve küratörden yılın en iyi beş filmini seçmesini istedi. İşte 2016'nın en iyi filmleri...
Yeni asgari ücret için geri sayım
İşçi, işveren ve hükümet temsilcilerinden oluşan Asgari Ücret Tespit Komisyonu, 2017 yılında geçerli olacak asgari ücreti belirlemek üzere 6 Aralık'ta toplanacak.
Geçen yıl hükümetin "asgari ücreti bin 300 liraya yükseltme" vaadinden dolayı işçi ve işveren arasında pazarlıksız geçen asgari ücret görüşmelerinin, bu yıl rakamın belli olmaması nedeniyle önceki senelerdeki gibi yoğun görüşmelere sahne olması bekleniyor.
Asgari ücreti belirleyecek Asgari Ücret Tespit Komisyonunun ilk toplantısını 6 Aralık'ta Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının ev sahipliğinde yapmasıyla başlayacak süreçte, işçi tarafını Türk-İş, işveren tarafını ise Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) temsil edecek.
Doğrudan 6,5 milyon işçiyi ilgilendiren asgari ücret görüşmelerinde Türk-İş, TÜİK'in geçen yıl komisyona sunduğu ağır işlerde çalışan bir işçinin net yaşam maliyeti olan bin 600 lirayı talep edecek.
Asgari ücret, halen bekar bir işçi için brüt bin 647 lira, vergiler ve kesintiler düştüğünde net bin 300 lira 99 kuruş olarak uygulanıyor. Kapıcılarda ise normal işçilerden farklı olarak gelir ve damga vergileri kesilmediği için net bin 399 lira 95 kuruş olarak hesaplanıyor.
Asgari ücretin işverene toplam maliyeti ise bir işçi için bin 935 lira 23 kuruş düzeyinde. Bunun bin 647 lirasını brüt asgari ücret, 255 lira 29 kuruşunu sosyal güvenlik primi, 32 lira 94 kuruşunu işveren işsizlik sigorta fonu oluşturuyor.
Asgari ücret nasıl belirleniyor
Asgari ücreti, yasa gereği beşer işçi, işveren ve devlet temsilcisi olmak üzere 15 kişiden oluşan Asgari Ücret Tespit Komisyonu belirliyor.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığında yapılan ilk toplantının ardından işçi ve işverenin ev sahipliğinde de ayrı ayrı toplanan komisyon, son toplantısını yine bakanlıkta yapıyor.
Bu komisyonda, en fazla üyeye sahip konfederasyon olduğu için işçi tarafını Türk-İş temsil ederken, işveren tarafı adına masaya TİSK oturuyor.
Bakanlığın belirlediği üyelerden birinin başkanlık ettiği komisyon, en az 10 üyenin katılımıyla toplanıp, oy çokluğuyla karar veriyor. Oyların eşitliği halinde başkanın bulunduğu tarafın, çoğunluğu sağladığı kabul ediliyor.
Geçmiş yıllarda asgari ücrete farklı oranlarda artışlar söz konusu oldu. 2006 yılında net 380 lira olan rakamın 2016'da net bin 300 liraya yükselmesiyle asgari ücret aradan geçen sürede yüzde 242 artış gösterdi.
İsrail yangınları söndürmek için Türkiye'den yardım isteyecek
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun, ülkede çıkan yangınları söndürmek için Türkiye, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve İtalya'dan yardım talep edeceği bildirildi.
Haberde, Netanyahu'nun bu kararı, yangınların çıkmasının akabinde İç Güvenlik Bakanı Gilad Erdan ile gerçekleştirdiği görüşmede aldığı belirtildi.
İsrail'de dünden bu yana Kudüs dahil olmak üzere 13 noktada çıkan yangınlar rüzgarın da etkisiyle yayılmıştı.
Yasin Öztekin bu kez süresiz kadro dışı bırakıldı
Galatasaray'lı futbolcu Yasin Öztekin, teknik direktör Jan Olde Riekerink'in raporu doğrultusunda süresiz kadro dışı bırakıldı. Son dönemde disiplinsiz davranışlarda bulunan oyuncu için Riekerink'in raporu doğrultusunda karar alındığı öğrenildi.
Deon Thompson ile yollar ayrıldı
Açıklama Galatasaray Sportif AŞ Yöneticisi Levent Nazifoğlu'dan geldi. Nazifoğlu, tecrübeli futbolcunun süresiz olarak kadro dışı kaldığını açıkladı.
Sezon içerisinde Riekerink'e olan tavırları ve son olarak Tuzlaspor maçında kırmızı kart görmesinden dolayı deneyimli futbolcu için böyle bir karar alındığı bildirildi. Kararda ana etkenin Jan Olde Riekerink'in yazdığı rapor olduğu öğrenlidi.
Yasin Öztekin en son Ziraat Türkiye Kupası'nda Galatasaray'ın Tuzlaspor ile yaptığı maçta kırmızı kart gören ve para cezası almıştı.
Yasin Öztekin, Süper Lig'de Adanaspor ile oynanan maçta oyundan alınmasına gösterdiği tepki nedeniyle de daha önce kadro dışı bırakılmış ve bir maç oynayamamıştı.
Üniversitede "yolsuzluk" soruşturmasında 19 tutuklama
Operasyon Antalya Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi'nce düzenlendi.
Akdeniz Üniversitesi'nde 2013 yılındaki kantin ihalesinde yolsuzluk iddiaları üzerine hafta içinde operasyon yapıldı.
Çıkar amaçlı suç örgütü kurmak, ihaleye fesat karıştırmak, zimmet, rüşvet gibi suçlamalarla adliyeye sevk edilen 62 kişiden 19 kişi tutuklanarak cezaevine gönderildi.
15'i adli kontrol şartıyla olmak üzere 43 kişi serbest bırakıldı.
Mercedes-Benz yeni Concept Pickup modellerinin dünya tanıtımını Stockholm'de yaptı.
Segment değişikliğe uğruyor: Pickup araçların ilk premium üreticisi
Orta büyüklükteki pickup pazarı dünyada köklü bir değişime uğruyor. Pickup araçlar artık yalnızca "yük taşıyıcısı" olarak değil, aynı anda hem özel hem de ticari kullanıma imkân tanıyan çok yönlü araçlar olarak gittikçe rağbet görüyor. Buna bağlı olarak pickup araçların sayısı son yıllarda artarken araçlardaki çift kabin de beş kişiye kadar yer sağladığı için baskın karoser şekli olarak kendini kabul ettirmiş durumda.
Mercedes-Benz, yeni pickup modelleri ile Hafif Ticari Araçlar ürün portföyüne dördüncü bir yapı serisi eklerken aynı zamanda dünyadaki orta büyüklükteki pickup pazarını da köklü bir değişikliğe uğratıyor. Mercedes-Benz Concept Pickup modellerini 2017 sonu itibarıyla piyasaya sunmaya hazırlanan Daimler AG, araçları ilk aşamada ana pazarı olan Arjantin, Brezilya, Güney Afrika, Avustralya ve Avrupa'da satışa sunmayı planlıyor.
Dr. Dieter Zetsche: "Standartları yeniden tanımlıyoruz."
Mercedes-Benz Concept Pickup modellerinin dünya tanıtımı vesilesiyle bir açıklama yapan Daimler AG Yönetim Kurulu Başkanı ve Mercedes-Benz Otomobil Başkanı Dr. Dieter Zetsche "Mercedes-Benz'in yeni pickup modelleriyle portföyümüzdeki son boşluklardan birini dolduruyoruz. Hedefimiz, her müşterimize kendi kullanım amacına tam olarak uyan aracı sunmak. Mercedes-Benz Pickup, büyümekte olan segment içinde standartları yeniden tanımlayacak" dedi.
Mercedes-Benz Hafif Ticari Araçlar Başkanı Volker Mornhinweg ise "Modern ve kentsel yaşam tarzının dünyadaki ilk gerçek premium pickup aracı ile orta büyüklükteki pickup segmentine açılıyor ve değişiklik getiriyoruz. Merdiven tipi şasi, altı silindirli motor ve ayrıca sürekli dört tekerlekten çekiş sistemi bizim olmazsa olmazımız. Ayrıca emniyet, konfor, çeviklik ve etkileyici bir tasarım, yani yıldızlı bir hafif ticari aracın tüm özelliklerini sunuyoruz. Böylece şimdiye kadar bir pickup tercih etmeyi düşünmeyen yeni müşterilere hitap ediyoruz" dedi.
SUV görünümünde progresif tasarım: Concept Pickup Stylish Explorer
Soğuk ama aynı zamanda zarif metalik beyaz boyalı Concept Pickup Stylish Explorer, tasarımıyla kentli yaşam tarzına damgasını vurmaya hazırlanıyor. Sade yüzey uygulaması ile teknik olarak kesin, yenilikçi ve akıllıca detayların birleşimi olan Concept Pickup Stylish Explorer, Mercedes-Benz'in tasarım felsefesini yeniden yorumluyor. Atletik tasarımı sayesinde dinamik bir duruşa sahip olan Concept Pickup Stylish Explorer'in, motor kaputu üzerindeki büyük güç bombeleri ve çamurluklara kadar uzanan farları markaya özgü bir görünüm yaratıyor. Klasik ön apronu ve genişletilmiş tekerlek yuvaları, tasarımda genişlik etkisini vurgularken aracın yolda daha dolgun bir duruş sergilemesini sağlıyor. Merkezi yıldıza sahip tek çıtalı radyatör ızgarası ile Concept Pickup Stylish Explorer zarif Mercedes-Benz'in yüzünü yansıtıyor.
Concept Pickup Stylish Explorer, antrasit krom kontrastlı 22 inç boyutundaki hafif alaşım jantlar ile yüksek ve üstün bir duruş sergiliyor. Aracın genişletilmiş ön ve arka çamurlukları ise geniş bir iz açıklığı ile zorlu koşullara yönelik tekerlek/lastik kombinasyonu için yer açıyor. Karosere entegre edilen basamaklar, gövdenin atletik tasarımının altını çiziyor.
Yüksek kumanda ve gösterge konforuna sahip iç mekân
Concept Pickup Stylish Explorer'ın iç mekânı, sıcak ve soğuk renk tonları ile yüksek kaliteli malzemelerin öne çıkardığı kontrastla şık bir görünüme kavuşuyor. Koltuklarda kullanılan kahverengi doğal nubuk deri kaplama, şık görünümünün yanı sıra sürücü ve yolculara konfor sağlıyor. Markanın modern zarafeti yuvarlak hava çıkışları, açıkta duran yüksek çözünürlüklü merkezi ekran ve kontrol düğmesi ile çok fonksiyonlu dokunmatik panele sahip merkezi kumanda ünitesi ile vurgulanıyor. Dokunmatik panel ile tüm telematik fonksiyonlar, akıllı telefonda olduğu gibi el hareketleriyle veya harf ve karakter girişi ile kumanda edilebiliyor. Bu tasarım ve özelliklerle Mercedes-Benz, pickup segmentine en modern kumanda ve gösterge konseptini getiriyor. Orta konsoldaki el freni gibi pickup segmentine özgü fonksiyonlar ise araçta korunuyor.
Sağlamlığın yeni tanımı: Concept Pickup Powerful Adventurer
Mercedes-Benz, Concept Pickup Stylish Explorer ile birlikte tanıttığı ikinci konsept aracı Concept Pickup Powerful Adventurer ile pickup araçların klasik özelliklerine odaklanıyor. Metalik Lemonax renkli Concept Pickup Powerful Adventurer sağlamlığı, dayanıklılığı ve arazi kabiliyetini dikkat çekici bir şekilde ortaya koyuyor. Bu sayede konfor ile stil etkili bir şekilde vurgulanıyor.
Concept Pickup Powerful Adventurer, 1,90 metre yüksekliği, 35x11.50 boyutundaki büyük hacimli lastikleri, yere olan yüksekliği ve atletik tasarımı ile klasik modellerden ayrılıyor. Markaya özgü iki çıtaya sahip radyatör ızgarası, ön ve arka araç altına girme koruması, çamurluklardaki kaplamalar ve mat karbon davlumbazlar, Mercedes-Benz'in üstün estetik anlayışını taşıyor. Ön bölümde yer alan elektrikli bir vinç ve arka bölümde bulunan bir metal kanca, aracın sağlamlığını ve gücünü arttırıyor.
Konsept aracın progresif tasarımıyla öne çıkarılan bağımsız ve maceracı ruh, iç mekâna da yansıyor. Dış cephe ve iç mekândaki mat karbon elemanlar, metalik ile polisajlı yüzeyler ve güçlü renklendirme araca güç katıyor. Lemonax metalik dış mekan rengi, iç mekân renk vurgularıyla mükemmel bir uyum gösteriyor. Koltuk yanaklarında kullanılan siyah deri, koltuk yan desteğini her sürüş ve arazi koşullarında sağlıyor.
Yüksek sürüş konforu ve kusursuz emniyet
Mercedes-Benz, orta büyüklükteki pickup segmentinde yeni seviyede konfor ve değer algısı yaratıyor. Marka, yeni pickup araçlarının iç mekân ve dış cephesinin kişiselleştirilmesini sağlayan farklı donanımlar da sunacak. Premium marka, pickup için yükleme alanı kaplamaları ve çeşitli tasarım elemanlarından oluşan bağımsız bir aksesuar yelpazesi geliştiriyor. Kendini kanıtlamış modül stratejisi sayesinde iç mekânda kusursuz işlenmiş yüksek kaliteli malzemeden bilgi ve eğlence sistemi ile ergonomik koltuk konforuna kadar, müşterilerin Mercedes-Benz'den aşina olduğu ve taktir ettiği birçok bileşene rastlamak mümkün olacak.
Concept Pickup modellerindeki sabit SIM kartlı iletişim modülü sayesinde kapsamlı "Mercedes me connect" hizmetleri kullanılabilecek. Sürücü bu sayede akıllı telefon, tablet veya bilgisayar üzerinden aracına her zaman, her yerden erişebilecek, aracına navigasyon hedefleri iletebilecek veya aracının nerede park halinde olduğunu ve yakıt seviyesini sorgulayabilecek. Mercedes-Benz, isteğe bağlı bu Remote Online (çevrimiçi uzaktan kontrol) hizmetlerinin yanı sıra kaza, onarım ve arıza yönetimi gibi standart donanım kapsamındaki temel hizmetleri de sunacak.
Concept Pickup modeller, motor seçenekleriyle de çeşitliliğe sahip. Üst model, V6 dizel motoru ve sürekli dört tekerlekten çekiş sistemi olan 4MATIC ile güç kazanıyor. Güçlü motor yolda ve arazide yüksek sürüş dinamiği sunuyor. Dört tekerlekten çekiş sistemi; bir elektronik traksiyon sistemini, arazi aktarımlı bir dağıtıcı dişli kutusunu ve iki diferansiyel kilidini kombine ediyor. Traksiyon sistemi ve elektronik olarak devreye alınabilir diferansiyel kilitleri tahrik gücünü, traksiyonun en iyi olduğu yere aktarıyor. Zorlu arazi koşullarında arka tekerlek ile boyuna diferansiyel kilitlenebiliyor. Böylece zorlu engeller ve eğimler emniyetli bir şekilde aşılabiliyor.
Yeni pickup araçlar, güçlü tahrik sistemi ve sağlam şasi sayesinde 1,1 tondan fazla yükleme kapasitesine ve azami 3,5 tonluk bir çekiş gücüne olanak sağlıyor. Mercedes-Benz Concept Pickup modelleri, yükleme alanında yaklaşık dört metreküp yük ve römork bağlantı kaplini ile çekici olarak da kullanılabilecek. Geniş akslara, helezon yayları olan 5 kollu bir arka aksa ve hassas uyarlanmış bir yay/amortisör uyarlamasına sahip özel olarak geliştirilmiş yürüyen aksam, yüksek yol ve arazi konforu sağlıyor. Yıldızlı Concept Pickup; hassas direksiyon, konforlu sürüş ve çevikliği ile yol hakimiyetini sağlarken yoldaki engebeleri üstün bir şekilde absorbe ediyor.
Tüm Mercedes-Benz araçlarda olduğu gibi Mercedes-Benz Concept Pickup modelleri de emniyet ile öne çıkıyor. Kameraların, radarların ve ultrasonik sensörlerin temelindeki modern sürücü asistan sistemleri, sürücüyü birçok durumda destekliyor ve yükünü hafifletiyor. Bu sayede emniyeti ve konforu aynı oranda artırıyor.
Kuzey Kore, BM'nin yaptırım kararına askeri tatbikatla yanıt verdi. Kuzey Kore lideri Kim'in Seul'u yerle bir etmeye yönelik bir askeri tatbikatta sınıra yakın topçu birliklerini bizzat yönettiği duyuruldu.
Kuzey Kore lideri Kim Jong Un, BM Güvenlik Konseyi'nin son yaptırım kararına askeri tehditlerle yanıt verdi. Kuzey Kore resmi haber ajansı KCNA Kim'in sözlerinden şu alıntıyı aktardı: "Eğer bir savaş çıkarsa Güney Kore'ye karşı öyle ölümcül bir darbe söz konusu olacak ki, onların müdafaa iradelerini en baştan kıracak ve yok edecek." Kim Jong Un'un sözlerine "Hiçbir şey ve hiç kimse hayatta kalamayacak" diye devam ettiği bildirildi.
Bizzat yönetti
Haberde Güney Kore sınırına yakın birliklerin askeri tatbikatında Seul ve diğer Güney Kore kentlerindeki "gerici egemen organlara" yönelik bir saldırının simulasyonunun yapıldığı ve sınıra yakın topçu birliklerini Kim'in bizzat yönettiği duyuruldu
Schaeffler'den şarj istasyonları geliyor
Schaeffler elektrikli araçlar için hızlı şarj istasyonları açıyor
Schaeffler'in Almanya'daki Bühl tesisinde e-araçlar için tasarlanan hızlı şarj istasyonlarının açılışı sırasında konuşan Teknoloji CEO'su Prof. Dr. Peter Gutzmer, "Gelecek için mobiliteyi tasarlıyoruz. Ancak bu tek başına yeterli değil. Bir rol model gerekiyor. Bu nedenle gelecek için mobiliteyi işimize entegre ediyor ve günlük çalışma hayatımızın bir parçası haline getiriyoruz" dedi.
Şirketin Almanya'daki en büyük 3 tesisinde (Herzogenaurach, Bühl ve Schweinfurt) e-araçlar için şarj altyapısı hayata geçirildi. Bu yılsonuna kadar 3 tesiste (Höchstadt, Hirschaid ve Langen) daha şarj istasyonları devreye alınacak. Schaeffler, Almanya'nın tümünü kapsayan şarj altyapısını genişletmeye yönelik bir standarda sahip. Bu standart, yangın önleme, yeşil enerji kullanımı ve park alanlarının belirtilmesi gibi konuları düzenlemeye yönelik. Şarj altyapısı sağlayıcıları ile sistematik genişlemeyi garanti eden uygun bir şarj altyapısı oluşturmak üzere çerçeve anlaşmalar yapılmış durumda. Prof. Dr. Gutzmer, "Hedefimiz orta vadede şarj altyapısı bulunan tesis sayısını iki katına çıkartmak" diyor.
Şirket araç filosunda hibrit yaygınlaşıyor
Öte yandan şarj altyapısının istikrarlı şekilde genişletilmesinin yanı sıra elektrikli araçların sürekli artışıyla başa çıkmayı sağlayacak çeşitli önlemlerin belirlenmesi ve bunların işe entegre edilmesi de gerekiyor. Schaeffler, bu doğrultuda şirket araç yönetmeliğini 1 Ocak 2016'dan itibaren fişli hibrit araç kullanımını yaygınlaştıracak şekilde genişletti.
Şarj istasyonu ve filo paralel büyüyor
Schaeffler'in çalışmaları sadece fişli hibrit araçlarla sınırlı değil. 2014 yılında ilk elektrikli araç şarj istasyonun açılışından bugüne kadar şirket araç filosuna çeşitli elektrikli araçlar dâhil ediliyor. Prof. Gutzmer "Eklenen her yeni şarj istasyonu için yeni bir elektrikli araç satın alıyoruz. Şarj altyapımızın gelişimi ile filomuzun büyümesi paralel olarak ilerliyor" dedi.
Şarj altyapısı ve filonun elektrikli araçlara dönüşümü uluslararası düzeyde de gerçekleşiyor. Schaeffler'in hali hazırda, tam hibrit ve fişli hibrit araçların kullanımda olduğu Çin, Japonya ve Kuzey Amerika'daki tesislerinde de şarj noktaları bulunuyor.
E-mobilite iş piyasasını da şekillendiriyor. Kısa süre önce, Schaeffler'in Bühl tesisinde yer alan hibrit tahrik iş birimi de yeniden yapılandırıldı. Almanya genelinde yaklaşık 160 yeni pozisyon için işe alım yapılacak. Küresel anlamda ise şirket e-mobilite sektöründe kapasitesini iki katına çıkarıyor. E-mobilite, mekatronik ve dijitalleşme alanında çalışan sayısının 2021 itibariyle toplam 2 bin 400'e yükselmesi bekleniyor.
E-mobilite hızla gelişiyor ancak iş sadece en iyi teknik çözümü üretmekle sınırlı değil. Gelecekteki mobilite çözümlerini günlük hayatın bir parçası haline getirmek ve uygun altyapıları sağlamak da işin önemli bir parçası. Schaeffler de hibrit araçlar için şarj istasyonları ağını güçlendirerek bu alandaki çalışmalarına hız veriyor.
Schaeffler, Türkiye'deki faaliyetlerine 1986 yılında kurulan INA Rulmanları Tic. Ltd. Şti. ve aynı yıl kurulan FAG Rulmanları Türkiye irtibat ofisi ile başladı. . 2001 yılında FAG'ın Schaeffler bünyesine katılımıyla iki firma faaliyetlerini ortak olarak sürdürmeye başlamış ve şirket ünvanı 2007 yılında Schaeffler Rulmanları Tic. Ltd. Şti. olarak değiştirildi.. Merkezi İstanbul'da bulunan firma, Schaeffler çatısı altındaki LuK, INA, FAG ve Ruville markaları ile Türkiye genelinde otomotiv ve endüstri sektörleri için kapsamlı bir ürün yelpazesi sunmakta.
2017 yeni yıl mesajları | Resimli yılbaşı mesajları Facebook ve Twitter'da paylaşıldı
Yeni yılın sağlık, mutluluk ve huzur getirmesi dileğiyle... Hoşgeldin 2017
Mutluluk bankasının sevgi şubesinde, 2017 no'lu hesabınıza, 365 gün daha yatırılmıştır. Mutlu bir şekilde harcamanız dileğiyle.. MUTLU YILLAR...
Nerede yaşan varsa, orada umut vardır. Yeni yılda tüm umutlar ve başarılar seninle olsun. Mutlu yıllar dilerim.
Yine yeni bir yıl geldi. 2017 yılının başların geçirdiğimiz şu günlerde size ve ailenize huzur ve mutluluk dolu yıllar dilerim.
Ömrün mutlu yıllar mutlu yarınlar ile dolu olsun. En güzel dostluklar seni dost sayana nasip olsun. Mutlu yıllar...
2017'de tüm dargınlıkların ve kavgaların sona ermesi herkesin barış ve huzur içerisinde yaşaması dileğiyle...
Birlikte nice senelere, yarınlar tüm insanlık için güzel olsun.
Acısıyla, tatlısıyla bir yılı daha geride bıraktık. Hoşgeldin yeni yıl, mutlu yıllar dost.
Bu yılın sana ve sevdiklerine boş kazanç getirmesi sağlıklı ve huzur dolu bir yıl olması dileğiyle.
2017'de mutluluk yağmurları altında şemsiyesiz kal. Yeni yılın kutlu olsun.
İnsanlık insanlara yardım ederse bu yılda tüm sorunlar çözülür. İnsanlığın 2017'de insanların önünde olması dileğiyle.
2017'de tüm umutlarına ve hayallerine kavuşman dileğiyle sevgili dostum.
Hayallerin gerçek duaların kabul olsun. Yeni yılınız mübarek olsun.
Şeker gibi tatlı masal gibi güzel bir yıl senin olsun. Nice yıllara...
Bu yılın tüm insanlığa ve İslam alemine hayırlı olması dileğiyle.
2017'de hayalini kurduğun her şey gerçek olsun. Sahte dünyada bu yıl senin yılın olsun.
Bu yıl Türkiye için umutlu ve barış dolu kavgasız bir yıl olsun.
Bir yılı daha tüketmenin hüznü yerine, bir yıldan daha kurtulmuş olmanın sevincini yaşamayı tercih ediyoruz. Ne diyelim, gelen gideni aratmasın! İyi seneler.
Yelkovan akrebe meydan okurken zaman hızla geçerken geriye unutulmamış dostluklar kalır. İyi ki dostumsun. Yeni yılın kutlu olsun.
Kardeşliğin doğduğu, sevgilerin birleştiği, belki durgun, belki yorgun, yine de mutlu, yine de umutlu, yine de sevgi dolu nice yıllara!
Bembeyaz yağan kar, ne yaşanmışsa yaşansın örter geçmişin hatalarını... Yeni bir gelecek sunar bize ve yeni bir başlangıç... Yeni yılın tüm insanlığa ve ülkemize barış, mutluluk getirmesi dileğiyle yeni yılınızı kutlarım. Her şey gönlünüzce olsun!
Gelecek yılda tüm ailene sağlık ve huzur dilerim. Sevgi ve barış ülkemizin olsun.
Allah size ve sevdiklerinize güzel günler nasip etsin. Hayırlı seneler.
2017'nin en güzel günleri sizlerin ve sevdiklerinizin olması dileğiyle.
Bu yılı da geride bıraktık. 2016'nın kötü günleri geride kalsın yeni yılda hepiniz mutlu olun.
Milletimiz ve devletimiz bu yılda kötü gün görmesin. Sağlıklı ve barış dolu bir yıl diliyorum.
Dünyayı değiştirmek istersen kendine inan, dürüstlükten asla vazgeçme! Mutlu Yıllar!!
2017 yılı öyle bir yıl olsun ki, 2017 yılının tüm olumsuzluklarını bіze unutturabіlsіn... İsteklerimizin gerçekleşeceği bir yıl dileğiyle!
Yeni yılın kellere saç, hastasına ilaç işsize iş, dişsize diş vermesi dileğiyle.
Bu yılı tüketmenin hüznü değil yeni bir yıla kavuşmanın mutluluğu ile senin ve sevdiklerinin yılı kutlu olsun.
İşte sonunda buldum. Neyi mi? Sana gönderebileceğim dostluğumuzun, yeni yılda da devam edeceğini anlatabilecek sıcacık bir yeni yıl mesajını; Mutlu yıllar.
Dost senin gibi bir 2017 yaşamamız dileğiyle sağlık ve huzur senin olsun.
Geleceğin huzurlu, mutluluğun daim, yeni yılın kutlu olsun.
2017 yılı acılarımızla, sevinçlerimizle geride kalacak. 2017 daha fazla umut, daha fazla sevinç, daha fazla mutluluk getirsin. Yaşamında güzel yıllar, mutlu yarınlar, gerçek dostluklar hep seninle olsun. Yeni yılın sana ve tüm sevdiklerine sağlık, mutluluk, neşe, başarı, bolca para, sevgi ve huzur getirmesini dilerim. Mutlu Yıllar!!
Yeni yılda, her şeyin gönlünüzce olmasını diler, tüm beklentilerinizin gerçekleşmesini temenni ederim. Mutlu yıllar..
Baharda gelinciklerin en güzel başlangıçları müjdelemesi gibi yeni yılda da tüm güzelliklerin sizinle olması dileğiyle.. Nice mutlu yıllara!
2017 senin yılın olsun sevgili kardeşim. İnşallah her isteğin kabul olur.
Bulutsuz gökyüzü senin olsun demiştim; ümitlerin solmasın, tükenmesin diye. Yeni yılda hiç ümіtsіz kalmaman ve hayallerіne kavuşman dileğiyle.. İyi yıllar!
2016 bitti ömrümüzden bir yıl daha gitti. Sağlık ve huzurunun gitmemesi dileğiyle.
Yine yeni bir yıl var kapımızda. 2017 yılına gireceğimiz şu günlerde istediğiniz her şeyin gerçekleşmesi dileğiyle, iyi seneler
İster inanın ister inanmayın ama sizin eski yıl yeni bir yıl daha doğurdu.
Yeni yılınız kutlu olsun. Sağlık, mutluluk ve bol para getirsin.
2017'yi manyak eğlenceli, heyecanın doruk noktasında falan geçirmen dileğiyle.
2017 yılında neşeniz, sağlığınız, huzurunuz ve mutluluğunuz eksik olmasın.
2017 yılınız kutlu olsun gelecek yıllarda da mutlu günler geçirmeniz dileğiyle.
Yeni yılınızın sağlık,mutluluk, başarı ve bol kazanç getirmesini dileriz.
Yılbaşı günü gibi hayatınız da renkli ve heyecanlı olsun.
Yaşamınca, güzel yıllar, mutlu yarınlar, dostça dostluklar hep senin olsun.
Mutlu yıllar dostlarım hepinize eğlenceli güzel bir yıl diliyorum.
Senin gibi tatlı, karınca gibi bereketli bir yıl dilerim.
Yeni yılda da tek gerçeğin sağlık olduğunu unutmamanız dileğiyle. Mutlu seneler.
Bu yıl da şeker mi şeker, tatlı mı tatlı bir yeni sene sizinle birlikte olsun.
Küslerin barıştığı, barışın tavan yaptığı mutlu, huzurlu yarınlarda yaşamanız dileğiyle. Nice yıllara.
Sizin ve sevdikleriniz 2017 yılında da sağlık günler geçirmenizi dilerim.
Hayatınızın en güzel senesi olsun, dostluklarınız her zaman daim olsun. Nice yıllara.
2017 yılı geleceğimize atacağımız ilk adımdır. Tüm adımlarımızın sağlam olması dileğiyle nice mutlu yıllar dilerim..
Bir yıl daha geçti. Mutluluğunun ömür boyu devam etmesini, yaşantında hiç bir şeyin seni üzmemesini diler ve yeni yılını candan kutlarım.
Yaşamın kaynağı, sevgi ise sevgi bir tutku, tutku bir amaç, amaç bir şeyleri birileriyle paylaşmaksa, paylaşmak dostluk, dostluk hatırlamaksa eğer hep aklımdasınız! Yeni yılda da dostluğumuzun daha da pekişmesi ve ebedi olması dileğimle daha nice mutlu yıllara!
Yeni bir yıla girerken sevgi ve barış diliyorum. Savaşların, acıların ve felaketlerin, geçip giden koca bir yıl gibi geride kalması umuduyla.. Nice Yıllara!
Düş olmadan büyük şeyler yapılamaz. 2017 yılında tüm düşlerinizin gerçekleşmesi dileği ile.
Geleceği oluşturacak her yeni günün bir öncekinden daha güzel, isteklerinize uygun ve sizi daha da mutlu etmesi dileğiyle. Mutlu Yıllar!
2017 hepimizin unutamayacağı güzellikler getirsin. En başta ülkemizde sonra da dünyada huzur eksik olmasın.
Yeni yılın tüm insanlığa ve ülkemize barış, mutluluk getirmesi dileğiyle tüm dostların yeni yılı kutlu olsun.
Yılınız mutlu, yılbaşınız neşeli hayatınız huzurlu, gülüşünüz eksik olmasın.
2017 yılı acılarımızla, sevinçlerimizle geride kalıyor. Umarım 2017 size daha fazla umut, daha fazla sevinç ve daha fazla mutluluk getirir. MUTLU SENELER...
Gelecek her daim sizin için yazılsın. 2017'de hayalleriniz gerçek olsun. Nice yıllara.
Bu yıl da yaşanan kötü günleri geride bıraktık. Kaybettiklerimizi unutmamamız dileğiyle. Nice yıllara.
Gelecek yıl tüm insanlığa faydalı bir yıl olsun. Mutlu seneler.
Bursa Valisi açıkladı: Bursa trafiği yeni düzenleme ile rahatlayacak
Bursalılara müjde... Bursa Valisi son zamanlarda artan trafiği rahatlatmak amacıyla birtakım yeni düzenlemeler getirdiklerini açıkladı. Vali İzzettin Küçük, okul saatlerini, işçilerin mesai saatlerini değiştirdiklerini açıkladı.
Bursa trafiği derin bir nefes alacak. Müjde Bursa Valisi İzzettin Küçük'ten geldi. Artan trafikten ötürü Bursa'da yaşayan vatandaşlar sıkıntı yaşarken, yeni düzenleme ile trafiğin azalacağı düşünülüyor. İlde tüm kurumlar trafik çilesini bitirmek için yoğun çalışıyor. Resmi ve özel kurumlarda bir dizi tedbir alınırken, Osmangazi, Yıldırım, Nilüfer, Gürsu, Kestel ve Mudanya ilçelerindeki anaokulları ve ikili öğretim yapan okullar hariç 151'i resmi, 13'ü özel olmak üzere toplam 164 okulun ders başlama saatleri 09:00'a çekildi. Bu uygulamayla trafiğin belli saat dilimlerinde yoğunlaşmasının önüne geçilmesi hedefleniyor.
Vali İzzettin Küçük, okul saatleri düzenlemesinin ardından Bursa Ticaret Sanayi Odası, Büyükşehir Belediyesi ve fabrikaların idarecileriyle de görüştü. OSB ve sanayi bölgesi yöneticileri ile yapılan toplantıda, vardiyalı çalışanlar için mesai saatlerinin 07:00-15:00, 15:00-23:00, 23:00-07:00 olarak uygulanması konusunda mutabakata varıldı. Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe ve BTSO Başkanı İbrahim Burkay'ın da katıldı toplantıda alınan bu karar, önümüzdeki hafta evvela Bursa OSB, DOSAB ve NOSAB'da uygulanmaya başlayacak.
Bursa'da 8 bin servis aracı olduğu, bunların büyük kısmını fabrika servislerinin teşkil ettiği açıklandı. Okul ve fabrika servislerinin saatlerinin değiştirilmesiyle sabah saatlerinde şehir içinde yaşanan trafik çilesinin büyük ölçüde sona ermesi bekleniyor. Bursalıların her gün işe gidiş ve dönüş saatlerinde çektikleri çileden kurtarılması hedefleniyor.
Süper Lig'de formasını kaptırmayanlar
Kulübün internet sitesinden yapılan açıklamada, son olarak Almanya'nın Köln ekibinde görev yapan 30 yaşındaki defans oyuncusu ile 2018-2019 sezonu sonuna kadar sözleşme imzalandığı bildirildi. Oyuncuya ödenen ücret hakkında ise bilgi verilmedi.
Avrupa'da taraftarların çoğu semtinin ya da şehrinin takımını tutar. Napoli'li Napoli'yi, Berlin'li Hertha Berlin'i destekler. Türkiye'de ise taraftarlık 3 büyük olarak anılan takımlara sıkışmıştır. Kendi şehirinin takımını tutan azdır, çünkü bu zor iştir. "Zaten hayat zor, bari sporda yüzüm gülsün" diye mi düşünür, güçlünün yanında olmak mı keyif verir bilemem.
Ama Karşıyaka'lı olmak zordur onu bilirim. Çünkü kafkaflı olmak;
Çeyrek asırda bir şampiyonluk yaşamaktır...
"Kaf Sin Kaf" ne anlama geliyor sürekli başkalarına açıklamak zorunda kalmaktır...
Futbolda her maçını deplasmanda oynamaktır, stadı bile olmamaktır...
Düşük imkanlarla yapılan basketbol salonunun yetmemesidir...
Belediye Başkanından Valisine yanında kimsenin olmayışıdır...
"Karşıyaka'lıyım" dedikten sonra "başka hangi takım" sorusuna muhattap olmaktır...
Tüm bu zorluklara rağmen özeldir, güzeldir Kaf Sin Kaf taraftarı olmak... O yüzden 35'i kabul etmez 35,5 der kendine taraftarı.
Ortaokulda sınıf arkadaşım Ozan Erem götürdü beni ilk kez maça...  Yeşil kırmız meşalelerin kokusunu alıp, omuz omuza yaptınız mı bir kere kopamazsınız...
Bu aşka kapıldınız mı ayrılamazsınız kolay kolay.  Karşılıksızdır sevgi, o yüzden başarısız olsa da bırakmaz sevenleri...  "Işıklı Raflarda Kupaların Olmasa da Karanlık Sokaklarda Sana Aşık Taraftarın Var" der taraftarı maçlarda... "Her sene sonu hüsranla bitse de... " diye başlar "Ne diyeyeyim karşıyaka canın sağ olsun" diye biter marşlar...
Ama bu sefer hayallerin sonu hüsranla bitmedi. Artık o ışıklı raflarda yeni bir kupası daha var Karşıyaka'nın...
Dünya markası yabancı antrenörleri bir bir alt eden Ufuk Sarıca'nın zaferidir bu. Uyuşturucu'dan hapse giren, basketbolla hayatı değişen Dixon'ın zaferidir bu. Yurtiçinde yurtdışında takımını yalnız bırakmayanların emeğinin karşılığı..
Ama bilmenizi istediğim bir husus var bu renklere gönül vermiş biri olarak.
Karşıyaka sadece bir "takım" değildir...  Bir ruhtur, bir duruştur, başkaldırıdır...  Bir savaşın başladığı ve bittiği şehrin torunlarıdır taraftarları...
Öyle görün böyle algılayın bu zaferi...
O yüzden stadlarda gençleri tarihlerini haykırır marşlarda:  Yıl 1912...Memlekette savaş günleri...Başkaldırdı,boyun eğmedi... Karşıyaka'nın gençleri...
Zühtü Bey ve arkadaşları... Yaktılar bu meşaleyi... Rengimiz yeşil, kan kırmızı... Adımız Karşıyakalı...
Övünürüz tarihimizle... Binlerce şehit dedemizle... Boyun eğmeyiz hiç kimseye... Ay-yıldız var göğsümüzde...
Karşıyakalı olunur... Karşıyakalı doğulur... Karşıyaka aşk, bir kara sevda... Karşıyaka bir tutkudur...
O tutkunun peşinden koşanları alkışlayın, çünkü onlar tarihleriyle, duruşlarıyla, hayallerinden hiç vazgeçmemeleriyle tüm Türkiye'ye örnek oldu.
Güneş enerjisinde Çin liderliği
Güneş enerjisinde Çin liderliği sürüyor. Fosil yakıtların yerine yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelen Çin'in bu yöndeki hedefleri çok büyük. Çin'in yanı sıra dünya genelinde birçok ülke güneş enerjisi yatırımlarını hızlandırıyor.
İnternetteki dedikodular gerçek olsaydı Chapecoense kadrosu böyle olurdu
Güneş enerjisinde Çin liderliği sürdürürken bunu daha da ileri taşıyacak planlar yapıyor. Önümüzdeki yıl içinde Çin'in güneş enerjisi kapasitesini 7 gigawatt'tan daha fazla artırması bekleniyor.
GlobalData tarafından yapılan araştırmaya göre Çin geçtiğimiz yıl toplam 15,13 GW güç üreten güneş enerjisi santrali kurmuş ve toplamda 43,48 GW'lık bir güneş enerjisi kapasitesine sahip olmuştu.
Bu yıl ise ülkenin toplam kapasitesinin 50,3 GW'a ulaştığı belirtiliyor. Çin 2011 yılından bu yana bu alandaki kapasitesini 15 kat artırmış durumda. Çin'in bu alandaki yatırımlarının nedeni olarak ülkenin enerji üretiminin büyük oranda kömüre bağlı olması gösteriliyor. Çin güneş enerjisi ile buna bir denge getirmek istiyor. Yapılan planlara göre ülkenin güneş enerjisi kapasitesinin 2020 yılında 150 ile 200 GW arasında olması öngörülüyor.
Tüm Dünyada İlgi Büyük
Güneş enerjisi konusunda Çin'i Japonya ve ABD takip ediyor. ABD bu yıl toplam 40,61 GW kapasiteye ulaşırken, Japonya ise 42,41 GW kapasiteye sahip. Tüm dünya genelinde ise bu yıl toplam 294,69 GW güneş enerjisi kapasitesine ulaşıldığı belirtiliyor.
Uzmanlar tüm dünya genelinde güneş enerjisinin öneminin arttığına dikkat çekiyor. Çin, Japonya ve ABD'nin ardından Hindistan ve İtalya'nın da bu alanda önemli çalışmaları olduğu biliniyor. Gelecekte güneş enerjisi fosil yakıtların yerini alabilir mi bunu zaman gösterecek.
Dört büyük bir araya geldi
Serbest Telekomünikasyon İşletmecileri Derneği'nin (TELKODER), Ankara'da gerçekleşen 9. Olağan Genel Kurulu önemli açıklama ve gelişmelere ev sahipliği yaptı. Türk Telekom, Turkcell, Vodafone ve Türksat'ın aynı karede fotoğraf vermesi gelecek için umutları artırdı.
TELKODER'in 9. olan genel kurulu öncesi telekom devlerinin konuşmaları günümüzde yaşanan birçok sorunun gelecekte çözülebileceğinin sinyallerini verdi.  TELKODER Başkanı Yusuf Ata Arıak, yaptığı açılış konuşmasında TELKODER'in Telekominikasyon piyasasının alternatif işletmecilere açılması önceliğinde kurulduğna değinerek, tüketicilere en iyi, en ucuz ve en kaliteli servis hizmetlerini verebilecek rekabet ortamını oluşturmaya çalıştıklarından bahsetti.
Son dönemde altyapı ve sektörü ileriye götürebilecek konulara odaklarından bahseden Arıak, "sektörümüzdeki üç büyük firmanın (Turkcell, Türk Telekom, Vodafone) cirosal büyüklüğü yüzde 93'lük bir dilim oluşturuyor, alternatif işletmeciler ise yüzde 7'de kalmış durumda, bugüne kadar yaptıklarımız yetmedi" dedi.
Farklı servisleri farklı işletmecilerden almak bakımınından sorunlarının olduğunun altını çizen Arıak, "alternatif bir işetmeciyseniz kendi altyapınız olacak veya başka bir altaypıyı kiralayacaksınız, son 15 yıl içerisinde bu sorun çözülmedi. 2001 yılından bu yana dolar bazında, 16 milyar dolar büyüklüğünde bir sektörümüz var, sektör büyüklüğü 2015'de 14.5 milyar dolar ve bu sene daha da düşük bir sonuç bekliyoruz. 2001'den itibaren sektörümüzü büyütmede bir sorunumuz var, bunu aşmalı ve kendi içimizdeki rekabete sorunlarının önüne geçmeliyiz" diye devam etti.
Geçtiğimiz günlerde uzlaşmaya vardıkları ortak altyapı şirketini bahar aylarında kuracaklarını söyleyen Arıak, "Telkoder çok önemli bir görev üslenmiş durumda. Kendi çizgisini bozmadan karşıt fikirlerle dahi aynı plarformda buluşarak çalışmalarını ve misyonunu devam ettiriyor. Ortak altyapı şirketiyle birlikte büyük bir yol kat edeceğimize eminin" dedi.
Ortak Altyapı Şirketini Destekliyoruz
Türk Telekom CEO'su Dr. Paul Doany, TELKODER'in 9. Olağan Genel Kurulu kapsamında gerçekleştirilen toplantıda konuşma yaptı ve görüşlerini net bir dille açıkladı. Yapılan açıklamada dikkat çekici konular şunlar: Ortak Altyapı Şirketi önemli bir inisiyatif. Türk Telekom olarak BTK'nin sınırlarını çizdiği ve kurallarını koyduğu şekilde tamamen maliyet ayrımı esasında altyapımızı paylaşmaya devam edeceğiz. Bir kamu şirketi olan Kablonet de bu işbirliği içerisinde yer alıyor ve biz de Kablonet'e sunduğumuz altyapı vesilesiyle dolaylı olarak OAŞ projesini desteklemiş oluyoruz. Bundan ayrı olarak, toptan seviyede, özellikle gelişmekte olan bölgelerde ücret oranlarını tekrar değerlendirebiliriz; daha küçük alternatif işletmecilere pozitif ayrımcılık yoluyla destek olabiliriz ve bu konularda birlikte çalışmaya hazırız. Mükerrer yatırımların kaynakları boşa sarf edeceği konusuna katılıyorum. Ancak bu mobil yatırımlar için de geçerli, dolayısıyla mobilde de bir paylaşım ve ortak altyapı yaklaşımı değerlendirilmeli.
Turkcell Satış Genel Müdür Yardımcısı Murat Erkan toplantıda yaptığı konuşmada mükerrer yatırımların önüne geçilmesi gerektiğinin altını çizdi. Fiber konusunda yaptıkları yatırımlardan bahseden Erkan, önlerine birçok engel çıktığını. Ve bu engelleri aşmak için zaman kaybettiklerini, bu zamanın sadece kendilerinin değil ülkeninde kaybettiğini söyledi. Bu sebepten ortak altyapı şirketini desteklediklerini söyleyen Murat ERKAN. Eğer bu konuda eşitlik sağlanırsa tüketicilerin daha iyi ve farklı hizmetlere uygun fiyatlarla kavuşabileceğine inandıklarından bahsetti.
Tüberküloz hastalarında akciğer kanseri riski
Tüberküloz hastalarının iyi beslenmemesi, tam teşekküllü hastanelerde tedavi olmaması ve sigara kullanmaları durumunda akciğer kanserine yakalanma riski bulunduğu bildirildi.
Uludağ Üniversitesi (UÜ) Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Sami Bayram, toplumun her kesiminde görülen akciğer kanserine yol açan en önemli nedenin genetik faktörler ve sigara olduğunu söyledi.  Akciğer sağlığı için zararlı kimyasallardan korunma ve beslenmenin çok önemli olduğunu ifade eden Bayram, şöyle devam etti:
"Hastalara baktığımızda, akciğer kanseri olanların çoğunluğu orta veya düşük gelirli. Yüksek ekonomiye sahip hastalarda da görülüyor mutlaka ama incelediğimizde çoğunluğu orta ve düşük ekonomik gelire sahip hastalar oluyor. Bu durumda kişinin bakımı ve geçmişte geçirdiği hastalıkların etkisi büyük.  Türkiye'de eskiden tüberküloz çok görülen bir hastalıktı. Şimdi, Allah'a şükürler olsun, o kadar fazla değil ama onların zemininde gelişen kanserler var.  Tüberküloz geçiren iyileşmemiş dokuların üzerinde gelişen kanserler var."
Bayram, akciğer kanserine yakalanmış bazı hastaların röntgen filmlerini incelediklerinde, yıllar önce tüberküloz geçirdiğini belirlediklerini vurguladı.  Bu hastaların, tam iyileşmeden tüberkülozdan kurtulduğunu zannettiklerini dile getiren Bayram, "İyi beslenemeyen ve maddi durum nedeniyle tam teşekküllü hastanelerde tedavi olamayan, tüberküloz geçirmiş insanlar, bunun üzerine de yıllar boyunca sigara içince akciğer kanserine yakalanıyorlar.  Çocukluğunda bu tür hastalıkları doktor eşliğinde tam tedavi süreciyle atlatmış maddi durumu iyi ailelerde böyle bir kanser türüne çok fazla rastlamıyoruz" şeklinde konuştu.
Kanser oluşumunda tek nedenin çocuklukta geçirilen hastalıklar veya sigara olmadığına dikkati çeken Bayram, iş ortamında da akciğerin korunması gerektiğini belirtti.
Bazı meslek koşullarının akciğeri hızla bitirebildiğine işaret eden Bayram, "Madencilikte, kimyasalların olduğu sanayide çalışanların akciğerleri ciddi risk altında. Mesela kot beyazlatma işleri. İnsanlar göz göre göre ölüme gidiyorlar. Oradaki önlem çok basit. Maskeyle çalışıp gerekli önlemleri alarak hayatlarını kurtarabilirler. Maalesef iş güvenliği konusunda yeni yeni bilinçleniyoruz. Riskli mesleklerde çalışan kişilerin, sigara da bunun üzerine eklediğinde kanser olma risklerini kat kat artıyor" ifadelerini kullandı. Bayram, akciğer kanserinde duruma göre kanserli bölümü veya akciğerin tümünü alabildiklerini anlattı.
Akciğer nakli için donör bulmakta zorlandıklarını, bu işlemin zor ve pahalı bir süreç olduğunu bildiren Bayram, şunları kaydetti:
"Mesela madenciler önlem aldıklarında akciğerlerinde oluşabilecek hasar o oranda azdır. Bu tür işlerde çalışanlarda uzun vadede akciğerin süngerimsi yapısı tahrip oluyor. Bu meslek rahatsızlıklarında süngerimsi yapı,  su çekmiş süngere benziyor. Normalde akciğer çok kolay esneyen bir yapıdır. Su çektiği zaman bu özelliğini kaybediyor, işlem göremez hale geliyor. Oksijen ihtiyacı dediğimiz veya akciğer nakli olacak ağır bir tabloya kadar gidebiliyor."
Ekim ayında Samsung, sektörde 10nm FinFET teknolojisinin seri üretimine başlayan ilk firma olduğunu duyurmuştu. Önceki nesil 14nm FinFET'e kıyasla Samsung'un 10nm teknolojisi, yüzde 27 daha yüksek performans ve yüzde 40'a kadar daha düşük güç tüketiminin yanı sıra kapladığı alan verimliliğinde yüzde 30'a kadar artışa olanak tanıyor. Snapdragon 835 işlemci, 10nm FinFET'i kullanarak daha küçük bir çip ayak izi sunacak. Böylece daha büyük pilleri veya daha ince tasarımları destekleyecek şekilde gelecekteki ürünlerin içinde üreticilere (OEM) daha fazla kullanılabilir alan sunmuş olacak. İşlem iyileştirmeleri ile birlikte daha gelişmiş bir çip tasarımı sayesinde pil ömründe önemli gelişmelerin olması bekleniyor.
Snapdragon 835, şu anda üretimde ve 2017'nin ilk yarısında ticari cihazlar için dağıtımına başlanması hedefleniyor. İşlemci, geliştirilme sürecinde 200'ün üzerinde tasarımı olan Snapdragon 820/21 işlemcisinin ardından geliyor.
Utku Başar
İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde Uluslararası İlişkiler okudu.
Bu sırada Mehmet Ali Birand ile tanıştı ve onun teklifiyle mesleğe başladı. Önce Birand'ın yaptığı belgesellerde çalıştı sonra CNN TÜRK Dış Haber Servisi'ne girdi.
CNN TÜRK'te Junior iken CNN Int. ve diğer uluslararası yayın kuruluşları için çalıştı. 2004'te muhabir olarak 32.Gün kadrosuna katıldı. 32.Gün'ün yapım şirketi olan Birand Yapım tarafından gerçekleştirilen onlarca program, belgesel ve tanıtım filmi için muhabirlikten metin yazarlığına, prodüktörlüğe kadar birçok iş yaptı.
32.Gün'den 2013'te programın genel yayın yönetmeni olarak ayrıldı.
Politika, tarih, bilimkurgu ve çizgi roman okumayı; belgesel izlemeyi seviyor. Şimdilik en büyük hayali, kahramanlarından Corto Maltese'nin macera rotasının belgeselini çekmek.
CNN TÜRK'te "Biliyor Musunuz?" adlı programı hazırlayıp sunan Utku Başar, ileride amatör bir tarihçi olabilirse çok mutlu olacak.
İranlı komutan Kalizade Suriye'de öldürüldü
İran Devrim Muhafızları komutanlarından Gulam Ali Kalizade'nin Suriye'deki çatışmalarda öldürüldüğü bildirildi.
Bekir Bozdağ'dan cumhuriyet savcılarına çağrı
Fars Haber Ajansına göre, 1980-1988'deki İran-Irak savaşında da yer alan Kalizade, Suriyeli muhaliflerle girdiği çatışmada öldürüldü.
Suriye'deki bazı yerel kaynaklar ise Kalizade'nin tuğgeneral rütbesinde olduğunu ve rejim güçlerinin muhalifleri kuşattığı Şam'ın batı kırsalındaki Barada Vadisi'nde meydana gelen çatışmalarda öldüğünü belirtti.
Beşar Esad rejimi ordusu ve İran destekli gruplar, Barada Vadisi'ne son 2 haftadır şiddeti saldırılar gerçekleştiriyor.
Türkiye ve Rusya'nın garantörlüğünde önceki gece muhalifler ve rejim güçleri arasında sağlanan ateşkesin en fazla ihlal edildiği bölgelerin başında Barada Vadisi geliyor. Rejim güçleri, ateşkese rağmen bölgeye yönelik saldırılarını durdurmadı. Rusya'nın girişimleri sonucu rejim güçleri saldırılarına dün geceden bugün 17.30 sularına kadar ara vermiş, ardından yeniden başlatmıştı.
Başkent Şam'ı besleyen ana su kaynakları, Barada Vadisi'nde bulunduğu için bölge rejim güçlerinin yoğun saldırılarına hedef oluyor.
Aralarında daha önce meslekten ihraç edilen, açığa alınan ve görevdeki kaymakamların da olduğu çok sayıda mülki idare amirinin ifadesinin alındığı, kimi şüphelilerin tutuklandığı, kimilerinin ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığı soruşturma kapsamında ifade veren Y.A, örgüte ilişkin detayları ortaya koydu.
Y.A, ifadesinde, FETÖ'nün kaymakam adaylarına yönelik çalışmasını şöyle aktardı:
"Örgütün kaymakamlık evlerinde 4 veya 5 kişi kalıyordu. Bu evlerden sorumlu olanlar kod adı kullanıyordu. Evlerde kalan kaymakam adaylarına sadakatlerine göre sorular ya yüzde 80 veya yüzde 60 oranında verilirdi. Sınavdan önceki gece abiler eve gelir, Fetih Suresi okuturdu. Daha sonra 'Bu zamana kadar bu makamlar dinsizler ve komünistlerin elindeydi. Sizin gibi devletini sevenlerin bu makamlarda bulunması gerekir.' diye konuşurlardı. Daha sonra ise abiler tarafından sorular verilirdi ve adaylar 1-2 saat bu sorulara çalıştırılırdı. Sabah da kalkıp kaymakam adayları sınava giderdi."
Kaymakamlık sınavında yeterli puan alanların yurt veya pansiyonlarda toplandığını belirten Y.A, ifadesinde şu bilgileri verdi:
"Kaymakamlar imamı ve abiler 5 veya 6 kişiyi topluyorlar. Kimin kimle kalacağını imam belirliyordu. Daha sonra bunlara kaymakamlık mülakatı soruları verilirdi. Kaymakam adaylarına seçecekleri yabancı dilleri bile imamlar belirliyorlardı. Fetullah Gülen, ByLock'tan kaymakam çocuklarına verilecek isimleri gönderiyordu. Kaymakamlar, bu isimleri çocuklarına veriyorlardı.
Kaymakamlar çocuklarını, örgütün okullarına ve dershanelerine göndermezlerdi. Bank Asya'ya para yatırmazlardı. Kaymakamların NT mağazalarına girmeleri de yasaktı."
Merkez Bankası Konut Fiyat Endeksi'ne göre, İstanbul'da konut fiyatları ekim ayında 2011'den bu yana ilk kez düşerek yüzde 0.36 geriledi.
Türkiye konut piyasasındaki fiyat değişimlerini takip etmek amacıyla Merkez Bankası tarafından yayınlanan Konut Fiyat Endeksi'nin ekim ayı verileri açıklandı. Türkiye konut fiyatı endeksi, ekimde bir önceki aya göre yüzde 0.47 artarak 222.43'e yükseldi.
Üç büyük ilin konut fiyat endeksleri değerlendirildiğinde, İstanbul'da ekimde bir önceki aya göre yüzde 0.36 azalış görüldü. İstanbul'da konut fiyatlarında düşüş en son 2011 yılı Ekim ayında görülmüştü. Ankara ve İzmir'de ise sırasıyla yüzde 1.24 ve yüzde 1.72 artış yaşandı.
Sözcü Gazetesi'nin haberine göre, Türkiye Konut Fiyat Endeksi, ekimde bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 12.85 artarken, reel olarak yüzde 5.31 yükseldi.
Metrekare başına konut değeri olarak hesaplanan birim fiyatlar ise bin 730 liradan bin 914 liraya çıktı.
Endeks değerleri bir önceki yılın aynı ayına göre İstanbul'da yüzde 13.52, Ankara'da 8.61 ve İzmir'de yüzde 17.59 yükseliş gösterdi.
KFE'deki en yüksek yıllık değişimin gerçekleştiği yer 23.71 ile Balıkesir ve Çanakkale oldu. En çok yıllık düşüş ise eksi yüzde 0.12 ile Van, Bitlis, Hakkari ve Muş'ta görüldü. Türkiye genelinde, 48 ilde son 2 yılda yapımı gerçekleşen konutların değerleme raporları analiz edilerek hesaplanan Yeni Konut Fiyat Endeksi ise ekimde bir önceki aya göre yüzde 1.12, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 11.43, reel olarak da yüzde 3.98 arttı.
Eski konutların fiyatı düşüyor
Artaş İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Çetinsaya, son dönemde ekonomideki gelişmeler nedeniyle ikinci el evlerin fiyatlarının düştüğünü söyledi.
Yeni inşa edilen markalı konut projelerinde ise fiyat indirimi yerine alıcılara ödeme kolaylığı ve uzun vadeli, düşük faizli taksit imkanı sunulduğunu belirten Çetinsaya, "Demir, çimento ve enerji maliyetleri kurdan dolayı arttı.
Sıfır konutta fiyatlar düşerse müteahhit yaşayamaz" dedi. 2017 yatırım planlarını anlatmak için dün İstanbul'da basın mensuplarıyla bir araya gelen Çetinsaya, arsa maliyetlerinin yüksek olması nedeniyle orta ve üst gelir grubuna konut üretebildiklerini ifade etti.
Devletin arsa maliyetlerini düşürmesi halinde metrekaresi 2 bin 500 liradan daire satabileceğini bildiren Çetinsaya, uçuk fiyatlar belirlemek yerine ayağı yere basan ve bölgeye uygun satış modellerinin belirlenmesi gerektiğini vurguladı.
Dünya ve memleket meselelerinin gölgesinde kalan insan hikayeleri, tek bir karede sayfalarca şey anlatan fotoğraflar, tarihe not düşülen görüntüler ekrana taşınıyor.
Hakan Tunç
Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi 'Gazetecilik Bölümü'nden mezun oldu.
Eğitim süresince Kanal 6, Kanal E ve atv televizyonlarının haber merkezlerinde çalıştı. Ardından Star TV Haber Merkezi'nde yedi yıl boyunca muhabir olarak görev yaptı.
2008 yılından itibaren Yargı, Savunma ve Polis Adliye muhabiri olarak CNN TÜRK Haber Merkezi'nde çalışıyor.
İngilizce bilen Hakan Tunç, bir çocuk babasıdır.
Doğu Anadolu buz kesti. Bölgenin en soğuk kenti, hava sıcaklığının sıfırın altında 25 derece ölçüldüğü Ağrı oldu.
Facia gibi kaza: 14 ölü, 16 yaralı
Meteoroloji 12. Bölge Müdürlüğünden alınan bilgiye göre,  Doğu Anadolu genelinde havanın çok bulutlu ve aralıklarla kar yağışlı geçmesi bekleniyor.
Sıcaklıkların mevsim normalleri civarında seyredeceği ve rüzgarın kuzey ve kuzeydoğu yönlerden hafif kuvvette eseceği tahmin edilen bölgede, Ağrı çevreleri, Kars ve Erzurum'un güney ilçeleri ile Iğdır'ın batısında yer yer kuvvetli kar yağışı olacağı, yağışların akşam saatlerinde ise etkisini azaltarak sürmesi öngörülüyor.
Bölgede gece en düşük hava sıcaklığı, sıfırın altında olmak üzere Ağrı'da 25, Ardahan'da 24, Kars'ta 23, Iğdır'da 16, Erzurum'da 12, ve Erzincan'da 4 derece olarak kaydedildi.
Günün en yüksek sıcaklıkları Erzincan'da sıfır, sıfırın altında olmak üzere Ardahan'da 11, Kars'ta 8, Ağrı'da 6, Erzurum'da 5 ve Iğdır'da 1 derece olması tahmin ediliyor.
Kar kalınlıkları ise Ağrı'da 56, Erzurum'da 28, Ardahan'da 20, Kars'ta 10 ve Iğdır'da 7, Erzincan'da 2 santimetre olarak ölçüldü.
Yetkililer, beklenen yağış sebebiyle ulaşımda aksamalar, tipi, görüş mesafesinde azalma, buzlanma ve don olayı yaşanabileceğini ifade ederek, bu olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması uyarısında bulundu.
Genç model yağ aldırma operasyonunda hayatını kaybetti
Ekvador'da 22 yaşındaki Melanie Montenegro adlı genç model, yağ aldırma operasyonu sırasında kalp krizi geçirerek yaşamını yitirdi.
Polis tutanaklarına göre estetik operasyon sonrası 22 yaşındaki model Montenegro kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. Modelin ölümü sonrası ailesine haber vermeyi geciktiren, bu süre zarfında kaçan cerrah Felipe, genç kadının ölümünden ötürü suçlamaların odağı haline geldi.
Cerrah, modelin öldüğünü bildirmeyip kaçmak için zaman kazanmış
Aktris Gabriela Ruiz ve aktör Daniel Machado, sosyal medya hesaplarından yaptıkları çağrıda kaçan cerrahın bulunmasını istedi. İki oyuncunun paylaştığı iletide: "Cerrah, Melanie Montenegro'nun öldüğünü hiç kimseye bildirmeyip, kendisine kaçabilmek için zaman kazanmış gibi görünüyor." satırlarını yazdı.
Babasına acı haberi klinik sahibi vermiş
Ölen modelin babası Edwin Montenegro, kızının ölüm haberini kliniğin sahibinin kendisini telefonla arayarak bildirdiğini söyledi. Baba Montenegro, ameliyatı gerçekleştiren ekibin operasyon sırasında kullandıkları bir ilaca kızının alerjisi olduğu bilgisinin verilmediğini iddia etti.
Kızının yağ aldırma ameliyatı yaptıracağından haberi olmadığını söyleyen baba Montenegro, genç modelin televizyonlarda yayınlanan düşük maliyetli estetik operasyon reklamları tarafından yanlış yönlendirildiğini iddia etti.
Soruşturmayı yürüten savcı Fredy Toala, kliniğin ve cerrahın evinin aranması emrini verdiğini, her iki mekanda da cerrah Felipe'nin bulunamadığını belirtti.
IŞİD'i kendi yöntemiyle vuruyorlar: Sosyal medyada bu hafta
IŞİD terör örgütü sosyal medyada çok aktif. Onu kendi yöntemiyle, yine sosyal medyadan vuruyor Japonlar. ISISChan isimli anime giderek yayılıyor. Geçen hafta sosyal medyanın en çok konuşulanlarından biri de İngiltere Başbakanı David Cameron'dı. Üniversite yıllarında yaptığı iddia edilen malum hareket Twitter'ı yıktı geçti.
George Orwell'in ünlü hiciv romanı Hayvanlar Çiftliği'nden bir bölüm... "Dışarıdaki hayvanlar, domuzdan insana, insandan domuza tekrar tekrar bakıyordu. Ama hangisinin domuz, hangisinin insan olduğunu söylemek artık mümkün değildi."
Domuzlu hicivler aslında yıllardır bu roman yüzünden gündemdeydi. Ancak İngiltere Başbakanı David Cameron sayesinde bir anda bambaşka bir yüzü çıktı ortaya. Sosyal medya Cameron'ı konuştu geçen hafta. ABD ve İngiltere'de üniversite kulüpleri meşhurdur. Girmek için ve kendinizi kabul ettirmek için her birinin çeşitli 'ilginç' kuralları vardır. Cameron da o kulüplerle meşhur Oxford Üniversitesi'nden mezun. İddia o ki, Cameron üniversitenin havalı kulüplerinden birine girebilmek için cinsel organını ölü bir domuzun ağzına sokmuş. Arkadaşları da o anı fotoğraflamış. İşin elle tutulur bir yanı yok aslında. İddiayı ortaya atan, Cameron'la ilgili bir biyografi yazan Lord Ashcroft. Cameron'ın Muhafazakar Parti'sinin en büyük destekçilerinden. Mayıs ayındaki seçimlerde partiye 5 milyon Sterlin yani 23 milyon Lira bağış yapmıştı. Karşılığında da bakan olmak istiyordu. Ama bakanlık verilmedi ona. İddiaya kitabında yer vermesinin nedeni olarak da bu gösteriliyor. 'İntikam' deniyor. Üstelik iddiayı 'fotoğrafı gördüğünü söyleyen birinin arkadaşına anlattıklarına' dayandırıyor.
İddia ne kadar havada olsa da tüm dünyada büyük gümbürtü koparttı. Şakalar, espriler capsler aldı yürüdü... ABD'de Başkan Nixon'ın istifasına yol açan Watergate skandalına göndermeyle Piggate adı verildi skandala. #piggate hastagiyle 350 bine yakın Tweet atıldı. Cameron'ın soyadı ve domuz eti (ham) kelimelerinin birleşiminden oluşan #hameron hashtagi de yine çok kullanıldı.
Cameron'un domuzu (@CameronPig) hesabını kısa sürede 20 bin kişi takip etmeye başladı. Hesaptan "Kitap tekliflerine açığım", "Bu zor dönemde özel hayatıma saygı göstereceğinizi umuyorum" ve Cameron'ın Twitter hesabı mentionlanarak "tek gecelik bir şeydi beni arayıp durma" gibi birbirinden eğlenceli parodi Tweetler atıldı.
İlk bölümünde benzer bir senaryosu olan İngiliz yapımı Black Mirror dizi geldi haliyle akıllara. Dizinin yaratıcısı Charlie Brooker ise attığı Tweet'le "Lanet olsun. Black Mirror'ın belgesel olduğu ortaya çıktı" diye yazdı.
IŞİD'i kendi yöntemiyle vuruyorlar
Sosyal medyada büyüyen bir diğer fenomen ise #ISISChan. IŞİD'in sosyal medyada artan etkinliğine karşı tepki olarak yaratılan bir anime karakter. "Tanklar yerine kavunlar" sloganı... Bıçaklarınızı kavun kesip yemek için kullanın diyor. Amacı sosyal medyadan etkilenip de IŞİD'e katılanları vazgeçirmek.
Ocak ayında iki Japon vatandaşı Haruna Yukawa ve Kenji Goto IŞİD tarafından vahşice öldürüldükten sonra başlamıştı kampanya. Japonlar animeler çizip #IŞİD hashtagi ile internete yüklemeye başladı. Daha sonra kampanyaya dönüştü. Tüm dünyanın dikkatini çekti. 8 bin kez bu hashtagle Tweet atıldı. Ancak kampanyaya destek her geçen gün artıyor.
Antalya'da trafik kazası: 1 ölü
Antalya2nın Serik ilçesinde sulama kanalına devrilen otomobilin sürücüsü yaşamını yitirdi
Antalya'nın Serik ilçesinde Ramazan Kuş idaresindeki 07 ASH 96 plakalı otomobil, Boğazkent-Karadayı yolunda köprüden DSİ'ye ait sulama kanalına devrildi.
Olay yerinde yaşamını yitiren Kuş'un cenazesi, Serik Devlet Hastanesi morguna götürüldü.
Kuş'un, Boğazkent Mahallesi'nde bir yakınının evinden dönerken kazanın meydana geldiği öğrenildi.
20 yıl değil de 10 yıl olarak değerlendirildiğinde ise bu ailenin sigarayı bırakması durumunda 114 bin 750 lirası cebinde kalıyor.
Bu yaşanan "kavga", "kriz" adını ne koyarsınız bilemem. İyi polis kötü polis midir, danışıklı dövüş müdür, AK Parti içerisinde çatlağa mı yol açar, Erdoğan'ın, yeni Türkiye'ye illa da başkanlık gerekir, tezini mi kuvvetlendirir o kısımlarını da bilemem. Yaşadıkça görürüz zaten. Daha neler görecek, neye fal taşı gibi açılacak gözler Allah bilir zaten.
Beni ilgilendiren habercilik kısmı, bütün bu işlerin. Şöyle ki, Bakanlar Kurulu her Pazartesi günü toplanır, bitişinde açıklamaları sözcü olduğu için hep Bülent Arınç yapar zaten. Açıklama Ana haber bültenine çok da sık denk gelmez. Gelmesini de pek tercih etmeyiz aslına bakarsanız. Çünkü açıklama Ana Haber bültenine denk geldiği zaman, bize ayrılan süreyi yer bitirir, bülten için hazırlanan onca haber, konuk olarak ayarlanan onca uzman boşa gider.
Bu sefer farklıydı pek tabi. Durum malum, Arınç, bırakın hükümet işini yapsın, dedi; Cumhurbaşkanı, saksı değilim ben, diye çıkıştı işin Türkçesi. Haliyle Arınç'ın ağzından çıkacak her kelime merak konusuydu.
Toplantı başladı, muhabirler dakika bir gol bir hepimizin beklediği o soruyu sordu: Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Melih Gökçek partimizden istifa etmeli diyor sizin için ne diyorsunuz.
Bir an duraladı Arınç, "partimiz" diye tekrarladı vurguyla, ki bence en çok o dokundu Arınç'a; kurucusu olduğu partiden sonradan eklemlenen bir isim tarafından kovulması talebi. Ondan sonra başladı bombalamaya. Kulaklarıma inanamadım. Yıllardır AK Partili olmayan Ankaralıların şehir efsanesi olarak aralarında konuştukları şeyleri bir bir söyledi, hem de hükümetin sözcüsü olarak, siz düşünün.
Ne sevinirim böyle açıklamalara, ne üzülürüm, haberciyim ben sonuçta. Varsa bir ihlal yargı gereğini yapar. Biz haberini yaparız. Parti içinde öyle mi olur böyle mi olur, sevindirmez ya da üzmez beni, haberini yapmak benim görevim olan bitenin, tezahürat yapmak, alkış tutmak ya da yuhalamak değil.
Ama şaşırdım tabi, şaşırmaz mıyım bu açıklamalara. Hükümet sözcüsü onca kameranın önünde bu ülkenin başkentini yıllardır idare eden adama herkesin gözü önünde haysiyetsiz dedi, hırsız dedi yahu. Eh insan evladıyım ben de sonuçta, ağzım gözüm bir yere gitti haliyle.
Peki ya sonrası…Sonrasında Abdülkadir Selvi'nin yazdığı şaşırtmadı beni aslında, büyü bozuldu diye sinyalini vermişti zaten kendisi cumartesi akşamı, tüm bitkinliğine rağmen katıldığı Cnntürk canlı yayınında. Ama mesela başka bir ismin yazdıkları şaşırttı beni.
Türkiye gazetesi yazarı Ahmet Sağırlı diyor ki:
"Arınç ne dedi de biz bu kadar kızdık?
Bırakın hükümet, hükümetliğini yapsın, dedi.
Bizim cevabımız ne? Siz kimin sayesinde oradasınız?
Başka? İhanet şebekeleri Arınç üzerinden faaliyete başladı..
Ama bu kadar değil, bu kadar şaşırtıcı olmaz zaten. Yazının sonuna doğru başka bir perspektif getiriyor.
"Biz Mısır için ağıt yaktık. Neymiş İhvan devrilmiş, darbeciler gelmiş. Bize ne? Bize ne değilse -tercihimizin doğruluğunu sorgulamadan soruyorum- desteklediklerimize bir faydamız oldu mu?
Düşman mazeretinden kurtulmak lazım. Herkesin düşmanı var."
Fitne sokanlar, dış mihraklar, bunlaaar bunlaaaaar vb vb, suçu atmak kolay, kolay da ya sonrası. Politikacılar bunun için var değil mi, bir sonrasını hesap etmek için.
Adı Efsane dizisinin Kanal D ekranlarında başlamasına sayılı günler kala konusu ve oyuncuları belli oldu. Dizinin ilk bölümünün fragmanı yayınlanırken efsane dizinin ne zaman başlayacağı merak konusu oldu. Adı Efsane'nin konusu ve oyuncuları üzerine detaylar içeriğimizde…
D productions yapımı olan "Adı Efsane" dizisi önümüzdeki günlerde Kanal D ekranlarında izleyici ile buluşmaya hazırlanıyor.
Başarılı isimleri bir araya getiren dizinin pazartesi günleri yayınlanabileceği ifade ediliyor. Dizinin başrol oyuncuları arasında başarılı isimler yer alırken önümüzdeki günlerde diziseverlerin kendilerini sıradışı bir hikâyenin içerisinde bulacağı belirtildi.
Spor hayatının zirvesindeyken geçirdiği trafik kazası nedeniyle tutkunu olduğu basketbola ara vermek zorunda kalan ustanın hikâyesinin işlendiği dizide ana karakteri Tarık olacak. Kazanın ardından sahip olduğu her şeyi kaybetme riski ile karşı karşıya kalan Tarık birer birer elinden gidenleri geri almak için hayatının sınavını verecek.
Kendisini hayata bağlayan tek şey olan çocukları da elinden alındığında yaşamından ümidini kesmeye başlayacak.
Onu umutlandıran son şansı ise tutkunu olduğu spor kızlarını geri kazanabilmek için kendisine bir yol sunacak.
Dizide ana karakterler arasında yer alan Tarık'ı usta oyuncu Erdal Beşikçioğlu canlandıracak. Geçtiğimiz yıllarda fenomen karakter Behzat Ç.'ye hayat veren başarılı oyuncu yaşama tutunmaya çalışan bir kişiye hayat verecek.
Gökçe Bahadır'nı dizide Bahar rolünde olacağı dizide Rojda Demirer ise Seçil karakterini canlandıracak.
D yapım imzalı projenin yönetmen koltuğunda ise Devrim Yalçın oturacak.
Senaryosu Tunus Tasçı, Nazlı Sunlu ve Hilal Tuluz tarafından yazılan proje önümüzdeki günlerde Kanal D ekranlarında olacak.
Drama türündeki dizide hayata yeniden tutunmaya çalışan bir karakterin hayatı işlenecek.
Dizinin ilk bölümünde oyunculara basketbol A Milli Erkek Takım Menajeri Kerem Tunçeri de eşlik etti.
Dizinin oyuncu kadrosunda yer alan diğer isimlerse şöyle;
Reha Özcan (Hasan),
Mercedes-Benz, yeni minivan konseptinin ilk görüntüsünü yayınladı.
Tokyo Otomobil Fuarı'nda tanıtılması beklenilen yeni konsept hakkında henüz detaylı bilgi verilmezken, aracın otonom sürüşe yani sürücüsüz otomobil teknolojisine sahip olacağı edinilen bilgiler arasında. Gereksiz detaylardan kaçınılarak daha minimalist bir anlayışla tasarlanan konsept, dışta kompakt oyutlarıyla olduğundan lüçük görünmesi, ancak iç mekanda çok daha geniş bir kullanım alanı sunması için geliştirilmiş.
30 Ekim tarihinde kapılarını açacak fuarda sergilenecek Mercedes-Benz Vision konseptinin elektrik teknolojisinin bu yeni minivan konseptinde de kullanılıp kullanılmadığını ise önümüzdeki birkaç gün içinde fuarla birlikte öğrenmiş olacağız.
Tokyo Otomobil Fuarı 8 Kasım tarihine kadar açık kalacak.
Teknolojinin Milat Zamanı: Bugün
Dünyamız için vazgeçilmez olan teknoloji evreni, 4 Ekim 2016'da (bugün) büyük firmaların eylemleri ile yeniden şekillenecek.
Teknoloji hiç durmuyor ve daima gelişiyor. Ancak bazı firmalar bu gelişime ayak uyduramayıp, geçmişin hayaletleri biçimine bürünüyor.
Bugün bazı firmalar düşecek, bazıları yükselecek.
Türk Cerrahi Derneği Yeterlilik Belgesi
Bilgin İA, Baca B, Aghayeva A, Benlice Ç, Ergüner İ, Erdamar S, Karahasanoğlu T, Hamzaoğlu İ. Sol kolon ve rektum kanser cerrahisinde inferior mezenterik venin yüksek ligasyonu daha fazla lenf nodu çıkarılmasını sağlar. XV. Ulusal Kolon ve Rektum Cerrahisi Kongresi, 19-23 Mayıs 2015, Antalya. Sözlü Sunum 3.'lük ödülü.
Sarıbeyoğlu K, Pekmezci S, Baca B, Zengin K, Karataş A, Kılıç İE, Çarkman S, Özçevik H, Aydoğan F, Eyüboğlu E, Şirin F. Laparoscopy Offers Diagnosis and Treatment in Abdominal Stab Injuries. Surg Laparosc Endosc Percutan Tech. 2007;17:396-401.
Kolon&Rektum Hastalıkları dergisi
Hipertermik İntraperitoneal Kemoterapinin Sıçanlarda kolon Anastomoz İyileşmesi Üzerine Etkileri. İ.Ü BAP No:22359
( İ.Ü BAP destekli çalışma)
Kredi kartı sahiplerine son uyarı
Tüketiciler Derneği (TÜDER) Genel Başkanı Levent Küçük, yıl sonuna yaklaşılırken kredi kartlarında biriken puanların para karşılıklarının kullanılması gerektiğini, aksi takdirde dönemsel olan bunların silineceğini belirtti.
Küçük, AA muhabirine, bankaların kredi kartlarını cazip kılmak için alışveriş sonrası puan uygulaması yaptığını, bu puanların para karşılığı kullanılmasının belli bir süreye tabi olduğunu söyledi.
Tüketicilerin yılın son ayında kredi kartlarındaki puanları kontrol etmelerini öneren Küçük, "Bazı tüketicilerimiz kredi kartlarında paraya dönüşecek paranın varlığından habersiz. Bu vatandaşlarımız bilinçli tüketici olarak paralarının olup olmadığını kontrol etsin. Daha önce puan karşılığı paralarını kullanamadıkları gerekçesiyle tüketicilerden çok sayıda şikayet aldık." dedi.
Tüketici hakem heyetlerine başvurularda parasal sınırlar değişiyor
Kredi kartlarındaki puanların kullanımlarının dönemsel olduğunun altını çizen Küçük, şöyle konuştu:
"Vatandaşlarımız puan karşılığı kazandıkları paraları mutlaka kullansın. Aksi takdirde dönemsellik içerdiği için silinecek. Bu konuda tüketicilerimizi duyarlı olmaya çağırıyorum. Kredi kartlarının bilinçli kullanılması konusunda birçok kez uyarılarda bulunduk. Bu uyarıları tekrarlayarak gerektiği kadar kullanım ve alışveriş sonrası mutlaka fatura almalarını söylüyoruz."
Türkiye'de yaklaşık 57 milyon kredi kartı bulunduğuna işaret eden Küçük, "Bunların yüzde 10'u bu puanlardan yararlanamasa ve her birinde 20 lira olsa ciddi bir kayıp söz konusu oluyor. Tüketicilerimiz bunu ihmal etmesinler. Bazen günlük işlerimizin yoğunluğundan ve meblağ azlığından umursamayabiliyoruz. Bunu kolaylıkla yapabilir ve kaybı engelleyebilir." ifadelerini kullandı
ABD'nin 20 Ocak'ta göreve başlayacak olan seçilmiş Başkanı Donald Trump, Kuzey Kore lideri Kim Jong-un'un "uzun menzilli nükleer füze çalışmalarının son evresine girdiği" açıklamasını hedef aldı, "Öyle bir şey olmayacak" dedi.
BBC Türkçe'nin haberine göre, 20 Ocak'ta göreve başlayacak olan ABD'nin seçilmiş başkanı Donald Trump, Kuzey Kore'nin ABD'ye kadar ulaşabilecek uzun menzilli nükleer füze yapımına yakın olduğu iddialarını reddetti. Uzun menzilli nükleer füze çalışmalarının son evresine girdiğini söyleyen Kuzey Kore lideri Kim Jong-un'un açıklamalarına paylaştığı bir Twitter mesajında atıf yapan Trump, "Öyle bir şey olmayacak!" dedi.
Kuzey Kore liderinden yeni yıl mesajı: Çok yaklaştık
Trump'ın kısa Twitter mesajında tam olarak Kuzey Kore'nin iddialarını mı yalanladığı, yoksa Pyongyang'ın nükleer programını engellemek için adım atacağını mı ima ettiği anlaşılmadı.
Pazar günü Kuzey Kore devlet televizyonundan yayınlanan bir konuşmada Kuzey Kore lideri Kim, nükleer savaş başlığı taşıma kapasitesine sahip uzun menzilli füzeleri denemeye yakın olduklarını söylemişti. Kuzey Kore'yi "Doğu'nun önemli bir askeri gücü" olarak tanımlayan Kim, "Artık ülkemize en güçlü düşman bile dokunamaz" demişti.
Kuzey Kore 2016 yılı içinde iki nükleer silah testi gerçekleştirdi ve ülkenin nükleer programında ciddi ilerleme kaydedilmiş olabileceği yönünde yorumlar yapıldı. Ancak ülke şu ana kadar nükleer başlık taşıyabilecek kapasitede uzun menzilli bir füze testi gerçekleştirmiş değil. Kuzey Kore kısa süre önce kıtalararası balistik füze motoru denemesi yapmıştı.
BBC'nin Seul muhabiri Steve Evans, Trump'ın açıklamasını şöyle yorumladı:
"Trump paylaştığı mesajda 'Kuzey Koe ABD'nin bazı bölümlerine ulaşabilecek kabiliyete sahip nükleer silahlar geliştirmenin son evresinde olduğunu söyledi. Öyle bir şey olmayacak!' dedi. Nükleer silah uzmanları, Kuzey Kore'nin beş yıl içerisinde bu kapasiteye ulaşabileceği konusunda uyarıyor. Birleşmiş Milletler'de kabul edilen metinlerde, Kuzey Kore'ye nükleer programını sonlandırma çağrıları yapılıyor. Trump'ın Twitter mesajında 'ama' ya da 'eğer' yok. Sadece 'Öyle bir şey olmayacak' diyor. Trump, Kuzey Kore'nin nükleer program konusunda başarısız olacağına ya da ülkedeki iktidarın çökeceğine inanıyor olabilir. Kuzey Kore liderini nükleer programı bırakma konusunda ikna edebileceğini düşünüyor olma ihtimali de var. Seçimden önce beraber bir hamburger yiyip bu konuları konuşabileceklerini söylemişti. Ya da aklında askeri bir hamle var. Eğer öyleyse pek çok uzmana göre seçenekler sınırlı."
BBC'ye konuşan bir uzman, sığınak delici bombaların veya özel kuvvetler tarafından gerçekleştirilecek bir operasyonun nükleer programı çökertme garantisinin olmadığını söylüyor. En olası seçenek, Kuzey Kore bilgisayar sisteminin gönderilecek virüsler aracılığıyla çökertilmesi olarak görülüyor. Ya da program için hayati öneme sahip kilit bilim adamlarının suikastla öldürülmesi. Eylül ayında BBC'ye konuşan Stanford Üniversitesi profesörü Siegfried Hecker, Kuzey Kore'nin uzun menzilli nükleer füzeleri operasyonel hale getirebilmesinin en az 5 ila 10 yıl alacağını öngörmüştü.
Kızı 9 aydır komada olan bir annenin feryadı: Kızıma noldu?
Artvin'in Hopa ilçesindeki Kadın Sığınma Evi'nde kalan 27 yaşındaki Ö.D.'nin kızı 2.5 yaşındaki Derya D., geçen Nisan ayında baygın bulundu. Kaldırıldığı hastanede kalp masajıyla yeniden hayata döndürülen çocuk, o günden beri solunum cihazına bağlı olarak yaşatılıyor.
Kursa gittiği sırada kızının dövüldüğünü iddia eden ve savcılığa suç duyurusunda bulunan Ö.D., "O gün kızıma sığınma evinde ne oldu bilmek istiyorum. Bana bir cevap verilsin" dedi.
Olay geçen 16 Nisan'da Hopa Kadın Sığınma Evi'nde meydana geldi. 2.5 yaşındaki kızı Derya D. ile birlikte kalan burada kalan Ö.D., kızının sığınma evinde bir arkadaşına bırakarak İlçe Milli Eğitim Merkezi'nde verilen kursa gitti. Bu sırada sığınma evinde bulunan kızı, iddiaya göre bir başka kadın tarafından odada baygın halde bulundu.
Ardından çağrılan ambulansla Hopa Devlet Hastanesi Acil Servisi'ne götürüldü. Kalbi durduğu belirlenen küçük çocuk, burada yapılan kalp masajı ile yeniden hayata döndürüldü. Yapılan ilk müdahalenin ardından ambulans helikopterle özel bir hastaneye kaldırıldı. Ö.D.'nin şikayeti üzerine, olayla ilgili olarak Hopa Cumhuriyet Savcılığı tarafından soruşturma başlatıldı.
Tedavisi özel bir hastanede devam eden Derya D.'nin yaklaşık 9 aydır solunum cihazına bağlı olarak yaşadığı belirtildi.
Anne Ö.D. ise olay günü kızının bu duruma nasıl geldiğinin aydınlatılmasını istedi. Kızını hastanede gördüğünde ensesinde morluk ve kafasında şişlik gördüğünü söyleyen Ö.D., "Kadın sığınma evinde kalan bir kadın tarafından kızımın darp edilmiş olmasından şüpheleniyorum.
Zaten savcıya da bu yönde ifade verdim. Hala dosya savcılık aşamasında, soruşturuluyor. Dava açıldığına dair bilgi gelmedi. Ben artık kızıma ne olduğunu öğrenmek istiyorum. Kızımın bulunduğu o odada ne oldu bilmek istiyorum. bana 'Kamera görüntüsü yok' diyorlar ben bir kamera görüntüsü buldum. O odadaki kamera görüntüleri incelensin istiyorum. Kızımın darp edildiğini düşünüyorum. Kafamda sürekli soru işaretleri var. Bu olay aydınlatılsın bana bir açıklama yapılsın" diye konuştu.
Ö.D., sözlerine şöyle devam etti:
"Lütfen devlet bana ve kızıma sahip çıksın, yardım etsin. Kızıma ne oldu bilmek istiyorum. Bana bir cevap verilsin. Artık dayanacak gücüm kalmadı. Kızımı bu halde gördükçe perişan oluyorum. Hastane masraflarını karşılamak zor oluyor. Yardım bekliyorum. Artık dayanamıyorum."
Bu kez metrobüste tekmeli saldırı
Metrobüste yine tekmeli saldırı vakası yaşandı. Sevim T., kendisini taciz eden Murat U'yu uyardı. Tacizci Murat U., Sevim T'ye tekmeyle karşılık verdi. Daha önce de Ayşegül Terzi adlı hemşire, kıyafeti nedeniyle otobüste tanımadığı bir kişinin tekmeli saldırısına uğramıştı.
Sabah Gazetesi'nden Dilek Yaman'ın haberine göre, benzer olay şöyle gelişti:
8 Ağustos'ta Sevim T., kendisini taciz eden Murat. U'yu uyardı. İkili arasında yaşanan tartışma kısa süre sonra arbedeye dönüştü. Perpa durağında metrobüs kapısının açılması üzerine Murat U., genç kadına tekme atarak metrobüsten dışarı fırlattı. Durak ile metrobüs arasına düşen genç kadının yardımına duraktaki güvenlik görevlileri yetişti.
İfadesinde suçunu itiraf eden Murat U., Sevim T. tarafından küfür ve hakarete maruz kaldığı için sinirlendiğini ve genç kadını darp ettiğini anlattı. Sevim T.'den şikâyetçi olan Murat U., kendisinin de darba maruz kaldığını beyan etti. Soruşturma sonunda Murat U.'ya "cinsel taciz ve kasten yaralama" iddiasıyla dava açılırken Sevim T.'ye "hakaret ve basit yaralama" iddiasıyla dava açıldı.
Vikinglerin hikayeleri yüzlerce yıldır cazibesini koruyor. British Museum'un yeni galerisi Sainsbury Exhibition Gallery, Mart ayında açıldı. Bu açılış, "Vikingler: Yaşam ve Efsane" adlı büyük bir sergiyle kutlanmıştı. 8. yüzyılın sonlarından ve 11. yüzyılın başından bugüne ulaşan eserlerin görücüye çıktığı serginin kahramanlarına göz atacağız.
Kaçınnn!!! Barbarlar geliyor!!!!!
Bu ada Britanya'ya Hristiyanlığı getiren İrlandalı kesişlerin yerleşiği yaşadığı bir ada. Buradaki manastırın kurulduğu 7. yüzyıldan, Viking akınlarının başladığı 8. yüzyıl sonuna kadar, Kuzey İngiltere'nin Hristiyanlaşmasında önemli rol oynamıştı.
Lindisfarne Adası'nda yaşayan rahipler her sabah olduğu gibi erken kalkmışlar, ibadetlerinin sonrasında tarladaki işlerine koyulmuşlardı. Vikinglerin yelkenlileri kıyıya yanaştığında günlerden 8 Haziran 793'tü. Lindisfarne'deki rahipler o sırada farkında değildi ama Vikinglerin İngiltere kıyılarına yönelik 300 yıllık kanlı akınları işte o gün başlamıştı.
"Vikinglerden çok çektik"
M.S.8. ve9. Yüzyıllarda Frank İmparatoru Büyük Karl (Charlemagne ya da Carl of Great) döneminin Britanyalı keşiş ve din bilgini York'lu Alcuin o dönemi "Britanya daha önce hiç bir zaman şu anda putperest bir ırkın elinden çektiklerimizin benzeri bir terörle karşılaşmadı" diye kayda geçmişti.
O günlerin üzerinden 12 yüzyıldan fazla zaman geçti ve Vikingler bizim için hala sarışın, izbandut yapılı, insan azmanı, boynuzlu miğferler giymiş, saldırgan, barbar savaşçıların korumasız köylere girip yağmalayıp yıktıkları, öldürüp tecavüz ettikleri sahneler canlanıyor gözümüzün önünde. En azından baş döndürücü teknolojiye rağmen yaygın algı böyle. Ama uzun zamandır egemen olan küresel algıların gerçekleri yansıtmadığını artık biliyoruz. Örneğin miğferleri, hani o İskandinav futbol taraftarlarının giydiklerine benzeyen boynuzlu miğferler. Vikingler, hiçbir zaman böyle miğferler giymedi. Bu miğfer modeli ilk olarak 19. yüzyılda Richard Wagner'in Norveç sagalarını (Mitolojik efsaneler) konu alan ünlü operası "Die Valküre"nin 1876 tarihli Beyrut Festivali gösterimi için tasarlanmıştı. Richard Wagner'in librettosunu yazdığı ve bestelediği "Nibelung Yüzüğü" epik dörtlüsünün ikinci bölümü olan "Die Valküre" ölümlü kişiler olan Siegmund ve Sieglinde'nin ve tanrısal Valküre Brunnhilde'nin tanrıların kralı ve babaları olan Votan'a itaatsizlik etmesinin hikâyelerini anlatıyordu.
Çift boynuzlu miğfer
İngiltere'deki York kentinde kurulan Jorvik Viking Merkezi uzmanlarından Emma Boast "Aslında boynuzlu miğfer tarihsel bir şey ama Vikinglere ait bir şey değil" diyor. British Museum'da Demir Çağı'ndan kalma boynuzlu bir miğfer sergileniyor örneğin. Thames nehrinde bulunmuş. Milattan önce 150 ile 50 yılları arasından kalma olduğu saptanmış. Vikingler boynuzları içki içmek ve boynuzu öttürerek haberleşmekte kullanıyordu:. O nedenle Vikingler broşları ve iğnelerinde de boynuz motif olarak kullanıyor ama miğferlerinde kullanmıyorlardı. Zira savaş miğferinin makbulü olabildiğince hafif olması.
York Üniversitesi Eski Norveç dili öğretim üyesi Matthew Townend "Vikingler sevimli bir halk mıydı yoksa vahşi zorbalar mıydı tartışması uzun süredir devam ediyor" diye hatırlatıyor. Ve ekliyor "Kısık gözlü, sert yüzlü, yağmacı ve tecavüzcü Vikingler imajıyla büyüyen biri korkarım ki bu sergiyi gezdiğinde, bu barbarların aslında vejetaryen olduklarını, o zamanın en önde gelen üniversitelerinden bazılarını onların kurduğunu ve asla boynuzlu miğfer giymediklerini öğrenecek."
Peki bizler Vikingleri neden böyle biliyoruz? Zan altında olan bir sinema filmi. Klasik Viking imajı başrollerinde Kirk Douglas, Janet Leigh ve Tony Curtis'in oynadığı kanlı bir yağma, kundaklama ve tecavüz sahnesiyle başlayan 1958 yapımı Hollywood filmi ile oluşmuştur diyebiliriz. 1960'lar ve 70'li yıllarda Vikinglerin, bütün işi gücü öldürmek, yağmalamak ve tecavüz etmek olan barbarlar şeklinde resmedilişi sorgulanmaya başlanır. Tarihçiler İngiltere'ye yönelik Viking akınlarının çoğunun, bu akınların "mağduru" durumundaki rahipler tarafından yazıldığına, dolayısıyla tarafsız olamayacağına işaret ederler. Sonra, İskandinav sagaları yani olayları aslında oldukları tarihten yüzlerce yıl sonra yazıya dökülmüş hali olan destanların yerini yavaş yavaş çok daha güvenilir veriler sunan arkeoloji bilimi almaya başladı. Bu konuda en kritik dönüm noktasının 1970'lerin sonlarına doğru yaşandığını söyleyebiliriz. İngiltere'nin kuzeyindeki York kentinde bir alışveriş merkezi için temel kazılırken toprağın altından bozulmamış durumda çok sayıda Viking evi, giysileri, takıları ve miğferleri çıkar. İşte York'daki Jorvik Viking Merkezi bu kazıdan sonra kurulur. Bulgular Vikinglerin evi barkı olan, başarılı tüccarlar ve yer yer iyi şairler olduklarını, deri ayakkabılar giydiklerini ve saçlarını taradıklarını ortaya çıkarır.
Barbar Vikingler
Cambridge Üniversitesi'nin Anglo Sakson tarihi bölümünden Profesör Simon Keynes, çalıp çırpma, yıkma yakma hikayelerinin çoğunun doğru olduğunu söylüyor. Vikinglerin özellikle kiliseleri yağmaladıkları hatta yağmaladıkları yerleri farklı zamanlarda tekrar tekrar yağmalamalarını, bastıkları yerlerdeki insanların hayvanları paraları ve yiyeceklerini aldıkları biliniyor. Keynes, kadınları da birlikte götürüyor olabileceklerini söylüyor. O dönemde herkesin vahşice davrandığı tezlerine karşı Profesör Simon Keynes "Arkalarında yanıp yıkılmış yerler bırakıyorlardı. Bu kendilerine hiçbir şey yapmamış insanlara yönelen bir saldırganlıktı. Diğer silahlı güçlerden farklı olarak denizden ve nehirlerden gelebildikleri için köyleri hazırlıksız basıp, yerle bir ediyorlardı" diyor.
Vikingler'in önemli kahramanlarından biri Kemiksiz İvar'dır. Ragnor Lodbrok'un oğullarından ortancasıdır. (Ağabeyi Holfdan, kardeşi Hubba) En acımasız Vikinglerden biri Kemiksiz İvar, kardeşleriyle Britanya Adası'nın yarısını işgal etmişlerdir. Sagalarda hikaye edilenler doğruysa East Anglia Kralı Edmund'u bir ağaca bağlatıp kafatası dağılana kadar ok attırmıştır. Yıllar sonra İvar, rakibi Viking lider Kral Ella'yı ise York'da sırtından doğru kaburgalarını kırdırıp yanlara açtırıp ciğerlerini dışarı çıkarmak suretiyle öldürtmüştü. Fakat tabi "saga"ların yalancısıyız. Buna karşılık, dönemin Anglo Saksonlarının da 20. yüzyılın Cenevre konvansiyonuna uygun davranan melekler olmadığına dikkat çekenler de var. Örneğin 2010 yılında yapılan kazılarda Weymouth'da bulunan 50 cesedin Anglo Saksonlar tarafından öldürülen Viking esirler olduğu düşünülüyor.  Yaklaşık 300 yıllık Viking tarihi içinde çok sayıda Viking savaşçısı Britanya topraklarına yerleşip Hristiyan olduğunu da belirteyim. Evlilik yoluyla İngiltere kralı olan ve topraklarını 25 yıl yöneten Viking soylu bir Kral Knut'u da selamlayalım.
Saldırganlığıyla, şiddetiyle, akınlarıyla, baskınlarıyla boynuzlu ya da boynuzsuz bir 300 yılı anlatmaya çalıştı.
Yanan otomobiline değil yırtılan montuna üzüldü
Konya'da park halinde çalıştırılan otomobil bilinmeyen nedenle alev alıp yandı. Araç sahibi Bayram Oral'ın polis ekiplerine, "15 bin liralık araba yansın o önemli değil. Benim 100 liralık montum yırtıldı. O ne olacak?" demesi dikkat çekti. Oral, yangını söndürmeye çalışan itfaiye ekiplerine de "söndürmeyin, ısınıyoruz" diye çıkıştı.
Yangın, saat 21.30 sıralarında merkez Meram ilçesi Karahüyük Mahallesi Hatip Caddesi üzerinde bulunan boş arsada meydana geldi. İddiaya göre arsa üzerinde arkadaşlarıyla alkol alan Bayram Oral, 06 LYG 30 plakalı otomobilini çalıştırdığı sırada otomobil motor kısmından alev aldı. Kısa sürede büyüyen alevler tüm otomobili sardı. İhbar üzerine olay yerine polis ve itfaiye ekipleri sevk edildi.
Söndürmeyin biz ısınıyoruz
Kısa sürede olay yerine gelen itfaiye ekipleri yangına müdahale edeceği sırada elinde bira kutusuyla aracın yanına gelen Oral, itfaiye ekiplerine, "Aracımı söndürmeyin. Hava soğuk ısınıyoruz. Ben yaktım. Araç benim söndürmeyin" dedi. Bir süre bekleyen ekipler alevlere müdahale ederek yanan otomobili söndürdü.
Yangınla ilgili kimseden bir şikayetenin olmadığını belirten Bayram Oral polis ekiplerine, "Kontağı çevirdim yanıverdi. O değilde abi montum ne olacak? Ben arabasında değilim. 15 bin liralık araba gitti de, 100 liralık mont ne olacak?" demesi dikkat çekti. Olayla ilgili başlatılan soruşturma sürüyor.
Terör nedeniyle güvenliği en üst seviyeye çıkaran alışveriş merkezlerinde yeni bir uygulama daha başladı. AVM'lere müşteri gibi giden sivil polisler, güvenlik açıklarını tespit edip AVM yönetimlerine rapor sunuyor.
Hürriyet'in haberine göre son dönemlerde yaşanan terör saldırıları sonrası alışveriş merkezleri (AVM) de güvenlik önlemlerini arttırdı. Bu konuda Emniyet Genel Müdürlüğü ile de işbirlikleri yapıldığını anlatan İstinyepark Genel Müdürü Uğur Berk, "Bir yıl önce AVM'lerde güvenlik önlemleri azaltılsın tartışmaları vardı. Ancak artık bu alana yapılan yatırımlar da arttı. AVM'lerde güvenlik özel şirketler tarafından sağlanıyor. Ancak sivil polisler de müşteri gibi girip güvenlik zafiyetlerini tespit ediyor. Bunları AVM'lere rapor olarak sunuyor. Biz de bu raporlar doğrultusunda çalışma yapıyoruz" dedi.
Ziyaretçi sayısı
Türkiye'deki gelişmelerin sektöre etkisini değerlendiren Uğur Berk, şunları söyledi: "Özellikle terör saldırılarının olduğu dönemde AVM ziyaret sayılarında düşüş görüldü ancak ortalama sonuçlara baktığımızda seneyi normal seviyelerde tamamladık. AVM'deki güvenlikçilerin alanında uzman kişilerden seçiyoruz. Eski özel harekatçılar ve askerler tercih ediliyor. Bu gelişmeler Türkiye'de mağaza açmak isteyen yabancı markaları da etkiledi. Eskiden yabancı markalar İstinyepark'ta mağaza açmak için sıraya girerdi. Artık sadece yerli markalar sırada."
Ciro arttı
Berk, şöyle konuştu: "Yıllık 16.5 milyon ziyaretçi sayısıyla İstinyepark İstanbul'da lüks tüketimin en önemli merkezlerinden biri konumunda. AVM'deki turist sayısı bu yıl yüzde 30 düştü ancak ciro yıl boyunca yüzde 4 arttı. Yerli tüketici de lüks ürünlere yöneldi. Özellikle genç nüfus indirimler sayesinde lüks ürünleri tercih etti. Kasım ayında ciro bir önceki yıla oranlar yüzde 15 arttı."
Son dönemlerde AVM ve perakendeciler arasında yaşanan kira tartışmalarını da değerlendiren Uğur Berk, şöyle konuştu: "Markaların ciroları arttı ama bunda kampanyaların etkisi büyüktü. Bu yüzden de karlılıklar düştü. Biz 4 ay önce kuru sabitledik. Doları 2.75 TL, Euro'yu ise 3.00 TL'ye sabitledik. Biz bu konuda her zaman markaların yanında olduk." Berk, İzmir'de 250 milyon dolarlık yatırımla gerçekleştirilen, İzmir İstinyepark'ın 2018'de açılacağını bildirdi.
2 milyar yaşında su havuzu
Chip Online'ın haberine göre bilim insanları, madencilik firmaları ile ortak çalışarak Ontario'daki Kidd Madeni'nin derinliklerine bir kazı düzenlediler. Yerin yaklaşık olarak üç kilometre altında en eski su örnekleri bulundu. Bilim adamları, yaptıkları araştırmayı bu yıl San Francisco'da düzenlenen American Geophysical Union buluşmasındaki "New Frontiers for Deep Fluids and Geobiology Reasearch in the World's Oldest Rocks" adlı konuşmada sundu.
Suyun yaşı, sıvının içerisindeki soy gazların oranını inceleyerek ve bunları Dünya'nın tarihindeki dönemlerle eşleştirerek tahmin edildi. Dünya'nın kayalarının içerisinde hapsolmuş olan helyum, neon, argon ve ksenon gazları, kayaların deliklerinden suya ulaşabiliyor. Bu örnekler, dakikada birkaç litre gibi hızlı bir şekilde akan beklenmedik derecede büyük bir su kaynağından alınmış durumdaydı.
Ayrıca bu bulgu, daha önceki en eski su kaynağını yaklaşık olarak 500 milyon yıl ile geçmekte. Bir önceki su kaynağı da Kidd Madeni'nde bulunmuştu ve 2.4 kilometre derinliğinde, 1.5 milyar yaşındaydı.
Her ne kadar Dünya'nın derinliklerindeki hiçbir su kaynağının içerisinde hayat bulunamamış olsa da, en son bulgular bu suların hayat barındırma yeteneğine sahip olduklarını göstermekte. Suda bulunan az miktardaki sülfat, bilim insanlarına bu suyun tek hücreli organizmalar gibi basit yaşam formlarına sahip olmuş olabileceğine dair ipucu veriyor. Bu durum da, Mars'ın, Satürn'ün ve diğer gezegen ve uyduların derinliklerinde benzer ihtimallerin bulunma olasılığını artırıyor...
Sağlıklı kalmak için Canan Karatay'dan 8 tavsiye
Hafta içi her gün teve2'de yayınlanan Derya Baykal'la Gülümse'nin dünkü konuğu Canan Karatay'dı. Doğru bildiğimiz yanlışlar ve yemek kültürümüzle ilgili çarpıcı açıklamalarda bulunan Karatay, dünkü programda da birbirinden ilginç konulara değindi.
D vitamini için öğlen güneşe çıkın
Gölgenin en kısa olduğu zaman yani öğlen vakti güneşlenmek vücudun D vitamini üretmesini sağlıyor. 20 dakika kadar güneşte kalmak vücudun bu vitamini üretip kışın hastalanmamanızı sağlayabilir.
Çocuklar yemek yemeye başladığından itibaren sakatat verilebilir. Çocuğu zorlamadan her şey yedirilebilir. Kemik ve kas gelişimi için sakatat oldukça faydalı.
Soğan yemeliyiz çünkü...
Soğan, doğal karbonhidrat içeriyor. Toprağın içinde yetiştiği için E vitamini ve birçok mineral mevcuttur. Soğan doğal antibiyotik deposudur.
Turşunun faydaları
Evde yapılan turşuda bol miktarda probiyotikler mevcut. Bu probiyotikler bağışıklık sistemini ve bağırsaklardaki dost bakterileri geliştiriyor.
Lahmacun, içine konulan malzemelere göre oldukça sağlıklı olabilir. İçinde karbonhidrat, protein, sebze bulunuyor. Oldukça sağlıklı bir bileşim.
Karatay'ın sağlıklı içeceği
Cana Karatay'ın önerdiği sağlıklı içecek tarifi: 1 sürahi su, dilimlenmiş 1 limon, 1 tutam taze nane, 1 çubuk tarçın.
İnterneti yavaş olanlara Facebook'tan müjde
Facebook sayfanız, yapılan yenilikle birlikte, internet bağlantınız yavaş bile olsa gönderilerle dolu olacak.
Facebook, platformun en önemli unsurlarından biri olan Haber Akışı'nda yaptığı yenilikle birlikte kullanıcıların yavaş bir internet bağlantısıyla bile bu akışı sorunsuz bir biçimde görebilmesi mümkün hale geliyor. Firma bu doğrultuda geçtiğimiz yıl kendi algoritmaları üzerinde yaptığı değişikliklerle internet hızlı yavaşlasa da gönderilerin cihazlarda önbelleğe alınmasını sağlamıştı. Bu sayede kullanıcılar bazı içeriklere ulaşmayı garantileseler de bunlar yine de alakasız ya da çok eski gönderiler olabiliyor.
Facebook tarafından geliştirilen yeni bir sıralama sistemi sayesinde hem sunucu üzerindeki yeni gönderiler hem de kalıcı önbellekteki henüz görülmemiş gönderiler daha etkili bir biçimde tartılıyor. Bu sayede internetin olmadığı durumlarda bile kullanıcıların haber akışlarında kendileriyle daha ilgili gönderilerle karşılaşması hedefleniyor.
Konuyla ilgili yapılan açıklamaya göre bu "istemci taraflı sıralama" kullanıcıların akıllı telefonlarının bilgi işlem gücünden faydalanıyor. Bu anlamda söz konusu sistem Chrome gibi tarayıcılardan farklılık gösteriyor. Zira Chrome, internetin yavaş olduğu durumlarda sadece metin sunuyor, bağlantı hızı iyileştiğinde ise görseller gelmeye başlıyor. Facebook'un kullandığı algoritmada ise bunun aksine bir gönderinin kullanıcıyla ilgili olup olmadığı "buradaki medya dosyaları yüklenmeye başlamadan önce hissediliyor". Bu sayede Haber Akışı'nda sadece alakalı gönderilere ait gerekli medya dosyaları daha sorunsuz biçimde yüklenmiş oluyor. (Chip.com.tr)
Genelde dünyanın farklı yerlerindeki olayları tarafsız bir bakış açısından sunmaya çalışır.
Geçtiğimiz günlerde BBC'nin saygın haber programlarının başında gelen Newsnight'ı izlerken ilginç bir şey dikkatimi çekti; haber İngiltere'de yaşayan Somali toplumunun kullandığı yarı uyuşturucu sınıfında bir madde olan "khat" ile ilgiliydi.
Ama dikkatimi çeken haberin içeriği değil, haberin kim tarafından hazırlanmış olmasıydı; haber Vice adlı bir internet haber sitesi tarafından Newsnight için özel olarak hazırlanmıştı. Yani devasa olanaklara sahip BBC'nin en prestijli programında yayınlanan haber, kurumun kendisi tarafından değil de henüz birkaç yıllık geçmişi olan mütevazı bir internet sitesi tarafından hazırlanmıştı.
Bu pek sık olan birşey değil elbette. Ama yine de habercilik dünyasında yeni oyuncuların rol almaya başladığının ilk işaretleri gelmeye başladı.
Yeni yetme, mütevazı haberciler artık yavaş yavaş dünya devlerine meydan okumaya başlıyorlar.
Şu anda zaten internet, cep telefonları ve sosyal medya platformlarında dev kuruluşlara rahatça kafa tutabiliyorlar. Ve en önemlisi de interneti, akıllı telefonları ve sosyal medyayı olarak kullanan kesimin ağırlıklı olarak gençlerden oluşuyor olması.
Bu Vice sitesi neyin nesidir diye biraz araştırdım. 20 yıl önce Montreal'de bir dergi olarak yayımlanmaya başlamış ve daha sonra internet üzerinden yayın yapan TV kanalı haline gelmiş.
Vice, şimdilik ABD ve İngiltere'de faaliyet halinde. Kanal artık Fransa, Almanya, İtalya, İspanya, Avustralya, Brezilya ve Meksika'da da bu ülkelerin dillerinde habercilik faaliyetleri ve günlük haber bültenleri hazırlamayı planladığını duyurdu.
Vice'ın Gezi protestolarıyla ilgili haberleri dünyanın dört bir yanında 1 milyondan fazla kişi tarafından izlenmiş. Türkiye'ye gelmeleri de yakındır.
Kanalın İngiltere'deki haber müdürü Alex Miller, bir dergiye verdiği röportajda haber anlayışının hızla değişmekte olduğunu şu sözlerle açıklıyor:
"Uzun bir süreden beri haberleri sunanların yaşıyla, giyim tarzıyla ciddi görünmesi gerektiğine inanılırdı. Bizim muhabirlerimiz ve sunucularımız farklı. Ses tonumuzla, görünüşümüzle ve haberlede kullandığımız görsel dille kendisini geleneksel medyaya yabancılaşmış hisseden gençlere hitap etmeye çalışıyoruz."
Miller, bununla kelli felli habercileri üzerinde bir tişörtle ordan oraya koşturmayı amaçlamadıklarını da sözlerine ekliyor.
Bu yeni habercilik anlayışına göre Suriye'den Ukrayna'daki karışıklığa kadar çeşitli haber ve gelişmeler daha enerjik bir şekilde ele alınıyor. Görüntüler hızla, dinamik bir şekilde akıyor ve daha az resmi bir dil ile daha az ciddi bir ses tonu kullanılıyor.
Vice'ın kanalları tüm dünyada her ay 129 milyon kişi tarafından izleniyor. Haberin yanı sıra müzikten, yiyeceğe kadar birçok alanda uzmanlaşmış kanalları da var.
Sitenin kurucularından olan CEO Shane Smith, bundan birkaç yıl önce amaçlarının CNN'in internetteki karşılığı olmak olduğunu söyledi.
Ama geçtiğimiz aylarda Cannes'de yaptığı bir konuşmada artık gözlerini daha da yukarlara diktiğini vurguladı:
"Geleceğin CNN'i, geleceğin ESPN, geleceğin MTV'si olmayacağım. CNN'den 10 kat daha büyük, ESPN'den 10 kat daha büyük, MTV'den 10 kat daha büyük olacağım, çünkü videolarımın izlenme sayısı artık milyarlara ulaştı."
Medya imparatoru Rupert Murdoch da gençlere yönelik haber pazarında bazı şeyler olduğunun farkına varmış; geçtiğimiz yıl Vice'ın yüzde 5 hissesini 70 milyon dolar ödeyerek satın almış.
Acaba geleneksel televizyonu izlemeyen, yerine internet sitelerini tercih eden gençlerin oranı nedir? Türkiye'de böyle bir araştırma yapldı mı bimiyorum ama İngilizler yapmış.
İngiltere'de 16-24 yaş arası gençlerin yüzde 30'u için birinci sıradaki haber kaynağının internet siteleri ile akıllı telefonu ve tablet gibi cihazlardaki uygulamalar olduğu belirlenmiş.
İngiltere'de bir yetişkinin bir yıl zarfında televizyondan haber izleme süresinin 114 saat olduğu saptanmış. Oysa bu süre 16 ve 34 yaşları arasında 38 saate iniyor. Yani yaş düştükçe, televizyon izleme oranı da düşüyor ve internet platformları öne çıkıyor.
Bu sitelerdeki haberler gerçekten de çok farklı, taze ve hatta radikal. Tüm haber kurumlarının bu sitelerden öğrenebileceği çok şey var.
Haber görüntüleri hızlı bir şekilde akıyor, görüntülerin üzerine iri harflerle yazılar bindiriliyor ve bu sayede geleneksel olmayan haber izleyicisinin de ilgisi çekiliyor.
Sky News daha şimdiden bu sitelerden esinlenerek içerik hakkında bilgi vermek amacıyla görüntü üzerine "info-captions" bindirmeye başladı.
Murdoch'un Vice hisselerini satın alması ve NBC'nin de NowThisNews ile ortak olması, büyük haber kurumlarının bu tür haberciliğe nasıl yaklaştığı konusunda fikir veriyor.
Genç kuşaklara haber izlettirmeyi başardığı, dünyada neler olup bittiğinden haberdar ettiği sürece bu tür arayışlar olumlu karşılanmalı.
Haber sektöründeki bu yeni oyuncular büyüyüp bir gün BBC ve CNN'e kafa tutacak hale gelebilir.
Ama BBC ve CNN'de boş durmuyor ve bu yeni oyunculardan kendilerine dersler çıkarmaya çalışıyor.
Premier Lig'de gecenin sonuçları
İngiltere Premier Lig'in 18. haftasında oynanan maçlarda zirve yarışında çarpıcı skorlar ortaya çıktı.
Mesut Özil'in 90 dakika oynayıp bir de asist yaptığı maçta Arsenal ağırladığı West Bromwich'i 1-0 mağlup etti. Karşılaşmanın tek golü 86. dakikada Olivier Giroud'dan geldi.
Ahu Özyurt "10'dan Sonrası"nda, sabahın en taze haberlerini, Ankara kulislerinde konuşulanları, ekonomide günün nabız atışlarını, uzman yorumcular, köşe yazarları ve CNN TÜRK editörlerinin bakış açıları ile ele alıyor.
Sneijder'in annesi Sylvia Sneijder, oğlu ve Türkiye ile ilgili çarpıcı ifadeler kullandı.
Kemik İliği Tümörlerini ve Tedavisi
Leyla Ataman alanında uzman doktorlarla; hastalıkları, yeni uygulamaları, tedavideki yenilikleri, ilginç vakaları ve en çok sorulan soruların yanıtlarını ele alıyor. Kanseri Yenmek topluma hastalığa karşı bilinçlendirmeye devam ediyor.
Microsoft'un popüler video mesajlaşma uygulaması, Volvo araçlarına giriyor.
Lüks otomobil üreticisi Volvo'nun açıklamasına göre, firmanın 90 serisi high-end otomobil serisinde artık Skype for Bussines uygulaması kullanılacak.
Skype, hem iş dünyasında hem de kişisel kullanımda, yoğun ilgi gören bir uygulama. Skype ile uzaktan sanal toplantılar, video konferanslar yapmak mümkün olduğu gibi, aile bireyleri arasında da video görüşmeler sık kullanılıyor.
Volvo sahipleri artık araç içinde, kontrol panelinden Skype hesaplarına kolayca ulaşabilecekler ve telefona ihtiyaç duymadan direksiyon başındayken kolayca video görüşme yapabilecekler. Video aracın geniş ekranlı kumanda panelinde oynatılacak.
Bağlantı ise araca bağlı olan cep telefonu üzerinden gerçekleşecek. Volvo ayrıca, Microsfot'un yapay zekalı dijital asistanı Cortana'yı araçlarına adapte etmek için çalıştığının da altını çiziyor.
Türkiye'den Almanya'ya Suriye için işbirliği önerisi
DW Türkçe'ye konuşan AB Bakanı Ömer Çelik, Almanya ile gerilime son verme konusunda mutabık olduklarını belirterek, Berlin'e Suriye konusunda ikili işbirliği önerdiklerini açıkladı.
AB Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, Türkiye'nin demokrasi ve insan hakları konularında taahhütlerine bağlı olduğunu belirterek, "Türkiye'nin AB'ye tam üyelik perspektifini gerçekleştirmeye çalışan bir AB Bakanlığı var, Türkiye taahhütlerine tabii ki bağlı" dedi. Berlin temaslarını DW Türkçe'ye değerlendiren Çelik, Avrupa'dan gelecek yapıcı eleştirilere açık olduklarını, Türkiye'yi dışlayıcı, vizyonsuz eleştirilerden ise rahatsız olduklarını söyledi.
Yeni bir sığınmacı akınını önlemek için de Suriye'de güvenli bölgeler oluşturulması önerisini Alman hükümeti ile görüştüğünü anlatan Çelik, "Böylece hem göç dalgası Suriye içinde karşılanır hem de daha fazla insanın insani ve siyasi krizin parçası olması engellenebilir" şeklinde konuştu.
AB Bakanı Ömer Çelik, Berlin temaslarının ardından DW Türkçe'nin sorularını yanıtladı:
DW Türkçe: Türkiye-Almanya ilişkilerinde gerilim yaşanan bir dönemde Berlin'de temaslarda bulundunuz. Görüşmeleriniz nasıl geçti, gerilim aşılabilecek mi?
Ömer Çelik: Kimse bu gerilimin sürmesini istemiyor. Gerilimin bu şekilde devam etmemesi gerektiği konusunda mutabıkız. Biz Almanya'nın öneminin farkındayız, Almanya da Türkiye'nin öneminin farkında. Fakat çeşitli iletişim kazaları oluyor. Bizim bilgilendirme konusunda eksiğimiz varsa biz daha çok bilgilendirmeye hazırız tabii ki. Ama biz Türkiye'nin doğru anlaşılması gerektiğini söylüyoruz. Örneğin Alman dostlarımız bize anlattı, dün çok önemli bir Alman televizyon kanalında Türkiye'de bir darbe olmadığı, muhalifleri tutuklamak için hükümetin kendi kendine bu darbeyi yaptığı tezi işlenmiş. Üzücü olan şu: Bu tez Fetullahçı terör örgütünün tezi. Türk-Alman ilişkilerindeki ortak çıkar ajandasını zedelemeyi hedefleyen bir kara propaganda. Darbe girişimleri başarısızlığa uğrayınca bu tezi yaymaya çalıştılar.
DW Türkçe: Başbakan Merkel başta olmak üzere birçok siyasetçi, Türkiye'deki darbe girişimini kınadı, bunu aydınlatma çabalarına, terörle mücadeleye destek açıkladı. Ancak Türkiye'nin attığı adımlar nedeniyle hukuk devletinden uzaklaşılmakta olduğu endişesi hâkim…
Çelik: Sayın Merkel'ın Türkiye'nin öneminin altını çizen, çok sağduyulu açıklamalarını tabii ki takdirle karşılıyoruz. Ama önemli olan Avrupa kamuoyunda diğer siyasetçilerin de bu doğrultuda bir dil kullanması. Örneğin Başbakan Yardımcısı Sigmar Gabriel 'Ben yaşadığım sürece Türkiye AB'ye üye olamaz' dedi. Bu sözün bir iç politika malzemesi olarak kullanılmaktan başka, Türkiye-Almanya, Türkiye-AB ilişkilerine, hükümetlerimiz arasındaki ilişkilere ne faydası var? Türkiye'nin iç politika konusu olmaktan çıkartılması gerek.
DW Türkçe: Avrupa'da da aslında Türk siyasi liderliğinin iç politika aracı olarak Almanya, AB karşıtı söylemler kullandığı eleştirileri var…
Çelik: Biz de iletişim kazaları ortadan kalksın istiyoruz, bu toplantıları bu amaçlarla yapıyoruz. Bazı dostlarımız bize 'Ya siz niye bunu dediniz?' diye soruyor. Ben de diyorum ki "Siz bunların hepsine bakın mutlaka size yanıt vermek için bunları demek zorunda kaldık. Durduk yere söylemeyiz" diyorum.
DW Türkçe: Sert açıklamalarla oluşan bu kısır döngü aşılabilecek mi, Berlin temaslarınızın buna katkı sağladığını düşünüyor musunuz?
Çelik: Ben burada muhataplarımla bütün konuları açıkça paylaştım. Biz eleştiriden rahatsız olmuyoruz. Önemli olan eleştirinin yapıcı olmasıdır. Biz negatif, Türkiye'yi dışlayıcı, vizyonsuz eleştirilerden rahatsız oluyoruz. Örneğin Avusturya Dışişleri Bakanı Kurz, bir ırkçı gibi konuşuyor. Bunun Türkiye'ye bir zararı olmaz ama bunlar Avrupa projesini zedeliyor. Önümüzdeki dönemde Avrupa'da beş tane önemli ülkede seçimler olacak. Bir takım sağcı, ırkçı akımların yükseldiğinin göstergeleri var. Bunların Türkiye karşıtlığının asıl amacı Avrupa projesini sabote etmek, Avrupalılaşma karşıtlığını geliştirmek, Avrupa değerlerini yok etmek. Dolayısıyla bazı ana akım siyasiler aşırı sağ ile yarışmak için Türkiye karşıtlığına yol verdikleri zaman bu insan hakları, demokrasi ve AB karşıtı akımları güçlendiriyor. Türkiye'nin AB üyesi ülkelerde iç politika konusu olmaktan çıkartılması lazım.
Küba borcunu romla ödemeyi teklif etti
DW Türkçe: Türkiye insan hakları, hukuk devleti konularında taahhütlerine bağlılığını koruyor mu?
Çelik: Türkiye darbe girişimi geçirmiş, terör saldırılarıyla uğraşıyor ama şunu söylüyor: 'Olağanüstü hal ilan edeceğim ama Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 15'inci maddesine göre ilan ediyorum taahhütlerime bağlıyım' diyor. Bu şartlar altında, AB İlerleme Raporu'nda çok olumsuz ifadeler olmasına rağmen 33 alandan 30'unda ilerleme seviyesi iyi deniyor. Demek Türkiye reform iradesini devam ettiriyor. Türkiye olağanüstü hal döneminde bile sivil otoritenin askeri otorite üzerindeki denetimini artıran yeni düzenlemelere imza attı. Türkiye'nin AB'ye tam üyelik perspektifini gerçekleştirmeye çalışan bir AB Bakanlığı var, Türkiye taahhütlerine tabii ki bağlı.
DW Türkçe: Ancak çok sayıda gazeteci ve siyasetçi tutuklu. AB Bakanı olarak bu durumu nasıl izah ediyorsunuz?
Çelik: Tutuklu gazeteci ve milletvekili diye genel bir başlık yok. Örneğin bir kişi, bir gazetede PKK'nın Güneydoğu'da sadece askerlere saldırdığını, Batılı şehirlerde, alışveriş merkezlerine de saldırması gerektiğini yazıyor. Bu nasıl basın hürriyeti kapsamında değerlendirilebilir? Milletvekillerinden bir tanesi, 'Biz PKK'ya sırtımızı dayadık. PKK Türk otoritelerini cezalandıracak güce sahiptir' diyor. Milletvekili sıfatıyla bu sözler söylenemez.
DW Türkçe: Şu anda neden halen hapiste tutuldukları konusunda hiçbir makul gerekçe ortaya koyulmayan çok sayıda gazeteci var…
Çelik: AB de bize 'Türkiye ile ilgili endişelerimiz var' diyor. Biz de 'Açalım, temel haklar, yargı ve basın hürriyeti ile ilgili 23 ve 24'üncü fasılları, nasıl ilerleme kaydedebileceğimizi konuşalım' diyoruz. AB'nin Polonya ve Macaristan ile de ilgili endişeleri var. Üyelikten mi atıyor? Yok oturup konuşuyor. Biz bu konuları konuşmaktan, eleştirilerden korksaydık o zaman benim bu fasılların açılmasını istememem lazımdı. Ayrıca fasıl açmak faslın kapanacağı anlamına gelmiyor. Bu nasıl bir korkudur, fasıl açmak bile bir jest haline getirilebilir mi? Hem ilgili fasılları açmayacaksınız hem ilgili fasıllarla ilgili Türkiye'yi eleştireceksiniz. Bu mantıksız, sağduyusuz bir tutum.
DW Türkçe: Ankara, mülteci krizine çözüm bulmayı amaçlayan ve 18 Mart'ta kabul edilmiş olan AB-Türkiye mutabakatını uygulamaya devam edecek mi?
Çelik: Asıl AB'ye 'Mutabakatın devam etmesini istiyor musunuz?' diye sorulmalı. Mutabakatta vize serbestisi, katılım müzakerelerinin canlandırılması, fasılların açılması, gümrük birliği reformu, geri kabul anlaşması, gönüllü yeniden yerleştirme ve 3 milyar avro var. AB bunların hangisini gerçekleştirdi?
DW Türkçe: Vize serbestisi konusunda gelinen aşama nedir?
Çelik: Sürekli 72 kriterden 7'si yerine getirilmedi bahanesinin arkasına sığınıyorlar. Paris'te bir saldırının ardından olağanüstü hal ilan edildi. Biz sadece bir yılda ondan çok daha büyük neredeyse 20 saldırıya hedef olduk, DAEŞ ve PKK ile mücadele ediyoruz, darbe girişimine hedef olduk. Bu koşullar altında 'terörle mücadele yasasını değiştirin' diyebilir misiniz? Federal Alman Meclisi, Bundestag bombalansaydı, Brandenburg kapısına tanklar dizilseydi, sivil halkı katletselerdi terörle mücadele yasasını değiştirilebilir miydi? Bu soruyu yönelttiğim Alman uzman 'Tam tersine terörle mücadele yasasını daha da güçlendirelim diye yarışa girerlerdi' yanıtını verdi.
Rus Özel Kuvvetleri ilk kez görüntülendi
DW Türkçe: Peki vize serbestisinin önünü açmak için üzerinde çalışılan bir formül var mı?
Çelik: Terörle mücadele, 7 kriter deniliyor biz bunu Avrupa Konseyi'ndeki bir mekanizmaya devredelim diyoruz. Vize serbestisi verilsin, biz de geri kabul anlaşmasını uygulayalım. Terörle mücadelede belirli bir aşamaya geldiğimizde taahhütlerimizi yerine getiririz diyoruz. Buna da yanaşmıyorlar. Bunun arkasında şöyle bir şey var. AB Dışişleri Bakanları Brüksel'de ortak karar veremediği için Türkiye ile müzakereleri kesmeyelim ama fasılları da açmayalım diye bir cümle eklendi. Fasılları açmamak demek 18 Mart anlaşmasından vazgeçmek demek.
DW Türkçe: Siz AB'nin mi mutabakattan vazgeçtiği görüşündesiniz?
Çelik: Bakın durum çok net. Anlaşmanın fasıllarla ilgili hükümlerinden vazgeçerse, 3 milyar avro ve vize serbestisi ile ilgili hükümleri yerine getirmezse AB vazgeçiyordur, biz değil. Mutabakatta katılım müzakerelerini canlandıracağız dediler. Şimdi fasıllar açılmayacak ifadesi nereden çıkıyor? Bu ifadeyle AB mutabakattan vazgeçmiş oluyor.
DW Türkçe: AB Komisyonu Türkiye'ye mülteciler için verilecek 3 milyar euroluk yardımın hızlı bir şekilde devreye sokulduğunu söylüyor…
Çelik: Mutabakat kapsamında 3 milyar avro var bunun '2,24 milyarı taahhüde bağlandı' diyorlar. Ama bu sadece taahhüt. Türkiye'ye şu ana kadar gelen miktar 667 milyon, 400 milyonu ise Dünya Bankası üzerinden geldi zaten sadece geri kalanı kurumlara doğrudan aktarıldı. Bu komik bir rakam.
DW Türkçe: Şu anda dikkatler Suriye'ye, Halep'e çevrilmiş durumda. İnsani yardım konusunda ortak bir inisiyatif söz konusu olabilir mi?
Çelik: Size özel bir şey söyleyeceğim. Sayın Cumhurbaşkanımızın bir teklifi var, Sayın Merkel de buna olumlu bakmış. Öneri Suriye sınırı içerisinde güvenli bir bölgede konutlar inşa edilmesini bu yolla göç dalgasını orada tutulmasını öngörüyor. Alman hükümetinin Sayın Cumhurbaşkanımızın teklifine destek vermesini bekliyoruz. Bunu beraber yapabiliriz. Böylece hem göç dalgası Suriye içinde karşılanır hem de daha fazla insanın insani ve siyasi krizin parçası olması engellenebilir.
DW Türkçe: Siz AB'den bağımsız olarak Almanya ile ikili bir işbirliğinden mi söz ediyorsunuz?
Çelik: Biz tabii ki AB'nin daha çok inisiyatif almasını istiyoruz ama AB dış politikada konularında ortak politikalar üretemiyor. Mevcut mekanizmaları işletemiyor. Bu göç dalgası devam edecek. Halep'ten yeni bir göç dalgası geliyor…
DW Türkçe: Peki temaslarınızda Alman yetkililerden bu önerinize olumlu bir yanıt aldınız mı?
Çelik: Çok doğru bir proje olacağını söylüyorlar ama oranın güvenliğinin nasıl sağlanabileceği konusunda soru işaretleri var. Bunun üzerinde de beraber çalışmak lazım. Almanya'nın bu teklifimize dönüşünü bekleyeceğiz.
İstanbul'un Sarıyer ve Antalya'nın Kepez ilçelerindeki bazı bölgelerin riskli alan ilan edilmesine ilişkin karar, Resmi Gazete'de yayımlandı
İstanbul'un Sarıyer ve Antalya'nın Kepez ilçelerine bağlı bazı mahallelerin sınırları içinde yer alan bazı bölgeler, Bakanlar Kurulu kararıyla riskli alan ilan edildi. Bakanlar Kurulunun riskli alan ilanına ilişkin kararı, Resmi Gazete'de yayımlandı. Buna göre, İstanbul'un Sarıyer ilçesine bağlı Çamlıtepe (Derbent) ve Darüşşafaka mahalleleri ile Antalya'nın Kepez ilçesine bağlı Gülveren Mahallesi sınırları içinde kalan bazı alanlar, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun'a göre riskli alan ilan edildi.
Reina saldırgani 'askeri birim'den seçilmiş
Ortaköy'de yeni yılın ilk saatlerinde bir gece kulübüne silahlı terör saldırısı gerçekleştiren saldırganı yakalamak için çalışmalar sürerken, zanlının en net fotoğrafı ortaya çıktı. Zanlının İstanbul'da selfie çekildiği öğrenildi.
Reina'ya yılbaşı gecesi düzenlenen terör saldırısı ile ilgili sorulara yanıt aranıyor. Soruşturma ile birlikte ortaya çıkan detaylar teröristin özel eğitim almış olduğunu gösteriyor.
Hürriyet gazetesinde yayımlanan Abdülkadir Selvi'nin yazısında Reina'ya saldıran terörist ile ilgili detaylara yer veriliyor
"Reina'daki kanlı saldırıyı gerçekleştiren terörist, Suriye'deki meskûn mahal çatışmalarında yetiştirilmiş. Suriye'de sıcak çatışmalara girip, canlı hedefler üzerinden savaş deneyimi kazanıyorlar. Saldırganın Reina'ya ateş ederek girmesi, DAEŞ'ın meskûn mahal baskını sırasında kullandığı yöntem.
Keskin nişancı gibi hedef gözeterek ateş açmıyor, sokak savaşlarında olduğu gibi kalçadan atış yapıyordu. İsabet oranı yüksek. Yanında 6 şarjör bulundurmuş. Sadece 28 mermi isabet etmemiş. DAEŞ açıklamasında teröristin, 'askeri birimden' olduğunun altı çiziliyor. DAEŞ'in 'askeri birimi' içerisinden özel olarak seçilmiş bir terörist. Güvenlik birimleri saldırıdan önce uzun süre keşif yapıldığı görüşünde. Reina'ya gelirken ve saldırıdan sonra kaçarken destek aldığının üzerinde duruluyor. Saldırıda daha çok katliam hedeflendiği için çelik çekirdekli mermi kullanılmış.
Suriye terör örgütlerinin laboratuvarına dönüştü. Bombalı araç eylemleri El Kaide'nin yöntemiydi. DAEŞ ve PKK bunu kullanmaya başladı. Sivilleri uzun namlulu silahlarla tarayarak öldürme ise DAEŞ'in kullandığı bir yöntem. Özel yetiştirilmiş olan terörist henüz yakalanamadı ve hâlâ tehlikeli bir şekilde aramızda dolaşıyor."
Şirket, Kaliforniya eyaletinin sürücüsüz araç teknolojisine sahip taşıtlarının ruhsatlarını iptal etmesinin ardından araçlarını Arizona'ya nakletti
Özel araç sahiplerinin mobil uygulama aracılığıyla taksicilik yapmasına imkan sağlayan Uber adlı şirketin sürücüsüz araçları, Kaliforniya eyaletinde ruhsatlarının iptal edilmesinin ardından Arizona eyaletine taşındı.
Uber'in sürücüsüz araçlarından birinin geçen hafta San Francisco'da kırmızı ışıkta geçmesinin ardından Kaliforniya eyaleti Motorlu Araçlar Dairesi(DMV), Uber'in sürücüsüz araçlarının halka açık trafik alanlarından kaldırılmasını talep etmiş ve şirketin "sürücüsüz araç testi izni" alması gerektiğini bildirmişti.
Buna karşın Uber, karara uymayacağını açıklamıştı. Kaliforniya eyaleti DMV tarafından Uber'in eyalet genelinde sürücüsüzaraç teknolojisine sahip taşıtların ruhsatları iptal edildi. DMV, şirketin toplam 16 otomobilinin "sürücüsüz araç testi izni" alınması durumunda trafiğe çıkabileceğini belirtti. Bunun üzerine Uber, sürücüsüz otomobillerini, sürücüsüz teknolojiyle idare edilen bir kamyonla Arizona eyaletine götürdüğünü duyurdu.
Uber'den yapılan açıklamada, şirketin sürücüsüz araçlarının gelecek haftalarda Arizona'da denenmeye devam edileceği bilgisi paylaşılarak, Arizona Eyaleti Valisi Doug Ducey'nin desteğini bekledikleri kaydedildi. Ducey, 2015 yılında imzaladığı bir başkanlık emrinde, Arizona kurumlarının eyalet genelinde sürücüsüz araçların faaliyetlerini desteklemesi gereken adımları kolaylaştırmıştı.
Ağustos ayında sürücüsüz kamyon teknolojisi alanında araştırma yapanOtto adlı şirketi satın alan Uber, ABD'nin farklı kentlerinde test sürüşü yapacağını ilan etmişti. Şirket, eylül ayından bu yana ABD'nin Pittsburgh şehrinde sürücüsüz araç testleri yapıyordu. Ayrıca, ağustos ayında İsveçli otomotiv devi Volvo ile sürücüsüz araç alanında 300 milyon dolar değerinde bir anlaşma yapan Uber, bu yıl bitmeden Volvo'nun XC90s model SUV aracından 100 adet almayı ve bunları sürücüsüz araçlarında kullanmayı planlıyor.
Uber'in sürücüsüz araçları, donatıldıkları üç boyutlu (3D) özellikli kameralar ve lazerlerle çevrelerindeki diğer otomobilleri ve nesneleri tespit ederken, GPS ve navigasyon sistemleri sayesinde müşterileri gidecekleri adrese taşımayı hedefliyor.
Zincirleme kaza yaptı, arkadaşını bırakıp kaçtı
Elazığ'da gece saatlerinde aşırı hızlı olduğu öne sürülen ve makas yaparak yolda ilerleyen bir araç başka bir araca çarparak takla atmasına neden oldu.
TEM'de kaza: 2 ölü
Elazığ'da seyir halinde makas attığı iddia edilen otomobil iki otomobile çarptı. Olayda 3 kişi yaralanırken, kazaya sebep olan sürücü otomobildeki yaralı arkadaşını bırakarak kayıplara karıştı. Kaza, gece saat 23.30 sıralarında merkez Malatya Caddesi üzerinde meydana geldi. İddiaya göre makas atarak trafikte ilerleyen otomobil, Haşim Köroğlu idaresindeki otomobile çarparak takla atmasına neden oldu. Sürücü daha sonra kontrolünü sağlayamayarak Ebubekir Albayrak'ın kullandığı araca da çarptı.
Aşırı hızlı olduğu ve makas attığı ileri sürülen otomobil ise çarpışma noktasından yaklaşık 150 metre sonra durabildi. Otomobilin durması ile birlikte, araç sürücüsü yaralanan arkadaşını bırakıp olay yerinden kaçtı. Kazayı görenler durumu sağlık, polis ve itfaiye ekiplerine haber verdi. Olay yerine gelen 112 Acil Servis ekipleri, takla atan otomobildeki 2 yaralıyı ve sürücüsü kaçan araçtaki 1 yaralı ambulanslarla kentteki hastanelere kaldırdı. İtfaiye ekipleri de benzin deposu parçalanan ve ters dönen aracı düzeltip aküsünü sökerek her hangi bir tehlike yaşanmasını engelledi. Polis, kaçan sürücünün yakalanması için çalışma başlattı. Kaza ile ilgili soruşturma sürüyor.
Mark Zuckerberg'in 13 yaşındaki sağ kolu yine iş başında
Facebook, Lifestage isimli yeni bir uygulamanın çıkmasına öncülük ediyor. Mark Zuckerberg'in daha 13 yaşındaki çalışanı Michael Sayman tarafından geliştirilen bu uygulama Snapchat'e rakip gösteriliyor.
Zuckerberg'in 13'lük sağ kolu
Facebook'un en genç çalışanlarından Micheal Sayman tarafından geliştirilen Lifestage isimli uygulama, lise çağındaki gençleri hedefliyor.
Yapısı itibariyle Snapchat'e benzeyen uygulama, Facebook'un bir kez daha Snapchat'i kopyaladığı şeklinde eleştirilmesine sebep olsa da dikkat çekici bir uygulama olduğunu söylemek lazım. İşte Lifestage uygulamasının detayları.
Lifestage ne işe yarıyor?
19 yaşındaki Micheal Sayman tarafından ortaya atılan fikir, Facebook'un dikkatini çekmiş olmalı ki video tabanlı bu uygulamaya an itibariyle iOS platformunda kullanılabiliyor.
Uygulamanın amacı lise çağındaki öğrencileri hem kendi okulları içerisinde hem de çevre okullar içerisinde sosyalleştirmek. Bu noktada Snapchat ve diğer platformlardan sıyrılıyor. Ancak uygulamanın video tabanlı olması ve Snapchat hikayeleri gibi videolar eklenmesi dikkat çekiyor.
Büyümüş de küçülmüş
İlk uygulamasını 13 yaşında yayınlayan Micheal Sayman için bu aslında yeni bir tecrübe değil. Facebook'un F8 geliştirici konferansına davet ettiği Sayman, bugün artık Facebook desteği ile bir uygulama geliştirip yayınlayacak kadar önemli bir Facebook çalışanı.
Snapchat'i yetersiz görüyor
Micheal Sayman, başta Facebook olmak üzere, Instagram, Twitter ve Snapchat gibi popüler sosyal platformların profil tanımlama kısmının yetersiz olduğunu söylüyor.
Bol içerik
Lifestage isimli uygulamanın bu açığı kapatacağını düşünüyor. Lifestage uygulaması içerisinde kullanıcı profilleri özçekimler ve videolar haricinde favori aktiviteler, en yakın arkadaşlar, müzik zevki gibi farklı içeriklerle zenginleştiriliyor.
Daha iyi tanımak
Kullanıcıların bu şekilde birbirlerini daha iyi tanıyabilecekleri söyleniyor. Bakalım Lifestage başarılı olacak mı?
Çin futbolu ara transfer döneminin gelmesiyle birlikte yeniden futbol dünyasında adından söz ettirmeye başladı. Bu kez adı geçen isim Chelsea'nin golcüsü Diego Costa. Üstelik konuşulan ücret çok yüksek.
Çin Süper Ligi'nde Fabio Cannavaro'nun çalıştırdığı Tianjin Quanjian Axel Witsel'in ardından Chelsea'de top koşturan Diego Costa için de teklifte bulundu.
Çin ekibi Tianjin, İtalya'nın 2006 dünya şampiyonu kadrosunda da yer alan eski yıldız futbolcu Fabio Cannavaro tarafından çalıştırılıyor. Ve iddialara göre tekliflerinin tekrar reddedilmesi durumunda kulüp, ücreti daha da arttırabilir.
28 yaşındaki yıldız futbolcu ise teklifleri inkar etmezken, olduğu yerde mutlu olduğunu ve Çin'e gitmeyi düşünmediğini söyledi. Costa, Chelsea'yle bu sezon çıktığı 18 Premier lig maçında 14 gol 5 asiste imza attı.
Birini aklınızdan çıkartmak için 10 strateji
Birini düşünmeden duramadığınız oldu mu? Söyledikleri veya yaptıkları bir şeye takılıp günlerce aklınızdan çıkmadığı? Biri bizi üzdüğünde, kırdığında veya rahatsız eden bir şekilde davrandığında saatlerce, hatta günlerce o kişiyi ve olayları düşünebiliriz. Evde, arabada, çalışırken, giyinirken, duşta sürekli aklımıza girmesine engel olamayabiliriz. Bu takıntılı düşünme hali saatlerce, günlerce, haftalarca, aylarca sürebilir. Tüm bu süre boyunca gerçekte hiç görüşmemiş olsak bile. Peki nasıl engel olabiliriz? İşte sizin için Psychology Today dergisinde yayımlanan bir makaleden derlediğimiz 10 strateji. Hazırlayan: İyilik Sağlık Haber
Bizi üzen biri kafamıza takıldığında genelde onun suçlu olduğunu düşünürüz. Ama bu her zaman doğru değildir. Bazen sorun, aklımızdan çıkaramadığımız kişinin karşılayamayacağı beklentilerimiz olabilir. Bazen de tam tersine sorun bizde olmamasına rağmen kendimizi suçlar, sürekli neyi yanlış yaptım diye düşünürüz.
Bu tür düşüncelerin tamamı zehirli ve kötümserdir. Bize duygusal olarak zarar verirler. Araştırmalara göre, problemleri üzerine çok fazla ve tekrarlayıcı şekilde düşünmek mutsuzluk ve sağlık problemleri ile sonuçlanıyor. Zihnimiz kötü anları ve kayıpları düşünüp o anları bize tekrar tekrar yaşatırken, vücudumuz stres hormonları ve kimyasallar salgılıyor. Bu kimyasallar vücutta depresyon, kanser, kalp ve bağışıklık sistemi hastalıkları gibi birçok sorunun ortaya çıkmasına elverişli bir ortam oluşturuyor.
Negatif, toksik düşünceler, lunaparkta bir dönme dolapta mahsur kalmaya benzer. İlk birkaç dakika hoşunuza gitse de, sonrasında mideniz bulanmaya başlar. İnmek istersiniz, ama inemezsiniz.
Sağlığımıza zarar veren zehirli maddeleri hayatımızdan çıkartmak için çaba sarf ederiz. Organik besinler tüketir, zararlı yiyeceklerden uzak dururuz, kimyasalları evimizden çıkarırız. Ancak konu zihnimize gelince, bu özeni göstermeyiz. Aslında sağlığımız için temiz tutmamız gereken en önemli yer zihnimizdir.
İşte zihninizdeki zehirden kurtulmanıza yardımcı olmanın 10 yolu:
Bekleyip neler olacağını görün
Bazen zorlu durumlara veya insanlara tepki göstermek, haklı olduğumuzu anlamalarını sağlamak isteriz. Bu yüzden sürekli gelecek hamlemizin veya cümlemizin ne olacağıyla ilgili kafa patlatırız. Bunun yerine, Budist psikolog Sylvia Boorstein'a göre bekleyip ne olacağını görme konusunda kendimize izin vermek çok daha olumlu sonuçlar doğurabilir.
Suçlamaktan kaçının.
Eskiden olmuş olayları gözden geçirip insanları suçlamak (buna kendinizi suçlamak da dahil) asla yararlı olmaz. Yanlış anlaşılmalar, tıpkı ardı ardına düşen dominolar gibi, sırasıyla birbirini tetikleyen olaylar sonucu oluşur. Hiç kimse sonuçtan tamamıyla sorumlu değildir.
İlk olarak en büyük sorununuzla ilgilenin
Budist meditasyon eğitmeni Norman Fischer, başımıza ne gelirse gelsin, en büyük problemin kendi öfkemiz olduğunu söylüyor. Öfke, mantıklı ve üretken bir şekilde karşılık vermemizi engelliyor. Bu yüzden, çözülmesi gereken ilk problem kendi öfkeniz. İnsanlarla olan problemlerinizi çözmeden önce, meditasyon yapın, yürüyüşe çıkın, vaktin geçmesine izin verin ve sakinleşin.
Diğer insanların ne düşündüğünü bildiğinizi varsaymayın
Kendinize sorun, başkaları sizin ne düşündüğünüzü ve neyi amaçladığınızı bildiğini varsaysa, sizce ne kadar başarılı bir varsayımda bulunabilirdi? Büyük ihtimalle aklınızdan geçenlerle, sizi neyin neden üzdüğü ile ilgili doğru bir tahminleri olamazdı. Varsayımlardan kaçının.
Düşüncelerinizin mutlak doğrular olmayabileceğine ihtimal verin
Düşündüğünüz her şeye inanmayın. Duygularımızı vücudumuzda yaşarız. Duygularımız fizikseldir. Bunu genellikle düşüncelerimizin gerçekleri yansıttığına kanıt olarak gösteririz. Duygularımız doğru değilse, nasıl bu kadar kötü hissediyor olabiliriz?
Endişe, korku, pişmanlık, öfke gibi hisler yaşadığımızda tecrübe ettiğimiz duygular ve fiziksel durum gerçektir ama doğruları yansıtmıyor olabilir.
Bu olaydan nasıl ders çıkarıp olgunlaşabileceğinize odaklanın
Bizi üzen bir olaya öfkeyle karşılık verdiğimizde, kendi acımızı arttırırız. Hislerimizle beraber orada var olup, neden bu kadar güçlü bir tepki verdiğimizi düşünüp, hislerimizin kendimizle ilgili bize ne gösterdiğini düşünerek yaşadıklarımızdan ders çıkarabiliriz. Bu da olgunlaşmamızı sağlar. Düşüncelerinizi olgunlaşmaya odaklayın.
Kendi iyiliğiniz için affedin
Budist psikolog Jack Kornfield, kendi acınıza sadık kalmak zorunda olmadığınızı söylüyor. "Başıma neler geldi" düşüncesine takılıp kalmak zamanla kendinizi yaşadığınız kötü olaylarla tanımlamaya başlamanıza neden olur. Affetmek sadece karşınızdaki için gerçekleştirdiğiniz bir eylem değildir. Affetmek geçmiş acılardan kurtulmak ve özgürleşmek için ihtiyaç duyduğunuz bir şeydir.
Zihninizi rahatlatmak için, düşünce sisteminizi kırmanız gerekebilir. Nöropsikiyatrist Dan Siegel "90 saniyeden sonra duygular sahildeki dalgalar gibi yükselip yavaşça bitecektir" diyor. Bir ruh halinden çıkmanız, sadece 90 saniye sürer. Kendinize 90 saniye süre verin, ve sizi üzen olayı düşünmeyin. Böylece düşünce döngünüzü kırıp kendinizi kurtarabilirsiniz.
Farkındalık meditasyonu hocası ve psikolog Trish Magyari rahatlamak için imajinasyon egzersizleri tavsiye ediyor. İşte sizi rahatlatabilecek bir görüntü: Derin, masmavi denizin dibinde olduğunuzu ve her şeyin yüzüp gidişini izlediğinizi hayal edin. Tüm düşüncelerin yanınızdan yüzerek geçişini hayal edin. Derin, sakin, mavi deniz olduğunuzu hayal edin.
Sevgi gönderin
Wanda Lasseter-Lundy, sizi kırmış birini aklınızdan çıkaramadığınızda şunu yapmanızı öneriyor : "O kişiye beyaz bir ışık topu gönderdiğinizi hayal edin. Onu bu ışık topunun içine koyun, onu ışıkla sarın, ta ki öfkeniz geçene kadar."
Ve tabi bizde durmadık çaldırdık…İlk Alo Galatasaray kulübünün çok değerli Basın Sözcüsü Şükrü Ergün;
-St Petersburg'dayım ama hızlı konuşalım buyurun dinliyorum…
Nasıl beyefendi nasıl, mükemmel bir yaklaşım. Çok yoğunum sonra ara diyemez miydi? Elbette derdi. Ama o yaşadığı ortamın ve taşıdığı apoletlerin kültürüne uygun anlattı…
-Emre bey…Sözümüzün arkasındayız. Bu kaotik ortam bu basketbolda yaşanan süreç içinde de söylemiştik biz bazı hususlar giderilmez ise ligden çekilebiliriz demiştik. Hala sözümüzün arkasındayız. Bu yönetimin alacağı bir karar ve zaten konuşulanlar ortada. Biz temiz bir futbol temiz bir yapı istiyoruz.
-Kendi işim…
Tüm intenet yıkılıyor. Ne diye ..Yarın İsviçre Federal mahkemesi Fenerbahçe ile ilgili karar verecek diye. Yok daha neler .. İlan ediyorum "YALAN"…hı…
Yarın Fenerbahçe ile ilgili karar falan olmayacak. Peki ne olacak. Onun için önce Cenevre'yi Zafer Atamer'i gazeteci dost ve güzel insanı aradım. Anlattı. Ardından Türk hukuk sisteminin çok değerli ve seçkin yüzlerinden Sayın Abdullah Kaya ki kendisini Sayın başkan Aziz Yıldırım'ın avukatı olarak bilirsiniz aradım. Oda kırmadı anlattı. İkisini harmanladım ve anladıklarımı aktarayım….
Yarın İsviçre federal mahkemesinde bir dava yok. Fenerbahçe'nin başvurusu üzerine mahkeme UEFA'dan da bir savunma ve dosya istedi. Bunun için UEFA ek süre talep etti. Yarın bu ek süre bitecek. Bu demek oluyor ki UEFA 3 Temmuz mesai saati bitene kadar Fenerbahçe ile ilgili başlattığı ceza sürecine ait kararları mahkemeye sunacak. Bitmedi. İsviçre Federal Mahkemesi ayrıca CAS üyelerine de bildirimde bulundu ve onlara böyle bir dava sürecini işlettiklerini kendileri ile temas kurulmasını istedi. İşte yarın bunlar ile ilgili teslimatlar olacak. Sonra mı? Sonrasını Sayın Avukat Kaya anlatıyor…
-Bu doyalar mahkeme ulaşınca mahkeme çok hızlı karar vermeli çünkü tedbir isteğimiz ve şampiyonlar ligi arzumuz var. Bu yüzden kararlar çok hızlı çıkabilir. UEFA bu konuda kararlar ardından hamleler yapabilir. Ama bunlar ne olur söylemek zor…Fakat biz ülkemizde yaşanan yeniden yargılanma beyanını içeren dosyaları da özellikle ilettik…
15 bin TL'lik konut yardımını almak için yapmanız gerekenler
Hürriyet'ten Aysel Alp'in haberine göre konut hesabı açıp asgari 3 yıl düzenli ödeme yapanlar, ödeme tutarlarına bağlı olarak, konut satın alınca 15 bin TL'ye kadar devlet katkısı alacak.
Uygulama 6 ay sonra başlayacak. Hükümetin hem tasarruf oranlarını artırmak hem de evi olmayan vatandaşa destek sağlamak üzere hazırladığı Konut Hesabı ve Devlet Katkısı Yönetmeliği dünkü Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Ancak bu destekten yararlanmak için başka şartlar da var.
İşte şartlar
Ev alımında devlet desteğinden yararlanabilmek için öncelikle kişinin 7 Nisan 2015 tarihi itibariyle 'tamamı' kendine ait bir evinin olmaması gerekiyor.
İkinci adım
Bu şartı yerine getiren vatandaş, mevduat veya katılım bankasında 'konut hesabı' açtıracak. Banka ile sözleşme yapacak. Banka, kişinin kendisine ait bir evi olup olmadığını Tapu ve Kadastro Paylaşım Sistemi üzerinden sorgulayacak.
Birden fazla hesap açılamayacak
Kişiler, birden fazla konut hesabı açtıramayacakları gibi bu hesap, başka bir bankaya da taşınamayacak. Konut hesabı, bankaların yurtiçi şubelerinde TL cinsi mevduat veya katılım fonu olarak açılabilecek. Kişi, hesap açılış tarihinde bir defaya mahsus olmak üzere 30 bin liraya kadar para yatırabilecek. 18 yaşından küçük çocuklar için veli veya vasisi tarafından konut hesabı açılabilecek. Vatandaşın aylık ödemesi 250 liranın altında, 2 bin 500 liranın üzerinde olamayacak. Üç aylık ödemeler ise bu tutarların 3 katı olarak yapılacak.
Devlet katkısı tutarı, konut edinim tarihindeki birikimin yüzde 20'sini ve 15 bin lirayı geçemeyecek. Katkı tutarı, konut hesabına yapılan ödeme sürelerine göre hesaplanacak.
Düzenli ödeme yapanlar
- Konut hesabına 36 ila 47 ay süreyle düzenli ödeme yapanlar, hesaptaki tutarın yüzde 15'i oranında devlet katkısı alacak. (Bu tutar 13 bin lirayı geçemeyecek.)
- 48 ila 59 ay düzenli ödeme yapanlar, hesaptaki birikimin yüzde 18'i kadar devlet katkısı alacak. (Bu tutar 14 bin lirayı geçemeyecek.)
- 60 ay ve üzeri düzenli ödeme yapanlar, hesaptaki birikimin yüzde 20'si katar devlet katkısı alacak. Bu tutar da 15 bin lirayı geçemeyecek. Bu katkı hak sahibine konut hesabının bulunduğu banka aracılığıyla ödenecek.
Milliler İzlanda maçına siyah bant ile çıkacak
A Milli Futbol Takımı, Dünya Kupası Avrupa Elemeleri I Grubu mücadelesinde deplasmanda İzlanda ile karşılaşacağı maça siyah bant ile çıkacak.
Hakkari'de düzenlen hain terör saldırısı sonrası FIFA'ya başvuran TFF yetkililerine onay cevabı geldi. Böylece Türk Milli Takımı İzlanda maçında şehit düşen ve yaralı olan askerlerimiz ve vatandaşlarımız için sahaya siyah bant ile çıkacak.
Öte yandan İzlanda Milli Takımı da EURO 2016'da Fransa'da kendilerine destek veren, yalnız bırakmayan taraftarlarına ödül verecek. Seromonide İzlanda Futbol Federasyonu Genel Sekreteri Klara Bjartmarz ve takım kaptanı Aron Gunnarsson, taraftar kulübü temsilcilerine ödül takdim edecek. Ödül, UEFA tarafından verilmişti.
Emre Tilev
1971 Ankara doğumlu. İlkokulun 3. Sınıfına kadar Ankara'da okudu. 4 ve 5 sınıflar ile orta ve lise tahsilini ise İzmir'de tamamladı. 19 Mayıs Üniversitesi Mühendislik Fakültesi, Gıda Mühendisliği bölümünden mezun oldu.
Tilev, 2006 yılından beri Doğan Medya Grubu'nda çalışıyor. Kanal D spor haberleri ve Star, Kanal D, D Smart ekranlarındaki maçlar ve programlar dışında 2011 Mart ayından beri CNN TÜRK ekranlarında "Spor Masası" ve "Spor Toplantısı" programlarında görev alıyor.
1989 - 1991 yılları arasında Samsun'da yerel STV televizyonunda başlayan kariyer, 1991-1994 yılları arasında yine Karadeniz bölgesindeki değişik yerel kanallarda (Stv, Gözde Tv, Bafra Fm) devam etti. 1994 yılında Show Tv'de İlker Yasin ve ekibiyle başlayan Ulusal Kanal deneyimi aynı yıl Türkiye'de ilk kez yayınlanmaya başlayan ve Cine 5 ekranlarından izlenen Formula 1 yarışlarının anlatım ve program sunumlarıyla pekişti. Aynı yıl içinde Türkiye ligi maçları özetleri anlatımı ve Cine 5'in yanı sıra Show Radyo'dan maç yayınlarının naklinde spikerlik görevini üstlendi. İlker Yasin ve ekibi ile Show Tv ardından Cine 5'in kurulumunda görev aldı. Ardından aynı kanalda yaşanan değişimde Show TV ekranlarında kalarak Şansal Büyüka ve ekibi ile çalışmaya başladı. Bu süreçte Show Tv'de yayınlanan "Spor Sayfası" Cine 5 ekranlarındaki maçların anlatımı ve değişik spor yayınlarında görev aldı. 1996 Koraç kupası belgeselini hazırladı. İbrahim Altınsay ve Barbaros Talı yönetiminde aynı grup içinde Süperspor kurulumunda aktif rol oynadı. Bu kanalda İngiltere, Fransa, Almanya, İspanya ve Portekiz ligi anlatımları yanında yine Formula 1 ve Basketbol maçlarının spikerlik ve değişik programların sunuculuk görevini üstlendi. Show Radyo ile aynı anda Radyo D frekansında da maç anlatan Tilev, 2004 yılının Şubat ayına kadar bu görevlerini sürdürdü. Galatasaray'ın UEFA zaferiyle ilgili 5 saatlik özel bir belgesele bu dönemde imza atan Tilev, 5000 üzerinde basket-futbol ve Formula 1 yayını spikerliği gerçekleştirdi. 1998-2001 yılları arasında Hıncal Uluç yönetimindeki ekip ile TRT ekranlarında yer aldı ve TRT akitli spikeri sınavını geçerek ekiple 3 yıl "Tele Pazar" yayınında spor bölümü spikerliği yaptı. Euro 1996 ve Euro 2000 organizasyonlarını yerinde takip eden ve 1998 Fransa Dünya kupası ile ilgili özel belgesele imza atan Tilev, aynı dönemde Cumhuriyet Gazetesi spor eki, Yeniçağ Gazetesi spor sayfasında yazarlık, Futbol Plus Dergisi araştırma yazarlığı görevlerini üstlendi. 2004 yılında Atv, Ciner Grubu'na transfer olan Tilev, hem Sabah Gazetesi ve Fotomaç Gazetesi'nde yazarlık görevi yanında MTV (Daha sonra adı Kanal 1 ve en son Bloomberg olarak değişti ) kanalı kurulumunda görev aldı. Değişik programlar sunan, haber bültenleri hazırlayan ve burada da maç anlatımlarında görev alan Tilev, Altan Tanrıkulu ve ekibiyle özel projelere imza attı. ATV ekranlarından yayınlanan Türkiye Basketbol Ligi maçlarının spikerlik görevini üstlendi. 2004-2008 yılları arasında aynı zamanda Radyo Spor frekansında her sabah "Emre Tilev İle Günaydın Spor" programını Saran-Grup bünyesinde İlhan Uzundurukan yönetiminde sürdürdü ve aynı kanalda Radyo Maç anlatımlarında görev aldı. Kanal 1'de Gökhan Telkenar yönetiminde Dünya kupasını ilk yayınlayan Özel kanal Kanal 1 ekranlarında görev alan Tilev, Dünya kupasında önemli maçların anlatımında ve yine özel maç önü ve sonu programların yerinden sunumunda spikerlik üstlendi. 40 gün süren Almanya macerası ardından Temmuz 2006 yılında Kanal D ekranlarına ulusal kanal yaşamına başladığı ve hayatında en önemli kilometre taşı olarak gördüğü İlker Yasin ve Pembe Akyüz yönetimindeki ekibe dönüş yaptı. Kanal D ekranlarındaki "Spor Gündemi" adlı haberleri o tarihten bu güne, halen sunan Emre Tilev aynı zamanda Star ekranlarında Şampiyonlar Ligi ve UEFA Avrupa ligi, D Smart platformundaki spor kanalları Euro Futbolda program ve maç anlatımlarında görev almaktadır. Bugün halen Arel Üniversitesi'nde 3 yıldır devam eden Öğretim Görevlisi unvanıyla akademik kariyeri dışında aynı üniversitede MBA öğrencisi olarak Yüksek Lisans eğitimin son bölümünü gerçekleştirmektedir. Tilev aynı zamanda "İletişim Metotları", "Diksiyon-Fonetik", "Radyo ve Televizyon Spikerliği" ve "Maç anlatım teknikleri " üzerine sertifika programlarında değişik üniversite ve belediyelerin açtığı programlarda ders vermektedir. Radyo D frekansında Sezgi Onat ve ekibiyle yine radyo maç anlatımları görevine devam etmektedir. Duygu Başara ajansına bağlı olarak reklam seslendirme sanatçısı görevini yürütmektedir. Halen CNN TÜRK ekranlarında "Spor Masası" ve "Spor Toplantısı" isimli yayınlarda görev almaktadır.
Emre Tilev'in aldığı ödüller ve üyelikler;
Denizli'de araç park halindeki kamyona çarptı, katliam yaşandı. 3 kişi hayatını kaybetti, 1 kişi yaralandı.
Denizli'nin Acıpayam ilçesinde hafif ticari aracın park halindeki kamyona çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında 3 kişi hayatını kaybetti, 1 kişi yaralandı.
Edinilen bilgilere göre, Çameli istikametinden Acıpayam yönüne giden 48 Z 0437 plakalı hafif ticari araç, Antalya-Denizli karayolu kavşağı yakınlarında Aligöz mevkiinde arızalandığı için yol kenarında durduğu ileri sürülen Karayollarının taşeron firmasına ait 80 FC 188 plakalı kamyona çarptı.
iOS 9.3.2 güncellemesi iPhone ve iPad için yayınlandı
iOS 9.3.2 güncellemesi dün akşam yayınlandı. Peki iOS 9.3.2 güncellemesiyle cihazlarda neler değişecek? Hangi özellikler gelecek?
iOS 9.3.2 güncellemesi dün akşam saatlerinde sessiz sedasız yayınlandı. Güncelleme ile birlikte ise ufak çaplı da olsa işletim sisteminde pek çok değişiklik yapıldı. Ancak gelen güncelleme iPad Pro'lara pek yaramadı ve hatırı sayılır sayıda cihazda çökme sorunu meydana geldi.
Bazı Bluetooth aksesuarlarının, iPhone SE ile eşlendiğinde ses kalitesi problemleri ile karşılaşabilmesi sorunu bu sürümle ortadan kalkıyor.
Mail ve Mesajlar uygulamasında Japonca Kana klavyesi kullanıldığında e-posta adreslerinin yazılmasını engelleyen sorun da ortadan kalkıyor.
Alex sesini kullanan VoiceOver kullanıcıları için aygıtın noktalama işaretlerini veya boşlukları duyurmak için başka bir sese geçiş yaptığı bir sorunu yok ediyor.
MDM sunucularının Özel B2B uygulamalarını indirmesini engelleyen sorunu da ortadan kaldırıyor.
Güncellemenin yayınlanmasının ardından henüz bir kaç saat geçmesine rağmen hatırı sayılır sayıdaki 9.7 inç iPad Pro kullanıcıları sürümle ilgili şikayetlerini dile getirdi.
Cihazın güncellendikten sonra çöktüğünü ve iTunes aracılığıyla dahi düzelmeyen bir döngüye girdiğini söyleyen kullanıcıların elinden hiçbir şey gelmiyor.
iPad Pro'yu iTunes üzerinden sıfırlamaya çalışan kullanıcılar 56 numaralı hata kodunu aldıklarını belirtiyorlar.
Apple'ın resmi sitesinde bulunan yönergeleri izlediğimizde 56 numaralı hata kodunun donanımsal bir problemden kaynaklandığını görebiliyoruz.
Bu problem için Apple'dan yeni bir güncelleme gelmesini beklemek dışında maalesef yapılabilecek herhangi bir şey yok.
Olympiakos'a sakatlık şoku: Sezonu kapattı
Gruptaki diğer maçlarda Yunanistan'ın Aris takımı, deplasmanda Danimarka ekibi Bakken Bears'ı 92-78, Çek temsilcisi CEZ Nymburk da İsrail ekibi Ironi Nahariya'yı 86-83 yendi.
A Grubu'nun 10. haftasında 20 Aralık Salı günü Aris-Ironi Nahariya, CEZ Nymburk-Banvit, 21 Aralık Çarşamba günü de Fraport Skyliners-Helios Suns Domzale, Monaco-Bakken Bears maçları oynanacak.
Türkiye'de kim ne kadar kazanıyor?
TÜİK Türkiye'de kayıtlı çalışanların yılda ortalama ne kadar para kazandığını araştırdı. Araştırmanın sonuçlarına göre Türkiye'de geçen sene en yüksek yıllık ortalama brüt kazancı 62 bin 250 lirayla "finans ve sigorta faaliyetleri"nde çalışanlar elde etti. En düşük yıllık ortalama brüt kazanç ise 17 bin 56 lirayla "nitelik gerektirmeyen meslekler" grubunda gerçekleşti. Yıllık ortalama brüt kazanç ise 27 bin 974 TL oldu.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2014 yılına ilişkin "Kazanç Yapısı Araştırması"nı açıkladı. Buna göre, 2014 yılında yıllık ortalama brüt kazanç 27 bin 830 lira olarak gerçekleşti, bu değer erkekler için 27 bin 775 lira, kadınlar için 27 bin 974 lira olarak tahmin edildi.
Yüksek eğitimli erkekler kadınlardan daha fazla kazanıyor
Benzer durum yaş grubu ve kıdem yılı için de geçerli oldu, eğitim durumuna göre en yüksek yıllık ortalama brüt kazancı yüksekokul ve üstü eğitim düzeyine sahip olanlar elde etti.
Bu eğitim düzeyinde yıllık ortalama brüt kazanç erkeklerde 55 bin 633 lira, kadınlarda 45 bin 483 lira oldu.
"Bilgi ve iletişimciler yılda 61 bin 300 TL kazanıyor"
Ücretli çalışanların ücret ve kazançları ekonomik faaliyet kolu ayrımında incelendiğinde, en yüksek yıllık ortalama brüt kazancın 62 bin 250 lirayla "finans ve sigorta faaliyetleri" ekonomik faaliyet kolunda olduğu görüldü.
Bu sektörü 61 bin 830 lirayla "bilgi ve iletişim" sektörü izledi. En düşük yıllık ortalama brüt kazanç 20 bin 451 lirayla "konaklama ve yiyecek hizmeti faaliyetleri" sektöründe elde edildi. Bunu 21 bin 340 lirayla "idari ve destek hizmet faaliyetleri" sektörü izledi.
En yüksek yöneticiler kazanıyor
Meslek grubu (ISCO 08) ayrımında en yüksek yıllık ortalama brüt kazancı 86 bin 701 lirayla "yöneticiler" grubunda çalışanlar elde etti.
Bu meslek grubunu 57 bin 678 lirayla "profesyonel meslek mensupları" takip etti. En düşük yıllık ortalama brüt kazanç ise 17 bin 56 lirayla "nitelik gerektirmeyen meslekler" grubunda gerçekleşti.
Erkek ve kadın arasındaki ücret farkının erkek ücreti içindeki yüzdesi olarak tanımlanan cinsiyete dayalı (erkek-kadın) ücret farkı, saatlik, aylık veya yıllık ortalama ücret esas alınarak hesaplanabiliyor.
Yıllık ortalama brüt ücret kullanılarak hesaplanan bu ücret farkı, toplamda kadın ücretinin lehine yüzde -0,4 iken, eğitim durumuna göre incelendiğinde tüm eğitim durumu basamakları için erkek ücreti lehine gerçekleşti.
Tuğçe Tayfur: Babamın başka kadına gitmesinde sebep vardır
Ferdi Tayfur ve Necla Nazır'ın kızları Tuğçe Tayfur Posta gazetesinden Cana Yıldız'a konuştu. Tuğçe Tayfur verdiği röportajda çarpıcı açıklamalarda bulundu. İşte o röportaj…
'Babamın Şarkıları' albümünüz çalındı! Evet, aslında emzirme dönemindeydim. Pr çalışmaları için bekleyecektim ama internet korsanlarının eline düştü. E ne yapalım biz de hemen fiziki albümü çıkardık. Hep böyle olanı rahatlıkla mı karşılarsınız? Aslında çok evhamlıyım ama iş konusunda rahatım. Yiyecek ekmeğin varsa, o kapı sana açılır. Babamdan şarkılarını alırken bedava aldım. Ferdi Tayfur'la beni karşılaştırmaları saçma. Onun yolundan veliahtı olarak gidiyorum.
Ferdi Baba bir daha ne zaman şarkı söyleyecek? Babam hayatı boyunca sinemayı, senaryo yazmayı sevdi. Şimdi bir film yapmak istiyor. Tekrar müzik yapsın, yeni besteler hazırlasın çok istiyorum. Babamın unutulmasını istemiyorum. Ata Demirer'le şu 'Berlin Kaplanı' mevzunda davalıklardı... Mahkeme hala sürüyor, bu konuda babamdan yanayım. O filmdeki isimler bile babama ait. Anneniz mi daha sıkıdır, babanız mı? İkisi de çok yumuşak ve anlayışlıdır. Annemin de babamın da hiç öyle sert kurallarını görmedim. Babam özellikle çocukları arasında bana öğüt vermeyi sever. 5 çocuğu arasında yerim özeldir.
Ünlü anne baba-annenin kızı olmak zor mu? Ben hiç magazinel değildim, o yüzden zor olmadı. Bu anneyle-babanın kararı mıydı? Annem oyuncu babam da şarkıcıydı, ama bizim evde bu normal bir durum olarak yaşandı. Biraz da magazinden sakındılar. Ama işim gereği bu durum şimdi biraz dezavantaj oldu. Ne okudunuz? Yeditepe Üniversitesi'nde İtalyanca Sahne Sanatları ve Tasarım. Üniversite yıllarında şarkı söylemeye başlamıştım, babama da vokal yapıyordum. Babam şarkı söylememi zor kabullendi. 'Şarkı söylersen, seni hastanede izlerim' dedi. Şimdi babamla sahne almayı çok istiyorum.
O kadar yani! Niye peki? Bilmem! Artık ne gördü, ne yaşadıysa! Kız başıma kulüplerde şarkı söyleyeceğim vs. diye korktu. Pop müzik yapıp kendimi sergileyeceğimi sandı. Eee, nasıl ikna ettiniz? İzin versin diye 'Rock müzik yapacağım' dedim. Halbuki hayatımda rock müzik dinlediğim yok! Hemen okulda bir grup kurdum, ama şarkıları aynı babam gibi nameyle okuyordum!
Doğum yaptığınızda, 10 yıl sonra anne babanız aynı kareye girdiler... Özel günlerde de bir araya geliyorlar. Normal günlerde konuşmuyorlar. Ha dersen ki o karede duygusal bir şey var mı? Normal doğum yaptım ve o anda kimseyi gözüm görecek halde değildim. Taner Efe gelince ne değişti? Çok renkli bir hayatımız vardı, daha da renkli oldu. Hayallerim vardır ama yarını asla düşünmem. O an ne olması gerekiyorsa, nasıl hissediyorsam öyle davranırım. Efe daha küçük, onun için hayallerim henüz yok. Kariyeriniz yarım kaldı! Hayır! Maşallahımız var! Annem geliyor, ona bırakıyorum. Ben de sütümü sağıp stüdyoya gidiyorum.
Dede- anneanne olunca, ilişkilerinde bir değişiklik oldu mu? Hayır canım! Onlarda hat kopmuş güzelim, kardeş gibiler. Hatta kardeş olamayacak kadar uzaklar. Babamın zaten 6 tane kadar torunu vardı, dedeliği ilk değil. Onlar artık bir araya gelmez. Hiç öyle bir şans yok. Her şeyi konuşan bir baba-kız ilişkiniz var mı? Yok, babam özel hayatıyla ilgili bir şey için beni karşısına alıp konuşmaz. Dünyam kendi odamdı, babam enstrüman çalardı, annem ona meyve servisi yapardı. Benle bu konuları konuşmazlardı.
Neyiniz benziyor desem? Düşünmeden konuşmamız! Kendi de öyledir, bir de bana öğüt veriyor 'Kızım bir şeyi konuşurken, 3 saniye düşün!' diye... Eşinizle ilişkisi nasıl? Taner 10 yıldan fazla Amerika'da yaşamış biri. O yüzden ünlü anne-babanın kızıyla evlendim diye bakmıyor. Babamla çok iyi anlaşıyorlar, damat değil, evlat gibi. Annem de Taner'i oğlu gibi görüyor.
Anneniz gibi aldatılma korkusu yaşıyor musunuz? İl k başlarda yaşadım. Ama bu yuvayı koru mak için özel bir şey yapmıyorum. Anı yaşıyorum. Aldatacak adam sen ne yaparsan yap aldatır. Anne ile babanızın neden resmi nikahı yok tu? Babanız ilk eşinden hiç boşanmadı. Annem 30 yıl boyunca istemez mi? Resmi nikahı olsun çok istedi. Ama babam ilk kızları sebebiyle, onlara şemsiye olsun diye boşanmadı. Ee, siz kız çocuğu değil misiniz? Kendinizi değersiz hissetmediniz mi? İşte... Problem de ordan çıktı. 'Bana neden şemsiye olmuyor, beni garanti altına neden almadı?' diye sorun çıkardı m. Ama sonra bakıyorum, olay şemsiye vs. değil. Annem öyle yaşamaya razı olmuş.
Babanız annenizle bir şeyler yaşam aya başladığında ilk eşini aldatmış oluyor... Annem babamın Zeliha Hanım'la evli olduğunu bilmiyormuş. Öğrenince de ayrılmak istemiş. Fakat babam 'Ayrı yaşıyoruz' diyerek ikna etmiş. 'Rica ediyorum, nikah kalsın' demiş. Annem de kabul etmiş. Yani annem bir aldatma tarafı değil, babam zaten ayrıymış. Babanızın öteki eşleriyle görüşüyor musunuz? Hayır, onlar benim muhatabım değil. Anneniz babanıza kırgın mı? İnanır mısın, annem hiç anlatmaz böyle şeyleri. Hiç konuşmuyoruz. Bu defterleri kapattı. 30 senenin verdiği bir şey, sonuçta aldatılmış bir kadın var. Mutlaka kırgındır. Ama babam da kırgındır.
Anlamadım? Babam da anneme belki kırgındır. Annemin de ona veremediği şeyler vardır. İlişkiler karşılıklı, kimseyi tek taraflı suçlayamazsın. Babamın o kadına gitmesinin de bir sebebi vardır. Bazıları çapkın olduğu için yapar, ama babam öyle değil. 3 ay önce bebeğinizi kucağınıza aldınız... Evet, anne olmak tarif edilemez bir duy gu. 28 yaşındayım; eşim Taner 24. Çocuk sahibi olmayı hiç istemiyordum aslında. Nazar değmesinden korkuyoruz.
Niye? Sonuçta ayrı anne-babanın çocuğuyum, içinde ister istemez 'Ya benim de evliliğim mutsuz olursa, ayrılırsam' gibi korkular oluyor. Taner'le evleneli 5 yıl oldu, aslında daha emin olmak için bekliyorduk. Bebek sürpriz oldu. Necla Nazır ile Ferdi Tayfur ayrıldığında kaç yaşındaydınız? Nasıl başa çıktınız? 16- 17 yaşındaydım. O gün nasıl hissettiğinizden daha çok, bu etki yüzünden sonraki hayatınızda yaptığınız yanlışları görüp anlıyorsunuz...
Ne gibi yanlışlar, mesela? Çok erken yaşta saçma sapan bir evlilik yaptım. İlk evliliğimi kast ediyorum... 'Siz beceremediniz evliliği, aile olmayı. Ben becereceğim' diye kanıtlamak için. Onların ayrılıkları sana batmamış gibi düşünüyorsun ama öyle değil! Ayrılma esnasında çocuk olsaydınız daha mı kolay olurdu? Belki... Biz birlikte yaşıyorduk. Babam her akşam gelir, gitarını çalardı. Onların muhabbetleri olurdu. Düşünsene 16- 17 yaşına kadar seninle olan baban birden yok. Ne oldu, ne yaptınız gidince? Babam evden gitti, annem, anneannem ve ben 3 kadın yalnız kaldık. Bir an boşluğa düşüyorsun ve ne yapacağını şaşırıyorsun. Ana haberlere çıkıyorduk... Çok zor zamanlar geçirdik. Hep birlikte Adana'ya kaçtık bir süre! Resmi bir evlilikleri yok ama 30 yıllık bir hayat arkadaşlığı... Niye bitme noktasına gelir? Onların ayrılacaklarını hiç düşünmezdim. Hiç hissetmedik. Bizim evde annemle babamın sesi hiç yükselmezdi. Ayrılma esnasında olaylar yaşadık. Babamla sorunları olan bendim, yazık anneme patladı.
AK Parti ve MHP'nin ortaklaşa hazırladığı anayasa değişikliği teklifiyle getirilen Cumhurbaşkanlığı sistemi, Meclis Komisyonu'nda kabul edildi, TBMM Genel Kurulu'nda tartışılıp oylanacak. Hükümetin kalktığı yeni sistemde, Meclis ve yargıda da kökten değişiklikler bulunuyor. CHP, "rejim değiştiriliyor" dediği düzenlemeye, "tek adam rejimi kuruluyor" eleştirisi getiriyor. CHP'nin itirazlarını Bülent Tezcan önceki gün CNN TÜRK'te Tarafsız Bölge programında Ahmet Hakan'a anlattı. Tezcan'ın yanıtlarıyla, CHP'nin sistemin yaratacağı sorunlara ilişkin öngörülerini derledik. İşte 18 soruda ana muhalefet partisinin işaret ettiği tehlikeler...
Temel itirazları ne?
Görüntüye baktığınızda, parlamenter sistemden başkanlık ya da cumhurbaşkanlığına bir hükümet sistemi değişikliği gibi geliyor ama sorun tam da bir rejim değişikliği.
Adı hala Cumhuriyet olan ama demokratik olmayan bir rejim. Bu diktatörlük, otoriter rejimin bir çeşididir. Cumhuriyet rejimi, demokratik hukuk devleti ortadan kaldırılıyor. Rejimde en ayırıcı unsur egemenlik ilişkisidir. Bu düzenlemeyle egemenlik milletin elinde olmayacak. Egemenliği kullanırken egemenliği verdiğiniz kişi tek başına hiçbir denetim altında olmadan kullanıyorsa, egemenlik milletin elinde değildir. Bu sistem, egemenliği bir kişiye sınırsız bir şekilde veriyor. Parlamentonun adı var kendisi yok. Herkese dokunabilen ama kendisine dokunulamayan bir kadiri mutlak kişi yaratıyor o da Cumhurbaşkanı.
Artık Başbakan yok, bakanlar kurulu, yani hükümet yok. Yürütmenin bütün yetkilerini Cumhurbaşkanı aldı. Klasik demokratik başkanlık sistemlerinde bütün yetkileri bir kişiye verirken bunu dengeleyecek sınırlayacak bir güç olur. Birincisi bu parlamentodur. Getirilen sistemde Meclis, kanun çıkarabiliyor ama yasama tekeli elinden alınmış durumda. Kanun çıkarabiliyor ama buna ortak bir de Cumhurbaşkanlığı kararnamesi var. Üstelik bu sınırlı da değil, tam tersine çok geniş alanda bir yetki. Cumhurbaşkanı bakanlıkları kurabilir, bozabilir, yetkilerini, disiplin hükümlerini düzenler; birden fazla ili bir araya getirebilir; bakanlıklarda daire müdürlükleri kurabilir. Aklınıza devletle ilgili ne geliyorsa, hastanelerden postanelere kadar devletle ilgili düzenleme yapabilme yetkisi veriyorsunuz bir kişiye.
Meclis nasıl kanun çıkaracak?
'Parlamento kanun çıkartırsa, kanun geçerli olacak' deniyor ama bunu önleyecek ne kadar önlem varsa düzenlemeye konulmuş. Arkasından da 'Cumhurbaşkanının veto yetkisi vardır' denilmiş. Bir kanunu Cumhurbaşkanı veto ettiğinde, Meclis ancak salt çoğunlukla yeniden çıkarabiliyor. Meclis ola ki bir kararnameyi yürürlükten kaldırmak istedi ve kanun çıkardı; Cumhurbaşkanı da bu kanunu veto etti diyelim. O zaman düzenlemeyle 600 üyesi olması öngörülen Meclis'in bu kanunu yeniden çıkarabilmesi için, 301'i bulması gerekiyor.
Meclis ve Cumhurbaşkanı neden aynı anda seçiliyor?
Bütün sistemi yüzde 51'i bir partide toplamak üzere kurmuşlar. Cumhurbaşkanı artık partili Cumhurbaşkanı. Türkiye'de ABD'deki gibi değil, burada disiplinli partiler var. Partili Cumhurbaşkanı partinin genel başkanı olarak milletvekili grubunu belirleyecek. Meclis ve Cumhurbaşkanı aynı seçimde seçilecekler. Cumhurbaşkanıyla parlamentoyu aynı seçimde seçen milletin, birini ayrı, diğerini ayrı psikoloji içinde seçmesi çok zor. Bir siyasi irade sandığa giderken aynı anda, aynı şekilde belirlenir. Dolayısıyla parlamentonun çoğunluğunu istediği gibi belirleyen Cumhurbaşkanlığı yaratmak için gerekli bütün mekanizmalar konulmuş: Aynı anda seçim, partili Cumhurbaşkanı ve siyasi partiler rejimi.
Meclis, Cumhurbaşkanının veto ettiği kanunu çıkarabilir mi?
Bunlarla Parlamento çoğunluğunu kontrol eden Cumhurbaşkanını, o Parlamentonun kanun çıkararak sınırlaması mümkün değil. Deyin ki çıkardı, Cumhurbaşkanı veto ettikten sonra bir daha 301'i bulması mümkün değil. Demek ki, Parlamentonun yasa yaparak, süreci denetlemesi mümkün değil.
Gensoru yok, güven oylaması yok. Diyorlar ki, 'başkanlık sistemlerinde güven oylaması olmaz' ama başkanlık sistemlerinde başka denetim mekanizmaları olur. Onların önü kapatılmış. Başkanlık sistemlerinde başkan ve parlamento ayrı seçilir. Bu iki türlü denetim sağlar: İki farklı dönemde milletin iradesi değişebilir ve sandıkta ihtar verebilir. Bu yapılmıyor. Sistem öyle ki herhangi bir şekilde Cumhurbaşkanı ve parlamentonun görev süresi biterse, yine aynı şekilde bir arada yapılacak. Yani şunu diyor: 'Senin beni denetleyeceğin tek bir yol var, 5 senede bir git sandığa oyunu ver. Ondan sonra beni bir daha denetleyemezsin'.
Bakanlar üzerinde Meclis'in denetim yetkisi olmayacak. Gensoru verilemeyecek, güven oylaması yapılmayacak. ABD'de bakanlar Senato'nun onayından geçer, burada öyle bir şey yok. Peki bu bakanlar suç işlerse? Şu andaki sistemde bakanlar suç işlerse Meclis'in yüzde 10'u, 55 milletvekili soruşturma isteyebiliyor; basit çoğunlukla yani 139 bile olabilir bu, Meclis Soruşturması açılabilir; Yüce Divan'a sevk etmek için de salt çoğunluk, 276 gerekiyor. Peki yeni sistemde bakanlar suç işlerlerse nasıl yargılanacaklar? Önce Meclis Soruşturması açılmasını talep edebilmek için salt çoğunluk, yani şu anda Yüce Divan'a sevk edebilmek için gereken şartın yerine getirilmesi gerekiyor. Bu da 600 üye öngörülen Meclis'te 301 kişinin talep etmesi gerektiğini gösteriyor. Sonra Meclis çoğunluğu açılabilmesi için gerekli çoğunluk 5/3, 360; Meclis Soruşturması açıldı ve oradan geçti, Yüce Divan'a sevk edilebilmesi için de 3/2, 400 oy lazım. Gensoruyla denetleyemiyor, güvenoyu diye bir kurum yok, üstelik cezai sorumluluk da zorlaştırılmış durumda.
Cumhurbaşkanının cezai sorumluluğu var mı?
Şu anda anayasada Cumhurbaşkanın işlediği suçlar karşısında cezai sorumluluk tarif edilmiyor. Yeni düzenlemede 'Cumhurbaşkanına cezai sorumluluk getirdik' deniliyor. Cumhurbaşkanı hakkında Meclis Soruşturması istemek için yüzde 51, yani 301 imza gerekiyor. 360 imzayla Meclis Soruşturma Komisyonu kurulabiliyor, 400 imzayla da Yüce Divan'a sevk edilebiliyor.
Cumhurbaşkanına tanınan yetkiler ne?
Düzenlemeyle Başbakanın yetkilerinin, bütün Bakanlar Kurulu'nun yetkilerinin tamamı Cumhurbaşkanına veriliyor. Ondan daha fazlası Meclis'in yetkileri veriliyor. Şu anda mesela Meclis, Bakanlıkların kurulabilmesi için kanun çıkarabilir. Bu düzenlemede öyle değil, Cumhurbaşkanı kararnameyle her şeyi yapabiliyor. Yürütmenin bütün yetkilerinin verildiği Cumhurbaşkanının hesap verebilirliği son derece zorlaştırılıyor.
Cumhurbaşkanının Parlamentoyu fesih yetkisi nasıl işleyecek?
Cumhurbaşkanının bir de parlamentoyu fesih yetkisi var. Buna 'giyotin sistemi' diyorlar ama bu 'satır sistemi'. Cumhurbaşkanı kendini de feshetmek pahasına Parlamentoyu feshedebilir. Bu yetkiyi şurada kullanamıyor: Kendisiyle ilgili bir Meclis Soruşturması açılmışsa, istenmişse değil; yani 360 milletvekili bulunur da açılırsa feshedemiyor. Ama bu ikinci aşama. Peki Meclis Soruşturması istendiğinde ne oluyor? Parlamentoda çok zordur ama oldu da suç işlediği iddiasıyla bir başkan hakkında 301 milletvekili imzaladı ve istedi, ertesi gün Cumhurbaşkanı Parlamentoyu feshedebilir. Sorumluluğu kapatmaya dönük ne kadar mekanizma varsa getirilmiş.
Fesih yetkisini kullanmanın bir şartı var mı?
Fesih yetkisi parlamenter sistemlere özgü bir yetkidir. Demokratik başkanlık sistemlerinde başkanlık sistemlerinde hiçbir şekilde fesih yetkisi yoktur. Bu sistemi getirenler bize diyorlar ki, 'ikili meşruiyet var. Parlamento da başkan da milletten oy alıyor; dolayısıyla bu ikili meşruiyet arasında çatışmayı önlemek için bu sistemi getiriyoruz' diyorlar. Mesela Amerikan sisteminde bu sebeple başkana parlamentoyu fesih yetkisi vermiyor, 'Seni de halk seçti, onu da feshedemezsin' diyor. Bu parlamenter sisteme özgüdür ve sınırlıdır. 'Hükümet kurulamazsa' şartını koşuyor. Şu anda getirilen sistemde hiçbir gerekçe yok. Cumhurbaşkanı 'canım istedi' diyor. Meclis de gerekçeye dayandırmadan, Cumhurbaşkanı da feshedebilir. Peki niye? İkincisi Cumhurbaşkanı diyelim ki, siyasi konjonktürü kendisi için uygun gördü ve Parlamentoda da çok zor olmasına rağmen siyasi denetimden rahatsız oldu, 'Ben bunu değiştirebilirim' dedi. Partili Cumhurbaşkanı, partiyi de kontrol ediyor, kendine en uygun konjonktürde, sistem tıkanmış tıkanmamış hiç önemli değil, feshedebilir. 'Fesh ettim, ettim.'
Cumhurbaşkanı bu kararı sistemin doğası gereği tek başına veriyor ama Meclis bu kararı 5/3 ile 360 milletvekili ile verebiliyor. Yani Parlamentoda bu sistemden sonra 360 milletvekilini çıkarabilmek neredeyse imkansız. Bu yüzden bu 'giyotin sistemi' değil, 'satır sistemi'. Cumhurbaşkanının eline satırı veriyor, 'istediğin zaman kes' diyor.
Bu tabloda HSYK, yani yargının en tepesi '12 kişiden oluşacak' deniyor. 12 kişinin 6'sını Cumhurbaşkanı atayacak. 5 deniliyor ama üyelerden biri de Adalet Bakanı Müsteşarı. Yürütme yetkisinin tamamı verilen bir kişi yüksek yargıyı atayacak kurulun yarısını belirleme gücünü ele alıyor. 12 kişinin kalan 6'sını da Meclis'e, çoğunluğun belirleyebileceği şekilde veriyor. HSYK üyelerinin seçimi Meclis'te şöyle olacak: Birinci tur 3/2, ikinci turda 5/3, o da olmazsa en çok oy alan iki kişi arasından kura çekilmesi. Şu andaki parlamento tablosundan söyleyeyim: AKP tek başına o 6 kişiyi tek başına seçer. Bu HSYK ne yapacak? HSYK, hakim savcı, Yargıtay'ın tamamı, Danıştay'ın 4/3'ünü atayacak.
Anayasa Mahkemesi 15 üyeli olacak. Bu düzenlemede 15 üyenin 12'sini Cumhurbaşkanı seçiyor. Yani kendisini de Yüce Divan sıfatıyla yargılayacak olan 15 kişinin 12'sini seçiyor. Anayasa Mahkemesi'nin ayrıca onu denetlemesi gerekiyor. Yani suç işlemesi halinde kendini yargılayacak hakimi tayin ediyor. Geri kalan 3 üyeyi de HSYK da olduğu gibi, Meclis aynı çoğunluk sistemi içinde seçiyor.
Danıştay üyeleri nasıl seçilecek?
Danıştay'ın 1/4'ünü Cumhurbaşkanı, geri kalanı demin anlattığım HSYK, yani yine Cumhurbaşkanı seçiyor.
Yargıtay üyeleri nasıl seçilecek?
Yargıtay'ın Cumhuriyet Başsavcısını ve başsavcıvekilini Cumhurbaşkanı seçiyor, geri kalan Yargıtay üyelerini de yine aynı HSYK seçiyor.
Yargının işlevi ne olacak?
Bu yargı ne yapacak? Suç işlerse Cumhurbaşkanını yargılayacak, onun çıkardığı kararnameleri anayasaya aykırı mı diye denetleyecek, Meclis'in çıkardığı kanunlar anayasaya uygun mu diye denetleyecek, bakanlar suç işlerse yargılayacak. Mesela bu yargı vatandaşla ilgili işlem yapacak. Çok yaşadık mesela yürütmenin başı olarak Cumhurbaşkanı, 'Artvin'deki yaylayı maden olarak işleteceğim' diyecek. Bu yargı Cumhurbaşkanının o işlemini denetleyecek. 'Vatandaşın zeytinliğini jeotermal alanı açtım' diyecek, vatandaş onun atadığı o mahkemeye gidecek.
Manisa'nın 20 bin nüfuslu Barbaros Mahallesi'nde bulunan bir trafodaki arızadan dolayı bir aydır yaşanan elektrik kesintileri, mahalle sakinlerinin tepkisine neden oldu. Mahallenin muhtarlık binası önünde toplanarak, durumu protesto eden mahalle sakinleri, yetkililere sorunun çözümü noktasında çağrıda bulundu.
Yunusemre ilçesinin 20 bin nüfuslu Barbaros Mahallesi içerisinde bulunan bir trafodaki arızadan dolayı bir aydır yaşanan elektrik kesintileri, vatandaşı çileden çıkardı.
Gediz Elektrik Dağıtım Şirketi'ne sorunlarını bildirmelerine rağmen bir aydır çözüm bulamayan mahalle sakinleri sokağa indi. Ellerindeki el fenerleri ile muhtarlık binası önünde toplanarak, durumu protesto eden grup adına konuşan mahalle muhtarı Siyami Alak, elektrik şirketi yetkileri hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını söylerken, "Bu sıkıntımız bir aydır devam ediyor. Vatandaşımız bu soğukta mağdur. Gediz Elektrik Dağıtım Şirketi buna köklü bir çözüm bulması lazım. Artık yeter.
2016 TEOG sonuçları E-Okul sitesinde açıklandı, sınava giren öğrenciler MEB'in alt sitelerinden olan siteye girerek, sonuçları öğrenebilirler. Sonuçlar açıklandıktan sonra sitede yavaşlama söz konusudur. Ailelerin sonuçları öğrendikten sonra nelere dikkat etmelidirler? Uzmanlardan önemli uyarılar... İkinci sınav ne zaman yapılacak? Kaç gün kaldı? Sınava ve sonuçlara dair tüm bilgiler haber içeriğimizde yer almaktadır.
MEB 2016 TEOG sonuçlarını E-Okul sitesinde yayınladı. Sabırsızlıkla beklenen sonuçlar sitede yayınlanırken, sitenin yavaşlılığı dikkat çekiyor. Öğrenci T.C kimlik no ve öğrenci okul no ile siteye girilebilir. Sınava girdikleri derslerden kaç doğru ve kaç yanlış yaptıkları öğrenilebilir.
Öğrenciler ikinci sınava ne zaman girecek?
Öğrencilerin gireceği ikinci sınav 26 ve 27 Nisan 2017 tarihinde başlayacak. Mazeret sınavları ise 20 ve 21 Mayıs tarihlerinde olacak.
Sonuçlar Haziran'ın ilk hafta açıklanabilir.
Doğru ve yanlış cevap sorular üzerine önemli açıklama
Milli Eğitim Bakanlığı sınavlarda ÖSYM sistemini kullanmayacak. Öğrencilerin yanlış yaptığı sorular, doğru yaptığı soruları etkilemeyecektir.
Uzmanlardan ailelere önemli uyarılar
Öncelikle şu bilinmesi gerekir: Sınava giren aileler değil, çocuklardır. Çocuklar sınava hazırlanırken, aileler de strese hazırlanıyor. Stres, baskıyı doğuruyor. Baskı ise çocukların derslerde motive olmasını düşürüyor. Aile, çocuğa destek olması gerekir. Stresten ve baskıdan uzak, çocuklara "daha cana yakın", bir anne veya bir baba gibi değil; bir arkadaş gibi yakınlaşması gerekir.
Programlı ve disiplinli ders çalışma konusunda aileler "programlı çalışmak"tan çok, "disiplinli çalışma" konusu üzerinde daha çok duruyor. Disiplin, çocukların eğitiminde önemli bir rol oynarken, aşırıya kaçan disiplin, çocuklar üzerinde olumsuz etki bırakmasına sebep olabiliyor. "Şu kadar saat ders çalışmazsan dışarı çıkamazsın, bilgisayarda oyun oynayamazsın, cep telefonu ve ipad yasak olur" gibi yasak uygulamalar çocuk üzerinde baskıya ve strese sebep olmaktadır. Çocuklar bu tarz durumlarda ders çalışır gibi gözükse de, aklı ailelerin disiplinli hallerinden ötürü kızgın ve canı sıkkın olur. Bu durumda çocuklar ders çalışır gibi yapar ama o dersten bir şey anlamayabilir. Disiplin dengeli olursa "ödül ve ceza" sisteminde eşitlik olduğu an, çocuğun motive oranı artacaktır.
Sınava girecek olan öğrenci, derslerde yapamadığı sorular olduğunda aile, öğrenciye pozitif yaklaşmalı ve öğrencinin "anlayacağı" şekilde yapamadığı sorulara yardımcı olmalıdır. Aile "kendi yaşına göre değil", çocuğun yaşıtına göre davranmalıdır. "Bu soruyu sen nasıl yapamazsın, basit soru ama yapamadın, o kadar çalışıyorsun bu soruyu mu yapamadın, sen ders çalışmıyorsun" gibi cümlelerden uzak durmalı, sanki aile o soruyu "kendisi" yapamamış gibi davranmalıdır. Şu gerçek ki: Bu tarz davranışlar, çocukların "özgüveni"ni etkilemektedir. Özgüveninden yoksun olan öğrencinin saatlerce ders çalışması, o dersten başarılı olacağı anlamına gelmemektedir.
2016 pek çok acının, üzüntünün, sevincin, heyecanın ve önemli olayın art arda geldiği bir yıl oldu. Kiminin hafızasında gülümseten fotoğraflar yer etti, kiminde sevilen birinin kaybı... Ama ne yaşanmış olursa olsun yeni bir yıla başlangıç yapmak umutları da beraberinde getirdi. Sağlık, başarı, mutluluk, birliktelik dilekleri sıralandı. Biz de 2017 yılı için Facebook hesabımıza gelen yeni yıl temennilerini bir araya getirdik. İşte sizlerden gelen yeni yıl dilekleri...
Yeni yıl dileklerinizi yazın, yayınlayalım.
SaimCan Emiroğlu: 2017'nin barışın, kardeşliğin, insan haklarının, demokrasinin taçlanacağı, insanın insanı sevdiği, savaşların son bulduğu, anaların ağlamadığı bir yıl olmasını diliyorum
Yasin Reyhan: İnsanlar farklılıklarının aslında duygularının dışa vurumu olduğunun farkına varsın ve daha yaşanılır bir dünya olsun. Farklı dediğimiz şeylerin aslında insanların duyguları olduğunu öğrenip, ötekileştirme ve farklı damgası vurmadan yaşanabileceği temennisiyle.
Umut Aktaş: Ülkem için ölümlerin olmadigi bombalarin patlamadigi dogubati ayrimi olmadigi sadece ve sadece cocuklarimizin kardeşlerimizin geleceğine güzel bir ülke ve hayat vermesi dileğiyle bizlerin gördüğünü gormesinler
Ömer Doğubey: Karadağ Her birimizin insanlık onuruna yakışır bir şekilde yaşadığı; birlik beraberlik, barış, dostluk ve demokrasinin egemen olduğu, insan hakları ve hukukun üstünlüğüne inanılan ve bu uğurda mücadele edilen yeni bir yıl diler, bu Aziz vatan uğruna canlarını feda eden tüm sehitlerimize Allah'tan rahmet, başta Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere tüm gazilerimize minnet ve şükranlarımı sunarım.
Semih Mehmetoglu: Huzur sevgi barış kardeşlik refah ve dünyada hiçbir insanın oldurulmeyecegi bir gelecek ve savaşların olmamasını diliyorum...
Cemil Parlak: 2016 yılını Geride bırakırken dönüp geriye bakarken ve aslında Sene ne çabuk geçti diyoruz aslında kocaman sene çok şeyler alıp Gittiğinin farkında değiliz aslında çooooooook şeyler alıyor Hepimizden sevdiklerimizi sevmediklerimizi aslında hepsini Kaybettik'den sonra arıyoruz gene aynı geçiyor ve bir sel misali akıp Gidiyor kum kalıyor hayatımızda dilerim 2017 yılı sevdiklerimizi Sevmediklerimizi almasın hayatımızdan aslında dünya çok geniş Dünyada ölümü bilerek yaşayan tek varlık ve tek canlı insan oğlu Öleceğini bilerek yaşayan insan ama gel gör'ki bütün şerefsizliği Yapmaktan kaçınmıyor çok yaşasan 70 yaşarsın sonu ölüm 2017 Yılının bütün dünyaya Barış ve kardeşlik güzellikler getirmesi dileğiyle şimdiden yeni Yılınızı kutlar en güzel seneler dilerim saygı ve sevgilerimle
Hakkı Gökkan: Yeni yıl da üniversite mezunu gençlerin hakettikleri kadroyu almalarını temenni ediyorum. Ben de imkansız olduğunu biliyorum. Laf olsun işte ;)
Bayram Alperen Yağmur: Herseyin yenisi guzel olsada, bazı seyler yillar gectikce degeri çoğalır. (Mustafa Kemal Atatürk) iyi yıllar ulusların ulusu canım Türkiyem..
Sirin Seren Demir: Savaşsız bir dünya diliyorum! Savaş isteyen ne kadar meraklısı varsa 2016da kalsın lütfen. keşke öyle bir kapı olsa! Kötüler içeri giremese
Şenay Göker: çok basit.. temel ihtiyaçlar.. çocuklar istismar edilmesin.. fakirden çalınıp zengine verilmesin.. tüm insanların ve hayvanların evleri ve karın doyuracak kadar yemekleri olsun.. sadece en güçlünün gücünün idamesi için iç dış savaşlar organize edilmesin.. insanlar ölmesin. eğitim sevgi saygı aşk dilekleri?... oralara daha çok var.. 500 yıl kadar. önce insan olalım.. duygular sonra..
Hasan Akif Aycibin: Ülkemiz için hayırlı huzurlu, terörden uzak bir yıl olması dileğiyle... Herkese Mutllu Yıllar!
Cüneyt Denktaş: Türk milletinin, büyük millet olduğunu, bütün medeni alemin, bir kere daha tanıyacağı bir yıl olması dileği ile..
Resul Bayindirli: Aslolan insandır. Aslolan yuz yuze olabilmektir. Benim dileklerim, yeni yıl gibi kurgulardan-mitlerden değil. Benim dileklerim insanlardan. İnsanlık tarihinde, yüz yüze/ göz göze bakmaya, birbirimizi dinlemeye, anlamaya hiç bu kadar ihtiyacımız olmamıştı. Ben, birbirimizin gözlerinin içine daha fazla bakmayı, birbirimizi daha fazla dinlemeyi, birbirimize sarılmayı diliyorum... insanın gözünün içine bakmak tanrının yüzüne bakmaktır. Sevelim, sevilelim; bu dünya kimseye kalmaz...
Kortan Afacan: Huzur mutluluk sevinç dolu olsun 2017 de de savaşlar olmasın terör olmasın insanlar ölmesin barış olsun insanlık kardeşlik abilik olsun.
Canan Sanfikci Sevgi bütün kapıları açar..... Yeni yılda sevgi dolu günler dilerim. Mutlu Yıllar.
Asir M Altinoz: Trafik ve Sürücü Güvenliği Eğitimi ile trafikde ölümler önlenir , yaralanmalar azalır.
Cengizhan Halaçlı: Yeni yıl öncelikle güzel ülkemize huzuru ve barışı getirsin. İyi yıllar.
Serfiraz Itegin: Barış barış olsun ölümü ler olmasın 2017 her kese kaza bela vermesin
Özlem Omay Ulkece terorsuz bir yıl ve kadın haklarına saygı
Korhan Tuğra: Bütün dünyada barış olsun istiyorum çocuklar ölmesin istiyorum
Nesim Üstünay: Huzur barış istiyorum kan dokulmesin yeter
Zeydin Seviş: Ülkemizde barış ve huzur olsun benim için her gün yılbaşıdır
Mahir Selli: kardeşçe bir yaşam başka bir dileğimiz yok
Sakine Sakine: Sağlık mutluluk huzur para ölümsüz bi dünya ve mutlu çocuklar
Cumali Yıldız: Yeni yılda huzur barış sevgi kardeşlik olsun
Turan Teymur: Artık hiç askerler ölmesin
Fırat Acar: Yeni yıl dürüstlük yılı olsun
Feyyaz Ileri: Yeni Yılda Galatasarayın Şampiyon Olması bide biletimin tutmasını isterim
Ceyhun Kıvrak: Inşaallah karanlıkta girmeyiz.
Rasim Çağrı Özgür bağımsız adalet eğitim ve basın.
Ahmet Türkmen Neolur yeni yılda INSANLİK moda olsun neolur lütfen..!
Mehmet Akdağ Yeni yılda sevdiğim kızı alıp evlenmeyi tüm dünya da barış kardeşlik sevgi getirmesini diliyorum
Tekin Erdoğan: Bu yıl cocuk lar ölmesin huzur barış daim ve sonsuz olsun
Anne Leman Sağlık barış huzurlu bir yil istiyoruz şehit haberi olmadan bir Türkiye istiyoruz❤
Antep fıstığında vergi indirimi
Tuzlu Antep fıstığının ithal ve toptan tesliminde KDV oranının, ürünün "kuruyemiş vasfını kaybetmemesi ve niteliğinde bir değişim yaşanmaması" halinde yüzde 8 yerine yüzde 1 olarak uygulanacağı bildirildi.
Gaziantep Ticaret orsasından (GTB) yapılan yazılı açıklamada,Borsanın, kuruyemiş ürünlerinin toptan satışında uygulanacak KDV oranları konusunda sektörde yaşanan birtakım tereddütler ve üyelerden gelen talepler üzerine, Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı nezdinde başlattığı girişimlerden olumlu sonuç alındığı belirtildi.
Açıklamada değerlendirmelerine yer verilen GTB Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Tiryakioğlu, Maliye Bakanlığının, kuruyemiş üreticilerinin Antep fıstığında uygulanacak KDV oranlarıyla ilgili beklediği açıklamayı yaptığını ifade etti. Kuruyemişlik Antep fıstığında KDV oranlarının ürününün tabi tutulduğu işlemlere göre değiştiğine dikkati çeken Tiryakioğlu, şunları kaydetti: "Antep fıstığı kuruyemiş olma, kavurma ve zarının soyulması işleminde olduğu gibi tuzlanmasında, niteliksel bir değişime uğramaması halinde ithal ve toptan tesliminde yüzde 1, perakende teslimindeyse yüzde 8 oranında KDV'ye tabi tutulacak. Bunların paketlenerek satılması da uygulanması gereken KDV oranını tkilemeyecek. Antep fıstığının çikolata, şeker, soya ve benzeri maddelerle kaplanarak satışa sunulması halinde KDV oranı yüzde 8 olarak uygulanacak."
Kanada merkezli akıllı telefon üreticisi BlackBerry, son bir yıldır Android işletim sistemi üzerine yoğunlaşmış durumda. Firma istediği konuma bir türlü gelemese de denemekten asla vazgeçmiyor. İşte yeni iddialar.
Kısa bir süre önce Neon, Argon ve Mercury adlarına sahip modeller ise basında kendine yer bulan firma, şimdi kolları sıvamaya hazırlanıyor olabilir. İddialar, firmanın Alcatel ile işbirliği içerisine gireceği yönünde. Cihazların üretimi konusunda bir çeşit partnerlik gündeme gelebilir. Ancak henüz bu konuda resmi bir kanıt yok.
Firmanın söz konusu yeni modelleri öncelikle kendi içerisinde kesinleştirmesi gerekiyor. Şirket içi sunumlardan bazı görseller daha önce paylaşılmıştı ancak modellerle ilgili daha sonra bir bilgi paylaşılmadı.
Ancak planlama noktasında şimdiden 2017'de piyasaya çıkarılması beklenen cihazlar olduğu görülüyor. Bu modeller içerisinde tamamı dokunmatik ekranlı standart akıllı telefonlar olduğu gibi, QWERTY klavyeye sahip modeller de var.
Piyasaya çıkacağı tahmin edilen yeni BlackBerry modellerinin hiçbiri giriş seviyesi değil. Yani firma orta ve üst segment modeller ile hedeflerini büyük tutuyor. Priv modelinde de benzer bir yaklaşım görmüştük. Detaylar şimdilik bu kadar ancak gelişmeleri sizler için takip etmeye devam edeceğiz.
Sakarya Kız Öğrenci Yurdu'nda doğalgaz kaçağı paniği
Adana Aladağ'daki yurt yangının acısı henüz hafızalarda tazeliğini korurken dün gece Sakarya'nın Serdivan ilçesindeki kız yurdunda yaşanan bir olay, öğrencilerin yüreklerini ağızlarına getirdi. Kredi Yurtlar Kurumu'na bağlı Sakarya Kız Yurdu'ndaki doğalgaz kokusu paniğe yol açtı ve yurt görevlileri kaçan öğrencilere engel olamadı.
Sakarya'nın Serdivan ilçesinde Kredi Yurtlar Kurumu'na bağlı Sakarya Kız Yurdu'nda dün gece öğrencilerin doğalgaz kokusu hissetmeleri üzerine panik yaşandı. Bina tahliye edilirken, yapılan incelemede gaz kaçağı olmadığı, kokunun kalorifer bacasından çıkan dumanın rüzgarın etkisiyle binaya girmesinden kaynaklandığı saptandı.
Özel bir inşaat firmasından kiralanarak Kredi Yurtlar Kurumu'na (KYK) bağlı olarak geçen yıl hizmete açılan 300 öğrencinin barındığı Sakarya Kız Yurdu'nun D Blok'ta kalan öğrenciler dün gece doğalgaz kokusu geldiğini söyledi.
İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde yurt yangını protestosu
Aladağ'daki yangının psikolojik etkisiyle çok korktular
Adana'nın Aladağ ilçesinde yurt yangınından psikolojik olarak etkilenen öğrenciler, burada da yangın çıkmasından korktukları için panik halinde binayı terk etmeye başladı. Engel olmak isteyen güvenlik görevlileri ile öğrenciler arasındaki tartışmalar sosyal medyaya yansıdı.
Adana'daki faciayla ilgili bilirkişi raporu açıklandı
Yatıştırmaya çalıştı
Olay üzerine Kredi Yurtlar Kurumu İl Müdürü Arif Özsoy da yurda gelerek paniğe yatıştırmaya çalıştı ve tahliye edilen öğrenciler başka bir binadaki konferans salonuna alındı.
Bütün binada ölçüm yapıldı
İhbar üzerine Adapazarı Gaz Dağıtım A.Ş. ekipleri saat 23.30 sıralarında binaya gelerek inceleme yaptı, doğalgaz kaçağı olmadığını belirledi. Buna rağmen kokunun devam ettiği söylenince saat 02.30'da ekipler yurt binasının tüm kapı ve pencerelerini kapatıp daha donanımlı cihazlarla ölçüm yaptı. Binada ve çevrede gaz kaçağına yine rastlanmazken, kokunun kalorifer bacasından çıkan dumanın rüzgarın etkisiyle binaya dolmasından kaynaklandığı anlaşıldı.
Kredi ve Yurtlar Kurumu İl Müdürü açıklama yaptı
Kredi ve Yurtlar İl Müdürü Arif Özsoy,  şunları söyledi:
"Öğrencilerin ilk ihbarından itibaren gece boyunca incelemeler devam etti. Ancak çok şükür gaz kaçağına rastlanmadı. Maalesef Adana'da yaşanan elim olaydan sonraki hassasiyetten dolayı öğrencilerimiz çok panik olmuş. Bahsedilen iddialarda olayın sıcaklığında panik sebebiyle yaşanmış. Görevlilerimizin kastı bulunmuyor. Yurt zaten kısa sürede boşaltıldı. Kendilerine başka yerde yatak ayarladık. Ancak incelemelerin tamamlanmasının ardından yurda girmeyi kabul ettiler. Çok şükür herhangi bir problemimiz bulunmuyor."
Erkek ve kadınların ideal vücut tipleri
Hayalizdeki göz, kaş, bacaklar nasıl? Peki seçme şansınız olsa hangisini seçersiniz? İşte kadın ve erkeklerin Hollywood ünlülerinden yola çıkarak en beğendikleri vücut tipi; Sonuçları görünce çok şaşıracaksınız.
Fenerbahçe Anadolu Efes maçı hangi kanalda ve saat kaçta?
Fenerbahçe Anadolu Efes maçı bu akşam oynanacak. Lig TV 3'te canlı yayınlanacak bu önemli basketbol derbisi ile Sarı-Lacivertliler puanları rakibiyle eşitlemeyi hedefliyor. Fenerbahçe - Anadolu Efes maçı hangi kanalda sorusunun yanıtı haberimizde yer almaktadır.
Fenerbahçe Anadolu Efes ile Spor Toto Basketbol Ligi'nin 13. haftasında karşılaşacak. Sezona şampiyonluk parolasıyla başlayan iki ekip de bu önemli derbi karşılaşmasından galibiyetle ayrılmayı hedefliyor. İç sahada henüz yenilgi yüzü görmeyen Fenerbahçe, Anadolu Efes karşısında alacağı galibiyetle puanları eşitleyebilecek.
Bu akşam Ülker Sports Arena'da oynanacak dev karşılaşma saat 19.00'da başlayacak. Emin Moğlkoç, Sinan İşgüder ve Can Mavisu hakem üçlüsünün yöneteceği zorlu karşılaşma Lig TV 3'ten canlı yayınlanacak.
Ligde geride kalan 12 haftada Fenerbahçe 10 galibiyet alırken, 2 maçtan mağlubiyetle ayrıldı. Ancak Sarı Kanaryalar evinde oynadığı karşılaşmalarda mağlubiyet yüzü görmedi. Ligde geçtiğimiz hafta Trabzonspor Medical Park'ı konuk eden Fenerbahçe, ilk yarısında 16 sayı geriye düştüğü karşılaşmada geri dönüşe imza atarak maç sonucunda 98-78 ile gülen taraf oldu.
Diğer taraftan geçen sezon Avrupa'da büyük başarı yakalayan Sarı Kanaryalar bu sezon da Euroleague'de mücadele veriyor. Son karşılaşmasında Yunanistan'ın önemli temsilcilerinden Olympiakos deplasmanına çıkan Fenerbahçe, karşılaşmadan 71-62 mağluğ ayrıldı.
Bu sezon 59.23'lük iki sayı yüzdesine ulaşan Fenerbahçe, ligde bu anlamda en iyi ikinci istatistiğe sahip ekip durumunda. Ayrıca maç başına 82.7 sayı ortalaması bulunan takım, bu alanda ise en iyi üçüncü takım durumunda yer alıyor.
Yaz döneminde kadrosunda büyük bir revizyona giden Anadolu Efes, bu sezona Velimir Perasovic yönetiminde başladı. Yaz döneminde kadrosunu Brandon Paul, Maksim Mutaf gibi isimlerle kadrosunu güçlendiren Anadolu Efes, bu sezon geride kalan 12 haftada 11 galibiyet alırken, 1 maçta salondan yenik ayrıldı. Ligde şu anda 3. sırada yer alan ekip son lig maçında Darüşşafaka Doğuş'u 78-72 mağlup etmeyi başardı.
Euroleague'de ise son maçında Real Madrid ile karşılaşan Lacivert-Beyazlılar bu karşılaşmadan ise 78-80 mağlup ayrıldı.
Bu sezon başında Fenerbahçe ile Anadolu Efes Cumhurbaşkanlığı Kupası'nda karşılaştı. Fenerbahçe baştan sona üstün götürdüğü maçın sonucunda 77-69'luk galibiyet elde etti ve kupayı müzesine götürdü.
Tercih eder misiniz?
Modelde kırmızı, sarı ve siyah renkler kombine kullanılmış. Ninjaya benzeyen bir görüntü ortaya çıkarken, modelin olduğundan daha farklı görünmesi sağlanmış. Modelde jant tasarımı da değiştirilmiş.
Akşam sekizden sonra yenilen yemek kilo aldırmıyor
Akşam yemek yediğiniz için kilo aldığınızı mı düşünüyorsunuz? Akşam sekizden sonra yenen yiyeceklerin yakılamayıp, yağa dönüşeceği düşüncesi birçok kişinin ortak fikri. Yapılan son bilimsel çalışmalar bu popüler söylentinin pek de doğru olmadığını ortaya çıkardı.
Londra'daki King's College araştırmacıları çocuklar üzerinde yaptıkları dört yıllık araştırma sonunda, akşam sekizden sonra yemek yemekle kilo fazlalığı arasında anlamlı bir ilişki olmadığını buldular.
Obezite ve Metabolik Cerrah Prof. Dr. Halil Coşkun, "Araştırma kapsamında 4-10 yaş arası 768 çocuk ve 11-18 yaş arası 852 çocuğun dahil olduğu toplam bin 620 çocuğun beslenme alışkanlıkları incelendi.
Verilerin istatistiksel analizi akşam 8 ile 10 arasında akşam yemeği yiyen çocukların, aynı yaşta olup öğlen 2 ve akşam 8 arasında yemek yiyen çocuklara göre, obez ya da aşırı kilolu olma bakımından daha büyük bir risk taşımadıklarını gösterdi.
Çalışanın bulguları araştırmacılar için şaşırtıcı oldu. Geç yemek yemekle aşırı kilolu olmak arasında bir ilişki ortaya çıkmasını umuyorlardı, fakat bunun doğru olmadığı bulundu.
Bu çalışmaya göre saat 8'den önce akşam yemeği yiyen çocuklarla daha geç yemek yiyenler arasında günlük enerji alımı bakımından önemli bir fark bulunmuyor.'' dedi.
Bu yeni bulgular, çocukların ne yiyeceği kadar ne zaman yiyeceğine dair önerileri içeren diyet tavsiyelerini destekleyecek bulguları sunmak açısından halihazırda yeterli kanıt olmadığını düşündürmektedir. Çocukluk obezitesinde yeme zamanının etkisini araştırmak için daha fazla çalışmaya ihtiyaç bulunmaktadır. Bu bağlantıyı araştıran ilk çalışmalardan biri olarak, bu analizin başka çalışmalarda da tekrarlanması yararlı olacaktır."
Tekirdağ'da skandal: Öz dedesi tarafından defalarca tacize uğradı
Tekirdağ'ın Çerkezköy ilçesinde, 14 yaşındaki kız torununa cinsel istismarda bulunduğu iddia edilen kişi tutuklandı.
Edinilen bilgiye göre, ortaokul öğrencisi olan 14 yaşındaki E.T, karşı dairede oturan dedesi H.T. tarafından defalarca taciz edildiğini ailesine anlattı.
Ailesinin polise yaptığı şikayet üzerine H.T. gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından Çerkezköy Adliyesine sevk edilenzanlı, savcılıktaki ifadelerinin ardından çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.
Simge ile Deichmann'da ayakkabını seç
Deichmann, yeni yıl coşkusunu çok özel ayakkabı kampanyalarıyla kutluyor.
Son trendleri ayakkabı koleksiyonunda buluşturan Deichmann, yeni seneyi kutlamak üzere 20-31 Aralık tarihlerinde yapacağı kampanya ile ayakkabı tutkunlarının yüzünü güldürüyor.
Simge ile buluşma fırsatı
Deichmann mağazalarından her 150 TL'lik alışveriş yapacak olanlar arasından seçilecek 2 müşteri, 08 Ocak 2017 tarihinde yeni yıIın ilk ayakkabı çanta kombinini, İstanbul Forum mağazasında sevilen şarkıcı Simge ile birlikte yapma fırsatını yakalıyor. Yine aynı tarihler arasında markanın online mağazasından her 150 TL ve üzeri alışveriş yapanlar, Ocak ayındaki bir sonraki alışverişinde kullanmak üzere 25 TL'lik indirim çekine sahip oluyor. Bu kampanya dahilinde seçilecek 2 müşteri ise 08 Ocak 2017 tarihinde İstanbul Forum mağazasında Simge ile de buluşuyor ve yeni yılın ilk kombinini Simge ile birlikte yapma fırsatını yakalıyor.
Markanın yılbaşı fırsatları bununla da sınırlı kalmıyor. 20-31 Aralık 2017 tarihleri arasında Deichmann mağazalarından alışveriş yapanlar %50'ye varan indirim kazanıyor. Deichmann'ın özel fırsatlardan yararlanarak siz de kış sezonunun trend ayakkabılarına, aksesuarlarına ve çantalarına özel fırsatlarla sahip olabilirsiniz.
Kronik ağrı uyku düşmanı
Kronik ağrılar ve uyku ilişkisi hakkında açıklamalarda bulunan Algoloji-Ağrı Uzmanı Prof. Dr. Nurettin Lüleci, kronik ağrısı olanlara önerilerde bulundu.
Prof. Dr. Nurettin Lüleci'nin açıklamaları şöyle:
Ağrıya bağlı uykusuzluk milyonlarca insanın yaşam kalitesini bozan önemli bir sorundur. Stres ve azalmış sağlık, ağrı ile bir arada olduğunda az uyuma ve uyku kalitesinde düşüşe neden olmaktadır. Kronik ağrısı olanların yüzde 60-90'ı uykusuzluk çekmektedirler. Uyusalar bile sık sık uyanırlar. Uykusuz uyku da denilebilir. Uykuda ağrılarda artışlar olur. Sabah kendilerini hiç uyumamış gibi hissederler. Yapılan bir araştırmada kronik ağrısı olanlar ortalama 42 dakikada uykuya dalarken akut ağrısı olanlar 14 dakikada uykuya dalabilmişlerdir. Ağrısı olmayanlar daha rahat uyumaktadırlar. Ağrısı olmayanlarda da uyku bozukluğu problemleri görülmektedir. Hiç ağrısı olmayanların bile ancak üçte biri rahat ve sorunsuz uyku uyuyabilmektedir.
Ağrı ve uyku
Normal bir gece boyunca hepimiz hafif uyku, derin uyku ve REM (hızlı göz hareketi) uykusu döngüleri yaşarız. Bu durum her gece üç beş kez tekrarlanır. Yeterince derin uykuyu almak, sabah kendini zinde hissetmek gereklidir. Kronik ağrı varlığında bu sağlıklı uyku döngüsü bozulur. Biz farkına varmadan uykumuz yeteri derinliğe erişmeden sık sık yüzeyelleşir, uyanmalar oluşur. Neticede uyuduğumuzu sansak bile gerçekte uyumamışızdır. Ağrılı uyku sizi asla zinde kılmaz.
Kronik ağrısı olanlarda görülen uyku bozukluğu ertesi gün kişinin diğer faaliyetlerinde, ilişkilerinde ve duygulanımlarında da zorluklar oluşturur. Yaşam kaliteleri bozulur. Kronik ağrısı olanların uykusu çevre koşullarından da etkilenir. Gürültü, oda ısısı, ışık, yatağın konforlu olması, oda havasının temiz olması gibi.
Çok uzun veya kısa uyku süreleri başka rahatsızlıkların belirtileri olabilir. Ortalama 8 saat yeterli bir uyku süresidir.
Ağrılar, akut dönemde uyku bozukluğuna daha az neden olur. Ağrı kronik hale gelmeye başladığı zaman her geçen sürede artan bir şekilde uyku bozukluklarına ve yaşam kalitesinde azalmalara neden olur.
Ağrılara bağlı uykusuzuluk önlenebilir mi?
Kronik ağrının bizzat kendisi bir hastalık olarak kabul edilmektedir. Ve mutlaka tedavi edilmelidir. Kronik ağrı sorununda ilaç tedavisi ve fizik tedavi de dahil olmak üzere bir çok tedbir alınırken, ağrı doktorları (algolog) da girişimsel tedavi yöntemleri uygulamaktadırlar. Uykusuzluk kaynağı kronik ağrılar ise ağrıları tedavi edildiğinde sorun büyük oranda çözülmüş olur.
Kronik Ağrısı olanlar nelere dikkat etmelidir?
- Kafein tüketimini durdurun veya sınırlandırın
- Ağrı kesici ve / veya uyku haplarının kullanımı etkili ancak bir doktorun gözetiminde
Algoloji-Ağrı Uzmanı Prof. Dr. Nurettin Lüleci
Fransa ekonomi bakanına yumurtalı saldırı
Fransa'da özellikle hükümetin yeni iş yasasıyla eleştiri oklarının hedefi haline gelen isimlerden Ekonomi Bakanı Emmanuel Macron, yumurtalı saldırıya uğradı.
Paris'te "Halkçı Cephe"nin 80. yılı anısına basılan hatıra pulunun tanıtımına giden Ekonomi Bakanı Macron, bir anda ülkenin en büyük işçi konfederasyonu olan CGT üyelerinin arasında kaldı. "Artık defol" sözleriyle yuhalanan Macron, grupta bulunan birkaç kişinin yumurtalı saldırısına da hedef oldu.
Hükümetin yeni yasa tasarısı kabul edildiği takdirde, çalışma saatlerinin uzaması ve işten çıkarmaların kolaylaşması sağlanacak. İşçi kazanımlarına bir saldırı olarak görülen tasarıya karşı yaklaşık 2 aydır ülke genelinde protesto ve grevler düzenleniyor.
Ahmet Hakan
Ahmet Hakan, 1967 yılında Yozgat'ta doğdu. Lisedeyken, Mavera Dergisi'ne abone oldu. Kitaplara, özellikle edebiyata çok meraklıydı. Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde bir süre okudu. Sonra, İstanbul'a geldi bir süre de burada okudu. Üniversitedeyken hikayeler yazdı. Bu hikayelerden bir kaçı Yedi İklim Dergisi'nde yayınlandı.
1993-1994 yıllarında muhabir olarak TGRT'de çalıştı. 'Yankı' isimli bir haber programı yapan ekipteydi.
Kanal 7 kurulurken Genel Müdürü Mustafa Çelik'le temas kurup kadroya dahil oldu. Bir süre muhabir olarak çalıştıktan sonra 1995-2003 arasında Kanal 7 Televizyonu Haber Müdürlüğü'nü ve ana haber spikerliğini üslendi. Kanal 7'de İskele Sancak programını yaptı ve bazı bölümlerini kitaplaştırdı.
2004 yılında Kanal 7 ile anlaşamayarak istifa etti.
'Neden Milliyetçilik?' ve 'Çeteler, Mafya ve Siyaset' isimli 2 kitap yazmıştır.
İlk yazarlık serüvenine Yeni Şafak'ta başladı. Daha sonra Sabah Gazetesi'nde çalıştı ve şu anda Hürriyet'te yazıyor.
Akıllı telefonlar için önemli uyarı
Mobil İletişim Araçları ve Bilgi Teknolojileri İş Adamları Derneği (MOBİSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Ekşi, kış saatinin sona ermesi ve saatlerin ileri alınmasından önce akıllı telefon sahiplerine otomatik ayarı seçmeleri tavsiyesinde bulundu.
Ekşi, yaptığı açıklamada, yaz saati uygulamasının 26 Mart Cumartesi gününü 27 Mart Pazar gününe bağlayan gece bir saat ileri alınmasıyla başlayacağını anımsatarak, akıllı telefon kullanıcılarının bu tarihi beklemeden telefonlardan "otomatik tarih ve saat dilimini" aktif etmelerinde fayda olduğunu söyledi.

Geçen yıl yaz saati uygulamasının 26 Ekim'de sona erdiğini anlatan Ekşi, seçim nedeniyle saatlerin geri alınma tarihinin 2 hafta sonraya yani 8 Kasım 2015'e ertelendiğini hatırlattı. Bu zorunlu uygulama sebebiyle mobil cihazların tarih ve saatlerinde uyumsuzluk yaşandığını belirten Ekşi, "Bunun üzerine birçok kullanıcı cep telefonlarının saat ve tarih menüsünde, otomatik tarih ve saat dilimi seçeneğini iptal ederek manuel düzenleme ile saatlerini ayarlamışlardı. 27 Mart'ta ise yaz saatine geçiş için saatler 1 saat ileri alınacak. Kullanıcıların, telefonlarından saat ve tarih menüsünde, otomatik tarih ve saat dilimini tekrar aktif hale getirmelerinde fayda var." diye konuştu.
Yaz saati uygulamasının başlangıç ve bitiş tarihlerinde manuel bir işleme gerek kalmadan otomatik ayarı açık bırakarak, saat ayarının otomatik olarak gerçekleşmesinin sağlanabileceğini bildiren Ekşi, "Böylece 27 Mart sabahı saatleri ileri almayı unutma riski de ortadan kalkmış olacak. Zira ev ve iş yerlerindeki saatlerimizi değiştirmeyi unutsak bile telefonlarımız bizi doğru yönlendirecek." dedi. Ekşi, otomatik tarih ve saat dilimi seçildiğinde, telefonlarının herhangi bir müdahaleye ihtiyaç duymadan sistem üzerinden aldığı bilgilerle kendini güncellediğini ifade etti.
Tasarruf yaklaşık 1 milyar kilovatsaat
Türkiye'de, 1925'te çıkarılan Günün Yirmi Dört Saate Taksimine Dair Kanun'a dayalı olarak uygulanan yaz saati uygulaması 27 Mart Pazar günü başlayacak. Gün ışığından daha fazla yararlanmak amacıyla 8 Kasım 2015 Pazar günü 04.00'dan itibaren 1 saat geri alınan saatler, 27 Mart Pazar günü 03.00'dan itibaren 1 saat ileri alınacak.
Saat değişiminden beklenen fayda ve tasarruf yaz saati uygulamasında gerçekleşiyor. Bütün bu değişimler, AB'deki saat düzenlemesine birlikte yapılıyor. İlkbaharda başlayıp sonbaharın ortasında biten 7 aylık uygulama ile 800 milyon-1 milyar kilovatsaat arasında elektrik tasarrufu yapıldığı tahmin ediliyor. Bu tasarruf miktarı orta ölçekli bir hidroelektrik santralin yıllık üretimine karşılık geliyor.
Dünyanın önde gelen ekonomi merkezleri ve Türkiye'deki gelişmeler Emin Çapa ve Ebru Baki'nin sunumuyla "Paranın İzi"nde ekrana geliyor.
Tübitak destekli fütüristik otomobil Oasis!
Elektrikli otomobiller her geçen dönem daha fazla ön plana çıkıyor. Bu haberimizin konusu ise Tübitak destek Oasis isimli konsept araç.
CES 2017 hızla yaklaşıyor ve fuarda görücüye çıkacak yeni teknolojiler için geri sayım başladı. Bu haberimizin konusu ise Oasis isimli yeni ve fütüristik bir konsept araç. İşviçre merkezli Rinspeed otomotiv şirketine ait olan Oasis isimli konsept aracın destekçilerinden biri ise Tübitak.
Araç CES 2017'de fuar ziyaretçilerinin karşısına çıkacak. İçerisinde ise oldukça dikkat çekici teknolojiler yer alıyor. Siemens, Harman Kardon, BlackBerry, Osram gibi alanında uzman firmaların da destek verdiği bir konsept olan Oasis, akıllı şehirler ile uyumlu bir akıllı araç.
%100 elektrikli olan araç, otonom sürüş özelliğine de sahip. Yaya tanıma, klavyeye dönüşen direksiyon gibi dikkat çekici teknolojiler göze çarpıyor. Aracın içerisinde ufak bir bahçe bile bulunuyor.
Bu Fiat Egea dünyayı dolaştı
Avrupa'da '2016 yılının En İyi Otomobili' seçilen Fiat Egea Sedan ezber bozan bir dünya turuna imza aıyor
Egea'nın dünya prömiyeri ilk olarak Mayıs 2015'te düzenlenen İstanbul Autoshow'da başladı. Dünya, Egea ismini ilk kez orada duydu. Fiat İş Birimi Direktörü Altan Aytaç Egea dünya turu hakkında şunları söyledi:
"Egea Dünya Turu" fikri ise Egea basın test sürüşünü gerçekleştirdiğimiz Çeşme'de ortaya atıldı. Çeşme'deki basın toplantımızda CEO'muz Cengiz Eroldu 'Dünya bizim oyun alanımız' demişti. Böylelikle dünya turunun ilk adımı atılmış oldu. Fiat Egea'nın Türkiye lansmanını Ekim 2015'te gerçekleştirdik. Ekim ayından 2015 yılı sonuna kadar toplam 5 bin 600 adet satış gerçekleştirdik. Türkiye lansmanını takip eden aylarda Avrupa ülkelerinden aldığımız talep de bizim için çok önemliydi. Sedan pazarının dar olduğu beş büyük pazardan, bilhassa İtalya'dan beklentilerimizin de üzerinde bir talep aldık."
Avrupa'da '2016 yılının En İyi Otomobili' seçilen Fiat Egea Sedan ile ezber bozan bir işe daha imza atmak istediklerini anlatan Aytaç " Egea Dünya Turu projesinin bizim başarı hikâyemizde önemli bir yeri olacak. Çünkü bu proje, Egea'nın 40 bin km boyunca dünyanın çevresini dönme macerasını konu alıyor. Biz bu projeyle, ürünümüzün dayanıklılığını, fonksiyonelliğini, yakıt tüketimi bakımından tutumluluğunu test ediyor, söylediklerimizi farklı bir deneyimle gerçekleştiriyoruz. Bu fikri gerçekleştirmek için sadece bir otomobil yetmez; bir de tıpkı Egea için emek verenler gibi hayalleri ve heyecanı büyük bir insan gerekir. Okan Altan'ın bu projeye olan inancı ve heyecanı bizim için ayrı bir motivasyon kaynağı oldu. Kendisinin imza attığı iş ile gurur duyuyoruz. Türkiye'de üretilmiş, modifiye edilmemiş, seri üretim bir otomobil ile ilk defa dünya turu yapılıyor. Ben kendisine tekrar teşekkürlerimi sunuyorum." dedi.
Egea, turun 5. etabı olan Avrupa kıtasındaki yolculuğunu bitirip Türkiye'ye varacak. Turu, Tofaş Anadolu Arabaları Müzesi'nde tamamlayacak; müzemizde sergilenen ve Tofaş tarihinde önemli yeri olan pek çok modelin arasında yerini alacak.
İki yıl önce Fiat Doblo'yu Detroit'e kadar götürdüğünü hatırlatan otomobil gazetecisi Okan Altan da, "Fakat dünyanın etrafında dönmek çok başka bir mücadele olacaktı. Uzun yol yapmayı seven otomobil gazetecilerinin hayalindeki bir zirveydi bu. En azından benim için bir Everest'ti. "diye konuştu. Altan şöyle devam etti:
" İlk parkurumuzda Bulgaristan ve Romanya'nın Türkiye'ye benzer yollarını geçtikten sonra, Moldova ve Ukrayna'da çok ciddi bozulmuş ilk yollarla yüzleşmiştik. Aniden kesilen asfalt ve devasa çukurlar arasında slalom yaparak ilerlerken, ister istemez aracın altını çok sert vurmaktan kurtulamadık. Daha yolun başında sayılacak günlerde hasar alacağız diye korkarken, Egea'nın sağlamlığı güvenimizi yükseltti. Rusya'da ise malum sert iklim yolların durumuna direk etki ediyor. Kışın bozulan parçalanan yollar yaz boyunca yeniden inşa ediliyor. Bu sebeple Ağustos ayının son günlerinde de olsak Rusya yolculuğumuzu limitlerin altında bir hızla sürdürdük. Ural dağları ile birlikte St. Petersburg'dan başlayıp Vladivostok'a kadar uzanan ünlü Trans-Sibirya demir yoluyla paralel yol aldık. Burası her motorlu veya otomobilli maceraperestin Everest'i olarak kabul edilen, dünyanın en uzun ve zorlu parkuru. Büyük bir heyecanla, günde ortalama 15 saat araç kullanarak, sadece yakıt almak ve uyumak için mola vererek yolumuzda ilerledik. 13 km'lik Trans-Sibirya yolunda engebeli arazi üzerinde, otomobili sayısız kez çukurlardan atlatmak durumunda kaldık. Yolun sonunda araçta hiçbir mekanik sorunun yaşanmaması, süspansiyonların gayet iyi durumda olması, modifiye edilmemiş, off-road özelliklere sahip olmayan, önden çekerli normal sedan bir otomobil için oldukça sıra dışı bir durumdu.  Ardından 11 bin kilometrelik Büyük Okyanus üzerinden Meksika'ya geçtik. Kilometre göstergemizde 17 bine ulaştığımız Meksika etabı aslında bizim için en zor etaptı; çünkü fazlasıyla kötü yol şartları bizi oldukça zorladı."
Şu anda 22 bin kilometreyi geçmiş durumda olduğunu söyleyen Altan " Egea şu ana kadar 16 ülkeyi dolaştı. Türkiye'ye vardığında ise 22 ülkeye ayak basmış olacak. 25 bin km'den fazla yol kat ederken yaklaşık 120 şehirden geçti. Gemi yolculuklarıyla birlikte ise en az 42 bin km ile dünyanın etrafını tam tur dönen, Türkiye'de üretilmiş ilk otomobil olacak" diye konuştu.
Deneyimli otomobil gazetecisi ve AutoBest jüri üyesi Okan Altan pilotajında Ağustos 2016'da Bursa Tofaş Fabrikası'ndan yolculuğuna uğurlanan Fiat Egea Sedan, 3,5 ay sonra dönüş yoluna geçti. Rusya'dan Meksika'ya, İngiltere'den Yunanistan'a uzanan onbinlerce kilometrelik zorlu parkuru aşarak gerçekleşen Egea Dünya Turu, son olarak Bursa'da Tofaş Anadolu Arabaları Müzesi'nde tamamlanacak. Yolculuk boyunca Okan Altan'a deneyimli fotoğrafçı Savaş Yılmaz eşlik ediyor.
Yarkadaş: Adıyaman'da 30 değil 76 çocuk tacize uğradı
CHP İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş, Adıyaman'da 30 değil, 76 çocuğun tacize uğradığı bilgisine ulaştıklarını belirtti. CHP'li vekil, 76 çocuğu taciz etmekle suçlanan müstahdemin korunduğunu, sorumluların ise gerçeği kamuoyundan gizlediğini savundu. Adıyaman Valisi Abdullah Erin'in yaptığı açıklamaya cevap veren Yarkadaş, "Vali, tacizden tutuklanan müstahdem ile diğer görevlileri kimin ve neden koruduğunu da açıklamalıdır" dedi.
CHP İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş, Adıyaman'ın Gerger İlçesi'ndeki tacize ilişkin yeni bilgiler paylaştı.
Yarkadaş, "Adıyaman Valisi Abdullah Erin, bizim kamuoyunu bilgilendirmemiz üzerine, açıklama yapmak zorunda kaldı. O halde, bir açıklama daha yapsın ve sorularımıza net cevaplar versin" çağrısında bulundu.
Yarkadaş, açıklamasını şöyle sürdürdü: "Tacizle suçlanan müstahdem M. S. G, birkaç ay önce, o dönem görev yaptığı Adıyaman 1 Aralık Orta Okulu'ndaki bir taciz şikayetinden dolayı soruşturmaya uğruyor. Müstahdem M.S.G, Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından, Gerger İmam Hatip Lisesi'nde görevlendiriliyor. Tacize uğrayan çocukların yakınlarının bize verdiği bilgiye göre, nasıl oluyorsa, MSG, bir ya da iki ay sonra tekrar 1 Aralık Orta Okulu'ndaki görevine dönüyor."
MSG'nin çok kısa bir süre içinde Gerger'deki eski görevine dönmesinin "ilgi çekici" olduğunu belirten Yarkadaş, "MSG'yi kim neden koruyor? Nasıl oluyor da eski görev yerine hiçbir şey olmamış gibi dönebiliyor?" diye sordu.
Yarkadaş, MSG'nin, eski görev yerine dönmesinin ardından, yine bir şikayet sonucu görev yerinin değiştirildiğini, bu kez ise 15 Temmuz Şehitleri Lisesi'ne gönderildiğini belirtti. Yarkadaş, "MSG tacize burada da devam edince, şikayet üzerine tekrar Gerger İmam Hatip Lisesi'ne gönderiliyor" dedi. MSG'nin son bir yıl içinde görev yerinin üç kez değiştiğini belirten Yarkadaş, "Bunca somut kanıta rağmen, kimse MSG'nin görevine son veremiyor" ifadesini kullandı.
MSG'nin 30 değil 76 erkek çocuğuna tacizle suçlandığını ve tutuklandığını belirten Yarkadaş, "MSG'yi, Gerger eski Kaymakamı mı korudu? Koruma ve tacizi gizlemelerindeki sebep, eski kaymakamın eşinin de İmam Hatip Lisesi'nde öğretmen olarak görev yapması mıdır?" dedi.
Yarkadaş, "Acaba bu dayanışmanın sebebi, MSG'nin bağlı bulunduğu tarikattan mı kaynaklanıyor? MSG'nin Facebook safyasında, bağlı bulunduğu tarikata ait görseller var. Koruma zırhı tarikikattan mı sağlanıyor?" diye sordu.
Tacizle suçlanan MSG'nin yaptıklarının üstünün ısrarla örtüldüğünü belirten Yarkadaş, "Gerger'de devlet yöneticileri bu tacizi biliyormuş... Kaymakamlık görevlilerinin bazılarının bu tacizin üstünü örtmek için gayret sarf ettiği de biliniyormuş" ifadesini kullandı.
Müstahdem MSG'nin, okuldaki görevine yeniden döndükten sonra tacize devam ettiğini ve mağdur öğrenci sayısının hızla arttığına dikkat çeken Yarkadaş, "Vali Abdullah Erin, bize verdiği cevapta gerekenin yapıldığını söylüyor. Ne yapmışlar? Çocukları nasıl korumuşlar? Mağdur olan öğrencilere ve ailelerine psikolojik destek mi sağlamışlar? Bunların hiç biri yapılmamış. 76 çocuğun hesabını verin" diye konuştu.
Valilik, emniyet ve savcılığın, kendisinin tacizi kamuoyuna açıklamasının ardından harekete geçtiğini ve açıklamasını yayınlayan sitelere hızla "erişim yasağı" kararı aldırttığını belirten Yarkadaş, şöyle konuştu:
"Vali Erin, gereken yapıldı derken, sanırım sitelere yönelik yayın yasağından bahsediyor. Evet, benim açıklamamın ardından, haberlere jet hızıyla yayın yasağı kararı aldırttılar. Valinin ve devlet yöneticilerinin gerekenin yapılmasından anladıkları bu... Şimdi Vali Erin, kamuoyuna ne yaptıklarını anlatmak zorunda."
Gerger ve çevresinde 30 değil, 76 çocuğun tacize uğradığından şüphelenildiğini belirten Yarkadaş, "Savcılık, son bir aydır, tam 76 çocuğun ifadesine başvurmuş. Çocuklar savcılığa getirilmiş, ifadeleri alınmış" dedi.
Savcılığın ifade alma işlemi sırasında psikolog desteği alıp almadığı bilgisine ulaşamadıklarını belirten Yarkadaş, "Edindiğimiz tek bilgi, bu çocukların gece geç saatlerde savcılığa getirildikleri... Savcılık, çocuklara gece çok sayıda tost yaptırmış" ifadesini kullandı.
Gerger'de bu konuyu yazmak isteyen yerel gazetecilere yönelik çok ağır bir baskının olduğunu da belirten Yarkadaş, "Vali Erin, bize cevap yetiştirmeye çalışacağına, yerel Gazeteci Özgür Boğatekin'in evine hukuksuz bir şekilde baskın yapan ve haberi siteden zorla sildirten polisler hakkında soruşturma başlatsın" dedi.
Gazeteci Boğatekin'in müstahdem MSG'nin tacizden tutuklandığı bilgisini paylaştığı için evinin baskına uğradığını da belirten Yarkadaş, "Tacizi önlemek yerine, tacizciyi koruyor, müstahdemin tutuklandığını yazan gazetecinin evini bastırıyorlar" diye konuştu.
CHP Gerger İlçe Başkanı Abdurrahman Acar'ın da baskıya maruz kaldığını belirten Yarkadaş, "Gerger halkı da gazetecileri de sahipsiz değildir. Vali Erin, kimseyi sahipsiz sanmasın..." dedi.
Tacizde ihmali bulunduğu için görev yerleri değiştirilen üç kamu görevlisinin akıbetinin açıklanması gerektiğini de belirten Yarkadaş, "Konuyu yakından takip ediyoruz. 76 çocuğu taciz eden ve koruyanların peşini bırakmayacağız" ifadesini kullandı.?
Ünlü çiftten 'boşanma' iddialarına yanıt
Oyuncu Sarp Levendoğlu ile Birce Akalay, bir restoran çıkışı görüntülendi. Çift boşanma iddialarına yanıt verdi.
Çıkışında muhabirlere el ele poz veren çift, çıkan ayrılık haberleri ile ilgili "İddialar hakkında konuşmak gerçekten yersiz. Çıkan haberlere gülüyoruz" dedi.
Bugün Kemerburgaz Üniversitesi'nde ders günüm olduğu için Parametre'de olamayacağım. Bu sebeple size bazı bilgileri buradan paylaşmak istedim.
Bugün saat 11'de Ali Babacan kısaca OVP diye adlandırdığımız Orta Vadeli Planı açıklayacak. OVP'nin IMF ve diğer uluslararası kuruluşların beklentileriyle uyumlu olup olmayacağı büyük önem taşıyor.
Bundan önceki OVP'lerin yumuşak karnı enflasyondu. Sonra da büyüme. Dolayısıyla her iki makro ekonomik hedefin farklı çevreler tarafından nasıl karşılanacağı büyük önem taşıyor.
Fitch ile ilgili fazla bir şey söylemeye gerek yok. Matematiksel olarak ya da "kağıt üzerinde" Türkiye ekonomisi bir uyuyarıyı hak ediyor olsa bile bu konjonktürde bu şekilde bir davranış hedefine ulaşmayacağı gibi, Orta Doğu'da başka dertler de yaratacaktı.
Bu sebeple Ankara'nın yaptığı sert eleştiriler hedefini buldu diyebiliriz. Elbette burada hedef kredi derecelendirme kuruluşları değil, onlarla bağlantıda olan elitlerdi.
Fitch kararının hemen arkasından ABD'den bir de özür geldi. Tüm bu ayrıntıları toplayınca şu an Orta Doğu'da cereyan etmekte olan sıkıntılar için Türkiye'ye büyük görevler düştüğü anlaşılıyor. Batılı güçler, Orta Doğu'daki çıkarlarını gözetirken iç siyasetlerinde sıkıntı yaşamamak için ihtiyaç duydukları bir ülkeye karşı alttan almak zorunda kalıyorlar. Bu avantajı fazla abartmadan yerinde kullanmak gerekiyor.
Ne Fitch kararı ne de saat 11:00'de yapılacak OVP açıklaması Dolar/TL'de sert bir geri çekilme yaratmayacak. Çünkü Cuma'dan bugüne değişen birşey yok. Aslında 2.30 seviyelerine doğru satış yapanların kısa vadeli destek seviyelerinden alım yapacaklarını tahmin ediyoruz. Bu sebeple bir süre önce hızla geçtiğimiz 2.15-2.20 bandına geri dönmemiz kısa vadede pek mümkün gözükmüyor.
Ayrıntıları yarın sabah 09:00'da Parametre'de beraberce tartışacağız. Sorusu olan Twitter'dan emrealkin1969'a sorabilir.
Sigara tiryakilerine kötü haber
2017 yılının ilk günlerini yaşadığımız şu günlerde birçok vergi, ceza ve harçlar yeniden değerleme oranı olan yüzde 3,83 artırılmış haliyle hayatımıza girmiş durumda... İşte MTV'den ehliyet, pasaport bedeline, sigara cezalarından, trafik cezalarına varıncaya kadar 1 Ocak 2017 itibarıyla yürürlüğe giren zamlı vergi, ceza ve harç tutarları...
Sağlık Bakanlığı, yeni listeyi illere göndererek bu tarife üzerinden ceza kesilmesini istedi. Buna göre sigaraya benzeyen sakız ve şeker üretene 149 bin lira, televizyonda ve internette sigara satana 183 bin TL ceza kesilecek. Kapalı alanda sigara içmenin cezası ise 105 TL'den 109 TL'ye yükseldi.
Bakımevi, cezaevi, ruh ve sinir hastalıkları hastanelerinde sigara içilebilir alan toplam alanın yüzde 10'unu geçmeyecek. Bu alanlar koku ve duman geçişini önleyecek şekilde tecrit edilecek.
Söz konusu alanların tavan, kapı ve pencereleri dışında dört tarafı duvar olacak. Standartlara uygun havalandırma tertibatı kullanılacak bu bölümlere 18 yaşından küçüklerin girmesine izin verilmeyecek.
Aralık ayı başında tütün ürünlerinden alınan Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) yüzde 27.5 oranında artırılmış, 5 Aralık'tan itibaren yürürlüğe giren yeni zamlı satışlara göre sigaralara paket başı 50 kuruş ila 1 TL zam uygulanmıştı.
2017 yılı başından itibaren geçerli olan zamlardan bazıları şöyle;
Motorlu taşıtlardan 2017 yılında alınacak Motorlu Taşıtlar Vergisi (MTV) vergisi en düşük 68 liraya, en yüksek de 23,586 liraya çıkarıldı.
Resmi Gazete'de yer alan açıklamaya göre, 2017 yılında Motorlu Taşıtlar Vergisi için araç türü, motor hacmi ve aracın yaşına göre ödenecek tutarlar şöyle;
Pasaport, ehliyet ve diğer değerli kağıtlar
Resmi gazete'de yer alan Muhasebat Genel Müdürlüğü değerli kağıtlar genel tebliğine göre, bir süre önce kamuoyunda tartışma konusu olan sürücü belgesi bedeli, tebliğ kapsamında 117 TL olarak belirlendi.
Değiştirme nedeniyle verilen TC kimlik kartları için 16 TL, eğer kayıp nedeniyle düzenleniyorsa 32 TL'lik bedel talep edilecek.
Bu yıl, noter kağıtları ve beyanname için 9.50 TL, protesto, vekaletname ve re'sen senet için 19 TL, her bir banka çeki yaprağı için ise 5.60 TL bedel ödenecek.
Noter kağıtları :
1 Ocak'tan itibaren trafik kurallarına uymayan sürücüler, ödemeleri gereken cezaları 2016'ya göre 2017'de yüzde 3,83 oranında zamlı ödeyecek.
Yılbaşından itibaren en düşük ceza, "taşıma sınırı üstünde yolcu alan" sürücülere 75 lira olarak kesilecek.
Yetkisi olmadığı halde tescil plakası basanlar, 10 bin 383 lira ile cezalandırılacak. "Karayoluna, trafiği tehlikeye sokacak ve trafik işaretlerinin görülmelerini engelleyecek şekilde bir şey atan, döken, bırakan, karayolunun yapısına, güvenlik tesisleri ile trafik işaretlerine zarar verenlere, bunların yerlerini değiştirenlere veya ortadan kaldıranlara" 427 lira para cezası kesilecek.
İşte 2017 yılının trafik cezaları
*Yetkisi olmadığı halde plaka basmak : 10 bin 383 TL
Karayoluna, trafiği tehlikeye sokacak ve trafik işaretlerinin görülmelerini engelleyecek şekilde bir şey atan, döken, bırakan, karayolunun yapısına, güvenlik tesisleri ile trafik işaretlerine zarar verenlere, bunların yerlerini değiştirenlere veya ortadan kaldıranlara: 427 TL
*Tescil edilen araçları trafik belgesi ve tescil plakası olmadan karayoluna çıkmak: 876 TL
*Ruhsatsız araç kullanmak ve plakayı monte edilmesi gereken yerin dışında farklı bir yere takmak: 95 TL
*Yönetmeliğe aykırı plaka takmak: 427 TL
Plakanın okunmasını engelleyecek değişiklik yapmak: 92 TL
* Trafiğe plakasız çıkmak : bin 763 TL
* Tescilsiz araçla trafiğe çıkmak, karayolunda geçici kullanacağı aracı için geçici trafik belgesi ve geçici tescil plakası almayanlar veya bunları başka araçta ve süresi bittiği halde kullanmak: 206 TL
* Radarların yerini belirleyen ve sürücüyü uyaran cihazları araçlarında kullanmak: 2 bin 658 TL
* Kavşaklara geldiğinde yavaşlamayanlar ve kavşak geçiş önceliği kuralına uymayanlar: 95 TL
* Gerekli makamdan izin almadan yarış ve koşu düzenlemek: 427 TL
Luis Suarez'in sözleşmesi uzatıldı
Barcelona, Uruguaylı forveti Luis Suarez'in sözleşmesini 2021 yılına kadar uzattığını açıkladı.
İspanyol kulüp, resmi Twitter hesabından anlaşmayı duyurdu
Kemik erimesi (osteoporoz) kemik kalitesinin bozulması ve kemik kütlesinin azalması ile karakterize, dünyada 3 kadından birini ve 5 erkekten birini etkileyebilen bir hastalıktır. Kadınlarda özellikle menopoz sonrası, östrojen hormonunun da azalmasına bağlı olarak kemik erimesi riski daha da artar. Özellikle menopoz döneminde yanlış beslenme düzeni ve uygulanan vitamin ve minerallerden fakir şok diyetler, kemikte erimelere ileri evrede kemiklerde kırıklara (özellikle kalça, omurga, el ve ayak bilek) ve buna bağlı ağrı ve sakatlıklara yol açabilir.
Omurga kemiklerinde gelişebilecek çökme kırıkları sırtta kamburlaşmaya ve boyda kısalmaya neden olabilir. Özellikle menopoz döneminde kalsiyum, fosfor ve C vitamini açısından zengin bir beslenme düzeninin kemik sağlığı açısında önemli olduğuna vurgu yapan Medical Park Bahçelievler Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Aslı Özmaden Hantal, kemik erimesine karşı alınabilecek önlemleri şöyle sıraladı:
Vücuttaki kalsiyumun yüzde 99'u kemiktedir ve kemikteki kalsiyumun erimemesi için her gün yeterli miktarda kalsiyumun alınması gerekmektedir. Kalsiyumun en yoğun olduğu gıdalar süt ve süt ürünleridir. Bunun dışında ıspanak, roka ve dut pekmezi yine kalsiyumdan zengin gıdalardır. Günlük kalsiyum ihtiyacı 9-18 yaş 1300 mg, 19-50 yaş 1000 mg, 50 yaş üstü 1200 mg'dır.
D vitamini, 'yağlı tohumlar' dediğimiz badem, ceviz, sıvı yağlar ve bitkisel yağlarda bulunur. Bunun yanında yağlı balıklar da D vitamininden zengindir. Günlük ihtiyacımızı karşılamaya gıdalar maalesef yeterli gelmemektedir ve bu nedenle güneşten de istifade edilmesi gerekmektedir. Günlük ortalama D vitamini ihtiyacı 400-800 İÜ'dür.
Fosfor et, balık, yumurta, süt ve süt ürünleri gibi proteinden zengin gıdalarda bulunmaktadır. Günlük ihtiyaç 1 yaşına kadar 250 mg, 1-10 yaş 800 mg, kemik yapımının en hızlı olduğu 11-24 yaş arası 1200 mg, 24 yaş sonrası 800 mg'dır.
Şok diyetler kasları eritir
'Şok diyet' dediğimiz diyetler vücutta çok hızlı bir şekilde sıvı ve kas kaybına yol açmaktadır. Kaslarımız kemiklerimizin en önemli mekanik desteği olup kemiklerimizin minerilizasyonunda görev almaktadır. Dolayısıyla, hızlı bir şekilde kas kaybetmek kemik yapımızın da zayıflamasına yol açmaktadır. Bunun dışında pek çok şok diyet proteinden çok zengin gıdaların alımını içerdiğinden kemik erimesine yol açmaktadır. Çünkü gerek fosforun fazla alınması, gerekse protein fazlalığı kalsiyum emilimini azaltmaktadır. Kemiklerimiz kalsiyumsuz kalmaktadır.
Kemik erimesini ve buna bağlı gelişebilecek kırık ve sonrası sakatlık, kamburluk, boy kısalmasından korunmak istiyorsak gıdalarla kalsiyum, fosfor, D vitamini, C vitamini yeterli düzeyde almak, yeterince güneşlenmek ve düzenli egzersiz yapmak zorundayız. Bu nedenle kilo vermek için şok diyetler yerine uzun sürece dağılmış, yeterli protein, karbonhidrat ve yağ düzeyini sağlayan diyetler yapmak ve egzersizle hem kas, hem kemik kütlemizi korumak önemlidir.
Domuz vücudunda insan organı yetiştirilecek
Domuz embriyolarına enjekte edilen kök hücreler ile "chimera" olarak bilinen insan-domuz melezi embriyoları geliştirilme çalışmaları başlatıldı.
BBC'de yer alan habere göre bu çalışma, dünya çapında karşılanamayan organ nakli ihtiyacı için bir alternatif bulma arayışının parçası olarak yürütülüyor.
California Davis Üniversitesi'ndeki ekip, geliştirilen domuz embriyolarının, normal domuzlara benzer yapıda ve biçimde olduklarını ancak organlarından birinin insan hücrelerinden oluştuğunu söylüyor.
İnsan kök hücreleri domuzlara naklediliyor.
Chimera embriyolarının geliştirilmesi iki aşamada oluyor.
İlk olarak CRISPR olarak bilinen bir genetik değiştirme yöntemiyle yeni oluşan bir domuz embriyosunun DNA'sı ayrıştırılıyor.
Sonra da embriyoda oluşan boşluğa gen manipülasyonu yöntemiyle "iPS" denilen hücreler yerleştiriliyor.
Yetişkin bir insandan alınan iPS hücreleri manipüle edilerek kök hücreye dönüştürülüyor.
Böylece domuzun vücudunda herhangi bir organa dönüştürülme potansiyeline kavuşuyor.
Bu insan kök hücrelerinin domuz embriyosundaki boşluktan faydalanarak embriyonun insan pankreası oluşturması bekleniyor.
Oluşacak pankreasın insanla genetik olarak aynı özelliklere sahip olacağı vurgulanıyor.
Bu yöntemle organ bağışına ihtiyacın azalabileceği
Halihazırda yeni bir böbrek ya da karaciğer gibi organların nakli için ,
Milyonlarca insanın bağış beklediği tahmin ediliyor.
Haluk Levent: "Başbakan Erdoğan için şarkı besteledim"
Enver Aysever ile Aykırı Sorular'ın dün akşamki konukları 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Başkanı Ümit Özdağ ve Sanatçı Haluk Levent'ti. Levent, Başbakan Erdoğan için tutuklu kaldığı dönemde bir şarkı bestelediğini söyledi.
Srebrenitsra katliamı için aynı isimde bestelediği şarkısını yayında söyleyen sanatçıya Aysever gözaltı ve haberlerini ve hakkındaki davaları sordu.
"Tefecilerin eline düştüm" TIKLA-İZLE
Haluk Levent ayrıca şunları kaydetti:
"Türkiye'de rock maalesef uluslararası sermayelerin ancak beyaz türklere hizmet eden bölümüyle meşguldür. Çok güzel sesler var fakat sponsorlu Rockn Coke gibi festivallerde söylemi olan rockçıların pek yer alacağını düşünmüyorum. Sadece benim için geçerli değil, rahmetli Kazım Koyuncu da olsaydı çıkamazdı oraya. "
Yıldız futbolcular aynı zamanda birer sosyal medya fenomeni. Takipçi sayılarıyla takımlarını bile geride bırakan oyuncular arasında bakın kimler var....
Cristiano Ronaldo
Bu sezon Altın Top Ödülü'nü (Ballon d'Or) kariyerinde 4. kez kazanan Real Madrid'in yıldızı Cristiano Ronaldo, futbolcular arasındaki sosyal medyadaki rekabette de açık ara zirvede yer almaya devam ediyor.
Yeşil sahalardaki başarısını sosyal medyaya taşıyan yıldız futbolcular arasında Portekizli yıldız Ronaldo, her sene olduğu gibi bu sene de hayran sayısında rekor artış yaşadı.
Geçen yılın aralık ayında sosyal paylaşım sitelerinde 193 milyona yakın hayranı bulunan 31 yaşındaki futbolcu, bu sene bu sayıyı 253 milyonun üstüne çıkardı.
Son dönemlerin sosyal medyadaki en popüler sporcusu Cristiano Ronaldo, geçen yılın aralık ayından bu yana sosyal paylaşım siteleri Twitter'daki hayran sayısını 39,8 milyondan 49,1 milyona, Facebook'ta ise 108,847 milyondan, 118,686 milyona yükseltti.
En büyük çıkışı Instagram'da yaşayan Portekizli golcü, hayran sayısını 44,2 milyondan 85,475 milyona çıkararak 2016'da da tüm rakiplerine açık ara fark attı.
Messi'nin iki katına yaklaştı
Ronaldo'nun yeşil sahalardaki en büyük rakibi Barcelona'nın kaptanı Arjantinli yıldız Lionel Messi ise Facebook hesabındaki hayran sayısını 82,1 milyondan, 87,6 milyona çıkardı. Twitter hesabı olmayan, Instagram'da da 62 milyonun üzerinde seveni tarafından takip edilen Arjantin yıldız, yaklaşık 150 milyonluk hayran kitlesiyle Ronaldo'nun bir hayli gerisinde bulunuyor.
Ronaldo, bu sezon Altın Top Ödülü'ne layık görülerek yeşil sahadaki rekabette de Messi'nin önüne geçti. Ayrıca, aralarında Kolombiyalı ünlü şarkıcı Shakira (105 milyon), ABD'li aktör Vin Diesel (101 milyon) ve yine aynı ülkenin rap müzisyeni Eminem'i (91 milyon) geçerek Facebook'ta en çok takip edilen sporcu ve ünlü unvanlarını da korudu.
Facebook fenomenleri
Facebook'un diğer fenomen sporcuları arasında ise Barcelona'nın Brezilyalı yıldızı Neymar (59,1 milyon) ile futboldan emekliye ayrılmasına rağmen popülerliğini kaybetmeyerek 55 milyona yaklaşan hayran kitlesiyle İngiliz eski yıldız futbolcu David Beckham öne çıktı.
Atletico Madrid'den Barcelona'ya geçmesinin ardından hayran sayısında büyük artış yaşayan Arda Turan, Facebook'ta 7,3 milyon, Instagram'da 6 milyon, Twitter'da ise 1,4 milyonluk takipçi sayısına ulaştı. Yaklaşık 15 milyon kişi tarafından takip edilen Arda, en popüler milli futbolcu unvanına sahip oldu.
Mesut Özil yükselişte
Süper Lig'de Van Persie farkı
Fenerbahçe'nin Hollandalı yıldızı Robin van Persie, toplamda 27, 865 milyon (Facebook'ta 15,256 milyon, Twitter'da 8,535 milyon, Instagram'da ise 4,74 milyon) takipçiyle rakiplerine fark atarak Spor Toto Süper Lig'in sosyal medyadaki en popüler yüzü olarak öne çıktı.
Sonra Podolski
Süper Lig'in sosyal medyadaki diğer popüler sporcuları arasında Galatasaray'dan iki futbolcu yer aldı. Alman golcü Lukas Podolski (13,975 milyon) ile Hollandalı orta saha oyuncusu Wesley Sneijder (11,265 milyon) sarı-kırmızılı takımın en çok takip edilen futbolcuları olarak dikkati çekti.
Ve Eto'o...
akipçi sayısında Antalyaspor'un Kamerunlu yıldızı Samuel Eto'o (11,340 milyon) ve Beşiktaş'ın Portekizli kanat oyuncusu Ricardo Quaresma da (5,52 milyon) Süper Lig'in popüler diğer futbolcuları arasına girdi.
Cihan Haber Ajansı
Gana'da iş forumuna katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Afrika ile ilişkilerde kazan-kazan esasına dayalı hareket ettiklerini söyledi, "Burada yiyeceğimiz ekmek çok" dedi. Metrobüs sistemini incelemeleri için Ganalı yetkilileri İstanbul'a davet eden Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin Gana'ya 30 tane otobüs hibe edeceğini açıkladı.
Gana'nın başkenti Akra'da düzenlenen iş forumunda konuşan Erdoğan, "Bizim metrobüs sistemimizi yerinde incelerlerse, normal metroya göre daha ucuz ve çok daha seri bir şekilde bu sistemin devreye alınması inanıyorum ki Akra'daki ulaşımı, toplu taşımayı çok daha rahat hale getirecektir." dedi.
Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin de Gana'nın başkenti Akra'ya 30 adet otobüs hibe edeceğini de ekledi.
Boş metrobüse binenlerden iki kez ücret alınacak
"Burada yiyeceğimiz ekmek çok"
Afrika ile ilişkilerde daima karşılıklı fayda ilkesiyle, kazan-kazan esasına dayalı olarak hareket ettiklerini ifade eden Erdoğan, Afrika pazarlarında fiyat-kalite bakımından birçok ülkeye göre önemli avantajlar içeren Türk ürünlerinin öne çıkmasını arzu ettiklerini belirtti.
Ganalı mevkidaşının, kendisine "Türkiye, Avrupalı gibi iş yapar; Asyalı gibi fiyat verir" dediğini aktaran Erdoğan, "Vaka bu ise demek ki burada yiyeceğimiz ekmek çok." ifadelerini kullandı.
Öte yandan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu (BTK) Başkanı Ömer Fatih Sayan başkanlığındaki heyet, Nijerya Haberleşme Komisyonu (NCC) yetkilileriyle ikili iş birliği tesis edilmesi ve bu kapsamda muhtemel işbirliği alanları konularında görüştü.
BTK'dan yapılan yazılı açıklamaya göre, Sayan ve BTK üyesi Musa Şahin'den oluşan heyet, NCC yetkilileriyle görüşme gerçekleştirdi. Görüşmede, Türkiye ile Nijerya arasında bilgi ve iletişim teknolojileri alanında kaydedilen gelişmeler, NCC ve BTK'nın yapısı ve faaliyetleriyle, iki kurumu ilgilendiren güncel hususlarda görüş alışverişinde bulunulurken, ikili iş birliği tesis edilmesi ve bu kapsamda muhtemel iş birliği alanları ele alındı.
Sayan, 1 Nisan'da uygulamaya geçecek 4,5G hizmetleri ve yerli üretim konusunda işletmecilere getirilen yükümlülükler hakkında kapsamlı bilgi verdi.
Açıklamada, Sayan'ın görüşlerine de yer verildi. Buna göre, sosyal medya platformlarının terör örgütleri tarafından propaganda aracı olarak kullanılmaması gerektiğini belirten Sayan, "İnternetin yasadışı kullanımı ile mücadele etmek için uluslararası kuruluşlar, hükümetler, sivil toplum kuruluşları ve internet aracıları arasında yakın işbirliği yapılması gerekmektedir" ifadelerini kullandı.
İran Hizbullah konusunda ısrarcı
İran lideri Hamaney'in Başdanışmanı Velayeti, Türkiye ve Rusya'nın garantörlüğünde sağlanan ateşkes anlaşmasına rağmen, Hizbullah'ın Suriye'den çıkmayacağını belirtti.
İran Öğrenci Haber Ajansı'nın (ISNA) haberine göre, İran lideri Ayetullah Ali Hamaney'in Başdanışmanı Ali Ekber Velayeti, Tahran'da Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Nuri el-Maliki ile görüşmesinden sonra basın toplantısı düzenledi.
Velayeti, son dönemde Rusya'nın Suriye'de İran'ın çıkarlarını görmezden geldiğine yönelik iddiaların sorulması üzerine, Tahran ve Moskova'nın Suriye konusunda koordinasyonunu "halen" sürdürdüğünü aktardı.
Suriye'deki krize çözüm bulmak için yürütülen çalışmalara işaret eden Velayeti, "Suriye'nin geleceği ve barış görüşmeleri Suriye hükümeti ve dostları ekseninde yapılacak. Bu ülkenin hükümeti ve halkının iradesi dışında barış görüşmeleri yürütme girişiminde bulunanların kesinlikle bu görüşmelerde yeri olmayacaktır." ifadesini kullandı.
Suriye'de 6'ncı yılına giren iç savaşta rejim saflarında savaşan Hizbullah örgütünün, ateşkes anlaşmasıyla birlikte bu ülkeyi terk edeceğine yönelik ifadelerin sorulması üzerine Velayeti, "Hizbullah'ın ateşkes anlaşmasından sonra Suriye'den çıkacağı söylemleri düşmanların propagandasıdır." dedi.
İsrail Büyükelçisi tekrardan Ankara'da | 6 yıl sonra
İsrail'in Ankara'daki büyükelçisi olan Eitan Naeh, Gazze'de yaşanan Mavi Marmara baskını sona erdikten altı yıl sonra tekrar Ankara'ya geldi. Naeh, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a itimat mektubu sunacak.
İsrail'in yeni Ankara Büyükelçisi Eitan Naeh, Ankara'ya geldi. Altı yıl boyunca, diplomatik ilişkileri sürdürmeye çalışan İsrail, kararını verdi, büyükelçisini Ankara'ya yolladı. Perşembe günü Esenboğa Havalimanı'na gelişinde Eitan Naeh, geçen hafta İsrail'deki orman yangınlarına müdahale ederken Türkiye'nin yardımından bahseden iki ülkenin "ihtiyaç duyulduğunda birbirlerine yardım etme öyküsü var" dedi.
Naeh önümüzdeki günlerde Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a itimat mektubu sunacak.
Mavi Marmara baskını
Naeh, 2010 yılında İsrail komutanlıkları, Gazze Şeridi'ndeki kuşatmayı kırmayı hedefleyenlerin Gazze'ye bağlı bir filosu olan Mavi Marmara'ya baskın yapmasının üzerinin ardından Türkiye'ye gönderilen ilk büyükelçisi. 10 Türk eylemciyi öldüren baskının ardından, iki ülke arasındaki ilişkiler her zamankinden daha da düştü ve elçiliklerini ilgili başkentlerden çekti. Uzun görüşmelerin ardından İsrail, Türkiye'den özür diledi ve 20 milyon dolar tazminat teklifini kabul etti.
Zsa Zsa Gabor hayatını kaybetti
Macar asıllı ABD'li sanatçı Zsa Zsa Gabor 99 yaşında hayata gözlerini yumdu
936 yılında Macaristan Güzeli seçilen Gabor, Hollywood'a geldikten sonra da döneminin en güzel ve çekici kadınlarından biri olarak anılmıştır.
1958 yılında "En Göz Alıcı Aktris" kategorisinde Altın Küre'yi kazanan Gabor'un, Televizyon kategorisinde Hollywood Ünlüler Kaldırımı'nda yıldızı bulunmaktadır
Conrad Hilton ile evliliğinden olan tek çocuğu Francesca Hilton, Paris Hilton'un büyük teyzesidir.
Zsa Zsa Gabor anılarında Atatürk ile ilişkisi olduğunu iddia etmiş ancak bu bilgi tarihçiler tarafından yalanlanmıştı
Başından 8 evlilik geçmiş, bunlardan ilki 1937'de evlenip 1941'de boşandığı Türk siyasetçi Burhan Asaf Belge ile olmuştur.
1986 yılından beri Prens Frédéric von Anhalt ile evli olan aktris, Anhalt Prensesi ünvanını almıştır.
Netanyahu'ya rüşvet sorgusu
İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu tam 3 saat ifade verdi. Netanyahu, iş adamlarından hediyeler kabul ederek görevini kötüye kullandığı iddiasıyla suçlanıyor.
Batı Kudüs'teki konutuna dün akşam gelen polisler, Netanyahu'ya "rüşvet aldığı" yönündeki iddiaları sordu. İsrail polis teşkilatında yolsuzluk suçlarıyla mücadele amacıyla kurulan "Lahav 433" biriminden gelen polislerin sorgusunun 3 saat sürdüğü belirtildi.
İsrail polis sözcülüğünden yapılan ve Yediot Ahronot gazetesinde yayımlanan açıklamada, "İsrail polisi, iş adamlarından hediyeler kabul ettiği şüphesiyle Başbakan Binyamin Netanyahu'yu sorguladı. Başbakan'ın Kudüs'teki konutunda gerçekleşen soruşturma 3 saat sürdü. Şu aşamada daha fazla bilgi vermemiz mümkün değil." ifadelerine yer verildi.
Haretz gazetesi de Netanyahu'nun yüz binlerce şekel (1 dolar=3,85 şekel) değerinde rüşvet aldığı yönünde yeterli bilgi toplandığını ve polisin soruşturmayı Amerikalı iş adamı Ronald Lauder'ın ifadelerine dayandırdığını yazdı. Lauder'in, Netanyahu'ya bir takım elbise hediye ettiğini ve oğlu Yair'in yurt dışı gezisinin masraflarını karşıladığını itiraf ettiği belirtilen haberde, polisin ise Lauder'in, Netanyahu'ya söylediğinden daha yüklü miktarda hediyeler verdiğini düşündüğü aktarıldı.
Öte yandan Netanyahu, İsrail basınında yer alan haberlere göre, soruşturma başlamadan önce yaptığı açıklamada, "Basında, televizyon kanallarında ve muhalefet kanadında kutlama haberleri yapıldığını duyuyoruz. Kutlama yapmadan önce bekleyin. Polis soruşturmadan hiçbir sonuç elde edemeyecek. Siz bu iddialarınıza, biz ise İsrail'i yönetmeye devam edeceğiz." dedi.
İsrail'in Kanal 2 televizyonu, geçen cuma günü, soruşturma nedeninin Netanyahu'nun "biri İsrailli diğeri yabancı iki iş adamından yüksek miktarda rüşvet aldığı" yönündeki iddialar olduğunu öne sürmüştü.
Binyamin Netanyahu'nun, yolsuzluk yaptığının kesinleşmesi durumunda görevinden istifa etmesi gerekiyor.
St. Louis'deki Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi, Illinois Üniversitesi ve Ulusal Sağlık Enstitüsü araştırmacıları, beynin derinliklerindeki nöronların yapısını ve işleyişini anlamak için ilaçları doğrudan dokuya enjekte etmekte kullanılacak, uzaktan kumandayla kontrol edilebilen bir beyin implantı geliştirdi.
İmplant, insan saçının onda bir küçüklüğünde
Washington Üniversitesi'nden Doç. Dr. Michael R. Bruchas, "Araştırma, beyindeki devrelerin nasıl çalıştığını görmemizi sağlayacak" dedi. Bruchas, araştırmanın ağrı, depresyon, madde bağımlılığı gibi rahatsızlıkların tedavisine büyük katkıda bulunabileceğine dikkati çekti. Sıvının ışıkla aktarımını sağlayan teknolojinin kullanıldığı araştırmada yumuşak maddeden, insan saçının çapının onda biri küçüklüğünde bir implant yapıldı. Gelecek nesil implant, bir yandan ilaçları dokuya gönderirken bir yandan da ışığı yayabiliyor.
Windows 10 resmen çıktı
İki farklı teknoloji tek bir cihazda
Ulusal Sağlık Enstitüsü Nörolojik Hastalıklar Bölümü Direktörü, Dr. James Gnadt, "Bu araştırmanın en önemli özelliği, iki farklı teknolojiyi tek bir cihazda birleştirmesi" ifadesini kullandı. Bilim insanları, ışığı ve mikroskopik miktardaki ilaçları göndererek laboratuvar ortamında hayvanların hareketlerini uzaktan kumandanın düğmesine basarak kontrol etmeyi başardı.
Deneyde kullanılan farelerin, nöronların implant tarafından yayılan ışığa tepki vereceği şekilde genetik değişime uğratıldığını kaydeden Gnadt, implantın normal farelerde aynı etkiyi göstermeyeceğini belirtti. Araştırmacılardan John A. Rogers, "Araştırmada beynin derinliklerindeki dokulara en az zararı verecek şekilde ulaşmamızı sağlayacak kadar küçük bir implant yapmak için nano-teknikler kullandık. Bu kadar minik cihazlar, bilim adamlarına ve tıbba çok büyük olanaklar sunuyor" dedi.
Uber'den 'korsan' iddialarına yanıt
Uber basında yer alan 'korsan taşımacılık yaptığı' gerekçesiyle Emniyet'in Uber özelinde bir talimat yayınladığı iddialarına yanıt verdi.
"Bugün bazı basın organlarında Uber uygulamasının "korsan" taşımacılık yapan ulaşım seçeneklerini bulmaya hizmet ettiği, "yasal olmadığı" ve bu konuda "emniyetten Uber özelinde bir talimat olduğu" yönünde birtakım haberler yer almıştır. Öncelikle belirtmeliyiz ki Uber bir taşımacılık firması değildir. Yolcularla sürücüleri buluşturan bir global teknoloji şirketidir ve Türkiye'de tamamen yasal bir zeminde hareket etmektedir."
"Uber olarak dünyanın her yerinde şehirlere ekonomik katma değer ve teknolojik inovasyon sağlayabilmek için bakanlık ve belediyeler ile iş birliği içerisinde çalışıyoruz. Türkiye'ye ve Türkiye'deki operasyonlarımıza sonuna kadar bağlıyız. Türkiye'de iş ortaklarımızın ve araçlarının yasal bir zeminde ulaşım hizmeti sunabilmeleri için gerekli lisansları mevcuttur. Uber teknolojisini kullanıyor olmak yasaldır. Sürücü iş ortaklarımızın ve yolcularımızın her zaman yanındayız ve onları desteklemeye devam edeceğiz. Türkiye'de teknoloji hizmetimiz, yolcularla lisanslı uberXL ve taksi ürünlerimizi buluşturarak hizmete aynı şekilde devam etmektedir ve edecektir."
"Söz konusu haberlerde yer alan iddialara yönelik olarak Uber olarak ifade etmek isteriz ki; - Emniyetin gönderdiği talimat, belgesiz olarak taşımacılık yapan araçlar için geçerlidir ve bu şartlarda Uber sistemini kullanan araçları kapsamamaktadır. Uber, sürücülerin uygulamayı kullanmaya başlamalarından önce gerekli lisanslara ve sigortalara sahip olup olmadığını kontrol eder. Uber uygulamasını kullanan her araç İstanbul'da yasal ulaşım hizmeti vermek için lisanslıdır."
"- Nitekim talimatta hiçbir şekilde "Uber" ismi dahi geçmemektedir. - Talimatın asıl içeriği bugüne kadar bir ceza yöntemi olan araçların trafikten men işleminin yanlış uygulanmasının düzeltilmesine ilişkin açıklayıcı bir niteliktedir. - Emniyetten gönderilen talimatta yolculara yönelik olarak her hangi bir yaptırım ya da para cezası uygulamasının hayata geçirilmesi gerektiğine dair bir madde yer almamaktadır."
"- Öte yandan Anayasa Mahkemesi kararı, araçların bağlanmasına ve para cezalarına sebep olan ilgili yasanın bazı maddeleri iptal edilmektedir. - İstanbul Taksiciler Esnaf Odası Başkanı'nın haberde yer alan "Taksiciler plaka alıp vergi ödüyor, uygulamanın hesapları Hollanda bankalarıyla çalıştığı için hiçbir şekilde vergi ödenmiyor" beyanı doğruları yansıtmamaktadır. Uber gerekli tüm vergilerini ödemektedir. Uber uygulaması sayesinde kullanıcılar ulaşım sağlayıcılara nakit veya kredi kartı ile ödeme yapabiliyorlar."
İstanbul ve çevresinde geçtiğimiz hafta başlayan elektrik kesintileri otomotiv yan sanayinde 120'ye yakın fabrikada üretimi durma noktasına getirdi. Sadece bu fabrikalardaki zarar 2 günde 60 milyon doları aştı. Dünya gazetesinden Aysel Yücel'in haberine göre, Taşıt Araçları Yan Sanayicileri Derneği (Taysad) Başkanı Alper Kanca, "5 dolarlık parçayı gönderemediğimiz için 20 bin dolarlık araba üretilemiyor" dedi.
Bakan Albayrak: Elektrik kesintileriyle ilgili soruşturma başlatıldı
"Gebze ve civarındaki bütün organize sanayiler bu kesintilerden etkilendi. Burada Türkiye'nin en büyüklerinin de olduğu 13 organize sanayi bölgesi var. İlaç şirketi de var, Siemens de var. Bunun gibi çok sayıda büyük firma var. Bunların içerisindeki TOSB Otomotiv Yan Sanayi İhtisas Organize Sanayi Bölgesi'de 80 fabrikada kesintiler nedeniyle üretim durdu. Bu OSB'nin dışında yakın bölgedeki otomotiv yan sanayi fabrikalarını da sayarsak sayı 120'ye çıkıyor. Fabrikalarımızda 10 binlerce işçi çalışıyor. Burada Toyota ve Tofaş gibi otomotiv devlerinin tedarikçileri var. Otomotivde ana sanayi maliyetleri düşürmek için bizi stoksuz çalışmaya zorluyor. Sadece bizim organize sanayi bölgemizde iki günlük zarar 40 milyona dolara yaklaştı yaklaştı. Bizim organize sanayimizde günlük 10 milyon dolar ihracat var. Günlük 10 milyon dolar da yurt içinde satış var. Yani günlük kayıp 20 milyon dolar. Diğer yan sanayi firmalarını da eklediğiniz zaman bu rakam çok daha yukarılara çıkıyor. Ancak siz mesela 5 dolarlık bir parçayı yollamadığınız zaman üretemediğiniz bir arabanın değeri en az 20 bin dolar."
Dünyanın her yerinde kesintilerin olabilidiğini ancak bunun nasıl yönetildiğinin önemli olduğunu vurgulayan Kanca, "TEAŞ, BEDAŞ, Enerji Bakanlığı buradaki arızaya baktıkları zaman bir tahminde bulunmaları gerekiyor. Bu tahminden sonra bilgi verilebilir. 'Bizim bu problemi çözmemiz en az iki günü alır. Ona göre tedbir alın' denilebilir mesela, biz de ona göre planımızı yaparız. Bu yapılmadı maalesef. Akşam elektrik geliyor. Sabah insanları buraya getiriyoruz, İçeri giriyorlar yine elektrikler gidiyor" dedi.
Hayat Şarkısı'nda Bayram Hülya'yı tehdit ediyor
Hayat Şarkısı'nın 20 Aralık Salı günü yayınlanacak olan yeni bölümündeki gelişmeler belli oldu. Son bölümde Hülya'nın kendisinden gizli işler çevirdiğini öğrenen Kerim, Hayat Şarkısı'nın yeni bölüm fragmanında Hülya'ya soğuk davranmaya başlayacak. Kerim ile asistanının yakınlaşacağı ve Hülya'nın Bayram tarafından tehdit edileceği 35. yeni bölüm tüm fragmanları haberimizde.
Kanal D ekranlarının beğeni ile takip edilen dizisi Hayat Şarkısı'nın 20 Aralık Salı günü ekranlara gelecek olan yeni bölümünde yaşanacak gelişmeler belli oldu.
Hayat Şarkısı'nın yeni bölümünde Cem ile ilgili durumun ortaya çıkması ve Hülya'nın şüpheli hareketlerinin artmasının ardından Kerim ile Hülya arasında soğuk rüzgarlar esmeye başlar. Cevher bey Hülya'yı karşısına alarak yaptığı konuşmada meselenin bütün ayrıntılarını anlatmaması halinde Kerim ile ayrılabileceğini ifade eder. Öte yandan Kerim'in asistanı durumdan faydalanarak Kerim'e yakınlaşmayabaşlar.
İşte Hayat Şarkısı'nın yeni bölüm tüm fragmanları;
Önceki bölümde Cem'im bebeği kaçırmasının ardından Cem'in kendisini davet ettiği yere giden Hülya burada Cem ile büyük bir kavgaya tutuşmuş ve Cem'in kendisine saldırmasına engel olmak için taşla onu yaralamıştı. Cem'i öldürdüğünü düşünen Hülya, Mahir'den yardım istemiş ve kendisini bu durumun içerisinden kurtarması gerektiğini dile getirmişti.
Mahir ile birlikte gittikleri alanda Cem'i bulamayan Hülya bu kez cesedi birisinin alıp götürdüğünü düşünmeye başlar.
Hülya ile Kerim arasında yaşanacak yeni gelişmeler Hayat Şarkısı 35. Bölüm fragmanlarında yerini alacak.
Real Madrid Teknik Direktörü Zinedine Zidane, takımdan ayrılması gündemde olan Kolombiyalı orta saha oyuncusu James Rodriguez'in eflatun-beyazlı formayı giymeye devam edeceğini söyledi.
Hamit Altıntop'un sözleşmesi feshedildi
Sevilla ile yarın karşılaşacakları İspanya Kral Kupası son 16 turu ilk maçı öncesi düzenlenen basın toplantısında açıklamada bulunan Zidane, transfer söylentileri hakkında futbolcusuyla konuştuğunu belirterek, "Rodriguez bana dünyanın en iyi takımında oynamaktan mutlu olduğunu söyledi. Bu açıklamadan sonra daha fazla konuşulacak bir şey olduğunu düşünmüyorum. Real Madrid'in önemli oyuncularından biri. Hedeflerimiz doğrultusunda birlikte çalışmaya devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.
FIFA Yılın Teknik Direktörü Ödülü için İtalyan Claudio Ranieri ve Portekizli Fernando Santos ile adaylar arasında yer alan Fransız çalıştırıcı, "Ödülü alamamam benim için sürpriz olmaz. Diğer meslektaşlarımın ödülü kazanması normal bir durum olur, çünkü teknik direktörlüğe yeni başladım. Daha çok çalışmalı ve kendimi geliştirmeliyim." değerlendirmesinde bulundu.
Bu arada Real Madrid Kulübünden yapılan açıklamada, Portekizli yıldız Cristiano Ronaldo'nun Sevilla'yı ağırlayacakları maçın 19 kişilik kadrosunda yer almadığı bildirildi.
Günü güzel başlatan 5 kahvaltı tarifi
Günün ilk öğününde ne yediğiniz, günün geri kalanında nasıl hissedeceğinizi etkiler. Çoğumuz günün ilk öğününü aceleyle, hatta bazen yolda simit, poğaça veya bisküvi, kek, mısır gevreği gibi paketli gıdalarla geçiştiririz. Bu tercihler hızlı ve kolay olmakla beraber, kan şekerini fırlatır, inflamasyon yaratır ve kısa süre içinde enerjiniz tekrar dibe vurup canınız şekerli veya unlu bir şeyler istemeye başlar. (Hazırlayan: Özlem Çitçi)
Güne besin değeri yüksek, doyurucu bir öğün ile başlayarak enerji seviyenizi yükseltip, canınızın abur cubur çekmesine engel olabilirsiniz. Sağlıklı yağlar, protein, vitaminler ve antioksidanlar açısından zengin ve dengeli bir kahvaltı hem uzun süre tok tutar hem de gün boyu daha sağlıklı tercihler yapmanızı sağlar.
Biraz önceden planlayarak, sabah çok vakit harcamadan harika bir kahvaltı yapabilirsiniz. Eğer sabah kalkınca hemen acıkmıyorsanız, kendinizi erkenden yemeye zorlamayın. Acıkana kadar ılık su içebilirsiniz. Önemli olan, acıktığınız zaman güne sağlıklı bir öğün ile başlamak. Size fikir vermek için hazırladığımız, sağlıklı olduğu kadar lezzetli, hatta yanınızda işe götürebileceğiniz 5 kahvaltı fikri...
Yumurta mükemmele yakın bir besin kaynağı. Her bir yumurtada 6 gram proteinin yanı sıra sağlıklı yağlar, A, D, B vitaminleri, demir gibi vücudun ihtiyaç duyduğu pek çok diğer besin mevcut.
Aklınızda yumurtanın yüksek miktarda kolesterol içermesi ile ilgili soru işaretleri olabilir. Bu doğru olmakla beraber, yapılan son araştırmalar besinlerdeki kolesterolün vücuttaki kötü kolesterolü arttırmadığını gösteriyor. Aksine yumurta iyi kolesterol seviyesini yükseltebiliyor. Araştırmalar günde 3 adede kadar yumurta tüketmenin sağlığa olumsuz bir etkisi olmadığını tespit etmiş. Daha fazlası da zararlı olmayabilir ancak 3'den fazla yumurta ile yapılan araştırma yok.
Avokado, yumurta ile hem beklenmedik güzellikte bir lezzet uyumu yaratır, hem de Omega 3 yağları, protein, C, K, Folik Asit ve fiber içeriği ile kahvaltınızın besin değerini katlayarak arttırır.
Ben uzun zamandır çoğu güne 3 yumurta ve yarım avokado ile başlıyorum ve hiçbir olumsuz etkisini görmedim.
İşte yanınızda her yere taşıyabileceğiniz son derece pratik bir tarif:
- Domates, salatalık
1. Kaynamış suya tercihinize göre 2 veya 3 adet yumurta atın
2. Kayısı kıvamı için 7 dakika kaynatın, çıkartınca soğuk sudan geçirin
3. Olgun bir avokadoyu ortadan ikiye bölün. Çekirdeksiz yarımın kabuklarını soyun, dilimleyin.
Geceden sabaha badem sütünde yulaf
Sıcak bir yaz sabahına serin bir lezzetle başlamak ister misiniz? Bu tarifi gece hazırlayıp buzdolabına koyun, kalktığınızda hazır olsun.
• 1 çorba kaşığı chia tohumu
• 1 avuç goji berry
• 1 kaşık hindistancevizi
1. Bademleri sabah suya koyun. Akşam 1 bardak su ekleyerek blenderda 5 dakika tamamen toz haline gelip suya karışana kadar belend edin. Karışımı süzgeçten geçirdiğinizde badem sütünüz hazır!
2. Badem sütünün içine yulafı, chia tohumunu ve goji berry'leri ekleyin, üzerini kapatıp buzdolabına koyun
3. Sabah yarım elmayı rendeleyin, diğer taze meyvelerle beraber ekleyin ve karıştırın
2015 yılında yapılan bir araştırma, yarısı fazla kilolu yarısı normal kilolu katılımcıları üç gruba ayırmış. İlk grup kahvaltıda sadece su içmiş. İkinci grup 350 kalorilik şekerli mısır gevreği yemiş. Üçüncü grup ise 350 kalorilik yulaf ezmesi yemiş.
Tüm katılımcılar aynı kalori miktarını tüketmelerine rağmen, yulaf tüketenlerin mısır gevreği tüketenlere göre daha tok hissettikleri ortaya çıkmış. Üstelik 3 saat sonunda, sabah mısır gevreği tüketenlerle sadece su tüketenlerin aynı açlık seviyesinde olduğu görülmüş.
Bu araştırmalardan yulafın kilo vermek için en iyi kahvaltı seçeneği olduğunu çıkartamayız. Çünkü araştırma sebzeli omlet, haşlanmış yumurta, yeşillik, salatalık, domates gibi diğer sağlıklı kahvaltı seçeneklerini yulafla karşılaştırmalı olarak içermiyor.
Fakat net olarak gösterdiği, yulafın şeker eklenmiş mısır gevreği gibi işlenmiş gıdalara kıyasla daha tok tuttuğu.
Avokado tostu
Avokado tam bir besin deposu. Bir porsiyonunda (100 g veya büyüklüğüne göre değişmekle beraber yaklaşık yarım avokado) 160 kalori, 2 g protein, 15 g sağlıklı yağ ve 9 gram karbonhidrat bulunuyor. Ama 9 g karbonhidratın 7 gramı fiber. Bu özellikleri sayesinde uzun süre tok tutuyor.
Avokado kendisi bir besin deposu olmasının yanı sıra, içerdiği sağlıklı yağlar sayesinde yediğiniz diğer sebzelerden aldığınız besin miktarını da dramatik şekilde arttırıyor.
Yapılan araştırmalar, salatalara avokado eklemenin antioksidan emilimini 15 kata kadar arttırabileceğini gösteriyor.
Bu avokado tostu o kadar lezzetli ki, sadece kahvaltıda değil her öğünde tüketiyorum.
Avokado Tostu
• Yarım avokado
• 1 çay kaşığı lime veya limon suyu
• 1 çay kaşığı zeytinyağı
• 1 tutam kırmızı pul biber
2. Çekirdeksiz kısmının kabuğunu soyun ya da kaşıkla kabuğundan sıyırın
5. Tatlı lor peynirini parçalayın, cherry domatesleri küçük parçalara bölün ve avokado ezmesi ile karıştırın
7. Ekmekleri kızartın, kızarınca üzerine çok az zeytinyağı gezdirin
8. Avokado karışımını ikiye bölerek ekmeklerin üzerine yerleştirin
Hafta sonu kendinize bir ziyafet çekmek isterseniz bu avokado tostunu hazırlayıp üzerine haşlanmış veya poşe yumurta ekleyebilirsiniz.
Chia tohumu pudingi
Maya uygarlığı zamanından gelen chia tohumlarının tüketimi bütün dünyada sağlıklı omega-3 yağları ve lif içeriği yüzünden giderek yaygınlaşıyor. Maya dilinde güç anlamına gelen chia tohumu koşucular ve savaşçıların besini olarak bilinirmiş. 25 yıl önce Wayne Coates adlı araştırmacı, chia tohumlarının enerji arttırıcı, kan şekerini sabitleyici, sindirimi kolaylaştırıcı ve kolesterolü düşürücü etkilerini fark edip yaymaya başlamış. Her 28 gramı (2 çorba kaşığı) 5 gram omega-3 yağı ve 4,4 gram protein içeren chia tohumları besin değeri açısından çok kıymetli.
• 15-20 adet tuzsuz, çiğ badem
• 1 bardak su
3. Karışımı süzgeçten geçirerek badem sütü elde edin. Kalan badem püresini atmayın, fırını en düşük ısıya getirip 3-4 saat bekleterek kurutun ve badem unu yapabilirsiniz.
4. Badem sütünün içine bir adet taze incir ekleyin ve blenderdan geçirin
5. Karışıma 3 kaşık Chia tohumu ekleyin
6. 3-4 saat veya 1 gece buzdolabında bekletin. Chia tohumları gel kıvamı alınca pudinginiz hazır!
Yeşil rüya smoothie
Sabaha pratik, sindirimi kolay ve inanılmaz lezzetli bir kahvaltı ile bomba gibi başlamak, üstelik ışıl ışıl bir cilde kavuşmak ister misin? C vitamini, demir, protein, omega 3 ne ararsan bu smoothie'de. Ama herşey bir yana adı, tadının güzelliğinden geliyor. Güzel bir rüyadan uyanmak gibi :)
Yeşil Rüya Smoothie
• 1 avuç çiğ tuzsuz badem, bir gece önceden ıslatılmış
• 1 bardak mevsimine göre ıspanak veya pazı
• 1 çorba kaşığı chia tohumu, ekstra protein, fiber ve omega 3 için
4. Blenderı durdurup malzemelerin geri kalanını ekleyin
5. 3 dakika, ya da blenderınızın hızına göre tamamen pürüzsüz hale gelene kadar blend edin
Kas yapayım derken memenizi büyütmeyin
Sağlıklı bir yaşam ve sıkı bir görünüm için spor yapmak, doktorların öncelikli önerileri arasında yer alıyor. Ancak, kaslı ve dikkat çeken bir görüntüye sahip olmak isteyen çoğu erkeğin spor dışında başvurduğu bir diğer yöntem kas gelişimi hızlandıran ilaçlar. Medical Park Göztepe Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Serkan Deveci, kas yapımını artıran ilaçların sağlık üzerindeki etkileri hakkında şu bilgileri paylaştı:
Kas yapmanın kolay yolunu seçiyorlar
"Kaslı bir vücuda sahip olmak isteyen birçok kişi sporla birlikte kas yapımını hızlandıran ilaçlar da kullanıyor. Üçgen vücutların geleneksel yöntemlerle ağırlık çalışarak mı yoksa kas yapımını artıran ilaç (anabolik steroid) kullanımı ile mi olduğunu tespit etmek zor. Pek çok kişi kolay yoldan kaslı vücut sağlayan bu ilaçları tercih ediyor.
İlaç kullananların yüzde 78'i aktif sporcu değil
Bu ilaçlar eskiden performans artırıcı olarak sporcular tarafından müsabakalardan önce kullanılıyordu. Yapılan güncel araştırmalar, günümüzde bu ilaçları kullananların yüzde 78'inin aktif sporcu olmadığını ve sadece görsel olarak beğenilen bir vücuda sahip olmak için kullandıklarını gösteriyor.
Anabolik etkinlik ile hücre büyümesini tetikleyerek protein sentezini artıran bu ilaçlar, kas kitlesinde ve direncinde artışa yol açıyor; Kaslardaki yerleşik yağ dokusu oranını azaltıyor. Ancak Vücudun doğal hormonal dengesini de etkileyen bu ilaçlar, saldırgan davranış biçimi, kontrolsüz hipertansiyon, akne, kellik, karaciğer hastalığı, inme ve kalp krizi riskinde artışa yol açıyor. Bu etkilerinin yanı sıra erkekte doğal testosteron yapımını azaltarak yumurtalıklarda küçülme, sperm yapımında azalma ve geçici kısırlığa neden oluyor. Hormon düzensizliği yaratarak cinsel istekte önce geçici bir artışa takiben de ilaç kesildiğinde kalıcı bir isteksizliğe ve sertleşme kaybına yol açabiliyor.
Kas yapımını artıran ilaçların bir diğer istenmeyen etkisi de testosteronun aromatoz enzimi etkisi ile östrojene dönüşümü sonucunda erkeklerde meme büyümesine neden olması. Kadınlarda ise adet düzensizliği, gebelikte bebeğin gelişiminin etkilenmesi, klitoriste kalıcı büyüme, ses kalınlaşması, saçta azalma ve vücut kıllanmasında artışa yol açıyor Bu tip ilaçların tehlikeli yan etkileri göz önüne alındığında daha güzel görünmek isteyenlerin dengeli spor ve doğal beslenmeyi tercih etmeleri çok daha sağlıklı bir yol olarak gözüküyor."
1,3 milyar TL'lik cirosuna rağmen İtalyanlara satılmasıyla dikkatleri üzerine çeken Oltan Fındık'a FETÖ operasyonu düzenlendi. Şirketin eski sahibi ve hissedarı M.A gözaltına alınırken, bilgisayarında bulunan örgütsel dokümanlara el konuldu.
Türkiye'deki fındık üretimi ve pazarlamasıyla 1,3 milyar TL'lik ciroya ulaştıktan sonra İtalyanlara satılmasıyla dikkat çeken Oltan Gıda'ya FETÖ operasyonu düzenlendi. Düzce Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen FETÖ soruşturmasında Düzce Emniyet Müdürlüğü KOM Şube Ekipleri'nce şirketin eski sahibi ve hissedarı M.A gözaltına alındı. Operasyonda M.A.'nın evinde yapılan aramalarda bilgisayar, bilgi depolama aygıtlarına ve örgütsel dokümanlara el konulurken, iş adamı M.A. ifadesi alınmak üzere Düzce Emniyet Müdürlüğüne götürüldü.
FETÖ'yle yakın teması bulunduğu öne sürülen şirket, 17-25 Aralık operasyonlarından sonra İtalyan çikolata devi Ferrero'ya satılmıştı. 1,3 milyar TL'lik cirosu bulunan şirketin o dönem satılması, FETÖ'nün şaibeli şirket devirlerinden biri olarak yorumlanmıştı. Şirket, FETÖ'nün işadamlarının çatı kuruluşu olan TUSKON'un önemli üyelerinden biriydi.
"Ne o, ne bu"
Mesut Yar'ın sunumuyla ekranlara gelen Burada Laf Çok'a konuk olan Haluk Levent, konserlerinde yaptığı doğaçlamalarda söylediklerinin yanlış yerlere çekildiğini söyledi.
Ağır vasıta lastik pazarı büyüyor
2016 yılında Türkiye ağır vasıta lastikleri pazarı son üç yıldır olduğu gibi büyüme grafiğini sürdürdü. 2013 yılından bu yana Avrupa bölgesinde ağır vasıta lastikleri segmentinde liderliği elinde bulunduran Türkiye, bu yıl da özellikle son 3 aylık dönemde gerçekleştirdiği satışlarla global pazarlardaki konumunu pekiştirdi.
2016 yılında ağır vasıta lastikleri pazarında beklentilerle uyumlu olarak büyüme yaşandığını belirten Michelin Türkiye Ağır Vasıta Lastikleri Ticari Direktörü Sertan Akçagöz, "Türkiye, süregelen kentsel dönüşüm, mega projelerin katkısıyla Avrupa bölgesinde ağır vasıta pazarında stratejik bir rol üstleniyor. Bu güçlü yapısı nedeniyle ülke olarak performansımız Michelin Grubu'nun tüm Avrupa sonuçlarının da başarısını doğrudan belirliyor. Michelin Türkiye'nin performansı, Avrupa bölge sonuçlarını direkt etkiliyor." dedi.
"Pazar 2 milyonun üzerine çıktı"
Sertan Akçagöz sözlerine şöyle devam etti: "Yıl boyunca 1 milyon 700 binin üzerinde ağır vasıta lastiği satılırken, 450 binin üzerinde kaplama lastik satışı gerçekleştirildi ve pazarda toplam sırt tüketimi 2 milyonun üzerine çıktı. Son 3 ayda yüzde 15'in üzerinde büyüyerek ekonomiye olumlu etki yaratan ağır vasıta lastikleri pazarı, yılı toplamda en az yüzde 5'lik büyüme ile kapatıyor. Hedeflerimizle uyumlu bir yıl performansı gerçekleşti. Ülke olarak geçirdiğimiz süreçte de hedeflerimizde bir değişiklik olmadı. Michelin olarak bizim için ise diğer grup markalarımızın performanslarının da etkisiyle başarılı bir yıldı. Ağır vasıta segmentinde pazarın da üzerinde büyüme kaydettik. Bu başarılı performansımızın ardında tabi ki Michelin markasının kalitesi en büyük rolü oynuyor. Pek çok mega projede yer alıyoruz. Lastiklerimiz İstanbul'da inşaatı devam eden şehrin üçüncü havalimanında çalışan 300 Volvo FMX kamyonunu donatıyor ve maliyetlerde önemli ölçüde verimlilik sağlıyor."
Michelin'in bütün dünyada lastik ve lastik teknolojileriyle ilgili çözümler geliştirerek müşterilerine 360 derece hizmetler sunduğu Michelin Solutions, güvenlik, uzun lastik ömrü, yüksek performans ve maliyet verimliliği sayesinde büyük filolar tarafından da tercih ediliyor. Filoların elverişliliğini optimize edip, operasyonel maliyetlerini düşürerek işletmelerin lastik yönetimini kolaylaştıran Michelin Solutions, sağladığı performansla maliyetlerde önemli oranda verimlilik sunuyor. Michelin, kilometre başına faturalandırma, yol yardımı, raporlama, stok yönetimi, lastik bakım yönetimi, filo yönetimi ve çözüme bağlı hizmetler sunan Michelin Solutions, işletmelere lastik yönetimi hizmetleri sunuyor.
Soma: Sözün bittiği yer!
Cennet gibi bir yolda, cam ağaçlarının arasında ilerleyerek cehennemin yaşandığı maden ocağına varılıyor. Ne yaman çelişki diyor insan. Çam ormanlarının ortasında can pazarı.
İzmir'den Manisa'ya giderken Manisa il sınırına girer girmez Soma Maden İşletmeleri'nin oku var sağa sapılıyor. Cennet gibi bir yolda, cam ağaçlarının arasında ilerleyerek cehennemin yaşandığı maden ocağına varılıyor. Ne yaman çelişki diyor insan. Çam ormanlarının ortasında can pazarı. Maden ocağına yaklaşırken toz ve gırtlağı yakan bir koku karşılıyor insanı. Bozuk yollardan madene iniliyor. İlk gördüğümüz manzara ardı ardına sıralanmış ambulanslar. Sadece bu fotoğraf bile ne kadar büyük bir felaket yaşandığını iyi anlatıyor. Bütün yardım ekipleri Soma'ya gelmiş. Kızılay dev bir mutfak kurmuş, Sivil arama kurtarma ekipleri iş başındalar. İzmir, İstanbul, Manisa belediyeleri ve hatta ilçe belediyeleri bile yardım için gelmişler. Yani yardımlarda, arama kurtarma ekiplerinin sayılarında, tıbbi müdahale ekiplerinde sorun yok. Sorun bütün bu ekipler gelmeden önce yaşananlarda.
Kazadan kurtulabilen işçilerle konuştum. Bir kere bugüne kadar yangın durumunda ne yapılması gerektiği konusunda doğru dürüst acil durum eğitimi almadıklarını söylediler. Gözlerinde hem acı, hem korku hem de kabullenilmiş bir çaresizlik vardı. Arkadaşlarını kurtarmaya inenler cenazelerle birlikte yukarı çıktıklarında ve çıkardıkları cenazeleri ambulanslara teslim ettiklerinde onların travması başlıyor. Aralarında fenalık geçiren de gördüm gözyaşlarına boğulanlar da.
Aileler maden ocağının girişine kümelenmişler. Aşağıdan cenaze geleceğine dair işaret gelince önce derin bir sessizlik, sonra cenaze görünüyor üzeri battaniye ile kaplanmış ve ailelerin feryadı. Bazı cenazeler mecburen yüzü açık getirildi. Çünkü kimlik tespiti yapmak çok zor. İşte o an, yüzleri açık çıkarılan cenazeleri görmek sadece aileler için değil herkes için çok zor.
Maden ocağının girişine aileler yaklaştırılmadı. Yoğun güvenlik önlemleri alınmış ama özellikle Başbakan için getirilen yüzlerce çevik kuvvet polisi kuş uçurtmadılar. Başbakan gidince çevik kuvvetin yerini jandarma aldı, Doğrusu maden ocağının girişine kaskları, kalkanları ile kümelenmiş çevik kuvvet polislerini görmek iyi bir tat bırakmıyor. Böyle bir ortamda çevik kuvvet kime, neye karşı önlem almak için burada? Anlamak kolay değil.
Kazanın yaşandığı maden ocağına gelince… Maden işçilerinin nasıl bir ortamda çalıştığını da anlatmak lazım. Özel işletme deyince insanın aklına pırıl pırıl koşullar, doğru dürüst binalar gelmesin. Eski, yıpranmış binalar, yıkık dökük barakalar, etraf çamur, madene inen yol yol değil, etraf atık ve çöp dolu, platformların kimi kırık dökük, kimisi paslanmış. Hiç bir yerde uyarı işareti, işçi güvenliği konusunda bilgilendirme panoları gibi medeni dünyanın kullandığı araçlar yok. Maden ocağının girişinde atılmış demir parçaları, eski teneke platformlar üzerinde aileler bekleşiyorlar. Kazadan sonra bile en azından bekleyenlerin düşüp yaralanmaması için hiç bir önlem alınmamış. Kısacası madenin içerisine inmeden sadece dışarıdaki duruma bile bakınca azıcık paraya çalışan ve plastik bir sedyenin üzerinde, yüzü kara, çorabı delik, son nefesini vermiş şekilde çıkartılan bu işçiler için gözyaşı dökmenin çok ötesinde şeyler yapılması gerektiği ortada. Kazanın nasıl olduğu konusunda çok farklı yorumlar var. Bu güne kadar yaşanan en büyük maden faciası diyor maden işçileri ve maden mühendisleri. Ortada bazı raporlar var. Cenazeler kalkacak, diğer işçiler, hayatta kalmayı başaranlar ekmek parası için madene dönecekler mecburen. Dünyanın en büyük ekonomileri arasına girmek gibi bir iddiası olan hükümetin bundan sonra ne yapılacağı, bu işletmelerin nasıl denetleneceği, taşeron firmaların işçi haklarını ve güvenliğini nasıl sağlayacağı, daha fazla eğitim ve medeni şartların nasıl sağlanacağı konusunda da yeni şeyler söylemesi gerekiyor.
Radikal'de yayınlanmıştır
Türkiye terörle mücadelede ne yapmalı?
Gündemdeki en sıcak gelişmeler Gündem Özel'de tartışılıyor...
Erdal Beşikçioğlu Behzat Ç.'nin ekrana döneceği tarihi açıkladı
Erdal Beşikçioğlu, Behzat Ç.'nin ekranlara yaz aylarında döneceğini açıkladı.
Ekranlara döneceği konuşulan Behzat Ç. dizisinde başrol olarak rol alan Erdal Beşikçioğlu dizinin ne zaman yayınlanacağını açıkladı. 46 yaşındaki Beşikçioğlu, CNN TÜRK'te Güneri Cıvaoğlu'nun sunduğu Şeffa Oda programında, izleyicilerine 13 bölümlük Behzat Ç. çekeceklerini ve yaz aylarında yayınlanacağının müjdesini verdi.
Geçtiğimiz aylarca, sevilen dizi karakteri Behzat Ç.'nin ekranlara döneceği haberi dizinin izleyicilerini sevindirmişti. Beşikçioğlu, "Dizinin yayını için dijital platform Blu TV'yle konuşuyoruz." diyerek, internetten izlenebileceğinin sinyallerini vermişti.
Türkiye'nin bilim, kültür ve eleştirel düşünce platformu "Herkese Bilim Teknoloji" (HBT) haftalık dergi konseptiyle, 1 Nisan'dan itibaren bilim ve teknoloji alanında gerçekleşen güncel gelişmeleri okurlarına ulaştıracak. Dergiyi, kısa süre önce kapatılan "Cumhuriyet Bilim Teknik" dergisinin deneyimli kadrosu çıkarıyor.
Herkese Bilim Teknoloji dergisi, popüler bilimi geniş kitlelerle buluşturmayı, teknoloji ve inovasyon konularında evrensel düzeyde yayıncılık yapmayı amaçlıyor.
Yayın danışmanlığını Orhan Bursalı, Yayın Yönetmenliğini ise Özlem Yüzak'ın üstlendiği dergiyi 30 yılın ardından yayın hayatına son verilen "Cumhuriyet Bilim Teknik" dergisinin deneyimli kadrosu çıkarıyor. Reyhan Oksay, yayın yönetmen yardımcılığı görevini, Tüles Hasdemir ise görsel yönetmenliğini yapıyor.
Yazarlar arasında ise Prof. Dr. Doğan Kuban, Prof. Dr. Bozkurt Güvenç, Emin Çapa, Tevfik Uyar, Can Gürses, Rita Urgan, Tanol Türkoğlu, Ali Akurgal, Müfit Akyos, Dr. Baha Kuban, Nilgün Özbaşaran Dede, Prof. Tayfun Akgül, Bayram Ali Eşiyok, Prof. Dr. Cem Say, Prof. Dr. Mustafa Çetiner, Prof Dr. Önder Ergönül ve Prof. Dr Hande Özdinler gibi isimler var.
"Herkese Bilim Teknoloji" aynı zamanda güncel olayların bilimsel çerçevede tartışılacağı bir platform.
Gazeteci Orhan Bursalı HBT'yi şöyle anlatıyor: "Şirket ARGE'lerinden üniversite laboratuvarlarına kadar dünyanın dört bir tarafından, her gün yüzlerce haberin yayıldığı günümüzde, HBT, bilim, tekno-yaşam ve inovasyon konularında evrensel nitelikte haberler yapmak amacıyla yola çıktı. 'Sürdürülebilir ve yaşanabilir dünya' kavramını odağına alan dergide, bilim alanında başarı öykülerine de yer verilecek."
Güneş enerjisiyle telefon şarj etmek
Emin Çapa: "Bu topraklarda daha çok bilim konuşulsun"
Derginin yazar ekibinde yer alan CNN TÜRK Ekonomi Müdürü Emin Çapa ise bilim ve teknolojinin geçmişe göre hayatımızın içine daha önce insanlık tarihinde görülmedik bir şekilde nüfuz ettiğini belirterek "Geçmişin aksine bilim ve onu takip eden teknoloji gündelik hayatı öylesine derinlemesine, öylesine güçlü bir şekilde etkiliyor ki kaçınmak mümkün değil. Ancak Türkiye bu yarışta giderek geriye düşüyor, sadece "kullanıcı" pozisyonuna indirgeniyor" diyor.
Çapa, dergiyi şu sözlerle anlatıyor: "Bu topraklarda daha çok bilim konuşulsun, daha çok teknoloji üretilsin isteyenler bir araya gelip, "Herkese Bilim Teknoloji" site ve dergisini çıkarmaya karar verdi. Site şu anda yayında, dergi de Nisan başından itibaren bayilerde olacak. Ancak HBT'nin uzun ömürlü ve faydalı olması bu işe girişenleri aşan, herkesin aktif bir katılımcı ve okuyucu olmasına ihtiyaç duyan bir gerçeklik. Dolayısıyla herkesi hem içerik, hem de okuyucu olarak HBT'ye destek olmaya çağırıyoruz."
Sağlıklı Omega 3 kaynağı 11 besin
Omega-3 yağları, en başta kalp ve beyin olmak üzere pek çok vücut fonksiyonu için fayda sağlıyor. Neden Omega 3 tüketmeliyiz, Omega 3 çeşitleri ve kaynakları hakkında özet bilgileri bu yazıda bulabilirsiniz. (Hazırlayan: Özlem Çitçi)
Omega-3 yağları, en başta kalp ve beyin olmak üzere pek çok vücut fonksiyonu için kritik önem taşıyor.
Türkiye'nin de içinde bulunduğu Akdeniz memleketlerinde çok daha yağlı yiyecekler tüketilmesine rağmen, kalp krizi oranı Amerika'dan düşük. Bu da taze deniz balıkları, fındık fıstık gibi bu bölgelerde bol bulunan gıdaların içerdiği sağlıklı Omega-3 yağları ile bağdaştırılıyor.
Peki nedir Omega 3 yağlarının faydaları?
• Kalp sağlığı
• Kas, kemik ve eklem ağrılarını azaltmak
• Ruh hali değişiklerini dengelemesi ve depresyonu önlemek
• Bağışıklık sistemini güçlendirmek
• Ülser gibi sindirim rahatsızlıklarının tedavisi
• Cildi güzelleştirmek
Çeşitleri ve tavsiye edilen miktar
3 çeşit Omega 3 yağı var. En çok tavsiye edilen DHA ve EPA isimli Omega 3 yağları deniz balıklarında bulunuyor. DHA beyin fonksiyonlarıyla, EPA ise kalp sağlığıyla ve vücutta enflamasyonu azaltmakla ilişkilendiriliyor. Pek çok diyetin haftada en az 2-3 kere balık tüketilmesini tavsiye etmesinin sebeplerinden biri de vücudun yeterli miktarda DHA ve EPA almasını sağlamak.
Üçüncü çeşit olan ALA ise kabuklu yemişler (özellikle ceviz), keten tohumu, bitkisel yağlar ve serbest dolaşan hayvanların etlerinde bulunuyor. Vücut ALA'yı genelde enerji için kullanıyor, ALA'nın sadece %8'i EPA ve DHA'ya dönüştürülebiliyor.
Dünya çapında pek çok sağlık kuruluşu sağlıklı bir yetişkinin günde 500 mg civarı DHA + EPA Omega-3 tüketmesini tavsiye ediyor. Bu genel olarak tavsiye edilen miktar olmakla beraber en doğrusu ihtiyacınızı sağlık durumunuza göre belirlemek için doktorunuza danışmanız.
Chia Tohumu
Keten tohumu
Kendir Tohumu
Bir tutkudur ayakkabı… Değerini bilen usta ellerde elmas gibi işlenir adeta bir mücevhere dönüşür, pırıl pırıl parlar da bakanın gözlerini kamaştırır. Tam da bu türlü ayakkabı tasarımları paylaşacağız şimdi sizinle. Bu tasarımların her biri Vietnam'da bir ayakkabı ustası tarafından ilmek ilmek işlenmiş, işçiliğiyle göz dolduran, giyilmeye kıyılmayacak kadar güzel ve özeller.
Apple AirPods kulaklığın bir tanesi kaybolursa ne olacak?
Super Mario Run Android için çıkacak mı?
Apple'ın yeni kablosuz kulaklığı AirPods artık ülkemizde de satışa çıktı. Bluetooth teknolojisine sahip olan kablosuz kulaklık, neredeyse tüm Apple ürünleri ile uyumlu. Cihazlar arasında kolayca geçiş yapabilen ürün tek şarj ile 5 saat kadar pil ömrü sunuyor. Ancak son derece ufak olan bu kulaklıklardan bir tanesi kaybolursa ne olacak?
Yurtdışında 160 dolar, ülkemizde ise 779 TL'den satışa çıkan kulaklık oldukça ufak boyutları ile dikkat çekiyor. Pek ucuz sayılmayacak bir fiyata sahip olan bu ürünle ilgili kafaları kurcalayan soru işaretlerinden bir tanesi yanıt buldu. Kulaklıklardan bir tanesi kaybolursa ne olacak?
Öncelikle şunu belirtmek gerekiyor, kulaklıklardan bir tanesi kaybolursa diğeri çalışmaya devam edebiliyor. Yani cihazlar çalışmak için birbirlerine ihtiyaç duymuyor. Ancak yenisini almak isterseniz, Apple tarafından açıklanan servis fiyatlarına ihtiyaç duyabilirsiniz.
Kulaklıklardan bir tanesinin kaybolması durumunda, 69 dolar ödeyerek Apple'dan tek bir adet kulaklık almak mümkün olacak. Bunun dışında cihazla birlikte gelen hem şarj hem de saklama kutusu olarak kullanılan kutunun fiyatı da 69 dolar olarak belirlenmiş.
Kulaklıklarda pil ile ilgili bir sorun yaşanırsa, her kulaklık için 49 dolar ödeyerek batarya değişimi yaptırmak mümkün olacak. Şarj kutusu için de 49 dolar ödeyerek kutunun içerisindeki bataryayı yenilemek mümkün.
Şükran Ovalı ve Caner Erkin nikahı iptal etti
Oyuncu Şükran Ovalı ve Caner Erkin, 2 Ocak 2017 günü İtalya'da evleneceklerdi. Ancak çift nikahı iptal etti.
... Beşiktaşlı yıldızın ettiği evlilik teklifinin ardından birlikte yaşamaya başlayan ve ailelerini tanıştıran ünlü çift, herkesten gizlice nikah için de tarih aldı. Ovalı ve Erkin, 2 Ocak 2017 günü İtalya'da bir ömür mutluluğa 'evet' diyecekti.
Şükran Ovalı ve Caner Erkin, Roma Büyükelçiliği'ndeki nikâh için de tüm yasal işlemleri yaptı. Herkesten sır gibi saklanan düğünün tüm masraflarını üstlenecek olan Caner Erkin, aile ve sınırlı sayıdaki dostlarının ulaşım ve konaklama gibi detaylarını da halletti.
Üç bacaklı Kangal'ın hikayesi
Hepimizin seyretmeyi çok sevdiği o çocuk ve hayvan konulu sevimli fotoğraflara, videolara eklenen inanılmaz bir çocuk-hayvan öyküsü daha sizi bekliyor. Bu bir kitap: Adı "Haatchi ve Küçük Dostu".
Haatchi bir Kangal. Tren raylarına terk etmişler onu, ölsün diye. Bir kalpsiz, ondan kurtulmak istemiş. Yapan kimdir, nedir hiç bilinmiyor. Ki zalimliğin hiçbir özrü zaten olamaz! Üzerinden tren geçmesine rağmen mucizevi bir şekilde hayatta kalıyor Haatchi. Bir ayağı ve kuyruğu kesiliyor mecburen.
Ailesi tarafından "Küçük D" diye çağırılan Owen ise çok nadir görülen kas hastalığına tutulmuş ve tekerlekli sandalyeye mahkum bir çocuk. Buraya kadar Haatchi de, Owen da çok şanssız görünüyor değil mi? Ama değil işte. İkisi de aslında çok şanslı. Çünkü bir çok insanın sahip olamayacağı gerçek birer dosta sahipler.
Bu ikilinin yolları kesiştiği anda dünya daha bir farklı dönmeye başlıyor onlar için. En basit örnekle; ilaç içmeyi sevmeyen Owen, arkadaşı Haatchi'nin kendi ilaçlarını içtiğini görünce artık hiç sorun çıkarmıyor. Gazeteci Wendy Holden'ın kitaplaştırdığı bu hayat hikayesi, sol yanında duygu taşıyan herkes için. O kadar dolu dolu bir kitap ki bu. Owen'ın zorlu mücadelesi sırasında anne ve babası sıkıntılara dayanamayıp, ayrılıyorlar. Küçük çocuğun hayatına sonradan katılan üvey anne ise tam bir mücadele insanı. Aynı zamanda köpek eğitmeni olan kadın, hem Owen'la, hem de Haatchi'yle yakından ilgileniyor, yardım çalışmalarına katılıyor.
Anlayacağınız, elinden ne gelirse yapmaya çalışıyor. Merak ederseniz Facebook'ta Haatchi adında bir de sayfası var.  Eğer bu müthiş kitabı alıp okumak isterseniz; bir iyiliğe de vesile olacaksınız. Nasıl mı? Satılan her kitabın 1 TL'si Türkiye Kas Hastalıkları Derneği KASDER aracılığıyla bir çocuğun, 1 TL'si de Yaşam Hakkına Saygı Derneği aracılığıyla bir hayvanın hayatını aydınlatacak. Aslında bu kitap sizin de hayatınızı aydınlatacak. Mutsuz, umutsuz olduğunuzda üstünden tren geçmesine rağmen hayatta kalan Haatchi'yi, tekerlekli sandalyeye mahkum olmasına rağmen en iyi dostunu bulan Owen'ı düşünün ve mucizelere inanın.
BM kararı memnuniyet yarattı
Birleşmiş Milletler'in Filistin toprakları ile ilgi aldığı karar Türkiye tarafından memnuniyetle karşılandı.
Birleşmiş Milletler'de alınan kararın ardından Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada karar memnuniyet verici olarak değerlendirildi. Açıklamada,
"BM Güvenlik Konseyi'nin bugün gerçekleştirdiği toplantıda İsrail'in işgal altında tuttuğu Filistin topraklarında yürüttüğü yerleşim faaliyetlerinin uluslararası hukuka aykırı olduğunu kayıt altına alan bir karar kabul etmesini memnuniyetle karşılıyoruz. İsrail'in işgalci güç olarak hukuki yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiği vurgulanan kararda yerleşimlerin iki devletli çözüm vizyonunun önünde engel oluşturduğunun teyit edilmesi önem taşımaktadır.
İsrail'e uluslararası toplumun ortak yaklaşımını yansıtan bu karara uyarak, Doğu Kudüs ve Batı Şeria'da sürdürülmekte olan yasadışı yerleşim faaliyetlerine biran önce son vermesi çağrımızı yineliyoruz." denildi.
Kremlin Sözcüsü Peskov, katıldığı bir televizyon programında Rusya Devlet Başkanı Putin'in kalbini çalmanın ve Putin'le evlenebilmenin yollarını anlattı.
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Rus NTV kanalında yayınlanan Mejdunarodnaya Pilorama programına katıldı.
Sputnik Türkiye'nin haberine göre; Sunucunun "Yardımcım Liza, başkanlık idaresi personeli arasında bekâr kimsenin kalıp kalmadığını soruyor" ifadesinin ardından Peskov da "Hayır, ama Kremlin'de var" yanıtını verdi.
​Bu yanıt da Peskov'un Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'den bahsettiğini düşündürdü.
Bunun üzerine sunucu, "Liza için bu yalnız kişinin kalbini çalması için ne tavsiye verirsiniz?" sorusunu yöneltti.
Peskov: "İyi eğitimli olmalı, anne ve babasının sözünü dinlemeli, programın sunucusunun ve kanalın sözünü dinlemeli, daha sonra da başkanlık idaresinde 10-15 yıl görev yapmalı, kariyer basamaklarını tırmanmalı… Ondan sonra da sanırım yaş olarak pek uygun olmazsınız. Hiç şans yok."
Putin'in ismi daha önce News Corporation şirketinin Avustralyalı medya yöneticisi ve hissedarı Rupert Murdoch'un eski eşi Wendi Deng ile anılmıştı.
Ancak Deng bu iddiaları yalanlamıştı.
Lüks otomobil markası Lamborghini, 24 bin dolar değerindeki EsaVox hoparlör sistemini 2 yıl süren bir çalışmanın sonucunda tamamladı. (cnnturk. com)
Şok gidericisi de olan hoparlör ilgniç tasarımıyla da dikkat çekiyor.
Karbonfiber gövdeye sahip sistem siyah, kırmızı, turuncu ve sarı olmak üzere dört farklı renkte satılıyor.
Lamborghini hoparlör pazarına giren ilk otomobil şirketi değil. Daha önce Porsche da 911 ses barını duyurmuş ve 2 bin 900 euro'dan satışa sunmuştu.
Son Dakika: İş adamı Karamehmet'in hapis cezasına onama
Yargıtay, iş adamı Mehmet Emin Karamehmet'e Pamukbank'tan usülsüz kredi kullandırılması nedeniyle yargılandığı davada "zimmet suçundan" verilen 7 yıl 1 ay 16 gün hapis cezasını onadı. Ayrıca 2 banka yöneticisine verilen cezalar da onandı.
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, Pamukbank'tan kullandırılan bazı kredilere ilişkin yargılamada, iş adamı Mehmet Emin Karamehmet'e "Zimmet" suçundan verilen 7 yıl 1 ay 16 gün hapis cezasını onadı.
Daire, İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın temyiz incelemesini tamamladı.
Yerel mahkemenin sanıklardan iş adamı Karamehmet'i 7 yıl 1 ay 16 gün, banka yöneticileri Orhan Emirdağ'ı 6 yıl 5 ay 23 gün, Osman Berkmen'i 5 yıl 10 ay hapse çarptıran kararı onandı. Banka yöneticisi İsmail Sezer Bilgili'ye verilen cezanın ise zaman aşımından düşürülmesine karar verildi.
İşadamı Erol Aksoy'a 8 yıl hapis cezası
Davanın geçmişi
İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi, 2010'da Karamehmet'i yönetim kurulu başkanı olarak görev yaptığı dönem içerisinde Pamukbank'tan kullandırılan bazı kredilere ilişkin "zimmet" suçundan 11 yıl 8 ay hapis ve 471 milyon 950 bin 66 lira para cezasına çarptırmış, bankanın yöneticileri Orhan Emirdağ 10 yıl 4 ay 13 gün, Osman Berkmen de 9 yıl 8 ay hapis cezasına mahkum edilmişti.
Kararın temyiz edilmesi üzerine dosyayı görüşen Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 2011'de Karamehmet ve banka yöneticileri hakkındaki hapis cezalarını oy çokluğuyla esastan bozmuştu.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı üzerine dosyayı görüşen Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise Karamehmet'e "nitelikli zimmet" suçundan verilen 11 yıl 8 ay hapis cezasını bozarak, eylemin "basit zimmet" suçuna girdiğine hükmetmişti.
Bozma üzerine 2013'te yeniden yapılan yargılamada, mahkeme heyeti, suç tarihinde Pamukbank'ta yönetim kurulu başkanı olarak görev yapan Karamehmet'in, yönetim ve denetiminde bulunan bankaya ait toplam 460 milyon 563 bin 693 Türk lirasını kendisine ve şirketlerine menfaat temin ederek zimmetine geçirdiğini belirterek, sanığın "adiyen zimmet" suçunu işlediğine hükmetmiş ve Mehmet Emin Karamehmet'i, 7 yıl 1 ay 16 gün hapis cezasına çarptırmıştı.
Dava konusu dönemde banka yönetim kurulu üyesi ve genel müdürü Orhan Emirdağ'ın "zimmet" suçundan 6 yıl 5 ay 23 gün, aynı suçtan banka yönetim kurulu üyesi Osman Berkmen'in 5 yıl 10 ay, banka yönetim kurulu üyesi İsmail Sezer Bilgili'nin 5 yıl 2 ay 6 gün hapisle cezalandırılmasına karar verilmişti.
iOS 10 güncellemesi ne zaman çıkacak?
Apple, bu yıla ve gelecek yıla damgasını vuracak iPhone 7 ve iPhone 7 Plus modellerini resmi olarak duyurdu. Cihazlar 9 Eylül tarihinde ön siparişe açılacak, 16 Eylül tarihinde ise tüketicilerle buluşacak. Yeni iPhone modelleri kutusundan iOS 10 işletim sistemiyle birlikte çıkacak. Peki eski cihazlar iOS 10 güncellemesini ne zaman alacak? O tarih paylaşıldı.
Geçtiğimiz Haziran ayında düzenlenen WWDC 16'dan bu yana iOS 10 işletim sistemi geliştirilmeye devam ediliyor. Geliştiricilere açık olan beta sürümleri daha sonra herkese açık şekilde yayınlandı. Final sürüme ise oldukça kısa bir süre kaldı.
Tim Cook, iOS 10 güncellemesi için 13 Eylül tarihini paylaştı. 13 Eylül tarihinde tüm dünyada iOS 10 güncellemesi yayınlanacak. Güncellemenin akşam saatlerinde ülkemizde yayınlanması bekleniyor. Mesajlar, iMessage uygulamaları, yenilenen Harita uygulaması, HomeKit desteği, bildirim ekranındaki güncellemeler ve Fotoğraf uygulaması yenilikleri iOS 10'da dikkat çeken detaylar arasında olacak.
Yeni dönem ve yankıları
Davutoğlu'nun çekilme kararı AK Parti çevrelerinde nasıl yankılandı? Kongreyle nasıl bir dönemin kapısı açılacak? Artısı eksisiyle Davutoğlu ve sonrası Baştan Sona'da konuşuluyor. Akif Beki soruyor, Star Gazetesi Yazarı Ahmet Taşgetiren yanıtlıyor.
Facebook bugün itibariyle durum güncellemelerini renklendirme özelliğini kullanıma sundu.
Dünyanın en popüler sosyal ağı Facebook, yeni bir özellikle karşımıza çıktı. Şimdilik sadece Android kullanıcılarına sunulan bu özellik sayesinde, Facebook durum güncellemelerini renklendirmek mümkün.
Renkli durum güncellemeleri ilk olarak sadece Android kullanıcıları tarafından kullanılabilecek. Ancak yapılan bu değişiklik iOS ve tarayıcı üzerinden Facebook'a girenler tarafından da görülebilecek. Bu hafta itibariyle tüm Android kullanıcılarına dağıtılacak yeni özellik, önümüzdeki günlerde iOS ve tarayıcı desteğine de kavuşacak.
Şimdiye kadar sadece mavi ve beyaz renklerle karşımıza çıkan Facebook, yeni özelliği sayesinde paylaşımların görünürlüğünü artırmayı hedefliyor. Yeni bir durum güncellemeyi yazılmak istendiği zaman, ilgili metin kutusunda renk seçenekleri çıkıyor. Kullanıcılar, Facebook tarafından önerilen renkleri seçerek kendi paylaşımlarının daha farklı görünmesini sağlayabiliyor.
Ancak herhangi bir link, görsel ve video içeren paylaşımlarda bu özellik şimdilik kullanılamıyor. Sadece metin içerikli durum güncellemelerinde renk seçimi yapılabiliyor.
Söz konusu özelliğin tüm platformlarda kullanıma sunulması için henüz net bir tarih verilmedi. Ancak yeni yıla kadar bu özelliğin iOS, Android ve tarayıcı desteği kazanması bekleniyor.
İran'a yönelik uygulanan yaptırımları ihlal etmekle suçlanan Zarrab aleyhindeki iddianameyi hazırlayan Bharara, ABD'de adını diplomatları, siyasileri ve 2008 küresel krizinin ardından 100'e yakın bankacıyı soruşturarak duyurmuş bir isim. 48 yaşındaki Hindistan asıllı Bharara, 2009'da New York savcısı olduktan sonra 25 farklı ülkeye gönderdiği güvenlik güçleriyle silah ve uyuşturucu ticaretiyle suçlanan kişileri New York'a getirtmiş ve hakim karşısına çıkartmıştı. 11 Eylül 2001 saldırılarının ardından ABD yargısının suç örgütlerine karşı daha proaktif bir tutum izlemesi gerektiğini savunan Bharara, Washington ve Moskova arasındaki ilişkilerin gerilmesine de yol açmıştı.
New York Güney Bölgesi Savcısı Preet Bharara, Reza Zarrab'ın kefalet başvurusunun reddedildiğini açıkladı. Zarrab'ın avukarı karara itiraz edeceklerini açıkladı.
Kara para aklama, dolandırıcılık ve İran'a uygulanan yaptırımları delme suçlamaları ile ABD'nin New York kentinde tutuklu olarak yargılanan işadamı Reza Zarrab'ın, kefaletle serbest başvurusu davaya bakan Yargıç Richard Berman tarafından reddedildi.
Yargıç Berman, Türkiye, İran ve Makedonya pasaportları bulunan Zarrab'ın, kefaletle serbest bırakılması durumunda, kaçma riski bulunduğunu, yargılandığı süre içinde duruşmalara geleceğinin güvencesi bulunmadığını açıkladı. Berman, Zarrab'ın ABD'de kalmasını gerektirecek bir bağı bulunmadığını, güçlü maddi olanakları bulunduğunu, sık sık gerçekleştirdiği yurt dışı gezileri ve ABD ile iade anlaşması bulunmayan ya da kaçması halinde iade ihtimalinin düşük olduğu ülkelerle güçlü bağlantıları nedeniyle kefalet isteğinin geri çevrilmesine karar verildiğini söyledi.
Uzun süre hapis cezası alabilir
ABD'nin İran'a karşı uyguladığı ambargoyu delmenin, ABD'ye karşı bir güvenlik tehdidi oluşturduğunu vurgulayan Berman, Zarrab'ın kefalet karşılığında salıverilmesi halinde iş ortaklarıyla kuracağı iletişimin bu tehdidi daha da büyüteceğini belirtti.  Reza Zarrab hakkındaki iddianameyi hazırlayan New York Güney Bölgesi Başsavcısı Preet Bharara'nın mahkemeye sunduğu kanıtların 'güçlü' olduğunu belirten yargıç Berman, Zarrab için "Sanığa yöneltilen suçlamalar son derece ciddi ve suçlu bulunursa uzun süre hapis cezası alabilir" dedi.
Berman, şu an için 'sanığın kaçıp kaçmayacağını ve kaçması durumunda başkalarına zarar verip vermeyeceğini' değerlendirdiklerini belirtti.  Yargıç Berman, gerekçeli kararında, savcılığın mahkemeye sunduğu 17 Aralık soruşturmasını da göz önüne aldı. Berman, açıklamasında savcılığın, 'Zarrab'ın 17 Aralık 2013 yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasında gücünü kullanarak hapis cezasından kurtulduğu' iddialarına da yer verdi.
Zarrab'ın Farsça Ve İngilizcesi İyi
Yargıç Berman, Reza Zarrab'ın avukatı Brafman'ın, müvekkilinin iyi derecede İngilizce ve Farsça bilmediği yönündeki iddialarını da yetersiz buldu.
Berman, Zarrab'ın uluslararası finans ve iş çevreleri ile bağlantı kurabilecek derecede Farsça ve İngilizce bildiğini belirtti.
Özel güvenlik şirketi Zarrab'ın kaçmasını engelleyemez
Zarrab'ın avukatları tarafından önerilen 'silahlı özel güvenlik görevlileri' önerisinde ciddi boşluklar bulunduğunu belirten Yargıç Berman, bu önerinin tutuklu iş adamının sonraki duruşmalarakatılımını güvence altına alamayacağını söyledi.
Başsavcılığın, Zarrab'ı ev hapsinde tutacak özel güvenlik görevlileri ile onların ücretini ödeyecek 'tutuklu' arasında bir çıkar ilişkisi olacağını belirttiğine değinen Berman, bu öngörünün yerinde ve ikna edici olduğunu belirtti. Zarrab'ın avukatı Benjamin Brafman'ın "Mahkeme isterse özel güvenlik görevlileri silah kullanma hakkına sahip olacak" sözlerine de değinen Yargıç Berman, bu durumun toplum için tehlike oluşturacağı endişesine katıldığını vurguladı.
Uygun değil
Berman, özel güvenlik şirketi elemanlarının Zarrab'ın kaçması durumunda yapacağı müdahalenin limitli olduğunu bu nedenle ABD güvenlik güçlerinin yerini alamayacaklarını söyledi. Özel güvenlik şirketi elemanlarının, Zarrab'ın kaçması durumunda ne kadar güç kullanacağını kendisine sorarak hareket edeceklerini anımsatan Berman, 'Mahkemenin Zarrab'ın nasıl korunması gerektiğine müdahale etmek durumunda kalacağını bunun ise uygun bir durum olmadığını' söyledi.
Berman ayrıca, maddi olanakları ve üst düzey ilişkileri bulunan suçluların, bu olanakları kullanarak kendi özel hapishanelerinde tutulmalarının eşitlik ilkesine de aykırı olduğunu vurguladı.  Zarrab hakkındaki iddianameyi hazırlayan New York Güney Bölge Başsavcısı Preet Bharara, Zarrab'ın kefalet talebinin reddedilmesini kişisel twiter hesabından, "Fededal Yargıç, sanık Zarrab'ın tutuksuz yargılanma isteğini geri çevirdi" diye duyurdu.
Zarrab'ın avukatı itiraz edeceklerini açıkladı
İşadamı Reza Zarrab'ın, avukatı Benjamin Brafman, Zarrab'ın kefaletle serbest bırakılma başvurusunun geri çevrilmesinin hayal kırıklığı yarattığını belirterek karara itiraz edeceklerini söyledi.
Kara para aklama, dolandırıcılık ve İran'a uygulanan yaptırımları delme suçlamaları ile ABD'nin New York kentinde tutuklu olarak yargılanan işadamı Reza Zarrab'ın avukatı Benjamin Brafman, davaya bakan Yargıç Richard Berman tarafından kefalet talebinin reddedilmesini değerlendirdi.
Verilen kararla hayal kırıklığına uğradıklarını belirten Avukat Brafman, "Yargıç Berman'ın kararıyla derin bir hayal kırıklığına uğradık. Ancak, masum olduğuna kesinlikle inandığımız Sayın Zarrab savunmayı sürdüreceğiz" dedi. Brafman, karara itiraz edeceklerini ve temyize başvuracaklarını söyledi.
Reza Zarrab'ın, kefaletle serbest kalma talebinin Yargıç Richard Berman tarafından geri çevrilmesi ABD medyasında da geniş yankı uyandırdı. Amerikan gazetelerinin ınternet sitelerinde haber, "Para özgürlüğü satın alamadı" başlığıyla duyuruldu.
Pınar Esen ile keyifli bir hafta sonu için "Hafta Sonu Keyfi"ni kaçırmayın...
Hafta Sonu keyfi bayram boyunca CNN TÜRK ekranlarında olmaya devam ediyor. Bayramın son gününde sanatçı Zeliha Sunal tam kadro orkestrası ve neşeli şarkılarıyla sizlerle. Ayrıca diyestisyen ve beslenme uzmanı Nil Şahin Gürhan ile Bayram sonrası ve yaz diyetlerini konuştuk.
Federal mahkeme, ağrı kesici ibuprofen içeren Nurofen'in üreticisi Reckitt Benckiser'e, tüketicileri yanılttığı gerekçesiyle verdiği para cezasını artırdı
Avustralya'da federal mahkeme, ağrı kesici ibuprofen içeren Nurofen'in üreticisi Reckitt Benckiser'e, tüketicileri yanılttığı gerekçesiyle verdiği para cezasını artırdı.
Avustralya Rekabet ve Tüketici Komisyonu (ACCC), federal mahkemenin Reckitt Benckiser firmasına tüketicileri yanılttığı gerekçesiyle nisan ayında verdiği 1,25 milyon dolarlık cezayı 4.4 milyon dolara yükselttiğini duyurdu.
ACCC Yönetim Kurulu Başkanı Rod Sims, konuyla ilgili olarak, "Bu, Avustralya Tüketici Kanunu uyarınca yanıltıcı davranışlar nedeniyle verilen en yüksek kurumsal ceza" açıklamasını yaptı.
Federal mahkeme ACCC'in Nurofen bel ağrısı, Nurofen migren ağrısı, Nurofen baş ağrısı ve Nurofen adet ağrısı gibi ağrı kesici hapların, aslında birbirinden farklı olmadığını ileri sürerek açtığı davayı 28 Nisan 2016'da karara bağlamış ve üretici firma Reckitt Benckiser'i 1,25 milyon dolar para cezasına çarptırmıştı.
Cezayı yetersiz bulan ACCC'in itirazı üzerine dava yeniden görülmüştü.
İnternete bağlanmak için birçok teknoloji ve bağlantı türünü kullanıyoruz, yeni teknolojiler ve bağlantı türleri arasında kaybolmadan internet hızını artırmak istiyorsanız sizin için hazırladığımız rehberimize göz atabilirsiniz.
Eğer bir ev veya ofis içerisinde internet kullanıyorsanız internet hızını artırmak için öncelikle bağlı olduğunuz modem veya router 'ın nerede konumlandırıldığını kontrol edin. WİFİ bağlantınızın kalitesi için konumu göz ardı etmeyin. Bu tarz cihazların herkes tarafından aynı sinyal seviyesinde kullanılabilmesi için mümkünse ev veya ofisinizin kullanım alanına göre tam ortasına yerleştirin. İnternete kablosuz olarak bağlanmanıza aracılık edecek cihazın konumunu ayarladıktan sonra sıra geldi servis sağlayıcınızın size sunduğu hızı kontrol etmeye.
Servis sağlayıcının hızını kontrol edin
Eğer ADSL, VDSL, Fiber veya kablo internet kullanıyorsanız sizlere sunulan hızlardan birisini seçmişsiniz demektir. Bu hızlar 8 MB, 16 MB, 25 MB, 50 MB olabileceği gibi fiber bağlantılarda 100 MB ve hatta 1 GB'a kadar olabilir. Hız konusu servis sağlayıcınız ile aranızda yaptığınız sözleşme gereği size sunulur. Eğer internet hızınızın maksimum ne kadar olduğunu bilmiyorsanız servis sağlayıcınızı arayarak öğrenebilirsiniz.
Sıra geldi servis sağlayıcının size sunduğu internet hızını kontrol etmeye. Her şeyden önce internet sorunun geniş bant bağlantısında olmadığını kontrol etmelisiniz. Bunu doğrulamak için mümkünse bir Ethernet kablosu kullanarak bir PC'yi doğrudan yönlendiriciye bağlayın ve İnternet hız testi yapın. Bu testi Speedtest uygulamasını kullanarak tarayıcı üzerinden yapabilirsiniz. Geniş bant servisinizden makul şekilde bekleyebileceğiniz hızları belirlemek için birkaç kez testi tekrarlayın.
Çıkan sonuçları yorumlamanız gerekiyor. Eğer internet servis sağlayıcınız size maksimum 16 MB bir hız taahhüt etmiş fakat siz yaptığınız testlerin ortalamasında 3 - 5 - 9 MB gibi sonuçlar alıyorsanız servis sağlayıcınızı arayarak bu sorunu aşmanız ve size en azından 16 MB'e yakın bir internet hızı vermesini istemeniz gerekiyor.
Zyxel VMG8924-B10A, internet hızını daha yüksek bant genişliği ile sunmak için Vectoring ve Bonding teknolojilerine sahip. Bu teknolojiler otomatik olarak hatlarındaki ses ve elektromanyetik parazit kaynakları izole ediliyor ve bu sayede yüksek veri aktarım hızlarına ulaşılabiliyorsunuz.
WiFi bağlantınızı bozabilecek şeyleri ortadan kaldırın
Sizlere ilk olarak kablosuz yönlendiricisin konumu değiştirmenizi tavsiye etmiş ve herkesin kullanabileceği ortak bir noktaya konumlandırılması gerekliliğinden bahsetmiştim. Sıra geldi kablosuz ağınızın sinyalini azaltabilecek veya bozabilecek faktörlerden kurtulmaya.
Tabii ki ev veya ofisiniz içerisindeki her şey WiFi bağlantınızın kalitesini etkileyebilir. Sinyali azaltacak şeylerin başında kalın duvarlar, kapılar veya camlar gelebilir. Duvarları ve kapıların yerleriniz değiştirmeniz mümkün gözükmese de kablosuz yönlendiricinin konumunu düzenleyerek bu tarz büyük sorunları aşmanız mümkün olabilir.
Bunun yanı sıra yönlendiricinin sinyal kalitesini daha iyi hale getirebileceğiniz çözümler var. Bunların başında kablosuz yönlendiriciyi, kablosuz telefonlar, bebek monitörleri, kablosuz video cihazları, mikrodalga fırınlar veya diğer elektronik cihazlar gibi potansiyel kaynaklardan uzak tutmaya çalışmalısınız. Diğer elektronik cihazların kontrol edemediğiniz sinyalleri kablosuz yönlendiricinizin verimsiz çalışmasına sebep olabilir.
Kablosuz Ağ Genişletici Zyxel WRE6505, güçlendirilmiş donanımı ve kullanıcı dostu arayüzü ile daha iyi bir kapsama alanı ve kolay kurulum fırsatı sunuyor.
Kablosuz Yönlendiricinizin yazılımını güncelleyin
1. ve 2. adımları gerçekleştirdiyseniz ve PC, akıllı telefon veya tabletinizden yönlendiriciye yalnızca birkaç metre doğrudan bakarken bile kablosuz bağlantı konusunda halen internet hızı sorunu yaşıyorsanız, kablosuz yönlendiricinizin firmware sürümünü yükseltmeyi düşünmelisiniz.
Bu işlemi yapmak zor gibi gözükse de aslında çok kolay. Öncelikle sahip olduğunuz yönlendirici markasının web sitesinden güncel firmware sürümünü indirmeniz gerekiyor. Ardından Zyxel modemler için; modem arayüzü üzerinden yazılım güncelleme (firmware upgrade) bölümü içerisinde girip indirdiğiniz dosyanın yolunu göstermeniz yeterli. Modem birkaç dakika içerisinde kendi kendini güncelleyecek ve en son yazılım ile size hizmet sunmaya deva edecektir.
Modem arayüzü içerisinde indirdiğiniz dosyanın yolunu belirtmeniz yeterli. Ardından modem otomatik olarak güncellemeyi yapacaktır.
Antenin yönünü değiştirmeyi deneyin
Wi-Fi yönlendiricisinin üzerinde harici bir anten varsa yönünü değiştirmeyi deneyin. Genellikle en iyi sinyal, anten yukarı doğru baktığında elde edilir, ancak bağlantı sinyalinin gücü ve kalitesi alıcı cihazın yönüne göre de değişiklik gösterebilir. Yönelticinin 2 anten varsa, bunları sırasıyla saat 10 yönüne ve 2 yönüne çevirmeyi deneyin. Bu anten pozisyonunda sizin için en uygun sinyal seviyesini elde etmiş olacaksınız.
802.11ac teknolojisi destekli Zyxel NBG 6515, hem 5 dBi hemde 3 dBi destekleyen iki adet smart antene sahip. Bu özelliğiyle Wi-Fi için keyifli bir deneyim sunan ürün, akıllı telefonlar, dizüstü bilgisayarlar, tabletler, akıllı televizyonlar, oyun konsolları ve medya sunucuları gibi cihazlar için genişletilmiş bir kapsama alanı deneyimi yaşatıyor.
Wi-Fi çalışma bantları için farklı SSID'ler belirleyin
Wi-Fi yönlendiriciniz çift bantlıysa ve aynı bant genişliğini (2.4 GHz ve 5GHz gibi) kullanarak her iki bantta yayın yapıyorsa, bantları iki SSID (kablosuz ağ adı) arasında bölmeyi deneyin. Bu bölme işlemi kapsama alanı ve wifi hızı açısından size büyük avantajlar sağlayabilir.
WiFi yönlendiriciye uzak cihazlarınızın 2.4 GHz bağlantıya daha güvenilir şekilde bağlanıp bağlanamayacağını kontrol edin. 2.4 GHz bandı, daha yavaş ve parazitlenmeye daha yatkın olmasına rağmen 5GHz'den daha uzun menzile sahiptir. Bu işlem sayesinde WiFi yönlendiriciye yakın olan cihazlardan 5 GHz hızında bağlanabilir ve daha uzak olan cihazlardan 2.4 GHz hızında bağlanarak kalite ve hız sorununun önüne geçebilirsiniz.
NBG6515, çift bant özelliğiyle aynı anda hem 2,4 GHz hem de 5 GHz desteği sunuyor. Bu özellik de 750 Mbps'ye kadar kablosuz internet hızını kapasitesine sahip kullanıcılara, internet üzerinden HD film izleme veya online oyun gibi yüksek bant genişliğine ihtiyaç duyulan anlarda optimum performans sunuyor.
2.4GHz - 5GHz? Hangi Wi-Fi bandını seçmeliyim?
Wi-Fi erişim aygıtlarınız ve Wi-Fi erişim noktanız (veya kablosuz yönlendiriciler) ikisi de çift bantlı Wi-Fi'yi destekliyorsa ve bu aygıtlar İstemci Yönlendirme teknolojisi ile donatılmamış olsa da, performans ve güvenilirliği iyileştirmek mümkün olabilir.
Erişim cihazlarınızın her biri tarafından seçilen bandı manuel olarak seçerek kablosuz ağınızın Sinyal yoluna (duvarlar veya tavanlar gibi) nispeten az sayıda fiziksel engel oluşturan kısa mesafelerde, 5GHz bant daha hızlı bir bağlantı sağlar ve böylece sizlere daha fazla bant genişliği sunar. 5GHz bandı ayrıca, çoğu 2.4GHz bandında çalışan kablosuz telefonlar, kameralar veya mikrodalga fırınlar gibi Wi-Fi olmayan cihazlardan gelen parazitlere karşı daha az hassastır ve bu sayede daha az etkilenirler.
Ancak daha uzak mesafelerde, özellikle de sinyalin birden fazla engeli geçmesi gereken yerlerde ve diğer cihazlardan gelen parazitlerin minimum seviyede olduğu durumlarda, 2.4GHz bandı daha güvenilir bir bağlantı sağlayabilir. Bu gibi durumlarda, bir gruba veya başka bir yere bağlantı kurmaya en kolay yol, erişim noktasının SSID'lerini her bant için ayrı olarak ayarlamak ve daha sonra her istemci cihazının WiFi tercihlerini öncelikle tercih edilen bantla bağlantı kurmaya izin vermek üzere yapılandırmaktır.
Yüksek kapasitesi ve hızı (şu an 2,6 Gbps'ye kadar) ile 802.11ac, günümüzün modern çoklu ortam web uygulamalarının tipik kullanımları ideal hızlı ve kaliteli bir bağlantı çözümü sunar. Şu an için daha düşük hızın yeterli olduğu durumlarda dahi, Wi-Fi bant genişliği için artan talep patlaması ile karşı karşıyayız.
Bununla birlikte, daha hızlı Wi-Fi her zaman ağ kullanıcıları için daha hızlı performans anlamına gelmez. Örneğin, erişilen uygulamalar ve veriler. 500Mbps'lik bir bağlantının diğer ucunda yer alıyorsa, istenilen şeye 500Mbps'den daha hızlı bir şekilde bağlanmanın hiçbir yararı yoktur. Benzer şekilde, kritik uygulamalardan hiçbiri 2 veya 3 Mbps'den fazlasını gerektirmiyorsa ve eşzamanlı bağlantı sayısı. 100'den az ise, yine 802.11ac'i dağıtmak için belirgin bir hız avantajı olmayacaktır.
Elbette fiyatlar eşdeğerse, en son standartlara uygun ekipmanı almak ve kullanmak mantıklı olacaktır.
802.11ac uyumlu kablosuz cihazların artık mağaza raflarındaki yerlerini tam olarak almaya başlamasına rağmen çoğu ev kullanıcısı hala eski sistemleri kullanmaya devam ediyor. Öte yandan 802.11ac teknolojisi, sahip olduğu avantajlarla bu eski kullanıcıları cezbedecek gibi görünüyor. Bu teknolojiye geçmek için başarılı bir çözüm olan NBG6515; internet hızını, kapasite ve performans olarak 802.11n'den 802.11ac'ye geçecek kullanıcılar için tasarlanmış bir ürün.
Kılıçdaroğlu'ndan Yasin Aktay'a yanıt: Saf falan değilsiniz
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu CHP grup toplantısında konuştu. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yasin Aktay'ın 'Kılıçdaroğlu yargılanmalı' sözlerine yanıt veren Kılıçdaroğlu, "Biz kandırıldık diyor saftık diyor. Yasin Aktay'a soruyorum: Herkesin kandırdığı bir adam Türkiye Cumhuriyeti'ni yönetebilir mi? Safız diyorlar siz saf değilsiniz. Bir şey söyleyeceğim de burada söylenmesi ayıp" dedi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
- Üniversitelerde rektör seçimleri kaldırıldı. Bunu AKP daha önce Meclis' getirdi ama geri çektiler. Sonra KHK ile geçirdiler. Meclis Başkanı'na soruyorum Meclis'te kabul edilmeyen düzenleme KHK ile getiriliyorsa neden buna itiraz etmiyorsun. 12 Eylül'e döndüler. Darbe ruhunu özümsemiş bir iktidarla karşı karşıyayız. Avrupa ülkelerinin hemen hemen tümünde rektör atamaları seçimle oluyor. CHP iktidarında rektör seçimlerini yeniden getireceğiz ve seçimlere öğrenciler de katılacak.
- DYP-SHP döneminde üniversitelerde rektör seçimi düzenlemesi yapıldı. Şimdi 12 Eylül dönemine dönülerek seçim kaldırıldı. Boğaziçi Üniversitesi'nde Gülay Barbarosoğlu yüzde 86 oy almış. Aylarca atamasını yapmadılar. Ardından hiç adaylığa girmemiş birbirini rektör atadılar. Bunların demokrasiden anladığı bu. Biz ise demokrasiden halkın sağduyusunu anlıyoruz. Arkadaşlara Avrupa'ya bir bakın, rektörler nasıl atanıyor dedim. Hemen hepsinde seçimle geliyor. Harvard'da rektörü üniversiteden mezun olanlar seçiyor. Böylece üniversiteler kendi geleneğini oluşturuyor. Şimdi siz bu kültürü reddediyorsunuz.
-Ülke yangın yerine dönmüş bunların derdi Başkanlık. Hayır kardeşim olmayacak. Başkanlık rejim tartışmasıdır. Sen ülkenin rejimini tartıştırıyorsun. Sen cumhuriyeti diktaya dönüştürmek istiyorsun. Bu cumhuriyeti kuranlar cumhuriyeti demokrasiyle taçlandırmak istiyorlardı.
- Bunların bir Genel Başkan yardımcıları var. Kendisi profesör. FETÖ'yle ilgili konuşuyor ve diyor ki, "hadi biz saftık kandırıldık. Kılıçdaroğlu bunların terör örgütü olduğunu biliyordu. Kılıçdaroğlu yargılanmalı." Hayır yargılanmaktan korkmayız da bu nasıl öğrenci yetiştirdi.
- Sevgili Yasin Aktay senin partinin önüne 2004 yılında bir belge koydular orada brifing verdiler hem MİT hemen Genelkurmay başkanlığı verdi. Bu örgüt tehlikeli bir örgüt dendi. Biz kandırıldık diyor saftık diyor. Yasin Aktay'a soruyorum: Herkesin kandırdığı bir adam Türkiye Cumhuriyeti'ni yönetebilir mi? Safız diyorlar siz saf değilsiniz. Bir şey söyleyeceğim de burada söylenmesi ayıp.
- 2013'te önerge vermişiz, Gülen ile ilgili araştırma komisyonu kuralım. Bu ülkede her yere sızdı demişiz. Bize kızıyorlar, kabul etmiyorlar. 'Safız' diyorlar. Siz saf değilsiniz. Bunun faturasını er, erbaş, iş adamlarına çıkarıyorlar. Onların ne günahı var? Talimatı veren belli. Türkiye'yi bu hale getiren yargılanmalı. Devlet mağdur yaratmaz. Mağdurlara 'gitsin ağacın kökünü yesinler' denmez. Eğer sen öyle dersen, Anadolu'da bir laf vardır. Sen de zıkkımın kökünü ye derler.
Çocuğunuzun oyuncak seçimine saygı gösterin
Memorial Hizmet Hastanesi Psikoloji Bölümü'nden Uz. Psk. Sevda Sevimli Yurtseven, çocuklarda sağlıklı oyuncak seçimi hakkında bilgi verdi.
Kız çocukları araba, erkek çocukları bebek isteyen aileler çoğu zaman bu durum karşısında ne yapacaklarını bilemeyebilir. Çocuğun beş duyusunu uyaran, bedensel, fiziksel ve sosyal gelişimini hızlandıran bu oyun materyallerinin seçiminde eğitici, güvenli ve yaşa uygun olması çok önemlidir.
Oyuncak çocuğun zeka gelişimini olumlu etkiler
Çocukların gelişiminde uyaran çeşitliliği önemlidir. Bu nedenle ne kadar çok çeşit ve özellikte oyuncak, gezilen görülen yer ve ne kadar çok insanla iletişim imkanı olursa çocuğun zeka gelişimi de o kadar olumlu etkilenmektedir.
2-7 yaş arası simgesel oyunlar başlar, bunlar sanki varmışçasına oynanan oyunlardır. Evcilik oyunu, bir fincandan çay içiyormuş gibi yapılması, bir sopanın kılıç gibi hayal edilmesi bu dönemin başlıca oyunlarıdır.
7-8 yaş sonrası kurallı oyunlar başlar, sosyalleşme burada belirginleşmektedir. Çocuk kurallara uymayı, beklemeyi, paylaşmayı, mücadele etmeyi, risk almayı, yani ötekilerle sosyal anlamda ilişki kurmayı deneyimlemektedir. Bunlar aynı zamanda kültürel deneyimler de olmaktadır. Oyun iklimden, cinsiyetten, kültürden ve yaşanılan çağdan etkilenmektedir.
Çocuğun yetenekleri ve ilgi alanları hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz
Özellikle 0-3 yaş arası dönemde çocuğun oyuncaklarını ebeveynler seçmektedir. 3 yaşından itibaren çocuk ilgi duyduğu oyuncağı tercih etmeye başlamaktadır. Bu yaştan itibaren çocukların seçtikleri oyuncaklara saygı göstermek gerekmektedir.
Çocuğun oynamayı tercih ettiği materyal yetenekleri, ilgi alanları, istekleri hakkında bilgi vermektedir. Çocuğun oyuncak seçimine katkıda bulunmak onun kişilik özelliklerini, zeka ve fiziksel özelliklerini, ilgi alanlarını saptayabilmekle mümkün olmaktadır.
Hangi oyuncakla oynadığı değil nasıl oynadığı önemlidir
Çocuk oynadığı oyuncakla kendini ifade etmektedir. Bu nedenle erkek veya kız oyuncağı gibi bir ayrım yerine çocuğun oyuncağıyla nasıl oynadığı, neleri yansıttığı ve neleri ifade etmeye çalıştığı önemli olmaktadır.
Kronik bir şekilde aynı oyuncakla sürekli aynı oyunu oynuyorsa bu durum bir problem olabileceğini işaret etmektedir. Aksi halde çocuklar meraklıdır ve her materyali inceleme fırsatı istemektedir. Dolayısıyla oyuncak alırken cinsiyet ayrımı gözetmemek gerekmektedir. Çocuklar zaten okul öncesinde oyuncak seçimi konusunda farklılaşmaya başlamaktadır.
Kıyafet seçimlerinde çocuğa örnek olunmalı
Çocuklar 3-4 yaş arası bir dönemde kendi kendilerine giyinmeyi keşfetmektedirler. Bu dönemde bu keşfin verdiği haz duygusu ile kıyafet seçimlerini de kendileri yapmak ister. Ancak anne ile kıyafet seçimleri konuşunda zaman zaman çatışmalar yaşanabilmektedir. Bu tür durumlarda çocuğu üzmeden, yeni becerisinin tadına varabilmesini sağlayarak, seçenekler sunarak rehberlik edilebilinmektedir.
Cinsel kimliğin sağlıklı ilerlemesi adına da kıyafet seçimlerinde çocuğa örnek olmakta fayda vardır. Ebeveyni tarafından sürekli karşı cins kıyafetler giydirilen bir çocuğun psikolojisi etkilenebilir. Ancak kıyafetlere bağlı cinsel kimlik ve yönelim hakkında henüz genetik, biyolojik, psikolojik veya hormonal denilen bir sebep tam olarak bilinmemektedir.
iPhone ile çekilen en iyi 23 fotoğraf
Bu yıl dokuzuncusu yapılan 2016 iPhone Fotoğraf Ödülleri yarışmasının en iyileri açıklandı. 139 farklı ülkeden katılımcının bulunduğu yarışmada 19 farklı kategoride ödüller verildi. Selfie'ler ise kabul edilmedi. İşte iPhone'la çekilen, Photoshop'un kullanılmadığı en iyi 23 fotoğraf...
1. Siyuan Niu, Çin
Vatanım Sensin yeni bölüm fragmanı | Son bölümde Halide Edip Adıvar süprizi
Vatanım Sensin'in 29 Aralık'ta yayınlanan son bölümünün ardından yeni bölüm fragmanı yayınlandı. Bir hafta önce diziye Selma Ergeç'in dahil olacağı açıklanmıştı. Gelecek hafta ekranlarda olacak dizide Onbaşı Halide karakterini canlandıracak Selma Ergeç büyük bir görev üstlenecek. Öte yandan Hilal'in büyükannesi kendisinin idam edildiğini düşünerek "Torunum adı gibi gökyüzünde yaşayacak" diyecek. Hilal'in imdadına ise yine Cevdet yetişecek. İşte, Vatanım Sensin son bölüm özeti ve 10. bölüm yeni fragmanı.
Kanal D'nin perşembe akşamları rekor kıran dizisi Vatanım Sensin'in son bölümü yine ekranlara kilitledi. Geçtiğimiz günlerde diziye dahil olacağı ifade edilen Halide Edip Adıvar karakteri ile ilgili ilk bilgiler verildi. Cevdet ve Azize'nin yine zorlu durumlar içerisinde kaldığı günlerde halk için yeni bir umut doğacak. Daha sonraları kendisine "Onbaşı" ünvanı verilecek olan Halide Edip Adıvar bağımsızlık için çalışmaya devam edecek.
Bir süre önce diziye dahil olacağo açıklanan Selma Ergeç'in Halide Edip Adıvar'ı canlandrdığı bölüm gelecek hafta ekranlarda olacak. Halkın arasına karışarak konuşmalar yapacak olan Adıvar, milleti örgütlemek ve direnişe geçirmek adına etkili hikayeler anlatacak.
İşte Vatanım Sensin'in 11. bölüm fragmanı
Geçtiğimiz bölümün sonlarında ilk kez yakınlaşan Azize ve Cevdet bu kez aynı yatağa girdi. 8. Bölümde silahların yerini öğrenen Azize, Tevfik'in namlusunun ucunda kalmış ve kullandığı ifadelerin ardından Tevfik'e kendisini inandırmayı başarmıştı.
Vatanım Sensin'de geçen hafta neler olmuştu?
Azize ve Cevdet'in yakınlaşmasının ardından akıllara "Azize, Cevdet'in asıl amacını öğrenebilecek mi?" soruları geldi. Gerçek vazifesini saklamak için türlü oyunlar gerçekleştiren Cevdet bu bölümde kendisini yine önemli gelişmelerin içerisinde bulacak. Ölmez Hasan'ın gizli silahların yerini söyleyip söylememe konusundaki kararsızlığının da 22 Aralık'taki yeni bölümde netleşmesi bekleniyor.
Önceki bölümde Amasya Genelgesi'nde alınan bazı kararlar Türk halkını milli mücadele konusunda umutlandırsa da Cevdet'in önüne çıkan bazı engeller işlerin zorlaşmasına neden olmuştu.
Çin teknolojisi eskiden kullanıcıların burun kıvırdığı bir kavramken artık durum değişti. Çinli firmalar yeni geliştirdikleri teknolojilerle dünyada liderliğe oynuyor. Çin'in tek başına Japonya, ABD ve Güney Kore'nin toplamından daha fazla teknoloji patenti başvurusu yapması bunun bir göstergesi.
Bir fabrika nasıl ve ne zaman akıllı olur? Emin çapa anlattı
World Intellectual Property Organization (Dünya Fikri Mülkiyet Organizasyonu - WIPO) tarafından hazırlanan yıllık rapor, dünyada en çok patent başvurusunu hangi ülkenin yaptığını ortaya koydu. Hazırlanan rapora göre bir yıl içinde 1 milyondan fazla patent başvurusu ile Çin, dünyada açık ara lider oldu. Çin teknolojisi tüm dünyayı hakimiyetine alma yolunda ilerliyor.
WIPO yetkililerince "olağanüstü" olarak tanımlanan bu sayı aslında uzun süredir devam eden programlı çalışmanın bir sonucu. Pekin hükümeti ülkedeki şirketleri patent başvuruları yapmaları yönünde teşvik ediyor ve Ar-Ge çalışmalarına destek veriyor. Çinli firmalar tarafından yapılan patent başvurularının büyük bir kısmının telekomünikasyon, bilgisayar, yarı iletkenler ve tıbbi teknolojilerle ilgili olması da dikkat çekiyor.
WIPO'nun raporuna göre 2015'te tüm dünyada toplam 2,9 milyon adet patent başvurusu yapıldı. Bu da geçtiğimiz yıla göre %7,8'lik bir artış anlamına geliyor. Çin'de yapılan toplam patent başvurusu sayısı ise 1.101.864 adet. Bu sayı Japonya, Güney Kore ve ABD'de yapılanların toplamından da fazla.
Patent uzmanları Çin'in sadece kendi teknolojilerini geliştirip bunların patentini almakla kalmadığını, aynı zamanda başka ülkelerden de patent satın alma hamlesine girdiğini belirtiyor. Görülen o ki Çin, yakın gelecekte dünyanın teknoloji lideri olmak için çok ciddi çalışmalar yürütüyor.
Sosyal medyadaki vicdansız yoruma tepki yağdı
Semra Sönmez isimli Twitter kullanıcısı, serabral palsi hastası oğlunun medikal malzeme ihtiyacını karşılamak için yardım tweet'i attı. Bu tweet'in altına gelen bir yorum ise görenlerin vicdanını sızlattı ve o yoruma tepki yağdı.
Anne, evladı için yardım talep etti
Baharın yüzünü göstermesi ve havanın ısınmasıyla birlikte alerji mevsimi geldi. Ağırlıklı olarak mevsim geçişlerinde ortaya çıkan polenler, kimi zaman hayatımızı derinden etkileyen alerjinin baş aktörü olabiliyor. Liv Hospital Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ferah Ece ev tozu ve polenlere karşı alerjik bünyeliler ile astım hastalarını uyarıyor.
Prof. Dr. Ece "Hassas alerjik bünyeliler ve astım hastalarının ilkbahar ve sonbahar gibi mevsim geçişlerinde polen, ev tozu akarı gibi alerjenlerden uzak durması ve ilaçlarını düzenli kullanmaları çok önemli. İlaç kullanımını asla kesmemek gerekli" diyor.
Polenlere dikkat!
Normalde vücudumuzu koruyan bağışıklık sisteminin, bazı insanlarda zararlı olmayan birtakım maddelere aşırı yanıt vermesi sonucunda ortaya çıkan reaksiyonlar alerji olarak nitelendiriliyor.
Özellikle polenlerin açığa çıktığı sabahın erken saatlerinde yaşanabilecek alerji ve astım ataklarına dikkat etmek gerekiyor. Sabahtan öğleye kadar olan zaman içinde açık havada yapılan spor ve yürüyüş gibi aktivitelerden uzak durmak gerekiyor.
Öğle saatlerini tercih edin
Alerjik olan kişiler ve astım hastaları açık havada yapacakları fiziksel aktivite için polenlerin daha az olduğu öğleden sonra saatlerini tercih etmeli. Özellikle plaza ve AVM gibi binaların yüzeyleri statik elektrik üretiyor ve polenler bu tip binaların olduğu bölgelerde daha yoğun olarak görülüyor.
Kişinin hangi çeşit polene karşı alerjik olduğunu yapılacak basit bir alerji testi ile belirlemek mümkün.
Ev tozu akarları sık rastlanan alerjenlerden biridir. Evdeki halı boyutları küçültülmeli. Yatak odasında halı olmaması, ağır ve toz tutan perdeler yerine yıkanabilir perdeler kullanılması, çarşaf ve nevresim takımlarının haftada bir kez 60 derece ile yıkanması alerjiye karşı alınabilecek en temel önlemdir.
Alerji tanısı nasıl konulur?
Tanıda cilt testi (Prick test) ve kan testi kullanılır. Cilt testinde en sık karşılaşılan alerjenler kullanılır, kişinin verdiği cilt reaksiyonu ölçülür, kan testinde ise vücudun oluşturduğu IgE antikorunun kandaki düzeyi ve belli bir madde veya maddelere karşı alerjik belirtiler varsa spesifik IgE düzeyi ölçülür.
10 kez izlendi
Havaların soğumasıyla birlikte kan bağışlarının azalması üzerine Kızılay, kırmızı alarm verdi. Kızılay Genel Başkanı Dr.Kerem Kınık, "250 kan bağış noktamıza 18-65 yaş arası sağlıklı bireyleri bekliyoruz. Erkekler yılda 4, kadınlar 3 kez kan verebilir" dedi.
Kadıköy'ün tarihe ışık tutan fotoğrafları
İstanbul'un en eski semtlerinden biri olan Kadıköy'e ait bu fotoğraflar sizi o günlere geri götürüyor... eksiseyler.com, Kadıköy'ün görülmemiş fotoğraflarını derledi, sosyal medyada büyük ilgi gördü. İşte tarihe ışık tutan, o özlenen eski İstanbul'dan fotoğraflar...
Üç iPhone modelini etkileyen yeni bir sorun ortaya çıktı!
Apple tarafında yeni bir sorun gündemde. Üç farklı iPhone modelinin etkilendiği bu sorunun detayları sizlerle.
Apple tarafında geçtiğimiz aylarda çalkantılı bir dönem yaşandı. Dokunmatik ekranda meydana gelen bir sorunun ardından iPhone 6 modellinin pilinde de bir sorun olduğu doğrulandı ve binlerce kullanıcının pili ücretsiz olarak değiştirildi. Şimdi ise bir başka sorun gündemde.
İşte 10 YouTube milyoneri
Söz konusu bu yeni sorundan üç iPhone modelinin etkilendiği iddia ediliyor. Bu modeller iPhone 5s, iPhone 6s ve iPhone 7 modelleri. İddiaya göre cihazlar, telefon uygulamasındayken donuyor ve kapatıp açmadan bu sorun düzelmiyor. Cihazlar kapatılıp açıldıktan sonra da aynı hata tekrar yaşanabiliyor.
Söz konusu sorun Apple'ın destek forumundaki şikayetler sayesinde ortaya çıktı. Ancak tüm şikayetlerde dikkat çeken bir nokta var. Sorun sadece iOS 10.1.1 sürümü yüklü cihazlarda görülüyor. Yani iOS 10.1.1 güncellemesinde henüz Apple tarafından düzeltilmeyen bir hata var.
Telefon uygulamasının donma sorunu tüm cihazlarda görülmediği için henüz Apple'ın dikkatini çekmemiş görünüyor. Ancak bir sonraki güncellemede bu sorunun çözülmesi bekleniyor. Geçtiğimiz gün iOS 10.2 beta 6 sürümü geliştiriciler için yayınlandı. Dolayısıyla bir sonraki güncelleme yakın zamanda bekleniyor. Eğer şikayet sayılarında ciddi bir artış yaşanırsa, Apple tarafından hızlı bir şekilde yeni güncellemenin yayınlanması beklenecek.
Portakal kabuğu
Böceklere karşı oldukça etkilidir. Parçalar halinde evin etrafına yerleştirirseniz böceklerden kurtulabilirsiniz.
Portakal kabuklarını çöp tenekesine açık bir şekilde koyarsanız kokusunu yayacaktır.
Soğan ve sarımsakların kabuğunda çok fazla besleyici öğe bulunur. Süzerek yaptığınız çorbalarda kabuklu bir şekilde kullanabilirsiniz.
Elma kabuğu
Kurumuş elma kabuklarından muhteşem bir kış çayı hazırlayabilirsiniz.
5-10 dakika yüzünüzde beklettiğinizde yorgunluğunuzu alır ve cildinizi tazeler.
Yumurta kabuğu
Ezerek bitkilerinizin toprağına karıştırdığınızda kalsiyum desteği sağlar.
Kullanılmış kahve
Kahve yaptıktan sonra kalan kısmından bir parçayı haftada bir saç kreminize karıştırırsanız saçlarınızın parlaklığı artar.
Limonun faydalarını her seferinde tekrar dile getiriyor. Detoks etkisiyle ün yapmış bir meyve olan limon , su ile karıştırılarak sabahları tüketildiğinde vücudu temizler ve besinlerin asit düzeyini dengeler.
Detoks denilince akla gelen bir diğer besin ise sarımsaktır. Pek çok sorunda olduğu gibi vücudun arındırılması konusunda da oldukça etkilidir. Özellikle mikropların yok edilmesi ve zehirli maddelerin ortadan kaldırılmasında büyük yardımcıdır.
Buğday Çimi
Özellikle karaciğeri temizleyen ve içeriğindeki etken maddeler sayesinde tüm gün kendinizi enerjik hissetmenizi sağlayan buğday çimi, kan şekerini de düşürür.
Keten Tohumu
Keten tohumu, vücudu zehirli maddelerden arındırmada çok etkilidir. Sindirim sistemini ve bağırsakları temizlerken Omega-3 yağ asidi desteği de sağlar. Her sabah 1 kaşık öğütülmüş keten tohumunu limonlu suya karıştırarak içebilirsiniz.
Brokoli filizi
B3, B6 ve beta karoten deposu olan pancar, demir, magnezyum, çinko ve kalsiyum açısından da oldukça zengindir. Özellikle karaciğer için de faydalı olan bu besin, vücudun temizlemesini sağlar. Karaciğerin zehirli maddeleri yok etmesi için pancar destek sağlar. Pancarın içerisindeki lif, sindirimi rahatlatır ve zararlı maddelerin vücuttan atılmasına yardımcı olur.
Enginar hem oldukça lezzetli hem de faydalı bir bitkidir. Karaciğeri temizlediği bilinir ve özellikle karaciğer değerleri yüksek kişilere önerilir. Ayrıca böbreklere de faydalıdır.
Zerdeçala sarı rengini veren madde karaciğer ve sindirim sistemi hastalıklarının tedavisinde kullanılan ilaçların büyük bir kısmının içinde bulunur.
Çözünebilir lif olan pektin içeren elma, sindirimi düzenlerken içerisinde flavanoidler de karaciğere destek sağlar. Vücudu temizleyen ve kolay ulaşılabilen bir meyvedir.
Rusya'da profesyonel sosyal paylaşım sitesi LinkedIn'e erişim yasaklandı.
Trump'ın ardından faiz artışları daha agresif olabilir
Rusya Kitle İletişimi Denetleme Kurumu'ndan (Roskomnadzor) yapılan açıklamada, Rus vatandaşlarına ait kişisel bilgileri Rusya sınırları dışındaki sunucularda tutması nedeniyle LinkedIn sitesine erişimin yasaklandığı belirtildi.
Roskomnadzor'un, LinkedIn'den sitenin üyesi olan yaklaşık 6 milyon Rus vatandaşına ait kişisel bilgilerin Rusya'daki sunucularda saklanmasını talep ettiği hatırlatılan açıklamada, Rus vatandaşlarına ait bilgilerin Rusya sınırları dışında saklanmasının kişisel hakların ihlali olduğu, LinkedIn'in söz konusu talebe olumlu yanıt vermemesi üzerine erişim yasağı kararı alındığı kaydedildi.
Rusya'da geçen yıl yürürlüğe giren kanuna göre, ülkedeki yabancı şirketlerin Rus vatandaşlarına ait kişisel bilgileri Rusya'daki sunucularda tutması gerekiyor.
Bazı uzmanlar, söz konusu yasayla yabancı sosyal medya sitelerinin Rusya pazarından uzaklaştırılarak Yandex ve Vkontakte gibi Rus sosyal paylaşım sitelerinin önünün açılmaya çalışıldığına dair kaygılarını dile getiriyor.
1919-1920 belgeselinde, Birinci Dünya Savaşı'ndan galip çıkan devletlerin Anadolu'yu paylaşma kavgası ve Milli Mücadele anlatılıyor.
Siyasi kutuplaşma hastalığımızın etkisiyle 27 Mayıs darbesine iki ayrı pencereden bakıyoruz: Darbeciler örgütlendiler, muhalefetin de siyasi desteğiyle, meşru iktidarı devirdiler, idam sehpaları kurdular... Öbür pencereden görülenler tersidir, Menderes Soruşturma Komisyonu ile CHP'yi kapatarak, basını susturarak diktatör olacaktı, ordu "devrim" yaptı...
Ben bugün, merhum Menderes'in bakanlarından Samet Ağaoğlu'nun "Arkadaşım Menderes" kitabından ve liberal-muhafazakâr Prof. Ali Fuat Başgil'in "27 Mayıs İhtilali ve Sebepleri" adlı kitabından alıntılar yaparak fotoğrafın bütününü anlatmaya çalışacağım.
Yeşilçam sinemasının unutulmaz karakterlerine can veren usta oyuncu Kemal Sunal denince akla birçok farklı rol geliyor. 1972'de Tatlı Dillim ile beyaz perdeye adım atan Sunal, aramızdan ayrıldığı 2000 yılına kadar birçok film ve dizide rol aldı. Türkiye onun gülen yüzünü hiç unutmadı.
Çöpçüler Kralı
Zabıta memuru, görevinin verdiği yetkileri zorlayarak esnafın ve çöpçünün üzerinde büyük bir baskı kurar. Aynı mahallede oturan Hacer ise temizlikçilik yapmaktadır. Hacer'e aşık olan zabıta memuru, annesinin tepkisiyle karşılaşır. Mahallenin çöpçüsü Apti de Hacer'e aşıktır, ama parası yoktur. Bir gün yanlışlıkla girdiği bir gazino, kötü şansını bir anda değiştirir.
Atla Gel Şaban
Niyazi bir şekerleme firmasında çalışmaktadır. Zaten az olan maaşına patronu da bir türlü zam yapmamaktadır. Niyazi ailesiyle kıt kanaat geçinir üstelik borçlarından dolayı köşe bucak mahalle esnafından kaçmaktadır. Bir gün tüm mahalleliyi saran at yarışı oyununa merak salar ve işine gitmek için bindiği minibüste oynar. At yarışını tutturur fakat kuponu yatırmadığı için ikramiyeyi alamaz. Niyazi her gün minibüste kupon yaparak kendini sınar fakat kuponu yatırmaz. At yarışlarını izlemeye giden Niyazi tüm atları yine bilir. Buna şahit olan bir adam, at yarışlarını oynatan mafya babası Kazım'a haber verir.
Avanak Apti
Apti arkadaşı Nuri ile birlikte afiş asmaktadır ve afişini astığı ses sanatçısı Nevin Şenses'e aşıktır. Apti parası olmadığı için Nevin'in onunla ilgilenmediğini düşünür. Bir gün Apti Nevin'i dinlemek için gazinoya gelir. Ufak bir karışıklık sonucu Apti'yi Urfalı Apti sanırlar ve hürmet gösterirler. Apti gazinoda Nevin'e aşık olan gangster Barut Osman'ı bir güzel rezil eder. Osman komiserin tehdidinden dolayı Apti'ye elini bile süremez.
Bekçiler Kralı
Görev yaptığı mahallede vatandaşa eziyet eden muhtara, bakkala, manava, tüpgaz bayiine uyarılarda bulunan bekçi Şaban'ın öyküsü anlatılır. Şaban'ı İçişleri Bakanının yeğeni olduğunu sanan komiserin tüm şikâyetleri göz ardı etmesi sonrası. Şaban çöpleri toplatmayan temizlik işleri müdürüne, çocukları zehirleyen sanayi artıkları için kanalizasyon yaptırmayan fabrika sahibine kafa tutmaya başlar.
Doktor Civanım
Yıllardır bir hastanede hademelik yapmış ve doktorlardan birkaç ilaç öğrenmiş olan Kemal, hem annesini üzmemek hem de köyün cahil halkının sağlığını korumak için annesine doktor olduğunu anlatan bir mektup yazar. Çok sevinen annesi bunu köye yayınca köyün kızları doktor sandıkları Kemal'i kendilerine aşık etmek için ellerinden geleni yapacaktır.
Düttürü Dünya
Mehmet, Ankara'da, geceleri pavyonda klarnet çalarak hayatını kazanmaktadır. Akşamları işe gitmekte, sabahın erken saatlerinde bir gecekondu mahallesindeki evine dönmektedir. Mehmet'in karısı, lisede okuyan kızı, engelli oğlu ve küçük kızı ile yaşadığı bu ev, sahibi olan kayın biraderi tarafından müteahhide verilmiştir ve evin bir an önce boşaltılması istenmektedir. Mehmet, bir taraftan ev aramaya, bir taraftan da para biriktirmeye çalışır. Ama asıl umudu bir gün kaset yapacağına inandığı besteleridir.
Hababam Sınıfı
Özel Çamlıca Lisesi'ne yeni atanan müdür muavini ve tarih öğretmeni olan Mahmut Hoca (Kel Mahmut); kopya çeken, okuldan kaçıp maçlara giden, hocalarla sürekli kafa bulan öğrencilerle dolu okulun 6 Edebiyat B sınıfını (Hababam Sınıfı) ilginç ceza yöntemleriyle disiplin altına almaya çalışır.
İbo ile Güllüşah
Başlık parası olmadığı için sevdiği kızla evlenemeyen fakir bir köylü, onun peşinden İstanbul'a gelir. Fakat bir türlü parayı denkleştirip babasının karşısına çıkamaz. Bu sırada tesadüfen tanıştığı küçük bir kızla olan dostluğu bütün işleri karıştırır. Ailesinden ilgi görmek isteyen kız, gence kendisini fidye karşılığı kaçırmasını söyler. Böylece hem kendisi sevilip sevilmediğini ölçecektir, hem de fakir genç fidye sayesinde sevdiği ve evlenmek istediği kıza kavuşacaktır. Fakat işler bir anda arapsaçına döner.
Kapıcılar Kralı
Seyit büyük bir apartmanda kapıcıdır. Eski Yönetici ile arası iyi olan Seyit, yeni yönetici ile arası pek iyi değildir. Apartmanda olup bitenleri lehine çevirmeyi ve yerini sağlama almayı becerir. Zamanla apartmandaki tüm olaylara hakim olan ve daire sakinlerini parmağında oynatan kapıcı, kısa zamanda köşeyi döner. Eline geçen her işi değerlendiren Seyit kısa süre içinde apartmanın %51'ini satın alır.
Kibar Feyzo
Feyzo askerden döndükten sonra Gülo'ya talip olur. Köyde Gülo'ya başka talipler olduğu için babası başlık parasını açık arttırmaya koyar. Ve on bin peşin, on bin senet karşılığı Gülo, Feyzo'nun üstünde kalır. Feyzo borcunu ödemek için kente gidip çalışmaya başlar. Kentten her dönüşünde köylülere artık şehirlerde ağalık düzeninin olmadığını, başlık parasının kalktığını anlatarak ağaya karşı cephe oluşturur.
Meraklı Köfteci
Seyyar köftecilik yapan iyi niyetli ama çok meraklı Zühtü, bir gün zor durumdaki bir kıza yardım etmek isterken kendisini onunla evlenmiş bulur. Kızın akrabaları, boşanması halinde; Zühtü'nün akrabaları ise evli kalması ve bir çocuk sahibi olması halinde mirasa konacakları hayalini kurmaktadırlar. İki arada bir derede kalan Zühtü ise kıza giderek aşık olur.
Sevtap ve mahallede görevli posta dağıtıcısı Adem birbirlerine sevdalıdır. Fakat Sevtap'ın ağabeyi Latif bu aşka karşı çıkar. Bir gün Sevtap ve Adem Sevtap'ın babasına olayı kabul ettirebilmek içini onun ağzından bir telgraf çekerler. Bu telgraftan sonra düğün hazırlıklarına başlanır.
Sahte Kabadayı
Kemal'in babasının bir iş görüşmesi sırasında Muhtar isimli adamı tarafından öldürülmesi üzerine babasının mirası bölünür. Babasının sağ kolu olan avukat, Kemal'e ulaşarak durumu anlatır. Avukat sayesinde babasının mirasını geri almak için İstanbul'un en namlı kabadayılarının mekanını tek tek ziyaret eder ve Baba'nın oğlu Kemal diye nam salmaya başlar. Muhtar'ın babasının katili olduğundan habersiz yanında gezdirir. Muhtar her seferinde onu tuzağa düşürmek için planlar kurmaya başlar lakin Kemal saflığı ve şapşallığı yüzünden her zaman tuzaklardan kurtulmayı başarır ve olaylar gelişir.
Emine'yi babası sevmediği bir adamla evlendirmeye çalışır. Emine ağanın kızıdır ve babasına karşı gelmek neredeyse imkansızdır. Emine kaçmak ister ama dağlara tek başına gidemez ve kimse Emine'yi kaçırmaya cesaret edemez. Emine Salako ile kaçmayı tercih eder. Emine ise Salako'yu her gün oyalar ve sonunda eski sevgilisi Hamido'ya kavuşur ama Hamido, Emine'yi reddeder, babasına yollamak ister. Emine tekrar Salako ile dağlara kaçar. Salako ise Hamido'yu öldürür ve kasabanın eşkıyası olur.
Süt Kardeşler
Yıllardır kimsenin sahip olamadığı konağın sahibi Melek hanım, sütoğlu Şaban sandığı Ramazan'ı eve alır. Fakat sinirli abisi Hüsamettin'e Ramazan'ı damadı Bayram olarak tanıtır. Konağa gerçek Şaban ve gerçek Bayram'ın gelmesiyle işler karışır.
Şark Bülbülü
Başlık parası için İstanbul'a gelen ve rastlantılar sonucu Şaban Ballıses adıyla ünlü bir türkücü olan Şaban'ın komik hikayesi anlatılır.
Tosun Paşa
Tellioğlu ve Seferoğlu aileleri, İskenderiye'nin en değerli yeri olan Yeşil Vadi için birbirleriyle kıyasıya bir mücadeleye girerler. Vadinin kime ait olduğuna devlet görevlileri de karar veremezler. Tellioğlu ve Seferoğlu aileleri Yeşil Vadi'yi ele geçirmek için İskenderiye'nin en büyük devlet memuru olan Daver Bey'in kızı Leyla'yı almak için kıyasıya bir mücadeleye girerler. Daver Bey, Leyla'yı Seferoğullarına vermeye karar verir. Bu durumda Tellioğulları daha büyük bir torpil için evin uşağı olan Şaban'ı Kahire sarayının en hatırı sayılır ve heybetli paşası olan Tosun Paşa olarak tanıtırlar.
Yedi Bela Hüsnü
Hüsnü, arkadaşı Cemal tarafından yakışıklı olduğu konusunda kandırılmaktadır. Cemal, Hüsnü'den para kopararak mahallenin kızı Hüsniye'yi elde etmesi için Hüsnü'yü cesaretlendirmektedir. Hüsnü ise mahallede meydana gelen bir çatışmadaki cinayetlerin üstüne kalması sonucu Yedi Bela Hüsnü olarak ünlenir. Gerçek Yedi Bela ve mahallenin arazisinde gözü olan zengin Malik, Hüsnü'yü ortadan kaldırmaya çalışır.
Milletvekili İbrahim Zübükzade mesleğinden ihraç edilmiş bir siyasetçidir. Sözünde durmayan, ahlaksız bir adamdır. Gazeteci Yaşar gazetede yayınlamak istediği yazı dizisi için Zübükzade'nin yaşam öyküsünü öğrenmek ister. Gittiği köyü Gülören'de karşılaştığı köylüleri Zübükzade'yi nefretle anarlar. Yaşar'ın köylüden aldığı bilgiye göre Zübük iş hayatına bir dairede kâtip olarak başlamış, kısa sürede aldığı rüşvetlerle zengin olup çıkmıştır. Foyası ortaya çıkınca kovulan Zübük, Destek Partisi'ne girip yağcılıkla ocak başkanlığına yükselir. Girdiği her yere de rüşveti bulaştırır. Muhalefet partisinden olan Kadir Ağa'nın kızı Yektane'yi evlenme vaadiyle kandırıp birlikte olur.
Doğup büyüdüğü Hisli Hisar kasabasına, Gümrük Muhafaza Müdürü olarak dönen Mehdi ve çocukluk arkadaşı Rahim'in ailelerinin kasabanın ortasından geçen sınır telleri ile parçalanan hayatlarını anlatır. Neredeyse yüzyıllardır birlikte yaşayan Hisli Hisarlıların altüst olan sosyal yaşamlarını, aşklarını, ticaretlerinin önünde duran dikenli telleri ve merkezi otoriteye karşı hayatlarını anlatır.
Kaybettiği fotoğraf makinesi sayesinde sosyal medyada fenomen olan 10 yılda 25 ülkeyi gezen 'Hür kız' Ayşe teyze bu kez de sırt yağlarını aldırıyor.
Kaybettiği fotoğraf makinesini kendisine ulaştırmak için fotoğrafı incelenince sosyal medyayı şaşkına çeviren Ayşe Teyze, geçtiğimiz günlerde bulunmuştu.
10 yılda 25 ülkeyi dolaşan 60 yaşındaki Ayşe Kurucu şimdi de sırtındaki yağlardan kurtulmak için Samsun'da ameliyata girdi.
İzmir'de yaşayan ev hanımı, üç çocuk annesi Ayşe Teyze, eşinin kıskançlıkları nedeniyle kapının önüne bile çıkamazken şimdi dünyayı gezen bir seyyaha döndü.
60 yaşındaki Ayşe teyze kendi deyimiyle 'Özgür Kız' oldu. Eşinden ayrıldıktan sonra 10 yılda 25 ülkeyi gezen Ayşe teyze, o ülkelerde çektirdiği fotoğrafların bulunduğu makineyi kaybedince hayatı değişti.
Ameliyat öncesi Ayşe teyzeye uygulayacağı operasyon hakkında bilgi veren Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Hayati Akbaş, "Ayşe teyzenin sırt bölgesinde iki taraflı yağ birikimi mevcut. Birikimlerin aşağıya doğru yaptığı baskı ile Ayşe teyzede rahatsızlık ve ağrı hissi veriyor. Gerekli analizleri ve tetkikleri yaptıktan sonra bunun yağ birikintisi olduğuna karar verdik. Tedavi olarak da liposuction yöntemini tercih edeceğiz. Operasyonla yağ birikimini sırt bölgesinden uzaklaştıracağız ve orayı normal bir sırt haline getireceğiz. İnşallah Ayşe teyzeyi de oradaki ağrılarından kurtarmayı düşünüyoruz" dedi.
O artık Türkiye'nin Gezgin Teyzesi
Sırtındaki fazla yağlardan kurtulacağını ifade eden Ayşe teyze, "Ben çok mutluyum. Sizleri çok sevdim. Doktorluk ve öğretmenlik Peygamberlik mesleğidir. Çünkü insana yapılan yatırım hiçbir şeye benzemiyor. Samsun çok güzel, havası çok temiz. İklimi güzel, mavi ile yeşilin kucaklaştığı bir yer. Operasyon olacağım için heyecanlı değilim. Yeter ki bunlardan kurtulayım. Korkum yok ama mutluluk var. Ayakta çok kaldığım zaman sırtlarım ve belim çok ağrıyordu. Sırtımdaki yağı çuval gibi taşıyorum" dedi.
Sosyal medyada fenomen haline gelen ameliyat öncesi ilk olarak özel bir televizyonun programına canlı olarak katıldı. Ardından Özgür Kız Ayşe teyze, ardından Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Hayati Akbaş ile birlikte ameliyata girdi. Sırtındaki fazla yağları aldırdı.
Bu zamana kadar 25 ülke gezdiğini belirten Ayşe teyze, "Çocukluğumdan beri hayalim İspanya, Çin ve Japonya'ya gitmek. İspanya çok cezbedici bir ülke. Orada Arap, Endülüs, İspanya ve Osmanlı kültürü bir arada olduğu için bana cazip gelmiştir. Japonlarla Çinlerin çok çalışkan bir ırk olduğu ve çok saygılı bir toplum oldukları beni cezbetmişti. Buraları da gezersem çocukluk hayalimi gerçekleştirmiş olurum" ifadelerini kullandı.
Milli Piyango satışları arttı
Çekilişe günler kala, Bilecik'te, Milli Piyango'nun yılbaşı özel çekiliş için hazırlanan biletlerinin satışı geçen seneye oranla daha fazla satıldığı belirtildi.
Bilecik'te milli piyango satıcılığı yapan Bekir Akgül, bu sene 55 milyonluk büyük ikramiyeye vatandaşların ilgi gösterdiğini belirtti.
Akgün, "Geçen sene aldığımız biletler ellerimizde kaldı. Bu sene işler güzel. Yeni yıla 1 gün kala, bizim işler daha hızlı olur. Yarın son günümüz yarın ne satarsak. Tam bilet 50 TL, yarım bilet 25 TL çeyrek bilet ise 12,50 TL'den satışa sunuldu. Vatandaşlar en çok çeyrek bilet aldılar şu ana kadar. Vatandaşlarımızı özellikle sahte biletler konusunda uyarıyoruz. Bilet arkasında ruhsat numarası ve kaşe numaralarının aynı olmasına dikkat etmelerini öneriyoruz" dedi.
Bilet alan Cansu Yiğit, bir umutla bilet aldığını belirterek, "55 milyonluk büyük ikramiyeni bana çıksa neler yapardım, ilk olarak eğitimi tamamlardım, sonrası daha sonra düşünürdüm" dedi.
Müslüman bir Amerikan Başkanı olmamalı
Cumhuriyetçilerin ilk üç isminden biri olan başkan aday adayı emekli beyin cerrahı Ben Carson, geçtiğimiz Pazar günü NBC'nin "Meet the Press" programında "Müslüman bir Amerikan başkanı olmamalı" diyerek bütün dikkatleri üstüne çekti.
Carson İslam dinini Amerikan anayasasıyla uyumlu görmediğini ve seçilecek Amerikan Başkanının inancının kesinlikle anayasayla uyumlu olması gerektiğine inandığını söyledi. NBC'ye verdiği röportajda "Bu üllkenin başına bir Müslüman getirilmesini desteklemem" dedi.
Carson'ın söyledikleri Kongre'nin ilk Müslüman Milletvekili olan Keith Ellison'ı ve Amerika'daki Müslüman sivil toplum kuruşularını fazlasıyla kızdırdı. Amerikan-İslam İlişkileri Konseyi Başkanı Nihad Awad, Carson'ın hemen yarıştan çekilmesi gerektiğini söyledi.
Cumhuriyetçi Parti'nin bir numaralı aday adayı olan Trump'ın ise geçtiğimiz hafta yaptığı bir konuşma sırasında seyircilerden birinin "Bu ülkede bir sorun var o da Müslümanlar. Şu anki başkanımız da Müslüman hatta Amerikalı bile değil. Bunlardan nasıl kurtulabiliriz?" sorusunun üzerine "Bu konuya ve diğer birçok konuya bakacağız" demesi çok tartılışılmıştı.
Trump hem Cumhuriyetçilerden hem de Demokratlardan gördüğü büyük tepki üzerine "O soruya yorum yapsaydım, bu sefer de konuşma özgürlüğüne müdahale ettiğimi söylerdiniz" yanıtını verdi.
Hatırlarsınız, 2011 senesinde Trump, Obama'nın Müslüman olduğu ve Amerika'da doğmadığı konusunda ısrar edince, Obama doğum belgesini göstermek zorunda kalmıştı.
CNN'in yaptığı son kamuoyu araştırmasına göre Amerikalıların yüzde 29'u Obama'nın Müslüman olduğuna inanıyor. Cumhuriyetçiler arasında ise bu oran yüzde 43'e kadar çıkıyor.
Eski Amerikan Dışişleri Bakanı Colin Powell'in Obama'nın Müslüman olup olmadığı ilk tartışıldığında şunları söylemişti: "Doğru cevap; Obama Müslüman değil, o Hristiyan ve her zaman Hristyandı. Ama asıl cevap şu olmalı, farzedelim ki Obama Müslüman. Bu ülkede Müslüman olmak yanlış mı? Cevap; Hayır. Peki 7 yaşında Amerikalı bir Müslüman çocuğun bir gün bu ülkeye başkan olacağını hayal etmesi yanlış mı?"
Dolandırıcıya altınlarını böyle teslim etti
Bursa'da kendisini polis olarak tanıtan bir kişinin yaşlı kadını dolandırması güvenlik kameralarına yansıdı.
Bursa'da kendisini polis olarak tanıtan bir kişinin yaşlı kadını dolandırması güvenlik kameralarına yansıdı. Görüntülerde, yaşlı kadının, cüzdanındaki altınları dolandırıcıya kendi elleriyle verdiği görülüyor.
Edinilen bilgiye göre, A.S. (37), R.S. (21), T.S. (19) ve M.C.S. (18), İzmir'den Bursa'ya geldi. Telefonla S.A.'yı arayan şüpheliler, kendilerini polis olarak tanıtıp, "Hesabınız FETÖ terör örgütünün eline geçti. Evinizdeki altın ve paraları size gelen polise verin. Onları kontrol edeceğiz" dedi. Paniğe kapılan yaşlı kadın, dolandırıcıların istediklerini yaptı. Aynı yöntemle G.Ö. de (73) dolandırıldı. Aynı gün içerisinde dolandırılan iki müşteki Yankesicilik ve Dolandırıcılık Büro Amirliği'ne müracaat etti. 2 müştekinin toplam 100 bin liralarını dolandırıcılara kaptırdığı öğrenildi.
Balıkesir'de 47 yaşındaki N.Y. isimli kadın otel odasında ölü bulundu. Kadının cinayete kurban gittiği tahmin ediliyor.
Edinilen bilgiye göre, Balıkesir'de bir otele önceki gece 01.00 sıralarında N.Y. isimli bayan, eşi T.Y. ile birlikte yerleşti. Odasında ölü bulunan N.Y.'nin darp edilerek yastıkla boğulduğu tahmin edilirken eşi T.Y. aranıyor.
Emniyet birimleri olayla ilgili soruşturmayı sürdürüyor.
Sen hiç sessizliğin çığlığını duydun mu?
Sesimiz asla anlayamadığımız güzel yüreklerin sesi,
Bir tutam umut, bir tutam çığlık…
Çokça yarına umut..
Bunlar ile başladık 19 yaşındaki adamın (Guedes) ara koşusuna vurulduk. Her şeyi teğet geçti şampiyonlar ligi serüveninde 2. Golünü attı.
Koştu arşı yeryüzünde yaşayan Beşiktaş'ın yüce gönüllü taraftarının yanından,
Açtı ellerini ve uzattı kenardaki taraftara ve golün sevincini yaşadı.
Tribünlerde haykırmaya bir gol ile coşmaya hazırdık.
Hey hattt…
Bir füze saplandı ağlara. Değil sanki kalplere…25 metreden sol ayaktan bir sağ bekten.
Sustuk. Havalara uçanları bir avuç Benfica taraftarını dinledik.
Yerimizde mıhlanmışken sol yan direk
Oğlumun buğulu yaşlı gözleri sordu dudakları konuşmadan…
Ve yüreklere ateşi o düşürdü bu sevgi ateşi bu korkunun yangınına bir su, bu umutlara bir umut, bu olacaklara haberci.
Moda dünyasının yeni süper modellerinden Gigi Hadid, kısa sürede adını duyurdu. Hadid, Instagram'da kız arkadaşlarıyla birlikte Hint kınası yaptırdıkları ellerinin fotoğrafını paylaştı.
"Çok güzel bir gece geçirdik" notunu yazan manken, hayranlarını uyarmayı da ihmal etmedi.
"Yapacağınız yorumlarda kültürel ayrıma düşmeden önce lütfen soyadıma bakın. Hadid. Yarı Filistinliyim ve bununla gurur duyuyorum" sözleriyle hayranlarına açıklama yapan Hadid, olumsuz yorumlar almamak için önlem almış oldu.
Beğendiği giyim, ayakkabı, mobilya veya herhangi bir ürünün gazete/dergilerden kesip saklamaya meraklı olanlar için internette gördükleri görsel ve yazıları saklamak için ideal bir yöntem. İşte bu nedenle beğendiklerini kesip panoya asmaya veya saklamaya meraklı kadınların ilgisini dünya çapında çekiyor. Yılbaşı itibarı ile yedi milyon kullanıcıya ulaşan Pinterest'in üyelerinin yüzde 70'i kadınlar.
Bu sanal pano uygulaması ilginizi çeken resimleri duvarınızda saklamakla kalmayıp Facebook ve Twitter üzerinden arkadaşlarınızla paylaşmanıza imkân sağlıyor. Sosyal paylaşım özelliği bu yeni uygulamanın hızla büyümesinde en önemli etkenlerden biri. Örnek vermek gerekirse evlilik hazırlığı yapanlar beğendikleri tüm gelinlikleri/damatlıkları bir panoda toplayarak çevresindekilerin fikirlerini ve yorumlarını alabiliyorlar. Başkalarının pin'ledikleri resimleri 'repin' uygulaması ile kendi panonuza da asmanız mümkün.
Fotoğraf odaklı bir uygulama olan Pineterst üzerinden cep telefonunuzla çektiğiniz fotoğrafları anında panonuza asabiliyor, ilgili olduğunuz konuda biriktirdiğiniz görsel envanteri zenginleştirebiliyorsunuz. Bu resimler Facebook ve Twitter'da takipçileriniz tarafından anında izlenip beğenilebiliyor ve yorumlanabiliyor.
İçinde yaşadığımız dijital çağda İnternet öncelikle bilgiye erişim açısında bir devime yol açtı. Dünya üzerinde internete her bağlanan bilgiye anında erişim imkânına sahip oldu. Son yıllarda ise İnternet bilginin yanında dünyayı saran sosyal bir ağ olmaya başlıyor. Bu özellikle markalar için birçok yeni fırsatı beraberinde getiriyor. Örneğin bir marka yöneticisi iseniz veya kişisel bir web siteniz varsa Pinterest'te hesap açarak şirketiniz ve markanız ile ilgili görselleri diğer sosyal medya ağlarındaki takipçileriniz ile paylaşma fırsatını yakalayabilirsiniz.
İnternet kullanımı dünya çapında yaygınlaştıkça online video ve resim tüketimi de hızla yükseliyor. İnstagram ve Filckr gibi sosyal fotoğraf paylaşımı platformları her yaştan internet kullanıcısının resim paylaşımını oldukça arttırdı. Paylaştığınız resimler diğer Pinterest kullanıcıları tarafından konu odaklı olarak göründüğü için iş konunuza ilgi duyan yepyeni bir kitleye hızlıca erişme şansınız doğuyor. Bu anlamda Pinterest benzersiz bir başarı yakalamış durumda henüz iki yaşından genç olan bu uygulama Ocak 2012'de dünya üzerindeki siteler arası web trafiğinin yüzde 2,5 gibi büyük bir oranını yönlendirdi. Arama motoru optimizasyonu (SEO) anlamında da sitenize olumlu katkı yapma potansiyeli olan Pinterest yenilikçi yaklaşımı ile dünya çapında başarılı bir çıkış yakaladı. Konu odaklı iletişime ve paylaşıma imkân sağladığı için Pinterest hem bireyler hem de markalar için benzersiz bir uygulama sunuyor.
Düzce'ye bir yılda 3,3 milyon liralık yatırım
Daha önce gelir testine giren ve prim borcu çıkan fakat bu borcu ödeyemeyenler için de yapılandırma imkânı var. Bu borçları yeniden yapılandırarak öderlerse, gecikme zammı ve cezası silinecek. Bu kişilerin borçlarını 12 ayda taksitle ödemeleri halinde borç dışında bir tutar tahsil edilmeyecek. Bu kişiler için de son başvuru tarihi 31 Ocak.
Doğu Marmara Kalkınma Ajansı'nca (MARKA) Düzce'de 2016 Yılı Mali Destek Programı kapsamında toplam bütçe büyüklüğü 5,2 milyon TL olan 5 projede 3,3 milyon TL'lik destek sağlanacağı bildirildi
MARKA'dan yapılan yazılı açıklamada, Düzce Valiliği Toplantı Salonu'nda düzenlenen törenle destek almaya hak kazanan 11 projenin sahibi olan firma yetkilileriyle sözleşme imzalandığı belirtildi. MARKA Genel Sekreteri Mustafa Ayhan'ın görüşlerine yer verilen açıklama, şunlar kaydedildi:
"Destek almaya hak kazanmış Düzce için önem arz eden bu başarılı projelerle Düzce'nin turizm altyapısının güçlendirilmesi, sit alanındaki yapıların rölöve, restitüsyon ve restorasyon çalışmalarının yapılması, Konuralp tarihi kent meydanının turistik bir vizyon edinmesi gibi birçok konuda Düzce tarihine ve turizmine değer katacaktır. Ayrıca Düzce Üniversitesinin tarım, gıda ve hayvancılık sektörünü geliştirmesine yönelik bilimsel test ve analizlerin laboratuvarı da bölgemize hem de Düzce'deki çiftçilerimize önemli katkılar sağlayacaktır."
Açıklamada, Düzce Valiliği "Modern Uygulamalar ve Yenilikçi Yöntemler İle Düzce Turizm Altyapısının Güçlendirilmesi", Gölyaka Belediyesi "Gölyaka Seyr-ü Sefa", Akçakoca İlçesi Köylere Hizmet Götürme Birliği "Akçakoca Kentsel Sit Alanının Turizme Entegrasyonu İçin Restorasyon", Düzce Ticaret ve Sanayi Odası "Konuralp Tarihi Kent Meydanı Düzenleme ve Restorasyonu" ile Düzce Üniversitesi "Düzce Üniversitesi Bilimsel ve Teknolojik Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi (DÜBİT) Altyapısının Güçlendirilmesi" projelerinin destek almaya hak kazanan kurumlar ve projeler olduğu kaydedildi.
Yeni Jeep sahne aldı
SEMA Otomobil Fuar'ında birbirinden farklı otomobiller sergilenmeye devam ediyor. Jeep ise SEMA Otomobil Fuar'ı için Wrangler Red Rock'ı hazırladı.  Model özel olarak tasarlanmış 17 inç jantarıyla geliyor. Daha güçlü bir diferansiyel ile donatılan modelin arazi karakteri güçlendirilmiş. Özellikle arazi koşulları için ön bölümde yer alan vinç ve LED gündüz farları modeli farklı kılan detaylar arasında.
Red Rock konseptine özel kırmızı renk kullanılmış.  İçeride ise kahverengi koltuklar göze çarpıyor.  Geniş yan destekler arazi kullanımlarında sürücü ve yolculara büyük destek oluyor. Bu özel sürüm şu an için sadece 1 adet üretildi.  Marka bu versiyon için seri üretim planlamıyor.
ABD savunma şefinden Afganlara güvence
ABD Savunma Sekreteri Ash Carter, Savunma Bakanlığında yaptığı toplantı sonrasında Japonya Savunma Bakanı Tomomi Inada ile ortak bir basın toplantısına katıldı. ABD Savunma Sekreteri Ash Carter Cuma günü, Başkan Vekili Donald Trump'in dış politikasının ülkeye yeni bir Taliban isyanı ile yüz yüze gelmesi sorusuna Amerika Birleşik Devletleri Afganistan'a "bağlı kalacak" dedi.
Trump, İslamcı Taliban'ın ABD destekli Afgan güçleri tarafından devrilmesini takiben 15 yıldan fazla bir süredir yaklaşık 10.000 ABD askerinin kaldıkları Afganistan'daki planlarının ayrıntılarını vermedi. Ghani ve Trump geçen hafta telefon görüşmesi yaptıklarını ve Trump geçiş ekibi, "her iki ülkenin de aralarında bulunduğu terör tehditlerini" tartıştılar. Afganistan'daki ABD ve uluslararası kuvvetlerin komutanı General John Nicholson, daha sonra Cuma günü Kabil'in kuzeyinde Bagram hava üssünde bulunan gazetecilere konuşan ABD'nin Afganistan'da iş başına kalmasının önemli olduğunu söyledi.
Her enfeksiyonda antibiyotiğe sarılmayın
Uzmanlar, çocukların yaşadığı enfeksiyonlarda hemen antibiyotik kullanılmaması gerektiğini belirterek, enfeksiyon durumunda çocukların beslenmesinden, hijyen önerilerine kadar neler yapılabileceğini anlattı.
Kış mevsimiyle birlikte artan ve özellikle okullarda çocuklar arasında bulaşarak yayılan enfeksiyon hastalıklarını hem okulların hem de ebeveynlerin alacağı koruyucu önlemlerle azaltmak mümkün. Bunların en başında; rino virüsü, parainfluenza ve özellikle kreşe giden çocuklarda görülen RSV virüsü geliyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayşe Sokullu "Herhangi bir enfeksiyon hastalığına yakalanan çocukların, enfeksiyonu diğer çocuklara bulaştırmamaları için evde istirahat etmeleri, okula gitmemeleri en ideal önlem" açıklamasında bulunurken, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. N. Kemal Akpınar ise "Anne ve babaların aşırı koruyucu tutumları, çocuğun doğal mikroorganizmalarla tanışmasını engelliyor. Bu da çocuğun o mikroorganizmalara yanıtının daha düşük seviyede kalmasına ve daha şiddetli enfeksiyon geçirmesine sebep olabiliyor" açıklamasında bulundu.
Köpek havlama sesine benzer öksürüğe dikkat
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayşe Sokullu ve Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. N. Kemal Akpınar "Parainfluenza virüsü, ses tellerinde yakın yerleri tutuyor ve köpek havlama sesine benzer bir öksürüğe neden olabiliyor. Rino virüsü daha çok burun kısmını tutarken, özellikle baş ağrılarıyla belirti veriyor.
Öpücük hastalığı olabilir
Yine solunum yoluyla bulaşan kızamık, kızamıkçık, halk arasında "öpücük hastalığı" dediğimiz "enfeksiyöz mononükleoz", parvovirüs ve suçiçeği vücudun çeşitli bölgelerinde döküntülere neden olabiliyor. Ayrıca kızamığa bağlı zatürre gibi su çiçeğine bağlı birtakım rahatsızlıklar da meydana gelebiliyor. Mide bağırsak sistemini etkileyen virüs enfeksiyonlarında ise, su gibi bir gaita (dışkı) çıkışı mevcuttur. Bu da ateş ve kusma olarak belirti verirken, bakteriyel olan bir enfeksiyon söz konusuysa, içinde kan ve sümüksü görünüme yüksek ateş eşlik ediyor" dedi.
Okulda ne yaşadıklarını anlatmaları istendiğinde çocuklardan laf almak neredeyse imkansızdır. Dolayısıyla bunu yaparken okuldan eve gelen çocuklara dolaylı sorular sorulabilir. Örneğin; "Ellerini yıkıyor musun?" yerine, "Okuldaki sabununuzun kokusu güzel mi?", "Sınıfınızı temizliyorlar mı?" yerine, "Sınıfınızı temizleyen teyzenin/amcanın adı ne?" gibi hem çocuğu hem de okulu hijyen konusunda test edecek sorularla olası yanlış tutumlara müdahale edilmeli" açıklamasında bulundu.
Çocukların tuvalete, suya ulaşımının zor olduğu kalabalık okullarda enfeksiyon riskinin daha yüksek olduğunu vurgulayan Dr. Ayşe Sokullu ve Dr. N. Kemal Akpınar "Çünkü enfeksiyonlar en çok elle bulaşıyor. Özellikle grip virüsleri plastik ya da tahta gibi çocukların okulda dokundukları bazı eşyalarda 24 saate yakın barınabiliyorlar. En çok da damlacık enfeksiyonuyla bulaşan virüsler; öksürme, aksırma ile havaya asılı kalan tükürük parçalarında yaşıyor. Dolayısıyla kalabalık olduğunda çocukların bu havayı soluması da kolaylaşıyor.
Herhangi bir enfeksiyon hastalığına yakalanan çocukların, enfeksiyonu diğer çocuklara bulaştırmamaları için evde istirahat etmeleri, okula gitmemeleri en ideal önlem. Ayrıca hastalıkların artış gösterdiği kış döneminde çocukların da okullardaki hasta olan arkadaşlarıyla öpüşmemesi veya sarılmaması, hasta olan arkadaşlarının kullandığı materyalleri kullanmaması da oldukça önemli.
Genellikle istirahat, sıvı ve beslenme desteği ile üst solunum yolu enfeksiyonları ilaçsız bir haftada atlatılabiliyor. Fakat çocuğun ateşini düşürmede ve besin desteği konusunda zorlanma söz konusuysa, kusma oluyorsa ve ailede havale öyküsü varsa evde tedavi yönetimi zor olacaktır. Bu noktada tedavinin donanımlı bir sağlık merkezinde yapılması daha uygundur. Tedavi için, ağızdan ilaç vermek zor olduğu için ateş düşürücüler damardan verilerek çocuğun daha kısa sürede toparlanması sağlanır" dedi.
Okul çağı çocukların enfeksiyona neden olan mikroorganizmalara duyarlılıklarının, anne ve babaların bazı tutumlarına göre de değişkenlik gösterebildiğini belirten Dr. Ayşe Sokullu ve Dr. N. Kemal Akpınar "Aşırı koruyucu tutumlar; örneğin, çocukların parkta, sokakta veya bahçede oynamasına engel olmak, doğanın mikroorganizmalarıyla tanışmalarını da engelliyor. Bu da çocukların o mikroorganizmalara yanıtının daha düşük seviyede kalmasına ve şiddetli enfeksiyon geçirmelerine sebep olabiliyor. Çocuk mikroorganizmalarla ne kadar erken tanışırsa, okul çağında karşılaşacağı enfeksiyonları da o kadar kolay atlatabiliyor.
İkinci çocuklar genellikle, bebekliklerinde hasta olup okula başladıklarında pek hasta olmazlar. Bunun nedeni aslında, bebekken abi veya ablasının okuldan eve hastalık getirmesi ve daha bebekken geçirdiği bu hastalıklar nedeniyle okul çağında karşılaşacağı hastalıklara bağışıklık kazanmasıdır. Fakat ilk çocuklar, yuvaya ya da ilkokula başladıklarında ilk defa kalabalık bir ortama girdikleri için bakterilerle karşılaşıyor ve okulda daha sık enfeksiyon geçiriyorlar" açıklamasında bulundu.
Egzersizin her şeyde olduğu gibi enfeksiyonlara karşı bağışıklık sistemini güçlendirmede de son derece faydalı olduğunu anlatan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanları Dr. Ayşe Sokullu ve Dr. N. Kemal Akpınar sözlerini şöyle sürdürdü: "Ancak çocuklar çok hareketli olduklarından zaten egzersiz yapmış gibi oluyorlar. Bunun yanında haftanın bir günü 1-2 saat için çocuğu basketbol, yüzme, futbol gibi bir aktiviteye göndermek spor değil, bir hobi olarak kabul edilmelidir. Çünkü egzersiz, gün içinde düzenli yapılan bir aktivitedir. Düzenli egzersiz, çocukların gelişiminde ve bağışıklık sisteminin güçlenmesinde oldukça faydalı.
Üst solunum yolları enfeksiyonlarında, örneğin çocuğun çok ateşi varsa, halsiz ve iştahsız ise, bunlara karşın burun akıntısı ve öksürük yoksa, muayenesinde bakteriyel enfeksiyon çıktığında, bazen erkenden antibiyotik verilebiliyor. Ancak çocuğun ateşi 40 derecede seyrediyorsa, burun akıntısı, öksürük, iştahsızlık, keyifsizlik, boğazda pembeleşen bir görüntü ve bademciklerde şişlik varsa, çocuğun kendi direnciyle atlatması beklenmelidir.
Çünkü bu belirtiler bir virüs enfeksiyonuna aittir ve antibiyotik ile iğne tedavisi yapılmamalıdır. Çocuğun bağışıklık sistemi zayıfsa virüslerin olduğu zemine bakteriyel etkenler yerleşebilir. Buna bağlı olarak, sinüzit, ortakulak iltihabı, zatürre, bronşit gibi rahatsızlıklar da gözlemlenebilir. Bu, fırsatçı mikroorganizmaların kolaylıkla enfeksiyon yapabilme potansiyelinden kaynaklanır. Bu durumda antibiyotik tedavisinin gerektiğini söyleyebiliriz.
Virüs enfeksiyonlarına yakalanmış çocuklarda bağışıklık sistemi savaşı söz konusudur. Bazı çocuklar bu savaşı 1-2 günde, bazıları ise 10 günde yenebiliyor. Fakat erken atlatanın bağışıklık sisteminin daha kuvvetli, geç atlatanın daha zayıf olduğunu gösteren bilimsel çalışmalar mevcut değil. Her çocuğun -özellikle 5-6 yaş altında- en az bir defa ateşlenme veya enfeksiyon geçirme olasılığı vardır.
Fakat çok sık bademcik enfeksiyonu geçiren, bundan dolayı yataklara düşen, hatta bronşit ve zatürre olan bir çocukta, tekrarlayan ishaller, normalde sağlıklı bir bireyde sıklıkla görülmeyen osteomyelit (kemik iltihabı, eklem iltihabı), tekrarlayan menenjit, bronşit ve zatürreler "Bağışıklık sisteminde zayıflık var mı?" sorusunu akla getiriyor. Böyle durumlarda ve gelişimsel olarak da akranlarından geri olan çocuklarda birtakım incelemeler yapmak gerekebiliyor."
Günde bir bardak süt çocukları koruyor
Günde bir bardak sütün, özellikle ilkokul çağındaki çocuklarda, kemik gelişimi, genel sağlık ve boy uzama için gerekli olduğunu aktaran Dr. Ayşe Sokullu ve Dr. N. Kemal Akpınar "Eğer çocuğun süte karşı özel bir reaksiyonu yoksa günde bir bardak sütle desteklenmesi gerekir. İkinci bir bardak süt, çocuk isterse verilebilir ancak daha fazlası hem iştahı kapatma hem de kabızlık ya da kansızlığa neden olabileceğinden verilmemelidir" dedi.
Okul çağındaki çocuklarda bağışıklık sisteminin güçlenmesi için: Güne mutlaka kahvaltıyla başlanmalı, biraz karbonhidrat, protein ve yağ alınmalıdır. Bunun için; meyveli yoğurt, tahıllı karışım veya evde yapılmış çok şekerli olmayan bir kek uygundur. Alınması gereken günlük kalori için kahvaltıyı tatlandırmak da önemli; pekmez ve bal menüde olabilir.
Kış mevsiminde özellikle; lif içeriği açısından armut, C vitamini açısından zengin narenciye, yeşilliklerden en az biri (ıspanak, pazı, brokoli, maydanozlu yemekler) yenmelidir.
Peynir, süt ya da yoğurt gibi süt ürünlerinden en az biri tercih edilmelidir. Ayrıca demir bakımından zengin yiyeceklerin yanında yoğurt yenmemelidir. Aksi takdirde besinin demir değeri azalacaktır.
90 kilodan 200 kiloya çıktı
Muğla'nın Fethiye ilçesinde yaşayan 50 yaşındaki Ayşe Değirmenci, yakalandığı 'fil hastalığı' hastalığı nedeniyle yürüme ve nefes almada güçlük çekiyor.
Yürüme ve nefes almada güçlük çeken Değirmenci babasından kalan aylık 330 lira ve Bağ-Kur maaşıyla geçinmeye çalıştıklarını belirtti. Kızı Müge Okatan ile birlikte yaşayan Değirmenci 2001 yılın'da eşinden boşandı ve kızı Müge Okatan ile birlikte Fethiye'ye de yaşamaya başladı. Otellerde çalışarak geçimini sağlayan Ayşe Değirmenci, 2011 yılında bacaklarındaki şişlikler nedeniyle hastaneye gitti.
2014'te Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde mide küçültme ameliyatı yapıldı. Değirmenci ameliyatın ardından 139 kiloya düştü.
Bacaklarında meydana gelen şişlikler yüzünden yürüyemeyen Değirmenci, yatağa mahkum oldu.
Ayşe Değirmenci, geçim sıkıntısı çektiklerini, hastalığı nedeniyle yatağa mahkum olduğunu söyledi.
Değirmenci ; "Hastalığımın tedavisi ancak yurt dışında yapılabiliyor. Masaj tedavisi yapıldığını da duydum. Ancak hiçbirine gücümüz yok. Nefes almada güçlük çekiyorum. Sadece zaruri ihtiyaçlarımı karşılayabilecek kadar yürüyebiliyorum.
Hastaneye gitmem için taksi çağırıyoruz. Gidiş için parasını ödesek, dönüş için paramız kalmıyor diyen Değirmenci Devletimizden ve hayırseverlerden kızıma bir iş versinler" dedi.
Serhat Dal
1977 yılında Zonguldak'ta doğdu. Zonguldak Atatürk Anadolu Lisesi'nden mezun olduktan sonra 1996 yılında İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü'nü kazandı. Üniversite 4. sınıftayken hazırladığı bitirme projesinin konusu "Uğur Mumcu'nun araştırmacı gazeteciliği"ydi. Bu proje sayesinde tanıştığı Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı Dal'ın aynı zamanda televizyonculuk kariyerinin başlamasına da vesile oldu.
Vakfın "araştırmacı gazetecilik seminerleri"ne katıldı. İlk televizyonculuk deneyimini Umag'daki eğitimin ardından Kanal D televizyonunda yaptığı stajyerlik dönemiyle yaşadı.
Profesyonelliğe ilk adımı ise Show TV'de oldu. Altı yıl boyunca Türkiye'yi köşe bucak (özellikle doğu ve güneydoğu bölgesini) dolaştı. Kuzey Irak'ta, PKK'nın Mahmur kampına uzun yıllar sonra gidebilen ilk televizyonculardan biri oldu. Bölgenin gerçek yüzünü anlattığı özel haberler nedeniyle bölgesel kürt yönetimi tarafından Zaho'dan sınır dışı edildi.
CNN TÜRK ailesine 2008 yılının Temmuz ayında katıldı. Yüksek Yargı, Savunma ve Polis Adliye CNN TÜRK'ün Ankara bürosunda ondan soruluyor.
Serhat Dal, kendisi gibi yüksek yargı muhabiri olan gazeteci Aylin Sırıklı Dal'la evli.
Peki, kim bu meşhur "bunlar" acaba? Bunlardan biri İsmet İnönü, onu anlıyoruz. Herhalde kendisi Başbakan'ın gelmiş geçmiş en sevmediği siyasetçi, açıkladığı "skandal" belgelerde hala 1940'lardan öteye gidemedik. Ne zaman miting meydanında "Bakın size bir skandalın belgesini ilk kez açıklayacağım" dese, 1930'lardan, 40'lardan tozlu arşivlerden bulunmuş bir tefrika sallıyor elinde.
Başka kim acaba bu meşhur "Bunlar"? Düz mantık İnönü bağlantısıyla CHP'liler herhalde? Parti içerisinde her zaman, İnönü karşıtı klikler olmasına rağmen, bu fazla teferruat Başbakan için. İnönü eşittir CHP eşittir bunlar eşittir sevmiyoruz denklemini anladık. Başbakan sağ olsun 11 yıldır her konuşmasında haykıra haykıra kazıdı kafamıza.
Peki "Bunlar" sadece bu grupla mı sınırlı, CHP'liler, Kemalistler, İnönü sevenler falan? Anlıyoruz ki değil. Başbakan'ın konuşmalarından anladığımız "Bunlar" konjonktürel olarak değişebiliyor. Artık gündeme göre, gelişmelere göre; kaşlarını çatarak, ağzını doldurarak, sesini çatlatacak güçle haykırdığı, işaret ettiği "Bunlaaaaaar" kah Kürtler oluyor, kah solcular, kah liberaller, kah diğer merkez sağ hareketler, kah Sünni olmayanlar, kah gayrı Müslimler (Rum affedersin). Hepsi bir çuvalda, hepsi "Bunlar". Yasa tasarıları da artık hep torba torba geldiği için alıştık herhalde alakalı alakasız ne varsa hepsini büyük bir torbaya tıkıştırmaya.
Yani özetle "Bunlar" Başbakan gibi düşünmeyenler. Peki, Başbakan ne düşünüyor, işte bu nokta kritik çünkü Başbakan'ın saptamaları, manifestoları çok değişken. Eskiden AB tek yoldu Başbakan için, şimdi Şangay Beşlisi ideal. Eskiden asker vesayetiydi en büyük düşman, şimdi cemaat vesayeti. Eskiden Ergenekon'un savcısı idi Başbakan, bugün neredeyse avukatı olma noktasında. Başbakan'ın günden güne fikri değiştiğine göre, en iyisi "Bunlar"dan olmamak için, Başbakan o gün, artık havaya göre, estiği yere göre, hangi fikri beyan ederse, hay hay demek, kafa sallamak gerekli. "Siz öyle buyurduysanız öledir efem" çekmek zaruri. Aksi halde tıkılırsın meşhur "Bunlar" çuvalına.
Başbakan seviyor gününe göre düşman seçmeyi, "Bunlaaaaar bunlaaaaar" diye diye zaman zaman nefret söylemine varacak kadar ağır kelimeler seçmeyi, ağır suçlarla itham etmeyi.
Ancak hatırlatmakta fayda var. "Bunlar" siyasetinin kurucusu, bulucusu Başbakan Erdoğan değil. Carl Schmitt, üzerinize afiyet, ta 1930'ların sonunda 40'ların başında atmıştı bu kavramı ortaya. Başbakan'ın da en sevdiği yıllar (!) hem yeri gelmişken. İktidarlar, bilhassa baskıcı iktidarlar, meşruiyetlerini bir ortak düşman kavramı üzerine kurar diyor Schmitt teorisinde. Düşmana karşı hayatta kalma savaşı algısı ile istediği uygulama ve yaptırıma kamuoyunu ikna eder. Düşmanı yenemezsek hepimiz yok olacağız söylemine destek bulduktan sonra her baskıyı, her zorbalığı kabul ettirmek malum daha kolay. Yeri geldiğinde modern devletlerin de başvurduğu bir yöntem bu, sürpriz değil biliyoruz.
Fakat Başbakan, hele son dönemde, o kadar çok "Bunlaaaaaar" diye ünlüyor ve düşman hedef gösteriyor ki, hızına yetişmek imkânsız. Başbakan her gün yeni bir düşman, hatta düşmanlar seçiyor, yeri gelince seçtiği düşmanları da hunharca hedef gösteriyor. Bu hızla giderse ittifak kurabileceği dost kalmayacak geriye. Hatırlatmak lazım, devlet düşmanı derken Schmitt bunun karşısında, iktidarın ayakta kalabilmek için dost edinmesi gerektiğini de ortaya koyar. Düşmanın olduğu yerde dost da olmalı öyle değil mi? İktidar için sadece sen, ben, bizim oğlanın dostluğu yeter mi?
Tatile giderken aklınızda yapacağınız harcamaların altından nasıl kalkacağınız sorusu kalır.
Bu adalara gidiyorsanız bunu hiç dert etmeyin. Çünkü Amerikan Virjin Adaları ülkeye gelen turistlere 2017 yılında kişi başı 300 dolar vereceğini açıkladı.
Turistler bu 300 dolarlık çeki sadece tarihi ve kültürel tur ve aktiviteler için kullanılacak. Yani 300 doları cebinize koyup istediğinizi yapamayacaksınız.
300 doların kullanılabileceği alanlar arasınnda eko-turlar, müze giriş paraları, outdoor keşif turları gibi kalemler mevcut.
300 doları alabilmeniz için yapmanız gerekenlerse şöyle: Öncelikle Amerikan Virgin Adaları'na gitmeniz gerekiyor. Daha sonra VisitUSVI. com üzerinden en az 3 gece konaklamalı bir otel rezervasyonunuz olmalı. Rezervasyon yapabileceğiniz otellerin de bir listesi sitede mevcut. Bütün bunları yapınca adanın turizm departmanı size 300 dolar değerinde nakit para yerine geçen çek gönderiyor.
Ülkenin 300 dolarlık cömertliği sadece bir yıl sürecek. Nedeni ise 2017'nin ülkenin ABD toprağı olmasının 100. yılını kutlamak için.
Amerikan Virjin Adaları 1917 yılında yapılan bir anlaşmayla 25 milyon Amerikan doları karşılığında ABD'de satılmıştı.
"Ben en iyisiyim" bunu söyleyebilmek önemlidir. Bunu söyleyebilenler için zorlu hayat yolu, en başından kolaylaşır. Kendine güven dev bir anahtar gibidir, kapıları açmakla kalmaz, hayatınızı daha anlamlı kılar, yaşama ve en önemlisi geleceğe farklı bağlanmanızı sağlar.
Eldiven havada müthiş bir hız ile süzüldü, önce sola gider gibi oldu, gözler ve sonrasında kafalar eldivenin hızına ayak uydurmaya çalışıyordu, bedenler öne doğru eğildi, havayı kıskandıracak kadar coşkuluydu, hızı anlatılmaz yaşanırdı. Gözler büyüdü, bedenler koltuktan bir iki santim yükseldi. Işıkların aydınlattığı yerde bir vızıltı duyuldu sonra büyük bir gürültü. Sustu.. Sessizliğin bekçileri gibi her yer ona eşlik etti. Dağ, deniz, nehir sustu.. Sonra bir ağacın devrilişi gibi büyük bir çöküntü sarstı bedenleri. Yüzler ekşi bir limonun tadına bakarcasına buruştu. Ve hep bir ağızdan aynı ses yükseldi. 1-2-3-...-9-10..Nakavt...
Coşku salondan taşarken bir ses yükseldi, güçlü etkili, biraz boğuk gibi gözüksede yumruk kadar sağlam "Kelebek gibi uçarım, Arı gibi Sokarım..." Her şeyin bittiği bir anda gelen başarıydı bu, 1974'te Foreman'ın bahisçilerde 7'ye 1 favori olduğu maçta rakibini hiç beklenmedik bir taktik ile sekizinci raundda nakavt edip hak ettiği unvanı tekrar elde eden dev bir ismin başarısıydı....
Cassius Marcellus Clay Jr...17 Haziran 1942'de sıcak bir yaz akşamında kelebekler havada uçuşur ve arılar kovanlarına bal taşırken şehrin uzağındaki bir çiftlikten çığlıklar duyuldu. Bu gelecekte ifadeleri ve yumrukları ile bir ülkeyi sarsacak ve en önemlisi yaşayacağı tüm haksızlıklara karşın ayakta durmaktan asla vazgeçmeyecek bir adamın ilk merhabasıydı. Afro-Amerikan kökenli bir ailenin oğlu olarak dünyaya merhaba diyen Clay jr boks ile bebekken tanışır. İrlandalılar iyi dövüşür, birde buna cesur bir yürek ve inanç eklenirse minik beden büyüdükçe fenomene dönüşür...
Clay Jr'ın evlere temizliğe giden annesinin adı Odessa'dır. Yaşamını kazandığı birkaç kuruş temizlik parası ile sürdürmeye çalışan kadına gelecekte hep saygı duyduğunu söyleyen oğlundan ilk ve tek yumruk gelir. Clay Jr daha 6 aylıkken attığı bir yumrukla annesinin dişini kırar. Tabelacılık yapan babası buna güler geçer, ama haylaz Caly kendinden büyük, cüsseli ve hatta iri yapılı çocukları dövmeye ve onlar ile sürtüşmeler yaşamaya başlayınca öfkelenir. Bir gün kapı çalar yorgun eve dönen ve elleri boya içinde olan babası kapıyı açar. Gelen 45 yaşlarında iri yapılı bir adamdır yanında en az kendisi kadar olmasa bile iri duran ve tahmini 15 yaşlarında burnunda kurumuş kan ve göz altında koca morluk ile duran bir çocuk vardır. Baba kapıyı açan Clay Jr.'ın babasına öfke ile haykırır:
-"Oğlunun yaptığına bak... Senin oğlun değil mi? Çağır onu"
Clay'in babası şaşkındır içeri seslenir. İçeriden çelimsiz ve adamın yanındaki çocuğun yarı kadar 11 yaşındaki Clay Jr. gelir. Kapıdaki adam şaşkınca oğluna bakar:
-"Bu çocuk değildi herhalde"
Bir ses yankılanır, adam oğlunun gözlerine bakar ve haykırır:
Çocuk şaşkınca babasına bakarken, adam kapıdaki siyah kıvırcık saçlı oğlanın başını okşar. Adamın elini sıkar ve usulca kapıdan uzaklaşır. O sırada kapıyı kapatmaya çalışan Clay ailesi şu sesleri duyar...
-"Bu çocuk senin yarın kadar, bundan dayak yiyip bana şikayete mi geldin, yazık sana. Yazık"
Clay haylaz bir çocukluk geçirir... Babası bir gün biriktirdiği tüm parasını verir ve ona çok istediği bisikleti alır. Clay çok mutlu her şeyden öte çok heyecanlıdır. Annesi bisikleti eve sokmaz. Dışarıda kalmasını ister. Kirli şeylere izin veremeyeceğini söyler. Oysa Clay bisikletinin yanında uyumaya bile razıdır. Bisiklet sevdasını yaşadığı birkaç günün sonrasında, bir gün iki çocuğun bisikleti çalıp kaçtıklarını görür ve derhal karakola gider, şikayette bulunur. Memur Joe (boks yapan bir zencidir) elini "giden gitti" gibilerinden sallar. "Eğer boks bilseydiniz bisikletinizi çalamazlardı" diye laf sokar, "demek ki sizden korkmadılar." der. Doğrusu memur Joe, Clay Jr'ın geniş omuzlarını ve uzun kollarını ilk bakışta fark etmiş ve bu şampiyon adayını ringlerle tanıştırabilmek için sözü uzatmıştır. Bu onun boks ismi ile ilk tanıştığı an olur. İlk tanıştığı ve sonsuza dek sürecek an.
B-O-K-S... Memur Joe nitekim onu alıp çalıştığı salona götürür ve hayatlarında yeni bir dönem başlar. Cassius kendini boksa öyle bir kaptırır ki evden idmana koşarak gider, otobüsle yarışmaya kalkar. Her denileni güçlü hafızasına yazar. Bazen çok konuştuğu için uyarılar alsa da dinlemeyi sever... Güçlü bir özgüveni vardır. Henüz 12 yaşındadır ama tecrübeli rakiplerinden bile yumruk almayacak kadar hızlıdır. Bu hızı sayesinde çok çabuk hareket ettiğinden kolayca yumruklardan kaçar. Boks kurallarından ve ona anlatılanlardan farklı davranmaya başlar. Tam ifade ile kendi stilini yaratır. Ellerini göbek hizasında tutar, vücudunu asla kapatmaz. Suratını saklamaz. Bekler. Ama öyle hızlı hareket eder ki, düşük elleri ve açıkta kalan bedenine rakibin isabet ettirme becerisi olamaz. Ringte adeta dans eder, hasmını ayak oyunlarıyla atlatır ve kolay kolay köşeye sıkışmaz. İcabında üç raund, beş raund dayak yer ama aradığı fırsatı mutlaka yakalar, rakibini yıkar. Onun bu kendine has stili klasik dövüşçülere ters gelir, Clay'a dikiş tutturamazlar. Hatta zaman zaman dövüşlerde konuşur, rakibini sinirlendirir. Elleri, ayakları kadar çenesi çalışır. Rakipler bu çeneyi kapatmanın tek yolu sert bir yumruk diye düşünürken o asla durmaz... Clay bu tarzını kendisine soranlara "bulaşan çamur" stili ile dövüşüyorum diye yanıt verir.
Clay boks dünyasına henüz 12 yaşındayken 1954 yılında adım attı. Kısa zaman içinde amatör dövüşlere adını yazdırdı. Amatör ligde çıktığı 167 maçın 161'ini kazanarak bir rekor kırdı. Boks merdivenleri hızla çıkan siyahi isim artık durdurulamaz bir çığ gibiydi...
Olimpiyatlarda adını duyurması tarihin sayfalarında yerini almaya başladığının habercisiydi. 1960'ta Roma 'da Olimpiyatlarda ağır hafif siklette altın madalyayı alarak profesyonel lige geçiş yaptı. 18 yaşındaydı. Efsane değildi ama olmanın en büyük adayıydı.
Profesyonel olan Clay için yeni bir sayfa açılmıştı. Artık daha fazla para kazanabilecekti. Ne ayakları, ne elleri ne de çenesi durdu. Elleri, ayakları ona başarı getirirken, çenesi başını belaya sokacaktı... Profesyonel olan Clay, İlk maçından 2 bin dolar kazanır ve bununla kendine elden düşme pembe renkli bir Cadillac alır. Yorgun babasını, vefakâr anasını arabasına atar, ışıklı caddeleri turlar. Bu bir başkaldırı, ezilmişliğe, sefalete ama en önemlisi onu görmezden gelenlere meydan okumaydı.
1964 yılında 22 yaşındayken, Dünya Ağır Siklet Boks Şampiyonu Sonny Liston'u yenip Dünya Şampiyonu oldu. Bu tarihin en önemli zaferlerinden biriydi. Bu onun hayat felsefesinin de değişeceği tarihti.
Gazetelerin baş kahramanı, radyo ve televizyonların aranan adamı olmuştur. Sorular arka arkaya gelirken bazen düşünmeden yanıtlar verir. İleride bu başına işler açacaktır. Ama belki de bu durum hayırlara da vesile olur. Bir gazetecinin;
-" Elbette, Afrika'da ne var ki...Ciyanlar, yılanlar… Çıplak ayaklı çocuklar...
Bu sözleri söylerken gazetecilerin arkasında iki kalın dudağın titrediği ve iki kapkara gözden damlalar düştüğünü görür. Genç yaştaki adam başını öne eğerken, Clay'in kendini sorgulama anı başlamıştır. Ve sorular ile kendini bulmaya çalıştığı anı. "Ne, hata mı yaptım?" deme zamanı... Nijeryalı çocuk odadan süzülüp ayrılırken, bedeninde fırtınalar kopar şampiyonun… Bu Ohio nehir kıyısında bitecek bir yangının ilk ateşidir.
Clay ve arkadaşı yeni zaferlerini kutlamak adına şehrin en gözde mekanına gitmeye karar verirler. Son model arabaların yanaştığı kapıya gelirler. Anahtarları almaya kimse gelmez, Clay arabayı kapıya bırakır ve zenginler kulübü görüntüsündeki kapıdan içeriye girer. Arkadaşı ve o içeri girdiğinde beyaz bedenlerden bakışlar onlara çevrilir. Bir masaya oturduklarında şampiyon başarılarının gururunu takdir ettiğini düşündüğü masalara selam verir. Kafalar aynı hızla çevrilirken şaşkındır. Masasında arkadaşı ile dakikalarca beklemesine karşın hizmete gelmeyenleri gördükçe öfkelenir. Afrika ifadeleri beyninin içinde yankılanırken öfkesi taşar, hızla yerinden kalkar, masaya sert bir yumruk ile havalanan ve yere düşen tabakların ve insanların homurtuları arasında kapıdan çıkar. Ohio nehri kenarına gider boynundaki altın madalyayı alır ve sonra büyük bir çığlık ile nehre fırlatır. Artık uğruna mücadele ettiği değerler değişmiştir. Clay benliğini yenileyen bir kelebek gibi kozasından çıkmıştır. Şikayet ettiği polisler, alkışlamayan eller ve en önemlisi kabullenmeyen yüzler tek tek gözlerinden geçer. Beyazlar ifadesi dudaklarından süzülürken, eşitliği özleyen bedeni titrer ve arkadaşına dönerek haykırırcasına konuşur;
-"Irkım için mücadele zamanı"
Clay değişmektedir. Bu değişim kabuğunda yeni hayatına hazırlanan kelebek gibidir. Ama aynı zamanda akıllıca. 1964 yılının 25 şubatında soğuk bir akşamda Sonny Liston'ın karşısına çıkar. Harika bir dövüş bekleyen izleyiciler ve çelimsiz diye tanımladığı rakibini küçümseyen Liston bu maçta öne çıkanlardandır ama sadece öncesinde… Sonrası mı? Arka arkaya çelimsizden gelen yumruklar, dağılan Liston ve kolunun sakatlandığını iddia eden antrenörü... Angelo Dundee adına dövüşen çelimsize yenilmemek için her yolu deneyen Liston mücadeleden sakatlandığını gerekçe göstererek kaçarken bu kaçış sadece 4 ay sürer ve haziran ayında Clay maçı kazanırken çıktığı kürsüden tüm dünyaya WBA ve WBC şampiyonu olarak şöyle seslenir.
-Benim adım artık Muhammet Ali, ben artık müslümanım...
Şaşkın bakışlar ve anlamsız tavırlar arasında kendisinin yanlış yaptığını söylerler, özür dileyip yanlış anlaşıldığını anlatmasını isterler. Ali şaşkın, bilinmeze sürüklenme noktasındayken bir dost ile tanışır. Bu isim Malşik Şahbaz'dır. Namı değer Malcom X.... İki arkadaş göz göze geldiklerinde Malcom X , Ali'ye şöyle seslenir:
-Özür dileyeceğine inandığın bir şey yaptıysan hemen özür dile, yok hayır inanmıyorsan bütün gücün ile karşısında dur...
Bu konuşmanın hemen ardından onlarca gazeteci, televizyon kamerası ve milyonlar önünde bir isim vardır. Ali. Şöyle seslenir:
-Neyin özürünü dileyeceğim. Ben artık Müslümanım, elinizden geleni ardına koymayın...
İslam dinine geçip Muhammed Ali ismini alan genç adama tepkiler ve kabulsüzlükler büyür. Lakin kararlıdır.
Bu seçiminden sonra unvanını korur, sayısız zafer yakalar. Ve bir Şubat soğuğunda Houston'da sahaya çıkar. Rakip Ernie Terell'dır. 15 raunt sonunda rakibini hakem kararı ile yenerken WBC şampiyonluğunu kazanır. Ve rakibi ona "Clay" diye seslendiğinde rakibine adım "Muhammet Ali" der. Rakibi ısrar ile aynı şekilde davranınca, yerinden ok gibi fırlar koşar ve arka arkaya seri yumruklar ile onu ringe serer ve haykırır...
-" Benim adım ne..Benim adım ne...Benim adım ne..." her soru bir yumruk ile büyürken, takatsiz kalan rakibinden cılız bir ses yükselir...
-Muhammet Ali...
Müslüman olunca Ali'ye fena takarlar. Onu "Y" grubunda olmasına rağmen "A" kategorisine alır ve "ivedi" kaydıyla Vietnam'a yollamaya kalkarlar. Şampiyon buna karşı çıkar.. Malcom X ile çok yakın dost olan Ali onun da telkinleri ile karşı çıkar. Gazetecilere:
-Vietkonglularla alıp veremediğim yok , hem onlar beni hiç aşağılamadılar!
Bu sözler boksun usta eldiveninin, hükümet ile ilişkilerini gerdiği için artık zor süreci yaşamaya mahkum eder. Malcom X dostluğu tavırları onu istenmeyen adam haline sokar...O ise her planda dostunu överken;
-Ormanda aslan aslan ile , kaplan kaplan ile, kırmızı kuşlar kırmızı kuşlar ile gezer .Kendi türümden insanlar ile gezmek tabiatımda doğamda var. Bunun için beni yargılamayın. Buna hakkınız yok.
Onu apar topar ligten kovar, unvanına ve lisansına el koyarlar. Ali'yi "vatan haini" ilan eder ve hiçbir eyalette maça çıkarmazlar. Yetmez, ona bir trafik suçu isnat eder, alelacele içeri tıkarlar. Vietnam'a savaşa gitmediği için cezalandırırlar.. Ama o yılmayacaktır...
Vietnam'da yaşanan ABD trajedisi gazetelere yansıyınca ve en önemlisi Hollywood bu konuda sarsıcı filmler yapınca her şey tüm çıplaklığı ile ortaya çıkar. Muhammet Ali için geri dönüş sinyalleri gelmeye başlar.
Muhammed Ali, bokstan koptuğu yıllarda üniversite üniversite dolaşıp konferanslar verir, mevzu boks olsa da yeri geldikçe İslâmiyet hakkında bir şeyler anlatmaya çabalar. Durum böyle olunca birkaç maç sonra silinip gideceğine inandıkları için Ali'nin lisansını 1967 yılında iade ederler.
O hem ring hem de kelimeler arasında hızla dolaşacaktır. Her maç öncesi hızlı-hızlı konuşarak rakiplerinin moralini bozar, Özgüvenlerini kırmaya çalışır ve tarihe maç öncesindeki "Kelebek gibi uçarım arı gibi sokarım" ifadeleri ile damga vurur.
Ringteki zaferler zincirine 1970 yılında Jerry Quarry'i yenerek başlar. Ardından 1971 yılında Joe Frazier ile yaptığı maçı üstün bitirmesine rağmen hakemler rakibinin elini kaldırırlar. Ken Norton ile yaptığı maçta çenesi kırılır, maçı bırakmak zorunda kalır. Herkes Ali'nin bittiğini söylerken 1974 yılında Frazier'i eze eze yener ve rövanşı alır.
Ardından Zaire'de 1974'te Foreman'ı, 1975 yılında Joe Frazier ile yaptığı maçı ve Dünya Şampiyonluğu unvanını alır. 1977 yılında Leon Spinks'e yenilip unvanını kaptırır. 1978'de L. Spinks'i yenip Dünya Şampiyonluğu unvanını geri alır. Profesyonel döneminde sadece 5 kez yenilen, Olimpiyat ve Dünya Şampiyonu olan Muhammed Ali, 36 yaşına kadar bütün şampiyonlar için tek isim olmayı başarır ve yaptığı toplam 61 maçın 37'si nakavt olmak üzere 56'sını kazanır...
1981 yılında emekliye ayrıldığını duyurur. Kendini hayır işlerine adar... Hayatında onu çok zorlayan pek çok kişinin hayal bile edemeyeceği yerlere yürümez uçar adeta ve 1996 yılında Atlanta Olimpiyatları'nda meşale onun dokunuşu ile yanar. Bu barışa, sevgi ile dostluk ile ama en önemlisi amaçlar uğruna verilen mücadele ile uzanan bir ateştir. Alev büyüyüp olimpiyat ateşine ilhan, olimpiyat ateşi ve inançları da ona gayret vermiştir.
Parkinson hastalığı yüzünden uzun süre Michigan'daki çiftliğinde gözlerden ırak yaşamayı tercih eden ünlü boksör, ringlerde 20 yıldır ağzından düşürmediği "Bütün zamanların en iyisiyim" lafını ispatlayan bir efsane... Kendi deyimi ile "bütün zamanların en iyisiyim" sözü hala kendisi için geçerlidir ve daha iyisini dünya henüz görmemiştir.
Beyazperdenin deneyimli yönetmenlerinden Michael Mann, "Ali" adlı filminde, bu efsane boksörün Dünya Ağır Sıklet Boks Şampiyonu Muhammed Ali'nin yaşamının en hareketli döneminden bir kesit sunar...
Ve Ali'yi izlemek için tüm dünyada kurulan saatlere uzanan eller şimdi onu alkışlamak ve kucaklamak ve dualar için yükseliyor... Nur içinde uyu…Ölüm : 04 Haziran 2016
Genelkurmay Başkanlığı, Isparta'da inşa edilen Kara Havacılık Okulu'nun yüklenicisiyle sözleşmeyi feshetti.
Isparta'da yapımı devam eden Kara Havacılık Okulu İskan Tesisleri Projesi ihalesini alan firmayla olan sözleşme Genelkurmay Başkanlığı tarafından feshedildi. İçerisinde 18 idari bina ile pistler ve hangarların bulunduğu ve yüzde 90'ın üzerinde gerçekleşme sağlanan inşaat durdu. Proje için önümüzdeki şubat ayında ikmal ihalesi yapılacağı belirtildi.
Yaklaşık 40 milyon TL'lik yeni yatırım için ihale yapıldıktan sonra inşaatın yeniden başlaması hedefleniyor. Bu gelişmeyle Kara Havacılık Okulu'nun tamamlanıp hizmete girmesi 6- 7 ay daha gecikmiş oldu.
Akıllı telefonunuzda e-mail'inizi bir uygulamadan, mesajlarınızı başka bir uygulamadan okuyor, müziği ise bambaşka bir uygulamadan dinliyorsunuz. Peki bu uygulamalardan biri bütün bunları tek başına yapmaya kalkıp telefonunuzdaki tek uygulama olmaya çalışırsa ne tepki verirsiniz? (cnnturk. com)
Son üç yılda birçok yeni özellik eklenen Messenger'a en son Instant Games eklendi.
Aslında bu Facebook'un yeni konseptinin bir sonucu: 'Her şeyin Uygulaması' diyebileceğimiz bu yöntem Japonya, Çin gibi ülkelerde bir süredir popüler olan bir yöntem.
Birçok Asya ülkesinde kullanıcılar birçok işleve sahip az sayıda uygulama kullanmayı tercih ediyor.
Facebook Messenger'ın da bu yolda evrilmesi şaşırtıcı değil.
Ancak Asya dışında bu yöntem çok popüler değil. Bu nedenle kullanıcılar bir uygulamanın boyutunun 164 mb olmasına itiraz ediyor.
Enrique Iglesias: Türkiye'deki herkes için kalbim acıyor!
Yeni yılın ilk saatlerinde İstanbul'daki Reina adlı gece kulübüne yapılan saldırıya bir tepki de İspanyol şarkıcı Enrique Iglesias'dan geldi. Iglesias İstanbul'da gece kulübüne yapılan saldırı sonrası sosyal medya hesabından bir mesaj yayınladı.
Enrique Iglesias Instagram sayfasında kalp şeklinde Türk bayrağı paylaştı. Üzüntüsünü dile getiren sanatçı, "Ne yazık ki 2017'nin mutlu haberi yok. Saldırıdan etkilenen Türkiye'deki herkes için kalbim acıyor. Lütfen onlara sevgi ve dua gönderin" notunu yazdı.
Elçin Ergün
İzmir doğumlu. İzmir Selma Yiğitalp Lisesi'nden mezun oldu. Ardından Ankara Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü'nü bitirdi.
2000 yılında öğrenciyken Milliyet Gazetesi'nde stajyer olarak başladığı muhabirlik hayatına Eğitim ve Başbakanlık muhabirliğiyle devam etti. 2003 yılında, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti "Yılın En İyi Haber Magazin ödülü"nü aldı. 2006 yılında, gazeteden televizyona geçiş yaptı.
CNN TÜRK Ankara ekibine ise çok sıcak bir yazın yaşandığı dönemde, Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimler öncesinde 2007 Haziran'ında katıldı. Hala aynı ekipte yola devam ediyor.
En büyük zevki film izlemek. Ama izlemekle kalmayıp filmlerin oyuncularından prodüksiyonuna kadar her türlü detayı öğrenmek de onun için önemli... Bir başka zevki yemek yapmak. En büyük hayali, yıllar sonra Urla'ya yerleşmek.
Elçin Ergün'ün Yaman adında bir oğlu var.
Reşit Dede'den uzun yaşamın formülü
Samsun'da yaşayan ve ciddi bir sağlık problemi olmayan 109 yaşındaki Reşit Duzak, uzun ve sağlıklı yaşamın sırrını açıkladı. İşte Osmanlı döneminde doğan Reşit Duzak'ın uzun yaşam sırrı...
109 yaşındaki Reşit Duzak, Samsun'un Kavak ilçesine bağlı Çukurbük Mahallesi'nde dünyaya geldi. Osmanlı döneminde doğan Reşit dede, Cumhuriyet'in kuruluş yıllarına askerde tanık oldu.
Bir asrı aşan yaşıyla yıllara meydan okuyan Reşit dedenin iki evliliğinden 13 çocuğu ve 100'den fazla torunu var. Torunun torununu da gören Reşit dedenin en büyük oğlu 67 yaşında. İki çocuğu kaybeden Reşit dedenin ufak sağlık sorunları dışında ciddi bir rahatsızlığı bulunmuyor.
Bu zamana kadar köyde doğal ürünlerle beslenen Reşit dede, her sabah mutlaka çiğ yumurta içtiğini belirtti. Hayatı boyunca çok çalıştığını ifade eden Reşit dede, uzun ve yaşamın sırrının az yemek, az uyumak, çok yürümek ve çok çalışmak olduğunu söyledi.
Çocukları ve torunları Reşit dedenin soyağacını çizerek duvara astılar. Torunlarının da torunları olduğunu belirten Reşit dedenin oğlu Şerif Duzak, babasının sağlığının yaşına göre gayet yerinde olduğunu söyledi.
Annesini iki yaşındayken kaybettiğini belirten Reşit Duzak, "Ben bebekken Rum çeteleri köyümüzü bastı. Evimizi yaktılar. İki köyü yaktılar. Ama askerlerimiz gelerek çeteleri köyden temizledi. Babam o zaman askerdeydi. Çanakkale'de olmak üzere birçok yerde savaşlara katıldı. 7 yıl askerlik yaptı. Askerliğini Erzurum'da bitirdi. Askerliği bitince Erzurum'dan yaya Samsun'a 30 günde geldi. Annem öldüğü için beni bir yakınım büyüttü. Babam gelince yeni bir ev yaptık. Ben de askerliğimi 3,5 yıl yaptım. Samsun'da 4 ay askerlik yaptım. Daha sonra Malatya'ya gönderdiler bizi. Oradan da Aydın'a giderek askerliğimi orada bitirdim. Ormanlık bir alandaydık. Sürekli savaşa hazır bir durumda 2 ay botlarımızı çıkarmadan bekledik. Askerden geldikten sonra evlendim. İki evliliğim oldu. İki çocuğum ve eşlerim vefat etti. Köyde hayvancılık ve tarımla uğraştım. Sonra Devlet Demir Yollarına işçi olarak girdim. 12 yıl orada kazma kürekle çalıştım. Daha sonra emekli oldum. Hep doğal beslendim. Sabahları çiğ yumurta içerdim. Fazla yemek yemezdim. Çok çalışırdım. Az uyurdum. Kulaklarım biraz ağır işitiyor. Yazıları okuyamıyorum. Şükürler olsun bunun dışında bir sağlık sorunum yok" dedi.
400 doları 4 milyon dolar yaptılar
Yıldırım Beyazıt Üniversitesi ile bir savunma sanayi firmasının yürüttüğü proje kapsamında 400 dolarlık bordan minimum ton değeri 4 milyon doları bulan yüzde 96 saflıkta elementer bor üretildi.
Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi ile bir savunma sanayi firması tarafından yürütülen proje kapsamında 400 dolarlık bordan minimum ton değeri 4 milyon doları bulan yüzde 96 saflıkta elementer bor ürünü elde edildi.
Türkiye'de ilk kez sanayisel ebatlarda üretilen ürün, özellikle uzun menzilli füzelerde ve uzay roketlerinde yakıt katkısı olarak kullanılabilecek.
Proje ekibinin başkanlığını yapan, üniversitenin Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mükerrem Şahin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bor konusunda özellikle son yıllarda önemli Ar-Ge çalışmalarının yürütüldüğünü söyledi.
Bordan üretilen ürünlerden en değerlilerinden birinin "elementer bor" olduğuna dikkati çeken Şahin, "Roket Yakıtlarında Kullanılmak Üzere Yüksek Saflıkta Elementer Bor Üretim Sistemi" adlı projelerinin ilk etapta TÜBİTAK tarafından reddedilmesine rağmen projeden vazgeçmediklerini anlattı.
Yapılan çalışmalar sonucu bor ürününün laboratuvar ve endüstriyel koşullarının tamamlandığını ve üretim aşamasına gelindiğini belirten Şahin, bunun için de gerekli akreditasyon ve izin işlemlerinin sürdürüldüğünü bildirdi.
"Yüzde 99,5 saflık için de projemiz devam ediyor"
Ürünün yüksek kapasiteli üretim sistemi fizibilitelerine de başlandığını bildiren Şahin, şunları kaydetti:
"Normalde tonuna 300-400 dolar verdiğimiz borun buradaki ton değerleri 4-5 milyon dolardan başlar. Yani biz bu sayede ham olarak 300-400 dolara satabildiğimiz bor ürününü 4-5 milyon dolara satabilecek hale getirdik. Katma değer katarak Türkiye'nin satış ve ihracat potansiyelini artıracak bir ürün haline getirdik. Şimdi bunun daha büyük sanayi tesisini kurma amacındayız, yolumuza devam edeceğiz.
Şimdi teknolojik yeterlilik açısından önemli bir aşamada olduğunu düşünüyoruz. Yüzde 96 saflıkta elde ettiğimiz ürün elimizde ama yüzde 99,5 saflığa çıkmak için de projemiz devam ediyor. O zaman daha yüksek katma değerler de ürünlere gidilecek."
Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Metin Doğan da savunma sanayi ve nükleer teknolojilerde kullanılacak ekip, ekipman ve maddelerin üretilmesi için sanayi ile iç içe faaliyetler ürettiklerini belirterek, şunları kaydetti:
"Savunma teknolojileri kritik teknolojilerdir. Üniversitemiz bu teknolojilere destek verecek sanayici ile birlikte projeler yürütülmesine sıcak bakmakta ve öğretim üyelerini desteklemektedir. Bu bağlamda yüksek saflıkta elementer bor üretimi önemli projelerden birisidir. Sanayi ölçeğinde bor uç ürünleri üretebilme kapasitesini geliştirmek ülke geleceği açısından oldukça umut vericidir. Bu çalışmalara destek olan başta Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanlığı olmak üzere tüm personelimizi tebrik ederim."
Video: Verem tanısı nasıl konur?
Leyla Ataman'ın hazırlayıp sunduğu Check-Up programında Prof. Dr. Bülent Arman, veremin hangi testlerle teşhis edildiğini açıkladı.
Ayrılıklarının gerçek nedeni belli oldu
Şarkıcı Gökhan Özen ile Sevigen geçtiğimiz günlerde yollarını ayırdı. Çiftin ayrılıklarının gerçek nedeni ortaya çıktı.
Kıskançlık krizi
Renkli Sayfalar'ın haberine göre; çiftin boşanmasında kıskançlık krizlerinin etkili olduğu konuşuluyor.
Gökhan Özen'in eşine "Albüm için yalnız kalmam gerekiyor" diyerek son 2,5 aydır Amerika'ya yalnız gitmesinin boşanmalarına neden olduğu iddia edildi.
Ünlü şarkıcının seyahatlerinin sıklaşması sonucu, şiddetli geçimsizlik yaşamaya başlayan çift ayrılık kararı aldı.
Evlerini önceden ayırmışlar
Gökhan Özen, iki çocuğunun velayetini ve birlikte yaşadıkları evi Selen Sevigen'e bıraktı. Çiftin boşanmadan önce evlerini ayırdıkları ortaya çıktı. Çiftin iki çocuğu var.
Gökhan Özen ile Selen Sevigen yazılı açıklamalarında şu sözlerle ayrıldıklarını belirtmişlerdi:
"Değerli Basın Mensupları, Üzülerek belirtiriz ki evlilik birliğimizi aldığımız ortak karar sonucu sonlandırmış bulunuyoruz. Kutsal bildiğimiz ve gözler önünde yaşamayı tercih etmediğimiz aile yaşantımıza ve özel hayatımızın mahremiyetine bugüne kadar ve bundan sonraki sürecinde saygı gösteren tüm değerli basın mensuplarına teşekkür ederiz. Saygılarımızla."
Deniz Pulaş boşanma kararı aldı
Eski manken Deniz Pulaş ile 13 yıl önce evlendiği bankacı eşi Sarp Akkartal'dan ayrılma kararı aldı.
Deniz Pulaş, haberi Instagram sayfasından takipçilerine duyurdu. Deniz Pulaş, Sarp Akkartal ile birbirlerine sarıldıkları fotoğrafın altına "Aşk biter ama dostluk baki..." notunu düştü.
Deniz Pulaş hayranlarına "13 yılın ardından tek söyleyeceğim... Allah onu korusun, kollasın... İyi ki..." sözleriyle yanıt verdi.
EPDK'nın konuyla ilgili ilanı, Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlandı.
Buna göre, otomasyon sisteminin sağlıklı ve düzenli çalışmaması, akaryakıt tanklarının otomasyon sistemine bağlantısı yapılmadan faaliyet göstermesi, sıvılaştırılmış petrol gazları (LPG) yetkili işletme personeli sertifikası olmayan personel çalıştırılması, otomasyon sistemi arızalı olmasına rağmen akaryakıt ikmali yapılması, teknik düzenlemelere aykırı akaryakıt ikmal edilmesi, akaryakıt ikmal etmek suretiyle lisanssız bayilik faaliyetinde bulunma gibi nedenlerle 16 akaryakıt firmasına 4 milyon 89 bin 78 lira para cezası uygulandı.
Her geçen gün, pek çok hastalığın sebebinin zarar görmüş bağırsak florası olduğu ortaya çıkıyor. Sağlıklı bağırsak florası sağlam bir bağışıklık sistemi anlamına geliyor. Bağırsak florasını iyileştirmenin en doğal yolu beslenme tarzınızda değişiklikler yapmak. İşte bağırsak sağlığı için 7 ipucu.
Karbonhidrat seçiminizi dikkatli yapın
Sebze, meyve, kabuklu esmer pirinç, kinoa gibi besinlerde bulunan kompleks karbonhidratlar yüksek miktarda lif içerir. Lif bağırsak florasını oluşturan iyi bakteriler için en önemli besin kaynağıdır.
Turşu, kefir gibi doğal probiyotik besinler tüketin
Turşu, kefir, yoğurt gibi doğal probiyotik bakteri kaynağı besinler bağırsak florası için çok yararlıdır. Her gün bir miktar doğal probiyotik tüketmeye çalışın.
Daha çok sebze yiyin
Sebzelerin sindirilemeyen lifleri bağırsaklarınızdaki iyi bakterilerin fermantasyonu için gereken hammaddeyi sağlar. Buna ek olarak çeşitli sebzeler tüketmek bağırsak florasının da çeşitli olmasını sağlar, bu yüzden gün içerisinde birçok çeşit sebze yiyin.
Et tüketiyorsanız ölçülü ve dikkatli olun
Tabağınızda bağırsak florasına yardımcı besinlerin yeterince yer kaplaması çok önemli. Bu yüzden ana öğün olarak sebze tüketin. Et tüketiyorsanız, sebzenin yanında az miktarda olsun. Yediğiniz etin serbest dolaşan, doğal otlarla beslenmiş hayvanlardan geldiğinden emin olun. Çünkü antibiyotik verilmiş veya mısır ile beslenmiş hayvanlardan elde edilen et bağırsak florasına zarar verebilecek bakteriler üretir.
Mümkün olduğu kadar taze, hatta toprağı üzerinde besinler tüketin
Günümüzde, ürünler elimize ulaşmadan önce binlerce kilometre seyahat ediyor. Sebze ve meyvelerin enzim aktivitesi ve besin değeri topraktan söküldüğü an düşmeye başlıyor. En yüksek besin değeri için yeni toplanmış organik veya yerel ürünleri tercih edin. Hatta mümkünse toprağı üzerinde olsun. Ne kadar taze beslenirseniz, bağırsak floranız için o kadar iyi olur.
Şekere hayır deyin
Şeker bağırsaktaki bakteriler için besin kaynağıdır - ama bunlar bağırsağınızda olmasını istediğiniz türden bakteriler değil. Araştırmalara göre yüksek şeker içeren beslenme, maya bakterilerinin ve diğer zararlı bakterilerin artmasına sebep oluyor. İster azaltın, ister şeker detoksu yapın , sonuç olarak şeker ile beslenen zararlı mikropların sayısı düşecektir ve sizin de canınız şeker çekmemeye başlayacaktır.
Tat duyunuzu eğitin
Sağlıklı bir bağırsak florasını, her gün yatırım yapmanız gereken bir sağlık sigortası gibi düşünebilirsiniz. Tat duyusunu daha acı sebzelere alıştırmak ve şekeri bırakmak sağlıklı beslenme sigortasının ilk adımlarıdır.
Mars'ta insan dışkısıyla gübreleme yapılabilir mi?
İnsanoğlunun Mars planlarında takılıp kaldığı nokta yiyecek konusu oluyor.
Mars'ta sera ortamı yaratarak bitki büyütülebilir mi sorusuna yanıt Utah State Üniversitesi'nden geldi.
NASA için uzayda astronotlar için yaşam desteği geliştirme üzerine çalışan bilim adamlarından Bruce Bugbee bu soruya, 'Mars'ta domates yemek istiyorsanız domatesi o gezegende yetiştirmeniz gerekiyor' dedi.
Bugbee her ne kadar Mars'ta ışık ve su ortamı oluşturulsa da bitkilerin yetişebilmek için halen azota ihtiyaç duyduğunun altını çizerek 'İnsan dışıksı azot içeriyor. Ancak dışkıdaki tek bir kötü bakteri bile bitkiyi olumsuz etkileyecektir. Dolayısıyla bu bitkiyi tüketen kişiyi de hasta edecektir. Bundan kaçınmak için dışkının birkaç hafta bekletilmesi gerekiyor' dedi.
Marslı filminden sonra gündeme gelmişti
Teknik konularda NASA'dan destek alan ve hatta bazı NASA teknolojilerini kullanmasına izin verilen Marslı filminde gerçeğe yakın bir uzay deneyimi yaşatma konusunda oldukça başarılı olsa da, filmdeki sahnelerden biri tartışma konusu olmuştu. Yıldız oyuncu Matt Damon tarafından canlandırılan Mark Watney'nin Mars toprağında patates yetiştirmesi, Kızıl Gezegen'de gerçekten de bitki yetiştirilip yetiştirilemeyeceği sorusunun bir kez daha gündeme gelmesine neden olmuştu.
Yayınladığı açıklamayla konuya açıklık getiren NASA, Mars toprağında gerçekten de bitki yetiştirilebileceğini açıklayarak Marslı filminin bu konuda hata yapmadığını açıklamıştı.
KHK ile ihraç edilenler Resmi Gazete'de yayımlandı. Yetkililer, iki resmi kararname ile Türkiye, salı günü 15 bin 726 memur, askeri görevli, polis ve diğerlerini görevden aldı ve Temmuz ayında darbe hakkında soruşturma açan 375 kurum ve haber sitesini kapattı.
OHAL sürecinde çıkartılan 677 ile 678 KHK hükümleri doğrultusunda 15 bin 726 memur devlet kadrolarından ihraç edildi.
İçişleri Bakanlığı ve bağlı kurumlarında 2 bin 696, Yükseköğretim Kurulunda (YÖK) bin 184, Sağlık Bakanlığında 752, Maliye Bakanlığında 526, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığında 131, Milli Eğitim Bakanlığında 119, Diyanet İşleri Başkanlığında 94, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığında 73, Orman ve Su İşleri Bakanlığında 52, TRT'de 45, Milli Savunma Bakanlığında 23, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunda (HSYK) 15, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığında (AFAD) 14, Gençlik ve Spor Bakanlığında 13, Kültür ve Turizm Bakanlığında 11, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansında (TİKA) 1.
THY çalışanına zam ve ikramiye müjdesi
Faik Kaptan / İstanbul DHA / İbrahim Yıldız/İstanbul-DHA
Türk Hava Yolları ile Hava İş Sendikası arasında yapılan 25'nci dönem Toplu İş Sözleşmesi görüşmelerinin tamamlanmasının ardından yeni sözleşme imzalandı. Anlaşma kapsamında bir kereye mahsus 5 bin liralık ikramiyenin çalışanların hesaplarına yatırılacağı açıklanırken; yılın ilk 6 ayında yüzde 7, ikinci 6 ay için de yüzde 6 zam yapıldı.
Türk Hava Yolları ile Hava-İş Sendikası arasında Ocak ayından bu yana devam eden 25. Dönem Toplu İş Sözleşmesi görüşmeleri olumlu sonuçlandı.
Türk Hava Yolları Genel Müdürlük Binası'nda düzenlenen 25'nci dönem Toplu İş Sözleşmesi imza törenine Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu Başkanı İlker Aycı, Hava-İş Sendikası Başkanı Ali Kemal Tatlıbal, Türk Hava Yolları Genel Müdürü Temel Kotil, Türk Hava Yolları yönetim kurulu üyeleri ve sendika üyeleri katıldı.
İstanbul'da yapımı devam eden yeni havalimanın açılışına kadar sürecek olan toplu iş sözleşmesinde zam oranları da açıklandı.
Buna göre 2016 yılının ilk altı ay için yüzde 7, ikinci altı ay için yüzde 6 ve diğer iki yıl için ise 4+4 zam yapıldı.
Ayrıca bir kereye mahsus olmak üzere de çalışanların hesabına 5'er bin lira da ödenmesi kararlaştırıldı.
Müjdeyi çalışanlarına veren THY Yönetim Kurulu Başkanı İlker Aycı, en kısa sürede paranın hesaplarına yatacağını bildirdi.
Bu arada Hava-İş Sendikası Başkanı Ali Kemal Tatlıbal uçucu ekiplerinde şikayet ettiği otel nöbetlerini kaldırıldığını, bunun yerine önümüzdeki günlerde daha sağlıklı bir uygulamaya geçileceği ifade edildi.
Törende bir konuşma yapan Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu Başkanı İlker Aycı, "Müzakerelerin her biri çetin geçer hiçbir anlaşma kolay olmaz. Masada biz bir kulağımız üstüne yatıp bir düşünelim deyip ara verdiğimiz zamanlar oldu. Ali Kemal Tatlıbal ve ekibi çalışanlarımızın lehine bizi zorladılar bu masada. Yeni sözleşme tüm çalışanlarımıza hayırlı olsun" dedi.
Su alerjisi olan kadın acı çekiyor
Su ürtikeri yani alerjisi olan insanların her günü bir çuval dolusu ısırgan otunun içine düşme duygusu ve saman nezlesi belirtileriyle geçiyor.
Rachel'ın suya karşı alerjisi var. Su içtiğinde boğazı yanıyor. Parmağını suya değdirdiğinde büyük bir acı duyuyor. Başkasını ferahlatan su, onun için bir kâbus oluyor.  Kendi teri bile saatlerce süren kaşıntı, kabarıklık ve acıya neden oluyor. Ama bu acı karşısında ağlayamıyor bile. "Çok kötü, ama ağlarsam yüzüm şişiyor" diyor Rachel.
'Su ürtikeri' olarak bilinen bu rahatsızlıktan mustarip olanların her günü bir çuval dolusu ısırgan otunun içine düşme duygusu ve saman nezlesi belirtileriyle geçiyor.  Su hayatın kaynağı olduğuna ve insan vücudunun yüzde 60'ını oluşturduğuna göre su alerjisi olanlar yaşamlarını nasıl sürdürebiliyor?
Su ürtikeri
Su ürtikeri bilim insanlarını da şaşırtan bir olgu. Kimileri bunu, derinin yüzeyindeki ölü deri tabakasındaki kimyasalların su ile çözülüp derinin daha içlerine nüfuz etmesi üzerine bağışıklık sisteminin tepki vermesine bağlıyor.
BBC Türkçe'de yeralan habere göre, Almanya'daki Avrupa Alerji Merkezi Vakfı (ECARF) kurucusu dermatolog Marcus Maurer, nedeni ne olursa olsun bu rahatsızlığın büyük bir sorun olduğunu söylüyor. "40 yıldır ürtikerle yaşayan, her sabah kabarcık ve ödemlerle uyanan hastalar var. Yaşam kalitesine etkisi bakımından en kötü cilt hastalıklarından biri" diyor.
Suyun bazı insanlarda alerjik reaksiyonlara yol açmasının nedeni uzun zamandır araştırılıyor.
Rachel'a teşhis 12 yaşındayken konmuş. Günlük işlerini bakıcılığını da üstlenen kocası yapıyor. Yağmurlu günlerde dışarı çıkamıyor. Haftada bir banyo yapıyor. Terlememek için egzersizden kaçınıyor. Vücudu daha az tepki verdiği için su yerine süt içiyor.
Hastalığın nedeni bilinmediği için tedavi olanakları da sınırlı. Bugünkü tedavi yüksek dozda anti-histamin içeriyor.
Rahatsızlığın belirtileri, derideki mast hücreleri olarak da bilinen bağışıklık hücrelerinin tahrik edici histamin proteinleri salgılamasıyla ortaya çıkıyor. Bağışıklık sistemi normal çalıştığında, histaminler kan damarlarını geçirgen hale getirerek akyuvarların vücuda giren yabancı maddelere saldırmasını kolaylaştırarak yararlı bir işlev görür. Fakat su ürtikerinde bunlar sadece yan etkilere, ödemlerin oluşmasına neden olur.
Teorik olarak anti-histaminlerin her defasında işe yarıyor olması gerekirken pratikte bu ilaçlar karma sonuç veriyor.
2008'e kadar sadece anti-histaminler kullanılıyordu. Bu sırada Maurer ve ECARF'taki ekibi, sorunun alerjiden sorumlu IgE antikorundan kaynaklı olabileceği, "dışarıdan bir şeye tepki vermek yerine, kendi içindeki şeye karşı IgE ürettikleri" fikri üzerinde durdu.
Yeni tedavi
Bunun üzerine IgE antikorunu bloke eden ve hâlihazırda astıma karşı kullanılan omalizumab adlı etkin madde tedavide kullanılmaya başlandı.
Bu güvenli ve etkili bir tedavi. Fakat bu ilacın ürtiker tedavisinde etkisi henüz geniş klinik deneylerle kanıtlanmış olmadığı için prospektüsünde belirtilmiyor. Bu nedenle sigorta şirketleri ya da devlet hastaneleri ilaç için ödeme yapmıyor.
Rachel 2014'te Berlin'deki alerji merkezine gittiğinde omalizumab tedavisi öngörülmüş, fakat bunun aylık masrafının bin euroyu bulacağı söylenmişti.
Deney sorunu
Su ürtikeri 230 milyonda bir görülen bir hastalık olduğu için klinik deneylerde kullanacak yeterli sayıda hasta bulması kolay değil. Dünyada sadece 32 su ürtikeri hastası olduğu tahmin ediliyor.
Ayrıca ilacın patent hakkı yakında sona ereceği için üretici firma Novartis'i yeni bir klinik deneye yatırım konusunda ikna etmesi oldukça zor. Astım için Xolair adlı ilacı üreten firma, su ürtikeri için tedavi geliştirme niyetinde olmadığını açıkladı.
Bu esrarengiz hastalıkla ilgili on yıllardır devam eden araştırmalar şimdi de bilime değil ekonomik sorunlara takılmış oldu.
PISA Eğitim Raporu açılandı. Türkiye Matematik'te Fen'de hatta Türkçe'de dökülüyor eğitimdeki dipsiz kuyuyu bilenler anlatıyor. Trump bu hafta hem yılın adamı seçildi hem de Amerika'yı böldüğü iddia edildi. Pahalı diye uçak siparişini nasıl iptal etti, ilk krizi hangi ülke ile yaşadı? Bir markanın inanılmaz başarısı 5N1K 'da masaya yatırıldı. İç çamaşırı sattılar melekleriyle konserleriyle dünyayı kendilerine nasıl hayran bıraktılar…
15 Temmuz darbe girişiminin ardından Ankara'dan tümden Isparta'ya gitmesi kararlaştırılan Kara Havacılık Okulu inşaatının sonuna yaklaşılıyor. Isparta Valisi Şehmus Günaydın, "İnşaatın yüzde 95'i tamamlandı. 2017 yılında Kara Havacılık Okulu Isparta'ya gelecek" dedi.
15 Temmuz darbe girişiminin ardından Ankara'dan tümden Isparta'ya gitmesi kararlaştırılan Kara Havacılık Okulu inşaatının sonuna yaklaşılıyor.
Genelkurmay sözleşmeyi feshetti
Polisevinde düzenlendiği basın toplantısında, Kara Havacılık Okulu inşaat çalışmalarıyla ilgili bilgi veren Isparta Valisi Şehmus Günaydın, Başbakan Binali Yıldırım'ın açıklamalarının ardından inşaat çalışmalarının ivme kazandığını söyledi. Günaydın, "Kara Havacılık Okulu inşaatının yüzde 95'i tamamlandı. Çalışmalar çok hızlı yürütülüyor. 2017 yılında Kara Havacılık Okulu Isparta'ya gelecek" dedi.
Türkiye'nin geçen yıl, başta 15 Temmuz darbe girişimi olmak üzere, hain saldırılarla karşı karşıya kaldığını vurgulayan Günaydın, şehit düşen askerlere, polislere ve vatandaşlara Allah'tan rahmet, yaralananlara da acil şifalar diledi.
15 Temmuz darbe girişimi nedeniyle eğitim alanında yaşanan sorunların çözülmesinde önemli bir mesafe alamadıklarını anlatan Günaydın, şöyle konuştu:
"Kalıcı çözümden kastettiğim okulların fiziki durumları. Yeni okul yapacağımız kaynağımız olmasına rağmen maalesef arsa konusunda yaşadığımız ciddi sıkıntılar, mesafe almamıza engel oluyor. Bugün bazı mahallelerimizde yeni okul yapalım dediğimizde o mahallemizde okul yapacak arsa konusunda büyük zorluklarla karşılaşıyoruz. Muhtarlarımızla değerlendirme yaptık, belediye başkanımızla da bu konuyu konuştu. Arsa sorununa kısa sürede çözüm bulabilirsek ilimizde mahallelerimizin ihtiyaç duyduğu okullarımızı kısa sürede inşa edeceğiz."
Isparta Şehir Hastanesinin tamamlanmak üzere olduğunu kaydeden Günaydın, hastaneyi şubat ayı sonlarında faaliyete geçirmeyi planladıklarını bildirdi.
Günaydın, "Isparta Şehir Hastanesi muazzam bir hastane oldu. Türkiye'nin önemli hastanelerinden biri olacak. Emeği geçenlere teşekkür ediyoruz. Sadece ilimiz adına değil, bölge adına da çok önemli hizmetler verecek bir hastane. Çok etkili sağlık hizmeti verebilecek şekilde dizayn edilmiş. Eskiden Avrupa standartlarında bir hastane diyorduk, artık Avrupalıların Türk standardında diyecekleri bir hastane. Bunu gururla söyleyebiliriz." dedi.
Vali Günaydın, Isparta'da turizmin geliştirilmesi için bu yıl da yoğun çaba sarf edeceklerini sözlerine ekledi.
Karaciğer hastalıkları, kısırlık tedavisi ve burun estetiğinde yenilikler
Asgari ücret (2017) ile değişenler: BES kesintisi, SGK borcu, işsizlik maaşı, BAĞKUR primleri
Asgari ücret 1404 lira olunca, SGK borcu, BES kesintileri, işsizlik maaşı, gelir testi gibi insanları ilgilendiren önemli konu başlıklarında baştan aşağı değişiklik meydana geldi. Çalışma hayatının bütününü etkileyen faktörler ve yeni zamda nelerin getireceği haber içeriğimizde…
Asgari ücrete zam geldi neler değişti?
Asgari ücret 1300 liradan 104 lira artışla 1404 Türk Lirası oldu, birçok şey değişti. Bağkur primi, SGK borcu, BES kesintisi, işsizlik maaşı, gelir testi; ücretin artışından sonra tekrardan yapılandırmaya gitti. Posta Gazetesi'nden Bilal Emin Turan, nelerin değiştiğini yazdı.
Devlet, 1 Ocak 2017'ten itibaren en az 1000 kişi çalıştıran firmalarda zorunlu BES kesintisinin olacağını açıkladı. Bu bağlamda tüm şirketler otomatik olarak bu sistemin içinde yer alacak. Ücretteki değişiklikten sonra, Bireysel Emeklilik Kesintisi'nde de değişikliğe gidildi. Buna göre çalışanın maaşındaki prim esas kazanç baz alınacak ve %3 kesinti yapılacak.
Asgari ücretle çalışan kişiden alınacak olan tutar 53.32 Türk lirası; maaş ücreti en yüksek olan kişiden kesilecek miktar ise 399.9 Türk lirası. Devlet bu durumdayken, Devlet aylık kesintinin yüzde 25'i kadar katkı sağlayacak. 2017'de alınabilecek en yüksek devlet katkısı 5 bin 332 lira olacak.
İşsizlik maaşına zam geliyor
Asgari ücret 1404 lira olduktan sonra işsizlik maaşına da otomatikman zam gelmiş oldu. Özel şirketlerde çalışanlar en düşük maaş olarak 659 lira değil; 710 lira almış olacak. En yüksek maaş ise 1318 liradan 1421 liraya çıkmış oldu.
İşsizlik maaşı nasıl alınır?
İşsizlik maaşı alabilmek için istifa değil; işten çıkarılma esas alınmıştır. Vatandaş, işten çıkartıldığında maaş alabilir. Devlet burada vatandaşın geçmiş durumuna bakmaktadır. Kişi, en son çalıştığı yerde 120 gün (6 ay) çalışması gerekmektedir. Bunun yanı sıra vatandaşın son 3 yılında en az 600 gün işsizlik sigortası primleri yatması gerekmektedir. Bu şartları taşıyanlar maaş alabilmektedir.
Gelir testi: Sınır kaç lira?
Yaşadığı hane üzerinden kişi başı baz alınarak yapılan işleme göre; en düşük ücret olan asgariden düşükse, devlet tarafından primleri ödeniyor. Zamdan sonra devlet kişi başına 592 liranın altında olanların primlerini devlet ödeyecek.
65 yaş üzeri: Artık daha da kolay
Sınır 392 liradan 423 liraya çıkıyor. 65 yaş aylığı bağlanabilmesi için 65 yaş üstü kişinin ve varsa eşinin gelirine bakılıyor. Gelirin net asgari ücretin (vergi iadesi-AGÎ hariç) üçte birinden düşük olması gerekiyor. 1 Ocak itibarıyla bu sınır 423.5 liraya çıktı. Bu sayede gelir şartı aşmak daha kolay oldu.
Ryan Babel ilk idmanına çıktı
Beşiktaş, sezonun ikinci yarısının hazırlıklarına başladı. Siyah-beyazlı takım ile sözleşme imzalayan Hollandalı futbolcu Babel'de takımla ilk antrenmanına çıktı.
Beşiktaş, Spor Toto Süper Lig'de sezonun ikinci yarısının hazırlıklarına başladı.
Türkiye Kupası'nda TFF 1. Lig temsilcisi Boluspor ile 27 Aralık'ta karşılaşan siyah-beyazlı takım, 5 gün izin yaptı. Öğle saatlerinde Antalya'ya gelerek, Belek Turizm Merkezi'nde kampa giren Beşiktaş, ilk çalışmasını kamp yaptığı otelin sahasında gerçekleştirdi.
Beşiktaş'ın kadrosuna kattığı Hollandalı futbolcu Ryan Babel, siyah-beyazlı takımla ilk antrenmanına çıktı.
Sabah İstanbul'da gerçekleştirilen sağlık kontrolünden sonra 2,5 yıllık sözleşme imzalayan Babel, Antalya'da başlayan kampa katıldı. 30 yaşındaki futbolcu, gerçekleştirilen idmanın tamamında takımla çalıştı.
Veli Kavlak, takımla çalıştı
Beşiktaş'ta sakatlığı nedeniyle uzun süredir sahalardan uzak kalan orta saha oyuncusu Veli Kavlak, takımla çalıştı.
Sakatlığı nedeniyle 5 kez ameliyat edilen ve uzun süre sahalardan uzak kalan Veli'nin sözleşmesi sezon başında yarım sezonluğuna dondurulmuştu.
Beşiktaş Teknik Direktörü Şenol Güneş, devre arası kampına altyapıdan 4 futbolcu dahil etti.
Güneş, 21 yaş altı takımından kaleci Hüseyin Yılmaz, savunma oyuncusu Fatih Aksoy, orta saha Muhammed Enes Durmuş ve Sedat Şahintürk'ü Belek'teki kampa getirdi.
78 mahkuma af çıktı
ABD Başkanı Obama, Noel tatiliöncesinde 78 mahkumu affetti, 153 mahkumun cezasını ise hafifletti
Noel tatili öncesinde 78 mahkumu affeden, 153 mahkumun cezasını ise hafifleten ABD Başkanı Barack Obama, bir günde en fazla sayıda mahkuma özel af veren başkan olarak kayıtlara geçti.
Beyaz Saray'dan yapılan yazılı açıklamada, Obama'nın toplam 231 mahkum için "özel af" yetkisini kullandığı bildirildi. Cezası kaldırılan veya hafifletilen mahkumların önemli bir bölümünün, şiddete bulaşmamış kişiler arasından belirlenen "uyuşturucu madde ile ilgili suçlardan" ceza almış kişiler olduğu kaydedildi. Obama'nın başkanlık görevi boyunca çok sayıda mahkum için af yetkisini kullandığı belirtilen açıklamada, 20 Ocak'ta görevinden ayrılana kadar Obama'nın başka mahkumları da affedeceği ifade edildi. Görev süresi içinde en fazla sayıda mahkumu affeden başkan olan Obama'nın şu ana kadar bin 324 kişi için "özel af" yetkisini kullandığı belirtildi.
Geek yönünü geliştirmek isteyenler! İşte elli püf noktanın ilk bölümü
Android'e custom rom yükle. Custom rom demek, tüm dünyada çeşitli geliştiricilerin Android işletim sistemi üzerinde optimizasyon yaparak ve gereksiz birçok özelliğini kaldırarak hazırladığı, telefon üreticilerinin telefonu satarken üzerine hazır olarak yüklediği işletim sistemlerine göre çok daha hızlı olan işletim sistemleridir. Tabii bunu yükleyeceksen telefona kalıcı hasar da verebilirsin. Dikkatli olmalısın, emin değilsen hiç yapmamanı öneririm.
iPhone'a çeşitli tweak'ler yükle. Bunun için de telefonun Jailbreak yapılmış olması yani kırılmış olması gerekir ve Apple bunu önermez. Fakat klasörler arası efektli geçişler, kısayol penceresine 3G/4G açıp kapatma özelliğini ekleme vb. hep bu tweak'ler ile gelir. Yapmak istiyorsan dikkatli ol, iyice araştır. Emin değilsen, bunu da yapma.
Akıllı telefonunu uygulamalarla nasıl temizleyebileceğini ve yetmezse işletim sistemini tekrar nasıl yükleyebileceğini öğren.
Kupon kodu sitelerine, sıcak fırsat forumlarına ve bir ürünü tüm mağazalarda arayıp mağaza avantajına göre sıralayan sitelere bakmadan alışveriş yapma.
Harici hard disk yerine cloud çözümlerini kullan. Örneğin, tüm iş belgelerini, sunumlarını bilgisayarına hapsetme, istediğinde her yerden hızlıca ulaşabileceğin Drive, OneDrive gibi depolama çözümlerini kullan.
İlginç olabilecek, değer katabilecek gadget dediğimiz ufak tefek aletleri dx.com gibi yurtdışı sitelerinden araştır ve merak ettiysen sipariş ver, incele, kullan.
Giyilebilir teknoloji dediğimiz ürünlerden herhangi birini alıp kullan.
"Ben mesela" dedi Sacit. "Ben ayakkabı yapıyorum, insanlar giyiyor. Biz onların ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Sizin yaptığınız ne işe yarıyor ki?"
Konservatuarda okuyan Birol'la, çay bahçesindeki masamızda
Sacit'e bakıyorduk sessiz. Sacit bizi görünce oturmuştu yanımıza.
Birilerinin sormayacağını sandığımız o soruya cevap veremedik ikimiz de. Şaşırmıştık!
Kendime hiç "Bu kimin işine yarar ki?" diyerek bir şeyler yapmaya başladığımı hatırlamıyorum.
O zaman da öyleydi. "Sanat ne işe yarar ki ?" demişti işte o.
Cevap verebilmeliydik, öyle şaşırmamalıydık ama galiba biraz da, uğraşmak istememiştik.
Aynı yaşlardaydık hemen hemen. Sacit ortaokul sonrası babasının ayakkabı imalathanesinde çalışıyordu. Ara sıra babasının çirkin "açık turuncu boyalı mersedesiyle" mahallede tur atar, kendince bize hava atardı.
Ben genellikle Sirkeci'ye kadar tren, sonra da belediye otobüsüne binerdim akademiye gitmek için. Elimde çizimlerimin olduğu koca bir dosya ve taşıması her zaman sıkıntı yaratan "T cetveli" ile.
Yine öyle bir soğuk sabah, istasyona girdik arkadaşımla. Nöbetteki çavuşun, bağrı açık, boynunda asker künyesi pahalı bir kolye gibi sallanıyor. Parka omuzunda, tüfeği de boynunda asılı. Her yerde askerlerin nöbet tuttuğu yıllar.
Bir yıl öncesine kadar bizi başka şeyler korkutuyordu ya, şimdi de bunlar.
Herkes de diğerlerini korkutmayı ne çok seviyordu.
Bizim Sacit ise satışların kötü gitmesinden korkuyordu sadece.
Sert bir postal darbesi ile ayaklarım açıldı birbirinden, arkam dönük üstümün aranmasını bekliyorum. Dosyamın üstündeki özenerek çizdiğim "İDGSA" yazısını gösterdi. "Bu ne lan ? Örgüt üyesi misiniz siz ?" dedi.
Tek tek, İstanbul'un (İ)si, Devletin (D)si, Güzelin (G)si, Sanatlar'ın (S)si ve nihayet Akademisi'nin (A) sı olduğunu "çavuş"a anlatmak, Sacit'e sanatın gerekliliğini anlatmak kadar zordu.
"Bir daha buralarda görmeyeyim sizi!" dedi son olarak. Oysa orası tren istasyonuydu. Ben o çavuşla bir daha karşılaşmadım. Sacit'le de…
Ne var ki henüz bilmiyordum, hayatım boyunca Sacit'leri ve Çavuşları sık sık göreceğimi…
Genç bir çizer olduğum sadece boynumda asılı kartımdan anlaşılıyordu. Görünüşüm oldukça yabancı idi onlara. Belki de ürkütücü. Siyah bıyıklarıyla, hiç tanınmayan bir misafir çizerdim festival alanında.
7-10 yaş arası çocuklar etrafımı sarmıştı. Hepsinin elinde resim defterleri.
Yanıma yaklaşıp "Mösyö bir desen lütfen!" diyip, sonrasında da defalarca teşekkür eden çocuklar.
Sacit'e cevabını veremediğim soruların, sorulmadığı bir ülkede, isimsiz, genç bir çizere bile değer vermeyi öğrenmişler küçücük yaşlarda. Hangi ülkeden geldiği, nasıl göründüğü, daha önce neler yaptığı hiç önemli değil.
Zaten "çizgi roman" festivallerinin yapıldığı bir ülke başka nasıl olurdu ki ?
Bazen soru sormak çok kolaydır, kısacıktır. Zamanınızı almaz, sizi yormaz.
Ama anlamazsanız cevabı, bu cevabın yetersizliğinden de olabilir, sizin de.
Yani soru soranların ayakkabıcı Sacit gibi ayakkabıdan ve satışlardan başka şeyler de bilmek için biraz çaba harcaması gerekir bu durumda.
Sacit'ler yıkılan opera, tiyatro binalarına üzülmez. AVM'lerdeki sinemalar yeter onlara. Hem gezerken ayakkabı da alırsınız.
Bir başka ülkenin çocukları ellerinde resim defterleri taşır,
Sacit'lerin çocukları da ayakkabı kutuları !
Gün ortasında olup biten her şeyi ekrana getiren "Bugün"de, gün akarken en sıcak, doğru ve en hızlı haber Başak Şengül'ün sunumuyla ekrana geliyor.
Leyla Ataman alanında uzman doktorlarla; hastalıkları, yeni uygulamaları, tedavideki yenilikleri, ilginç vakaları ve en çok sorulan soruların yanıtlarını ele alıyor. Kanseri Yenmek toplumu hastalığa karşı bilinçlendirmeye devam ediyor.
En golcü kiralık futbolcu Mario Gomez
Beşiktaş'ın Alman futbolcusu Mario Gomez, Avrupa'nın önde gelen liglerinde forma giyen kiralık oyuncular arasında en çok gol kaydeden isim konumunda bulunuyor.
Sezon başında İtalya Birinci Futbol Ligi (Serie A) ekibi Fiorentina'dan kiralanan Mario Gomez, şu ana kadar gösterdiği performansla büyük beğeni topladı. Siyah-beyazlı formayla 21 resmi maça çıkan Alman futbolcu, 14 kez rakip fileleri havalandırmayı başardı.
Gomez, yakaladığı bu istatistikle Avrupa'nın önde gelen liglerinde en çok gol atan kiralık futbolcu oldu. 30 yaşındaki futbolcu dışında, hiçbir kiralık oyuncu şu ana kadar 10 gol barajını aşamadı.
Mario Gomez, Beşiktaş'ta gösterdiği performansla Avrupa'nın birçok önemli ismini geride bıraktı.
Ziraat Türkiye Kupası'nda toplu sonuçlar ve puan durumları (2. hafta)
Söz konusu isimlerden Dzeko, sezonun geride kalan bölümünde 5, Leo Baptistao 4, Immobile ve El Shaarawy üçer, Falcao, Balotelli ve Santa Cruz ise birer gol atabildi.  Dzeko dışındaki diğer 6 yıldız ismin attığı gollerin toplamının, Gomez'in gerisinde kalması ise dikkati çeken bir diğer ayrıntı oldu.
- Forma giydiği son 4 maçta da gol attı
Mario Gomez, Beşiktaş formasıyla çıktığı son 4 resmi maçta da gol attı.
Gomez, siyah-beyazlı ekibin Süper Lig'de sırasıyla Kayserispor, Galatasaray ve Osmanlıspor, UEFA Avrupa Ligi'nde de Portekiz'in Sporting Lizbon takımıyla yaptığı müsabakaların hepsinde birer gol kaydetti.
Ligde çıktığı 16 karşılaşmanın 9'unda gol atma başarısı gösteren Gomez, UEFA Avrupa Ligi'ndeki 5 mücadelede ise 2 kez rakip fileleri havalandırmayı başardı.
- Kiralık golcüler
Avrupa'nın önde gelen liglerinde bu sezon en çok gol atan kiralık futbolcular şöyle:
Futbolcu
Denizaltındaki heyelan görüntülendi
ABD'nin Kaliforniya eyaleti açıklarında Monterey Denizaltı Kanyonunda çalışma yürüten bilim adamları, ilk kez dev bir okyanus dibi heyelanını tüm aşamalarıyla kayıt altına almayı başardı.
Tunceli'de bilinmeyen bir kurbağa alt türü keşfedildi
Sonuçları Amerikan Jeofizik Cemiyetinin San Francisco'daki yıllık toplantısında bir tebliğle sunulan çalışmada, araştırma ekibi heyelanın hızını ve taşınan tortu miktarını tespit edebilmek için okyanus dibinde bazı özel ekipman ve sensörlerle ölçüm yaptı.
Ekibin lideri Profesör Charlie Paull, araştırmanın başarısında özellikle Deniz Altı Hal Detektörü (BED) adını verdikleri özel bir ekipmanın etkili olduğunu anlattı.
Paull, "Elinizde 'akılı bir kaya' olduğunu hayal edin. BED, 44 santimetre çapında bir küre. İçinde basıncı ve hareket yönünü kayda geçiren elektronik devre ve sensörler gizli. Bunları kanyon boyunca aralıklarla okyanusun dibinde kumun içine gömdük. Böylece heyelan başladığında bir BED'den diğerine taşınmayı kesintisiz olarak kaydedebildik." dedi.
BBC muhabirine değerlendirme yapan İngiltere'nin Hull Üniversitesinden tortu bilim profesörü Dan Parsons, okyanus dibi heyelanların dünya üzerindeki tortul taşınmaların en önemlilerinden biri olduğunu vurguladı. Parsons, "Bu akışlar tortuyla birlikte okyanus dibine besleyici mineraller ve organik karbon taşıyor. Böylece okyanus tabanında canlı yaşamının sürmesini sağlıyor." diye konuştu.
Güvenlik firmaları, 700 milyondan fazla Android cihazın içinde casus yazılım yüklü olduğunu tespit ettiler. Peki bu yazılımları kim niye yükledi? Android kullanıcılarından ne istiyorlar?
Ucuz Android telefonlara fabrika çıkışı yüklendiği tespit edilen Adup isimli casus yazılımın, kullanıcı verilerini Çin'deki bir sunucuya gönderdiği tespit edilmişti.
Adup'un sadece birkaç küçük Çinli üreticinin telefonlarında değil, Çin'de üretilen her telefonda bulunduğu anlaşıldı.
Spor Toto Süper Lig ekiplerinden Balıkesirspor'un kalecisi Emrullah Şalk, çim alerjisi nedeniyle yaklaşık 6 yıldır yaz kış demeden maçlara özel içliklerle çıkıyor.
Süper Lig'in yeni ekibi Balıkesirspor'un kalesini koruyan 27 yaşındaki Emrullah Şalk, AA muhabirine yaptığı açıklamada, futbola 12 yaşında başladığını belirterek, Zeytinlispor'da profesyonel olduğunu söyledi. Şalk, 2007-2008 sezonunda Çaykur Rizespor'a transfer olduğunu ifade ederek, bu takımda 3 yıl oynadığını ardından kısa süreli bir Samsunspor macerası yaşadığını anlattı.
Eyüpspor, Kayseri Erciyesspor, Konyaspor'da forma giydiğini ve son 1,5 yıldır da Balıkesirspor'un oyuncusu olduğunu dile getiren Şalk, "Burada 2 kez üst üste şampiyonluk yaşadım. İkinci Lig'den Süper Lig'e çıktık. Bu yıl elimizden geleni yapıyoruz, inşallah daha iyi olacağız" dedi.
Bir de sanal gerçeklik gözlüğüyle izlemeniz gereken 12 film
Daha önce hiçbir kaleci ya da futbolcuda duymadığı "çim alerjisi" rahatsızlığının bulunduğunu belirten Emrullah Şalk, şöyle devam etti:
"Yaklaşık 6 yıl önce, Çaykur Rizespor'a gittiğim sezon başında kış aylarında eşofman giyiyordum. Yaz geldi ve kampa gittik. Hava sıcak, antrenmana çıkıyorum, şort, tişört giyiyorum. Kaşıntı, hapşırma, göz yaşarması, mide bulantısı oluyor. Ne oluyor derken hastaneye gittik. Testler yapıldı, çime alerjim olduğum belirlendi. O günden sonra çimle bağlantımı kestim ve elimden geldiğince vücudumun herhangi bir yeriyle temas etmesini önlüyorum. Bunun için özel içlikler giyiyorum. Yani eşofmanım var ve altında da bir içlik. Üzerimdeki kollu bir giysimin altında da içlik bulunuyor. 6 yıldır en sıcak günlerde bile böyle giyiniyorum. Yaz sıcağında bile bu değişmiyor. Boğazımı bile kapatan giysiler giyiyorum. Sadece yüzüm açık kalıyor. Yüzümü yere sürtmediğim sürece sorun yok."
Türkiye yenildi capsler çıldırdı
Çim vücudunun herhangi bir yerine değince hemen hapşırmaya ve kaşınmaya başladığını dile getiren Şalk, "Zorunlu olarak çimle teması kesiyoruz.  Öbür türlü topu mu takip edeceksin hapşırıp, kaşınacak mısın, gözlerinin yaşını mı sileceksin? Konsantre olamazsın. Gol yiyince çimleri yolamayan bir kaleci olarak biliniyorum" ifadesini kullandı.
Emrullah Şalk, ailesinde böyle bir rahatsızlık olmadığını anlatarak,  "Ekmeğimizi üzerinde kazandığımız çime alerjimiz var. Bana da ilginç geliyor bu durum. Bu durumu ilk kez öğrenen futbolcu arkadaşlarım da şaşırıyor. Haklılar aslında. Tüm işiniz çimin üzerinde ve sizin bu bitkiye karşı alerjiniz var.  Sadece sıcak havalardaki maçlarda zorlanıyorum, kat kat giyindiğim için. Genel olarak bu duruma alıştım" diye konuştu.
Dünyanın En Zeki İnsanı: William James Sidis
Alerjik hastalıklar uzmanı Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nihat Sapan, çim alerjisi rahatsızlığının diğer alerjik reaksiyonlar gibi birçok kişide görülebildiğini söyledi.
Çimin vücuda teması halinde kızarıklık, kaşıntı ve diğer belirtilerin ortaya çıkabildiğini vurgulayan Sapan, "Kişiyi, özellikle bu kaleci ya da futbolcu ise zor durumda bırakabilir. Bununla ilgili tedavi ettiğimiz hastalarımız oldu. Alerji ilaçları var. Tedavisi mümkün bir rahatsızlık" dedi.
Rumeli'ye Elveda: 100. Yılında Balkan Bozgunu 6. Bölüm
Rumeli'ye Elveda & 100. Yılında Balkan Bozgunu'nun altıncı bölümünün konu başlıkları arasında; Başkumandanlığın Edirne'yi 50 gün savunma görevi verdiği Şükrü Paşa'nın hangi koşullar altında kenti 160 gün savunduğu, Çatalca Ateşkesi uyarınca Bulgar ordusuna yiyecek ve sağlık malzemesi götüren trenlerin Edirne'den geçmesine izin vermek zorunda kalan Osmanlı'nın kuşatma altında açlık çeken Edirne'ye bir çuval un, bir torba tuz bile gönderememesi de var.
BlackBerry Mercury görselleri sızdırıldı
BlackBerry son zamanlarda akıllı telefon piyasasına farklı şekillerde yaklaşıyor. Bu adımlardan en sonuncusuda Mercury kod adlı kavisli ekrana sahip telefon olarak gerçekleşecek.
BlackBerry, son zamanlarda akıllı telefon pazarında üretim ayağı olarak farklı stratejiler yapmaya başladı. Şirket bu doğrultuda üretim lisansını Çinli TCL firmasına devrederek bir ortaklığa gitti. Bu ortaklığın meyvelerini CES 2017 fuarında görücüye çıkaracak. Bunlardan en önemlisi olarakda kavisli ekrana sahip Mercury kod adlı telefon işaret ediliyor.
BlackBerry Mercury modelinin tasarımına baktığımızda fiziksel klavyenin ön kısıma yerleştirildiği gözümüze çarpıyor. Bu tasarımın en önemli nedeni ise telefonda incelik yakalanmak istenmesi olarak gözüküyor. Ama bu doğrultuda telefon ekranında ise 4.5 inç ile küçülme yaşanması kaçınılmaz oluyor. Bunun yanındada yeni ürün, boşluk tuşuna bir parmak izi okuyucu ilave biyometrik okuyucu eklenerek buna sahip olan ilk telefon olma özelliği kazanıyor.
Donanım olarak ise Snapdragon 821 yonga seti ve 6GB LPDDR4 RAM ile geleceği düşünülen cihazın ise kamera, ekran ve diğer bileşenleri konusunda şimdilik net bilgiler bulunmuyor.
2017 Asgari ücret üzerine taraflar buluştu; istekler belirtildi, alt konular konuşuldu. Nihai karar için tarih belirtildi. Milyonlarca insanın beklediği ücrette son durum nedir? Sendikalar ne istiyor? İşveren ne istiyor? Bakanlık duruma nasıl bakıyor?
2017 yılı için Asgari Ücret Kurulu bu zamana kadar 3 kez toplandı. Toplantıya; sendikalar, işverenler ve Çalışma Sosyal Güvenlik Bakanı katıldı. Talepler dile getirildi; sorunlar tartışıldı. Bu zamana kadar ne oldu ve sonuç ne zaman belli olacak?
Türk-İş Sendikası işçilerin 2017'deki alacağı ücretin 1600 lira olmasını istedi. Toplam 300 liralık bir zam isteyen sendika, 1600 liranın yeterli olmadığını ancak makul bir talep içinde olduklarını dile getirdi. Bakanlık 1600 liralık ücreti kabul ederse: Brüt ücret 2027 TL olacak. SGK primi ise 238 TL. İşsizlik sigorta fonuna 20 TL aktarılacak. Gelir vergisi 104 TL olacak. Damga vergisi 15 lira, AGİ 152 TL. Son durumda ücret 1603.60 TL'ye yükselecek.
AGİ ne demek?
AGİ: Asgari geçim indirimi. Bu değer her sene güncellenmektedir. Yaş sınırı 16'dır.
DİSK (Devrimci İş Sendikaları Konfederasyonu) ise 2016 yılında alınan ücretin geçim sıkıntısı yaşamasına sebep olduğundan ötürü asgari ücretin çok düşük olduğunu dile getirdi. Ücretin 2000 liraya çıkmasını istedi.
Gerek Türk İş'in isteği gerek DİSK'in talebinden ötürü işverenler zamma sıcak bakmıyor. Türkiye'de ekonomik sıkıntıların bu dönemde fazla olmasından ötürü zammın işverenleri çok zor durumda bırakacağını dile getirdiler.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı taleplere nasıl bakıyor?
Çalışma Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, sendikalar ve işverenlerin talep ve isteklerini dinledikten sonra her iki taraf için "olumlu" konuştu. Müezzinoğlu, işçilerin şu an aldığı ücretin az olduğunu dile getirirken, büyük talepler karşısında "geçici mutluluk"lar huzur getirmeyebilir açıklamasında bulundu. İstikrar kelimesinin altını çizen Bakan Müezzinoğlu "İstikrarlı bir hedefe yönelmekte geçici mutluluklar kalıcı huzura dönüşmeyebilir" dedi.
Sendikalar ve işverenler 29 Aralık 2016 tarihinde dördüncü kez Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nda toplanacak. Toplantıda nihai kararın verilecek.
Mevcut M Performans paketleriyle zaten çarpıcı olan model SEMA Show için daha da kışkırtıcı hale getirilmiş. Modelde karbonfiber detaylar dikkat çekiyor.
Ön splitter, spoyler ve yan etekler otomobili daha sportif bir bir havaya sokmuş. Arka bölümde çelik alaşımlı egzoz başlıkları kullanılmış.
İçeride ise sportiflik desteklenmesi için Alkantara döşemeler kullanılmış. Spor pedal takılımı ve LED aydınlatmalar içeriye şıklık katıyor.
İzmir'in Kiraz ilçesinde, yol kenarındaki içi boş sulama kanalına uçan otomobilin sürücüsü 43 yaşındaki Coşkun Şahin yaşamını yitirdi.
Bugün sabah saatlerinde Kiraz-Ödemiş Karayolu Okkataşı Mevkisi'nde, yol kenarındaki boş sulama kanalında kaza yapmış bir otomobil olduğunu fark eden diğer sürücüler durumu jandarmaya bildirdi.
Olay yerinde inceleme yapan jandarma ekipleri,  yaklaşık 2 metre yükseklikten içi boş sulama kanalına uçarak hurdaya dönen otomobilin altında, sürücü Coşkun Şahin'in cesedini buldu.
Şahin'in açılan kapıdan fırlayarak aracın altında kaldığı ve yaşamını yitirdiği belirlendi.
Kazanın saat 03.30 sıralarında meydana geldiği sanılıyor.
Şahin'in cesedi otopsi yapılmak üzere İzmir Adli Tıp Kurumu Morgu'na gönderildi.
Bu aralar Suriye'deki iç savaşa çözüm bulunursa şaşırmayın
Suriye'deki iç savaş ilk kez Avrupa'yı da bu denli etkiliyor. Birleşmiş Milletler "Yıl sonuna kadar 1 milyon Suriyeli daha evlerini terk edebilir" diyor. Avrupa Birliği alarmda. Üstelik Rusya artık daha aktif bir şekilde Suriye topraklarında… Bana dokunmayan yılan bin yaşasın demek için artık çok geç...
Mart 2011... Suriye'deki iç savaşın başlangıcı olarak bu tarih gösteriliyor. Aradan tam 4.5 yıl geçti. Tunus, Mısır, Libya'da diktatörler bir bir devrilirken Suriye bir adım uzakta kaldı. İç savaş canları yaktıkça yaktı... Kimi "Suriye'nin petrolü Avrupa'daki rafinerilerde işlenemiyor, Libya'nınki gibi kaliteli değil ondan" dedi. Kimi Şii Esad'ın arkasındaki İran'ı, Lübnan'ı, Rusya'yı işaret etti. Öyle ya da böyle filler tepişti, olan halka oldu.
Milyonlarca insanın kaçmaktan başka şansı kalmadı
2011'de 23 milyon nüfusu vardı Suriye'nin. Bugün ise resmi kayıtlara göre 17 milyon... 250 bin kişi öldü. 4 milyon kişi ülkeyi terk etti. Ülke içinde yer değiştirenler, savaşmaya gidenler cabası... Alt üst oldu hayatlar. Onca insan ölümü nasıl göze alıp küçücük şişme bota 100 kişi biniyor diye şaşıyoruz ya... Başka şansları kalmadı çünkü. Bir gün elektriksiz, susuz kaldığınızı hayal edin. Sokağınızda bombalar patladığını... Evinizin, okulunuzun, her gün ekmek aldığınız fırının moloz yığınına döndüğünü düşünün... Başka çareniz kalır mıydı?
Onlar da bu yüzden düştü yollara. "Almanya göçmen alacakmış" söylentisi bile yeterliydi onlar için… Bir umut koyuldular yola. Kimi denizde boğulmayı göze aldı… Kimi 'deniz yolu ölüm yolu' dedi, TEM'de tabana kuvvet yürüdü… İstanbul'dan Edirne'ye gidenleri gördük an be an. İki şehir arası 250 kilometre. Yürüyerek en az 50 saat… Kucaklarında çocukları, sırtlarında bir çuvala sığdırabildikleri eşyaları… Onların bu 'kararlılığı' ve akını karşısında Avrupa ne yapacağını şaşırdı. Onlara kucak açan Almanya bir hafta, Hırvatistan ise iki gün dayanabildi. Sınır kontrollerini artırdı. "İçerideki başvuruları bir eritelim de öyle yenilerini alalım" diye. Almanya yılsonuna kadar 800 bin iltica başvurusu beklediklerini söylüyordu. Ancak daha şimdiden daha da fazlası yollarda…
Haliyle şaştı kaldı Avrupa. Geçen aylarda Yunanistan ve İtalya'dan 40 bin mülteciyi alıp dağıtalım denmiş, birlik üyeleri kabul etmemişti. Bu kez 'zorunlu kota sistemi' gündemde geldi. Kamplardaki 160 bin mülteci her ülkenin gelirine göre dağıtılsın dendi. Öyle sert karşı çıkanlar oldu ki, AB dağılacak mı soruları da beraberinde geldi. Almanya'nın sınırı kontrol etmesini fırsat bilenler diğer ülkeler de sınır kontrolünü artırınca 'Schengen Anlaşması da mı bitiyor' tartışması başladı. Anlayacağınız, mültecilerin yarattığı kriz Avrupa'yı fena dağıttı. Ülkeler birbirine girdi. Birleşmiş Milletler ise yılsonuna kadar 1 milyon Suriyeli daha evlerini terk ederek Avrupa yoluna düşecek diye uyardı. Endişeler daha da arttı.
Avrupa darmadağın olmuşken, Suriye denklemine işin içine bir de Rusya girdi. Tam da 'Rusya Esad'sız çözüme hazır' iddiaları dillendiriliyordu hâlbuki... Öyle olmadı. Önce Kremlin "saçmalık" dedi bu iddialar için. Ardından beklenmedik bir hamle geldi Moskova'dan. Uydu fotoğrafları Rusya'nın Esad'ın memleketi ve kalesi Lazkiye'ye nasıl yığınak yaptığını koydu ortaya. Rus askerlerin sosyal medyaya yüklediği fotoğraflar onların da Suriye'de olduğunu gösterdi. Kremlin, o askerler gönderdiğimiz silahlar için eğitim veriyor dese de Batı bu iddiaya inanmadı. ABD Dışişleri Bakanı John Kerry 10 gün içinde Rus mevkidaşı Sergey Lavrov'u 3 kez arayarak 'Endişeliyiz' mesajı iletti. Ama Rusya geri adım atmadı. Rus lider Putin "Suriye'nin terörle mücadelesi için askeri ve teknolojik yardımlar sürecek" diye diretti. Sahada Rus askeri olduğu yönündeki iddiaları ise "henüz bunları konuşmak için erken" diye yarım ağız yalanladılar her seferinde.
Rusya ne yapacak diye beklerken, 180 derece çark eden açıklamalar geldi ABD'den. Ağustos 2011'de yani 4 yıl önce ABD Başkanı Obama "Esad'ın gitme vakti geldi" demişti. El Kaide bağlantılı gruplar Suriye'de güç kazanmaya başladıkça ABD geri adım atmaya başladı. Sonunda da çok önemli bir politika değişikliği geldi Washington'dan. Kerry hafta sonunda ziyaret ettiği Londra'da açıklama yaptı, "Esad'ın ilk günden ya da ilk aydan gitmesi gerekmiyor" dedi. Esad'lı geçiş hükümeti sinyali verdi. Üstelik bir açıklaması daha vardı dikkat çeken. "Biz müzakereye hazırız ama Esad gerçekten müzakereye hazır mı?" diye sordu. Rusya ve İran'a 'nüfuzunu kullanın Suriye'yi masaya oturtun' çağrısı yaptı.
Peki, şimdi tüm bunlar ne demek oluyor?
Anlaşılan o ki Rusya'nın Suriye'ye asker gönderip, savaşa daha fazla müdahil olma ihtimali ABD'de panik yaratmış. Daha önce Esad'la masaya oturmayı kabul etmiyordu Washington. 'Esad meşruiyetini kaybetti' diyordu. Şimdi ise Esad'ı masaya oturtmak için Rusya ve İran'a çağrı yapabilecek bir pozisyonda ABD. Öyle ki, Türkiye Esad karşıtı tutumunda yalnız kalmış durumda. Avrupa'da da Suriye'deki krize acilen çözüm bulma arayışı hâkim. Zira çatışmayla geçen her gün, daha fazla mülteci demek… Üstelik Avrupa mülteci kabul ederken önemli bir şart koşuyor: "Ülkenizdeki savaş bitene kadar" diye… Yani savaşın sona ermesi ve suların durulmasının ardından Avrupalı ülkeler istedikleri mültecilerin sığınma talebini iptal edip, onları Suriye'ye geri gönderme hakkına sahip. Yani kısacası, Avrupa ve ABD'nin Suriye'deki krizi sonlandırmak için artık somut gerekçeleri var. Onun için 4.5 yıldır süren savaş birkaç ay içinde biterse şaşırmamak gerek.
Ünlülerden Reina saldırısı tepkileri
2017 yılının ilk saatlerinde Reina'da gerçekleşen hain saldırı Türkiye'yi yasa boğdu. İşte ünlü isimlerden Reina'ya düzenlenen terör saldırısına tepkiler...
Tuzlaspor maçında rakibine yaptığı hareket nedeniyle PFDK, Aurelien Chedjou'ya 3 maç men cezası verdi.
PFDK, Tuzlaspor maçında rakibine yaptığı müdahele nedeniyle Aurelien Chedjou'ya 3 maç men cezası verdiğini açıkladı.
Geniş Aile ekranlara geri dönüyor
Bir dönemin sevilen dizisi Geniş Aile yeniden izleyiciyle buluşmaya hazırlanıyor.
2009-2011 yılları arasında Kanal D ve Star TV'de yayınlanan ve kadrosunda Ufuk Özkan, Fırat Tanış, Rasim Öztekin, Zuhal Topal, Yeşim Ceren Bozoğlu, İlker Ayrık gibi isimlerin yer aldığı 'Geniş Aile' dizisi ekranlara dönüyor.
Diziyle ilgili gelişmeyi oyuncularından Fırat Tanış ve senarist Cüneyt İnay sosyal medyadan duyurdu.
— Fırat Tanış (@firattanis) 29 Haziran 2015
10 adet bataryası olan E-Truck düşük sürtme katsayısı ve aerodinamik yapısıyla dünyanın en hızlı kamyonu olacak.
Yanda kapısı olmayan bu konsepte ön taraftan girilebiliyor.
Yılbaşı kutlamaları için sahte içki uyarısı
Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, yeni yıl yaklaşırken piyasaya sürülmeye hazır sahte ve kaçak içki ele geçirildiğine dikkati çekerek, güvenilir yerlerden alışveriş yapılmasını istedi.
Palandöken, yazılı açıklamasında, yılbaşı kutlamalarına sayılı günler kala yapılan denetimlerde piyasaya sürülmeye hazır binlerce şişe alkol ele geçirildiğini belirtti.
Piyasaya sürülmüş sahte içkilerin de olduğuna dikkati çeken Palandöken, "Yeni yılda alkol alacak vatandaşlarımız kaçak olarak değil sağlıklı koşullarda hazırlanarak satışa sunulan alkollü içecekleri tercih etmeli. Bununiçin mutlaka bilinen ve güvenilir yerlerden alışveriş yapılmalı. Alkollü içki ve sigaraların TAPDK belgeli, bandrollü olması gerekmektedir. " ifadelerini kullandı. Sahte içkiden onlarca kişinin hayatını kaybettiğini vurgulayan Palandöken, "Yeni yıla sayılı günler kala yine kaçak ve sahte içki üreticileri iş başında. Kolluk kuvvetleri ve zabıta ekipleri, bu fırsatçılara göz açtırmamaya çalışırken halkımız da alışverişlerinde dikkatli olmalıdır. Bu tür kaçak üreticiler hem vergi kaybına hem de vatandaşlarımızın canlarını kaybetmesine sebep oluyorlar" değerlendirmesinde bulundu.
TFF 1. Lig'de Eskişehirspor, Ümraniyespor deplasmanında 1 puanı kaleci Ruud Boffin'in 70 metreden attığı muhteşem golle kurtardı.
TFF 1. Lig'de 5. haftaya da yayınsız girildi. Haftanın sonucu merakla beklenen maçı; Ümraniye-Eskişehir karşılaşmasında uzun yıllar unutulmayacak bir futbol mucizesi yaşandı.
Mücadeleye mutlak galibiyet parolasıyla çıkan Kırmızı Şimşekler, Semih'in 43. dakikadaki golüyle öne geçti. Olimpiyat Stadı'nda oynanan maçta ev sahibinin cevabı 58'de İbrahim, 69'da Samet'le geldi.
Erkan Zengin, Bruno, Tarık Çamdal, Ofoedu gibi yıldızları suskun kalan Es Es'te son anlara girilirken ümitler tükeniyordu ki, sahneye 4 maçta 3 penaltı kurtaran Boffin çıktı.
Belçikalı file bekçisi dakikalar 87'yi gösterirken kendi yarı sahasından kullandığı serbest vuruşu vargücüyle kullandı. İkitelli'deki rüzgarın da yardımıyla top kimsenin beklemediği bir şekilde kaleye yöneldi.
Tarihi bir golle Es Es'e 1 puanı getiren Boffin, Fanatik'e yaptığı açklamada Olimpiyat Stadı'ndaki rüzgara dikkat çekerek, "Havada çok rüzgar vardı. Hatta devre arasında yedek kalecimiz Kayacan'a bile söyledim. Ona, 'Sahada öyle bir rüzgar var ki, ben bile gol atarsam şaşırma' dedim. Faul olduğunda hemen aceleyle topu alıp ileri gönderecektim. Baktım kaleci önde defansıyla ilgileniyor. En azından bir şansımı deneyim' diye düşünerek vurdum ve gol oldu. Hayatımın en güzel anlarından biriydi" sözleriyle o anı anlattı.
Teknik Direktör Mustafa Denizli, eşi Evin Elçi'nin kendisinden boşanmak için 5 milyon lira istediğini ve kayınbiraderleri tarafından darp edildiğini ileri sürerek savcılığa başvurdu.
Ünlü futbol adamı, yalnız yaşadığı eve 21 Eylül'de kendisini terk eden eşinin aniden geri geldiğini, evdeki çalışanı zorla dışarı çıkarmaya çalıştığını ileri sürdü.
Ne olduğunu anlamaya çalışan Denizli, birden eşinin abileriyle karşı karşıya kaldığını, yaşadığı şaşkınlık sonrası, kayınbiraderlerinin eve nasıl girdiklerini anlamaya çalıştığı sırada kayınbiraderlerinin tehditlerine maruz kaldığını anlattı.
"Boşanmak için bize 5 milyon lira vereceksin" diyerek tehditler savuran kayınbiraderlerinin bir müddet sonra evi terk ettiğini kaydetti. Yaşadığı şokun ardından 25 Eylül günü eşinin ve kayınbiraderlerinin yeniden evine geldiğini belirten Denizli, boşanma davası için istedikleri parayı vermediği için kayınbiraderleri tarafından darp edildiğini belirtti.
Başına ve boynuna aldığı darbeler sonucu yere düştüğünü anlatan Denizli, kayınbiraderlerinin tehdit ve darbesinin saatlerce devam ettiğini belirtti. "Bak biz aşiretiz seni öldürürüz. Kafana sıkarım senin lan. Bir tek seni öldürmeyiz hem de bütün sülaleni öldürürüz" diyerek kendisini ve ailesini ölümle tehdit eden kayınbiraderinin sözleri ardından can güvenliğinden endişe eden Denizli, ailesine yaşadığı bu durumu anlatmaya karar verdiğini kaydetti.
Büyük kızının evine giderek yaşadıklarını anlatan ünlü teknik direktör, aldığı darbeler sonrası vücudunda yer alan morluk ve darp izlerini ise ailesine utanarak anlattığını belirtti. Denizli dilekçenin sonunda ise "Yaşadığım fiziki ve psikolojik saldırı sonrası psikolojim bozuldu. Ailemin ve kendi can güvenliğimden endişe ediyorum.
Hiçbir kabahatim yokken mağdur oldum. Yaşadığım darp sonrası hissettiğim korkuyu kelimelerle anlatmam mümkün olamaz. Bayıldım ve adeta ölümle burun buruna geldim. Evin Elçi'nin ve ağabeylerinin cezalandırılmasını istiyorum" ifadelerini kullandı.
Denizli, evine gizlice giren kayınbiraderlerinin güvenlik kamerasına yansıyan görüntülerini, darp raporunu delil olarak sunarak, ev çalışanlarının tanık olarak dinlenmesini istedi. Denizli'nin şikâyeti üzerine olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
Reina'da hayatını kaybedenler arasında Hint sinemacı ile genç modacı da var
İstanbul Reina'daki terör saldırısında hayatını kaybeden Hint vatandaşların kimliği belirlendi.
İstanbul'daki terör saldırısında hayatını kaybeden iki Hint vatandaşının ünlü sinemacı Abis Rizvi ve genç modacı Kuşi Şah olduğu ortaya çıktı.
Hindistan Dışişleri Bakanı Sushma Swaraj, ölümleri "İstanbul'dan kötü bir haber aldım" mesajıyla paylaştı.
Kuşi Şah Hindistan'ın Vadodara kentinde moda tasarımcısı olarak çalışıyordu. İş seyahati için İstanbul'a geldiği sırada terörün çirkin yüzüyle karşılaştı.
27 yaşındaki Kuşi'nin Hint basınına konuşan bir akrabası, "Aile, tamamen şokta. Kuşi, iş için Türkiye'ye gitmişti" dedi.
Amerika'da moda tasarımı eğitimi aldıktan sopnra Bombay'da bir butik açan Kuşi Şah, iş görüşmesi için İstanbul'a gelmiş, yılbaşını İstanbul'da geçirdikten sonra da 2 Ocak'ta tekrar ülkesine dönmeyi planlıyordu.
Kuşi Şah'ın WhatsApp profilinden paylaştığı "Öldükten sonra tanrı sana sorarsa... Cennet nasıldı?" mesajı ise oldukça dikkat çekiciydi.
Abis Rizvi de yılbaşını kutlamak için saldırı gecesi Reina'da olan iki Hint vatandaşından biriydi.
Terör saldırısında hayatını kaybeden yabancı uyruklu vatandaşlardan biri de Alaa Al-Muhandis.
Alaa Al-Muhandis Kanada'nın Ontario bölgesinde yaşıyordu ve iki çocuk annesiydi.
Genç kadın ülkesinde organizasyon işiyle uğraşıyordu ve ağabeyi Muhandis'in Ürdün'e gittiğini sanıyordu.
Aile saldırı şokuyla sarsıldı.
DGS ek tercih başvuruları | Yerleştirme ek kılavuzu yayımlandı
DGS ek tercih başvurularında son gün bugün (7 Kasım). Başvuru yapacak olan önlisans mezunları hangi konularda kılavuzda dikkat etmesi gerekiyor? ÖSYM ek yerleştirme kılavuzunu kendi sitesinden yayımladı. Kılavuza göre adaylar üniversitelere başvuru yapabilecek.
DGS ek tercih yerleştirmelerinde son gün bugün (7 Kasım). 2016'nın son Dikey Geçiş Sınavı'na giren adaylar için son gün bugünken, dört yıllık üniversite bölümlerine girmek isteyen öğrenciler neye dikkat etmelidir?
Kurum DGS'ye giren öğrencilere "şartlı kayıt" hakkı tanıyor. 2016-Dikey Geçiş Sınav kayıt tarihlerinde yükseköğretim kurumlarından mezun olamadığı için kazandığı programa kayıt yaptıramayan ancak kayıt tarihinden sonra mezun olan önlisans öğrencileri, belgelerini sunarak, lisans programlarına hakkı tanınıyor.
Tablo-1, dikey geçiş yapılabilecek lisans programlarının kodlarını, adlarını, kontenjanlarını, puan türünü, öğretim süresini ve varsa koşullarını göstermektedir. Adaylar, tercih etmek istedikleri Tablo-1'de yer alan lisans programlarının koşul ve açıklamalarını, tercihlerini sonlandırmadan önce dikkatlice incelemelidir. Koşulları uygun olmayan programlar tercih edilmemelidir. Koşulları kendisine uymadığı halde tercih ettiği ve yerleştiği programla ilgili oluşabilecek sorunların sorumluluğu adaya aittir. Yerleştirme işleminde, yeterli puana sahip olunması koşuluyla tercih sırası önem kazanmaktadır.
Bu yüzden tercihler yapılırken eğitim görmek istenen programların en çok istenilenden başlanmak üzere sıralanması uygun bir yoldur. Adaylar dikey geçiş yapmak istedikleri yükseköğretim lisans programlarını istek sırasına göre ilgili alana yazacaklardır. Bir aday yalnız mezun olduğu alan ile ilgili programlar arasından, koşulları karşılamak şartıyla, Tablo-1'den en çok 30 tercih yapabilecektir. Tercihlerin tümünün kullanılması zorunlu değildir.
Tercihlerde değişiklik, tercihlerin kısmen ya da tamamen iptali vb. değişiklik taleplerini içeren dilekçeler Merkezimizde kesinlikle işleme alınmaz. Tercih süresi tamamlandıktan sonra tercihlerde değişiklik yapılamaz. Adaylar tercih
Yerleştirme işlemi, adayların 2016-Dikey Geçiş Sınav puanları, tercihleri ve yükseköğretim programlarının kontenjan ve koşulları göz önünde tutularak bilgisayarla yapılacaktır. Programlara yerleştirme işleminde puan en önemli rolü oynamaktadır.
Örneğin; T programını, aday A birinci tercihinde, aday B dördüncü tercihinde göstermiş olsun. Aday B'nin puanı aday A'dan yüksekse ve aday B ilk üç tercihine puanı yetmediği için yerleştirilmemiş ise T programına puanı daha yüksek olduğu için aday B yerleşecektir. Aynı programı tercih etmiş olan adayların 2016-Dikey Geçiş Sınav puanlarının eşit olması durumunda, daha büyük ağırlıkla katılan standart puanı yüksek olana (eşit ağırlıklı 2016-Dikey Geçiş Sınav puanında sayısal standart puanı yüksek olan), eşitlik yine sürdüğü takdirde ilgili ÖBP yüksek olana öncelik verilecektir.
Eşitlik yine sürdüğü takdirde söz konusu programı daha üst tercihinde gösterene, eşitlik yine de sürdüğü takdirde doğum tarihi günümüze daha yakın (yaşı küçük) olana öncelik verilecektir.
Sağlık muayenesi, bedensel yetersizlik (boy, kilo vb. tercih aşamasında bilinebilen özellikler hariç), mülakat sınavını kazanamama ve intibak eğitiminin olumsuzluğu gibi başvuru sırasında bilinemeyen bir nedenle yerleştirildiği programa kaydı yapılamayan öğrenciler, durumları ÖSYM Başkanlığınca değerlendirilerek, alt tercihlerinden puanlarının elverdiği programlara (burslu programlar hariç) kayıtlar tamamlandıktan sonraki ilk 1 ay içinde ÖSYM Başkanlığına yazılı olarak tüm belgeleriyle birlikte başvurdukları takdirde kontenjan harici yerleştirilirler. Alt tercihi bulunmayan veya alt tercihine yerleşemeyen adaylar için yapılacak işlem, Yükseköğretim Kurulunca belirlenir.
Sınav başarısını arttırmak için bunları yapın!
Sınav öncesinde doğru ve dengeli beslenme, başarılı bir sonuç için büyük rol oynuyor. Doğru besinlerin seçilerek uygun miktarlarda tüketilmesi, konsantrasyonu arttırarak öğrenciye önemli katkı sağlıyor. Memorial Wellness Beslenme Danışmanı Uz. Dyt. Işınsu Köksal, sınav başarısını olumlu etkileyecek beslenme önerilerinde bulundu.
Özellikle son zamanlarda yapılan araştırmalar kahvaltı yapmamanın odaklanma, hafıza ve dakikliği yüzde 20-40 oranında zayıflattığını göstermektedir. Bunun için kahvaltı kesinlikle ihmal edilmemelidir. Kahvaltı, sabah sınavdan en az 1 saat önce yapılmış olmalıdır. Eğer öğleden sonra da sınav varsa dengeli bir öğle yemeği ve 2. sınavdan yarım saat önce sağlıklı bir ara öğün tüketilmesi gerekir. Kahvaltıda proteinden zengin süt, yumurta, peynir tüketilmelidir. Protein kaynakları sınav sırasında dakik, dikkatli ve enerjik olmayı sağlar. Dopamin ve norepinefrin gibi kimyasalların üretimine yardımcı olur. Özellikle sınav öncesinde kahvaltınızda 1 adet yumurta yemeyi ihmal etmeyin. Protein kaynaklarına ek olarak domates, biber, salatalık ve yeşillikler tüketilmesi de uzun süre tok kalmayı sağlayacaktır.
Enerji için 1 kare bitter çikolatanın gücünden yararlanın
Kahvaltıda antioksidanlardan yüksek 1fincan beyaz veya yeşil çay ve 1-2 porsiyon kiraz, çilek, yaban mersini, böğürtlen, karadut gibi karışık meyve salatası ya da 2-3 kare yağı düşük bitter çikolata tüketmek beyne iletilen sinyallerin daha iyi çalışmasını; yani hafızanın sınav boyunca daha kuvvetli olmasını ve daha enerjik olmayı sağlar. Aynı zamanda ceviz, keten tohumu, badem, fındık gibi yağlı tohumlar kan şekerini düzenleyerek gün boyunca tok hissedilmesine katkı sağlar ve yapılarındaki omega-3 yağ asitleri de başarılı sınav için gerekli olan hafızayı canlandırır.
FETÖ soruşturmasında askeri ataşeler tutuklandı
Ankara'da FETÖ soruşturması kapsamında gözaltında bulunan değişik rütbelerdeki 9 askeri ataşeden 5'i tutuklandı. Soruşturma kapsamında yine başkentte 10 öğretmen, Konya'da ise aralarında profesörlerin de bulunduğu 15 kişi tutuklandı.
İşte isim isim FETÖ firarileri
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca Fetullahçı Terör Örgütü'ne (FETÖ) yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan 9 askeri ataşeden 5'i tutuklandı.
Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince gözaltına alınan çeşitli rütbelerden 9 askeri ataşe, emniyetteki işlemlerinin ardından sevkedildikleri adliyede cumhuriyet savcılarına ifade verdikten sonra tutuklama talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevkedildi. Sulh Ceza Hakimliğince sorgulanan şüphelilerden Emin Ali Ulaş, Cevdet Yaşar, Burhan Turhan, Bülent Toksöz ve Erol Tanas tutuklandı. 4 şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
AK Parti milletvekilinin kardeşi FETÖ'den tutuklandı
Biri havacı teğmen 22 kişi gözaltında
Soruşturma kapsamında Bursa'da örgütün insan kaynakları departmanı gibi çalıştığı ileri sürülen bir dernekle ilişkili oldukları gerekçesiyle gözaltına alınan aralarında Diyarbakır'da görevli havacı Teğmen M.Ç'nin de bulunduğu 22 kişi adliyeye sevk edildi. Şüphelilerden 11'i ise "emniyet imamı" olmakla suçlanıyor.
2 aydır aranan iş adamı pansiyonda yakalandı
Ayrıca Mersin'deki soruşturma kapsamında iki aydır aranan iş adamı Tunahan Tuna da Bursa'daki bir pansiyonda yakalandı, iş adamı tutuklandı.
Yine Ankara'da soruşturma kapsamında gözaltına alınan 13 kişiden 10'u tutuklandı. Aralarında öğretmen, mühendis ve vergi müfettişlerinin bulunduğu 13 kişi, emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildikleri savcılıkta ifade verdi. Tutuklama talebiyle nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğine sevk edilen şüphelilerden çoğu öğretmen 10 kişi tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Konya'da ise FETÖ'ye finans sağlayan ve örgüt faaliyetlerine katıldığı ileri sürülen 33 akademisyenden 7'si profesör 15'i tutuklandı. Savcılıktaki ifadelerinin ardından 2'si salıverilen şüphelilerden nöbetçi hakimliğe çıkarılan 7'si profesör 15 kişi tutuklandı,16 şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Şüpheli akademisyenlerden 26'sı 30 Eylül'de, 7'si ise dün gözaltına alınmıştı.
Altın 130 liranın altına indi
Fed'in yarın açıklayacağı faiz kararı öncesinde Kapalıçarşı'da altının gram fiyatı, öğle saatlerinden sonra 130 liranın altına indi. Piyasaların Fed'in bu yılın ilk faiz artırımına hazırlanması ile birlikte spot altın ise 1.160 dolar seviyelerinin hemen altında fiyatlanıyor. Altının ons fiyatı dün 1.151 dolar ile 5 Şubat'tan bu yana en düşük seviyesini görmüştü.
İstanbul Kapalıçarşı'da 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı 129,30 lira, Cumhuriyet altınının satış fiyatı ise 865,00 lira oldu.
Kapalıçarşı'da alınıp satılan altın türlerinin, önceki kapanış ve bugün açılış fiyatları (TL) şöyle:
Dün 132 liranın üzerini gören altının gram fiyatı, dolar/TL'nin 3,46 seviyelerine kadar inmesiyle 130 liranın altına geriledi ve günü 129,6 liradan tamamlamıştı.
Sabah saatlerinde altın fiyatları
Bugüne 129,6 liradan başlayan altının gram fiyatı saat 10.50 itibarıyla 129,4 liradan işlem görürken, Kapalıçarşı'da çeyrek altın 214 liradan, Cumhuriyet altını 871 liradan satılıyor.
Dün 1.151,7 dolara gerileyerek 5 Şubat'tan bu yana en düşük seviyeyi gören altının onsu ise günün ikinci yarısında kayıplarını telafi ederek günü 1.162,2 dolardan kapattı.
Altının onsu, bugün yatay bir seyir izleyerek, şu dakikalarda 1.162 dolardan işlem görüyor.
AA Finans Analisti İslam Memiş, yurt içi piyasalarda doların dalgalı bir seyir izlemesinin altının gram fiyatında belirsizliğe neden olduğunu belirtti.
Altının gram fiyatının dün dolar kurundan aldığı destekle 132 lira seviyesini test ettiğini ifade eden Memiş, "Biz altının gram fiyatındaki düşüşlerin devam edeceğini öngörüyoruz. Teknik olarak değerlendirdiğimizde altının gram fiyatı önce 128, devamında 126,50 lira seviyelerine kadar gerileyebilir." ifadelerini kullandı.
Memiş, teknik olarak dolar kurunda 3,37 lira seviyesine kadar düşüşler görebileceğini aktardı.
Memiş, dolar kurunda öngörülen bu düşüşlerin altının gram fiyatını olumsuz yönde etkileyebileceğini ve satış baskısını hızlandırabileceğini, olası yükselişlerin ise 133 lira seviyesiyle sınırlı kalabileceğini dile getirdi.
Bugün altının ons fiyatında 1.155-1.165 dolar aralığında kalabileceğini ifade eden Memiş, altının gram fiyatında 129,00-130,50 lira aralığında işlemler gerçekleşebileceği öngörüsünde bulundu.
Yüz yılı geride bırakan Sarıkamış faciası, Sağım Solum Tarih'te masaya yatırılıyor. Sarıkamış'taki büyük felaket neden gizlendi, nasıl unutturuldu, ne şekilde ortaya çıktı? Harekatın amacı neydi? On binlerce asker nasıl şehit oldu? Sorumlular kimlerdi? Sağım Solum Tarih'te masaya yatırıldı
Beste Uyanık ile "Özel Sektör", tüm sektörlerdeki son gelişmeleri, öne çıkan şirketleri, yeni çıkan ürünleri ve uygulamaları, basın toplantılarını, lansmanları ve şirket evliliklerini ekrana taşıyor.
Kaplumbağa kabuğunun içinde ne var?
Youtube'da "What's Inside" (İçinde ne var) kanalı bu defa, internetten satın aldıkları kaplumbağa kabuğunu kestiler.
Kestikleri kaplumbağa kabuğunun içinden bakın neler çıktı.
Kabuğun iç kısmını inceleyen baba oğul, kabuğun içinin sert kemiksi bir yapıda olduğunu belirtti.
İşte kaplumbağa kabuğunun iç görüntüsü...
Elçin Sangu değil Hande Erçel oynayacak
Elçin Sangu, bir kozmetik firmasının reklamlarında oynamak için 600 bin dolar ücret talep edince firma yetkilileri, Hande Erçel'le el sıkıştı.
Rol aldığı Kiralık Aşk dizisinin yanı sıra bir kozmetik firmasının da reklam yüzü olan oyuncu Elçin Sangu, ücretinde rekor bir artış yapınca gelen reklam teklifini kaçırdı.
Bu yılın başında bir kozmetik firmasının reklamlarında oynamak için 1 yıllık anlaşma karşılığında 1 milyon lira alan güzel oyuncu, ayrıca Türkiye'nin önde gelen giyim firmalarından biriyle de 2 milyon liralık reklam anlaşmasına imza atmıştı.
Başbakan Binali Yıldırım ile Gündem Özel
Hande Fırat'ın sunduğu Başbakan Binali Yıldırım ile Gündem Özel programı ortak yayınla CNN TÜRK, Kanal D, TV2, Euro D, CNN TÜRK Radyo, Radyo D'de ekrana geldi. 15 Temmuz darbe girişimin ardından Türkiye nasıl bir normalleşme süreci yaşayacak? FETÖ ile mücadelede hangi noktaya gelindi? Bundan sonra neler yapılacak? TSK'daki yeni düzenlemeler ne zaman ve nasıl hayata geçirilecek? Hande Fırat sordu; Türkiye'nin çok özel gündemini, Başbakan Binali Yıldırım canlı yayında yanıtladı.
Acun Ilıcalı; "Bu sene iki tane atletimizi Survivor'a davet ettik. İkisi de milli sporcumuz. Olimpiyatlarda koşmuş iki bayan, ikisi de birbirinden değerli. Nagihan'dan bahsederken, 'Nagihan Abla, sorun yaşadığımız zaman bizi yatıştırandı' dediler. Nagihan orada öyleymiş. Nagihan'ın yatıştırdığı iki atletimiz Survivor'da olacak. Bu sene ne olacak ben de merak ediyorum" ifadelerini kullandı. Ilıcalı, geçtiğimiz günlerde sosyal medya hesabından, milli atletler Sema Apak ile Pınar Saka'nın 'Survivor 2017' yarışmasında mücadele edeceğini duyurmuştu.
Dizaynır ve sanatçı Joey Rutter otomobillerin estetiğiyle oynamayı seviyor. Onun fütüristik, minimal araçları kar araçlarından motosiklete bisikletten otomobile kadar geniş bir çehreyi kapsıyor. (cnnturk. com)
Son işinin adı ise Consumer. Bir çeşit sokak otomobili. Bildiğiniz bütün otomobillerden farklı değil aslında. 4 tekerleği ve oturabileceğiniz bir koltuğu var. Ancak bütün benzerlikler bunlarla sınırlı.
Oldukça basit bir formda dizayn edilen araç görünümü itibariyle gözümüzün alışık olduğu otomobil şeklini inkar ediyor.
Alışkın olunan otomobil dizaynırların aksine Rutter projesine tekerlekler ve şasiden değil, otomobilin üstünden başlamış. Aracın ön ve arkasındaki aynalar karışdan ve arkadan gelen sürücüler de düşünülerek tasarlanmış.
Eserine bir heykelmiş gibi yaklaşan Rutter, sürebileceğiniz bir sanat eseri ortaya koymuş.
Gelecektenmiş gibi görünen araca bakıp Rutter'ın geleneksel otomobillerden nefret ettiğini düşünmeyin. Başarılı sanatçının eserleri arasında modifiye ettiği Porsche 911 ve Lincoln da var.
Yılbaşına özel çay tarifi: Noel çayı
Çay genellikle kahvaltı sofrasında ya da yemekten sonra içilir. Ama çay seven toplumlarda her vesileyle çay içilebilir. Yılbaşı gecesi de çay içilebilir örneğin. İşte bu da yılbaşına özel çay tarifi: Noel çayı
Bir avuç kuşburnu: C vitamini deposu
Karabiber: Yağ hücrelerini azaltır
Damak tadınıza göre bal: Enerji verir
TFF'den yapılan açıklamada, Galatasaray'ın, Tuzlaspor maçında çirkin ve kötü tezahürat ile 4 futbolcusunun sarı, 2 oyuncusunun da kırmızı kart görmesi nedeniyle takım halinde sportmenliğe aykırı hareket gerekçeleriyle PFDK'ya gönderildiği belirtildi.
Tuzlaspor maçında direkt kırmızı kart gören sarı-kırmızılı futbolcu Aurelien Chedjou'nun ise kural dışı hareketten dolayı tedbirli olarak PFDK'ya sevk edildiği aktarıldı.
Ayrıca, Tuzlaspor'un çirkin ve kötü tezahürat, Gençlerbirliği'ne konuk olan Amed Sporif Faaliyetler'in talimatlara aykırı hareket, Kızılcabölükspor'la deplasmanda karşılaşan Trabzonspor'un da saha olayları nedeniyle disipline sevk edildiği vurgulandı.
Osmangazi Köprüsü ücretlerinin 1 Ocak'tan itibaren 89 liradan 65,65 liraya düşürülmesinden sonra, körfezde, Eskihisar- Topçular arasında araba vapuru seferleri yapan İDO da taşıma ücretlerine yüzde 25 indirim yaptığını yazılı açıklama ile duyurdu.
Osmangazi Köprüsü'ndeki yüzde 20'lik indirimin ardından İDO da Eskihisar-Topçular Araba vapuru ücretleri de yüzde 25 indirim yaptı.
Körfezde, Eskihisar- Topçular arasında araba vapuru seferleri yapan İDO da taşıma ücretlerine yüzde 25 indirim yaptığını yazılı açıklama ile duyurdu.
İndirimle otomobil ve binek araç tek yön ücreti 45 lira oldu.
Gidiş- dönüş bileti tercih edilirse ücret 80 lira olacak.
2015 SEMA Show'a özel modeller hazırlanmaya devam ediyor. Honda'da yeni HR-V modeli için kolları sıvamış. Modelin pembe rengi en dikkat çekici detaylarından. Sarı renkli jantlarla kombine edilmiş tasarımda lastiklerin bijonları bile renklendirilmiş. Marka bunun için ABD merkezli bir modifiye firmasıyla anlaşmış.  Modelin güç senekleri konusunda kesin bir bilgi yok. Ancak 2017 yılında Ridgeline Baja yarış pistinde kendini göstereceği gelen duyumlar arasında.
Türkiye Taşkömürü Kurumu maden ocağında iş kazası meydana geldi. Bir işçi üzerine düşen kaya parçaları nedeniyle hayatını kaybetti.
Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) maden ocağında meydana gelen iş kazasında bir işçi yaşamını yitirdi.
TTK Karadon Müessese Müdürlüğüne bağlı Gelik İşletmesine ait maden ocağının eksi 260 kodunda çalışan işçilerden Ayhan Bodurlu (32), üretim sırasında tavan kısmından üzerine düşen kaya parçaları nedeniyle yaralandı. Mesai arkadaşları tarafından ocaktan çıkarılan Bodurlu, 112 Acil Servis ekiplerince Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesine kaldırıldı. Yaralı işçi, hastanede müdahalelere rağmen kurtarılamadı.
Üniversiteye geçiş sisteminin ilk etabı olan YGS sonuçları ÖSYM sitesinden açıklandı. Adaylar TC kimlik ve numaraları ve şifreleri ile sisteme giriş yapıp sonuçlarını öğrenebilecek.  YGS sonuçlarına göre 150-179.99 arası puan alan adaylar, sadece meslek yüksekokulu, ön lisans programları ve açık öğretim programlarını tercih edebilecekler.
Apple yapay zeka çalışmaları için kolları sıvadı. Şirket içinde oluşturulan bir grup yapay zeka çalışmaları ile ilgili ilk çalışmalarıyla ilgili bir açıklama yayınladı. Apple yakın gelecekte kendi kendine öğrenebilen makineler üzerine çalışmalara yoğunlaşacak.
Otomobillerde yılın en iyi 9 dizayn detayı
Yapay zeka son dönemin en önde gelen araştırma konusu. Dev teknoloji şirketleri bu konuyu çok ciddiye alıyor. Google, Facebook ve Microsoft gibi büyük teknoloji şirketleri bu alanda yatırımlarına ve araştırmalarına hız verirken Apple'ın da hiçbir şey yapmadan durması beklenmezdi. Apple yapay zeka alanındaki araştırmalarına başladığını yayınlanan bir açıklama ile duyurdu.
Apple içindeki mühendislerden oluşturulan bir grup yapay zeka çalışmaları ile ilgileniyor. Bu grup, yaptıkları çalışmaları özetledikleri açıklamada öncelikle kendi kendine öğrenebilen makineler üzerinde çalıştıklarını belirtti. Apple'ın bu alandaki ilk çalışmaları pratiğe daha hızlı geçirilebilecek bazı teknikler içeriyor.
Apple'ın üzerinde çalıştığı teknoloji yapay ve gerçek görüntüler arasındaki farkları belirlemeye çalışıyor. Buradaki asıl amaç ise yapay görüntüler ile gerçek görüntüler arasındaki farkı neredeyse ortadan kaldıracak bir sistem geliştirmek. Bu yapay görüntüler yine yapay zeka araştırmalarında makinelerin kendi kendilerine öğrenme denemelerinde kullanılıyor. Apple'ın sisteminin gelişmiş tekniklerle rafine edilmiş yapay görüntüleri bile gerçek görüntülerden ayırt edebilecek seviyeye yaklaştığı belirtiliyor.
Chloe Loughnan, Serdar Ortaç ile boşanacağı yönünde çıkan iddialara yanıt verdi.
Amerika'daki bir ajansla çalışmaya başlayan ve Türkiye'ye dönmek istemediği için Serdar Ortaç'la evliliğinin bitme noktasına geldiği konuşulan Chloe Loughnan, iddialara yanıt verdi.
"Serdar'la hiçbir problemimiz yok. Ayrılmıyoruz, bunu nereden çıkardınız! Gerçi hakkımızda sürekli bu tür haberler çıkıyor, artık umursamıyoruz."
Ünlü müzik gruplarının zilleri Edirne'den gidiyor
Edirne'nin Uzunköprü İlçesi'nde Mustafa Er, atölyesinde bronz, bakır ve kalaydan ürettiği el yapımı bateri zillerini başta Amerika olmak üzere Avrupa ülkelerine ihraç ediyor. Dünyadaki çok sayıda ünlü müzik grubunun ürettikleri zilleri kullandığını belirten Er, "Ünlü bateristler bizim zillerimizi kullanıyor. Çok ünlü davulcular buraya geliyor ve kendine has ziller istiyorlar, biz onlara da özel sipariş üzerine zil yapıyoruz" dedi.
Edirne'nin Uzunköprü İlçesi'nde Mustafa Er, zil üretim atölyesinde 12 çalışanı ile birlikte el emeği harcayarak bakır, bronz ve kalay karışımında ürettiği bateri zillerini Amerika ve Avrupa ülkelerine ihraç ederek, ülke ekonomisine katkı sağlıyor. İstanbul'da bir Ermeni asıllı ustasından öğrendiği mesleği, 14 yıl önce Uzunköprü'de kendi atölyesini kurarak sürdüren Mustafa Er, ihraç ettiği zillerin Amerika ve Avrupa ülkelerinde ünlü müzik gruplarının kullandığını söyledi. Er, şöyle dedi:
"Dünyada bir çok gruba özel ürettiğimiz el yapımı zil veriyoruz. Dünyaca ünlü bateristler bizim zillerimizi kullanıyor. İşlerimiz iyi, dünyanın neredeyse her yerinden bize sipariş geliyor. Çok ünlü davulcular buraya geliyor ve kendine has ziller istiyorlar, biz onlara da özel sipariş üzerine zil yapıyoruz."
"Toplam 12 kişiyiz aslında bakarsan biz küçük işletmeyiz. Ama tercih edilmemizin sebebi de budur. Fabrikasyon değil, burada tamamen el emeği işçilik vardır. Bir tane müzisyen bizden zil aldığında dünyada eşi benzeri olmayan bir zil aldığını biliyor. Bu yüzden bizi tercih ediyorlar. Bu zillerin Avrupa üretimi pres baskı olduğundan biri neyse bini de o diye biliriz. Bizde böyle bir şey yok."
Atölyesinde ürettiği zillerin parmak izi gibi hiç birinin diğerine benzemediğini anlatan Er, şöyle konuştu:
"Burada ürettiğimiz ziller hiç biri bir başkasına benzemez. Bu el yapımı ziller aynı insanın parmak izi gibidir aslında. Nasıl insanın parmak izi bir birine benzemiyorsa, bu zillerinde bir birilerine benzerliği söz konusu değildir ve en büyük özelliği de budur. Biz burada başta Amerika olmak üzere bütün dünyaya zil ihraç ediyoruz."
"Ülke olarak saymam gerekirse, Amerika, Fransa, Almanya, Hollanda, Norveç, İsveç, İsviçre, Avustralya, ve İngiltere gibi bir sürü ülke. Yani kısacası tüm dünya ülkelerine burada el yapımı zillerimizi gönderiyoruz."
"Dökümün alaşımındaki formül bir sırdır. Bundan dolayı çok fazla bir gelişmemektedir. Bu sırrı biz saklıyoruz, bizden sonrada bu sırrı ustalarımız saklayacaktır. Aslında babadan oğula giden bir meslek gibi düşüne biliriz."
Mustafa Er, bronz, bakır ve kalay karışımından imal ettileri illerin formülünü sır olarak nitelendirirken şöyle devam etti:
"Burada üretimimiz alışımı söylemiyoruz, bu bizim için bir sırdır. Alışımı sadece biz biliriz. Dünyada el emeği ile Türk usulü zil yapan 8-9 firmayız. Bundan başka el emeği üretim yok."
Kızgın ocaklarda bronz, bakır ve kalaydan eritilip notaların işlendiği el yapımı zillerin en büyük özelliği çekiç izlerinin üst üste gelmemesi. Günlük sadece 25-30 tane arasında üretilen el emeği zillerin tanesi 25 dolardan başlayıp 250 dolara kadar satılıyor.
İki canlı bomba aynı fotoğraf karesinde
Ankara Merasim Sokak'taki canlı bomba saldırısını gerçekleştiren PKK'lı terörist Sömer ile Antalya Ticaret Odası'ndaki canlı bomba saldırısını düzenleyen PKK'lı terörist aynı fotoğraf karesinde yer alıyor. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede yer alan fotoğraflar, Bingöl'de etkisiz hale getirilen bir teröristin üzerinden çıktı.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 17 Şubat'ta Merasim Sokak'ta askeri servis araçlarına yönelik bombalı saldırıya ilişkin iddianamesini geçen hafta tamamlamıştı. Habertürk'te yer alan habere göre iddianamede, aralarında PKK'nın üst düzey yöneticileri Murat Karayılan, Cemil Bayık, Fehman Hüseyin ile PYD lideri Salih Müslim'in de yer aldığı 68 şüpheli hakkında "devletin birliğini ve bütünlüğünü bozmaya teşebbüs" ile "kasten öldürme" suçlamalarından 30'ar kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istenmişti. Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilen iddianamenin eklerinde, önemli görsellere de yer verildi.
Teröristin üzerinden çıktı
Ek klasörlerde, saldırıyı düzenleyen PKK'lı terörist Abdulbaki Sömer'in kırsal alanda birlikte faaliyet gösterdiği diğer örgüt üyeleriyle çekilen fotoğrafları da yer aldı. Bu fotoğraflara, 21 Ağustos 2016 tarihinde Bingöl'de gerçekleştirilen operasyon sırasında etkisiz hale getiren bir teröristin üzerinden ele geçen dijital verilerden ulaşıldığı öğrenildi. Fotoğraflarda Sömer, örgütün sözde 'özel kuvvetler' üyesi diğer teröristlerle görülüyor. Fotoğrafların, Sömer'in eylem için görevlendirilmesinin ardından, eylemi gerçekleştirmek üzere bölgeden ayrıldığı sırada çekildiğinin değerlendirildiği kaydedildi.
Ele geçirilen fotoğraflarda yer alan örgüt üyelerinden en az 3'ünün canlı bomba eylemcisi oldukları belirlendi. Bu isimler; Ankara saldırganı 'Zinar-Raperin' kod adlı Abdulbaki Sömer, 8 Ekim'de canlı bomba eylemi hazırlığı yaparken bomba yüklü aracı patlatılarak ölü ele geçirilen 'Güven Amara Roj' kod adlı Leyla Basut ve 25 Ekim'de Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATO) otoparkındaki bombalı araç saldırısını gerçekleştiren ve 28 Ekim'de yakalanan kadın terörist olarak sıralandı.
Mundo Deportivo'ya konuşan genç yıldız, "Şimdi değil ama ileride, gelişimimi tamamladıktan sonra Barcelona'da oynamayı bende çok isterim. Burada her gün gelişmeye devam ediyorum ve her hafta sonunda, geride kalan maçın kahramanı ben olmak istiyorum" dedi.
Yaz transfer döneminde 15 Milyon Euro karşılığında Rennes'den Borussia Dortmund'a transfer olan Fransız yıldızın kulübüyle 2021'e kadar kontratı bulunuyor. Tuchel'in bu sezon en güvendiği isimlerin başında gelen Dembele, sezon başından beri tüm maçlarda görev aldı. Borussia Dortmund formasıyla BundesLiga'da 6 maça çıkan Ousmane Dembele, 1 gol 2 asistlik performansıyla takımına katkı sağladı.
Dolar/TL, dün gün içinde en düşük 3,4990 seviyesine kadar gerilese de ABD'de açıklanan büyüme verisinin beklentileri aşmasının ardından toparlayarak, günü önceki kapanışa göre yüzde 0,04 artışla 3,5101 seviyesinden tamamladı.
Bugüne 3,5096 seviyesinden yatay başlayan dolar/TL, saat 10.30 itibarıyla yüzde 0,10 yükselişle 3,5150 seviyesinde dengelendi. Şu dakikalarda avro/TL yüzde 0,12 primle 3,6701 seviyesinden ve sterlin/TL ise yüzde 0,14 artışla 4,3230'dan alıcı buluyor.
Analistler bugün Fransa ve İngiltere büyüme ile ABD konut satışları verilerinin takip edileceğini belirterek, uluslararası piyasada bugünden itibaren başlayan Noel ve yılbaşı tatilleri nedeniyle kur tarafında yatay seyrin devam edebileceğini kaydetti. Teknik açıdan dolar/TL'de 3,5000 ve 3,4680 seviyesinin destek konumuna geldiğini dile getiren analistler, 3,5340 seviyesinin ise direnç olarak güçlendiğini söyledi.
Küresel piyasalar tatil moduna geçti
Küresel piyasalar bugünden itibaren başlayan Noel ve yılbaşı tatillerinin etkisiyle düşük hacimli yatay seyrini devam ettiriyor. ABD'de dün açıklanan 3'üncü çeyrek büyüme verisinin yüzde 3,5 ilebeklentileri aşması ve son iki yılın en güçlü artışına işaret etmesine karşın pay piyasalarında sınırlı düşüşler görülürken, dolar endeksi 103 seviyelerindeki yatay hareketini devam ettirdi.
Analistler, piyasaların güçlü büyümeye vereceği pozitif tepkinin, yüzde 4,6 daralan dayanıklı mal siparişleri ve 6 ayın en yükseğine çıkan haftalık işsizlik başvuruları ile sınırlandığını belirtiyor. Bugelişmelerle dün Dow Jones endeksi yüzde 0,12, S&P 500 endeksi yüzde 0,19 ve Nasdaq endeksi yüzde 0,44 değer kaybetti.
Avrupa tarafında pay piyasaları yatay bant içinde dalgalı bir seyir izlerken, avro/dolar paritesi dün 1,05 seviyesini test etse de günü önceki kapanışının hemen üzerinde 1,0434 seviyesinden tamamladı. Dün Almanya'da DAX endeksi yüzde 0,11 azalırken, İngiltere'de FTSE 100 endeksi yüzde 0,32 ve Fransa'da CAC 40 endeksi yüzde 0,02 yükseldi. Analistler, bugün İngiltere borsasının Noel tatili nedeniyle kapalı olduğunu ve açıklanacak Fransa ve İngiltere büyüme verilerinin takip edileceğini belirtiyor.
Asya'da bugün Japonya'da resmi tatil nedeniyle piyasalarda işlem yapılmazken, Çin'de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,77 geriledi. Yurt içinde dün BIST 100 endeksi 77.200 - 77.800 bandı içinde yataybir seyir izledi, dolar/TL ise 3,51 seviyelerinde dengelendi. Analistler, küresel piyasalarda yatırımcıların Noel ve yılbaşı tatili havasına girmesi nedeniyle düşük hacimli yatay bir seyrin izlendiğini dile getirerek, BIST 100 endeksinin 77.700 seviyesinin direnç 76.500 seviyesinin destek konumunda olduğunu kaydetti. Piyasaların bugün takip edeceği veriler şöyle:
10.00 Türkiye, kasım ayı konut satışları
10.00 Almanya, ocak ayı Tüketici Güven Endeksi
12.30 İngiltere, 3. çeyrek GSYH
18.00 ABD, aralık ayı Michigan Ünivesitesi tüketici güven endeksi
18.00 ABD, kasım ayı yeni konut satışları
Kahverengi yumurtanın fiyatı beyazı solladı
Folluktan çıkışında aralarında sadece 3 kuruş fark olan beyaz ve kahverengi yumurtaların fiyatı, tüketiciye ulaşana kadar dikkat çekici boyutlara ulaşıyor. Peki gerçekten beyaz yumurta ile kahverengi yumurta arasında fiyatı dışında bir fark var mı?
Türkiye'nin yumurta üretiminde önde gelen illerinden Balıkesir'de beyaz yumurtanın kümesten çıkış son fiyatı tanede 27,5 ve kahverengide ise 30,5 kuruş şeklinde gerçekleşti.
Söz konusu yumurtalardan beyazı, büyükşehirlerdeki marketlerde 40 ile 75 kuruş arasında satılırken, kahverengisinin tanesi 1,5 liraya kadar çıkıyor.
Pazar yerlerinde iki kat olan fiyat farkı marketlerde yaklaşık 3 katına ulaşıyor.
Organik, gezen tavuk, omega-3 ve selenyum içerikli gibi türde olanları bile marketlerde 1 lira ve altında satılırken, tüketicilerin yoğun talep gösterdiği kahverengi yumurtalar adeta cep yakıyor.
Irktan kaynaklanıyor
Balıkesir Yumurta Üreticileri Birliği Başkanı Faruk Kula, beyaz ile kahverengi yumurta arasındaki farkın tamamen ırklarından kaynaklandığını, aynı kümeste aynı yemle beslenen iki ırkın birinin beyaz diğerinin kahverengi yumurtladığını söyledi.
Piyasada tüketicinin yanıltıldığına dikkati çeken Kula, "Kahverengi yumurta, köy yumurtası olarak satışa sunuluyor. Bu, hiçbir zaman köy yumurtası değil, ırktan kaynaklanan bir yumurtadır. O yumurtaları da biz veriyoruz piyasaya. Bizden alıp bundan haksız kazanç elde edenler var." diye konuştu.
Beyaz yumurta ile kahverengi yumurta arasında besin değeri olarak hiçbir fark bulunmadığını vurgulayan Kula, şöyle devam etti:
"Kahverengi yumurta verenlerin günlük yem tüketimi fazladır. İki yumurta arasındaki bizim fiyat satış farkımız, şu an için 3 kuruş. Kahverengi yumurtayı köy yumurtası diye 1,2 liraya satanlar var. Çeşitli ülkelerde görülen kuş gribi, Türkiye'nin yumurta ihracatını artırdı. Böylece yumurta fiyatları tavan yaptı. Daha sonra konunun basında sıkça yer almasıyla fiyatlar, geriledi. "
Bugün, olması icap eden fiyat, budur. Türkiye'de en ucuz protein kaynağı, yumurta ve beyaz ettir. Yumurtanın besin değeri yüksek, fiyatı ucuzdur."
"İkisi de aynı"
Uludağ Üniversitesi (UÜ) Veteriner Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Tayar da kahverengi yumurtaların daha iyi olduğu savının şehir efsanesinden başka bir şey olmadığını, bu görüşün kahverenginin fiyatının diğerlerinden yüksek olmasından kaynaklandığını vurguladı.
Yumurta kabuklarının beyazdan kahverenginin değişik tonlarına kadar farklılık gösterebildiğini anlatan Tayar, "Bu, tamamen tavuğun genetik yapısına bağlıdır. Genel olarak Asya kökenli tavukların yumurtaları kahverengi, Akdeniz kıyıları kökenlilerin ise beyaz olur." ifadelerini kullandı.
"İkisi de eşit"
Besin değeri, lezzet ve pişme karakteristikleri bakımından her iki renk yumurtanın, aynı değerde olduğunu vurgulayan Tayar, "Tat ve beslenme değeri açısından kahverengi ve beyaz yumurta arasında hiçbir fark yoktur. Ne kahverengi yumurta daha iyi, ne de beyaz yumurta. İkisi de eşit. "
"Kahverengi yumurta daha sağlıklı olduğu için pahalı değildir. Beyaz yumurtaya göre daha pahalıya satılmasının nedeni, tüketici tercihidir." diye konuştu."
Bursa'da Tuzpazarı yakınlarında kurulan meyve sebze pazarında yumurta satan Müslim Altaş da beyaz ve kahverengi yumurta arasında yarı yarıya fiyat farkı olduğunu belirterek, "Beyaz 40 iken kahverengi yumurta 80 kuruşa kadar çıktı. Kahverengi yumurta, beyaz yumurtaya göre daha çok tercih ediliyor. Müşteri, hep kahverengi yumurta istiyor." dedi.
Büyük ikramiye saat kaçta açıklandı?
TRT 1'de canlı yayında 60 milyon büyük ikramiye sonucu 31 Aralık 2016 tarihinde saat 23:30'ta açıklandı.
İlk çekiliş hangi ikramiye için yapıldı? Bilet numaraları belli oldu mu?
Tüm biletler tükendi mi?
İdarenin yayınladığı habere göre, büyük çekiliş öncesi tüm biletler tükenmiş durumda.
Büyük ikramiye ne kadar?
Hayallerini 60 milyon Türk lirası ile renklendirenler şayet kıl payı ile kaçırırlarsa, idare 60 lira tesell ikramiyesi alacak. Son iki rakama dikkat.
Dişlerini döken dinozor keşfedildi
Bilim insanları trepod familyasından Limusaurus inextricabilis adı verilen bir dinozor türünün yetişkinliğe geçerken dişlerini döktüğünü keşfetti.
Çin'in Sincan Özerk Bölgesinde, geçmişte çamur bataklığı olan bir alanda, bozulmadan kalmış farklı yaşlardaki 19 Limusaurus fosili üzerinde yapılan incelemelerde, türün yetişkinliğe geçerken tüm dişlerini kaybettiği tespit edildi. Yavru dinozorlar küçük keskin dişlere sahipken, yetişkin dinozorların tamamının dişsiz olduğu görüldü.
ABD'nin George Washington Üniversitesinden araştırmacıların keşfinin, bugün trepodların devamı olduğu düşünülen kuşların neden dişleri değil de gagaları olduğunu açıklayabileceği belirtildi.
"Keşif iki bakımdan çok önemli" diyen araştırmanın yazarlarından biyoloji profesörü James Clark, "İlki, aynı türe mensup dinozor fosillerinin, yavrusundan yetişkinine kadar bir arada korunmuş olarak bulunması ender görülen bir durum. İkincisi hayvanların anatomisinde görülen sıra dışı farklılaşma. Limusaurusların beslenme biçimlerinde yaşa bağlı radikal bir değişim olduğunu gösteriyor." değerlendirmesinde bulundu.
Araştırmacılar Limusaurusların yavruyken etobur olduğu, yetişkinlikte ise otobura dönüştüğü varsayımını ortaya attı. Fosillerin kimyasal analizi yavrular ile yetişkinler arasındaki beslenme farklılığı olduğunu doğruladı.
Araştırmanın sonuçları "Current Biology" dergisinde yayınlandı.
2016 KPSS önlisans sonuçları açıklandı | ÖSYM sorgu sayfası
2016 KPSS önlisans sonuçları uzun sonra ÖSYM tarafından açıklandı. Sınava giren yüzbinlerce önlisans mezunun stresli bekleyişi sona erdi. 2017'de devlet kadrolarına büyük alımlar olacağı için sonuçları sabırsızlıkla bekleyen mezunlar için Maliye Bakanı Naci Ağbal müjdeli haberi verdi..
2017 yılında devlet kadrolarına 60 bin memur alınacak. Maliye Bakanı Naci Ağbal, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra memur kadrolarında açıklıkları doldurmak için personel alınacağını söyledi. Çalışma Bakanı Mehmet Müzzinoğlu, 60 bin personel alımı olarak Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Emniyet Müdürlüğü'ne yönlendirileceğini söyledi.
Kurum gerektiğinde, sınava başvuran aday sayısına bağlı olarak listede yazılı sınav merkezlerine ek olarak yeni sınav merkezleri açabilir veya listede yazılı sınav merkezlerinden bazılarını iptal edebilir.
Kapasitesi dolmuş veya iptal edilmiş sınav merkezlerini isteyen adayların, sınava başvurusunu tamamladığı tarih de dikkate alınarak (sınava son başvuru gününde başvuran adaylardan başlamak üzere) belirlenecek bir kısmı, kapasitesi dolmamış diğer sınav merkezlerine atanır. Böyle durumlarda adayın sınava gireceği yeri saptama yetkisi kuruma aitti.
Kurum, adayların Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi'nden adres bilgilerini
kontrol etme hakkını saklı tutar. Yanlış beyanda bulunan adaylar Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafından belirlenecek sınav merkezlerine atanabilecektir Sınava girmek istediği merkezi yazmayan adaylar, ÖSYM tarafından herhangi bir sınav merkezine atanırlar.
Adayların atandıkları sınav merkezleri değiştirilemez. Başvuran aday sayısının 1000'den az olduğu sınav merkezlerinde sınav yapıp yapmama hakkında ÖSYM Yönetim Kurulu tarafından başvurular alındıktan sonra karar verilecektir.
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'nca tebligat yapılmasına rağmen ifade vermeye gitmeyen, hakkında "zorla getirme" kararı bulunan HDP Diyarbakır Milletvekili Ziya Pir gözaltına alındı. Yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin Anayasa'da değişiklik yapılmasını öngören kanunun Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmesinin ardından milletvekillerinin dosyalarındaki inceleme sürüyor.
Şampiyonlar Ligi'nde grup maçları sona erdi. Beşiktaş yoluna UEFA Avrupa Ligi'nde devam edecek. İşte son 16 Turu'na kalan takımlar...
İstanbul 31 Mart isyanıyla sarsılırken ertesi gün Adana'da Türk-Ermeni çatışması patlak veriyor, binlerce insan öldürülüyor! Olayları ancak Selanik'ten gelen ordu bastırabiliyor. Doğu Anadolu'da toprak kavgasına dayalı Kürt-Ermeni çatışmaları artıyor, savaşın ayak sesleri duyulurken Rusya Ermeni komitalarını silahlandırıyor. Van ve Bitlis isyanlarından sonra hükümet tehcir kararı alıyor.
Yaptığı kurnaz plan sayesinde Kerem'i köşeye sıkıştırmaya başlayan Poyraz Karayel, Ayşegül'ü kendisinin yanına çağırır. Poyraz'ın isteği doğrultusunda buluşacakları eve giden Ayşegül, Poyraz'ın hazırladığı sürpriz karşısında sevincini gizleyemez. Çınar, Ayşegül ile yaptığı yüzleşmede Nevra'nın tehditleri yüzünden Ayşegül'ün kendisiyle birlikte yaşamak zorunda kaldığını öğrenir. Yeni bir hayata başlamak istediğini ifade eden eski aşık "Poyraz Karayel küllerinden yeniden doğuyor Ayşegül" diyerek ona hazırladığı sürprizi sunar.
BM Güvenlik Konseyi'nde İsrail'in işgali altındaki Filistin topraklarında yasa dışı tüm yerleşim faaliyetlerini "derhal ve tamamen" durdurmasını talep eden karar, ABD'nin ilk defa çekimser oy kullanmasının ardından kabul edildi.
Filistin'in BM Daimi Temsilcisi Riyad Mansur ikonseye teşekkürederek, kararın barış görüşmelerine katkı sağlayacağı değerlendirmesinde bulundu.Mansur, "Karar, iki devletli çözümün korunması ve barış ve umudun canlandırılmasında son çaba olarak görülebilir." ifadesini kullandı.
İsrail tepkili
BM Güvenlik Konseyi'nde, İsrail'in işgali altındakiFilistin topraklarında yasa dışı tüm yerleşim faaliyetlerini "derhal ve tamamen"durdurmasını talep eden kararın, ABD'nin ilk defa çekimser oy kullanmasının ardından kabul edilmesine İsrail'den ilk değerlendirme, Enerji Bakanı Yuval Steinitz'den geldi. İsrail'in Kanal 2 televizyonuna konuşan Steinitz, "ABD, Ortadoğu'daki tek müttefiki olan İsrail'i terk etti. (Obama yönetimi ile) Sekiz yıllıkdostluğun ardından kalbimiz sızlıyor." ifadelerini kullandı
BM Güvenlik Konseyi'nde İsrail'in işgali altındaki Filistintopraklarında yasa dışı tüm yerleşim faaliyetlerini "derhal ve tamamen"durdurmasını talep eden karar, 14 oyla kabul edilmişti. Şimdiye kadar BMGK'de İsrail'e yönelik eleştirilerin karşısında duran ve 2011'de İsrail'in yasa dışı yerleşim birimlerini kınayan karar tasarısını veto eden ABD, ilk defa çekimser oy kullandı. ABD'nin ilk defa çekimser oy kullanması, kararın geçmesinde etkil ioldu.
ABD'nin BM Daimi Temsilcisi Samantha Power, İsrail'in işgali altındaki Filistin topraklarında yasa dışı tüm yerleşim faaliyetlerini "derhal ve tamamen" durdurmasını talep eden kararın, BM GüvenlikKonseyi'nde (BMGK), ABD'nin ilk kez çekimser oy kullanması üzerine kabul edilmesine ilişkin, "ABD, İsrail'e 50 yıldır devam eden yerleşim faaliyetlerini durdurması gerektiği mesajını gönderiyor." dedi.
İçkili eğlence yeri işletmecisini öldüren 2 kişi tutuklandı
Edirne'de alkollü eğlence yeri işletmecisini öldürüp, kardeşini de ağır yaralayan 2 şüpheli yılblaşı kutlamak için gittikleri evlerinde yakalandı ve tutuklandı.
Edirne'nin Keşan ilçesinde alkollü eğlence mekanı işleten 40 yaşındaki İlhan Ergene'nin pompalı tüfekle vurularak öldürüldüğü, kardeşi 35 yaşındaki Emrah Ergene'nin ise bıçaklanarak ağır yaralandığı olayla ilgili yakalanan şüpheliler Halil İbrahim Çekiç ve Mehmet Sanmaz, çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.
İddiaya göre, Halil İbrahim Çekiç ve Mehmet Sanmaz aralarında bilinmeyen nedenle husumet bulunan bar işletmecisi İlhan Ergene ve kardeşi Emrah Ergene'nin Eski Yağ Pazarı Sokak'taki işyerine gitti.
Şüphelilerden biri yanında götürdüğü pompalı tüfekle İlhan Ergene'yi vururken, diğeri ise olaya müdahale etmek isteyen kardeşi Emrah Ergene'yi göğsünden bıçakladı. Halil İbrahim Çekiç ve Mehmet Sanmaz saldırının ardından olay yerinden kaçtı.
İlhan Ergene kaldırıldığı hastanede ölürken, kardeşi Emrah Ergene ise ilk müdahalesinin ardından sevk edildiği Tekirdağ'daki Namık Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde tedavi altına alındı.
Olayın ardından kaçan şüphelilerden Halil İbrahim Çekiç aynı akşam polis tarafından, Mehmet Sanmaz ise geçen Cumartesi akşamı, yılbaşını geçirmek üzere gittiği ilçeye bağlı Siğilli Köyü'ndeki ailesinin evinde jandarma tarafından yakalanarak, gözaltına alındı. Sanmaz ve Çekiç, çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak, Edirne Kapalı Cezaevi'ne konuldu.
iOS ve Android kullanıcılarına Solitaire müjdesi
90'lı yıllarda Windows'un geniş kitleler tarafından benimsenmesinde çok büyük rolü olan kart oyunu Solitaire için Microsoft'tan kritik karar geldi.
Yazılım devi Microsoft,  Solitaire'in iOS ve Android versiyonlarını hazırlama kararı aldı. Bu aynı zamanda Microsoft tarihinde, Solitaire oyunlarının Windows dışında ilk kez çıkması anlamına geliyor.
Solitaire'in Android ve iOS üzerinde sayısız kopyası bulunmasına rağmen oyunun en popüler hali, Microsoft'un yorumuydu ve şimdi Microsoft'un bu sistemlere girmesiyle, diğer "no name" oyunlara ilginin söneceği, çoğu inanın Microsoft sürümlerine yöneleceği düşünülüyor.
Samsung, yeni nesil akıllı saati olan Gear S3 ile analog saat tasarımını baz alarak tüm dengeleri bozdu. Ergonomisi ile benzer ürünlerle büyük bir fark yaratan Samsung Gear S3 'e yakından bakıyoruz.
Samsung, kullanıcısını dinleyerek akıllı saati olan Gear S2 ile birçok şeyi doğru yaptı. Gear S2 ile yuvarlak saat tasarımını tercih eden Samsung, başarılı ergonomisi ve kolay kullanımı ile gönüllerde taht kurdu. Fakat bu Samsung için yeterli değildi. Gear S2 ile ciddi bir tecrübe edinen ve kullanıcıların yorumlarını ve isteklerini kulak asmayan Samsung, yeni nesil bir akıllı saat ile karşımıza çıktı. Samsung Gear S3 olarak adlandırılan bu yeni akıllı saat, yeni tasarımı ve yep yeni özellikleriyle kendisini farklılaştırıyor. Gear S3 Classic ve Gear S3 Frontier olmak üzere iki farklı sürüm ile karşımıza çıkan bu ürünler, klasik saat sevenlerden, spor ve macera tutkunlarına kadar çok geniş bir kitleye hitap ediyorlar.
Yep yeni bir tasarım ile karşımızda
Biz her ne kadar akıllı saat desek de bu ürünler taşınabilir bilgisayarlardan çok farklı değiller. Durum böyle olunca birçok kullanıcı bu ürünlere mesafeli yaklaşıyor. Samsung, işte bu düşünceyi kırmak istiyor ve gerek tasarımda gerekse de ergonomide yeni nesil akıllı saatinde önemli değişiklikler yaptı. Sonuçta kimse bileğinde bir bilgisayar taşımak istemiyor. Bu yüzden yeni nesil akıllı saatlerin tasarımı analog saatlerin tasarımından ilham alındı. Bu yapılınca 40 mm'lik çap boyutundan 46 mm ve bezel halka ile daha rahat kontrol edilebilen bir çap boyutuna geçildi. Tabi bu değişiklikler olunca Gear S3'un ağırlığı 42 gr Gear S2 ile kıyasla 62 grama çıktı.
Macera tutkunlarından ilham alan Gear S3 frontier, tasarım ve fonksiyonu harmanlayan dayanıklı tarzıyla güçlü bir dış görünüme sahip. Gear S3 classic ise en ikonik saatlerde bulunan minimalist ve zarif tarzı yansıtıyor. Her iki ürün yerleşik GPS ve IP68 su ve toza dayanıklılığın bulunduğu birçok gelişmiş özelliklere sahip. Diğer bir önemli özellik ise binlerce saat arayüzü ve kayış seçenekleri sayesinde, istenildiği gibi kişiselleştirebiliyor olması.
Samsung Gear S3 ile Gear S2'nin genel konseptine sadık kaldı. Demek istediğimiz, menüye erişim ve geçişlerde Bezel halka değiştirilmedi. İyi de oldu. Çünkü bu Bezel halka ile menüye kolayca ulaşılabiliyor. Bununla birlikte ekranın büyümesi kullanıcının işini daha da kolaylaştırdığını söylemeliyiz. 1.3 inç büyüklüğündeki AMOLED ekran, 360x360 piksel çözünürlük ve 278 ppi piksel yoğunluk değerine ek olarak 16 milyon renk özelliğini destekliyor. Saatin camı, özel olarak geliştirilen ve sağlamlığı ile kendisinden söz ettiren Corning Gorilla Glas SR+. Bu cam safir cam kadar çizilmeye dayanıklı değil, fakat ışık geçirgenliği çok daha yüksek olmasından dolayı ekranı aydınlatmak için daha az ışığa ihtiyaç duyuyor.
Gear S3, 768 MByte'lık bir belleğe sahip. Üzerinde bulunan çift çekirdekli 1 Ghz saat frekansında çalışan işlemci, cihazın takılmadan yüksek bir performansta çalışmasını sağlıyor. Gear S2'de bulunan 250 mAh'lik pil yerine 380 mAh'lik pilin kullanılması önemli bir artı. Gear S2'nin zayıf noktası olan pil kullanım süresi Gear S3 ile düzeltildi. Öyle ki yaptığımız testlerde Gear S3'ün iki gün dayanabildiğini gördük.
Samsung sonunda akıllı saatine telefondan bağımsız bir GPS modülü ekledi. Bu en çok spor yapan kişileri sevindirecek bir haber. Bununla birlikte Spor sevenler için nabız ve adımı gösteren özel bir saat arayüzü tasarlandı.
GPS, kullanıcıların doğru bir şekilde günlük fitness faaliyetlerini izlemesine izin verirken barometre ve hızölçer, kullanıcıların rakım ve atmosfer basıncından hava durumundaki ani değişikliklere, kat edilen mesafeye ve hıza kadar bir çok değişkeni takip etmesine imkan tanıyor.
Üründe beğendiğimiz bir özellik, acil durum yardım sinyali, yani cep telefonu yardımı ile atanan kişilere lokasyon bilgisi yollayabiliyor olması. Gear S3'de bir SIM kart yuvası yok. Bluetooth yardımı ile cep telefonu ile haberleşebilen Gear S3, gelen telefonları karşılayabiliyor. Üzerinde bulunan hoparlör sayesinde telefon konuşmalarınızı yapabiliyor olmanız da önemli bir avantaj.
Gear S3, her ne kadar Android telefonlarla eşleşebilse de Tizen işletim sistemini kullandığını hatırlamakta fayda var. Bunun anlamı Android Wear uygulamaların bu telefonda çalışmaması. Samsung bu yüzden 11 binin üzerinde akıllı saat uygulamasının bulunduğu kendi uygulama dükkanını oluşturdu.
Teknik Özellikler
İşlemci: Çift çekirdekli 1 GHz
Ünlülerin "Bu benim hayatım, kendim için yaşıyorum. İstediğimi yaparım, istediğimi söylerim" cümleleri bana pek uzak. Ünlü biri olmadığım için değil, sözü ciddiye alınan birinin dilinin ayarını iyi yapabilmesi gerektiğine inandığımdan böyle düşünüyorum. Bu arada insanların kendi hayatlarını istediği gibi yaşaması taraftarıyım, onda bir sorun yok. Ama o kişinin özgür ifade hakkı, bir sokak köpeğinin ölümünü isteyecekse "Orada dur" derim. Hepimiz de demeliyiz. Kaleci Volkan'dan bahsettiğimi anlamışsınızdır.
Takımlar umurumda değil, futbolcular hiç umurumda değil. Zaten futboldan anlamam. Milli takım maçı olduğunda izleyip, sevinenlerdenim ben. Çünkü o birlik, beraberlik duygusunu severim. Adını bile bilmediğim, sokaktan geçen bir insanımla beni kucaklaştıran ortak zafer coşkusunu severim. Tüm bunları futbolla alakam olmadığını anlatmak için söylüyorum. Yani Volkan Demirel'in hangi futbolcuya, hangi takıma kızdığı hiç umurumda değil. Ama verdiği o talihsiz örnek ben ve benim gibi duyarlı insanları çok üzdü. "Belediye gereksiz sokak köpeklerini zehirlesin. Yoksa olmayacak, bana kalacak bu iş" ne demek?
Fotoğrafların devamı için tıklayın!
Volkan Demirel özür dilesin
Bazı futbol fanatikleri diyor ki; "Volkan onu sokak köpeklerine söylemedi, anlamıyor musunuz?" Bir canlının ölümü örnek verilerek kıyaslama yapılabilir mi? Sokak köpekleri zaten aç, susuz. Acıyıp biri önüne yemek koyarsa yiyecek, yoksa günler boyunca aç. Uyku deseniz; o gece güvenli bir yer bulacak da uyuyacak. Yoksa sabaha kadar hep tetikte; "Şimdi kim tekme atacak, kim beni buradan kovacak" diye. Neredeyse "Dünyaya niye geldin sen" diye suçlu bulunacak. Hayatı her gün cehennem azabı içinde geçen bu masumlara böyle bir cümle kullanılabilir mi? Hangi vicdana sığar bu örnek?
Ben bazıları gibi; "Volkan'ı zehirlemek istiyorum" demiyorum. Ben diyorum ki; Volkan Demirel bizim gibi futbolla alakası olmayan insanların içine su serpmek adına bir özür dilesin, "İstemeden yanlış bir örnek verdim" desin. Bildiğim kadarıyla evinde köpekleri olan biri. Bu da demek oluyor ki köpekleri seven bir yüreği var. Öfke, öfkeyi doğurur. Buradan Volkan Demirel'e çağrımdır: Kendisini çok seven, takip eden, özenen gençler var. Sevgi dolu bir hareketi, özür dileme asaleti, bir köpeğin başını okşaması gençlere örnek olacaktır. Hatta kendisine mail yollayarak bir röportaj talebim oldu. Kabul etsin ya da etmesin hiç önemli değil; ama o zor şartlarda yaşayan hayvanlar için sevgi dolu bir cümle duymak benim için en büyük mutluluk olacaktır.
1997 - 2000 İstanbul Üniversitesi Kardiyoloji Enstitüsü Başasistan
Türk Kalp ve Damar Cerrahisi Derneği
Türk Kardiyoloji Derneği
iPad için Rome: Total War çıktı
Efsane strateji oyunu seri Total War'ın ilk oyunu Rome: Total War süpriz bir haberle iPad için çıktı.
Total War, tarihsel ve fantastik olarak yaşanmış olaylar üzerine geliştirilmiş bir strateji oyunu. Creative Assembly tarafından geliştirilen bu efsane seri ilk olarak 2004 yılında çıkışını yapmıştı. Oyun gerçek zamanlı; siyaset, ordu ve kaynak yönetimi sistemleri ile oyuncuları stratejik yeteneklerini kullandırmaya sürüklerken, oyun aynı zamanda strateji türünde oyunlarda başarılı bir yer edinmiş, üst sıralarda kendine yer edinmiştir. En son Total War: Warhammer ile adından söz ettiren Total War serisi şimdi ise alışıla gelmedik bir haber ile karşımızda. Birçok büyük firmanın mobil platformlara yönelmesi Creative Assembly'nde dikkatini çekmiş olmalı ki Total War serisinin ilk oyunu sayılan Rome: Total War Ipad için çıkışını yapacak. Strateji oyunlarını daha çok PC platformunda oynamaya alışık olsak bile bu seri kaçınılmayacak cinsten.
Oyun bugün çıkarken kullanıcıların kafasını karıştıran en büyük sorulardan birisi de kontrollerin tablet üzerinden nasıl olacağına dair.  PC sürümünde bile kimi zaman kontrollerinin zorluğunu hissettiğimiz strateji oyunları, parmak hareketlerimizle nasıl bir deneyim sunacak yakında öğreneceğiz.
Balıkesir'in Bandırma ilçesinde, nakliyecilik yapan 50 yaşındaki İlker Yakut Tuksal, büro olarak kullandığı dairede elektrik sobasından çıkan yangında yaşamını yitirdi.
Bandırma'da nakliyecilik yapan İlker Yakut Tuksal'ın Günaydın Mahallesi Hal Caddesi'ndeki ofis olarak kullandığı 4 katlı binanın ikinci katındaki dairesinde saat 03.00 sıralarında yangın çıktı.
Çevredekilerin haber vermesi üzerine Balıkesir Büyükşehir Belediyesi yangına müdahale ederek söndürdü. Üst katlarda oturan 3 kişinin dumandan zehirlenerek hastaneye kaldırıldığı yangın sonrası dairede yapılan incelemede, evli ve bir çocuk babası olan İlker Yakut Tuksal'ın yanmış cesedi bulundu.
Elektrik sobasından çıktığı belirlenen yangın ve Tuksal'ın ölümüyle ilgili soruşturma başlandı.
Sivas'ta göreve yeni atanan Vali Davut Gül, dün yağmur altında uzunca bir kuyruk oluşturan görevliler ve STK temsilcilerince karşılanmış, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Yıldırım'a minnetlerini bildirerek, "Terleyen vali olmak için geldim" mesajıyla göreve başlamıştı. O vali bugün çizmelerini giydi incelemeye çıktı.
Sivas dün ilginç bir karşılama törenine tanık olmuştu. Son valiler kararnamesi ile İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü Daire Başkanı iken
kente atanan Davut Gül, yağmur altında uzunca bir kuyruk oluşturan görevlilerce karşılanmıştı. Vali Gül, görev yerine erken saatlerde gelmiş, ancak büyük bir görevliler kalabalığını kendisini beklerken bulmuştu. Yağmura rağmen karşılama için valilik önüne dizilmiş il protokolü, personel ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ile tokalaşan Vali, sonra da makamına geçmişti.
Makamına oturduktan sonra da ilk mesajını terörle mücadele konusunda veren Vali Gül, "Hiç şüphesiz terör bitene kadar devam edecektir" demiş, "paralel yapıyla" mücadele edeceğini de eklemişti. "Bayrak yarışı" olarak nitelediği kamu göreviyle ilgili heyecanını paylaşan, kendisini bu göreve "layık gördükleri için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım'a minnetlerini bildiren Vali, icraat vaatlerini de sıralamıştı. Vali Gül, Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerine göndermede bulunarak, "Sayın Cumhurbaşkanımızın emir buyurduğu gibi, terleyen cumhurbaşkanı, terleyen başbakan, terleyen bakan ve ben de terleyen vali olmak için geldim" demişti.
Vali Gül bugün de görevine hızlı başladı. Yağışlar nedeniyle su altında kalan okullar bölgesinde incelemelerde bulunan Vali Gül, çizmeyi giydi, bölgeyi gezerek alt yapı sorunu ile ilgili bilgi aldı. Yeni stadyum inşaatının da devam ettiği bölgenin alt yapı sorunu hakkında Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürü Salim Kılıç ve İl Milli Eğitim Müdürü Mustafa Altınsoy, Davut Gül'e bilgi verdi.
Vali Davut Gül, problemin çözümü için daha sonra bir toplantı düzenledi. Toplantıya Belediye Başkanı Sami Aydın, Vali Yardımcısı ve İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Salih Ayhan, DSİ 19.Bölge Müdürü İsmail Kaya, Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürü Salim Kılıç ile İl Milli Eğitim Müdürü Mustafa Altınsoy katıldı.
Toplantıda okullar bölgesinin altyapı sorunu görüşülürken Vali Davut Gül ve yetkililer birlikte sorunun çözümü için yapılabilecek alternatifleri değerlendirdi. Terfi istasyonu kurulmasının gerekliliği vurgulandı.
Bu arada yağmur sonrası su altında kalan okullar 2 gün tatil edilmişti.
Oynadığı futbolla dünyanın dikkatini çeken 'Arap Messi' lakabıyla anılan Omar Abdulrahman Avrupa'ya transfer oluyor.
Saçlarıyla David Luiz'i futboluyla Messi'yi anımsatan Abdulrahman bu yıl Asya'da yılın oyuncusu seçilmişti.
25 yaşındaki futbolcu Al Ahly formasıyla Barcelona karşı oynanan maçta kullandığı Panenka penaltısıyla herkesin dikkatini çekmişti.
Birleşik Arap Emirlikleri vatandaşı olan Abdulrahman formunun zirvesinde olduğunu belirterek Avrupa'da futbol oynamak istediğini açıkladı ve 'İnşallah' dedi.
Gönlündeki takımın da Arsenal olduğunu belirten 'Arap Messi' teklif bekliyor.
Kıbrıs görüşmelerine ara verildi
Kıbrıslı liderlerin çözüm için 5 gündür İsviçre'de sürdürdüğü müzakereler sonuçsuz kaldı. Birleşmiş Milletler gözetimindeki görüşmelerde Rum lider Anastasiadis Türk tarafının açılımları karşısında zamana ihtiyacı olduğunu söyleyerek ara istedi.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve Rum lider Nikos Anastasiadis, dün sabah Mont Pelerin kasabasındaki otelde yeniden bir araya gelerek, toprak kriterleri üzerindeki görüşmeleri tamamladı.
Akıncı ve Anastasiadis'in yaklaşık bir saat süren görüşmesinin ardından heyetler kendi aralarında değerlendirmeler yaptı.
Müzakerelerin en önemli dönemeci olarak gösterilen temaslar ise akşam gerçekleştirildi. Taraflar 5'li zirve tarihinin belirlenmesiyle eş zamanlı olarak harita konusunu ele almak için toplandı.
Edinilen bilgiye göre, görüşmelerin ardından Rum lider Anastasiadis, masada Türk tarafının açılımları karşısında zamana ihtiyacı olduğunu söyledi.
Anastasiadis ayrıca Kıbrıs'a dönüp görüşmeler yapmak istediğini ifade etti.
Akıncı'nın sözcüsü ise gazetecilere yaptığı açıklamada, "Anastasiadis'i bu fikrinden geri döndürmek için çok uğraş verdik ama ısrarlı olunca saygı göstermek zorunda kaldık" dedi.
Görüşmeler 20 kasım'da Cenevre'de yeniden başlayacak.
- 3 adet büyük medjul hurma
-Yarım bardak nar
- İsteğe göre tarçın
Hurmaları yumuşayana kadar suda bekletin. Bir gece önceden koyabilirsiniz veya birkaç saat de yeterli olur. Fırını 160 dereceye ısıtın. Balkabaklarını yağsız parşömen kağıt üzerinde fırına verin. 15 dakika sonra kabakları çevirin. Arada kontrol ederek iyice yumuşayana kadar pişirin. Hurmaların kabuklarını soyun Cevizleri bir kısmı irili ufaklı parçalar haline gelene kadar rondodan geçirin. Hurma ve pişmiş kabak dilimlerini ekleyip püre haline gelene kadar çevirin. Tercih ederseniz az miktarda tarçın da ekleyebilirsiniz. Karışımı bir fırın kabına koyup 15 dakika daha fırınlayın. Fırından çıkarttığınızda üstüne nar serpiştirerek afiyetle yiyin.
Canınız çok tatlı istiyor ama sadece 5 dakikanız mı var? Bu tarif tam size göre.
- 2 tatlı kaşığı tuzsuz süzme peynir veya tatlı lor
İnciri yıkayıp kabuklarını soyun ve tam ortadan ikiye bölün. Her bir dilim üzerine birer tatlı kaşığı süzme peynir veya tatlı lor koyun. Cevizleri peynirin üzerine yerleştirin. Eğer daha tatlı olmasını isterseniz cevizi koymadan önce peynirin üzerine çok az bal gezdirebilirsiniz.
Bu brownie bildiğiniz brownie'lerden değil. Hem müthiş lezzetli hem de tatlı patates ve çiğ kakao sayesinde tam bir antioksidan bombası!
İşlenmemiş ham kakao çok faydalı bir süper besin. Morali yükseltiyor, kan dolaşımını düzenliyor, tansiyonu düşürüyor. Antioksidan deposu olduğu için hücre hasarına ve inflamasyona karşı etkili. Aktarlardan, organik pazarlardan veya internetten alabilirsiniz.
- 5 büyük boy medjul hurma
- 4 çorba kaşığı işlenmemiş çiğ kakao tozu
- 1 tutam tuz
Fırını 190 dereceye ısıtın. Tatlı patatesleri soyun, büyük küpler şeklinde doğrayın ve buharda iyice yumuşayana kadar pişirin. Hurmaların çekirdeklerini çıkartın. Rondoda tatlı patates ve hurmayı püre haline getirin. Diğer bütün malzemeleri ayrı bir kapta karıştırın. Tatlı patates ve hurma püresini diğer malzemelere ekleyin, kaşıkla iyice karışırın. Fırın kabınızı parşomen kağıtla kaplayın ve karışımı içine dökün. 30-35 dakika pişirin, bir kürdan saplayıp kontrol edin. Kürdan temiz çıkıyorsa pişmiştir. Fırından çıkartıp soğuyuncaya kadar bekleyin.
Daha fazla şekersiz tatlı tarifi için: askveavokado. com
2016'nın en çok satan albümleri
D&R'ın açıkladığı listeye göre 2016 yılında D&R mağazalarında en çok satılan albümler şu şekilde sıralandı.
Livaneli 50. Yıl "Bir Kuşaktan Bir Kuşağa"
Geçtiğimiz aylarda yeni bir özelliğini devreye sokan Facebook "Güvenlik Denetimi" uygulaması ile Tayland'ı karıştırdı. Yaşanan tehlikeli olaylarda özelliği aktif ederek bölgedeki kullanıcılarını uyaran sosyal medya devi bu kez ağır eleştiriler aldı. Dün akşam saatlerinde Tayland'da yaşanan olayın ardından Facebook kullanıcılarından özür diledi.
Facebook'ta bir süredir aktif olarak kullanılan Güvenlik Denetimi uygulaması ile olayların yaşandığı bölgelerde bulunan sosyal medya kullanıcılarına uyarılar gidiyordu. Açılan sayfalar ve gelen uyarılar doğrultusunda güvende olduğunu bildiren kişiler yakın çevresini haberdar ederek olaydan etkilenmediğini ifade ediyordu.
Tayland'da dün akşam saatlerinde meydana gelen olayda hükümet binasına kimliği belirsiz bir kişi maytap atınca Facebook üzerinde "Tayland, Bangkok'ta patlama" isimli bir sayfa açıldı. Güvenlik denetimi özelliğinin aktif hale gelmesinin ardından kullanıcılar yaşanan patlama sonrası sağlıklı olduklarını yakınları ile paylaştı.
Sosyal paylaşım sitesine konuyla ilgili yüzlerce bildirimin gelmesinin ardından olayın gerçek olmadığı ve maytap yakılması sonucu bu sayfanın açıldığı ortaya çıktı. Öte yandan sayfaya konulan BBC haberinde 2015 yılında da bölgede benzer bir patlama yaşandığı dile getirilirken şikâyetlerin artmasının ardından Facebook paylaşımı kaldırma kararı aldı.
Üçünü taraf özelliği devreye girdi
Dünyanın en fazla kullanılan sosyal medyası yaşanan olaylardan sonra bölge tespit özelliğini kullanarak orada yaşayan kişilerin paylaşımlarını tarıyor. Konu ile ilgili paylaşım sayısının az olması halinde Tayland'da meydana gelen olayda olduğu gibi uygulama geri alınıyor.
Uluslararası piyasalarda Noel ve yılbaşı tatillerinin bugünden itibaren başlamasının etkisi ile altın fiyatları yatay bir seyir izliyor. Kapalıçarşı'da gram altın 128 liranın altında işlem görüyor.
Dün ABD'de açıklanan 3'üncü çeyrek büyüme verisinin yüzde 3,5 ile beklentileri aşmasına karşın altının ons fiyatı geçen haftadan bu yana devam eden yatay seyrini sürdürdü.
Altının gram fiyatı da dün 127 lira sınırına kadar gerilemesinin ardından günü 127,4 liradan tamamlamıştı.
Bugüne sınırlı yükselişle başlayan gram altın, saat 10.25 itibarıyla 127,8 liradan işlem görürken, Kapalıçarşı'da çeyrek altın 210, Cumhuriyet altını 856 liradan satılıyor.
AA Finans Analisti İslam Memiş, uluslararası piyasadaki yıl sonu tatilleri nedeniyle bu hafta altın fiyatlarındaki toparlanma isteğinin kalıcı olamadığını belirtti.
Memiş, hafta başında altının ons fiyatının test ettiği 1.140 dolar direncini aşamamasının, zayıf seyrin yıl sonuna kadar devam edebileceğinin işaretini verdiğini kaydetti.
Altının, yatırımcılar tarafından talep görmediği gibi satış pozisyonlarının halen devam ettiğine değinen Memiş, satış ağırlıklı seyrin ve buna bağlı fiyatlardaki gerilemenin gelecek hafta da devam edebileceğine dikkati çekti.
Bölücü renkler, dosya ayraçları gibi, ayırd edilsin diye konmuş renkler. Hiç birbiriyle kaynaşmaması gereken renkler. Sarı, kırmızı, mavi...
Uzun zamandır düşündüğüm ama yazmak için kolay kolay toparlayamadığım bir konu bu.
Gösterilen şeyi ekranlarda, aklım "gerçek" olarak göremiyor. Reddediyor öyle görmeyi aslında.
Ait olmakla alakalı diyor bir dostum. Formalar gibi, futbol takımları gibi. Ve ait olunan topluluğun da ayrıştırıcı bir öğesi olmalı. Bayrak, logo, renk gibi.
Neden ait olalım ki bir yerlere, topluluklara? Yalnız kalmamak için mi, daha da güçlü hissetmek için mi? Yazarken hissim o ki, sıkça soru soracağım bugün, cevap aradığımdan bunlara.
Söylenenler ise başka sorular oluşturuyor kafamda. Ait olmak dedik. Okulla başlıyor, okul formaları, önlükler, armalı hırkalar. Sonra iş hayatı başlar, rozetler dağıtılır logolu. Mantıklı görünüyor herşey.
Nasıl taraftar olduğumu hatırlamıyorum. Ama aşık olduğumuz renkler diyip, insanların hiç tanımadığı insanları öldürdüğünü de gördük, elindeki bayrak, sırtında ki forma yüzünden. "Öteki" renklerin ürününü satan mağaza yakıldı daha yeni. Bu renkler neyi yaşatıyor şimdi?
Kardeşliği, beraberliği değil apaçık.
Ekrana bakıyorum seçimde. Türkiye "üç" renk. Üç ayrı renk. Başka renk yok. Ara tonları yok. Acaba sokağa çıkınca ertesi sabah insanlar bulundukları şehrin ya da verdikleri oyların renginde mi olacak?
Öyle gibi gösteriyor televizyon kanalları. Birazımız sapsarı, birazımız kırmızı, biraz da mavi. Birbirinden güçlü bir şekilde ayrılmış üç topluluk. Hepsi bu mu? Merdiven basamaklarını neden rengarenk boyadık? Neden birileri hemen "beton grisi"ne boyadı? Sonra yine boyandı basamaklar.
Derler ki, insan yalnız yaşayamaz, o yüzden bir yere ait olmak ister. Kendini daha iyi, güçlü hisseder orada. Yani şu mu, "tek başınalıktan korkmak"? O zaman, tek başınalıktan korkmanın sonucu değil midir "tek düzelik"? Ait olmak bir yerlere, yenilikleri baştan reddetmek değil midir?
Neden ülke 3 renk olarak gösterilir? Neden başka renklerin olmasına tahammül edilmez ya da gerek görülmez? Neden bu renklerin temsil ettiği şeyler uğruna insanlar şiddete maruz kalır?
Nijerya Emenike ile zorladı faüller arası gol geldi, hakem işte bu diye orta noktaya koştu. Son maçlarda Bosna coştu ve İran'ı dağıttı ama yine de gruptan çıkamadı.
Oysa adaleti aradığımız bir maç yönetiminde 4 yıl süren serüven devam ederdi. Ama kimse bağırmadı kimse haykırmadı kendini yakmadı, ortalığı yıkmadı. Oyunun içinde hakeminde insan olduğunu hata yapabileceğini bu hataların ona FIFA ışığı ile geri döneceğini düşündü...
Avrupa futbolu latinler dansında dünya kupası müziğine ayak uyduramadı. Dans yarım kaldı. İspanya-İngiltere-İtalya gibi futbolun devleri evlerinde. Kupa her Güney Amerika ev sahipliği yaptığında havasından mı, yoksa suyundan mı Avrupalılar dağılıyor. Bu durumda çok pas fizik dolu oyun sağlam savunma yerini göze hoş gelen dans-futbol tarzı bir oyunun yansıması hep göz tadımıza tat hem oyunun büyüsüne büyü ile galibiyet ekliyor. Oyunda kalecilerin başarısı ki Güney Amerikalılar bu konuda çok başarılıydı her şeyden çok daha önemli bir unsur olarak yansıyor.
İlk anlattığımda "bu Messi uzaydan geldi neler yapıyor" dediğimde gülenler abarttı diyenler hatta küfür edenler oldu. Şimdi bu ifadelerim Nijerya milli takımı dudaklarında hayat buldu. Dün maç sonrası "O Jupiter'den gelmiş" ifadelerini kullanırken haksız sayılmaz. Maradona ile karşılaştırılan süper bücür onun tahtına bu kupada aday finale gelecek bir Arjantin ile kupanın çoşkusunu yaşarsa üzerindeki baskıyı daha da azaltacaktır. Bu gün 27 yaşında olan - ki dün doğum gününü kutladı- yıldız Rusya'da yapılacak 2018 için daha da umut olabilir. Maradona 1986 dünya kupasını kaldırdığında 27 yaşındaydı. Tarih tekerrür eder mi?
Kupa Teknik adam canavarı oldu. Elenen ve veda eden takımların hocaları birer birer gidiyor. İlk olarak İspanya açıklama yapmaya hazırlandı ve istifamı sunacağım diyen ama hala ses çıkmayan Del Bosque ile tanıştık. Ama İtalyanlar bu kadar saklı olamadılar. Maç bitti onlarda gitti.
Gruptan çıkamayan bir başka dünya devi İtalya'da ise hem teknik direktör Cesare Prandelli hem de federasyon başkanı Giancarlo Abete görevlerini bıraktıklarını duyurdular. Bitmedi bu rüzgara bakın kimler katıldı. Maçlardaki tercihleri her zaman tartışılan Fransız Sabri Lamouchi, Fildişi Sahili'nden istifa ederken, Japonya'yı çalıştıran İtalyan Teknik adam Alberto Zaccheroni ve Honduras'ın Kolombiyalı antrenörü Luis Suarez takımlarında bir değişikliğin gerekli olduğunu savunarak görevlerinden ayrıldılar.
İran'ı çalıştıran Portekizli Carlos Queiroz ise yeni bir sözleşme önerilmemesini sebep göstererek veda etmek zorunda kaldığını söyledi. Beklenenler yok mu? Var tabi… İngiltere'nin Roy amcası, Bosnanın tanıdık abisi Susiç, İspanyanın süper bıyıklı Del dayısı ve oynanacak maçalara göre diğer takımların hocaları gidebilir.
Aras Kargo için tahkim sürecini başlatıyor
Temmuz 2013'ten bu yana Aras Kargo'nun yüzde 25 hissesini elinde bulunduran Austrian Post, Aras Kargo'nun yüzde 50 hissesini daha alabilmesi için sözleşmeyle üzerinde anlaşılan opsiyonu kullanmak amacıyla Cenevre'de uluslararası tahkim sürecini başlatıyor.
Hisse çoğunluğuna sahip olan hissedarlarla satın alma opsiyonunun uygulanması ve hisselerin değerlendirilmesi konusundaki görüş ayrılıkları ve bu konuda bir anlaşmaya varılmasının mümkün olmaması üzerine Austrian Post; hukuki görüşünü savunmak, sözleşmenin kendisine tanıdığı hakkını kullanmak ve hissesinin değerinin korunmasını güvenceye almak üzere Cenevre'de uluslararası tahkime başvuracak.
Austrian Post şirketi ağırlıklı kargo sektöründe olmak üzere 12 Avrupa ülkesinde faaliyet gösteriyor.
Şirketin 2015 yılı sonu cirosu, bir önceki yıla göre yüzde 1,6 artarak 2,4 milyar Euro olarak gerçekleşti. Şirketin yaklaşık 24 bin çalışanı bulunuyor.
Burçlar arasındaki uyum ilişkide çok önemli. İşte ilişkide bir araya gelmesi ve gelmemesi gereken burçlar…
Uyumsuz burçlar
Dik başlı koçlar ve inatçı boğaların uyumundan bahsedemeyiz. Aralarındaki herhangi bir tartışma bir anda alevlenebilir. Ayrılıkları ise oldukça baş ağrıtabilir.
Yengeç - Kova
Kovalar, kendilerini şımartmaktan ve para harcamaktan fazlasıyla hoşlanırlar. Yeni şeylere başlamak ve yenilenmek kovalar için problem değildir. Özgür ruhlu kovaların bu durumu, akışına bırakamayanlar için oldukça endişe verici olabilir. Yengeçler de akışına bırakamayanların başında geliyor. Kovaların sürekli düzeltip durması da yengeçlerin sinirlerini bozabilir.
Terazi - Balık
Bu iki kararsızın herhangi birşeye karar vermesi bir ömür sürebilir. Bir ileri bir geri adımları ilişkilerini daha stresli hale getirecek. Teraziler de balıklar da anlaşmazlıklardan nefret ederler. Bu yüzden aralarında pasif agresif kavgalar ve iletişim kopukluğu olması kaçınılmaz. Pasif doğaları birbirlerinden kaçmalarına neden olabilir.
Yay - Oğlak
Yaylar, oğlakların kendilerini eğlenmekten alıkoyduklarını düşünürler. Ciddi ve sorumluluk sahibi oğlaklar ile umursamaz yayların birlikteliği anne-çocuk ilişkisine dönebilir.
Akrep - Koç
İki özgür burcun birlikteliği kulağa hoş geliyor. Seksüel ve flörtöz iki burcun birbirlerinin alanlarına müdahale etmemeleri ilk başlarda hoşlarına gidebilir. Ne yazık ki bir ilişki söz konusu olduğunda bu çok uzun sürmeyecek. Aynı zamanda kıskanç olan akrepler bir noktadan sonra tepki göstermeye başlayacak. Dolayısıyla ikili arasında güven problemleri ve iletişim kopuklukları baş göstermesi kaçınılmaz.
Balık - Başak
Balık burçları duygusal yapıları ve kafalarının sürekli bulutlarda olmasıyla biliniyor. Buna karşın başaklar ayakları yere basan, mantıklı karakterler. Bunun yanı sıra başaklar, her şeyin düzenli ve organize olmasından hoşlanırken balıklar bu konuda daha rahattırlar.
Terazi - Oğlak
Oldukça cömert olan terazi burçları insanları mutlu etmekten hoşlanırken dik kafalı oğlaklar zaman zaman biraz fazla kontrollü olabilirler. Oğlaklar, terazilerin iyi niyetinden faydalanarak çıkarcı davranabilirler. Bunun yanı sıra teraziler mesafeli oğlaklara hiçbir zaman tamamen ulaşamazlar.
Uyumlu çiftler
Enerjisi ve heyecanı yüksek bir beraberliktir. İkizler, sosyal hayatı ile özel hayatı dengelemeyi başarabilirse mutlu bir birliktelik ve evlilik olabilir. Her iki burç da özgür ruhlu oldukları için son derece rahat yaşarlar. Başka burçlarla cinsel açıdan problem yaşayabilen İkizler, bu konuda en iyi Koç burcuyla uyumludur.
Başak - Terazi
Çalışkanlık ve üretkenlik her iki tarafın da ortak özelliklerindendir. Duygusallıktan çok mantıksal bir birliktelik söz konusudur. İdeal bir çifttir. Zamanla aralarındaki sevgi büyüyüp evlilikle ilişkilerini noktaladıklarında huzur dolu bir hayat onları bekler. Her iki taraf da bedenlerini duyarlılıkla kullanabildikleri için cinsel hayatları da uyum içindedir.
Boğa - Balık
Yay - Aslan
Bu iki burcun insanı oldukça iyi anlaşır, bu nedenle rahat ve sorunsuz bir ilişkileri vardır. Aşkı sınırsızca yaşar, hayatın güzelliklerini birlikte keşfederler. Ancak her iki burcun da özgürlüğe düşkünlüğü, bağlanma problemleri yaşamalarına sebep olabilir, bu da ilişkinin uzun sürmesini engelleyen bir faktördür. Cinsel anlamda ise aralarında güçlü bir çekim vardır.
Her iki burcun da duygusal yapısı nedeniyle uzun süreli bir ilişki yaşanabilir. Aşkın en tutkulu hali bu birliktelikte görülür ve zamanla evliliğe gidebilir. Bu iki burcun arasında zaman zaman parasal konularda anlaşmazlıklar yaşanabilir. Cinsellik onlar için büyük önem taşır ve duygusal yapıları nedeniyle bu konuda da birbirlerine kolayca uyum sağlarlar.
Yengeç - Boğa
Bu ikili son derece uyumlu bir çifttir, bu nedenle "eş ruhlar" olarak nitelendirilebilir. Cinsel anlamda ise Boğa burcu bazen aşırı talepkar olabilir. Narin ve romantik bir yapıya sahip olan Yengeç'in duygusal ihtiyaçları karşılandığında mükemmel bir cinsel uyum yakalanır.
Terazi - İkizler
Oğlak - Boğa
Her iki burç da iş konusunda çalışkan ve oldukça hırslıdır. İlişkiden ziyade işlerini ön planda tuttuklarında birliktelikleri tehlikeye girebilir. Onun dışında birbirini anlayan iki iyi arkadaş gibidirler. Evlilikte ise romantizmi yaşatmak için çaba gösterilirse her iki taraf için de keyifli bir süreç yaşanacaktır. Cinsel yönden ise uyumludurlar.
Yay - Koç
Her ikisi de Ateş grubudur ve birbiriyle en iyi anlaşan burçlar arasındadır. Zaman zaman cinsel problemler yaşayabilirler. Anın güzelliklerini aşkla yaşayan, macera dolu bir birlikteliktir. Evlilik hayatında da romantizm ve tutku doludizgin devam edeceği için bu ilişki heyecanını kaybetmeyecektir.
Terazi - Yengeç
Duygusal olarak hassas bir yapıya sahip olan bu iki burç insanı aslında çok iyi anlaşırlar. Aşkta birbirlerine cazip ve çekici gelseler de evlilik hayatlarında kendilerini sorunlu bir ilişkinin içinde bulabilirler. Anlayışlı ve sabırlı olunduğu takdirde güzel bir birliktelik söz konusudur. Romantik yapıları cinsel yaşamlarını da olumlu yönde etkiler.
iOS 9.3 güncellemesi dağıtılmaya başladı
Apple kullanıcılarının merakla beklediği iOS 9.3'ün dağıtımı başladı. Müjdeyi Greg Joswiak verdi. Joswiak iOS kullanıcılarının yüzde 80'inin zaten iOS 9'a terfi ettiğini belirttikten sonra 9.3'ün müjdesini verirken Android Marshmallow'un halen toplam kullanıcıların yüzde 2'sine ulaştığını hatırlatarak rakibine takılmayı da ihmal etmedi. (Can Devecioğlu)
Dağıtım başladı
Apple'ın 21 Mart tarihinde "Let us loop you in." Başlıklı etkinliğinde iki yeni cihaz duyuruldu. iPhone SE ve iPad Pro 9.7'nin duyurulduğu etkinlikte iOS 9.3 güncellemesinin de dağıtılmaya başlanacağı söylenmişti. Nitekim öyle oldu ve iOS 9.3 güncellemesi tüm dünyada yayınladı. Güncellemeye Türkiye'den de erişilebiliyor. Güncelleme akşam saatlerinde 21:00 itibariyle dağıtılmaya başlandı.
312 MB güncelleme
312 MB boyutundaki güncellemeyi indirdikten sonra cihazınıza yüklemek için en az %50 oranında şarjınız olması gerektiğini veya cihazınızın güç kaynağına takılı olması gerektiğini hatırlatalım. Güncellemeyle birlikte yeni özellikler geliyor.
Night Shift özelliği
OS 9.3 güncellemesiyle birlikte gelen en önemli yenilik Night Shift adı verilen bir özellik. Night Shift isimli özellik, cihazınızın konum bilgisinden yola çıkarak, bulunduğunuz bölgedeki aydınlık-karanlık seviyesine göre ekranın renk sıcaklığıyla oynuyor. Eğer hava karanlıksa daha sıcak tonlara geçiş yapılıyor böylece göz yorgunluğu önleniyor.
Notes şifreleme
Bir diğer önemli yenilik ise Notlar uygulamasında. Bu güncellemeyle birlikte Notlar uygulamasına girişte artık Touch ID kullanılacak. Yani istemediğiniz kişiler artık notlarınızı göremeyecek. Kişisel güvenlik adına bu önemli bir iyileştirme.
Diğer özellikler
Ülkemizde kullanılamayan Haberler (News) isimli uygulamada ise artık takip edilen kaynaklara göre daha spesifik haberler karşınıza çıkacak. Birden fazla Apple Watch akıllı saat eşleştirmesi, CarPlay ve Apple Music entegrasyonu, yeni sağlık uygulaması ve sadece iPad'ler için yeni "School" servisi de diğer yenilikler arasında.
İdil Fırat: Teröre destek olan tüm yaratıkların soyu tükensin
İdil Fırat, İstanbul Ortaköy'de yaşanan hain terör saldırısına isyan etti.
Yeni yılın ilk saatlerinde meydana gelen saldırının ardından İdil Fırat, "Yeni yıldan sadece barış istedik. Umudumuzu bir saat içinde yaktılar. Sevdiklerinize sımsıkı sarılın. Başka da bir şey kalmadı elimizde avucumuzda. Yarına sağ çıkar mıyız bilinmez. Yine yeniden binlerce kere lanet olsun. Teröre destek olan tüm yaratıkların soyu tükensin. Bu düşmanlığa kutuplaşmaya nefret politikasına çanak tutanlar vebali sizin de boynunuza" ifadelerini kullandı.
Venezuela'da hafta sonu tatili 3 güne çıktı
Venezuela elektrikten tasarruf etmek için iki ay boyunca cuma günleri iş yerlerinin açık kalmasını yasakladı. Ülkede hafta sonu tatili iki ay için üç güne çıktı. Uygulama 6 Haziran'da sona erecek.
Venezuela çok zor günler geçiriyor… Ülke ekonomisi düşen petrol fiyatlarından dolayı zor günler geçirirken hükümet de yeni bir takım tasarruf önlemleri almaya başladı.
AFP'nin haberine göre Venezuela'da Cuma günleri bütün iş yerleri 6 Haziran'a kadar kapalı kalacak, hafta sonu tatili üç güne çıkacak. Bunun sebebi ise ülke barajlarındaki su seviyesinin azalması. Venezuela hükümeti elektrikten tasarruf etmek için bütün iş yerlerinin iki ay boyunca cuma günleri açık kalmasını yasakladı.
Hükümetin yeni çalışma günleri kararını Devlet Başkanı Nicolas Maduro duyurdu.
Madura ülke çapındaki 18 barajdaki su seviyesinin alarm vermeye başladığını belirtti.
Maduro yönetimi bu şekilde elektrik tüketiminde iki ay boyunca yüzde 20 tasarruf etmeyi planlıyor.
Kanseri yenen ünlülere bir bakarsak aralarında en zorlananın Michael Douglas olduğunu görürüz. Eşi Catherine Zeta- Jones'un desteği ile ve zaman zamanda aralarının bozulması sendromuna karşın Douglas boğaz kanserinin üstesinden gelmesini bildi.
Kanseri yenen ünlülere şöyle bir bakarsak:
Hugh Jackman (Cilt), Sheryl Crow (Göğüs), Fran Drescher (Rahim), Sean Connery (Böbrek), Cynthia Nixon (Gögüs), Ewan Mc Gregor (Cilt), Kylie Minogue (Göğüs),
Olivia Newton Jones (Göğüs), Sharon Osbourne (Gögüs), Robert De Niro (Prostat),
İtalyan şarkıcı Al Bano'da prostat kanserinri yenen ünlüler arasında yer aldı.
Simon Kjaer Inter'le görüştü
Inter yine Fenerbahçe'ye sorun yaratacak gibi görünüyor. Daha önce Caner Erkin'in aklını çelen İtalyan kulübünün Simon Kjaer'le bir transfer görüşmesi yaptığı iddia edildi. Danimarkalı futbolcunun bir günlüğüne Milano'ya giderek Inter kulübü yöneticileriyle görüştüğü belirtiliyor.
Avrupa Ligi'ndeki performansıyla dikkat çeken Kjaer'e İtalya'dan talip çıktı.
7 milyon 650 bin Euro ödenerek alınan 27 yaşındaki futbolcu, bir süredir kendisini isteyen Inter yetkilileriyle önceki günlerde görüştü. Bir günlüğüne Çizme'nin yolunu tutan ve Milano'da İnterlilerle masaya oturan oyuncuya "Planlarımızı sezon sonu seni Inter'e getirmek üzerine yapıyoruz" şeklinde bir teklif yapıldı.
Beşiktaş ve Dinamo Kiev'e 'Football Leaks' şoku
Fanatik'in haberine İnter cephesinden gelen bu sözlere "Benim açımdan herhangi bir sıkıntı bulunmuyor. Ancak kulübümle devam eden bir sözleşmem var. Bunun için öncelikle F.Bahçe yönetimiyle anlaşmanız lazım" yanıtını veren başarılı savunmacı, Çizme'ye yeşil ışık yaktı.
Oyuncunun bu sözleri karşısında iyice umutlanan Serie A temsilcisinin yetkililerinin yeni yılın ilk aylarında Türkiye'ye gelmeyi planladığı öğrenildi. Sarı-lacivertlilerle anlaşma zemini arayacak olan Inter cephesinin Simon Kjaer'in bonservisi için 12-15 milyon Euro arasında bir para önereceği tahmin ediliyor.
Hatırlanacağı gibi Corriere dello Sport gazetesi de bir süre önce Kjaer'in adını bu kez AC Milan'la geçmiş, yıldız stoperin İngiltere'den Manchester United'ın takibinde olduğuna dikkat çekmişti.
Dikkat! Yetersiz ağız bakımı öldürüyor
Diş fırçalamamanın, ağız sağlığı ve temizliğine dikkat etmemenin ölüme bile neden olabileceğini biliyor muydunuz? İstanbul Aydın Üniversitesi (İAÜ) Diş Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Sinem Yıldız Çiftlikli, ağız bakımının yetersiz olduğu durumlarda diş yüzeylerinde biriken mikrobiyal dental plağın neden olduğu enfeksiyonların kalp ve damar hastalıklarını tetiklediği, hatta ölümle sonuçlanabilecek vakalara yol açabileceği uyarısında bulundu.
Yrd. Doç. Dr. Sinem Yıldız Çiftlikli, TÜİK verilerine göre ülkemizde ölüm nedenlerinin ilk sırasında yüzde 40 ile kalp-damar sistemi hastalıklarının yer aldığını belirterek kalp-damar hastalığının ağız bakımıyla olan ilişkisine dikkat çekti.
Yrd. Doç. Dr. Sinem Yıldız Çiftlikli, "Damar sertleşmesi (ateroskleroz), damar duvarında kolesterol, iltihabi hücreler ve bakteriler gibi bazı maddelerin birikimiyle oluşan ateromlar nedeniyle ortaya çıkıyor. Aterom oluşumu bu bölgelerde zamanla yırtılma ve parça kopması ile kopan parçanın başka bir damarı tıkaması, damarlarda daralma ve anevrizmalarla sonuçlanabiliyor. Ateroskleroz özellikle kalbi besleyen damarlarda görüldüğünde hayati sonuçlara yol açıyor" diye konuştu.
Ağız bakımının yetersiz olduğu durumlara ilişkin ise Çiftlikli şunları anlattı: "Diş yüzeylerinde biriken mikrobiyal dental plağın içerdiği fazla miktarda bakteri ve diğer mikroorganizmalar nedeniyle bulunduğu bölgede enfeksiyonlara neden oluyor."
Çiftlikli: "Enfeksiyona karşı dişetinin verdiği iltihabi cevap sonucu da periodontal hastalıklar ortaya çıkıyor. Periodontal hastalıkların en belirgin bulgusu dişeti kanamasıdır. Diş fırçalama esnasında veya başka bir nedenle diş etinde meydana gelen kanama ile ağız ortamındaki bakterilerin kana karıştığı ve ateromlar içerisine yerleşebildiği bilinmektedir. Aterom içerisine yerleşen periodontal bakteriler burada lokal bir iltihaba yol açarak aterom oluşumunu daha fazla tetikler ve ateromda yırtılmalar ile kopmalara neden olabilir."
Çiftlikli, periodontal iltihabın tüm vücutta düşük dereceli bir iltihaba yol açarak ateroskleroz oluşumunu kolaylaştırdığını, bireyi kalp-damar sistemi hastalıklarına ve bu hastalıkların yol açtığı komplikasyonlara yatkın hale getirdiğinin altını çizdi.
Çiftlikli: "Yapılan araştırmalar periodontal hastalığı tedavisi ile kalp-damar hastalığı riskinin azaldığını ortaya koyuyor. Doğru ağız bakımı, periodontal hastalıkların tedavisi ve düzenli diş hekimi kontrolleri ile ağız ve diş sağlığının korunmasının yanında enfeksiyonun ve iltihabın sistemik etkilerini ortadan kaldırmak ve kalp-damar sağlığının korunması açısından önem taşımaktadır."
Afrika ülkesi Gana'da katliam gibi bir otobüs kazası yaşandı.
Gana'da Tamale kentinden Kumaşi'ye giden bir yolcu otobüsü, ülkenin başkenti Akra'nın 420 kilometre kuzeyinde domates yüklü kamyon ile çarpıştı. Emniyet Müdürü Maxwell Atingane, son yılların en kötü kazası olarak tanımladığı olayda en az 53 kişinin hayatını kaybettiğini ifade ederek, "Çok sayıda yolcu olay yerinde hayatını kaybetti" dedi. Atingane, 23 kişinin de yaralandığını söyleyerek, tedavilerinin hastanede devam ettiğini bildirdi.
Ölü sayısı yükseliyor
Polis yetkililerinin açıklamasına göre kazada 71 kişi öldü 13 kişi de ağır yaralı.
50 bin liralık faizsiz desteğe 200 bini aşkın başvuru
Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresinin (KOSGEB) Sıfır Faizli İşletme Kredisi Faiz Desteği programına 200 bini aşkın başvuru yapıldığını belirterek, "KOSGEB veri tabanı yenilenmeden bu başvurular kabul edilerek, kredi alamayan esnafa yeni bir hak verilmeli" ifadesini kullandı.
Palandöken, yazılı açıklamasında, KOBİ'lere ilk yılı ödemesiz, 3 yıl vadeli, 50 bin liraya kadar verilecek faizsiz destek için 200 bini aşkın müracaat yapıldığını bildirdi.
KOSGEB veri tabanına kayıt yaptırmak ve verilecek krediden faydalanmak için bu soğukta kuyruklarda bekleyen 200 bini aşkın insanın emeğinin boşa gitmemesi gerektiğini ifade eden Palandöken, 50 bin liralık krediden faydalanmak için başvuran her esnafa şans verilmesinin ekonomiyi ve piyasaları canlandıracağını vurguladı.
Palandöken, başvuruda bulunup kredi alamayan esnafa 2017'nin başında yeni bir hak verilerek krediden yararlanmalarının önünün açılması gerektiğini belirterek, şunları kaydetti
"Verilecek para hibe değil kredi. Söz konusu para kredi olarak verilecek ve tekrar devlete geri dönecek. Bir başka önemli konu ise bu kredi 80 milyona yakın vatandaşımızı uzaktan yakından ilgilendiriyor. Daralan piyasaların canlanması ve esnafa can suyu olması için çok önemli. Çünkü yaşanan iç ve dış destekli olumsuz ekonomik gelişmeler sebebiyle esnafımızın krediye olan ihtiyacı beklenin üzerinde. Esnafımızın sıkıntılarının giderilebilmesi ve bu avantajlı krediden faydalanabilmesi adına müracaat eden 200 bini aşkın kişiye KOSGEB veri tabanı yenilenmeden bu başvurular kabul edilerek kredi alamayan esnafa yeni bir hak verilmeli. Bunun için tüm esnafımız hükümetten müjde beklemektedir."
Vatan Partisi, HDP'nin kapatılmasını istedi
Balıkesir'deki 15 Temmuz Demokrasi Meydanı'nda Vatan Partisi İl Başkanlığı'nın çağrısıyla bir araya gelen 15 kişi, HDP'nin kapatılması için çağrı yaptı.
Vatan Partisi Balıkesir İl Başkanlığı tarafından 15 Temmuz Demokrasi Meydanı'nda 15 kişinin katılımıyla gerçekleştirilen eylemde, HDP'nin kapatılması istendi, "Mecliste PKK istemiyoruz" sloganı atıldı. 'Mecliste PKK istemiyoruz HDP kapatılsın', 'Başkanlık sistemi böler, milli meclis milli hükümet', 'Türkiye'yi böldürmeyeceğiz' yazılı pankartlar dikkat çekti. Basın açıklaması yapan İl Başkanı Osman Aydın Şahin, hükümetin anayasa önerisini, milletin ortasına düşen bomba olarak niteledi, milleti böleceğini öne sürdüğü bu hevesten vazgeçilmesini istedi. Geçen cumartesi günü oynan Beşiktaş-Bursaspor maçından sonra İstanbul'da patlatılan iki bombanın Türk milletini birleştirdiğini, tek yürek haline getirdiğini belirten Vatan Partisi Balıkesir İl Başkanı Osman Aydın Şahin, "Türk milleti birleşmiş, 'hepimiz polisiz' diyor. Türk milleti birleşmiş Mehmetçik olmuştur, 'hepimiz Mehmetçiğiz' diyor. Kısacası Türk milleti şehit olmak için sıraya girmiştir. Biz Kurtuluş Savaşı vererek millet olduk. Milletimiz, Amerikan senatosunun PKK'ya füze vermek için karar aldığını, Edelman'ın söylediği gibi bombaların patlayacağını, patlayan bombaların Amerikan bombası olduğunu biliyor. Türk milletini bölemeyeceksiniz. Korkmuyoruz. Ey ABD seni de hendeklere gömeriz" dedi.
Hükümete çağrı
Anayasa paketi ve başkanlık sevdasının milleti bölmek olduğunu ileri süren Osman Aydın Şahin, "Milletimizin teröre karşı birlik isteğini son dört günlük pratiğimizde gördük. Milletimiz, birliğini bölmeye çalışan bombalara karşı birleşmiştir. Anayasa önerisi bir başka bomba olarak milletin ortasına düşmüştür. Milleti bölen bu hevesten derhal vazgeçin" diye konuştu. Meclis denetiminin meclisin meşruiyeti ve namusu olduğunu savunan Şahin, "Namusuna sahip çık. Milletini bölen saltanat sevdalılarına dur de. Yeminine sahip çık, bölünmeye dur de" diye konuştu.
Yargıtay Başsavcısını göreve çağırdıklarını belirten Şahin, "Mecliste PKK istemiyoruz. HDP derhal kapatılmalıdır. Açacağınız davanın gecikmesi milletimize zarar vermektedir" diyerek basın açıklamasını sona erdirdi.
Çin'de hava kirliliği uçuşlara engel oldu
Tiencin'dehavadaki zararlı parçacık miktarının, DSÖ'nün "üst sınır" olarak kabul ettiğideğerin 6 katına çıkması görüş mesafesini düşürdü
Çin'in kuzeyindeki Tiencin kentinde hava kirliliğinin görüş mesafesini düşürmesi sonucu 309 uçuş iptal edildi. Şinhua ajansının haberine göre, kentte havadaki zararlı parçacık miktarını ölçen PM 2,5 oranı, Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) insan sağlığı için"üst sınır" olarak kabul ettiği 25 eşik değerinin en az 6 katına çıktı.
Hava kirliliğinin yoğunluğu nedeniyle kentte 3 gün süreyle turuncualarm verildi. Yoğun kirliliğin görüş mesafesini düşürmesi sonucu 309 uçuş iptaledildi, 19 uçak da çevre kentlerdeki havalimanlarına zorunlu iniş yaptı. Ayrıca yerel yetkililer, otoyolların da geçici olarak ulaşımakapatıldığını açıkladı. Çin'de iki hafta önce, ülkenin kuzeyindeki kent ve eyaletlerinde havakirliliği nedeniyle kırmızı alarm verilmişti. Söz konusu kirlilik, başkentPekin'de 217 uçuş, Tiencin kentinde ise 227 uçuşun iptal edilmesine neden olmuştu.
Büyükşehirlerinin çoğu, dünyanın en kirli şehirleri arasında yer alanÇin, sera etkisi oluşturan gazların salımında da dünyada ilk sırada bulunuyor. Ülkedeki hava kirliliği alarm sisteminde mavi, sarı, turuncu ve en üstdüzeyde kırmızı olmak üzere dört aşama uygulanıyor.
Amerikan Basketbol Ligi (NBA) takımlarından Los Angeles Clippers'ın yıldız oyuncusu Blake Griffin'in, yaklaşık 6 hafta sahalardan uzak kalacağı bildirildi.
Los Angeles Clippers'tan yapılan açıklamada, 27 yaşındaki oyuncunun sakatlığı nedeniyle sağ dizinden ameliyat edildiği ve operasyonun başarılı geçtiği belirtildi. Griffin'in sahalara dönüşünün 6 haftayı bulabileceği kaydedildi.
Nico Rosberg kazanırsa şampiyon olacak
Motor sporlarının en prestijlisi olan Formula 1 Dünya Şampiyonası'nda heyecan, Brezilya Grand Prix'si ile sürecek. Mercedes'in Alman sürücüsü Nico Rosberg kazanırsa şampiyon olacak.
Sao Paulo'nun 4 bin 309 metrelik Jose Carlos Pace Pisti'nde, 71 tur üzerinden yapılacak Brezilya Grand Prix'sinin sıralama turları yarın TSİ 19.00'da, yarış ise 13 Kasım Pazar günü aynı saatte başlayacak.
Meksika'daki son yarışı ikinci sırada tamamlayan Mercedes'in Alman sürücüsü Nico Rosberg, pilotlar klasmanında takım arkadaşı Büyük Britanyalı Lewis Hamilton'ın 19 puan önünde bulunuyor. Rosberg, yarışı kazanması durumda şampiyonluğunu ilan edecek. Hamilton'ın yarış dışı kalması halinde, Rosberg'e şampiyonluk için ilk 6'ya girmesi yeterli olacak.
Kariyerinin ilk şampiyonluğunu hedefleyen Rosberg, bu sezon Avustralya, Bahreyn, Çin, Rusya, Azerbaycan, Belçika, İtalya, Singapur ve Japonya'daki yarışlardan zaferle ayrıldı.
Son 2 yılın şampiyonu Hamilton ise bu sezon Monaco, Kanada, Avusturya, Büyük Britanya, Macaristan, Almanya, ABD ve Meksika'daki etapları ilk sırada tamamladı.
Bitime 2 yarış kala Formula 1 Dünya Şampiyonası'nda pilotlar ve takımlar klasmanı şu şekilde:
Pilotlar klasmanı:
2. Lewis Hamilton (Büyük Britanya): 330
Savaşın kaderini değiştiren kız
Vietnam Savaşı'nın simgesi Phan Thi Kim Phuc ile İstanbul'da söyleşi
Ben Roma'da "American Overseas School of Rome" da okurken Vietnam Savaşı başladığında yıl1963'tü. Öğrencilerin çoğu olduğu gibi öğretmenlerde Amerikalıydı. Her gün cepheden korkunç haberler geliyordu. Her iki haftada bir Washington'dan kurye ile ulaşan siyah - beyaz filmlerle savaşın gidişatını izliyorduk. Sonunda bu rutin bir hale geldi. 1967 yılında mezun olduk. Vietnam savaşı devam etti bütün acımasızlığıyla. Bizim okuldan sonraki yıllarda da mezun olan 4 öğrenci asker olarak gittiği Vietnam'da hayatını kaybetti. Bir tanesi çok yakın arkadaşımdı. İstanbul'daydım ve günlerce yaşını tuttum Terry'nın ve henüz 21 yaşındaydı.1972'nin 8 Haziran tarihinde Milliyet gazetesinde çalışırken AP ajansından bir telefoto düştü. Çıplak bir kız çocuğu iki elini yana açmış ağlayarak koşuyordu. Yanında da kaçan diğer çaresiz çocuklar. Amerikan Hava Kuvvetlerinin attığı napalm bombası sonrası dehşet içerisinde koşan vücudu yanmış küçük kız sonradan bu acımasız anlamsız savaşın simgesi haline geldi. Dünya öfke kustu.Uyandı.Uzaklarda unutulmaya yüz tutan bir savaşı tekrar gündeme getirdi. Amerika tarihinde hiç bu kadar büyük bir tepki görmedi. Bir yıl sonra Vietnam savaşı sona erdi. Çünkü o tek kare savaşın ve tarihin akışını değiştirdi. İnsanlara insanlığı10 yıl sonra hatırlatan acımasız bir savaş sahneydi.
Phan Thi Kim Phuc. O resim yüzünden hayatı kaydı. Vietnam rejimi onu14 ay tedavi görmesine ve tam19 ameliyat geçirmesine rağmen Batıya karşı bir koz olarak kullandı. Öğrencilik hayatını mahvetti. Okumasını engelledi. Sürekli göz altında tuttu. Sadece Komünist ülkelere gitmesine razı oldu. Sonuçta bir Küba seyahatinde ikinci kez ölümle burun buruna kalma uğruna Kanada'da bir uçakla aktarma sırasında hayatını tehlikeye atarak özgürlüğüne kavuştu.
İstanbul'da sevgili aile dostum Zülfü Livaneli'nin sanattaki 50. yılı etkinliklerine 45 yıl önce napalm bombası kurbanı Kim Phuc'ta UNESCO İyi Niyet Elçisi olarak katıldı. Phuc yillar önce sevgili Livaneli'yi UNESCO'da aynı görevi üstlendikten sonra tanımıştı. O kadar güzel bir konuşma yaptıki hepimiz duygulandık.O günü anlattı. Neler hissettiğini, acıyı, ameliyatları, hayatta kalma direnişini, sonra rejiden gördüğü zulmü. Yaptığı konuşmada "Napalm bombasıyla yaralanmış, yanmış, bir küçük kız çocuğunun tek kare fotoğrafı insanların Vietnam Savaşı'nı görme şeklini değiştirdi. Dünyaya ajarslarda dağıtılan ve kalplere dokunan kuvvetli bir fotoğraf herşeyin üstesinde gelebilir. Aylan Bebek'in sahilde ki sanki uyuyan resmi de böyleydi. O Suriye'li bebek bugünün savaşının kurbanıydı. O öldü ama tek kare insanları bir şekilde uyandırdı. İnanın yürekte ki yarayı iyileştirmek inanılmaz zordu. Önce vücudum sonra kalbim tedavi oldu. Ama yıllar geçti. Bazı fotoğraflar siyah beyazda olsa dünyanın kalbine dokunabiliyor."
Phan Thi Kim Phuc mütevazi bir efsane. Belki yıllarca sürecek bir anlamsız savaşın sona ermesine neden oldu. Siyaset değil mantık ağır bastı. O konuşurken ben okulda ki sıra arkadaşım 21 yaşında ki Terry'nin bubi tuzağında can verdiğini gözümün önüne getirdim ve Orta Doğuda günümüzde yaşanan bu iğrenç, anlamsız savaşı bir kez daha lanetledim.
Google hayatın her alanına dokunan uygulamalarıyla, gündemi bir dakika bile boş bırakmadan yeni haberlerle çıkıp gelmeye devam ediyor. Şimdi sırada, Google'ın yeni bilimsel Android uygulaması Science Journal var.
Sıradan kullanıcılar için pek bir şey ifade etmeyebilir, ama hayatını bilime adayan kişiler için işlerini kolaylaştıracak bir uygulamanın, Google desteğiyle akıllı telefonlarına gelmesi eminiz sevindirici bir gelişmedir. Google'ın Android platformu için çıkardığı yeni uygulaması "Science Journal (Bilim Günlüğü)", saha ölçümlerini ve deney analizlerini bir arada tutarak, çeşitli ölçüm ve verileri gerçek zamanlı olarak kaydetmeye yarıyor. Üstelik kaydettiği tüm veriyi, okuması ve incelemesi son derece basit grafiklere dönüştüren bu uygulama, basit ama zaman alan işleri akıllı telefonuyla çözmek isteyen bilim insanları için ideal.
Science Journal kullanıcıları, uygulama içinde birden fazla proje barındırabiliyor. Barındırdıkları ilgili projeler için akselerometre, ses metresi, ışık ölçer gibi araçları kullanarak gereken bilgileri toplayabiliyorlar. Örneğin bir kullanıcı, bir yol üzerinde, her hafta boyunca kat ettiği mesafeyi ve ortalama hızını kaydedip, bunun için son derece basit, anlaşılabilir ve göz alıcı bir grafik oluşturabiliyor. Şimdilik ölçüm yapabilen araçlar ve sensörler sayılı olsa da Google, bilim dünyası ile işbirliğine giderek bunları gereksinimler doğrultusunda artıracağını belirtiyor.
Facebook'ta 24 saat canlı yayın dönemi başladı
Ayrıca bu yaz, söz konusu uygulamaya "İş Üstünde Öğrenme Paketi / Hands-on Learning Kits" eklentisi getirme aruzunda olan Google, mikro-kontrol araçları, ekstra sensörler vb. eklentilerle, kendini bilimsel uğraşlara adamış hevesli çocukların deney yapması için imkan sağlamak istiyor. Bu yazın sonuna doğru Andoid tabanlı telefonlarda olması beklenen uygulama, şaşırtıcı olmayan biçimde, tamamen açık kaynaklı olacak. Son yıllarda, özellikle ülkemiz özelinde bilime yönelik bakış açısında yaşanan değişim göze alındığında, Google gibi büyük firmaların insanlık adına yaptığı bu gibi küçük fakat özverili çalışmalar bizlere umut aşılıyor. Umuyoruz, bilimin yalnızca belirli bir zümreye ait bir "hobi" olmadığı ve geleceğimiz için herkes tarafından, her koşulda katkı sağlamak zorunda olunan yadsınamaz bir "gerçeklik" olduğu en kısa sürede tüm toplumumuz tarafından kanıksanır.
Son Dakika- İngiltere'nin AB Büyükelçisi istifa etti
Avrupa Birliği'nden ayrılma sürecine hazırlanan İngiltere'den sürpriz bir istifa haberi geldi. İngiltere'nin AB Büyükelçisi Sir Ivan Rogers istifa etti.
İngiltere resmi Brexit müzakerelerine başlamadan önce sürpriz bir istifa kararıyla gündeme geldi. Martın son günlerinde başlayacak Brexit sürecinde önemli bir rol alacağı düşünülen İngiltere'nin AB Büyükelçisi Sir Ivan Rogers istifa etti.
Rogers, İngiltere Eski Başbakanı David Cameron tarafından 2013 yılında görevine getirilmişti. İngiltere'nin AB Büyükelçisi neden istifa ettiğiyle ilgili açıklama yapmadı.  Dışişleri Bakanlığı Rogers'ın istifa nedeni hakkında henüz yorum yapmadı.  Rogers'ın 2017 sonuna kadar görevde kalması planlanıyordu
Halgrimsson: Türkiye maçı hiç kolay olmayacak
İzlanda Teknik Direktörü Heimir Hallgrimsson, 2018 FIFA Dünya Kupası Avrupa Elemeleri I Grubu'nda yarın Türkiye ile yapacakları maçın kolay olmayacağını söyledi.
Heimir Hallgrimsson ile futbolcu Gylfi Sigurdsson, karşılaşmanın oynanacağı Laugardalsvöllur Stadı'nda düzenlenen basın toplantısında soruları yanıtladı.
Hallgrimsson, Türkiye'nin, grupta hafta içinde 3-2 yendikleri Finlandiya'dan daha iyi bir takıma sahip olduğunu belirterek, "Türkiye maçı, Finlandiya maçına göre daha zor olacak. Türkiye çok daha kuvvetli bir takım. Buraya üç puan için geldiler. Bu yüzden Türkiye'ye karşı sahada daha agresif olmamız gerekecek. Yarınki maç hiç kolay olmayacak. Türkiye'de birçok yetenekli oyuncu var. Kolektif bir defans yapısıyla oynayacağız. Türkiye birebirde de iyi oyunculara sahip. Buna karşı da dikkatli olacağız." diye konuştu.
Yalçın Karadeniz'den beklenen açıklama geldi
İzlandalı teknik adam, geçen yıla göre Türkiye'nin kadrosunda farklılıklar olduğunu vurgulayarak, "Son oynadığımız maçın kadrosunda bulunun bazı futbolcular şimdi yok. Arda Turan gibi bazı önemli oyuncular kadroda bulunmuyor. Karşımızda çok daha genç bir takım var ama bu takım Hırvatistan ile deplasmanda 1-1, sahasında da 2-0 geriye düştüğü maçta Ukrayna ile 2-2 berabere kalmayı başardı. Türkiye gruptaki zor takımlardan biri." değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye ile oynadıkları son iki maçın birisini kazanıp, birisini kaybettiklerini hatırlatan Hallgrimsson, şunları söyledi:
"Türkiye ile oynadığımız son iki maçtan ilkini kazandık, ikincisinde de yenildik. Şimdi sıra bizde. Umarım bu döngü devam eder ve şimdi yine kazanan biz oluruz. Maçtan önce yine taraftarlarımızla barda bir araya geleceğiz. Bu bizim için geleneksel bir hale geldi. İçeri gelen taraftarların hiçbiri kayıt yapmıyor ve konuşulanların hiçbirini sosyal medyadan paylaşmıyor. Bu güzel ve tatlı bir İzlanda geleneği. Biz taraftarlarımızı, taraftarlarımız da bizi çok seviyor. Ne olursa olsun bu geleneği devam ettireceğiz."
Heimir Hallgrimsson, Ukrayna Teknik Direktörü Andriy Shevchenko'nun övgüyle söz ettiği ve durdurulmasının zor olduğunu belirttiği milli futbolcu Emre Mor'a karşı özel önlem alacaklarını da sözlerine ekledi.
İzlandalı futbolcu Gylfi Sigurdsson da Türkiye'nin iyi bir takım olduğunu anlatarak, "Yarın çok iyi mücadele etmemiz lazım. Türkiye'nin buraya galibiyet için geldiğinin farkındayız." şeklinde ifadeler kullandı.
Laugardalsvöllur Stadı'nda teknik direktör Heimir Hallgrimsson yönetiminde ilk 15 dakikası basın mensuplarına açık tutulan antrenmanda, futbolcular ısınma hareketlerinin ardından pas çalışması yaptı.
Antrenmanın basına kapalı bölümünde ise taktik çalışmasının gerçekleştirildiği bildirildi.
Sarı kart cezası nedeniyle Türkiye ile oynanacak maçta görev alamayacak kaptan Aron Gunnarsson da antrenmanda yer aldı.
- Muhtemel 11
İzlanda'nın Türkiye ile yapacağı maça şu 11 ile çıkması bekleniyor:
Başka Şeyler'de bu hafta Hocalı Katliamından Ermeni Meselesine, Dünya Kadınlar Gününden Azerbaycan Edebiyatına kadar her şey konuşuldu. Serdar Tuncer' sordu Azerbaycan Milletvekili Ganira Paşayeva, Prof. Dr. Aygün Attar ve Azeri Şarkıcı Azerin yanıtladı.
Sahte öğretmen vicdan yaptı, 16 yıl sonra kendini ihbar etti
İstanbul'da 1999 yılında sahte evrak vererek öğretmenliğe başlayan ve 16 yılda 3 farklı okulda görev yapan Selda D. kendini ihbar etti. Bu sürede devletten yarım milyon liradan fazla maaş alan sahte öğretmen, "Yaptığım bu hatadan dolayı çok pişmanım, geceleri uyuyamıyorum" dedi.
Türkiye'nin iz bırakan öğretmenleri
İstanbul'da Selda D., 1999'da sahte evraklarla Gültepe İlköğretim Okulu'nda sözleşmeli İngilizce öğretmenliği yaparken MEB, kadrolu öğretmen alımı yaptı. Selda D., sahte diploma ve sertifika hazırlayıp başvuru yaptı ve öğretmen olarak atandı. Böylece lise mezunu ev hanımı Selda D., Küçükçekmece Zehra Mustafa Dalgıç Ticaret Meslek Lisesi'nde göreve başladı.  Sabah gazetesinin haberine göre 16 yıl 3 ayrı okulda çalışıp devletten yarım milyon liradan fazla maaş alan kadın, vicdan azabı üzerine öğretmenlikten ayrılıp kendini ihbar etti. "Yaptığım bu büyük hatadan dolayı çok pişmanım, vicdan azabı nedeniyle geceleri uyuyamıyor, gün içinde yaşayan bir ölü gibi dolaşıyorum." diye yazan Selda D. ilk celsede iki yıl hapis cezasına mahkûm oldu. Mahkeme, cezayı 1 yıl 8 aya düşürdü. Ardından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vererek cezayı 5 yıl süre ile erteledi.
Kuraklık bağıra bağıra geliyor... "Dinleme" listelerinin, peşpeşe internete düşen "ses kayıtları"nın tozu dumanı arasında, susuzluk adım adım musluklarımıza yaklaşıyor.
Kuraklık bağıra bağıra geliyor... "Dinleme" listelerinin, peş peşe internete düşen "ses kayıtları"nın tozu dumanı arasında, susuzluk adım adım musluklarımıza yaklaşıyor. Peki, belediyeler, bakanlık, hükümet neden sessiz? Çünkü önümüz seçim!
Kış bitiyor... Toprağı barajları gölleri doyuracak ne yağmur var, ne de kar.
İstanbul'da, Trakya'da, İç Anadolu'da Türkiye'nin hemen her köşesinde barajlar nehirler alarm veriyor. Özellikle megakent İstanbul açısından durum kritik.
Neden kritik? Yanıtı işte bu tabloda...
26 Şubat akşamı itibarıyla İSKİ'nin web sitesinden, İstanbul barajlarındaki doluluk oranlarını aktaralım;
İstanbul'un barajlarının son manzarasına bakılırsa Pabuçdere Barajı resmen kurudu. Kırklareli bölgesinden İstanbul'a su aktaran Kıyıköy'deki bu barajdan umut yok. Yine Kırklareli bölgesindeki diğer baraj Kazandere de yüzde 10'un altına düşen su rezerviyle kurumak üzere. Diğerlerinin durumu da ortada...
Kırklareli'nin Vize ilçesindeki Pabuçdere barajı kurudu
2000 yılından beri hizmet veren Pabuçdere Barajı'nın çorak halini yansıtan fotoğraflar birkaç gün önce basında yer aldı. Kıyıköy Beldesi Kale Mahallesi Muhtarı Şaban Turan, barajın bugünkü halini anlatırken İstanbul için yaklaşan tehlikeyi haber veriyor;
"30 Metre yüksekliğinde su bulunuyordu. Fakat 3 aydan bu yana su seviyesi sıfıra kadar indi. Kıyıköy Pabuçdere barajından su gitmediği için İstanbul'u felaket bekliyor. Eğer yağmur olmazsa veya önlem alınmazsa, bir iki ay sonra İstanbul büyük bir su sıkıntısı yaşayacaktır. Kıyıköy'de yaşayanlar olarak üzülüyoruz. Yetkililer gelip görsünler Kıyıköy Pabuçdere barajı bitmiş vaziyette."
Türkiye'nin tahıl ambarı Konya ovasına yağış düşmedi, göl ve barajlardaki su seviyesi düştü. Su sıkıntısı çiftçiyi yine yeraltı suyuna yöneltti. Son 4 ayda uzun yıllar ortalamasına göre yüzde 40 oranında yağış düşüşü var. Yeraltı suyunda da geçen yıla göre 1 metre azalma tespit edildi. Konya ovasında kaçak kuyularla birlikte 100 bin su kuyusu olduğu biliniyor. Kuyulardan fazla su çekimi obruk oluşumunu da tetikliyor.
Tunceli son 80 yılın en kurak dönemini geçiriyor. Devlet Su İşleri 9. Bölge Müdürlüğü Şube Müdürü Şahin Atik, geçtiğimiz günlerde Munzur Çayı kıyısında bölge gazetecilerine açıklama yaptı. Munzur'un debisinin son yılların en düşük seviyesine indiğini anlattı. Çok değil 4 yıl öncesinden örnek verdi; "17 Şubat 2010'da Munzur'un ortalama debisi 108,76 idi. 17 Şubat 2014'te 24,64 metreküp/saniyeye indi" dedi. Munzur Çayı üzerindeki Uzunçayır Barajı da bu durumdan etkilenmiş. Atik'in "barajda minimum işletme kodu 885 iken, şu anda su seviyemiz 885.26... Yani, gölde elektrik üretiminde kullanabileceğimiz 26 santimetre suyumuz var" sözleri dikkat çekici. Demek ki, göllerde barajlarda nehirlerde su seviyesinin bu kadar düşmesi sadece kentler için, tarım için susuzluk riski yaratmakla kalmıyor. Enerji üretimi açısından da tehlike sinyalleri veriyor. Suyu dibe vuran barajda nasıl elektrik üretilecek?
Bugünlerde hemen her gün haber merkezlerinin gündemine bu tür haberler düşünce, haberciler de karşılaştıkları her yerde konunun muhatabı Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu'na "kuraklık-susuzluk" sorununu soruyor. Artık seçim çalışmaları için hep sahada Bakan Eroğlu... Geçtiğimiz günlerde Tekirdağ'daydı. Gazeteciler, İstanbul'da su sıkıntısı yaşanıp yaşanmayacağını sordu. İşte yanıtı;
Geçtiğimiz günlerde, Meclis'te gazetecilerle sohbetinde de "B" planından söz etti Su İşleri Bakanı. "Sorun daha çok Orta Anadolu'da görülüyor. Bizim B planımız var. Yeraltı sularıyla ilgili planlama yapıyoruz. Önümüzdeki döneme ilişkin meteorolojik veriler de olumlu. Sorunu yaz gelmeden çözeceğimize inanıyoruz. Yağmur bombası düşünmüyoruz, Yağmur duasını da çıkarız, hiç olmazsa onun maliyeti yok. "
Ardından, Eroğlu partisinin belediye başkan adaylarını tanıtım etkinliği için gittiği Afyonkarahisar'da da aynı sorulara yanıt verdi;.
"Kuraklık konusunda şu anda 'A' alternatifindeyiz. B ve C planlarımız var. Esasen sıkıntı olması muhtemel olan birkaç ilimizle ilgili çalışma yaptık. Özellikle Sapanca Gölü'nde su seviyesinde azalma olduğundan Kocaeli ve Sakarya'nın su sorunu olacağı yönünde iddialar vardı. Ama baktım, inceledik; 2 şehirde de hiçbir problem yok. Biz gerektiği zaman B planlarını devreye sokuyoruz. Bazıları soruyor bu B planı nedir? Bu teknik bir konu, tamamen meslek sırrı."
İstanbul Teknik Üniversitesi Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Orhan Şen, Anadolu Ajansı'na (17 Şubat) yaptığı açıklamada, İstanbul'a günde 2.5 milyon metreküp su verildiğini, hazırda ise 300 milyon metreküp su bulunduğunu belirtti. "Eğer hazırdaki su miktarı artmazsa İstanbul'un sadece 120 günlük suyu kaldı" dedi. Yeteri kadar kar yağışı olmadığı için yeraltı sularının da beslenemediğine dikkat çekti. Prof. Şen, bir an önce tasarruf önlemleri alınması, hatta bazı şehirlerde su kesintisi yapılması gerektiğini vurguladı. "Özellikle İstanbul yazın büyük su sıkıntısı çekebilir" uyarısında bulundu.
Ve Meteoroloji duayeni Prof. Mikdat Kadıoğlu... O da aynı günlerde (17 Şubat) Habertürk gazetesine açıklama yaptı. Bakan Veysel Eroğlu'nun "su sorunu yaşanmayacak" söylemi için şöyle dedi Kadıoğlu;
"Bakanımız inşaat mühendisi mantığıyla bakıyor. Türkiye baraj ve su arıtma tesisleri gibi yapısal önlem konusunda ileri noktada. Fakat kuraklıkla mücadele planı, su bütçesi, halkın eğitilmesi gibi yapısal olmayan önlemler alınmıyor. Şu anda İstanbul, Bulgaristan sınırından Bolu'ya kadar bütün suları topluyor. İstanbul'un su sıkıntısı var ki diğer havzalardan su getiriyor."
Prof. Kadıoğlu'nun şu sözleri, İstanbul'u bekleyen sıkıntının boyutunu özetlemeye yeterli;
"Türkiye gibi yarı kurak bir coğrafyada, İstanbul gibi daracık bölgede su havzalarının kapasitesinin 5-6 katı nüfus yerleştirirseniz, 2 kat yağış olsa bile su kıtlığı yaşanır. Yanlış arazi planlaması, sanayi bölgelerinin yanlış seçilmesi, su havzalarının yerleşime açılması ya da kirletilmesi su kıtlığının asıl nedenidir."
Kadıoğlu'nun dile getirdiği senaryo da endişe verici; "Türkiye'de şehirler arasında su savaşları çıkacak. İstanbul, Edirne'den ve Kırklareli'nden su isteyecek, ama orada da kuraklık olacağı için halk su vermek istemeyecek. Köyler arasında bile su kavgası çıkacak."
"Siyasetçilerimiz panik havası olmasın diye çağrı yapmaktan kaçınıyor" diyen Kadıoğlu'na göre "tasarruf" şart: "Madem dinimiz israfa karşı, Diyanet fetva yayınlamalı, halk camilerde kuraklık ve su tasarrufuyla ilgili uyarılmalı."
Uzmanlar uyarıyor. Ama, hükümetten, ilgili bakanlıklardan, belediyelerden hiçbir ses, hiçbir adım yok. Oysa, Orman ve Su İşleri Bakanlığı Su Yönetimi Genel Müdürü Cumali Kınacı'nın "temkinli" açıklamaları bile, yaklaşan sıkıntının ipuçlarını veriyor.
Kınacı, İstanbul'da katıldığı uluslararası bir toplantı sırasında Anadolu Ajansı'na yaptığı açıklamada, megakentin su durumunu değerlendirirken, Avrupa ve Anadolu yakalarında durumun farklı olduğunu aktarıyor. "Melen Çayı'ndan bir hat daha yapılıyor. Bu çalışma en geç haziran ayında tamamlanacak. Bu nedenle Anadolu yakasında problem yok" sözleri, İstanbul'un bir kesimi için yüreklere su serpici.
"Anadolu yakasından, Boğaz'ın altından boruyla Avrupa yakasına su veriliyor. Kağıthane'deki arıtma tesisine kadar geliyor o su. Bu nedenle Kağıthane tesisinin beslediği alana kadar olan kısımda da problem yok. Ancak daha batıda olan bölgelerde sıkıntı olması ihtimaline karşı Avrupa yakasında yeni kuyular açılması planlandı. Bu çalışmalar mart ayında başlayacak."
Anlaşılan Bakan Veysel Eroğlu'nun ser verip sır vermediği, "meslek sırrı" dediği B planı "kuyu açma" projesi. Kuyu suyu koskoca İstanbul'un susuzluğuna ne kadar deva olur, ayrı bir tartışma konusu...
Devam edersek, Bakanlığın Su Yönetimi Müdürü'ne göre, bir tek Yalova'da sıkıntı var. Ve, Sapanca gölünden alınacak suyla, ilave kuyularla Yalova'nın beslenmesi hedefleniyor. (Bu noktada, Sapanca gölünde de bir süredir su seviyesinin azaldığını hatırlatıp, inşallah diyelim...)
Oysa Sapanca gölünde su çekilmesinin yanısıra ciddi bir risk daha sözkonusu. Radikal Gazetesi Muhabiri Serkan Ocak, suları 50 ila 70 metre çekilen Sapanca Gölü'nde ne olduğunu araştıran ekiple birlikte dalış yaparak haberleştirdi. Gölde kuraklığın en tehlikeli etkilerinden ötrofikasyon tespit edildi. Göl dibinin oksijeni tüketen bitkilerle kaplandığını söyleyen Prof. Dr. Alaeddin Bolat, "gölün sonunu getirecek bir zincirleme reaksiyon başlamış" tespitiyle uyarıda bulundu.
Ve İstanbul için umut haline gelen Melen çayı... Orada da su seviyesinde 80 cm. düşüş var.
Devlet Su İşleri eski yöneticisi ve Melen Projesi'nde görev yapmış bir isim, Su Politikaları Uzmanı Dursun Yıldız, Milliyet-Vatan gazetelerinde yer alan haberlerde, Melen'in durumuna dikkat çekerek, uyardı;
"İstanbul bir an önce kendine çeki düzen vermek zorundadır. Şehirdeki kayıp-kaçak oranı yüzde 30 seviyesinde. Günde 2.5 milyon metreküp su verilen bir kentte yüzde 30 çok önemli bir orandır. Yılda 850 milyon metreküp su tüketen İstanbul'da kayıp-kaçak 250 milyon metreküp yapar. Bu oranı yüzde 15'e çeksek 1 yılda Melen'den gelen suyun yarısı kadar tasarruf sağlamış oluruz. Şayet Melen Havzası'nda da kurak döneme girilirse, denizden su arıtma veya sitelerdeki atık suyun yeniden arıtılması gibi çözümlere yönelmek gerekecek."
İşte manzara bu. Bu kez geçmiş yıllarda yaşanan gelip geçici kuraklık sorunlarından farklı bir tablo ile karşı karşıyayız. Susuz günler adım adım yaklaşıyor. Uzmanlardan yükselen sesleri de seçim gürültüsü, "dinleme" listeleri, gündemi alt üst eden "ses kayıtları"nın tozu dumanı bastırmış durumda.
Susuzluk kent insanı için de, çiftçi ve sanayici için de kabus.
Tam seçime giderken, halka "suyumuz tükeniyor tasarruf gerek" diyemiyor belediyeler, bakanlıklar, hükümet... Kampanya çağrıları yapılmıyor oy hesabıyla.
Ve su kaynakları her geçen gün azaldıkça azalırken, İstanbullu, Yalovalı, Konyalı, kısacası susuzluk riski olan her bölge insanı, farkında olmadan musluklarından şakır şakır su tüketmeye devam ediyor. Birileri gerçeği bile bile bu durumu seyrediyor.
Musluklardan su yerine "tıssss" sesi geldiğinde mi aklımız başımıza gelecek?
Avrupa'nın adalet karnesini çıkardılar
Avrupa Adaletin Etkinliği Komisyonu'nun (CEPEJ) araştırmasına göre, devletlerin ekonomik krize rağmen adalet sistemine ayırdıkları bütçe arttı. Avrupa devletleri adalet sistemlerine kişi başına ortalama 60 euro harcıyor. Deutsche Welle Türkçe'den Kayhan Karaca'nın haberine göre, mahkemelerin işletiminde özel sektöre başvuru yükselişte. Kadın hakim sayısı da artıyor. Türkiye ise, birçok alanda Avrupa ortalamasının altında.
Avrupa krize rağmen adalet bütçesini artırdı
Avrupa Adaletin Etkinliği Komisyonu (CEPEJ) tarafından "adaletin etkinliği ve kalitesi" hakkında açıklanan istatistik raporunda, Avrupa Konseyi üyesi devletlerin, ekonomik krize rağmen 2010 yılından bu yana adalet sistemine ayırdıkları bütçenin artış gösterdiği not edildi. Bu artışın 2010-2012 döneminde yüzde 7,1, 2012-2014 döneminde ise yüzde 8,58 olarak kaydedildiği belirtildi.
En yüksek bütçe İsviçre'de en düşük Moldova ve Arnavutluk'ta
CEPEJ raporuna göre refah düzeyi yüksek ülkeler adalet için daha fazla harcama yapıyor. 2014 yılında Avrupa genelinde adalet sistemine kişi başına en fazla bütçe ayıran ülke 219 euro ile İsviçre oldu. İsviçre'yi sırasıyla Birleşik Krallık-Kuzey İrlanda (144 euro), Lüksemburg (139 euro) ve Hollanda (122 euro) izledi. En az pay ayıran ülkeler ise Moldova (8 euro), Ukrayna ve Arnavutluk (8 euro) olarak kaydedildi. İstatistikler Türkiye'nin aynı yıl adalet sistemine kişi başına 21 euro harcadığını gösteriyor. Türkiye için bu rakam 2012 yılında 18 euro olarak kaydedilmişti.
5 ülkede 100 Euronun üzerinde
CEPEJ, Avrupa genelinde adalet sistemine ayrılan bütçe kişi başına ortalama 60 euro olsa da ortanca (medyan) değerin 45 euro olduğuna işaret ediyor. CEPEJ'in bağlı olduğu Avrupa Konseyi'ne üye 47 ülkenin yarısının kişi başına yaptığı harcama 45 euro eşiğinin altında. Sadece 5 Avrupa devletinin bütçesi kişi başına 100 euro üzerinde.
Rapora göre Avrupa'da mahkeme işletme masraflarının bir bölümünün mahkeme harçları ile karşılanmasına yönelik akım da artarak devam ediyor. Avrupa genelinde mahkeme harçları mahkeme işletme masraflarının ortalama yüzde 18'ini karşılıyor (ortanca değer yüzde 12). Bu alanda Avusturya yüzde 111'lik oranla başı çekiyor ve böylelikle kâr dahi elde ediyor. Türkiye bu alanda yüde 51'lik oranla Avrupa ikincisi olma özelliğine sahip. Bu iki ülkeyi Malta (yüzde 43), Portekiz (yüzde 32) ve Yunanistan (yüzde 31) takip ediyor.
Adalet sistemini uzmanlaştırma eğilimi
2014 verilerine göre Avrupa genelinde 100 bin kişiye 1,8 mahkeme düşüyor. Hırvatistan 4,8 mahkemeyle ilk, Hollanda 0,2 mahkemeyle son sırada. Türkiye'de ise 100 bin kişiye 0,8 mahkeme düşüyor. CEPEJ, Avrupa ülkelerinin genel olarak mahkeme sayısını azaltma, mahkemeleri daha fazla hakim ile genişletme ve adalet sistemini uzmanlaştırma eğiliminde olduklarını belirtiyor.
100 bin kişi başına düşen hakim sayısı
Avrupa genelinde eğilim daha fazla hakimli daha büyük mahkemeler olsa da 2012-2014 dönemi dikkate alındığında profesyonel hakim oranında yüzde 2,1 oranında gerileme kaydedildiği görülüyor. Avrupa'da 2014 sonu verilerine göre 100 bin kişiye ortalama 21 (ortanca değer 18) profesyonel hakim düşüyor. Bu oran Monako'da 95, Slovenya'da 45, Hırvatistan'da ise 41. Birleşik Krallık ve İrlanda'da bu rakam sadece 3. Bu iki ülkede profesyonel olmayan hakim sayısı daha fazla. Türkiye'de ise 100 bin kişiye 11 hakim ile Avrupa ortalamasının altında yer alıyor.
Kadın hakim sayısı yükselişte
Avrupa'da kadın hakim sayısı da yükselişte. Hatta Avrupa genelinde ilk derece nahkemelerdeki kadın hakim oranı yüzde 51'e ulaşmış durumda. Ancak ikinci derece ve yüksek yargıda erkek egemenliği devam ediyor. Ermenistan, Azerbaycan, İrlanda ve Türkiye gibi ülkelerde erkek hakim oranı kadın hakimlerin üstünde.
En çok İskoç hakim kazanıyor
Avrupa'da en iyi maaş alan hakimler İskoçya'da. Bir İskoç hakimin kariyer başında yıllık ortalama brüt maaşı 168 bin 57 euro. En az maaş hakimler ise 6 bin 758 euro ile Moldova'da. Türkiye'de bir hakim ise kariyer başında yılda ortalama 21 bin 108 euro brüt maaş alıyor. Bu alanda Avrupa ortalaması 52 bin euro (ortanca değer 38 bin 130 euro).
Yüksek hakimlerin maaşları
Yüksek mahkemelerde ise ilk sıra yıllık ortalama brüt 295 bin euro ile İsviçreli hakimlerin. Son sırada 10 bin 884 euro ile Moldav hakimler geliyor. Türkiye'de yüksek mahkeme hakimlerinin yıllık ortalama brüt maaşı 42 bin 828 euro. Avrupa genelinde ise ortalama 95 bin 856 euro (ortanca değer 67 bin 549 euro).
Hakim azalıp savcı sayısı artıyor
Avrupa'da hakim sayısı azalırken savcı sayısı artıyor. 2014 sonu itibarıyla Avrupa genelinde 100 bin kişiye ortalama 11 savcı düşüyor (ortanca değer 10). Bu alanda 100 bin kişiye 31 savcı ile Ukrayna başı çekiyor. Baltık ülkeleri, Rusya ve Bulgaristan'da da bu oran 20'nin üstünde. İralnda (2), Malta (3), İtalya (3) ve Fransa (3) ise en alt sıradalar. Türkiye de 100 bin kişiye 7 savcı ile sıralamanın altında yer alıyor.
Türkiye'de enformasyon teknolojisi Avrupa ortalamasının üstünde
Avrupa devletlerinin adalet sisteminde bilgisayar ekipmanlarına yaptıkları yatırım da artışta. Enformasyon teknolojilerinin bazı alanlarda adalet sisteminin etkinliğini arttırdığı belirtilse de bilgisayar ekipmanları ile kaydedilen pozitif neticeler arasındaki ilişki henüz net olarak ispat edilebilmiş değil. Almanya, Avusturya ve Çek Cumhuriyeti, adalet sisteminde bilgisayar ekipmanları konusunda önde gelen ülkeler. Arnavutluk, İzlanda ve Kıbrıs son sıradalar. Türkiye ise Avrupa ortalamasının üstünde yer alıyor.
Amaç AİHM'deki yığılmaları önlemek
CEPEJ, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından Eylül 2002 tarihinde kuruldu. Adalet teşkilatı ile ilgili mevcut Avrupa Konseyi araçlarının etkili bir şekilde kullanılmasını teşvik etmek, adalet sistemi kullanıcılarının ihtiyaçlarını dikkate alacak mahkemelerle ilgili kamu politikalarının oluşumunu sağlamak, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne müracaat edilmeden önce üye devletlere etkili çözümler önermek ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6'ncı maddesinden kaynaklanan ihlalleri önlemek suretiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önündeki dava yığılmasının azaltılmasına yardım etmek misyonuyla hareket ediyor. Bu hedef temelinde Avrupa devletlerinin adalet sistemleri konusunda her iki yılda bir kapsamlı istatistik raporu yayımlıyor.
Sayman 5 milyonu zimmete geçirdiği iddiasıyla tutuklandı
Bursa'da hakkında soruşturma başlatılan Orman İşletme Müdürlüğü saymanı alel acele emekliliğini istedi. Şehir dışına çıkma yasağı getirilen saymanın, soruşturma sonucunda 5 milyon lirayı zimmetine geçirdiği tespit edildi. Ancak sayman çoktan şehri terk edip kayıplara karışmıştı. Abhazya'ya kaçmaya çalışırken Giresun'da yakalandı.
Yaklaşık 15 yıldan beri İnegöl Orman İşletme Müdürlüğü'nde sayman olarak görev yapan 58 yaşındaki V.S. hakkında iddiaya göre evrakta sahtecilik ve paravan şirket kurarak zimmetine para geçirme suçlarından soruşturma açıldı. İnegöl Orman İşletme Müdürlüğüne gelen Bakanlık Müfettişleri, müdürlüğün geriye dönük 20 yıllık hesaplarını incelemeye aldı. Müfettişlerin gelmesinin ardından sayman V.S., dilekçe vererek emekliye ayrıldı.
İnegöl'den çıkış yasağı geldi
15 yıl görev yaptığı İnegöl Orman İşletme Müdürlüğünden emekli olan V.S. hakkında, müfettiş incelemeleri bitene kadar İnegöl dışına çıkma yasağı geldi. İddiaya göre, yapılan incelemelerde sayman V.S.'nin görev süresi içerisinde evrakta sahtecilik ve bazı iş adamları ile paravan şirket kurarak zimmetine 4.5-5 milyon lira geçirdiği öne sürüldü.
Şebinkarahisar'da yakalandı
Müfettiş incelemelerinin tamamlanmasının ardından İnegöl dışına çıkma yasağı bulunan V.S. hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Ancak V.S.'nin ticari taksi ile Abhazya'ya gitmek için İnegöl'den ayrıldığı belirlendi. Giresun'un Şebinkarahisar ilçesinde yapılan kontroller sırasında gözaltına alınan V.S. cezaevine gönderildi
Müdürlere soruşturma
Öte yandan, 2001 yılından beri İnegöl Orman İşletme Müdürlüğü'nde görev yapan müdürler hakkında da konuyla ilgili soruşturma başlatılacağı öğrenildi.
AB üç ülkeyi olağanüstü toplantıya çağırdı
Avrupa Birliği Göç, İçişleri ve Vatandaşlık Komisyonu Başkanı Dimitris Avromopoulos İsveç, Almanya ve Danimarka'yı yarın olağanüstü toplantıya çağırdığını Twitter hesabından duyurdu.
Toplantıya İsveç Göçmen Bakanı Morgan Johansson, Danimarka Entegrasyon Bakanı Inger Stojberg ve Almanya İçişleri Bakanlığı'ndan Ole Schröder davet edildi.
İsveç ve Danimarka'nın sınırlarında kimlik kontrolüne başlamasının ardından harekete geçen Avrupa Birliği Komisyonu sözcüsü Margaritis Schinas toplantının amacının ülkeler arasında koordinasyonun iyileştirilmesine yönelik olduğunu belirtti.
İsveç Göçmen Bakanı Morgan Johansson'un Basın Sözcüsü Jonatan Holst yarın Brüksel'de yapılacak toplantıya katılacaklarını bildirdi. Jonatan Holst "Gelişmeler ve alınan önlemler konusunda bilgi almak ve son durumu değerlendirmek istiyorlar" dedi.
Dünkü basın toplantısında Danimarka'nın Almanya sınırında kimlik kontrollerine başladığını açıklayan Danimarka Başbakanı Lars Lökke Rasmussen aldıkları kararın, İsveç'in başlattığı kimlik kontrollerinin sonucu olduğunu savunmuştu.
2016'da saatler 24.00'ı gösterdiğinde dünyanın dört bir yanı yeni yıla havai fişeklerle merhaba dedi. İngiltere'de ise saatler ilerledikçe görüntüler değişti. İngiltere'de Caters Haber Ajansı 2017'nin ilk saatlerinde sokaklara indi. İtiş kakış ve kavgalar yeni yılın ilk saatlerine damga vurdu. Alkolün etkisiyle kendinden geçenler, Londra, Swansea ve Manchester sokaklarında böyle görüntülendİ;
Kanseri Hastalığında Beslenmenin Önemi
Leyla Ataman alanında uzman doktorlarla; hastalıkları, yeni uygulamaları, tedavideki yenilikleri, ilginç vakaları ve en çok sorulan soruların yanıtlarını ele alıyor. Leyla Ataman ile Kanseri Yenmek, toplumu hastalığa karşı bilinçlendirmeye devam ediyor.
Kimsenin yaşamadı Baker ve Howland adaları yeni yıla girecek son yerler. Pazar günü saat 15.00'te
Dünyanın en pahalı uçak bileti... Tek yön: 32 bin dolar
Ettihad Havayolları, Mumbai - New York uçuşlarını başlattı. Abu Dabi aktarmalı bu uçuş dünyanın en pahalı ticari uçak biletine sahip.
Ettihad daha önce de New York - Abu Dabi uçuşlarında 32 bin dolarlık bir suitte seyahat imkanı sunuyordu.
Residence 3 odalı özeli bir suit. 125 metrekarelik bu alanda yatak odası, banyo (duş dahil) ve iki kişi için tasarlanmış bir salon bulunuyor.
Sadece 496 koltuklu Airbus A380 uçakla yapılan uçuşlarda yer alan Residence'da 32 inçlik bir TV, deri koltuklar, yemek masası, özel menü de bulunuyor. Yemek 24 karat altından tabaklar ve çatal bıçak takımıyla ikram ediliyor.
Bilet fiyatına havaalanına VIP ulaşım ve özel check-in ve uçuş öncesi lounge da vakit geçirme imkanı da dahil.
Anayasa ve başkanlık temelli mi olacak?
AK Parti ve MHP yeni anayasa konusunda uzlaştı. Anayasa teklifi haftaya meclise gelecek peki bundan sonra ne olacak? Yeni anayasa başkanlık temelli mi olacak? Referandum yapılacak mı? Başak Şengül sordu, Prof. Dr. Muharrem Kılıç, Doç.Dr. Barış Doster, Araştırmacı İhsan Aktaş, Araştırmacı Hakan Bayrakçı, Araştırmacı Murat Sarı ve Hukukçu Selami Öztürk Akıl Çemberi'nde tartıştı.
Sivas'ta çok konuşulan görüntü
Sivas 4 Eylül Stadı'ndaki Sivasspor-Eskişehirspor maçında sahanın yarısı yeşile, diğer yarısı beyaza büründü.
İki farklı saha görüntüsü
TFF 1. Lig'deki Sivasspor'un Eskişehirspor'u 2-0 yendiği maçta futbolseverler ilginç bir görüntüyle karşılaştı.
Bir yanı beyaz, bir yanı yeşil
Güneş almadığı için buzlanma oldu
Bu ilginç görüntünün sebebi ise stadın bir tarafının güneş alırken, diğer tarafının gölgede kalması idi.
Yeşil beyaz görüntü
Güneş görmeyen taraftaki çimlerin üzeri ise hafif buz kaplıydı.
Yaz ve kış görüntüsü gibi
Başka bir deyişle maçı televizyondan ya da tribünün üst tarafından izleyen futbolseverler, yaz ve kışı aynı çerçevede izledi!
Sivasspor maçı 2-0 kazandı
Sivasspor, karşılaşmayı 2-0 kazanarak puanını 18 yaptı. Eskişehir ise 19 puanda kaldı.
Nilgün Belgün & Oylum Seçin
Aynur Tartan; "Tatlı Sohbetler"de her hafta kolay, pratik, lezzetli küçük ikramlıkları konukları ile birlikte sevgi ve sohbetle hazırlıyor.
'Böyle bir aptallığı senden beklemezdim Cristiano'
Klasik komplo teorisine göre, Ronaldo'nun imaj danışmanları, ünlü futbolcunun sevgilisinin olmasını onun işi açısından olumlu bir etken olacağını düşünüyor ve toplumda Ronaldo için "sevgilisi olan futbolcu" algısı yaratılmak isteniyor.
Real Madrid'in Portekizli yıldızı Cristiano Ronaldo Instagram hesabından yaptığı bir paylaşım yüzünden sert tepki gördü.
Caner Erkin koluna Şükran Ovalı'nın dövmesini yaptırdı
Geçtiğimiz gün bir Buddha heykelinin önünde çektirdiği fotoğrafı kişisel Instagram hesabından paylaşan Ronaldo'nun, bir ayağını heykelin üstüne koyması tepki çekti.
Yıldız futbolcunun bir hayranı, Facebook üzerinden gönderdiği mesajda "Hangi dine inandığın önemli değil, ancak senin birçok dine mensup hayranın var. Sen dünyaca ünlü bir futbolcusun, bu tür paylaşımlarda daha dikkatli olman lazım" diyerek tepkisini dile getirdi.
Shubnam Pandey isimli bir kullanıcı ise, "Bu tamamen saygısızlık. Böyle bir aptallığı senden beklemezdim Cristiano. Bugün bir hayranını kaybettin" ifadelerini kullandı. (Eurosport)
Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde bir süre okudu. Sonra, İstanbul'a geldi bir süre de burada okudu.
Üniversitedeyken hikayeler yazdı. Bu hikayelerden bir kaçı Yedi İklim Dergisi'nde yayınlandı.
1993-1994 yıllarında muhabir olarak TGRT'de çalıştı. 'Yankı' isimli bir haber programı yapan ekipteydi.
Kanal 7 kurulurken Genel Müdürü Mustafa Çelik'le temas kurup kadroya dahil oldu.
Bir süre muhabir olarak çalıştıktan sonra 1995-2003 arasında Kanal 7 Televizyonu Haber Müdürlüğü'nü ve ana haber spikerliğini üslendi.
Kanal 7'de İskele Sancak programını yaptı ve bazı bölümlerini kitaplaştırdı.
2017 YGS başvuruları bugün, 4 Ocak 2017, başlıyorken, ÖSYM'nin yapacağı sınava dair en önemli konuları soru ve cevap formatı üzerinden işledik. Sınava girecek olan öğrenciler için; başvuruların ne zaman başlayacağı ve ne zaman biteceği, başvuruların hangi siteden yapılacağı, başvuru ücretinin ne kadar olacağı ve ücretin nerelere yatırılacağı, sınavın ne zaman yapılacağı, sınav zamanında öğrencinin yanında ne olması gerektiği ve ne olmaması gerektiği soruları ve cevapları haber içeriğimizde yer almaktadır.
YGS başvuruları 4 Ocak 2016 tarihinde başlarken, bugün açılacak olan başvurular konusunda öğrenciler için sınava dair tüm sorular ve cevaplar haber içeriğimizde yer almaktadır. Sınav başvuru yapmadan önce, ÖSYM'nin yayınladığı videoyu izleyiniz. Videoda öğrencilerin ne yapması gerektiğine dair önemli bilgiler bulunmaktadır.
Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi'nin yapacağı sınavda başvurular 04 Ocak 2017'de başlıyor, 18 Ocak 2017 saat 23:59'ta sona eriyor.
Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi'nin yayınladığı o video
Başvurular hangi siteden yapılacaktır?
Başvuru ücreti ne kadar olacak?
Başvuru ücreti kurum tarafından başvurular başladığında netlik kazanacaktır.
Başvuru için yapılacak ödemeler hangi bankaya yatırılmaktadır?
Akbank'ın tüm şubeleri, ATM ve İnternet bankacılığı (KKTC'den başvuracak adaylar hariç)
Türk Ekonomi Bankası'nın tüm şubeleri ve İnternet bankacılığı
Kuveyt Türk Katılım Bankası'nın tüm şubeleri ve İnternet bankacılığı (KKTC'den başvuracak adaylar hariç)
Ziraat Bankası ATM ve İnternet bankacılığı
Kurumun yapacağı sınav tarihi 12 Mart 2017 Pazar. Sınav saati, kurumun standart sınav saatleri olsa da, değişiklik yapabilme durumundan ötürü sınav saati yazılmayacaktır.
Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi'nin sonuç takvimine bakıldığında net bir tarih verilmemektedir. Sonuçlar, sınavdan 15 gün sonra açıklanmaktadır. Süreç bir aya kadar da çıkabilmektedir. Sonuçları yayınlama hakkı sadece ÖSYM'ye aittir. Başka bir sitede yayınlanması yasaktır.
Sonuçlar ev adresine gönderilecek mi?
Hayır, sonuçlar Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi'nin sitesinden yayınlanacaktır. Sonuçlar postahane üzerinden evlere gönderilmeyecektir.
Sınav zamanında öğrencinin yanında ne olması gerekmektedir?
T.C Nüfus Cüzdanı, sınav giriş belgesi.
Not: Nüfus cüzdanında sınava girecek olan öğrencinin "vatandaşlık numarası" olması gerekmektedir. Vatandaşlık numarası olmayanlar sınava girmeyecektir. Nüfus cüzdanında fotoğraf güncel ve yeni olması gerekmektedir.
Sınav zamanında öğrencinin yanında olmaması gerekenler nelerdir?
Kurumun sınav yönetmeliğine göre; Çanta, cüzdan, cep telefonu, saat, kablosuz iletişim sağlayan bluetooth vb. cihazlarla; kulaklık, kolye, küpe, yüzük (alyans hariç), bilezik, broş, anahtar, metal para gibi metal içerikli eşyalarla (basit başörtü iğnesi ve ince metal tokalı kemer hariç); her türlü elektronik/mekanik cihazla ve çağrı cihazı, telsiz, fotoğraf makinesi vb. araçlarla, her türlü plastik ve güneş gözlüğü dâhil cam eşyayla (şeffaf/numaralı gözlük hariç), banka/kredi kartı, ulaşım kartı vb. kartlarla, Cep bilgisayarı, saat, sözlük işlevi olan elektronik aygıt, hesap makinesi vb. her türlü bilgisayar özelliği bulunan cihazlarla, Her türlü kesici ve delici alet, ateşli silah ve benzeri teçhizatla, Kalem, silgi, kalemtıraş, müsvedde kâğıdı, defter, kitap, ders notu, sözlük, dergi, gazete, vb. yayınlar, pergel, açıölçer, cetvel, hesap makinesi vb. araçlarla, Yiyecek, su hariç içecek vb. gıda maddeleriyle, İlaç, alçı, sargı bezi, koltuk değneği vb. sağlık malzemeleri ve araçlarla sınava girilmesi kurum tarafından yasaklanmıştır.
Apple; Apple TV, iPhone ve iPad'de birçok uygulamadaki televizyon programlarını ve filmleri keşfetmek ve erişmek için birleştirilmiş bir deneyim sunan yeni TV uygulamasını duyurdu.
Facebook canlı yayınlarına 'maske' geldi
TV uygulaması televizyon programlarına ve uygulamalara tek yerden erişim sağlamanın yanı sıra izlenilecek yeni içerikleri keşfetmek için bir alan sunuyor.
Apple ayrıca, Apple TV için yeni Siri özelliğini duyurdu. Bu özellik sayesinde izleyiciler tüm uygulamalarında canlı haberleri ve spor etkinliklerini doğrudan izleyebilecek. Tüm Apple aygıtlarında televizyon programlarını ve filmleri izlemek hiç bu kadar kolay olmamıştı. TV'yi başka bir yerde seyretmek için artık hiçbir sebep kalmadı.
"Çoğumuz televizyon izlemek için Apple TV, iPhone ve iPad'deki uygulamaları kullanıyoruz," diyen Apple'ın İnternet Yazılımı ve Hizmetleri'nden Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Eddy Cue, şöyle devam etti: "TV uygulaması size sonra ne izleyeceğinizi gösteriyor ve farklı uygulamalardaki televizyon programlarını ve filmleri tek yerde keşfetmenizi sağlıyor."
Apple TV Uygulamasının Önemli Özellikleri:
• Şimdi İzle: Şimdi İzle, izleyicilerin iTunes ve uygulamalardaki program ve film koleksiyonlarını gördükleri yer. İzleyiciler, izleyeceklerini seçmek için Şimdi İzle'den, Sıradaki ve Önerilen bölümlerine gidebiliyor.
• Sıradaki: Kullanıcılar iTunes'dan kiraladıkları ve satın aldıkları da dahil olmak üzere, o anda izledikleri programların ve filmlerin keyfini çıkarabiliyor. Üstelik tümü, en olası izleme sıralamasına göre sunuluyor. Örneğin, izleyiciler bir bölümü izlemeyi bitirdiğinde bir sonraki bölüm otomatik olarak Sıradaki sırasının başında görünüyor. Aynı şekilde yeni bölümler de yayınlanır yayınlanmaz izleme sıralamasında yerini alıyor. Kullanıcılar istedikleri zaman Siri'ye bir programı izlemeye devam etmek istediklerini söyleyebiliyor ve anında kaldıkları yerden devam edebiliyor.
• Önerilen: İzleyiciler, Apple küratörleri tarafından özenle seçilmiş koleksiyonlar ve çocuk, bilimkurgu ve komedi gibi özel kategoriler ve türler dahil özel olarak hazırlanmış ve en çok izlenen harika programları ve filmleri keşfedebiliyor.
• Arşiv: İzleyiciler iTunes'da kiraladıkları veya satın aldıkları tüm iTunes film ve televizyon programı koleksiyonlarına erişebiliyor.
• Mağaza: Yeni bir şeyler arayan kullanıcılar ise, Mağaza'ya göz atarak iTunes'da en son yayınlananların yanı sıra henüz indirmedikleri veya abone olmadıkları tüm video hizmetlerindeki yeni muhteşem içerikleri keşfedebiliyor.
TV uygulaması Apple TV, iPhone ve iPad'de kullanılabilecek ve her zaman eşzamanlı olacak. Böylece, kullanıcılar bir Apple aygıtında izlemeye başlayıp diğer bir Apple aygıtında kaldıkları yerden kolaylıkla devam edebilecek.
Siri ile Canlı Yayın Ayarı
Siri, Apple TV'deki canlı haber yayınını veya spor etkinliğini doğrudan ayarlamayı gerçekten çok kolaylaştırmak dahil, güçlü yeni yetenekler kazanmaya devam ediyor. Siri şimdi tüm uygulamalardaki canlı spor etkinliklerinin farkına varabildiği için kullanıcıların "Stanford karşılaşmasını izlemek istiyorum" veya "Şu anda hangi karşılaşmalar var?" demesi yeterli. Siri karşılaşmaların diğer ayrıntılarını da biliyor, canlı skorları sunabiliyor ve izleyicileri uygulamadaki canlı yayına doğrudan götürebiliyor. İzleyiciler yalnızca uygulamanın adını söyleyerek, örneğin "CBS haber kanalını izlemek istiyorum" diyerek uygulama içinde canlı yayına gitmek zorunda kalmadan, canlı videoyu doğrudan ayarlayabiliyor.
Ücretli TV Uygulamaları İçin Tek Şifre
Yeni TV uygulamasına ek olarak, ABD'deki müşteriler tek şifre kullanarak ücretli TV video uygulamalarının keyfini çıkarabilecek. Aralık ayından itibaren DIRECTV, DISH Network ve daha birçok platformun aboneleri, Apple TV, iPhone ve iPad'de yalnızca bir kez oturum açarak ücretli TV aboneliklerinin parçası olan uygulamalara anında erişimin keyfini çıkaracak.
Yalnızca bir yıl önce çıkan en yeni Apple TV, 2.000 oyun ve spor, haber, fitness, eğitim, çocuk, yaşam tarzı ve daha birçok kategoride 1.600 video uygulaması dahil, 8.000 uygulamayla oturma odalarında devrim yarattı.
TV uygulaması ve tek şifre Aralık ayında ABD'de, Apple TV (4. nesil), iPhone ve iPad müşterileri için ücretsiz yazılım güncellemesi olarak sunulacak. Siri ile canlı yayın ayarlama ise bugünden itibaren kullanılabilecek. Daha fazla bilgi için lütfen apple. com/tr/tv sayfasını ziyaret edin. Özellikler değiştirilebilir ve yalnızca katılan uygulamalar için geçerlidir. Bazı özellikler tüm bölgelerde veya tüm dillerde kullanılamayabilir.
ABD'deki konser faciasında bilanço büyüyor: 33 ölü
ABD'nin Oakland kentinde konser verilen bir depoda çıkan yangında ölenlerin sayısı 33'ü buldu. ABD'li güvenlik birimleri ölü sayısının artabileceğinden endişe ediyor.
ABD'nin California eyaletindeki Oakland kentinde çıkan yangında yaşamını yitirenlerin sayısının 24'e yükseldiği ve ölü sayısının artabileceği bildirildi. Güvenlik birimlerinden Ray Kelly, yaptığı açıklamada,  konser verilen bir depoda meydana gelen yangında ölenlerin sayısının 24'e çıktığını ve sayının artabileceğini söyledi. "Kaç yeni cesedin daha olay yerinden çıkarıldığı" şeklindeki soruya cevap vermeyen Ray Kelly, kürek ve kovalarla devam eden arama çalışmalarının çok yavaş ilerlediğini belirtti.
3 kişinin ailesine ulaşıldı
Kazada ölenlerin bir kısmının ülke dışından olduğunu kaydeden Kelly, sadece 3 kişinin ailesine ulaşılabildiğini, diğerlerine de ulaşılmaya çalışıldığını aktardı. Oakland İtfaiye Şefi Melinda Drayton da yaptığı basın açıklamasında, sistemli ve dikkatli şekilde arama çalışmalarına devam ettiklerini belirterek, ilk 12 saatte kazanın yaşandığı alanın 5'te 1'inin tarandığını, kalan yüzde 80'lik bölgede çalışmaların devam ettiğini bildirdi. Drayton, çalışmaların birkaç gün daha süreceğini de belirtti. Elektronik müzik partilerinin yapıldığı ve "Ghost Ship" olarak bilinen depodaki yangının çıkış nedenine ilişkin ise henüz bir açıklama yapılmadı.
Kırgızistan'da "Kumtor" gözaltıları başladı
Kırgızistan'da Kanadalı Centerra Gold şirketi ile anlaşmayı yenileyen hükümet üyelerinden eski Maliye Bakanı Bolot Abildayev ile yine aynı dönemin Ekoloji ve Acil Durumlar Bakanı Temirbek Akmataliyev gözaltına alındı.
Cantoro Satıbaldiyev'in başkanlığında koalisyon hükümetinin, Kanadalı Centerra Gold şirketi ile yenilediği ve meclise sunduğu mutabakat zaptının önceki gün kabul edilmemesinin ardından meclis başsavcılıktan bugüne kadar Kumtor'daki faaliyetlere ilişkin ülkenin çıkarlarına aykırı yapılan anlaşmalarda imzası bulunanlar haklarında soruşturma açılmasını talep etmişti.
Başsavcılığa bağlı kurumlararası araştırma ekibinin akşam düzenlediği operasyonda, 2003 yılında bakan olarak görev yapan Bolot Abildayev ile Temirbek Akmataliyev yolsuzluk suçlamasıyla gözaltına alındı.
Bişkek Oktyabr İlçesi Mahkemesine çıkarılan Abildayev ile Akmataliyev, yurtdışı çıkış yasağı konularak serbest bırakıldı.
Başsavcılığa göre, 2003 yılında hükümeti temsilen uzman heyeti ile dönemin Devlet Başkanı Askar Akayev'in oğlu Aydar Akayev'in, Kumtor altın
madenini işleten Kameko şirket yöneticileriyle Kanada'nın Toronto şehrinde bir araya geldiği daha sonra altın madenini işleten şirket isminin Centerra Gold olarak değiştirilmek suretiyle Kırgızistan'a ait yüzde 66,7'lik kar payının yüzde 33'e düşürüldüğü öne sürüldü.
Kırgızistan'da iktidarın başına geçen Almazbek Atambayev, ülkenin en büyük sanayi şirketi olan ve milli bütçenin oluşmasında büyük katkısı bulunan Kumtor altın madeninden eski devrik liderleri ve yakınlarının hala çıkar sağladığı gerekçesiyle hükümet ile Kumtor arasındaki mevcut anlaşmanın gözden geçirilmesini talep etmişti.
Hükümet ile Centerra Gold şirketi ile yenilenerek hazırlanan mutabakat zaptını kabul etmeyen meclis, hükümetten Kumtor'daki Kırgızistan'a ait kar payını artırmak süretiyle yüzde 67'ye çıkarılmasında ısrar etmiş, hükümete Centerra Gold şirketi ile görüşmelere devam etmesini ve istenilen sonuçlara ulaşması için 23 Aralık'a kadar süre tanımıştı.
ilim insanları, yerçekimini ve evreni anlama yolunda muazzam bir keşif yaptıklarını açıkladı.
Albert Einstein'ın kuramlarından 100 yıl sonra, onun tüm evrene yayıldığını söylediği yerçekimi dalgalarını nihayet gözlemlediler. Yerçekimi dalgalarını "görebilmenin" Büyük Patlama'dan başlayarak uzayın pek çok sırrını çözmekte faydalı olacağı ifade ediliyor.
Danimarka'ya bağlı Grönland bölgesinde, Isua Kayalıkları'nda bulunan stromatolitler yapısındaki bu fosilin, 3.7 milyar yıl öncesinde canlı olan mikrobiyal yaygılara ait olduğu düşünülüyor.
Bazı bilim adamları Güneş sisteminde 9. bir gezegenin varlığından söz etmeye başladı. Ancak henüz somut bir tespit yok.
Bilim adamları Dünya'nın neredeyse 10 katı boyuta sahip bir şekilde Plüton'un çok daha ilerisinde, Kuiper Kuşağı'nın da ötesinde, Dünya'ya 32 milyar km ile 160 milyar km arasında bir mesafede durduğunu düşünmekteler.
CRISPR, moleküler biyologların genlere müdahalede kullandıkları en popüler yöntem olarak tanınıyor. Çin, son dönemde bu yöntemi insan embriyolarında ve maymunlarda test ederek başarılı sonuçlar elde etti. Biyoteknoloji alanında atılım yapan Çin'in gündeminde bu tekniği doğrudan insanlara uygulamak yer alıyor.
CRISPR'ın en önemli sorunun kesilen DNA'nın daha sonra DNA'nın kendisini onarması ile eski haline dönmesi olduğunu ve geliştirdikleri yeni nesil CRISPR ile bu sorunun ortadan kalkacağını belirtti.
Kimyasal elementleri sınıflandıran periyodik tabloya dört yeni element eklendi.
Merkezi ABD'de bulunan kimyasal sınıflandırma, terminoloji ve ölçümlerden sorumlu küresel örgüt, Uluslararası Saf ve Uygulamalı Kimya Derneği 113, 115, 117 ve 118 şeklinde belirlenen dört yeni elementi 30 Aralık'ta tescil etti.
Uluslararası Kimya Derneği'nin İnorganik Kimya Bölümü Başkanı Profesör Jan Reedjik "Şimdi element isimlerinin ve sembollerinin resmileşme süreci başladı. Bu elementler geçici olarak ununtrium (Uut ya da element 113), ununpentium (Uup, element 115), ununseptium (Uus 117) ve ununoctium (Uuo, element 118) olarak adlandırılıyor." dedi.
Yaklaşık 400 yıl yaşayabilen, gizemli ve yavaş hareket eden bir derin deniz köpekbalığı türü keşfedildi.
Son süreçte ise University Of Copenhagen araştırmacıları, gelmiş geçmiş en uzun süre yaşayan omurgalı canlının tespitinde bulundular. Danimarkalı bilim insanları Grönland dolaylarındaki bir köpek balığının yaklaşık 400 yıldır yaşamını sürdürdüğüne yönelik bulgulara rastladıklarını belirttiler.
Eylül ayı yapılan ölçümlere göre atmosferdeki karbondioksit oranının en düşük olduğu ay olarak tespit edilse de, bu ay itibariyle Dünya atmosferindeki CO2 düzeyi sembolik 400 ppm eşiğini geçmiş olarak görünüyor.
İklim bilimcilerin konuyla ilgili yaptığı açıklamaya göre gezegenimizin atmosferindeki CO2 oranının uzun yıllar boyunca bu düzeyin altına düşmesi mümkün görünmüyor. Yapılan ölçümlerden bildiğimiz kadarıyla CO2 düzeyi sanayi devriminden beri düzenli olarak artsa da, yerküre bundan ancak üç ile beş milyon yıl öncesinde bu denli yüksek bir karbondioksit oranına sahip olmuştu.
Anti-madde atomu ölçüldü
ALPHA raporlarında, bir antimadde atomunun ışık spektrumunun ölçüldüğü belirtildi. Bu başarı, antimadde teknolojisinin tamamen başka bir boyuta ulaştığının göstergesi. 20 yıldır devam eden çalışma, CERN'in antimadde ekibi tarafından sürdürülüyordu.
İlkokulda kan donduran iddia: Kız öğrenciyi iç çamaşırı ile sınıfta dolaştırdı
Antalya Hacı Hafize Saygan 2 İlkokulu, şiddet ve taciz iddiaları ile sarsıldı. İddiaya göre; 2'nci sınıf öğretmeni D.L., pis olmakla suçladığı F.N. adlı kız öğrenciyi sınıfta soyup 'Bunun iç çamaşırı bile pis' diyerek rencide etti sonra da kafasını tahtaya vurdu.
Antalya Hacı Hafize Saygan 2 İlkokulu, öğrenci velilerinin sınıf öğretmeni D.L.'ye yönelik şiddet ve taciz suçlamaları ile karıştı. İddialar, resmi dilekçelerle önce okul yönetimine daha sonra ise Muratpaşa İlçe ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bildirilirken, olayın araştırılması için jet hızıyla müfettiş görevlendirildi.
'Öğrenciyi soyup rencide etti'
Hürriyet'ten Salim uzun'un haberine göre, okulda eğitim gören 2'nci sınıf öğrencileri ve velilerin gündeme taşıdığı iddialar kan dondurdu. 8 yaşındaki kızı T.'nin aynı okulda eğitim gördüğünü anlatan öğrenci velisi, "Öğretmenimiz D.L.'nin psikolojik sorunları olduğunu düşünüyoruz. Çünkü çocuklarımızın bize anlattığı şeyler inanılmaz. D.L., sınıfındaki F.N. isimli kız öğrenciyi pis olmakla suçlayıp önce kazağını, sonra pantolonunu çıkarmış ve tüm sınıf önünde 'Görüyorsunuz bunun iç çamaşırı bile pis' diyerek rencide etmiş. Sonra da kafasını tahtaya vurmuş" diye konuştu.
Antalya'da lüks semte yarasa istilası
'Öğrenciler olayı doğruladı'
Öğrencinin iç çamaşırı ile sınıfta dolaştırıldığını iddia eden öğrenci velisi, "Bu olayı duyar duymaz okula gidip müdürle görüştüm. Olayı tüm öğrencilere sordum ve doğrulattım. Daha sonrada dilekçe ile şikâyette bulundum. Söz konusu öğrencinin velisine de konuyu aktardık. Onlar da şikâyette bulundu. Ancak söz konusu öğretmenin eşi İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nde şube müdürü olduğu için konunun kapatılabileceğini söylediler. Biz ise konuyu takip etmekten vazgeçmedik" dedi.
O gün eşofman giymiş
Öğrencinin soyulması ile ilgili iddiaları yalanlayan sınıf öğretmeni D.L.'nin "Öğrencinin düğmesi kopunca pantolonu düştü" şeklinde savunma yaptığı öğrenilirken, bazı velilerin olay gününe ait güvenlik kameralarını izlediği, koridordaki kameralarda F.N. isimli kız öğrencinin üzerinde düğmeli bir pantolon değil lastikli bir eşofman olduğu görüldüğü belirtildi.
İddiaların kendilerine de ulaştığını doğrulayan Okul Müdürü Mehmet Ali Çakır, şöyle konuştu: "Velilerimizin yaptığı şikâyetleri ilgili makamlara gönderdik. Süreç sonunda olayın incelenmesi için muhakkik görevlendirildi. Süreç soruşturma aşamasına geçtiği için daha fazla bilgi vermem doğru değil. Eğer gerçekten bu olaylar yaşandıysa gereği yapılır."
Oğlunu kemerle döven baba yine serbest
Vali yardımcısı: İzin vermeyiz
Çocuklara yönelik şiddet ve taciz olayları konusunda son derece hassas olduklarını kaydeden Vali Yardımcısı Hüseyin Ece, "Olayla ilgili gerekli soruşturma yapılıyor. Biz bu konularda son derece hassasız. Hiçbir çocuğumuza şiddet veya taciz uygulanmasına izin vermeyiz. Ben konuyla ilgili detaylı olarak bilgi alıyorum" diye konuştu.
İlişkinizde problem siz misiniz?
İlişkide işler kötüye gitmeye başladığında, tüm suçu partnerinize atmak kolaydır. Ama bir ilişkide hiçbir şey tek taraflı değildir. Huffington Post gazetesinde yayınlanan haber ilişkideki problemin siz olduğunuzun belirtisi olan 7 madde listelemiş. İşte özeti.
Bütün sorumlulukları partnerinize yıkıyorsunuz
İyi bir ilişki, birbirine denk bireylerin beraberliğidir. Bu yüzden, sorumluluklar da eşit olarak bölünmelidir. Eğer her şeyi partneriniz yapıyorsa, zamanla bu duruma içerleyebilir.
Eğer kendi yükünüzü taşımıyorsanız, partnerinize karşı daha yardımcı ve paylaşımcı davranarak ilişkiye hala değer verdiğinizi gösterebilirsiniz.
Her ne kadar klişe görünse de, başkasını sevmeden önce kendinizi sevebilmeniz gerekir. Eğer hayatınızdan veya kendinizden memnun değilseniz, ilişkinizin bu durumdan etkilenmesi kaçınılmazdır.
Psikolog Seth Meyers, "Her şey birbiriyle bağlantılıdır, eğer hayatınızla ilgili tatminsiz ve kızgınsanız, ilişkiniz de bu durumdan etkilenir" diyor.
Meyers'in tavsiyesi hayatınızı geliştirmenin yollarını aramanız. Eğer karamsar biriyseniz, davranışlarınızın dışarıdan nasıl algılandığına dikkat edin.
İletişimi kesiyorsunuz
Her kavgadan sonra iletişimi tamamıyla kesen birisiyle ilişki yürütmek çok yorucudur. Partnerinizle bir sonraki kavganızda, sessizliğe bürünmek yerine, mola verip ikinize de mantıklı gelen bir çözüm üretmeye çalışın
Fleming, "Sıklıkla bir kavgadan sonra saatlerce, hatta günlerce partnerleriyle iletişimi kesen çiftler görüyorum. Sakinleşin ve duygularınız mantığınızı ele geçirmeden önce neden kavga ettiğinizi düşünün" diyor.
Partneriniz hakkında sürekli en kötüsünü hayal ediyorsunuz
Partnerinizle birlikte bir problem üzerinde çalışırken, partnerinizin niyetinin kötü olmadığına inanın. Büyük ihtimalle sizin canınızı yakmak istemiyor, ve bu problemin bir an önce çözülmesini istiyor.
İlişki uzmanı Laurel Steinberg, "Partnerinizin sizi kıran bir lafına tepki göstermeden önce, partnerinizin niyetini anlamaya çalışın. Gerçekten sizi üzmek mi istedi? Büyük ihtimalle, problem yaşamanızın sebebi dikkatsizlik ve beklentilerinizin anlaşılmamasıydı" diyor.
Ve eğer gerçekten sizi kırmayı amaçladıysa, bu ilişkiye devam etmek isteyip istemediğiniz üzerine düşünün. "Sevgi dolu bir ilişkide kasıtlı zulme yer yoktur."
Hatalı olduğunuzda kabul edemiyorsunuz
Yetişkinsiniz ve ilişkinizin devam etmesini istiyorsunuz. Bunu yapabilmek için, kendi hatalarınızın sorumluluğunu kabullenmeniz gerek.
"Kendi problemlerinizin sorumluluğunu almak yerine başkalarını suçluyorsanız, bu iyiye işaret değil" diyor Meyers. "Başkalarını suçlayan erkek ve kadınlar, sürekli olarak problemin karşılarındaki kişide olduğuna inanırlar."
Kimin hatalı olduğuna odaklanmak yerine, problemi nasıl çözebileceğinize odaklanın.
"İlişkideki problemlere bakarken, denklemden 'hata' kelimesini çıkarın."
Tartışma sırasında geçmiş problemleri masaya koyuyorsunuz.
Bir konu hakkında hararetli bir şekilde tartışırken, birden gidip yıllar önce sizi üzmüş başka bir konuyu açıyorsanız, bir tartışmada yapılacak en yanlış hareketi yapıyorsunuz demektir. Eğer bu davranış size tanıdık geldiyse partnerinizle hiçbir problemi çözememe sebebiniz bu olabilir.
"Odağınızı kaybetmeyin" diyor Steinberg, "Her şeyi zamanında tartışırsanız problemlerinizi daha kolay çözebilirsiniz."
Problemin bir parçası olmadığınıza inanıyorsunuz
İlişkinizin bu duruma gelmiş olmasında sizin de payınız olduğuna inanmıyorsanız, ilişkideki problem sizsiniz. Hiç kimse bir ilişkide tamamıyla suçsuz değildir. İlişkideki hatalarınız hakkında dürüst olun, böylece iyileşmeye başlayabilirsiniz.
"Eğer ilişki iyi gitmiyorsa, bu durumda payınız olup olmadığını bilmek için bakmanız gereken tek şey partnerlerden biri olup olmadığınızdır" diyor Michele Weiner-Davis, "İlişki problemleri ayrı bir evrende gerçekleşmez. İlişki iyi gidiyorken, bu iki kişinin başarısıdır. Kötü gidiyorken de, düzeltmek iki tarafın da sorumluluğudur."
Sınır güvenliği tartışmasında kim ne diyor?
Türkiye, DEAŞ'la nasıl mücadele ediyor? Operasyonlar nasıl yürütülüyor? El Bab Harekatı hangi aşamada? Sınır güvenliği tartışmasında kim ne diyor? Şirin Payzın sordu, ilahiyatçı Prof. Hilmi Demir, ilahiyatçı Prof. Mustafa Öztürk, tarihçi-yazar Erdoğan Aydın, gazeteci Kemal Öztürk, sosyolog Müfit Yüksel ve eski siyasetçi-yazar Ufuk Uras, Ne Oluyor? 'da yanıtladı.
Ryan Babel bu fotoğrafa açıklık getirdi
Siyah-beyazlı ekibin yeni transferi Ryan Babel Kasımpaşa forması giyerken Beşiktaş maçı sırasında çekilen fotoğrafına açıklık getirdi.
30 soruda kıdem tazminatı ile ilgili merak edilen her şey
İşte en fazla merak edilen konuların başında gelen kıdem tazminatı ile ilgili her çalışanın bilinmesi gerekenler... (Kaynak: SGK Rehberi)
1- Kıdem tazminatının ödenmesi için gereken koşullar nelerdir?
1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesine göre çalışanlara belirli şartlarla kıdem tazminatı ödenmektedir. Buna göre; aynı işverene bağlı çalışma süresinin en az 1 yıl olması ve iş sözleşmesinin; 1- İşveren tarafından iyi niyet ve ahlak kurallarına aykırılık nedenleri dışındaki nedenlerle, 2- İşçi tarafından sağlık, iyi niyet ve ahlak kuralarına aykırılık veya işyerinde işin durması benzeri nedenlerle, 3- Askerlik görevi nedeni ile, 4- Emeklilik hakkının elde edilmesi veya bu kapsamda gereken sigortalılık süresi ve prim gününün doldurulması nedeni ile, 5- Kadın işçinin evlenmesi nedeni ile, 6- İşçinin ölümü nedeni ile feshi halinde çalışma süresinin gerektirdiği kıdem tazminatı ödenmektedir.
2- İşten kendi isteğiyle ayrılan işçi kıdem tazminatı alabilir mi?
Kural olarak işten kendi isteğiyle (istifa) ayrılan işçi, kıdem tazminatı alamamaktadır. Ancak; iş sözleşmesinin askerlik görevi, emeklilik hakkının elde edilmesi, sağlık problemlerinin işin yapılmasına sürekli bir biçimde engel oluşturduğunun belgelenmesi, işverenin iyi niyet ve ahlak kurallarına aykırı davranışlarda bulunması nedenleri ile işçi tarafından feshi halinde (istifa), çalışma süresinin en az 1 yıl olması koşulu ile kıdem tazminatı hakkı alınabilmektedir.
3- Evlilik nedeni ile işten ayrılan kadının kıdem tazminatı alabilmesi için gereken şartlar nelerdir?
Yasal düzenleme gereği; Kadın işçilerin evlilik nedeni ile işten ayrılması durumunda, çalışma süresinin gerektirdiği kıdem tazminatı ödenmektedir. Bu haktan yararlanılabilmesi için; iş sözleşmesinin evlilik tarihinden itibaren 1 yıl içinde yazılı olarak feshi, evliliği gösteren belgenin işverene sunulması, feshin gerekçesinin evlilik olduğunun açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
4- Kıdem tazminatı hakkı nasıl hesaplanır?
Herhangi bir iş sözleşmesinin kıdem tazminatını gerektiren bir nedenle feshi durumunda, çalışılan her tam yıl için 30 günlük brüt ücret tutarında kıdem tazminatı ödenmektedir. Bir yıldan artan sürelerde oranlanarak hesaplamaya dahil edilecektir. Kıdem tazminatı hesaplamaları sırasında işçiye ödenen ücretin yanısıra, kendisine düzenli olarak sağlanan tüm para ve para ile ölçülebilen menfaatlerin (yol parası, yemek parası, düzenli olmak koşulu, ikramiye ödemeleri v.b.) brüt tutarları dikkate alınmaktadır. Her tam çalışma yılı için ödenen kıdem tazminatı tutarı, fesih tarihinde geçerli olan kıdem tazminatı tavanı ile sınırlandırılmıştır.
5- İşyerinin satılması durumunda işçi kıdem tazminatının ödenmesini isteyebilir mi?
Herhangi bir işyerinin kısmen veya tümüyle devredilmesi durumunda, söz konusu işyerinde çalışmakta olanlar aynı şartlarla çalışmaya devam edeceklerdir. İşyerinin devri, çalışanların yasal hakları konusunda herhangi bir kayba yol açmayacak, çalışanlara işyerinin devri nedeni ile kıdem tazminatı ödenmesi gerekmeyecektir. Gerek kıdem tazminatı, gerekse yıllık ücretli izin haklarının belirlenmesi gerektiğinde devir öncesi ve devir sonrası oluşan toplam çalışma süresi esas alınacaktır.
6- İşyerinin taşınması veya çalışma şartlarının değiştirilmesi halinde işçi kıdem tazminatını alarak işten ayrılabilir mi?
İşveren işçi ilişkileri, yasa ile belirlenen esaslar çerçevesinde iş sözleşmelerinde düzenlenmektedir. Bu kapsamda; işin niteliği, görev tanımları, çalışma süre ve koşulları, işçiye ödenecek ücret ve diğer esaslar iş sözleşmelerinde düzenlenmektedir. İş sözleşmesi hükümleri, işyeri uygulamaları veya çalışma koşulları konusunda değişiklik yapmak isteyen işveren, durumu yazılı olarak bildirmek ve işçinin onayını almakla yükümlüdür. İşçi tarafından 6 gün içinde kabul edilmeyen değişiklikler işçiyi bağlamamaktadır. İş sözleşmesinin bu nedenle feshi halinde, kıdem tazminatı ve bildirim süreleri konusundaki yükümlülüklere bağlı kalınacaktır.
7- Ücreti artırılmayan işçi kıdem tazminatını alarak işten ayrılabilir mi?
Ücretlerin hangi dönemlerde veya oranlarda artırılacağına ilişkin herhangi bir çerçeve belirlenmiş durumda değildir. Ücret uygulamaları konusundaki yasal düzenleme asgari ücretin altında ücretle işçi çalıştırılamayacağı ile sınırlıdır. Bunun ötesinde ücret uygulamalarına ilişkin esaslar, iş sözleşmelerinde belirlenebilmektedir. İş sözleşmesinde bağlayıcı bir hüküm bulunmaması halinde, uygulamaya ilişkin inisiyatif işverene aittir. İş sözleşmesinde herhangi bir hüküm bulunmamasına karşın, ücret artışlarındaki anlaşmazlık nedeni ile işten ayrılan işçi istifa etmiş sayılacağından, herhangi bir tazminat hakkı oluşmayacaktır
8- Hamilelik veya doğum nedeni ile işten ayrılan işçi, kıdem tazminatına hak kazanır mı?
İşten kendi isteğiyle (istifa) ayrılan işçinin, herhangi bir tazminat hakkı oluşmamaktadır. Yasal düzenleme açısından hamilelik veya doğum nedenine dayalı işten ayrılmalar istifa olarak değerlendirildiğinden, bu nedenlerle işten ayrılan işçi tazminat haklarından vazgeçmiş sayılmaktadır.
9- Özel sektörde çalışanın, kaç yıldan sonra istifa sonucu kıdem tazminatı hakkı vardır?
Kıdem tazminatına ilişkin düzenlemeler gereği, iş sözleşmesini kendi isteğiyle fesih eden işçinin (istifa), herhangi bir tazminat hakkı oluşmamaktadır. Çalışma süresinin belirli bir süreyi aşması, bu konudaki genel uygulamayı değiştirmemektedir. Öte yandan; iş sözleşmesini fesih etmek isteyen işçi (istifa), feshi yazılı olarak ve çalışma süresine göre 2 ile 8 hafta arasında değişen sürelerle uygulanan bildirim süresine bağlı kalarak işverenine iletmekle yükümlüdür.
10- İşyerinde 1,5 yıldan beri çırak olarak çalışıyorum. İşveren beni istemiyor, kıdem tazminatı alabilir miyim?
Alamazsınız. İş Kanunu'na tabi işçi olmalısınız.
11- İşveren tarafından iş sözleşmem 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/II (Ahlak-İyiniyet Kurallarına Uymayan Haller) gerekçesiyle feshedildi kıdem tazminatına hak kazanır mıyım?
Kıdem tazminatına hak kazanamazsınız. Çünkü, Mülga 1475 sayılı İş Kanunu'nun yürürlüğü devam eden 14'ncü maddesinde işveren tarafından bu Kanunun 17'nci ( 4857/25'nci madde) maddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında işverence feshedilirse kişiye kıdem tazminatı ödeneceği belirtilmektedir.
12- Malullük aylığı nedeniyle işten ayrılıyorum kıdem tazminatına hak kazanır mıyım?
Hak kazanırsınız. Çünkü, 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14'ncü maddesi uyarınca malullük aylığı almak amacıyla işten ayrılma kıdem tazminatına hak kazanılan hallerdendir.
13- Yaşlılık aylığı almak için yaş dışındaki sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayılarını tamamlayarak kendi isteğimle işten ayrılıyorum. Kıdem tazminatı alır mıyım?
Hak kazanırsınız. Çünkü, 1475 sayılı İş Kanununun 14'ncü maddesinde yaşlılık aylığı almak için yaş dışındaki sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayılarını tamamlayarak kendi isteğiyle işten ayrılanlara kıdem tazminatı ödeneceği belirtilmiştir.
14- Bir yıl ( 1 ) iki ( 2 ) ay önce evlendim, işten ayrılırsam kıdem tazminatı alabilir miyim?
Alamazsınız. Çünkü, 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14'ncü maddesinde kadın işçi evlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde kendi arzusu ile sona erdirmesi halinde kıdem tazminatına hak kazanacağı belirtilmektedir.
15- 10 ay önce evlendim işten ayılmak zorundayım, ayrılırsam kıdem tazminatı alabilir miyim?
Alabilirsiniz. 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14'ncü maddesinde kadın işçi evlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde kendi arzusu ile sona erdirmesi halinde kıdem tazminatına hak kazanacağı belirtilmektedir.
16- Daha önce çalıştığım kamu kurumunda kıdem tazminatım ödendi, daha sonra başka bir kamu kurumunda çalışmaya başladım, kıdem tazminatıma esas süre nasıldır?
Daha önceki süre dikkate alınmayarak, ikinci kamu kurumundaki hizmetiniz üzerinden kıdem tazminatına hak kazanırsınız.
17- 10.000 TL. net ücret alıyorum, kıdem tazminatıma esas ücretim ne kadardır?
Kıdem tazminatınız hesaplanırken, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesini geçemeyeceği belirtildiğinden, dönem kıdem tazminatı tavanı miktarı dikkate alınacaktır.
Kıdem tazminatı 818 sayılı Borçlar Kanununun 125'inci maddesi uyarınca 10 yıllık zamanaşımına tabidir.
19- Kıdem tazminatımdan kesinti yapılır mı?
20- Kıdem tazminatı hesaplanırken ücrete hangi ödemeler dahil edilir?
22- Bir spor kulübünde profesyonel futbolcu olarak 2 yıl çalıştım. İş Kanununa göre ne kadar kıdem tazminatı alabilirim?
Sporcular 4857 sayılı İş Kanununa tabi değiller. İş Kanunu hükümlerine göre kıdem tazminatı talep edemezsiniz.
23- Çalıştığım işyeri devredildi. Kıdem tazminatımı talep edebilir miyim?
Hayır. İşyerinin tamamı veya bir bölümü hukuki bir işleme dayanılarak bir başka işverene devredildiğinde, mevcut iş sözleşmeleri tüm hak ve borçları ile birlikte devralana geçer. Dolayısıyla devri gerekçe göstererek hizmet aktinizi feshedemez ve kıdem tazminatı talep edemezsiniz.
24- 4857 sayılı Kanuna göre, işçinin kıdem tazminatına hak kazanabilmesi için işyerinde kaç yıl çalışması gerekir?
25- Ev işlerinde çalışanların ihbar ve kıdem tazminatı hakları var mıdır?
Bu çalışmalar İş Kanununun 4. maddesine göre istisnalar arasında sayıldığından bu çalışanların ihbar ve kıdem tazminatı hakkı bulunmamaktadır.
26- Çalışma süresinin bir kısmını kısmi süreli, bir kısmını tam süreli çalışan bir işçinin kıdemi nasıl hesaplanır?
İşçinin kısmi süreli çalışması tam süreliye dönüştürülerek kıdemi hesaplanır. Bu süre kıdem tazminatına hak kazanma da değil, kıdeminin hesaplanmasında dikkate alınır.
27- İşçi işyerinde çalışırken işyerinden kaynaklanan bir hastalığa tutulursa iş akdini feshedip, kıdem tazminatı alabilir mi?
İş sözleşmesinin konusu olan işin yapılması işin niteliğinden doğan bir sebeple işçinin sağlığı veya yaşayışı için tehlikeli olursa işçi iş akdini haklı nedenle feshederek kıdem tazminatına hak kazanabilir.
28- Gazeteciler ne kadar sürede kıdem tazminatına hak kazanırlar?
Meslekte en az beş yıl çalışmış olan gazetecilere kıdem hakkı tanınır. Kıdem hakkı gazetecinin mesleğe ilk giriş tarihinden itibaren hesaplanır.
29- Kıdem süresi için farklı gazetelerde çalışmalar toplanır mı?
Kıdem hakkı gazetecinin mesleğe ilk giriş tarihinden itibaren hesaplanır.
30- Gazeteciye kıdem tazminatı taksitle ödenir mi?
İşverenin maddi imkansızlık sebebiyle gazetecinin tazminatını bir defada ödeyememesi halinde, tediye en çok dört taksitte yapılır ve bu taksitlerin tamamının süresi bir yılı geçemez. Ancak, bu bölünme o iş yerinin mali vergisini tahakkuk ettiren maliye şubesinin, müessesenin zarar etmekte olduğu kararı üzerine yapılabilir.
Rio Olimpiyatları'nda Mete Gazoz'dan büyük başarı
Rio 2016'da mücadele eden 17 yaşındaki milli okçumuz Mete Gazoz, Pierre Plihon'u tie-break setinde mağlup ederek bir üst tura çıktı. Milli okçumuz Mete Gazoz, üst turda dünya 5 numarası Van Den Berg'e yenilerek Olimpiyatlar'a veda etti.
Brezilya'nın Rio de Janeiro kentindeki mücadelede 17 yaşındaki milli okçumuz Mete Gazoz, 26 yaşındaki Fransız Pierre Plihon ile son 32 turunda karşı karşıya geldi. 4-0 geriden gelip tie-break sonucu rakibini 6 - 5 mağlup eden Mete Gazoz, son 16 Turu'na yükseldi.
Psikolog Barış Gürkaş, her mutsuzluğun depresyon olmadığını belirtti.
Depresyonun son zamanların en yaygın rahatsızlığı olduğunu ifade eden Gürkaş, "Halk arasında şikayetler o kadar sık dile getiriliyor ki sanarsınız herkes depresyonda. Söylenenlere göre, çevremize bakacak olursak depresyonda olmayan neredeyse hiç yok.
Aslında durum bundan biraz daha farklı, kişinin depresyonda olması için çeşitli kriterleri karşılaması gerekiyor. Bu kriterlere internette her kaynaktan ulaşılabildiği gibi, çeşitli testler vasıtasıyla da aslında depresyon seviyenizin ne düzeyde olduğunu görebiliyorsunuz. Ancak bunlar bize sağlıklı sonuçlar vermediği gibi birçok zaman yanlışta yönlendirebiliyor. Bunlar tanının koyulabilmesi için yeterli değil" dedi.
Uzmanların tanıları koyarken kişinin, depresyon ölçeklerinin sonucunda, seans esnasındaki gözlemlerini ve kişinin öyküsünü de göz önüne alarak sonuca ulaştıklarını kaydeden Gürkaş, "Kısacası bir kişinin depresyonda olduğunu söyleyebilmek için ciddi bir seans sürecinden geçmesi gerekiyor. Günlük hayatta karşılaştığımız çeşitli üzüntüler, kayıplar, mutsuzluklar kısa süreli de olsa kendimizi depresif hissetmemize sebep olabiliyor. Ancak bunların kısa süreli olması bizim depresyonda olduğumuz anlamına gelmez. Kişi depresyondadır diyebilmek için depresyon kriterlerini karşılıyor olması gerekir" ifadelerini kullandı.
Depresyon nedir?
Gürkaş, "Depresyon dünyada 350 milyon kişinin mücadele ettiği bir rahatsızlıktır. Depresyon şeker, kalp gibi ciddiye alınması gereken bir rahatsızlıktır. Ciddiye alınmadığı taktirde kişinin yaşam kalitesini ciddi oranda düşürür. Depresyon kişinin ruh halinin yanında fizyolojik olarak etkilenmesine de sebep olur. Depresyon kişinin günlük hayatında bozulmalara sebep olabileceği gibi, çevresinin de yaşam kalitesini doğrudan etkiler" şeklinde konuştu.
Çalışanın maaşından kesilecek
Bireysel emeklilikte otomatik katılımın şartları belli oldu. 50 kişinin üzerinde çalışanı bulunan şirketler, işe alımda 45 yaş altındakilere BES yaptıracak. Prim, çalışandan kesilecek. Çıkmak isteyen BES'i hemen terk edemeyecek.
Üstelik prim, artık çalışandan kesilecek. Çıkmak isteyen BES'i hemen terk edemeyecek. Detaylar haberimizin devamında...
Türkiye'deki tasarrufların artırılması için Bireysel emeklilik Sistemi'nde (BES) katılımcı sayısını artırmayı hedefleyen hükümet, getirmeyi planladığı "otomatik BES sistemi"nde son aşamaya geldi. sigorta şirketleriyle paylaşılan son taslağa göre, otomatik katılım sadece işe yeni girenleri kapsayacak.
Burada da ilgili işletmenin çalışan sayısına bakılacak. Zorunlu BES'te yükü çalışan üstlenecek, işveren payı olmayacak. Sigorta sektörünün önde gelen isimleri, yurtdışı örneklere bakıldığında işveren payının geçerli olduğunu, bunun da sistemi büyüttüğünü ifade ederken, Türkiye'deki çalışmada bu uygumanın geçerli olmaması halinde, sistemden hızlı çıkışlar olabileceği konusuna dikkat çekti.
Çıkış korkusu
Sistemin 50 kişinin üzerinde çalışana sahip işletmeleri kapsadığı düşünüldüğünde, yılda ortalama 650 bin kişilik yeni katılımcı girişi hesaplandığını belirten sigortacılar, primin sadece işçinin maaşından kesildiği senaryoda sistemden ilk yılında yüzde 80'e varan çıkışların yaşanacağını hesaplıyor.
Bunun da istenilen tasarruf seviyesine ulaşmada etkili bir adım olmayacağı belirtiliyor. Şu anda BES'te 6.2 milyonu aşkın katılımcı bulunurken, tasarrufların toplamı da 46.5 milyar liraya yaklaşıyor.
45 yaş altı zorunlu
Bireyselde yeni dönemle ilgili değişikler arasında şu noktalar öne çıkıyor:
- Türkiye genelinde 50 kişinin üzerinde çalışanı bulunan işletmeler, yeni işe alım yaptıklarında otomatik olarak çalışanını BES'e dahil edecek.
- Otomatik katılımda yaş sınırı olacak. İlk etapta 45 yaşın altındaki yeni çalışanlar için otomatik BES uygulaması geçerli olacak. Önümüzdeki yıllarda bu yaş kademeli olarak yukarı doğru çekilebilecek.
- Sistem tüm çalışanları değil, sadece yeni çalışanları kapsayacak. Mevcut çalışanın işten ayrılıp başka bir işe girmesi durumunda, yeni girdiği işletme 50 kişinin üzerinde çalışana sahip ise BES'e başvurulacak.
- Bununla birlikte kıdem tazminatı sisteminde yapılacak yeni değişiklikler sonrasında tüm çalışanların birleştirilerek BES'e dahil edilmesi söz konusu olacak.
Pencere Sistemi çıkışı uzatacak
- İşletmenin çalışan sayısı ve yaş sınırının tutması halinde otamatik BES'e giriş "zorunlu" olacak. İşveren veya çalışan "sisteme girmek istemiyorum" diyemeyecek.
- Otomatik BES'e katılan bir kişinin 6 ay boyunca hiç çıkış hakkı olmayacak.
- Sistemden çıkmak isteyenler ilk işe giriş tarihinden ancak 6 ay sonra çıkmak isteyebilecek ama bu durumda da hemen sistemden çıkamayacak.
- Getirilecek olan Pencere Sistemi ile 2 aylık cayma hakkı süresi hayatımıza girecek. Böylece 6 ay sonra çıkmak isteyenler, bunun üzerine eklenecek 2 ayın ardından, yani 8 ay sonrasında sistemden çıkabilecek.
Ayda 50 TL kesilecek
- Otamatik BES'e katılımda işveren payı olmayacak. Prim tutarı çalışanın maaşından kesilecek.
- Aylık prim tutarının kişi başına aylık 50 liranın altında olmaması planlanıyor. Bunun tamamını da çalışan ödeyecek.
- Otamatik BES için kesilen paralar standart fonlarda, yani sadece risksiz yatırım araçlarında değerlendirilebilecek.
iOS 10.1 güncellemesi yayınlandı
Apple, dün akşam iOS 10.1 güncellemesini tüm iPhone ve iPad sahipleri için resmi olarak dağıtmaya başladı.
Portre modu geldi
Bu mod neye yarıyor?
Her ne kadar bu modun henüz Beta aşamasında olduğu söylense de, iOS 10.1 ile birlikte çok iyi çalıştığını söyleyebiliriz.
Bazı sorunlar düzeltildi
Tek kameralı iPhone cihazlar ise, iOS 10.1 ile birlikte bazı önemli düzeltmelere ulaşıyor. Bunlar arasında iCloud Fotoğraf Kütüphanesi'ne bağlanırken veya Bluetooth aksesuarlara bağlanırken yaşanan çökme ve benzeri sorunların giderilmesi de var.
Nasıl güncelleyeceksiniz?
Apple Watch
Güncelleme ayrıca iTunes'daki şarkıların Apple Watch'ta tutulması gibi akıllı saat problemlerini de çözüyor.
Bluetooth bağlantısı güçlendi
Ayrıca iOS 10.1 güncellemesi ile 3. parti cihazlarla Bluetooth bağlantısını da güçlendiren Apple, iPhone ile Android Wear arasındaki sorunları çözmeyi amaçlıyor.
Aleyna Tilki'den 'Diyarbakır' eleştirilerine yanıt
Aleyna Tilki'nin dün gece Diyarbakır'da verdiği konser sırasında saldırı gerçekleşti. Genç şarkıcı kendisine yapılan Diyarbakır eleştirilerine yanıt verdi.
Diyarbakır'ın merkez Kayapınar İlçesi'nde sahneye çıkan Aleyna Tilki platformda şarkı söylediği sırada arka arkaya patlamalar gerçekleşti. Konser sırasında saldırı düzenleyenler 12-13 yaşlarında olduğu ve mekana iki boru tipi el yapımı patlayıcı ile saldırdıkları öğrenildi. Aleyna Tilki'nin menajeri olayın ardınan saldırının mekana giremeyen seyirciler tarafından yapıldığını açıkladı.
Aleyna Tilki, Diyarbakır'da sahne almasıyla ilgili sosyal medyada yer alan "Diyarbakır'da ne işi var" eleştirilerine yanıt verdi. Genç şarkıcı; "Bayrağımız göklerde dalgalandıkça, biz her yerdeyiz. Doğusu batısı olmaz ki. İnsanların, ülkemizin en çok motivasyona ihtiyacı var" açıklamasını yaptı.
Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, güne yüzde 0,14 yükselişle 77.866,96 puandan başladı.
Açılışta BIST 100 endeksi 112,49 puan artarken, bankacılık endeksi yüzde 0,18, holding endeksi ise yüzde 0,16 değer kazandı. Tüm sektör endeksleri güne yükselişle başlarken, en çok kazandıran yüzde 0,45 ile turizm oldu.Dün, yılın ilk işlem gününe düşüşle başlayan BIST 100 endeksi, ABD ve İngiltere piyasalarının kapalı olmasının etkisiyle gün boyu düşük işlem hacmiyle yatay bir seyir izledi ve günü yüzde 0,49 azalışla 77.754,46 puandan tamamladı.
Analistler, bugün yurt içinde enflasyon, yurt dışında ise Almanya'da enflasyon ve ABD'de ISM İmalat Endeksi başta olmak üzere açıklanacak verilerin piyasaların yönü üzerinde belirleyici olacağını ifade etti.  Teknik açıdan BIST 100 endeksinde 78.300 ve 79.000 seviyelerinin direnç konumuna geldiğini belirten analistler, 76.500'ün ise destek olarak öne çıktığını kaydetti. AA Finans'ın enflasyon verisine ilişkin gerçekleştirdiği ankete katılan ekonomistler, 2016 yılında Tüketici Fiyat Endeksi'nin (TÜFE) yüzde 7,83 artmasını bekliyor. Ekonomistlerin aralık ayına ilişkin enflasyon beklentilerinin ortalaması ise yüzde 0,99 olarak hesaplandı.
Deniz Bayramoğlu ile "Güne Merhaba"da, gecenin ve günün taze haberleri, hava ve yol durumu keyifli bir tempoyla ekrana taşınıyor.
Geride bıraktıkları hayatlar can yeleklerine resmedildi
Can Yeleği Projesi (Project Life Jacket), Suriyeli sığınmacıların iç savaş öncesindeki hayatlarını konu alıyor. Sığınmacıların geride bırakmak zorunda kaldıkları hayatlarına dair önemli noktalar, can yelekleri üzerine resmediliyor.
Can yeleğine yapılan resimler
Bir hayatları vardı
İç savaş öncesi hayatlar
"The Voice of Thousands" adlı STK'nın inisiyatifinde başlatılan proje, Suriye iç savaşı sebebiyle Avrupa'ya tehlikeli yollarla göç eden Suriyelilerin, geride bıraktıkları hayatlarını konu alıyor.
9 sığınmacı 9 geçmiş yaşam öyküsü
Yunanistan'ın Selanik kentine ulaşabilenlerden 9 Suriyeli sığınmacının hayatları, Avrupa kıyılarına ulaşmak için kullanılmış 9 can yeleğine resmedildi.
Mülteciler de normal insanlardı
Projenin temel amacı, "mülteci" olarak görülen insanların, savaş öncesi ne kadar normal hayatları olduğu ve sığınmacıların diğer insanlardan farklı olmadığının Avrupa kamuoyuna hatırlatılması.
Sığınmacıların normal insanlardan bir farkı yok
Mültecilerin de diğer tüm insanlar gibi hobileri olduğunu, rüyalar gördüğü ve benzer mesleklere sahip olduğu hatırlatılıyor..
Bir farkındalık projesi
Gönüllülerin yürüttüğü bu farkındalık projesinin beklenen etkiyi yapıp yapmayacağı ilerleyen günlerden belli olacak.
Turkcell'in akıllı telefon ve tabletlere özel geliştirdiği Dergilik uygulaması, yenilenen arayüzü ve zenginleştirilen içeriği ile tüm Türkiye'nin kullanımına sunuluyor. 85 yayıncıdan 250 derginin yer aldığı yeni Dergilik'te okunma sayısı aylık 750 bine ulaşıyor. Diğer operatör müşterilerinin de akıllı cihazlarına yükleyebildiği Dergilik, Turkcell'lilere 5GB ek mobil internet paketi de sunuyor.
Turkcell'in mobil cihazlar için geliştirdiği Türkiye'nin ilk interaktif dijital dergi platformu Dergilik yenilendi. Kullanıcı dostu arayüzüyle çok daha rahat bir dergi okuma deneyimi sunan Dergilik, 85 yayıncıdan 250'den fazla dergi ile artık daha zengin bir içerik sunuyor. Dekorasyondan bilim ve teknolojiye, mizahtan aile ve çocuğa, iş dünyasından moda ve eğlenceye kadar uzanan çok sayıda kategoride derginin yer aldığı Dergilik, kullanıcısının tercihlerine göre yeni önerilerde bulunuyor.
Turkcell'liler Türkiye'nin en popüler yüzlerce dergisini uygulama ile tarifelerine ek ücret ödemeden tablet ve telefonlarından okuyabiliyor, diledikleri dergileri indirmek ve okumak için kullanabilecekleri 5GB mobil internet paketine de yine tarifeleri kapsamında ek ücret ödemiyorlar. Diğer operatör müşterileri tarafından da kullanılabilen Dergilik, bugüne kadar yaklaşık 1 milyon kez indirilmiş olup uçak ya da metroda çevrimdışı iken de okuma ve otomatik indirme özellikleri sunuyor.
Uygulama Apple Store veya Google Play üzerinden ücretsiz olarak yükleniyor. Tarifesinde internet olan tüm Turkcell bireysel müşterileri Dergilik'te yer alan dergilerin tamamına ek bir ücret ödemeden erişiyor. Turkcell internet paketi olmayanlar ise Dergilik'te yer alan ücretsiz dergileri okuyabilirken tüm dergiler için aylık 13.90 TL ödüyor. Diğer operatör kullanıcılarının 14.99 TL ödediği Dergilik'teki dergileri tek tek satın almak da mümkün. Uygulamaya giriş yapmak için telefon numarası yazıldıktan sonra SMS ile gelen 4 haneli şifrenin girilmesi yeterli.
Portakal üstü az Krul!
Almanya'nın dünya futbol tarihini değiştiren Brezilya galibiyetinin ardından gözlerin çevrildiği Arjantin-Hollanda yarı finali korkak ve temkinli bir oyuna sahne oldu.
Belli ki 7-1'lik skor iki takımında gözünü korkutmuş. İki takımda hücumlarından çok sağlam savunmalarıyla gözümüzü boyadı. İki savunma da Robben ve Messi gibi en kıvrak adamların ilk çalımlarının ardından pozisyon büyütmesine zinhar izin vermedi.
Sıkı markajlar yaklaşık 2 saatlik sıkıcı bir futbolu izlememize neden oldu. Zaten maçın adamının Javier Mascherano'nun seçilmesi izlemeyenler için bile maç hakkında bir fikir verir.
Arjantin turnuva başından beri takım savunmasını en iyi yapan takım. Arjantin savunmasını isim isim değerlendirdiğinizde turnuvada onlardan daha iyi takımlar vardı. Ancak Arjantin hepsinden daha fazla takım olmanın gereklerini yerine getirdi.
Tangocuların kademe anlayışı çok iyi. Javier Mascherano gibi bir ön libero ve Ezequiel Garay gibi her hava topuna kafa uzatan bir stoperleri var. En zayıf halka olduğunu düşündüğüm Martin Demichelis bile ortalama performansının çok üzerine çıktı.
Hollanda'ya gelince pek bal yapmayan ve arı gibi çalışan Dirk Kuyt ile Portakalları yarı finale kadar taşıyan Arjen Robben en istekli isimlerdi. Van Persie son 3 maçta olduğu gibi yine etkisizdi yine saç baş yoldurdu. Neredeyse hiçbir hava topunu alamaması Hollanda basını tarafından çok eleştirilecektir.
Sneijder performansını her maçta bir vites daha yukarı çekti. Ama dün için yaptıkları yeterli değildi. Maça iyi başladı ama dakikalar ilerledikçe oyundan düştü. Duran topları tehlike yaratmaktan çok uzaktı. Bir de penaltı kaçırınca oldukça üzgün bir şekilde soyunma odasının yolunu tuttu.
Hollanda'da Bruno Martins İndi, takımın en zayıf halkasıydı. Gördüğü sarı kartla ve agresif davranışlarına Louis Van Gaal de dayanamadı. Nigel de Jong'un sakatlığı da tuzu biberi oldu.
Topu her ayağına aldığında karşısında en az 2-3 Hollandalı bulan Messi de istediklerini yapamayanlar hanesinde yer aldı. Maç sonuna doğru Maxi Rodriguez'e yaptığı orta golle sonuçlansaydı erken rahatlayacaktı ama olmadı. Maç sonu doping kontrolü için idrar testi vermeye gidince soyunma odasındaki şenliği de kaçırdı.
Arjantin takım olarak çeyrek finale göre daha iyiydi. Ancak Javier Mascherano müthiş bir oyuna imza attı. Robben'e hayati iki pozisyonda gol ve geçiş izni vermedi. Hücuma çıktı. Atağa destek verdiği pozisyonlarda Hollanda savunmasının dengesini bozdu. Kısacası Mascherano dün sahada adeta çift yönlü bir orta saha oyuncusu nasıl olur dersi verdi.
Küçük takımlar için her zaman büyük bir umut olan penaltılar devler söz konusu olduğunda belirsizlikler yumağı oluyor. Dün gece herkes Van Gaal'den çeyrek finaldeki gibi son anlarda penaltı canavarı yedek kaleci Tim Krul'u oyuna almasını bekledi.
Ancak De Jong ve Martins Indi değişikliklerinin ardından Van Gaal, tercihini gerçektende dayanması oldukça zor olan Van Persie ve Huntelaar değişikliği yönünde kullandı. Birçok kişiye göre maçı kaybettiren hamle kurt hocanın bu tercihi oldu.
Louis Van Gaal'de maçın ardından bunu düşünmüş olacak ki basın açıklamasında, "İmkânım olsa Jasper'ı yine oyundan alırdım ama üç değişiklik hakkımı da kullanmıştım. Janmaat'ı oyuna aldım çünkü Indi'nin sarı kartı vardı ve tehlikeli işler yapıyordu. Nigel De Jong'u riske etmek istemedim ve Clasie'yi aldım. Persie de çok yorulmuştu. Çıkması gerekiyordu" diyerek eleştirileri göğüslemeye çalıştı.
Bana kalırsa bir önceki maçtan sonra ülkesinde kahraman olan Tim Krul kaleye geçse içinde bulunduğu moral ve motivasyonla maçın kaderini değiştirebilirdi. Van Gaal belki de turnuvadaki en ciddi hatasına imza attı.
Almanya-Arjantin finaline gelince favorim tabi ki gerçekten geçtikleri her yeri yıkan Alman panzerleri. Ancak Di Maria'nın dönüşü, başarılı savunması ve uzaydan gelen kaptanları Messi'yle Arjantin'i tek hamlede es geçmekte kolay değil. Böyle olunca ne diyorduk tekrar hatırlayalım; iyi olan kazansın…
Çok başarılı olacağınızın 9 göstergesi
Başarı hepimiz için farklı anlamlara gelir. Genel geçer kariyer tavsiyeleri vermek o yüzden neredeyse imkansız. Ancak farklı alanlarda çok başarılı insanların neredeyse hepsinde ortak olan bazı özellikler var. Business Insider dergisinde yayımlanan bir haber bu 9 özelliği listelemiş. Acaba kaçı size uyuyor?
İşte çok başarılı insanların ortak özelliklerini bilmek ister misiniz?
Ekibin başarısını kişisel çıkarlarınızdan önde tutarsınız
Bir çalışma ekibinin başarısı, en yetenekli üyelerinin, ekibin yararı için ödün vermesinden geçer. İyi ekipler birbirine yardım eden, kendi görevlerini bilen, kişisel amaçlarını bir kenara bırakan ve ekip başarısını her şeyin üzerinde tutan çalışanlardan oluşur.
Yeni tecrübeler edinmek sizin için önemlidir
Çabuk sıkılmak ve daha önce denemediğiniz işlere ve aktivitelere ilgi duymak genel olarak "maymun iştahlılık" olarak görülür ve başarısız insanlara yakıştırılan bir özelliktir. Neden düzgün çalışan bir uçaktan paraşütsüz atlayasınız ki?
Ancak Dr. Robert Cloninger'a göre yenilik arayışı bizi sağlıklı ve mutlu tutan, ve yaşımız ilerledikçe karakter gelişimimize çok yardımı dokunan bir özellik. Maceraperestliğinizi ve merakınızı halihazırda elinizde olan işlerdeki sürekliliğinizden vazgeçmeden takip edebilirseniz, toplumun çok fayda sağlayabileceği o yaratıcılık ışıltısına sahip olabilirsiniz.
Cloninger'ın da dediği gibi, "Başarılı olmak için, dürtülerimizi kontrol edebilmeliyiz, ancak yeni şeyler denemenin gelecekte bize nasıl faydaları olabileceğini görebilecek kadar da hayal gücümüz olmalı."
İş ve günlük hayatınızı birbirinden ayırmıyorsunuz
Gerçekten başarılı insanlar, işlerini hayatlarından çıkarmak yerine, ailelerini ve dostlarını işlerine katarlar. Günlük yaşantılarını, ilgi alanlarını ve hobilerini işlerine dahil etmenin yollarını bulurlar.
Tamamıyla yeni bir şey yaratmıyorsanız, işiniz hâlihazırda var olan bir problemi çözmek veya bir ihtiyacı karşılamak ile ilgilidir. Kendinizi başkasının yerine koymadan, bir ihtiyacı ya da problemi fark etmek çok zordur. Bu durumlarda başarılı iş insanlarını diğerlerinden ayıran şey, empati kurma yeteneğidir.
İstisnai liderler ise bunu bir adım ileri taşır ve kendilerini çalışanlarının yerine koyar. Başarı sürekli olarak yukarı çıkmak değildir. Başarı bir dairedir, çünkü işinizde ne kadar ilerlerseniz ilerleyin, başarı hala çalışanlarınızla yakından ilişkilidir.
Kendinize kanıtlamak istediğiniz şeyler var
Birçok insan diğer insanların hatalı olduğunu kanıtlamaya çalışır. Bu bazılarını fazlasıyla motive edebilir. Ancak, gerçekten başarılı insanlar çok daha derin ve kişisel bir şeyle motive olurlar. Gerçek motivasyon, kararlılık ve bağlılık, hayatınızdaki en önemli insana bir şeyleri kanıtlama arzusundan gelir.
Haftada 40 saatten fazla çalışma trendine aldanmıyorsunuz
Araştırmalara göre haftada 40 saatten fazla çalışmak, üretkenliği düşürüyor. İşinizi sevmiyorsanız doğru olabilir.
Başarılı insanlar verimli çalışır, ancak aynı zamanda rakiplerinden daha çok çalışırlar. Herkesten daha zeki ve daha yetenekli insanlar vardır, başarılı insanların farkı, başarıyı daha çok istemeleridir.
Parayı ödül olarak değil, fırsat ve sorumluluk olarak görüyorsunuz
Zenginlerle ilgili duyduğumuz birçok hikaye, şehir dışında yeni bir malikane, yeni bir spor araba, aşırı lüks kutlamalar gibi öğeler içerir.
Başarılı insanlar parayı sadece ödül olarak görmez, onun yerine sahip oldukları parayla yeni iş imkânları yaratır, çalışanlarını ödüllendirip eğitir, topluma katkıda bulunurlar. Sadece kendi hayatlarını değil, diğer insanların hayatlarını da güzelleştirirler.
En önemlisi de, bunu seyirci kitlesi olmadan yaparlar. Çünkü iyiliğin ödülü alkışlarda değil, iyiliğin kendisindedir.
Özel olduğunuzu düşünmüyorsunuz
Sosyal medyanın bu kadar baskın olduğu bir dönemde, herkes kendi reklamını yapabilir. Kendi başarılarına odaklanıp, kendini üstün görmek çok kolay.
Ama gerçekten başarılı insanlar bunu yapmaz. Başarıya hırsları ve kararlılıkları sayesinde ulaştıklarının farkındalardır, ancak akıl aldıkları kişileri, başarılı çalışanlarını ve şanslı olduklarını asla göz ardı etmezler.
İstisnai derecede başarılı olan insanlar alçakgönüllülüğün yararlarından faydalanırlar. Soru sorar, tavsiye alır ve diğer insanlara övgü gösterirler.
Çalışanlara yüksek maaş ve iyi fırsatlar sunmak kesinlikle önemli. Ancak hiçbir maaş özsaygının yerini tutmaz. Başarılı insanların çalışanlarına, müşterilerine, hatta karşılaştıkları herkese sunduğu en önemli şey saygıdır.
Yenilikçi oyun konsolu ile oyun sektöründe çığır açmaya hazırlanan Nintendo, bir süredir çeşitli söylentiler ile boğuşmakta. Bugün ortaya çıkan bir diğer söylenti ise yeni Assassin's Creed oyununa dair.
Nintendo aslında oyun sektörünün atası sayılacak olan firmalar arasında yer alıyor. Kuruluşu 1890'lı yıllara dayanan Japon asıllı bir firma olan Nintendo, aynı zamanda efsaneleşmiş oyunlar olan Tetris, Mario, Donkey Kong gibi oyunların da yapımcısı. Firma kurulduğu günden itibaren birçok konsol çıkartmış, fakat yeni nesil konsollar arasında kendine bir yer edinememişti. Her ne kadar Wii U ile piyasa da kalmayı başarsa da kesinlikle sarsıntılı dönemler geçiriyordu.
Fakat firma geçtiğimiz aylarda yaptığı hamle ile adeta tüm oyun sektörünün gözünü üzerine çevirdi. Firmanın yeni ürünü olan Nintendo Switch konsol sektörüne bomba gibi girmeye hazırlanıyor. Bu konsol alışılagelmişin dışında farklı bir tasarım ve işleve sahip olacak. Televizyona bağladığımız üniteyi söküp el konsoluna çevirme imkanı veren Nintendo Switch, konsolu rahatlıkla her yerde kullanma imkanı sunuyor. Haliyle her oyuncunun istediği ve beklediği bu özellik Nintendo cephesinden gelince ilgi kaçınılmaz oldu.
'Oyun Geliştirmek Büyük Kolaylık'
Konsolun yarattığı bu ilgi şimdiden çığ gibi büyümüş durumda. Tanıtım videosundaki oyunların gerçek olmadığına dair bilgiler ortaya çıksa da, firmalar bu konsola oyun geliştirmek için can atıyor gibi. Daha önce Nintendo Switch'e oyun geliştirmenin daha kolay olduğunu belirten bazı firmalar bunun sinyalini vermişti.
Şimdi ortaya çıkan bir diğer söylentiye göre OBE1plays adlı YouTuber Ubisoft'un bir sonraki Assassin's Creed oyununu PlayStation 4, Xbox One ve Nintendo Switch'e eş zamanlı olarak çıkaracağını belirtti. Bundan fazlasıyla emin olduğunu ve kaynağının sağlam olduğunu belirten kullanıcının bilgisi ne kadar doğru bilinmez. Fakat gidişata bakıldığında olması muhtemel bir olay. Ayrıca Ubisoft'un Just Dance 2017'nin Nintendo Switch'e geleceğini doğruladığını da belirtelim.
Açılışta, BIST 100 endeksi 102,32 puan azalırken, bankacılık endeksi yüzde 0,14, holding endeksi yüzde 0,24 düşüş kaydetti. Sektör endekslerinden en fazla kazandıran yüzde 0,58 ile menkul kıymet yatırım ortaklığı, en fazla gerileyen ise yüzde 1,22 ile finansal kiralama, faktoring oldu.
Dün güne yükselişle başlayan BIST 100 endeksi gün içinde döviz kurlarının yatay seyretmesinden güç alarak günü yüzde 0,99 artışla analistlerin direnç olarak belirttikleri 77.000 seviyesinin hemen altında 76.995,27 puandan tamamladı.
Analistler, bugün yurt içinde veri akışının sakin, yurt dışında ise Avro Bölgesi sanayi üretimi, İngiltere işsizlik oranı, ABD sanayi ve imalat üretimi verileri başta olmak üzere yoğun veri akışının takip edileceğini belirtiyor. Ayrıca bu akşam saat 22.00'de açıklanacak ABD Merkez Bankasının (Fed) faiz kararının piyasaların yönü üzerinde etkili olacağını ifade eden analistler, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 76.200 seviyesinin destek, 77.500 - 78.200 seviyelerinin ise direnç konumunda takip edileceğini dile getiriyor.
Rus petrol devi Türk şirketle anlaştı
Rus petrol şirketi Rosneft ve Demirören Holding arasında motorin tedariki anlaşması imzalandığı bildirildi
Rosneft'ten yapılan açıklamaya göre, Rosneft grubu şirketlerinden Petrocas Enerji ile Demirören Holding şirketi Total Oil Türkiye AŞ arasında motorin tedariki konusunda anlaşmaya varıldı. Açıklamada, Rosneft rafinerilerinde üretilecek yıllık 550 bin ton motorin sevkıyatını kapsayan anlaşmanın, ekimde İstanbul'da gerçekleştirilen Dünya Enerji Kongresi'nde imzalandığı belirtildi.
Anlaşma kapsamında ilk teslimatın Ocak 2017'de gerçekleştirileceği kaydedilen açıklamada, Demirören Grubu'nun aldığı motorini, Türkiye'deki akaryakıt ve otogaz istasyonlarında satışa sunacağı ifade edildi.
Cüneyt Özdemir
1970 yılında Ankara'da doğdu. İlk orta lise eğitimini Ankara'da tamamladı. 1988 yılında Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi, Radyo Televizyon bölümüne girdi. 1991 yılında Türkiye Irak sınırında beş yüz bin kişilik Kürt göçünü belgeleyen NBC ekibinin içinde Türk stringer ve kamera asistanı olarak görev yaptı.
Türkiye Irak sınırından 2 ay boyunca yaşanan gelişmeleri, yardım çalışmalarını dünyaya duyuran ekibin yerel bölge koordinatörlüğünü üstlendi.
1992 yılında dönemin en ünlü haber programlarından 32. Gün Ekibi'nde muhabir asistanı olarak görev almaya başladı. 1994 yılında 32. Gün programının yardımcı yönetmenliği ve ardından yönetmenliğini üstlendi. 1995 yılında ATV Ana Haber Bülteni kadrosuna geçti.
Aynı zamanda Ali Kırca'nın sunduğu Siyaset Meydanı programının yönetmenliğini de bir yıl boyunca yapmaya başladı. Aynı yıl Ana Haber bülteni sonrasında Cüneyt'in Büyüteç'i adında özel bir bölümü hazırlayıp sunmaya başladı.
1996 yılında uluslararası savaş muhabirliği yapmaya başladı. Lübnan İsrail sınırında İsrail -Hizbullah çatışmalarını yerinde takip etti. Bombalanan Mülteci kampı Kana'nın görüntülerini dünyaya ulaştıran ilk Televizyon gazetecilerinden biri oldu.
1997 Taliban'ın ele geçirdiği Afganistan'ın Başkenti Kabil'e ilk giren gazeteciler arasında yer aldı. Şah Mesut ile Taliban'ın Kuzey Afganistan'daki çatışmalarını cepheden takip etti, haberleştirdi.
1998 yılında iki farklı alanda iki kitabı yayınlandı. Türk Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis'in 1993 yılında şüpheli bir uçak kazasında ölümü ve sonrasında yapılan askeri soruşturmayı ele alan "Komutan'ın Şüpheli Ölümü, 'Eşref Bitlis Olayı' İletişim yayınlarından çıktı. Aynı yıl denemelerinin yer aldığı "Ruh Hali" adlı kitabı da parantez yayınlarından çıktı.
1999 yılında Turner - Doğan ortaklığında Türkiye'de kurulan CNN TÜRK haber kanalını kuran 5 kişilik ekibin içinde yer aldı. Atlanta ve İstanbul'da uluslararası bir ekiple kurulan CNN TÜRK'ün hayata geçmesi için oluşturulan ana ekibin bir parçası oldu.
2000 yılında Türk televizyonculuk hayatında canlı yayın rekoruna imza attı. Dünyanın dört bir tarafından yapılan Millenium Kutlamalarını 25 saat 30 dakika 196 ayrı ülkeye bağlanarak canlı yayında anlattı. Aynı yıl CNN TÜRK'te yayınlanmaya başlayan 5N 1k adlı günlük haber programını hazırlayıp sunmaya başladı
2001 yılında 9/11 saldırılarının ardından gelişmeleri yerinde takip etmek için Pakistan Afganistan sınırında aylarca canlı yayınlar ve haber programları hazırladı. Karaşi, İslamabat, Peşaver gibi şehirlerde Taliban'ın hangi ortamda ve nasıl doğduğunu anlatan haberlere imza attı.
2002 yılında Dünya kupasına katılan Türkiye takımını Güney Kore ve Japonya'da takip etti. Bu arada 3 kitabı daha yayınlandı. "Reytingsiz Sohbetler", televizyon programına katılanların ilginç portrelerinden oluşuyordu. "Kız Kulesi Efsanesi" İstanbul'daki Kız Kulesinin hikâyesini anlatan bir belgeseldi. "Düşsesi" ise 2. deneme kitabı olarak çıktı.
2003 yılında ABD'nin Irak'ı işgalini embedded gazeteci olarak izledi. ABD 4. Piyade tümeni ile birlikte Kuveyt'ten Bağdat'a 1 ay süren bir işgali takip etti, haberleştirdi. Bağdat'ın düşüşünden sonra Bağdat'ta kalarak gelişmelerin bir belgeselini ve hikâyesini yazdığı kitabı çıktı. "Onlarlaydım Ama Onlardan Değildim" kitabı Türk bir gazetecinin izlenimleri ile Irak işgalini içeriden bir görgü tanığı olarak anlatmaktaydı.
2004 yılında Atina Olimpiyatları'nı takip etti. Günlük yayınlanan 5N 1k adlı haber programı Türkiye'nin bütün saygın ödüllerini topladı. 3 kez Altın Kelebek, TGC tarafından verilen Mahmut Dikerdem ödülü, 2 kez RTGD ve Çağdaş Gazeteciler Derneği tarafından Oradaydım En İyi Belgesel Tv Oscarı ve 5N 1K CNN Türk TV Oscar'ı ödülünü aldı.
2005 yılında "Flu" adlı deneme kitabı yayınlandı. 14 farklı disiplinde yer alan sanatçı ile yaptığı çalışmanın tasarımını Bülent Erkmen üstlendi. "Paranın Serüveni, Suya Vurulan Altın Kelepçe, Herkesin babasının anlatacak bir hikayesi var." gibi belgeselleri televizyonlarda yayınlandı çeşitli belgesel festivallerinde gösterildi.
2006 yılında Küba adasında bulunan Guantanamo askeri üssüne giderek özel bir araştırmaya imza attı. Daha sonra "Cehennem Kafesi" adında bir kitapla yaşanan insan hakları ihlallerini anlattı. Aynı yıl 'Ah Benim Yarım Aklım' adında bir şiir kitabı yayınlandı. Kitap, 2006 yılı "Grafik Tasarım Ödülü"nü kazandı.
2007 yılında Nobel ödül törenini Stockholm'de takip etti. Günlük yayınlanan 5N 1K adlı haber programı 3000. kez ekrana geldi. Kendi alanında bir rekora imza attı ve Türkiye'de en çok izlenen Haber Programı Ödülü kazandı. Sağır Oda adlı ilgiyle izlenen televizyon dizisinin yapımcılığını üstlendi.
2008 yılında Latin Amerika'da esen sol rüzgârları ve Harvard Tıp Fakültesi'ndeki hücre çalışmalarını anlattı.
2009 yılında Emniyet İstihbaratı'nın ezber bozan hikayesini anlatan "Önemli İşler Dairesi" adlı kitabı yayınlandı.
2011 yılında Libya'daki son gelişmeleri yerinde takip etmek üzere Libya'ya gitti. Lider Muammer Kaddafi'nin oğlu Seyfül İslam Muammer Kaddafi ile dünyanın konuştuğu röportajı gerçekleştirdi.
Yine, 2011 yılında Cüneyt Özdemir ile 5N 1K programında Van depreminin tüm gerçekliğini bölgeden aktardı. Depremin büyük hasar bıraktığı Erciş'in şehir merkezini ve diğer köylerdeki ağır hasarlı ve yıkılmış binaları görüntüledi, kurtarma çalışmalarını gözlemledi.
2014 yılında "Eğlencesini Yitiren Ülke" adlı kitabı yayınlandı.
Cüneyt Özdemir İstanbul'da yaşıyor, evli ve bir erkek çocuk babasıdır. Gerçek bir sinema meraklısı. Dalış, sörf, yelken ve denizcilik merakları arasında. Gerçek bir dünya vatandaşı ve her yılın üçte birini iş ya da hobi olarak dünyayı gezerek geçiriyor. Konferanslar veriyor, belgeseller hazırlıyor, kitaplar yazıyor.
Hayal kurmayı ve hayallerini hayata geçirmeyi en büyük erdem olarak görüyor.
Proloterapi ağrı tedavisini nasıl etkiliyor?
Proloterapi hakkında açıklamalarda bulunan Uzm. Dr. Ülkü Sarpkaya, proloterapi uygulamasında dikkat edilmesi gereken noktaları anlattı.
Proloterapi, kas, omurga ve iskelet sistemi kaynaklı ağrı şikayeti olan hastalarda sebebi tedavi eden etkili bir tedavi metodudur. Proloterapi insan vücudunun tamir sistemini uyarıp, vücuttaki ağrılı, zayıf ve işlevini kaybetmiş bölgenin tekrar eski haline dönmesini sağlar. Proloterapi tedavi sürecinde vücudumuzun bağışıklık sisteminin önemli bir yeri vardır. Çünkü bu tedavide vücudun tamir mekanizmalarını uyaran, özel bir prolifereran karışım kullanılır ve uygulanan bölgede iyileşme sağlanır.
Proloterapi uygulamasında hasta hekim ilişkisi ve hastanın tedavi seanslarına ve sürecine uyumu çok önemlidir. Fakat bu sürecin sonunda kronik ağrılarda yüzde 80'ler gibi çok ciddi bir tedavi başarısı görülür. Bu süreçte yeterli su içilmeli, beslenmeye dikkat edilmeli, şeker, basit karbonhidratlar ve katkı maddeli işlenmiş hazır gıdalardan uzak durulmalıdır. Hastanın uygulama alanına sıcak uygulamasını düzenli yapması ve ağrının kontrolü için parasetamol harici ilaç kullanmaması önemlidir. Parasetamol harici diğer ağrı kesiciler ve kortizon tedavinin etkinliğini bozmaktadır. Yine Proloterapi sırasında reçete edilen gıda takviyelerini almanız tedavinize olumlu katkı sağlayacaktır. Bel fıtığı, boyun fıtığı, diz kireçlenmeleri, menüsküs yırtıkları ve omuz zedelenmeleri gibi sık görülen kas iskelet sistemi ağrılarında, istirahat, ilaç tedavisi, fizik tedavi ile geçmeyen akut ve kronik ağrılarda cerrahiden önce mutlaka değerlendirilmesi gereken önemli bir tedavi seçeneğidir.
Harika bir sezon geçiren başarılı futbolcu Instagram'dan yeni otomobilinin fotoğrafını paylaştı.
Hrant Dink davasında mahkeme başkanı değişti
Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink cinayetine ilişkin kamu görevlilerinin yargılandığı 2'si tutuklu 35 sanıklı davaya bakan Mahkeme Başkanı Canel Rüzgar, duruşma sonunda görev yerinin değiştiğini açıkladı. Başkan Rüzgar, "Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) kararıyla İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi'nin başkanı olarak atandım" dedi.
İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada, tutuklu sanık eski İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek'in çapraz sorgusu yapıldı. Mahkeme Başkanı Canel Rüzgar, sanık Akyürek'in sorgusunun yarına devam edileceğini belirttikten sonra görev yerinin değiştiğini açıkladı. Mahkeme Başkanı Rüzgar, HSYK kararıyla İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi'ne başkan olarak atandığını belirtti. Rüzgar, resmi yazının kendisine henüz tebliğ edildiğini ifade ederek kendisi yerine yine aynı mahkemede birinci heyetin başkanlığını yapan Ali İhsan Horasan'ın başkan olarak atandığını ifade etti. Canel Rüzgar, yarından itibaren Dink davası duruşmasına çıkmayacak.
Öte yandan, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nde Canel Rüzgar'ın başkanlığında MİT TIR'larının durdurulmasına ilişkin görüntülerin yayınlanması davası, Tahşiye davası, Selam Tevhid'de kumpas gibi davalar görülüyordu.
İstanbul'da evine gitmek için otobüse bindiği sırada darp edilen Ayşegül Terzi, o günden sonra ilk kez dışarı çıktı, ilk kez röportaj verdi. Adalete inanmak istediğini söyleyen Terzi, "Duruşma günü ben de gideceğim ve onun yüzündeki o ifadeyi göreceğim" diyor. Terzi, şort giymesini bahane edip "O şeytan, ölmeli. Yaşamaya hakkı yok" diyerek kendisine saldıran kişiye tek bir soru sormak istiyor: "Neden bu kadar vicdansızsın?"
Ayşegül Terzi, genç bir hemşire. 23 yaşında, İstanbul'da yaşıyor. 12 Eylül gecesi, yani bayramın birinci gününde çalıştığı Maslak'taki hastanede mesaisini bitirmiş, Çekmeköy'deki evine gitmek üzere otobüse binmişti. Kısa süre sonra başına gelenler, onu bir anda Türkiye'nin gündemine taşıdı.
Genç kadın o anları tam olarak hatırlamıyor. Zaten hala olayın travmasını yaşıyor. Kamera kayıtlarına göre ise 35 yaşındaki güvenlik görevlisi Abdullah Ç. ortada hiçbir şey yokken bir anda yerinden kalkıyor, "O şeytan, ölmeli. Yaşamaya hakkı yok" diye bağırarak yukarıdaki demirlere tutunup Ayşegül Terzi'ye tekme atıyor. Gerekçesi, genç kadının şort giymesi.
Olaydan 5 gün sonra yakalanan ve 16 saat sonra serbest bırakılan zanlı, şimdi tutuklu. Fakat attığı tekmeden dolayı değil. Tutukluluk gerekçesi "Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama". Ayşegül Terzi o günden sonra ilk kez bu röportaj için dışarı çıktı ve buluşma noktamıza gelirken otobüs kullandı. Kendisiyle o gece neler yaşandığını, sonrasında olanları ve bugün hissettiklerini konuştuk.
Ölümle tehdit edip döven eşini onun silahıyla vurdu
- Olay günüyle başlayalım, işten çıktın ve neler yaşandı?
Nöbetten 7:45'te çıktım, normalde 8:00 - 8:30'u buluyor. Babamla bayramlaşmak istedim, o yüzden eve gidiyordum. Hatta evime çok az kalmıştı, annemle ve dedemle bayramlaştık telefonu kapattık. Arkadaşlarımla mesajlaşmaya devam ettim, kafamı hiç kaldırmadım. kimseye bakmadım. O yüzden yüzünü hatırlamıyorum belki de. Otobüste en arka koltuğa ters şekilde oturdum. Onu hiç görmedim. Elimde poşetler vardı. Ben cam kenarında oturuyordum, o da cam kenarında ve yanında biri var. Yani arada iki kişi ve bir koridor var.
- Neden yaptı sence?
Bilmem. O an belki de sadece eğlenmek istedi. Belki de sadece dövmek istedi. Ben cam kenarında oturuyorsam koridordan geçen kızın şortuna bakmam mesela. Cam kenarında otursam dışarıyı izlerim. Niye insanları gözümle takip edeyim? Ki kıyafetim normaldi. Ne bileyim bir sürü daha açık insan görebilirsiniz sokakta. Uzun bir kıyafetle de olsam yapacaktı belki de.
- Ne söyledi peki?
Hiç bir şey duymadım çünkü kulaklıklarım vardı, müzik dinliyordum. Ama belki de duysaydım önlem alabilirdim. Ne bileyim belki de kaçardım başka bir tarafa giderdim. Görgü tanıklarından duyduğuma göre, "Şeytan, ölmesi lazım" diyormuş. Yerine oturduktan sonra da "Ölmesi lazımdı niye ölmedi" demiş. Yani tamamen öldürmek istiyor. Bir insanı iki dakikada neden öldürmek istersiniz? Tanımadığınız bir insanı neden öldürmek istersiniz? Hiçbir şekilde tartışmadığınız, kavga etmediğiniz birini neden öldürmek istersiniz ki? Aklımda bir sürü soru var sormak istiyorum.
Vereceği cevaplar beni tatmin etmeyecek olsa da Neden yaptın, neden vicdansızsın? demek istiyorum. Yani ben sana ne yaptım da bunu yaptın? Bir insan neden yapar? Otobüsün şoförüne de sormak istiyorum. Neden bıraktın beni, neden yolun ortasında bırakıyorsun beni? Hiç mi vicdanınız sızlamadı, hiç mi kendi çocuğunu düşünmedin? Yani inanın ben kadın halimle gider müdahale ederdim. En azından, ne bileyim çantamla vururdum bir tane.
Evet. Otobüstekiler acaba tanıyor mu diye düşünmüşler. "Tanımıyorum neden vurdu bana" deyip ağlıyormuşum. Bilmiyorum belki de hayatımda hiç şiddet görmedim. Benim evimde şiddet hiç yaşanmadı. Belki de o yüzden şu an yaşadığım bu travma.
- O sırada otobüstekiler ne yaptı?
Hiçbir şey. 3 genç yardım etti o kadar. Fakat otobüs çok kalabalıktı. Herkes müdahalede bulunabilirdi. Kamera kayıtlarından izliyorum, herkes oturuyor. Çünkü toplumumuzda önemli olan, biri kavga etsin de biz de izleyelim. Onlar birbirini yesin bize de eğlence çıksın.
-Seni yanında oturan çocuk mu korudu?
Evet. O ve kardeşi, bir de kuzeni varmış üç kişilermiş. Tekmeyi atan kişi ilk çıktığında pişman olmadığını söylüyor ve bence, yine olsa yine yapar. Diyor zaten, 'Ben çıkar çıkmaz, kadında açık yer görürsem tekmelerim.' Peki sen kimsin neye karışıyorsun? Ne sıfatın var? Toplumda neye faydan olmuş bu zamana kadar demek istiyorum ona. Ben belki milyonlarca insana yardım ettim, işim bu. Belki o, yaralı gelecekti ve ona ben müdahale edecektim de belki hayatını ben kurtaracaktım.
- Sonra otobüsün içine doğru ilerliyorsun, o anlarda neler yaşandı, kim yardım etti?
Sadece bir kız hatırlıyorum. Gerçi tam olarak hatırlamıyorum. Uzun saçlar var gözümün önünde, bağırıyordu. 'Bana da olabilirdi, hepimizin başına gelebilirdi' diye. Bir bağırtı. Şu an inanın yüzü yok uzun siyah saçlar var. Bir başka kadın sadece koluma dokunuyor. Yanında da kızı oturuyor. O kadar. En azından yanında yer açabilir ve nasılsın diye sorabilirdi. Çünkü otobüsün içindeki herkes her şeyi zaten gördü ve duymuştu.
Bilmiyorum. Bir yerde inmişim. Yol kenarındaymışım. İki kız yanağıma soğuk su koymuş. Sanırım otobüsten inmişler, hatırlamıyorum o anı ve yüzlerini. Sonra çocukluk arkadaşım görüyor beni tesadüfen, o görmeseydi ne olacaktı bilmiyorum. Arkadaşım gelmiş ne oldu demiş, kızlar da otobüste biri tekme attı diye anlatmış. Sonra bana yönelmiş iyi misin demiş. Ben de "Sen kimsin bana ne yapacaksın, ne istiyorsun benden?" diye bağırmışım ona. O kadar bağırıyordun ki diyor seni ara sokağa götürmek zorunda kaldım yoksa seni kaçırdığımı sanacaklardı diyor.
- Sonra arkadaşın babanı arıyor, hastaneye birlikte mi gidiyorsunuz?
Evet, Ümraniye Devlet Hastanesi'nde muayene ettiler ama babam hiçbir şey yapmadıklarını söyledi. Bir kadın doktordu. Sonra tomografideydim. Saçınızda tel toka var mı dediğini hatırlıyorum. Tokalarımı çıkardım ve sonra 'Kırık yok gidebilirsiniz' dedi. Başka hiçbir şeye bakmadı. Çok net hatırlıyorum hiç böyle bir baş ağrısı çekmedim hayatımda. Ayakta duramıyordum zaten, destekli yürüyordum. Ve o halde sadece tomografi yapıp yolladılar.
Ben o kadının doktor olduğuna, sağlıkçı olduğuna inanmıyorum. Hipokrat yeminine de inanmıyorum. İşini sevmeyerek yapıyordu. En azından tansiyonumu ölçebilirdi. Ya da yanağım şişmiş, buz konulabilirdi. Ağrı kesici, sakinleştirici, kafadan bir muayene edebilirdi şiş var mı diye. Bir bak ki çarpmış mıyım acaba kafamı, ya da en önemlisi bilincimi kontrol et bugün ayın kaçı diye bir sor. Kafa travmalarında önce bir bilinç kontrolü yapılır benim bildiğim. Hanımefendi de sağolsun hiçbir şey sormamış ama doktor olmuş. Bilmiyorum ben evine gidince huzurlu uyuyor mu ama bana göre böyle bir şey olamaz.
Karakola gidip ifade vermemiz gerekiyormuş şikayetçi olmamız için. Kabaca anlattım yazdılar. Sonra çalıştığım hastaneden arkadaşım aradı. Durumu onlara anlatınca 'Hemen buraya gel' dediler. Hemen müdahale ettiler. Önce ağzımın içini kontrol edip başıma baktılar. Başımı çarptığımı orada öğrendim. Çünkü acı ve şişlik vardı. Sonra diş hekimine gittim ağzımın içini kontrol etti, dişlerim ağzımın içini hep kesmişti. Dişlerimde kırık yoktu. Ağır kesici ve sakinleştirici yaptılar.
- Sağlığın nasıl şimdi, iyi misin?
İyi olmaya çalışıyorum. O an refleks zaten, yandan bir şey geldiğini fark edip hissedip bakmışım sanırım, gölge gelse bakarsınız ya duymanıza gerek yok. Bakmasaydım yüzüm direkt camın içine girecekti. Ve öyle sert vurmuştu ki burnumla çenem kırılabilirdi. Tartıştığım birine bile bunu yapmayı planlayamam. Nasıl bir düşünce tarzı bilmiyorum. Babam benden gizli ağlıyordu her yerde. Ben babamı bu adam yüzünden ağlarken gördüm. Sonra ağlama krizleri, sakinleştiriciler, atak geçirdim sürekli. Yakalanmadan önce karşıma çıkar korkusu vardı. Karşıma çıksaydı da tanımıyorum ki onu, görmedim kendimi nasıl korurdum.
- Olaydan 4-5 gün sonra karakolda yüz yüze geldiniz. Nasıldı tavrı?
Yaptığından memnun ve dışarı çıkacağından adı kadar emin görünüyordu. Pişman değil ki. Yine olsa yine yapar. Karakolda da zaten camekanın arkasından gösterdiler, o beni görmüyordu ama sanki gözümün içine bakıyormuş gibi hissettim. Abisi şizofren olduğunu söylemiş ama bir akıl bozukluğu yaşadığına inanmıyorum.
- Görüntülere baktığında o an o otobüste olanlardan ne beklerdin?
En azından yardım etmelerini. Ya da iyi misin, gel otur, bir su verelim sakinleş ya da hastaneye götürelim demelerini beklerdim. Kimseden kimseye fayda yok. Demek ki sokağa çıktığınızda biri size vurabilir, biri sizin hareketinizi beğenmiyorsa sizi döver ve öldürebilir. 'Hastaneye yatmışlığım var, raporum var' deyip serbest kalır, başkasını öldürmeye çalışır. Mesela o izlediğiniz görüntüler tek kameranın görüntüleri. Otobüsteki diğer kameralar çalışmıyor. Otobüste çalışan bir arkadaş, "En az 7 kameranın çalışması gerekiyor ve böyle bir olay yaşandığında şoför, ya karakola ya da hastaneye çekmek zorunda otobüsü, kimseyi indirmeden" dedi. Ama ifadesinde, "Herkes kapıları aç dedi ben de açtım" demiş. Kaçmasına yardımcı olmuştu, aferin ona. O şoförden de şikayetçi olduk.
- Karakol sürecini biraz daha anlatır mısın?
Eğer ben sessiz kalsaydım o yakalanmayacaktı. Çünkü karakolda beni "Dosyanıza bayramdan sonra bakacağız" deyip gönderdiler. Yani olaydan 1 hafta sonra. Karakola kamera kaydını babamın götürmesi kadar saçma bir şey olabilir mi? Karakol ve olayın yaşandığı yer arasında 1 km bile yok. Israrla şikayetçi misin diye sordular bana ve zaten bunun için oradaydım. Zevk mi almalıydım? O soruyu neden ısrarla sorduklarını da anlamadım. Belki gergindim ve o yüzden böyle anlamış olabilirim. Sonra babam görüntüleri götürdü ve buradan iyi görünmüyor dediler. Babam da gidip başka kamera kaydı buldu. Ve bu babamın görevi değil. Babama sordukları soru "O tarafta mobese kamerası var mı, bakabildiniz mi?" Devlet size araba vermiş, bir zahmet gidip bakın.
- Olay duyulduktan sonra gelen tepkiler için ne düşünüyorsun?
İnsanların destek olması önemli. Bugün bana yarın sana derler ya. Ama düşünün ki o otobüsün içinde olup tüm bu yaşananları gören kimse bana ulaşmadı. Ben de otobüsün içindeydim, diyemedi. Belki utanmış olabilir, hala utanacak yüzleri varsa eğer utanmışlar da yazmamışlardır. Ki bence utansınlar.
Türkiye'de ensest gerçeği
- Ya sosyal medyada yazılıp çizilenler?
İnsanlar o kadar vicdansız yorum yapıyorlar ki mesela twitter'dan biri "Seni otobüste şey etmediklerine dua et, bir daha bir tarafların açık gezmezsin artık. Sonra niye tecavüzler oluyor bilmem ne diyorsunuz. Sen insanları taciz edersen olacağı bu işte, bu da sana ders olsun" demiş. Bunu yazan bir kadın inanabiliyor musunuz? Dini her şeye alet etmeye çalışıyorlar ama acaba açıp okumuşlar mı? Hesap sormak istediğim o kadar çok insan var ki...
-Büyük bir travma yaşamışsın. Nasıl üstesinden gelmeye çalışıyorsun?
Evet, zor atlatıyorum. Hatta atlatıyor muyum onu da bilmiyorum. İlk defa dışarı çıkıyorum bugün, insanlar değişik geliyor gözüme sanki hepsi bir şey yapacakmış gibi. Yani erkekler potansiyel suçlu gözümde, hepsi aynıymış gibi sanki hepsi yapabilirmiş gibi. Belki de hepsi yapabilir. Kabuslar görüyorum. Hiç bilmediğim biri var, hep beni kovalıyor sonra da yakalıyor. Hep aynı rüyayı görebilir mi insan? Hep beni yakalıyor, tekrardan vuruyor. Sonra yüzünü gördüm o gülen fotoğrafını ve sonra hep onu görmeye başladım. O günden sonra tek uyuyamıyorum. Annemle ve ablamla uyuyorum. Gece sürekli uyanıyorum.
Şu an bilmiyorum çünkü bugün ilk kez dışarı çıktığımda herkes bana göre potansiyel suçluydu. Dışarı çıktığımda acaba bu bana ne yapar diye düşünüyordum. Bilmem, belki yine başıma gelir. Ya da yanımda birinin başına gelirse ne yaparım acaba bilmiyorum. Ama sessiz kalacağımı sanmıyorum. Şu an korkuyorum ama otobüsteki 'erkeğim' diyenlerden daha korkak değilim eminim. Onlardan daha korkak değilim.
Bu süreçte en büyük desteği kimden gördün?
Kadın kuruluşlarından çok destek geldi. TKDF başkanı Canan Güllü ve avukat Nazan Moroğlu benimle çok ilgilendi. İzmir Barosu'ndan bir avukatla görüştüm ve sonuna kadar destekçiniziz dedi.
Duruşma tarihi henüz belli değil ama sen de gidecek misin o gün?
Adalete inanmak istiyorum. Duruşma günü ben de gideceğim ve onun yüzündeki o ifadeyi göreceğim. Ama serbest kalabilir de. Çünkü ilk yakaladıklarında serbest bırakmışlardı ve inanamadım. Herkes benim de başıma gelebilir diye düşünsün.
Psikiyatrist Prof. Dr. M. Kerem Doksat, donakalım olarak da adlandırılan katatoni hastalığının tedavisi hakkında açıklamalarda bulundu.
Donakalım da denen bu hastalığa en çok majör depresyonda rastlanır. Eskiden şizofreninin bir belirtisi olarak kabul edilirdi. Şimdi majör depresyon ve bipolar bozuklukta (manik depresif hastalık) da görülüyor.
Bu hastalar garip sesler çıkarır, sıra dışı jest ve mimikler yapar ve karşılarındakilerin çıkardığı seslerin aynını çıkararak garip, anlaşılmaz hareketler yaparlar. Katatoni, motor sistemi ilgilendiren bir fenomendir. Eskiden şizofreninin alt tipi olarak değerlendirildi. Garip şekiller alma, verilen pozisyonu aynen koruma, yapılan hareketleri aynaya bakar gibi tekrarlama tipiktir.
Elini kaldırdığınızda aynı durumda saatlerce dururlar ve belli bir pozisyonu uzun süre korurlar. Böyle vakalarda balmumu esnekliği denen duruma sık rastlanır. Buna balmumu esnekliği (flexibilitas cerea) denir.
Katatonik hastanın verilen bir pozisyonda kalması tipiktir. Mesela hastanın ellerini tutup kaldırdığınızda tıpkı bir balmumunu eğiyormuşçasına bir duygu hissedersiniz. Kaldırdığınız noktada aldığı pozisyonda kalır. Buna da posturing denir. Aynı pozisyonda saatlerce kalabilirler. Bu hastalar tekrarlayıcı ve anlamsız mimikler sergilerler. Bunlardaki manyerizm denen mimikler, tuhaf ve saçmadır. Bu ikisi arasında irade kullanımı güçleşmiştir. İçeriye davet ettiğiniz bir hasta kapıda uzun süre girme ve çıkma hareketi yapabilir. Adım atıyor gibi olurken vazgeçer, bir adım geri gider. Bu durumu hareketlerde iki değerlilik, iki yöne eğilimdir ve teknik olarak ambivalans denir.
Katatonik hastalarda bunlara ek olarak ekolali dediğimiz durum görülür. Söylediğiniz bir kelimeyi anında tekrar edebilir. Bu tepki eğer davranışlarda olursa ekopraksi adını alır. Yaptığınız bir hareketi aynı şekilde sorgusuz ve anlamsız şekilde tekrar edebilir. Tıpkı yankılanma gibidir. Söylediğiniz veya yaptığınız hareket anında aynıyla karşılığını bulabilir. Bu duruma normal bir insan olarak anlam vermek güçtür.
Bazen hastalar uzun süre suskun kalırlar. Mutizm (konuşmama) denen bu durumda hasta hiçbir soruya veya davranışa tepki göstermez suskunluğunu sürdürür. Bu suskunluk normal insanlarda olan gibi değildir. Bir tuhaflık sezilir. Donakalmış gibi görünen hastalarda bir anda anlamsız ani ve aşırı bir hareketlenme, öfke hali, şaşkınlıkla karışık bir şekilde ortaya çıkar. Aniden kendisini fırlatabilir veya saldırgan bir hal alabilir. Böyle hastalarda en iyi tedavi yöntemi EKT (elektrokonvülsif) tedavidir. Bu tedaviyi eskiden doğrudan şehir cereyanına bağlayarak kendimiz yapardık, şimdi kısa süreli bir anestetik verilip öyle uygulanıyor. Nedense hastalar bundan çok korkar. Halbuki günümüzde hiçbir kontrendikasyonu (yapılmaması geren durum) yoktur ve hastanelerde rahatça yapılmaktadır. Eskiden 6 santimetreden büyük aort damarı yetmezliği, yeni geçirilmiş kalp krizi (Mİ) geçirenlerde, kafa içi basıcı yüksek (KİBAS) olanlarda yapılmazdı. Şimdi ise rahatlıkla hastanelerde yapılıyor.
Mobil uygulamalar banka şifrenizi başkasına gönderebilir
Siber güvenlik uzmanı Halil Öztürkci, "iOS'ta uygulamalarda Apple işi sıkı tutuyor, risklerin büyük çoğunluğu Android tarafında. Yüklediğiniz bir uygulama bankacılık sitesine giriş yaparken kimlik doğrulaması için size gönderilen şifreyi haberiniz olmadan başka birine gönderip sizin gelen kutunuzdan silebiliyor" dedi.
Fethullah Gülen'in konuşma kayıtlarının linklerini gizli dosya şifresi yapmışlar
Kaynağı belli olmayan kimi uygulamaları telefonumuza yüklememiz halinde, kötü niyetli kişilerce ortam dinlemesi yapılabiliyor, telefondaki mesajlara erişilip bu mesajlar başkası tarafından yanıtlanabiliyor, banka bilgileri dahil kullanıcıların tüm veri ve bilgileri depolanabiliyor.
Konuya ilişkin AA muhabirine açıklama yapan Siber Güvenlik Uzmanı Halil Öztürkci, uygulama pazarını domine eden iOS ve Android olmak üzere iki market bulunduğuna dikkati çekti. iOS'ta uygulamaların Apple tarafından ciddi bir güvenlik kontrolünden geçirildiğine işaret eden Öztürkci, bu nedenle iOS kullanıcıları için aslında çok endişe edecek bir durum olmadığını söyledi.
Apple'ın bu işi çok sıkı tuttuğunu bildiren Öztürkci, Android tarafında işlerin biraz daha sıkıntılı olduğunu, Google'ın markete koyulan uygulamaları Apple kadar sıkı kontrol etmediğini anlattı.
Risklerin büyük çoğunluğunun Android tarafında bulunduğunu aktaran Öztürkci, şu bilgileri verdi:
"İkincisi Android platforma market haricinde kolaylıkla başka bir yerden uygulamanın dosyasını bulup yüklemek mümkün. Google aslında biraz daha özgürlükçü bir yaklaşımla herkes uygulama yazabilsin, herkes dağıtabilsin dediği için bu sorunlar çıkıyor aslında. Bu yaklaşım da ciddi bir sıkıntıyı beraberinde getiriyor, güvenlik risklerini artırıyor. Özellikle Android tarafında çok fazla hakka sahip şekilde çalışmak isteyen uygulamalara rastlıyoruz.
Örneğin bir oyun uygulaması, sizin SMS'lerinizi okuma, sizin adınıza telefon çağrısı açma ya da gelen çağrıları yanıtlama gibi, normalde ihtiyacı olmayacak hakları istiyor. Bunun temelinde iki farklı sebep var, birincisi yazılımcının tembelliğidir, ikincisi bilerek uygulamanın içine daha sonradan kullanılmak üzere yükseltilmiş hak isteme eylemi gerçekleştirmek. Sıradan bir oyun ihtiyacı olmadığı halde neden sizin kameranıza ya da mikrofonunuza erişmek istesin?"
"Her bulduğunuz uygulamayı telefonunuza yüklemeyin"
Halil Öztürkci, kullanıcıların burada çok dikkatli olması gerektiğine işaret ederek, "Her bulduğunuz uygulamayı telefonunuza yüklemeyin. Karşılaştığımız en büyük sorun bu, herkes bir şekilde oyunları internette, sağda solda bulup yüklüyor. Oyunun istediği izinlerin neler olduğuna bakmadan bir an evvel oyun çalışsın diye hareket edersek çok ciddi sıkıntılarla karşılaşabiliriz, bu anlamda seçici olmak çok önemli" dedi.
Kaynağı belirsiz ya da kötü amaçlı yazılan uygulamaların ne gibi zararlar verebileceği konusunda da bilgi veren Öztürkci, şöyle devam etti:
"Sizin telefonunuzdaki mailleri okuyabilir, lokasyon bilginizi alabilir, mikrofon açıp ortam dinlemesi yapabilir, telefonlarınızın arasına girip konuşmalarınızı kaydedebilir, size gelen SMS'leri kopyalayabilir hatta SMS'leri kendisi de yanıtlayabilir. Bu geçmişte karşımıza çıktı. Bankacılık sitesine siz giriş yapmak istediğinizde, özellikle cep telefonuna gelen, kimlik doğrulama için kullanılan şifrenin sizin hiç haberiniz olmadan, zararlı kod tarafından okunup saldırgana gönderildiğini ve sizin SMS kutunuzdan silindiğini biliyoruz. Yani sizin hiç haberiniz olmadan yüklediğiniz bir uygulama size gelen SMS'i başka birine gönderiyor ve sizin telefonunuzdan bu SMS'i siliyor. Bunun örneğini gördük."
"Hırsızlık ve şantaj gibi durumlara maruz kalabilirsiniz"
Zararlı uygulamaların kişilerin lokasyon, mail, güvenlik bilgilerine ulaşarak kişi profilini çıkarıp belli yerlere gönderebileceğini anlatan Öztürkci, en basitinden hırsızlık şantaj gibi durumlarla karşılaşılabileceğini, kullanıcıların ortam dinlemesi yapılarak kişisel ve şirket verilerinin başkalarıyla paylaşılabileceğini aktardı.
Kullanıcıların bu anlamda çok dikkat etmesi gerektiğinin altını çizen Öztürkci, "Bir oyun benim lokasyon bilgime neden erişmek ister? Bunun sorgulamasının yapılması gerek" tavsiyesinde bulundu.
'65 yaş ve üstü otobüse bedava binemesin' kampanyası
Sosyal medya Change. org'da başlatılan bir imza kampanyasını konuşuyor. Bu güne kadar Giresunspor için stad yapılmasını sağlayan, yurtlardan ayrılma yaşını 20'ye yükselttiren, Phaselis Antik Kenti'ni kurtaran kampanyalara sahne olan Change. org'da bu kez herkesi şaşırtan bir imza kampanyası başlatıldı. (cnnturk. com)
65 yaş üstüne bedava kart
Change. org'daki bilgilere göre ekşisözlük'teki bir entry'yle başlayan kampanyanın amacı '65 yaş üstü kişilere verilen ücretsiz toplu taşıma hakkının kaldırılması'. Nedeni ise 65 yaş üstü kişilerin bu haklarını suistimal ettikleri ve toplu taşıma araçlarında işe gidiş ve işten dönüş saatlerinde yoğunluk yarattıkları iddiası.
Daha önce de kadınlar durak harici inebilsinler kampanyası başlatılmıştı
"Metinde 'Belediyelere ait toplu taşıma araçlarında uygulanan 65 yaş üstü kişilere verilen ücretsiz ulaşım hakkının kaldırılmasını ve yeniden düzenlenmesini talep ediyoruz' deniliyor ve şöyle devam ediliyor:
Herhangi bir geliri olmayan öğrencilerden bile ücret alındığı sistemde 65 yaş üstü kişilerin bu hakkı suistimal ettiği ve pik saatlerde yoğunluk yarattığı bilinmektedir. Mevcut toplu ulaşım sistemi bu yükü kaldıramamakta, çalışan ve okuyan yani ücretli binen kesim vaktinde ulaşmak istediği yere varamamaktadır. Bakanlığın bu israfa bir an önce önlem almasını istiyoruz.."
Her şey ekşisözlük'te başladı
Kampanyanın başlamasına neden olan ekşisözlük'teki entry'de ise işine ve okula giden insanların, 65 yaş üstü bireyler yüzünden otobüste yer bulamadıklarından yakınılıyordu.
Entry'yi atan kişi 'Mamak'ta otururyorum ve çevremde bulunan yaşlı kişilerin peynir, ekmek ve zeytin almak için otobüsle Ulus'a gidip geldiğine şahit oluyorum' diyerek durumdan şikayet etmiş ve bu durumun israf olduğunu çalışanlara ve okuyanlara saygısızlık olduğunu belirterek 65 yaş üstü bireylere ücretsiz seyahat hakkının kaldırılması gerektiğini savunmuş, bu kişilere indirimli kart verilmesini önermişti.
İsyan büyüdü
Aynı zamanda 65 yaş üstü olan herkesin bu karttan yararlandığını anlatan entry sahibi '20 tane evi olana da bu kart veriliyor, zar zor geçinene de' diyerek bir noktaya daha dikkat çekmişti.
10 bin imza desteğini hedefleyen kampanyaya şu ana kadar 7 bin 676 imza geldi. Kampanya sonucu toplanan imzalar Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Binali Yıldırım ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'ya teslim edilecek. (Kampanya sayfası linki:
Kampanya sayfasında katılımcılar ilginç yorumlar ve önerilerde bulunuyor.
Bir kısım bu bireylere saat kısıtlaması getirilmesini savunurken bir kısım da sadece belli meslek gruplarının emeklilerine bu hakkın verilmesi gerektiğini öne sürüyor.
İşte o yorumlardan bazıları: (İsim ve soyadların baş harfleri kullanılmıştır)
İşte yorumlar
Yetti artık yaşlıların beleşçiliği, yaşlılarda zaten para bol asıl öğrencilere ücretsiz olması gerek. Saçmalık.
A.G, Muğla
Öğrencilerden bile ücret alındığı sistemde 65 yaş üstü kişilerin bu hakkı suistimal ettiği ve pik saatlerde yoğunluk yarattığı bilinmektedir. Mevcut toplu ulaşım sistemi bu yükü kaldıramamakta, çalışan ve okuyan yani ücretli binen kesim vaktinde ulaşmak istediği yere varamamaktadır. Bakanlığın bu israfa bir an önce önlem almasını istiyoruz.
C.C, İstanbul
İş çıkışı veya okul çıkış otobüse binmek bile imkansız hale geliyor. Otobüs içi nüfusun yaşlı oranı yüzde 80'i buluyor. indirimli kart uygulaması daha yerinde olur.
E.H, İstanbul
Böyle bir kampanya devam etmeli ise öğrenciler, işsizler ve asgari ücretle çalışanlar için de benzer düzenlemenin getirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Eğer yaşlı vatandaşlar için veriler bu hak uygulanmaya devam edecekse lütfen günün belirli saatlerini içerecek şekilde kapsamı daraltılmalıdır ya da otobüs seferleri sıklaştırılmalıdır. İşe-okula gidiş-dönüş saatlerinde aşırı yığılmaya sebep olmaktadır.
Manisa da otobüs sahibi olarak yazıyorum. devletin 65 yaş üstü bedava taşıma sözü üzerine, ben bedava yolcu taşıyorum..yakıt,şöför,amortisman ı ben veriyorum aylık 4000 kişiyi bedava taşımak zorunda değilim
A.Ö, Manisa
Duygu sömürlerine aldanmayın, babam dahil çevremde bir çok kişi bu durumdan faydalanmasına rağmen bu uygulama kaldırılsın, otobüslerde yer YOKKKK BİNEMİYORUZZZZZ......
V.İ, Ankara
Artık gençlerde sabır kalmadı, istem dışı saygı da kalmadı doğal olarak, bari indirimli olsun çünkü çok suistimal ediliyor artık buna bi çare bulunsun
Y.Y, Ankara
Kesinlikle doğru bir karar, yaşlı teyzeler amcalar otobüsün numarasına bile bakmadan biniyorlar migrosu görünce inip peynir alıp gerisi geriye dönüyorlar. Üstelik bunu sabahın 7.40 ında yapmaları çok güzel.
E.K. İzmir
İmzalıyorum çünkü gerçekten canımıza tak etti. Otobüste bazen tutunacak yer bile bulamıyoruz hatta bazen düşüyoruz resmen sağlık güvenliği diye bişey yok. Biz gençlere sürekli siz gençsiniz demekten başka yaptıkları hiçbir şey yok. Evet genciz ama herşeyden önce insanız. Bizde yoruluyoruz. Ben Hacettepe üniversitesinde okuyorum keçiören'de oturuyorum okula iki saat ayakta gidip geliyorum kitap yükleride cabası. Bize yer versinler diye gözümüzün içine bakana kadar birazda bizleri düşünseler. Kesinlikle ama kesinlikle bu konu hakkında birşeyler yapılsın artık yeter.
M.B, Ankara
İki çocuğa tacizle suçlanan bakkal hakim karşısında
Denizli'nin Çal ilçesinde iki çocuğa istismarda bulunmaktan geçen ağustos ayında tutuklanan ve Antalya'da çöpte bulunan harddisk ve flaş bellekteki çocuk istismarının gizli görüntülerini çektiği iddia edilen bakkal 41 yaşındaki H.A.'nın, 24 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanmasına başlandı. H.A. ifdesinde, çöpte bulunan ve mahkemeye delil olarak sunulan bulunan görüntülerin kendisine ait olduğunu kabul etti.
Çöpten çıkan taciz görüntüleri Denizli'de çekilmiş
Denizler Mahallesi'nde bakkallık yapan ve iki kız çocuğa cinsel tacizde bulunduğu iddiasıyla geçen ağustos ayında jandarma tarafından gözaltına alınan H.A., ardından tutuklandı. H.A. hakkında birden fazla kişiye cinsel istismarda bulunduğu gerekçesiyle 24 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. Tutuklu sanık H.A., Denizli 3'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada bugün ilk kez hakim karşısına çıktı.
H.A.'nın Antalya'nın Manavgat ilçesinde, geçen 9 Aralık'ta kağıt toplayıcısı Mehmet Türkan tarafından bulunan çocuk istismarına ilişkin görüntülerin yer aldığı harddisk ve flash bellekteki görüntülerden alınan fotoğrafı mahkemeye delil olarak sunuldu. Sanık H.A., fotoğraflardaki kişinin kendisi, işyerinin de kendi bakkal dükkanı olduğunu kabul etti. Hakimin sorusu üzerine H.A., bir yıl önce kedisine ait bir harddisk olduğunu, ancak eskidiği için çöpe attığını söyledi.
İfade alınmasının ardından mahkeme heyeti, görüntülerdeki kişinin H.A. olup olmadığının tespiti için Manavgat Emniyet Müdürlüğü'nden bilgi istenmesi ve çöpte bulunan harddisk ile flaş bellekteki çocuk cinsel istismarı görüntülerinin incelenmesine karar verip, duruşmayı erteledi.
Bilinmeyen Lozan 7. Bölüm
Türkiye'nin konferansın dağılmasına tepki olarak Müttefiklerden İzmit ve İzmir limanlarındaki gemilerini çekmesini talep etmesi üzerine doğan Liman Krizi, Ankara hükümetinin Musul konusunda İngilizlerle uzlaşıp meseleyi Milletler Cemiyeti'ne havale etme eğiliminin muhalefeti ayağa kaldırması, İzmir İktisat Kongresi'nde Batı'ya verilen siyasi ve ekonomik mesajlar, İngilizlere taviz verildiği gerekçesiyle muhaliflerin İsmet Paşa'nın istifasını istemeleri, İsmet Paşa'nın Lozan dönüşü Ankara'ya gelmeden önce Eskişehir'de Mustafa Kemal ve Fevzi Paşa'yla yaptığı görüşmenin perde arkası anlatılıyor.
Almanya'da yılbaşında feci kaza
Almanya'nın Bavyera eyaletinde Kempten ve Ulm şehirlerini bağlayan A7 Otobanı'nda aşırı sis nedeniyle meydana gelen kazada ilk belirlemelere göre 6 kişi hayatını kaybetti.
Reina'da nişanlısını kaybetti, yazdığı mesajla ağlattı
Yeni yıl gecesi saat 1'e doğru meydana gelen kazada en az 6 kişi hayatını kaybederken, 8 kişi ağır yaralı olarak hastahanelere kaldırıldı. Kazada hafif yaralanan diğer 5 kişi ise olay yerinde tedavi edildi. Olaya karışan 8 otomobil ve 3 TIR büyük hasar gördü.
Zincirleme kazanın başlamasına yol açan ilk 4 araç bir TIR'a çarparken ve bu kazada can kaybı yaşanmazken, beşinci araç içindeki 5 yolcu ile, kaza yapmış araçlara çarptı. Bunun ardından başka bir aracın 23 yaşındaki şoförünün de kazaya karışarak çarpmasıyla, bu iki araçtaki 6 kişi olay yerinde hayatını kaybetti. 5 kişilik aracın içinde ölen şoför henüz 22 yaşındaydı. Araç içinde ölen diğer yolculardan 4'ünün kadın olduğu ve bunlardan ikisinin 17 ve 18 yaşlarında oldukları tespit edildi. Kazada iki köpek de yaralandı. İtfaiye aracı ile olay yerine bir getirilen veteriner, yaralı köpekleri tedavi etti.
Kazanın ardından trafik her iki yöne tamamen kapatıldı ve bir süre sonra ise kuzey yönüne giden istikamet ulaşıma açıldı. Kazanın olduğu istikamet, gündüz öğlen saatlerine kadar kapalı kaldı. Polis, savcı ve olay yeri uzmanı gün boyu çalışmalarına devam etti.
Hava sıcaklığının eksi 7 derece olduğu bölgede, tüm itfaiye ve yardım personeline kahve ikram edildi.
Disney klasiklerindeki peri masallarının geçtiği şatolar, küçük kasabalar, katedraller..
Disney filmleri asla eskimez. Hababam Sınıfı'nı nasıl 50 kez izlediğimizde sıkılmıyorsak, Disney filmleri için de aynı şey geçerlidir. Disney filmlerinde gördüğünüz rüya gibi mekanlar aslında gerçek hayattan esinlenerek yaratılmış. Disney filmleri oluşturulurken, çeşitli mekanlardan esinlenilmiş ve bazı sahneler bu mekanlardan yola çıkarak oluşturulmuştur.
.Yukarı Bak - Angel Şelalesi, Venezuela.
Karmakarışık - Mont Saint-Michel, Normandiya, Fransa.
Güzel ve Çirkin - Alsas, Fransa.
Küçük Deniz Kızı - Chillon Şatosu, Cenevre Gölü, İsviçre.
Mulan - Yasak Şehir, Pekin, Çin.
Şaşkın İmparator - Machu Picchu, Cusco, Peru.
Bir dinozor yumurtadan kaç günde çıkar?
ABD'nin Florida Eyalet Üniversitesinden araştırmacılar, Moğolistan'da bulunan ve 71 ila 75 milyon yıllık olduğu tahmin edilen Protoceratops türü dinozor fosili üzerinde yaptıkları incelemede yumurta içindeki diş gelişiminin en az 83 günlük bir kuluçka sürecine işaret ettiğini belirledi.
Diğer dinozorlardan çok daha küçük olan ve ortalama bir koyun büyüklüğündeki Protoceratops yavrularının yumurtadan çıkmasının üç ayı bulduğuna işaret eden araştırmacılar, elde edilen bulguların dinozorların uzun bir kuluçka süresine sahip olduğunu gösterdiğini belirtti.
Bu arada Kanada'nın Alberta eyaletinde bulunan 76 milyon yıllık Hypacrosaurus fosilinde yapılan incelemede 10 metre uzunluğundaki ördek gagalı dinozorun, yumurtadan çıkmasının 171 günü bulduğu belirlendi. Günümüzde yaşayan en iri kuş olan deve kuşunun yumurtadan çıkması 42 gün, tavukların kuluçka süresi ise ortalama 21 gün sürüyor.
Araştırmanın başyazarı Gregory M. Erickson, kuluçka sürelerinin uzunluğunun, dinozorların dünyaya çarpan asteroidin yarattığı çevre felaketinden sonra neden hayatta kalamadığını açıklayabileceğine dikkati çekti.
'Kova Yaşar' lakabına çok içerlemiş
Fenerbahçe'nin ve Türk futbolunun efsane kalecilerinden Yaşar Duran, Tam Saha dergisine 8-0'lık İngiltere maçının içinde kanayan bir yara olduğunu söyledi.
8-0 kaybedilen İngiltere maçının kendisi için kanayan bir yara olduğunu ifade eden Yaşar Duran, "Çok üzgünüm bu konuda TV kanallarında, gazetelerde, röportajlarda benimle ilgili, "Ne kadar kendisiyle barışık" ifadelerini kullanıyorlar.
İnsanların zihniyetinde kalan tek şey İngiltere maçı Ben o İngiltere maçında çok kişiyi kurtardım. Başta federasyonu Başta antrenörü Başta futbolcu arkadaşlarımı Hepsini ben kurtardım. Fatura olduğu gibi bana çıkartıldı. Her şey bana yıkıldı. Tabii sağ olsun gazeteci arkadaşlar da bana hemen "kova" damgasını vurdular.
Benim lakabım 'Kaleci Yaşar'
Bunlar üzücü şeyler
Şimdi adam 30 yaşında, 7-8 yaşındaki oğluna diyor ki; "Bu amcanı tanıdın mı? Fenerbahçe'de oynadı, Milli Takım'da oynadı ama 8 gol yedi. "Böyle bir tanıştırma şekli Bu telefonda da böyle. Telefonun diğer ucunda insanlar benimle konuşurken, "Kova Yaşar" diyor Bunlar üzücü şeyler Bunlar bende yara 23 sene top oynamışım. Hayatım topla geçti.
Bu işten emekli oldum. Hala sürdürüyorum bu işi Seviyorum Hayatımız futbol Futbolun içinde bir hayat oldu. Ben bundan itibar gördüm. Ben bundan evlendim. Ben bundan paralar kazandım, çocuklarımı okuttum. Bir meslek; güzel bir meslek Günde 2.5 saatini ayıracaksın. Ama şimdi mesailer 8-10 saat Eskiden meslek değildi. Kız vermezlerdi bize Şimdi meslek. Herkes ya topçu, ya popçu olmak istiyor.
900 milyon kullanıcısı ve sahip olduğu özelliklerle geleneksel mesajlaşma platformlarından farklılaşan Facebook Messenger, en popüler sohbet uygulamaları arasında yer alıyor.
Facebook, Messenger'ın çok fazla bilinmeyen fakat öğrenildiğinde uygulamayı çok daha etkin bir biçimde kullanmaya yardımcı olacak bazı özelliklerini paylaştı.
Facebook hesabınız olmasa da Messenger'ı kullanabilirsiniz
Arkadaşlarınıza konum gönderebilirsiniz
Bulunduğunuz konumun veya arkadaşlarınızla buluşmak istediğiniz bir yerin harita üzerindeki yerini ayrı bir mesaj olarak Messenger üzerinden paylaşabilirsiniz. Ekranın sağ alt köşesindeki üç nokta ikonuna veya lokasyon ikonuna tıklayın, arzu edilen lokasyonu arayın ve belirttiğiniz konumun yerini gösteren haritayı arkadaşlarınıza gönderin.
Grup aramaları özelliği sayesinde Messenger üzerinden aynı anda 50 kişiyle konuşabilirsiniz. Grup araması başlatmak için Messenger'daki grup konuşmalarından birine, ardından da ekranın sağ üst köşesindeki "Grup Araması Başlat" ikonuna tıklayın. Gruptan aramak istediğiniz kişileri seçin ve "Arama Başlat"'a tıklayın. Grup aramasından çıkmak için ise kırmızı, "Grup Aramasın Sonlandır" tuşuna basın. Grup konuşmasından çıktığınızda diğer katılımcılar bir çıkış tonu duyar ve sona kalan iki kişiden birinin konuşmadan ayrılması durumunda grup araması sona erer.
Bir grup aramasına dahil olduğunuzda, tek kişiyle konuşma deneyimine benzer şekilde ekranda grubun adı ve üyelerin listesi gözükür. Halihazırda başlamış bir sesli konuşmaya katılmak isteyen grup üyeleri, grup konuşmasını açarak "Grup Araması Başlat" seçeneği ile bunu gerçekleştirebilir. Bir grupta sohbet edenler, konuşmada kimlerin olup olmadığını görebilir ve dilerlerse olmayanları arayabilir.
Yoğun Messenger konuşmalarının bildirimlerini sessize alabilirsiniz
Bir konuşmanın bildirimlerini sessize almak için konuşmayı Messenger'da açarak, mesajın tepesinde yer alan isim ve/veya isimlere tıklayarak açılır listeye ulaşmanız gerekiyor. Aşağıdaki "Bildirimler" seçeneğine tıklayarak konuşma bildirimlerinin ne kadar bir süre boyunca sessize alınacağını seçilebilirsiniz. Bildirimleri 15 dakikalığına, 1 saatliğine, 8 saatliğine, 24 saatliğine sessize alabilir ya da "Ben tekrar açana kadar" seçeneğini tercih edebilirsiniz.
Facebook Messenger'ın üçüncü parti uygulamaları indirmenize gerek kalmadan basketbol ve satranç oynamanızı sağlayan gizli bir özelliği bulunuyor. Basketbol oyunu başlatmak için arkadaşınıza basketbol emojisi gönderip, ekranda beliren topa tıklamanız yeterli oluyor. Benzer şekilde, "@fbchess play" yazıp gönderdiğinizde ise satranç oyunu başlıyor. Yeni kullanıma sunulan futbol oyunu KeepyUp'ı oynamak için de arkadaşlarınıza futbol topu emojisi gönderebilirsiniz.
"Gizli" gelen kutunuzu görün
Facebook, yabancıların size direkt olarak mesaj göndermesine izin vermiyor. Bunun yerine, arkadaş listenizde bulunmayan kişilerin mesajları Facebook Messenger'da "Mesaj İstekleri" olarak gözüküyor. Uygulama açıldığında ekranın üst köşesinde "Yeni Mesaj İstekleri" uyarısı çıkıyor. Buna tıklayarak Facebook'ta bağlı olmadığınız insanlardan gelen mesajların bulunduğu "Mesaj İstekleri" kutusuna gidebilirsiniz. Messenger, aynı zamanda 'spam' olduğuna inandığı mesajları filtreliyor. Spam olarak işaretlenen mesajlara ise "Mesaj İstekleri" kutusunun alt tarafında yer alan "Filtrelenmiş İstekleri Görüntüle" seçeneği üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kolay erişim için en çok kullandığınız grup konuşmasının en başta görünmesini sağlayın
Eğer Messenger'da genellikle aynı grupla konuşuyorsanız, kolay erişim için seçtiğiniz grup konuşmasının en başta görünmesini sağlayabilirsiniz. Bunun için uygulamanın aşağı kısmında yer alan Gruplar düğmesine tıklayın ve grup sayfasının sol alt köşesinde yer alan iğne (pin) butonuna tıklayarak eklemek istediğiniz konuşmayı seçin.
Dilerseniz grup konuşmasına bir isim de verebilirsiniz. En başta görünmesini istediğiniz grubun isim listesine tıklayarak gruba isim verme ve fotoğraf ekleme seçeneklerini görüntüleyin. Grup konuşmasında istenilen değişiklikleri yaptıktan sonra ise tekrar iğne butonuna tıklayarak değişikliklerinizi kaydedin.
Arkadaşlarınıza takma ad verin
Facebook politikaları, her üyenin gerçek ismini kullanmasını gerektiriyor ancak Messenger, konuşma içerisindeki arkadaşlara takma adlar verilmesini mümkün kılıyor. Konuşmayı açtıktan sonra Android telefonlarda "i" ikonuna, iPhone'larda ise ekranın tepesinde yer alan isme tıklayın ve "Takma Adlar" bölümüne tercih ettiğiniz ismi girin. Bu özelliği hem birebir konuşmalar, hem de grup konuşmaları için kullanabilirsiniz; ancak belirlediğiniz takma adın sadece bu değişikliğin yapıldığı konuşma içerisinde görüntülendiğini unutmayın.
Dropbox uygulamasını kullananlar, Facebook Messenger üzerinden dosya gönderimi yapabiliyor. Bir konuşma açıkken "Daha Fazla" tuşuna basılarak mevcut uygulamalar arasından Dropbox seçilebiliyor. Facebook Messenger, konuşmanın içerisinde Dropbox üzerinden paylaşılan resim ve videoları gösteriyor; ancak alıcıların diğer dosyaları görüntülemek için "Aç" butonuna basması gerekiyor.
Messenger konuşmanızı sesli veya görüntülü sohbete çevirin
Messenger'da sesli ve videolu görüşme yapılabiliyor. Bunun için bir konuşma açıkken ekranın sağ üst köşesindeki telefon veya video ikonlarına tıklamanız yeterli oluyor. Hangisine basıldığına göre Messenger, otomatik olarak sesli veya videolu görüşmeyi başlatıyor.
Muslera: "İstanbul'a gelin, trafiğe hemen alışacaksınız!"
Kısa süre önce evlenen Uruguaylı file bekçisi Fernando Muslera markalı işbirliklerini de beraberinde getiren evliliğini ve saha dışındaki projelerini MediaCat'ten Haluk Kasarcı'ya anlattı.
Çok teşekkürler. Evlendikten hemen sonra ben takımla kampa girdim. Patricia da işlerimiz için Montevideo'da kaldı. Evliliği çok da anlayabilmiş değiliz.
Evliliğiniz markalar için bir fırsata dönüştü. Bu kapsamda imza attığınız işbirliklerini anlatıp önümüzdeki günlerde sizi başka hangi projelerde göreceğimizden bahseder misiniz?
Uruguay'da bir resmi nikah, bir de kilise düğünü yaptık. Her iki törende de Hugo Boss takım elbise ve smokin giydim. Düğünümüzü mükemmel kılanlardan biri de onlar oldu. Mazda'yla da sezon sonuna kadar sürecek bir işbirliğimiz var. Eşim Patricia'yla birlikte havalimanına Türk stili süslenmiş gelin arabasıyla gittik. Hayran sayfalarımı ve sporla alakalı internet sitelerini düzenli olarak incelerim ve her iki işbirliğinin ses getirdiğini gözlemledim.
Açıkçası ben, düğünümün marka işbirliklerine dönüşmesi konusunda bir planlama yapmamıştım. Bir dönem Galatasaray'da birlikte çalıştığımız Bener Onar, hem imaj haklarım hem de sosyal medya konusunda danışmanlığımı yapıyor. O, beni bu konuda olumlu anlamda yönlendiriyor. Şu an beyaz eşya ve mobilya firmalarıyla görüşmelerimiz devam ediyor. Futbolda dediğimiz gibi, tekliflere açığım.
Kendi adınızı taşıyan bir koleksiyonunuz da var. Bu proje nasıl ortaya çıktı?
İtalyan Ruck&Maul firmasının sahipleriyle Türkiye'de tanıştım. Önce şakayla karışık "Birlikte bir şeyler yapalım" diyorduk şimdi kendi adımı taşıyan bir koleksiyonum var. Tasarımlara eşimle birlikte destek veriyoruz ki logoyu da Patricia tasarladı. Bu proje beni en az saha içi zaferlerim kadar gururlandırıyor ve Ruck&Maul'la çalıştığım için kendimi şanslı hissediyorum. İleride ülkemde ve Güney Amerika'da mağazalar açmayı düşünüyoruz. Aynı zamanda kulüp de benim ismimi taşıyan ürünler çıkardı. Her iki koleksiyon da gsstore. org'da satışta şu an.
2014'te olduğu gibi geçtiğimiz sene de sosyal medyayı en iyi kullanan sporcu seçildiniz. Bu ödül sizce neden birçok Türk oyuncu varken onlara değil de size geldi?
Sosyal medyayı hem profesyonelce hem de sizi takip edenlerle aradaki bağı koruyarak kullanmak çok önemli. Konumum gereği post'larda kullanılan dile, fotoğraf seçimlerine ve diğer detaylara çok dikkat ediyoruz. Aynı zamanda gündemi de takip etmeye çalışıyoruz.
Cordoba ve Taffarel gibi isimlerin sizin için özel olduklarını biliyoruz. Peki profesyonel yaşamınızın dışında kalan, sizi siz yapan insanlar kimler?
Uruguay'da futbolla çok ilgisi olmayan birine birkaç cümleyle İstanbul'u ve Galatasaray'ı anlatmanız gerekse ona neler söylerdiniz?
"Sıcakkanlı insanlar tanımak, lezzetli yemekler tatmak ve şehre aşık olmak istiyorsanız İstanbul'a gelmelisiniz. Trafiğe hemen alışacaksınız!" Uruguay'da Galatasaray'ı tanımayan birinin olduğunu sanmıyorum.
Beşiktaş'taki geleceği belirsizliğini koruyan Mario Gomez'le ilgili flaş bir iddia ortaya atıldı. (cnnturk. com)
Alman sitesi Sport1'e göre Beşiktaş'ta devam edip etmeyeceği 30 Haziran'da belli olacak olan Alman yıldız için Milan'ın devreye girdiği belirtiliyor.
Carlos Bacca'dan beklediği verimi alamayan İtalyan kulübünün bu oyuncuyu 30 milyon euro'ya Bilic'in West Ham'ına satmak üzere olduğu ve bu oyuncunun yerini Mario Gomez'le doldurmayı planladığı öğrenildi.
Ancak Mario Gomez'in Avrupa kupalarına katılma hakkı elde edemeyen Milan'a transfer olmaya sıcak bakmadığı belirtiliyor. Gomez, Beşiktaş'a da Şampiyonlar Ligi'ne katılma şartı koymuştu.
Ancak Fiorentina'nın para için Gomez'i sıkıştıracağı belirtiliyor.
Ekvator Ginesi'nde düzenlenen kupanın 11. gününde, C Grubu son maçlarında Güney Afrika ile Gana, Senegal ile Cezayir karşılaştı.
Mongoma Stadı'nda oynanan günün ilk mücadelesinde Güney Afrika, 17. dakikada Mandla Masango'nun golüyle Gana karşısında 1-0 öne geçti ve ilk yarı bu skorla tamamlandı.
İkinci yarıda ataklarını sıklaştıran Gana, 73. dakikada John Boye ve 83'te Andre Ayew'in golleriyle mücadeleden 2-1 galip ayrıldı.
Bu sonuçların ardından 6 puana ulaşan Gana ile Cezayir, grupta ilk 2'ye yerleşerek çeyrek finale adlarını yazdırırken, Senegal ile Güney Afrika ise turnuvadan elendi.
Turnuvada yarın, D Grubu'nda Kamerun-Fildişi Sahili, Gine-Mali karşılaşmaları oynanacak
İzlanda'da jeotermal araştırma grubu dünyanın en sıcak jeotermal kuyusunu tamamlamak üzere. Yerin 5 kilomtere altında bulundan kaya ulaşmak üzere olduğu bildirildi. Katmanın sıcaklığının 500 santigrat olduğu belirtildi.
İzlanda'nın çılgın polisleri
BBC'de yer alan habere göre, İzlanda Derin Sondaj Projesi () kapsamında yürütülen araştırmada, ülkenin güneybatısındaki Reykjanes Yarımadasında 700 yıllık eski bir volkanın tabanında açılan sondaj kuyusu, çalışmaların başladığı ağustos ayından bu yana yerin 4 bin 500 metre altına kadar kazıldı.
Hükümet, endüstri ve bilim çevrelerinin iş birliğiyle yürütülen projede hedefin yerin 5 bin metre altında, magmanın hemen üzerindeki eriyik kaya tabakasına ulaşmak olduğu belirtildi. Bu seviyede sıcaklığın 400 ila 500 santigrat dereceye kadar ulaşacağını kaydeden yetkililer, bunun dünyanın en sıcak sondaj kuyusu olacağını vurguladı.
Araştırmacıların, o derinlikte aşırı yüksek sıcaklık ve basınç altında eriyik kaya ile karışmış suyu, "kritik üstü buhar" denilen, ne sıvı ne de gaz halde olan ama her ikisinden de çok daha güçlü enerji potansiyeli barındıran bir halde yakalamayı amaçladığı ifade edildi. Söz konusu kritik üstü buharın yüzeye çıkarılıp elektrik enerjisine dönüştürüldüğünde, normal bir jeotermal kuyudan 10 kat daha fazla enerji sağlayacağı kaydedildi.
Projenin dünyada jeotermal enerji kullanımı konusunda yeni ufuklar açacağını söyleyen proje yöneticisi Asgeir Margeirsson, "Eğer başarıya ulaşırsak, gelecekte daha az kuyu açarak daha fazla jeotermal enerji elde edebileceğiz. Bu da maliyetlerin düşmesi yanında çevreye verilen zararın azalması anlamına geliyor." dedi.
Öte yandan Margeirsson, projenin başarıya ulaşamayabileceği konusunda da uyardı. Margeirsson, 2009 yılında başka bir volkanik sahada sondaj yapan IDDP ekibinin 2 bin 100 metrede sığ bir magma katmanına denk geldiğini ve bunun sondaj kuyusunu tahrip ederek tüm operasyonu sekteye uğrattığını anlattı.
Eğer bu tarz bir aksilik yaşanmazsa, sondajın yıl sonuna doğru hedeflenen derinliğe ulaşması bekleniyor. Kuyunun inşası 2017'nin ilk haftalarında tamamlanmış olacak.
Türk Standartları Enstitüsü (TSE), çeşitli nedenlerle 35 firmanın hizmet yeterlilik belgesi kullanma hakkı veren sözleşmelerini feshetti.
Resmi Gazete'de yayımlanan ilana göre, 18 firmanın vize yenilemediği, 9 firmanın ara kontrol olumsuzluğu ve 8 firmanın da kendi isteğiyle hizmet yeterlilik belgesi kullanma hakkı veren sözleşmeleri iptal edildi. Söz konusu firmaların, ürünlerini TSE markalı olarak piyasaya sürmeleri durumunda haksız rekabet hükümlerine göre hukuki kovuşturma açılacak.
Lezzet avcısı Mehmet Yaşin "Lezzet Durakları"nda, Türkiye ve yurt dışında farklı lezzetlerin peşinden koşuyor ve damak çatlatan tatların sırrını açıklıyor.
Yol Üstü Lezzet Durakları / Heybeliada
İnternet'in en yaramaz çocukları
Yapılan bir araştırmaya göre en fazla riskli davranışı sergileyen çocuklar incelenerek hangi ülkenin çocuklarının en yaramaz olduğunu ortaya koyuldu.
Aile Kontrolü modülünün küresel çapta istatistiklerini temel alan araştırmaya göre; yasal sorumluluk yaşının altındaki bir çocuğun tehlikeli sitelere girme girişimlerinin en yoğun olduğu ülke olan İsrail'i (775); Birleşik Krallık (460), ABD (352), İsveç (345) ve Kanada (302) takip ederken, Türkiye (81) ise birçok ülkenin ardından 31. sırada yer alıyor.
Aralık 2015 ve Kasım 2016 arasındaki dönemi kapsayan en yaramaz çocukların hangi ülkede yaşadığını gösteren araştırma; Kaspersky Lab'ın Windows ve Mac OS X için sunduğu ve Aile Kontrolü modülü aktif olan güvenlik çözümlerinden toplanan verileri içeriyor. İstatistikler; Kaspersky Lab uzmanlarınca çocuklar için en tehlikeli olarak belirlenmiş yedi kategorideki sitelere girme girişimlerini temel alıyor ve bir yıl içerisinde kullanıcı başına düşen girişimlerin sayısını temsil ediyor.
Araştırmanın sonuçlarına göre; "erişkinlere yönelik içerik" (39 girişim) ve lisanssız ürünleri içeren "Yazılım, ses ve video" (104) kategorisindeki sitelere; en çok Japonya'daki en yaramaz çocuklar girmeye çalışıyor. Genç İtalyanlar en çok kumar ile ilgilenirken (3.6 girişim); Portekiz'deki çocukların ise en çok sakıncalı dil içeren siteleri ziyaret ettiği (60) ortaya çıkıyor. Alkol, tütün ve/veya narkotiklere (687) ve silahlara/patlayıcılara (3.8) en çok ilgiyi İsrailli çocuklar gösterirken, şiddet içeren sitelere ise en çok ABD'deki çocukların girmeye teşebbüs ettiği görülüyor. Türkiye'deki çocuklar ise silahlar/patlayıcılar kategorisindeki sitelere en az ilgi gösteren çocuklar olarak göze çarpıyor (0.6).
Söz konusu girişimlerin hepsinin kasıtlı olmadığını; örneğin çocukların bu sitelere yanlışlıkla bir reklama veya bir başkası tarafından paylaşılmış olan bir linke tıklayarak gitmiş olabileceği ihtimalini de unutmamak gerekiyor. Diğer yandan, Kaspersky Lab tarafından 2016'da yürütülmüş olan ve 7 ülkede 3780 aileyi kapsayan bir diğer araştırmaya göre; Rus ve ABD'li gençler, diğer ülkelerdeki yaşıtlarına kıyasla potansiyel tehlikeli online aktivitelerini ebeveynlerinden saklayabiliyor ve çocuklar için uygunsuz olan içerikleri tüketiyorlar.
Kaspersky Lab Türkiye Genel Müdürü Sertan Selçuk, "Meşhur deyişe göre 'bilgi güçtür'; bu günümüzde özellikle de çocuklarını gerçek ve sanal dünyada uygunsuz ve kimi zaman da tehlikeli bilgilerden korumak zorunda olan anne ve babalar için geçerli." diyor ve devam ediyor; "Anne-babalar; çocuklarının örneğin pornografik veya uyuşturucu kullanımını teşvik eden sitelerle karşılaşmasını engellemek için her an yanlarında olamazlar. Bu yüzden, özel BT çözümleri ebeveynleri uyarmak ve çocukların bu tarz içeriğe ulaşmasını engellemek için çok önemlidir."
Cem Seymen
Liseyi İstanbul'da bitirdikten sonra Ankara'da Bilkent Üniversitesi'nde Turizm İşletmeciliği eğitimi aldı. Kısa süre turizm sektöründe çalıştı ama daha heyecan verici başka bir sektör ilgisini çekmeye başlayınca eğitim için biriktirdiği ilk parayla uçak biletini alıp Amerika'ya gitti.
1993-1999 yılları arasında Amerika Birleşik Devletleri'nin New York kentinde yaşadı. Orada özgür düşünmeyi, risk almayı, bilimi, sanatı, edebiyatı, seyahati, hoşgörüyü, farklı düşünceye şartlar ne olursa olsun saygı duymayı ve tek başına ayakta durabilmeyi öğrendi.
City University of New York'ta "Siyasal Ekonomi" ve New York Üniversitesi'nde Televizyon Yayıncılığı eğitimi aldı. ABC, CBS ve NBC televizyonlarında profesyonel meslek seminerlerine katıldı. New York Başkonsolosluğu'nda 6 yıl çalıştı. Amerika'daki eğitim hayatı bittikten sonra BRT televizyonunda ekonomi muhabiri olarak çalışmaya başladı. BRT'de farklı bir dil ve üslupla kaleme aldığı yaşam haberleri ile "Hayatın Renkleri" programını sundu.
Cem Seymen için gazetecilik kendi deyimiyle "tutkunun ve şefkatin harmanlandığı büyük heyecan". Seymen'in başka bir tutkusu daha var. Edebiyat! Yeniden üniversite sınavlarına girip Beykent Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünü burslu kazandı. 4 yılın sonunda Edebiyatı o kadar sevdi ki yüksek lisans da yapmaya karar verdi. Şair Cevat Çapan'la "Joseph Conrad Romanlarında Sömürgeciliğin İzleri" konulu yüksek lisans tezini tamamladı. Edebiyatla ekonomiyi birleştirince rakamları kendine özgü üslubuyla öyküleştirdi. Bu sayede insan odaklı programlarına cesaret, kararlılık, dayanıklılık, azim kavramları damga vurdu. Cem Seymen'e göre her şey hayal etmekle başlıyor.
CNN TÜRK Ekonomi Servisi'nde çalışmaya başladığı günden bu yana dünyadaki dev bütçeli şirketlerin tepe yöneticileri ve Türkiye'nin önde gelen işadamları ile ses getiren röportajlara imza attı. Davos Ekonomik Forumu ve Uluslararası Para Fonu IMF toplantılarında CNN TÜRK'ü temsil etti. CNN TÜRK'te sunduğu Sanayi Rotası programıyla dünyanın ve Türkiye'nin farklı kentlerinden her hafta canlı yayın yaptı, sektörlerin sorunlarını yerinde inceledi. Şu anda CNN TÜRK ekonomi ve finans haberlerini sunuyor. Haber spikerliğinin yanı sıra "Para Dedektifi" programıyla bilim, teknoloji, eğitim, inovasyon, üretim, tarım ve hayvancılık alanlarında araştırmalara imza atıyor. Cem Seymen'in en büyük tutkusu seyahat. Uzak coğrafyalara maceralı yolculuklar hayatında önemli bir yer kaplıyor. Gözleme dayalı denemeler yazıyor, fotoğraf çekiyor.
Seymen, film ve dizi senaryoları yazarak, kahramanlar yaratmayı çok seviyor. Yakında yazmaya başlayacağı kitabın hazırlıklarını yapıyor.
Mısır Bin Ladin'in oğluna giriş izni vermedi, Türkiye'ye sınırdışı edildi
Mısır, El Kaide eski lideri Usame bin Ladin'in oğluna giriş izni vermedi. Kahire Havalimanı'nda geri çevrilen Ömer bin Ladin isteği üzerine Türkiye'ye sınır dışı edildi.
Usame bin Ladin'in dördüncü oğlu Ömer (34) Britanyalı eşi Zaina el Sabah ile sabah saatlerinde Katar'ın başkenti Doha'dan Mısır'ın başkenti Kahire'ye gelmişti. İsminin ülkeye girişi yasaklı şahıslar listesinde yer aldığı ortaya çıkınca Ömer bin Ladin'e giriş izni verilmedi. DW Türkçe'nin haberine göre; Ömer bin Ladin ve eşi istekleri üzerine Türkiye'ye sınır dışı edildi. Suudi Arabistan vatandaşı olan Ömer bin Ladin'in birkaç yılını Afganistan'daki El Kaide savaşçılarıyla beraber geçirdiğine inanılıyor.
"El Kaide üyesi değiliz"
Çift 2007-2008 yılları arasında birkaç ay Mısır'da yaşamış ve 2008'de yine ülkeye girişlerine izin verilmemişti. 2010 yılında Reuters'e bir röportaj veren Ömer bin Ladin kendisinin ve kardeşlerinin "dünyanın iyi vatandaşları" olmak istediklerini ancak babalarının olmayışı ve El Kaide liderinin çocukları olmaları nedeniyle sıkıntı yaşadıklarını söylemişti. Aralarından hiçbirinin El Kaide üyesi olmadığını ifade eden Ömer bin Ladin kardeşlerini bir araya getirmek istediğini söylemişti.
11 Eylül saldırılarının beyni olduğuna inanılan El Kaide kurucusu ve eski lideri Usame bin Ladin, 2011 yılında Pakistan'da saklandığı evde ABD özel harekat birlikleri tarafından yapılan bir operasyonla öldürülmüştü.
Yeni gelin adayı Tuğçe Ergişi kimdir? | Kısmetse Olur son yarışmacı
Tuğçe Ergişi'nin hangi yarışma programında bulunduğu ortaya çıktı. 26 Aralık haftanın finalinde Kısmetse Olur evine katılan son isim olan Tuğçe Ergişi programa bir damat adayı için geldiğini itiraf etti. Yarışma programı tecrübesi bulunan son yarışmacı Kısmetse Olur'a iddialı bir giriş yaptı.
Kısmetse Olur'da 25-26 Aralık tarihlerinde gerçekleştirilen haftanın finalinde yine eleme heyecanı yaşandı. Turgay ve Aycan Varış'ın elenme listesindeki isimler olduğu programda gecenin birincisi olan isim Rabia 10 bin TL'lik çekin sahibi oldu. Aycan Varış'ın koruma altına alınmasıyla birlikte programa veda eden isim Turgay oldu.
1989 İstanbul doğumlu olduğunu ifade eden yeni gelin adayı programa iddialı bir giriş yaptı. Giyimine oldukça önem veren Ergişi, kıyafet delisi olduğunu ve kıyafetlerinin bir bölümünü odasında tuttuğunu dile getirdi. Tiyatro bölümü mezunu olan Tuğçe Ergişi 2014 yılında İşte Benim Stilim yarışmasında bulunmuş programın sona ermesinin ardından bir süre medyadan uzak kalmıştı.
Geçtiğimiz günlerde "Miss Humanity" adlı yarışmaya katılan Tuğçe Ergişi, Lübnanlı bir organizatör tarafından düzenlenen yarışmada Türkiye'yi temsil edem isim olmuştu.
Normal şartlarda bu tarz yarışmalara katılmayı sevmediğini ifade eden Ergişi yarışmanın adının "Humanity" yani insanlık anlamına gelmesi nedeniyle gelen teklifi kabul ettiğini söyledi.
1.78 boyunda ve 55 kilo olduğu öğrenilen güzel yarışmacı izlerken çok etkilendiği birisi için Kısmetse Olur evine dahil olduğunu belirtti.
Kayıp Yunan büyükelçi ölü bulundu, katili ise polis çıktı
4 gündür kayıp olan Yunanistan'ın Brezilya Büyükelçisi Amiridis'in aracının yakılarak öldürüldüğü, Eçi'nin öldürüldüğü hatta katilin arkadaşlarından biri olduğu söyleniyor.
Brezilya polisi, dört gündür kayıp olan Yunanistan'ın Brezilya Büyükelçisi Kyriakos Amiridis'in kiralığı aracı yanmış halde buldu. 59 yaşındaki Amiridis'in en son pazartesi günü, bir binadan çıkarken eşiyle telefonda görüştüğü öğrenildi. Daha sonra kendisine ulaşamayan eşi, elçinin kayıp olduğunu çarşamba günü polise bildirdi.
Olayla ilgili polisin araştırmaları sürerken şok bir bilgiye ulaşıldı. Brezilyalı yetkililer büyükelçiyi öldüren kişinin büyükelzi Fracois Amoridis ile ilişki yaşayan bir polis olduğu ortaya çıktı. İsmi Sergio Moreira Filho olan 29 yaşındaki Brezilyalı polisin, işlediği suçu itiraf ettiği belirtildi.
Hayat Şarkısı Fragman | 36. bölümde Hülya bebeğini kaybedecek mi?
Hayat Şarkısı fragmanı yeni bölüm öncesi Kanal D'nin resmi internet sitesinde yayınlandı. Dizinin son bölümünde Hülya Kerim ve Bayram arasında gergin dakikalar yaşanırken gelecek bölümde Kerim sinir krizi geçirecek. Evdeki eşyaları kırmaya başlayan Kerim'in durumu Hülya'yı zora sokacak. Yalnız başınayken bayılan Hülya bebeğini kaybetme riski ile karşı karşıya kalacak.
Hayat Şarkısı 27 Aralık fragmanı yeni bölümde yaşanacak gelişmelere ilişkin ipuçları verdi. Hülya Kerim ile tartışmasının ardından evi terk eden Kerim, evin altını üstüne getirecek.
Bayram ise olayın bütün ayrıntılarını anlatmadığı takdirde ikilinin yollarının ayrılabileceğini belirtecek. Yaşadığı stres ile başa çıkamayan Hülya evde yalnızken bayılacak.
Hayat Şarkısı'nın 27 Aralık'ta yayınlanacak 36. Bölüm fragmanı internet ile aynı saatte haberimizde.
Hayat Şarkısı 35. bölüm özeti
Hayat Şarkısı'nın 20 Aralık Salı günü ekranlara gelen yeni bölümünde bebeğini geri almaya çalışan Hülya büyük bir şok yaşadı. Geçtiğimiz bölümde yaraladığı Cem'i kaçırdığını iddia eden kişi Hülya'yı telefonla arayarak çocuğunu getirmesi için 5 milyon TL fidye istedi. Yeterli parası olmayan Hülya, Zeynep'ten borç para alacak 5 milyon TL'yi Mahir ile birlikte bebeği çalan kişiye götürdü.
Parayı bırakan Hülya ve Mahir başka bir çocuğu teslim alınca işin içinden çıkamayacaklarını anlarlar. Hülya ve Mahir'in yaptıklarını gizli bir şekilde takip eden Kerim ise Hülya'nın neler çevirdiğini öğrenir. Her fırsatta Kerim'e yaklaşmaya çalışan asistanı ise son bölümde hedefine doğru ilerlemeye devam eder.
Melek'in 5 milyon TL'yi dolandırıcılara kaptırmasının ardından Bayram'dan yardım isterken Bayram Bey Melek'in her şeyi en başından anlatmasını istedi.
Melek'in tavırlarından şüphelenmeye başlayan Bayram Bey artık gerçekleri anlatmaması durumunda Kerim ile yollarını ayırabileceğini ifade etti.
Bayram'ın adamlarına Hülya'yı takip ettirdiği ortaya çıkarken son bölümde bu nedenle kendisini sınayacak sorular sorduğu anlaşıldı.
Kaçırılan bebek nedeniyle Hülya son bölümde zor dakikalar yaşarken asistan her fırsatta Kerim'e yaklaşmaya çalışır.
Hayat Şarkısı'nda yaşanacak diğer gelişmeler ise 36. Bölüm fragmanında belli olacak.
Tesla'nın başı Güney Koreli aktörle fena halde dertte
Güney Koreli Ünlü aktör Ji Chang Son Tesla'ya karşı dava açtı. Nedeniyse garaja park ettiği aracı Model X'in eve girmesi.
Amerika Güney Koreli aktör Ji Chang Son'un Tesla'ya açtığı davayı konuşuyor.
Olay sırasında oğlunun yaralandığı belirten Son, Amerikan firmasına dava açtı.
Son'un anlattığına göre baba ve oğul aracın içindeydi.
Konuyla ilgili Gizmodo'ya konuşan bir Tesla yetkilii ise Koreli aktörün kendilerini tehdit ettiğini öne sürdü.
Yetkili aracın kontrolünün Son'da olduğunu buna rağmen tazminat ödemeyi kabul ettiklerini ancak karşılığında tehdit edildiklerini söyledi.
Tesla yetkilisi kanıtların açıkça aracın bir hatası olmadığını gösterdiğini söylerken özellikle 1990'ların sonunda rol aldığı film ve diziler ünlü olan aynı zamanda şarkıcı ve söz yazarı Ji-chang Son, Facebook'tan bir gönderi yayınlayarak Tesla'nın hatası olduğunu kabul etmediğini bu nedenle de dava açtığını söyledi.
Tesla'ya 7 farklı konuda dava açan Son'un avukatına karşın firma ise sürücünün hatalı olduğunu ve gaz pedalına bastığını savunuyor.
Tesla ayrıca aktörü, 'ünlü olma statüsünü Tesla'ya zarar vermek için kullanmakla da suçluyor.
Elettra Stamboulis'in içinde yaşadığı coğrafyayı takip eden ve tartışan hikâyeciliği ve Angelo Mennillo'nun yenilikçi ve aykırı çizgileriyle hazırlanan "Küçük Küdus" kitabı, İtalyanca ve Yunancadan sonra gözden geçirilmiş ve genişletilmiş bir şekilde Cem Dinlenmiş'in Önsöz'üyle Türkçe olarak İstos Yayınevi tarafından yayımlandı.
Selanik, namı diğer Küçük Kudüs, Balkanlardaki çok kültürlü ve çok çetrefilli hayatın simge mekânlarından biri. Bugün değişik ülkelere yayılmış pek çok insanın aile hafızasında bambaşka resimlerle kendine hâlâ yer bulabilmesi onun hem sonsuzca doğurgan hem de iğdiş edilmiş doğasının somut bir göstergesidir.
Küçük Kudüs (Selanik), Duvarın Yıkılışından Sonraki Bir Yaz Günü işte tam da bu bellek ya da unutuşa dair bir grafik roman. Kesintili ve yoğun çizgileri içinde okuyucuyu Selanik'in modern tarihi içinde bir aile hikâyesini takip etmeye ve bizzat kendi hikâyemiz içinde Selanik'in yerini bulmaya davet eden kışkırtıcı bir anlatı.
Cem Dinlenmiş, Küçük Kudüs'ün önsözünde; "Küçük Kudüs sayesinde hiç görmediğim Selanik hakkında gerçek bir izlenimim oluşmaya başladı... Bu kitaptaki insan hikâyeleriyle örülmüş bir şehir anlatısı. İşin güzelliği, çizgi roman bu tür anlatılara çok yakışıyor" diyor.
Küçük Kudüs
Selanik, Duvarın Yıkılışından Sonraki Bir Yaz Günü
Çeviren: Hasan Özgür Tuna
Antalya'ya varan Beşiktaş'ta Talisca için özel güvenlik önlemi
Süper Lig'de ikinci yarı için hazırlık kampı yapmak amacıyla Antalya'ya giden Beşiktaş'ta Talisca için alınan güvenlik önlemleri dikkat çekti.
Beşiktaş Futbol Takımı, Spor Toto Süper Lig'de sezonun ikinci yarı hazırlıkları kapsamında yapacağı kamp için Antalya'ya geldi.
Sabiha Gökçen Havalimanı'ndan kalkan özel uçakla Antalya Uluslararası Havalimanı'na ulaşan siyah-beyazlı kafileyi, bir grup taraftar çiçeklerle karşıladı. Teknik direktör Şenol Güneş'e çiçek veren taraftarlar, futbolcularla da fotoğraf çektirdi.
Belek Turizm Merkezi'nde konaklayacak siyah-beyazlı futbol takımı, Antalya'daki ilk antrenmanını akşam saatlerinde gerçekleştirecek. Beşiktaş, 8 Ocak'a kadar Antalya'da çalışacak.
Beşiktaş'ın Brezilyalı yıldız futbolcusu Anderson Talisca ve ailesi için özel güvenlik önlemi alındı.
Havalimanından en son çıkan Talisca ve ailesi, polis koridorunda takımdan ayrı bir minibüse bindirildi.
Talisca'nın eşi ve bebeğinin taraftarın arasında kalmaması için böyle bir önlem alındığı bildirildi.
Fenerbahçe'de 1 kişi hariç herkes satılabilir
Fenerbahçe yönetimi, transfer döneminde takımdan ayrılacak isimleri netleştirmeye başladı.
Sabah'ın haberine göre; Fenerbahçe yönetimi, Kjaer dışında her oyuncunun uygun teklif gelirse satılabileceği düşünülürken Danimarkalı stoperin mutlaka takımda kalması gerektiği yönünde karar aldı.
Kararını Danimarkalı stopere bildiren yönetim, Kjaer'den gelecek sezon da Fenerbahçe forması giymesini istedi.
27 yaşındaki stoper, 2015-16 sezonunda 45 maçta forma giyip 2 de gol attı.
Yazın çocuk için doğru ayakkabı seçimi nasıl olmalı?
Sıcak havalarda doğru ayakkabı seçimi çocukların ayak gelişimi için büyük önem taşıyor. Çocuklar için ayakkabı seçmek her zaman özen gerektiren konuların başında yer alıyor. Enerjisi hiç bitmeyen çocukların hareket özgürlüğünü sınırlamayacak ayakkabılar tercih etmek ve bu tercihi yaparken de birçok faktörü aynı anda düşünmek gerekiyor. Özellikle yazın havaların ısınmasıyla birlikte doğru ayakkabı seçiminin önemi bir kat daha artıyor. Sıcak havalarda çocuklarınız için en uygun ayakkabıları seçmeniz için Vicco Genel Müdürü Ali Tokdemir 9 tavsiyede bulundu:
Çocuğunuzun ayakkabıyı denemesi ve ayağını içinde rahat hissetmesi son derece önemli. Bu nedenle çocuğunuzla birlikte alışverişe çıkın ve kesinlikle denetmeden ona ayakkabı almayın.
Kaliteli ayakkabılar zamanla açılmaz, o nedenle çocuğunuz ayakkabıyı ilk denediği an ayağını rahat hissediyorsa alın.
Ayakkabı alışverişi için sabah saatlerini tercih etmeyin
Sabah saatlerinde çocuğunuzun ayaklarında hafif bir şişlik olma ihtimali yüksektir, o nedenle öğleden sonra ayakkabı alışverişine çıkın.
Çocuğunuzun ayaklarının ölçüleri birbirinden farklı olabilir. Bu nedenle büyük olan ayağın numarasına uygun ayakkabıyı alın.
1 cm boşluk kuralına dikkat edin
Ayakkabının içinde çocuğunuzun parmaklarının rahat etmesi önemlidir. Bu nedenle parmağıyla ayakkabının ön kısmı arasında yaklaşık 1cm'lik bir boşluk olmasına dikkat edin. Ancak bu boşluğu hesaplarken en uzun parmağı dikkate alın; zira çocuğun ayak yapısına göre baş parmağın yanındaki parmak daha uzun olabilir.
Ayakkabının satış koşullarına dikkat
Temizliği kolay ayakkabılar tercih edin
Çocuğunuza alacağınız ayakkabının kolay temizlenebilir olması özellikle yaz aylarında son derece önemli. Yazın terleyen ayaklara karşı kolay temizlenen ayakkabılar hayatınızı kolaylaştırabilir.
Ayağını terletmeyecek ayakkabılar seçin
Çocuğunuzun ayakkabıyı nerede giyeceğine uygun olarak ayağını terletmeyecek modeller tercih etmeye özen gösterin.
Yeni anayasada Yüksek Askeri Şura'ya FETÖ ayarı
İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, soruşturmayı yürüten Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının talimatı doğrultusunda, FETÖ'nün adliye yapılanmasına yönelik kent merkezinde eş zamanlı operasyon düzenlendi.
Operasyonda, terör örgütünün sözde adliye imamları olduğu belirtilen 3 kişi ile 5 zabıt katibi gözaltına alındı. Zanlılar, ev ile işlerlerindeki aramaların ardından emniyete götürüldü.
Ceres'in güneş almayan bölgelerinde buzul tespit edildi
ABD Uzay ve Havacılık Dairesinin (NASA) Dawn keşif uydusu, cüce gezegen Ceres'in, eksen eğikliği sebebiyle güneş almayan kuzey kutup kraterlerinde buzulların varlığı tespit etti.
NASA'nın California'daki Jet Tahrik Laboratuvarından yapılan açıklamada, Dawn keşif uydusunun Ceres'in yörüngesinden çektiği yüzey fotoğraflarında, eksen eğikliği sebebiyle karanlıkta kalan kutup bölgesinde büyük miktarda buzul birikimi görüldüğü belirtildi.
Dawn'ın çektiği fotoğraflar üzerinde detaylı inceleme yapan Alman Max Planck Güneş Sistemi Araştırma Enstitüsünden bir ekip, kuzey kutup bölgesinde daima gölgede kalan 634 kraterde inceleme yaptı. Karanlık alanların detaylı radyasyon analizlerini yapan ekip, kraterlerin tamamında buzul yansımaları olduğunu belirledi.
Mars ve Jüpiter arasındaki asteroit kuşağında yer alan cüce gezegen, Ay ve Merkür'den sonra gölge alanlarında kalıcı buzullar gözlenen üçüncü gök cismi oldu.
Ceres'in gök taşı yağmurlarıyla gezegene taşınan su ve buzu, milyarlarca yıldır soğukta kalan krater tabanlarında biriktirdiği sanılıyor.
"Keşfedilen krater buzulları, Ceres'in kabuğunda suyun varlığını gösteriyor." diyen baş araştırmacı Doktor Thomas Platz, "Şimdi de gezegen yüzeyi altında bir okyanus olup olmadığını araştırıyoruz. Eğer böyle bir okyanus varsa, burada yaşam izleri olabileceğini varsayabiliriz." tespitinde bulundu.
Güneş Sistemi'nde 950 kilometre çapıyla en büyük asteroit olan Ceres, Güneş'e Dünya'dan üç kat uzaklıkta bulunuyor. Ancak güneş ışınlarının sınırlı etkisi cüce gezegende buzun erimesi ve yeniden biçimlenmesine elverişli ortamı sağlıyor.
Güneş sisteminin erken dönemlerindeki oluşumları yansıttığı düşünülen Ceres, astronomların yoğun ilgi gösterdiği bir gök cismi.
NASA'nın Dawn uzay aracı, Mart 2015'ten bu yana Ceres yörüngesinde incelemeler yapıyor.
Türkiye'de devlet nasıl iş görür? Tarihçi, sosyolog, iktisatçı, 18 yazar bu soruya yüz yıllara yayılan bir dönemin barındırdığı sayısız zengin uygulamanın incelenmesi ve yeniden yorumlanması zemininden yanıt veriyor. Devlet Olma Zanaatı adlı kitapta fethedilecek bir yer olarak görülen devletin, politik, ekonomik, bürokratik, partili, legal ve illegal kesimlerle iç içe geçişi anlatılıyor.
İletişim Yayınları'ndan çıkan Devlet Olma Zanaatı, Türkiye'de devletin Osmanlı'dan bugüne nasıl "iş gördüğünü" ele alıyor. Kitapta yer alan makalelerde Türkiye'de kamusal icraat yani devletin politika ve faaliyetlerini hangi zeminde ve şartlarda oluşturduğu ele alınıyor. Derleme, Türkiye'de hükümet etmeye ilişkin bugüne kadarki hakim anlatının aksine devleti, gerçek yaşamdaki ilişkilerin doğası içinde kavramaya çalışıyor.
Marc Aymes, Benjamin Gourisse ve Elise Massicard'ın derlediği 16 makaleden oluşan Devlet Olma Zanaatı'na kaynaklık eden inceleme ve araştırmalar, 2008-2012 yılları arasında Elise Massicard'ın eşgüdümünde Fransız Bilimsel Araştırmalar Ulusal Merkezi'nin desteğiyle yapılan "Emretmek/Nizam Vermek ve Uzlaşmak: Türkiye'de ve Osmanlı İmparatorluğu'nda Hükümet ve İdare Tarzları, 19. Yüzyıldan Günümüze" (TRANSTUR) programı çerçevesinde yapıldı.
Kitapta Osmanlı'dan bugüne kamusal icraatı, modernleşme ve kurumlar çerçevesinde anlatan TDK, laiklik ve din eğitimi, anayasa yazım süreci, polis ve adliye teşkilatı, ordu, kadın sığınma evleri, TOKİ gibi somut örnekler üzerinden ele alan makaleler bulunuyor. Ayrıca sivil toplum, Avrupa politikalarının etkileri, devletle halk arasında bir aracı pozisyonundaki muhtarların konumu ve hatta bir kamusal icra kategorisi olarak kültür mirası meselesi bile makalelerde konu ediliyor.
İki hakim analiz geleneğine karşı çıkıyor
Ali Berktay'ın Türkçeye çevirdiği derlemedeki makalelerde, Türkiye'de devlete ilişkin analizlere hakim olan iki analiz geleneğinin perspektifleri yadsınıyor. Bunlardan ilki, Türkiye'de devletin toplum üzerindeki mutlak hakimiyetini sorgulamaksızın bir ön gerçek olarak kabul eden anlayış. Diğeri ise, modern devleti, Batılılaşmış elitlerin yurt dışından aldığı uygulamalarla oluşturduğu.
Türkiye'de sol ve ordu ilişkisini anlattı
Devlet ve elitler iç içe
Devlet Olma Zanaatı'ndaki makalelerin ortak yaklaşımı ise, devlet ve toplumu politikaların ve icraatların oluşturulmasında karşı karşıya koymanın gerçeği yansıtmadığı yönünde. Makale yazarları, inceleme ve araştırmalarının bunun tam tersini ortaya koyduğunu ve Türkiye'de devletin, toplumdan net bir şekilde ayrılmış ve farklılaşmış bir şekilde, toplumla çatışma içinde faaliyet göstermediğini anlatıyor. Burada tabii ki, "toplum"dan kastettiklerinin sınırlarını da net olarak çiziyorlar: yerel, politik, ekonomik ve dini elitler. Devlet Olma Zanaatı'nda Türkiye'de devletin Osmanlı'dan bu yana bir karar alıp bunu tepeden dayatmaktan çok, sözü edilen bu elitlerle ilişki içinde olduğu bir süreç içinde politikalarını şekillendirdiği anlatılıyor. Devlet ve elitler arasındaki bu ilişki de direniş, uzlaşma ve işbirliği gitgelleri içindeki bir süreçte çoğul bir nitelik kazanıyor.
Bülent Ecevit'in yarım asırlık öyküsü: Karaoğlan
Yazarlardan Benjamin Gourisse, bunu şöyle anlatıyor: "Türkiye Cumhuriyeti'nin tarihinde devlet kesimleri, politik ve ekonomik kesimler, bürokratik ve partili kesimler, legal ve illegal kesimler arasında iç içe geçişler ve üst üste binmelerden oluşan akışkan bir manzara göze çarptığında, devleti fethedilmesi gereken bir yer ve başka arenalarda kullanılabilecek kaynakları biriktirme olanağı veren bir mevkiler bütünü olarak gören paylaşılmış çıkarlar ve çoğul konumlanışlar gözler önüne serilir. O zaman devlet yapısı, toplumdan görece bağımsızlaşmış bürokratik bir örgütten çok, bir iktidar sahası görünümüne bürünür. Ülkedeki kamusal icraat tarzlarını anlayabilmek için devleti bu görünümü içinde tahlil etmek gerekir."
Devlet Olma Zanaatı, Türkiye'deki hükümet ve idare tarzlarını tarihselliği içinde inceliyor. Bunu da devletin kendine ilişkin anlatısının dışına çıkarak yapıyorlar. Makalelerde devlet dışındaki farklı aktörler de incelenerek, kurumlar birer toplumsal ilişkiler arenası olarak ortaya konuluyor ve ortaya çıkan kamusal icraat da bunun ürünü olarak niteleniyor.
Örneğin Marc Aymes, 19. yüzyılda Osmanlı'nın taşra ile ilişkisini ele alıyor ve merkezin kendi kanununu hiçbir şeye kulak asmaksızın dayatacak bir hakimiyete sahip olmadığına işaret ediyor. Aymes bunu, tarihçi Albert Hourani ve Philip Khoury'nin Osmanlı rejiminin işleyişinde toplumsal elitlerin belirleyici rolünü anlatmak için geliştirdikleri "muteberan (ileri gelenler) politikası" paradigmasına başvuruyor. Buna göre toplumsal elitler, hükümet ile ahali arasında bir arabuluculuk rolü de üstlenmiş oluyor.
Yazarlar Osmanlı'daki bu hükümet etme geleneğinin Cumhuriyet döneminde de devam ettiğine işaret ediyor. Makalelerde, Cumhuriyetin ilk döneminde kamusal kaynakların elinde yoğunlaşmasının devleti, Osmanlı'daki gibi en mükemmel birikim alanı haline getirmeyi sürdürdüğüne işaret ediliyor. Bu da devlet kurumlarını toplumsal, ekonomik ve politik kaynaklara erişmenin vazgeçilmez yolu haline getiriyor. Kamu kaynaklarının yeniden dağılımından pay almak isteyen toplumsal güçler de bu kurumların çevresinde mevzileniyor. Bu da devleti, her şeyin üzerinde ve her şeyden uzak, boşlukta ve tepeden hükmeden bir yapı olmaktan çok, kaynaklardan pay almak isteyenlerin rekabet alanı haline getiriyor.
Taner Akçam'dan Naim Efendi'nin Hatıratı ve Talat Paşa Telgrafları
Nathalie Clayer'ın "Dayatma ve Uzlaşma Arasında Bir Laiklik? Tek Parti Türkiye'sinde Din Eğitiminin İdaresi" başlıklı makalesi tam da bu durumu örnekleyen incelemelerden biri. Makale, Türkiye'de hep güncelliğini koruyan din eğitimi meselesine ilişkin özellikle popülist sağ siyasetin anlatısını boşa çıkaran bir uygulamayı ortaya koyuyor. Clayer, din eğitimine ilişkin Cumhuriyet'in ilk yıllarında tek bir izlek olmadığını, uygulamaların çeşitlilikler gösterdiğini anlatıyor. Ne kurumlarda ne de bürokratlarda din eğitimine ilişkin tek görüşün hakim olmadığını anlatan yazar, tarikatların da yeni döneme uyum sağladıkları yeni biçimler altında bu politikaların oluşumuna etki ettiklerini anlatıyor.
Karşılıklı bağımlılık, ittifak, anlaşma
Türkiye'de devletin asla tamamen "kapalı" bir hale gelmediğine işaret edilen makalelerde, devlet görevlilerini, ekonomik, dini ve toplumsal elitlere ve yönetilenlere bağlayan karşılıklı bağımlılıklar, ittifaklar ve anlaşmalar da ele alınıyor. Tarihçiler örneğin Osmanlı'da tebaanın, devletin kararlarına edilgen bir şekilde maruz kalmadıklarını, bunlara karşı direniş gösterdiklerini, kuralların çevresinden dolaştıklarını, uzlaşılara giriştiklerini anlatıyor. Ve bunların manevra alanlarını genişleten "politik inisiyatifler" olduğunu belirtiyor. Devletin de otoritesini sürdürebilmek için bazı toplumsal güçlerin taleplerini yerine getirmek zorunda kaldığı hatırlatılıyor.
Yazarlardan Michael Meeker ise toplumsal elitlerle devlet personelini mutlak bir karşıtlık içinde konumlamak yerinde karşılıklı bağımlılıkları içinde tanımlıyor. Bunu yaparken de "gayriresmi bir devlet sisteminden" söz ediyor. Osmanlıda bu karşılıklı ilişkiler içinde "emperyal kökenli, bölgesel ve sosyal bir oligarşinin" geliştiğini anlatıyor.
Medeniyet kuran ve çökerten dinamik: Lüks ve Şiddet
Osmanlı'dan Cumhuriyet'e geçişteki görelilik
Yazarların işaret ettiği bir diğer tarihsel olgu ise, geçmişten bugüne idare tarzlarında yaşanan her değişime, söz konusu toplumsal elitlerin uyum sağladıklarını ve konumlarını güçlendirerek varlıklarını sürdürdükleri. Osmanlı'nın klasik çağından Tanzimat'ın "Batılılaşmış" imparatorluk düzenine ve hatta Cumhuriyet'e... Bütün bu tarih içinde toplumsal elitlerin Cumhuriyet'inkiler de dahil kurumların içine yerleşmeyi başardığını anlatan yazarlar, bunun da devlet odaklı bir toplumun ortaya çıkmasına yol açtığını anlatıyor. Tabii yazarlar burada bir meselenin daha altını çiziyor. O da Osmanlı'dan Cumhuriyet'e geçişin, resmi anlatıdaki keskinliğiyle bir kopuş olmak yerine, daha göreli bir geçiş olduğu.
Bu görüşü, 25 yıl önce yayımladığı Paradigmanın İflası'nda Türkiye'de ilk dile getirenlerden biri Fikret Başkaya'ydı. Başkaya, Türkiye'de resmi ideolojinin eleştirisini yaptığı bu kitabında Cumhuriyet'i, "toplumsal elitlerin yeni bir idare altında hakimiyetlerini sürdürmesi" olarak nitelemiş ve devletin de gadrine uğramıştı. Başkaya, "bölücülük propagandası" gibi bir suçlamayla 20 ay hapis cezasına çarptırılmıştı.
Devlete sızan ve vesayeti pekiştiren bölgesel oligarşiler
Devlet Olma Zanaatı'ndaki derlemelerin yazarları, "bölgesel toplumsal oligarşiler"in devlete sızma taktikleri geliştirirken diğer yandan da devletin etkinliğini toplumda yaydıklarına işaret ediyor. Yazarlar söz konusu kesimlerin bunu, "memleketin devlet vesayeti altına sokulmasının pazarlık ve gözetimini üstlenerek" yaptıklarını belirtiyor. Yani devlet görevlileri ile toplumsal elitler tek bir yönetim yapısının parçaları haline geliyor. Bu süreçte de devletin çıkarlarıyla şahsi çıkarları iç içe geçiyor ve farksızlaşıyor. Bu durum yukarıda da işaret edildiği gibi Cumhuriyet döneminde de aynen sürüyor. Cumhuriyet döneminde de devlet nüfusunu "ehlileştirebilmek" için sırtını yerel elitlere yaslıyor.
Çeyrek altın fiyatları düşüş durdu | 7 Ekim Çeyrek altın ne kadar?
Altın fiyatlarında 10 gündür düşüş yaşanırken 7 Ekim'de öğlen saatlerinde düşüş yerine yükseliş başladı. Gram altının değeri 125 Lira'nın altındayken, çeyrek altın ise 205 lira'nın altında işlem görüyor. Altın piyasasında bu denli düşüşlerin sebepleri nelerdir? 7 Ekim'de altın fiyatlarında son durum...
7 Ekim Cuma sabah saatlerinde altın fiyatlarında, düne nazaran düşüş daha hızlı bir şekilde devam ederken öğleden sonra altın piyasasında toparlanma gözükmekte. Uluslararası ekonomi piyasalarından gelen haberlerden ötürü fiyatlarda son 10 gündür düşüş yaşanıyordu. FED Bankası faiz artırımı, Avrupa Merkez Bankası varlık alımı haberi, Amerika'da tarım dışı istihdam verileri; Türkiye'de Moody's'in kredi notunu düşürmesi ve diğer kredi kuruluşların not düşürmenin 2016'da devam edeceğini söylemesi, OHAL'in 3 ay daha uzatılacağı haberi, Orta vadeli programın açıklanması... Bu konuların altın oranlarında düşmesinde oldukça etkisi oldu.
7 Ekim Altın fiyatları öğlen saatlerinde ne kadar?
Gram altın: Düşüş durdu yükseliş başladı. 123 Lira'dan satışı devam etmektedir.
Çeyrek altın kaç lira sorusuna öğleden sonra verilen cevap: Düşüş durdu, hafif bir yükseliş gözükmekte. 202,4235 Lira'dan satılmakta.
Yarım altın: Düşüş durdu yükselişi az bir oranla başladı. 404,6141 Lira'dan işlem görmekte.
Tam altın: Düşüş durdu, yükseliş hakim. 806,7535 Lira'dan satılmakta.
Cumhuriyet altını: Düşüş devam ediyor. Çeyrek altından daha sert düşüş Cumhuriyet altınında yaşandı. 828 Lira'dan satılmaktadır.
22 ayar bilezik altın: Kadınların en çok ilgi gösterdiği bu altında düşüş durdu ve hafif bir yükseliş yaşanmakta. 112,8465 Lira'dan satılmakta.
Altında fiyatların düşme sebepleri nelerdir?
Uzmanlara göre savaş ve ekonomik krizin olduğu zamanlarda altın oranların yükselmesi gerekirken, bu denli düşüşün tam olarak sebeplerini açıklayamadıklarını dile getirdiler.  Balıkesir Kuyumcular ve Sarraflar Derneği İkinci Başkanı İrfan Günsay, savaşın olduğu yerde düşüş yerine yükselişin olması gerektiğini, şu anki dünyada yaşanan ekonomik gelişmelerden ötürü düşüşün yaşandığını söyledi.
Anadolu Ajansı Finans Analisti İslam Memiş, düşüşü şu cümlelerle açıkladı:  Özellikle dün ABD'de açıklanan ISM imalat dışı PMI verisinin beklentilerin çok üzerinde açıklanması ABD dolarına güç kazandırdı. Dolar'ın son zamanlardaki yükselişi ve bilhassa FED'in faiz artırımının 2017'den önce olacağına dair açıklamaları dolar'ı güçlendirirken, altında değer kaybı yaşatmasına sebep oldu.
Kediler hakkında bilmediğimiz 10 şey
Onlar evimizdeki kablolarla sürekli oynayarak internet bağlantımızı kesebilir ya da atacağı bir pençe ile yüzümüzde derin izler bırakabilir. Bencil ve nankör olarak bilinirler; ama bütün bunlar yine de onları izlerken gülümsememize engel değil.
Disneyland eğlence parkında gece olduğunda 200 kedi, fareleri yakalamak için serbest bırakılıyor.
Bir şeyi kararsızlıkla üç kez tattıktan sonra, dördüncüde kendilerinden emin bir şekilde yerler. Bu nedenle, antibiyotik vermek istediğinizde dördüncü mamaya ekleyebilirsiniz.
Günün ortalama yüzde 70'ini uyuyarak geçirirler.
Büşra Arslantaş
1985 yılında Ankara'da doğdu. 2003 yılında TED Ankara Koleji'nden, 2007 yılında ise Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden mezun oldu.
Üniversite yıllarında Radyo Bilkent'te haber spikerliği yaptı. Dış politika ve kültür - sanat programları hazırlayıp sundu. Mezuniyetin ardından 2008 yılında stajyer olarak başladığı CNN TÜRK'te muhabirlik yapıyor. İyi derecede İngilizce bilen Arslantaş, yarıda bıraktığı Arapça ve İspanyolca derslerine ilk fırsatta devam etmek istiyor. Flamenko, fado, klasik ve latin caz dinlemeyi seven Arslantaş, dikiş, çizim gibi yaratıcılık, detay ve el becerisi gerektiren uğraşlarla zaman nedir unutuyor. Botanik, sosyal psikoloji ve yeni kültürler de ilgisini çekiyor.
CHP'li Veli Ağbaba: Türkiye adeta katliamlar ülkesi oldu
CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, "Türkiye bugün Suriye'ye, Irak'a benzemeye başlamışsa maalesef laiklik ilkesinden sapılmasından dolayıdır. Türkiye'nin, herkesi bir arada tutan, her inancın birlikte olmasını sağlayan laiklik ilkesine sahip çıkması gerekiyor." dedi.
Ağbaba, Mecliste düzenlediği basın toplantısında, yeni yıla büyük bir acı ile girildiğini belirterek, "Artık, geçmişte Kabil'de, Bağdat'ta haberlerde gördüğümüz, pazar yerlerinde patlayan bombalar Türkiye'de patlamaya başladı. Türkiye adeta katliamlar ülkesi oldu." görüşünü savundu.
Bunun, yanlış Suriye politikalarının sonucu olduğunu ileri süren Ağbaba, "Hangi canlı bombanın nerede patlayacağını artık bilemiyoruz." ifadesini kullandı.
"Yılbaşı gecesi yaşanan olayın tohumları aslında günler öncesinden ekilmeye başlanmıştı. Yılbaşı ile Noel'in farkını bilmeyen kara cahiller yılbaşını kutlamanın meşru olmadığını, günah olduğunu söylediler. Diyanet İşleri Başkanı, müftülükler, okul müdürlükleri üzerlerine vazifeymiş gibi yılbaşını gayrimeşru bir olay olarak gösterdiler." diyen Ağbaba, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez'i istifaya davet etti.
Ağbaba, son günlerdeki terör eylemlerini hatırlatarak, şöyle devam etti:
"Dünyanın herhangi bir ülkesinde sadece bunların biri olsa hükümetler istifa eder, siyasette yer yerinden oynar. Maalesef hiçbir katliamın sonucunda bir sorumluluk sahibi bulunamadığı için bu katliamlar devam ediyor. Hükümet acziyet içinde, bunun sorumluluğunu almamaya çalışıyor. Acaba ne zaman sorumluluk alacak? Bunun sorumlusu kim?"
Bazı medya organlarının Türkiye'de nefret tohumları ektiğini belirten Ağbaba, dünkü katliamla ilgili nefret tohumları attığını iddia ettiği kişiler hakkında işlem yapılıp yapılmadığını sordu.
Bir gazetede, CHP'nin terörle aynı karede gösterilmeye çalışıldığını aktaran Ağbaba, yasal haklarını kullanacaklarını ve gazete hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını bildirdi.
Ağbaba, laikliğe sahip çıkılmasını isteyerek, "Türkiye bugün Suriye'ye, Irak'a benzemeye başlamışsa maalesef laiklik ilkesinden sapılmasından dolayıdır. Türkiye'nin, herkesi bir arada tutan, her inancın birlikte olmasını sağlayan laiklik ilkesine sahip çıkması gerekiyor. Hükümetin de sahip çıkması gerekiyor. Hükümetin de orada oturmasının en büyük teminatı laikliktir." dedi.
Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Ağbaba, sosyal medya mesajlarının da terör kapsamına alınacağı yönündeki açıklamaların hatırlatılması üzerine, şunları kaydetti:
"Şimdiye kadar yaşadığımız uygulama; sosyal medyada Hükümete, Cumhurbaşkanına eğer bir eleştiri varsa bununla ilgili işlem yapılıyordu. Şimdiye kadar Türkiye'de terörü destekleyen, özellikle bu alçakça saldırıları kutsayan, 10 Ekim'den başlayarak Suruç'ta, dünkü eğlence merkezindeki katliamda nefret kusanlarla, öldürenleri tebrik edip ölenleri suçlayanlarla ilgili bir işlem yapılmadı. Şimdiye kadar görmedik. Bundan sonra bunu takip edeceğimizin bilinmesini istiyoruz. Şimdiye kadar yüzlerce gence Cumhurbaşkanına, Hükümete hakaretten davalar açıldı, çocuklar gözaltına alındı. 2 bine yakın insan cezaevinde şu anda. Ancak bu Selefi, cihatist örgütlerle ilgili, yazanlarla ilgili bir işlem yapılmadı."
Omurga sağlığınız için 5 kolay yin yoga hareketi
Sağlıklı bir omurga için omurgayı her yöne hareket ettirmek şart! Peki nasıl bir hareket? Çoğu kişinin yaptığı üzere, yürümek ya da koşmak yine omurgaya tam olarak ihtiyaç duyduğu hareketi sağlamıyor. Omurga sağlığınız için, hem gün içindeki hızlı ve hareketli bir temponuzu dengeleyecek hem de omurganızı, sırt ve bacak arkanızı esnetecek, uygulaması son derece basit, 5 Yin Yoga pozu. Her gün düzenli yapmanın büyük faydasını göreceksiniz. Yazan: Berivan Aslan Sungur
Çoğumuz oldukça hareketsiz yaşamlar sürüyoruz. Hareketlerimiz sabah yataktan bir şeyler yemek için bir sandalyeye geçmek, sandalyeden bir araç koltuğuna, oradan yine bir sandalyeye ve yine bir koltuğa yaptığımız geçişlerden ve aralarda bir miktar yürümek ve belli süreler ayakta durmaktan ibaret… Gün içinde, omurgamızın sağlıklı kalabilmesi için ihtiyaç duyduğu kadar; ne öne, ne arkaya, ne yanlara eğiyoruz, ne de büküyoruz!
Tarlada çalışanlar gibi öne eğilmiyoruz, köyde yaşayanlar gibi çömelmiyoruz, alaturka tuvalet kullanmıyoruz… Halbuki tüm bunlar sağlıklı bir omurganın sağlıklı kalabilmek için gün boyunca ihtiyaç duyduğu hareketler.
Klasik bir masa başı çalışanı, eğer ki bir pilates topuna oturarak çalışmıyorsa- omurgasını çoğu zaman aynı, sabit açılarda tutup duruyor.
Bedenin zekası şöyle işliyor : bir ekleme hangi hareket kapasitesi verilmişse, beden o hareket kapasitesini muhafaza edebilmemiz için -yani eklemin sağlıklı kalabilmesi için- bizden gün içinde sahip olduğu hareket aralıklarını kullanmamızı istiyor. Ve ne kadarını kullanırsak, o kadarını muhafaza ediyor. Ne kadarını kullanmazsak, artık ihtiyacımız olmadığını düşünüyor. Bedende o bölgelerde yapışmalar, hareket aralıklarımızda daralmalar oluyor. Birkaç saatlik yapışma kaldıkça güçleniyor, 1 günlük yapışma birkaç saatlikten daha sıkı oluyor; 1 haftalık, 1 günlükten çok daha sıkı bir yapışma halini alıyor ve çok daha zor açılıyor!
Özellikle omurga ve kalça bölgesinin hareketsizliği, insanın bel kıvrımını zaman içerisinde kaybetmesine; beldeki kıvrımın azalması, boyundaki kıvrımın da azalmasına sebebiyet veriyor. Omurga düzleşiyor ve esnekliğini yitiriyor. Sırt ve bel ağrıları başlıyor.
Hareket omurgaya esnekliğini ve kıvrımlarını muhafaza ettirmesinin yanı sıra, omurganın içindeki sıvı miktarının da artmasına yardımcı oluyor. Hareket eden omurga, yaş ve kıvrımlı bir dala benziyor. Günlük hayat içerisindeki ani darbelerden daha kolay zarar görmüyor. Halbuki hareket etmeyen bir omurga kuru ve düz bir dal agibi çok daha kolay kırılır, zarar görmeye açık oluyor.
Sağlıklı bir omurga için omurgayı her yöne hareket ettirmek şart!
Peki nasıl bir hareket? Çoğu kişinin yaptığı üzere, yürümek ya da koşmak yine omurgaya tam olarak ihtiyaç duyduğu hareketi sağlamıyor. Çoğu spor salonunda uygulanan kısa esnetmeler de, uzun süre hareketsiz kalan bedenlerde gün içinde oluşmuş yapışmaları açmaya yetmiyor.
Size özellikle omurga sağlığı için, hem gün içindeki hızlı ve hareketli bir temponuzu dengeleyecek, biraz olsun kendinizi dinlemenizi sağlayacak hem de omurganızı, sırt ve bacak arkanızı esnetecek, uygulaması son derece basit, 5 Yin Yoga pozu öneriyorum.
Tüm hareketler ağrı sınırında yapılmalıdır, ağrı yaratan hiçbir poz uygulanmamalıdır.
Özellikle diz bel ya da boyunda pozları uygularken ya da çıktıktan sonra ağrı olmamalıdır.
Uygulama sırasında hiçbir ağrı hissedilmez ancak, pozdan çıktıktan sonra ağrı hissedilir ise, o pozda ve benzer pozlarda bir dahaki sefere beden daha kısa süre tutulmalıdır veya poz daha az öne ya da arkaya eğilerek uygulanmalıdır. Yani hareket aralığı daraltılarak uygulama denenmelidir. Bedeni her daim zorlamadan açmak esastır. Acele etmek, fayda yerine zarar getirecektir.
Özel bir rahatsızlık söz konusu ise; uygulamadan önce bir doktora danışılmalıdır.
Kelebek asana (yoga pozu) bedenin hem alt hem de üst bölümlerini açan bir asanadır.
Omurga etrafındaki bağ dokusunun açılmasına, sırt bölgesindeki kaslarımızın gevşemesine ve rahatlamasına yardımcı olur. Kasık ve kalçaları esnetir.
Asanaya girmek için ayak tabanları birleştirilir ve dizlerin iki yana düşmesine izin verilir. Ardından mümkün olduğunca leğen kemiğinden -kalça bölgesinden- öne doğru katlanılır. Önde bedenin o gün gidebildiği son sınır bulunduktan sonra, tüm sırt kasların gevşemesine izin verilerek öne doğru eğilinir. Başta veya boyunda bir ağrı yoksa, baş da yer çekimine bırakılır. Eğer ki baş ya da boyunda bir rahatsızlık hissi var ise ya da pozda kaldıkça oluşuyor ise; baş boyunun arkası uzun tutulacak şekilde havada tutulabilir veya bir yastık ya da blok ile desteklenebilir.
Bu asanada özellikle kasık, kalçalar, omurga ve sırt bölgesinde bir açılma beklenir. Eğer ki ayaklar kasıklara yakın tutulursa etki daha çok kasık ve kalçalara; kasıklara daha uzak tutulur ise -genelde bu şekilde çoğu kişi daha rahat öne katlandığı için- etki biraz daha omurga ve sırt bölgesine kayacaktır. Etki daha çok nerede isteniyorsa, ayakların yeri ona göre seçilebilir.
Açılması hedeflenen bölgelerde bir germe hissediyor olmak ve diz, bel ya da boyunda bir ağrı, noktasal bir batma ya da acı hissetmiyor olmak, poz içerisinde doğru yerde olduğumuzu gösterir.
Öne katlandıktan sonra, yere yaklaşmak için sürekli ellerle çekerek bir çaba göstermeden, bedenin zaman ve yer çekiminin yardımı ile, kendi kendine açılmasına izin verilir. Asana boyunca tüm sırt, kalça ve kasık kasları gevşek muhafaza edilir.
Pozda 2-5 dakika arası kalınabilir. Bu tarz uzun esnetmelere alışık olmayanlar, süreyi kısa tutarak (1,5-2 dk) başlamalı ve zaman içerisinde bedenleri hazır hissettikçe yavaş yavaş arttırmalılardır.
Asanaya yavaş girmek ve asanadan yavaş çıkmak önemlidir. Hazır hissedildiğinde yavaşça asanadan çıkılır, sırt üstü uzanılır ve beden 1-2 dakikalığına tamamen gevşemeye bırakılır. Gevşeme süresince, bedende asana sonrası fiziksel, duygusal, zihinsel seviyelerde olan biten izlenir.
Not : Eğer ki rahatça kalça bölgesinden öne katlanamıyor isek -kalçamız biz öne katlanmaya çalışmamıza rağmen bizi geriye çekiyorsa-; o zaman kalça, altına bir yastık konularak yükseltilmelidir. Bir yükseklik üzerine oturmak daha rahat öne katlanmayı sağlayacaktır.
Yarım Kelebek Pozu 1
Yarım kelebek asanası özellikle bacak arkasındaki kasları açmak için faydalıdır. Bacak arkasındaki kasların uzunluğu, omurga sağlığı için çok önemlidir.
Sağ diz kırılarak kasığa yaklaştırılır, sol bacak öne doğru düz bir şekilde uzatılır. Gerekirse kalça etleri altınızdan alınarak, oturma kemikleri bulunur ve yine leğen kemiğinden mümkün olduğunca öne doğru katlanılır.
Not : Eğer ki rahatça kalça bölgesinden öne katlanamıyor isek, kalçamız biz öne katlanmaya çalışmamıza rağmen bizi geriye çekiyorsa, o zaman kalça altına bir yastık konularak yükseltilmelidir. Bir yükseklik üzerine oturmak daha rahat öne katlanmayı sağlayacak ve bacak arkasındaki germeyi arttıracaktır.
Yarım Kelebek Pozu 2
Yarım kelebek pozunun ikinci aşamasında önde bedenin o gün gidebileceği son sınır bulunduğunda, o hizada kalınır ve sırt bölgesi gevşetilerek omuz ve baş ağırlığı yer çekimine doğru bırakılır. Bu bırakma hali sırtı yuvarlanmasına ve etkinin bacak arkaları dışında bir miktar da sırt ve gövdenin yan kısımlarına kaymasına yardımcı olur. Eğer ki ağır bırakıldığında, baş ya da boyunda bir rahatsızlık hissi var ise; baş boyunun arkası uzun tutulacak şekilde havada tutulabilir veya bir yastık ya da blok ile desteklenebilir.
Bu asanada önde uzun olan bacağın arkasında ve sırt ve/veya gövdenin yan kısımlarında bir açılma hissedilmesi beklenir. Bu bölgelerde bir germe hissediyor olmak ve diz, bel ya da boyunda bir ağrı, noktasal bir batma ya da acı hissetmiyor olmak, poz içerisinde doğru yerde olduğumuzu gösterir.
Öne katlandıktan sonra, yere yaklaşmak için sürekli ellerle ayaklardan ya da bacaklardan bir yerden tutup çekerek bir çaba göstermeye özellikle gerek yoktur. Eller rahatça tutabiliyorsa ayakları tutup çekebileceği gibi, bedenin iki yanında serbest de olabilir. Bedenin zaman ve yer çekiminin yardımı ile, kendi kendine açılmasına izin verilir. Asana boyunca sırt ve bacak arkası kaslarının gevşekliği muhafaza edilir.
Asanaya yavaş girmek ve asanadan yavaş çıkmak önemlidir. Hazır hissedildiğinde yavaşça asanadan çıkılır; sırt üstü uzanılır ve beden 1-2 dakikalığına tamamen gevşemeye bırakılır. Gevşeme süresince, bedende asana sonrası fiziksel, duygusal, zihinsel seviyelerde olan biten izlenir.
Gevşeme sonrası, sol diz kırılarak sağ bacak uzatılır ve aynı germe diğer tarafta tekrarlanılır.
İki tarafı da tam tamına eşit sürelerde tutmak zorunlu değildir. Bir tarafın daha sıkı olduğu fark ediliyorsa, o tarafta biraz daha uzun süre kalınabilir ancak her iki tarafı da uygulamak önemlidir.
Sfenks Pozu 1
Bu poz önceki iki pozdan farklı olarak, bir arkaya eğilmedir. Etkisi bir baskı şeklinde omurganın orta ve alt kısımlarında hissedilecektir. Önceki pozlar ile öne eğilen omurga, bu poz ile arkaya eğilerek dengelenir.
Yüz üstü yatılır ve dirsekler yaklaşık omuzların altına gelecek şekilde yere yerleştirilir. Omuzlar geriye, karın ise yere doğru yönlendirilir. Boyun nötr pozisyonda tutulur, baş dik tutulmaya veya arkaya eğilmeye çalışılmaz.
Omurganın orta alt kısımlarında bir baskı hissediyor olmak, pozun beklenilen etkisidir. Omuz ya da boyunda bir ağrı olmamalıdır. Omuzlar rahatsız hissediyor ise, dirseklerin yerinde bir miktar değişiklik yapılabilir. Dirsekleri biraz öne yürütmek ya da aralarındaki mesafeyi genişletmek bazı kişiler için bu gibi durumlarda rahatlatıcı olacaktır.
Sfenks Pozu 2
İhtiyaç duyulursa, pozun etkisini arttırmak için dirsekler altına katlanmış bir battaniye ya da yastık gibi bir yükselti konulabilir.
Bu pozda 2-5 dakika arası kalınabilir. Bu tarz bir çalışmaya alışık olmayanlar, süreyi kısa tutarak (1,5-2 dk) başlamalı ve zaman içerisinde bedenleri hazır hissettikçe yavaş yavaş arttırmalıdırlar.
Asanaya yavaş girmek ve asanadan yavaş çıkmak önemlidir. Çıkarken bedeniniz hassas hissedebilir, bu çok doğaldır. Hazır hissedildiğinde yavaşça yüz üstü yere gelinir ve baş, boyunun rahat edeceği bir yöne çevrilerek beden 1-2 dk dinlendirilir.
Dönmüş Kökler Pozu (Omurga bükülmesi) 1
Önce öne, sonra arkaya eğilmiş olan omurga, dönmüş kökler pozu ile her iki yana bükülerek; hem öne hem de arkaya eğilme dengelenir hem de omurga böylece her yöne hareket ettirilmiş olur. Bu asana zihni ve bedeni gevşetir; iç organlara bir nevi masaj yapar.
Sırt üstü yatılarak, dizler göğüs kafesine doğru çekilir ve sağ bacak solun üzerine, genelde kadınların bacak bacak üzerine attığı gibi atılır. Bacaklar bu şekilde üst üste tutularak, sol tarafa düşürülür. Bacakları sola düşürürken, kalçayı sol taraftan biraz geriye doğru yönlendirmek, kalçanın daha çok yana doğru dönmesine yardımcı olacaktır. Diğer yandan sol omuz da biraz sola yürütülür ve anı anda sağ omuz yere doğru ağırlaştırılır. Böylece göğüs kafesi de gökyüzüne bakar olur. Kollar rahat hissedildiği şekilde, yana ya da arkaya doğru uzatılabilir.
Bu asanada sağ kalçanın dışında, bel bölgesinde, sırtta, gövdenin yan bölümlerinde ve eğer ki kol arkaya doğru uzatılıyor ise, kol ve koltuk altında bir açılma olması beklenir.
Asanaya yavaş girmek kadar, asanadan yavaş çıkmak da önemlidir. Hazır hissedildiğinde, yavaşça bacaklar ortaya doğru alınır ve çözülüp uzatılır. Özellikle bu pozdan sonra beden çok hassas hissedebilir, bu etki çalışmanın beklenen, istenilen bir etkisidir ve geçicidir.
Beden 1-2 dakika kadar gevşemeye bırakılır. Gevşeme süresince, yine bedende asana sonrasında olan biten izlenmeye devam edilir.
Dönmüş Kökler Pozu (Omurga bükülmesi) 2
Asana, dinlenme sonrası diğer tarafta da tekrar edilir. Bu sefer sol bacak sağın üzerine atılır ve bacaklar sağa düşürülür.
Son Dinlenme Pozu
Son dinlenme pozu için sırt üstü yatılarak tüm beden 10 dakika kadar tamamen gevşemeye ve dinlenmeye bırakılır.
Son dinlenme pozisyonunda üşümemek ve bedenin rahat olması önemlidir. Üstünüze bir şeyler giyebilir ya da üzerinizi örtebilirsiniz.
Saçınızda toka varsa ya gevşetmeniz ya da çıkarmanız iyi olacaktır. Baş, boyun uzun ve nötr pozisyonda olacak şekilde yere yerleştirilir. Kalça etleri iki yandan alttan alınarak, bel rahat ettiği bir açıya yerleştirilir. Bacaklar ve kollar bedenin iki yanına rahat bir yere yerleştirilir. Gözler kapatılır. İstenirse gözlere, bir göz torbası kullanılabilir.
Beden rahat bir pozisyona yerleştirildikten sonra, her nefes verişte bedenin biraz daha gevşediği ve ağırlığının biraz daha yere doğru döküldüğü hayal edilir.
İyi pratikler!
Nevşin Mengü
Nevşin Mengü 1982 yılında Ankara'da doğdu. Klasik Ankara çocuğu tabirine uyan eğitimini; TED Ankara Koleji'nin ardından Bilkent Siyaset Bilimi Bölümü'nde tamamladı. Ankara çizgisini Galatasaray Üniversitesi ile kırdı. Masterını 'Türkiye Üzerine Toplumsal İncelemeler' dalında yaptı.
Mesleğe Kanal Türk'te başlayan Nevşin Mengü, Haber Türk'te de çalıştı. Bir yılı aşkın bir süre İran'ın Başkenti Tahran'da TRT Türk, büro şefliği yaptı. Mesleğe başladığından beri hep Ortadoğu'yu sevdi.
CNN TÜRK'te hafta içi her gün Ana Haber'i sunuyor.
Hürriyet Daily News'a analiz yazıları yazıyor. Aynı zamanda dayanıklılık sporlarıyla yakından ilgilenen Nevşin Mengü, Maraton ve Ironman yarışlarında yarışıyor. Spor konusundaki tecrübelerini de Pedal Dergisi'ndeki yazılarında aktarıyor.
İyi derecede İngilizce, orta düzeyde Almanca ve Farsça biliyor. İşini çok seviyor.
Sakarya'dan Afyonkarahisar'a maça giden 3'üncü Lig takımlarından Sakaryaspor taraftarları ile Eskişehir'den İstanbul'a Ümraniyespor maçına giden taraftarlar Pamukova'da karşılaştıkları tesislerde kavga etti. İki kulübün taraftarlarının otobüslere saldırması sonrasında ortalık savaş alanına dönerken, karayolunda trafik durdu. 1'i bıçakla 7 kişinin yaralandığı olaylarla çok sayıda taraftar dövüldü. Sakarya Valisi Hüseyin Avni Coş "Taraftarların neden olduğu olaylar kontrol altına alındı" dedi.
Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi NASA'nın Hubble Uzay Teleskobu, dünyadan 370 milyon ışık yılı ötede, ışık yerine radyasyon yayan "mayzer" özellikli dev galaksi keşfetti.
NASA'nın Goddard Uzay Uçuş Merkezinden yapılan açıklamada, "mega-meyzer" olarak kategorize edilen galaksinin, Samanyolu Galaksisi içindeki benzer yapılara kıyasla 100 milyon kat daha fazla radyasyon dalgası yaydığı belirtildi.
Bilim adamları, "IRAS 16399-0937" adını verdikleri uydunun yüksek çözünürlüklü bir fotoğrafını yayımladı. Fotoğrafın, teleskobun Gelişmiş Kamera Araştırma Sistemi (ACS) ile Yakın Kızılötesi Kamera ve Çoklu-Obje Spektrometresi (NICMOS) donanımları tarafından yapılan ayrı ayrı gözlemlerin birleştirilmesiyle oluşturulduğu ifade edildi.
NICMOS'un yüksek hassasiyeti, görüntü çözünürlüğü ve alan derinliği, bilim adamlarına galaksinin yapısını detaylı olarak inceleme imkanı verdi. Galaksinin merkezinde iki ayrı çekirdek olduğu, IRAS 16399N ve IRAS 16399S adı verilen iki unsurun galaksinin kuzeyinde ve güneyinde, birbirlerinden 11 bin ışık yılı uzakta bulundukları kaydedildi. Fakat iki ayrı unsurun aynı kozmik gaz ve toz girdabı içinde gömülü olduğu ve birleşme süreci içinde bulunduğu ifade edildi.
Bilim adamları çekirdeklerin farklı özellikte olduğunun altını çizdi. Güneydeki çekirdeğin yoğun enerjili, aktif bir yıldız oluşum bölgesi olduğu ve kuzeydeki çekirdeğin ise az miktarda iyonize yüklü veya nötr haldeki gaz atomlarından oluşan düşük yoğunluklu enerji alanı yarattığı belirtildi. Kuzey çekirdeğin içinde ayrıca güneşten 100 milyon kat büyük bir kara delik bulunduğu kaydedildi.
Mega-meyzerler, galaksi içindeki bulutlar gibi bazı unsurların yüksek yoğunlukta enerji aktarımı için uygun uyarılma şartlarını taşıması sonucu oluşuyor. Bu durumda galaksi, dev bir lazer düzeneğine dönüşerek çevresine büyük miktarda radyasyon yayıyor.
Başarılı bir evlilik için 6 bilimsel tavsiye
Evli çiftler yıllar geçtikçe, birbirinden uzaklaşıyor ve git gide oldukları kişilikten çok daha farklı bireyler olmaya başlıyor. Haliyle bu durum da evliliklerin uzun sürmesine engel oluyor. Peki, gerçekten mutlu evlilik diye bir şey var mı? Varsa bunun sırrı ne? İşte bilim insanlarının yaptığı araştırmalara göre huzurlu ve başarılı evliliğin ipuçları…
Söz konusu para ise…
Cimrilik ya da tutumluluk artık ona siz karar verin. Birçok evliliğin hasar gördüğü konulardan biridir. Michigan Üniversitesi'nden Scott Rick'in meslektaşları, 1000'den fazla evli ve bekar yetişkinlerle yaptıkları anketler sonucunda insanların birbirinin tam tersi karakterdeki insanlara aşık olduğunu belirledi. Aynı çalışma, ekonomik anlamda zıt karakterli olanların söz konusu para olunca ciddi uyuşmazlıklar yaşadıklarını ve benzer tüketim alışkanlıkları olan çiftelere nazaran evliliklerinden daha az hoşnut olduklarını ortaya koydu.
Uzmanlara göre hızlıca alt üst olan, sık sık değişen ve sürekli endişeli olan bir kişilerle tanışma ihtimaliniz çok yüksek. Bu tip karakterler ilişkilerde pek de iyi değillerdir ve evlilikleri dışarıdan gelen olumsuz etkilere bağlı olarak şekilleneceğinden ciddi sorunlar yaşayabilirler. Tennessee Üniversitesi'nin yaptığı araştırmaya göre sık sık seks yapmak bu ilişkilerin ilacı olabiliyor. Başka bir çalışma, zamanla daha iyi olabileceğini ortaya koydu. 50'li yaşlardaki erkekler, 30-40 yaşlarındaki erkeklere oranla seks yaşamında daha fazla tatmin oluyorlar. Ve bu erkekler benzer oranda tatmini 20-30 yaşlarındayken de duyduklarını belirtiyorlar.
Teşekkür etmekten vazgeçmeyin!
İki kelime evliliğinizin uzun süre devam etmesini sağlayabilir: "Teşekkür ederim" Arizona Devlet Üniversitesi, evli çiftlere ve aynı evde yaşayanlara günlük ev işlerini yapan tarafın emeğini takdir edip etmediklerini sordu. Büyük oranda şükran duyduklarını söylese de bu işler büyük oranda ortaklaşa yapılmıyordu. Partnerinizi mutlu edecek diğer basit sözcük ise 'Biz'. Yapılan araştırmalar gösterdi ki, anlaşmazlık üzerine konuşurken çift odaklı 'biz', 'bizim', 'bize' gibi sözcükler kullanmak davranışlara da yansıyordu. Bu çiftlerin anlaşmazlıkları süresince daha az stres altında oldukları, daha az negatif etki sergiledikleri görüldü. 'Ben', 'sen', 'bana' gibi tekil kalıpların ise evlilikleri çıkmaza sürüklemeye katkısı oldukça fazla.
Hızlı olun!
Eğer eşiniz sizi şimdiden kızdırmaya başladıysa gelecek net bir şekilde görünüyor demektir. Yapılan araştırmalar, çiftler arasındaki olumsuz hislerin artarak devam ettiğini ortaya çıkardı. 800 kişiye eşleri/partnerleri, çocukları ve arkadaşlarına karşı hissettikleri negatif duyguların ölçüsü soruldu. En rahatsız edici davranışların eşler/partnerler grubunda olduğu tespit edildi. Ve negatif bakış açısı zaman içinde artarak devam ediyordu. Aslında gittikçe olumsuz duygular hissetmek ilişkinin normal bir parçası da sayılabilir. Nerdeyse araştırmaya katılan herkeste benzer bir sonuç gözlemlendiğinden sıra dışı bir şey olmadığını söylemek mümkün.
Alttan alın!
Araştırmalar evliliklerin aslında negatif davranışlarla geliştiğini gösteriyor. Ciddi sorunları olan bazı çiftler için daha iyi bir evliliğe giden yol birbirini suçlamak yerine, değişmeleri gerektiğini söylemek ve daha az affedici olmaktan geçiyor. Evlilik danışmanlarının çiftlerin bu yönde cesaretlendirmesinin oldukça önemli olduğunun altı çiziliyor. Ayrıca, mutlu çiftlerin mutlu olmak için değil de keyiflerini etkileyecek davranışlar sergilediğini görüyoruz. Benzer olumlu düşünceleri ve davranışları mutsuz çiftlerde de görüyoruz ama bu onların ilişkilerinin zaman içinde daha kötü olmasına yol açıyor.
Akıllı telefonunuzun direksiyonu olduğunu düşünün...
Günden güne büyüyen elektrikli otomobil sektöründe bulunan bir firma olan Faraday Future, Kaliforniya'da yer alan ve Çinli yatırımcılar tarafından finanse edilen bir araç üreticisi. (WebTekno. com)
Her sene olduğu gibi bu sene de düzenlenen ve daha şimdiden birbirinden ilginç tasarımlara ve teknolojilere ev sahipliği yapmış olan CES 2016, Faraday Future'ı da ağırladı.
Üretilmesiyle birlikte elektrikli arabalar sınıfında güç rekorunu eline geçirebilecek kapasiteye sahip olan FFZERO1, 0'dan 100 km/saat hıza 3 saniyeden az sürede ulaşabiliyor.
Faraday Future yetkililerinin söylediğine göre FFZERO1 saatte 320 km hıza erişebiliyor. Şimdilik sadece bir konseptten ibaret olan bu aracın üretilebilmesi konusunda elbette şüpheler var ancak Faraday Future yetkililerinin yaptığı hesaplamalara ve açıklamalara göre FFZERO1 gibi bir aracın üretimi mümkün, ama sadece sınırlı sayıda.
FFZERO1'in dikkat çeken bir diğer özelliği de aracın Batman'in arabasına benzeyen tasarımı.
Tavan kısmı tamamen camdan oluşan aracın kenar hatları son derece keskin. Arabanın önden görünümü tek kelimeyle mükemmel ancak yanlardan ve arka kısımdan bakıldığı zaman "bu aynı araç mı?" şeklinde düşündürebiliyor.
Arabanın tasarımında ilginç bulduğum bir diğer nokta da arka kısımdaki rüzgarlık. Tamamen camdan oluşan bu rüzgarlık, arabanın tasarımını yakışmış olabilir ancak fazla dayanıklı olabileceğini düşünmüyorum.
Sonuçta bu bir araba, bomboş yollarda bile araçların kaza yaptıklarını görüyoruz. Bu nedenle tavan ve rügarlık, bir kaza anında tuzla buz olabilir.
Sadece tek kişilik koltuğu bulunan FFZERO1'in iç kısmı, tam bir yarış arabası şeklinde tasarlanmış. Aracın koltuğu sürücünün rahat bir şekilde geriye yaslanması için özel olarak şekillendirilmiş, direksiyonu ise yarış arabalarında karşılaştığımız şekilde ele oturan ve ana olarak 2 tutma noktası bulunan direksiyon simitleri örnek alınarak üretilmiş.
Hız konusundaki özellikleri belirtilen ve konsepti tanıtılan FFZERO1'in elektrikli bataryasıyla ilgili herhangi bir bilgi verilmiş değil.
Aracın bu kısmının üretiminin daha gerçekleştirilmemiş olduğunu söyleyen Faraday Future sözcüsü Stacy Morris: "Şimdilik aracın bataryası üretilmiş değil ancak bunu gerçekleştirmek için bir firma ile birlikte çalışıyoruz. Üreteceğimiz bu batarya aracın tasarımında birkaç değişiklik yapmamıza neden olabilir. Bataryayı motorla istediğimiz şekilde birleştirerek aracın duruma göre önden, arkadan veya hem önden hem de arkadan çekişli olmasını sağlayacağız" dedi.
Batarya konusunda kiminle çalıştıklarını ısrarla bildirmeyen sözcü, bu konudaki merakımızı gidermiş değil.
Elektrikli otomobil firması olması nedeniyle bir diğer Amerikalı olan Tesla ile doğrudan rekabet etmesi beklenen Faraday Future'ın beklentileri karşılayıp, karşılayamayacağını pek yakında göreceğiz.
Dört tekerlekli, direksiyonlu bir akıllı telefonu anımsatan FFZERO1'in Tesla'yı zorlaması bekleniyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "dövizinizi bozdurun" çağrısına, iş adamı Galip Öztürk'ten destek geldi.
Öztürk, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, "500 dolar bozduran ve resmi makbuzu 0549 763 3162 nolu telefona WhatsApp mesajı gönderen herkese Metro'dan bir bilet hediye edeceğim." açıklamasında bulundu.
Galip Öztürk daha önce yaptığı paylaşımda da "Tüm halkımızı ve milli iş adamlarımızı her bedeli ödemek pahasına dolarlarını bozdurarak devlet ile kenetlenmeye davet ediyorum." ifadesini kullanmıştı.
Ceylanpınar ilçesinde ise bir esnaf, dövizini bozduran vatandaşlara kulaklık ve cep
telefonu kılıfı hediye ediyor.
Gazi Caddesi'nde telefon ve telefon aksesuarı satışı yapan Orhan Geçen, AA muhabirine yaptığı açıklamada, dövizdeki artışın esnafa da büyük sıkıntı yaşattığını söyledi. Geçen, şöyle konuştu:
"Yaklaşık bir yıl önce yeni bir iş yeri açtım. Telefon ve telefon aksesuarları üzerine alışveriş yapıyorum. Bir aydır avro ve dolardaki artış
nedeniyle alışveriş yapamıyoruz.
Bu artış dolayısıyla biz küçük esnaflar mağdur oluyoruz. Bunun için böyle bir kampanyayı başlattım. Bu kampanyayı başlattığım günden beri gerek sanal alemde gerekse müşterilerimden olumlu tepkiler aldım. Orhan Geçen, iş yerinin camına "Dolar ve avrosunu bozdurup makbuz getiren herkese kulaklık ve cep telefonu kılıfı hediye" yazılı bir pankart astı.
Tokat'ın Turhal ilçesinde de bir esnaf, döviz bozduranlara ücretsiz olarak çiğ köfte ile ayran veriyor.
İlçede çiğ köfte satan iş yeri bulunan Muhammed Ali Aydın, iş yerinin camına "100 dolar ya da avro bozdurup fişini getirene çiğ köfte dürüm ayran ücretsiz" yazısı astı.
Amasya'nın Taşova ilçesinde bir esnaf, yaşanan gelişmelere tepki amacıyla 100 dolar bozduranlara Türk kahvesi ikram ediyor. İlçede kafesi bulunan Şimşek, son dönemde döviz kurlarında hızlı artış
yaşandığını belirtti.
Turkcell GNÇYTNK 'te ikinci dönem başlıyor
Türkiye'nin entegre telekomünikasyon hizmetleri sağlayıcısı Turkcell, yeni nesil işe alım programı GNÇYTNK ile Türkiye'nin geleceğine yatırım yapıyor. İkinci dönemi başlayan GNÇYTNK programı ile Turkcell Ailesi'ne katılacak 200 gençten biri olabilmek için son başvuru tarihi 20 Şubat.
Türkiye'nin en çok çalışılmak istenen şirketleri arasında yer alan Turkcell, inovatif işe alım programı GNÇYTNK'in ikinci dönemini 15 Aralık'ta başlattı. 20 Şubat'a kadar başvuruların kabul edildiği program, kendine güvenen yenilikçi gençleri Turkcell Ailesi'ne katılmaya davet ediyor. "Kariyerine Turkcell'de başlamak istiyorsan GNÇYTNK'sin. Gel bence!" sloganıyla başlatılan GNÇYTNK programıyla 200 genç Turkcell'li olacak ve bu gençler 1 Ağustos 2017'de işe başlayacak.
Genç insan kaynağı bilgi ve iletişim sektörü için anahtar rol üstleniyor. Gençlerin gerek sektöre gerekse Turkcell'e katacakları dinamizm ve yeni bakış açıları ile yaratacakları değere gönülden inandıklarını belirten Turkcell İş Destekten Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Seyfettin Sağlam; "Turkcell olarak ülkemizin gücüne ve yarınlarına inanıyoruz. Bu nedenle sadece teknolojiye yatırım yapmakla kalmıyor; aynı zamanda Türkiye'nin geleceği gençlerimize de yatırım yapıyoruz.
Türkiye'nin Turkcell'i olarak ülkemizin ekonomik kalkınması ve küresel güç olmasına katkı sağlamayı hedefliyoruz. Gençlerimizden aldığımız güçle bunu gerçekleştirmek istiyoruz" dedi.
Yeni nesil teknolojilerin hayatın ve iş dünyasının her alanında olduğu gibi insan kaynakları süreçlerini de dönüştürdüğünü ifade eden Sağlam, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Genç yetenekler, bu teknolojiler üzerinden geliştirdiğimiz işe alım süreçleriyle değerlendiriliyorlar. İşe alım, eğitim gibi süreçlerimizi dijital teknolojileri kullanarak daha eğlenceli ve interaktif hale getirdik. Bununla birlikte GNÇYTNK'ler Turkcell'e geldiklerinde, şirketimizin bir iş yerinden çok daha ötesi olduğunu görecekler. Sürekli üreten, yenilikçi ve deneyimsel yöntemlerle sürekli öğrenmeyi destekleyen, daha iyisi için sorgulatan, cesur kararlar almaya olanak sunan, eğlenceli çalışma ortamlarıyla fark yaratan bir yapı ile karşılaşacaklar" dedi.
GNÇYTNK programıyla işe alınan gençler, Turkcell'e uyum sağlamaları amacıyla Turkcell Akademi tarafından hazırlanan bir eğitim programına dahil oluyorlar. Genç yeteneklere, Turkcell'e değer katan liderlerin deneyimlerini paylaştığı ve Turkcell'in tanıtıldığı bir sanal gerçeklik filmi sunuluyor. Turkcell müşteri deneyim noktaları ve Turkcell teknolojilerinden oluşan tanıtım turunu da içeren 360 derece çekilen 5 dakikalık video VR gözlükler eşliğinde izleniyor. Böylece fiziki şartlar göz önüne alındığında günlerce sürecek tanıtım aşaması sanal gerçeklik deneyimi ile 5 dakikada gerçekleştiriliyor. Sanal ortamda Turkcell mağazası ve çağrı merkezi ziyaret ile müşteri deneyimi yaşatılırken, çekim noktası ve teknoloji merkezlerini gözlemleme fırsatı sağlanıyor. Genç yetenekler için çalışma prensiplerinden mağazalara, ürün ve servislerden çağrı merkezine kadar pek çok konuda videolu eğitim veriliyor. Turkcell'de çalışmaya başlayan gençlere mobil çalışma imkanı, üç yakınına indirim, internet ve Turkcell TV+ kampanyası, Platinum avantajları gibi olanaklardan oluşan bir paket sunuluyor.
GNÇYTNK 'ler için başvuru koşulları:
Yeni nesil işe alım programı GNÇYTNK'ye;
Güneş enerjisi rüzgar enerjisinden çok daha ucuz
2016 yılı her ne kadar bizler için eziyet gibi geçmiş olsa da Güneş Enerjisi bakımından oldukça verimli bir yıl oldu.
Güneş Enerjisi konusunda gelişmiş ülkelerin çalışmalarıyla büyük adımları ve gelişmekte olan ülkelerin yatırımları beklenilenden daha büyük bir artış göstererek solar panel teknolojilerinin de bir taraftan gelişmesine neden oldu. Bloomberg New Energy Finance (BNEF) tarafından açıklanan verilere bakıldığında güneş panelleri ile elektrik enerjisi üretmek artık rüzgar enerjisi ile elektrik enerjisi üretmekten daha ucuza mal oluyor.
Uzmanlar güneş enerjisinin daha ucuza mal edilebileceği konusunda her zaman tahmin yürütüyordu fakat bu kadar hızlı bir gelişim kimse tarafından beklenmiyordu. Bu gelişim sadece kendi alanında da değil. Güneş enerjisinin sadece rüzgar enerjisini değil doğal gaz ve kömürden elde edilen enerjinin de önüne geçmesi bekleniyor. Bu nedenle uzmanlara göre önümüzdeki 1o yıl içerisinde kömür ve doğal gazdan elde edilecek elektrik enerjisi en üst seviyeye ulaşabilir çünkü o zamana kadar güneş enerjisi yatırımları artık onları devreden çıkarmaya başlayabilecek. Böylece bu enerjiler artık son demlerini yaşıyor olacak. Artık dünyanın kötü baktığı enerji kategorilerine bile girebilirler.
BNEF'den Ethan Zindler Bloomberg'e yaptığı samimi açıklamalarında şunları söylüyor "Güneş enerjisi yatırımları sıfırdan -gerçekten sıfırdan- 5 yıl içerisinde çok büyük ilerleme kaydetti. Bu ilerlemenin büyük bir kısmı güneş enerjisine inanılmaz yatırımlar yapan Çin'den ve onun diğer gelişmekte olan ülkelere yaptığı yatırımlardan kaynaklanıyor."
Gelişmekte olan ülkelerebaktığımızdaysa yaptıkları yatırımlar hafife alınmayacak kadar ciddi gibi görünüyor. 2015 yılında gelişmekte olan ülkeler 154.1 milyar dolar yatırım yaparken bu alanda gelişmiş ülkeler 153.7 milyar dolar yatırım yaptığını istatistiklerden görebiliyoruz. Yenilenebilir enerjide gelişmekte olan ülkelerin öncü olmaya devam etmesi ise herkes tarafından olası bakılıyor.
Fakat şöyle de bir durum var; Güneş enerjisinden elektrik üretmek her yerde çok ucuz olacak diye bir şey maalesef yok. Her ne kadar artık daha ucuza mal edilebiliyor olsa da güneş enerjisi santralleri devlet desteği olmadan, devlet destekli fosil yakıt santralleri ile mücadele vermek zorunda kalıyor. Henüz elektriğe erişimi olmayan yerlerde ise güneş enerjisi panellerine yatırım yapmaya gerçekten büyük bir artı gözüyle bakılıyor. Bu fırsatı daha fazla elinde bulunduran gelişmekte olan ülkeler, gelişmiş ülkelere nazaran daha avantajlı durumda.
2016 kötü bitmiş olabilir fakat enerji anlamında bu tür iyi haberler biraz olsun umutlarımızı yeşertmiyor değil.
Haziran ayında enflasyon arttı
Haziran ayı enflasyon rakamları açıklandı. Haziran'da TÜFE aylık yüzde 0,47, ÜFE aylık yüzde 0,41 arttı.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre TÜFE, haziranda bir önceki aya göre yüzde 0,47, geçen yılın aralık ayına göre yüzde 3,63, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 7,64 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 7,74 artış gösterdi.
Sivri biberin yükselişi, soğanın düşüşü
Tüketici fiyatları bazında haziranda en yüksek fiyat artışı yüzde 28,43 ile sivri biberde, en fazla fiyat düşüşü ise yüzde 14,97 ile kuru soğanda görüldü.
Ana harcama grupları itibarıyla haziranda, aylık bazda en yüksek artış yüzde 1,16 ile gıda ve alkolsüz içecekler grubunda görüldü. Eğitimde yüzde 0,95, sağlıkta yüzde 0,74, ulaştırmada yüzde 0,67 ve lokanta ve otellerde yüzde 0,49 artış gerçekleşti.
Haziranda aylık bazda endekste yer alan gruplardan giyim ve ayakkabıda yüzde 1,33 düşüş yaşandı. Söz konusu dönemde, endekste düşüş gösteren diğer grup ise yüzde 0,19 ile eğlence ve kültür oldu.
- Yıllık değişimler
TÜFE'de yıllık bazda en yüksek artış, yüzde 12,80 ile alkollü içecekler ve tütün grubunda gerçekleşti. Bunu, yüzde 11,33 ile çeşitli mal ve hizmetler, yüzde 9,95 ile lokanta ve oteller, yüzde 9,81 ile sağlık, yüzde 9,75 ile ev eşyası takip etti.
Geçen ay endekste kapsanan 417 maddeden 69'unun ortalama fiyatlarında değişim olmadı, 196'sının ortalama fiyatlarında artış, 152'sinin ortalama fiyatlarında ise düşüş gerçekleşti.
Sektörlere ve alt gruplara göre aylık ve yıllık yüzde değişimler şöyle:
iPad Pro 9.7: Apple çıtayı yükseltti
İlk olarak iPad Pro Mini denildi, sonra ise adının iPad Air 3 olacağı dedikodusu yayıldı. Apple, yeni iPad'i tanıtırken ise herkesi şaşırttı. Çünkü yeni ürününü iPad Pro 9.7 olarak adlandırdı.
Esasında bunda çok da şaşırmamak lazım. iPad Pro 9.7, birçok özelliği ile büyük abisi iPad Pro'ya çok benziyor. 12,9 inç büyüklüğünde olan iPad Pro'ya karşı iPad Air 2'den bildiğimiz 9,7 inç büyüklüğünde bir ekran kullanıldı. iPad Pro'nun maksimum 2732x2048 piksel çözünürlüğü yerine de 2048x1536 piksel çözünürlüğü tercih edildi. 9,7 inç'lik bir ekran için bu tip bir piksel çözünürlüğü fazlasıyla keskin ve yeterli. Buna karşın iPad Pro 9,7'nin 264 ppi'lik piksel yoğunluğu ise sadece normal kullanıcıları tatmin edebilir. Üst seviye akıllı telefon kullanan kullanıcılar , 401 ppi değerinde olan iPhone 6S Plus ve 534 ppi değerinde olan Samsung Galaxy S7 Edge ile kıyasla, iPad Pro 9,7'nin piksel yoğunluğu kesinlikle bir avantaj değil.
True Tone farkı
Apple bu yüzden olsa gerek iPad Pro 9,7'nin kontrast değerini yükseltti. 924:1 kontrast değerine sahip iPad Air 2 ile kıyasla 1083:1'lik bir kontrast değeri gösteren yeni iPad Pro, 5111 Candela'lık parlaklık değeri ile güneşli ortamlarda bile rahat bir kullanım sunuyor. Bu üründe beğendiğimiz bir özellik, oldukça keskin bir ekran ile birlikte canlı, yüksek kontrastlı ve gerçekçi bir renk dağılımına sahip olması. Dolaysıyla yansımaz bir ekrana sahip olan iPad Pro 9,7, yüksek renk doğruluğu ekranı ile grafik tasarım işi ile uğraşan kişilerin de ilgisini çekeceğini düşünüyoruz.
Apple'ın True Tone olarak adlandırılan yeni ekran teknolojisi, iPad Pro 9,7'ye büyük bir katkı sağlıyor. True Tone sayesinde, ekranda bulunan sensorler yardımıyla, ortamın ışık yoğunluğu hesaplanıp ekranın arka aydınlatması ve renk sıcaklıkları dinamik olarak ayarlanıyor. Örneğin loş ışıklı ortamlarda, gözlerin daha az yorulmasını sağlamak için, ekranın mavi renk değerleri düşürülüyor. Aynı teknoloji, iOS 9.3 işletim sistemine sahip Apple cihazlarda Night Shift adı altında kullanılıyor.
Akıllı bağlantılar ve Apple Pencil desteği
12,9 inç büyüklüğündeki iPad Pro'dan tanıştığımız Smart Connector arayüzü iPad Pro 9,7'de de kullanıldı. Bu arayüze Smart Cover şeklinde bir klavye takılıyor. Bu klavyenin en büyük özelliği, pilsiz olduğundan dolayı oldukça ince olması ve Bluetooth bağlantısı ile kullanıcıyı uğraştırmaması. Tak ve çalıştır konseptine uygun olan bu klavyenin verimliliği oldukça yüksek. Yalnız 10 parmak kullanımı için pek de uygun olmadığını söylemeliyiz. Bu klavye, iPad Pro 9,7'yi kucağında kullanmak isteyen kullanıcılara da pek hitap etmiyor. Nedeni, 10 parmak ile yazdığınızda fazlasıyla sarsılması ve ağırlık noktasının önde olmasından dolayı Tablet'in de hafifçe öne doğru eğilmesi.
iPad Pro 9,7, tıpkı abisi gibi Apple Pencil teknolojisini destekliyor. Opsiyonel olarak satılan bu kalem, oldukça hassas ve kullanıcıların uyguladığı baskılara karşı tepkiler verebiliyor. Bu kalem ile el yazısı yazabildiğiniz gibi bir çizim kalemi olarak da kullanılabiliyor.
iPad Pro 9,7, tıpkı iPad Pro gibi 64 bit A9X işlemcisini kullanıyor. Bu işlemci ile birlikte spor aktivitelerini ölçen M9 yardımcı işlemcisi de yer alıyor. 4 Gbyte yerine 2 GByte'lık bir bellek kullanan iPad Pro 9,7, 2.24 GHz yerine 2.16 GHz'lik bir sistem frekansı ile çalışıyor. Yaptığımız testlerde iPad Pro 9,7'nin özellikle grafik yongasının yoğun kullandığı durumlarda abisi iPad Pro kadar performanslı olmadığını gördük. Yine de şunu söylemekte fayda var. iPad Pro 9,7, günlük kullanımda iPad Pro ile olan performans farkının sadece kâğıtta olduğu anlaşılıyor.
Ses konusuna gelince. iPad Pro 9,7 dört adet hoparlöre sahip. Ürünün her bir köşesinde birer adet hoparlör bulunuyor. Yaptığımız denemelerde iPad Pro 9,7'de kullanılan hoparlörlerinin çok etkili olduğunu gördük. Öyle ki benzer tabletlerle kıyasla iPad Pro 9,7'nin hoparlör kalitesinin piyasanın en iddialı olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
7300 mAh'lik bir pile sahip olan iPad Pro 9,7 yaklaşık 10 saat'lik bir çalışma sunuyor. 12 Watt yerine 10 Watt'lık adaptörü sayesinde de dört saat içinde şarj oluyor.
iPad Pro 9,7, dış görünüş olarak iPad Air 2'ye çok benziyor. Bu iki ürünü ayır etmek neredeyse çok zor. Arka kısmına baktığımızda ise iPad Pro 9,7'nin kamera lensinin hafifçe öne sarktığı görülüyor. iPhone 6S'in kamera lensini kullanan iPad Pro 9,7 bu özellik sayesinde kendisini farklılaştırıyor. 12 MP'lik arka ve 5 MP'lik ön kameralarının kaliteleri hemen belli oluyor. Her ne kadar iPhone 6s'in kalitesini yakalamazsa, fotoğraf kalitesi birçok akıllı telefondan daha iyi olduğunu söylemeliyiz.
Neticede iPad Pro 9,7, piyasanın en iddialı tablet ürünü. Başarılı ses ve fotoğraf kalitesinin yanı sıra yüksek çözünürlüklü bir ekrana da sahip olan iPad Pro 9,7, yüksek performansı ile de göz dolduruyor. Bir tabletten fazlasını sunan iPad Pro 9,7 her ne kadar üstün özelliklere sahip olsa da, dizüstü sistemlerine bir alternatif olamayacağını söylemeliyiz.
Gökçe Pekhamarat'ın hazırlayıp sunduğu Başına Buyruk programının bu haftaki konuğu, birçok festivalden ödülle dönen, Yeşim Ustaoğlu'nun yazıp yönettiği Tereddüt filminin başrol oyuncusu Funda Eryiğit oldu.
İstanbul'da arsa bitti yatırımcı yakın şehirlere gitti
İstanbul'da küçük ve orta ölçekli yatırımcılar arsa bulamazken, büyük yatırımcılar da bu konuda zorluk çekiyor.
İstanbul'da küçük ve orta ölçekli yatırımcılar arsa bulamazken, büyük yatırımcılar da bu konuda zorluk çekiyor. Sektör temsilcileri yatırımcıların arsa için Tekirdağ, Kırklareli, Kocaeli, Yalova, Çanakkale gibi şehirleri tercih ettiğini belirtiyor.
İstanbul'un farklı noktalarında yapımına başlanan büyük projeler ve konut ihtiyacının sürekli artması şehirde boş arsa bırakmadı. Sektör temsilcileri, bu konudaki görüşlerini Anadolu Ajansı muhabirleriyle paylaştı.
Ağaoğlu Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ağaoğlu, konuya ilişkin değerlendirmesinde, "İstanbul'da sorunsuz arsa kesinlikle yok" dedi. Küçük-büyük tüm arsa yatırımcılarının İstanbul'da arsa bulamadığını vurgulayan Ağaoğlu, "İstanbul'da problemsiz arsa olmadığı için de insanlar ellerindeki arsayı mümkün olduğu kadar değerlendirmeye çalışıyor. Makul bir fiyatlı, problemsiz bir arsa bulmak mümkün değil" diye konuştu.
VW'nin manipüle dizel araçlarının 8 milyonu AB'de!
İstanbul İnşaatçılar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Nazmi Durbakayım da İstanbul'da arsa sorununun son 5 yıldır olduğunu belirterek, "İstanbul'un taşı, toprağı altın' olan özdeyişimiz artık günümüzdeki arsa sorununu tam olarak ortaya koyuyor" dedi.
Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği Başkanı Bekir Yener Yıldırım, İstanbul'da bütün yatırımcıların arsa bulmada sıkıntı çektiğini belirterek, "5-6 yıldır biz bunu görüyorduk. Biz yıllar önceki öngörülerimizin haklı olduğunu görebiliyoruz şu an" dedi.
Yıldırım, Trakya'ya yönelik ulaşım, raylı sistem, liman projelerinin bölgenin değerini daha da artırdığını kaydederek, Tekirdağ'dan Yalova'ya deniz taşımacılığı, hızı tren gibi projelerin fazlasıyla dikkati çektiğini vurguladı.
"Son yıllarda Tekirdağ'a ilgi katlanarak artıyor"
Tekirdağ'ın Kapaklı ilçesinde gayrimenkul danışmanlığı yapan Fatih Karatepe de il ve ilçe bazında arsaların hızla değer kazanmaya devam ettiğini söyledi.
Özellikle son yıllarda Çerkezköy, Kapaklı ve Saray bölgesine İstanbul'dan gelen yatırımcıların ilgi gösterdiğini ifade eden Karatepe, bu konuda arsa almak veya yatırım yapma konusunda bilgi almak için bölgeye gelenlerin sayısının katlanarak arttığını aktardı.
Karatepe, "5 yıl önce 25 bin liraya alınan bir arsa şu anda 100 bin lira. Yani 5 yılda yüzde 300 artmış fiyatlar. Ama bölgede bina yapılabilecek bir arsayı halen 100 bin lira civarında bir tutara almak mümkün" diye konuştu.
Volkswagen elektrikliyle büyüme azminde
Egzoz skandalı yüzünden prestij kaybına uğrayan Volkswagen, kurtuluşu dijitalleşme ve elektrifikasyonda arıyor.
İndirimler peş peşe geldi, konut satışları patladı
Şirket dijital mobillik hizmetleri ve elektrikli otomobillerle bu sanayi branşındaki ilerlemeye ayak uydurmaya çalışıyor.
VW'nin marka müdürü Herbert Diess holdingin yükünü çeken ama kâr marjı son derece düşük olan Volkswagen'in otomobilcilikteki değişimin gerisine düşmemesi ve ABD pazarının yeniden kazanılması için kolları sıvadıklarını duyurdu.
Diess orta vadeli şirket stratejisi hakkında bilgi verirken, otomotivciliğin ani ve derin bir değişim geçireceğini ve hazırlamakta oldukları dijital platformu 80 milyon kullanıcının hizmetine açarak 2025'e kadar şirkete yılda 1 milyar euro kazandıracaklarını söyledi.
VW'nin platformu 'dijital ekolojik sistem' adıyla park etmekten taşıt sürmeye kadar mobillikle ilgili geniş katma değer arzı sunacak.
Şirketin kâr marjı düşük Golf ve Passat modelleri için hazırlanan yenilikler arasında dijitalleşme ve elektrikli motorlar sayesinde maliyetten tasarruf sağlanması da bulunuyor.
Marka müdürü Diess VW'nin bu alanda bir an önce rekabet gücüne kavuşması gerektiğini, aksi takdirde önümüzdeki yıllarda şirketin mali durumunun kötüye gideceğini söyledi.
VW yönetim kurulu geçen hafta küresel personel kapasitesinde 23 bini Almanya'daki tesislerde olmak üzere 30 binlik indirim yapılacağını duyurmuştu. Aşağı Saksonya'nın Wolfsburg kentindeki ana üretim merkezinde çalışanların sayısı önümüzde 4 yıl içinde 17 bin dolayında azalacak.
Şirketin büyük hissedarları arasında yer alan Aşağı Saksonya eyaletinin başbakanı Stephan Weil personel kapasitesindeki indirimin yaşlı işçilerin erken emeklilik uygulamasından ne ölçüde yararlanacaklarına bağlı olduğunu söyledi.
Sanayi sektöründeki işgücü kaybının küçümsenemeyecek boyutlara varacağını belirten Weil geleceğin teknolojileri sayesinde yaratılacak ek istihdam sayesinde personel indiriminin 10 bin ile sınırlandırılabileceğini ve VW'nin Aşağı Saksonya'daki 6 fabrikasında elan 105 bin kişinin çalıştığını söyledi.
Amerikan piyasasının önemi
VW'nin marka müdürü Diess 2025 yılında elektrikli mobillikte dünya lideri olacaklarını ve 2020 yılına kadar satış hasılatındaki kâr marjını yüzde 4'e çıkarmayı planladıklarını açıkladı.
VW 2025 yılından itibaren yılda bir milyon adet elektrikli otomobil satmayı hedefliyor. Spor amaçlı taşıt (SUV) modellerini bir kat arttıracaklarını duyuran marka müdürü belli parçaları birden fazla modelde kullanacaklarını ve geçen yıl bu yolla toplam parça sayısını 15 bin dolayında azalttıklarını, motor arzını da daraltacaklarını açıkladı.
En alt segmentte çıkaracakları yeni bir modelle bütün piyasalarda kâra geçmeyi planladıklarını belirten VW marka müdürü Diess dizel skandalı yüzünden piyasa paylarının küçüldüğü ABD'de atağa kalkıp büyük elektrikli modellerle Kuzey Amerika piyasasında söz sahibi olmayı hedeflediklerini sözlerine ekledi.
VW Amerikan piyasasında başarılı olacağı umulan elektrik motorlu araçlarını Tennessee eyaletinin Chattanooga kentindeki tesislerinde üretmeyi planlıyor.
Egzoz skandalı ABD'de ortaya çıkarılmış ve 'temiz dizel' adıyla pazarlanan VW modellerinin aşırı emisyon yarattığının öğrenilmesi markanın ABD'deki imajını zedelemişti.
Arjantin ve Brezilya'daki tesislerinde de üretim maliyetini düşürmek için tasarruf programı uygulayan VW, Güney Amerika'da imal edeceği yeni modelleri için 2,5 milyar euroluk ek yatırım yapacak.
iPhone 7s kırmızı renk seçeneğiyle gelecek!
Son yıllarda her modelde yeni bir renk seçeneğiyle karşımıza çıkan Apple, iPhone 7s modelinde ise kırmızı renk seçeneğine hazırlanıyor.
Japonya kaynaklı bir habere göre iPhone 7s kırmızı renk seçeneği ile tüketicilerin karşısına çıkacak. Bu konuda hazırlanan bir görsel bile hazır. Eğer bu iddia doğruysa, Apple oldukça geniş bir renk yelpazesine sahip olacak. Kırmızı renk eklendiğinde iPhone'un altı farklı renk seçeneği oluyor.
İddialar arasında sadece renk seçeneği yok. Kablosuz şarj özelliğinin iPhone 7s'te gelmeyeceği de paylaşılmış. Uzun zamandır beklenen OLED ekran paneli ve kablosuz şarj teknolojilerinin iPhone 8 modeline bırakılacağı söyleniyor.
Donanım tarafında ise kesin gözüyle bakılan en önemli detay yeni Apple A11 yongası. Ancak özellikleri konusunda henüz bir detay yok. İddia edildiği gibi iPhone 7s modelinin kırmızı renk seçeneğiyle gelmesi sizce ilgi çekici olur mu? Yorumlarınızı bekliyoruz.
İşte Karadeniz'in İncisi Ordu'da gezebileceğiniz 11 muhteşem yer...
1- Yoraz Kent Ormanı
Saraycık beldesi sınırları içerisinde bulunan Yoroz Kent Ormanı, Ordu'ya 20 km mesafededir. Yolun büyük bir kısmı asfalt, geri kalan kısmı stabilize olup zengin ormanları, seyir terası ile ünlüdür. Av ve yaban hayatı zengin.
2- Yoraz Kent Ormanı
Flora ve fauna bakımından zengin olup, kent ormanında gezi piknik için gereken tüm düzenlemeler Çevre ve Orman Müdürlüğü'nce yapılmış.
3- Ulugöl Tabiat Parkı
Gölköy ilçe merkezine 17 km mesafede bulunan krater gölü. 26.5 hektar büyüklüğündeki alan doğal yapısı itibariyle yüksek peyzaj değerine sahip.
4- Ulugöl Tabiat Parkı
Özellikle güz mevsiminde yaprakların sararmasıyla oluşan renk armonisi görenleri büyülemekte. Alan içerisinde üç adet heyelan set gölü bulunuyor.
4- Gaga Gölü
Fatsa-Aybastı karayolu üzerinde Fatsa'nın 10 km kuzeydoğusunda yer alan Gaga Gölü, Örencik Köyü sınırları içindedir. 60 dekarlık bir alanı kaplamakta.
Gaga Gölü Bolaman Irmağı ile batısındaki Yassıtaş mevkii arasında; yaklaşık 6 km²''lik bir alanı etkileyen heyelan sonucu, yapıyı oluşturan üst Kretase flisleri yüzeyinde oluşmuştur. Gölün Derinliği 10-15 metre arasında değişmektedir. Gölün ortasında küçük bir adacık
Fındık bahçelerinin arasında, yeşillikler içindeki göl, birçok bitki ve hayvan türünü barındırır.
Göl 1.ve 3. Derece Doğal Sit Alanı olarak koruma altına alınmıştır.
7- Hoynat Adası
Perşembe ilçesinin en önemli tarihi unsurlarından biridir. Ramazan köyü sınırları içerisinde Hoynat tünelinin hemen yanında. Eskiden gemicilerin depo ve sığınak olarak kullandıkları tahmin edilmekte.
8- Hoynat Adası
Üzerinde su kalıntısı bulunur. Martı ve karabatak kuşlarının yaşadığı kuş cennetidir. Tepeli karabatakların Türkiye'de tek yuva yaptığı yerdir.
9- Yason Burnu
Perşembe ilçesinin 15 km batısında, Çaytepe köyü sınırları içindedir. 1. derece arkeolojik, 2.derece doğal SİT alanıdır. Doğal güzelliği görülmeye değerdir. Samsun-Ordu karayolu
üzerinde deniz kenarında olması, 1869 yılında yapılan kilisenin onarılarak ziyarete açılması ve aslına uygun çevre düzenlemesi ile turizm cazibe merkezi haline getirilmiştir.
10- Yason Kilisesi
Yabancı turistler; özellikle de hıristiyanlar içingörülmesi gereken önemli bir mabet olan kilise ve üzerinde bulunduğu yarımada Ordu ilinin en çok ilgi çeken yerleri arasındadır.
Yason Burnu Yarımdadası Altınpost Efsanesi'nin (Arganot Efsanesi) geçtiği yer'dir.
11- Küpkaya( Kardeşler ) Kanyonu
Ulubey ilçesi Kardeşler Köyü'nde, Ordu'ya 32 km, Ulubey ilçesine 9 km mesafededir. Görülmeye değer bir doğal güzelliğe sahip. Kanyonun kano sporuna açılması bölge turizmi açısından önemli.
13- Ohtamış Şelalesi
Ulubey ilçesi, Ohtamış köyünde bulunan şelale,
Karadeniz'in en büyük şelalesidir.
14- Ohtamış Şelalesi
Şelale, 30 metre yükseklikten 90 derecelik bir eğim ile dökülmektedir.
15 - Kapılı Cıngırt Şelalesi
Şelalenin bulunduğu alan doğal gezi parkuru. Tarihi Çayır Camii, Çayır Çeşme, Kapılı Şelalesi, Tirfil Tepesi önemli tarihi ve doğal yerler olarak dikkat çekiyor.
16 - Kapılı Cıngırt Şelalesi
Çaybaşı ilçe sınırları içerisinde bulunan şelaledir. Doğal güzellikleri bakımından görülmeye değerdir.
17- Perşembe Yaylası
Bulunduğu coğrafik kıtada bir benzeri bulunmayan Perşembe Yaylası Menderesleri'nin bir dünya mirası olarak korunması amacıyla tescil işlemleri son aşamadadır .1991 yılında Bakanlar Kurulu Kararı ile Turizm Merkezi ilan edilmiştir. Aybastı ilçemize 17 km. mesafede bulunur. Rakımı yaklaşık 1.500 m. civarındadır.
18- Perşembe Yaylası
Her yıl Temmuz ayı içinde yayla şenlikleri yapılmaktadır. Şenliklerde çeşitli yarışmalar, folklor gösterileri, konserler, sosyal ve kültürel etkinlikleri, güreş müsabakaları, at yarışları vb.
etkinlikler düzenlenmektedir. Yayla yolunun büyük kısmı asfalt, kalanı stabilize yoldur.
Yorgunluk atmak, piknik yapmak, safari, yamaç paraşütü için idealdir. Yaylada aynı zamanda, eşsiz güzelliğe sahip tabiat harikaları, tarihi eserler ve alanlar mevcuttur.
Windows ve Mac için geliştirilen en gelişmiş strateji oyunlardan birisi olan Total War serisi Ankara'da geliştirilen yerli yapım Mount&Blade'in en büyük rakipleri arasında yer alıyor. Geçtiğimiz günlerde Sony Playstation 4 için çıkışını yapan Mount&Blade bu sayede Türkiye'de geliştirilen ilk konsol oyunu olma özelliğine sahip olmuştu.
Total War serisi de her geçen gün kendisine yeni plarformlar katmaya devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde Apple cihazları için çıkış yapan ROME: Total War oyunu İPad Air ve üstü, İPad Mini 2 ve Pro modelleri ile oynanabiliyor. Ülkemizden de oynanabilen oyunda Rome Cumhuriyetini ve Erken Roma Dönemini oynayabiliyoruz. Ağustos ayında çıkış yapacağı açıklanan mobil platformlardaki ilk sürümü hali hazırda tüm dünyada ulaşılabilir olan oyun için ülkemizde ₺22,99 ödeme yapılarak sahip olunabiliyor. Android sürümünün çıkış tarihi ve fiyatı net olarak bilinmesede oyunun kısa sürede çıkış yapacağı tahmin ediliyor. Fiyat olarak ise yine benzer düzeyde seyredeceği tahmin ediliyor.
Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, güne yüzde 0,05 yükselişle 77.443,40 puandan başladı.
Açılışta BIST 100 endeksi 38,67 puan yükselirken, bankacılık endeksi yüzde 0,15, holding endeksi yüzde 0,16 değer kazandı. Sektör endeksleri arasında en çok kazandıran yüzde 0,30 ile menkul kıymet yatırım ortaklığı, en çok gerileyen ise yüzde 0,61 ile gıda içecek oldu.
Dün güne yükselişle başlayan BIST 100 endeksi, ABD'de açıklanan veriler öncesinde 77.500 - 77.700 bandında yatay bir seyir izledi. ABD'de açıklanan büyüme verisinin yüzde 3,5 ile beklentileri aşmasının ardından düşüşe geçen endeks, günü yüzde 0,28 değer kaybıyla 77.404,74 puandan tamamladı. Analistler bugün yurt içinde konut satışları, yurt dışında ise Fransa ve İngiltere büyüme verileri ile ABD konut satışları verilerinin takip edileceğini belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksin de 77.700 direnç, 76.500 seviyesinin destek konumunda olduğunu kaydetti.
Çocuğunuz bir asperger ise
Çocuğunuz zeki. IQ'su oldukça yüksek. Ancak hayat ona çok zor. Çünkü o bir asperger...
Asperger çocukları iletişimde ve toplumsal ilişkilerde zorluk çeken çocuklardır. Hayat Onlar için gerçekten zordur. Çünkü onlar başkalarının ne hissettiğini, ne bildiğini, insanların duygularını, insanların mimiklerini herkesten çok daha zor anlarlar. İnsanlarla iletişimde ve toplumsal ilişkilerde zorluk çekmelerinin en büyük nedenlerinden biri zaten budur. Bu çocuklardan istenenler kendilerine açık, net ve anlamaları kolay bir biçimde söylenmezse söylenen şeyleri anlamakta zorlanırlar. Öyle ki bazen sanki başka dilde konuşulan bir şeyi dinliyor gibi olurlar. Bazen karşısındakinin kendini dinleyip dinlemediğine bakmadan durmadan ve sürekli konuşurlar. Ancak diğer yandan kendilerini ifade etmekte de güçlük çekerler. Ancak hepsinde değişmeyen şey şudur ki; asla göz teması kurmak istemezler. Öyle ki bazen onun yalan söylediğini bile düşünebilirsiniz. Sıralı bir şey yapmakta zorlanırlar. İlk ve son şeklindeki sıralı kavramlar havadadır.
Bu sendromu olan çocukların en kolay farkedileceği yer sınıflardır. Çünkü belirtiler kesinlikle sınıf ortamlarında kendini göstermeye elverişli belirtilerdir. Yine de asperger sendromu belirtilerinin kendini zor hissettirmesi nedeniyle asperger çocukları sınıfta bile bazen farkedilmemekte, arkadaşları öğretmenleri, hatta ebeveynleri tarafından hep yanlış anlaşılmakta ve pek çok artı özelliklere sahip iken yazık ki kaybedilmektedir.
Aspergerler düzenli ve rutin durumlara yapılan müdahale ve değişikliklerle daha zor başa çıkarlar ve kendilerini uzunca bir müddet güvende hissetmezler. Sınıf ya da öğretmen değişikliklerinde okul yönetiminin bu tip çocuklara anlayış göstermesi ve destek sağlaması bu noktada son derece önemlidir. Değişiklikler asperger çocuklarına ani söylenmemeli, güvendiği bir öğretmeni vasıtasıyla önceden konuşulmalı ve uyum süreci için çocuğa zaman tanınmalıdır.
Herkesin zorlandığı şeyleri rahatça yapabilirler
Asperger sendromlu çocuklar oldukça zekidir ve IQ seviyesi yüksektir. Onların; hayatlarını yöneten zevkleri vardır. Öğretmenler çocuğun hayatının merkezindeki ilgisini bulmak için gayret göstermeli ve bunu ona ulaşmak için araç olarak kullanmalıdır. Herkesin yapmakta zorlandığı bazı şeyleri birçok asperger çocuğu son derece kolay ve rahat yapar. Telefon numaraları, araba plakaları ve çarpım tablosu gibi rakamsal bilgiler içeren detayları akıllarında çok iyi tutarlar.
Replikleri, fıkraları, senaryoları akıllarında tutma yetenekleri mükemmeldir. Yıllar önce izlediğiniz bir filmi size yeniden canlandırabilir, yıllar önce yaptığınız bir konuşmayı detaylarına kadar mükemmel bir şekilde hatırlayabilirler. Bilgisayar, yabancı dil, matematik gibi konularda oldukça başarılıdırlar. Hatta uluslararası yarışmalarda ödülleri vardır.
Asperger çocuklarıyla kurulacak doğru iletişim, güven ortamına dayalı tutarlı ve sağlam bir ilişki, onun kopmasına değil, bilakis herkesten daha başarılı olmasına sebep olacak fırsatlar yaratır.
Teniste 2008'de dünya sıralamasında kadınlarda bir numaraya kadar yükselen 29 yaşındaki Sırp sporcu Ana Ivanovic, profesyonel kariyerine nokta koyduğunu duyurdu.
Ivanovic, Facebook sayfası üzerinden canlı yayında yaptığı açıklamada, tenisi sadece üst seviye performansla oynayabileceğini ancak halihazırda bunu yapamayacağını ve bu nedenle profesyonel kariyerine nokta koyduğunu belirtti.
Çok zor bir karar verdiğini ve hayranlarının üzülmemesi gerektiğini dile getiren 29 yaşındaki tenisçi, "Ailem, arkadaşlarım, yöneticilerim, sponsorlarım ve hayranlarıma çok teşekkür ederim. Bundan sonra spor elçisi olacağım ve moda, güzellik gibi alanlarda da çalışacağım." ifadelerini kullandı.
Profesyonel kariyerine 2003'te başlayan Ivanonic, 2008'de birinci sıraya kadar yükseldiği kadınlar dünya sıralamasında 63. sırada yer alıyordu. 29 yaşındaki tenisçi, 2008 Fransa Açık Tenis Turnuvası'nda tek kadınlarda şampiyon olmuştu.
Öte yandan Ivanovic, temmuz ayında Alman yıldız futbolcu Bastian Schweinsteiger ile dünya evine girmişti.
Kanye West'i futbolcuyla mı aldatıyor?
Ünlü televizyon yıldızı Kim Kardashian'ın, eşi Kanye West'i Amerikan futbolcusu Marquette King ile aldattığı iddiaları magazin gündemine bomba gibi düştü.
RadarOnline sitesi, bir süredir boşanma haberleriyle gündeme gelen Kim Kardashian ve Kanye West evliliğinin bu kez aldatma iddialarıyla sarsıldığını yazdı.
36 yaşındaki Kardashian'a yakın bir kaynağın iddiasına göre; Kanye West, karısının Amerikan futbol ligi takımlarından Oakland Raiders'ın ünlü oyuncusu Marquette King ile kendisini aldattığından şüpheleniyor.
Kardashian'ın basın sözcüsü, Kardashian'ın King ile ilişki yaşadığı iddialarını yalanladı.
Hollywood'un ünlü çiftinin evliliklerinde bir süredir sorun yaşadığı belirtiliyordu.
Çiftin iki çocuğu bulunuyor.
Her yıl olduğu gibi bu yıl da birbirinden iddialı filmler vizyona girdi. Kimi filmler oldukça başarılı gişe rakamlarına ulaşırken kimi filmler beklentileri karşılayamadı. Box Office Türkiye verilerine göre, sinema salonlarında en çok izleyiciyle buluşan filmlere göz atalım.
Düğün Dernek 2: Sünnet
Yeni yılda kuruyemiş fiyatlarına zam gelecek mi?
Tüm Kuruyemiş Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜKSİAD) Başkanı Hüsamettin Karaman, "Türkiye'de ihracat hariç sadece iç tüketim olarak 9 milyar lira civarında ciro elde ediyor. Bunun sadece 1 milyar lirasını aralık ayında elde ediyoruz. Aralık ayındaki 1 milyar liralık cironun 350 milyon lirası ise yılbaşından kaynaklanan cirodur." dedi.
Karaman yaptığı açıklamada, kuru yemişin Türk halkının severek tükettiği yiyeceklerden olduğunu ifade etti. Yılbaşının yoğun kuru yemiş tüketilen bir dönem olduğuna dikkati çekenKaraman, düzenli büyüyen sektörün, talebi rahatlıkla karşıladığını dile getirdi.
İthal kuru yemiş ve leblebi dışında zam yok
"İthal ürünlerle tarımsal üretimde yaşanan arz eksikliği nedeniyle leblebide yüzde 100 bir fiyat artışı var. Ancak leblebideki bu artış, perakendeye aynı oranda yansıtılmadı. Bu şekilde yılbaşını zam yapmadan geçirmeyeçalışıyoruz. Dövizden kaynaklanan ithal ürünlerde badem, ceviz ve kajuda zam var. Türkiye'de nohut fiyatlarında yüzde 100'e yakın artış var. Fındık fiyatlarında ise yüzde 25 bir düşüş var. Üretimdeki fazlalığın piyasaya yansıması."
Yılbaşında en çok tercih edilenler
Yılbaşı döneminde hem sanayicinin hem de perakendecinin fazla mesai yaptığını ifade eden Karaman, "Vatandaş genellikle kuru yemiş tercihini fiyatlara göre belirliyor. Yılbaşında, Antep fıstığı, fındık, badem ve ay çekirdeği en çok tercih edilen türler." diye konuştu. Karaman, sektörün Türkiye'de ihracat hariç sadece iç tüketim olarak 9 milyar lira civarında ciro elde ettiğini belirterek, "Bunun sadece 1 milyar lirasını aralık ayında elde ediyoruz. Yani aralık ayında yaptığımız iş, yılın 9'da biri. Bu aralık ayındaki 1 milyar liralık cironun 350 milyon lirası ise yılbaşından kaynaklanan cirodur." ifadelerini kullandı.
Kemeraltında yoğun mesai
Yeni yıl öncesinde kuru yemiş alışverişi için vatandaşların tercihettiği Kemeraltı'ndaki satıcılarda da yoğunluk yaşanıyor. Kuru yemiş satıcılarından Hanefi Bardak, yoğun bir dönem yaşadıklarını belirterek "Bugünlerde biraz daha efor sarf ediyoruz, sabahları biraz daha erken geliyoruz, yarım saat, bir saat daha geç kapatıyoruz. Bir de taze ürünler tercih ediliyor, bu yüzden alışveriş son güne bırakıldığı için bu yoğunluk yaşanıyor." dedi.
Demet Sabancı: "Kadınlara pozitif ayrımcılık yapmıyoruz"
Türkiye'nin en başarılı iş kadınlarından Demet Sabancı Çetindoğan, Posta Gazetesi Ankara Temsilcisi ve CNN Türk program yapımcısı Hakan Çelik'in sorularını yanıtladı. Sosyete kavramından ekonominin gidişatına, sosyal sorumluluk projelerinden Sabancı Ailesi ile ilgili merak edilenlere kadar pek çok konuda ilginç açıklamalar yaptı. Kadınların ekonomiye katılmasının olumlu olduğunu belirten Demet Sabancı, bununla birlikte kadınların erkeklerden daha başarılı olmasının bir "tevatür" olduğunu söyledi. Sabancı aynı zamanda şirketlerinde kadınlara asla pozitif ayrımcılık uygulanmadığının altını çizdi, kadınların da tıpkı erkekler gibi çalışması gerektiğini ifade etti.
Türkiye'de çok köklü ve varklı aile dediğimizde çok az soyadı var; neden daha çok aile şirketi yaratamadık?
Durun bakalım daha erken bir evredeyiz. Asıl bundan sonra daha çok çıkacak. Siz bunu İngiltere'ye bakıp söylüyorsunuz. ABD'ye bakıp söylüyorsunuz. Avrupa'ya bakıp söylüyorsunuz. Türkiye'de en az 15 tane büyük aile var. Modern Türkiye ekonomisinin başlangıcı olsa olsa ikinci Dünya Savaşı sonrası… Dış ticaret deseniz 83'te Özal'la başladı. İngiltere'de ve Almanya'da buhar makinesinin bulunmasından bu yana… Hollanda'da 1500'lerdeki ilk coğrafi keşiflerden sonra bu işler büyümüş. ABD ordan burdan gidip getirdiği zenginliği paylaşmış. Biz Balkanlardan geri gelirken tabiri caizse ceketimizi alıp geldik. Petrol yok… Silah sattırmamışlar… Burnumuzun dibindeki 12 adaları bile alamamışız. Bugün Türkiye'deki bu aileler belki devlet teşvikiyle yola çıkmıştır ama sermayelerini af buyurun ama köle gibi çalışarak biriktirmişlerdir. Rusya'daki oligarkları devletin petrol kaynaklarının üzerine çöküp servet yapması gibi bir durum değildir Türkiye'deki. Yani biraz beklemek lazım. Durum hiç fena değil.
Harvey Nichols, Donna Karan gibi lüks markaların getirdiniz; Türkiye bu kadar zengin bir ülke mi? Bizim lükse bakışımız nasıl?
Bu mağazalar Portekiz'de de var. Portekiz o kadar zengin mi? Petrolün fiyatını düşürdüler, Rusya batışa sürüklendi ama en çok lüks tüketen Ruslar. Burada asıl olan talebi karşılamaktır. Bu tip ürünlerin Pakistan'da da alıcısı var. Bu markaların Türkiye'de olmaması eksikliktir. İstanbul dünyanın buluşma noktalarından biri. Türkiye'de yaşayan yabancılar var, milyonlarca turist var, Türkiye ile iş yapan yabancılar var, ben bu markaları kullanmak istiyorum diyen Türkler var. Arayanın aradığını bulması meselesi bir gelişmişlik göstergesidir. Arabalardan da belli değil mi? Bunu eleştirilecek bir durum olarak değil tespit olarak yansıtmak lazım. Japonlar dünyanın en alçak gönüllü milletidir ama 500 dolarlık ayakkabılar peynir ekmek gibi satılır. Lüks insanın kendisiyle ilgili bir mesele. Paranızın olup olmamasıyla ilgili değil. Biz lüksü ciddi bir sorun olarak değil bir pazar meselesi olarak ele alıyoruz.
Türkiye şartlarında iş hayatında kadın olmak zor mu? Erkeklerle çalışmak zor mu?
Benim bu şekilde bir ayrımım hiç olmadı. Kadın, üzerindeki sorumlulukları pozitife çevirerek başarıya, erkeğe göre daha çabuk ulaşabiliyor. Fakat toplumdaki genel erkek modeline baktığımızda sorumlulukların bu denli ağır olmadığını görürüz.. Dolayısıyla kadın, erkeğe göre daha ağır sorumluluklar taşıyor ama buna rağmen şans verildiğinde beyni daha detaycı çalışan kadınlar, iş hayatında başarılı oluyor.
Varlıklı ve köklü bir aileden gelmenin avantajları muhakkak, peki çok dezavantajları var mı? Sabancı soyadını taşımak zor mu?
İnsanlar her zaman sahip olduğumuz soyadının bize kolaylık sağladığını düşünüyor. Bunu engellemek mümkün değil. Bununla yaşamaya alıştım artık. Ama samimiyetle şunu söylemeliyim ki Sabancı soyadı bir takım noktalarda avantaj olsa da çoğu zaman sizi büyük bir sorumluluk baskısı altına alıyor. Biz elimizdeki imkanları kendimizden çok ulusumuz için kullanmak yönünde eğitildik. Biz de kendi çocuklarımızı bu sorumluluk duygusuyla yetiştiriyoruz. Bize tanınan ve işimizi kolaylaştıran bir yasa yok ki? Kim ne yaşıyorsa bizde aynısını yaşıyoruz.
Babanız Hacı Sabancı, Türkiye'nin en köklü ve önemli iş adamlarından biriydi, neler öğrendiniz ondan?
Bana hem toplumda hem de arkadaş çevremde davranışlarıma dikkat etmem gerektiğini, zayıf yada mağdur kişilere yardımcı olmaya çalışmam gerektiğini söylemişti. Bunu söylerken sadece maddi varlığımızdan dolayı söylemediğini anladım. Babam çok büyük bir insandı. Maneviyatı çok kuvvetliydi.
Demsa, bugün ciddi yatırımları olan büyük bir şirkete dönüştü; yeni markalar ve projeler eklenecek mi?
Birlikte çalıştığımız çok marka var. Bunlar dünya moda ve lüks tüketim pazarının devleri. Bizim potansiyelimizi gördüler ve iş geliştirme becerilerimizi takdir ediyorlar. 2016'da ünlü Fransız moda mağazaları zinciri Galeries Lafayette'i de açmış olacağız.
Tekstil konusunda önemli bir geçmiş ve deneyime sahipsiniz; Türkiye'de son yıllardaki ivmesini nasıl buluyorsunuz?
Tekstil yalnızca tekstil değildir. Bu sektörle ilgili gelişmekte olan ülkelerin sanayisi gibi bir klişe var. Ama İtalya, Fransa, Almanya gibi ülkeler bgün modadan, teknik tekstilden çok önemli gelir elde ediyorlar. İtalya ben otomotiv ülkesiyim tekstilden çıkayım gibir tavır içine girmiyor. ABD bugün özellikle Batı yakasında çok ciddi yüksek katma değerli üretim yapıyor. Klişelere takılıp kalmak her zaman hata yaptırır. Türkiye tekstilde kulvar değiştirecek, vites yükseltecek.
Ekonomi kötüye gidebilir gibi bir kaygı var; dolar çok hareketli. Türk ve yabancı yatırımcılar nasıl bir yol izleyecek?
Ekonomik kriz konusunun psikolojik bir tarafı var. Ben döviz kurunu serbest piyasada kilitlenmiş görmeden kötümserlik düşünmem. Elbette bu sürecin yönetilmesiyle ilgili belirsizliklerin olumsuz etkisi oldu. Ancak mesele yerel bir mesele değil. Euro'nun çözmesi gereken sıkıntılar var. Biz kendimizi FED'in yerine koyup bir şeyleri yönetemeyiz. Ayrıca kriz bir kez patladıktan sonra kimin ne yapacağı ile ilgili bir yorumda bulunmanın kehanet olduğunu düşünüyorum. Bence yapılması gereken iyimserlik mesajlarına odaklanmaktır.
Siz ekonomik anlamda yıkıcı bir kriz bekliyor musunuz?
Dünyanın yarısı krizdeyken, Avrupa kendi yarattığı para biriminin arkasında durmakta zorlanırken Türkiye'de kriz çıkacak bir tek Türkiye mi ekonomiyi iyi yönetemedi diyelim? Bütün dünya krizde. Çünkü türev piyasalarda olmayan paralarla sanal zenginlikler yaratıyoruz. Ama bu olmayan para sonuçta kimsenin karnını doyurmuyor. ABD teknoloji satamasa çıkabilir miydi girdiği krizden. İstanbul depremi için ne diyorlar "Büyük İstanbul depremi olacak ama ne zaman olacağını bilmiyoruz. Aynı şeyi ben kriz için söylemek istiyorum. Hatta daha ileri bir şey söyliyeyim. Bir kriz patlayacak ama sonuçta o kriz de geçecek. Kriz ilk defa olmuyor. 2001 krizi için ne dediler, Ama o da geçti. Krizi beklemeyin ona hazırlanın. Şimdi ve daima…
Sabancı Holding, içinden farklı şirketleri doğurdu; o çizgide neydi birbirinize uymayan?
Uyumsuzluk olarak bakmamak lazım bu kararlara.. Zor ama büyütücü, geliştirici bir enerjiydi bu. Biz zor olanı seçtik. Kendi yolumuzu çizerek, kendi yolunu çizme duygusuyla hareket eden insanlara örnek olduk. Bu garipsenecek bir tutum değildir. Böylece hem ailemiz hem de ekonomimiz büyüyor.
Sabancı Holding'te büyük kararlar alınırken siz de mutlaka fikir beyan eder misiniz?
Hayır, ben sadece hissedarım.
Günde kaaç saat çalşıyorsunuz? Bir karar alırken eşiniz Cengiz beyle mutlaka enine boyuna konuşur musunuz?
Çoğu zamanlar hafta sonu bile çalışıyorum. Günlük işlerde birbirimize müdahale etmeyiz. Ama mutlaka fikir teatisin de bulunuruz.
Eşinizle ortak olmak nasıl bir his? Eve iş taşır mısınız?
Eşim perakende ve inşaat işiyle ilgili. Ben de sağlık ve medya ile ilgiliyim. İş dağılımından dolayı odaklandığımız konularda daha rahat çalışabiliyoruz. Ofislerimiz ayrı. Akşamları evde herkes kendi işini anlatıyor.
Kaç kişiye istihdam sağlıyorsunuz? Türkiye başka ülklerle baş edecek bir gelişmişliğe sahip mi vakıf olduğunuz alanlarda?
2000 yılında eşim Cengiz Bey ile Demsa Group'u kurduğumuzda amacımız, dünyaca ünlü bir çok markayı Türkiye pazarında yaygınlaşması olduğundan bunu gerçekleştirirken öncelikle kendimize ve Türk tüketicisine yakın ve büyüyebilecek markalar seçmekti... bugün DEMSA 126 mağaza, 1203 çalışanı olan bir perakende markası haline geldi ve sektörün ana oyuncularından olduk.
Yatırım yaparken ya da işler planladığınız dışında gittiğinde korkar mısınız? Naif bir tarafınız var mıdır kadın olarak?
Her kadının naif bir tarafı vardır. İşler planladığım gibi gitmediğinde korkarmıyım, korkarım tabi. Ama panik yapmam, çözüm odaklı çalışırım her zaman... Korkunun ecele faydası var mı ki? Krizi atlatmaya çalışır elimizden ne gelirse a-b-c planlarımızı ortaya koyarız. İş hayatında korkuya yer yok, kaçacak yer de yok...
Başarısızlığı hazmeder misiniz? Egonuz yüksek mi?
Tabi ki başarısızlık hazmedilmesi gereken bi durum. Hayatın getirisi.. Kazanmak kadar kaybetmek... Hatta arada da başarısızlık büyük başarıarın anahtarı da olabilir. Çağımızın sorunlarından biri sanırım bu ego problemleri. Sanırım dengeli bir egom var. (Gülerek anlatıyor)
Sanat, sosyal sorumluluk projelerinde de çok ön plandasınız…
Sosyal sorumluluk projelerine gönüllü katılım benim yaşam biçimim. Ben sosyal sorumluluk faaliyetlerini, hayatının merkezine koymuş bir insanım. Günümün önemli bir kısmını kadınlar, çocuklar için hazırlanmış sosyal projelere ayırıyorum. Bu bir boş vakit çabası değil.
Demsa'yı kurma kararımızdı diyebilirim... Çok risk aldık. Çok çalışarak doğru minik adımlar atarak...
2 Kız 1 erkek evladınız var; nasıl vakit geçiriyorsunuz? Bu kadar iş yükünden kalite zaman kalıyor mu geriye?
Her yere eşit zaman ayırmaya çalışıyorum. İşte bunu iyi organize ettiğimi düşünüyorum. Sanırım ayırdığım vakitlerin en kıymetlisi ailemle geçirdiğim zaman.
Onlar ne olmak istiyor? Gelecekleri konusunda yönlendirici olacak mısınız? Yoksa kararları konusunda özgürler mi?
Çocuklarım. Her zaman kararlarına saygı duyuyor ve sonuna kadarda yanlarında olacağımı biliyorum. Ben çocuklarımın iyi eğitim aldıktan sonra kendi hayallerinin peşinden gitmesini isterim.
Zaman zaman dünyanın farklı yerlerinde, farklı projeler için Türkiye'ye gelen önemli insanları da ağırlıyorsunuz, bizi nasıl buluyorlar?
Dünyanın en önemli sanatçılarını, fikir ve düşünce adamlarını, kanaat önderlerini evimizde ağırladığımız doğrudur. Türk misafirperverliğini, Türk aile yapısını anlatmaya çalışarak; Türkiye'nin tanıtımına somut destek vermek amacımız.
İş hayatı, anne ya da eş olmak… Hangisi daha zor?
Denge. İyi bir denge kurmak gerek... Aile içindeki huzur ve mutluluk insanın iş hayatına doğrudan katkıda bulunuyor.
Amcanız rahmetli Sakıp Sabancı çok doğal bir karaktere sahipti, halkın içinden… Bu hava size de geçti mi?
O nev- i şahsına münhasır biriydi. Onun gibi bir sürekli gelmiyor. Taklit edilemez bir samimiyeti ve doğallığı vardı. Ben kendimde ondan bir parça aramıyorum. Gerçekten onu tanımak tek başına büyük keyifti. Onun gibi adamlardan on onbeş tane zor sayarsınız.
En sevdiğiniz yönünüz nedir? Ve en sevmediğiniz?
En sevdiğim yönüm... Sakinliğim.. Babamdan aldığım bir yön sanırım. En sevmediğim yön ise çok tez canlı oluşumdur...
Kök hücre yatırımınız babanızın vefatından sonra olmuştu, sağlık sektöründe daha ne gibi ilerlemeleriniz olacak?
Sağlık kuruluşumuz; Onkim; Rahmetli babam Hacı Sabancı'yı maalesef akciğer kanserinden kaybettik. Hastalığını öğrendiğimizde cinsi sebebiyle çok hızlı yayıldığını ve tıbben yapılabilecek fazla alternatifi olmadığını gördük. Bundan kısa bir zaman sonrada kök hücrenin ileride birçok hastalığa çare olacağı üzerinde çeşitli çalışmaların başladığını öğrendim ve ilgimi çekti. Ve bu konu da temel başlangıç olarak kök-hücre saklama yani bankacılığı üzerine bir laboratuar kurduk.
Onkim yasal izinleri olan şu an için kordon kanı bankacılığı yapan bir sağlık kuruluşudur. Hem Duke Üniversitesi, hem de Avusturyalı bir firmayla anlaşmamız mevcut.
Sosyete, sosyetik iş kadını olarak anılmayı seviyor musunuz?
Bu şekilde anıldığımı açıkcası hiç sanmıyorum. Ben üretim yapıyorum, istihdam sağlıyorum, risk alıyorum, yatırım yapıyorum, kazanıyorum, kaybediyorum… Her şeyden önemlisi çalışıyorum. Sosyal sorumluluk projeleri içinde yer alıyor olmam vaktimin bolluğundan değil sorumluluğumun yüksekliğinden. Sosyete kelimesinin anlamını bilen birisi olarak o çerçeveye alınan insanları aşağılamam ama günlük konuşma dilindeki içeriğini de hiçbir yerinden kendime uygun bulmam.
Bazen varlıklı ailelerin, yalnız gösteriş için sosyal sorumluluk projelerine katıldığı düşünülüyor, bu önyargıyı değşitirdiğinizi düşünüyor musunuz?
Bu şekilde bir düşünce olduğunu açıkcası ben hiç düşünmüyorum. Ya da benim dahil olduğum sosyal sorumluluk projelerinde böyle hanımların olduğunu düşünmüyorum.
Holding'ten ayrılıp Demsa'yı kurdunuz ve kendinize bu yeni işinizde kazandığınız parayla ne aldınız ilk? Hediye olarak?
Hiç bir şey. Doğrusu hiç aklıma gelmedi.
İş dünyasını kadınlar yönetseydi, ekonomik anlamda daha büyük bir ivmemiz olur muydu?
Böyle romantik bir konuya girmeye gerek yok. Dünyanın bütün ülkelerinde tarihin ilk gününden bu yana piyasada erkekler daha çoktur. Bunun nedenini düşünmek lazım. O benim işim değil. Kadının değeri katkısı falan ayrı bir tartışma konusu ama pozitif ayrımcılık yapılacak diye varoluşsal bir takım yersiz tartışmalara girmeye gerek yok. Kadınlar ekonomiye katılırsa ekonomi büyür. Ama kadınların erkeklerden daha başarılı olabileceği meselesi tevatürdür.
Şirketler grubunuzda pozitif ayrımcılık var mı kadınlara?
Asla, olası ihtimal bile değildir.  Kadın da tıpkı erkek gibi sadece toplumun bir parçasıdır. Erkek personelimiz nasıl hangi görevlerde yer alıp, karşılığında neler elde ediyorsa hanım personellerimiz için de aynı şartlar geçerlidir.
Bizler bu pozitif ayrımcılığın olmaması için çalışmaları olan insanlarız. Türkiye'de bu amaca hizmet eden önemli sivil toplum örgütleri ve çok sayıda gönüllü var. Kadın girişimciliği açısından belki dünyanın zirvesinde değiliz ama kadınların girişim konusundaki cesareti açısından dikkat çekici bir potansiyele sahip olduğumuza inanıyorum.
Bir kadın olarak, 'kadına şiddeti' nasıl değerlendiriyorsunuz?
Kadın değil insanlık sorunudur kanımca. Ancak kabul etmek gerekir ki şiddet, fiziksel üstünlüğü kötüye kullanma durumu olduğu için genelde mağdurlar kadınlar ya da çocuklar olmaktadır. Kadınlara yönelik şiddetin ve istismarın arkasında psikolojik, sosyal, siyasal, kültürel pek çok gerekçe bulunmaktadır.  Aile yapısı ve aile içi ilişkiler öncelikle değerlendirilmelidir. İlk olarak aile içi eğitimde ve yetiştirme modelleriyle eğitim ele alınmalıdır. TİKAD olarak da hem akademisyenler hem de basından önemli kişilerle beraber olduk.
Sabancı Vakfı'nda aktif bir göreviniz var mı?
Sabancı vakfında aktif bi görevim yok... Ama her zaman desteklediğim gönül bağım olan bir vakıftır...
Tablolara meraklısınız; size ait kaç tablo var koleksiyonunuzda? En pahalısı kimin ve ne kadardı? Hangi ressamlara hayranlık duyarsınız?
Türk resim sanatı tarihinin başlangıcı olarak kabul edilen 19. yüzyılın ikinci yarısından günümüze uzanan süreçte oluşturulmuş, dönemleri belirleyen başyapıtlar yer almaktadır. Cengiz Beyin yönetimindedir. Demsa Group, köklü bir geçmişe sahip olan Türk sanatını dünü ve bugünü ile sunabilmek amacıyla yakın bir tarihte söz konusu koleksiyonunu Pritzker ödüllü mimar Zaha Hadid'le çalışmalarımıza devam etmekteyiz.
Tam yaşamak istediğim hayatta istediğim yerdeyim ve bu yüzden çok şanlı bir insanım.
Çok para harcamak göreceli bir kavram. Ancak şunu söyleyebilirim; Genelde kendimce bir bütçem vardır. Ve ona sadık kalmaya çalışırım. Bir tarzım var. Güncel çizgilerle birlikte klasik giyinmeyi severim.
Milyar dolarlık bütçeleri yönetiyorsunuz, bazen bu başarının altında ezildiğiniz oluyor mu?
Bakın ben bunlara takılan bir iş insanı hiç bir zaman olmadım. Tabi ki her yatırım, her girişim başarılı bir ivme çizecek diye bir şart yok. Önemli olan doğru kararlar, dogru yatırımlar doğru zamanlama doğru bir ekip.
Sosyal Medya artık olmazsa olmaz. Twitter kullanıyorum. Çok yeni de Instagram hesabımı açtım. Eğlenceli buluyorum aslında. Kimi zaman çağın vebası olduğunu kimi zamanda hayatın bir parçası diye düşünüyorum.
Çok sık seyahat eder misiniz? Kıskandığınız ülkeleri şehirler, markalar olur mu sizi hırslandıran?
Çok sık ış seyahatlerim oluyor. Londra, Cannes ve New York'ta bulunmak beni çok mutlu eder... Tabiî ki nerelere giderseniz gidin, İstanbul. İstanbul Boğazı, Halici, Rumeli ve Anadolu hisarının hikayesi, sarayları, sarnıçları, meydanları, Camileri nerede var.
Maçka Otel'in öününde bir ağaç haberiniz gündeme geldi… İddialar hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Herkesin duruşu misyonu vizyonu ve yaptığı işler ortadadır. Vicdanım o kadar rahat ki anlatamam size. Bir kaç zaman sonra inanın özür dilemek için arayanlar olacaktır. Bu güne kadar olanlar gibi...
Kuzenlerinizle, Ali Sabanci vs. gibi rekabet içinde misiniz? Yarışır mısınız, bu konularda şakalaşır mısınız?
Bırakın kuzenlerimi kimseyle rekabet, bir yarış telaşım hiç bir zaman olmadı. Herkesin riski ayrıdır ki onların başarıları beni gönülden mutlu eder onurlandırır. Ben biliyorum ki benim başarım da onları mutlu eder. Hele ki Ali Bey'i (Sabancı) küçük kardeşim gibi çok severim, inanır her zaman da destekler yanında olurum.
İşçi 1600 TL asgari ücret istedi işveren sıfır zam önerdi
Asgari Ücret Tespit Komisyonu, 2017 yılında uygulanacak ücreti belirlemek için toplandı. İşveren tarafı sıfır zam önerdi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müzezzinoğlu, işçi ve işveren kesimine eşit mesafede durduğunu söylerken, işçi kesimi yüzde 23 zam talebinde bulundu. Asgari ücretin 1600 TL'ye çıkması talebinde işveren kesiminin yanıtı ise sıfır zam oldu. Türkiye İşveren Sendikları Konfederasyonu (TİSK) temsilcisi, geçen yıl verdikleri yüksek zammın iki yılda ancak normalleşeceğini savundu.
Müezzinoğlu ise, Artıştaki her oran yaknız asgari ücreti değil, istihdam ve iş gücü maliyetini etkiliyor" diye konuştu.
"N'olacak bu memleketin hali" açmazı
Çözüm süreci, IŞİD terörü ve Kobani'ye peşmergenin Türkiye üzerinden geçişinin tartışıldığı şu günlerde, milli içkimiz rakının mezelerinden "N'olacak Bu Memleketin Hali?" sorusunu sıklıkla duymaya başladık. Türkiye'nin siyasi tarihinin önemli dönemeçlerini oluşturan bütün evrelerinde bu soru çok soruldu. Peki siz hiç merak ettiniz mi? Biz bu sözü ne zamandan beri soruyoruz?
Yaptığım araştırmalar sonucu anladım ki, memleket meselelerinin tartışıldığı dost-arkadaş meclislerinde ya da bir rakı sofrası mezesi olarak içki masalarında, sıklıkla duyduğumuz bu sözü ilk kullananı saptamak zordur. Ama daha pratik bir çözümle ve Tarihçi Orhan Koloğlu'nun da yol göstericiliğiyle sizin için "N'olacak Bu Memleketin Hali"nin ilk karikatürlerine ulaştım.
Osmanlı İmparatorluğu, 19.yüzyıla gelindiğinde ulusçu akımların etkisiyle çoktan parçalanma sürecine girmişti. 1908 Devrimi sonrası ise ülkede anayasal kurumlar birer birer tesis edilmeye başlanmıştı. Bu çok doğal bir süreçti çünkü ülke 33 yıldır Abdülhamit'in istibdat rejimi altında yaşıyordu. Yıllardır gizlilik içinde faaliyetlerini sürdüren dernek ve partiler yasal kimlik kazanırken toplantı, yürüyüş ve grev hakları ve basın özgürlüğe kavuşmuştu. Aydınlar arasında ülkenin batmaması için, memleketin nasıl kurtulacağına ilişkin formüller bir bir sıralanıyordu.
Bu özgürlük ortamı içerisinde ülkenin bakmaktan nasıl kurtulacağına yönelik bu tarihsel tartışmaya yanıt, "Batılılaşma, Türkçülük, İslamcılık ve Osmanlılık" akımları çerçevesinde aranmaya başlanmıştı. Örneğin, Sosyolog Prens Sabahattin, Osmanlı'nın kurtuluşunu kamucu toplumdan bireyci topluma geçişle mümkün olacağına inanıyordu. Ona göre bireyciliğe dayalı İngiliz toplum düzeninin yaratılmasıyla kurtuluş gerçekleştirilebilirdi. Abdullah Cevdet ise, neslimizi "ıstıfaya tabi tutmak" yani kuvvetlendirmek için Avrupa ve Amerika'dan "damızlık erkek getirilmesini" isteyecek kadar bu tip Batıcılıktan söz ediyordu.
106 yıl önce ilk karikatür
İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin öncülüğünde gerçekleşen devrimden sonra hemen hemen her alanda patlama yaşandı. Bu durumdan karikatüristler de etkilendi ve konuyla ilgili ilk karikatür, 1908'in Ekim ayında imzasız olarak Servet-i Fünun dergisinde çıktı. "Halimiz Ne Olacak?," başlığıyla verilen karikatürde iki kişi konuşuyordu:
-Hariçten kuru gürültü, dahilden boş laf! Arasını bulamıyorum ki?"
Birinci Dünya Savaşı'nın bitimi ve İttihat ve Terakki liderlerinin ülke dışına kaçmasıyla birlikte artık bu soru sorulmaz oldu. Çünkü aydınlar kendi aralarındaki polemikler de "şahsiyat yapma"ya (birbiriyle uğraşma) dalmışlardı. 1918'de savaş sona erdiğinde Osmanlı parçalanmış ve aydınlar "aydın bunalımı" yaşıyordu.
Kurtuluş Savaşı'nın kazanılmasıyla toplumun moral değerleri de yükselişe geçti. Cumhuriyet döneminde uzunca bir süre "N'olacak Bu Memleketin Hali" karikatürlerine ara verilmiş oldu. Demokrat Parti'nin topluma getirdiği dinamizm nedeniyle uzunca bir süre bu karikatürlere rastlanılmadı.
Fakat 1990'lara gelindiğinde ülkenin siyasi atmosferinde yaşanan siyasi gerilimler, ister istemez ülkenin gidişatı üzerine zihinleri bulandırdı. 1989'da Muz dergisinde uzun bir aradan sonra ilk kez, topluma bu soru soruldu. Turgut Özal, Antalya Side'de korumalarıyla denize girdiği fotoğrafın üstüne bant olarak, "N'olacak Bu Memleketin Hali" yazısı vardır. Fotoğrafta Özal plaj kıyafetleriyle, korumalarıysa sivil giysiler içindeydi. 1996'dan 2004'e kadar bu yönde çıkan 9 karikatürün ilkini, 1996'da Gazeteciler Cemiyeti'nin yayın organı olan Bizim Gazete'de Raşit Yakalı çizdi.
Türkiye tarihini, resmi tarih anlayışının dışında ülkenin gidişatının toplumsal yansımasını "N'olacak Bu Memleketin Hali" karikatürleriyle takip edebiliyoruz. Böylelikle toplumsal hafızamızı bir kez daha yinelerken, nereden gelip nereye gittiğimizi görebiliyoruz.
Son yıllarda gerek yurtiçi ve gerekse yurt dışındaki siyasi hareketlilik nedeniyle "N'olacak Bu Memleketin Hali" karikatürlerine dönemsel olarak bir kez daha rastlar olduk. Evet, bundan bir asır önce "N'olacak bu memleketin hali?" derdik. Farkındaysanız, yaşadığımız olaylar nedeniyle geldiğimiz aşama "Ne oldu benim güzel memleketime?"…
Haluk Levent yeni yıla hırsızlık şokuyla girdi. İstanbul'da mont ve pasaportunu çaldıran Levent, sosyal medya hesabı üzerinden takipçilerine seslendi.
Twitter hesabından bir fotoğraf paylaşan sanatçı, "İstanbul'da bu mont ve pasaportum çalındı. Bulana 1) 300 TL, 2) işsizse iş imkanı,3) dilediği zaman telefonda sınırsız özel konser" notunu düştü. Haluk Levent'in tweet'i kısa sürede sosyal medyanın gündemine oturdu.
Ünlü aktris Carrie Fisher hayatını kaybetti
Star Wars serisinde canlandırdığı Prenses Leia karakteri ile dünya çapında üne kavuşan ABD'li aktris Carrie Fisher geçirdiği kalp krizinin ardından tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Fisher 60 yaşındaydı.
Tunceli'de avladılar, cezası 12 bin lira
"Yıldız Savaşları" serisinde rol alan tanınmış oyuncu Carrie Fisher (60), geçirdiği kalp krizi sonrası tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.
Geçen cuma günü Londra'dan Los Angeles'a seyahat ederken uçakta kalp krizi geçiren "Star Wars" (Yıldız Savaşları) serisinin ünlü yıldızı Fisher, yoğun bakımdaki 4 günlük yaşam mücadelesini kaybetti.
Oyuncunun kızı Billie Lourd'un sözcüsü, sanatçının sabah saatlerinde yaşamını yitirdiğini duyurdu ve "Dünya onu sevmişti, çok özlenecek." ifadelerini kullandı.
Yıldız Savaşları serisinin "Leia Organa"sı olarak tanınan oyuncu, kısa süre önce piyasaya çıkan otobiyografi türündeki kitabının tanıtımı için çıktığı seyahatten dönerken, uçağın Los Angeles'a inişine 15 dakika kala kalp krizi geçirmişti. Los Angeles UCLA Medical Center'da yoğun bakıma alınan Fisher, cuma gününden beri yoğun bakımda yaşam mücadelesi veriyordu.
Amerikalı yıldız Debbie Reynolds'ın kızı olan ve 1977 tarihli Yıldız Savaşları filminde "Prenses Leia"yı canlandırarak tarihe geçen Carrie Fisher'ın ölümü, oyuncunun hayranları ve Hollywood camiasını yasa boğdu.
Genç yaşlarda Hollywood'a adım atan Fisher'ın "Bipolar bozukluk" rahatsızlığı ile mücadele ettiği ve verdiği röportajlarda sıklıkla ilaç bağımlılığını itiraf ettiği biliniyordu.
Central School of Spench and Drama okulundaki 18 aylık eğitimin ardından, 1975'te "Shampoo" filminde Warren Betty'nin yanında ilk rolünü alan Fisher, 1977'de George Lucas'ın ünlü bilim-kurgu serisi Yıldız Savaşlarındaki rolüyle dünyada tanındı.
1986'da "Hannah ve Kızkardeşleri" filminde rol alan ve "The Burbs"ta da Tom Hanks ile oynayan Fisher'in, roman yazarlığı ve senaristlik kariyeri de bulunuyor. Fisher, 1987'de yazdığı "Postcards from the Edge" (Yaşamın Kıyısından Kartpostallar) adlı Hollywood romanıyla kitabı en çok satanlar arasına girerken, 1990'da Meryl Streep, Shirley McLaine ve Dennis Quaid'ın oynadığı aynı adı taşıyan filmin senaristi oldu.
Üniversite öğrencilerine bulgur eğitimi
Anadolu Üniversitesi Gastronomi ve Aşçılık bölümü öğrencilerine "Bulgurun üretim süreci, kültürlerdeki yeri ve mutfaklarda kullanımı" konulu bir eğitim veren Duru Bulgur Pazarlama Direktörü Ayşe Sarımehmet, üniversite ve kreşlerde eğitim vererek bulguru genç nesillere öğretmeyi ve sevdirmeyi hedeflediklerini kaydetti.
Daha önce Akdeniz, Balıkesir ve Abant İzzet Baysal Üniversiteleri'nde verilen eğitimlerin sonuncusu, 24 Kasım Öğretmenler Günü'nde Anadolu Üniversitesi'nde gerçekleştirildi.
Bu kapsamda, Duru Bulgur Pazarlama Direktörü Ayşe Sarımehmet tarafından Gastronomi ve Aşçılık öğrencilerine "Buğdayın tarihi, bulgurun üretim süreci, kültürlerdeki yeri ve mutfaklarda kullanımı" konulu eğitim verildi.
Sarımehmet, eğitimin hem bilgi açısından hem de milli ürünümüz bulgurun öğrenciler tarafından benimsenmesi, öneminin anlaşılıp, mutfaklarda kullanımı açısından da oldukça faydalı olduğunu söyledi.
"Milli ürünümüz bulgura sahip çıkmalıyız"
Sarımehmet, şunları kaydetti: "Bulgur eğitimlerini sosyal sorumluluk olarak görüyoruz. Gençlerimize bulgurun üretim sürecini, tarihini bulgur ile ilgili tüm bilgileri aktarıyoruz. Bugün birçok ülke, kendi öz ürünlerini dünyaya çok etkili şekilde tanıtıyor. Bu tanıtımın arkasında birincisi devlet desteği, ikincisi de aşçılar vardır. Biz aşçılara eğitimlerimizde şunu söylüyoruz, bulgur vatanımızdan çıkma; milli ürünümüz, bulgura sahip çıkmamız lazım. Hem Türkiye'ye gelen turiste hem de yurtdışındaki görev yapacağınız restoranlarda bulgurlu menüler oluşturup bulgurun tanıtımına destek vermelisiniz. Mutfağımızın baş tacı bulgur zamanla ikinci plana atılmış, hatta bize özgü bulgurlu birçok yemek de unutulmuş. Oysa Siz Türk aşçılarsınız. Dünya mutfakları konusunda birçok eğitim alsanız dahi sizin en iyi yapacağınız ve yansıtacağınız mutfak; Türk mutfağıdır. Türk mutfağının temelinde ise bulgur vardır. Bulguru hem iyi tanımalı hem de iyi tanıtmalısınız."
Etkinlik sonrasında öğrencilere ve öğretim görevlilerine Tarihinden Tarifine Bulgur kitabı ve bulgur eğitim sertifikası verildi.
Ağız kokusunun nedeni bunlar olabilir!
Op. Dr. Nurten Küçük, ağız kokusu ve alınması gereken önlemler hakkında bilgi verdi.
Ağız hijyeni ile birlikte diş ve dil temizliğine özen gösterilmesi oluşan ağız kokusunun giderilmesinde önemli yer tutmaktadır. Ağız ve diş sağlığından kaynaklanmayan ağız kokuları ise; bademcik, sinüzit gibi hastalıkları akla getirebilir.
Sinüzit ağız kokusunun yanı sıra kişinin kendisini halsiz hissetmesine, baş ağrılarına, burun akıntısına neden olmaktadır. Özellikle kronik sinüzitte ağız kokusu hastaların pek çok çoğunda başlıca şikayetler arasındadır. Bademcik taşları da ağız kokusunun önemli nedenlerinden biridir.
Bademcik taşları, bademciklerin gözeneklerini dolduran ölü dokuların, salgı ve yemek kalıntılarının birikmesi nedeniyle olmaktadır. İçeriğinde kalsiyum ve magnezyum bulunabilir. Ağızda çürük yumurtaya benzer bir koku olmasının nedeni ise bademcik taşlarını kaplayan bakterilerdir.
Üst solunum yolu hastalıklarından sinüzit, farenjit, kronik tonsillit, burun tıkanıklıkları veya solunum yolunda ortaya çıkan tümörler ağız kokusuna neden olabilmektedir.
Ağız kokusunun sadece sabah saatlerinde yaşandığı durumlar genellikle uyku sırasında tükürük akımının azalmasından kaynaklanmaktadır. Uyku sırasında ağzın açık kalmasıyla oluşan kuruluk, bakteri ve buna bağlı olarak gaz oranının yükselmesine neden olmaktadır.
Gün içinde genellikle azalan bu tür ağız kokularını gidermek için bol su içerek ağzın nemli kalması sağlanmalıdır. Ağız kuruluğuna neden olan burun eğriliği, burun eti büyüklüğü ya da alerji gibi durumlar giderilmelidir. Tükürük salgısını arttırması için limon yemek ya da şekersiz sakız çiğnemek sabahları oluşan ağız kokusunu gidermek için etkilidir.
Ağız kuruluğu, diş ve diş eti enfeksiyonları, sigara, alkol tüketimi gibi faktörlerin tetiklemesiyle dil üstü yapıda fonksiyon bozukluğu görülebilmektedir.
Dil üzerinde biriken bakterilerin tükürükten ve besinlerden gelen proteinleri uçucu kükürtlü bileşiklere çevirmesi rahatsız edici ağız kokuları oluşturabilmektedir. Beslenme düzeninde daha çok bitkisel ürünler bulunan kişilere göre et ağırlıklı beklenen kişilerde protein yıkımı daha fazla olduğu için rahatsız edici ağız kokusu gelişebilmektedir.
*Diş ve dil üzeri günlük düzenli fırçalanmalı, *Diş araları diş ipi ile temizlenmeli, *Sigara ve alkol kullanılmamalı,
*Ağız içinin nemli tutulması için bol su tüketilerek şekersiz sakız çiğnenmeli, *Sarımsak, soğan, pırasa, lahana gibi ağız kokusunu arttıran yiyecekler daha az tüketilmeli, *Gece geç saatte yemek yemek gibi reflü şikayetlerini arttıran durumlardan uzak durulmalı, *Şikayetler geçmiyorsa mutlaka uzmana başvurulmalıdır.
Arı vız vız vız
Hayatımda hiçbir zaman arı öldürmedim. Çocukluğun verdiği bilinçsizlikle bile! Annem ve babam sadece; "Onları kızdırma" derdi bana. O yüzden elimle uzaklaştırma hareketi dahi yapmadım.
Bir gün Sarıyer'de bir kır kahvesinde kahvaltı yapıyorum. Bir arı geldi. "Herhalde bala konacak" dedim. Arı tabağımdaki salama kondu! Kendi etrafında dönerek salamı yusyuvarlak kesti ve o parçayı alıp götürdü. Ben şok tabii. Et yediğini hiç düşünmemiştim bile. Ama akıllıca tavırları, kendi ekseni etrafında sakin sakin dönmesi ve amacına ulaşması beni çok etkiledi. "Küçücük bir can" dedim; "Nasıl da hayatta kalma mücadelesi veriyor. Benim ondan ne gibi bir üstünlüğüm olabilir ki?"
Sevip, saygı duyduğum arılarla ilgili hep bir şeyler çıkmaya devam ediyor karşıma. Sayfada bir fotoğraf paylaştım. Avucumun içinde küçücük sarı renkli bir şey duruyor. İşte o avucumun içindeki bir lokmalık bal; bir bal arısının tüm hayatı boyunca uğraşıp, didinip yaptığı bal. Bütün hayatı boyunca diyorum ya; tüm hayatı da ne kadar biliyor musunuz? 6-7 hafta. Anavarza Bal'dan gelen bu anlamlı hediye gözlerimi yaşarttı. Milyonlarca kez kanat çırpmanın, kat ettikleri onca yolun bedelini avucumda görmek, hissetmek içimi titretti. Daha da büyük saygı duydum.
Einstein demiş ki; "Arılar kaybolursa, insanoğlunun 4 yıl ömrü kalır." 4 yılla ilgili elbette bir şey diyemem ama şu bir gerçek ki; çoğunlukla arılar sayesinde gerçekleşen çiçek, ağaç tozlaşmasının olmaması demek, tabiatın yok olması demek. Çoğalmayan bitkiler ise, büyük bir gıda krizi demek. Sıralama gayet net: Arılar olmazsa bitkiler yok oluyor. Ardından bitkilerle beslenen hayvanlar ve ardından da insanlar.
Yarın sabah kahvaltınızda bal yerken onu yapan arıyı düşünün. 6-7 haftalık ömrünü masanızdaki vitamin deposu uğruna nasıl kanat çırparak geçirdiğini. Ve eğer balkonunuza ya da dışarıda otururken yanınıza gelen bir arı olursa; ezmeyin, öldürmeyin. O küçük şey; sayesinde nefes aldığımız doğanın başarılı mimarlarından biri. Elimdeki küçük bal damlasına bir kez daha bakın. Bir çay kaşığını dolduracak kadar belki de. Emeğe, çabaya, alın terine ve arılara tüm saygımla şapka çıkarıyorum.
Öğrenciler üzerinde yapılan anketlerde, öğrencilerin yatakta uykularının gelmesi için Facebook'a baktığı bilgisine ulaşıldı. Araştırma sonrasında bu bulgu üzerinde yoğunlaştırıldı. Sonuçlar ise şaşırtıcı oldu. Çünkü yatakta uykusunun gelmesi için Facebook'ta vakit öldüren kişilerin uyku kalitesi ve uyku derinliği, normalden daha düşük, yetersiz çıktı. Aksine uyumadan önce Facebook'a bakmayan kişiler, daha kaliteli bir uyku süreci yaşadı.
Uyku kalitesinin ve derinliğinin beklenildiği gibi olmaması, ertesi gün uykusuzluk şikayetlerini beraberinde getiriyor. Dolayısıyla kişiler aynı süre uyusa da, ertesi gün uyku alma konusunda farklar meydana çıkıyor.
Ancak bunun tek sorumlusu Facebook değil. Akıllı telefonların mavi ışığı ve tabii ki Facebook'un kendisi uykudan önce rahatlaması gereken zihni tekrar yoruyor. Yani uykumuzu getirmesi için elimize aldığımız akıllı telefon, evet uykumuzu getiriyor ancak kaliteli bir uyku geçirmemize engel oluyor.
Çözüm ise son derece basit. Araştırmacılar, uykudan en az yarım saat önce akıllı telefon kullanımının sonlandırılması gerektiğini savunuyor. Böylelikle zihin olması gerektiği gibi sakinleşiyor ve kaliteli bir uykuya hazırlanabiliyor.
Geçtiğimiz hafta yayınlanan ön görüntünün ardından Nissan, merakla beklenen IDS konseptinin örtüsünü Tokyo Otomobil Fuarı'nda kaldırıyor.
Kapılarını yarın ziyaretçilere açacak Tokyo otomobil Fuarı'nda sergilenecek IDS konsepti bize ikinci nesil Leaf modelinin sahip olacağı teknolojiler hakkında da ipuçları vermesi bakımından oldukça önemli bir konsept.
Tamamen elektrikle çalışan aracın gövdesi tamamen karbon fiberden oluşturulmuş. 1380 mm. yüksekliğe sahip IDS'de iç mekan hacminin geniş tutulabilmesi için lastikler köşelere konumlandırılmış.
Ön ızgara üzerindeki buz küpleri şeklindeki desenle etkileyici bir görünüm oluştururken, aracın mavi tonlar barındıran saten gümüş gövde rengi de teknolojiyi vurgular nitelikte. Arka bölümde ise tavana entegre spoyler, tavandan başlayan bumerang şekilli stop lambaları da dinamik çizgiyi pekiştiriyor.
İç mekanda ise iki farklı kabin seçeneği mevcut.  Araçta ayrıca sürücü veya sürücüsüz kullanım için iki farklı mod arasında seçim yapabiliyorsunuz.
Sürücü modu olan Manual Driver modunda koltuklar direksiyon ve ön panele sürücünün odaklanması için ayarlanıyor ve sürücünün ihtiyacı olan bilgiler ekrana yansıtılıyor. Aynı zamanda sürücü konsantrasyonunu arttırabilmek için mavi tonlu özel bir aydınlatma da devreye giriyor.
Sürücüsüz olan Piloted Drive modunda ise ön panel değişiyor ve dışa doğru büyük bir ekran çıkıyor. Dört koltuğun konumu da bir ev salonu gibi farklı ve konforlu oturma düzenine göre ayarlanıyor. Yine aydınlatma devreye giriyor ve bu kez daha düşük dozda ve rahatlatıcı bir aydınlatma ayarlanıyor.
IDS konsept 60 kWh pile sahip ve mühendisler aracın gövde ağırlığını karbon fber malzeme sayesinde düşük tutarak menzili arttırmayı hedeflemişler. Aracın tek şarj ile 300 mil menzile ulaşması hedefleniyor.
Dünyanın önde gelen mobilya şirketlerinden IKEA tarafından yapılan açıklamada, son iki yılda 3 çocuğun üzerine devrilerek ölümüne neden olan şifonyerler için tazminat ödeneceği duyuruldu. Toplatılması gündeme gelen şifonyerler Türkiye'de hala satışta.
İsveçli mobilya ve ev aksesuarları devi IKEA son iki yılda 3 çocuğun ölümüne sebep olan şifonyerler için tazminat ödemeyi kabul etti. Yaşları bir ile iki arasında değişen üç çocuğun ailesine IKEA tarafından ödenecek tazminat ise 50 milyon dolar. Bu paranın aileler arasında eşit miktarda dağıtılacağı belirtilirken, firma çocuklar adına hastanelere 50'şer bin dolar da bağışta bulunacak.
'Malm' serisi şifonyerler nedeniyle yaşanan ölümlerin ardından IKEA, yaklaşık 6 ay önce bu şifonyerlerin toplanacağını duyurmuştu.  IKEA dünya genelinde toplanacak 29 milyon adet şifonyer için geri ödeme yapılacağını da ifade etmişti. Ancak ürünün satışı Türkiye'de halen sürüyor.
Son iki yılda üç çocuk
Kolayca devrilebilen yapısıyla ailelerin korkulu rüyası haline gelen 'Malm' şifonyerler nedeniyle ABD'de son iki yılda üç çocuğun hayatını kaybettiği belirlendi. Acılı aileler yaşadıklarını başka ebeveynlerin de yaşamaması için tazminat taleplerini yinelemişti.
Öte yandan, Malm şifonyerlerin; mobilyalara satılmadan önce yapılan güvenlik testlerinde de başarısız olduğu ortaya çıktı. Standartlara göre çekmeceleri 25 kilogram ağırlıkla açılabilen şifonyerler olması gerekirken, Malm serisi şifonyerleri çok daha az bir ağırlıkta devrildi.
Dünya genelinde 65 milyon satan Malm serisi şifonyerlerin toplatma kararını uygulayan ilk ülke ABD oldu. Ürün, IKEA'nın mağaza ve internet sitesinden kaldırıldı. Ancak Türkiye'de satışı halen sürüyor.
IKEA Türkiye'den açıklama
IKEA Türkiye tarafından bugün yapılan açıklamada, "IKEA olarak, çocukların dünyadaki en değerli varlıklar olduğunu düşünüyor, ürünlerimizin güvenliğini en önemli önceliğimiz olarak görüyoruz. Çocuklu yaşama uygun olarak, ürünlerimizin en güvenli şekilde kullanılması için uzun yıllardan beri montaj aparatlarını ve gerekli uyarı talimatlarını ambalajlarda bulunduruyoruz." ifadeleri kullanıldı.
"Tüm şifonyer ve benzeri mobilyaların kullanımında eşya devrilme kazalarını önlemenin en iyi yolu, eşyayı duvara sabitlemektir. IKEA ürünleri de eşya devrilme kazalarını önleyecek şekilde tasarlanmaktadır ve üretimi öncesinde testlerden geçirilmektedir. IKEA mobilyaları, Avrupa Güvenlik Standardına (14749 EN) uygunluk açısından test edilmiştir. MALM şifonyerlerin satışı sadece ülkemizde değil Avrupa'da pek çok ülkede devam etmektedir. " ifadeleriyle devam eden açıklamada, "Yaşanılan kazalar nedeniyle tüm IKEA Ailesi olarak çok üzgünüz. Şifonyer devrilme kazalarını önlemenin en iyi yolu, ürünün yanında gelen sabitleyici ve aletlerle şifonyeri duvara monte etmektir. IKEA, sabitleyicileri ürünle beraber verirken, montaj kılavuzunda duvara sabitleme aşaması da belirtilmektedir." dendi.
Kısmetse Olur kim elendi? | Tuğçe Ergişi'nin ardından Hazal Babalık sürprizi
Kısmetse Olur kim elendi sorusunun yanıt bulmasının ardından programda Tuğçe Ergişi ve Hazal Babalık sürprizi yaşandı. 26 Aralık'ta ekrana gelen haftanın finalinde Aycan ve Onur son ikiye kalan kişiler oldu. Rabia'nın haftanın birincisi seçilmesinden sonra Aycan yarışmada kalmayı garantiledi. Öte yandan son bölümde Tuğçe Ergişi ve Ünal Taylı programa katılırken, Hazal Babalık'ın geri dönmesi tüm yarışmacıları duygulandırdı.
Elenmek üzere önerilen isimler arasında Aycan Varış ve Turgay kaldı. Seda Akgül'ün yaptığı açıklama doğrultusunda Kısmetse Olur'da bu Rabi birinci oldu. Çeki alan Rabia hem 10 bin TL'nin sahibi oldu hem de arkadaşı Aycan'ı elenmekten kurtardı. Yarışmaya veda eden isim olan Turgay ise Seda Akgül ile vedalaştı. Umarım herkes aradığı mutluluğu bulur diyen Turgay, Sibel ile yaptığı veda konuşmasında evde sadece Gökhan'a dikkat etmesini istedi.
Kısmetse Olur'un 26 Aralık tarihinde ekrana gelen son bölümünde eleme heyecanı yaşanırken programa damat adayları arasından Turgay veda etti. Turgay'ın vedasının ardından eve gelen Tuğçe Ergişi ise bir damat adayını televizyondan görip etkilendiği için yarışmaya katıldığını belirtti. Onur ve Aycan arasında yaşanan gerginliğin yoluna girdiği programda Onur ve Gökhan arasında sert bir tartışma yaşandı.
Aycan'ın tavrının bu şekilde devam etmesi halinde evliliklerinin sürmeyeceğini ifade eden Onur yine gözyaşlarına boğuldu. Gergin geçen haftanın finalinde duygusal anlar yaşayan çift yeni bölümde birbirlerine sarılarak durumu düzeltmeye çalıştı
316. bölüm fragmanında ise Hazal Kayalı'nın eve dönerek yarışmacılar ile kucaklaşması ve göz yaşları içerisinde yaşadıklarını anlatması izleyicilerin dikaktinden kaçmadı. Hazal'ın eve döndüğünü gören yarışmacılar koşarak kendisine sarılırken evde oldukça duygusal dakikalar yaşandı.
Kısmetse Olur'un Cuma günü ekrana gelen bölümünde Aycan Varış'ın Onur hakkında kullandığı sözlerin ardından Onur ve gelin adayı arasında büyük bir yüzleşme yaşanmış ve damat adayı Aycan'ın kendisine gelmesini istemişti.
Haftanın finali öncesi Aycan ve Onur arasında yaşanan gerginliğin boyutu artarken "Aklını başına al!" diye bağıran Onur, Berker'den de eleştiri aldı. "Kızın karşısında süt dökmüş kedi gibi duruyorsun gelmişsin burada bize artistlik yapıyorsun" diyen Berker, Onur'un sinirlenmesine neden oldu.
Salonda bulunan koltuğa tekme atarak alandan uzaklaşan damat adayı kız arkadaşının oynadığı görüntülerin izletilmesinin ardından Aycan'a uyarılarda bulundu.
Öte yandan Gökhan Sara, Sibel'den gala gecesinde kendisinin ismini yazmasını isterken Sibel, gözyaşlarına engel olamadı.
Kısmetse Olur'da eleme heyecanının yaşanmasının ardından programa katılan Tuğçe Ergişi yarışmaya bir damat adayını görüp etkilendiği için geldiğini dile getirdi. Gelin adayının eve girmesinin ardından Allah Allah diyerek şaşıran damat adayları Ergişi'nin kim için geldiğini merak etmeye başladı. Yeni bölüm fragmanında dikkat çeken bir diğer olay ise damat adayı Ünal Taylı'nın programa Sibel için katıldığı iddiası oldu. İşte Kısmetse Olur'un yeni bölüm fragmanı;
Tuğçe Ergişi gibi İşte Benim Stilim'de yarışan Ünal Taylı'nın modellik yaptığı ifade edildi. Kendi satış mağazası da bulunan Ünal Taylı ünlülerin stil danışmanlığını da yapıyor. Programa Sibel için katıldığı öne sürülen Ünal'ın Sibel'den olumlu bir yanıt alamaması ise dikkatlerden kaçmadı.
Antalyaspor'un formasını giyen Eto'o'nun adı sık sık Beşiktaş'la anılıyordu. Ancak bu kez Süper Lig dışından bir takımın adı geçiyor.
İspanyol basınında yer alan haberlere göre İngiltere Premier Lig ekiplerinden Hull City, Samuel Eto'o transferi için düğmeye bastı.
Eski Barcelona'lı yıldızı isteyen Hull City kendi liginde düşme hattının altında yer alıyor.
Ligde kalabilmek için harekete geçen ekibin ilk hedefi Samuel Eto'o. Sport gazetesine göre Eto'o için transfer pazarlığı zaten başladı.
Daily Mirror gazetesi ise Eto'o'nun bu transferde bir tek para konusunun sorun çıkabileceğini yazarken Eto'o'nun son durağının Hull City olabileceği vurgulandı.
Özgün Karaman ile Pınar Kaya evlendi
Oyuncu Özgün Karaman, uzun zamandır aşk yaşadığı Pınar Kaya ile dünya evine girdi. Sapanca'da gerçekleşen düğün törenine başta Pelin Akil ve eşi Anıl Altan olmak üzere çok sayıda ünlü isim katıldı. Çiftin düğününden renkli kareler sosyal medyada paylaşıldı.
İran, Irak'ın elektriğini kesti
Irak Elektrik Bakanlığı Sözcüsü İran'ın, Irak'a verdiği elektriği kestiğini açıkladı.
İran, biriken borcundan dolayı Irak'a verdiği elektriği tamamen kestiği belirtildi.
Irak Elektrik Bakanlığı Sözcüsü Musab Muderis, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "İran, Irak'ın biriken, yaklaşık 1 milyar dolarlık, borcundan dolayı 5 ana hatla verdiği bin 200 megavat elektriği tamamen kesti" ifadelerini kullandı.
Elektriğin tamamen kesilmemesi için Irak Maliye Bakanlığıyla görüştüklerini belirten Muderis, "İran'a daha önce 100 milyon dolarlık borç ödemesi yapıldı. Ancak biriken borç için herhangi bir kaynak temin edilmedi." dedi.
İran, 27 Temmuz 2016 tarihinde, Irak'ın biriken borcunu ödememesinden dolayı geçici bir süreliğine "Hürremşehr-Basra ve Kerhat el-Emar hattı" üzerinden verdiği elektriği kesmişti.
Tarık Çamdal Eskişehirspor'a kiralandı
Galatasaray Kulübü, futbolcularından Tarık Çamdal'ı daha önce formasını giydiği Eskişehirspor'a kiraladığını açıkladı.
Eskişehirspor'da bu sezon kiralık olarak forma giyecek Tarık Çamdal'ın 1 milyon avroluk ücretinin sarı-kırmızılılar tarafından ödeneceği bildirildi.
Kulüpten yapılan açıklamaya göre, dün gece yarısı sona eren transfer sezonunda,  son olarak Porto kulübünde forma giyen 26 yaşındaki Cezayirli forvet Ghilas ile anlaşma sağlandı.
Nabil Ghilas, 2 yıllık sözleşme imzaladı.
2008 -Türkiye Futbol Federasyonu Tıp Komitesi Başkanı
2008 - Fenerbahçe Kulübü,  Ortopedik Danışman Cerrahı
2004 - 2008 Fenerbahçe Kulübü,  Tıp Komitesi Başkanı
2004 - 2008 Türkiye Futbol Federasyonu Tıp Komitesi Üyesi
1983 - Hamburg Eppendorf Üniversitesi Ortopedi Bölümü ve Patoloji Enstitüsü
1980 - İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fak.
Türk Ortopedi ve Travmatoloji Derneği Başkan (2005-2007)
Türk Ortopedi ve Travmatoloji Topluluğu
Türk Hemofili Derneği
Avrupa Ayak ve Ayak Bileği Topluluğu
Uluslararası Kıkırdak Tamiri Derneği
Fenerbahçe maçı ilk yarıda bitirdi
Antalyaspor deplasmanında kaybedilen önemli bir üç puan, son iki maçta yenen 7 gol ve sezon başından beri defansta ilk kez aksayan bir görüntü çizen Fenerbahçe...
Fenerbahçe defansının bel kemiği niteliğindeki Simon Kjaer dönmüştü ama orta sahasının sezon başından beri değişmeyen iki ismi Mehmet Topal ve Josef De Souza sahada yoktu. Onun yerine sıradışı bir orta saha dizilişi ekrana yansıyordu. Defanstan belki de futbolculuk hayatında ilk kez orta sahaya çekilen Michal Kadlec'e Ozan Tufan ve Diego Ribas eşlik ediyordu.
Fenerbahçe baskılı, istekli ve atak başladı. İlk yarı boyunca da bu baskıyı sürdürdü. Özellikle kanatlardan gelen güç sahaya yansıyordu. Bir taraftan Hasan Ali diğer yandan Gökhan Gönül'den, beklenen verim alındı. Kadlec'te orta sahada mücadele etti, Diego ve Ozan Tufan'ın uyumu da Kasımpaşa'yı bunaltmaya yetti. Yani, FB teknik direktörünün tercihi doğru çıktı. Orta saha 3'lüsü Kasımpaşa'yı bozguna uğrattı.
Diego'nun golü öncesi FB takımının baskısı görülmeye değerdi. İlk yarı sonundaki penaltıyla Fenerbahçe istediğini alıyordu. Bir de Kasımpaşa defansının en önemli ismi Cristian Titi kırmızı kart görünce, aslında ilk yarıda maç bitti. İkinci yarıda ise 10 kişi kalan, moral olarak çökmüş bir Kasımpaşa'nın hiç şansı yoktu. Sarı-lacivertliler fazla yüklendi mi? Hayır... Ancak sonucu alan takım olarak doğru anı bekledi.
Fenerbahçe'nin kaçırdıklarını saymazsak Kasımpaşalı Malki'nin vurduğu pozisyonda geçen haftanın formu düşük ismi Volkan Demirel de güven verdi. İkinci yarıda Fenerbahçe bir anda 3 değişiklik birden yaptı. Oyuna giren 3 isimden biri Alper Potuk'un golü görülmeye değerdi.
Sol kanatta Diego'nun uzun pasıyla topla buluşan Alper Potuk, rakibi Kenneth Omeruo'ya bir bacak arası attı, sonra da son derece şık plasesiyle meşin yuvarlağı ağlarla buluşturdu. Sahalarımızda zor görülen gollerden biriydi. Kasımpaşa da etkili oldu son anlarda. 5 dakikalık baskıda iki pozisyon buldu. Birini golle sonuçlandırdı.
Kasımpaşa iyi takım, eksiklerin ve Fenerbahçe'nin baskısının etkisiyle sıradan bir takım gibi göründü. Fenerbahçe, maçı ilk yarıdan bitirerek 3 puana beklenen kolay ulaştı demek mümkün. Çok eleştirilen FB Teknik Direktörü Vitor Pereira'ya da hakkını vermek gerek.
Ben uçakta cam kenarında oturmayı tercih edenlerdenim... Nedeni basit.  Uçak havalanırken ayrıldığım yeri ya da inişte gideceğim kenti yukarıdan yani kuş bakışı seyredebilmek.
Bir şehri kuşbakışı seyretmenin bambaşka bir keyfi var benim için... Ya da tarlaları yukardan seyretmenin... Nehirleri, yolları... Gece şehir ışıklarını...
Her şey daha temiz, düzenli ve kalemle çizilmiş gibi gözükür. Hele ki hava açıksa ve uçak da hafif hafif yana yatıyorsa dünyanın şekli hissedilir, her şey bambaşka bir açıdan gözükür.
Piste yaklaştıkça büyü bozulmaya başlar... Uçak o en ideal noktada kalsın, ben seyretmeye devam edeyim isterim.
Ne çok alçakta ne çok yüksekte..
Bazen uçaklar inmek için sıra bekler, tur atarlar ya, işte o zaman harikadır.
Eminim bu kuş bakışı seyirden hoşlanan pek çok kişi vardır.
Faydalı bir öneri
Bilmeyenler için kısaca tanıtayım.
Yann Arthus Bertrand Fransız bir fotoğrafçı, yönetmen ve aktivist. Marifeti, bize "dünyanın yukardan halini" göstermek.
Arthus-Bertrand, size hayal edemeyeceğiniz yerleri, hayvanları, coğrafyaları, kuşların göçlerini, uçarken aldıkları şekli, eriyen buzulları, şelaleleri, okyanusları, insanları, kentleri, gökdelenleri her yeri havadan çekiyor. Tam o ideal yükseklikten.. Ve çok etkileyici filmler hazırlıyor. Çoğu belgeseli önce sinemada gösteriliyor sonra televizyonlarda. Bu nedenle de belgesellerine film deniyor.
Belgesel yönetmenliğinden önce Afrika'da hayvanlar üzerine akademik çalışmalar yürütüyor. National Geographic, Geo, Life, Paris Match gibi dergiler için hava fotoğrafları çekiyor.
2000 yılı için hazırladığı "The World from Above" diye müthiş bir kitabı var. Ben de onu bu kitabıyla keşfetmiştim. Kitap 3 milyon basarak büyük bir rekora imza atmış.
Sonra o müthiş film ve belgeselleriyle karşıma çıktı. Özellikle küresel ısınma, çevre ve doğa konularına eğildiği Planet Ocean (Okyanuslar), Home (Yuva), 6 Billion Others (6 milyar Öteki) Mediterrannee (Akdeniz) gibi belgeseller dikkat çekiyor.
Büyük bir özen, sıradışı bir anlatım ve sanatsal bir bakış açısıyla hayata geçen her belgeseli için onlarca ülkede çekim yapıyor.
2005 yılında Good Planet Vakfı'nı kuruyor. Vakıf, çevre eğitimlerine odaklanıyor. Küresel ısınma ve sonuçlarıyla mücadeleye ediyor. Filmleri Birleşmiş Milletler'de gösteriliyor.
Son olarak da geçen hafta Cannes'da katıldığı televizyoncuların fuarı, Mipcom'da kendisiyle tanıştım ve söyleşi yapma imkanını yakaladım.
Ünlü ama herkes gibi
Sakin, güler yüzlü, cana yakın.. 68 yaşında olduğunu biliyorum ama yaşını belli etmiyor, formu yerinde. Her halinden dünyayı bir kaç kez kat etmiş olduğu belli. Hatta çok gezen ve dünya meselelerine kafa yormuş, faydalı işler yapmış -bazı- insanlardaki ermiş, alçak gönüllü hal onda da var. Ünlü ama herkes gibi...
Fransız adeti üzeri, tanışırken öpüştük. Bana direkt sen diye hitap etti.
Önce o sordu. Türkiye'de olup biteni takip ettiği belli. Bizim CNN Türk'te sadece haber değil, belgesel de yayınladığımızı duyunca şaşırdı. Yakında onun "Akdeniz" belgeselini yayınlayacağımızı öğrenince hoşuna gitti.
Sohbette 2015'te çıkacak son çalışması "Human" (İnsan) ve "Mediterrannee" (Akdeniz) belgesellerini konuştuk.
Aslı Öymen- Son projeniz "Human"ı (İnsan) daha önceki belgesellerinizden farklı. Odağında çevre sorunları değil, insan var. Neden farklı bir alan seçtiniz?
Yann Arthus-Bertrand- Ben bir çevreciyim, aktivistim. Çok uzun zamandır dünyanın çevre sorunlarına eğiliyorum. Küresel ısınmayı, eriyen buzulları, ormanların yok edilmesini, çölleşmeyi anlatıyorum.. Ama artık herkes aynı şeyleri yapıyor. Bence insanlar bu konulardan biraz sıkıldı. Ben de aynı şeyleri göstermekten sıkıldım. Başka bir şey yapmak istedim. Konusu insan olan bir çalışma yapmak istedim.
"6 Billion Others" da insan odaklı bir çalışmaydı.. Bu kez değişik coğrafyaları, manzaraları insan hikayeleriyle birleştirdim.
AÖ- Bu filmi yapmak nerden aklınıza geldi?
YAB- İki şey ilham verdi. Birincisi, yıllar önce Mali'de bir helikopter kazası geçirdim. Orda tanıştığım biri 2 gün boyunca bana hayatını anlattı. Çok etkilendim, anladım ki insanların hikayelerini kendi ağızlarından dinlemek çok farklı. Her şeyi çok daha iyi anlıyorsunuz. Ne bir gazeteci ne bir bilim insanı size o duyguyu verebilir.
İkincisi Tree of Life filmi.. Bir ailenin hikayesini anlatıyor, muhteşem görüntülerle birleştirilmiş. O filmdeki havayı Human'da yakalamak istedim.
AÖ- Filmin tanıtımında bir İsrailli babayla bir Filistinli babanın hikayesi vardı. İkisi de 13-14 yaşlarındaki kızlarını savaşta kaybetmişler. Yan yana konuşuyorlardı. Ağlamamak için kendimi zor tuttum.
YAB- Evet. Tokat gibi. Film kuvvetli bir film. Çok acıklı hikayeler var. Sanırım ağlatacak.
AÖ- Bir televizyoncu olarak nasıl çalıştığınızı merak ediyorum. Human için yaklaşık 60 ülkede çekim yaptınız. Burada sadece gökyüzü çekimleri yok. Dünyanın dört bir yanından binlerce röportaj var. Nasıl çalışıyorsunuz?
YAB- Gökyüzü çekimlerinin tümünü ben yapıyorum. Çeşitli ülkelerdeki röportajları 4 farklı ekiple çektik. Ayrıca 20 kişilik bir ekibim var. Kim nerede ne çekecek.. organizasyon ve produksiyonu yapıyorlar. Araştırmaları yerel yapımcılar yapıyor, ilginç hikayeleri onlar buldu.
Genç, filmin ruhunu, iddiasını anlayan, dünyayı değiştirmek isteyen insanlarla çalışıyoruz. Kendimize benzeyen insanlarla.. Aynı aileden gibiyiz. Pek fazla hiyerarşi yok.
AÖ- Human bir saatlik bir film ve kısa filmlerden oluşacak. Ve şimdiden 2500 saatlik görüntünüz var. Plansız mı çalışıyorsunuz?
YAB- Plansız çalışıyorum denemez. Ama maceraya atılmaktan hoşlanırım. Kafamda bir fikir oluşur ve yola çıkarım. Doğru, çok çekiyorum, sonradan şekilleniyor ve birleştiriyorum. Sürekli yeni bir şeyler ekleniyor. 2500 saat ve hala çekmek istediğim bir kaç yer daha var. Mesela yakında Madagaskar'a gideceğim.
AÖ- Rekor bir bütçeniz var. Sponsorunuz size bu film için 13 milyon Euro verdi. Çok şanslısınız.
YAB- Evet öyle. Büyük bir çalışma. Ben televizyonlardan sipariş alarak çalışmayı sevmiyorum. Farklı finansman modelleri geliştiriyorum. Böylece daha bağımsız hareket edebiliyorum, filmlerin hakları da bende kalıyor. Amacım filmlerimin mümkün olduğunca çok kişiye ulaşması. Human'ın bedava yayınlamasını hedefliyorum. Bunun üzerinde çalışıyorum. Home'u (Yuva) dünyada 600 milyon kişi izledi.
AÖ- Yakında CNN TÜRK'te Akdeniz belgeseli yayınlanacak. Nasıl bir çalışmaydı?
YAB- Çok zordu. Akdeniz'de 24 ülke var. Çok geniş, tarihi ve dokusuyla çok zengin bir coğrafya. Aynı zamanda Akdeniz çok zor bir bölge. Cezayir, Tunus, Mısır, İsrail, Lübnan'da çekim yaptık. Akdeniz'de sorunsuz ülke yok. Suriye'ye gidemedik, Türkiye'de gösteriler vardı.. Yunanistan sorun, İspanya'da %24 işsizlik.. Akdeniz'de nereye gitsen başka bir sorun var.
AÖ- Türkiye'de çekim yaptınız mı?
YAB- Yaptık, ancak havadan çekim yapmak, helikopter için izin almak çok zor oldu. İstediğimiz helikopterle çekim yapmamıza izin verilmedi. Ama yıllar önce Türkiye'de çok çekim yaptım. İstanbul, Roma kalıntıları, Antik kentleri, tarlaları, Kapadokya'yı çektim. İzin almak çok daha kolay olmuştu.
AÖ- bütün bu zorluklara, ülkelerdeki sorunlara rağmen 'Akdeniz', diğer bütün filmlerinizde olduğu gibi, anlatımı, görselliği ve müziğiyle estetik tarafı çok kuvvetli, çok güzel, adeta bir sanat filmi. Bunu nasıl başarıyorsunuz?
YAB- Her zaman şüpheyle çalışıyorum, hep sorguluyorum, mükemmelin peşinden gidiyorum. Filmlerimin çok güzel olması için çalışıyorum. Bu benim büyük takıntım.
Röportaj için teşekkür ettikten sonra birlikte fotoğraf çektirmek istiyorum. Çalışma arkadaşım Ozan Onat marifetli telefonuyla işe girişiyor. Yann anında talimatlar vermeye başlıyor:
- Flaşı açtın mı, biraz yaklaş.. olmadı.. Dur bir bakayım nasıl çıkmış? Olmamış.. karanlık. Bir daha çek!
Dağıtım ihalesi yapıldı, Tunceli'ye doğalgaz geliyor
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından, Tunceli il merkezinde doğalgaz dağıtımı için yapılan lisans ihalesinde en düşük teklifi, kilovatsaat başına sıfır kuruş ile Akmercan Turizm Taşımacılık İnşaat Güvenlik Sistemleri Temizlik Gıda San. Tic. Ltd. Şti verdi. İhalenin onay süreci tamamlandıktan sonra şirket, Tunceli'de gazın birim fiyatı dışında dağıtımından 8 yıl süreyle ücret almayacak.
EPDK Başkan Yardımcısı Mehmet Ertürk'ün ihale komisyonu başkanlığını yaptığı ihaleye 5 şirket teklif verdi. Söz konusu şirketlerin evrakının bulunduğu ilk zarfların açılmasının ardından Siirt Batman Doğalgaz Dağıtım AŞ ve Fernas İnşaat AŞ teşekkür mektuplarını sunarak, teklif vermeden ihaleden çekildi.
Daha sonra teklifleri ihale şartnamesine uygun bulunan 3 şirketin birim hizmet ve amortisman bedellerinin bulunduğu ikinci zarflar açıldı. İkinci zarfların açılmasının ardından 3 teklif sahibi Aksa Doğalgaz Dağıtım AŞ, Alöz Mühendislik Nak. İnş. Pet. Otom. San. ve Tic. Ltd. Şti. ve Akmercan Turizm Taşımacılık İnşaat Güvenlik Sistemleri Temizlik Gıda San. Tic. Ltd. Şti temsilcileri açık eksiltmeye davet edildi.
Açık eksiltmenin birinci turunda Aksa Doğalgaz Dağıtım AŞ temsilcisi teşekkür ederek ihaleden çekildi.
Açık eksiltmenin 47. turunda Alöz Mühendislik Nak. İnş. Pet. Otom. San. ve Tic. Ltd. Şti kilovatsaat başına 0,005, Akmercan Turizm Taşımacılık İnşaat Güvenlik Sistemleri Temizlik Gıda San. Tic. Ltd. Şti ise 0,000 kuruş birim hizmet amortisman bedeli verdi.
48. turda Alöz Mühendislik Nak. İnş. Pet. Otom. San. ve Tic. Ltd. Şti temsilcisi ihaleden çekildiklerini açıkladı. Böylece ihalede en düşük teklifi kilovatsaat başına sıfır kuruş ile Akmercan Turizm Taşımacılık İnşaat Güvenlik Sistemleri Temizlik Gıda San. Tic. Ltd. Şti verdi.
Alınan teklif 8 yıl boyunca geçerli olacak ve bu süre sonunda dağıtım bedeli EPDK tarafından belirlenecek tarifeyle yenilenecek.
Hrant Dink davasında çarpıcı iddia: Jandarmada yumruklu kavga çıktı
Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesine ilişkin kamu görevlilerinin yargılandığı davada çapraz sorgusu yapılan Mülkiye Başmüfettişi Şükrü Yıldız'ın iddiası dikkat çekti. Yıldız, Albay Ali Öz ve Binbaşı Metin Yıldız'a açılan davanın o dönem jandarmada yumruklu kavgaya neden olduğunu iddia etti.
İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya, tutuklu sanıklar eski İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek, eski emniyet amiri Ali Fuat Yılmazer ve başka suçlardan tutuklu sanıklar Mülkiye Başmüfettişleri Şükrü Yıldız ve Mehmet Ali Özkılınç ile tutuksuz sanıklar İstihbarat eski Daire Başkanı Sabri Uzun, İstanbul İstihbarat eski Şube Müdürü Ahmet İlhan Güler katıldı. Cinayetin azmettiricisi Yasin Hayal, C Şube Müdürlüğü görevlisi sanıklar Hamdi Egbatan, Özkan Mumcu ve Osman Gülbel de duruşmaya tutuldukları cezaevinden SEGBİS aracılığıyla görüntülü ve sesli olarak katıldı. Duruşmada cinayete ilişkin müfettiş raporunda Dink'in öldürüleceğine ilişkin haber notuna yer vermediği iddia edilen Yıldız'ın çapraz sorgusuna devam edildi.
Cumhuriyet'te yer alan habere göre, Yıldız'a Trabzon jandarma görevlileri ile ilgili hazırlanan raporda gereğinin savcılıkça yapılmasının belirtildiği anımsatılarak, İstanbul'la ilgili raporda neden böyle bir ifade olmadığını soruldu. Yıldız da iki raporun farklı raporlar olduğunu savunarak, "Jandarmada raporunda 2 tane de jandarma müfettişinin imzası var. Her cümle ve kelime üzerinde ayrılığa düştük. Yazdığım her cümle bozuldu. Jandarma raporu kaç defa yazıldı ve bozuldu bilmiyorum. Sadece benim görüşümü yansıtmıyor. Ben jandarmanın bu işe dahil olduğundan emindim. Ama onlar kesinlikle böyle düşünmüyorlardı. Jandarma evrak akışını kapatmıştı. Bu şartlar altında ortaya çıkmış bir rapordur" diye konuştu.
"Ali Öz söylemedi"
Yıldız'a bu raporda Trabzon Jandarma Komutanı Albay Ali Öz ve jandarma görevlisi Murat Akçay hakkında neden soruşturma izni istemediği de soruldu. Yıldız da "Yalnız hazırlamış olsaydım daha farklı bir yola gidebilirdim. Bir asgari müşterekte buluşmak zorundaydık. Ali Öz'ün bence sorumluluğu var ama asgari müşterekte buluşmak zorundaydık. Ama yine de başarıdır. Albaylarla çalışmadığınız için anlayabileceğinizi sanmıyorum. Bu hale getirdiğimize şükrettik" dedi. Hayal'in eniştesi olan Coşkun İğci'nin kod isimle bir astsubaydan bahsettiğini anımsatan Yıldız, "Komutan 'böyle bir komutan yok' diyor. Yüzleştirme yaptım bununla ilgili. O kadar zorlandım ki. Hepsini bir salonda topladım. İstihbarat görevlilerinin listesini çıkararak yoklama yaptım. Coşkun İğci gösterince ulaşabildik bu kişiye. Aşırı bir telaş gösterdiler ve Pelitli bölgesindeki anonslar yaparak 'Yabancılarla görüşmeyin. Önce bize gelin' dediler" ifadelerini kullandı. Yıldız, İğci'nin kendisine 'Yasin silah almak için bana para verdi. Ben de paraları jandarmaya verdim. Seri numaralarını alarak tutanak tuttular' dedi. Ama bu tutanağa da ulaşamadım. Jandarma arşivini inceleyemedik" dedi.
Yıldız, jandarma bünyesinde cinayetin ardından Ali Öz ve Metin Yıldız'ın yargılanmasının yumruklu kavgaya sebep olduğunu iddia ederek, "Kavganın ardından birileri albayın birileri de astsubayın arkasında durmuş" dedi.
Acil görevlendirme
Yıldız, Dink davası avukatlarından Hakan Bakırcıoğlu'nun "Dink cinayetiyle ilgili görevlendirilmenizde özel bir baskınız oldu mu" sorusuna "Acil bir görevlendirme oldu bu. Mehmet ali beyle çabucak hareket etmek durumundaydık hatta havalimanında buluştuk. Benden önce başka bir müfettişe teklif edilmiş. O da Ankara'da olmadığını söyleyince bana söylemişler" diye yanıt verdi.
İlk araştırma raporunda neden Celalettin Cerrah ve Ahmet İlhan Güler'e yönelik ön inceleme raporu düzenlediği sorusu yöneltilen Yıldız, bu raporun ilk raporları olduğunu aktararak, "Sadece İstanbul'la ilgili bir ön inceleme talep eden bir rapordur. Burada Dink'in hayatına yönelik somut bir tehlike söz konusudur. Somut önlemlerle korunması gerekir. Devletin de yükümlülüğüdür bu. Burada İstanbul İstihbarat Şube'den talep gerekir Koruma veya TEM Şube Müdürlüğü'ne. Burada yetki ve sorumluluk Ahmet İlhan Güler'dedir. Cerrah'ın da emniyet müdürü olması nedeniyle genel bir sorumluluğu var. Çabucak yargı merciine gelmesi için Cerrah ve Güler'i seçtim. Oraya geçtikten sonra ilaveler veya çıkarmalar yapılabilir" dedi.
Facebook, Workplace'i (daha önceki ismiyle 'Facebook at Work') kullanıma sunduğunu açıkladı.
Şimdiden dünya genelinde binden fazla organizasyon ve 100 binin üzerinde grup tarafından kullanılan Workplace ile ilgili bazı dikkat çekici bilgiler ise şu şekilde sıralanıyor:
• Hindistan, Norveç, ABD, Birleşik Krallık ve Fransa, Workplace'i en çok kullanan ilk 5 ülkeyi oluşturuyor.
• Workplace, Antarktika haricinde her kıtada kullanılıyor.
• Facebook, Workplace ile özellikle ofisleri olmayan ve masa başında çalışmayan insanlar için önemli bir boşluğu dolduruyor. Facebook Workplace'in mobil özelliği sayesinde perakende sektöründe çalışanlar, gemi mürettebatları ve baristalar gibi, daha önceden geleneksel iş yeri araçlarına erişimi olmayanlar da artık bu araçlara erişebiliyorlar.
Samsung: Artık Note 7 üretmiyoruz, Note 7'niz varsa kapatın
Facebook'un Workplace için yaptığı güncellemeler ise şöyle:
• Rekabetçi Fiyatlandırma modeli: Bu kapsamda şirketler kullanıcı başına, kullandıkları kadar ödeme yapabilecekler. Fiyatlandırma, bin adet aktif kullanıcı için aylık 2 USD, bin bir - on bin arası aktif kullanıcı için aylık 2 USD ve on bin üzerinde aktif kullanıcı için aylık 1 USD şeklinde olacak.
• Yeni Özellikler: Workplace artık Çoklu Şirket Grupları (Multi-company Groups), Live, Tepkiler, Otomatik Çeviri, Video ve gruplar için sesli arama gibi özellikler de barındırıyor. Çoklu Şirket Grupları sayesinde farklı organizasyonların elemanları birlikte çalışabiliyor.
Workplace, şirketlerin Haber Akış ı, Gruplar, Chat ve Canlı Video gibi tanıdık Facebook araçlarını kullanarak birlikte daha rahat çalışmalarını sağlıyor. Workplace'in mobil öncelikli tasarlanması sayesinde insanlar dünyanın dört bir yanındaki iş arkadaşlarıyla birlikte çalışabiliyor.
Almanya'da Berlin saldırısının ardından güvenlik önlemleri sertleştiriliyor. Bakanlar kurulu, videolu gözetleme sistemlerinin genişletilmesinin yanı sıra memurlara burka yasağını öngören yasa tasarılarını kabul etti.
Pazartesi akşamı Berlin'deki Noel panayırına düzenlenen ve 12 kişinin hayatını kaybettiği saldırı, Almanya'da güvenlik açığına yönelik tartışmaları alevlendirdi. Federal Bakanlar Kurulu, doğrudan saldırı nedeniyle olmasa da bu gibi durumların önüne geçmek için bir dizi yeni güvenlik önlemi içeren bir yasa paketini kabul etti.
Hükümet Sözcüsü Steffen Seibert'in yasa paketine ilişkin yaptığı açıklamaya göre İçişleri Bakanı Thomas de Maiziere'nin sunduğu tasarı, veri güvenliği yasasının, kameralı gözetleme sisteminde güvenlik hususlarının daha fazla dikkate alınacak biçimde değiştirilmesini öngörüyor. Seibert, videolu gözetleme sistemlerinin, olayın aydınlatılmasını kolaylaştırdığı için suçlular üzerinde caydırıcı olabileceğini de kaydetti.
Bakanlar Kurulu, çarşamba günkü oturumunda yeni güvenlik paketi ile birlikte kısmi burka yasağını öngören bir yasayı da kabul etti. Federal İçişleri Bakanlığı'ndan konuya ilişkin yapılan açıklamada yasa tasarısı, kamu personeli ve askerlere görev süresi içerisinde yüzlerini gizleme yasağı getiriyor. Böylece memur ve askerlerin burka ve peçe giymesinin önüne geçilmesi hedefleniyor.
Bakanlık açıklamasında sağlık ya da görev nedeniyle bazı istisnaların da mümkün olduğuna yer verildi. Ancak bunun yanı sıra yasanın genişletilmesinin mümkün olduğu da bildirildi. Açıklamada bir şahsın kimliğinin ispatlanması gerektiği durumlarda, söz konusu yasa ile o kişiye yüzünü gösterme zorunluluğu getirilebileceği de belirtildi.
Almanya Başbakanı Angela Merkel, aralık ayı başında yapılan parti kongresinde bazı alanlarda yüzün tamamen gizlenmesinin yasaklanabileceğini duyurmuştu.
Açılışın ardından gösterge endeks Stoxx Europe 600 yüzde 0,6 düşerek 359,47 puan, Londra'da FTSE-100 endeksi yüzde 0,4 değer kaybederek 7.080,79 puan oldu. Frankfurt'ta DAX endeksi yüzde 0,5 azalışla 11.415,07 puana, İtalya'da MIB 30 endeksi yüzde 0,3 azalarak 19.180,57 puana, Paris'te CAC 40 endeksi yüzde 0,5 değer kaybederek 4.824,70 puana, İspanya'da IBEX 35 endeksi yüzde 0,6 düşerek 9.289,70 puana geriledi.
Analistler bugün Avro Bölgesinde M3 para arzı ve ABD'de haftalık işsizlik başvuruları ve toptan eşya stokları verilerinin takip edileceğini belirterek, yılın son iki işlem gününde piyasalarda dalgalı bir seyirizlenebileceğini ifade etti.
Adıyaman'ın azılı suçlusu polisle kovalamaca sonunda yakalandı
Adıyaman'da 13 ayrı suçtan hakkında kesinleşmiş 3 yıl hapis cezası bulunan Tuncay Balcı, kovalamaca sırasında kullandığı aracın polis aracıyla çarpışması sonucu yakalanarak gözaltına alındı.
Kullandığı 02 AL 340 plakalı otomobille polisin "dur" ihtarına uymayan Balcı, hızla yoluna devam etti.
Polis ekipleri de Balcı'nın peşine düştü. Yaşanan kovalamaca sırasında Balcı'nın kullandığı araç ile polis aracı çarpıştı. Maddi hasarlı kaza sonrası Tuncay Balcı, polis ekiplerince yakalanarak gözaltına alındı.
Her iki araç, çekici yardımıyla otoparka götürüldü.
Birçoğumuz yalan söylerken psikolojik suçluluk yaşarız, bu yüzden de hata yapmaktan kaçınamayız.
Yalan söyleyeni nasıl farkederiz?
Söylediğimiz yalanları idare edebilecek gücümüz olmaması da bu hataların en büyük sebebi. Amy Cuddy'e göre bu hataları yakalamanın en iyi yolu, insanların söyledikleri ve yaptıklarının arasındaki farkları bulmak…
Çelişkili duygular, telaşlı bir yüz ifadesi ile eşleşen mutlu bir ses tonu bize karşımızdakinin yalan söylediğini kanıtlayabilir.
Maalesef insanlar yalan söyleyenleri fark etmekte büyük sorun yaşıyor. Bu durum, karşımızdaki insanın söylediklerinin içeriği ile yaptıkları arasındaki uyuma dikkat etmememizden kaynaklanıyor.
Youtube PewDiePie'ın 50 milyon abonesini kandırmasını tartışıyor
Youtube üzerinde en fazla takipçi sayısına ulaşan PewDiePie adlı kanalın sahibi olan ünlü Youtuber Felix Arvid Ulf Kjellberg 50 milyon aboneye ulaşmasının ardından kanalını sileceğini açıklamıştı. Yaklaşık 51 milyona ulaşan abone sayısının ardından Youtube üzerindeki başka bir kanalını silerek abonelerini kandıran ünlü Youtuber takipçilerinden eleştiriler aldı.
Youtube'un ana sayfada gösterdiği videoların algoritmasına karşı olduğu öne sürülen ünlü Youtuber'ın bu algoritmanın değiştirilmesi ve Youtube'a bir mesaj göndermek istediği için bu kararı aldığı ifade edilmişti.
Açıklamayı yaptığı esnada 48 milyonu aşkın takipçisi bulunan PewDiePie kısa süre içerisinde 50 milyon takipçiye ulaşınca konu ile ilgili video yayınlamak zorunda kaldı.
"Deleting my channel" (Kanalımı siliyorum) başlıklı bir video yayınlayan ünlü Youtuber'in bu açıklamayı tamamen reklam için yaptığı ortaya çıktı. Başka bir kanalı silerken videosunu çeken Youtuber takipçilerinin bir bölümünden kendilerini kandırdığı için eleştiriler alırken bazı takipçileri de ünlü Youtuber'a kendilerini bırakmadığı için teşekkür etti.
Youtube üzerinden milyonlar kazanıyor
50 milyonu aşkın aboneye sahip olan PewDiePie'ın 20 milyon izlenme rakamına ulaşan videoları bulunurken her gün ortalama 3 video yükleyen başarılı Youtuber'ın kanalını silmek istediğini açıklaması yabancı haber sitelerinin tamamında yer almıştı. Günlük kazancı ile bazı iş adamlarını bile geride bırakan Youtube fenomeni kanalını silmek üzere hazırladığı videoda üzgün bir halini videonun başlangıcına koyarak takipçilerinin dikkatini çekti ancak kendi kanalı yerine başka bir kanalı silerek takipçilerini kandırdı.
Yıllık 5 milyon dolara yakın para kazandığı öne sürülen PewDiePie kanalının sahibi Felix Arvid Ulf Kjellberg 9 Aralık 2016 tarihinde 50 milyon abone rakamını aşarak Youtube üzerinde bu rakama ulaşan ilk kişi olmayı başardı.
Youtube kullanıcıları ise ünlü fenomenin Youtube videolarının altına yaptığı yorumlarda PewDiePie'nin bu hareketiyle medya ile dalga geçebildiğini ifade ederek "Bu yüzden büyük bir Youtuber" ifadelerini kullandı.
Youtube Facebook ve Twitter'ı solladı
Dünyanın en çok tıklanan internet sitelerinin verilerinin yer aldığı Alexa değerlerine göre Youtube, bir süre önce ikinci sıraya yükseldi.
Youtube üzerinden para kazanan sosyal medya kullanıcılarının Facebook ve Twitter'a ayırdıkları zamanın bir bölümünü kendi bünyesine çeken Youtube kullanıcılarına para kazandırmasıyla birlikte popülerliğini arttırdı.
Facebook, internet siteleri sıralamasında Youtube'un gerisinde kalmasının ardından canlı yayın yapan kullanıcılarına ücret kazandırma politikasını devreye soktu. Younow, Youtube, Periscope gibi uygulamalardan sonra kendi bünyesinde yayın yapan kullanıcılara para kazandırma olanağı sunmaya hazırlanan Facebook bu sayede Youtube'a kaptırdığı sıralamasını geri almayı planlıyor.
Youtube'da video yayınlayarak Google reklamları üzerinden para kazanan Youtuber'lar özel şirketler ve şarkıcılardan aldıkları ücretlerle sosyal medyanın oluşturduğu meslek grubunun içerisine dahil oldular.
Dünyanın en çok tıklanan internet sitelerinin verilerinin yer aldığı Alexa adlı internet sitesinin verilerine göre Youtube, Google'den sonra dünyanın en tıklanan ikinci sitesi konumunda. Youtuber'lık mesleğinin gelişmesinin ardından zamanlarının büyük bir bölümüne Youtube'da harcayan sosyal medya kullanıcıları Facebook ve Twitter gibi uygulamalardan da uzaklaşmış oluyor.
10 aylık dönem öncesinde Facebook ikinci sırada yer alırken, video yükleyen Youtuber'ların ve kullanıcıların Youtube'da geçirdikleri zamanın artmasıyla birlikte video yükleme-izleme özelliğini bünyesinde bulunduran Youtube ikinci sıraya yükselmeyi başardı.
Kendi tasarladığı kıyafetlerle moda severlerin karşısına çıkmaya hazırlanan ünlü model Çağla Şıkel, 2017'nin renklerini anlattığı sırada söylediği sözlerle 'depresyonda mı' sorusunu akıllara getirdi.
Eskiden neon renkler giyerdim, şimdi üzerimde düşününce bir tuhaf duruyor' diyen Şıkel, Renkli Sayfalar kameralarına konuştu:
"Dönme şansım olsa yine şuanda kalmak isterim. Geriye dönmek istemem. 40'lı 50'li yaşlarda güzel tabii ama bu sefer sağlık sorunları ortaya çıkıyor. Şuan böyle güzel, dinç , çocuklarına yetişebilen, her şeye koşturabilen bir kadın olarak bu durumu kaybedecek olmak beni ürkütüyor. Ölümden korkmuyorum, yanlış anlaşılmasın. Bana bir şey olmayacak, geride kalanlara olacak sonuçta... Bu durum aşırı tutkulu bir hayat yaşıyor olmamdan da kaynaklanıyor olabilir. Her şeyi çok severek, çok aşkla yapıyorum. Bitmesin isterdim."
Çağla Şıkel: "İlham kaynağım hayatın kendisi!"
Başarılı bir kariyeri olan, stil sahibi bir anne! Çağla Şıkel'i aslında hepimiz tabii ki gayet iyi biliyoruz. Ancak gerçekten tanıdıktan sonra, yani enerjisiyle karşı karşıya geldiğiniz zaman, neden bu kadar sevildiğini daha iyi anlıyor insan. Bu enerjinin kaynağı, kendisinin de söylediği gibi hayata pozitif bakması aslında. Enerjisiyle devleşen bir kadın o. Dolayısıyla zarafeti ve şıklığı da bu enerjinin gücünü gösterir nitelikte! (Elele)
Moda diye stilimin dışına çıkan parçaları giymeyi sevmiyorum!
Yoğun bir dönemdesiniz. Televizyon programı, çocuklar, çekimler… Hiç nefes alacak vaktiniz oluyor mu?
Haftanın üç günü 'Kız Tarafı Erkek Tarafı' çekimleri var. Onun dışında defileler, çekimler oluyor. Gerçekten yoğun bir dönem… Ama işlerim bittiği gibi çocuklarımla plan yapıyorum. Onlarla geçirdiğim her an benim için çok önemli; onların büyümesini kaçırmak istemiyorum. Kalan vaktimde de spor yapıyorum. Tüm bunları severek ve aşkla yapıyorum dolayısıyla yorgunluk hissetmiyorum.
Sıradan bir gün sizin için nasıl başlar? Nasıl ilerler?
Haftanın hemen her günü erken saatlerde uyanıyorum. Eğer çekimim yoksa sağlıklı bir kahvaltı ile güne başlıyorum. Gün içinde keyif aldığım şeyleri yapmayı tercih ediyorum. Mesela çizim yapıyorum… Asla aksatmamaya çalıştığım günlük sporumu da düzenli olarak yapıyorum. Bakım zamanım gelmişse Ayşegül Saltat ve Altuğ'a ve kuaförüm Cemil İrez'e uğruyorum. Çocuklar okuldan çıkana kadar kendi işlerimi bitiriyorum. Sonrasında tüm günümü çocuklarıma ayırıyorum. Onlarla geçirdiğim zaman en kıymetli zamanlarım. Genelde geç yatmıyorum, oğullarımla aynı saatte yatıp uyuyorum.
Stilinizi nasıl tanımlıyorsunuz?
Moduma göre değişiyor. Genelde sade parçalarla iddialı kombinler yarattığım bir tarzım var. Biraz rock biraz western havaları esiyor bu aralar bende…
Sizin sözlüğünüzde modanın anlamı nedir?
Belki klasik olacak ama bence moda, insanın kendine yakışanı giymesidir. Moda diye her şeyi birebir kopyalayıp tarzınızla örtüşmeyen giysi ve aksesuarları giyerek taklit etmek moda anlayışına ters düşen bir şey. Ben de modayı yakından takip eden biri olarak, yeni sezon trendlerini, hangi renklerin daha çok tercih edildiğini elimden geldiğince takip ediyorum. Fakat moda diye stilimin dışına çıkan parçaları giymeyi sevmiyorum.
Siz de bir koleksiyon hazırladınız. Nelerden ilham aldınız?
Ben senelerdir kendi kendime bir şeyler çizer, ufak tefek tasarımlar yapardım zaten. Bunun bir koleksiyona dönüşmesi çok da sürpriz olmadı benim için. Çizim yapmak bir terapi gibi, iyi geliyor bana. İlham kaynağım da hayatın kendisi aslında. Gördüklerim, giydiklerim hatta sevdiklerim… O an ne hissediyorsam kağıda onu yansıtıyorum. Koleksiyonum da yaşayan bir koleksiyon oldu. Sanırım sevilmesinin sebeplerinden biri de bu.
Nasıl bir süreç oldu sizin için tasarım aşaması?
Keyifli bir süreçti. Kadın silüetleri uzun zamandır yaptığım çizimlerdi… Çağla X Milla by Trendyol ile yaptığımız ilk koleksiyonda da bu sebeple kadın silüetleri öne çıkıyor. Her birinin içini de ince, zarif, geometrik desenlerle süsledim. Sonrasında aldığımız yorumlar da beni çok mutlu etti. İnsanlar benim bu yönümü bilmedikleri için şaşırdılar ancak tahminimizin üzerinde beğenildi ve ilgi gördü. Bu nedenle yeni projelerimiz hızla devam ediyor. Çok yakında yeni sürprizlerimiz de olacak.
Çağla Şıkel'in tasarımları özellikle kime hitap ediyor?
Tasarımlarımdaki her bir parçayı güçlü, kendine güvenen, iddialı ve dişiliğinin farkında olan kadınlar için tasarladım. Bu yüzden tamamen bu tasarım anlayışını benimseyen, kendine güvenen her kadın koleksiyonumdaki kıyafetleri rahatlıkla taşıyabilir.
Tamamen tasarıma yönelmeyi düşünüyor musunuz?
Bu konu hakkında kesin bir şey söyleyemem, zaman gösterecek. Ancak şundan eminim ki tasarım hayatım boyunca gelişerek ve büyüyerek devam edecek bir şey benim için.
Zamansız… Ne zaman nereden alışveriş yapacağım belli olmuyor.
Alışveriş yaparken kendinizi kontrol edebiliyor musunuz?
Evet. Alışveriş yaparken kontrolcüyüm. Giymeyeceğim hiçbir şeyi satın almam mesela. Boşa para harcamaktan hoşlanmam.
Mutlaka her sezon uğramadan geçmediğiniz markalar var mı?
Marka takıntım yok açıkçası. Hoşuma giden parçalar buldukça alıp giyiyorum.
En sık hangi markadan alışveriş yaparsınız?
Bir insanı 'şık' diye tanımlayabilmeniz için nasıl bir görünüşünün olması lazım?
Başta kendine güvenen bir duruş çok önemli. Ne giyerseniz giyin, taşıyamadığınız sürece asla şık olamazsınız. Ve tabii ki vücudunuzu iyi tanıyor olmanız da bu işin birincil şartı. Vücudunuzdaki kusurları bilmek ve ona uygun giyinmek sizi gecenin en şık kadını yapabilir. Tarzınızdan ödün vermemeli ve sadece moda diye kendinize yakışmayan parçaları asla giymemelisiniz.
Önemli olan stil mi yoksa moda mı?
Kendimi bildim bileli her zaman modayla ilgili ve iç içeyim; yenilikleri, yaklaşımları yakından takip ederim. Tarz olarak beğendiğim, kendi stilime, karakterime, yaşam tarzıma uygun markaları yakın markaja alırım. Bu yüzden moda dendiği zaman tek yönlü bir takipten söz etmenin çok doğru bir yaklaşım olduğunu düşünmüyorum.
Güzel bulduğum tarzlar var tabii ama genel olarak giyinmeye cesaretimiz yok bence. Ruhumuzu, kısacası bizi yansıtan parçalardan, 'Acaba giysem rahatsız olur muyum?' diyerek vazgeçiyoruz. Seçimlerimizde çoğunlukla özgür değiliz.
Bugüne kadar defilelerinde yürüdüğünüz tasarımcılar içinde çok beğendikleriniz hangileri?
Cengiz Abazoğlu; defilelerinde yürümekten büyük keyif aldığım ve çok sevdiğim bir modacı. Türk tasarımcılara hayranım. Yurt dışına bakma gereği hissettirmeyecek kadar güzel işler yapıyorlar. Raisa&Vanessa, Zeynep Erdoğan ve Selma Çilek de favorilerim arasında.
Böyle bir sınırlama koymak çok yanlış olabilir. İçinde rahat ettiğiniz her parçayı rahatlıkla giyebilirsiniz. Sadece dikkat etmeniz gereken vücut ölçülerinize ve vücut yapınıza uygun giyinmek. Proporsiyonunuza uymayan hiçbir şeyi asla giymeyin!
Kapri pantolonları sanırım.
Her kadının dolabında olması gereken, hayat kurtaran parça nedir?
Kesinlikle bir jean pantolon ve sade bir tişört! Bunun dışında her kadının dolabında mutlaka siyah bir elbise olmalı. Siyah elbiseler bir kadının kurtarıcı parçası diyebilirim. Ansızın bir davet olduğunda siyah elbise ile hemen hazırlanabilirsiniz.
Formunuzun sırrı ne? Hep inceliğinizi korudunuz…
Çok özel bir sırrım yok aslında. Düzenli bir yaşam tarzım var. Beslenme şeklime dikkat ediyorum, gün içinde öğün atlamamaya çalışıyorum. Tabii genetik olarak şanslı olduğumu da inkar edemem, metabolizmam hızlı çalışıyor. Onun dışında kahvaltıdan sonra mutlaka belli bir süre spor yapıyorum. Hayatımda sporun çok önemli bir yeri var. Sporu aksatmamaya çok özen gösteriyorum. Bol bol su içiyorum. Zaten düzenli beslenme ve sporla formunuzu korumanız mümkün.
Hiç tatlı yemiyor musunuz?
Tatlı yemek alışık olduğum bir şey değil; şeker kullanmadığım için tatlılar bana çok ağır geliyor.
Yemek düzeniniz nasıl? 'Fiziğim için asla tüketmem' dediğiniz yiyecekler var mı?
Dengesini kurduğum sürece her şeyi yerim. Kızartma ya da hamur işi zaten pek sevmiyorum ama sevseydim de asla yemem demezdim. Önemli olan vücudunu tanıyarak yediklerinin dengesini kurabilmek diye düşünüyorum.
Küçük ama pırıltılı kolye ve yüzükler favorilerim. Aksesuar kullanmayı çok seviyorum. Çoğu zaman o gün hissettiğim ruh haline göre kullanacağım takılarımı seçiyorum.
Sizce lüks nedir?
Nuxe cilt nemlendiricim, Benefit allığım ve Nuxe dudak kremim vazgeçilmezlerim.
Hayatınızın merkezinde ne var?
Hayata hayalperest mi yaklaşırsınız yoksa realist mi bakarsınız?
Hayal kurmaktan hiçbir zaman vazgeçmem ama gerçekleri de asla göz ardı etmem.
Sizce hayattaki rolünüz ne?
Başarılı ve güçlü bir anne olmak.
Sevmediğiniz huylarınız var mı?
Aşk hayatınızın neresinde?
Tam ortasında! Çocuklarımla büyük bir aşk yaşıyorum mesela…
Rahatlamak için ne yaparsınız?
Gözünüz açıkken rüya görmek; artırılmış gerçeklik
Birkaç hafta önce, ülkemiz bir felaketin eşiğinden dönmeden önce pek çok kişinin gündemi Pokemon Go'ydu. Aslında dünyanın pek çok bölgesinde hala da öyle.
Milyonları akıllı telefonlarıyla sokağa döken bu çılgın oyun, pek çoğumuzu yeni de bir teknolojiyle tanıştırdı. Artırılmış Gerçeklik (Augmented Reality).
Artırılmış gerçeklik teknolojisi basit anlatımla gerçek dünyada sanal içerik anlamına geliyor. Yani cep telefonumuz, giyilebilir teknolojilerimiz, gözlüğümüz aracılığıyla çevremizdeki fiziksel gerçeklikle dijital dünyayı entegre edebiliyoruz.
Temelde sanal gerçeklikten farkı, bulunduğunuz ortamın dijital değil, gerçek dünya olması.
Aslında bu teknoloji bir süredir hayatımızın içinde. Özellikle teknoloji meraklıları QR kodlarla gazete ve dergilerdeki içeriği dijital dünyaya taşıyıp görsellerini görme, videolarını izleme şansını buluyorlar. Ya da mesela Blippar gibi aplikasyonlar aracılığıyla etrafınızdaki objeleri tarayıp, özellikleri hakkında bilgi alma sahibi olabiliyorsunuz.
Bugünse Pokemon Go oyunuyla dijital karakterler günlük hayatımıza entegre olabiliyor.
"Artırılmış Gerçeklik" bir süredir "Sanal Gerçekliğin" gölgesinde kalmış durumda. Hatta bu teknolojinin geleceğinin parlak olmadığını düşünenler bile var. Bense tam tersine, gündelik yaşamımızda pek çok kullanım alanı bulabileceğini düşünenlerdenim.
Aşağıda Keiichi Matsuda tarafından yaratılan hayali bir gelecek videosunda bu teknolojinin günlük hayatımızda nasıl kullanılabileceğini görebilirsiniz. İlk bakışta biraz ürkütücü olduğunu söyleyebilirim. Ancak detaylara bakarsanız, bu yoğunlukta olmayan bir kullanımın faydalı olabileceğini söylemek mümkün olabilir.
Microsoft firması da, Hololens Gözlük projesiyle son iki yıldır teknoloji severlerin hayallerini süslüyor. Henüz ürün piyasaya çıkmadı ama Developer Kit'leriyle ürünü geliştirmek için çalışan pek çok kullanıcı mevcut.
Bense bu yazıda sizleri bu teknolojiye yatırım yapan başka bir firmayla tanıştırmak istiyorum;
Nedir Magic Leap?
Magic Leap, teknoloji meraklılarının tabi ki adını duymuş olduğu, ama onun haricinde şu anlık pek de bilinmeyen gizemli bir Artırılmış Gerçeklik firması.
Magic Leap'in üzerinde çalıştığı projenin amacı da, tıpkı Microsoft'un Hololens'i gibi gözlük aracılığıyla gerçek dünyayla sanal dünyayı harmanlamak. Ancak Hololens'in oldukça göz önünde olduğu, hatta belki gözlüğü piyasaya sürmeye yakın olduğu bu dönemde Magic Leap'ın adını pek de duymuyoruz. Peki neden?
Magic Leap Amerikalı girişimci Rony Abovitz tarafından Güney Florida'da kurulan bir şirket. Belki pek çok teknoloji şirketi gibi Silikon Vadisi'nde olmayışı onun gizemli duruşunun bir sebebi. Ama daha çok Rony Abovitz'in tercihi gibi.
Abovitz üzerine çalıştıkları teknolojiyi "çalışma, iletişim kurma ve oyun oynama şeklimizi kökünden değiştirecek" diye tanımlıyor.
Aşağıda yer alan "A new morning" (Yeni bir sabah) videosunda Magc Leap'ın günlük hayatımıza nasıl entegre olabileceğini görebilirsiniz. Aslında tıpkı bilgisayarlarımız, cep telefonlarımız gibi mesajlaşmak, internete girmek, alışveriş yapmak, oyun oynamak mümkün. Ancak bu sefer her şey gerçek bulunduğumuz mekânda ve gözümüzün önünde gerçekleşiyor.
Ofisinizde çalışırken bir anda robotlarla savaşmaya ne dersiniz?
Bugüne kadar Google, Alibaba, Qualcomm gibi firmalardan çok büyük yatırımlar alan Magic Leap çalıştığı teknoloji üzerine çok iddialı olsa da, acele etmiyor. Oldukça zor bir teknoloji ve mükemmelleşmesi zaman alacak gibi gözüküyor.
Hatta paylaşılan videolarda ürünün oluşturduğu görselleri görsek de, ürünün kendisini hiçbir şekilde göremiyoruz. Bu da işin gizemini daha da arttırıyor. Magic Leap de ürünün piyasaya çıkacağı tarih konusunda henüz bir açıklama yapmıyor
Bu arada Magic Leap Haziran ayı içinde ses getirecek yeni bir ortaklığa gitti. Star Wars serisinin yaratıcısı Lucas Film'le bir araya gelen firma San Francisco'da "Collab Lab." adı altında bir araştırma laboratuvarı kurdu. Hatta bu birlikteliğin ilk örneği olarak da aşağıdaki videoyu yayınladılar. Bu kısa videoda Star Wars'un ünlü robotları R2-D2 ve C3PO'yu tıpkı filmdeki hologramlar gibi, gerçek bir odanın içinde dolaşırken görebilirsiniz.
Artırılmış gerçeklik üzerine çalışan şirketin mühendislerinden birisi yaptıkları işi tanımlarken şöyle diyor; "Bu gözünüz açıkken rüya görmek gibi bir şey."
Magic Leap internet sitesinde kendini tanıttığı yazıyı ise şöyle noktalıyor;
"Üzerine çalıştığımız teknoloji konusunda çok heyecanlıyız. Biz sizin için en iyisini yapmaya çalışırken, siz de bizimle temasta olun. Ve unutmayın, sihir hemen kapının ardında."
Akademisyen Meral Camcı tutuklandı
"Barış için Akademisyenler İnisiyatifi" tarafından hazırlanan "Bu suça ortak olmayacağız" bildirisine imza attığı gerekçesiyle hakkında yakalama kararı bulunan Yrd. Doç. Dr. Meral Camcı, savcılık sorgusunun ardından, "Terör örgütü propagandası yapmak" suçundan tutuklanması talebiyle nöbetçi mahkemeye sevk edildi. Camcı sevk edildiği nöbetçi mahkeme tarafından tutuklandı.
"Bu suça ortak olmayacağız" bildirisine imza attığı ve bildiriye destek açıklaması yaptığı gerekçesiyle hakkında yakalama kararı çıkarılan Yrd. Doç. Dr. Meral Camcı, "Terör örgütü propagandası yapmak" suçundan çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Mahkemenin gerekçesinde, "Şüphelinin gerek savcılık gerek mahkeme savunmasında bildirinin arkasında olduğunu söylediği, böylece ısrarlı şekilde suç işleme kastını ortaya koyduğu" belirtildi.
Nöbetçi İstanbul 3. Sulh Ceza Hakimliği'nce sorgulanan Yrd. Doç. Dr. Meral Camcı, ifadesinde, "Benim için her iki metnin de tek amacı, barış sürecinin tesisinin ivedilikle sağlanmasıdır. Vatandaş ve akademisyen olarak, bana düşen söz söyleme görevini ve sözümün arkasında durma ve takip görevini yapacağımı söylerim. Bu bir suç değildir. Eleştirileri dile getirmek suç değildir. İfade özgürlüğümü kullandığımı düşünüyorum" diyerek, suçlamayı reddetti.
Adresinin ve yaptığı işin belli olduğunu ifade eden Meral Camcı, "Üniversitedeki hak ihlali mağdurlarından biri olarak 2 aydır işim yoktur. Tutuklu yargılanmam için bir neden olmadığını düşünüyorum. Ne zaman çağırırsanız geleceğim, bugün de geldim" diye konuştu.
Hakim İslam Çiçek tarafından verilen tutuklama kararında, "PKK/KCK Terör Örgütü Yürütme Konseyi Eş Başkanı Bese Hozat'ın örgüt güdümündeki medya aracılığıyla 22 Aralık 2015'te şüphelilere talimat mahiyetinde "Aydın ve demokratik çevreler özyönetimlere sahip çıksın" şeklinde açıklama yaptığı, 11 Ocak 2016'da şüphelinin de içinde bulunduğu 1.128 akademisyen tarafından "Bu suça ortak olmayacağız" şeklinde destek bildirisi yayınlandığı, yayınlanan bildiri içeriğinden de sözde barış bildirisinin PKK/KCK Terör Örgütü'nün alenen propagandası mahiyetinde olduğu" anlatıldı.
Kararda, bildiriye imza atan şüphelilerin ifadelerinin alınmaya başladığı süreçte, Meral Camcı'nın daha önce tutuklanan akademisyenler Esra Mungan, Kıvanç Ersoy ve Muzaffer Kaya ile 10 Mart'ta "Bildirimizin arkasındayız" şeklinde basın açıklaması yaptıkları belirtildi. Kararda, "Şüphelinin gerek savcılık gerek mahkeme savunmasında da bildirinin arkasında olduğunu söylediği, böylece ısrarlı şekilde suç işleme kastını ortaya koyduğu" ifade edildi.
Diğer 3 akademisyenin tutuklandığı ve haklarında 7,5 yıla kadar hapis cezası istemiyle ceza davası açıldığı hatırlatılan kararda, şüphelinin her zaman kaçma veya saklanma ihtimalinin bulunduğu hususları dikkate alınarak, "Terör örgütü propagandası yapmak" suçundan tutuklanmasına karar verildi.
Hakkındaki tutuklama kararının ardından sağlık kontrolünden geçirilen Yrd. Doç. Dr. Meral Camcı, polis ekibi eşliğinde saat 21.30 sıralarında cezaevine giriş yaptı.
Ahmet Hakan bugün Hürriyet gazetesindeki köşesinde doların nasıl düşeceğini yazdı, hangi durumlarda düşmeyeceğini anlattı. 10'ar maddede sıraladı.
BİR: İtimat telkin ederek düşer
­ BEŞ: Yapısal reformlara girişilerek düşer
­ ALTI: Avrupa Birliği normlarına dönerek düşer.
YEDİ: Parlak beyinlerin göçünü önleyerek, AR­GE'ye önem vererek düşer.
SEKİZ: Olağanüstü halden olağana geçerek düşer
ON: Katma değeri yüksek bir üretime hız vererek düşer.
Uber'ün trafik kuralı dinlemeyen sürücüsüz araçları Kaliforniya'dan kovuldu
Uber'in sürücüsüz aracı trafik kurallarını ihlal ederken görüntülendi
Uber'in sürücüsüz araçlarından birinin geçen hafta San Francisco'da kırmızı ışıkta geçmesinin ardından Kaliforniya eyaleti Motorlu Araçlar Dairesi (DMV), Uber'in sürücüsüz araçlarının halka açık trafik alanlarından kaldırılmasını talep etmiş ve şirketin "sürücüsüz araç testi izni" alması gerektiğini bildirmişti. Buna karşın Uber, karara uymayacağını açıklamıştı.
Kaliforniya eyaleti DMV tarafından Uber'in eyalet genelinde sürücüsüz araç teknolojisine sahip taşıtların ruhsatları iptal edildi. DMV, şirketin toplam 16 otomobilinin "sürücüsüz araç testi izni" alınması durumunda trafiğe çıkabileceğini belirtti.  Bunun üzerine Uber, sürücüsüz otomobillerini,  sürücüsüz teknolojiyle idare edilen bir kamyonla Arizona eyaletine götürdüğünü duyurdu.
Uber'den yapılan açıklamada, şirketin sürücüsüz araçlarının gelecek haftalarda Arizona'da denenmeye devam edileceği bilgisi paylaşılarak, Arizona Eyaleti Valisi Doug Ducey'nin desteğini bekledikleri kaydedildi.
Ducey, 2015 yılında imzaladığı bir başkanlık emrinde, Arizona kurumlarının eyalet genelinde sürücüsüz araçların faaliyetlerini desteklemesi gereken adımları kolaylaştırmıştı.
Ağustos ayında sürücüsüz kamyon teknolojisi alanında araştırma yapan Otto adlı şirketi satın alan Uber, ABD'nin farklı kentlerinde test sürüşü yapacağını ilan etmişti. Şirket, eylül ayından bu yana ABD'nin Pittsburgh şehrinde sürücüsüz araç testleri yapıyordu.
Ayrıca, ağustos ayında İsveçli otomotiv devi Volvo ile sürücüsüz araç alanında 300 milyon dolar değerinde bir anlaşma yapan Uber, bu yıl bitmeden Volvo'nun XC90s model SUV aracından 100 adet almayı ve bunları sürücüsüz araçlarında kullanmayı planlıyor.
8. Hangi İnsan Hakları? Film Festivali
10 Aralık Dünya İnsan Hakları gününe denk gelen ve 10-14 Aralık tarihlerinde beş gün boyunca dünyadan hak mücadelelerine dair hikayeleri buluşturacak olan 8. Hangi İnsan Hakları? Film Festivali bu sene temel haklara dikkat çekiyor.
Bu sene 10-14 Aralık'ta 8'inci kez gerçekleşen Hangi İnsan Hakları? Film Festivali ana temasını 'temel insan hakları'na ayırdı.
Documentarist ekibinin düzenlediği festivalde, hak temelli mücadelelere ve ihlallere dair Türkiye'den ve dünyadan onlarca film gösterilecek ve sivil toplum örgütlerinin katılımıyla bir çok yan etkinlik gerçekleşecek.
8. Hangi İnsan Hakları? Film Festivali 9 Aralık akşamı, Emek Sineması'nın yıkımına karşı yürütülen mücadelenin anlatıldığı "Özgürleşen Seyirci: Emek Sineması Mücadelesi" belgeselinin Türkiye galasıyla açılacak.
Şişli Belediyesi'nin işbirliğiyle gerçekleşen ve herkese açık olan açılış gösterimi saat 20:00'de Cemil Candaş Kent Kültür Merkezi'nde yapılacak.
Festival programı
Festival programında yer alan filmler arasında, 10 Ekim 2015 tarihinde Ankara'da gerçekleşen katliamın kurbanlarını yakınlarının gözünden anlatan filmlerden 22 yıldır cezaevinde adalet bekleyen bir şairin dünyasını bize açan "Gönderen: İlhan Sami Çolak"a, Documentarist 2016'nda Yeni Yetenek Ödülü kazanan "Hatırlıyorum"dan Mali'de İslami cihatçılara direnen müzisyenleri konu alan "Önce Bizi Öldürmeleri Gerekecek"e kadar çeşitli konulara yayılan bir dizi film yer alıyor.
Programdaki önemli filmlerden biri de, Honduraslı ekoloji aktivisti Berta Caseres'in bu sene başında katledilmesinin perde arkasını aralamaya çalışan "Berta Yaşıyor" (Berta Vive) adlı belgesel.
Maden filmine özel gösterim
Geçtiğimiz aylarda kaybettiğimiz Tarık Akan'ın anısına Yavuz Özkan'ın yönettiği "Maden" filminin özel bir gösterimin yapılacağı festivalde, ayrıca beş yönetmen tarafından ortaklaşa gerçekleştirilen, insan hakları temalı beş kısa öykünün anlatıldığı "Kıyıdakiler" ile İsviçre'de yaşayan Esen Işık'ın İstanbul'da dışlanmışların hikâyelerini birleştirdiği ilk filmi "Köpek" de programda yer alan filmler arasında.
Geçmiş yıllarda kadın, çocuk, cezaevi, yaşam hakkı, direniş, işçiler ve mülteciler gibi temalara özel bölüm ayıran Hangi İnsan Hakları? Film Festivali, bu sene ayrım gözetmeden bütün temel haklara dikkat çekmeye çalışacak ve Türkiye'nin yanısıra Pakistan'dan Ekvator'a, Finlandiya'dan Kolombiya'ya, Fas'tan Peru'ya dünyanın dört bir yanından hikâyeleri seyirciyle buluşturacak.
Beş gün sürecek gösterim ve yan etkinlikler boyunca, temel haklarımızı bir kez daha hatırlatacak. SALT Galata, Aynalı Geçit ve Cezayir Salonu'ndaki gösterim ve etkinliklerin tamamı ücretsiz izlenebilir.
Kjaer ilk olarak silahlı saldırıyı sormuş
Fenerbahçe'nin Lille'den transfer ettiği Danimarkalı defans oyuncusu Simon Kjaer, Topuk Yaylası'nda açıklamalarda bulundu. Kjaer, silahlı saldırı olayının tekrar yaşanmayacağı konusunda emin olduğunu ve Türkiye'ye gelirken bir tereddüt yaşamadığını belirtirken, Fenerbahçe-Galatasaray derbisi için de "Roma-Lazio'dan büyük mü, bunu sahada göreceğiz." dedi.
Fenerbahçe'nin defans hattına Lille'den transfer ettiği Simon Kjaer, Topuk Yaylası'nda açıklamalarda bulundu.
İşte Kjaer'in açıklamaları:
Bugüne kadar gördüğüm en iyi tesisler burada... İhtiyacımız olan her şey var. Benim için yoğun bir antrenman dönemi oluyor ama her şey çok güzel geçiyor.
Bruno Alves gördüğüm en iyi ve en güçlü defans oyuncularından... Ancak kimin oynayacağına hoca karar verecek, belki onunla yanyana oynayacağız belki de diğer arkadaşlarımız forma giyecek.
Buraya gelmeden önce Fenerbahçe'nin büyük bir kulüp olduğunu biliyordum. Buraya gelince de gözlemler yapmak istedim. Ailem de buraya gelmek istedi. İstanbul'a daha önce gelmemiştik. Bu yüzden bu maceraya atılmak istedik. Bunu bana eşim söyledi. "Bu maceraya girelim" dedi. Bunu eşimin söylemesi bizim için çok önemliydi.
Geçen sezon Fenerbahçe'ye yapılan saldırı da bizim için şüpheler oluşturdu. Kulübe ilk geldiğimde bunu konuştuk. Ama beni ikna ettiler ve bir daha böyle bir olayın yaşanmayacağını söylediler. Benim şu anda hiçbir şüphem yok. Zaten bu yüzden buradayım ama bu olay Türkiye'nin imajı açısından çok kötü oldu. Umarım daha iyi güvenlik önlemleri alınır ve bunun gibi olaylar bir daha yaşanmaz.
Büyük bir sorumluluk hissediyorum. Bu da çok normal. Çünkü hocamızın ve sportif direktörümüzün benden beklediklerinin farkındayım. Fransa, Almanya ve İtalya'da güzel sezonlar geçirdim. Burada da bazı şeyler kolay olmayacak.
Galatasaray maçı Türkiye'deki en büyük derbi olacak. O maçı sabırsızlkla bekliyorum. Ama şunu da merak ediyorum ve Lazio-Roma derbisinden daha mı büyük diye soruyorum kendi kendime. Bunu da günü geldiğinde göreceğim. İlk derbime çıkmayı da sabırsızkla bekliyorum.
Buraya gelmemdeki en büyük sebeplerden biri de Şampiyonlar Ligi'nde oynayabilme ihtimaliydi. Zor olacak ama bunu başarmak istiyoruz. Ben burada başarı için varım. Aksi yönde bir şey düşünmüyoruz. Sadece lig şampiyonluğu ve Şampiyonlar Ligi'ni düşünüyoruz.
Türkiye Ligi'yle ilgili duyduğum tek şey sert bir lig olduğu... Yüksek kalite olduğu söylendi. Üst düzey maçların oynandığı söylendi. Ben de bu maçları sabırsızlıkla bekliyorum. Benim için iyi bir tecrübe olacak.
Hayatımda sakin bir kişiliğe sahibim. Özel hayatımla öne çıkmayı sevmiyorum. Ben kendimle ilgili çok şey söylemeyi de sevmiyorum. Sadece bunu göstermek isterim. Oyun anlamında zaman zaman sert oynuyorum ama yine de saha içinde genelde sakin kaldığımı söyleyebilirim.
Top ağlara gittiği sürece frikikleri kimin kullandığı çok önemli değil. Şans gelirse ben de kullanabilirim. Daha önceden frikiklerde golü bulan bir oyuncuydum ama benden daha iyileri de varsa saygı duyar ve kabul ederim.
İstanbul'daki yılbaşı restoran programları
2016 yılının bitmesine sınırlı bir süre kaldı. Pek çok kişi eski yılı uğurlayıp yeni yılı karşılamak için program yapmaya başladı. İnternet kullanıcıları da yılbaşı gecesini en iyi şekilde değerlendirebilmek için mekan arayışına girdi. Popüler restoranların menü ve uygunluğunu gösteren Reztoran uygulaması da yılbaşı için İstanbul'daki restoran programlarını yayımladı. İşte etkinliklerin ve ortalama fiyatların sıralandığı o liste...
Chilai Bebek
Bebek'in incisi Chilai Bebek'te yeni yıla girmek belki de çoğumuzun isteği. Fine ya da bistro bölümlerinden dilediğinizi seçebileceğiniz Chilai Bebek'te yılbaşı programı 20:00'da başlıyor. Fine bölümünde gitar ve akordeon eşliğinde canlı müzik; bistro bölümünde keman, dans show, DJ performans ve çeşitli sürprizler olacak.
Nişantaşı'nın en gözde mekanlarından Frankie, yılbaşı gecesini Grup Ödül'ün canlı müzik performansı eşliğinde geçirecek. Bar ve yemek bölümleri olan mekanın hem menüsünden hem de eğlencesinden memnun kalacaksınız.
Yeni yıla Ebru Gündeş'le ve enfes bir restoranda girmek istiyorsanız bu sene Günay Restaurant'ı tercih etmelisiniz. Yılbaşı gecesi Ebru Gündeş'in sahne alacağı restoranda geçireceğiniz vaktin ve deneyeceğiniz tatların etkisinde kalacağınıza emin olabilirsiniz.
Sahne İstanbul
Etiler'de yeni yıla girmenin en iyi seçeneklerinden birisi bu sene Sahne İstanbul. Yılbaşı gecesinde Demet Akalın'ın sahne alacağı mekanda yılın son saatlerini çok keyifli geçireceksiniz.
İstanbul'un en gözde eğlence mekanlarından Zarifi'den, yeni yıla özel bir karşılama! DJ Cem Kara'nın geceye özel performansı enerji dolu saatler yaşatacak. Zarifi'nin sizler için hazırladığı Tütsü Şov, Özel Dans Şovlar ve Zenne Şov'un yanı sıra, yılbaşı klasiği olan Oryantal Şov ve Davul Şov'la yeni yıla coşkuyla gireceksiniz.
Zarif Bir Meyhane
Beyoğlu Zarifi'nin girişinde Zarif Bir Meyhane, sıcak ve samimi ortamıyla yılbaşı gecesinde de sizi ağırlamaya hazır. Canlı fasıl, oryantal şov ve DJ performansıyla Zarif Bir Meyhane'de hem keyifli hem lezzetli bir yılbaşı geçirebilirsiniz.
Canlılığı, renkleri, tarzı ve orijinalliğiyle Arabesque yılbaşında da her zaman olduğu gibi eğlenceli bir program sunuyor. Oryantal şov, zenne şov ve DJ performansı; yılbaşı yemeğinizi daha da eğlenceli hala getirecek.
Zenne şovundan gölge şovuna, davul şovundan DJ performansına keyifli bir yılbaşı Nomads'ta sizleri bekliyor. Fakerna şov, darbuka şov, tütsü şov ve daha niceleriyle dopdolu bir yılbaşı programına sahip Nomads, Ortaköy'de Arap müzikleri eşliğinde sizi eğlendirmeye hazır.
Develi Viamarin
Tuzla'da lüks, manzarası ve lezzetleriyle konuklarını etkileyen bir mekan Develi Viamarin. Yılbaşı gecesine özel, Solist Gülay Akay ve Ebru Çağlar ile canlı müzik, Oryantal Mihriban ile oryantal şov performansları gerçekleşecek.
Eski adıyla SBS, yeni adıyla TEOG. Yeni eğitim yılının ilk TEOG Sınavı'na yaklaşık 1 ay kaldığı bugünlerde milyonlarca öğrenciyi etkileyen bu süreçte anne ve babaların sınav öncesinde öğrencilere sağlayacağı psikolojik destek, onların bu sıkıntılı dönemlerinde yanlarında olduklarını hissettirmeleri ve olumlu yönlendirmeler ile çocuklarının başarılarına katkıda bulunmaları bu süreçte son derece önemli.
Esasen öğrenme için belirli oranda strese gerek vardır. Belirli düzeydeki stres öğrenciyi daha çok çalışmaya teşvik eder ve başarılı olma yolundaki inancını artırmak için de gerekli olduğu söylenebilir. Stresin gereğinden fazla olması ise öğrenmeyi olumsuz etkileyen en önemli unsurdur. Stres arttıkça öğrenme düzeyi düşmekte, öğrenme düzeyi azaldıkça da stresi artmaktadır. Öğrencinin bu kısır döngüden kurtulması için anne ve babanın genci rahatlatması ve onu yoğun stresten kurtarması gerekir.
1.SORGULAMAYIN, İLGİLENİN. "Kaç doğrun var, arkadaşın kaç puan aldı, senden önde olan kaç kişi var?" demek yerine "Sınavın nasıl geçti?" "Günün nasıl geçti" deyin.
2.BAŞKASIYLA DEĞİL KENDİSİYLE KARŞILAŞTIRIN. Anne babalarda çok sık gördüğümüz bir davranış türü de belki motivasyon amaçlı başvurulan, ama asla motivasyon yaratmayan, çocuğunun başarısını yakın çevredeki diğer çocukların başarısıyla karşılaştırma eğilimidir. Çocuğunuzu başka bir çocukla karşılaştırmaya dair çocuğunuzla kurduğunuz her diyolog bilin ki tartışmayla biter. Çocuğunuzu sadece kendisiyle karşılaştırmalısınız. Çocuğunuzun önceki başarısı ya da başarısızlığı, önceki davranış biçimleriyle şimdiki durumu karşılaştırmak çok daha olumlu sonuç verecektir.
3.EVDE OLAĞANÜSTÜ HAL İLAN ETMEYİN: Sınava kısa bir süre kaldığı bugünlerde evdeki düzen ve genel hava "her zamanki gibi" olmalıdır. Bu olağanüstü davranma tanımı; nerdeyse bir yıl boyunca eve misafir kabul etmemek, seyahat programı yapmamaktan, çocuğunun salonda ders çalışmasına izin verip bir yıl boyunca hiç TV izlememekten; sınava 1 hafta kala çocuğun en sevdiği yemekleri yapmaya dek geniş bir yelpazede düşünülebilinir. Öğrenciye steril ders çalışma ortamı yaratmak için bile makul standartlarımız olmalıdır. Ders çalışırken televizyonun sesini kısmak, daha alçak sesle konuşmaya özen göstermek, onun ders çalışma davranışını önemsemek anlamına gelmek adına dozunda davranış modelleridir. "Bu yaptığına sesimi çıkarmıyorum. Şu sınav geçsin, sen ondan sonra görürsün" türünde tehditkar ifadeler kesinlikle kullanılmamalıdır.
4.SAHİP OLDUĞU İMKANLARI FARKETMESİNİ SAĞLAYIN AMA BORÇLU HİSSETMESİNE SEBEP OLMAYIN: Anne baba olarak bizim tercihimiz ve seçimimiz olan, imkanlar dahilinde yapmaya çalıştığımız fedakarlıklarımızı dillendirmenin, sonuca yönelik hiçbir katkısı yoktur. "Biz hayatımızı sana adadık." "Her istediğini yaptık." "Seni okutmak için emekli bile olamadık." gibi sözler öğrencinin kendini ailesine ve çevresine karşı borçlu hissetmesi dışında hiçbir şey sağlamaz. Sahip olduğu imkanları maksimum farkındalık ve verimlilikle kullanmasını sağlayacak hatırlatmalar yapmak her zaman için en iyisidir.
5.YASAKLAMAYIN, KISITLAYIN: Çocuğunuzun tüm yaşantısını sadece ders çalışarak geçirmesini, sürekli ev-okul-dershane üçgeni içinde gidip gelmesini beklemeyin. Dersin dışında her şeyi yasaklamak başarı değil bıkkınlık getirecektir. Ders dışı etkinliklerden tutun da telefon görüşmeleri, internet ve televizyon kullanımına dek herşeyi öğrenci eskiye oranla çok daha az dozda gerçekleştirmelidir.
6.DOZUNDA SORUMLULUK VERİN: Öğrenciye sınava hazırlanıyor diye hiç sorumluluk vermemek asla doğru değildir ve olağan dışı bir durum varmış gibi davranma üzerine değindiğimiz durumu güçlendirir. Elbette öğrenciye evde üstesinden gelemeyeceği ve özgüvenini olumsuz etkileyecek sorumluluklar vermek doğru değildir ancak, evin bazı küçük alışverişlerini yapması, kendi odasını toplaması, sofra hazırlaması veya toplaması gibi doğal sorumluluklar öğrenciye ev içerisinde verilmelidir.
7.GÜVENMEK İLE BEKLENTİ İÇİNE GİRMEYİ BİRBİRİNDEN AYIRIN: Anne ve babaların çocuklarını yüreklendirmek adına kullandıkları "sana güveniyorum" ifadesini öğrenciler genelde "senden bunu bekliyorum" şeklinde algıladıklarından bu ifadeyi sıkça kullanmak olumlu bir etki yaratmamakta ve kaygıyı artırabilmektedir. Bunun yerine " Bu sınava hazırlanırken ne kadar emek harcadığını ne çabalar gösterdiğini görüyorum. Hiçbir emek karşılıksız kalmaz" demek her zaman için çok daha etkilidir.
8.ELEŞTİRİN, SUÇLAMAYIN: Eleştirilmesi gereken durumlarda eleştirin, ancak suçlayıcı olmayın.
9.ALTERNATİFLİ OLUN: "Sınavda başarısız olursa ne olacak?" sorusunu birlikte yanıtlayın: "Bu yıl iyi bir lise olmazsa" hangi alternatiflerin gündeme geleceği mutlaka önceden belirlenmelidir. Her ne kadar çoğu veli bunun öğrenciyi rahatlığa sürüklediğini savunsa da, alternatifsizlik var olan kaygıyı aşılması güç bir boyuta getirebilir. Sınavı yaşamın tek ve en önemli dönüm noktası gibi algılamak ve bu şekilde ifade etmek varolan olağan kaygıyı daha da arttırır.
20 inç jantlar modelin sportif karakterini ön plana çıkarmış. Spor egzozlar sürüş keyfinizi artıracak nitelikte. Model de 6.2 litre bir motora yer verilmiş. 650 Hp güce sahip olan ünite gücünü dört çeker sistem üzerinden yere aktarıyor.
Türk turistlerin gözde mekanları arasında Almanya 6. sırada. Araştırmaya katılanların yüzde 4,18'i bu ülkeye gitmek istediğini beyan etti.
Almanya'da Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), 2016 yılının aralık ayında önceki yılın aynı ayına göre yüzde 1,7 arttı. Yıl sonu enflasyonunun yüzde 0,5 olması beklenirken, kesin veriler 18 Ocak'ta açıklanacak.
Almanya Federal İstatistik Ofisinin (Destatis) bugün açıkladığı öncü verilere göre, TÜFE ile ölçülen enflasyon, geçen yılın aralık ayında kasım ayına kıyasla yüzde 0,7 yükseldi. Enflasyon 2015 yılının aralık oranla da yüzde 1,7 artış kaydetti.
Enflasyon verisi aylık yüzde 0,6 ve yıllık da yüzde 1,4 olan piyasa beklentisinin üzerinde gerçekleşti. Almanya'da, Avrupa Birliği (AB) uyumlu öncü TÜFE ise aralıkta aylık yüzde 1 ve yıllık ise yüzde 1,7 artış gösterdi. Ayrıca şu ana kadar elde edilen sonuçlara dayanarak yıllık enflasyon oranının 2016 yılında yüzde 0,5 seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyor. Analistler, Almanya'daki enflasyon verisinin yaklaşık 3 yıldan bu yanagörülen en yüksek seviyeye ulaştığını belirtirken, bu artışın Avrupa Merkez Bankasının (ECB) elini kolaylaştırmasını öngörüyor.
Öte yandan, 2016 yılı aralık ayı enflasyonuna ilişkin nihai veriler, 18 Ocak'ta açıklanacak.
AB'nin kriz yılı 2016
AB için 2016, Brexit ile geleceğinin sorgulandığı, Ukrayna ile "yol arkadaşlığının" sınandığı, Suriye'de etkisiz kaldığı, üyelerinin "isyan" ettiği ve Brüksel karşıtı popülist partilerin yükselişe geçtiği bir yıl oldu.
2016 yılında Avrupa'da şok etkisi yaratan olaylardan biri kuşkusuz İngiltere'nin Avrupa Birliği'nden ayrılma kararıydı. Dönemin İngiltere Başbakanı David Cameron, şubat ayında yapılan AB Liderler Zirvesi'nde, AB'de kalmak için gerekli anlaşmaya vardığını, referandumda bu yönde kampanya yapacağını söyledi. Ancak referandum sonuçları tam tersi yönündeydi. Ortaya çıkan 'Brexit' kararı tüm dünyada şok etkisi yaratırken, AB'nin gücünün sorgulanmasına da neden oldu. Birleşik Krallık için yıllar sürecek kaos dönemi de başlamış oldu.
Bu yıl içerisinde AB'nin verdiği en zor sınavlardan biri "mülteci sorunu"ydu. Doğu Avrupa ülkeleri sınırlarını kapatma yoluna giderken, mültecilerin göç yolunda yaşadıkları dram tüm dünyada vicdanları sorgulattı.
Türkiye ile AB arasında yapılan anlaşma geçişlerin görece düşmesini sağlasa da Akdeniz'de 4 bin 500'den fazla kişi hayatını kaybetti. UNHCR verilerine göre 2015 yılında Akdeniz'e bir milyon mülteci çeşitli gemi ve botlarla açıldı. Bunlardan 3,771 kişi boğularak yaşamını yitirdi.
Türkiye'yle yapılan anlaşma sayesinde Yunanistan'a geçişler azalsa da Akdeniz'den İtalya'ya geçişler arttı. Bu artış, daha tehlikeli bir güzergah olan Akdeniz'de 4 bin 500'den fazla ölümü de beraberinde getirdi. Aylan Kurdi'nin Bordum kıyılarına vuran cansız bedeni, mülteci krizinin simgesi haline geldi.
Bazı ülkeler sığınmacı almaya karşı çıkarken AB, yasa dışı göçmenleri geri gönderebilmek için Afganistan ve bazı Afrika ülkeleriyle parasal yardım öngören anlaşmalara yöneldi. AB, Türkiye'yle varılan 18 Mart mutabakatında yer alan unsurların gereğini yerine getirmede de başarısız oldu.
Terör de 2016 yılında AB'nin gündemini çokça meşgul etti. Geçen seneki Paris saldırılarını gerçekleştiren terör örgütü DEAŞ 22 Mart'ta Brüksel'i bomba, 14 Temmuz'da Fransa'nın Nice şehrini kalabalığın içine dalan tırla vurdu. Bu iki saldırıda 120'ye yakın kişi hayatını kaybederken Almanya, Fransa ve Brüksel'de aralıklarla polislerin ya da halkın hedef alındığı bıçaklı saldırılar düzenlendi.
Brüksel, daha etkili olabilmek için terörle mücadele çerçeve belgesini değiştirdi. Ancak bu adım çözüm üretmedi. 19 Aralık'ta Almanya'nın başkenti Berlin'de kalabalık bir Noel pazarına tırla saldırı düzenlendi. Yine DEAŞ'ın üstlendiği saldırıda 12 kişi öldü.
AB'de Trump'ın başkan seçilmesi tedirginlik yarattı.AB dışişleri bakanları, seçimden günler sonra 13 Kasım'da Trump'ın zaferinin etkilerini görüşmek üzere özel olarak çalışma yemeğinde bir araya geldi. Trump'a "bizi dikkate al" mesajı gönderildi. Trump ise hala ne Juncker ne de Tusk ile görüştü.
AB'nin Clinton'un seçilmesine muhtemel gözüyle baktığı biliniyordu.
21 Kasım 2013'te dönemin Ukrayna Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç'in AB ile anlaşmaya karşı çıkmasıyla başlayan olaylar, ülkenin doğusundaki halen devam eden savaş, Kırım'ın ilhakına ile 9 bin 758 kişinin ölümüne yol açtı.
Buna karşın, 6 Nisan'da Hollanda'da yapılan referandumda, popülist partilerin istediği gibi AB-Ukrayna Ortaklık Anlaşması büyük çoğunlukla reddedildi. AB liderleri de yılın son zirvesinde AB-Ukrayna Ortaklık Anlaşmasına, Hollanda'nın muhalefeti nedeniyle sınırlamalar getirdi. Liderlerin üzerinde anlaştığı metinde, anlaşmanın üyelik statüsü öngörmediği, Rusya tehdidi altındaki Ukrayna'ya savunma garantisi vermediği, Ukraynalılara AB ülkelerinde çalışma ve oturum izni sağlamadığı belirtildi.
İtalya Başbakanı Matteo Renzi, 5 Aralık'ta yapılan anayasa referandumunu kaybedince istifa etmek zorunda kaldı. Referandumun reddi, Renzi'nin "AB yanlısı politikalarının reddi" olarak değerlendirilirken, AB karşıtı 5 Yıldız Hareketi yükselişe geçti. Yapılacak seçimlerde, avrodan çıkılmasını savunan 5 Yıldız Hareketi'nin iktidara gelmesi durumunda İtalya'nın, AB politikalarında büyük bir değişim bekleniyor. Devam eden belirsizliğin ise bankacılık sektöründe krizi derinleştirmesinden endişe ediliyor.
Avusturya'da 22 Mayıs'ta yapılan seçimlerde, aşırı sağcı Avusturya Özgürlük Partisinin (FPÖ) adayı Norbert Hofer az farkla kaybetti. İtiraz sonucu 4 Aralık'ta tekrarlanan seçimleri yine solcu bağımsız aday Alexander Van der Bellen'in kazanması Brüksel'i rahatlattı. Ancak FPÖ'nün hala en güçlü parti olması endişeye neden oldu.
Brüksel'in sorun yaşadığı diğer bir üye ülke de Polonya oldu. AB Komisyonu, Polonya'ya hukukun üstünlüğü ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesinin yargılama usullerinde değişiklik yapan düzenlemeyi geri alması için 2 ay süre tanıdı. Polonya ise Brüksel'e henüz dikkate alıp geri adım atmış değil.
Elinizde milyonlarca dolar olsa eğer parayı kullanma yetiniz ve kültürünüz yoksa, çoğu zaman iş çıkarttığınızı sanırsınız. Etrafınızdakileri de bu yalanla kandırırsınız...
Bir ülkenin, bir toplumun hatta bir sivil toplum kuruluşunun (STK) kalkınmışlığını ve gelişmişliğini içindeki lider kadroların ellerindeki parayı doğru şekilde kullanmaları ile değerlendiririm.
Elinizde milyonlarca dolar olsa eğer parayı kullanma yetiniz ve kültürünüz yoksa, çoğu zaman iş çıkarttığınızı sanırsınız. Etrafınızdakileri de bu yalanla kandırırsınız. Aslında aynı işi çok daha düşük bütçelerle çıkartmak, zaten sınırlı sayıda olan maddi kaynakları daha efektif kullanmak varken dışarıdaki insanlar sizi ne büyük işler yapıyor diye de değerlendirip sizi aldatabilir de...
Örneğin Hollanda gibi küçücük bir ülke dünyada söz sahibi ülkeler arasında ilk sıralarda yer alırken petrolle oynayan Ortadoğu ülkeleri kendi şehirlerinin imarında olsun, kütüphanelerin müzelerin kullanımından tutun da insanların bisiklete binmesi, kişi başına düşen yeşil alan sayısı, alınan sağlık ve adalet sisteminin kalitesi her zaman için daha yüksektir.
Ya da bizim ülkemizde her belediye başkanının artık klasikleşmiş olarak alıştığımız, alıştırıldığımız kaldırım taşı değiştirme alışkanlığını kolay kolay Fransa'da, Kanada'da göremezsiniz. Bir kaldırım taşı bir kere yapılır ve Avrupa'da kullanım ömrü altmış yıla çıkarken biz de iki yılı bulmaz. Bizde aynı yer için defalarca para dökülür. O nedenle zengin toplum olamayız.
Ülke zenginleşeceğine sırf bu israftan, ya da ranta doymayan müteahit belediye kurnaz vatandaş işbirliğinden topluca kazık yer, topluca kalkınamaz ve topluca zaman kaybeder.
Örneğin Ferrari ile bakkala gidip ekmek almakla, bisikletle gidip almak arasındaki farkı anlatamadığınız sürece, bu kültüre sahip olmadığınız sürece, maksimum enerji ile minimum iş yapılması bundan dolayıdır. O nedenle tarihte bir çok devlet bu israftan batmıştır. Bizansı yok eden israftır, Osmanlıyı sona getiren aşırı borçlanma ve duyuni umumiyedir.  Turizm geliri yüksek Yunanistanın bugünlerde borç krizine girmesinin nedeni aşırı istihdam başta olmak üzere hazır Avrupa birliği kaynaklarının süregeleceğine olan inançtır.
Bilirsiniz, nice piyangodan büyük ikramiye çıkmış kişi birkaç yıla kalmadan iflas ve intihar etmiştir. Çünkü parayı kullanma kültürü, bilgeliği yoktur. Bunun kültürünü ne çevreden ne aileden alabilmiştir. Çıkan bir milyon TL'nin 900 bin lirasını lüks arabaya yatıranı daha sonradan da benzini koyacak parayı bulamadığı için o arabaya inek trene gibi bakar gibi bakanı çokçadır.
Parayı harcamak, sınırlı kaynakları sınırsız gibi düşünüp yarını düşünmemek ve iktidar sarhoşluğuyla her dilediğini yapma hürriyetine sahip olmak da en büyük hatalardan birisidir. İktidara gelen herkes denetimsiz olduğu hissine kapılması bu hastalığın başlıca kaynağıdır. Parayı ben senden daha iyi harcadığım için seçildim der.
Lider olmak kurallara uymamak değildir. Aksine daha da fazla sorumluluk getirir ve etrafınızı da buna göre şekillendirmeniz beklenir. Siz yanlış yaparsanız sizden sonra gelen de ustasından öğrendiği gibi o da aynı şekilde davranır. Tıpkı sokak hayvanlarını tüm belediye başkanlarının hangi partiden olursa olsun uyutması ya da zehirle itlaf etmesi gibi.  Çünkü kendisinden öncekinden öyle görmüştür. Ya da yüksek kaldırım taşları gibi. Kimse özürlüyü, yaşlıyı, bavul taşıyanları düşünmez. Aklına da gelmez. Ya da koca çınarların dibine beton dökmek sonra da zaman içinde o kaldırımdaki betonun, asfaltın ağaç büyüdükçe kırıldığını çatladığını görmek gibi.
Çünkü kendisinden önce hatta çocukluğundan beri uygulamayı öyle görmüştür.
Yeterki iktidara, imza makamına gelsin. O da aynısı mücadele eder.
Dünyanın en büyük ülkelerinden Kanada'nın nüfusu Türkiye'nin yarısı kadardır ama doğal kaynakların su havzalarının tüketilmesinde bizden daha tasarrufludurlar. Diledikleri gibi ormanları yağmalayıp tatlı su kaynaklarının sonlandırılmaması için eğitimleri uyarıları halen devam etmektedir. Toplumsal olarak bu şekildeki tüketime karşı refleks vermekten kaçınmazlar.
En zengin ülkelerden Hollanda'da herkes bisiklete binmek için teşvik edilmekte, zenginler ülkesi İsviçre dağlara kadar trenle yolculuğu, göllerinde gemilerle seyahati teşvik etmektedir. Norveç ve Finlandiya orman devasa denizlerinin yok olmaması için kestikleri her ağacın yerine daha fazlasını dikmekte, zenginliğin getirdiği şımarıklıkla arap şeyhleri ile lüks tüketimde yarışmamaktadır.
Kamu personelinin kullandığı araç sayısı, israfı, zengin kuzey ülkelerine doğru gittikçe azalmakta, güçlü STK'ları ise maddi kaynakların etkin kullanılması ile ses getirmektedirler.
Ben insanı parayı kazanırken değil harcarken tartarım
Milyon dolarları kazanan sonradan görme vatandaşın evinde bir kütüphane yoksa, müzik setinde bir Mozart çalmıyorsa, bir müzeden alınmış herhangi bir sanat eseri ile ilgili kitap, heykel yoksa televizyonlarda "halkın sanatçısı" olarak seçilmesi benim için çok bir şey ifade etmez. Çünkü parayı her türlü kazanabilirsiniz ama bunları satın alabilip o kitapların sayfalarını karıştırabilmek ya da o müziği dinleyebilmek için derin bir kültür gerekir.
Bizim STK'larımızın hatta kooperatiflerin ve siyasi partilerimizin çoğu öncelikle parayı kullanma ehliyeti olmadığından sonları hızlı gelir. İlk günkü gazları yok olur. Ya da bu STK'larda para olduğunda yönetim kurullarına aday sayısının çokluğu nedeniyle dikkat çekerler, borç batağına girdiğinde kimseyi ortalıkta göremezsiniz. Para çokken harcamak için sandalyeler işte bu nedenle havalarda uçuşmakta, borca girince gelir kaynakları yaratılmayıp giderlerin önü alınmayınca birbirini tanımayan arkadaşlar(!) vardır.
Ülkemizde belediyelerdeki il genel meclisleri ve imar müdürlükleri ise rantdan daha fazla nemalanmak isteyen insanlarla dolu olması buralarda seçilmek için kıyasıya yarışmanın amacı halka hizmet için değil, tam tersine mevcut kaynakları ve tahsis edilen parayı en hızlı ve "usulüne uygun" nasıl yok edilebileceğine kendilerinin en büyük aday olduğuna inanmalarıdır. Hayvanlar için örneğin üç kuruşluk yardım istediğinizde paralarının olduğu halde yok demelerinin ardında bu vardır. Yani onlar için tahsis edilmiş parayı başka yere kaydırma dürtüsü. Onların ambulansı ya da veterineri için harcanacak parayı, ağacın dibine beton için dökme iradesi!
Yani her zamanki gibi en çok kendi aklını beğenme hastalığıdır.
"Ben..." derler...
"Diğer adaydan daha iyi daha güzel para harcarım onun için beni seçin. O bilemez mevcut paranın nasıl harcanacağını halbuki beni seçerseniz benim para harcamamdan daha memnun kalırısınız ey sevgili vatandaşlarım…" derler. Sonra da devam ederler:
"Gerçi ben kazanmadım ama benim STK'ma, kooperatifime, imar müdürlüğüme, belediyeme tahsis edilen bu parayı, verilen bu imza yetkisini,  bana teslim edilen parayı en iyi ben kullanırım."
Dünya ajansları Reina saldırısından bu kareleri geçti
Terör İstanbul'u vurdu, ünlü gece kulübü Reina'da 39 kişi hayatını kaybetti 65 kişi ise yaralandı. Yaralılardan 4 kişinin durumunun ağır olduğu ifade ediliyor. Yabancı ajanslar da İstanbul'da yaşananları abonelerine bu fotoğraflarla duyurdu.
Yan bölümde de kullanılan etekler ve büyütülen hava girişine rastlıyoruz.
Arkada ise karbonfiber destekli büyük bir arka kanat göze çarpıyor. Modelde göze çarpan bir önemli detay ise 20 ve 21 inç seçenekli jantlar.
Model stok bir motor ile kullanıma sunulmuş. Ancak ilerleyen dönemlerde yazılım geliştirmeler ile ciddi güç artışları sağlanabilir.
Sigaranın zararları | Dişlerde görülen 7 olay
Sigaranın insan sağlığı için inanılmaz derecede kötü olduğunu herkes bilmektedir. Bu da çok çeşitli tıbbi problemler yüzünden sefaletin anlatılmamış bir miktarına neden olur.
İngiltere'de her yıl yaklaşık 96.000 kişinin sigara içmekten kaynaklanan hastalıklardan öldüğü ve tüm düzenli sigara içicilerinin yaklaşık yarısının bağımlılıklarıyla öleceği tahmin edilmektedir. Peki içenlerde görülen 7 tip özellik nedir?
Sarı dişler
Tütünün içindeki nikotin ve katran, dişlerinizi kısa sürede sarı yapabilir. Ağır sigara içenler sıklıkla uzun yıllar sigara içtikten sonra dişlerinin neredeyse kahverengileşmesinden yakınırlar.,
Dişeti hastalıkları ve diş kaybı
Sigara içmek, dişlerinizin çenesinizdeki diş etlerine ve kemiğine nasıl bağlandığını etkiler; bu da sigara içenler diş eti hastalığından muzdarip olma ihtimalini artırır. Diş etlerindeki dokuları şiddetle etkileyerek onları enfeksiyona karşı daha savunmasız hale getirir. Ayrıca, çenede kemik kaybına yol açabilir ve dişlerinizi yerinde tutan kemiği parçalarsa, zayıfladığında, diş kaybında büyük bir artış şansınız olur.
Bakteriyel büyüme
Sigara içmek, çürük ve boşluklara neden olabilecek dişlerde bakteri veya plak oluşumunda artışa neden olur. Sigara kaynaklı plak ayrıca dişeti altındaki dişlerin köklerini destekleyen dokuları da etkileyebilir ve dişi destekleyen kemiği zayıflatabilir.
Pullu dişler
Dişlerinizi düzgün şekilde temizlemediğinizden dolayı plak dişlerde uzun süre kalırsa, tartar gibi pullu bir maddeye sıkışır. Sigara içenler genellikle taşan diş etleri ve diş eti hastalığına neden olan tartar muzdarip olma ihtimali daha yüksektir.
Ağız kanseri
Her sigarada binlerce kimyasal madde bulunmaktadır, hepimiz sigara içilmesinin kansere neden olduğunu biliyoruz ama sigara içerken hepsinin ağızdan içeri girdiğini düşünmüştünüz mü. Sigara içmek, tükürükü ağızda hücrelere zarar veren ve kanserli hale getirebilecek ölümcül bir kokteyl haline getirir. Sigara içmek her üç ağız kanseri vakasında yaklaşık iki kişiye neden olur.
Pis kokan nefes
Genellikle sigara içerken gelişen ilk problemlerden biridir. Sigarayı bitirdikten uzun süre sonra duman parçacıklarını ağızda, boğazında ve ciğerlerinde bırakır.
Sigara genellikle deri, yanakta veya lökoplaki olarak bilinen ağız zeminde beyaz veya gri yama geliştirir. Bu, sigara içimi nedeniyle ağızda yumuşak dokuların sürekli tahriş olması nedeniyle olur.
Hamsi yüzde yüz zamlandı
Akçakoca Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Karakaş, "Bir hafta önce Batı Karadeniz'de bol avlanılan hamsinin fiyatı 5 liraya kadar düşerken, son günlerde olumsuz hava şartları nedeniyle fiyatlar 10 liraya kadar çıktı." dedi.
Batı Karadeniz'de bir hafta önce bol miktarda avlanılan hamsinin fiyatı, olumsuz hava koşulları nedeniyle yükseldi.
Akçakoca Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Mustafa Karakaş, hamsi fiyatlarının yüzde yüz zamlandığını vurgulayarak, şöyle dedi:
"Bundan bir hafta önce Batı Karadeniz'de bol avlanılan hamsi nedeniyle fiyatlar 5 liraya kadar düşerken, son günlerde olumsuz hava şartları ve hamsinin Doğu Karadeniz'e kayması fiyatları 10 liraya kadar çıkardı. Bu yükselişte Doğu Karadeniz'den nakliyat ve diğer giderler de etkili oldu. Ayrıca olumsuz hava şartları nedeniyle avlanılamadığı için fiyatların genelinin artmasında etkili oldu."
Karakaş, önümüzdeki günlerde fırtına beklenildiğini ancak bunun hamsi fiyatlarını fazla etkilemeyeceğini, stoktan satış yapılacağı için fiyatının aynı kalacağını aktardı.
iPhone 8 OLED ve kıvrımlı ekranla gelecek!
Apple'ın ekran teknolojisini değiştireceği ile ilgili iddialar giderek güçleniyor. iPhone 8 OLED ekranla karşımıza çıkabilir.
Daha az güç tüketmesi ve daha ince olması sebebiyle OLED ekran teknolojileri günümüzde çoğu akıllı telefonda kullanılıyor. Bu ekran panelini kullanmaya başlayacak olan yeni marka ise Apple olacak. İddiaya göre iPhone 8 OLED ekranla tüketicilerin karşısına çıkacak.
Çerçevesiz ekran konusundaki çalışmalar son yıllarda hız kazandı. Samsung'un kıvrımlı ekrana sahip Edge serisi, Xioami'nin büyük ölçüde çerçevesiz ekrana sahip modeli derken iddialar giderek artıyor.
Sharp, JDI ve LG ile çalışan Apple, bundan böyle ekran konusunda Samsung ile anlaşabilir. OLED ekran teknolojisine geçmesi beklenen Apple'ın aynı zamanda çerçevesiz bir ekran tasarımına geçeceği de iddialar arasında. Hatta bu konudaki iddialarla hazırlanmış konsept çalışmalar bile var.
Önümüzdeki yıl duyurulacak iPhone modelinin aynı zamanda 10. nesil iPhone olacağı için beklentiler giderek artıyor. Ancak bu iddialarda bahsedilen OLED ekran teknolojisi 2017 yılı için mi yoksa 2018 yılı için mi düşünülüyor henüz o nokta belirsiz.
34. dakikada Fabregas'ın asistinde Cahill'e öne geçen Mavi-beyazlılar devreyi önde kapattı.
İkinci yarının ilk dakikasında Indi'yle gelen Stoke City golüyle sarsılan Chelsea, 57'de Willian'la öne geçmeşi başardı.
City'nin bu sevinci sadece bir dakika sürdü Willian bir kez daha sahneye çıkarak Chelsea'iy 3-2 öne geçirdi.
Karşılaşmada son sözü söyleyen isim Diego Costa oldu ve maçı 4-2 kazanan Chelsea 49 puanla liderliğini perçinledi.
Sağlık Bakanı Recep Akdağ yaralı olanların sayısını açıkladı, yaralılardan 4'ünün durumu ağır. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu İstanbul terör saldırısı üzerine açıklamalarda bulundu. 39 kişi öldü, 1 polis şehit oldu. Teröristin arandığını açıkladı.
İçişleri Bakanlı Süleyman Soylu Atatürk Havalimanı'nda İstanbul'da yaşanan terör saldırısı üzerine birtakım açıklamalarda bulundu. Süleyman Soylu, 39 kişinin öldüğün söyledi. 15-16 yabancı uyruklu insanın öldüğünü, 21 kişinin kimliklerin tespit edildiğini dedi.
Terör saldırısını gerçekleştiren teröristin kaçtığını ve emniyet güçlerinin teröristin arandığını söyledi.
İstanbul Valisi Vasip Şahin, Beşiktaş'ta meydana gelen terör saldırısında biri polis 35 kişinin hayatını kaybettiğini, 40 kişinin ise yaralandığını açıkladı.
İstanbul Valisi Vasip Şahin, Beşiktaş'ta saldırının yaşandığı gece kulübüne gelerek incelemelerde bulundu. Olayla ilgili gazetecilere açıklamalarda da bulunan Şahin, "Gece 01.15 sıralarında bir eğlence merkezimizde bir terörist, uzun namlulu silahla önce kapı önünde bekleyen polis memurumuzu şehit ederek, ardında da bir vatandaşımızı şehit ederek içeri girmiştir. Maalesef içeride çok vahşice, acımasızca, sadece yılbaşını kutlamak üzere gelmiş masum insanların üzerine kurşun yağdırarak bu olayı meydana getirmiştir. Bu bir terör saldırısıdır. En az şu ana kadar 35 vatandaşımız hayatını kaybetmiştir. Bir tanesi polis memuru. En az 40 yaralımız hastanede tedavi altındadır. Araştırmalar yapılıyor. Bundan sonra detaylı açıklamalar yapılacak" ifadelerini kullandı.
Kendisini döven kocasını öldürdü
Manisa'nın Saruhanlı ilçesinde bir kadın, kendisini darp eden eşini av tüfeğiyle vurarak öldürdü.
Olay, saat 03.00 sıralarında Manisa'nın Saruhanlı ilçesine bağlı İshakçelebi Mahallesi'nde medyana geldi. Alınan bilgiye göre, gece geç saatlerde evine gelen Mevlüt A. (38) eşi Sevinç A. (33) ile tartışmaya başladı. Tartışmanın büyümesi üzerine Mevlüt A. eşi Sevinç A.'yı darp etmeye başladı. Sevinç A., darp edilmesinin ardından evde bulunan av tüfeğini alarak eşi Mevlit A.'yı 2 el ateş ederek öldürdü. Olay yerine gelen savcının incelemesinin ardından Mevlüt A.'nın cansız bedeni İzmir Adli Tıp Kurumuna sevk edildi.
Jandarma tarafından gözaltına alınan Sevinç A. ifadesi alınmak üzere savcılığa sevk edilirken, olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
O oyun kotanızı tüketiyor
Süper Mario efsanesinin bu yeni versiyonu beklenildiği gibi büyük bir ilgi gördü ve listelerin de zirvesine oturdu. Ancak Super Mario Run sadece 1 saat içerisinde 60 MB miktarında internet kullanımı gerçekleştirmekte
Geçtiğimiz Eylül ayında gerçekleşen etkinlikte Apple birçok önemli duyurunun yanında Nintendo'nun efsanevi oyun karakteri Mario'nun yeni bir başlıkla iOS platforma geleceğini açıklamıştı. O gün geldi çattı ve Super Mario Run resmi olarak kullanıma sunuldu. Mario efsanesinin bu yeni versiyonu beklenildiği gibi büyük bir ilgi gördü ve listelerin de zirvesine oturdu.
Oyunun kullanıma sunulmasının ardından henüz birkaç gün geçmesine rağmen Super Mario Run, App Store'daki ücretsiz uygulama listesinde bir numaraya yerleşmekle kalmadı, aynı zamanda en yüksek gelir listesinde de ilk sıraya yükseldi.
Mobil Veri Kullanımı Oldukça Fazla
Oyunun en çok eleştirilen yanı ise aşırı internet kullanımı oldu. Zira yapılan araştırmaya göre Super Mario Run sadece 1 saat içerisinde 60 MB miktarında internet kullanımı gerçekleştirmekte. Sadece 1 saat gibi bir süre içerisinde bu kadar çok mobil veri harcanması Super Mario Run oyunun en çok eleştiri alan yanlarından da biri oldu.
Super Mario Run serisini sadece birkaç saat oynamanız durumunda bile mobil verinizi bitime tehlikenizin olması Ninendo'nun epey bir eleştirme almasına devam edeceğini de gösteriyor. Bunun için herhangi bir güncelleme gelip gelmeyeceği konusunda ise firmadan henüz bir güncelleme açıklamada yapılmadı.
171 bin 337 TL'den başlayan fiyatlarla Türkiye'de satılmaya başlanan yeni Subaru BRZ, kalitesi artırılan kokpitinde 6.2 inçlik Starlink ekranı da müşterilerinin kullanımına sunuyor.
Subaru'nun saf sürüş keyfi yaşamak isteyenlere hitap ettiği 2 kapılı coupé modeli Subaru BRZ, kapsamlı bir makyaj geçirdi; sürüş keyfi artırıldı, aktarma organları, süspansiyon sistemi, fren donanımı ve egzoz sistemi yenilendi. Track modu ile sportif sürüş keyfi daha da iyileştirilen Subaru BRZ'de hava yastıklarının sensörleri de geliştirilerek güvenlik standartları artırıldı.
Subaru BRZ'nin dış tasarımında yenilik olarak yeni ön ve arka tamponlar, yükseltilmiş arka spoiler, yeni alaşım jantlar ve yeni ön LED farlar ile arka LED stop lamba grubu bulunuyor.
Subaru BRZ'nin iç mekan ve kokpit malzeme kalitesi de artırıldı. 2+2 kişilik oturma düzeni sunan sportif coupé, 6.2 inçlik Starlink ekrana sahip olurken, direksiyon simidi ve gösterge tablosu da yeni tasarımıyla dikkat çekiyor. İç mekanda kullanılmaya başlanan kırmızı deri kaplı detayların artırılmış olması otomobilin içindeki premium hissini arttırıyor. Sportif coupé'nin ön koltuklarında ayrıca kırmızı nakış ile BRZ yazısı bulunuyor.
Önde, karşılıklı-yatay yerleşimli atmosferik Boxer motor kullanımını sürdüren Subaru BRZ, arkadan itişli aktarmasıyla ön ve arka aksları arasında en ideal ağırlık dağılımlarından birini sunan otomobillerden biri olmayı sürdürüyor. 7000 d/d'da 200 HP maksimum güç üreten 4 silindirli benzinli Boxer motor, 6400-6600 d/d aralığında 205 Nm'lik maksimum torku kullanıma sunuyor. 226 km/s (210 km/s) maksimum hıza ulaşabilen yeni Subaru BRZ, 7.6 saniyede (8.2 saniye) 0-100 km/s hızlanmasını tamamlıyor, ortalama yakıt tüketimi ise 7.8 lt/100 km (7.1 lt/100 km) olarak açıklanıyor (Otomatik şanzımanlı Subaru BRZ'nin performans verileridir).
6 ileri manuel ya da 6 kademeli otomatik şanzıman opsiyonlarıyla üretilen Subaru BRZ'nin Premium donanımına sahip manuel şanzımanlı versiyonu 171 bin 377 TL, otomatik şanzımanlı versiyonu ise 178 bin 745 TL'lik fiyatla satışa sunuldu.
Yeni Nokia telefonun görselleri internet ortamına düştü
Gelecek sene piyasada olması beklenen yeni Nokia ürünlerinin kasa görselleri internet ortamına düşmeye başladı.
Microsoft ile anlaşma yapılmış olması yeni üretilecek ürünlerde Nokia isminin kullanılmasını engelliyordu. Ama Nokia isim haklarının HMD Global ortaklığına satılması sonucu yeniden harekete geçmek için uygun zemin hazırlanılmış oldu. Sızdırılan bilgilere göre ürün daha çok fiyat performans arenasına yönelik olacak benziyor.
Gelen birtakım bilgilere göre ürün 5.5 inçlik Full HD ekran, adet Cortex A-53 çekirdeği ve Adreno 505 grafik birimi, Snapdragon 430 yonga seti gibi özellikleri ile ön plana çıkıyor. Ayrıca 3GB LPDDR3 RAM ve 32GB depolama kapasitesi göze batan diğer özellikler arasında. Ürün Android 7.0 ile hazır halde gelecek. Kamera olarak arka kısımda LED flaşlı 13MP, ön kısımda ise 8MP özçekim kamerası bulunuyor.
Ne zaman ve hangi fiyat ile piyasada olacağı bilinmeyen ürünün CES 2017 fuarında tanıtılması bekleniyor.
Egzama, eklem iltihabı ve saçkırana "göbek bağıyla" çözüm
İngiltere'de bilim adamlarının araştırması, göbek bağından yararlanılarak egzama, eklem iltihabı ve saçkıran rahatsızlıklarının yok edebileceğini ortaya koydu.
Anthony Nolan Araştırma Enstitüsü'nden bilim adamları, kanser hastalarının ağrısının azaltılması üzerinde çalışırken tesadüfen göbek bağındaki bazı proteinlerin bağışıklık sistemiyle bağlantılı egzama, eklem iltihabı (romatoid artrit) ve saçkıranın tedavisinde kullanılabileceğini saptadı.
3 yıl içinde insanlar üzerinde test edilecek
Bilim adamları, 3 yıl içinde bu proteinleri içeren bir kremin insanlar üzerinde test edilmeye hazır olabileceğini belirtti.
Araştırmaya imza atanlardan Dr. Aurore Saudemont, "Sonuçlar, bu proteinler sayesinde söz konusu hastalıkların büyük yan etkilere yol açmadan tedavi edilebileceğini ve birçok hastanın hayatını değiştirebileceğini gösteriyor" ifadesini kullandı.
Kremin sağlıklı dokulara zarar veren başka bağışıklık hastalıklarının tedavisinde de kullanılabilmesi umut ediliyor.
Araştırmanın sonuçları Anthony Nolan Araştırma Enstitüsü'nün internet sayfasında yer alıyor.
Google, Android 7.0'nın bazı ufak çaplı güvenlik ve performans sorunlarını ortadan kaldıran Android 7.1.1 sürümünü, özel cihazlar için yayınladı.
Google, dün akşam saatlerinde Android 7.1.1 işletim sistemini, 5 Aralık 2016'dan (Bugün) itibaren yayınlayacağını duyurdu. Söz konusu mobil işletim sistemi, öncelikle, Google ve stratejik ortakları tarafından üretilen Pixel, Pixel XL, Nexus 6P ve Nexus 5X için yayınlanacak. The Nexus 9 ve Pixel X tabletleri de, birkaç hafta içerisinde yeni güncelleme ile buluşacak.
Çok Daha Renkli Bir İşletim Sistemi!
Güncellemenin en çarpıcı özelliği, Android Klayveden desteklenen GIF ekleme seçeneği. Söz konusu klavye, üçüncü parti yazılımlarla bağ kurarak sayısız GIF'i mesajlarınıza ekleme seçeneğine sahip olacak. Yeni güncelleme sayesinde, sık kullandığınız uygulamalara özel kısa yol tuş takımları da aktif hale getirilecek.
Yayınlanan yeni güncelleme sayesinde, 40'dan küçük çaplı güvenlik açığı kapatılacak. Google, resmi sitesinde yeni işletim sisteminin dağıtımına başlamış durumda. Elbette Türkçe dil seçeneği için biraz beklemeniz gerekebilir.
Parfümde, deterjanda, şampuanda, kremde… Kısaca esans yaşamın her yerinde…. Peki esans nedir, nasıl üretiliyor, Türkiye'de esans üretimi ne aşamada? Emin Çapa sizi esansın büyülü dünyasına götürüyor…
Kuran kursu hocasının otomobiliyle kandil gecesi hırsızlık
Isparta'nın Yalvaç İlçesi'nde seradaki evinden 2 LCD televizyon ve kaynak makinesi çalınan Yusuf Özmen, günübirlik işe aldığı eski çalışanı Ş.K.'den şüphelendi. Ş.K.'yi takibe alan Özmen, dedektif gibi iz sürerek yakalattı. Jandarmada suçunu itiraf eden eski çalışan, suç ortağıyla evi Mevlid Kandili gecesi soyduklarını, hırsızlık için de Kuran kursu hocasının otomobilini çaldıklarını söyledi.
Yalvaç Kalaycılar ve Madeni İşler Odası Başkanı 37 yaşındaki Yusuf Özmen, daha önce de serasında işçi olarak çalıştırdığı Ş.K. ile günübirlik bir iş için anlaştı. Yaklaşık 2 hafta önce, Özmen'in Çetince ve Bahtiyar köyleri arasında yanında 2 katlı evinin de bulunduğu serasına giden 25 yaşındaki Ş.K. Özmen'i arayarak, "Spiral makinemi merdivenin altına bırakmıştım, yerinde yok, siz mi aldınız?" diye sordu. Makineden haberi olmadığını söyleyen Yusuf Özmen, aynı gün geldiğinde evinin soyulduğunu fark etti. İçerideki 2 LCD televizyon ve kaynak makinesinin olmadığını gören Özmen, jandarmaya haber verdi.
Arkadaşını müşteri gibi arattı
Evde inceleme yapan Özmen, kapıda zorlama olmadığını anladı. Bunun üzerine hırsızlığı Ş.K.'nin gerçekleştirmiş olabileceğinden şüphelendi. Yaptığı soruşturmada Ş.K.'nin çevresindekilere 'Bende televizyon var, uygun fiyata satarım' dediğini duyan Özmen'in şüpheleri iyice arttı. Jandarma olayı araştırmayı sürdürürken, Yusuf Özmen bir arkadaşına Ş.K.'yi telefonla aratıp televizyona müşteri oldu. Ş.K. kendisini arayan kişiye, 2 bin TL değerindeki 106 ekran televizyonu 400 liraya satmak için anlaştı. Görüşmeyi cep telefonuyla kaydeden Özmen, avukatıyla birlikte İlçe Jandarma Komutanlığı'na giderek Ş.K. hakkında şikayetçi oldu.
Savcılıktan alınan izinle operasyon için düğmeye basan jandarma, Yusuf Özmen'in arkadaşı olan alıcıya seri numaraları alınmış 200 TL'lik 2 banknot vererek, Ş.K. ile buluşma yeri ayarlamasını istedi. Buluşma noktasının çevresinde pusu kuran jandarma, Ş.K. televizyonu teslim edip parayı aldığı sırada suçüstü yaptı. Jandarmanın gözaltına aldığı Ş.K., üzerinden seri numarası alınmış paralar çıkınca hırsızlığı Ayvalı Köyü'nde oturan 25 yaşındaki T.K. ile birlikte gerçekleştirdiklerini itiraf etti.
Kandil gecesi çaldılar
Hırsızlığı Mevlid Kandili'nin olduğu 11 Aralık gecesi gerçekleştirdiklerini anlatan Ş.K., yatsı ezanı okunduğu sırada Çetince Köyü'ndeki Kuran kursu hocasının otomobilini çalarak eve gittiklerini aktardı. Yusuf Özmen'in evin anahtarını koyduğu yeri bildiğini ve kapıyı bu şekilde açtığını kaydeden Ş.K., hırsızlığı gerçekleştirdikten sonra dönüşte kaza yaptıklarını ve aracı terk ettiklerini belirtti. Çalınan kaynak makinesi ve televizyonlardan biri şüphelinin söylediği yerden, diğer televizyon ise 400 TL'ye satılan T.K.'nin ağabeyinden alınarak Yusuf Özmen'e teslim edildi. Jandarma, Ş.K.'nin ifadesi doğrultusunda T.K.'yi da gözaltına aldı. 2 şüpheli işlemlerinin ardından tutuklandı.
Anahtarın yerini bilen biri olmalı
Yusuf Özmen, "Evin kapı kilitlerinde en ufak bir zorlama yoktu. 'Bu kapı anahtarlarının nerede olduğunu bilen birinin işi olmalı' diye düşündüm. Ş.K, 1 yıl boyunca serada işçi olarak çalışan biriydi. Takibe aldığım şahsın birkaç kişiye 'Bende televizyon var hesaplı, sana vereyim' dediğini işittim. Şüphelerim iyiden artınca plan yaptım" dedi.
Sinema ve Tiyatro Oyuncusu, Dublaj Sanatçısı
5 Haziran 1954 yılında İzmir'de doğdu.
Lise son sınıfta okulunun tiyatro koluna girdi ve Demokrat İzmir Gazetesi'nin açtığı liselerarası tiyatro yarışmasında ilk ödülünü aldı. Jürideki tiyatro müdürü Ragıp Haykır'ın davetiyle İzmir Devlet Tiyatrosu'nda konuk oyuncu olarak çalıştı. 1971 yılında Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü'ne girdi.
Televizyon Dizileri
Eastenders, Gecenin Öteki Yüzü, Ateşten Günler, Safiyedir Kızın Adı, Borsa, Son Söz Sevginin, Gülşen Abi, Eyvah Babam, Eyvah Kızım Büyüdü, Tatlı Hayat, Karanlıkta Koşanlar, Cesur Kuşku, Yinede Aşığım, Hayat işte, Sayın Bakanım
Kara Sevdalı Bulut, Ölürayak, İki Kadın, 80. Adım, İstanbul Kanatlarımın Altında, Nihavent Mucize, Masumiyet, Usta Beni Öldürsene, Harem - Suare, Fasulye, Güle Güle, Filler ve Çimen, Neredesin Firuze, Hırsız Var, Kısık Ateşte 15 Dakika , Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü, Polis
Haluk Bilginer, 1999 yılında Zuhal Olcay'la beraber kurduğu Oyun Atölyesi'nde Dolu Düşün Boş Konuş (Steven Berkoff, 1999), Ayrılış (Tom Kempinsky, 2000), Ermişler ya da Günahkarlar (Anthony Horowıtz, 2002), Cimri (Moliere, 2004), Jeanne d'Arc'ın öteki ölümü (Stefan Tsanev, 2005), Atinalı Timon(W.Shakespeare, 2006) oyunlarında oynadı.
Aldığı Ödüller
Pornografik materyallerin paylaşıldığı gerekçesiyle Whatsapp'ın kullanımı Brezilya'da tamamen yasaklandı.
Brezilya'da bir mahkemenin aldığı kararla, WhatsApp tüm ülkede erişime kapatıldı.
Brezilya mahkemesi, WhatsApp'ta çocuk pornografisi içeren materyallerin paylaşıldığına dair şikayetlerden sonra açılana davada konunun araştırılması için WhatsApp'a talepte bulundu. Ancak Brezilya'da ofisi olmayan WhatsApp bu çağrıya cevap vermeyince mahkeme de WhatsApp'a ülke genelinde erişim engeli konulmasına karar verdi.
Hakim kararın detayları hakkında yorum yapmadı veya engellemenin ne zaman kalkacağı konusunda bilgi vermedi ancak Brezilya'daki milyonlarca kullanıcılarını kaybettiğinde WhastApp'ın mahkemeyle işbirliği yapmaya başlayacağı düşünülüyor.
Etiyopya'da iki yeni memeli türü keşfedildi
Doğu Afrika ülkesi Etiyopya'da araştırmacılar, iki yeni memeli türü tespit etti.
Bitkilerin de öğrenebildiği kanıtlandı
Ülkenin ulusal haber ajansı ENA'da yer alan habere göre, araştırmacılar başkente 400 kilometre uzaklıktaki Bale Ulusal Parkı'nda, yöreye özgü özellikler taşıyan iki farklı memeli türüne rastladı.
Yaklaşık 2 bin 200 kilometrekarelik yüzölçüme sahip parkta bulunan canlılara, araştırmacılardan İngiliz Dr. Derek Yaldeni ve Etiyopyalı Prof. Dr. Afework Bekele'nin adları verildi. Türlerin isimleri Crocidura Afeworkbekele ile Crocidura Yaldeni olarak belirlendi.
Dünyada 180'den fazla türü bulunan Crocidura (beyazdişli böcekçil) ailesi fareye benzediği için sivri burunlu bahçe faresi olarak adlandırılıyor.
Öte yandan geçen yıl Rus araştırmacılarca yürütülen başka bir çalışmada da ülkeye özgü küçük memeli türleri keşfedilmişti.
Etiyopya'da 48'i ülkeye özgü yaklaşık 320 çeşit memeli türü bulunuyor.
Biliyorum az sonra fırtına çıkacak. Kiremitlerin oluşturduğu çatı denizinde bir başıma kalacağım.
Tahta sandalımın içinde korkuyla denizin sakinleşmesini ve sonrasında sağ salim bir iskeleye yanaşmayı hayal edeceğim.
Bu defa da istemesem de sandalım iskeleye öyle hızlı çarpacak ki, kırıklar bırakarak uzaklaşacağım. Suçsuz da olsam, özür dilemek istesem de imkan bulamayacağım. Her yaklaşma denemem daha da fazla hasarlara sebep olarak büyük bir suça dönüşecek.
Şimdi koşarak uzaklaşmaya başladım, sandaldan karaya ayak basar basmaz. Rüzgarlı tepeden geçerken gördüm, masa hala oradaydı. Hani cebimden çıkardığım iskambil kağıtlarıyla üzerinde kuleler yapmaya çalıştığım tahta masa. Bir başına eskimiş, çürümüş iyice.
Bira içtiğimiz yere bir baktım, biraz hatıra kalmış orada. Sonra kırık dökük yığınlardan oluşan o garip binanın içinde, ilk bekar evimdeki eskiciden alıp toparladığım tahta elbise dolabına baktım. Çekmecelerinde iki üç fotoğraf gümüş çerçeveli ve bir kaç el yazısı mektup sayfası. Kim bilir kaç kez okunmuş? Elbise askıları dolapta boş, odalar boş.
Bir başka çekmecede eski sarı telefon jetonu bir adet. Geçmişte kalan sarı boyalı telefon kulübesindeki artık var olmayan telefonlar için. Yine de jetonu atıp arıyorum konuşmak için ama sözlerimi de unutmuşum artık. Neyse ki karşıdan gelen ses yok. Yine de canım sıkılmış, suyun kenarındaki ıslak kumlarda ayak izlerimi bırakarak yürüyorum. İlerideki bir evden muhteşem bir piyano melodisi duyuyorum. Emin değilim ama Rahmaninov diye aklımda kalmış. Kim acaba diye meraklanıp dertlenmeyeceğim bu defa. Sadece keyfini çıkaracağım müziğin.
Hemen yanındaki merdivenleri çıkıyorum. Burası terkedilmiş bir yazlık tesis. Havuzu boş, sadece kuru yapraklar uçuşuyor açık mavi seramikleri üzerinde.
Kenarda tahta bir sandalye, eski çay bahçelerindeki gibi. Plastik çirkin beyazlardan olmaması sürpriz aslında. Ve yazdan kalmış bir havlu buluyorum kurumuş duş musluklarının yanında.
Sandalyenin tozunu, üstünü kaplamış örümcek ağlarını siliyorum onunla.
Sırt çantamda sulu boyam, defterim var. Bir şişe de açılmamış suyum. Yandaki evden gelen müzik içimi ferahlatıyor. Kucağıma alıp defterimi keyifle çiziktiriyorum.
Bulunduğum yerden hiç kimse görmüyor beni ve sadece istediğim sesleri duyuyorum buradan şans eseri. Yine saklandım işte. Kimine göre kayboldum.
Kırmızı duvarlı istasyondaki, kırık iskeledeki, eski odamdaki, çatıların üstündeki gezilerimi sürdüreceğim ömrüm el verdiğince. Belki bir gün en yakınımdakilerin dışında kalan insanların da geziye bir ucundan katılmasına gönlüm razı olur.
Resimlerle düşünen biri olarak yazmaya kalktığımda da işte böyle oluyor.
Büyük bir keyifle kayboluyorum.
Türkiye markalaşıyor! Dünya dördüncüsüyüz
Türk Patent Enstitüsü (TPE), geçen yıl yaptığı 192 bin 950 marka tesciliyle bu alanda dünyada 4. sırada yer aldı. Dünya Fikri Mülkiyet Örgütünün (WIPO) geçen yıla ilişkin "Dünya Fikri Mülkiyet Göstergeleri" raporuna göre, Türkiye'de son 5 yılda tescil edilen marka sayısı 800 bine yaklaştı.
TPE, geçen yıl yaptığı 192 bin 950 marka tesciliyle, bu alanda Çin'in SIPO, Avrupa Birliğinin EUIPO ve ABD'nin USPTO fikri mülkiyet ofislerinin ardından 4. sırada kendisine yer buldu. Söz konusu dönemde SIPO 2 milyon 232 bin 863, EUIPO 321 bin 165, USPTO ise 306 bin 504 marka tescili yaptı. Geçen yıl 227 bin 273 marka tescil başvuru yapılan Türkiye, bu alanda dünyada 8. sırada yer alırken, en çok başvuru 2 milyon 828 bin 287 ile Çin'de gerçekleşti. Bu ülkeyi, 517 bin 297 ile ABD takip etti.
Yurt dışında yerleşiklerin Türkiye'de yaptığı marka tescil başvurularında ilk sırayı Almanya aldı. Geçen yıl 6 bin 517 başvuru yapılan Almanya'yı, 4 bin 878 başvuruyla ABD, 2 bin 328 başvuruyla İsviçre takip etti. TPE'ye bu dönemde en çok tarım, hizmet, araştırma ve teknoloji sektörlerinde başvuru geldi.
"Türkiye'nin 4. sırada yer alması önemli"
Patent ve Marka Vekilleri Derneği (PEM) Başkanı Uğur Yalçıner, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'de marka tescili yaptıranların sayısının her geçen yıl arttığına dikkati çekti. Yalçıner, Türkiye'de marka tescili yaptıranlar arasında yurt içinde yerleşiklerin payının 2011'de yüzde 68,5 iken, geçen yıl yüzde 82,3'e yükseldiğine işaret ederek, söz konusu oranın önemine vurgu yaptı.
TPE'nin dünyada en fazla marka tescili yapılan 4'üncü ofis olmasının Türkiye'de markalaşmaya verilen önemi ortaya koyduğunu söyleyen Yalçıner, "Patent tesciline göre para ve zaman açısından daha az maliyetli olması, marka tescilini özellikle Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde önemli kılmaktadır." dedi. Aralarında Çin'in de yer aldığı bazı ülkelerin marka tescillerini mal bazında yaptığını, bazı ülkelerin ise her bir mal sınıfı için ayrı başvuru kabul ettiğini anlatan Yalçıner, "45 sınıfa kadar çok sayıda sınıfı tek bir başvuruyla kabul eden Türkiye'nin bu alanda dünyada 4. olması gerçekten çok önemli." diye konuştu.
"Vekillik müessesi kurumsal yapıya kavuşturulmalı"
Yalçıner, Türkiye'de marka, patent, faydalı model gibi konularda yeterli bilinç düzeyine henüz erişilemediğini belirterek, "Farkındalığın artması için öncelikle patent ve marka vekilliği müessesinin kurumsal yapıya kavuşturulması ve disiplin hükümlerinin uygulamaya konması şart. Sınai hak tescil başvuruları artarken, buna karşın vekillik hizmeti verecek yeterli ve nitelikli vekilin de olması gerekmektedir. Yürürlüğe girmesi beklenen Sınai Mülkiyet Kanun tasarısı disiplin hükümlerini içermekle birlikte, patent ve marka vekilliği ile kurumsal yapılanmaya ilişkin herhangi bir hüküm içermiyor. Bugün Türkiye'de marka vekillerinin barolar gibi bir yapılanması yok. Bu eksiklik, dernek yapılanmaları ile yüzeysel biçimde giderilmeye çalışılıyor ama yeterli olmuyor." ifadelerini kullandı.
Devletin, Ar-Ge, tasarım, ürün geliştirme ve patent başvurularına ilişkin ciddi teşvikleri olduğuna dikkati çeken Yalçıner, "Buna rağmen sağlık, araştırma ve teknoloji gibi yüksek katma değerli sektörlerde daha az marka ortaya çıkıyor. Bunun nedeni, ürün geliştirme süreçlerinin uzunluğu ve yüksek maliyetler." dedi.
"The Wolf of Wall Street" ve "Suicide Squad" gibi son dönemlerin popüler filmlerinin yıldızı Margot Robbie'nin gizlice evlendiği ortaya çıktı.
50 konuğun katıldığı gizli bir törenle evlenen ikilinin oldukça mutlu olduğu belirtildi.
Törenin davetliler arasında gizli tutulduğu belirtilirken, törenden kimse fotoğraf paylaşmadı.
Düğüne Margot Robbie'nin annesi Sarie Kessler katılırken, babası katılmadı.
Babasının annesini küçük yaşta terk etmesinden ötürü Robbie'nin zor günler geçirdiği ve onu affetmediği öğrenildi.
Robbie, Instagram hesabından Tom Ackerley ile öpüştüğü fotoğrafı yayınlarken, tektaş yüzüğünü göstererek evlendiğini duyurdu.
Londra'da yaşayan çift, 2013 yılında 2. Dünya Savaşı dönemini anlatan 'Suite Francaise' filminin setinde tanışmıştı.
ABD Dışişleri Bakanı John Kerry önemli açıklamalarda bulundu. Kerry, 'BM'deki oylama, iki-devletli çözümün korunmasıyla ilgiliydi ve biz de bundan dolayı destek verdik' dedi.
Şam'da Rus büyükelçiliğine havan topu saldırısı
ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, iki devletli çözümün, İsrailliler ve Filistinliler arasında adil ve kalıcı bir barışın sağlamanın tek yolu olduğunu vurgulayarak, "Birleşmiş Milletlerdeki (BM) oylama, iki devletli çözümün korunmasıyla ilgiliydi ve biz de bundan dolayı destekverdik." dedi.
Kerry, geçen hafta Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) İsrail'in yasa dışı yerleşim yerlerini "derhal ve tamamen" durdurmasını öngören tasarının kabul edilmesinin ardından kendilerine yöneltilen eleştirilerle ilgili Bakanlık'ta basın toplantısı düzenledi.
BMGK'daki oylamanın Amerikan değerlerini yansıttığını ve alınankararın arkasında olduklarını kaydeden Kerry, "BM'deki oylama, iki devletliçözümün korunmasıyla ilgiliydi ve biz de bundan dolayı destek verdik." dedi.
"İki devletli çözümün geleceği tehlikede"
"İki devletli çözüm, İsrailliler ile Filistinliler arasında adil ve kalıcı bir barışı sağlamanın tek yoludur." ifadesini kullanan Kerry, İsrail'inyeni yerleşim yerleri kararlarının, iki devletli çözümün geleceğini "ciddi şekilde tehlikeye attığını" vurguladı.
Yeni yerleşim yerleri inşa etmenin İsrail'in güvenliğiyle alakalı olmadığını belirten Kerry, bilakis korunması gereken alanın büyümesi sebebiyle İsrail güvenlik güçlerinin yükünün arttığını belirtti. Kerry, yeni yerleşim yerlerini savunan liderlerin, Filistinlilerin meşru taleplerini görmezden geldiklerini ve ideolojik buyruklarla hareket ettiklerini kaydetti.
"ABD'nin dış askeri yardımının yarısından fazlası İsrail'e"
ABD'nin, BMGK'daki oylamanın planlayıcısı olduğu iddialarını reddeden Bakan Kerry, Barack Obama'nın İsrail'e en çok destek veren başkanlardan biri olduğunu savundu.
ABD'nin 10 yıllık plan kapsamında Tel Aviv yönetimine 38 milyar dolarlık askeri yardım kararını hatırlatan Kerry, söz konusu miktarın Amerikan tarihindeki en büyük askeri yardım olacağını vurgulayarak, "Küresel dış askeri yardımımızın yarısından fazlası İsrail'e gidiyor." dedi.
Obama yönetiminin BMGK'daki karardan dolayı suçlanmasının "haksızlık" olduğu değerlendirmesini yapan Kerry, verdiği örneklerle Binyamin Netanyahu hükümetine nasıl destek olduklarını anlattı.
"Netanyahu hükümeti, en sağcı yönetim"
BMGK'daki tasarıyı veto etmeyen Obama yönetimini ciddi şekilde eleştiren İsrail yönetimine "sert çıkan" Kerry, "Netanyahu hükümeti, en aşırı unsurlarla hareket eden İsrail tarihinin en sağcı yönetimidir." ifadelerini kullandı.
Kerry, bazı liderlerin ABD'nin dostluğunu "kayıtsız ve şartsız" zannettiğini, ancak bunun doğru olmadığını ifade ederek, daha önce de BMGK'da İsrail aleyhine kararları veto etmeyen Amerikan başkanları olduğunu hatırlattı. George W. Bush döneminde İsrail'in karşı çıktığı 6 kararın BMGK'dan geçtiğini anımsatan Kerry, Obama'nın bu denli eleştirilmesinin yanlış olduğunu savundu.
İsrail'in aynı anda hem Yahudi hem de demokratik bir devlet olamayacağını dile getiren Kerry, ikisinin bir arada olamayacağını ve böyle bir yaklaşımın barışı getirmeyeceğini vurguladı.
Kudüs'ün iki toplumun ortak bölgesi olarak kalması gerektiğini de dile getiren Kerry, İsrail'in başkentinin Tel Aviv'den Kudüs'e taşınması görüşünü savunan ve 20 Ocak'ta ABD Başkanlığı görevini devralacak olan Donald Trump'ın yaklaşımına katılmadığını da dile getirmiş oldu.
Geçen cuma günü BMGK'da kabul edilen ve İsrail'in yasa dışı yerleşimlerine son vermesini isteyen kararı veto etmeyip çekimser kalan ABDyönetimi, hem 20 Ocak'ta başkanlık koltuğuna oturacak Trump, hem de Netanyahu hükümeti tarafından ciddi şekilde eleştirilmişti.
Dilge'ye çarpıp kaçan taksiciye dava açıldı
Kimyager Dilge Şen'e çarparak ölümüne neden olduktan sonra kaçan taksi şoförü Mesut Yılmaz hakkında 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı.
Çarptığı kimyager Dilge Şen'in ölümü, Cevahir Gencoğlu'nun da yaralanmasına neden olduğu iddiasıyla tutuklanmasına karar verilen taksi şoförü Mesut Yılmaz hakkında, "Taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma" suçundan 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı.
Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, Yılmaz'ın Kartal'da aracıyla seyir halindeyken Dragos mevkisine geldiğinde yolun karşısına geçmeye çalışan Şen ve Gencoğlu'na çarptığı anlatıldı.
İstanbul'da Dilge'yi öldüren taksici MOBESE'ye yakalandı
Şüpheli Yılmaz'ın kazanın ardından durmayarak olay yerinden kaçtığı belirtilen iddianamede, şüphelinin daha sonra Kadıköy istikametine döndüğü ve olay yerinden geçerken yavaşlayıp kaza mahalline baktığı ancak buna karşın yoluna devam ettiği, teslim olmadığı aktarıldı.
İddianamede, şüpheli Yılmaz'ın polisin çalışmasıyla kazadan 6 gün sonra evinde yakalandığı ifade edilerek, şüphelinin alınan savunmasında atılı suçlamayı kabul ettiği vurgulandı. "Taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma" suçundan 2 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası talep edilen iddianame Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi. Yılmaz'ın yargılanmasına ilerleyen günlerde başlanacak.
Dilge'ye çarptıktan sonra kaçmıştı
Kartal'da kimyager Dilge Şen'in (29) ölümü ve Cevahir Gencoğlu'nun yaralanmasıyla sonuçlanan kazanın ardından kaçan taksi şoförünün yakalanması için çalışma başlatılmıştı.
Kazadan sonra çevredeki taksi duraklarına gitmeyen taksiler ve bölgedeki tamircileri araştıran polis ekipleri, Mesut Yılmaz'ın kullandığı sağ farı hasarlı taksinin bir tamirhanede olduğunu tespit etmişti.
Bir süredir bağlı olduğu taksi durağına da gitmediği anlaşılan Yılmaz, kaldığı belirlenen adrese yapılan operasyonla gözaltına alınmış ve çıkarıldığı nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğince tutuklanmıştı.
Fenerbahçe'nin İtalyan yıldızı Luigi Datome son dönemde Türkiye'de yaşanan terör saldırılarıyla ilgili bir açıklama yaptı.
Fenerbahçe'nin İtalyan basketbolcusu Luigi Datome, terörün sadece İstanbul'un değil, dünyanın genel bir problemi olduğunu belirterek, "İstanbul'da çok rahatım ve gezmeye devam edeceğim" dedi.
Fenerbahçe'nin Anadolu Efes'i 81-75 mağlup ettiği maçın ardından düzenlenen basın toplantısında konuşan Datome, yaşanan terör olaylarıyla ilgili bir soru üzerine İstanbul'da çok rahat olduğunu ifade ederek, şunları söyledi:
"Terör sadece İstanbul'un değildünyanın genel bir problemi. Bizim zaten gezmek için çok vaktimiz yok ama teröristlerin amacı da bizim özgürlüğümüzü kısıtlamak. Ben buna izin vermek istemiyorum, gezmeye devam etmek istiyorum. İstanbul çok güzel bir şehir, keşfedilecek çok yer var. İstanbul'da çok rahatım ve enerji bulduğum sürece de gezmeye devam edeceğim. Olan olaylar çok kötü, Türkiye adına çok kötü hissediyoruz. Maalesef Türkiye'nin dünyada kötü bir ünü var şu an. Halbuki ne kadar güzel bir ülke, hem kültür, hem tarih açısından. Bunu herkese anlatmaya çalışıyorum. Arkadaşlarım gelmek istiyor ama korktukları için gelemiyorlar. Umarım artık daha farklı şeyler olur, güzel şeyler olur ve bu kötü şeyler biter."
İstanbul Tenis Eğitim Spor Kulübü tarafından organize edilen 29 Ekim Cumhuriyet Kupası Tenis Turnuvası sona erdi.
Bakırköy Kaymakamlığı tarafından desteklenen turnuva 4 gün sürdü. İTESK tenis kortlarında Ömer Aldınlar direktörlüğünde düzenlenen organizasyonda tek erkekler, tek kadınlar, çift erkekler, çift kadınlar ve karışık çiftler olmak üzere toplamda 106 sporcu 14 grup halinde kıyasıya mücadele etti.
Çift erkeklerde, aynı zamanda organizasyonun direktörlüğünü üstlenen Ömer Aldınlar ile İstanbul Vali Yardımcısı Akgün Corav kupayı almaya hak kazandı.
Bakırköy Kaymakamı Adem Öztürk ise çift erkekler finalinde mücadele etti.
Bakırköy Kaymakamı Adem Öztürk, Bakırköy'de tenis sporunu geliştirmek için önümüzdeki dönemde yeni organizasyonlar düzenleyeceklerini söyledi, "Organizasyonda emeği olan özellikle İstanbul Tenis Eğitim Spor Kulübüne çok teşekkür ediyorum" diye konuştu.
İstanbul Tenis Eğitim Spor Kulübü Başkanı Hakan Yılmaz da turnuvaya katılan tüm sporculara ve katkılarından dolayı Bakırköy Kaymakamlığına teşekkür etti.
Turnuvada başarılı olan sporculara ödülleri Bakırköy Kaymakamı Adem Öztürk, Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Muammer Yıldız ve Bakırköy ilçesi Gençlik Spor ilçe Müdürü Metin Albayrak tarafından verildi.
Öte yandan turnuvaya destek veren Bakırköy Belediye Başkanı Bülent Kerimoğlu, İstanbul Vali Yardımcısı Akgün Corav, İstanbul Vali Yardımcısı Ahmet Önal ve İstanbul Tenis Eğitim Spor Kulübü Başkanı Hakan Yılmaz'a Bakırköy Kaymakamı Adem Öztürk tarafından plaket verildi.
Tercih yaparken nelere dikkat edilmeli? Başarıya Doğru'da Sait Gürsoy'un konukları Nişantaşı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Esra Hatipoğlu, Üniversite Tercih Merkezi Direktörü Burak Kılanç, İstanbul Aydın Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yadigar İzmirli ve aynı üniversiteden Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bülent Tekinsoy'du.
Suudi Arabistan Kralı Selman, İstanbul Ortaköy'deki terör saldırısını kınadı.
Suudi Arabistan resmi haber ajansı SPA'nın haberine göre, Kral Selman bin Abdulaziz, Ortaköy'deki terör saldırısı nedeniyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a gönderdiği taziye mesajında, "Suudi Arabistan, Türkiye'nin istikrar ve güvenliğini zayıflatmaya yönelik her türlü çabaya karşı Türkiye ve kardeş Türk halkının yanındadır." ifadelerine yer verdi.
Mesajında "Bu korkakça terör saldırısını kınıyoruz." ifadesini kullanan Kral Selman, saldırı nedeniyle Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, tüm Türk milletine ve hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı dileklerini iletti.
Dev düelloda son söz 3.4 saniye kala söylendi
Bu sezon 23. yenilgisini yaşayan Philadelphia 76ers'ta milli oyuncu Ersan İlyasova, 32 dakika süre aldığı mücadeleyi 17 sayı, 4 ribaunt, 2'şer asist ve top çalmayla tamamladı. Doğu konferansı ekibinde Kamerunlu basketbolcu Joel Embiid'in 25 sayı, 8 ribauntluk performansı mağlubiyeti önlemeye yetmedi.
Doğu Konferansı mücadelesinde Cleveland Cavaliers, Palace of Auburn Hills'de konuk olduğu Detroit Pistons'a 106-90 yenilerek 5 maç sonra mağlubiyetle tanıştı.
Ligdeki 7. yenilgisini yaşayan konferans lideri Cavaliers'ta Kyrie Irving 18, Kevin Love da 17 sayı üretti. Son şampiyonda yıldız oyuncu LeBron James, karşılaşmada forma giymedi.
Doğu Konferansı'nda Cavaliers'ın ardından 2. sırada yer alan Raptors'ta Kyle Lowry 27 sayı, 7 ribaunt, DeMar DeRozan da 20 sayı, 10 ribauntla alınan galibiyette önemli rol oynadı.
Üst üste 6. mağlubiyetini yaşayarak kötü gidişini sürdüren Batı Konferansı ekibi Portland Trail Blazers'ta ise CJ McCollum'un 29 sayı, 7 asistlik performansı galibiyet için yeterli olmadı.
NBA'e 4 karşılaşmayla devam edilecek.
NASA'nın Curiosity keşif aracı Dünya'da büyük bölümü Türkiye ve ABD'de bulunan bor mineraline Mars'ta da rastladı.
Keşif aracının, halen araştırma yürüttüğü Gale Krateri'ndeki Sharp Dağı yakınlarında kalsiyum sülfat damarları içinde tespit ettiği bor mineralinin, gezegenin geçmişinde uzun süreli yaşamsal yer altı suyu varlığının kanıtı olabileceği belirtildi.
NASA'nın Los Alamos Ulusal Laboratuvarı, Amerikan Jeofizik Cemiyetinin San Francisco'da düzenlenen yıllık toplantısında yaptığı bilgilendirmede, suda yüksek çözünürlüğe sahip olan bor mineralinin izlerine genelde buharlaşmış su kaynaklarının yoğun olduğu yerlerde rastlandığını, dolayısıyla Kızıl Gezegen'de bor bulunmasının da geçmişte yaşamsal su kaynaklarının mevcudiyetinin işareti olabileceği ifade edildi.
Los Alamos Ulusal Laboratuvarından araştırmacı Patrick Gasda, "Eğer kalsiyum sülfat mineral damarları içinde bulduğumuz bor Dünya'dakine benzer özellikteyse, o zaman Curioisty'nin bulgularına dayanarak Mars'ın yer altı sularının 0 ila 60 derece arası sıcaklığa ve alkali bakımından nötr özelliğe sahip olduğu sonucuna varabiliriz." dedi.
Ayrıca Gasda, bunun geçmişte normal organizmaların yaşamasına imkan verecek yer altı su kaynaklarının bulunduğu anlamına gelebileceğini belirtti.
Mars'ın geçmişinde canlı yaşamının var olup olmadığı hala bilinmiyor ve bugüne kadar bu alanda ikna edici bir kanıta ulaşılmış değil. Keşif aracı Cruioisty, Kızıl Gezegen'in geçmişte herhangi bir dönemde canlı yaşamına uygun bir çevre sunup sunmadığını araştırmak üzere 2012'de Mars'a ulaşmıştı.
Pelin Öztekin ile Kıvanç Baran Arslan yine ayrıldı
Magazin dünyasının bir ayrılıp bir barışan çifti Pelin Öztekin ile Kıvanç Baran Aslan bu kez birlikteliklerine son noktayı koydu.
Üç yıl önce rol arkadaşı Kıvanç Baran Arslan'la aşk yaşamaya başlayan Pelin Öztekin Temmuz ayında nişan atmıştı.
"Hayatımı yaşamak istiyorum" diyerek ilişkisini bitiren Öztekin, kısa bir süre sonra Arslan ile barıştıklarını Instagram hesabından duyurmuştu. Ancak ünlü çiftten bir kez daha kötü haber geldi.
Yılbaşı ve Noel'de izleyebileceğiniz birbirinden güzel 15 film
IMDb'de en yüksek puana sahip Noel ve yılbaşı temalı filmleri sizler için listeledik.
1965 yapımı filmde, Charlie Brown Noel'in ticarileşmesinin üzerinde gerçek anlamını aramaya başlıyor.
A Christmas Story
1940'lı yıllarda, Ralphie adında genç bir çocuk, ana babasını, öğretmeni ve Noel Baba'yı, bir silahın mükemmel bir Noel hediyesi olduğuna ikna etmeye çalışıyor.
Cast Away
Bir FedEx yöneticisinin ıssız bir adada hayatta kalmak için kendisini fiziksel ve duygusal olarak dönüştürmesi anlatılır.
Catch Me If You Can
Henüz yirmili yaşlarında, çocuk yaşta bir adam onlarca ülke gezerek, bazen pilot, bazen doktor, bazen savcı mesleklerine bürünerek FBI'ı peşinden koşturmaktadır
Holiday Inn
Sadece tatil günlerinde açık olan bir eğlence mekanında, iki adam güzel bir sanatçının ilgisini çekmeye çalışır.
It's Wonderful Life
Bir melek, iş adamına, eğer hiç dünyaya gelmemiş olsaydı hayatın nasıl ilerleyeceğini gösteriyor.
Joyeux Noël
Aralık 1914'te gayrı resmi olarak yapılan Noel ateşkesi sırasında ön saflardaki askerler birbirinin hayatını öğrenir.
Lethal Weapon
Herhangi bir ortakla çalışmaktan nefret eden iki polis, bir uyuşturucu çetesini çökertmek için beraber çalışmaya mecbur kalır.
Love Actually
Noel'den önceki ay 8 farklı çiftin hayatları mercek altına alınıyor.
Meet John Doe
Paraya ihtiyacı olan bir adam, hiç var olmamış bir kişiyi taklit etmeye başlar ve sonrasında intihara kalkışmasıyla politik bir hareket başlar.
Noel Baba'nın gerçek olduğunu mahkemede kimse savunabilir mi? Cevabı filmin içinde.
The Bishop's Wife
İnsan formundaki bir melek, yeni bir katedral inşa etmesine ve kırık evliliğini onarmasına yardımcı olmak için piskoposun hayatına girer.
Cadılar Bayramı köyünün muhtarı, Noel köyünün olduğunu öğrenir ancak ne olduğunu tam olarak anlayamaz.
Aynı hediyelik eşya dükkanında çalışan iki kişi, karşılarındaki mektup arkadaşının birbirleri olduğunu bilmeden derin bir aşkın içine düşerler.
Karın antrenmanlarımızı egzersiz topu kullanarak daha etkili hale getirebilirsiniz. Harvard Tıp tarafından hazırlanan karın egzersizleri özel raporundan derlediğimiz 5 hareket bu yazıda. (Hazırlayan: Özlem Çitçi)
1. Bacaklarınız omuz genişliğinde açık, topun üzerine oturun.
3. Ellerinizi kollarınız yere paralel olacak şekilde başınızın iki tarafına yerleştirin. Dirseklerinizin tavana değil, yanlara baktığından emin olun.
4. Nefesinizi karnınız dümdüz olana kadar boşaltarak karın kaslarınızla kendinizi yukarı taşıyın. Başınızı kollarınızla değil, karın kaslarınızla taşıyın. Boynunuzun rahat ve düz olduğundan, vücudu taşımak için boynunuza yük binmediğinden emin olun.
5. Yavaşça nefes alarak başlangıç pozisyonuna dönün.
6. 20 tekrarla başlayın, 3 set yapın. Güçlendikçe tekrar sayısını çıkarabildiğiniz maksimum tekrara kadar arttırın.
Çapraz mekik
4. Nefesinizi karnınız dümdüz olana kadar boşaltarak çapraz karın kaslarınızla kendinizi önce sol bacağınıza doğru kaldırın. Vücudunuzu kaldırırken boynunuz veya kollarınızla değil çapraz karın kaslarınızla taşıdığınızdan emin olun.
5. Nefes alarak başlama pozisyonuna geri gelin ve nefesinizi tamamen boşaltarak karın kaslarınızla vücudunuzu sağ çapraza doğru kaldırın.
6. Her bir yöne 10, toplam 20 tekrarla başlayın, 3 set yapın. Güçlendikçe tekrar sayısını çıkarabildiğiniz maksimum tekrara kadar arttırın.
Bu hareket karın olduğu kadar genelde ihmal edilen arka bacak kaslarını (hamstring) da çalıştırıyor.
2. Bacaklarınızı dümdüz topun üzerine uzatın, topuklarınızı topun en yüksek noktasında sabitleyin.
3. Kalçalarınızı sıkarak ve ayaklarınızı topa bastırarak alt vücudunuzu yerden kaldırın. Bacaklarınız dümdüz, karın kaslarınız çok sıkı ve kalçalarınız kaldırabildiğiniz kadar havada olsun.
4. Arka bacak kaslarınızı kullanarak, dizlerinizi tavana doğru bükerek topu kendinize doğru çekin, ayaklarınız topun üzerine düz basar bir konuma gelecektir.
5. Yine arka bacak kaslarınızla dizlerinizi düzleştirerek bacaklarınız dümdüz olana kadar topu kendinizden uzaklaştırın.
Plankte bacak çekme
Bütün karnı çalıştıran ama özellikle alt karın kasları için çok etkili bir hareket.
1. Kollarınız omuzlarınızın tam altında dümdüz, bacaklarınızı topun üzerine koyarak plank pozisyonuna gelin. Top alt bacaklarınızın tam ortasında olsun.
2. Karın kaslarınızı sıkarak dizlerinizi bükün ve topu kendinize doğru çekin.
3. Sırtınız ve boynunun mümkün olduğunca düz olsun, kürek kemiklerinizden aşağı çökmediğinizden emin olun.
4. Yine karın kaslarınızla nefesinizi vererek topu kendinizden uzaklaştırın ve başlangıç pozisyonuna dönün.
Plankte bekleme
1. Yere çömelin. Dirseklerinizi bükerek topun üzerine yerleştirin.
2. Karın kaslarınızı sıkarak dizlerinizi yerden kaldırın. Vücudunuz dümdüz bir çizgi halinde ayak parmak uçlarınız yerde, dirsekleriniz topun üzerinde sabit ve dengede bir pozisyona gelin.
3. Omurganız ve boynunuz rahat ve düz olmasına, kürek kemikleriniz arasına çökmediğinize, belinizi düz tutup aşağı veya yukarı itmediğinize emin olun.
4. Derin nefes alıp vererek pozisyonu 30 saniye tutarak başlayın. Güçlendikçe 1 dakikaya çıkıp yavaş yavaş pozisyonu bozmadan tutabileceğiniz maximum süreye kadar arttırabilirsiniz. 2 setle başlayıp set sayınızı zamanla arttırın.
Hüseyin Aslıyüce / DHA
Türk Hava Yolları'nın (THY) Gana'nın Akra kentinde bulunan uçuş ekibinden Cem Şehit adlı kabin memuru (steward), denizde yüzerken boğularak hayatını kaybetti.
THY'nin İstanbul-Akra seferini yapan uçağının pilot ve kabin memurlarından oluşan uçuş ekibi dün gece seferini tamamladı. Personel, ardından da dinlenmek üzere Akra'daki otele geçti.
Sabah kalkan uçuş ekibi hep birlikte denize gitti. Ancak ekiple birlikte yüzdüğü öğrenilen Cem Şehit adlı kabin memuru denizde boğularak can verdi.
Olayla ilgili soruşturma başlatılırken, kabin memurunun cenazesinin otopsi yapıldıktan sonra teslim edileceği öğrenildi.
Galatasaray tarihi hakkında konuşan Nigel de Jong, "Amsterdam'da pek çok Türk topluluğu var. Ya Galatasaraylı ya da Fenerbahçeli oluyorlardı. Bu, apartman bloklarına kadar ayrılmıştı. Bu nedenle de sürekli bir rekabet oluşuyordu. Çocukken izlediğim Galatasaray maçlarını anımsıyorum. Özellikle 2000'de kazanılan UEFA Kupası serüvenini… O kadronun hepsini sayabilirim. Türkler maçları seyretmek için toplanıyorlardı. Kazanırlarsa arabalarıyla sokaklarda kutlama yapıyorlardı. Her zaman 'Cimbom' ismini duyabiliyordunuz. Duvarlardaki grafitilerde bile 'Cimbom' yazıyordu. Benim mahallemde özellikle herkes Galatasaraylıydı. Annem hâlen aynı mahallede yaşıyor. Ben Galatasaray'a imza attığım an herkes çılgınlar gibi sevindi. Burada olmaktan ve arkadaşlarımı sevindirmekten çok mutluyum. Türk insanının Galatasaray ya da milli takım oynarken futbola tutkusunu ve duygularını hissedebiliyorsunuz." dedi.
Sneijder ile olan ilişkisinden bahseden Hollandalı orta saha, "Wesley'in karakteri değişmedi. Mutlu, zaman zaman huysuz… Bunlar benim için de geçerli. Birbirimizi çok uzun zamandır tanıyoruz. Cevap vermem için sadece bakması yeterli oluyor. Bu da futbolda çok nadir görülen bir şey. Saha dışında da bu şekildeyiz. Eşlerimiz çok iyi arkadaşlar. Bu da her şey kolaylaştırıyor. Onun burada olması benim Galatasaray'da hem oyuncu olarak hem de kişisel olarak gelişimime katkı sağlıyor; çünkü buradaki kültür farklı." ifadelerini kullandı
Nigel de Jong Galatasaray günlerini ise şu sözlerle anlattı;
Kırılma anı Fenerbahçe maçından sonra oldu. İyi oynuyorduk; fakat üst üste mağlubiyetler aldık. Derbi maçından sonra bunun olmasının nedeni kaybetmemiz değil, kaybederken nasıl oynadığımızdı. Bugünkü durumumuzdan farkımız ruh eksikti… Hiç kimse o kadar da aç değildi. Bu da kırılma noktamız oldu. Oturup takım içinde konuştuk: 'Böyle devam etmek mi istiyoruz? Şampiyon olamayız. Bu ruh halinde sürekli olarak sahaya çıkmak zorunda kalacağız. Bunun değişmesi gerekiyor…' Birbirimizi yapıcı anlamda eleştirdik ve bu hepimiz adına çok faydalı bir sohbet oldu. Herkesin gerçekleri kabul etmesi gerekiyordu, o şekilde yola çıktık. Bundan sonra da kazanmaya başladık. Sadece bir beraberlik aldık.
Dünyanın sıra dışı tuvaletleri
Lonely Planet dünyanın sıra dışı tuvaletlerini belirledi.
KKTC'de 10 haftayı geçen gebeliklerde yasadışı kürtaja ilişkin davada, gömülü bulunan ve 8.5 aylıkken alındığı belirlenen bebek ile 5 fetüsün annelerinin Türkiye'de yaşadığı tespit edildi. 'Karnımda öldüğü için aldırdım' diyen anneye inanmayan savcı, 5 fetüsün sahibini bulmak için 10 kadından DNA testi istedi.
Erkeğe yakın durduğu için bunu yaptılar
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni sarsan yasadışı kürtaj skandalında, 6 sanığın yargılandığı davaya bugün devam edilecek. Habertürk'ten Öznur Karslı'nın haberine göre, Girne kentindeki Tüp Bebek Merkezi Ada Hospital'de 10 haftayı geçen bazı gebeliklerin sonlandırılmasıyla ilgili Girne Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın son duruşmasına, KKTC'de devlet hastanesinde Adli Tıp Uzmanı olarak çalışan İdris Deniz'in ifadeleri damga vurdu. Deniz'in tüyler ürperten ifadelerinde, 6 fetüs arasındaki 8 buçuk aylık kız bebeğin 2 kilo ağırlığında, 44 santim boyunda olduğu yer aldı.
Türkiye'de aldırabilirdi
Ada Tüp Bebek Merkezi'nde çalışan doktorlar Fahri Karagözlü, Rasiha Serdaroğlu, Mehmet Ali Tunçbilek, Verda Özkent Tunçbilek ile ebe Ayşegül İşbilen ve emekli hemşire Taner Okburan'ın tutuklu yargılanmaları devam ederken, savcı Erdinç Akyener, önemli bilgiler paylaştı. Henüz sanıkların itirafta bulunmadığını açıklayan savcı Erdinç Akyener, fetüslerin anneleriyle ilgili tespitlerini şöyle aktardı: "8.5 aylık kız bebekte anestezi maddesi tespit edildi. Bunu İstanbul Adli Tıp Kurumu söyledi. Muhtemelen anneye sezaryen sırasında verilen anestezi kordon bağından çocuğa geçti. Bebeğin annesi Türkiye'den. Bu bebeğin annesiyle merkezin hemşiresi konuştu, 'Neden aldırdınız?' sorusuna 'Karnımda öldü' yanıtını verdi. Buna inanmıyoruz. Çünkü ölü bebeği Türkiye'de de aldırabilirdi, buna bir engel yok.
"Bir anne KKTC'de"
Şu an 6 fetüsten birinin annesini bulduk KKTC'de. 5 anneyi arıyoruz" diyen savcı Akyener, şöyle devam etti: "Şüphelendiğimiz 10 kişiyi Türkiye'ye bildirdik. Bu kişiler 2014'den sonra KKTC'ye giriş yapıp, bir-iki gün sonra yine Türkiye'ye dönmüş. Şüpheli telefon mesajları var. 10 kadının DNA'sını fetüs DNA'ları ile karşılaştıracaktık. Ancak ifade vermeyi kabul etmediler. Türkiye'den iade istemeye hakkımız yok, Bakırköy Savcılığı da işlem yapmadı. Kıbrıs'ta tutuklu olan 8 sanığın yargılamalarını bitirince sıra, yasadışı kürtaj yapılan annelere gelecek. Annelerin tespiti konusunda sanıklar itirafta bulunmadı. Doktor Fahri Karagözlü çok iyi bir hekim ancak parayı çok seviyor. Bu nedenle o da itiraf aşamasına geçemedi."
Ona, 'barış öğretmeni' diyorlar
Diyarbakırlı Yahya Kamçı sosyal bilgiler öğretmeni olsa da onu tanıyanlar branşını 'barış' olarak açıklıyor. Sıradışı bir öğretmen olan Kamçı, bölgede şimdiye kadar yaklaşık bin 170 kan davasının barışla sonuçlanmasında rol oynadı.
Aljazeera'dan Abdülkadir Konuksever'in haberine göre; Yahya Kamçı, öğretmenlikten arta kalan zamanının tamamını kavgalı, kan davalı ailelerle geçiriyor.
Engellilere tekerlekli sandalye alınabilmesi için 2012 yılında 150 bin su şişesi kapağı, 2014 yılında 2 bin litre atık yağ, 2015 yılında da 250 kilogram atık pil toplamış. 2013-2014 ve 2015 yıllarında Diyarbakır'da sivil toplum kuruluşlarının 'yılın öğretmeni' seçtilen Kamçı görev yaptığı okullarda fark yaratan bir öğretmen. Onu öne çıkaran asıl özelliği ise bambaşka. Kamçı çevresindekilerin tanımıyla bir 'barış' öğretmeni.
Yahya Kamçı'nın kavgalı ve kan davalı aileleri barıştırma hikâyesi bölgenin tanınmış kanaat önderlerinden olan Sait Şanlı'yı ziyaretiyle başlamış. Bölgedeki pek çok aileyi barış masasında bir araya getiren Şanlı, Kamçı'daki potansiyelin farkına vararak ona bir teklifte bulunmuş.
"Rahmetli Sait Şanlı çok sevdiğim bir insandı. 2003 yılında kendisinin halini, hatırını sormak üzere ziyaret ettim. Kendisi de beni severdi. Ne yaptığımı sorduğunda öğretmenlik yaptığımı söyledim. O da saygın bir işim ve saygın bir kişiliğim olduğunu söyleyerek davalı aileleri barıştırmak üzere kendisi ile birlikte çalışmamı teklif etti. Sonuçta hayırlı bir iş ve benim de ruhuma uygun bir şeydi. Başladık Sait Şanlı ile birlikte çalışmaya."
Yahya Kamçı kavgalı ailelerin barıştırılması için ilk görüşmesini Diyarbakır'ın Lice ilçesinde yapmış. Bu işin kendisine çok uyduğunu o gün anlamış.
"Davalı aileleri barıştırmak için önce taraflarla tek tek görüşüp taleplerini dinleriz. İkna gerçekleşince tarafsız bir bölgede aileleri bir araya getiririz. Uzlaşma sağlanınca bir mevlit verilir ve kavgalı bireyler tek tek Kur'an'ın altından geçirilir. Bu Kur'an'ı hakem olarak kabul edildiğini gösterir. Ben bunu ilk olarak Diyarbakır'ın Lice ilçesine bağlı bir köyde yaşadım. Taraflar Kur'an'ın altından geçince yüreğime bir ferahlama geldi. Kendimi çok iyi hissettim. Farklı bir dünyaya girdiğimi duyumsadım. O günden sonra hayattaki gerçek amacımın bu olduğunu/olacağını keşfettim."
2003 yılından beri kan davalı ve küskün ailelerin barışması için çalışan Kamçı bu çalışmalarını dosyalayarak saklıyor. Bu güne kadar bin 170 ailenin barışmasında rol oynayan Kamçı bu işin inceliklerini şöyle anlatıyor.
"Öğretmen olduğum için ve çocukları eğittiğimiz için insan psikolojisinden anlıyorsunuz. Yaklaşım şekli önemli, hassas ve duyarlı olmak durumundasınız. Zaten taraflardan biri sizi kabul etmişse barışmaya da isteklidirler. Konuşmaktan daha çok dinliyoruz, hassasiyetlerini göz önünde bulundurarak davanın çözümü için girişimde bulunuyoruz."
Yahya Kamçı asli görevi olan öğretmenlikten kalan tüm zamanını ve enerjisini davalı ailelerin barışmaları için sarf ediyor. Ölene kadar da böyle yapacağını söylüyor.
"Bölgemizde 'bir koyun için çıkan kan davası, barışla sonuçlandığında kırk koyun kesilir' diye bir tanımlama vardır. Kızgınlıkla atılan yanlış bir adım pişman olunacak şeylere yol açabiliyor. Biz de 'evet kavgaya bir koyun sebep olabilir ama barışa duyduğumuz özlem nedeniyle kırk koyun kesilir' diyoruz. Gerçekten barışa çok ihtiyacımız var ve insanların ölmediği, barışın her yere hâkim olduğu bir dünya en büyük dileğim. Bu da benim 24 Kasım Öğretmenler günü mesajım olsun herkese."
Cem Yılmaz
1972 doğumlu. Kadıköy Anadolu Lisesi ve ardından Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünden mezun oldu. Marmara Üniversitesi'nin İngilizce İşletme master programını tamamladı.
Okurken başladığı spor spikerliğinde Kanal 6 ve TGRT'de Sporvizyon ve Tele Kritik programlarını sundu. Ligde ve Avrupa kupalarında maçlar anlattı ve 1997'de ligin yayıncı kuruluşu olan CINE 5'e transfer oldu. 2,5 yıl lig maçlarını sundu. Lig yayın ihalesinin Star (Tele On) tarafından alınmasının ardından Star'a transfer oldu. Burada yine lig maçlarının yanı sıra 5 yıl Şampiyonlar Ligi maçlarını anlattı ve çeşitli programlar sundu.
2004'te CNN TÜRK'e transfer oldu. İleri Üçlü ve ardından Futbolmania programlarının yapımcı ve sunuculuğunu yaptı. 2005-2007 yılları arası Formula 1 yarışlarını anlattı. 2007'de Kanal 1'e geçti. Burada spor servisi müdürlüğü göreviyle birlikte Mustafa Denizli ile Futbol Merkezi programının yapımcı ve sunuculuğunu yaptı. 2009'da tekrar Doğan Grubu bünyesine döndü ve spor kanallarında çeşitli programlar sunmaya, Şampiyonlar Ligi ve Avrupa Ligi maçlarını anlatmaya başladı. 2010 yılından itibaren CNN TÜRK ekranında da yer almaya başlayan Cem Yılmaz, 2014 yılından bu yana CNN TÜRK ve Kanal D Spor Müdürü olarak görev yapmaktadır.
Evli ve bir çocuk babasıdır.
Evde yapacağınız basit hareketlerle bel bölgenizdeki yağlardan kurtulabilirsiniz.
Sırtüstü uzanın. Bel çukurunuzun altında üzüm olduğunu hayal edip bu çukuru korumaya çalışın. Bacaklarınızı table tab denilen fotoğraftaki konuma getirin. Ellerinizle başınızı destekleyin ve önce göğüs kafesinizi havayla doldurup bu havayı nefesinizle boşaltırken, yalnızca karnınıza odaklanarak bacaklarınıza doğru kalkın. Bunu 15 kez tekrarlayın.
Spastik bacak
Yine bel çukurunu koruyarak sırtüstü yatın. Ayak tabanlarınızı birleştirip fotoğraftaki spastik pozisyonu alın. Derin nefes alın, nefesinizi verirken ellerinizle ayaklarınıza doğru uzanmaya çalışın. Bu hareketi 15 kez tekrarlayın.
Uzan yakala
Pozisyonunuzu bozmadan bacaklarınızı vücudunuza dik konumda havaya kaldırın. Bel çukuruna dikkat! Ellerinizle, yalnızca karın kaslarınızdan güç alarak ayak bileklerinizi tutmaya çalışın. Karın kaslarınızın gerildiğini hissedin. Bu hareketi 15 kez tekrarlayın
Karın sitebi
Yine bel çukurunu muhafaza ederek sırtüstü uzanın. Ellerinizle poponuza güç verin. İki bacağınızı birlikte yere paralel olacak biçimde kaldırın. Önce derin bir nefes alın ve bu sırada bir bacağınızı göğsünüze yaklaştırın, nefes verirken bu bacağınızla havayı tekmeleyip diğer bacağınızı göğsünüze çekin. Yürüyormuş gibi hareketi 15 kez tekrarlayın.
Çift bacak hareketi
Pozisyonunuzu bozmadan bacaklarınızı vücudunuza dik olacak biçimde kaldırın. Derin nefes alın, verirken bacaklarınızı gergin biçimde yavaş yavaş yere doğru indirin. Ancak yere değdirmeden nefes alın ve verirken yine kaldırın. Bu hareketi yaparken tüm gücünüzle karın kaslarına odaklanın. Bu hareketi de 15 kez tekrarlayın.
Yerde dans
Yan karın kaslarını çalıştıran bu harekette, fotoğraftaki pozisyonu alın. Üstteki bacağın ters tarafındaki dirseğinizi yukarıdaki bacağın diz kapağına değdirmeye çalışın. Bu hareketi iki tarafınızla 15 kez tekrarlayın. Belinizi incitmemeniz için mutlaka bel çukurunuzu bozmamaya ve karın kaslarına odaklanmaya çalışın.
Karın balesi
Yan olarak yatıp yere bakan kolunuzla destek alıp vücudunuzun üst tarafını kaldırın. Dışta kalan bacağınızı gergin bir biçimde yukarıya kaldırırken aynı taraftaki elinizle bileğinizi tutmaya çalışın. Karın yan kaslarınızın gerildiğini hissedin. Bu harekette karnınızın içe çekili ve gergin olmasına özen gösterin. Aynı hareketi bu kez diğer tarafınıza uzanarak yapın. Her bir tarafınızla 15 kez tekrarlayın.
Ellerinizle arkadan destek alıp vücudunuzun üst kısmını fotoğraftaki pozisyona getirin. Bacaklarınızı dizlerinizden bükülü olarak kaldırın. Birbirine bitişik halde, önce sağa sonra sola doğru sarkaç hareketi yapın. Bu sırada yan karın kaslarınızın gerildiğini hissedin. Hareketi 15 kez tekrarlayın.
Yukarı şınav
Uzanın. Bacaklarınızı fotoğraftaki pozisyona getirin. Karnınızdan güç alarak bedeninizi yükseltin. Kollarınızı gergin biçimde uzatıp ellerinizle bacak bileklerinizi tutmaya çalışın. Bu hareketi de 15 kez tekrarlayın.
Yan yatın. Üstteki bacağınızı belinizin üstü hareket etmeden ileriye doğru gerin. Vücudunuzun üst kısmını ise ters tarafa döndürmeye çalışın. Bu sırada ellerinizle başınızı destekleyip kollarınızı fotoğraftaki pozisyona getirin. Aynı hareketi farklı iki tarafınıza yatarak 10 kez tekrarlayın.
Bu yangın şu ana kadar yaklaşık 2000 km2 alanın tamamen yanmasına neden oldu. Bu alan içerisinde orman arazisinin dışında Fort McMurray kentindeki 1600 ev de bulunuyor. Söz konusu yangın göz ardı edilecek büyüklükte bir yangın değildir. 2000 km2 demek 45 km eninde ve 45 km boyunda bir alanın yanıp kül olması demek ve bu yangın yayılarak sürüyor.
Alberta Eyaleti Kanada'nın orta batısında yer alıyor. Fort McMurray kenti de eyaletin kuzey doğusundaki fazla büyük sayılmayacak bir kent. Dünya açısından bu kentin önemi ise buranın hemen kuzeyinde yer alan katran kumullarından kaynaklanıyor. Fort McMurray de bu katran kumullarından petrol üretilen endüstrinin merkezinde bulunuyor.
Bilim insanları ve politikacılar küresel ısınmanın iki derece ile sınırlanması konusunda fikir birliğindeler. Artışın iki derece ile sınırlanabilmesi içinse şu anda yer altında olan ve daha çıkartmamış olduğumuz fosil yakıtların, yani kömür, petrol ve doğal gazın büyük bölümünün çıkartılmadan yer altında bırakılması gerekiyor. İki derecenin altında kalabilmek için şu an yer altında bulunan fosil yakıtların sadece 450 milyar ton CO2 yayacak bir kısmını çıkartıp kullanabiliriz, oysa yer altında olduğundan emin olduğumuz ve kolayca ulaşabildiğimiz 750 milyar ton CO2 yayabilecek kadar bir rezerv var. Bu rezervi çıkartıp yakacak olursak gerek biz gerekse de çocuklarımız bugüne kadar tanıdığımız Dünya'dan çok daha değişik bir Dünya'da yaşamak zorunda kalacaklar. Bu nedenle yer altındaki kömür, petrol ve doğalgaz yataklarının bir kısmına dokunmamız aslında yasak.
Ancak bildiğiniz gibi özellikle petrol dünyada kolay para kazanmanın en basit yollarından biri. Çok sayıda ülke fazla bir yatırım yapmadan sadece topraklarının altındaki kaynakları çıkartıp satarak zengin olmuş durumda. Bu durumda bu ülkelerin bu kaynakları çıkartıp satmalarını engellemek çok zor. Ama yapılabilecek bir şey var: Şu ana kadar keşfedilmemiş veya kullanılmamış kaynakları çıkartmaya başlamayalım. Bu kaynakların yaklaşık 2000 milyar ton CO2 yayabilecek büyüklükte olduğu düşünülüyor. Eğer bu kaynakları çıkartıp yakacak olursak hepimiz için Dünya'daki cehennem beklenenden çok daha hızlı gelebilir.
Özellikle petrol çıkartmak dediğimizde aklımıza gelen görüntü yerde açılan bir delikten petrol fışkırması şeklindedir. Ortadoğu'dan elde edilen petrol bu şekildedir, siz delik açtığınızda bu petrol basınçla dışarıya fışkırır. Bu nedenle de petrol çıkartmanın maliyeti fazla değildir. Ancak petrol fiyatları tırmandığında daha zahmetli petrol üretme metotları da devreye girmiştir. Bu metotların başında yerin neredeyse yüzeyinde kumla karışık bir biçimde bulunan "bitumin" maddesinden petrol üretilmesidir. Bu maddeye "katran kumulu" da denilmektedir. Bu yöntem hem çevreye büyük zarar verir hem de çıkartılması kuyu açma yöntemine oranla çok daha pahalıdır.
Başta bahsettiğimiz yangının çıktığı yer Dünya'nın en büyük bitumin yataklarının bulunduğu bölgedir. Kanadalılar bu bölgede gerek iklim bilimcilerin gerekse de çevreci grupların uyarılarını tamamen göz ardı ederek katran kumulu denilen bu yapılardan petrol kazanmaya devam etmektedirler. Bu tercihlerinin hem kendi ülkelerinin doğasına hem de Dünya'ya büyük zarar verecek olduğu gerçeğini göz ardı etmekteler.
Doğanın uyarısı
Normalde yangının çıktığı Kanada'nın kuzey bölgeleri tahmin edebileceğiniz gibi bol kar yağışı alan soğuk bölgeler. Ancak iklim değişikliği nedeniyle son senelerde bu bölgeye normalden çok daha az kar yağışı düşüyor ve hava çok daha sıcak. Şu sıra bölgede normalde 10 derece olması gereken günlük en yüksek sıcaklıklar 30 dereceye kadar yükselmiş durumda. Buna uzun süredir ağaçların ve toprağın kurumasını da ekleyecek olursak yangına çok elverişli bir ortamın oluştuğunu anlamamız gayet kolay. Bu elverişli ortamda Fort McMurray kentinin özellikle güneyinde yayılan yangınları söndürebilmek pek mümkün olmuyor. Binlerce insan evlerini bırakarak güvenli bölgelere doğru kaçıyorlar. Yalnız rüzgarın yönünün elverişli olmamasından dolayı yangınlar katran kumullarının bulunduğu kuzeye doğru yayılmıyorlar. Bu yangınların kuzeye yayılması esas çevresel felaketin ortaya çıkmasına neden olabilirdi, gene de bu bölgeyi dikkatle izlemeye devam etmek gerekiyor.
İklim değişikliğnin ateşlediği bu yangınlar Kanadalılara da bir uyarı niteliğinde olacaktır. Alberta'nın katran kumulları gibi yerin altına bırakılması gereken fosil yakıtları çıkartılıp yakılmaya devam edildikçe bu felaketlerin sayısı da şiddeti de artacaktır. Doğanın verdiği bu uyarı hepimizi ciddi anlamda üzüyor olsa da umarım herkese ciddi bir uyarı olmuştur.
Brezilya 'yolsuzluk'la sarsılıyor
Yolsuzluk iddialarıyla görevden uzaklaştırılan Dilma Rouseff'in ardından iki hafta önce göreve başlayan geçici hükümet de yolsuzluk iddialarıyla çalkalanıyor. Planlama Bakanı'na ait olduğu iddia edilen ses kaydının kamuoyuna açıklanmasının ardından Bakan Romero Juca istifasını verdi.
Times: "AB, Türkiye üyelik süreci saçmalığını bitirmeli"
Geçici hükümeti kuran Michel Temer'in kabinesinde yer alan Juca'nın ses kaydında, Rousseff'in azli süreciyle birlikte yürütülen 'araba yıkama' isimli yolsuzluk operasyonlarının hasıraltı edilebileceğini söylediği duyuluyor.
Tapenin kamuoyuyla paylaşılması sonrası Brezilyalı yeni bakan, "savcıların konuyla ilgili ne söyleyeceğini bekleyip görelim. Herhangi bir yasadışı iş yapmadığımdan eminim" dedi.
Ülkede yürütülen yolsuzluk soruşturmasında, aralarında Romero Juca'nın da bulunduğu bazı bakanların devlete ait Petrobras şirketi üzerinden milyonlarca dolar rüşvet aldığı iddia ediliyor.
Ortaya çıkan yeni ses kayıtları, Dilma Rouseff'i destekleyenler arasında 'darbenin kanıtı' olarak nitelendi.
Daha önce muhalefet partileri tarafından sıkça dile getirilen 15 Temmuz ile ilgili komisyonun Org. Hulusi Akar'ı da dinlemesi gerektiği isteği gerçekleşiyor. 15 Temmuz Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu, Genelkurmaş Başkanı Org. Hulusi Akar'a yazılı soru gönderecek.
15 Temmuz Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar'a yazılı soru gönderecek. 15 Temmuz Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar'a yazılı soru gönderecek. İktidar ve muhalefet partilerinin milletvekilleri tarafından Akar'a yazılı soru gönderileceği belirtildi.
Yabancı dil öğrenmenin ideal yaşı nedir? Küçük yaştan itibaren çocukları yabancı dil eğitimine yönlendirmek ne kadar doğru? İlerleyen yaşlarda yabancı dil öğrenmenin zorlukları var mıdır? Dil öğreniminde doğru bilinen yanlışlar nelerdir? Öğrenme beyinde nasıl oluyor? 40'lı, 30'lu, 20'li yaşlarda nasıl yabancı dil öğreniriz? Nöroloji bilimi verimli öğrenme için bize neler söylüyor? CNN TÜRK Ekonomi Müdürü Emin Çapa, Cuma günü Aklın izi'nde tüm bu soruları yanıtladı.
CNN TÜRK, haber mutfağını izleyicilerine açıyor. Hafta içi her gün 10.00'da ekrana gelen Haber Toplantısı ile günün öne çıkan haberlerini öğrenebilirsiniz.
Güneş enerjisi kullanımı giderek artıyor
Zamanla artık hem güneş enerjisi kullanımı hem de üretim maliyetleri oldukça düşmeye başladı. Bu doğrultuda birçok ülkede güneş enerjisi üretimini arttırma yoluna gidiyor.
Son zamanlarda düşen maliyetlerin etkisiyle birçok ülke yavaş yavaş güneş enerjisi kullanımını daha çok teşvik etmeye başladı.  Fransız enerji şirketi Engie SA'da teknoloji ve inovasyon başkanı olan Thierry Lpercq, 2025'te güneşli iklimi olan yerlerde güneş enerjisi üretim maliyetinde megawatt saat başına 10 dolardan daha az olma ihtimali var açıklamasında bu iddiayı doğrular nitelikte. Leperq, sadece bununla kalmayıp eğer üretim maliyetlerindeki bu azalma hayata geçebilirse petrol fiyatlarının da arz - talep dengesi gereği 10 dolara kadar düşeceğini düşünüyor.
Yenilenebilir enerjide güneş enerjisi, biyogaz, geniş ölçekli bataryalar ve hidrojen bu işlemin can damarı durumunda bulunuyor. Yakın zamanda Engie SA, Fransa sınırları içinde olan Provence-Alpes-Cote d'Azur isimli 5 milyon kişinin yaşadığı bölgede "derinlemesine bir modelleme" denemesi yapılmış ve bu bölgenin 2030 tarihinden itibaren, enerji ihtiyacının sadece yenilenebilir kaynaklardan oluşacağını ve bu durumda %20 oranında bir tasarruf sağlanacağı belirtilmişti.
Bana ne yediğini söyle sana kim olduğunu söyleyeyim
Ünlü Fransız yemek ustası Brillat-Savarin, "Bana ne yediğini söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim" diye boşuna dememiş. Yiyip içtiklerimizin yani beslenme şeklimizin ruh sağlığımız üzerindeki etkisi, eski tarihlerden bu yana bilinen bir gerçek. Peki sadece tercih ettiğimiz yiyeceklerin değil, yemek yeme tarzımızın da kişilik özelliklerimizi ele verdiğini biliyor muydunuz? Ya hızlı yemek yiyenlerin erken boşalma sorunu olduğunu? Beef & Fish dergisi için Dr. Cem Keçe kaleme aldı..
Çoğumuz yemek yemenin beslenme amaçlı olduğunu düşünürüz. Elbette bu doğrudur ama beslenme, yemek yeme denkleminin bilinen kısmıdır. Bilinmeyen kısmında ise buzdağının görünmeyen yüzü, yani psikolojik boyutu vardır. Duygular, düşünceler, olaylar, kişilik özellikleri, ruhsal sorunlar ve daha pek çok faktör yemek yeme mekanizmasını doğrudan etkiler. Çünkü zihin ile beden birbirlerini doğrudan etkiledikleri sürekli bir ilişki içindedir. Yeme davranışımızı etkileyen psikolojik faktörler sürekli iş başındadır. Çoğu kişi çocuklukta yaşanan travmalar, bağımlılık ilişkileri, depresyon, kaygı, öfke, yalnızlık, sevgisizlik, özgüven eksikliği gibi olumsuz duygularıyla başa çıkabilmek için yeme davranışını kullanır.
Yemek yemek kısa vadede duyguları yatıştırmaya, stresi ve kaygıyı azaltmaya yardımcı olabilir ama bu kısırdöngü içinde sürekli yemek genellikle pişmanlık ve suçlulukla sonuçlanır ve kilo artışıyla birlikte olumsuz beden imgesinin oluşmasına neden olabilir. Stres, korku, kaygı, öfke gibi tüm olumsuz düşünceler vücutta fizyolojik stres yanıtı oluşmasına yol açar. Bunun sonucunda kortizol ve insülin hormonları daha fazla salgılanır. Bu hormonların fazlası vücudun kalori yakma kapasitesini düşürerek yağ depolanmasına ve kan şekeri dengesini bozarak yeme bozukluklarına neden olur.
Ruh hali kötüyse kilo vermek zor
Dünyanın en iyi diyetini de uygulasanız, kaygılı ve stresli bir ruh haliyle kilo vermeniz oldukça zor olacaktır. Bir de buna uygulanması zor diyetler, tatsız tuzsuz yiyecekler ve yoğun egzersiz programları eklenirse kaygı düzeyiniz artacak ve iş daha içinden çıkılmaz bir hal alacaktır. İnsanın metabolik enerjisi vücudu hayatta tutmaya programlanmıştır. Dolayısıyla dünyanın en güzel, en sağlıklı yiyeceklerini yediğinizde bile eğer ruh haliniz iyi değilse, zihniniz kalori harcanmasını durdurarak vücudunuzu korumaya alacaktır.
İnsanın doğasında temel bir paradoks vardır: Bir parçamız içimizde huzur isterken, diğer parçamız buna karşı savaşır, yemek konusunda da durum böyledir. Bir yandan sağlıklı ve düzenli beslenmek isterken, diğer yandan tüm kuralları yıkmak, neyi ne kadar yiyebilirsek yemek isteriz. Bunu da genellikle içimizdeki duygusal açlığı, yani sevgi, ilgi ve beğenilmeye duyduğumuz ihtiyacı bastırıp iç huzura kavuşmak için yaparız. Ancak depresyon, yas gibi yoğun üzüntünün hâkim olduğu durumlarda yeme isteği de kaybolur.
Yemek kültürü, büyük ölçüde sosyal yapıyla şekillenen bir olgu olmakla birlikte yemek yeme davranışı, iç ve dış uyaranlarla gerçekleştirilen kişisel bir eylemdir. Dış uyaranlar yemeğin, tadı, kokusu, görünüşü gibi doğrudan yiyecekle ilgili fiziksel özelliklerdir. İç uyaranlar ise düşündüklerimiz ve hissettiklerimizden kaynaklanan psikolojik süreçler ve kişilik özelliklerimizdir. Yemek tercihleri kişilik özellikleriyle ilgili önemli ipuçları verir. Koku ve tat duyuları, beynimizde limbik sistemde işlenir. Limbik sistem aynı zamanda duygu ve davranışlarımızda da etkili bir mekanizmadır; özellikle içgüdüsel veya otomatik davranışlarımızla ilişkilidir.
Kaygılı kişilikler tatlıcı
Aynı yerde işlenmelerinden dolayı tatlar ve kokularla duygu ve davranışlarımız arasında bir bağlantı vardır. Bu konuda dünyanın önde gelen üniversitelerinde yapılmış çok sayıdaki araştırmanın sonuçları, belli kişilik özelliklerine sahip kişilerin belli yiyecekleri tercih ettiklerini ortaya koyuyor. Bu sonuçlar; narsisist kişilerin acı yiyecekleri tercih ettiğini, borderline kişilerin duygusal kriz anlarında tıkınırcasına yemek yemeye ve tatlıya düşkün olduğunu, heyecan arayanların baharatlı yiyecekleri sevdiğini, maceracı kişiliklerin yeni tatlar denemekten hoşlandığını, duygusal kişilerin daha çok meyve ve sebze tükettiğini, kaygılı ve içe kapanık kişilerin tatlı yeme eğiliminde olduğunu, dışa dönük kişilerin ise et ve alkolden hoşlandığını gösteriyor.
Rekabeti sevenler hızlı yer
"Bana ne yediğini söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim" sözünü "Bana nasıl yediğini söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim" şeklinde uyarlamak da mümkün. Tercih ettiğimiz yiyecekler gibi yemek yeme tarzımızın da kişilik özelliklerimizle ilişkisi söz konusu. Yine bu konuda yapılan çok sayıdaki araştırmanın vardığı ortak sonuçlara göre, yemek yeme biçimimiz, kişilik özelliklerimize dair önemli ipuçları veriyor. Örneğin; tezcanlı, dışa dönük ve rekabeti seven kişiler genellikle 'hızlı' yemek yerken, sakin ve soğukkanlı kişiler 'yavaş' yiyor, mükemmeliyetçi kişilik yapısına sahip olanlar ise sofra düzenine ve yemeğin sunumuna fazlasıyla özen gösteriyor, 'yavaş ve kontrollü' yiyor.
Yavaş sürün, yavaş yiyin!
Konuşmak, araba kullanmak, yemek yeme tarzı gibi günlük davranışlar cinsel yaşamla, özellikle erkeklerde erken boşalmayla çok yakından ilgilidir. Erken boşalan erkekler hızlı yemek yer, hızlı araba kullanır, hızlı konuşur, her konuda aceleci ve sabırsız davranırlar. Çabuk sinirlenirler, stresli ve gergindirler, kontrolsüz davranışları, kaygılı ruh halleri, daima telaşlı olmak gibi özellikleri vardır. Ya çok çabuk güvenirler ya da güven duymada zorlanırlar. A tipi kişilik yapısına sahiptirler, yani rekabetçi, sosyal alanda ve mesleğinde hırslı, sabırsız, aynı anda birkaç iş yapmayı seven, insanlara ve olaylara çabuk sinirlenen, onaylanmayı bekleyen, sorunlu bir dinlenme tarzı olan kişilerdir. Eğer erkek bu özelliklerini kontrol edemezse yatakta boşalmasını da kontrol etmekte zorlanır. Bu nedenle sosyal bir mesaj vererek yazıma son veriyorum: "Yavaş yiyin, yavaş sürün, yavaş konuşun ki kimseler yatakta erkenci olduğunuzu anlamasın…"
Hakim boşanma davasından çekildi
Sanatçı Coşkun Sabah'ın boşanma davası devam ediyor. Ancak bugün görülen duruşmada ilginç bir olay yaşandı. Boşanma davasında mahkeme hakimi ile Coşkun Sabah'ın avukatı, üniversite sıralarından arkadaşı çıkınca hakim davadan çekildi.
1995'te Türkiye ikinci güzeli seçilen Ceyda Sabah sanatçı eşi Coşkun Sabah'a ait ihanet mesajlarını yakalayınca boşanma davası açmıştı. Ceyda Sabah 19 yıllık eşine, 1 milyon TL maddi, 1 milyon TL manevi olmak üzere açtığı 2 milyon TL'lik tazminat istemli boşanma davası açmıştı.
Hürriyet'in haberine göre bugün görülen duruşmaya çift avukatlarıyla birlikte katıldı. Ancak duruşmanın başlamasıyla ilginç bir tesadüf yaşandı. Davaya bakan Aile Mahkemesi'ne yeni atanan hakim, Coşkun Sabah'ın avukatı Burhan Ateş'in Hukuk Fakültesi'nden sınıf arkadaşı çıktı. Bu tesadüf üzerine hakim davadan çekildi.
İtalya yine favoriler arasında gösterilmediği bir kupaya, grubun erken finali süslemeleri altında İngiltere'yi Pirlo resitaliyle geçerek başlamış, hepimize acaba, yine mi, dedirtmişti.
Önce Kosta Rika onlara anladıkları dilden, olmaz dedi, dün Uruguay noktayı koydu. "No counrty for Europeans" kampanyası çerçevesinde İspanya ve İngiltere'yi takiben mavi formalı arkadaşlar da eve döndü.
Aslında Suarez'i düğümlemişler, maçı golsüz finale bağlamışlardı ama, kırmızı kart her şeyi değiştirdi.
Suarez gol atmaktan sonraki en büyük mahareti adam ısırma yöntemiyle defansı yıprattı, Atletico'nun uzun adamı Godin kafasıyla "Arrivederci" dedi. Uzak diyarlarda bir adam "Suarez birini ısırır" bahsini tutturduğu için bire 175 kazandı.
O sırada başka bir statta üzerine güneş doğmayan imparatorluğun temsilcileri en kötü nasıl veda ederiz, temalı filmi sergiliyordu.
Grubun zayıf halkası diye, bahislerde kupon tamamlama malzemesi olarak gösterilen Kosta Rika golsüz maçla liderliğe, evet bildiğin liderliğe uzandı. Türkiye'nin çeşitli kahve, balkon, yazlık bahçesi ortamlarında "Abi bunlar gruptan lider çıkıyor, biz şu turnuvada nasıl yokuz yaa?" sorusuna yanıt bulunamadı. Zaten bin yıldır olduğu gibi yine yanlış sorunun çevresinde dolaşılıyordu.
Gece maçlarının senaryosu çok belliydi. Kolombiya garantilediği için Japonya maçına fazla asılmaz, Yunanistan Fildişi maçı da son dakikalara kadar golsüz giderdi. İlk yarılar golsüz biterdi, izleyenler kurdeşen dökerdi, ve sair… Futbol yine peşin hükümlere elinin tersiyle vurdu.
Japonya Pearl Harbour usulü keskin dalışlar yaptı, Kolombiya gerilla saldırıları düzenledi. Daha ilk yarıdan tabelada iki gol ve beraberlik vardı.
Diğer yakada Yunanistan golü bulmuş çoktan elendi gözüyle bakıldığı turnuvaya bir yerinden tutunmuştu. İkinci yarı Drogbaspor biraz daha bastırdı. Gekas Reis sadece Türkiye'de gol atma prensibini bozmadı.
İkinciyi atamayan Yunanistan otomatikman geri bastı, golü de yedi. Bu kez Fildişi'nin uzak sahillerinde zafer şarkıları söyleniyordu. Hellasspor doğasına aykırı bir şekilde ailece yüklendi. Zaten ekonomi batmış, ülke perişandı, kaybedecek ne vardı?
Başbakan Samaras ülkeyi bataktan çıkaramamıştı ama Yorgo Samaras başardı. Önce penaltıyı aldı, sonra kalecinin tehditkar hareketlerine aldırmayıp soluna bıraktı. Atina'da barlarından çıkan gol sesi Çorlu'dan duyuldu.
Diğer maçta Kolombiya çoktan farka koşmuştu. Spikerin "Vallahi araştırdık, Ceyms değil Hames diye maç başına ortalama 43 kez açıklama yaptığı James Rodriguez ve Jackson (acaba Heksın mı okunuyor?) Martinez kamikazeleri Samurayları birer birer indirdi.
Ama tarihe onların ismi değil; bu
Yeni sezon abiye ve gelinlik trendlerinin ilk kez sergilendiği ve Patika Fuarcılık tarafından düzenlenen Fashionist Abiye Gelinlik ve Damatlık Fuarı, bu yıl 17-19 Ocak tarihlerinde İstanbul Kongre Merkezi'nde yine binlerce ürünü alıcısı ile buluşturan bir moda organizasyonuna imza atmaya hazırlanıyor.
İşte, 2017 yılının abiye trendlerinde hakim olan renkler, modeller ve kesimler
Geçtiğimiz sezon abiye modasında çiçekli desenler çokça kullanılmıştı. Yeni sezonda bu desenler devam etse de kendini doğanın farklı desenlerinden esinlenen modellere bırakıyor.
2017 yılının abiye trendlerinde hakim olan renkler
Canlı renkler yerini pastellere bırakıyor
Geçtiğimiz yıllarda canlı renkler daha çok revaçtayken 2017 yazında daha soft ve yumuşak renkler ön planda. Pastel pembe, mavi, somon ve sarı renkler yeni sezonun gözde renkleri arasında.
Farklı modeller dikkat çekiyor
Yeni trend abiyelerde V yakalar ve volanlı kollar sıkça kullanılıyor. Vintage tarza dönüş yapan abiyeler, pek çok davet, organizasyon ve düğünlerin vazgeçilmez modelleri arasında yerini alacak.
Sadeleşmeye doğru bir trend var
Straplezlere veda
Bir süredir abiye sevenlerin gözdesi haline gelen straplez elbiseler ise yavaş yavaş azalıyor. Çift askılı ve az da olsa tek omuz elbiseler, balık kesim modeller 2017 yazının en çok tercih edilen modelleri olacak.
Şıklığı sadelikte arayan abiye modellerde çoğunlukla kısa, kalem boy kullanılırken öne çıkan unsur ise elbiselerin kesimi olacak. Kupları daha oturan ve esprili kalıplara kendini bırakan abiyelerde püskül gibi detaylar da bu yıl kullanılmıyor.
Tafta kumaş geri dönüyor
Abiyede farklı kumaş seçenekleri arasında 2017 yazında en çok göreceğimiz kumaş ise tafta olacak.
Soft renkler ve dar kalıplar göreceğiz
Soft renkler ve dar kalıplı abiyelerde tafta, hem sadeliği hem de şıklığı vurgulayan dokusuyla kadınların vazgeçemediği bir kumaş olma özelliğini de taşımaya devam ediyor.
Abiye modasında Türkiye'nin önemli üretici firmaları bu yıl yine Fashionist Abiye-Gelinlik ve Damatlık Fuarı'nda, tüm dünyadan gelen binlerce alıcıya yeni sezonda trend olacak modelleri yılın ilk moda fuarında sunmaya hazırlanıyor.
Son dakika Türkiye'nin 2016 yılı ihracatı 142.6 milyar dolar
Son dakika haberi. 2016 yılına ilişkin dış ticaret verileri açıklandı. Buna göre ihracat 2016'da yüzde 0.84 azalışla 142.6 milyar dolar, ithalat yüzde 4.17 azalışla 198.6 milyar dolar oldu.
Ayrıntılar gelecek
WhatsApp'ta büyük yenilik yanlış mesaj kabusu bitiyor
WhatsApp kullanıcıları arasında büyük bir sorun haline gelen yanlış kişiye gönderilen mesajlar için çalışma başlatıldı. Uzun süredir güncellemeler yapan geliştiriciler kullanıcılardan gelen şikâyetlerin artmasının ardından yanlış WhatsApp mesajlarına çözümü getirdi.
Dokunmatik telefonlarda WhatsApp üzerinden mesaj gönderen kişilerin hızlı yazışma esnasında yanlış kişilere gönderdikleri mesajlar zaman zaman sorunlara neden olabiliyor. WhatsApp iletişim hattına kullanıcılar tarafından atılan mesajlarda konu ile ilgili şikayetlere yer verilmesi nedeniyle ünlü yazışma programının geliştiricileri soruna çözüm buldu.
Geçtiğimiz günlerde görüntülü konuşma özelliğini WhatsApp'a ekleyen geliştiriciler bu kez Revoke özelliğini devreye soktu.
WhatsApp üzerinden yanlış kişiye mesaj gönderen kişiler artık gönderdikleri mesajı Revoke özelliği ile birlikte düzenleyebilecek. Gönderilen mesajı silmek ya da yeniden düzenlemek isteyen bir kişi mesajın üzerine basılı tuttuğu anda karşısına çıkacak ekrandan "Revoke" butonunu kullanabilecek.
Özellik şimdilik gizli tutuluyor
2.17.1.869 numaralı beta sürümde yer alan bu özelliği duyurmak için uygulamanın tamamen hazır hale gelmesini bekleyen WhatsApp bu özelliği öncelikle İOS kullanıcılarının hizmetine sunacak.
Cem Yılmaz'ın stand-up gösterisine konu olmuştu
Ünlü komedyen Cem Yılmaz da Stand-Up gösterilerinde yer verdiği yanlış mesaj gönderimi konusunda abisi Can Yılmaz ile espiri yaptıkları esnada yanlışlıkla emlakçıya müstehcen mesajlar gönderdiklerini ifade etmişti. Can Yılmaz'ın yanlış mesaj gönderdiği emlakçı bayandan defalarca özür dilediğini ifade eden başarılı komedyen ardından emlakçıdan ev almak zorunda kaldıklarını ifade ederek espri yapmıştı.
Köpekler yaptığımız en aptalca şeyleri bile hatırlıyor
Köpeklerin bizlere düşünülenden daha çok dikkat ettiği ortaya çıktı. Yapılan yeni bir araştırma, köpeklerin özel bir anlamı olmayan hareketlerimizi ve gerçekleşen diğer olayları hafızalarında tuttuğunu ileri sürdü.
Current Biology'de yayımlanan keşif, köpekleri "epizodik (anısal) belleğe" sahip hayvanlar listesine ekledi. Live Science'ın haberine göre, insanlar sürekli olarak epizodik belleği kullanıyorlar. Örneğin, biri bize "Sabah uyandığında yaptığın ilk şey neydi?" diye sorduğunda biz o ana geri dönüp ne yaptığımızı düşünüyoruz. Yapılan bu son çalışma ise köpeklerin de oldukça benzer bir süreci yaşadıklarını ortaya koydu.
HAYTAP'tan petshop gerçeğine dair çarpıcı film
Araştırmanın yürütücülerinden biri olan Claudia Fugazza, bunu test etmek üzere bir çalışma tasarlamanın oldukça zor olduğunu vurgulasa da bulgularının köpeklerin de böyle bir kavrama yetisine sahip olduğunu gösterdiğini söyledi. Araştırmacılar köpeklerin hafıza becerilerini test etmekteki zorlukları "Yaptığımı Yap" tekniği ile aştıklarını iddia ediyorlar. "Yaptığımı Yap" aslında köpeklere öğretilen numaralardan biri, bu numarada köpekler ilk olarak sahiplerinin yaptığı hareketi gözlemliyor sonrasında ise bu hareketleri kendileri yapıyorlar. Örneğin, sahipleri zıplayıp "Bunu yap" komutu verdikten sonra köpekler de havaya sıçrıyor.
Bu sonuca 17 köpeğin iki farklı eğitimden geçmesi ile varılıyor
Tabii ki köpeklerin "Yaptığımı Yap" numarasını başarılı bir şekilde yerine getirmeleri onların epizodik belleğe sahip olduğunu yeterince kanıtlamıyor çünkü bu numarada köpekler çok kısa bir süre önce gördükleri hareketleri tekrar ediyorlar. Araştırmacılar, bu problemi aşmak için ilk olarak 17 köpeği "Yaptığımı Yap" metodu ile eğitiyor, daha sonra ise onlara ikinci bir eğitim vererek insan hareketlerini izledikten sonra yere uzanmaları öğretiliyor. Yere yatma eğitimini tamamlayan köpekleri şaşırtmak amacıyla araştırmacılar bir önceki eğitimdeki "Yap" komutunu söylediklerinde köpekler ilk eğitimde öğrendiklerini yani insanların önceden yaptıklarını yapmaya başlıyorlar. Yani, köpekler hatırlamalarına gerek olmayan şeyleri hatırlıyor ve insanların daha önce yaptıklarını tekrar etmeye başlıyorlar.
İddiaya göre, bu çalışma sadece köpeklerin epizodik hafızaya sahip olduklarını kanıtlamakla kalmıyor, aynı zamanda başkaları tarafından gerçekleştirilen hareketlerin hafızası alanında da bir ilk olma özelliği gösteriyor.
Distopyaydı, gerçek oldu. George Orwell'in İngiltere için yazdığı "1984" romanı, bilişim teknolojisinin de katkılarıyla Türkiye'de hayata geçirilmek üzere.
Büyük Birader'in bundan sonra telefonla sık sık arayacağı kişinin, belki Fatih'den de fazla arayacağı kişinin, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'nın (TİB) başına getirilen MİT mensubu Ahmet Cemalettin Çelik olacağını tahmin etmek zor değil.
Yeni internet düzenlemesiyle 34 milyon internet kullancısı, mahkeme kararı olmaksızın devlet tarafından izlenerek bir nevi fişlenecek.
Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, AGİT, ABD, Uluslararası Af Örgütü, İnsan Hakları İzleme Örgütü, Freedom House, Uluslararası Gazetecileri Koruma Örgütü, Uluslararası İfade Özgürlüğü Örgütü, Greenpeace, Türk Basın Konseyi, İnternet Medyası Derneği, TÜSİAD vb.
İnternet deyince akıllarına ilk gelen şey porno olan bu güruhun yürüttüğü mantığa göre yukardaki kurumların tümü, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e "yasayı veto edin" çağrısı yaparak "Porno Lobisi" adına faaliyette bulunmuş oldular.
Yasa, TİB'e sınırsız yetki veriyor. Artık internet kullanıcıları takip altına alınmak ve fişlenmek endişesiyle düşüncelerini serbestçe dile getirmeyecek ve oto sansür uygulayacak.
Sırf bu yönüyle demokrasinin vazgeçilmez unsurlarından ifade özgürlüğünü ve özel yaşamla ilgili hakları ihlal eden bu yasa, dünyanın heryerinde sansür olarak tanımlanır.
Dün kitap yakan zihniyet, bugün siyasi çıkar güderek interneti yasaklıyor.
Bundan böyle özel hayatın gizliliğinin ne olduğuna TİB başkanı karar verecek ve istediği siteyi kapatabilecek. TİB başkanını kim seçiyor? Başbakan.
Örneğin, ayakkabı kutusu yatak odasından çıkınca, bu özel hayatı ihlal sayılacak mı? Buna Cemalettin Çelik ve Başbakan mı karar verecek?
Medyanın büyük bir bölümü zaten hükümetin kontrolü altındayken, halkın sağlıklı bilgi edinebileceği medya sayısı parmakla gösterilebilecek kadar azalmışken, internetin de elden gitmesi Türkiye'yi kapalı ve otoriter rejimle yönetilen bir ülke haline getirecek. Halk sokaklara dökülüp hükümetin keyfi uygulamalarını protesto ettiğinde bile, dünyayı olan bitenden haberdar edecek iletişim kanalları kapatılmış olacak.
Bu sayede hem gerçeklerden hem de dünyadan kopan Türkiye, Suudi Arabistan gibi, İran gibi, Kuzey Kore gibi ifade özgürlüklerinin kısıtlandığı bir otoriter rejim ülkesi olacak.
Son bir söz de sanatçılarımıza. Ülkede internete sansür yasası çıkıyor ve bu ülkede akil adamlık payesine balıklama uçan sözde sanatçılarımızdan bir tanesi çıkıp da yorum yapmıyor, tepki gösyermiyor, fikrini söylemiyor.
Yazıklar olsun size!
Cumhurbaşkanı'na bir kez daha hatırlatalım: Sayın Gül, 2011'de "herkes internette özgürce dolaşabilmeli" dediniz. Ama sözünüzün arkasında duramadınız. Artık siz bu ülkenin özgürce düşünen aydın insanları için bir Cumhurbaşkanı değil, bildiğimiz bir notersiniz.
Yanında çalışan genç kıza silah zoruyla cinsel istismar
Hakan Çelikbaş / Samsun / DHA
Samsun'da inşaat malzemeleri satan 37 yaşındaki Sezer Ç., yanında çalışan 17 yaşındaki M.S. adlı kızı silah tehdidiyle evinde alıkoyup, cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla tutuklandı.
İlkadım İlçesi'nde 9 gün önce çalıştığı inşaat malzemeleri satan işyerine gitmek için evden çıkan M.S., akşam dönmedi. Babasının kayıp başvurusunda bulunduğu genç kız için polis arama çalışması başlattı. Yapılan araştırmada M.S'nin, patronu Sezer Ç.'nin evinde olduğu belirlendi. Polis, 2 gün önce eve baskın düzenleyerek M.S.'yi buldu, Sezer Ç. de gözaltına aldı. Ailesine teslim edilen M.S,. patronunun evinde kendi rızasıyla bir geceliğine kaldığını, aralarında bir şey olmadığını söyleyip şikayetçi olmadı. Şüpheli de serbest bırakıldı.
Dün ailesiyle birlikte tekrar polise giden M.S., ifadesini değiştirerek patronunun kendisini silah tehdidiyle alıkoyduğunu ve cinsel istismarda bulunduğunu söyleyip şikayetçi oldu. Suçlamaları kabul etmeyen ve M.S.'nin kendi rızasıyla bir gece evinde kaldığını söyleyen Sezer Ç., 'alıkoymak' ve 'cinsel istismar' suçlarından çıkarıldığı nöbetçi mahkeme tarafından tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Düzce'deki kazılarda Roma dönemine ait villa bulundu
"Batı Karadeniz'in Efes'i" olarak bilinen Prusias ad Hypium Antik Kenti'nde devam eden kazı çalışmalarında, Roma dönemine denk gelen, milattan sonra 3. veya 4. yüzyıllara ait olduğu tahmin edilen bir villanın mozaik zemini ile bazı kalıntıları ortaya çıkarıldı.
Konuralp Bölgesi'ndeki antik kentin yaklaşık üç kilometre uzağında Aynalı köyü mevkisinde bulunan villada kalıntıları inceleyen Düzce Valisi Ali Fidan, burada gazetecilere yaptığı açıklamada, kazıları yerinde görmek için bölgeye geldiklerini söyledi.
Bölgenin tarihinin oldukça zengin olduğunu vurgulayan Fidan, "Burada milattan sonra 300-400 yıllarına ait bir villa kalıntısı çıktı. 128 metrekare çapında bir mozaik bulundu. İlgili arkadaşlar çalışmalara devam ediyorlar. Villa, o dönem burada yerleşimin devam ettiğini, tarihi Purasias kentinin buralara kadar uzandığını gösteriyor." dedi.
Uzmanlara göre villa kalıntılarının bulunduğu yerin şehrin sınır bölgesi olduğunu belirten Fidan, şunları kaydetti:
"Konuralp tarihi olarak çok zengin bir kültürel varlığa sahip. Bu da onun bir göstergesidir. Bizim burada yapmamız gereken bu tür kurtarma çalışmalarından sonra bunları duyurmak ve korumaktır. Çalışmaları daha da hızlandırmaktır. Turizmin Konuralp merkezli gelişmesi gerekir. Konuralp'te 46 adet tescilli yapımız var. Cami, müze, anıtsal Roma köprüsü ve 41 tane de şahsa ait tescilli konut var. Bütüncül bir şekilde restorasyonun yapılması sonrasında kalıntıların tekrar değerlendirilmesi önemli. 128 metrekare çapında mozaiğin çalışmaları devam ettiğinde Konuralp müzemiz Roma dönemine ait eserlerin sergilenmesi anlamında en önemli müzelerden birisi olma yolunda ilerliyor."
Kalıntının bulunduğu arazinin şahısa ait olduğunu ifade eden Fidan, "Kamulaştırılması gerekiyor. Konuralp'te ayrıca hem Düzce İl Özel İdaresi'nin hem de Düzce Belediyesinin yürüttüğü çalışmalar var. Çalışmaları derli toplu bir şekilde değerlendirerek Konuralp'i eski önemini anlatacak şekilde Düzce'mizin, ülkemizin turizmine açmak istiyoruz." diye konuştu.
Son şampiyon İspanya bugün formalite maçına çıkıyor. Hani, ayıp olmasın puan alıp eve dönelim kabilinden çıkıp oynayacaklar. Akıllarında maçtan çok erken çıkacakları tatil planlarının yer ettiği kesin.
Müzmin şanssız İngiltere yine kendinden beklenenin çok altında kaldı. Daha doğrusu kupayı kaldıracak bir Gerard romantizmi bekleyenlerin Premier ligde olduğu gibi Dünya Kupası'nda da elleri boş kaldı. İngiltere, Brezilya'daki taraftarlarının tepkisinden çekindiği için Londra'dan 7 üst düzey polisi milli takımı son maç ve ülkeye dönüşte koruması için Brezilya'ya gönderdi.
Avrupa Şampiyonu tacı bulunan Yunanistan büyük ihtimalle dönüş uçuşu için rezervasyonunu yaptırmıştır. Çünkü Yunanistan'ın oynadığı renksiz futbolla Drogba ve ihtiraslı çetesinden puan alması çok zor gözüküyor.
Dünyanın en iyi futbolcusu olarak gösterilen Cristiano Ronaldo'ya rağmen Portekiz sabaha karşı 90+5'te gelen golle şimdilik kupaya tutundu. Gana maçını alıp ABD'nin Almanya'ya farklı yenilmesini bekleyecekler. Yani artık gruptan çıkma şanşları sadece kendi ellerinde değil.
Gizli favori olarak görülen Belçika iki maçını da kazandı ama oynadığı futbol tribünleri uyuttu. Şaka değil gerçekten bazı taraftarlar Belçika ile Rusya arasındaki maçta yayıncı kuruluş tarafından tribünde uyurken görüntülendi. Rusya'yı agresif golcü Lukaku'nun yerine oyuna giren ve formayı daha üçüncü kez giyen Origi'nin bitime iki dakika kala attığı golle geçtiler.
Belçika altın nesliyle yarı finali göremezse taraftarları için büyük hayal kırıklığı yaratacak. Ancak oynadıkları futbolla son 8 veya 4'e kalırlarsa bu kez de olumlu futbol bekleyenler hayal kırıklığına uğrayacak. Futbol sevdalısı için ne yaman çelişki!
Öte yandan kupa kendi yıldızlarını parlatmaya devam ediyor. Tarihinde ilk kez kupada 4 gol atan Cezayir umudunu son maça taşıdı.
En güzel sürprizlerden birini beklenmedik bir şekilde Uruguay ve İtalya'yı sıraya dizerek geçen Kosta Rika yaptı. Kosta Rika dışında Ekvador'dan aynı başarı bekleniyor. Ancak Fransa ile karşılaşacak Ekvador'un gruptan çıkması için ya Honduras'ın İsviçre'yi yenmesi ya da Golyat'ı yenen Davud gibi gözü pek bir mücadele vermesi ve sapanlarından gol olacak şutlar atmaları gerekiyor.
Kupanın en sempatik takımı ise aldığı 6 puanla ölüm grubundan çıkmayı garantileyen Şili oldu. Kahraman madencilerinin çektiği videoyla takımlarını desteklediği Şili, şimdilik ölüme meydan okudu ancak yenip yenemeyeceğini zaman gösterecek.
Topraklarında Salvador Allende, Victor Jara ve Pablo Neruda'nın yetiştiği ince uzun sahil ülkesi Şili, en çok sempati duyulan dönemlerinden birini yaşıyor. 90'larda Ivan Zamorano ve Marcelo Salas anahtarlarıyla istedikleri kapıları açamayan Şili'nin aklı artık sürpriz çilingir olarak çeyrek final kapısını aralamak için çalışıyor. Bugün Hollanda'yla oynayacakları maç ise bir nevi gruptan çıkışı kutlamak için halay çekilecek düğün olacak.
Semiha Şahin
1981'de İstanbul'da doğdu. İstanbul Bilgi Üniversitesi, Medya ve iletişim bölümünü bitirdi.
Üniversite yıllarında çeşitli basın yayın kuruluşlarında çalışmaya başladı. Mezun olduktan sonra bir yıl ingiltere'de reklamcılık, halkla ilişkiler ve pazarlama eğitimi aldı. O sırada Bournemouth 2CR FM ve BBC Türkçe servisinde staj yaptı.
Profesyonelliğe ilk adımı SKY Türk'te attı. Üç yıl Muhabirlik ve Spikerlik yaptıktan sonra Eylül 2010'da CNN TÜRK ailesine katıldı. "İstanbul'daki Anadolu", Cepteki Bomba: Kredi Kartları", "Beş Yıllık Mucize: Akhisar" başlıklı haber dizilerini hazırladı. Yaklaşık 3,5 yıl hafta içi her gün 'Güne Merhaba' haber programını sundu. Şimdilerde Hafta Sonu Ana Haber bülteni ile gündemi aktarıyor.
İyi derecede İngilizce bilen Şahin, yeni yerler görmeyi, kampa gitmeyi ve flamenko yapmayı çok seviyor.
Fenerbahçe'de gösterdiği performans ile Avrupa kulüplerinin dikkatini çeken Simon Kjaer için devre arasında ciddi bir teklifin yolda olduğu iddia edildi.
Inter teklif hazırlığında
Daha önce ismi Milan, Paris Saint-Germain ve Manchester United ile anılan Danimarkalı oyuncu için Inter'in teklif hazırlığında olduğu belirtildi.
İddia İtalyanlar'dan geldi
İtalyan basınında yer alan detaylara göre, sezona istediği gibi başlangıç yapamayan ve devre arasında operasyon hazırlığında olan Inter, stoper takviyesi için ilk sıraya Simon Kjaer'i yazdı.
150 milyon euro transfer bütçesi ayrılacak
Önümüzdeki 2 dönem boyunca 150 milyon euro transfer bütçesi ayıran Inter'in, Benfica'dan Victor Lindelöf ve Manchester United'dan Matteo Darmian'ı da alternatif olarak değerlendirmeye aldığı ifade edildi.
Inter'in Çinli patronu paraya kıyacak
Başarı için yatırım yapmaya hazır olduğu belirtilen Çinli yeni kulüp sahipleri ile atağa kalkması beklenen Inter'in James Rodriguez, Luiz Gustavo, Alexis Sanchez ve Marco Verratti gibi isimler için de zemin yokladığı yazıldı.
8 milyon euro'ya alınmıştı
Fenerbahçe'nin geçen sezon başında Lille'den 8 milyon euro bonservis bedeliyle kadrosuna kattığı 27 yaşındaki Kjaer, bu sezon 17 maçta 3 gol ve 1 asistlik bir performans sergiledi.
Almanya'nın Saarland eyaletinin Saarbrücken kentinde Suriyeli bir adam ülkeye saldırı düzenlemek için DEAŞ'tan para istediği gerekçesiyle tutuklandı. 31 Aralık'ta yakalanan Suriyeli zanlının Almanya'da terör saldırısı düzenlemek için 'Telegram' isimli cep telefonu uygulaması üzerinden DEAŞ hesaplarıyla irtibata geçtiği öğrenildi.
180 bin euro istedi
Alman Spiegel gazetesinde yer alan habere göre; zanlının Almanya'da patlayıcı yüklü araçlarla saldırı düzenlemek için DEAŞ'tan 180 bin euro (670 bin TL) talep ettiği öğrenildi. 38 yaşındaki Suriye vatandaşının 2014'ün Aralık ayında Almanya'ya geldiği, 2015 Ocak ayında ise iltica talebinde bulunduğu öğrenildi.
Zanlı ifadesinde DEAŞ'la iletişim kurduğunu itiraf ederken, saldırı hazırlığında olduğu ve para istediği iddialarını yalanladı.
Beşiktaş'ın yeni transferi Babel İstanbul'da
Video: Beşiktaş'ın yeni transferi Babel İstanbul'da
Bugün İstanbul'a geleceği bilgisi paylaşılan Babel, dün gece gizlice İstanbul'a getirildi.
Hollandalı oyuncunun sağlık kontrolünün ardından resmi imzayı atacağı ve 49 numarayı formayı giyeceği bildirildi. Siyah beyazlı yönetim Babel konusunda resmi açıklama yapmazken, bu durumun ara transfer sezonunun 4 Ocak'ta başlayacağı için gizlendiği öğrenildi.
Dertleri IŞİD'i değil kendi vatandaşlarını vurmak
Rusya geçen ay Suriye'yi vurmaya başladığında gördük. Tek seferde 200-300 militanı yok etmek mümkünmüş meğer. Geçen yıldan bu yana ABD öncülüğündeki koalisyon Suriye'de 2 bin 500 hava saldırısı düzenledi. Peki, hiç düşündünüz mü neden IŞİD bir türlü yok edilemedi? Çünkü ülkeler örgütü değil, kendi vatandaşlarını vuruyor! Dertleri Suriye'yi ya da Irak'ı IŞİD'den kurtarmak falan değil. Bir gün ülkelerine geri dönerler korkusuyla, ülkelerini korumak…
Geçen hafta CNN TÜRK için röportaj yaptığım Fransız Siyasal Bilimci Olivier Roy hepimizin bildiği bir gerçeği ortaya koydu. "IŞİD'in önüne neden bir türlü geçilemiyor?" diye sorduğumda, yanıtı kısa ve net oldu. "Çünkü kimse aslında IŞİD'le savaşmıyor" dedi. Bir yılı aşkın süredir ABD öncülüğündeki koalisyon IŞİD hedeflerini vuruyor. Türkiye'nin de katılmasıyla tam 12 ülke oldu koalisyonda. 30 Eylül'de ise satranç tahtasının diğer tarafına Rusya oturdu oyuncu olarak. Peki, nasıl oluyor da IŞİD bir türlü güç kaybetmiyor? Yanıtı aslında basit. Amaç, IŞİD'i örgüt olarak yok etmek falan değil. Amaç 'kendine zarar verme ihtimali olan IŞİD militanlarını' öldürmek. Yani kendi ülkelerine dönüp de saldırı düzenleme ihtimali olan kendi vatandaşlarını vurmak istiyorlar. Aradan seçip seçip vuruyorlar da…
Rusya tam da Çeçenlerin olduğu 3 kenti hedef alıyor
"Hedefleri seçiyorlar" söylemi iddialı evet. Ama bunu anlatmak için en çok tartışmanın yaşandığı Rusya ile başlayalım. IŞİD'i mi vuruyor, El Kaide bağlantılı El Nusra'yı mı yoksa muhalifleri mi? Her kafadan başka bir ses çıkıyor. Hedefi Esad'ı desteklemek mi, öyle mi, böyle mi kesin olarak bilme şansımız yok. Ancak şu ana kadar vurulan noktalara şöyle genel bir bakmak bir şeyi net olarak gösteriyor.
Rusya Çeçenistan'dan ve Kafkasya'dan gelen cihatçıları hedef alıyor. Rusya özellikle El Nusra'nın elindeki yerleri vuruyor. Dış dünyaya savunmaları çok kolay: El Kaide bağlantılı bir terör örgütü El Nusra. Ancak gerçek amaç başka olabilir. Moskova'da tarihi bir ziyaretle Esad'ı ağırlayan Putin eski Sovyet ülkelerinden gelip de Esad'a karşı savaşan 4 bin militan olduğunu söyledi. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi'ne göre ise, bunların yarısı El Nusra saflarında çatışıyor. Çeçenistan, Dağıstan ve Orta Asya'dan gelen o militanların İdlib, Halep ve Lazkiye'de oldukları tahmin ediliyor. Ne tesadüftür ki, bu üç kent de Rusya'nın hava saldırılarının yoğunlaştığı yerler.
"Terörle mücadeleyi başka topraklarda yürütmek daha iyidir"
Birçok uzmana göre, Rusya dâhice bir yol seçti. ABD zaten IŞİD'le uğraşırken o kendi işine gelecek gruba yani El Nusra'ya odaklandı. Çeçen ve Kafkas cihatçıların olduğu örgüte... Böylece Rusya kendisi için yıllardır tehdit olarak gördüğü iki grupla çok etkin bir mücadele yöntemi bulmuş oldu. Militanların Suriye'ye gitmesine bir nevi göz yumdu. Hatta Dağıstan'da yayımlanan muhalif gazetelerde Rus istihbarat servislerini eleştiren çok sayıda yazı yer aldı. Yazılarda istihbaratın el altından bu militanların Türkiye'ye geçişi için belgeler sağladığı bile iddia edildi. O iddialara göre de işte Rusya önce izin verdi, sonra da o toprakları bombalamaya başladı.
Rusya Başbakanı Dimitri Medvedev geçen hafta aslında net olarak itiraf etti bunu. Bu operasyonu Rusya'nın kendisini korumak için yaptığını açıkladı. "Terörle mücadeleyi kendi topraklarında yürütmektense başka bir ülkede yapmak daha iyidir" sözleriyle…
ABD 2011'den beri kendi vatandaşlarını vuruyor
Washington farklı bir yöntem izliyor sanılmasın. Onlar da aynı. ABD de Suriye'de vurduğu noktaları benzer kaygılarla seçiyor. Üstelik ABD için kendi vatandaşlarını vurmak yeni bir şey de değil. İlk kez 2011'de Yemen'de yapılmıştı bu. Yemen El Kaidesi üyelerinden Amerika doğumlu imam Enver El-Avlaki insansız hava aracıyla düzenlenen bir saldırıda öldürülmüştü. İnsan hakları örgütleri tarafından büyük tepki çekmişti bu hamle. Her insanın adilce yargılanma ve yaptıklarından dolayı pişman olma hakkı vardır diye. Ancak ABD şans tanımamıştı. Öldürülen El Kaide lideri Usame bin Ladin yerine adı geçiyordu zira.
CIA bulmuşken kaçırmadı, acımadı. Doğru mu yaptı, yanlış mı çok tartışılacak bir konu. Ama bir nokta var ki dikkat çekmeden geçemeyeceğim. İşler de bağlantılar da fazlasıyla karışık. Öyle ki Ocak ayında Paris'teki Charlie Hebdo dergisine düzenlenen terör saldırısında 12 kişiyi öldüren saldırgan Kuaşi kardeşlerden Sait Kuaşi'nin zamanında Yemen'de El-Avlaki'nin müritlerinden olduğu ortaya çıktı.
İngiltere tek atışta Kraliçe'yi garantiye aldı
İngiltere'ye gelelim... Onlar da Suriye'de aynı stratejiyi izliyor. İstanbul'daki havalimanlarında son yıllarda yaşanan krizleri hatırlarsınız. İngiltere'den de Fransa'dan da onlarca genç geldi İstanbul'a Suriye'ye geçmek için. Türk yetkililer her seferinde bu ülkelerin istihbarat servislerini suçladı. "Madem izliyordunuz neden ülkeyi terk etmesine izin verdiniz?" ya da "Niye durduralım diye bize haber vermediniz?" dediler. Haklıydı eleştirileri. Bu komplo teorisine göre işte, tüm ülkeler radikallerin Orta Doğu girdabına doğru akmasına izin verdi. Şimdi de kendi sınırlarında operasyon yürütmek yerine bambaşka topraklarda onları vuruyor. 7 Eylül'de düzenlemişti İngiltere Suriye'deki ilk hava saldırısını. Hedefe artık şaşırmazsınız herhalde. Nokta atışı. İki İngiliz IŞİD militanını öldürdüler. İddiaya göre, o iki militan Kraliçe Elizabeth'e suikast hazırlığındaydı. Bu Avrupa Birliği için bir ilkti. İlk kez AB'ye üye bir ülke, Suriye'de kasten kendi vatandaşını hedef almıştı. İlkti ama son olmadı.
Fransa için de durum aynı. Birçok uzman Fransa'nın Suriye'de düzenlediği hava saldırılarının sembolik olduğu görüşünde. Koalisyona katıldık vurduk falan diyorlar da, Fransa bugüne kadar Suriye'de sadece iki hava saldırısı düzenledi. İlki 27 Eylül tarihli. Deyr Ez Zor'u vurdular o tarihte. Fransa Savunma Bakanı Jean-Yves Drian vurdukları bölgede IŞİD'in yabancı militanlarını eğittiği kamplar olduğunu söyledi. "O militanların amacı IŞİD için savaşmak değil, ülkelerine dönüp saldırılar planlamak," dedi.
Suriye'deki iç savaşın başlamasından bu yana en tarafsız bilgileri aldığımız Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi'ne göre o hava saldırısında 12'si çocuk asker, en az 30 yabancı militan öldürdü Fransa. Devamı geldi... 9 Ekim'de Fransa'ya ait savaş uçakları bir kez daha havalandı. Bu kez hedefte IŞİD'in kalesi Rakka vardı. Artık nasıl istihbarat ağları varsa nokta atışı yapıldı yine. Fransa topraklarında saldırı hazırlığında olan yabancı (!) militanların eğitim kampı vuruldu. Aktivistlere göre ölenler arasında 6 Fransız vatandaşı IŞİD militanı da vardı.
Tüm bunların tartışılan iki boyutu var: Meşruiyet ve yasalara uygun olup olmadığı. Kim olursa olsun işlemediği bir suç için öldürülmesi ne kadar meşru size kalmış. 'Makul şüphe'nin nereye kadar uzayabileceğini gösteriyor belki de bu yaşananlar bize. Ama insan hakları boyutu farklı tabii. İnsan hakları savunucularına göre bu saldırılarda hayatını kaybedenlerin yakınları dava açıp ülkelerin başını ağrıtabilir. Ancak hukuk profesörlerine göre bu konu 'idare edilebilir'. Ulusal güvenliğin gerçekten tehdit altında olduğu kanıtlanırsa, o noktayı vurmuş olmasını her ülke savunabilir. Yani vurduğu yerde kendi vatandaşının olup olmadığının önemi yok. Bunun için de Birleşmiş Milletler Antlaşmasının 51. Maddesi'ne bakmak yeterli. O maddeye göre üye ülkelerden herhangi birine silahlı saldırı olursa Güvenlik Konseyi toplanıp da gerekli kararları alıncaya kadar üye ülkeler barışı ve güvenliği koruyabilmek için tek başına ya da topluca meşru müdafaa hakkını kullanabiliyor. İşte hukukçulara göre "vurduk ama sorun bir niye vurduk" savunmasına sığınabilir ülkeler.
Kısmetse Olur son bölümde elenen isim kim oldu? Haftanın finalinde yarışmaya veda eden isim damat adaylarından olurken Kısmetse Olur evine katılan yeni gelin adayı tanıdık çıktı. Haftanın finalinde yaşanan gergin dakikaların ardından yeni bölüm fragmanı fragmanı merak konusu oldu. İşte Kısmetse Olur son bölüm özeti ve haftanın finalinde yaşananlar.
Kısmetse Olur'un 25 Aralık Pazar günü ekrana gelen yeni bölümüne eleme kadar yaşanan tartışmalar da damga vurgu. Gökhan ve Rabia arasında kullanılma kavgası yaşanırken Rabia "Sen beni kullandın. 'Bir kadına nasıl sürpriz yapılır?' bunu göstermek için beni kullandın" diyerek sitem etti. Gökhan ise Rabia'nın anlattıkları karşısında gülümseyerek hakkında söylenenleri reddetti.
Aycan'ın hafta içerisinde Onur'a yönelik gerçekleştirdiği kıskançlık tavrı bu kez ikilinin arasını açtı. Kıskançlığın bir yere kadar güzel olduğunu ifade eden Onur fazlasının kendilerinin tadını kaçırdığını belirtti. Seda Akgül'ün sorusuna yanıt veren Onur, Aycan'ın kıskançlık durumunun devam etmesi halinde aralarındaki evliliğin yürümeyeceğini itiraf etti.
Gökhan'ın konuşma yaptığı esnada kendisine sormasını ima etmesi üzerine Onur sinirlenerek "Sen kimsin ki sana soracağım" diyerek damat adayını tersledi. Bunun üzerine ikinci kez Onur'un üstüne giden Gökhan "Ben senin sevgilinin adını geçirdiği adamım" diye yanıt verince Kısmetse Olur evinde gerginlik yaşandı. İkili arasında dikkatli konuş uyarısı yapılırken gerginlik stüdyodakilerin müdahale etmesiyle son buldu.
Programın ilerleyen bölümlerinde Aycan ile araları iyice bozulan Onur "Yazıklar olsun bize bunları reva görenlere" diyerek sitem etti. Aycan'a sarılan ve gözyaşlarına engel olamayan Onur ellerinin titrediğini söyledi.
Kısmetse Olur'da çeki alan isim gelin adaylarından Rabi olurken, 10 bin TL'lik çeki alan Rabia arkadaşı Aycan Varış'ı koruma altına almış oldu. Bu hafta Aycan Varış ve Turgay'ın elenme potasında yer alırken programa veda eden isim Turgay oldu
Programdan elenmesinin ardından önce Seda Akgül ile ardından da Sibel ile vedalaşan Turgay Sibel ile yaptığı konuşmada, Sibel'in evde sadece damat adaylarından Gökhan'a dikkat etmesini istedi.
Elenme stresi yaşayan Aycan programda kalacağının kesinleşmesinin ardından Onur'a sarılarak gözyaşlarına boğulurken arkadaşı Rabia'ya "Çok iyi bir dostsun" diyerek teşekkür etti.
Kısmetse Olur'a yeni gelen gelin adayı ise Tuğçe Ergişi oldu. Geçtiğimiz haftalarda bir güzellik yarışmasına da katılan Tuğçe Ergişi önceki dönemlerde İşte Benim Stilim adlı moda programında yarışmacı olarak bulunmuştu. 1989 doğumlu olan gelin adayı tiyatro bölümü mezunu olduğunu söylemiş ve giyinmeye çok fazla ilgi gösterdiğini ifade etmişti.
Beşiktaş'ın UEFA Avrupa Ligi son 32 turunda karşılaşacağı Hapoel Beer-Sheva, İsrail Toto Kupası finalinde Kiryat Shmona'yı 4-1 yendi.
Hamit Altıntop'a büyük tepki var
Hapoel Beer-Sheva, karşılaşmanın 33. (penaltıdan) ve 36. dakikalarında Ben Sahar'ın attığı gollerle 2-0 öne geçti.
İsviçre'de faaliyet gösteren Uluslararası Spor Çalışmaları Merkezi'nin (CIES) tuttuğu istatistikleri göre 2015 yılının en başarılı orta saha oyuncusu Borussia Dortmund'un Türk yıldızı Nuri Şahin oldu.
1 Ocak 2015 tarihinden itibaren oynanan maçlarda gösterilen performanslara göre yapılan araştırmada 12 La Liga maçında 17 gol atan Barcelonalı Messi en iyi forvet oyuncusu olurken, Real Madrid'in FIFA Ballon d'Or ödüllü yıldızı Cristiano Ronaldo ise 2015 yılı performansına göre Messi'nin çok gerisinde kalarak listede 29'üncü sırada yer aldı. Ronaldo yeni yılda çıktığı 11 La Liga maçında 6 gol atmıştı.
CIES'in yaptığı puanlamaya göre 2015 yılının ilk 3 ayına göre en başarılı hücuma dönük orta saha oyuncusu ise Chelsea'nin Belçikalı yıldızı Eden Hazard oldu. Listede 2'inci sırada Arsenalli Mesut Özil var.
Bundesliga'da zor dönemler geçiren ancak 2015 yılı itibari ile tekrar başarılı sonuçlar alan Borussia Dortmund'un takımının Türk yıldızı Nuri Şahin ise 2015 yılının ilk 3 ayında göstermiş olduğu başarılı performans ile en iyi orta saha oyuncusu oldu. Aynı listede Dortmund'un Türk asıllı oyuncusu İlkay Gundoğan ise 5. sırada yer aldı.
2015 yılının en başarılı defansif kanat oyuncusu Manchester City'den Gael Clichy olurken, en başarılı stoper Bayer Leverkusen'den Emir Spahic oldu.
CIES'in 2015 yılı ilk 3 ayına göre seçtiği en başarılı oyuncular mevkilere göre şu şekilde:
Megastar Tarkan'ın bir zamanlar uzun süre birlikte olduğu Bilge Öztürk'ün kardeşi olan Berna Öztürk, DJ'liğin yanında kite board spor dalında milli sporcu unvaına sahip.
Acun Ilıcalı Survivor 2017 katılacak başka bir ismi ise 28 Aralık günü yine sosyal medyadan açıklamıştı.
Ilıcalı "Milli futbolcularımızdan Serhat Akın da Survivor 2017 kadrosunda.. Kendisine başarılar diliyoruz" dedi.
2007 ve 2010 yılları arasında rol aldığı Yaprak Dökümü dizisindeki Sedef rolüyle tanınan Seda Demir de adaya gidecek isimlerden biri oldu.
Serhat Akın'dan önce İlhan Mansız'ın Survivor 2017'nin ünlüler takımında yer alacağı belli olmuştu.
Size bu satırları yazarken doğalgaz ve elektriğe yüzde 9 zam geldi. En son zam haberini 2 yıl önce vermiştik. Ancak aradan geçen zamanda belki direkt olarak elektrik ve doğalgaza zam yapılmadı ama kullanım seviyelerinde yapılan ayarlamalarla zamlandı sayılır.
Bu zamların enflasyona ekleneceğini ve yıl sonu enflasyon beklentileri bozacağını söylemek marifet değil.
Bizim anladığımız, hükümetin 2014 yılı enflasyonu için bir beklenti içinde olmadığı. Yani bir anlamda "önümüzdeki maçlara bakacağız" deniyor.
Bu durumda Merkez Bankası'nın üzerinde faiz indirimi baskısı azalacak diyebiliriz. Ne de olsa enflasyona en önemli katkı enerji tarafından gelmiş oldu.
Zam açıklamasının hemen arkasından birçok tartışma olacaktır ama iki konuya açıklık getirmek gerekiyor. Birincisi, siyasi irade enerji maliyetlerini daha fazla üzerinde tutmak istemiyor. Çünkü bütçe üzerindeki yükü gözle görülür hale geldi.
Diğer taraftan alternatif enerji kaynaklarına daha fazla ağırlık verileceğinin açıklanması, "enerji güvenliği" konusundaki hassasiyeti ortaya koyuyor. Enerji pahalı da olsa bulamamak hiçbir zaman ödemeyecek bir fatura olur.
Bu çerçevede Maliye Bakanlığı'nın "daha az enerji harcayan" üretimlere vergi desteği veren çalışmasının önemini bir kere daha ifade etmek istiyoruz. Diğer taraftan Türkiye'nin dış politikasının "enerji güvenliği" odaklı olarak tasarlanması gereğinin de altını çiziyoruz.
Vatandaşın ise derdi arttı. Yaşamsal harcamalara ayrılan para büyüdü... Tasarruf etmek eskiden zordu... İmkansız hale geldi... Asıl bu derde bir çare bulmak gerekiyor... Bende bazı fikirler var... Radikal olduğu için şimdilik bende kalsın... İlerde konuşuruz...
Forbes Dergisi, 2016 yılında filmleri en çok hasılat kazandıran oyuncuları açıkladı. Listenin ilk sırasında Scarlett Johannson yer alıyor.
Scarlett Johansson, bu yılın en çok kazandıran aktrisi oldu. "Kaptan Amerika: Kahramanların Savaşı" ve Coen Kardeşler yapımı "Hail Caesar!" filmleri sayesinde ünlü yıldız 1.2 milyar dolarlık gişe yaparken, listenin birinci sırasında yer aldı.
Johansson'u bu başarısıyla Marvel projesi "Kaptan Amerika: Kahramanların Savaşı" filminde birlikte rol aldığı Chris Evans ve Robert Downey Jr takip etti.
İkili 1 milyar 150 bin dolar gişe hasılatıyla ikinciliği paylaştı.
Listenin birinci sırasını bir kadın oyuncunun aldığı listede, Margot Robbie de yer aldı. Eleştirmenlerin geçer not vermediği Suicide Squad filminde yer alan Avustralyalı güzel oyuncu Margot Robbie, 746 milyon dolarlık gişe ile listede yer aldı.
Chris Patt 2014, Jennifer Lawrance da 2013 yılında listenin birinci sırasındaydı.
Forbes senelik olarak yayınladığı listeyi, analiz sitesi Box Office Mojo'nun verilerini kullanarak ve global bilet satışlarını ekleyerek hazırlıyor. Oyuncuların sadece sesleriyle yer aldıkları animasyon filmler ise listeye dahil edilmiyor.
Geleceğin otomobiline göz kırpan işbirliği
Samsung ve Mercedes-Benz, yakın geleceğin dijital otomobilleri için işbirliğine gittiklerini açıkladı ve geliştirdikleri yeni dijital anahtar çözümünün tanıtımını gerçekleştirdi.
Otomobiliniz henüz kendi kendine gidemiyor olabilir. Fakat yakın gelecekte sürücülerin alışık olduğu arabalar tarihe karışacak. Otomobil üreticilerinden, BT şirketlerine ve şehir planlamacılarına kadar farklı sektörlerden oyuncular, arabaları daha da dijitalleştirmek için yeni teknolojiler ve yöntemler geliştirmeyi sürdürüyor.
Galaxy akıllı telefonları otomobiller için akıllı anahtara dönüştüren dijital anahtar çözümü, Samsung'un büyümeyi sürdüren "bağlantılı otomobil" ekosistemi kapsamında gerçekleştirdiği işbirliklerinin yeni örneğini oluşturuyor. Bu işbirliği akıllı telefonun geleceği konusunda atılmış önemli bir adım olarak da dikkat çekiyor.
Güvenilir ve kullanımı kolay dijital araba anahtarı, güçlü Entegre Güvenlik Sistemi (eSE) sayesinde yüksek ölçüde güvenlik sağlıyor. Kullanıcılar, Mercedes-Benz tarafından sağlanan rehber mobil uygulama üzerinden tek seferlik kurulumu gerçekleştirdikten sonra, NFC teknolojisi sayesinde sadece Galaxy akıllı telefonlarını kullanarak otomobillerini çalıştırabilecek ve kilitleyebilecekler. Bu dijital anahtar çözümü, NFC-eSE teknolojisi ile kullanıcılara akıllı telefonları kapalıyken dahi otomobillerine erişebilmelerini de sağlayacak.
Dijital otomobiller üçüncü parti maliyetlerini de düşürecek
İnternet bağlantısının yanı sıra sürücülere online olarak müzik yayını dinleme, trafik ya da hava durumuna göz atma olanağı sunarak gençlerin otomobil kullanırken telefonda mesaj yazmasının önüne geçen, hatta kendi kendine park edebilme yeteneği gibi sürücüye yardımcı olan özelliklerle donatılan yazılımlar, tüm otomobil kullanıcılarının hayatını kolaylaştıracak.
Dahası, sürücü verisinden faydalanma imkânı sağlarken, sigorta ve üçüncü parti hizmet sağlayıcılarına ilişkin maliyetleri de azaltacak. Bu yeni nesil araçlar, %30'luk yıllık bileşik büyüme oranı ile muazzam yeni iş olanakları yaratacak.
Kalp atış ritminiz geleceği tahmin eder mi?
İyilik Sağlık / Cnnturk. com
Nobel ödüllü bilim adamı Werner Hesienberg'in keşfine yardımcı olduğu kuantum fiziği yasalarından yola çıkan araştırmalar, kalp atışlarınızın geleceği doğru tahmin edebildiğine dair deliller sunuyor! Hazırlayan: İyilik Sağlık Haber
Nobel ödüllü Werner Heisenberg "Evren sadece düşündüğümüzden daha garip değil, düşünebileceğimizden de daha garip." demiş. Heisenberg neden bahsettiğini çok iyi biliyordu ve keşfine yardımcı olduğu kuantum dünyası gerçekten çok ilginç.
Psychology Today sitesinde yayımlanan haberden derlediğimiz yazıda, kuantum dünyasının yeni yeni keşfedilmeye başlanan yasalarının bizim dünyamızı nasıl etkileyebileceğinden bahsedeceğiz.
Kuantum mekaniğine göre parçacıklar:
Bu garip fenomen, bazı insanları geçmiş, günümüz ve gelecek arasındaki kesin sınırların aslında o kadar kesin olmadığını düşünmeye itti. Bazılarıysa, geleceği tahmin etmenin mümkün olduğunu savunuyor.
HeartMath Enstitüsünde (HMI) çalışan profesör Rollin MacCraty, iki farklı tip olayda, olaylar olmadan 14 saniye önceki kalp atışlarını ölçülerek, deneklerin gelecekle ilgili öngörüde bulunduğunu savunuyor. Bu iki tip olay ise:
Birkaç saniye sonra görülecek bir fotoğrafın duygusal olarak uyarıcı olup olmayacağı
Rulet masasındaki sonuca, sonuç görülmeden önceki tepki (kazanıp kaybetme arasındaki fark)
Her iki durumda da, McCraty kalp atışındaki farklılıkların olaylar olmadan birkaç saniye önce gerçekleştiğini gözlemledi. Ayrıca, bu kalp atışı farklılığı, fotoğrafın duygusal olup olmaması, veya rulette kazanılıp kaybedileceğine göre şaşırtıcı derecede farklılık gösteriyordu.
Bu sonuçlar şüpheyle karşılansa da, McCraty dolandırıcılıkla suçlanmamak için çok sıkı çalışarak çok detaylı kontroller yaptığını gösterdi.
Sonuç olarak, McCraty, yakın gelecekle ilgili sahip olduğumuz hislerin ve tahminlerin tamamiyle boş olmayabileceğini savunuyor. Belki de bir olay olmadan hemen önce yaptığınız öngörüler tamamiyle batıl inanç değildir.
Oyun sırasında oyuncuların kalp atışını ölçen Dr. Dunn, oyuncuların tecrübesi arttıkça, farkında olmadan daha karlı desteden kart seçmeye başladıklarını fark ediyor. Oyuncuların kalp atışları da, karlı desteden kart seçmeden önce artış gösteriyor. Başka bir deyişle, zihinsel olarak hangi destenin karlı olduğunu bilmeden, kalplerini dinleyerek doğru seçimi yapmaya başlıyorlar.
Dr. Dunn'ın araştırmasının başka bir sonucu ise, kalp atışını hissedebilen insanların, hissedemeyenlere kıyasla oyunu çok daha iyi oynadığı. Belki de önsezileri kuvvetli olan insanların özelliği kalplerini dinleyebilmeleridir?
ABD'nin en ünlü şarkıcılarından Kanye West, geçirdiği sinir krizi nedeniyle Kuzey Amerika turunu iptal etti. New York Post gazetesinin haberine göre, West Saint Pablo turunu 21 konser daha varken iptal ettiği için 30 milyon dolarlık bilet satışından mahrum kaldı.
West'in kendi kıyafet markasıyla ve konserlerle çok meşgul olduğu için hastanelik olduğu iddialar arasında.
New York Post'a konuşan West'e yakın bir kaynak, "Kanye sinir krizi geçirdi. Bazen hiç durmadan 48 saat boyunca çalışıyor. Çalışanlarını sabaha karşı 3'te bile arayabiliyor. O çok yetenekli bir adam ama en büyük düşmanı da kendisi. Biraz dinlenmesi gerekiyor" dedi. West son konserine 90 dakika geç çıkmış, üç şarkı söyleyip sahneden inmişti.
ABD'nin önde gelen üniversitelerinden Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT), "MIT Technology Review" adlı dergisinde yılın en başarısız teknolojik gelişmelerini listeledi. Otomotivden, bilişime birçok alanda büyük beklentilerle üretilen ancak sonu hüsranla biten yeniliklerin sıralandığı listede Volkswagen, Apple, Samsung ve Facebook gibi firmalar da yer alıyor.
Alman otomobil üreticisi Volkswagen'ın Amerikan egzoz emisyon ölçüm sistemlerini yanıltmak için geliştirdiği yazılım şirkete pahalıya mal oldu. ABD Çevre Koruma Ajansı (EPA), yazılımın yüklü olduğu Volkswagen marka dizel araçların çevreyi standartlardan 40 kat daha fazla kirlettiğini açıkladı. Volkswagen, ABD'deki 475 bin otomobilin değiştirilmesi ve onarılması için 14,7 milyar dolar ödemek zorunda kaldı. Şirket, Avrupa Birliği'ne (AB) üye 28 ülkede de egzoz emisyon testi manipülasyonu yaptığı belirlenen toplam 8,5 milyon aracı geri çağıracağını açıkladı.
İlk genetik tedavi ilacı olarak Avrupa'da kabul gören ve 1 milyon dolarlık fiyat etiketiyle satışa çıkan "Glybera" dünyanın en pahalı ilacı oldu. Ancak ilaç, hem fiyatı hem de etkisi hakkındaki endişeler nedeniyle alıcı bulamadı. DNA ikamesi alanında bir devrim olması beklenen ilaç, büyük hayal kırıklığına uğrattı. Geçen yıl tıp alanında yaşanan bir diğer hayal kırıklığı da ABD'de yaygınlaşan kök hücre klinikleriydi. ABD'de faaliyet gösteren 351 klinik, insanlara spor yaralanmalarından alzaymıra kadar birçok hastalığı kök hücreyle tedavi etmeyi vadediyor. Ancak bu kliniklerin kar amaçlı insan deneyleri yaptığını dile getiren uzmanlar, hastalara FDA tarafından onaylanmayan hiçbir kliniğe gitmeme çağrısında bulunuyor.
Güney Koreli teknoloji devi Samsung, Note serisi akıllı telefonunun son üyesi "Galaxy Note 7"deki batarya sorunu nedeniyle zor bir yıl geçirdi. Bataryalarındaki aşırı ısınma nedeniyle şarj olurken akıllı telefonları alev alan tüketicilerin şikayetleri üzerine Samsung, Note 7 sahiplerine cihazlarını derhal kapatıp iade etme çağrısında bulundu. Samsung, geri çağrılarak yenilenen cihazların da yangın riski taşıdığının belirlenmesi üzerine Note 7 üretimini tamamen durdurdu ve satılan 2,5 milyon cihazı geri çağırdı.
Merkezi ABD'de bulunan market araştırmaları şirketi International Data Corporation, teknoloji şirketi Apple'ın akıllı saati Apple Watch'ın 2016 satışının beklenenin çok altında olduğunu açıkladı. 2016'da akıllı saat piyasasında hüsrana uğrayan tek marka Apple değildi. Motorola, Moto 360 akıllı saatlerinin dağıtımını talep olmadığı için askıya alırken Pebble da akıllı saatlerinin üretimini, tanıtımını ve satışını durdurdu.
Dünya çapında 1,7 milyar kullanıcısı bulunan sosyal medya platformu Facebook'un içerik akışında hızla yayılan yalan haberler, şirketi zora soktu. Alman Sosyal Demokrat Partisi (SPD) Federal Meclis Grubu Başkanı Thomas Oppermann, söz konusu yalan haberlerle ilgili, "Facebook, yalan olduğu kanıtlanmış haberleri hızlı bir şekilde silme veya düzeltme konusunda sorumlu tutulmalı." ifadelerini kullandı. Üst yönetici Mark Zuckerberg ise Facebook'un bir basın kuruluşu olmadığını ve kullanıcıların paylaşımlarının devlet başkanlığı seçimi gibi önemli olayları etkilediği fikrinin son derece gülünç olduğunu belirterek şirketini savundu.
Microsoft, insanlarla ilişki kurmak üzere tasarlanan ve "Tay" adı verilen yapay zeka projesini mart ayında kamuoyuna tanıttı. Şirket, genç bir kadından esinlenilerek tasarlanan Tay robotuna insanlarla iletişim kurması için Twitter'da hesap açtı. Ancak işler şirketin istediği gibi gitmedi. 18-24 yaşlarındaki gençlerle sohbet etmesi ve onlardan yeni bilgiler edinmesi planlanan robotun insanlardan tek öğrendiği argo kelimeler oldu. Microsoft, hesabında insanlardan öğrendiği argo kelimeler, cinsiyetçi söylemler ve ahlak dışı konularda paylaşımlar yapan Tay'a müdahale etti. Robotun Twitter hesabı 24 saat sonra kapatıldı. Microsoft Research Başkanı Peter Lee, yaşadıkları düş kırıklığını "Tay'ın attığı aşağılayıcı ve kırıcı tweetlerden dolayı özür dileriz, Tay şu anda çevrimdışı." ifadeleriyle dile getirdi.
Merkezi San Francisco'da bulunan Lumos Labs firmasının "okulda başarı" ve "bunamaya çözüm" iddialarıyla piyasaya sürdüğü online zeka oyunları ve hafıza testleri, para cezasıyla sonuçlandı. Piyasadaki zeka oyunlarını denetleyen uzmanlar, "Lumosity" adlı oyunun beyni geliştirmeye yönelik hiçbir etkisi olmadığını ortaya çıkardı. Federal Ticaret Komisyonu, reklamlarıyla yaşlılığa bağlı bilişsel zayıflama yaşayan kişilerin duygularını sömürdüğüne hükmettiği şirkete 2 milyon dolar para cezası verdi.
Elektrik üretim ve iletim hatlarına siber saldırı
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığından üst düzey bir yetkili, Bakanlığın, 15 Temmuz'dan sonra başlayan ve yakın zamanda artarak düzenli hale gelen siber saldırılarla karşı karşıya kaldığını belirtti.
Hürriyet'in haberine göre, BTK, Telekom, ilgili birimler ve bakanlık Bakanlık Bilgi İşlem başkanlığı ile tedbirlerin alındığını söyleyen yetkili, "Saldırılar genel olarak, internet sitelerini ele geçirerek, sızmalar sağlama yönünde. Özellikle elektrik üretim ve iletim hatlarımızı kontrol eden sistemlere yönelik çok sayıda sızma girişimi tespit edildi ve engellendi. Sızma girişimleri, Türkiye'nin ulusal elektrik şebekesinde büyük bir sabotaj hazırlığının da göstergesi" dedi.
Bakanlık yetkilisi, istihbarat birimlerinden yılbaşı gecesi için de benzer bir saldırının yapılabileceği istihbaratı alındığını ifade ederken, tüm birimlerle koordineli bir şekilde tüm tedbirlerin alındığını söyledi.
'Suriyelilerden verem bulaşıyor' iddiasına açıklama geldi
Hatay İl Sağlık Müdürü Ümit Mutlu Tiryaki, kentte 'Suriyelilerden verem hastalığı bulaşıyor, halk arasında yaygınlaşıyor' iddialarının doğru olmadığını ancak bu hastalığın Suriyelilerde yaygın olarak görüldüğünü söyledi.
70'inci Verem Eğitim ve Propaganda Haftası nedeniyle Hatay Halk Sağlığı Müdürlüğü'nde konferans düzenlendi. Burada konuşan Hatay İl Sağlık Müdürü Ümit Mutlu Tiryaki, kentte yaşayan Suriyelilerden verem hastalığı bulaştığı iddialarını yalanladı.
Tiryaki, "Hatay'da bulunan Suriyelilerden dolayı verem hastalığının arttığı gibi sorular oluyor. Ancak böyle bir durum söz konusu değil. Evet, Suriyelilerin kendi içlerinde hastalık yaygın. Bu da mecburen, savaş ortamındalar. Bulundukları şartlar kötü. Onların sağlık politikaları bizimle aynı değil. Dolayısıyla kendi içlerinde böyle bir sıkıntı var. Onlarda görülebiliyor ama çok şükür bize hastalığın artması konusunda bir sebebiyet vermedi. Onun için şanslıyız. Bu da bizim yaptığımız işin doğruluğunun bir göstergesidir" dedi.
İstanbul'da AVM'de bomba paniği
İstanbul Beylikdüzü'ndeki Marmara Park AVM'de yaşanan kavga, alışveriş merkezi içinde bomba paniğine neden oldu.
İstanbul Beylikdüzü'nde bulunan Marmara Park AVM içerisinde kavga çıktı. Kavga, AVM içerisinde bulunan yurttaşlar arasında bomba paniği yaşanmasına neden oldu.
Cumhuriyet'in haberine göre; bazı mağazalar AVM içerisindeki kavga nedeniyle kepenk indirirken, insanların bomba paniğiyle etrafa kaçıştıkları görüldü. Güvenlik görevlilerinin müdahalesiyle durum normale dönerken, AVM içerisinde, "Alışveriş merkezimizde olağanüstü bir durum yaşanmamaktadır" anonsu yapıldı.
İnsanların aynı anda otoparka yönelmesiyle otopark giriş ve çıkışları kilitlendi. Yurttaşlar kava eden kişilerin silahlı olduğunu iddia etti.
İddialara göre Apple, mobil uygulama mağazası App Store üzerinden ücretli olarak sunulan uygulamalarda bazı küçük ayarlamalar yapıyor.
Değişikliklerden biri, geliştiricilerin üyeliklerden daha fazla para kazanmasını sağlayacak. Apple, uygulama üyeliklerine şu an yüzde 30 kesinti uyguluyor. Ancak The Verge'ün Çarşamba günü yayınladığı bir habere göre bu kesinti, üyenin bir sene veya daha uzun süre üye kalması durumunda yüzde 15'e düşecek. Bu yeniliğin 13 Haziran'da devreye gireceği söyleniyor. Bunun yanında Apple'ın tüm uygulamalara üyelik satma izni vereceği iddia ediliyor. Bu izin şimdiye kadar sadece haber, flört ve akış uygulamaları gibi belirli uygulamalara veriliyordu.
Apple'ın The Verge'e yaptığı açıklamaya göre kullanıcılar, yakında App Store'da reklam görmeye de başlayacaklar. Bunun yanında uygulamaların kontrol sürecinden çok daha hızlı geçeceği söyleniyor. İddiaya göre Apple'ın pazarlama üst düzey yöneticisi Phil Schiller, uygulamaların yüzde 90'ının 48 saatten kısa bir sürede onaylandığını söylüyor.
Apple'ın üyelik sisteminde yapacağı bu değişiklikler, geliştiricilerin son dönemde yükselişte olan üyelik sistemine yönelmelerini sağlayabilir. Aylık ücretli üyelikle dağıtılan mobil uygulamalar biz kullanıcılar için açıkçası pek hoş görünmese de, geliştiricilerin yüzünü güldürebilir. (Chip.com.tr)
Stres ve can sıkıntısından kurtulmak için abur cubur tüketmenin yanlış bir tutum olduğunu dile getiren Diyetisyen Neslihan Aktepe, mutluluğu artırmaya yardımcı olabilecek besinleri açıkladı.
Diyetisyen Neslihan Aktepe'nin konuyla ilgili yaptığı açıklama şöyle:
Stres ve can sıkıntısından kurtulabilmek için kaçış yolu olarak yağlı, şekerli, tuzlu yiyecekler ve hamur işleri gibi abur cubur tüketimine yönelmeyin. Emin olun bu tarz besinlerin sizde yarattığı mutluluk en fazla 10-15 dakika sürer. Sonra da yerini, "neden bu kadar gereksiz ve zararlı besin tükettim, kilo alacağım" stresi basar. Mutlu olabilmek için formüller yaratmak gerekir. Mutlu olabilmenin 4 formülüne örnek ise, sevgi ile oksitosin, beslenme ile serotonin, egzersiz ile endorfin, meditasyon ve uyku ile melatonin verilebilir.
Her gün yapacağınız bol oksijenli ortamda yürüyüş ile endorfin salgınızı artırabilir, bol bol alacağınız oksijenle de dokuların kanlanmasını ve vücudun daha canlı, dinç olmasını sağlayabilirsiniz.
Melatonin, karanlık ortamda uyku ile artar. Uyumak için kendinize olabildiğince karanlık ve sessiz ortam seçerek kaliteli 7 saat uyuyun. Dünyada yaşayan tüm canlılara karşı gösterebileceğimiz sevgi ile de mutluluğumuzu arttırabiliriz.
Depresyonda, yorgunluk, yataktan kalkmama isteği, konsantrasyon problemi, unutkanlık, hiçbir şey yapmak istememe, kendini değersiz görme gibi durumlar gözlenir. Serotonin seviyesinde meydana gelen azalma, öğrenme, ruh hali, uyku ve damar sağlığı başta olmak üzere kaygı, migren, kusma ve iştah kaybı gibi rahatsızlıkların oluşmasında önemli bir role sahiptir. İçinde bulunduğumuz şu günlerde, depresyonunuzu arttıracak sağlıksız besinler yerine, serotonin salgısını arttıran sağlıklı besinleri tercih ederek mutluluğun formülünü yakalayabilirsiniz.
Mutluluğu arttıran besinler
Mutluluğu arttıran besinler şöyle sıralanabilir:
Tavuk, hindi, balık, kırmızı et, sardalye, somon, ton balığı, deniz mahsulleri, yağsız peynir, süt, tofu, yoğurt, yumurta, ay çekirdeği, kabak çekirdeği, ceviz, badem, yer fıstığı, kaju, fındık, keten, tohumu, soya, susam, bitter çikolata, bitter kakao, brokoli, domates, enginar, bezelye, ısırgan otu, ıspanak, kale marulu, karnabahar, lahana, maydanoz, tere, sivri biber, avokado, soya filizi, soya fasulyesi, patates, incir, çilek, elma, greyfurt, kiraz, kivi, ananas, erik, tatlı ve sulu kavun, mango, muz, portakal, siyah orman meyveleri, kırmızı orman meyveleri, yaban mersini, kuru fasulye, nohut, yeşil mercimek, kahverengi pirinç, tam tahıl ekmeği, buğday ruşeymi, yulaf, kuşburnu, ıhlamur, yeşil çay, beyaz çay.
Suriye sınır bölgesinden Türkiye'ye saldırı hazırlığı içinde olduğu belirlenen IŞİD'e ait 33 hedef, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Koalisyon uçakları tarafından vuruldu. Saldırıda 23 IŞİD'li öldürüldü. Suriye'deki Yeni Yaban bölgesi ise muhaliflerce ele geçirildi.
Savcı: Rakka'dan Diyarbakır'a 15 yabancı uyruklu canlı bomba gönderildi
"Suriye'nin kuzeyinden Türkiye'ye yönelik atış yapma hazırlığında olduğu tespit edilen DAEŞ terör örgütüne ait silah mevzii, Katyuşa ve havan silahlarından oluşan 33 adet hedef Türk Silahlı Kuvvetlerine ait Fırtına obüsleri ve Zırhlı Muharebe Aracı (ZMA) atışları ile Koalisyon uçakları tarafından yapılan 2 Hava harekâtı sonucunda imha edilmiştir. Yapılan atışlarda ilk tespitlere göre 23 DAEŞ terör örgütü mensubu etkisiz hale getirilmiş; 3 bina, 1 savunma mevzii ve 1 tanksavar roketi imha edilmiştir."
Yapılan açıklamada, muhaliflerin taarruzları ile Yeni Yaban bölgesinin muhaliflerce ele geçirildiği, muhalif taarruzlarının devam ettiğini de vurgulandı.
Genç şarkıcı Aleyna Tilki'nin Diyarbakır'daki konserindeki ardından sosyal medyada HDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan'ın kulağından yaralandığı iddiaları hızla yayıldı. Tan, twitter'dan iddiayı yalanladı.
Diyarbakır merkez Kayapınar İlçesi'ndeki bir salonda sahneye çıkan Aleyna Tilki, platformda şarkı söylerken patlama meydana geldi. Patlama sonrasında çıkan izdihamdan 6 kişi yaralandı. Saldırganların 12-13 yaşında olduğu tespit edilirken, kafeye 2 boru tipi el yapımı patlayıcı atıldığı öğrenildi.
Öte yandan, saldırının ardından birçok Twitter hesabından HDP milletvekili Altan Tan'ın da konserde kulağından yaralandığı iddia edildi.
Tan'ın mesajı şöyle:
Hatip Dicle ve çözüm sürecinde yeni dönem
Hatip Dicle ve çözüm sürecinde yeni dönem - 2
Türkiye'deki Kürt hareketine, yasal zeminde hangi siyasal yapılanma yön veriyor?
Milletvekillerinin üye olduğu HDP mi?
Belediye başkanlarının üye olduğu ve yakın dönemde BDP'nin yerini alan DBP (Demokratik Bölgeler Partisi) mi?
Yoksa hem milletvekillerini hem belediye başkanlarını, STK'ları, siyasi grupları, din ve mezhep gruplarının temsilcilerini vs. kapsayan yapısıyla DTK mı?
Bu soru 7 Ekim öncesinde sorulmuş olsa, pek çok kişinin aklına ilk gelen isim HDP ve HDP'nin Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş olurdu.
Hatip Dicle adı 7 Ekim sonrası daha sık duyulur oldu ve Dicle'nin söyledikleri medyada geniş yer bulmaya başladı.
Birinci neden, Dicle'nin "PKK-Hizbullah çatışması yeniden mi alevleniyor?" endişesine yol açan gerilimin giderilmesinde aktif rol alması.
Dicle o sözlerle, 7 Ekim'de patlak veren ve ülkeyi kaosun eşiğine getiren olaylar arasında bağ kuruyordu.
O konuştukça sorular birbirini kovaladı.
Hatip Dicle'de Diyarbakır'daki DTK bürosunda o soruları cevapladı.
GG- İsminiz son günlerde öne çıktı
HD- İsmimin öne çıktığı doğru değil. Bizim siyasetimizde makam mevki derdi olmaz. Hele benim hiç olmaz. Ben doymuş bir siyasetçiyim. Hüda-Par ile görüşmeleri kastediyorsanız o görevin bana verilme nedeni yaşım, tecrübem. 90'lı yıllarda PKK-Hizbullah karşı karşıya geldiğinde o süreci birebir yaşamış biri olmam. Hüseyin Yılmaz'ı yıllar öncesinden tanırım, o da beni tanır.
GG- Peki o zaman Hüda-Par ile başlayalım. Sizinle aynı masaya oturmak için, ölen Hüda-Par'lılarla ilgili resmi bir açıklama yapmanızı bekliyorlar.
HD- İnsan kayıplarını sayı hesabına bağlayamayız. Acı hepimizin acısı. Biz 5 arkadaşı kaybettik demek yerine 35 insanımızı kaybettik demelerini beklerdik.
GG- Ama öyle demediler. Şimdi eskiye nasıl dönülecek? Resmi bir açıklama yapacak mısınız onların istediği yönde ?
HD- Öyle bir açıklama olmaz. İki tarafın da kaybı var, kayıp tek taraflı değil.
Bu tür durumlarda her zaman arabulucular çıkar, şiddet kullanmayın der. Tarafları sükunete çağırır. Bu olayda da böyle oldu. Şimdi acıların soğumasını beklemek lazım. Acı soğuyunca iki tarafta da aklı selim hakim olur.
Bakın biz Bingöl'deki polisleri de dahil ediyoruz, 35 insanımızı kaybettik diyoruz. Onlar da karanlık güçlerin kurbanı oldular.
Biz bölgeye gittik, tesbit ettik; eylemi yapanlar Genç yakınlarında ölen o dört kişi değil. Dağ kadrosundan ölen kişinin eylem için gelmediği çok açık, uzun namlulu silah yok.
İçişleri Bakanlığı olayı sorguluyor.
Gaziantep'te polis açıkça "Siz işinizi bitirdiniz, sıra bizde" diyor. Soruşturuluyor faillerinin ortaya çıkarılması lazım.
Altından geçmişte nasıl JİTEM çıktıysa bu gün de paralel devletin çıkacağı yönünde sezgilerimiz var.
HD- Aslında sezgilerime göre karanlık bazı güçler rol oynuyor.
GG- Siz televizyona çıktınız ve Fethullah Gülen'in sesinden bir kaset dinlediğinizi söylediniz... Sezgi mi, kasetten dinlediniz mi?
HD- Dinledim.
HD- Cezaevinden çıktıktan sonra dinlettiler.
HD- Fethullah Gülen'in sesiydi ve "Kürt kurumlarına sizin, halktan yana dürüst insanları itibarsızlaştırın" diyordu.
GG- Siz o kaseti dinleyince ne yaptınız? Bir örneğini aldınız mı mesela partinizin yetkili kurullarına vs dinletmek için?
HD- O kadar çok kaset çıkıyordu ki o aralar, almadım. Ama biz bu bölgede JİTEM gerçeğini yaşadık.
Bakın KCK operasyonları sırasında 8 bin kişi tutuklandı, göz altına alındı. Biz il ve ilçelerde görevlendirecek kimse bulamaz hale geldik.
(O boşlukta sızılmış olunabileceğini ima ediyor)
4.5 yıl beni hapis yaptıranlar da onlar. Benim dosyamı adımı kapatarak 10 tane avukatın önüne koyun. Bir tek suç unsuru bulamazlar. Dosyada olan orada burada konuşma yapmış, şurada şunu bunu yapmış vs. Ama ortada suç yok.
Siyaseten hapis yatırdılar, rehineydik!
HD- Bu sayede bir taşla üç kuş vurmayı hedeflediler.
Hem PKK-Hizbullah çatışması çıkacak hem çözüm süreci çökertilecek ve hükümet yeni sert yasalar çıkartacak sonunda yeniden kargaşa ortamı baş gösterecekti. Tabi bu tablo Hükümet'i de çökertir.
GG- Peki olaylar bir anda patlak verdi, sonra bir anda duruldu ve çözüm süreciyle ilgili taslak gündeme geldi. Diğer tarafta da sizin anlattıklarınız var. Yani bu olayların sorumlusu madem ki paralel yapılanma. O halde Cumhurbaşkanı neden Demirtaş'a bu kadar yükleniyor?
HD- Demirtaş'a "Sen kimin adamısın?"diyor, Paralel devletin adamı vs.
Bizim barış üslubunu tutturma konusunda sorunlarımız var.
Ben hep "Kadın üslubu kullanırsanız, halkımız daha çok benimsiyor" diyorum. Yani kucaklayıcı, böyle insanı saran üsluba ihtiyaç var.
GG- Çözüm süreci yeniden devreye girdi demişken, siz Baluken'in sözünü ettiği çözüm süreci ile ilgili taslağı gördünüz mü?
HD- Taslağı görmedim, içinde ne olduğunu da bilmiyorum.
Bu sistem şöyle işler, hükümet bir taslak sunar o taslak önce Kandil'e gider. Kandil kendi görüşlerini belirtir ve Öcalan'a götürülür.
Bu trafiği sağlayan milletvekillerine biz hiçbir şey sormayız. Onlar gerekli görürse bilgi verir.
Aynı trafik hükümet kanadında da var. Olgunlaşınca hükümet açıklar zaten.
Ama şunu da unutmamak lazım bu tür süreçler daima inişli çıkışlı olur. Benim önemsediğim o iniş çıkışlar sırasında yeter ki biskletin tekerleri dönmeye devam etsin, yeter ki bisikleti durdurma.
GG- Sizin katılmadığınız toplantıda İmralı'dan gelen mesaj açıklandı...
HD- Evet. O mesajda Sayın Öcalan şunu söylüyordu "Mutlak surette yapıcı diyalogla bu şiddet ortamını önlesinler. Aksi halde katliamlar ve darbeler olabilir..."
GG- Demirtaş Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yükselişe geçmiş bir isim. Acaba önü kesilmek istenmiş olabilir mi? Bazı değerlendirmeler İmralı'nın bu yükselişten rahatsızlık duyduğu yönünde de...
HD- Kimse kendini İmralı'yla yarıştıramaz. Bunu Kandil için de söylüyorlar. Olmaz öyle şey.
GG- Ama Cemil Bayık "Barışa Öcalan, savaşa biz karar veririz" dedi. Hatta bu sözler üzerine kimi taraflar "Kandil ile İmralı arasında bilek güreşi var" yorumunda bulundu...
HD- Onun anlamı o değil. İmralı ile süren görüşmeler çıkmaza girer ve Öcalan "Artık yapacak bir şey kalmadı" mesajı verirse, o zaman "Savaşın nasıl, ne zaman olacağına biz karar veririz" demek o.
Bakın, Öcalan "Mezar taşıma ne aldattı, ne aldatıldı yazın" diyecek kadar kendinden emin biri.
Bir insan aldatmadığından emin olabilir ama aldatılmadığını bilmek çok zordur. O aldatılmadığından da emin ki bu sözleri söyleyebiliyor.
GG- Son soru. Seçimlerde oylarınız yüzde 10 sınırına dayandı. Önümüzde de genel seçimler var. Barajı aşma ihtimali olur mu, bu riski göze alır mısınız seçime girerken?
HD- Oy oranımız yüzde 13 olsaydı, göze alınırdı da yüzde 10 risktir, o riski göze alamazsınız. Yüzde 13 olsa bir iki puan kayıp olsa da meclise girersiniz ama bu durumda o kaybın anlamı parlamentoya girememektir. Parlamentoda olmazsanız çözüm süreci zora girer. Milletvekilleri olmazsa Kandil'le İmralı'yla kim nasıl görüşecek?
Yeni sistemde seçimler nasıl yapılacak?
AK Parti ve MHP yeni anayasa için uzlaştı. Peki, sistem değişikliği nasıl olacak? AK Parti'nin anayasa taslağı Meclis'te 330'u bulabilecek mi? Muhalefet ne yapacak? Başak Şengül sordu, avukat Hüseyin Ersöz, akademisyen-yazar Güven Gürkan Öztan, Ekopolitik kurucusu Tarık Çelenk, yazar Müfid Yüksel, gazeteci Hakan Çelenk ve avukat Alaaddin Varol, Akıl Çemberi'nde yanıtladı.
Kuşların 75 milyon yaşındaki dinozor atası sırları aydınlattı
ABD'li bilim insanları Moğolistan'da bulunan ve kuşların atası sayılan 75 milyon yıllık dinozor fosilini inceledi. Ortalama bir koyun büyüklüğündeki dinozorun kuluçka süresini tespit eden ve yavrularının yumurtadan çıkmasının üç ayı bulduğunu belirleyen bilim insanları, bu türün ortadan kalkmasına ışık tutacak yeni bilgileri açığa çıkardı.
Bilim adamları, dinozor embriyolarının yumurta içindeki olgunlaşma süresinin aynı familyanın devamı olduğu düşünülen kuşlardan en az dört kat daha uzun sürdüğünü tespit etti.
75 milyon yaşındaki fosili incelediler
Ortalama bir koyun büyüklüğünde
Dinozorların Kayıp Dünyası
Devekuşu ve tavuk dinazordan daha çabuk doğuyor
Uzun kuluçka süreleri nedeniyle hayatta kalamadılar
Müsrifçe enerji harcayan yaratıklar
Erickson, "Dinozorlar müsrifçe enerji harcayan yaratıklar. Hem iri boyutlu hem de sıcak kanlılar. Öte yandan en küçük dinozorun bile olgunlaşması, kuluçka süresi dahil en az bir yılı buluyor. Bu yüzden asteroid dünyaya çarptığında dinozorlar kendilerini çok dezavantajlı bir durumda buldular ve sonları kaçınılmaz oldu." değerlendirmesinde bulundu.
Araştırmanın sonuçları, ABD Ulusal Bilimler Akademisi'nin "Proceedings of the National Academy of Sciences" dergisinde yayınlandı.
Pagani Huayra'dan ilk görüntüler
Yeni Pagani Huayra Hermes sürümünün fotoğrafları sosyal medyaya düştü. Sadece arka bölümü görünen modelin selefine göre daha sportif bir yapıya büründüğü kesin. Model parlak turuncu rengiyle dikkat çekiyor. Ek olarak karbonfiber modelin çamurluğunda, difizöründe ve yan bölümünde boylu boyunca uzanıyor. Karbonfiber seçeneğinden hariç aracı standart görselde de almak mümkün. Modelin agresif bir görünüme sahip olacağı net bir şekilde biliniyor. Henüz motor seçenekleri hakkında net bir bilgi bulunmuyor.
Japonlar'ın mükemmel fikri: Hurdacı 'örümcek adam'
Japonya yıllardır yapılan fırlatmalar sonucu Dünya yörüngesinde biriken çöpleri toplamak için uzaya manyetik hurda toplayıcısı taşıyan bir roket gönderdi. Cihaz yörüngedeki metalleri ağ atarak yakalayacak.
BBC'nin haberine göre, alüminyum ve çelik halatlardan oluşan yaklaşık 700 metre uzunluğundaki hurda toplayıcı, uzaydaki metal atıkları yavaşlatarak dünya yörüngesinden çıkarmayı hedefliyor.
Haberde, Kuzey Pasifik'teki Tanegaşima Uzay Merkezi'nden fırlatılan hurda toplayıcının, Japonya Uzay Ajansı ile balıkçı ağı üreticisi Nitto Seimo firmasının ortak çalışmasıyla tasarlandığı bildirildi.
Manyetik hurda toplayıcının, Dünya yörüngesinde bulunan büyük metal atıklarının faaliyet alanını değiştirmesi, atıkları atmosfere doğru iterek yanmalarını sağlaması bekleniyor.
Dünya yörüngesinde, eski uydular ve fırlatılan roketler dahil olmak üzere milyonlarca metal parçasının bulunduğu tahmin ediliyor.
Hızı saatte 28 bin kilometreye kadar çıkan bu metal parçacıklarının kazalara neden olabileceği ve telekomünikasyona zarar verebileceği belirtiliyor.
Cihaz yörüngeye ağ atarak metalleri toplayacak daha sonra bunları bir kolla çekecek.
Cihazın kullanacağı ağı 106 yıllık balık ağır üretici Nitto Seimo Co hazırladı.
Times'ın "En kötü 50 futbol taraftarı" makalesinde 1. sırada Adolf Hitler yer alıyordu. Makaleye göre Adolf Hitler, Schalke 04 taraftarıydı ve Schalke'nin o dönemdeki başarısının altında Naziler vardı. Alman kulübü Schalke'nin Times'a cevabı sert oldu.
Külübün Halkla İlişkiler temsilcisi Gerd Voss, bir bildiri yayınlayarak Times'a tepki gösterdi.
Bu iddianın hiçbir zaman kanıtlanamadığın belirten Voss, The Times'ı Margaret Thatcher'la vurdu. Liverpool'dan nefret ettiği iddia edilen Margaret Thatcher döneminde Liverpool'un 7 şampiyonluk kazandığını hatırlattı.
Voss, Hitler'in hiçbir Schalke maçına gelmediğinin de altını çizdi.
Voss, Schalke 04'ün Hitler dönemindeki başarısının Nazilere bağlanamayacağını vurguladı.
Yılın en komik golü İbrahimovic'ten geldi...
Schalke'nin 1927 yılından itibaren popüler bir takım olduğunu yazan Voss, Naziler'in de popüler bir takıma ilgi duymuş olabileceklerini bunun Schalke'nin başarısına gölge düşüremeyeceğini belirtti.
Hitler'in daha doğrusu Nazilerin o dönemde Schalke 04'ü desteklediği iddiası yıllardır dile getiriliyor. Ruhr bölgesinin diğer güçlü takımı Borussia Dortmund sol kabul edilirken, Schalke 04'ün sağ görüşün takımı olduğu belirtiliyor. Ancak bu hiçbir zaman kanıtlanamadı.
Times'ın makalesinde Hitler'in Old Trafford'u bombalamasının Manchester City taraftarı anlamına gelmediği belirtilmiş ve Führer'in Schalke 04 taraftarı olduğu iddia edilmişti.
Gökhan Türkmen'in vücudu o kadar esnek ki!...
Times iddiasını Hitler'in iktidarda olduğu dönemde 1933 ile 1945 arasında Schalke 04'ün 6 kez şampiyon olmasına dayandırmıştı.
Madencilerin kurduğu bir işçi takımı olan Schalke 04'ün Bundesliga'da toplam 7 şampiyonluğu bulunuyor. Bunlardan 6'sı Hitler dönemindeyken son şampiyonluğu da 1958 yılındaydı.
Kreşte çocukların karşısında soyunan öğretmen için 50 yıl istendi
İstanbul Fulya'da bulunan P.G. Bakımevi'nde yaşları 3 ile 7 arasında değişen bir grup çocuğun, sınıf öğretmeni Yasemin A.'nın cinsel istismarına, darp tehdidine maruz kaldıkları ve yanlarında soyunup göğüsleriyle oynamalarına izin verdiği iddia edildi. Öğretmen hakkında hazırlanan iddianamede 38.5 yıldan 50 yıla kadar hapis istendi.
İstanbul Fulya'da bulunan P.G. Bakımevi'nde yaşları 3 ile 7 arasında değişen bir grup çocuğun, sınıf öğretmeni Yasemin A.'nın cinsel istismarına, darp ve tehdidine maruz kaldıkları iddia edildi. Yasemin A.'nın, 3.5 yaşındaki erkek çocuğu D.K.'ye şiddet uyguladığı iddia edildi. Anne Özden K., öğretmenin çocuğu kolundan tutarak fırlattığı ana tanık oldu.
Durumu okul müdürü Yıldız B.'ye anlattı. Müdür anneyi sakinleştirdi. Bakımevinde Şirinler sınıfında stajyerlik yapan Esma K. da Yasemin A.'nın çocukların özel bölgelerine dokunduğuna, yanlarında soyunup göğüsleriyle oynamalarına izin vermesini gizli çekimle kaydedip Özden K.'ye gönderdi. Özlem K. görüntülerle savcılığa başvurdu. İstanbul Ailenin Korunması Bürosu'nca başlatılan soruşturmada genç stajyer okul müdürü ve sınıfın diğer öğretmeni Ayça Ç.'nin durumu bildiği halde sessiz kaldığını beyan etti.
Kreşte öğrencilere taciz
Savcılık tarafından 3.5 yaşındaki 3 öğrencinin, öğretmen Yasemin A. tarafından kötü muamele, darp ve cinsel istismara maruz kaldığı iddia edilen bir iddianame düzenlendi. İddianamede öğretmenin çocuğa attığı terlik silah olarak kabul edildi ve istismara maruz kalan çocuklara işlenen suçlardan 38.5 yıldan 50 yıla kadar hapsi istendi. Sabah
Mardin Derik Kaymakamlığı'nda patlama
Mardin Derik Kaymakamlığı konutunda patlama oldu. Patlamada kaymakam Muhammed Fatih Safitürk'le birlikte 3 kişi yaralandı. Yaralılar çevredeki hastanelere kaldırıldılar.
Mardin'in Derik ilçesinde bugün öğle saatlerinde Kaymakamlık binasına saldırı düzenlendi. İlk gelen bilgilere göre saldırının roketatarla gerçekleştiği belirtilmişti. Mardin Valiliği ise saldırının el yapımı patlayıcı ile gerçekleştiğini duyurdu. Saldırıda Kaymakam Muhammet Fatih Safitürk dahil 3 kişi yaralandı.
Patlamanın hemen ardından Kaymakamlık binasına çok sayıda güvenlik görevlisi ve sağlık ekibi sevk edildi.
Saldırıda, Derik Belediyesi'ne eylül ayında kayyum olarak da atanan Kaymakam Muhammet Fatih Safitürk ile birlikte 3 kişi yaralandı. Yaralılar ambulanslarla Derik ve Kızıltepe'deki devlet hastanelerine götürülerek tedaviye alındı.
DHA muhabiri Ferit Aslan'ın aktardığına göre patlama saat 12.15 sıralarında bina içinde meydana geldi. Yaralanan Safitürk'e ilk müdahele Kızıltepe Devlet Hastanesi'nde yapıldı.
Sağlık Bakanlığı: Yaralı kaymakam Diyarbakır'a nakledildi
Sağlık Bakanlığı yetkilileri, saldırıda yaralanan Derik Belediyesi'ne kayyum olarak atanan kaymakam Muhammet Fatih Safitürk'ün Diyarbakır Dicle Üniversitesi Hastanesi'ne nakledildiğini bildirdi. Safitürk' ün ilk tetkik ve tedavisinin ardından gerektiğinde hazır halde bekletilen uçak ambulansla Ankara'ya naklinin planlandığı belirtildi.
Güvenlik güçleri çevredeki tüm yolları kapatarak operasyon başlattı.
Son Dakika: ABD Dışişleri Bakanlığı Türkiye'deki vatandaşlarını uyardı
İstanbul'daki saldırı ile ilgili son dakika haberleri gelmeye devam ediyor. ABD Dışişleri Bakanlığı İstanbul'da ünlü bir gece kulübünde gerçekleştirilen terör saldırısı sonrası Türkiye'de bulunan vatandaşlarına uyarılarda bulundu. Kalabalık bölgelerden uzak durulmasını isteyen bakanlık restoranlar, ticaret merkezleri, ibadethaneler ve toplu ulaşım noktalarından uzak durulmasını belirtti
Son dakika: İstanbul 2017'nin ilk dakikalarında İstanbul'da meydana gelen terör saldırısı sonrası ABD'den peşpeşe saldırıyı kınayan açıklamalar geldi. Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Türkiye ve ABD'nin terör olaylarına karşılık dayanışma halinde olacağını ifade etti.
Kınama açıklamalarının ardından bu kez Türkiye'de bulunan vatandaşlarını tehlikeli bölgelerden uzak durulması konusunda uyaran ABD saldırıların devam edebileceğini öne sürdü. "İstanbul Ortaköy'deki gece kulübünde ateş açıldığı yönünde haberler alınmaktadır. Çok sayıda kişinin öldüğü duyumu alınmıştır." ifadelerini kullanan kurum aşırıcı grupların Amerikan vatandaşları ya da yabancıların sıkça uğradığı yerlerde şiddetli saldırılarını sürdürebileceğini dile getirdi.
Restoran, ibadethane, ticaret merkezleri ve ulaştırma noktalarında saldırıların olma ihtimaline karşılık ABD vatandaşlarının bu bölgelerden uzak durması gerektiğini belirtti.
Hürriyet'in haberine göre; ABD'den sonra Avustralya da vatandaşlarını özellikle İstanbul ve Ankara'ya yapacakları ziyaretler konusunda uyardı.
Avustralya hükümeti,  Türkiye'de olan ya da Türkiye'ye gitmeyi planlayan Avustralyalılara yönelik uyarıda bulundu.
Sky News Avustralya'daki haberde, Avustralya'nın Ankara Büyükelçiliği'ndeki yetkililerin de Türk yetkililerle irtibat halinde olduğu ve saldırıda ölen ya da yaralanan Avustralya vatandaşı olup olmadığını öğrenmeye çalıştıkları belirtildi.
İngiltere'den vatandaşlarına 'Dikkatli olun' uyarısı
İngiltere hükümeti de Ortaköy'deki terör saldırısının ardından vatandaşlarını uyardı.
İngiltere hükümetinin internet sitesinde,  yurt dışı seyahat uyarılarının yer aldığı sayfadaki mesajda, "İstanbul Ortaköy'deki Reina gece kulübünde meydana gelen ciddi olayın ardından, yerel yetkililerin talimatlarına uymalı ve dikkatli olmalısınız. Daha ayrıntılı bilgi edinebilmek için yerel yetkililerle irtibat halindeyiz" denildi.
Geçmişten bugüne yeniden popülerleştiler
Her dönemin kendine ait popüler giyim tarzı, teknolojisi ve hatta siyasi görüşü olduğu bir gerçek. İngiltere merkezli Independent gazetesi, değişen dünyayla birlikte popülerliğini yitirdiği düşünülen ancak 15 sene içinde yeniden popüler hale gelen ürünleri ve olayları derledi;
Büyük ekran telefonlar
Büyük ekranlı telefonlar, cep telefonlarının hayatımıza girdiği yılları anımsatıyor.
Büyük gözlük çerçeveleri
Çöpçatanlık siteleri
90'ların ortalarında patlama yapan çöpçatanlık siteleri, gelişen teknolojiyle oldukça yaygınlaştı.
Büyük kalçalar
Kim Kardashian ve Jennifer Lopez gibi ünlüler magazin dünyasını bu kadar meşgul ederken, büyük kalçanın yeniden moda olmaması imkansız olurdu...
Kalın kaşlar
Lastik paçalı pantolon (Jogger)
Halk dilinde lastik paçalı pantolon olarak bilinen Jogger pantolonlar rapçilerin gardroplarından sokaklara taştı bile...
Sırt çantası
Star Wars (Yıldız Savaşları) ilk kez gösterime girdiği 1977 yılında popüler kültür fenomeni haline gelmişti. Seri, son filmiyle birlikte popülerliğini ikiye katlamış gibi görünüyor.
Instagram'da yemek fotoğrafı paylaşmayan kalmadığına göre, bu trendin popülerliğini koruyacağını söylemek mümkün.
Zil sesleri
Cilt lekelerine iyi gelen doğal çözümler
Aloe vera
Aloe vera yaprağındaki jel, lekeleri iyileştiren ve cildi yenileyen hücreler üreten bir polisakkarit deposudur. Tek yapmanız gereken yapraktan bir parça koparıp üstündeki jeli lekeli bölgeye sürmek ve kuruduktan sonra durulamak.
Salatalığın, cildi iyileştirmeye yarayan birçok faydası bulunur. Bu sebze, kanamayı durdurucu ve damarları büzücü etkisiyle lekeleri ve yaraları temizleyebilir. Salatalık, C vitamini ve antioksidan içerdiğinden enfeksiyonları azaltmaya da yardımcı olur. Salatalık ayrıca cildin dokusunu güzelleştirir. Lekeleri yok etmek için yapmanız gereken, salatanın kabuklarını soyup blender'dan geçirdikten sonra bir pamuk yardımıyla yüzünüze sürmek.
Calamine losyonu
Yüzde sivilce çıkmasının sebebi ciltte biriken fazla yağdır. Calamine losyonu fazlalık yağı vücudunuzdan alarak cildinizi lekesiz bırakır. Mümkün olduğunca sık bir şekilde losyonu yüzünüze ya da lekenin olduğu yere sürün.
Üzüm çekirdeği özü
Üzüm çekirdeği özü mikroplara karşı güçlü bir dezenfektandır. Hızlı bir gelişme görmek için 110 gr suyun içine, 4-40 gram öz damlatın ve lekeli yere uygulayın.
Yüzünüzdeki lekelere ezilmiş veya suyu sıkılmış havuçları sürdüğünüzde hemen temizleyecektir. Yüzünüzün yanı sıra tüm vücudunuzu da arındırmak için bir bardağın yarısına havuç suyu, 1/3'üne su ve geri kalan kısmına pancar suyu ekleyip için, bu karışım karaciğer fonksiyonlarınızı harekete geçirecektir.
Limon suyu
Limon suyu yüzünüzdeki fazla yağın giderilmesinde, bakterilerin öldürülmesinde ve siyah noktaların yok edilmesinde etkilidir. Yüze uygulanan taze sıkılmış limon suyu, gözeneklerinizin temizlenmesine yardımcı olur. Limon suyunu ayrıca bal ve zerdeçalla karıştırmak da yüzünüzü günlük olarak temizlemekte kullanılabilir.
Dantel aşkı
Önümüzdeki bahar ve yaz döneminde her kadının gardırobunda mutlaka bulunması gereken ve yılların eskitemediği dantelli parçalardan henüz bir tane edinmediyseniz, elinizi çabuk tutun. Zaten biraz daha geç kalırsanız, sezonun trendi olan parçalardan size kalmayabilir!
Seksi moda
İç giyimi andıran tasarımlar, önümüzdeki İlkbahar/Yaz sezonunun en seksi trendlerinden. Gündüz romantik bir tarzda, geceyse acımasız etkileyiciyle kolayca kombinleyebileceğiniz bu parçalara dolabınızda yer açın.
Ekstra large
Doğru kıyafetleri ve renkleri bir araya getiriyoruz ama bu yetmiyor, tabii. Bir kombini tamamlayan esas unsurların başında aksesuarlar geliyor. İşte bu sezonun mutlaka sahip olmanız gereken aksesuarlarıysa ihtişamıyla göz dolduran ekstra large küpeler.
İncecik askılı, sıcaklarda stilimizden ödün vermeden rahat etmemizi vaat eden şıklığıyla 'slip on' diye adlandırılan elbiseler bu ilkbahar ve yaz sezonunda en sıkı dostlarınız olacak.
Kafaya takın
Bu sezonun saç aksesuarlarının en dikkat çeken ve öne çıkanını açıklıyoruz: Taçlar! Kimi romantik, kimi çocuksu kimiyse iddialı olan ve her stile uygun modeli bulunabilen taçlar bu yaz saçlarımızı süsleyecek.
Vahşi Batı'dan
Bu sezonun ayakkabı trendleri Vahşi Batı'dan geliyorlar! Mevsim ayırt etmeden gücünü ortaya koyan Western esintileri taşıyan kovboy botlarını 2016 bahar ve yaz döneminde sıkça rastlayacaksınız.
Çizgilerin dönüşü
İnceliği, kalınlığı, yataylığı, dikeyliği ve renklerinin değişmesiyle giyeni bambaşka bir görünüme kavuşturan kolay stilin anahtarı çizgili parçalarınızı hazırlayın. Zira önümüzdeki günlerde sizin için birer üniforma gibi olacaklar.
Denim modası
2016 İlkbahar/Yaz sezonunda rahatlıkla şıklığı birleştiren kot kumaşları geri dönüyor. Kot ceketler, etekler ve mevsime uygun pantolonlarla şıklığı yakalamak çok kolay!
Hülya Avşar Selfie filminin çekimlerini erteledi
Hülya Avşar yaşanan terör saldırısı sonrası 'Selfie' filminin çekimlerini ertelediğini açıkladı.
Ünlü sanatçı Hülya Avşar, yaşanan terör eylemi sonrasında yaşamını anlatacağı 'Selfie' filminin çekimlerini erteledi. Avşar, "Böyle bir ortamda insanın film çekesi gelmiyor" dedi.
Yılbaşı akşamı sahne aldığı mekânda muhabirlerin sorularını yanıtlayan Avşar, "Böylesi bir ortamda gerçekten insanın aklına film çekmek ya da herhangi bir şey yapmak gelmiyor, ben de bu yüzden filmimin çekimlerine bir süreliğine ara verdim" şeklinde konuştu. Kızı Zehra'nın da kendisini izlediği gecede konuklarına beğenilen şarkılarını söyleyen Avşar, Selfie'nin çekimlerine daha sonra devam edecek.
Yükselir Group'tan Libya'ya 4,5 milyar dolar yatırım
Türkiye haricinde 17 ülkede önemli yatırımları bulunan Yükselir Group, Libya'da açılan uluslararası ihaleyi kazandı. Anlaşmaya göre Bingazi'de bulunan petrol kuyularını işletecek olan firma, ülkeye 4,5 milyar dolar yatırım yapacak. Dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip olan Libya'da yaşanan normalleşme sürecine ve istikrara olumlu katkı vermesi beklenen projeye 2017'de başlanacak.
Avrupa'da ve Türkiye'de petrol ve enerji başta olmak üzere doğalgaz, inşaat, marina, lojistik, bilişim petrol, hayvancılık ve turizm alanlarında faaliyet gösteren Yükselir Group, bir başarıya daha imzasını attı. Libya, Bingazi'de bulunan petrol rafinelerinin işletmesi için on yedi güçlü küresel firma ile rekabet eden firma, zorlu süreçlerden geçerek ihaleyi kazandı. Afrika'nın en büyük petrol rezervine sahip olan Libya ekonomisinin can damarı olan petrol, Libyalılar için en önemli geçim kaynağı. Gelirinin yüzde 80'ini petrol ihracatından sağlayan ülkenin bilinen petrol rezervi, 48 milyar ham petrol.
4,5 milyar dolarlık yatırım yaptı, 2017'de faaliyete başlanıyor
Libya'da üretilen petrolün ve doğalgazın ülke bütçesinin yüzde 96'sını oluşturduğuna dikkat çeken Yükselir Group Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Yüksel, "Etkisini daha fazla hissettiren ekonomik dalgalanmalara rağmen Türk kökenli bir firma olarak önemli bir başarıya imza attık. Çok önemli ve güçlü rakiplerimiz olduğu halde açılan ihaleyi kazandık. Yoğun rekabet koşullarında bu türden bir yatırım, know-how, yetişmiş insan gücü ve çok güçlü bir mali yapı ile mümkün. Bu olanakların hepsine sahip olan Yükselir Group olarak, büyük emek sarf ettiğimiz bu projeye 4,5 milyar dolar yatırım yaptık. Yılbaşından sonra petrol kuyularından elde edilen petrolü ihraç etmeye başlayacağız. Bingazi'deki gerçekleştireceğimiz bu projeyle Libya ekonomisine ve ülkedeki istikrara da katkı sağlayacağız." dedi.
Yatırıma Bingazi ile başladı, Kuzey Afrika'daki diğer ülkelerle devam edecek
Libya'da 2011'deki devrimi öncesinde petrol üretimi günlük 1,5 milyon varilken, bu rakam ülkedeki siyasi bölünme ve güvenlik sorunları nedeniyle günlük 300 bin varile kadar gerilediğini vurgulayan Yüksel, enerji alanındaki yatırımlarına bölgedeki diğer ülkelerle devam edeceklerini belirterek sözlerine şöyle devam etti: "Olaylar sıcakken petrol üretimi tamamen durmuştu. Yaklaşık bir sene önce normalleşme süreci başladı. Şu anda eskiden olduğu gibi üretim yapılıyor ve kapasite olarak hızla üst seviyelere doğru seyreden bir eğilim söz konusu. İstikrar ve güvene kavuşmasını istediğimiz Libya'daki bu yatırıma büyük önem veriyoruz. Türk firmalarının uluslararası platformda elde ettiği başarılar, ülke saygınlığı açısından olumlu yansımaları beraberinde getiriyor. Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) üyesi Libya'nın önümüzdeki günlerde daha güçlü, istikrarlı bir şekilde yönetileceğini düşünüyoruz."
2011'den önce günlük 1.6 milyon varil petrol üretilen Libya'da Kaddafi'nin devrilmesinden sonra üretim neredeyse durmuştu. Ülkede çıkan kaos ve ayaklanmalar ile zorlu bir dönemden geçen Libya'da koalisyon duruma el koymuştu. Petrol gelirlerinin paylaşımı konusunda çıkan anlaşmazlıklar, önce gösterilere sonra da isyana dönüşünce ülkedeki petrol sahaları, boru hatları ve petrol terminalleri kapatıldı. Özellikle ülkenin batısında ve doğusundaki isyanlar, silahlı çatışmaya dönünce uluslararası petrol şirketleri güvenlik nedeniyle ülkeden ayrıldılar. Petrolü İtalya, Almanya, İspanya ve Fransa gibi ülkelere satan Libya'da şu an siyasi istikrar sağlanmaya başlandı. Normalleşme sürecinden sonra Bingazi'de petrol kuyuları için açılan uluslararası konkuru güçlü mali yapısı ve uluslararası çapta yaptığı işlerin deneyimiyle Yükselir Group kazandı.
Yaptığı büyük çaplı yatırımlarla dikkat çeken Yükselir Group, yurt içinde ve yurt dışında adından sık sık söz ettiriyor. 2007 yılında kurulan petrol, enerji, havacılık, lojistik, marina, bilişim, turizm, inşaat ve canlı hayvancılık olmak üzere dokuz sektörde faaliyet gösteren Yükselir Group'un Türkiye dışında İngiltere, Fransa, Almanya, Avusturya, Hollanda, İsviçre, İtalya, Çek Cumhuriyeti, İsveç, Danimarka, Yunanistan, Rusya, Irak, Singapur, Kanada, ABD ve İran'da yatırımları bulunuyor.
Kulübün internet sitesinde yapılan açıklamada, başkan Aurelio De Laurentiis'in sosyal medya hesabındaki "Leonardo Hoşgeldin" mesajı paylaşılarak transferin tamamlandığı ifade edildi.
Açıklamada, 28 yaşındaki Pavoletti'nin bonservis bedeli ve sözleşme süresi ile ilgili herhangi bir bilgiye ise yer verilmedi.
UEFA Şampiyonlar Ligi ikinci turunda İspanyol ekibi Real Madrid ile karşılaşacak Napoli, Serie A'da geride kalan 18 haftada topladığı 35 puanla 3. sırada yer alıyor.
İsrail Savunma Bakanı istifa etti
İsrail Savunma Bakanı Moşe Yalon, görevinden ve İsrail parlamentosu Knesset'teki üyeliğinden istifa etti.
İsrail Savunma Bakanı Moşe Yalon'un görevinden ve İsrail parlamentosu Knesset'teki üyeliğinden istifa ettiği bildirildi.
Yalon yaptığı yazılı açıklamada, "Başbakan Binyamin Netanyahu'yu tavırları, son gelişmeler ve ona karşı duyduğum güven eksikliği nedeniyle hükümet ve Knesset'teki görevimden istifa ettiğim ve siyasete ara verme kararı aldığıma dair bilgilendirdim" ifadelerini kullandı.
Aşırı sağcı Evimiz İsrail lideri Avigdor Lieberman, Netanyahu'nun, partisinin koalisyona katılması ve kendisinin savunma bakanı olması yönündeki teklifini kabul ettiğini açıklamıştı.
İsrail Genelkurmay Başkan Yardımcısı Yair Golan, Holokost kurbanlarını anma yıl dönümünde "Almanya'da onlarca yıl önce yaşananları bugün İsrail'de yaşananlara" benzetmişti.
Yalon'un, Golan'ın kendi görüşünü ifade ettiğini savunması, Başbakan Netanyahu'nun ise Golan'ın açıklamasını eleştirmesinden sonra iki taraf arasında görüş ayrılığı yaşanmıştı.
Instagram'dan mutfağa: "Organik Aşk"
Yemek yemek güzeldir! Ama tok insanın bile iştahını açacak davetkar yemekler daha güzeldir! Kurumsal Pazarlama Danışmanı Nilgün Bodur, yeni kitabı "Organik Aşk" ile bu tezlerimizi adeta kanıtlıyor. Bodur, organik yaşam felsefesiyle kendi tariflerini oluşturuyor, "mutfakta ne varsa" pratikliğiyle yemekleri hazırlıyor ve bu nefis yemeklerin fotoğraflarını sosyal medyadan paylaşıyor. Instagram'da hatırı sayılır bir şöhrete ulaşan Bodur, kitabında Burcu Esmersoy, Ebru Şallı, Özge Ulusoy, Buse Terim ve Sarp Apak gibi isimlerle söyleşirken bir yandan da mutfak sırlarını açıklıyor. Sorularımızı yanıtlayan Bodur, "Yemek yapmak sanat değildir ama yemeği aşkla yapmak sanattır" diyor…
Yemeklerinizin her biri birer sanat eseri adeta. Yemek kitabı yazma sürecinizi anlatır mısınız?
Yemeklerimde kullandığım malzemeler kadar, lezzete ve sunuma da özen gösteriyorum. Sunum detayları sanırım yemeklerimi sizin deyiminizle "sanat eseri" haline getiriyor. Sevgi ve özen herşeyde olduğu gibi mutfakta da işe yarıyor sanırım. Yemek kitabı yazmak aklımda yoktu ama organik gıda sponsorum Aradolu, Instagram'da gelişen öyküme yakından şahit olunca böyle bir proje teklifi sundu bana. Ben de sadece yemek yapmakla yetinmek istemedim ve günlük hayatımdan kareler de ekledim kitabıma. Tariflerimi yazmam bir gün, yemek çekimleri ise iki gün sürdü. Açıkçası yaşamımdan kareler kısmı iki aya yayıldı. Sonunda bu zamana değer bir kitap çıktı ortaya. Yazılarımı teslim etmem, tasarım ve detaylar da bir ay daha aldı. Sonuçlarla hem sponsorum hem de ben gurur duyuyoruz.
Neden organik? Organik ürünlerin hayatınızdaki yeri nedir?
Organik gıdalar tükettiğimde kendim için artı birşey yapıyormuşum gibi hissediyorum. Hava kirli, stres her daim yaşamımızda, dönem dönem hareketsiz bir yaşam derken, hiç değilse beslenmemi kitabına uygun yapayım, dedim. Bu şekilde evimde organik gıdalar tüketmeye başladım. Ancak dışarıda bunu takıntı haline getirmiyorum.
Türk mutfağı sizce bir dönüşüm geçiriyor mu? Modern ve farklı tatlar damak lezzetimizi ve yemek tiplerini değiştiriyor mu?
Türk mutfağı değil ama tüm mutfaklarda artık "sağlıklı" bir dönüşüm var. Yemek konusunda fazla ilgili ve bilgili olmayan insanlar bile artık daha az yağ, beyaz şeker ve beyaz un tüketir oldu. Sebze ve beyaz et önem taşıyor beslenmede ve protein içeren gıdalar tüketiliyor. Glutensiz tahıllar artık bulgurun ve buğdayın yerini almaya başladı. Tüm bu değişim lezzetlere de yansıyor. Yağ tüketimindeki azalma yemekleri baharatlarla tatlandırma olarak kendini gösteriyor.
Pek çok ünlü isim de kitapta yer alıyor. Yemekle ilişkisi bakımından bu isimler arasından sizi en çok şaşırtan kim oldu?
Bu kişiler benim için "ünlü" isimler değil, gerçek hayatımda da görüştüğüm arkadaşlarım ve bu sebeple hepsinin yeme alışkanlıklarına oldukça hakimim. En yakın arkadaşlarımdan biri de olsa Ebru Şallı'nın karbonhidratlı besinleri mutlulukla tüketmesi, her yemekten sonra az da olsa tatlı yemesi beni yıllardır şaşırtır.
Hep yemek aşkından bahsediyorsunuz, sizce aşk ve yemek arasında nasıl bir ilişki var?
Yemek yapmak ve yemek yemek benim için aşk. Her daim yeni lezzetler keşfederek kalıcı bir aşk oluyor benim için üstelik. Yemeği ya kendinize ya da başkalarına hazırlarsınız. Evinizde ağırladığınız insanlar ise gerçekten sevdiğiniz insanlardır. Tabii ki kendinizi de seversiniz. Yani yemeği aşkla, aşık olduğunuz kişiler için hazırlarsınız. Kendiniz de buna dahil.
Ben tam formda sayılmam. Balık eti tabir edilen bir vücut yapım var. Çok iştahlıyım. Bir gün çok yersem ertesi gün az yiyerek denge kurmaya çalışıyorum. Her kadın gibi, spor yapmaya özen gösteriyorum. Özellikle kardiyo hızlı kalori yaktırdığı için sanırım yaramazlıklarımı unutturuyor.
Sizce yemek yapmak sanat mıdır?
Yemek yapmak sanat değildir ama yemeği aşkla yapmak sanattır. Sonucu asla kötü olmaz. Sunum kısmı benim için daha büyük bir sanat. Evde yemek pişirdiğim ve profesyonel bir mutfağım olmadığı için sınırlı malzemem var. Keşke istediğim her ürünü satın alabilecek ve onları depolayabilecek gücüm olsa. Siz beni bir de o zaman görün. Şaka bir yana yemeğin asıl ustaları sanat yapıyor olabilirler ama benim için işin "aşk" kısmı daha önemli.
Kendinizi nasıl tanımlarsınız? Aşçılık sizi tanımlıyor mu?
Ben evde kendi mutfağında huzurla yemek yapan ve yemek yapmakla terapi olan bir kadınım. Aşçı değilim. Aşçılara haksızlık edemem. Hayal gücümü mutfağımdaki malzemelerle birleştiren ve bundan derin haz alan biriyim.
Ben yurtdışından bazı yemek bloglarını takip ediyorum. Çok derin araştırmalar yapmıyorum asla. Tariflerimi genellikle kendim yazdığım için sadece uygun olabileceğini düşündüğüm tatları bir araya getiriyorum. Çalışan biri olduğum için zaten çok fazla vaktim olmuyor araştırma yapmaya. Kendi yaratıcılığımı etkilememek için bu konuda fazla okumayı ve araştırmayı da çok sevmiyorum.
Kitabınıza bakınca sunumun da iyi bir yemekte çok etkili olduğunu görüyoruz. Sizce sunum ne kadar önemli ve sunum için paylaşabileceğiniz püf noktaları var mı?
Sunum benim için yemeğin lezzetini psikolojik olarak arttırdığını düşündüğüm bir unsur. Açıkçası sunum için püf noktası paylaşmam mümkün değil, çünkü bu içten gelen bir gusto. Tasarımcılık gibi, stilistlik gibi, ressamlık gibi…
Ben dolabımda olan ürünleri değerlendirmek üzerine kurulu bir sistemin parçasıyım. Paleti geniş kişiler hangi lezzetin hangi lezzetle uyumlu olacağını bilirler zaten. Sanırım bu da içten gelen birşey. Ama yağ koymadığım tuzlu yemeklerde sarımsak tozu ve kimyonla lezzeti arttırırım. Tatlılarda ise tarçın ve vanilya kurtarıcım ama genelleme yapmak mümkün değil bu konuda. Kıvam, pişirme derecesi, hangi baharat hangi gıdayla kullanılır gibi konular bambaşka bir kitabı kaplayacak kadar geniş.
Pişirmeden hazırladığım lezzetler var benim. Bir mutfak robotu herşeyi çözüyor. Avokadodan humus yapıyorum mesela. Nohutlu humusa koyduğunuz aynı malzemeler var içinde ama nohut yerine avokado kullanıyorum ve nohutu pişirmeye ayıracağım zaman bana kalıyor. Bir de chia tohumu çok kullanıyorum. İçinde bulunduğu sıvıyı, jöleleştirdiği için pişirmeden pudingler hazırlayabiliyorum.
Instagramı çok iyi kullandığınızı biliyoruz. Oldukça fazla sayıda takipçiniz var. Bu kadar ilgi göreceğinizi tahmin etmiş miydiniz? Neler paylaşıyor, kimleri takip ediyorsunuz?
Ben tanıdıklarımı, arkadaşlarımı ve bir de beni dinlendirdiği için fenomen hayvan hesaplarını takip ediyorum. İşin başında bu kadar takipçim olacağını planlamadım. Şahsi bir hesaptı. Profesyonel bir içeriği yoktu ve hala öyle. Televizyon veya magazin ünlüsü de olmadığım için böyle birşeyi planlamam zaten mümkün değildi. Zaten planlarsanız da bu kadar organik bir artış olmazdı. Tamamen insanların birbirine tavsiye ettiği bir hesap haline geldi. Ama ben sadece yemek hesabı yapmak istemedim. Hala tüm hayatımı dürüstlükle paylaşıyorum ve bundan büyük keyif alıyorum
"Organik Aşk" kitabının devamı gelecek mi? Yeni projeleriniz var mı?
Yemek kitabı yazmak beni hep mutlu edecek. İkinci kitabım da geliyor. Türk Kardiyoloji Derneği ile yapacağım bir iş. Ancak kitabım satışa çıkmayacak ve sağlık hizmetlilerine ve kalp hastalarına dağıtılacak. Çok güzel bir proje. Umarım bundan sonra da böyle projelerde bulunurum.
Kadınlarda saç dökülmesinin temel sebepleri nelerdir?
Video: Kadınlarda saç dökülmesinin temel sebepleri nelerdir?
Işıltılar programına konuk olan Dr. Melike Külahçı, kadınlarda saç dökülmesinin temel sebepleri hakkında bilgi verdi.
Ağrı'da, terör örgütü PKK/KCK'ya yönelik operasyon kapsamında İzmir'de gözaltına alınan Ağrı Belediye Eşbaşkanı DBP'li Mukaddes Kubilay tutuklandı.
Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, hakkında yakalama kararı çıkarılan ve Torbalı ilçesinde gözaltına alınarak Ağrı'ya getirilen Mukaddes Kubilay'ın emniyetteki işlemleri tamamlandı.
Sağlık kontrolünün ardından adliyeye çıkarılan Kubilay, savcılıktaki ifadesinin ardından tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi.
Mukaddes Kubilay, "Terör örgütüne yardım ve yataklık" suçundan tutuklandı.
Ayrıca, söz konusu operasyonda, haklarında yakalama kararı bulunan 13 kişinin İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince gözaltına alındıkları ve emniyetteki işlemlerinin devam ettiği öğrenildi.
Organlarıyla 4 kişiye can 2 kişiye ışık oldu
Çanakkale'de geçirdiği trafik kazası sonucu beyin ölümü gerçekleşen 22 taşındaki Tugay Girgin'in organları 4 kişiye can 2 kişiye ışık oldu.
Kepez Beldesi'nde 16 Kasım günü meydana gelen olayda Tugay Girgin trafik kazası geçirdi. Kazanın ardından ağır yaralı olarak Çanakkale Devlet Hastanesi yoğun bakım servisinde tedavi altına alınan Tugay Girgin, yoğun bakımdaki yaşam mücadelesini 6 gün sonra kaybetti. Beyin ölümü gerçekleşen Tugay Girgin'in ailesi tarafından organ bağışı kararı alındı.
Çanakkale Organ Nakli İl Koordinatörü Dr. Azem Ülkü hemen İzmir ve Bursa'daki organ nakil merkezleriyle temasa geçti. Sabaha karşı iki ilden gelen ekipler operasyona başladı. Tugay Girgin'in kalp, karaciğer, iki böbreği ve iki korneası, Bursa ve İzmir'de bekleyen altı hastaya nakledilmek üzere alındı.
Tugay Girgin'in bağışlanan organlarından kalbi Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi, Karaciğeri Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi, iki böbreği Bursa Acıbadem Hastanesi, iki korneası ise Bursa Yüksek İhtisas Hastanesinde bekleyen toplam 6 hastaya nakledildi.
Girgin ailesinin organ nakline onay verdiğini söyleyen Çanakkale Organ Nakli İl Koordinatörü Dr. Azem Ülkü, bunun üzerine organların uygun hastalara nakledilmek üzere alınması için çalışma başlattıklarını belirtti. Dr. Ülkü, "Tugay Girgin'in ailesi duyarlılık göstererek organlarıyla başkalarının sağlıklı yaşaması konusunda bir karar verdiler. Organlarını bağışladılar. Allah hepsinden razı olsun. Tugay'ın kalbi, İzmir Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinde bekleyen bir hastaya, karaciğeri Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesinde bekleyen bir hastaya, böbrekleri Özel Bursa Acıbadem Hastanesinde bekleyen iki hastaya, korneaları da Bursa Yüksek İhtisas Hastanesinde bekleyen iki hastaya nakledilmek üzere alındı" dedi.
Fransa'da yeni organ bağışı uygulaması tartışmaya yol açtı
Organ bağışını düzenleyen yasada yapılan ve yılbaşında yürürlüğe giren değişiklikle ölmeden önce karşı olduğunu resmen bildirmeyen herkes tüm organlarını bağışlamış sayılacak
Fransa hükümetinin organ bağışı konusunda getirdiği değişiklik tartışmalara neden oldu. Yeni sağlık yasasına göre, ölmeden önce aksini belirtmeyen herkes tüm organlarını bağışlamış sayılacak. Ulusal Mecliste geçen ay kabul edilen sağlık yasası değişikliğine göre, yeni yılın başlamasıyla "otomatik organ bağışı" uygulamasına geçildi.
Şimdiye kadar bir kişinin, öldükten sonra organlarının başka birisine nakledilmesi için sağlığında buna ilişkin bildirimde bulunması gerekiyordu. Yeni düzenleme ile üç yol izlenerek, organ bağışına karşı çıkıldığının resmi kayıtlara geçirilmesi gerekiyor. Klasik yöntem kullanılarak kişi dilekçe ile organlarını bağışlamayı reddedebileceği gibi, yeni uygulama sonrası hizmete giren özel internet sitesi aracılığıyla bu prosedürü yerine getirebilecek. Kişinin ölümünden sonra yakınlarına, organ bağışını reddettiğine dair yazılı bir bildirimi veya bir ses kaydının olup olmadığı da sorulacak.
Fransa'da otomatik organ bağışı
Organların tümü yerine birini bağışlayabilme seçeneği
Yeni yasayla vatandaşların herhangi bir organını bağışlamayı reddedebilmesi imkanı da getirildi. Şimdiye kadar organ bağışı konusunda ayrım yapılamıyordu. Vatandaşlar organ bağışına karar verirken ya tüm vücudunu bağışlıyor ya da tamamen bağışa karşı çıkıp reddedebiliyordu. Fransız vatandaşları, 2017 yılı itibarıyla tercih ettikleri bir organını bağışlayabilecek.
Sağlık Bakanlığı yetkilileri, yeni düzenlemenin organ bağışını yaygınlaştırma amaçlı olduğunu ve değişiklikle bağışın daha kolaylaştığını savunuyor. Sosyal medya üzerinde düzenlemeyi eleştiren çok sayıda kişi ise, "ölmeden önce organ bağışı konusunda işlem yapmamış herkesin, otomatik birşekilde bağışçı olacağını" belirterek itiraz ediyor.
Fransa'da, 2015 yılı verilerine göre her üç aileden biri, yakınlarının organlarının bağışlanmasına karşı çıktı. Bunun yanında Fransız halkının yüzde86'sının organ bağışına sıcak baktığı ancak bu kişilerden sadece yüzde 39'ununkonuyla ilgili işlemleri yaptırdığı belirlenmişti.
Tarihten gelen sorunların sıcak gündeme yansımaları ve 27 Mayıs'ın artçı şokları Sağım Solum Tarih'te masaya yatırılıyor. Talat Aydemir'in 1962 ve 1963'teki darbe girişimlerinin canlı tanıkları yaşanan süreçleri ilk defa CNN TÜRK'te anlatıldı.
Formula 1 Dünya Şampiyonası'nda sezonun 19. ve son yarışı Brezilya Grand Prix'sini, Hindistan'daki yarışta üst üste 4. kez şampiyonluğunu ilan eden Red Bull-Renault'nun Alman pilotu Sebastian Vettel kazandı. Vettel ayrıca vatandaşı Michael Schumacher'in, Ferrari adına yarıştığı 2004 sezonunda kırdığı "bir sezonda en fazla yarış kazanma" rekorunu da egale etti.
İç mekanda ise MOMO GT50 Anniversario direksiyon göze çarpıyor. Direksiyonun hemen solunda yer alan havalandırmanın altında dış sıcaklık, turbo basıncı gibi bilgilerin yer aldığı gösterge paneli bulunuyor.
Tasarımı geliştiren MOMO kapı eşiklerinde koltuk başlıklarında marka logolarına bolca yer vermiş.
Volkswagen Jetta GLI gücünü 2.0 litre dört silindirli motordan alıyor. 210 Hp güç ve 285 Nm tork değerine sahip olması bekleniyor. Ancak bu konu hala bir netlik kazanmamış durumda.
Arka Sokaklar fragman | Yeni bölüm fragmanında Hüsnü'nün tayini çıkıyor
Arka Sokaklar'ın 6 Ocak Cuma günü ekrana gelecek yeni bölümünün fragmanı yayınlandı. Önceki bölümlerde ekibe kurulan tuzak başarılı olmuş Hakan ve Ali hapse girmişti. Hüsnü'nün tayininin Safranbolu'ya çıkmasının ardından Hüsnü komiser ve ailesi duygusal bir karar alacak. Ailesinin düzeninin bozulmaması için Safranbolu'ya tek başına gitme kararı alan komisere arkadaşları da destek olacak. Kanal D'nin sevilen dizisinde yaşanacak gelişmeler, yeni bölüm fragmanı ve son bölüm özeti detaylarıyla birlikte haberimizde.
Arka Sokaklar yeni bölüm fragmanı yayınlandı. 424. bölümde Hüsnü komiser ve ailesini zor bir karar bekleyecek. Sezgin'in oyunu sonrası Safranbolu'ya tayini çıkan komiser Suat'ın ve çocuklarının düzeninin bozulmaması amacıyla tayininin çıktığı şehre yalnız gidecek. Durum karşısında gözyaşlarına engel olamayan Suat'ı çocukları teselli edecek. Hakan ve Ali'nin hapisten çıkmasıyla brlikte büyük bir sevinç yaşayan ekip bu kez Hüsnü'yü tayinden kurtarmak için elinden geleni yapacak.
Dizinin 6 Ocak Cuma günü yayınlanacak 424. bölüm fragmanı internet ile aynı saatte haberimizin içerisinde.
Arka Sokaklar son bölümde Hüsnü komiserin üzerine oynanan oyunlar başarılı olurken bugün yayınlanacak yeni bölümde Ali ve Hakan'ın hapse girmesi diziye damga vuracak. Ömür Gedik'in ekibin başına bela olan grubun içerisinde yer alarak diziye dahil olması ve ekibe kurulan tuzak içerisinde yer alması kötü bir karaktere hayat vereceğini gösterdi.
Ekip üzerine tuzak kurulması üzerine Ali ve Hakan hapse girecek. Yapılan operasyonlarda ekip hırsızlık yapan çete üyeleri olarak gösterilecek ve Hüsnü komiser açığa alınacak. Haklarında soruşturma başlayan ekibin başının belaya gireceği yeni bölümde Rıza baba durumdan kurtulmanın yollarını arayacak.
Arka Sokaklar'ın 30 Aralık'ta yayınlanacak yeni bölümünde diziye sürpriz bir isim daha katılacak. Ekibe kurulan tuzağı organize edecek kişi olan şarkıcı, oyuncu ve köşe yazarı Ömür Gedik kötü bir karakter ile diziseverlerin karşısında olacak.
Hüsnü komiserin üzerine kurulan oyunun ardından açığa alınan Hüsnü ekipmanlarını ve rozetini masanın üzerine bırakarak odadan ayrılır.
Ceketini alarak ekibin yanından çıkan Hüsnü'yü sakinleştirmeye çalışan arkadaşları kendi başlarına gelecek oyundan habersiz olarak Hüsnü'yü ekibe geri kazandırmanın yolunu arar. Hiç beklemedikleri bir anda operasyon içerisinde kendilerini hırsızlık yapan çete üyeleri gibi bulan ekibi meslektaşları tutuklar.
Ali ve Hakan'ın hapse girmesinin ardından Rıza baba yaşanan olayların şokunu atlatarak ekibini bu kötü durumun içerisinden çıkarmanın yollarını arar.
Goodyear'dan 4 adet 16" jant ve üzeri kış veya dört mevsim lastik alan herkese, Sony marka kulaklık hediye ettiği kampanya, gördüğü yoğun ilgi üzerine 31 Ocak 2017 tarihine kadar uzatıldı. Mevsimine uygun lastik kullanımının sürüş güvenliği açısından öneminin yanısıra, tüketicilerin bütçesine ve lastik ömrüne olan olumlu etkilerinin altını çizen Goodyear Tüketici Lastikleri Direktörü Mahmut Sarıoğlu; "Sadece kar yağışı olduğunda değil, hava sıcaklığının +7 °C'nin altına düştüğü bölgelerde yol güvenliği için kış lastikleri kullanılmasını önemle tavsiye ediyoruz. Kış lastiği kullanma zorunluluğu ile ilgili mevcut yasanın genişletilerek tüm araç grupları için geçerli olmasının trafik güvenliği açısından çok önemli olduğuna inanıyoruz. Kış lastiklerinde kullanılan özel kauçuk, zorlu kış koşullarında çok daha iyi yol tutuş, daha kısa fren mesafesi sunar. Bu da tüketiciler için çok daha güvenli sürüş performansı demektir" diye konuştu.
Goodyear'ın yenilikçi ve üstün teknolojiye sahip farklı araç tiplerine göre geliştirdiği UltraGrip kış lastikleri sunduğu mükemmel yol tutuşu ve yüksek sürüş hakimiyeti sayesinde sürücülerin soğuk havalarda gönül rahatlığıyla yola çıkmalarına olanak sağlıyor. UltraGrip ailesinin en yeni üyesi olan UG Performance SUV ile serinin diğer üyeleri UG Performance, UG9 ve UG8 kış lastikleri, farklı araç tiplerini kapsayacak şekilde sürücülerin tüm beklentilerini karşılıyor.
Yılmaz Erdoğan'ın yeni filmi "Ekşi Elmalar"dan ilk fragman
Yılmaz Erdoğan'ın merakla beklenen filmi "Ekşi Elmalar"dan ilk fragman yayınlandı.
Başrollerini Zeynep Farah Abdullah,  Şükran Ovalı,  Ersin Korkut,  Songül Öden, Fatih Artman ve Devrim Yakut paylaşıyor.
Yapımcılığını BKM'nin üstlendiği ve Yılmaz Erdoğan'ın üç teyzesinin gerçek hikayesini anlatan filmin çekimleri Köyceğiz'de gerçekleşti. Filmin kadrosunda Caner Cindoruk ve Cezmi Baskın da bulunuyor.
"Kelebeğin Rüyası"ndan 3,5 yıl sonra kamera arkasına geçen Erdoğan, aynı zamanda filmde de boy gösteriyor.
Belediye Başkanı Aziz Özay'ı canlandıran Erdoğan, Özay'ın eşi Ayda ve birbirinden güzel kızları Muazzez,  Türkan ve Safiye'nin 1970'li yıllarda Hakkari'de başlayan hikayelerini anlatıyor. Hikaye 1990'lı yılların sonunda Antalya'da son buluyor.
Cem Seymen Tayvan'da 5.Bölüm
Cem Seymen küçük ada ülkesi Tayvan'ın nasıl büyük hayaller kurup ekonomide mucize gerçekleştirdiğini yerinde inceliyor.
Afganistan kuzeyinde bulunan Cevzican kentinde 50 kadın terör örgütü DEAŞ'e karşı seferber oldu.
Afganistan kuzeyinde bulunan Cevzican kentinde 50 kadın terör örgütü DEAŞ'e karşı seferber oldu. Afganistan'da yaklaşık 2 hafta önce terör örgütü tarafından gerçekleştirilen saldırıda 25 sivilin hayatını kaybetmesinin ardından bölgede yaşayan kadınlar seferber oldu.
Ülkenin kuzeyinde bulunan Cevzican vilayetinin Şibirgan kentine 150 kilometre uzaklıkta bulunan Darzab ilçesinin Garmcar köyünde onlarca erkeğin yanı sıra kadınlar da DEAŞ'a karşı silahlandı. Bölgede güvenlik güçlerinin bulunmamasıyla savunmasız kalan kadınlar devletten mühimmat ve silah desteği bekliyor. Seferber olan kadınların grup lideri Gül Şehr, İHA'ya yaptığı açıklamada "Her şeyimi aldılar, ben ve sadece eşim kaldık. Başka hiçbir şey kalmadı. Namusumuzu ve hükümetimizi savunmak için seferber olduk. Son kan damlamıza kadar savaşacağız. Evlatlarımız katliamsa öldü, biz de dağa çıktık"' diye konuştu.
Silahlı mücadelelerinde mağdur kalmak istemeyen ve hükümete seslenen Ay Gül ise "DEAŞ, bizden 25 kişiyi öldürdü. Biz de silah aldık ve DEAŞ'e karşı savacağız. Devletten mühimmat talep ediyoruz"' dedi. Bir diğer grup üyesi Aynur ise "Erkeklerimiz de bizi destekliyor ve seferber oldular. Biz de onları yalnız bırakmayıp DEAŞ'e karşı çatışacağız. Kaybedecek hiçbir şeyimiz kalmadı. Bıçak kemiğe dayandı artık. Zaten başka bir seçenek de kalmadı. Çatışarak ölürsek daha iyi çünkü zaten ölmek var" ifadelerini kullandı.
Daha önce de ülkenin doğusu Nangarhar kentinin Paçiragam ilçesinde onlarca sivil vatandaş DEAŞ'e karşı seferber olmuştu.
Çavuşoğlu, İzlandalı mevkidaşı Alfredsdottir'le görüştü
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, bugün İzlanda Dışişleri Bakanı Lilja Alfredsdottir ile karşı tarafın talebi üzerine bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi.
Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre, görüşmede Alfredsdottir, Çavuşoğlu'na İstanbul Ortaköy'de yaşanan terör saldırısı nedeniyle taziyelerini iletti. Görüşmede ayrıca, Suriye'deki güncel gelişmeler hakkında görüş alışverişinde bulunuldu.
Üzüntüden kansere yakalanan da oldu, yaşanan sürece dayanamayıp intihar eden de.. Cezaevindeyken eşini kaybeden de oldu, bir cezaevi aracında oğlunun cenazesine yetişemeyen de.. Balyoz, Ergenekon, Oda TV, Amirallere Suikast, Askeri Casusluk davalarıyla "FETÖ'nün kararttığı hayatlar, bu belgeselde anlatılıyor…
Milli Piyango Yılbaşı Çekilişi sonuçları, bilet sorgulama
Milli Piyango 2016 yılbaşı çekilişi Ankara Kızılay'da bulunan Milli Piyango Genel Müdürlük hizmet binasında yapıldı. Milli Piyango 2016 yılbaşı çekilişinin gündüz bölümünde amorti ikramiyeleri hariç olmak üzere bin ve 5 bin lira ikramiye kazanan numaralar belirlendi. Milyonların hayallerini süsleyen 55 Milyon TL'lik büyük ikramiye saat 24.00 itibariyle sahibini buldu. Milli Piyango 2016 yılbaşı özel çekiliş sonuçları cnnturk. com'un Milli Piyango sonuçları sayfasından takip edebilirsiniz.
Milli Piyango 2016 yılbaşı özel çekilişinin gündüz bölümü çekilişlerinde, amorti ikramiyeleri hariç olmak üzere bin ve 5 bin lira ikramiye kazanan numaralar belirleniyor. Noter huzurunda yapılan gündüz bölümü çekilişini vatandaşlar da izleyebiliyor ancak basın yayın organlarının görüntü ve fotoğraf almasına izin verilmiyor.
Milli Piyango 2016 yılbaşı çekiliş sonuçları Saat 20.00' den itibaren çekilişe katılarak basın mensupları da takip edebilecek. Yılbaşı 2016 özel çekilişi halka açık olarak, çekiliş heyeti ve noter gözetiminde gerçekleştirilecek. Milli Piyango'da kazanan numaralar cnnturk. com'un
Milli Piyango'da yılbaşı çekilişinde kazanan numarların tam listesi:
Aydın'ın Didim ilçesinde sırt kabuğu kırılmış caretta caretta cinsi deniz kaplumbağası kıyıya vurdu.
Kıyıya vurdu...
Akbük Mahallesi sahiline, telef olmuş caretta caretta cinsi deniz kaplumbağası vurdu. Deniz kenarında hareketsiz halde duran caretta'yı gören Akbük Sahili'nde yürüyüş yapan vatandaşlar, kaplumbağanın ölü olduğunu fark edince durumu Didim Belediyesi'ne bildirdi.
Hayvan barınağı yetkilileri müdahale etti
Olay yerine gelen Didim Hayvan Barınağı yetkilileri, sırt kabuğu kırık olduğu görülen kaplumbağayı sedyeyle alarak araca taşıdı.
Ekvator Ginesi'nde düzenlenen 30. Afrika Uluslar Kupası'nın finalinde,  kupayı 4 kez kazanan (1963, 1965, 1978, 1982) Gana ile tarihindeki tek şampiyonluğu 1992'de elde eden Fildişi Sahili, Bata kentiyle aynı adı taşıyan statta karşılaştı. Maçı, Ekvator Ginesi Devlet Başkanı Teodoro Obiang Nguema,  FIFA Başkanı Sepp Blatter ve Afrika Futbol Konfederasyonu Başkanı Issa Hayatou da izledi.
İlk yarıda topla daha fazla oynayan Gana, gole 2 kez yaklaştı. 25. dakikada Christian Atsu'nun uzak mesafeden, 36. dakikada da Andre Ayew'in altı pasın solunda dar açıdan yaptığı vuruşta top direkten döndü.
İki takımın da savunmaya ağırlık verdiği ve orta saha mücadelesi şeklinde geçen 2. yarıda gol olmayınca 30 dakikalık uzatma bölümüne geçildi.
Uzatmalarda da eşitlik bozulmayınca, maçın galibini penaltı atışları belirledi.
Gana, Fildişi Sahili'nin Wilfried Bony ve Junior Tallo ile ilk 2 penaltı atışından faydalanamaması üzerine 2-0 öne geçti. Fakat Ganalı Afriyie Acquah ve Frank Acheampong'un 3 ve 4. atışları kaçırmasıyla skor 2-2'ye geldi.
Takımlar daha sonra kullanılan altışar penaltı atışını da gole çevirince 11. penaltıları kullanmak üzere kaleciler topun başına geçti. Gana kalecisi Brimah Razak'ın vuruşunu kurtaran Fildişi'nin file bekçisi Boubacar Barry, sonraki pozisyonda golü atarak takımının sahadan 9-8 galip ayrılmasını
Böylece Fildişi Sahili, 23 yıl sonra Afrika Uluslar Kupası'nda şampiyonluğu elde etti. Fildişi Sahili'nin Fransız teknik direktörü Herve Renard da 2012'de Zambiya ile elde ettiği kupanın ardından 2015'te de şampiyonluğa ulaşarak "Afrika Uluslar Kupası'nda 2 farklı takımı şampiyon yapan ilk teknik
direktör" oldu.
Son Dakika: EPDK'dan elektrik zammı açıklaması
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nca (EPDK) 1 Ocak tarihi itibariyle elektriğe zam uygulanmayacağını belirtti.
EPDK'dan yapılan yazılı açıklamada, 1 Ocak 2017 tarihinden itibaren geçerli nihai perakende elektrik satış tarifelerinde herhangi bir değişiklik olmayacağı kaydedildi.
2017 yılı asgari geçim indirimi (AGİ) belli oldu. Kim ne kadar alacak?
Yapılan çalışma neticesinde dağıtım bedelinde artış söz konusu iken enerji bedelinde düşüş olduğu belirtilen açıklamada, bu iki bedelin toplamından oluşan ve tüketicinin muhatap olduğu nihai bedelde artış olmadığı açıklandı.
Ayrıca EPDK, tek terimli tek zamanlı alçak gerilimden bağlı mesken abonesinin 100 kilovat saat için ödeyeceği vergi ve fonlar dahil toplam tutarın 2016 yılında olduğu gibi 2017 yılında da yaklaşık 41 lira olacağını duyurdu.
Kurum, üç ayda bir yayınladığı tarife tablolarıyla mesken, sanayi, ticarethane gibi farklı tüketiciler için elektrik bedellerini belirliyor.
Elektrik fiyatlarına son olarak geçen yıl başında yüzde 6,8 oranında zam yapılmıştı.
Atatürk Havalimanı'nın sadık ve vazgeçilmez havayollarından biri Alitalia idi. Bildim bileli İstanbul'a uçardı. Hatta bir aralar Ankara'ya bile seferleri vardı. Artık İstanbul'a inmeyecek çünkü seferlerini durdurdu.
Dünyanın en büyük havalimanı İstanbul'da inşa edilirken yaprak dökümü gibi özellikle Avrupalı havayolları seferleri bir bir durduruyorlar. Önce gerekçe zengin kabin ikramı olan THY ile baş edememekti. Şimdi ise güvenlik zaafı, terör ve darbe girişimi dışında Atatürk Havalimanına düzenlenen bombalı saldırı ile tepetaklak olan turizmimiz.
Güllük'te ki evimden Milas - Bodrum Havalimanı'nı görüyorum. Büyük vaatlerle yenilenen havalimanının Uluslararası Terminali yeni yaz sezonuna kadar kapatıldı. Çünkü değil tarifeli charter yabancı uçakları da gelmiyor. Uzun pisti ve boş körükleri ıssızlığı simgeliyor.
300 küsür uçağı bulunan THY bazılarını zorunlu yere indirdi bazılarını havalimanlarına park etti. Kimisini de ya kiralayacak ya da kiraladığı şirkete zamanından önce iade edecek.
Kısacası havacılıkta durumumuz hiç de iç açıcı değil. Yabancılar gitti meydan yerli havayollarına kaldı diye sevinmeyelim. Çünkü güvenlik çekincesi nedeniyle havada eskisi kadar tercih edilemiyoruz.
Umarım yeni İstanbul havalimanının açılması dışında ülkemizde ki zor günler geride kalır ve seferlerini durduran yabancı havayolu şirketleri tekrar İstanbul'a dönerler.
Altın fiyatları düşüyor | 14 Ekim çeyrek altın gram altın ne kadar?
14 Ekim'de altın fiyatlarında sert bir düşüş görülürken, çeyrek altın, gram altın ve yarım altındaki düşüş altın piyasasını hareketlendirdi. Uzmanlar savaş ortamında fiyatlar neden düşüyor sorusu sorarken, FED'in faiz artırımına dair güçlü mesajların gelmesi, altın piyasasını etkiliyor. 14 Ekim altın fiyatlarında çeyrek altın ve gram altın kaç lira oldu?
Haftanın başında altın fiyatlarında yükseliş vardı, hafta ortasında yatay seyir ile düşüş aynı oranda gözükürken, 14 Ekim Cuma günü altın fiyatlarında düşüş yaşandı. Suriye'de yaşanan savaştan ötürü altın piyasasında yükseliş beklenirken, yurt içinde OHAL, Başkanlık sistemi tartışmaları devam ederken, altın piyasasındaki düşüş dikkat çekiyor. Uzmanlar uluslararası ekonomi alanında yapılan ve yapılması beklenen açıklamalardan ötürü altın piyasasında düşüş yaşandığını açıklıyor.
14 Ekim altın fiyatlarında son durum
Gram altında 0.294 düşüş yaşanmakta: Satış 124 Lira.  Çeyrek altın oranlarında düşüş gözükmekte: Satış 203 Lira. Yarım altında 0.657 düşüş dikkat çekiyor: Satış: 407 Lira. Cumhuriyet altının oranlarında düşüş hakim: Satış 835 Lira. 22 Ayar bilezikte ciddi oranda düşüş gözükmekte: Satış 113 Lira.  Reşat altın diğer altınlara göre yükselişte: Satış: 572 Lira.
Yükselmesi beklenen altın fiyatları neden düşmeye devam ediyor?
Altın piyasasına bakıldığında şu dönemlerde yükselişin hakim olması gerekiyor. Bu tezi savunanlar "savaş ortamından" ötürü bu tarz zamanlarda altında yükseliş hakim olması gerekir düşüncesi içerisindeler. Lakin FED ve Avrupa'daki ekonomi gidişatı, altındaki yükselişi durduruyor ve düşüşe zemin hazırlıyor. Bu durumun daha fazla sürmeyeceğini söyleyen Liechtenstein merkezli şirketin yöneticisi Ronald Stoeferle, altının 2018 yılında rekor kırabileceği düşüncesinde. Enflasyonun ileriki zamanlarda yükselişe geçeceği ve bu durumdan en çok etkilenecek olan piyasa: altın piyasası olacağı ön görüsünde. İnsanların altınları elinde tutmanın her zaman gerek ekonomi gerek siyasi olarak mantıklı olacağını dile getirdi.
Ekrem Pakdemirli, 1939 yılında İzmir'de dünyaya geldi.
ODTÜ Makine Mühendisliği bölümünü bitiren Pakdemirli, ODTÜ Teorik Fizik bölümünde asistan, bir yıl sonra da Makine bölümünde öğretim görevlisi oldu.
1967 yılında Imperial College'de (University of London) doktorasını tamamladıktan sonra ODTÜ'de öğretim üyeliği yaptı.
Devlet Planlama Teşkilatı'nda grup başkanlığı ve Müsteşar Yardımcılığı, Dokuz Eylül Üniversitesi Rektör Yardımcılığı, Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı, Başbakanlık Baş Danışmanlığı ve Merkez Büyükelçiliği görevlerinde bulundu.
Ulaştırma, Maliye, Gümrük ve Devlet Bakanlığı görevlerinde de bulunan Pakdemirli evli ve 5 çocuk babasıydı.
Türkiye'nin Gülen cemaatinin faaliyetlerinin izlenmesi için yaptığı talep Alman makamlarınca kabul görmedi. Eski savcılar Zekeriya Öz ve Celal Kara'yla ilgili iade taleplerine de "Almanya'da olduklarına dair bilgi yok" yanıtı verildi.
Türk Hükümeti'nin, Gülen cemaatiyle ilgili Almanya nezdinde yaptığı son girişimler, Alman hukuku uyarınca yeterli kanıtların bulunmaması nedeniyle sonuçsuz kaldı.
Ankara, terör örgütü olarak sınıflandırdığı Gülen hareketi hakkında Alman makamlarını bilgilendirirken, cemaat ile bağlantılı oluşumlara mesafe alınmasını, eğitim, kültür ve ticari alanlarda faaliyetlerinin yakın takibe alınmasını, cemaatin iç istihbarat örgütü Anayasayı Koruma Teşkilatı (BfV) tarafından izlenmesini istedi. Türkiye, Berlin'deki federal hükümetin yanı sıra, Türklerin yoğun olarak yaşadığı eyaletlerde de eyalet hükümetleri nezdinde girişimlerde bulundu.
Türkiye'nin talepleriyle ilgili basına açıklama yapan Berlin Eyalet Başbakanı ve Belediye Başkanı Michael Müller ile Baden-Württemberg Başbakanı Winfried Kretschmann, Gülen hareketinin mercek altına alınması talebini kabul etmediklerini, Alman Anayasası ve yasalarına uyması halinde Gülen hareketine karşı adım atılmasına yer olmadığını kaydettiler. Türkiye'nin girişimlerini "Almanya'nın içişlerine etkide bulunma" adımı olarak değerlendirip eleştiren siyasetçiler, Türkiye'nin iç sorunlarının Almanya'ya taşınmasına da izin verilmemesi gerektiğini vurguladılar.
İstihbarat, Gülen hareketini izlemiyor
Federal Hükümet de Türkiye'nin talepleri konusunda ihtiyatlı bir yaklaşım izliyor. Almanya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü, DW Türkçe'nin, "Almanya, Gülen cemaatini terör örgütü olarak nitelendiren Türkiye'nin cemaatin Anayasa Koruma Teşkilatı tarafından izlenmesi talebini nasıl değerlendiriyor?" sorusuna şu yanıtı verdi: "İlkesel olarak diğer ülkelerin politikalarıyla ile ilgili yorum yapmayız. Gülen Hareketi, Alman Anayasa Koruma Teşkilatı ve birimlerinin gözlem altına aldığı hareketler arasında bulunmuyor. "Anayasa'yı Koruma Teşkilatı'nın hangi oluşumları gözlem altına alacağı konusunda Almanya'nın kendi kriterlerinin esas aldığını vurgulayan İçişleri Bakanlığı kaynakları, bu konuda Alman hukuk düzeninin, anayasa ve yasaların çizdiği çerçevenin belirleyici olduğuna dikkat çekiyor.
FETÖ'nün 1-3-5 taktiği
Bir Alman yetkili, "Diğer bazı ülkelerin, belirli konularda kendi hukuk düzenlemeleri, yargısal değerlendirmeleri zemininde belirli kararlar almaları, bu kararların söz konusu o ülkeler için geçerlilik kazanmasını sağlar, bizde değil" değerlendirmesini yaptı. Yetkili, "Bizim izleme kararı almamız ancak Alman hukukunun öngördüğü önkoşulların karşılanması halinde mümkün. Eğer Gülen hareketinde olduğu gibi bu önkoşulların karşılanmadığı kanaati varsa izlenmesi söz konusu olmaz. Başka ülkeler farklı kanaate sahip olabilir" görüşünü ifade etti. Alman Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, Türkiye'nin Gülen hareketiyle ilgili aldığı kararları, ilettiği kanaat ve tespitleri not ediyor. Bununla birlikte, cemaatin Almanya'daki faaliyetleriyle ilgili talepler, İçişleri Bakanlığı'nın konusu olarak değerlendiriliyor.
Gülen için istenen ceza belli oldu
Hangi oluşumlar gözetim altında?
Federal İçişleri Bakanlığı'na bağlı olan Anayasayı Koruma Teşkilatı'nın yetki ve sorumlulukları, hangi koşullarla devreye girebileceği Anayasa Koruma Teşkilatı yasasında yer alıyor.
Teşkilat terör grupları, radikal siyasi hareketler ve ayrıca halkların barış içinde yaşamasına mani olacak faaliyetler yürüten oluşumlar hakkında istihbarat faaliyetleri yürütüyor. Alman iç istihbarat örgütü hâlihazırda Türkiye bağlantılı olarak PKK, DHKP-C, TKP/ML, MLKP, Hizbullah, ayrıca Milli Görüş ve Ülkücü hareket gibi oluşumların Almanya'daki faaliyetlerini izliyor, değerlendirmelerini yıllık olarak yayımladığı raporlar ile kamuoyu ile de paylaşıyor.
İstihbarat teşkilatının izleme kararı, ilgili hareketin özgürlükçü demokratik düzene karşı bir girişim niteliği taşıması, hedef ya da faaliyetlerinin anayasaya ve yasalara aykırılık teşkil etmesi, kamu güvenliğine yönelik tehdit oluşturması ya da halkların barışçıl ortak yaşamının hedef alınmasına dayanması gerekiyor.
FETÖ'nün eski askeri imamı: 'Cumhurbaşkanına suikast yapmak isteyeceklerdir'
İki eski savcı hakkında iade talebi
Türk basında çıkan "Gülen cemaatine mensup yüzlerce kişinin Almanya'ya kaçtığı" ve "Türkiye'nin bu kişilerle ilgili iade talebinde bulunduğu" bilgisi Türk ve Alman makamları tarafından doğrulanmıyor. Yetkililer sadece eski savcılar Zekeriya Öz ve Celal Kara hakkında iade talebinde bulunulduğunu kaydediyor.
İki eski savcının Almanya'ya kaçtıkları iddiası üzerine Ankara geçen yıl söz konusu savcıların yakalanarak iadesini istemiş, ancak Berlin'den "Söz konusu kişilerin Almanya'da olduklarına dair bilgimiz yok" yanıtını almıştı. Siyasi gözlemcilere göre Almanya bu yanıtla Türkiye ile bir krize yol açabilecek iade talebi sürecinin önünü baştan kesmiş oldu. Ortada somut bilgi ya da kanıtların olmaması nedeniyle konu bugüne kadar, Almanya'yı iade konusunda zor bir kararla baş başa bırakabilecek noktaya ulaşmadı.
Kanal D'de 11. Sezonuna devam eden Beyaz Show bu hafta ekranlara ara verecek. Yeni sezonda formatını değiştirerek farklı bölgelerden çekimler yapan Beyazıt Öztürk geçtiğimiz hafta Görümce filminin oyuncularını programa konuk etmişti. Kanal D'nin 23 Aralık yayın akışı içerisinde Beyaz Show'un yer almamasının ardından "Bu hafta Beyaz Show olacak mı?" sorusu sorulmaya başlandı.
Yeni sezonda programın formatının değişmesinin ardından farklı bölgelerde çekim yapan Beyaz Show bu hafta ekranlarda olmayacak. 10 yılı aşkın süredir Kanal D ekranlarında yayınlanmaya devam eden Beyaz Show'un yeni sezonda 2 haftada bir ekranlarda olacağı ifade edilmişti.
Cuma akşamlarının fenomen dizisi Arka Sokaklar bu akşam yeni bölümü ile ekranlarda olacak. Arka Sokaklar'ın 23 Aralık Cuma günü yayınlanacak yeni bölümünde Hüsnü komiser ile ilgili önemli gelişmeler yaşanacak. Açığa alınması nedeniyle morali bozulan Hüsnü'yü arkadaşları teselli etmeye çalışacak. Hüsnü komiserin başından gelenlerin ardından ekip onu bu durumun içerisinden kurtarmak için mücadele verecek.
Beyaz Show'un yayın akışında olmadığı saatlerde sinema filmlerine yer veren Kanal D'de bu akşam Soğuk Cinayet ve Öteki Dünyadan adlı sinema filmleri yayınlanacak.
Gece saatlerinde ise hafta içi her gün ekranlarda olan Müge Dağıstanlı ve Gülşen Yüksel'in sunuculuklarını yaptığı Renkli Sayfalar tekrar bölümü ile izleyicinin karşısına çıkacak.
Google EMEA Bölgesi (Avrupa, Orta Doğu ve Afrika) Marka Direktörü David Benson'a hızlı değişimi yönetmek için pazarlama dünyasının neler yapması gerektiğini sordum. "Geçmişte, pazarlama yapmaya bu kadar uygun başka hiçbir dönem olmadı, elimizdeki bol seçenek ve gelişmiş araçlarla pazarlamacı olmanın tam zamanı" cevabını verdi.
Sevdiğimiz insanların ilgisi için cihazlarla mücadele içindeyiz.
Geçtiğimiz günlerde Kristal Elma Festivali'nde bir konuşma yapmak için İstanbul'a gelen Google EMEA (Avrupa, Orta Doğu ve Afrika) Marka Direktörü David Benson'la cnnturk. com için bir söyleşi yaptık.
Benson, dijital şirketlerin çoğu kez marka sahiplerini, "Her şey değişiyor, işler karışık, ben size yardım edeyim" diyerek korkuttuğunu söyleyerek söze başladı.
Pazarlamanın temel konularının değişmediğine, markaların temel hedefinin doğru müşteriye ulaşmak ve onunla etkileşim kurmak olduğuna dikkat çekti.
"Bana teknolojiden çok teknolojiyle tüketicilerin neler yaptığı daha ilginç geliyor" diyen Benson, cep telefonlarının ve iPad'lerin insani ilişkilerin yapısını değiştirdiğini de hatırlattı.
Pazarlamada neler değişti?
Temel pazarlama sorunları değişmedi. Değişen tek şey teknoloji. Geçmişe göre daha iyi ve etkin araçlara sahibiz. İnsanlar en iyi oldukları şeyi yapmalılar. Marka sahipleri kendi müşterilerini, kendi işlerini gayet iyi biliyorlar. Bu yüzden başarılılar.
Pazarlamacılar onlara "Sorunlarınız bunlar demek yerine", "Teknolojiyle sorunlarınızı bu şekilde çözebiliriz" türü cümlelerle gitmeliler. Pazarlamanın temel konuları aslında değişmedi. Hala bir ürünü pazara sunmak ve doğru müşteriye ulaşmak zorundasınız. Onlarla gönüllü diyaloglar yaratmalısınız. Paranızı doğru yere harcadığınızdan emin olmalsınız.
Biz sadece verilere sahip olmakla kalmıyoruz. Platformların nasıl yapılandığını ve nasıl çalıştıklarını da biliyoruz. Harika bir veri mühendisliği altyapımız var. Pazarlamanın da en çok buna ihtiyacı var. Marka yöneticileri "Elimizde tonla veri var, bunlarla ne yapabiliriz?" diye soruyorlar. Günümüzde gelişmiş hedefleme araçlarına sahibiz. 4 kişinin alma ihtimali olan bir ürün için yüzlerce kişiye reklam yapmak zorunda değiliz artık. Neye ihtiyacımız olduğunu saptayıp, o doğrultuda iletişim yapabiliyoruz.
Geçmişte pazarlama kitleseldi şimdi bireysel...
Evet, geçmişte, önce modeli kurardınız. Sonra bombardıman şeklinde bir reklam kampanyası yapar, oralarda bir yerlerde olan müşterilere erişmeyi dilerdiniz.
Şimdi, internetteki verileri analiz ederek insanların gerçek zamanlı olarak nelerle ilgilendiğini, neler aradığını tespit edebiliyoruz ve onlara uygun reklamlar gösterebiliyoruz. Şirketler, öncelikle "Hangi mesajları vermem gerekiyor? Müşterilerime nasıl ulaşabilirim?" sorularını sormalılar.
İnternet giderek daha akıllanacak. Ancak tüketiciler de hızla değişiyor. Bana teknolojiden çok teknolojiyle tüketicilerin neler yaptığı daha ilginç geliyor. Esas bu noktaya eğilmek gerekiyor.
Son günlerde beni çok şaşırtan iki örnek var.
Geçmişte bir çocuk yaramazlık yaptğında odasına gönderilir, uslu davranana kadar geri gelmesine izin verilmezdi. Oysa şimdi, iPad'i elinden alınarak ceza veriliyor. Beklenti o kadar yükseldi ki, iPad'den uzaklaşmak en dayanılmaz durum olarak görülüyor.
Reckitt Benckiser'in Durex için yaptığı bir araştırmaya göreyse, insanlar 10 yıl öncesine göre yüzde 20 daha az seks yapıyormuş. Bu araştırmaya katılan çiftler, cep telefonlarını yatak odasına almamaya başladıklarında ilişkinin eski haline döndüğünü belirtmişler. Çiftler birbirlerine karşı ilgisiz davrandıkları için özür dilemişler. Bu örnekler, dikkatin değişim yönünü gösteriyor. Sevdiğimiz insanların ilgisi için cihazlarla mücadele içindeyiz.
Pazarlamacılar bu Teknoloji-yaşam dengesini nasıl sağlayacak?
Teknoloji tüketicinin hayatında görünmez olmalı. Hayatın bir parçası haine gelmeli. Pazarlamacılar müşterilerine sürekli olarak mesajlar vermeye çalışmak yerine, teknolojiyle onlara yararlı olabilecek çözümler sunmalılar.
Örneğin, iyi bir garsonu hiç fark etmezsiniz. Yemeğiniz zamanında gelir, bardağınız boş kalmaz, o oradadır ama sizi rahatsız etmez. Pazarlamacılar da iletişimde ve verileri kullanırken yakın ama görünmez olmalılar. İnsanların "Tam da bu anda buna ihtiyacım vardı" diyebileceği anlarda onlara teklifler sunmalılar.
Herkesin aynı anda birlikte izlediği futbol maçları haricinde çok fazla ortak şeyimiz kalmadı.
Pazarlamacılar veriyi nasıl kullanacak?
Geçmişin az kanallı dünyası sona erdi. Bölünme ve parçalanma sonsuz bir şekilde artarak ve katlanarak ilerliyor. Medya sürekli olarak daha da kişisel bir hale geliyor. İnsanların zamanları yok. Özel deneyimler arıyorlar. Bu yüzden "advertorial"dan (bilgi veren yazı ve videolardan) ve birilerinin kendileri için malzemeler hazırlamasından hoşlanıyorlar.
Değişim devam ediyor. Herkesin aynı anda birlikte izlediği futbol maçları haricinde çok fazla ortak şeyimiz yok artık. Tüketiciler çok daha özelleşecekler. Kendileri için özel olan şeyleri anında görmek isteyecekler. Müşterinin seçim kararında ve önemli noktalarda müşterinin yolcuğunun yanında olmalıyız.
Nesiller arasındaki davranış farklılıkları nasıl?
Evde, 2000, 2002 ve 2004 doğumlu 3 çocuğum var. Onlara tavsiye verebilirsiniz ama onlar ne yaptıklarını biliyorlar. Arama, bulma konusunda çok iyiler. Onlar için, her şey "100% on demand", yani kendilerine uygun olan malzemeleri arıyor ve ona göre programlarını seçiyorlar.
Örneğin; kızım at binmeye meraklı. TV'deki programları seçiyor, programlıyor ve kaydederek izliyor. Youtube'da neyi izleyeceğini ve hangi internet sitelerini ziyaret edeceğini de çok iyi biliyor.
Onlar medyayı daha mı akıllıca tüketiyor?
Bize göre çok daha akıllı bir biçimde tüketiyorlar. Eşime, "kendi inançlarımızı çocuklarımızın sorunları haline getirmeyelim" diyorum her zaman.
Susurluk Şeker Fabrikası tekrar faaliyete geçiyor
Güney Marmara ekonomisinin can damarı konumunda bulunan ve son birkaç yıldır atıl durumdaki Susurluk Şeker Fabrikası'nın, tekrar faaliyete geçirilmesi yönünde adımlar atılmaya devam ediliyor.
Bursa ve Balıkesir yöresinden belediye başkanları, ziraat odası başkanları, AK Parti ilçe başkanları ile bölge çiftçileri tarafından başlatılan ortak girişimler, Susurluk Şeker Fabrikasına yeni bir ivme kazandırdı. Bölge hayvancılığına pancar küspesi temin etmesiyle de büyük öneme sahip Susurluk Şeker Fabrikası'nın, tekrar faaliyete geçirilmesi adına oluşturulan bölge dinamiklerinin yer aldığı ortak platform Susurluk'ta gerçekleştirildi.
Türkiye'deki tarımın en önde gelen ilçelerinden olan Karacabey, Mustafakemalpaşa, Yenişehir ve İnegöl'ün yanı sıra, Balıkesir ve Susurluk çiftçileri açısından da hayati öneme sahip Susurluk Şeker Fabrikası'nın tekrar faaliyete geçirilme çalışmaları tüm hızıyla devam ettiğini ifade eden Karacabey Belediye Başkanı Ali Özkan, mısır şurubundan elde edilen nişasta bazlı şekerin insan sağlığına olumsuz etkilerinden bahsetti. Özkan, "Gelecek nesillerimiz NBŞ denilen ürünün tehdidi altındadır. En başta insan sağılığı korumak adına, bölge istihdamına katkı sağlamak adına, sütçülük ve hayvancılığın gelişimi adına, alternatif bir ürün olan pancar kotalarının artırılarak şeker fabrikasının çalıştırılması gerekiyor. Bunun yanında, gıda alanında kartel haline gelmiş güçlü, devasa uluslararası şirketlerin Türkiye'deki baskıları dolayısıyla, sessiz çoğunluğun sesi olan çiftçilerin ve üreticilerin duygularına tercüman olmak zorundayız" şeklinde konuştu.
Tavşan gibi ama değil!
"Bir sümüklüböceğin bir gün favori hayvanınız olacağını söyleseler inanır mıydınız?" bilmiyoruz ancak en azından Japonlar için durum böyle.
Jorunna adı verilen parva küçük bir tavşanı andırıyor.
Aslında bir deniz sümüklüböceği. Japonya'da twitter kullanıcıları bu garip ama şirin hayvanı bir anda trend haline getirdi.
İki santimetre uzunluğundaki bu hayvan küçük kulaklarıyla dikkat çekiyor.
Japon dalgıçların "goma-chan" yani "küçük şirin susam" adını verdiği bu hayvanlara Türkçe'de deniz tavşanı deniyor.
Ikea 29 milyon şifonyeri geri çağırıyor
İsveç menşeli mobilya firması Ikea, ABD'de 27 yılda 6 çocuğun ölümüne neden olan şifonyerleri geri çağırma kararı aldı.
ABCNews'nin haberine göre, ABD Tüketici Ürün Güvenliği Kurumu (CPSC), 1989'dan bu yana devrilen şifonyerlerin altında kalan 6 çocuğun yaşamını yitirmesi, 36'sının da yaralanması üzerine Ikea'nın 29 milyon ürünü gönüllü olarak geri çağıracağını açıkladı.
CPSC'ten, televizyon kanalına gönderilen açıklamada, ölümlerden dördünün duvara sabitlenmeyen şifonyerlerin devrilmesi sonucu meydana geldiğini belirtildi.
